Devlet Bahçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Devlet Bahçeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Kaybettikçe Kazanan Lider: DEVLET BAHÇELİ

Dile kolay...
Bir ömür...
Bir kutlu dava uğruna heba edilen bir ömür...
1 Ocak 1948 yılında başlayan ve bugünlere kadar devam eden ''dümdüz'' bir hayat çizgisiyle Türk Milleti'nin gönlünü fetheden bir devlet adamı...
1967 yılında okuduğu Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde Ülkü Ocakları'nın kuruculuğu ve yöneticiliği ile başlayan davaya hizmet kervanında ''tek rugan ayakkabı giyen Ülkücü'' olarak çıktığı yolda tek zikzak yapmayan bir gönül adamı...
Devlet BAHÇELİ...
***
Çukurova'nın toprak ağası olan ailesinin servetiyle sürebileceği şaşalı bir ömür varken, ''Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk'ün kurduğu çizgiden uzaklaşmasaydı biz bu partiyi kurmazdık'' sözleriyle MHP'yi kuran ve Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emaneti olan ''Anadolu'da Türklüğün Bekası'' davasının önderliğini yapan Başbuğ Alparslan Türkeş'in yanında çileli bir hayatı tercih eden büyük dava adamı Devlet BAHÇELİ...
Bir akademisyen olarak servetine servet katabilirdi!
Bir iş adamı olarak servetine servet katabilirdi!
Bir toprak ağası olarak servetine servet katabilirdi!
Bir popülist siyasetçi olarak, namına nam, şanına şan, servetine servet katabilirdi!
Ama O, ''Devlet'' olmayı tercih etti!
Servetini devleti ve milleti için harcamayı tercih etti...
***
Yaşıtları gibi ''Bir pantalon bir gömlek, neşeli gençleriz biz'' deyip, İspanyol paça pantalon, renkli dar kesim, uzun yakalı gömlekler giyip keyfine bakabilirdi.
Ama O, ''Benim aklım hep Türkiye'dir'' diyerek, memleketine adadı ömrünü...
Sevdasını feda etti davası uğruna...
Ferdi Tayfur'un şarkılarında,
Neşet Ertaş'ın türkülerinde yaşadı sadece imkansız sevdasını ve hep bir kutlu davanın neferi olabilmenin mücadelesini verdi...
***
Siyasi ikbal ve menfaat düşünmeden davanın Lideri Başbuğ Alparslan Türkeş'in emrine bir ömür verdi.
Hep sustu.
Hep çalıştı.
Başbuğ'un yanından, dizinin dibinden ayrılmadı.
İlk fırsatta Başbuğ'a eleştiriler yönelten,
Başbuğ'a karşı isyan bayrağı açan,
Başbuğ'a ihanet eden,
Başbuğ'u yarı yolda bırakanlara aldırış etmeden,
''LİDERE SADAKAT, DAVAYA SADAKATTİR'' diyerek, davaya adadığı ömür çizgisinde zikzakların oluşmasına izin vermedi...
***
Rengârenk değildi hayatı...
Son derece sıradan,
Son derece basit...
Bir ömür ve kutlu bir dava...
Devlet BAHÇELİ ve Anadol'da Türklüğün Bekası...
Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in Emr-i Hakk ile Yaradana dönmesi ve ''Rugan ayakkabılı genç Ülkücü'' Devlet Bahçeli'nin Türk Milliyetçileri'nin son kalesi MHP'ye lider oluşu...
Başbuğ'un ''Evladım'' dedikleri tarafından uğradığı ihanet sarmalı Devlet BAHÇELİ'nin de peşini bırakmadı...
Önce evlat Türkeş ve ardından daha niceleri...
Makam ve koltuk sevdalılarının saldırıları, ihanetleri, tezviratları, Bizans oyunları...
Ve tüm oyunları bozan adam;
Lider Devlet BAHÇELİ...
***
Siyaseti kazanmak - kaybetmek olarak görenlere karşı verilen kutlu mücadele.
''MHP'nin başında girdiği hiçbir seçimi kazanamadı, artık gitsin!'' diyenlere karşı ''Türk Milliyetçiliği'nin rakamlarla işi olmaz. Türk Milliyetçiliği kaybetmez, her zaman kazanır'' sözleriyle Türk Milliyetçiliği davasının bir seçim kazanma ya da kaybetme meselesi olmadığını anlatmaya çalışsa da anlamak istemeyenlere anlatmanın da imkansız olduğunu da bilen adamdır Devlet BAHÇELİ...
Birileri pusuda bekleyip, ''Yaşasın yine yenildi'' dedikçe o kazanıyordu...
Türk Milliyetçiliği davası kazanıyordu.
Oynanan oyunları tek tek bozarken aklında hep Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in '' Sandıktan bize tek bir oy çıkmasa dahi; İslam'dan, İnsaniyetçilikten ve Türkçülük'ten asla vazgeçmeyiz. Biz politikacı değil; bir Dava'nın takipçileriyiz'' sözleri vardı.
Vazgeçmedi...
Baraj altında da kalsa vazgeçmedi.
***
Yeri geldi yedi düvele karşı satranç oynadı.
Yeri geldi sırtındaki hançerlerin acısından yüzünde tebessümün izi kalmadı.
Yeri geldi yeniden varettiği tükenmişlerin, hurdaların ihanetine uğradı.
Yeri geldi, çöplüklerden çekip alarak parlattığı yıldızların hain pusularına düştü...
Düştü...
Hançerleri bir bir yedikçe düştü...
Ama yıkılmadı...
Her defasında ayağa kalktı.
Yesevi erenlerinin himmetiyle, Kınalı Kuzular'ın cesaretiyle, Ülkücü Şehitler'in selalarıyla uyandı, güçlendi ve dümdüz ömür çizgisini zikzaklara izin vermeden yine devam ettirdi...
***
Pusuya pusu attı!
Oyunlara oyun kurdu!
Zalimlere korku saldı!
Hainlere ecel oldu!
Ve bin yıllık Anadolu Türklüğü'ne bir kere daha umut oldu...
Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kazma kürekle yendiği, Başbuğ'un sokaklarda ezdiği Türk düşmanlarını siyasette, masabaşında bir bir hüsrana uğrattı...
Türk Milliyetçiliği davasını rakamlara ve yüzdelik hesaplara mahkum etmek isteyenlere her seferinde Türk'ün şamarını vurdu.
Yenildikçe kazanan adam oldu!
Her cümlesinin ardında Türklüğün Bekası ile ilgili bir sır saklayan Lider Devlet Bahçeli, vakti gelince o sırların bir bir ortaya çıkmasını sağladı ve Anadolu'da Türklüğün sonsuza kadar egemen olacağını bir kez daha yedi düvele haykırdı...
***
21 Yıldır Türk Milliyetçiliği Davası'nın liderliğini yapan Türkmen Beyi Devlet BAHÇELİ'ye ulu Tanrımız Allah-ü Teala uzun ömürler versin.
Bizlere de liderine ''Bila kaydu şart'' itaat edenlerden olmayı nasip etsin...

ÜLKÜCÜLÜK;
ÜLKÜ OCAKLARINDA BAŞLAR,
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ'NDE DEVAM EDER,
MUSALLADA SONA ERER...

ELHAMDULİLLAH!

9 Haziran 2018 Cumartesi

''Devlet Bahçeli, AKP'nin peşine takıldı!''

Hani demiştik ya;
Bazı sihirli cümleler vardır.
Özellikle siyasi yaşamda devasa algı operasyonlarının baş mimarı sihirli cümleler.
Yıllardır olayları yüzeysel bakan ve yüzeysel gören halkımızın gönlünü okşayan sihirli cümleler...
Ve son derece cazibeli bu sihirli cümleler arkasında gizlenen oyunlar...
''Devlet Bahçeli, AKP'nin peşine takıldı!''
Son günlerin sihirli cümlesi de budur!
Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan karşıtlarının, özellikle genç MHP seçmenini MHP'den koparıp, Millet İttifakı'na meylettirme çabasının sihirli cümlesi.
''Devlet Bahçeli, AKP'nin peşine takıldı!''
***
İlk etapta baktığımızda bu algı operasyonuna kapılan gençlere hak vermemek elde değil.
MHP...
Yüzde 12'lik oyu ve 35 vekili var.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ise 316 vekili var...
Hal böyle olunca genç kardeşlerimiz de yapılan algı operasyonuna kapılıyor.
''MHP, son rakamlara bakılırsa baraj engeline takılmamak için AKP'nin peşine takıldı'' düşüncesi ağırlık kazanıyor.
Tabii ki bu algı operatörlerinin oluşturduğu ve yüzeysel bakış açısıyla ortaya çıkan durumdur.
İnsanların dünyaya hangi pencereden baktığı çok önemlidir. Eğer baktığımız pencere kirli ise, baktığınız dünyayı da kirli görürsünüz.
Şu ana kadar ortaya koyduğumuz durum Cumhur İttifakı karşıtlarının ortaya koyduğu durumdur. Yani Cumhur İttifakı'nın daha net görmeniz mümkün değildir. Çünkü baktığınız pencere görmemeniz için kirletilmiş, en azından buğulandırılmıştır.
***
Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyeti ve ülkemizi emanet ettiği Türk gençliği her durum ve şart altında dünyaya baktığı pencereyi silip temizlemek zorundadır.
Bugün Cumhur İttifakı karşıtlarının ortaya attığı ''Devlet Bahçeli, AKP'nin peşine takıldı!'' cümlesinin sihrini ortadan kaldırdığımız vakit gerçekler ortaya çıkacak.
Devlet Bahçeli ve MHP'nin hiç kimse ve kurumun peşine takılmadığını, tam aksine birilerini peşine takıp, Atatürk'ün işaret ettiği TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE hedefine doğru emin adımlarla ilerlediğini göreceğiz.
Bu pencereyi temizleyebilmek için 15 Temmuz'a geri dönmek gerekmektedir.
''Devlet Bahçeli, AKP'nin peşine takıldı!'' sihirli cümlesinin nasıl bir amaca hizmet ettiğini görmek için 15 Temmuz Yurtta Sulh Konseyi'nin kalkışma girişimini iyi çözümlemek gerekir.
***
15 Temmuz gecesi vatan hainlerine karşı Genel Merkez binasına giderek Genel Merkez binasının tüm ışıklarını yaktırıp, en büyük direnişi başlatan tek lider Devlet Bahçeli'dir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin durum ve şartlar ne olursa olsun artık darbeler ülkesi olmayacağını, Türk Milleti'nin darbecilere karşı destansı bir direniş ortaya koyacağını haykıran bir demokrasi kahramanıdır Devlet Bahçeli.
Recep Tayyip Erdoğan karşıtlarının sokaklarda halay çekerek darbecilere destek verdiği o gecede demokrasiden zerre taviz vermeyen Ülkücüler ve Lider Devlet BAHÇELİ, darbeci hainlerin tüm hesaplarını alt üst etmiştir.
FETÖ terör örgütü tarafından başlatılan ve bölücü terör örgütleri tarafından desteklenen darbe bastırılmış, ülkemiz ve milletimiz yeni ufuklara uyanmıştı artık.
***
Bu tarihten itibaren Devlet Bahçeli ve Türk Milliyetçileri teröristlerin darbeyle yoketmeye çalıştıkları ve ülkemizi yeni bir darbe sürecine sokmaya çalıştıkları bir ortamda TC Hükümeti'nin ve TC Cumhurbaşkanı'nın yanında durmuş, yapılan bir mitingle bu duruşa YENİKAPI RUHU denilmişti. Her fırsatta darbe karşıtı söylemlerde bulunan ancak 15 Temmuz'da sesleri çıkmayanlar bu ruhu benimseyemedi.
MHP Yenikapı Ruhu'nun gereği olarak Türk Milleti'ne bir söz verdi. ''YEMİNİMİZ VAR! Türk Milleti'ni Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları içinde huzur ve barış içinde yaşatmak için YEMİNİMİZ VAR!'' diyerek Türk Milleti'ne bir söz verdi.
MHP bu sözünün gereğini bugüne kadar hep yerine getirdi.
Yenikapı Ruhu'na asla ve asla zarar vermedi.
Diğer taraftan Yenikapı Ruhu'nu benimseyen AKP'nin de bunun gereğini yerine getirmesi için yanına aldı.
Binlerce terörist öldürüldü.
Sınırlarımızda güvenlik sağlandı.
Teröristlere destek verenlerin alayı hapse atıldı.
Bugün ülkemizin hiç bir yerinde bombalar patlamıyor,
katliamlar yapılmıyor,

araçlar yakılmıyor
sokaklar ateşe verilmiyor
MHP'nin 15 Temmuz sonrasında hükümete verdiği desteğin gereği olarak terör bitirildi.
Ülke huzura kavuşturuldu.
***
Şimdi sıra ekonomik tedbirlere geldi.
Ekonomik tedbirlerin hayata geçirilebilmesi için, güçlü bir hükümet, güçlü bir yönetim gerektiğini vurgulayan Devlet Bahçeli erken seçim istedi ve erken seçim kararı da alındı.
Erken seçim kararı ile birlikte Milletin tam anlamıyla TBMM'de temsil edilmesinin önündeki en büyük engel olan ve darbeciler tarafından getirilen seçim barajı da yerle bir edildi.
Devlet Bahçeli'nin bu hamlesiyle birlikte TBMM artık tam anlamıyla milletin meclisi olacak!
Gizli ittifaklar tarihe karıştı. Her parti istediği parti ile açık ve net olarak ittifak yapabilecek!
Yapılacak olan seçim sonrasında ekonomik kararların alınabilmesi için halkın yarısından fazlasının desteğini almış bir hükümet olacak.
Bu hükümet Cumhur İttifakı içinden çıkarsa MHP'nin bu noktada yapacakları da seçim beyannamesinde belirtilmiştir.
***
İyi düşünün gençler...
Atatürk'ün gençleri,
Türk Milleti'nin gençleri,
Anadolu'da bin yıllık Türk varlığının teminatı olan gençler...
Düşünün!
Kim kimin peşine takılmış.
Bu ülkenin başbakanı çıkıp TV ekranlarında ''Devlet Bey'in sözünün üstüne söz süylenmez'' dediği bir ortamda kim kimin peşine takılmış oluyor!?
Millet İttifakı içinde yer alanlar için neden bu sihirli cümle kullanılmıyor!?
Millet İttifakı'nda kim kimin peşine takılmış oluyor.
***
CUMHUR İTTİFAKI millet aklıdır!
MİLLET AKLI Yenikapı Ruhu'dur!
YENİKAPI RUHU, Türk Milleti'nin hainlere karşı DİRENİŞ ve DİRİLİŞİ'dir!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

6 Mart 2018 Salı

Çantacılar kimmiş!?

Yıllar önceydi...
Bugün MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye muhalif olanlar o vakitlerde muhaliftiler...
Ancak bu öyle bir muhalefet öyküsüdür ki akıllara ziyan bir hal...
Devlet Bahçeli'ye muhalefet ederek, partiden ayrılanların yıllar önce muhalif olma sebepleri Meral Akşener idi.
Devlet Bahçeli onlara göre bir Ülkücü düşmanı (!) idi.
Onca Ülkü devi dururken DYP ve ANAP saflarında siyaset yapan Meral Akşener ve birkaç kişiyi daha MHP'ye alarak milletvekili yapmıştı.
Yani onlara göre,
Yani ani şu bugün Meral Akşener'in Ülkü devi (!) olduğunu ispat etmek için Başbuğ Türkeş'e bile iftira atmaktan kaçınmayanlara göre o zamanlar Meral Akşener hanımefendi Ülkücü değildi!
Bu Ülkücü olmayanlar sınıfına Celal Adan ve Murat Başesgioğlu gibi isimler de dahildi tabiiki...
***
DYP ve ANAP kökenli siyasetçilerin MHP'ye gelmesiyle birlikte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir kısım partili tarafından Ülkücü düşmanı ilan edilmişti.
Bu siyasetçilerin milletvekili listelerinden garanti sıraya konulmaları bazı kişileri çok rahatsız etmiş ve büyük bir isyan hareketinin daha temeli atılmıştı.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi hedef alan ve "Ülkücü düşmanı" yaftasını takacak kadar hadsizleşen bu güruhun rahatsızlığı DYP ve ANAP kökenli milletvekilleri mi, yoksa kendilerinin milletvekili seçilemeyişleri midir, bunu anlamak çok da zor değil tabiiki...
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun Başbuğ Alparslan Türkeş'e karşı başlattığı ihanet hareketinin bir benzerini başlatanların sözcüsü de YENİÇAĞ gazetesi idi.
Yeniçağ gazetesi ve yazarları sürekli bu konu üzerinden Devlet Bahçeli'ye saldırıyor, Devlet Bahçeli'nin genel başkanlığı bırakması gerektiğini vurguluyorlardı.
O dönemlerde bu gazetede çıkan haber ve yorumlarda DYP ve ANAP kökenli milletvekilleri "Çöp ve Hurda" olarak tanımlanıyor, Devlet Bahçeli de bunları partiye aldığı için "Çöpçü ve Hurdacı" olarak ifade ediliyordu.
***
MHP'nin üst kademesinde başlayan bu ihanet hareketi kısa zamanda tabana da yayıldı.
Teşkilat içinde "Ülkücü-Ülkücü olmayan" ayrımı çok hızlı bir şekilde yayıldı ve taraftar topladı.
İlçe yöneticileri...
Mahalle teşkilatları...
Parti üyeleri...
Ve sadece oy vermekle yetinen partililer...
Hepsi bu "Ülkücü olan - Ülkücü olmayan" tartışmasının içindeydi...
Bin yıllık kutlu bir davanın son emanetçileri olarak omuz omuza bu kutlu davaya hizmet etmesi gerekenler bir siyasi çıkar uğruna davalarına ihanet edenlerin oyununa gelmişti.
***
O dönemlerde bir "Çantacılık" furyası vardı.
Nedir bu çantacılık!?
Efendim bir ilçe başkanı, ya da bir ilçe yöneticisi bu ihanet hareketinin merkezinde bulunan DYP ve ANAP kökenli bir milletvekilinin çantasını ya da bir başka eşyasını araçtan inerken bir saygı gereği eline alırsa, ilçe teşkilatına girene kadar elinde taşırsa hemen bomba patlatılırdı "Filanca ilçe başkanı Celal'in çantacısı olmuş", "Filanca ilçe yöneticisi Meral'in çantacısı olmuş" tarzında algı cümleleri çok hızlı bir şekilde teşkilat mensupları arasında yayılır ve bu ilçe başkanı ya da ilçe yöneticisi itibarsızlaştırılmaya çalışılırdı...
Çantacılık meselesi buydu.
Bu çantacılık deyiminin mucidi MHP içindeki kronik Devlet Bahçeli düşmanlarıdır.
***
Hani atalar sözü vardır bilirsiniz hepiniz...
"Allah'ın parmağı yok ki gözüne soksun!"
Evet Allah'ın parmağı yok ama parmaktan daha acı dersler verir Allah!
Zalimlerin, müfterilerin, hainlerin, fitnebazların yaşattıklarının aynısını onlara yaşatır ulu Allah!
Sosyal medyada dolaşan fotoğraf hepimizin malumudur!
Birileri birilerinin çantasını taşıyor.
Kronik Devlet Bahçeli düşmanları, bir zamanlar Ülkücü değil dedikleri hanımefendinin çantasını taşıyorlar.
Bir zamanlar çantacı dedikleri insanlar bugün halen LİDER-TEŞKİLAT-DOKTRİN ilkesinin emrinde "Lidere sadakat, Davaya sadakattir" diyerek, Başbuğ Alparslan Türkeş'in "Ülkücülük MHP'de olur" emrine tabi oluyorlar.
Kendilerini Ülkü devi sananlar ise, çöp, hurda, ülkücü değil dedikleri kişilerin çantasını taşıyorlar...
Ülkücülerin sosyal medyadaki güçlü sesi #oyunubozacağız sayfası tam da bu noktada bombayı patlatmış:ÜLKÜCÜLÜĞÜ 
TAŞIYAMAYANLAR
ÇANTA
TAŞIRLAR
Bu sözden öteye de söylenecek sözümüz yoktur...


10 Ocak 2018 Çarşamba

Millet için, Devlet için Siyaset mi? Popülist siyaset mi!?

7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana ülkenin siyasi gündemi tamamen MHP ve MHP Lideri Devlet Bahçeli üzerine odaklanmış durumda.
7 Haziran'da MHP'nin almış olduğu yaklaşık yüzde 17'lik oy oranı hem AKP cephesini, hem de CHP+HDP+FETÖ cephesini telaşlandırmıştı.
Bir taraftan AKP, diğer taraftan üçlü blok MHP ve Devlet Bahçeli'ye hem saldırıyor hem de kendi taraflarında yer alması için akla hayale gelmedik tekliflerde bulunuyorlardı.
Devlet Bahçeli ise, kararını vermiş, MHP'nin ortaya koyduğu şartları kabul etmesi durumunda AKP ime koalisyon kurulabileceğini aksi takdirde üçlü blok ile hiçbir şart altında koalisyona girmeyeceğini açıklamıştı.
***
MHP'nin Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü merkezli şartları AKP tarafından kabul edilmedi.
Bununla birlikte CHP lideri ve HDP kendilerine hükümeti kurma görevi verilmemiş olmasına rağmen MHP'ye başbakanlığı vermeyi teklif etti. AKP'den sonra 2. parti konumundaki CHP'nin hükümeti kurma görevi verilmemesine rağmen böyle bir teklifte bulunması akıl ve mantık kurallarını zorluyordu.
1 Kasım erken genel seçimlerine gidene kadar hem üçlü blok, hem de AKP bütün güçleriyle MHP ve Lider Devlet Bahçeli'ye saldırdı. Seçim meydanlarında her iki tarafında ortak hedefi MHP oldu. Tabii ki üçlü blok da yetmedi. MHP'nin kanayan yarası olan "iç muhalefet" mekanizması hemen devreye girdi ve kendilerini "eskimiş Ülkücü" olarak tanımlayanlar ile "Paradigma değişim cuntası" bir olarak MHP'ye karşı bir cephe de onlar açtı.
***
MHP ve Lider Devlet Bahçeli "Önce Ülkem ve Milletim, sonra partim ve ben" sloganıyla üç koldan yürütülen saldırılara karşı mücadele etti.
MHP'nin varoluş esası "Devlet ve Millet" idi.
Bunu bilmeyenler, MHP'yi ve liderini kendileri gibi oy peşinde koşan popülist siyasetçi zannettiklerinden Devlet Bahçeli'nin tutumunu anlayamıyorlardı.
İçerden ve dışardan tüm saldırılara, tüm ihanetlere ve tüm "Bahçeli varken MHP'ye oy vermem"ci eskimiş Ülkücülere rağmen MHP baraj sıkıntısı çekmeden TBMM çatısı altındaki varlığını sürdürdü.
Milletvekili sayısının yarı yarıya düşmesine rağmen 1 Kasım sonrasında da ülke gündeminin 1 numaralı ismi yine MHP ve Devlet Bahçeli oldu.
***
AKP hükümeti, MHP'nin 1 Kasım öncesi ortaya koyduğu tüm şartları yerine getirdi.
Kısa süre öncesine kadar MHP ve Ülkücü Camia'ya "Türkçülük bölücüktür", "Fatiha bile bilmezler", "Sivas'tan öteye gidemezler" gibi hakaretler edenler artık "Devlet Bey'in sözünün üstüne söz söylenmez" diyorlardı. 12 Eylül sonrasında tamamen tasfiye edilen Ülkücüler yavaş yavaş yeniden devlet kadrolarında yerlerini alıyorlar.
Askeri birliğimizden Türk bayrağının indirilmesi ihanetini savunanlar 15 Temmuz sonrasında tüm meydanlara, caddelere, sokaklara Türk bayrağı ve cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "HAKİMİYET MİLLETİNDİR" sözüyle çıkıyorlardı.
7 Haziran öncesine kadar "Çözüm Süreci" ihanetine imza atarak, teröristlerin ülkemizde elini kolunu sallayarak gezmelerine müsaade eden hükümet artık teröristin inlerine kadar girmeye başladı.
***
Ülkemiz tarih boyunca hep dünyanın en stratejik noktalarından biri olmuştur. Bugün de öyledir.
Dün ülkemizi işgal eden ve bir milletin uyanışıyla denize dökülen Haçlı Ordusu emelinden vazgeçmiş değildir.
Çeşitli ayak oyunları ile Anadolu topraklarındaki Türk varlığını sona erdirmek için Bizans oyunlarına devam etmektedirler.
1000 yıldır süre gelen Türk varlığı Anadolu topraklarında sonsuza kadar sürecektir.
Bunu önce Atatürk gösterdi.
Sonra Başbuğ Türkeş ve bugün de Devlet Bahçeli göstermiştir ki, 1919 ruhu asla tükenmemiştir ve tükenmeyecektir.
***
MHP kurulduğu günden bu yana hiçbir zaman popülist siyasetin içinde olmamıştır.
MHP, Başbuğ Alparslan Türkeş'in "CHP Atatürk'ün kurduğu çizgide kalsaydı biz MHP'yi kurmazdık" sözlerinin içine gizlenmiş kutlu bir davanın karargahı olarak kurulmuş ve bugüne kadar da varlığını sürdürmüştür.
MHP'den önce ya da sonra kurulup, popülist siyasetlerle bu ülkenin yönetiminde bulunan bir çok siyasi parti yok olup giderken MHP varlığını bugünlere kadar sürdürmüştür.
Çünkü MHP dualıdır!
Çünkü MHP Yesevi dergahından aldığı güç ile mücadele etmektedir!
Çünkü MHP Sultan Alparslan'ın adaletiyle hükmektedir!
Çünkü MHP Osman Gazi'nin vatan aşkıyla çalışmaktadır!
Çünkü MHP Atatürk'ün işaret ettiği "damarlarındaki asil kan"ın farkında olan Bozkurtların, Asenaların baba ocağıdır!
Çünkü MHP, bir şehitler kervanının ana kucağıdır!
***
Atatürk'ün vefatından sonra Türk milletinden uzaklaşan ve bunun vebalini de İnönü döneminden bu yana tek başına iktidar olamayarak ödeyen CHP'nin yöneticileri MHP ve Devlet Bahçeli ile uğraşmayı bırakıp kafalarını duvarlara vursunlar. CHP'ye oy veren değerli vatandaşlarımız da "Siz Atatürk'ten devraldığınız CHP'yi ne hale getirdiniz" diyerek CHP'li yöneticilere hesap sorsunlar!

18 Kasım 2017 Cumartesi

Devlet BAHÇELİ ve "DEVLET"

"Tayyip gitsin de ne olursa olsun!"
Evet sonlarda Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı bu noktaya geldi.
Bu noktaya gelinmesinde AKP ve Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın payı elbette oldukça önemli ölçüdedir.
Ancak bir önemli pay da Recep Tayyip Erdoğan karşısında siyasi başarı gösteremeyen siyasetçiler ve siyasi partilere aittir.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir.
Türk milleti demokrasiyi özümsemiş bir millettir.
Ve Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Türk Milleti için en tehlikeli durum "Tayyip gitsin de nasıl giderse gitsin, ne olursa olsun" düşüncesinin bu toplumda derinlemesine bir ağırlık kazanmasıdır.
***
Bu düşünce tarzının toplum içinde oldukça güçlendiği kanısına varan Türkiye düşmanları 15 Temmuz günü ülkemizi bir iç savaşın eşiğine getirmiş, ancak bu aziz millet, sağcısıyla AKP ve R. Tayyip Erdoğan'ı seveniyle sevmeyeniyle tamamı bizim bir bedevi devleti ve bedevi milleti olmadığımızı bu düşmanlara açık bir şekilde göstermiştir.
Dikkat edersek, Türkiye'deki 15 Temmuz iç savaş denemesi öncesinde Arap dünyasında bunun çok başarılı provaları yapıldı.
"Saddam gitsin de ne olursa olsun" diyerek Saddam Hüseyin'e karşı ayaklanan Arapların bugünkü durumu ortada.
Ülke bir iç savaşın içinde.
Irak bölünme noktasına geldi.
Saddam döneminde refah düzeyi oldukça yüksek olan Irak halkı bugün açlıkla mücadele ediyor.
Hemen yanı başındaki Suriye'de de aynı oyun oynandı.
"Esad gitsin de ne olursa olsun" zihniyetiyle ayaklanan Suriye halkı şimdi ülkelerinden kaçmak için ölümü bile göze alabiliyorlar.
Bir başka örnek de Libya!
Libya'da Kaddafi döneminde dünyanın en müreffeh ülkelerinden birinde yaşamanın keyfini süren Libyalılar, "Kaddafi gitsin de nasıl giderse gitsin, ne olursa olsun" zihniyetiyle isyan çıkardılar. Kaddafi'yi öldürüp sokaklarda ölüsünü gezdirdiler.
Şimdi durum nedir Libya'da!?
Açlık, sefalet ve çetelerin iç savaşı!!!
***
Müslüman ülkelerde çıkardıkları iç savaşlar ile bir karmaşa ortamı yaratıp, bu ülkelerin tüm yer altı ve yer üstü zenginliklerini zapteden emperyalist güçler aynı oyunu ülkemizde de oynamaya kalkıştılar.
10 yıllık AKP iktidarı döneminde yürütülen politikalarla milletimizin, ayrıştığını, düşmanlaştığını ve en önemlisi Araplaştığını zanneden bu emperyal güçler 15 Temmuz'da harekete geçtiler ve ülkeyi iç savaşa sokmak için sözde bir darbe girişiminde bulundular.
Evet 15 Temmuz olayı bir darbe girişimi değil, ülkemizi iç savaş ortamına sokma girişimi idi!
Olmadı başaramadılar!
Çünkü bu ülkede yaşayanların sadece Müslüman olmadığını aynı zamanda TÜRK milleti olduğunu unuttular!
Lazıyla, Kürdüyle, Acemiyle, Çerkeziyle, Rumuyla, Ermenisiyle, Türkmeniyle, Alevisiyle, Sünnisiyle Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün cumhuriyeti kurarken söylediği "Ne mutlu TÜRKÜM diyene!" sözünün altında birleştiğini bilemediler!
 15 Temmuz günü bir millet emperyalistlere bir kere daha Türk'ün tokatını vurdu!
***
15 Temmuz'da çok şey değişti.
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu değişim ise en önemlisidir.
Yıllardır birlikte hareket ederek ülkeyi bir uçurumun eşiğine getirdikleri yol arkadaşları bölücü ve dinci kesimin aslında bir vatan haini ve millet düşmanı olduklarını anladılar.
Bu iç savaş girişiminin karşısında dimdik duran MHP, Ülkü Ocakları ve Türk Milleti'nin lideri Devlet BAHÇELİ'nin de nasıl büyük bir devlet adamı olduğunu anladılar.
CHP Lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılımıyla gerçekleştirilen Yenikapı mitingi Türk Milleti'nin emperyalist güçlere vurduğu bir şamar olmuştur.
"Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun" düşüncesinin Arap toplumlarında olduğu kadar kolayca Türk Milleti'nin içine yerleşemeyeceğini gösterdik.
***
İşte bu noktadan sonra bir Devlet BAHÇELİ gerçeği ortaya çıkmıştır.
Devlet BAHÇELİ o dönemde yaptığı siyasi konuşmalarında bir "Türkiye gerçeği" vurgusu yapıyordu.
"Türkiye gerçeklerini gözardı etmeden siyaset yapmaktan" bahsediyordu.
Neydi bu Türkiye gerçeği!?
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan sandıktan tek başına iktidar olarak çıkmıştır.
Bir diğer gerçek ise, bu iktidar olasılığının karşısında duracak olan kesimin içinde hemen seçimler sonrasında "Pkk bizim arka bahçemizdir" diyerek bölücülüğünü tescilleyen HDP vardır. Ve MHP'nin bu bloğun içinde olması söz konusu dahi edilemez!
Bu "Türkiye gerçekleri"ni göz ardı etmeden, "Anadolu'da Türk varlığının bekası için" yürünecek tek demokratik yol AKP ve Recep Tayyip Erdoğan ile bu ülkenin Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir şekilde ülkemizin yönetimine katkıda bulunmaktır.
MHP ve Devlet BAHÇELİ de bunu yapmıştır ve bugün ne kadar başarılı olduğunu da bütün milletimiz görmektedir.
***
Bu ortamda CHP ne yapmıştır!?
Atatürk'ün kurduğu ülkenin, Atatürk'ün kurduğu partisini yönetenler ne yapmıştır!?
Kurtuluş Savaşı sırasında çeşitli isyanlarla Atatürk'e karşı savaşan Kürt Teali Cemiyeti'nin bugünkü uzantısı olan Pkk'yı arka bahçesi olarak görenlerle birlikte olmuştur.
Terörist cenazelerine sahip çıkmıştır.
Türk milletini CHP'ye oy vermeye ikna edecek tek bir politika geliştirememiş ve bunun acısını da CHP'ye oy vermeyenleri koyun sürü olmakla itham ederek çıkarmıştır.
CHP'nin iktidar olmasının tek yolu AKP'ye oy atanların CHP'ye oy atmaya ikna edilmesidir ve CHP'liler bunu "AKP'ye oy atanlar koyun sürüsüdür" diyerek başaracaklarını zannedecek kadar politik yetersizdirler şu anda.
CHP siyasi yetersizliğini kendi seçmeni üzerinde "Tayyip gitsin de ne olursa olsun" noktasına da getirmektedir.
***
CHP'den yana umudumu yitirmedim ben henüz.
Tanıdığım bir çok genç arkadaşım var.
Atatürk'ü anlamış, Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını yaşam tarzı olarak seçmiş CHP gençliği halkı ikna edecek bir politik gelişimi mutlaka gösterecektir ve Atatürk'ün kurduğu CHP yeniden "Atatürk'ün kurduğu parti" olma noktasına gelecektir.
MHP'de de benzer durum vardır.
İç çekişmelerden arınmış bir MHP, bu ülkede AKP'nin tek alternatifi olacaktır.
MHP'nin CHP'ye oranla en büyük şansı Devlet BAHÇELİ gibi bir liderinin olmasıdır.
Devlet BAHÇELİ, popülist bir siyasetçi değil ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu bir devlet adamıdır.
Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş gibi liderlerden sonra ülkemiz genelde popülist siyasetçilerin yönetiminde kalmıştır.
"Devlet'in ve Millet'in bekası" bir yana bırakılmış, partinin ve partililerin varlığı ön plana çıkmıştır yeni lider profiliyle birlikte.
Devlet BAHÇELİ, yeniden devlet adamı profilinde bir lider olarak milletimizin teveccühünü kazanmış önemli bir şahsiyettir ve ülkemizin son yıllardaki en büyük kazancıdır.

ÖNEMLİ NOT:
Yorumların hakaret ve küfür içermeden yapılmasını rica ediyorum.
Aksi durumdaki tüm yorumlar silinmektedir.
Eğer düşünceye düşünce ile karşılık verirseniz memnuniyetle yayınlarım.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Milliyetçi-Ülkücü Hareket'in Yakasından Düşün Artık!

Ülkücülük!..
Kutlu bir davanın neferi olabilmektir Ülkücü olmak.
Ülkü Ocakları'nda başlar.
Ülkü Ocakları kutlu bir inancın, kutlu dergâhlarıdır.
Her gelen giremez o kapıdan.
Yunus misali eşiğinde beklemeyi bilmeli.
Çilesine gönül vermeli.
Sabrı gönlünün eğlencesi eylemeyi öğrenmeli.
Vatanı sevmeli,
Bayrak için ölmeli,
Ezan için savaşmalı,
Hak, Hukuk, Adalet ilkeleri çerçevesinde insan olmalı.
Yaradandan ötürü yaradılanı sevmeli Ülkücü!
***
LİDER

TEŞKİLAT
DOKTRİN
Başbuğ'un Ülkücü neferlere verdiği başarı reçetesi.
Bu reçeteyi anlamayan, anlayamayan, anlamamakta ısrar eden başarısızlığa ve yenilmeye mahkumdur.
Bu reçeteyi anlamazdan gelen MHP ve Ülkücü Hareket'in başarısını engellemeye çalışan şer odaklarının bilinçsiz ajanlarıdır.
Ülkücü olmak kolay değildir.
"Dünya bir yana Ülkümüz bir yana" diyemiyorsanız,
"Benim için en büyük makam Ülkücü olabilmektir" diyerek koltuk derdinden uzak kalamıyorsanız,
"Günahıyla sevabıyla Liderimin yanındayım" diyemiyorsanız,
Lütfen gidin!
***
Ocak terbiyesi ile edeplenen Ülkücüler vatana ve Türklük davasına hizmet edebilmek için MHP'ye terfi eder.
Ülkücülük Milliyetçi Hareket Partisi'nde devam eder.
Ülkücülük düşüncesinin iktidarını sağlamak için elinden gelen her türlü hizmeti MHP çatısı altında yapabilirsin.
Haksızlıklara uğrayabilirsin.
Koltuk sevdalılarının çiziklerine maruz kalabilirsin.
Üzülüp, yorulabilirsin.
Ancak bu davadan dönmek gibi bir lüksün asla yoktur.
Bu davadan dönenin adı Türkeş de olsa dava için ölmüştür o!
Ferman Ebedi Lider Başbuğ'undur!
***
Ülkücülük'ten istifa edilmez!
Ne o istifanın dilekçesi icat edilmiştir, ne de o dilekçeyi kabul edebilecek bir makam vardır!
Ülkücülük, Ülkü Ocakları'nda başlayıp, MHP'de devam etmişse bitiş noktası MUSALLA'dır!
Bir tabutun içinde musalla taşına uzanmadığın sürece Ülkü Ocakları ve MHP mensubu bir Ülkücüsündür.
Musalla'nın dışında bu davadan ayrılanlar, Ülkücü olamamışlar;
LİDER - TEŞKİLAT - DOKTRİN esasını anlayamamışlar,
Başbuğ'un "Bu davadan dönen Alparslan Türkeş de olsa VURUN!" sözünü kavrayamamışlar,
MHP içinde istedikleri makam ve mevkiye ulaşamamışlar ve kendi davaları olan "Koltuk Davası"ndan istifa etmişlerdir.
Artık koltuk davalarını başka partilerde sürdüreceklerdir.
MHP'nin ve Ülkücü Hareket'in sırtında kambur olmaktan vazgeçmişlerdir.
***
Miliyetçi Hareket Partisi arınma sürecindedir.
Bu süreçte, Lider - Teşkilat - Doktrin ilkemiz doğrultusunda Lider Devlet Bahçeli'ye itaat etmeyip, partide kalmayı düşünenlere dikkat edilmelidir.
Bu kişiler parti içinde fitne belasının devamı için partimizde kalacaklardır.
Bu süreçte parti içinde sürekli fitne kazanına odun atanlar bilinmektedir ve bu zevat derhal partiden uzaklaştırılmalıdır.
Bu yapılmazsa bir arınma olmayacaktır.
***
Samimiyetle MHP ideolojisine bağlı olan "ÜLKÜDAŞ"larımız "falanca niye gitti", !filanca neden istifa etti" gibi söylemleri derhal terketmelidir.
Gidenlerin gidişi bizleri mutlu etmiştir çünkü bu hareket büyük bir fitne belasını daha bertaraf etmiş oldu.
Bu kez arınma sürece kökten yapılmalı, temizlik tepeden tırnağa gerçekleştirilmelidir.
Her fitne döneminin sonunda kendini kamufle eden kerkenezler yeni bir fitne kazanını ateşe koymakta geç kalmıyorlar.
Kısa süre içinde de bu kazanı kaynatıp, partimizin seçim çalışmalarına sekte vurmaktadırlar.
MHP'nin iktidarından korkan şer odakları da bu fitnecileri besleyip, semirtmektedir.
"Parti içi demokrasi" ya da "denge hesapları" masalılları devam ederse yakın zamanda yeni bir fitne kazanı sacyağının üzerine konulacak ve kepçeciler kazanın başına geçerek karıştırmaya devam edeceklerdir.


19 Temmuz 2017 Çarşamba

Şehit Anası!

Selam sana ey şehit anası!
Selam sana Özlem ana!
Fırat'ın Özlem'i...
Selam sana;
Yusuf yüzlü
Yunus gönüllü
Kürşat bilekli yiğidin anası!
***
Kolay mı sandınız şehit anası olmayı!?
Kolay mı sandınız vatana kurban olsun diye bir yiğit yetiştirmeyi!?
Kolay mı sandınız Kınalı Kuzular kervanına bir oğul vermeyi!?
Kolay değil elbette!
Kolay değil lakin TÜRK anaya görevdir şehit yetiştirmek.
Türk'ün anasının en kutlu vazifesidir vatan için evlat yetiştirmek.
Özlem annemiz gibi.
Çanakkale'deki 15'lik KINALI KUZULARIN anaları gibi.
Gururla,
Başı dik,
Gözü yaşlı amma gönlü huzurlu...
***
Ne Özlemlerimiz tükenir şehide,
Ne de şehidin özlemi tükenir şehadete.
Türk'ün anası varoldukça,
Şehadete sevdalı oğulları da varolacak!
Türk'ün anası varoldukça,
Fırat sonsuza kadar akacak Türk'ün toprağında!
Türk'ün anası varoldukça,
Al Bayrağın rengi solmayacak, daha da allanacak!
Türk'ün anası varoldukça,
Cennetin kapısında Hz. Hamza bekleyecek Ülkü şehitlerini!
Türk'ün anası varoldukça,
Kerbela yiğidi Hz. Hüseyin kucaklayacak Türk'ün şehitlerini!
Türk'ün anası varoldukça,
Kürşat ve Kırk çerisi sonsuza kadar nöbette kalacak yağmur kokan gecelerde!
***
Biz Kılıçkıranız,
Biz Fıratız
Biz kutlu bir kervanın cennet yolcularıyız
Selam sana Özlem ana!
Selam sana yiğit ana!
Bir evlat kattın bu kutlu kervana, vallahi onbinlerceyiz sana evlat olmaya geldik Özlem ana!
Biz Ülkü Ocaklıyız!
Biz Türkeşçileriz!
Biz Türk Milliyetçileriyiz!
Biz Devlet Bahçeli'nin evlatlarıyız, vallahi sana da evlat olmaya geldik Özlem ana!
***
Biliyoruz,
Hiç bir adalet yüreğindeki yangını söndüremez!
Ciğerini lime lime eden acıları hiç bir sevgi dindiremez!
Gözündeki yaşları hiç bir el silemez!
Hiç birimizin saçları Fırat'ınki gibi yakışmaz ellerine!
Hiç birimizin bakışı Fırat'ınkiler kadar huzur vermez gözlerine!
Hiç birimizin "anne" diye seslenmesi Fıratça olamaz!
Ama bil ki; Reis gibi bir yüreğimiz var Özlem ana!
Onun gibi sevemesek de seni Onun gibi sevmeye çalışacağız!
***
Türk Milleti sana minnettardır Özlem ana!
Kahpelerin karşısına korkusuzca dikilen koca yürekli bir kahraman armağan ettin bu millete.
Bir Kınalı Kuzuların analarını,
Bir de Ülkü şehitlerinin kutlu analarını unutmaz bu yürekler Özlem ana!
Vatan sağolsun diyen gönlün, Kerbela'da yanan Hz. Zeynep'in gönlü kadar kutludur bize.
Fırat Reisimiz varolsun!
Vatana kurban olmak için sırasını bekleyen Ülkücüler varolsun!
Vatana kurban yetiştiren kutlu analarımız varolsun!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

29 Aralık 2016 Perşembe

Devlet, tarikatların esaretinden kurtarılmalıdır...

Ülkemizde din merkezli politika Adnan Menderes'in Demokrat Partisi'nden bu yana sürmektedir.
Dinin politik bir araç olarak kullanılmasının en büyük nedenlerinden birisi de İsmet İnönü ve CHP'nin Türkçe Ezan dayatması başka olmak üzere dini değerlere karşı yürüttüğü politikalardır.
Atatürk'ün başlattığı "Dinin tarikat ve cemaatlerin esaretinden kurtarılması" çalışmalarını Atatürk sonrası CHP yönetimi sert uygulamalarla "din karşıtlığı" düzeyine getirmiştir.
***
Atatürk şunu çok iyi biliyordu:
Tüm tarikat yapılanmalarına göre "Devlet kafirdir" ve İslamlaştırılması gerekir.
Bunu bildiğinden dolayı tüm dini yapılanmalara son vermiş ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurarak devletin dinsiz olmadığını milletine anlatmıştı.
Elbette bu duruma karşı çıkan pek çok tarikat mensubu içten içten mücadele etmişti.
Bu mücadele günümüze kadar sürmüş ve geleneksel siyasetçilerin de büyük katkısıyla devletin en üst kademelerine sızacak kadar gelişmişlerdi.
***
"Bunlar dindar zarar gelmez"
"Bunlar Müslüman"
"Bunlar namaz kılıyor"
Gibi sözlerle devlet kademelerinde görev almalarına göz yumulan ve desteklenen Nurculara bağlı Gülen cemaatinin askerimize, milletimize, polisimize nasıl kahpece bir saldırı içine girdiği acı bir şekilde tecrübe ettik.
Yıllarca "Ümmetin kardeşliği" safsatasıyla devletimizi yönetenleri "Kandırmışlar" ve vakti gelince de ülkemizi bir iç savaşın içine çekebilmek için bir darbe girişiminde bulunmuşlardı.
Yıllarca destek verir gibi göründükleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a öldürmek için türlü senaryolar yazmışlar ancak başarılı olamamışlardır.
***
15 Temmuz ihanet kalkışması sonrasında gördük ki, bu devlete, bu millete ve bu devleti yönetenlere sahip çıkan yine Ülkücü camia olmuştur.
Varlık sebebi VATAN, MİLLET, DEVLET olan Ülkücü camia, din kardeşliğinden dem vurarak din kardeşine karşı darbe girişiminde bulunan vatanına milletine devletine ihanet eden tarikat unsurlarına karşı devletin ve devleti yönetenlerin yanında yer almıştır.
***
Devleti yönetenler kandırıldık dediler.
Biz de eyvallah dedik.
Bir daha kandırılmayın dedik.
Ancak içinde bulunduğumuz duruma baktığımız vakit, devletimizi yönetenler kandırılmak için adeta çaba sarfediyorlar.
Dini kendisine kalkan yaparak ülkemizi uçurumun eşiğine getiren bir cemaatin pençesinden kurtulan hükumet yeni cemaatlerin pençesine düşmektedir.
***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu İstanbul İmam Hatip Lisesi benim de lis tahsilimi yaptığım okuldur.
Bu okulda okurken bir cemaatin bizlere İmam - Hatip yerine İmam Hatap, yani "ODUN İMAM" dediklerini çok iyi bilirim.
Kravat taktığımız için bizi kafir ilan eden, devletin okulunda okuduğumuz için bizi "devletin odun imamları" şeklinde nitelendiren bir cemaat bugün hükumet ve Recep Tayyip Erdoğan' destek veren bir görüntü içinde devletin içine sızmaktadır.
Bu insanlar bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan'a ODUN İMAM diyordu.
Şimdi ise, "Ümmetin Lideri" tarzı yakıştırmalarla Ona yaklaşıyor ve tabiri caiz ise ona tavlayarak kendilerine geniş bir faaliyet alanı açıyorlar.
***
Bugün aynı cemaat, kendilerince bir strateji olan "TAKIYYE" yaparak, yani insanları kandırarak "Odun İmam"a (!) destek veriyorlar.
Bunlar FETÖ'den daha tehlikeli bir yapıya sahiptirler.
Bu tür cemaat yapılanmalarının IŞİD'e destek verdiklerini biliyoruz.
Ve buradan Fetö ile ilgili zamanında yaptığımız uyarılar gibi bir kez daha uyarıyoruz.
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk ilkelerine sahip çıkmalı, Atatürk ilkelerinin en katı şekilde uygulanmasını sağlayarak devletimizi cemaatlerin sızma girişimlerinden kurtarmalıdırlar...
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin yıllar önce Fetö için yaptığı uyarıyı hepimiz iyi anımsıyoruz.
"Gülen cemaatinin faaliyetlerini durdurun, aksi takdirde bunlar en önce sizin başınıza bela olacaklar" demişti Devlet Bahçeli ve ne yazık ki haklı çıktı!
Şimdi bir kez de biz uyarıyoruz.
Bu tarikat ve cemaat yapılanmalarına verdiğiniz desteği çekin aksi takdirde zamanı gelince önce sizin başınıza bela olacaklar...

8 Ağustos 2016 Pazartesi

15 Temmuz Terör Darbesi ve bize öğrettikleri - 3 -

15 Temmuz aziz Türk Milleti'ne çok şey öğretti ve öğretmeye devam ediyor.
Bu terörist kalkışmacılar sayesinde milletimiz Devlet BAHÇELİ gerçeğini öğrendi.
Siyasete girdiği günden bu yana "Devlet Adamı" niteliğini taraflı tarafsız tüm milletimizin takdir ettiği Devlet BAHÇELİ...
Ülkemizdeki parlamenter sisteme karşı başlatılan bu kalkışmaya daha ilk anlarda "Hükümetimizin yanındayız" diyerek karşı çıkan ve darbenin önlenmesinde büyük çabalar sarfeden sayın Devlet Bahçeli.
***
Gazetelerde televizyonlarda okuduk, izledik, duyduk.
1. Ordu komutanımızla işbirliği içinde yaptığı müdahaleler sonrasında ülkemizin Cumhurbaşkanı'nın sağ salim bu kalkışmadan kurtulmasında en büyük etken olan Devlet BAHÇELİ'yi bir kez daha öğrendik, tanıdık...
Türk siyasi yaşamında "Önce devletim, sonra milletim, daha sonra partim gelir" diyebilen tek siyasetçi olan Devlet BAHÇELİ'nin bu sözlerinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha milletçe öğrendik.
Siyasi çalışmalar sırasında kendisine en ağır hakaretleri yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın canının kurtarılmasında oynadığı etkin rol tüm milletimizin takdirini kazanmıştır.
Çünkü o bir DEVLET ADAMI'dır.
Çünkü o MİLLET'in ADAMI'dır.
Çünkü o Türk düşmanlarının korkulu rüyasıdır.
***
2011 Yılında geleceği görebilen bir "Devlet Adamı" olarak Fethullah Gülen konusunda AKP'yi ve hükümeti uyaran ve bu uyarının karşılığında CHP'liler bile dahil olmak üzere ağır eleştiriler alan Devlet Bahçeli hiç bir zaman doğru bildiği yoldan şaşmadı. Adeta bir linç kampanyasına dönüştürülen o günkü sözlerinin hep ardında durdu, eleştirilerini daha da ağırlaştırıldı.
Ve AKP'yi "Pensilvanya'daki teröriste dikkat edin, yarın onun hedefi haline gelmeyin" sözleriyle net bir şekilde uyarmasına rağmen hükümet O'nu dinlemedi, tam tersi kendisini neredeyse "din düşmanı" ilan etti.
Sonuçları acı da olsa milletimiz Bahçeli'yi anladı.
Bedeli çok ağır da ödense milletimiz Bahçeli'yi tanıdı.
Devlet yönetmenin geleceği görmekle olabileceğini Bahçeli sayesinde milletimiz öğrendi.
***
Evet milletimiz Bahçeli'yi öğrendi FETÖ teröristleri sayesinde.
Keşke böyle olmasaydı.
Keşke meydanlarda milletimize gerçekleri anlatırken, milletimiz gözünün önünü göremeyip, teröristlere sahip çıkanlara değil de geleceği görebilen, gerçek devlet adamı olan Devlet BAHÇELİ'yi anlayabilse ve bu büyük acılar yaşanmayasdı.
Hani atalarımız demiş ya:
"Bir musibet, bin nasihatten evladır"
Bunu da bir kere daha öğrendik.
***
Devlet BAHÇELİ'yi öğrendik milletçe.
Bir kutlu dava uğruna vazgeçilen bir hayatı öğrendik.
Sevdasından vazgeçen,
mesleğinden vazgeçen,
evlat sevgisinden vazgeçen,
aile yaşamından vazgeçen,
dostlarından vazgeçen,
akrabalarından vazgeçen
Memleket için her türlü lüksünden vazgeçen bir lider...
Devlet BAHÇELİ...
***
Öğrendik milletçe.
Devlet Bahçeli'yi öğrendik.
"Milletim ağlarken ben nasıl gülerim" diyebilen bir lideri tanıdı Türkiye.
Siyasete girdikten sonra serveti azalan tek lideri tanıdı Türk Milleti.
Yapmış olduğu hizmetlerin,
Yapmış olduğu yardımların
Siyasi ranta dönüşmemesi için "Sağ elin verdiğini sol el görmemeli" düsturu ile gizleyen,
Milletinin karşısısında ceketinin düğmesini bile açmayan "İnsanlık Abidesi" bir lideri öğrendi Türk Milleti...
***
Milletvekili olduğu ilk günden bu yana hakettiği tüm maaş ve gelirlerini ŞEHİT AİLELERİ'ne bağışlayan ve bunu hiç bir ortamda dile getirmeyen güzel yürekli bir lideri, Devlet BAHÇELİ'yi öğrendik 15 Temmuz'da.
Özel yaşamı olmayan, tüm yaşamını milletine ve davasına adamış,
Ülkü Ocakları'nda başlayan siyasi yaşamını Başbuğ Alparslan Türkeş'in dizinin dibinde sürdürmüş ve Başbuğ'un vefatından sonra onun en büyük mirası olan MHP ve Türk milliyetçiliği davasının lideri olmuş liyakat ve sadakat sembolü bir lider olan Devlet Bahçeli'yi tanıdık, öğrendik...
***
Allah ömrüne bereket versin.
Bu vatan için, bu millet için, bu bayrak için, göklere yükselen Ezan-ı Muhammedi için ulu tanrımız Allah-ü Teala'dan tek isteğimiz ÖMRÜN UZUN OLSUN DEVLET BABA!

5 Ağustos 2016 Cuma

15 Temmuz Terör Darbesi ve bize öğrettikleri - 1 -

15 Temmuz 2016
Ülkemiz tarihinde hem kara bir leke hem de Altın bir sayfa olacak.
Amacı darbe olmayan, ülkemizi bir iç savaşa sokmayı amaçlayan darbe girişimi ülkemizin tarihine kara bir leke olarak geçecek.
Bunun karşısında halkımızın tek bir yürek olarak darbeye karşı direnmesi, özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli'nin darbecilere karşı direnişi ve yaptığı hamlelerle darbeyi önleyen isimlerden biri olması tarihimize altın harflerle yazılacaktır.
***
15 Temmuz 2016 kalkışması hem devlet olarak hem de millet olarak bizlere çok şey öğretti.
Ya da öğretmeli desek daha doğru olacak.
Özellikle devletimizi yönetenler bu terörist kalkışmadan çok ders çıkarmalıdırlar.
Nedir bu dersler?
Bir kaç gün boyunca kısa notlarla çıkarmamız gereken bu derslere bakacağız
***
Biliyorsunuz FETÖ terör örgütünün finans kaynağı olarak gösterilen ve el konulan BANK ASYA var.
Bank Asya yıllardır legal bir kuruluş olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.
1996 yılında dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Bakan Abdullah Gül ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte bir çok bürokrat ve vatandaşın katılımıyla açılmıştı bu banka.
O gün 1 kişi daha vardı açılışta.
Eski vaiz ve Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen.
O günlerin "Hocaefendi"si, bugünün "Teröristbaşı" Fethullan Gülen...
***
O gün hiç kimse şu soruyu sorma ihtiyacı duymadı:
"Yahu arkadaş! Bir dini cemaat önderinin, bir imamın faiz ile çalışan bir bankanın açılışında ne işi var!?"
Faiz'in adını Kâr Payı olarak değiştirmek Allah'ı kandırmaktan öte ne işe yarar?
Faiz'in olduğu yerde din adamının ne işi var?
Din adamlarının işi nedir?
Cemaatler neden ticari faaliyetler içine girer?
Milletimize dini vecibeleri hakkında bilgi vermek olan bu kesimin ticaret ile ne işi olur?
***
Evet o günlerde hiç kimse bu soruları sormayı akıl edemedi.
Çünkü tek amaçları vardı.
Cemaatin amacı ne olursa olsun, onlar için bunun bir önemi yoktu.
Onlar için tek önemli şey o cemaat "NE İSTERSE VERMEK" ve onların oyunu alabilmek.
İşte burada yanlış yapıyoruz.
Yapılan bu yanlışın bedelini de bir millet çok ağır bir şekilde ödemeye mahkum ediliyor.
15 Temmuz'da şehit olanlara bir bakın.
Ülkemizin bu kaos ortamına gelmesinde katkısı olanlardan kaç kişi var?
***
Burada alacağımız ders ne imiş?
Bundan böyle dini cemaatlere dikkat edilecek.
Dini cemaatlerin ticari bağlantılarına kesinlikle müsaade edilmeyecek.
Dini cemaatlere "Ne isterlerse" verilmeyecek!
Dini cemaatlerin "Din Hizmetleri"nden başka faaliyetlerine de izin verilmeyecek.
Özel okul açmaları, banka açmaları, tv kanallar açmaları, gazete ve dergi gibi yayınlar çıkarmaları engellenmelidir.
***
Tıpkı 2011 yılında MHP Lideri Devlet Bahçeli gibi biz de bu uyarıyı yapıyoruz ve eminim ki bu tarikat ve cemaatlerden bize de tepkiler gelecek. Ama biz imanlı bir vatansever olarak tıpkı Lider Devlet Bahçeli gibi bu uyarıları yapmak zorundayız.

15 Mayıs 2016 Pazar

Devlet Bahçeli'nin Tarihi Hataları ve Muhalefet Fırtınası

1 Kasım seçim sonuçları Lider Devlet Bahçeli'nin tarihi hataları sebebiyle MHP'de kelimenin tam anlamıyla yıkıma giden süreci başlattı.
Devlet Bahçeli bizim için bir tabu değildir.
Biz hatalarını da görüyoruz, doğrularını da görüyoruz.
Devlet Bahçeli için "AKP'nin koltuk değneği oldu" eleştirisinden başka bir cümle ortaya koyamayan ve bu cümlenin de altını dolduramayan bir çok insan bugün "Devlet Bahçeli gitsin" fırtınası estirirken biz otursak klavyenin başına bu Bahçeli düşmanlarının bile ağzını açık bırakacak eleştiriler yapardık. Ama onlar bize izin vermedi.
Öylesine bir Bahçeli karşıtlığı rüzgarı estirdiler ki, bizim Devlet Bahçeli'yi eleştirmek gibi bir lüksümüz kalmadı ve Ülkücü Lider vasfından ötürü kendisini savunmaya başladık.
***
Devlet Bahçeli'nin bu tarihi hataları nelerdir?
Hangi hatalar MHP'yi bugünkü kaos ortamına sürüklemiştir?
Devlet Bahçeli'nin hangi hatası bugün MHP'yi Cemaat oluşumunun egemenlik kurma, ele geçirme hayallerinin bir parçası haline getirmiştir?
Ülke siyaseti anlamında baktığımız vakit taraflı tarafsız herkes bilir ki; tarih MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi hep haklı çıkarmıştır.
Devlet terbiyesi ve Ülkücü edebiyle siyaset yapan tek lider olarak milletin huzuruna çıkan, milletinin her ferdi karşısında ceketinin düğmesini dahi açmayacak kadar "Devlet Ahlakı"na sahip olan Devlet Bahçeli için aşırı uçtakiler dahi daha düne kadar "Devlet Bahçeli Türkiye için büyük bir şanstır, izlemiş olduğu pomitikamar ile ülkemizi bir kardeş kavgasının içine düşmekten kurtarmıştır" derken bu gün hemen her kesim, MHP ile alakası olmayan, hatta MHP'nin Milliyetçilik Ülküsü'ne düşman olan kesimler dahi "Bahçeli gitsin" fırtınasının etkisi altında kaldıysa bunun da tek müsebbibi Devlet Bahçeli'dir...
***
Bugün genel anlamda baktığımız vakit Devlet Bahçeli karşıtlarının yapmış oldukları eleştiriler çok kısa ve basit cümleler altında toplanır.
1. AKP'nin koltuk değneği oldu.
Hangi konuda, nasıl oldu? sorusunu sorduğunuz vakit de aldığınız cevap "Her şeyde" oluyor. Bu her şeyin bir tanesini söyleyin dediğinizde durup düşünüyorlar, cevap veremiyorlar. Bahçeli yönetimindeki MHP'nin AKP'ye tek destek noktası Devlet ve Terör meselesidir.
Dolaylı desteklerden bahsederler. Bunu en çok da Bahçeli karşıtları ve HDP, CHP ile Cemaat organları dile getirirler. Örneğin son TBMM Başkanlık seçimleri. MHP'nin kendi adayına oy atarak AKP'nin adayının kazanmasına yol açtığını söylerler. Ancak Hem CHP'nin hem de HDP'nin daha önceki yıllarda yapılan TBMM başkanlık seçimlerinde AKP'nin adayına AÇIK OY ATTIKLARINI anımsamazlar, anımsatmazlar. 2007'de yapılan bu seçimde MHP yine kendi adayına oy vermişti.
2. Genel Başkan olduğundan bu yana hiç seçim kazanamadı.
Türkiye'deki toplumsal yapıya baktığımızda milletimizin ne tarz lider ve partilere oy verdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Turgut Özal yönetimindeki ANAP ve Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP'ye baktığımızda milletimizin din sömürüsü yapan liderlere ve partilere daha çok rağbet ettiğini açıkça görebiliyoruz. Hal böyle iken Bahçeli hiç seçim kazanamadı eleştirisini getirmek "Bahçeli  de onlar gibi olsaydı" anlamına gelir. Bunu kimsenin istemeye hakkı yoktur.
3. Konuşurken öksürüyor.
4. Yüzü hiç gülmüyor.
5. Kağıttan okuyarak konuşma yapıyor.
Bu eleştiri çok ilginç. Okuduklarının ya da söylediklerinin doğruluğu yanlışlığı hiç önemli değil. Bütün sıkıntımız kağıttan okuması...
***
İç Muhalifler zaman zaman daha akıllı uslu eleştiriler yapıyorlardı.
Mesela Yeniçağ Ğazetesi.
Bu gazetenin yazarlarından İsrafil Kumbasar 2008 yılında köşesinde yazdığı yazısında Bahçeli'yi Ülkücü düşmanı ilan ediyordu. Bu suçlamasındaki dayanak ise "Partiyi DYP, ANAP ve AKP'nin çöplüğü ve hurdalığı haline getirdi" cümlesinde saklı.
Ülkücüler bir kenara bırakıldı ve DYP'den gelen Meral Akşener gibi isimlere partide üst düzey görevler verildi.
TBMM Başkanvekilliği gibi kutsal görevler verildi.
Haklı bir eleştiri miydi?
Evet haklı bir eleştiriydi!?
Bu eleştiriyi yapanların maksadının bugün sadece sadece Bahçeli düşmanlığı yapmak olduğunu anlasak da bu eleştirinin de ne kadar haklı olduğunu anladık bugün.
Bugün Yeniçağ Gazetesi ve İsrafil efendi çöp ve nurda diye tanımladığı Meral Akşener'in peşine takıldı, onu kurtarıcı ilan etmek gibi bir gaflete düştüler.
Ancak biz de anladık ki, DYP'nin "Çöp ve hurdaları"ndan olan Meral Akşener'e hakettiğinden fazla değer verilmesinin tarihi bir hata olduğunu anladık.
***
Meral Akşener, Devlet Bahçeli'nin en büyük hatalarından biriydi.
Belki yaptığı doğruydu ama sonuçları hatalar getirdi.
Kendisine karşı aday olan, kendisini en ağır şekilde eleştiri yağmuruna tutan Tuğrul Türkeş'in yeniden partiye alınması, önemli görevler verilmesi tarihi bir hataydı. Bunu da çok bariz bir şekilde anladık.
Yine kendisine karşı aday olan Ümit Özdağ ve Koray Aydın'ın tekrar tekrar partiye alınması, bölgelerinde 1. sıralardan aday yapılması, parti yönetiminde önemli görevler verilmesi hata mıydı? Evet hataydı, hem de tarihi hatalardı, bunu da bugün net bir şekilde anladık.
Demokratik kurallar ve Ülkücü Edep açısından baktığımız da Lider Devlet Bahçeli en doğru olanı yapmıştı.
Ancak ülkemizin siyasi ahlak yapısı ve sistemdeki çürümüşlük doğru olarak yapılan bu davranışları bugün tarihi hatalar olarak Ülkücü camianın önüne getirmiştir.
Türkiye'nin siyasi yaşamında hiçbir parti lideri Devlet Bahçeli kadar demokrat davranıp, kendisine sürekli muhalefet edenleri partide tutmamış, hemen ihraç yollarını açmıştır.
Bugün geldiğimiz noktada şunu net bir şekilde söylemekten çekinmiyorum:
Artık bu süreç ya sonuçları ne olursa olsun ARINMA SÜRECİ olmalı ya da bir kenara çekilip oturma süreci olmalıdır.


7 Mayıs 2016 Cumartesi

Bahçeli Başbakanlığı elinin tersiyle itmiş (!)

Alayı saldırıyor MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye.
Her gün yeni bir sihirli cümle kurup, yeni saldırılar başlatıyorlar.
7 Haziran sonrası MHP lideri Devlet Bahçeli adeta yoğun top atışı altında tutuluyor.
Maksatları MHP lideri Bahçeli'yi köşeye sıkıştırmak ve geri dönüşü olmayan hatalara sürüklemek.
HDP, CHP, AKP, Cemaat ve yandaş basın...
Hepsi bir arada.
Hedefleri tek: MHP Lideri Devlet BAHÇELİ...
Onlar yetmiyor MHP ve Ülkücü camia içindeki kronik Bahçeli düşmanları da katılıyor bu haçlı ordusunun yoğun saldırılarına.
***
TBMM Başkanlık seçimleri hakkındaki düşüncelerimizi iletmiştik.
Bir de bu süreçteki sihirli cümlelerden birisi "Devlet Bahçeli kendisine altın tepside sunulan Başbakanlık görevini elinin tersiyle itti" cümlesi
Ne kadar hoş geliyor değil mi kulağa.
"MHP Lideri Devlet Bahçeli Başbakan oldu!"
Nasıl başbakan olacaktı Devlet Bahçeli?
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Bahçeli'yi başbakan yapacaklardı.
Aklı başında çocukların bile neticesiyle güleceği bu öneri Kılıçdaroğlu'ndan geldi.
Kim verdi Kılıçdaroğlu'na bu yetkiyi?
Herhalde gökten zembille inmişti sayın Kılıçdaroğlu'na bu yetki.
***
Kendisine hükümet kurma yetkisi verilmemişken böyle bir öneri yapan Kılıçdaroğlu ya hayal dünyasında yaşıyordu ya da bir yerlerden talimat almıştı.
Toplum Mühendisleri "Çık böyle söyle" demiş olmalılar CHP liderine.
Hadi diyelim ki, CHP liderine bu yetki gökten zembille indi ve Devlet Bahçeli'ye bu teklifi yaptı.
Teklifin ayrıntıları nedir?
CHP ve MHP'nin milletvekili sayıları hükümeti kurmaya yetiyor mu?
CHP 132 milletvekili kazanmış, MHP ise 80 vekil kazanmış.
Hükümet kurmaya yetmiyor.
Bu tabloda Devlet Bahçeli nasıl Başbakan olacak?
İşte Çapanoğlu orada çıkıyor ortaya.
Bebek katili terör örgütü Pkk'nın TBMM'deki uzantısı HDP dışardan destek verecek!
Vay anasına sayın seyirciler!
İşin garip tarafı buna herkes inanıyor.
İşin daha da grip tarafı kronik Bahçeli düşmanları da bu büyülü cümlenin ardına takılıp, o gün bugündür "Bahçeli başbakanlığı bile elinin tersiyle itti, AKP'nin koltuk değneği olmayı tercih etti" şeklinde edepsizce ve gafilce propaganda yaptılar MHP lideri Devlet Bahçeli hakkında.
***
1 Kasım seçim sürecinde "Bu adam kendisine verilen başbakanlığı bile kabul etmedi AKP'yi iktidar yapmak için" şeklindeki sözlerle sokaklarda dolaştılar. "Bahçeli olduğu sürece MHP'ye oy vermem" diyerek ve dedirterek 1 Kasım seçimlerinde MHP'nin oy kaybetmesinde en önemli etken oldular.
Pekala neydi bu başbakanlık meselesinin iç yüzü?
Bu meseleyi ortaya atanların hedefi, amacı neydi?
Aslında olayı çözmek çok basit!
YENİ TÜRKİYE projesini emin adımlarla yürüten toplum mühendisleri MHP liderinin böylesine saçma bir teklifi elinin tersiyle iteceğini biliyorlardı.
Yaratmak istedikleri hava "Bahçeli başbakanlığı kabul etmedi" havası idi ve bunu başardılar.
Yıllarını MHP'ye adamış insanlar bile bu katakülleye geldiler.
CHP+HDP+AKP+Cemaat ittifakının en büyük algı operasyonlarından biri olan başbakanlık kurgusu tutmuştu ve MHP tabanından bile büyük bir kesim bu oyuna inanmıştı.
***
Diyelim ki, MHP lideri Bahçeli bu teklifi kabul etti.
Hükümet kuruldu.
HDP dışardan güvenoyu verdi.
Bu noktadan sonra olacak olan şuydu:
3-4 ay sonra HDP bir arıza çıkaracak.
Egemen güçler ekonomik kriz oluşturacak ve tıpkı MHP+DSP+ANAP koalisyonunda olduğu gibi hükümet bozulacak yapılacak ilk seçimlerde de Yeni Türkiye senaryosunun baş rol oyuncusu RTE seçim meydanlarında "Eyyyyyyyy benim Mehapeli kardeşlerim, bakın gördünüz değil mi bu Bahçeli'nin yaptığını! Gitti teröristlerle ortak oldu hükümet kurdu ve ülkeyi batırdılar!" tarzı büyülü sözlerle MHP tabanından oy devşirecek ve MHP nihayet baraj altında bırakılmış olacaktı. Yapılacak bu olası seçim sonrasında MHP'siz bir TBMM'de anayasadan TÜRK kimliğini silmek de çok kolay olacaktı.
***
Bahçeli'nin böyle bir tufaya düşmeyeceğini onlar da biliyordu.
Bu nedenle ne yaptılar?
Yaptıklarını hep birlikte yaşadık.
Öyle mükemmel bir oyun oynadılar ki, kronik Bahçeli düşmanları bile PKK'nın siyasi uzantısı HDP'ye güvendikleri kadar 19 yaşından beri ÜLKÜCÜ olan Devlet Bahçeli'ye güvenmediklerini açıkça gösterdiler.
HDP'nin MHP'li bir hükümete ve Ülkücü Devlet Bahçeli'nin başbakan olmasına rıza göstereceğine inandılar!
İşte bu şartlar altında 1 Kasım seçimlerine girdik.
Kronik Devlet Bahçeli düşmanları da dahil olmak üzere alayı bunca yoğun saldırının sonrasında MHP'nin baraj altında kalmasının kesin olduğunu düşünüyorlardı.
Ama başaramadılar çok şükür!
Sandıktan 5 buçuk milyon ÜLKÜCÜ İRADE çıktı ve MHP tarihinde 5. kez yine Devlet Bahçeli liderliğinde baraj sorunu yaşamadan TBMM çatısı altında Anadolu'daki Türk varlığının son kalesi olarak mücadele etme başarısını gösterdi.

28 Nisan 2016 Perşembe

RTE - Baykal - Akşener ve Devlet Bahçeli....

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)'nin bir özelliği vardır.
Genetik bir özellik.
Bugün ne söylemişse yarın da onu söyler.
İzmir'de ne söylemişse, Tunceli'de de onu söyler.
Zaman ve mekana göre siyaset yapmaz.
9 Işık doktrini vardır ve bunun ışığında Türkiye'ye hizmet esaslarını belirler.
Tarih hem Başbuğ Alparslan Türkeş'i hem de Bilge Lider Devlet Bahçeli'yi her dönemde haklı çıkarmıştır.
Bunun tek sebebi de partimizin bu genetik özelliğidir.
***
Bugün merkez sağdan merkez sola uzanan bir destek çerçevesinde belirli bir medyatik güce ulaşan ve MHP Genel Başkanlığı'n aday olan Meral Akşener'e baktığımız vakti henüz aday iken bile söyledikleriyle çelişmeye başladı, çark etmeye başladı.
MHP böyle bir siyasetin temsilcisi olamaz.
Daha dün "MHP'de paradigma değişikliği yapacağız" diyen Meral Akşener bu kez "MHP'de yapı değişikliği olmayacak" diyor.
"Paradigma" kelimesini sarfettiğinde Ülkücüler bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Bu kelimenin temel esasların değişmesi anlamına geleceğini Ülkücülere anlattık.
Muhtemeldir ki, bu durumu gören Meral Akşener bu kez bir tv konuşmasında "yapı değişikliği olmayacak" dedi.
Hangisine inanalım paradigma değişikliğine mi, yapı değişikliğine mi?
***
Meral Akşener kendisine sunulan medya desteğini kullanmaya devam ediyor.
Son tv gösterisinde öyle bir açıklama yaptı ki; adeta tüm Ülkücü camianın akıl sağlığıyla alay etti.
Meral Akşener 7 Haziran sonrasında oluşturulan siyasi kaos ortamında yapılan TBMM Başkanlık seçimi ile ilgili görüşlerini açıklarken "Ben olsaydım Baykal ile görüşür ve kendisini TBMM başkanı seçtirirdim" deme gafletine düştü.
Bakalım bu gafletin içinden nasıl çıkacak?
Meral Akşener'in işini zorlaştıracağız ama gelin hep birlikte o sürece bir göz atalım.
***
Biliyorsunuz MHP ülkenin AKP hastalığından kurtulması adına Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde büyük bir fedakarlık göstermiş ve CHP aday gösterdiği Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek vermişti. Bu MHP için büyük bir risk ve fedakarlıktı.
Bu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP de kendi adayı Demirtaş'ı destekledi.
Aradan zaman geçti mesele geldi TBMM Başkanlık seçimlerine.
Bu kez roller değişmişti.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı gösterdiği İhsanoğlu bu kez MHP Milletvekili olarak TBMM başkanlığına aday olmuştu.
Bu ülkenin kurucu unsuru olan CHP bu ülkenin selameti için MHP'nin yapmış olduğu fedakarlığı YAPMADI. Üstelik de aynı isim üzerinde uzlaşmaya yanaşmadı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sergilenen Ulusal İttifak'a ihanet etti.
***
CHP öyle bir aday çıkardı ki, sokaktaki çocuklar bile "Ulan bunlar manyak mı?" diye sorabilirdi.
Çıkardıkları aday Deniz Baykal.
Hani şu seks kaseti dolayısıyla parti genel başkanlığından indirilen Deniz Baykal.
Sen kendi partinin genel başkanlığına bile layık görmediğin birini Türkiye'nin en şerefli kurumlarından biri olan TBMM başkanlığına mı layık gördün ey CHP!?
Şu ayrıntıyı da unutmamak lazım.
Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ve içeriği açıklanmaya gizli görüşme sonrasında aday oldu.
Yine bir ayrıntı daha Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP'nin adayını desteklemeyen HDP de Baykal'ı destekleyebileceğini açıkladı.
Bu nasıl bir tiyatrodur, bu nasıl bir tezattır?
***
Çağrılar yapıldı MHP'ye.
Gelin hep birlikte Baykal'ı destekleyelim ve TBMM Başkanlığı'nı AKP'ye vermeyelim denildi.
Kim yaptı bu çağrıyı?
HDP, CHP, Cemaat ve medya!
Böylesi bir ortamda böylesine şaibeli bir adaya destek verilmesi MHP'yi 1 Kasım seçimlerinde tepe taklak baraj altına sokmaz mıydı?
CHP'nin ihaneti nedendi?
HDP'nin birden bire ortaya çıkan Baykal aşkı nedendi?
RTE'nin bu Baykal sevdası nedendi?
Tek neden vardı, Bahçeli ve MHP'yi bu kirli oyunun içine çekmek.
Medya baskısı ile MHP'yi Baykal'a destek vermeye zorlamak ve ilk seçimde yani 1 Kasım'da baraj altı bırakmak.
RTE'nin seçim meydanlarında o meşhur ses tonuyla "Eyyyyyy Ülkücü kardeşlerim!!! Bu Bahçeli var ya bu Bahçeli! Gitti seks kaseti ile genel başkanlıktan indirilen adamı TBMM başkanı yaptı. Siz bu adama mı oy vereceksiniz!?" diye zevk içinde haykırışını duyar gibiyim.
Ve bunu göremeyen Meral Akşener "Ben olsaydım CHP ile görüşürdüm ve Baykal'ı seçtirirdim" diyebiliyor. Direkt olarak MHP'yi baraj altında bırakma projesi olan bu durumu şimdi bile farkedemeyen biri kalkıp MHP'yi şampyion yapacağım diyor.
Ülkücüler bu zokayı yutmadı, yutmaz!
***
7 Haziran - 1 Kasım arasında geçen süreç MHP'yi bitirme operasyonlarının en üst seviyeleri çıktığı dönemlerden biridir. HDP + CHP + AKP + Cemat işbirliği içinde, tarihin en büyük kumpasını açarak MHP'yi önce HDP ve Baykal'ın içinde olduğu TBMM Başkanlık seçimlerinde, hem de HDP'li hükümet projesinde baraj altına sokacak hamleleri yaptılar ama Bilge Lider Devlet Bahçeli bu hamlelerin hepsini boşa çıkartarak en zor döneminde bile yüzde 12 oy almasını bildi.
Şimdi düşünüyorum da MHP'nin başında Meral Akşener olsaymış MHP 1 Kasım'da çoktan baraj altında kalacakmış bile.
Meral Akşener bu sözleri sarfettikten sonra gönlüm iyice rahatladı.
Bilge Lider Devlet Bahçeli'nin arkasında durduğumuz için bir kez daha huzurluyuz.


8 Nisan 2016 Cuma

YENİ TÜRKİYE - YENİ CHP... Şimdi de YENİ MHP mi!?

1980 DARBESİ ile başlayan YENİ TÜRKİYE oluşturma çabalarının son perdesinde Anadolu Türklüğü'nün SON KALE'si MHP üzerinde oynanan "DEĞİŞİM" adlı oyun sürüyor.
***
1983 Yılında YENİ NESİL YENİ SEÇİM sloganı ile siyonist güçler tarafından başlatılan oyunda önce bu bahsedilen YENİ NESİL ortaya çıkarıldı. Manevi değerleri sıfırlanmış, dürüstlük, ilkeler, inanç gibi değerleri sadece GALİP GELMEK üzerine kurulmuş ve "Ne mutlu Türküm diyene" düsturundan uzaklaşmış nesil Yeni Türkiye'nin oluşturulması yolundaki ilk adım olarak yetiştirilmiştir.
***
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu unsuru olan, Atatürk'ün partisi CHP de yenilendi. Yeni CHP bir yandan Cemaat'in sızmaları, bir yandan PKK'nın sızmaları ile yüzde 25 bandında kilitlendi ve AKP'nin alternatifi olabilme ihtimali çürütüldü.
***
Şimdi sıra MHP'de!
Ülkücü geçmişi olmayan, tam tersine Ülkücü Hareket'in Başbuğ'u Alparslan TÜRKEŞ'e karşı mücadele vermiş bir hanımefendi MHP'nin başına getirilerek, bugün iktidarın tek alternatifi olabilecek parti konumundaki MHP, YENİ MHP yapılmak istenmektedir.
***
Bir yanda 19 yaşında Ülkü Ocakları'nda bu davaya giren ve ömrünün bu noktasına kadar ÜLKÜCÜ HAREKET içinde hizmetlerini sürdüren Devlet BAHÇELİ, bir yanda 12 Eylül Cunta yönetimi tarafından hapse atılan ve hapisten çıktıktan sonra davasının başında siyasete devam eden Alparslan TÜRKEŞ'e karşı DYP saflarında mücadele eden, Başbuğ'un siyasi rakibi Meral Akşener...
***
Ülkücü Hareket bu durumu sindiremez.
Ömrünü Ülkücü Hareket'e adamış samimi Ülkücüler, Başbuğ Alparslan Türkeş'e karşı mücadele vermiş birinin bu partiye genel başkan yapılmak istenmesindeki asıl amacı görmeli ve bu oyuna dur demelidir. Oynanan bu oyunla MHP, Devlet Bahçeli öncesindeki yüzde 7-8 bandına geri çekilmek ve MHP'siz bir TBMM oluşturulmak istenmektedir.
***
Tarih bazı yanılgıları affetmez!
Bugün "MHP'yi şampiyon yapacağım" diyerek ortalığı bulandıranlar, yarın MHP küme düştüğü vakit, vazifesini layıkıyla yapmanın ğurur ve mutluluğunu yaşayacaklardır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. AKP'nin kuruluşu ve küresel güçlerin desteğiyle bir anda iktidar oluşuyla başlayan ve MHP'nin çökertilmesi amacıyla bitirilen Cemaat + Pkk + AKP koalisyonu, CHP'den sonra MHP'nin de YENİ takısını almasından sonra yeniden başlayacaktır.
***
Eğer ömrümüz yeterse ve MHP'yi dönüştürme planları tutarsa bunu hep birlikte göreceğiz ve bunun vebali çok ama çok ağır olacaktır!

2 Ekim 2015 Cuma

BİRLİK - İNANÇ - İKTİDAR (1) "Gelin canlar BİRLİK olalım…"

Bir olmak, birlik olmak…
Aynı davaya inananlar için davanın temel yapısıdır birlik olmak. Aynı davaya aynı inançla bağlı olan insanlardan oluşan cemiyetler içindeki bireyler birbirini sevemiyorsa, birlik ve beraberlik içinde olamıyorsa ne yapılırsa yapılsın o cemiyet başarılı olamaz. Bu sebepledir ki, iktidara giden yol BİR olmakla başlar…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Tanrı Dağı kadar Türk, Hira dağı kadar İslam olabilmek, bu duygu ve inançta birleşenlerin Birlik olabilmesiyle bir değer kazanacak ve bize iktidar yonunu açacaktır…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Anayurt’tan çıkıp, Anadolu kapılarını Türk – İslam medenyetine açan ve 1000 yıldır bu coğrafyada Türk – İslam medeniyetinin hakim olmasını sağlayan Sultan Alparslan’ın ordusundaki şehitler ve gaziler yüzü suyu hürmetine birlik olacağız.
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Mekke’nin üzerine bir güneş gibi doğup, bizleri ve tüm alemleri İslam güneşi ile aydınlatan, bizleri ulu Tanrımız Allah-ü Teala’nın yolunda gitmekle şereflendiren, kalplerimize İslam’ın nurunu saçan, gönül kapılarımızı sevgi, kardeşlik, rahmet ve berekete açan, alemlere rahmet olarak dünyamızı şereflendiren yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV)’in ve bu ilahi davanın ilk şehit ve gazilerinin aziz ruhlarını şadetmek, onların sancağını yere düşürmemek için birlik olacağız…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Sadakatin abidesi Hz. Ebu Bekir için;
Adaletin abidesi Hz. Ömer için;
Cömertlik abidesi Hz. Osman için; 
Allah’ın arslanı, Kur’an-ı Kerim’in hizmetkarı Hz. Ali için;
Birlik olacağız…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız….
Bir çağ açıp, bir çağ kapatan, Türk – İslam sancağını Bizansın kalesine diken, Üç Hilal’li bayrağımızı üç kıtada adaletin simgesi olarak yüzyıllarca dalgalandıran, bütün dünya milletlerine Türk milletinin gücünü gösteren, İslam toplumunun halifeliğini yapan Osmanlı İmparatorluğunu, kuran ve yücelten tüm padişahlarımız, komutanlarımız, şehit ve gazilerimizin aziz ruhları için, birlik olacağız…
***
Bir olacağız, birlik olacağız…
Yedi düveli dize getirip, tarihin en büyük Kurtuluş Destanı’nı yazarak, bizlere onlarca yıldır huzurlu bir yaşam sürdürdüğümüz bu güzel ülkemizi armağan eden büyük Komutan Bozkurt Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşları ile, şehit ve gazilerimizin aziz ruhlarını şadetmek için, birlik olacağız…
***
Bugün Milliyetçilik Bayrağı’nın gönüllerimizde dalgalanmasını sağlayan, Türk – İslam davasını tüm zorluklara rağmen sonsuza dek muhafaza ve müdafaa edeceğimiz bir yapıyı bizlere armağan eden, “Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslümanız” sözleriyle bizlere güç veren kimliğimizi en güzel şekilde anlatan, 9 Işık doktrini ile yolumuzu aydınlatan, bu dava uğruna türlü işkencelerden başı dik çıkan, kahpelerin kahpelikleri karşısında boyun eğmeyen, davamızın önderi Başbuğ Alparslan Türkeş’in aziz ruhu için birlik olacağız…
***
Bir olacağız, birlik olacağız…
Ülkemizin karanlık bir dönemden geçtiği yıllarda, sokaklarda İslam ve Türklük düşmanlarının cirit attığı dönemlerde, bu kutlu davayı sırtlayan, bu dava için can verip, can alan, ömrünün baharında karanlık sokaklarda Türk – İslam davası uğruna şehadet şerbetini içen Ülkücü şehitlerimizin aziz ruhları için, Zindanlarda, Tabutluklarda türlü işkencelere maruz kalan, gün ışığı yerine 9 Işık’ın aydınlığına sığınan Yusufiyeliler’in çektikleri çilelerin yüzü suyu hürmetine birlik olacağız…
***
Bir olacağız, birlik olacağız…
İnancımızın iktidara yürümesi için birlik olacağız….

25 Nisan 2015 Cumartesi

YENİ NESİL, YENİ SEÇİM...

Yeni Nesil, Yeni Seçim...
Bu slogan, 12 Eylül Darbesi sonrasında bir Kola firmasının sloganı idi.
Ülkemizde uyanıklık kültürünün,
Haklının değil, güçlünün yanında olma kültürünün mimarı Turgut Özal ve Anavatan Partisi (ANAP) döneminin sloganı idi aslında bu slogan.
Siyonist ve Emperyalistlerin ülkemizdeki yeni oyunlarının adı.
Son film; YENİ NESİL, YENİ SEÇİM...
Yönetmenler: ABD ve İsrail
Oyuncular: Kenan Evren, Turgut Özal, Recep Tayyip Erdoğan
Yardımcı oyuncuların sayısı çok fazla jeneriğe sığmaz.

***
12 Eylül öncesindeki seçmen kendince haklının yanında olmayı biliyordu.
Dengeler her an değişebiliyordu.
Seçmeni kendine çekmek isteyen partiler de iktidarı yakaladıkları takdirde yatırımlara yöneliyordu.
Evet çok sıkıntılar çekildi ama, şu da bir gerçektir ki, Özal ve Erdoğan'ın satmakla bitiremediği devlet malları hep o dönemlerde yapıldı. Atatürk ve koalisyonlar döneminde yapılan tüm yatırımlar Özal ve Erdoğan döneminde satıldı.
***
Büyük sıkıntılar çekmesine rağmen gelişen, büyüyen Türkiye, sağ-sol çatışmaları ile durdurulmaya çalışılıyordu. 

Olmadı.
Başaramadılar.
Kenan Evren başkanlığında kurulan Cunta Yönetimi ve arkasından gelen darbe ürünü partiler milletimizin hassas noktasını iyi yakalamış ve dini kullanmaya başlamışlardı.
Ilımlı İslam...
Darbeciler tarafından yasaklanan başörtüsünü serbest bırakma vaadi ile yıllarca oy topladılar ancak uzun seneler bunu yapmadılar.
Çünkü en büyük oy kaynakları başörtüsü idi.
***
Milletin oyunu aldıkça güçlendiler.
Artık güç onlardaydı.
"Benim benim işini bilir, benim esnafım işini bilir" tarzı sözlerle uyanıklık kültürünü yerleştirdiler.
İşini bileceksin.
Hizmet almak istiyorsan güçlünün yanında olacaksın.
İş bulmak istiyorsan güçlünün yanında olacaksın.
Güçlü kim?
Taşeron adı altında kölelik düzenini Allah ve Rasulü'ne rağmen yeniden hortlatan Özal ve bu düzeni yasal hale getiren Erdoğan...
***
Güçlü artık onlar.
Onlar olmazsa taşeron olarak asgari ücretle kölelik edenler aç kalırlar(!)
Her ne kadar Allah (CC) "Sizin rızkınızı sadece ben veririm" mealinde bir çok kez uyarmış olsa da, ANAP ve AKP bu algıyı yerleştirdi.
Rızık Allah'tandır sözü "AKP olmazsa aç kalırsınız" sözüne dönüştü.
Fukara "Aç kalmakla" "Tok olmak" arasında sıkıştırıldı.
Allah'a iman noktasında zayıf kalan halkımız da bu gaflete düşüyor ve aç kalma korkusuyla oyunu atıyor.
***
İşte Yeni Nesil,
İşte Yeni Seçim.
Haklının yanında değil, Güçlünün yanında olacaksın!
AKP bu durumu çok iyi bildiği için sürekli olarak gücünü gösteriyor.
"Allah israf edenleri sevmez" Ayetine rağmen seçim öncesinde her mahallede 2-3 tane seçim irtibat bürosu kurarak,
Her cadde ve sokakta seçim arabalarıyla gezerek,
Her meydanda seçim çadırları, mobil araçlar bulundurarak gücünü gösteriyor millete.
"Bakın biz güçlüyüz, bizim yanımızda olun aç kalmayın, bize oy verin kazanan siz olun"
***
ABD'li emperyalist toplum mühendislerinin kurguladığı YENİ NESİL YENİ SEÇİM sineması budur işte.
Milletimiz artık dürüst insanların devlet yönetemeyeceğine inanıyor.
"Bahçeli çok dürüst adam, devleti yönetemez" diyen sözleri duydu kulaklarımız.
Allah dürüst olanları severmiş kimin umurunda.
Önemli olan kazanmak!
Kazananın yanında olmak.
Peki kim kazanır?
Güçlü olan kazanır.
İşte bu sebeple "Allah israf edenleri sevmez" ayetine rağmen AKP bol bol israf yapıyor ve gücünü gösteriyor.
***
Ey alnı secdeye değen,
Ey oruç tutup, zekat veren,
Ey mübarek topraklarda Hac farizasını yerine getiren Müslüman,
1 Kere olsun Allah'ın ayetlerine iman et!
Allah'ın sevmediklerinin peşinden koşma!

5 Nisan 2015 Pazar

SAKIN OLA Kİ BAHÇELİ'YE OY VERMEYİN (!)

Dünya artık uyanıklık kültürü dünyası...
Uyanık olacaksın arkadaş!!!
Çalacan, çırpacan,
Allah, Allah diyecen,
Bakara, makara diyecen,
Milleti oyalayıp saltanatı süreceksin...
***
Uyanık olacaksın arkadaş!
Çalana çırpana oy vereceksin ki, sana da göz yumsunlar.
Holdingler artsın, yeni zenginler türesin, fukara yine simit - çay hesabı yapsın.
İktidara gelmeden önce "Dikili ağacı olmayanlar" ağaç dikmek yerine, hastaneler, oteller, avmler diksinler, gemicikleri hediye olarak kabul etsinler...
Sen bunları destekle ki, bal tutan parmağını yalar hesabı sen de nafakanı al ve parmaklarını yala...
***
Uyanık olacaksın arkadaş!
Bahçeli gibi dürüst adama oy vermeyeceksin.
Adam o kadar dürüst ki, kendi milletvekilini kendi eliyle yüce divana, kendi belediye başkanını kendi eliyle mahkemeye gönderiyor.
Uyanıklık kültürüne geçit vermez bu adam.
Milletvekili maaşı bile almamış.
Genel Başkan olduktan sonra serveti azalan tek lidermiş. Halbuki uyanık olsa, bu sıfatıyla bile nice ihaleler kapatır servetine servet katardı.
***
Uyanık olacaksın arkadaş!
Adam dini bile kullanamıyor siyasette.
Bursa'da bir köy camisi için yardım istemişler seçim gezisinde, Dr.Devlet Bahçeli​ seçim rüşveti olmasın diye taahhüt ettiği parayı seçimden hemen 1 gün sonra göndermiş. Halbuki uyanık olsa parayı seçimden önce gönderse millet oylarını ona verirdi. Köylüler uyanık, "Bahçeli'ye oy verilmez" deyip tek oy vermemişler!
***

Uyanık olacaksın arkadaş!
Halkına "ulan" değil, "Efendim" diyen,
Şehidine "Kelle" değil, "Şehit" diyen,
Bölücülere "Sayın" değil, "Bebek Katili" diyen,
Milletinin huzurunda ceketinin düğmesini dahi açmayacak kadar milletine saygı duyan,
Allah için kıldığı namazı gazetelere, tvlere reklam yaptırmayan,
Başörtüsü yasağının kalkması için verilen önergesi AKP'liler tarafından reddedilen,
Okullara Kur'an-ı Kerim dersinin konulmasına öncülük eden ancak bunu siyasi rant aracı olarak kullanmayan,
OY için Tunceli'de başka, Yozgat'ta başka konuşmayan MHP'nin Bilge Lideri Bahçeli'ye oy vermeyeceksin arkadaş (!)
***
Uyanık olacaksın arkadaş!
"Şu Bahçeli olmasa kesin MHP'ye verirdim" diyecek,
Ancak; "Bahçeli'nin ne hatası var da böyle söylüyorsun" dedikleri vakit verecek bir tek cevabın olmayacak!
Şimdi moda deyim bu.
AKP'nin ülkemizi getirdiği noktada söyleyecek sözü kalmayanlar, ama Yezidi bir inatla AKP'ye destek vermeye devam edenlerin tek çıkış yolu bu sihirli cümle:
"Bahçeli olmasa MHP'ye verirdim"
Neden? diye soruyoruz...
Cevap "Yok kardeşim o adama oy vermem ben"
Yani "İpe un serdim kardeşim" diyor.
***
Müslüman, uyanık olur.
Türk, uyanık olur.
Müslüman, mazlumun, dürüstün, namuslunun yanında olur.
Türk, adaletin yanında durur, haklının hakkını korur...
Bugün artık hepimiz biliyoruz ki, ülkemizi tüm şaibelere rağmen Peygamber muamelesi yapılan birileri yönetiyor.
Devlet Bahçeli, Peygamber değil, hataları elbette vardır, ancak görünen köy de klavuz istemez. Müslümansan, dürüstlükten adaletten dem vuruyorsan gider mührünü MHP'ye basarsın, yok uyanıklık kültüründen geçimini sağlıyorsan Yezidi inada devam...