1965'ten bu yana, yani Türk futboluna Eskişehirspor'un adı yazıldığından bu yana nice aşk hikayeleri yazıldı Anadolu Yıldızı sevdasına dair.
Anlatmakla bitmez.
Yazmakla tükenmez.
Yaşamak gerekliydi, yaşadık.
Nice Siyah Kırmızı aşk hikayesini yüreklerimizin en ücra köşelerinde doya doya yaşadık....
***
Eskişehirspor çok zor günler geçiriyor.
Türk futbolunun içine düştüğü bataklık ve beceriksiz yöneticilerin basiretsiz ve sorumsuzca icraatları sonucunda adını dünya futboluna yazdıran Eskişehirspor bugün bu bataklıktan kurtulmanın mücadelesini veriyor.
Yok olan bir çok kent takımı gibi al takke ver külah kolaylığına kaçmadan.
Adını, namını, şanını, şöhretini ve şanlı mazisini bir kenara bırakıp farklı bir isimle yaşama kolaylığına kaçmadan.
Şanlı armasıyla, sevdayı anlatan renkleriyle ve elbette dillere destan mazisiyle varolma mücadelesi veren Eskişehirspor ve Eskişehirspor'a gönül veren taraftarları varolma mücadelesini kurtuluş mücadelesine dönüştürürken bir çok kampanyalar düzenlediler.
***
Ayakkabı boyacılığı yapan çocuk ilk boyadığı ayakkabı parasını getirip verdi.
Kimisi okul harçlığını verdi.
Kimisi bir kaç hafta sigara içmedi ve biriken parayı kulübe verdi.
Kimisi hatıra bilet aldı, kimisi bardak, kimisi hatıra forma alarak varoluş mücadelesine destek oldu.
Şimdi yeni bir kampanya başlattı Eskişehirspor yönetimi.
KURTULUŞ KURULUŞTA sloganıyla tüm Eskişehirliler'den 1965 TL ile KURTULUŞ mücadelesine destek olmalarını istediler.
Eskişehirspor sevdalıları hemen harekete geçtiler tabii ki bu çağrı karşısında.
***
Her taraftar bir kerede 1965 TL veremeyebilirdi.
Bu sebeple 10-20 kişilik gruplar halinde birleşip 1965 TL toplamaya başladılar.
Bazı atanmış ve seçilmişlerimiz harekete geçtiler, kampanya katıldılar.
Esnafımız, tüccarımız ve iş insanlarımız yavaş yavaş bu kurtuluş destanında yerlerini almaya başladı.
Başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği olarak biz de kurucumuz ve Divan Kurulu Üyemiz merhum Dr. Ateş Ülker ağabeyimizin aziz hatırası adına 1965 TL kampanyasına katılmaya karar verdik ve üyelerimizin destekleriyle bu miktarı toplamaya başladık.
***
Ve bir sabah telefonuma bir mesaj geldi.
Tüylerimi diken diken yapan, gözlerimdeki yaşları damla damla düşüren, yüreğimi sızlatan bir mesaj.
Mesaj İstanbul'da üniversite öğrenimini sürdüren bir öğrenci kardeşimden geliyor.
Şuraya yazarken bile hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içimden:
- Başkanım ben bir aylık bursumu 1965 TL kampanyasına vermek istiyorum.
- !?
- Ama 1965 TL yok
- !?
- Ayın 9'unda tamamlayabilirim üstünü
Kelimelerin ilmek ilmek boğaza düğümlendiği an.
***
Gözyaşlarıma hakim olamadım.
Bir süre cevap yazamadım bu ESES yürekli kardeşime.
Sonra uzun uzun anlattım.
- Hepsini gönderme iki gözüm. Sen de öğrencisin. Ama o güzel gönlünden kopmuş, Seni zorlamayacak kadarını yolla. Senin yüreğin kadar temiz o para kurtuluşumuza vesile olur inşaallah.
Diyebildim.
- Ama başkanım küme düşecekmişiz.
Dedi.
Bir daha bir daha bir daha ağladım.
Bir daha ağlamazsam namerdim dedim bir daha ağladım.
***
Dedik ya,
FUTBOLDA AŞK VARSA ADI ESKİŞEHİRSPOR'dur!
Kim bir futbol takımını bu kadar güzel sevebilir ki!?
Kim yahu kim Eskişehirspor için böylesi bir fedakarlığı göze alabilir!?
Kim Eskişehirspor için bu öğrenci kardeşim kadar duyarlı olabilir!?
Kim Eskişehirspor için bu öğrenci kardeşim kadar destek olmaya taliptir!?
Evet bu yazımızı buraya kadar okuyup ''BEN VARIM'' diye haykıracak kaç kişi var acaba şu koskoca Eskişehir'de.
Böylesi muhteşem bir aşk hikayesine yeni hikayeler ekletecek ve bu hikayelerin sonunda Eskişehirspor'un KURTULUŞ DESTANI'nda yer almaya gönüllü kaç kişi var memleketimde!?
***
Eskişehirspor yönetimi kampanyayı başlatırken 10 bin kişiden ses bekliyoruz demişti.
Böylesi aşk öyküleriyle sevilen Eskişehirspor eminim 10 binlerin haykırışlarıyla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR olarak yeniden doğacak bu sinsi kuşatmalardan kurtulacaktır.
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Mart 2020 Cumartesi
5 Kasım 2018 Pazartesi
5 Liraya YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR!
Bir türlü başarılı olunamıyordu.
Eskişehir'de uzun zamandır süren Eskişehirspor'u kurma çalışmaları bir türlü neticelenmiyor, sürekli bir sıkıntı çıkıyordu.
Kentin ileri gelenleri bu işi başarıyla sonuçlandıracağına inandıkları Dr. Aziz BOLEL'e bir kaç gitmişler ancak ondan da olumlu cevap alamamışlardı.
Bir sabah beklenen oldu.
Asle Muğla - Fethiyeli olan Dr. Aziz BOLEL ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve kısa bir süre sonra BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleri arasında Eskişehirspor kurulmuştu.
Anadolu semalarının beklenen yıldızı parlamış, mahzun yüreklerde Kırmızı Şimşekler çakmaya başlamıştı.
***
Eskişehirspor kısa sürede tam bir halk hareketine dönüştü.
Aziz BOLEL ve arkadaşlarının önderliğinde başlayan bu halk hareketi Türkiye'nin futbol tarihini alt üst eden bir hareket haline dönüştü.
7'den 70'e bütün Eskişehir halkı takımına sahipleniyordu.
Kadın - erkek, çoluk - çocuk!...
Herkes bir işin ucundan tutuyor ve Eskişehirspor'u 10 yıl gibi kısa bir zamanda yaşayan efsane haline getiriyorlardı.
Artık Eskişehirspor sadece Eskişehir'in takımı olmaktan çıkmış, bütün Türk milletinin gönlüne taht kurmuştu.
Türkiye'de ilk defa FB, GS ve BJK takımları dışında bir takımın Anadolu'nun bir çok kentinde taraftarları vardı. Eskişehirspor artık ANADOLU YILDIZI olmuştu.
***
Eskişehirspor tüm Türkiye'nin sevgilisi olmanın ötesinde oynadığı futbol ve kazandığı başarılar ile Avrupa'da da adını duyurmuş büyük bir futbol takımı haline gelmişti.
Bugünlere geldiğimizde ise bizler, yani Eskişehirspor sevdalıları stadyum önünde 5 Liralık makbuzlarla kulübümüzü yaşatmak için büyük bir mücadele veriyoruz.
200 Milyonu aşkın borç batağına saplananve bütün gelirleri temlik altında olan kulübümüzü stada maç izlemek için gelen ESES sevdalılarından toplayacağımız 5'er liralarla ayakta tutmaya çalışıyoruz!
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi 5 Lira ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Hayal mi!?
Evet belki bir çok kişiye göre hayal olabilir!
Ancak bu bizim için verdiğimiz büyük savaşın bir cephesi!
***
Stadda görev yapan polislerimizin bile ''Eskişehirspor yaşamalı arkadaş, bana da kes 4 tane makbuz!'' diyerek bizim bu mücadelemize destek vermesi, stad çevresinde dolaşan bir çocuğun ''Abi ben de 3 lira var, 3 liralık makbuz yok mu!?'' demesi bu sevdalı yüreklerin verdiği savaşa güç katmaktadır ve mücadelemizi daha da büyütmektedir.
5 Lira!..
Kimi yerde çay bile vermiyorlar!
Bir paket cıgara bile alamazsınız artık bu parayla!
Bu parayla sahip olamayağımız bir çok şey olabilir ancak bu kadarcık parayla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün hayat bulmasında, gerçekleşmesinde önemli bir pay sahibi olabilirsiniz!
***
Neden 5 Lira!?
''Türkiye'nin en çok sevilen takımı olan Eskişehirspor kendi kentinde bu kadar mı acziyet içine düştü!?'' diye düşünebilirsiniz!
Evet!
Ne yazık ki, bu kadar zor durumdayız ama acziyet içinde değiliz.
Bir halk hareketi olarak Türk futbol tarihindeki yerini alan Eskişehirspor yine bir halk hareketi ile yaşam mücadelesi veriyor ve bu mücadeleyi kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın!
Eskişehir kentinin ileri gelen zevatı, zengini umursamasa da biz varız.
Atatürk'ün ''Eskişehir halkı üstün özelliklere sahip bir halktır!'' sözleriyle övdüğü Eskişehir halkı yaşayan bir efsane haline getirdiği Eskişehirspor'u geleceğe taşımasını da bilecek kudrete sahiptir.
***
Osmanlıspor maçında stad önünde başlayan 5TL kampanyası için arkadaşlarımız bu hafta ve her hafta şehrin tüm cadde ve sokaklarında çalışmaya devam edecekler.
Sokak sokak, cadde cadde, dükkan dükkan gezilecek.
Bir kaç zenginin verebileceği miktarda bir parayı onbinlerce Eskişehirspor sevdalısından tek tek toplayacağız.
Eskişehirspor yaşasın diye gırtlak patlatan sevdalılar Eskişehirspor yaşasın diye yürekjlerini de patlatırlar!
Bundan kimsenin şüphesi olmasın!
***
Bugüne kadar içinde bulunduğumuz berbat durumdan kurtulabilmek için insanüstü bir çaba sarfeden bütün Eskişehirspor sevdalılarına teşekkür ederken, Murat Diri ve Erkan Koca'ya özellikle teşekkür etmeden geçmek büyük haksızlık olacaktır.
Evet herkes elinden geldiğince bir şeyler yapmanın derdine düştü ama Murat Diri ve Erkan Koca öyle bir noktaya geldiler ki ellerinden gelmesi mümkün almayanı da yapmayı başardılar.
Aylardır gece gündüz demeden toplantılar düzenlediler, toplantılara katıldılar, işadamlarına, siyasetçilere ziyaretlere katıldılar. Bir çoğumuz hiç destek olamadık uzaktan dualarımızla destek olmaya çalıştık, bir çoğumuz da birine katıldık üçüne katılamadık.
Murat Diri ve Erkan Koca ise günlerinin her saatini Eskişehirspor için harcadılar.
Allah razı olsun. Allah emeklerini boşa çıkarmasın...
***
BİZİM ÇOCUKLAR!
Bugün Bizim Çocuklar için de bir şeyler söylemek gerekli.
Biz onlara Bizim Çocuklar derken sadece Eskişehirspor'un altyapısından yetiştikleri için ya da çoğunun Eskişehirli olmasından dolayı Bizim Çocuklar demedik.
Bizden oldukları için Bizim Çocuklar dedik!
Bizim gibi ESES sevdalısı, bizim gibi mücadeleci, bizim gibi hırslı, bizim gibi azimli oldukları için Bizim Çocuklar dedik.
Zaman zaman eleştirdik, çünkü biz onlardan bu şanlı formanın onurunu kurtarmalarını istedik.
Zaman zaman bu kutsal görevi kavrayamamış olsalar da son iki maçta olduğu gibi bu kutsal görevi tam olarak özümsemiş bir şekilde mücadele etmelerini istedik.
Hep böyle devam edin çocuklar!
Barlarda kafelerde eğlenmek gezmek tozmak sizin de hakkınız.
Ancak şu an bir seferberlik görevindesiniz.
Kutlu bir görev!
Onbinlerce sevdalı yüreğin umutları size bağlanmış durumda.
Artık sevincimizde sizsiniz kederimiz de sizsiniz!
Siz son 2 maçta verdiğiniz mücadeleyi her maçta verin bu onbinlerce sevdalı yürek sizin hakkınızı mutlaka teslim edecektir. Bundan şüpheniz olmasın.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
Eskişehir'de uzun zamandır süren Eskişehirspor'u kurma çalışmaları bir türlü neticelenmiyor, sürekli bir sıkıntı çıkıyordu.
Kentin ileri gelenleri bu işi başarıyla sonuçlandıracağına inandıkları Dr. Aziz BOLEL'e bir kaç gitmişler ancak ondan da olumlu cevap alamamışlardı.
Bir sabah beklenen oldu.
Asle Muğla - Fethiyeli olan Dr. Aziz BOLEL ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve kısa bir süre sonra BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleri arasında Eskişehirspor kurulmuştu.
Anadolu semalarının beklenen yıldızı parlamış, mahzun yüreklerde Kırmızı Şimşekler çakmaya başlamıştı.
***
Eskişehirspor kısa sürede tam bir halk hareketine dönüştü.
Aziz BOLEL ve arkadaşlarının önderliğinde başlayan bu halk hareketi Türkiye'nin futbol tarihini alt üst eden bir hareket haline dönüştü.
7'den 70'e bütün Eskişehir halkı takımına sahipleniyordu.
Kadın - erkek, çoluk - çocuk!...
Herkes bir işin ucundan tutuyor ve Eskişehirspor'u 10 yıl gibi kısa bir zamanda yaşayan efsane haline getiriyorlardı.
Artık Eskişehirspor sadece Eskişehir'in takımı olmaktan çıkmış, bütün Türk milletinin gönlüne taht kurmuştu.
Türkiye'de ilk defa FB, GS ve BJK takımları dışında bir takımın Anadolu'nun bir çok kentinde taraftarları vardı. Eskişehirspor artık ANADOLU YILDIZI olmuştu.
***
Eskişehirspor tüm Türkiye'nin sevgilisi olmanın ötesinde oynadığı futbol ve kazandığı başarılar ile Avrupa'da da adını duyurmuş büyük bir futbol takımı haline gelmişti.
Bugünlere geldiğimizde ise bizler, yani Eskişehirspor sevdalıları stadyum önünde 5 Liralık makbuzlarla kulübümüzü yaşatmak için büyük bir mücadele veriyoruz.
200 Milyonu aşkın borç batağına saplananve bütün gelirleri temlik altında olan kulübümüzü stada maç izlemek için gelen ESES sevdalılarından toplayacağımız 5'er liralarla ayakta tutmaya çalışıyoruz!
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi 5 Lira ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Hayal mi!?
Evet belki bir çok kişiye göre hayal olabilir!
Ancak bu bizim için verdiğimiz büyük savaşın bir cephesi!
***
Stadda görev yapan polislerimizin bile ''Eskişehirspor yaşamalı arkadaş, bana da kes 4 tane makbuz!'' diyerek bizim bu mücadelemize destek vermesi, stad çevresinde dolaşan bir çocuğun ''Abi ben de 3 lira var, 3 liralık makbuz yok mu!?'' demesi bu sevdalı yüreklerin verdiği savaşa güç katmaktadır ve mücadelemizi daha da büyütmektedir.
5 Lira!..
Kimi yerde çay bile vermiyorlar!
Bir paket cıgara bile alamazsınız artık bu parayla!
Bu parayla sahip olamayağımız bir çok şey olabilir ancak bu kadarcık parayla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün hayat bulmasında, gerçekleşmesinde önemli bir pay sahibi olabilirsiniz!
***
Neden 5 Lira!?
''Türkiye'nin en çok sevilen takımı olan Eskişehirspor kendi kentinde bu kadar mı acziyet içine düştü!?'' diye düşünebilirsiniz!
Evet!
Ne yazık ki, bu kadar zor durumdayız ama acziyet içinde değiliz.
Bir halk hareketi olarak Türk futbol tarihindeki yerini alan Eskişehirspor yine bir halk hareketi ile yaşam mücadelesi veriyor ve bu mücadeleyi kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın!
Eskişehir kentinin ileri gelen zevatı, zengini umursamasa da biz varız.
Atatürk'ün ''Eskişehir halkı üstün özelliklere sahip bir halktır!'' sözleriyle övdüğü Eskişehir halkı yaşayan bir efsane haline getirdiği Eskişehirspor'u geleceğe taşımasını da bilecek kudrete sahiptir.
***
Osmanlıspor maçında stad önünde başlayan 5TL kampanyası için arkadaşlarımız bu hafta ve her hafta şehrin tüm cadde ve sokaklarında çalışmaya devam edecekler.
Sokak sokak, cadde cadde, dükkan dükkan gezilecek.
Bir kaç zenginin verebileceği miktarda bir parayı onbinlerce Eskişehirspor sevdalısından tek tek toplayacağız.
Eskişehirspor yaşasın diye gırtlak patlatan sevdalılar Eskişehirspor yaşasın diye yürekjlerini de patlatırlar!
Bundan kimsenin şüphesi olmasın!
***
Bugüne kadar içinde bulunduğumuz berbat durumdan kurtulabilmek için insanüstü bir çaba sarfeden bütün Eskişehirspor sevdalılarına teşekkür ederken, Murat Diri ve Erkan Koca'ya özellikle teşekkür etmeden geçmek büyük haksızlık olacaktır.
Evet herkes elinden geldiğince bir şeyler yapmanın derdine düştü ama Murat Diri ve Erkan Koca öyle bir noktaya geldiler ki ellerinden gelmesi mümkün almayanı da yapmayı başardılar.
Aylardır gece gündüz demeden toplantılar düzenlediler, toplantılara katıldılar, işadamlarına, siyasetçilere ziyaretlere katıldılar. Bir çoğumuz hiç destek olamadık uzaktan dualarımızla destek olmaya çalıştık, bir çoğumuz da birine katıldık üçüne katılamadık.
Murat Diri ve Erkan Koca ise günlerinin her saatini Eskişehirspor için harcadılar.
Allah razı olsun. Allah emeklerini boşa çıkarmasın...
***
BİZİM ÇOCUKLAR!
Bugün Bizim Çocuklar için de bir şeyler söylemek gerekli.
Biz onlara Bizim Çocuklar derken sadece Eskişehirspor'un altyapısından yetiştikleri için ya da çoğunun Eskişehirli olmasından dolayı Bizim Çocuklar demedik.
Bizden oldukları için Bizim Çocuklar dedik!
Bizim gibi ESES sevdalısı, bizim gibi mücadeleci, bizim gibi hırslı, bizim gibi azimli oldukları için Bizim Çocuklar dedik.
Zaman zaman eleştirdik, çünkü biz onlardan bu şanlı formanın onurunu kurtarmalarını istedik.
Zaman zaman bu kutsal görevi kavrayamamış olsalar da son iki maçta olduğu gibi bu kutsal görevi tam olarak özümsemiş bir şekilde mücadele etmelerini istedik.
Hep böyle devam edin çocuklar!
Barlarda kafelerde eğlenmek gezmek tozmak sizin de hakkınız.
Ancak şu an bir seferberlik görevindesiniz.
Kutlu bir görev!
Onbinlerce sevdalı yüreğin umutları size bağlanmış durumda.
Artık sevincimizde sizsiniz kederimiz de sizsiniz!
Siz son 2 maçta verdiğiniz mücadeleyi her maçta verin bu onbinlerce sevdalı yürek sizin hakkınızı mutlaka teslim edecektir. Bundan şüpheniz olmasın.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
17 Eylül 2018 Pazartesi
Bir ''ATEŞ ÜLKER'' Geçti Bu Dünya'dan
Baktım.
Arayan ''Ateş Abinin eşi''
Açmadım, korktum.
Sessize aldım.
Duymak istemiyordum.
Aslında bunu duyacağımız Ateş ağabeyim 2 ay evvelden söylemişti bana.
Ve bana en çok söylediği iki kelimeyi söylemişti o kulaklarımdaki en güzel ses tonuyla:
- Üzülme Selahattin!
Gözlerim, almıştı haberi.
Damlalar kirpiklerimi yakmaya başlamıştı.
Bir daha çaldı telefon.
Baktım, yine ''Ateş Abinin eşi'' yazıyor ekranda.
Yine korktum.
Yine açmadım.
Ama gözyaşlarım korkmuyordu. Acı haberi onlar çoktan almış ve yanaklarımdan süzülmeye başlamışlardı.
10 dakika bekledim.
Ben aradım.
Ben ağladım, o ağladı.
- Biliyorsunuz değil mi Selahattin bey, sizi çok severdi ve önce sizi aramamı tenbihlemişti!
***
Biliyordum elbet!
Biz aynı kaderin yolcularıydık.
Dürüstlüğümüz enayilik, iyiliğimiz budalalıktı bizim.
Ya sevdamız!?
Aynı takıma sevdalanmıştık.
Ne o Eskişehirliydi ne de ben!
Fakat ikimizde aynı kaderi paylaşıyorduk birbirimizden habersizce...
O da İstanbul'da doğup büyümüş ben de!
O Fındıkzade sokaklarında yaşamış Eskişehirspor sevdasını, ben Kasımpaşa sokaklarında...
Ona da acayip acayip bakmışlar ''Eskişehirsporluyum!'' dediğinde bana da!
- Yahu arkadaş, Eskişehirli değilsin, Eskişehir'den evlenmemişsin, Eskişehir'de yaşamamışsın ne alaka Eskişehirspor!? sorusunu kim bilir o kaç bin kere cevapladı ben kaç bin kere cevapladım!?
Kaderimiz birdi!
Birbirimizden habersiz geçen kader yoldaşlığımız gün geldi bizi bir araya getirdi!
***
Kadıköy sahilinde bir çay ocağının taburelerinde otururken siyah - kırmızı örme şapkası, çantasından çıkardığı Eskişehirspor atkıları, şapkaları ve rozetleri halen gözümün önünde.
- Arkadaşlar, bu ürünleri Eskişehir'den aldım. Eskişehir'de satılan bu ürünlerin bile tamamı hatalı! Bu rozete yıldızları koymamışlar! Bu kaşkoldaki yıldızların renkleri tamamen yanlış! Bu formamdaki armamızın topu temsil eden çizgileri tamamen yanlıştır. Bu armayı çizen Selahattin Vapur'un ruhu bu durumdan çok rahatsız olmaktadır!
Allahım!
Bu nasıl bir aşktır Ya Rabbim!
O güne kadar hiçbirimizin aklına dahi gelmeyen ayrıntılar Ateş Ülker'i nasıl rahatsız etmiş!
Kızgındı!
Öfkeliydi!
Üzgündü!
Ama ümitliydi!
- Bunlar bizi üzmesin! Biz bu yanlışların hepsini düzeltebiliriz!
Ve Ateş ağabeyin bu sözleri eşliğinde kurmuştuk Boğazın Kırmızı Şimşeklerini!
***
Yıllarca birlikte YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelesi verdik!
Biz üzüldükçe O, ''Üzülme'' dedi.
YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ ile BKŞ oluşumu çatısı altında birlikte çalıştık.
Yıllarca gayri resmi faaliyet gösterdikten sonra derneğimizi kurarken de bize hep destek oldu.
- Sıkıntılar olabilir Selahattin. Bunlar seni üzmesin! Ben her zaman sana destek olacağım! Çünkü sen hep güzel şeyler yaptın. Bu dernek de her zaman söylenen Anti Bizans söyleminin hayata geçişi olacaktır!
Evet, BKŞDER bir hançer gibi saplandı ''Bizans'' entrikalarının bağrına!
Biz, yüreklerimizdeki Eskişehirspor sevdası birbirimize bağlandık, birbirimizi bu ortak kaderimiz sayesinde baba-oğul gibi, ağabey - kardeş gibi sevdik.
Ve benim en büyük kazançlarımdan biridir yüreğimdeki Ateş Ülker sevgisi...
***
Ateş ağabeyin mıhterem eşiyle karşılıklı ağlayarak anlaşabilmiştik.
Ne o bir şey söyleyebildi ne de ben.
İkimiz de biliyorduk bu anın geleceğini.
Kendisini sevenleri daha az üzebilmek için de çok gayret sarfetmişti o güzel yürekli insan.
16 Eylül 2018 Pazar günü cami avlusunda Ateş ağabeyin tabutunu bekledik Eskişehirspor'a gönül vermiş kardeşlerimle.
Bir çoğu Onu hiç görmemişti genç kardeşlerimin.
Ama ben onlara o kadar çok Ateş Ülker anısı anlatmışım ki, hepsi yıllardır tanıdıkları bir Ateş Ülker'in cenazesine gelmiş kadar üzgün...
Cenaze aracı geldi.
Güçlü olmaya çalışıyordum.
Tabuta doğru giderken Ateş ağabey yine bana ''Üzülme Selahattin!'' diyordu.
Üzülüyordum!
Ama Ateş ağabey beni üzmemek için kendisinin eriyip gitmesini görmemi istememişti ve ben de Onun kadar güçlü olabilmeliydim.
***
Tabutu görünce bir an tereddüt ettim!
- Bu Ateş ağabey değildir! Bu tabut küçücük! Ateş ağabey bu tabuta nasıl sığsın! dedim kendi kendime.
Tabutun üzerindeki notu okudum emin olmak için!
Dr. Ateş Ülker!
O an anlamıştım Ateş ağabeyimin son günlerinde kendisini görmemi neden kabul etmediğini.
Yine bizi düşünmüştüm.
O dağ gibi adamın eriyip tükendiğini hiç birimizin görmesine müsaade etmemişti.
- Üzülme Selahattin!
Demişti son günlerini yaşarken bile!
Son telefon konuşmamızda;
- Ateş ağabey çok kısa da olsa sadece ben gelsem!
Sözümü tamamlamama bile izin vermedi.
- Selahattin sen gelirsen çok üzüleceksin. Sen çok üzülünce ben de çok üzüleceğim. Beni ümek mi istiyorsun!
- Hayır Ateş ağabey, siz nasıl uygun görürseniz!
Demek ki bunun içinmiş bütün çaban koca yürekli adam!
***
Namazını kıldık, duasını okuduk...
Ve ellerimizle toprağın bağrına yatırıp üzerine de yorganını kürek kürek attık Ateş ağabeyimizin.
Ve hep o dağ gibi adam olarak anımsayacağız Onu!
O kocaman ama yumuşacık elleri!
Kocaman ama yumuşacık yüreği!
Sarıldığım vakit hem Onun göbeğinde hem benim göbeğimden dolayı kavuşamayan kolları!
Ve o beyaz kefene sarılmış küçücük bir beden!
Ellerimle indirdim toprağa!
Ve toprağı avuçlarımla attım üzerine!
Kefenini okşadım!
Toprağını kokladım!
***
Zeki!
Akıllı!
Duygusal!
Naif!
Yumuşak huylu!
İyi kalpli!
İyilik meleği!
Dürüst!
Mert!
Dost!
Arkadaş!
Babacan!
Cesur!
İçi dışı bir!
Baba!
Ve
Eskişehirspor'u sevme sanatının en güzel sanatçısı!
Bir ''ATEŞ ÜLKER'' geçti bu dünyadan!
Allah mekanını cennet etsin inşaallah...
Etiketler:
Aşk,
Ateş Ülker,
EsEs,
Eskişehirspor
28 Ağustos 2018 Salı
SİNAN ÖREN ve İMZA VERMEYEN FUTBOLCULARIMIZA ÇAĞRIDIR!
Sinan Ören...
Değerli kardeşim;
Seni maçlar dışında ne gördüm ne de tanırım.
Seninle alakalı bildiğim tek şey rahmetli Sinan Alaağaç'ın yeğeni olduğundur. Ve sırf bu yüzden seni sevdim, takdir ettim ve her ESES sevdalısına ''İşte bu çocuk adamın hasıdır. Dayısının adını almış ve bu adı en iyi şekilde üzerinde taşımak için çalışmış, çabalamış ve bir zamanlar dayısını gururla taşıdığı o kutlu formayı terletiyor'' diye övgüyle anlatmışımdır...
***
Biz seni Sinan Alağaç'ı sevdiğimiz gibi sevdik.
Eminim ki, sen de bizleri rahmetlinin sevdiği gibi seviyorsundur.
Değerli kardeşim;
Seni maçlar dışında ne gördüm ne de tanırım.
Seninle alakalı bildiğim tek şey rahmetli Sinan Alaağaç'ın yeğeni olduğundur. Ve sırf bu yüzden seni sevdim, takdir ettim ve her ESES sevdalısına ''İşte bu çocuk adamın hasıdır. Dayısının adını almış ve bu adı en iyi şekilde üzerinde taşımak için çalışmış, çabalamış ve bir zamanlar dayısını gururla taşıdığı o kutlu formayı terletiyor'' diye övgüyle anlatmışımdır...
***
Biz seni Sinan Alağaç'ı sevdiğimiz gibi sevdik.
Eminim ki, sen de bizleri rahmetlinin sevdiği gibi seviyorsundur.
Davanda, meselende kesinlikle haklısın.
Birilerine kızgınlığın, kırgınlığın da vardır.
Fakat bu kulüp onların değil...
Bu kulüp bu armayı AŞK ile sevenlerindir.
***
Bak kardeşim;
Ben 53 yaşındayım.
7 Yaşımdan bu yana Eskişehirspor'â AŞK ile bağlıyım.
Eskişehirspor için yazılmış şiirlerimin yer aldığı 2 tane şiir kitabım yayınlandı.
Ve ben ESKİŞEHİRLİ DEĞİLİM.
Eskişehir'de karnım doymadı.
Eskişehir'de ekmek yemedim, su içmedim...
Fakat yolda yürürken bile bir Necdet Yıldırım ağabeyim, bir Sinan Alağaç, bir Aziz Bolel aklıma gelse gözlerimden yaşlar akıverir.
Eskişehirspor'a bir gönlümü verdim, bir de gözyaşlarımı...
***
Şu satırları yazarken bile yüreğim sızlıyor be kardeşim...
İlk küme düştüğümüz BJK maçı sonrasında elinde transistörlü radyosuyla maçı dinleyen ve Eskişehirspor'un küme düştüğünü anlayan BJK taraftarının ''Ulan olur mu be! ESES küme düşer mi!? Şampiyon olmasanız kıyamet mi kopardı şerefsizler!?'' diye ağlaması halen gözlerimi yaşartır.
Eskişehirspor'u insanlar böyle sevdi.
Ve sadece bizler değil; diğer takımların taraftarları da şu an bir güzel haber bekliyorlar...
***
Sen imza vermezsen, arkadaşların imza vermezlerse sadece bu takım küme düşmeyecek Sinan kardeşim...
Yürekler yanacak...
Gözlerden yaşlar akacak...
Yumruklar sıkılacak ama çaresizlik içinde o yumruklar sadece sıkıldığıyla kalacak...
Etmeyin be Sinan kardeşim...
Yüreğimizi yakmayın...
Dualarımızı alın...
Binlerce onbinlerce dua sizi bekliyor...
***
Dua nedir bilir misiniz?
Sevdalı yüreklerin duaları nasıl makbul dualardır bilir misiniz?
Elinizi vicdanınıza koyun ve bizim için; Şu sevdalı yürekler için verin şu imzaları be kardeşim... Eskişehirspor'dan alacağı olan hiç bir futbolcumuz bu alacaklarını 1 yıl daha ertelediği için aç kalmaz, açıkta kalmaz. Ama şundan emin olun; Yüreklerinde yaşattıkları Eskişehirspor sevdası ile ceplerindeki son kuruşa kadar otobüs ve bilet parasını karşılayarak bir deplasmanı bir tek simidi bölüşerek geçiren tribün çocuklarının dünyaları yıkılır siz bu imzaları vermezseniz. Bugüne kadar direndiniz. Haklı davanızda sonuna kadar direnmeye hakkınız var... Fakat bu imzaları verseniz de vermeseniz de bu alacaklarınızı 1 yıl içinde zaten alamayacaksınız. Gelin bu kez de bizim için erteleyin şu alacaklarınızı. Her iki durumda da paralarınızı alamayacaksınız. Ancak imza verip, alacaklarınızın ertelenmesini sağlayarak, Eskişehirspor'un içine düştüğü darboğazdan çıkmasını sağlarsanız ONBİNLERCE SEVDALI YÜREĞİN DUASINI alacaksınız!
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
27 Ağustos 2018 Pazartesi
YENİLMEZ, ''BİZİM ÇOCUKLAR!''
Bazen rakamlar önemsizdir.
5 de olsa, 0 da olsa, hiçbir ehemmiyeti olmaz rakamların.
Bütün rakamlara karşı, AŞK kazanır.
Bütün hesaplara karşı SEVDA kazanır.
Bütün şerefsizliklere karşı ONUR kazanır.
Rakamlar neyi gösterirse göstersin, sevdalı yüreklerin onur mücadelesinde AŞK her zaman kazanır.
Tıpkı ''Bizim Çocuklar'' gibi...
Biri 15'inde bir ''Kınalı Kuzu'' diğeri 20'sinde bir ''Mehmetçik'' misali çıkmışlarsa sahaya ve bir kentin onur mücadelesini veriyorlarsa, orada sonucu rakamlar tayin etmez...
Yürekteki AŞK hep galip gelir bu mücadelenin sonunda...
***
Eskişehir kenti 1965'te Lider Aziz Bolel önderliğinde başlattığı onur mücadelesini bu sezon yine kendi çocuklarıyla yeniden veriyor.
Bir kentin bütün yükü sırtına omuzlayıp, sahaya çıkmak öyle basit bir iş değil arkadaş!
15 Yaşında bir çocuk!
Diğeri 17'sinde!
Bir başkası 18'inde ve 20'sinde...
Çocuklar...
Bizim Çocuklar...
Eskişehir'i düşman işgalinden koruyan, kurtaran çocukların çocukların ''Bizim Çocuklar''...
Giresun deplasmanından sonra Gençlerbirliği deplasmanında da tüm Eskişehirspor sevdalılarının onur mücadelesini verip sahadan bir kere daha zaferle ayrılan çocuklar...
Tek tek alınlarından öpülecek çocuklar...
''Bizim Çocuklar...
***
Skor tabelası 5-0'ı gösterse de tribünlerde ve ekran başında onların bu onur mücadelesine destek veren on binlerce sevdalı yüreğin üzülmediği bir yenilginin ifadesiydi bu 5-0'lık fotoğraf...
Maçın büyük bölümünde rakibine baskı kuran, hızlı kontraataklar yapan, sahanın her yerine koşan, derli toplu bir oyun düzenini hiç bozmayan bir takım oluşmuş durumda.
Giresun maçındaki dağınıklık ve heyecan Balıkesirspor ve Gençlerbirliği maçlarında ortadan kalkmış görünüyor. Her hafta biraz daha olgunlaşan ve gelişen bir oyun sergiliyor ''Bizim Çocuklar''
İnsanın ''Şu lisanslar çıkmasa da lig sonuna kadar bu çocuklar oynasa'' diyesi geliyor zaman zaman...
Biraz şans biraz da hakemler adaletli olsalar her şey çok daha iyi olacak...
***
MHK DİKKAT! BU ÇOCUKLARIN HAKKI ÖDENMEZ!
Üç maç ve üç kırmızı kart.
Çok kolay çıkan kırmızı kartlar.
Türkiye'de bir çok maçta bu kartların çıkması mümkün olmaz.
Fakat ''Vur abalıya'' misali üç maçta da hakemler bu çocuklar lehine hiç bir insiyatif kullanmadan ve hiç tereddüt etmeden çok kolay ve acımasızca çıkardılar kırmızı kartlarını.
Efendiler, sizin çıkardığınız o kartlar aslında Türk futbolunun geleceğine gösterilmiş kırmızı kartlardır.
Türk futbolunda yıldız oyuncu yetişmemesinin önündeki en büyük engel sorumsuzca gösterilen bu kırmızı kartlardır.
Yaş ortalaması 33-35 olan tecrübeli takımlara karşı sahaya çıkan ve yaş ortalaması 18-19 olan bir takıma resmen kıyım yapılıyor.
Gencecik çocukların onur mücadelesi hakemler tarafından yok sayılıyor.
''Kaşar'' olarak tabir ettiğimiz rakip oyuncuların hemen hemen her ikili mücadelede kendilerini yere bırakması ne kadar ''ayıp'' ise hakemlerin bunu yutması ve 3 maçta 3 kırmızı kart göstermesi de o kadar büyük ayıptır.
MHK'yı uyarıyoruz.
Bu çocukların hakkı ödenmez!
Bu çocukların hakkını yiyenlere sessiz kalınması, seyirci kalınması asla affedilemez!
MHK vebal altındadır!
***
VE TRİBÜNDEKİ ''BİZİM ÇOCUKLAR''
Ve tribünlerde yazılan EN GÜZEL AŞK HİKAYESİ...
Hani demiştik ya;
Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur...
İşte 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ankara'da bir kere daha bu sözümüzün boş lakırdı olmadığını bütün Türkiye gördü.
Ne 1-0
Ne 2-0
Ne 3-0
Ne 4-0
Ne de 5-0 bu aşkı yenemedi.
Hiç bir rakam bir aşkın haykırışını susturamadı!
Rakamlar bir kere daha AŞK'a mağlup oldu!
Yine biz kazandık!
1965'ten bu yana olduğu gibi yine biz; Eskişehirspor Sevdalıları olarak kazandık.
Aşkımızı haykırdık hiç susmadan.
Sahada ''Bizim Çocuklar'', tribünde ''Bizim Çocuklar''
Aşkımızı haykırdık.
Ve soranlara dedik ki;
''Ne güzel yenildik be abi!''
''Sevinmek için sevmeyen'' bütün ESES aşıklarına selam olsun...
***
VE YENİLENLER!
Biz tribünde,
Bizim Çocuklar sahada yenilmedik, yenilmediler...
Ama yenilenler çoktu!
Merhum kurucu başkanımız, Eskişehirspor sevdalılarının unutulmaz ''Lider''i Aziz BOLEL'den bu yana Eskişehirspor'un kuruluş felsefesini anlamayan;
Finlandiya'dan İspanya'ya, Bulgaristan'dan İskoçya'ya, Amerika'dan Afrika'ya kadar nam salan ve büyük sempati toplayan Eskişehirspor'u;
Anadolu'nun her kentinden sevdalı yüreklerde parlayan ve ANADOLU YILDIZI ünvanını alan Eskişehirspor'u sıradan bir kent takımı haline getiren, yapılan seri yanlışlarla bugünkü borç batağının içine atan yöneticilerin alayı yenildiler Ankara'da...
Eskişehir'in en büyük markası olan Eskişehirspor'u yok sayan seçilmiş ve atanmışların alayı yenildi...
Eskişehir'de doğan ve Eskişehir'de doyan, ancak Eskişehir'in en büyük değeri olan Eskişehirspor'u görmezden gelen, yok sayan işadamlarının alayı bir kere daha hezimete uğradılar Ankara'da...
***
AYIP GENÇLERBİRLİĞİ TARAFTARININ, ALKIŞLAR JAILTON'un...
Giresun'da olduğu gibi, Ankara'da da sahadaki iyi yürekli çocuklara karşı kötü tezahürat yapan Gençlerbirliği taraftarına söylenecek sözümüz yok!
Eşer utanma duygularını henüz kaybetmedilerse bu gencecik çocuklara karşı yaptıkları o utanç verici tezahüratlarını bir kere de tv'den izleyip utansınlar!
Futbol taraftarlığı bu değildir!
Takımı 3 maçta 3 galibiyet almış bir taraftar topluluğu ve bomboş tribünler...
Bundan utanmayanlar, Eskişehirspor aleyhine küfürlü tezahürat yaparak ezikliklerini örtmeye mi çalıştılar!?
Buna karşılık 3 maçta 1 beraberlik 2 mağlubiyet alan Eskişehirspor'un deplasman tribünleri hınca hınç dolu. Bir o kadar daha yer verilse yine dolardı.
İşte futbol taraftarlığı budur!
Aşk ile sevmek budur!
Maç bitene kadar skor tabelsindaki rakamlar ne olursa olsun sadece takımına destek veren ESES sevdalılarından birazcık olsun edep ve tribün dersi alın!
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşanan güzellikler vardı.
Maç sonunda Gençlerbirliği oyuncusu Jailton'un ESES tribünleri önüne kadar gelip, eğilerek o sevdalı yürekleri selamlaması spor programlarına jenerik görüntüsü olacak cinstendi!
Tebrikler Jailton!
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Yaşayacak Eskişehirspor!
Sonsuza kadar yaşayacak!
Ankara'da bir kere daha gördük ki, bu sevdalı yürekler olduğu sürece Eskişehirspor yaşayacak!
Yeter ki; SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKMASINI BİLELİM!
Kulübümüze üye olalım.
Sadece tribünlerde değil; kongre salonlarında da ''BİZ'' kazanalım!
Eskişehirspor üzerinden menfaat sağlamaya çalışanlara engel olalım!
Eskişehirspor'u siyasi rant aracı olarak görenlere engel olalım!
1965 ruhunu unutmayalım!
O yıllarda formalarımızı yıkayıp paklayan, söküklerini tamir edip bir sonraki maça temiz pak çıkmaları için emek harcayan analarımızı, bacılarımızı unutmayalım.
Onlar kadar sahip çıkalım yeter!
SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKALIM ve sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
5 de olsa, 0 da olsa, hiçbir ehemmiyeti olmaz rakamların.
Bütün rakamlara karşı, AŞK kazanır.
Bütün hesaplara karşı SEVDA kazanır.
Bütün şerefsizliklere karşı ONUR kazanır.
Rakamlar neyi gösterirse göstersin, sevdalı yüreklerin onur mücadelesinde AŞK her zaman kazanır.
Tıpkı ''Bizim Çocuklar'' gibi...
Biri 15'inde bir ''Kınalı Kuzu'' diğeri 20'sinde bir ''Mehmetçik'' misali çıkmışlarsa sahaya ve bir kentin onur mücadelesini veriyorlarsa, orada sonucu rakamlar tayin etmez...
Yürekteki AŞK hep galip gelir bu mücadelenin sonunda...
***
Eskişehir kenti 1965'te Lider Aziz Bolel önderliğinde başlattığı onur mücadelesini bu sezon yine kendi çocuklarıyla yeniden veriyor.
Bir kentin bütün yükü sırtına omuzlayıp, sahaya çıkmak öyle basit bir iş değil arkadaş!
15 Yaşında bir çocuk!
Diğeri 17'sinde!
Bir başkası 18'inde ve 20'sinde...
Çocuklar...
Bizim Çocuklar...
Eskişehir'i düşman işgalinden koruyan, kurtaran çocukların çocukların ''Bizim Çocuklar''...
Giresun deplasmanından sonra Gençlerbirliği deplasmanında da tüm Eskişehirspor sevdalılarının onur mücadelesini verip sahadan bir kere daha zaferle ayrılan çocuklar...
Tek tek alınlarından öpülecek çocuklar...
''Bizim Çocuklar...
***
Skor tabelası 5-0'ı gösterse de tribünlerde ve ekran başında onların bu onur mücadelesine destek veren on binlerce sevdalı yüreğin üzülmediği bir yenilginin ifadesiydi bu 5-0'lık fotoğraf...
Maçın büyük bölümünde rakibine baskı kuran, hızlı kontraataklar yapan, sahanın her yerine koşan, derli toplu bir oyun düzenini hiç bozmayan bir takım oluşmuş durumda.
Giresun maçındaki dağınıklık ve heyecan Balıkesirspor ve Gençlerbirliği maçlarında ortadan kalkmış görünüyor. Her hafta biraz daha olgunlaşan ve gelişen bir oyun sergiliyor ''Bizim Çocuklar''
İnsanın ''Şu lisanslar çıkmasa da lig sonuna kadar bu çocuklar oynasa'' diyesi geliyor zaman zaman...
Biraz şans biraz da hakemler adaletli olsalar her şey çok daha iyi olacak...
***
MHK DİKKAT! BU ÇOCUKLARIN HAKKI ÖDENMEZ!
Üç maç ve üç kırmızı kart.
Çok kolay çıkan kırmızı kartlar.
Türkiye'de bir çok maçta bu kartların çıkması mümkün olmaz.
Fakat ''Vur abalıya'' misali üç maçta da hakemler bu çocuklar lehine hiç bir insiyatif kullanmadan ve hiç tereddüt etmeden çok kolay ve acımasızca çıkardılar kırmızı kartlarını.
Efendiler, sizin çıkardığınız o kartlar aslında Türk futbolunun geleceğine gösterilmiş kırmızı kartlardır.
Türk futbolunda yıldız oyuncu yetişmemesinin önündeki en büyük engel sorumsuzca gösterilen bu kırmızı kartlardır.
Yaş ortalaması 33-35 olan tecrübeli takımlara karşı sahaya çıkan ve yaş ortalaması 18-19 olan bir takıma resmen kıyım yapılıyor.
Gencecik çocukların onur mücadelesi hakemler tarafından yok sayılıyor.
''Kaşar'' olarak tabir ettiğimiz rakip oyuncuların hemen hemen her ikili mücadelede kendilerini yere bırakması ne kadar ''ayıp'' ise hakemlerin bunu yutması ve 3 maçta 3 kırmızı kart göstermesi de o kadar büyük ayıptır.
MHK'yı uyarıyoruz.
Bu çocukların hakkı ödenmez!
Bu çocukların hakkını yiyenlere sessiz kalınması, seyirci kalınması asla affedilemez!
MHK vebal altındadır!
***
VE TRİBÜNDEKİ ''BİZİM ÇOCUKLAR''
Ve tribünlerde yazılan EN GÜZEL AŞK HİKAYESİ...
Hani demiştik ya;
Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur...
İşte 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ankara'da bir kere daha bu sözümüzün boş lakırdı olmadığını bütün Türkiye gördü.
Ne 1-0
Ne 2-0
Ne 3-0
Ne 4-0
Ne de 5-0 bu aşkı yenemedi.
Hiç bir rakam bir aşkın haykırışını susturamadı!
Rakamlar bir kere daha AŞK'a mağlup oldu!
Yine biz kazandık!
1965'ten bu yana olduğu gibi yine biz; Eskişehirspor Sevdalıları olarak kazandık.
Aşkımızı haykırdık hiç susmadan.
Sahada ''Bizim Çocuklar'', tribünde ''Bizim Çocuklar''
Aşkımızı haykırdık.
Ve soranlara dedik ki;
''Ne güzel yenildik be abi!''
''Sevinmek için sevmeyen'' bütün ESES aşıklarına selam olsun...
***
VE YENİLENLER!
Biz tribünde,
Bizim Çocuklar sahada yenilmedik, yenilmediler...
Ama yenilenler çoktu!
Merhum kurucu başkanımız, Eskişehirspor sevdalılarının unutulmaz ''Lider''i Aziz BOLEL'den bu yana Eskişehirspor'un kuruluş felsefesini anlamayan;
Finlandiya'dan İspanya'ya, Bulgaristan'dan İskoçya'ya, Amerika'dan Afrika'ya kadar nam salan ve büyük sempati toplayan Eskişehirspor'u;
Anadolu'nun her kentinden sevdalı yüreklerde parlayan ve ANADOLU YILDIZI ünvanını alan Eskişehirspor'u sıradan bir kent takımı haline getiren, yapılan seri yanlışlarla bugünkü borç batağının içine atan yöneticilerin alayı yenildiler Ankara'da...
Eskişehir'in en büyük markası olan Eskişehirspor'u yok sayan seçilmiş ve atanmışların alayı yenildi...
Eskişehir'de doğan ve Eskişehir'de doyan, ancak Eskişehir'in en büyük değeri olan Eskişehirspor'u görmezden gelen, yok sayan işadamlarının alayı bir kere daha hezimete uğradılar Ankara'da...
***
AYIP GENÇLERBİRLİĞİ TARAFTARININ, ALKIŞLAR JAILTON'un...
Giresun'da olduğu gibi, Ankara'da da sahadaki iyi yürekli çocuklara karşı kötü tezahürat yapan Gençlerbirliği taraftarına söylenecek sözümüz yok!
Eşer utanma duygularını henüz kaybetmedilerse bu gencecik çocuklara karşı yaptıkları o utanç verici tezahüratlarını bir kere de tv'den izleyip utansınlar!
Futbol taraftarlığı bu değildir!
Takımı 3 maçta 3 galibiyet almış bir taraftar topluluğu ve bomboş tribünler...
Bundan utanmayanlar, Eskişehirspor aleyhine küfürlü tezahürat yaparak ezikliklerini örtmeye mi çalıştılar!?
Buna karşılık 3 maçta 1 beraberlik 2 mağlubiyet alan Eskişehirspor'un deplasman tribünleri hınca hınç dolu. Bir o kadar daha yer verilse yine dolardı.
İşte futbol taraftarlığı budur!
Aşk ile sevmek budur!
Maç bitene kadar skor tabelsindaki rakamlar ne olursa olsun sadece takımına destek veren ESES sevdalılarından birazcık olsun edep ve tribün dersi alın!
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşanan güzellikler vardı.
Maç sonunda Gençlerbirliği oyuncusu Jailton'un ESES tribünleri önüne kadar gelip, eğilerek o sevdalı yürekleri selamlaması spor programlarına jenerik görüntüsü olacak cinstendi!
Tebrikler Jailton!
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Yaşayacak Eskişehirspor!
Sonsuza kadar yaşayacak!
Ankara'da bir kere daha gördük ki, bu sevdalı yürekler olduğu sürece Eskişehirspor yaşayacak!
Yeter ki; SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKMASINI BİLELİM!
Kulübümüze üye olalım.
Sadece tribünlerde değil; kongre salonlarında da ''BİZ'' kazanalım!
Eskişehirspor üzerinden menfaat sağlamaya çalışanlara engel olalım!
Eskişehirspor'u siyasi rant aracı olarak görenlere engel olalım!
1965 ruhunu unutmayalım!
O yıllarda formalarımızı yıkayıp paklayan, söküklerini tamir edip bir sonraki maça temiz pak çıkmaları için emek harcayan analarımızı, bacılarımızı unutmayalım.
Onlar kadar sahip çıkalım yeter!
SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKALIM ve sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
21 Haziran 2018 Perşembe
Abdullah Gegiç ve En Büyük Sevdası Eskişehirspor...
Abdullah Gegiç...
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
16 Nisan 2018 Pazartesi
BEN SENİ KASIMPAŞA SOKAKLARINDA SEVDİM
Merhaba sevgilim!Kara kaşı, kara gözü, sırma saçı, ince beli olmayan sevgilim...
Bedensiz ruhu, Anadolu'yu aydınlatan ışığı ve gönlüme doğan sevdasına sevdalandığım sevgilim...
ESESİM!
İLK AŞKIM!
Biricik sevgilim!
Merhaba!
Merhaba KARA&KIZIL SEVDAM!
Merhaba!
***
Akseki'de doğdum, yaşım dolmadan Kasımpaşa'ya geldim...
Kasımpaşa sokaklarında tanıdım seni.
Ve Kasımpaşa sokaklarında sevdim, sevdalandım!
Doğamadım Eskişehir'de...
Herkese nasip olmuyormuş o güzel kentte doğmak.
Elhamdulillah en azından sana sevdalanmak nasip oldu bana.
Küçücüktü yüreğim.
''El kadar''dım belki...
Eskişehir'de doğamadım amma,
Adını nüfus kağıdıma yazdıramadım amma,
Sevdanı yazdım yüreğime!
Aşkını yazdım kimliğime!
***
Kasımpaşa sokaklarında sevdim ben seni.
Çocuklar bile biliyor artık kimliğimi.
45 senedir herkes ''ESESLİ SELO'' diye okur kimliğimi...
Kasımpaşa'da Hoca Ahmet sokakta...
Bazen tek kale, bazen minyatür kale maç yaparken, topumuz gazoz kapağı olsa da ben hep İsmail Arca olurdum.
Bir arkadaşım Fenerli Lefter, biri Gassaraylı Metin, bir diğeri BJK'li Sanlı olurken ben ESESli İsmail Arca olurdum...
Hatta bir ara saçlarım da kirpi gibi olsa düşünmüşlüğüm bile vardır!
Sevgilim!
Anadolu duruşlu sevgilim!
Ben seni Kasımpaşa sokaklarında sevdim...
***
Ben seni hep özledim!
Uzaktan sevmenin en büyük acısını, özlemeyi en çok ben yaşadım belki de...
Ve ben senin özlemeye bile sevdalandım sevgilim!
Yolda, sokakta, çarşıda, pazarda...
Nerede olursam olayım, her Siyah'ın yanına bir Kırmızı aradım...
Sırf Siyah - Kırmızı forma giyiyorlar diye her pazar günü Bayramyeri sahasında Tozkoparanspor'u seyrettim.
Hayallerimi seninle süsledim.
Sana kavuşmayı imkansız bildim o küçücük yüreğimde...
Ama hep sevdim.
Ben seni, seni hiç görmeden, Kasımpaşa sokaklarında sevdim ESESİM!
***
Tercüman gazetesinin taşra baskısı için 1 saat önceden sıraya girdim Kasımpaşa Pazariçi'nde...
Elimde çiçeklerim hiç olmadı ama hep bekledim.
Akşam saatlerinde gazeteler gelince heyecandan yüreğim yerinden oynardı.
İlk gazeteyi hep ben alırdım.
Sana sevdalı bir tek ben vardım.
Kızılay Meydanı'nda,
Arnavut kaldırımda,
Sokak lambasının ışığında,
Gazetenin son sayfasında kocaman fotoğraflarını görünce,
Ankara gazozu içmiş kadar sevindim sevgilim!
İstanbul baskısında küçücük yazılar olurken taşra baskısında en büyük fotoğraflarla seni anlatırdı gazeteler...
Ben seni Kasımpaşa sokaklarında, Tercüman'ın taşra baskılarında sevdim sevgilim!
***
Ne kupalarını bekledim,
Ne de şampiyonluklarını...
Anadolu Yıldızı olmana sevdalandım...
Kırmızı Şimşekler diye haykırışlara sevdalandım...
Seni sevenlere sevdalandım ESESİM!
Babadan oğula miras kalan bu kutlu sevdaya sevdalandım...
Hangi kupa, hangi şampiyonluk beni sana sevdalanmak kadar mutlu eder ki!?
Senin için verilen kavgalara sevdalandım,
Senin için dökülen gözyaşlarına sevdalandım,
Senin için yazılan şiirlere sevdalandım,
Senin için söylenen şarkılara sevdalandım,
Amigo Orhanlara,
Yufka İlhanlara,
Deli Kubilaylara,
Maça gitmek için evinin kiremitlerini satan Şemsettinlere,
Ve daha nice destansı sevenlere sevdalandım ESESİM!
***
Yine küme düşmeme derdindesin sevgilim.
Bizim umurumuzda mı sanki!
Kümeler umurumuzda mı!?
Sen düştükçe, sen yenildikçe bizim sana sevdamız şampiyon olmadı mı!?
Sen üçüncü liglere düştüğünde bile, bizim aşkımız stadları yakmadı mı!?
Hangi köy stadında sana sevdalı yürekler yanmadı ki!?
Hangi stadın çürük betonlarına göz yaşlarımızı akıtmadık ki!?
Düşsen de düşmesen de biz seni hep seveceğiz sevgilim.
***
Fakat bu sefer düşme be sevgilim!
ben seni Kasımpaşa sokaklarında sevdim.
Bugün Eskişehir'de ve memleketin bir çok sokağında sana sevdalanan, gönlü sana düşen minicik yürekler var!
Biz seni severken üzüldük ama asla yorulmadık sevgilim!
Bugün sana sevdalanan çocuklar üzülmesin sevgilim!
Düşme sevgilim!
Düşme ESESİM!
20 Mart 2018 Salı
Şehidin Sevdasıdır ESKİŞEHİRSPOR!
''Nasıl olur!?''
Diyorlar hayretle!
Biz anlatmaktan usandık, onlar şaşırmaktan usanmadı.
Bir futbol takımı nasıl olur da bu kadar sevilir!?
Hep bu soruya muhatap oluyoruz.
Bir de benim gibi Eskişehirli olmadan Eskişehirspor sevdalısı olana rastladılar mı, yandı keten helvam!
O üç takımdan birini tutmak sanki farzmış gibi, ''Tamam onu anladık da asıl takım hangisi'' sorusu gelince kan beynimize çıkıyor.
Yok ulan yok işte!
Başkası yok!
Sen nasıl ki, Anadolu'nun herhangi bir yerinde doğup da İstanbul'un üç takımından birini tutuyorsan ben de Eskişehirspor'a sevdalıyım!
Nesi garip geliyor bunun!?
***
Eskişehirspor sevdası kitaplar da yazılsa anlaşılmayacak!
Yaşamak gerek.
Şimdi sizlere yaşanan bu büyük sevdanın en can alıcı örneklerinden birini aktaracağım şimdi sizlere.
Biliyorsunuz ordumu Afrin'e yönelik büyük bir operasyon başlattı ve zaferle sonuçlandı.
Çok şehit verdik!
Büyük acılar yaşadık!
Ancak şehadet şerbetini içen şehitlerimizin hepsi gökteki yıldızlar kadar kutsal birer emanet olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için can veren yiğitler olarak, gönül tahtlarımızdaki yerlerini aldılar.
Allah onlardan razı olsun!
Son şehitlerimizden biri, Eskişehirli Binbaşımız Mithat Dunca...
Mithat Dunca'nın arkadaşına yazmış olduğu vasiyeti Türk Milleti'nin yüreklerini sızlattı.
Ve bizlere bir kez daha Eskişehirspor sevdasının ne büyük, ne kutlu bir sevda olduğunu gösterdi.
***
Şehit Binbaşı Mithat Dunca Afrin'e girmeden önce arkadaşına cep telefonundan şu vasiyeti yazdı!
''Hacı ne yapıyorsun? Biz içeri giriyoruz. Sağ salim geri dönersek eğer bu mesaj sende kalsın ama olur da şehitlik rütbesi nasip olursa:
Diyorlar hayretle!
Biz anlatmaktan usandık, onlar şaşırmaktan usanmadı.
Bir futbol takımı nasıl olur da bu kadar sevilir!?
Hep bu soruya muhatap oluyoruz.
Bir de benim gibi Eskişehirli olmadan Eskişehirspor sevdalısı olana rastladılar mı, yandı keten helvam!
O üç takımdan birini tutmak sanki farzmış gibi, ''Tamam onu anladık da asıl takım hangisi'' sorusu gelince kan beynimize çıkıyor.
Yok ulan yok işte!
Başkası yok!
Sen nasıl ki, Anadolu'nun herhangi bir yerinde doğup da İstanbul'un üç takımından birini tutuyorsan ben de Eskişehirspor'a sevdalıyım!
Nesi garip geliyor bunun!?
***
Eskişehirspor sevdası kitaplar da yazılsa anlaşılmayacak!
Yaşamak gerek.
Şimdi sizlere yaşanan bu büyük sevdanın en can alıcı örneklerinden birini aktaracağım şimdi sizlere.
Biliyorsunuz ordumu Afrin'e yönelik büyük bir operasyon başlattı ve zaferle sonuçlandı.
Çok şehit verdik!
Büyük acılar yaşadık!
Ancak şehadet şerbetini içen şehitlerimizin hepsi gökteki yıldızlar kadar kutsal birer emanet olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için can veren yiğitler olarak, gönül tahtlarımızdaki yerlerini aldılar.
Allah onlardan razı olsun!
Son şehitlerimizden biri, Eskişehirli Binbaşımız Mithat Dunca...
Mithat Dunca'nın arkadaşına yazmış olduğu vasiyeti Türk Milleti'nin yüreklerini sızlattı.
Ve bizlere bir kez daha Eskişehirspor sevdasının ne büyük, ne kutlu bir sevda olduğunu gösterdi.
***
Şehit Binbaşı Mithat Dunca Afrin'e girmeden önce arkadaşına cep telefonundan şu vasiyeti yazdı!
''Hacı ne yapıyorsun? Biz içeri giriyoruz. Sağ salim geri dönersek eğer bu mesaj sende kalsın ama olur da şehitlik rütbesi nasip olursa:
"1. Zeynep Naz ve yengen sana emanet her şeyiyle.
2. Yengen nereye isterse oraya defnetsin ve hakkını helal etsin, çok kahrımı çekti biliyorsun. Ama benim gönlümden geçen Eskişehir Vişnelik Hava Şehitliği ya da Ankara Cebeci Şehitliği İhsan Yüzbaşının yanıbaşı. Zeynoma da anlat, ben onlar gelecekte bu meselelerle uğraşmasınlar, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalsın diye can verdim bilsin ve hakkını helal etsin.
3. Yengen ile Zeynom planlarımızı ertelemesin, önce Karadeniz turu, sonra Kıbrıs, sonra da Recepler oradayken yurt dışı turlarını mutlaka yapsınlar.
4. Herkese söyle. Annem, abim ve özellikle de babam hakkını helal etsin. Verilecek tazminatın bir kısmı ile sağlıkları el verirse annem ile babamı hacca gönderin.
5. Arkamdan kesinlikle ve kesinlikle kimse para tartışmasına girmesin. İsmail Kartal'a olan borçlarım unutulmasın yeni aldığım arsadan dolayı.
7. Söyle, Es Es bu sene Süper Lig'e çıkarsa mezarımı ziyaret etsinler. Erkan Zengin ve diğerleri.
8. Son olarak, şehit olmak nasip olursa inşallah şefaat edeceğim üçüncü kişi de sensin bunu da bil (Zeynom, Yengen, Sen.............)"
***
Ailesi, evlatları. vatanı ve Eskişehirspor!
Ve bunun adı AŞK'tır!
Aile aşkı,
Evlat aşkı,
Vatan aşkı,
Ve Eskişehirspor aşkı...
Şimdi bu vasiyetin gereği en görkemli şekilde yapılmalıdır.
Eskişehirspor yönetimi, futbolcular, teknik heyet ve tüm çalışanların yanısıra tüm Eskişehirspor sevdalılarının katılacağı bir yürüyüş ile şehidimizin kabri ziyaret edilmelidir.
Bu da yetmez.
Yeni yapılan Eskişehir Atatürk Stadı önüne şehidimizin bir heykeli dikilmeli.
Böylesine büyük bir AŞK mutlaka ölümsüzleştirilmelidir.
***
Sözün özü Eskişehirspor'a sevdalanmak böyle bir şeydir.
Şehadet gönlünüze malum olmuşsa ilk aklınıza gelenlerin başında yer alır Eskişehirspor.
Çünkü Eskişehirspor bizim için yenen, yenilen bir futbol takımı değil.
Bir yaşam biçimidir!
Şehidmizi bir kez daha rahmetle anıyoruz.
Yazımızı buraya kadar sabırla okuyan her okurumuzdan başta Şehit Binbaşı Mithat Dunca olmak üzere tüm şehitlerimiz için bir Fatiha okumaya davet ediyorum.
***
Ailesi, evlatları. vatanı ve Eskişehirspor!
Ve bunun adı AŞK'tır!
Aile aşkı,
Evlat aşkı,
Vatan aşkı,
Ve Eskişehirspor aşkı...
Şimdi bu vasiyetin gereği en görkemli şekilde yapılmalıdır.
Eskişehirspor yönetimi, futbolcular, teknik heyet ve tüm çalışanların yanısıra tüm Eskişehirspor sevdalılarının katılacağı bir yürüyüş ile şehidimizin kabri ziyaret edilmelidir.
Bu da yetmez.
Yeni yapılan Eskişehir Atatürk Stadı önüne şehidimizin bir heykeli dikilmeli.
Böylesine büyük bir AŞK mutlaka ölümsüzleştirilmelidir.
***
Sözün özü Eskişehirspor'a sevdalanmak böyle bir şeydir.
Şehadet gönlünüze malum olmuşsa ilk aklınıza gelenlerin başında yer alır Eskişehirspor.
Çünkü Eskişehirspor bizim için yenen, yenilen bir futbol takımı değil.
Bir yaşam biçimidir!
Şehidmizi bir kez daha rahmetle anıyoruz.
Yazımızı buraya kadar sabırla okuyan her okurumuzdan başta Şehit Binbaşı Mithat Dunca olmak üzere tüm şehitlerimiz için bir Fatiha okumaya davet ediyorum.
17 Mart 2018 Cumartesi
Kara&Kızıl Sevda'nın Gözyaşları
Bir sevda düşünün!
Aşık var maşuk yok!
Onbinlerce yürek sevdalanmış, bedensiz bir ruha...
Bindokuzyüzaltmışbeş'ten bu yana yüreklerde yanan bir ateş.
Ne vuslatı var, ne de hasreti.
Her daim yanıbaşımızda her daim ötelerden ötede.
Saçları siyah ise, gözleri Kırmızı,
Gözleri Siyah ise, hilal kaşları siyah...
Adı;
Anadolu Yıldızı
Adı;
Kırmızı Şimşekler
Adı;
Eskişehirspor!
***
Sizlerle paylaştığımız fotoğraftaki ADAM'a iyi bakın!
Bir aşıklar ordusunun lideri.
NEFERlerin reisi!
Bu adama sorun;
Kaç kere böyle yenilmiş!?
Kaç kere böyle yıkılmış!?
Kaç kere böyle ağlamış!?
Kaç kere böyle tükenmiş!?
Kaç kere böyle isyan etmiş!?
Hangi zorluk onu böylesine yıkabilmiş!?
Hangi acı ona böylesine yürekten gözyaşı döktürebilmiş!?
Hangi puşt zümresi onu böylesi hallere sokabilmiş!?
Hangi kumpas onu böylesine naçar bırakabilmiş!?
***
Bu ADAM Murat Diri!
Hayatın tüm zorlukları, tüm kahpelikleri, tüm acıları bir araya gelse onu böylesine yıldıramaz, böylesine yıkamaz, böylesine gözyaşı döktüremezdi.
Onu bu hallere sokan, onbinlerce sevdalı yüreğin ateşi, ESKİŞEHİRSPOR sevdasıdır.
İşte böyledir bu sevda.
Sevgili Murat Diri'yi bu vaziyette görünce, İstanbul'da Vefa Stadı'nda Eskişehirspor sevdam için döktüğüm ilk gözyaşlarımın dinmeyen sızısı nüksetti yüreğimde.
Sanki halen yanaklarımdan süzülüyor o gözyaşları.
Biz Eskişehir Atatürk Stadı'na ''Kutlu Mabet'' derken boş lakırdı etmiyorduk.
Nice sevdalı yürekten akan gözyaşları ile kutsandı o stadyum!
Nice acılarımız, nice umutlarımız, nice kahroluşlarımız halen oralardadır!
***
Eskişehirspor'u yönetenler!
Eskişehirspor'dan ekmek yiyenler!
Eskişehirspor'da forma giyenler!
Unutmayın bu gözyaşlarını!
Bu gözyaşlarımızın ahını almayın!
Umutlarımızın,
Sevdamızın,
Tükenişlerimizin,
Dirilişlermizin,
BaşKaldırıŞlarımızın,
İsyanlarımızın,
Teslimiyetlerimizin,
Lafın özü Eskişehirspor aşkımızın ahını almayın!
Çıkar aheste aheste!
***
Sevdamızın başını öne eğdirenler elbette bunun vebalini öderler.
Biz nice yenilgiler yaşadık, nice hayal kırıklıklar yaşadık!
Hiç birinde başımız öne eğilmedi!
Fakat, ruhsuzca bu kutlu sevdaya ihanet edildiği vakit gönlümüzün direkleri sızlıyor!
Gün gelecek, güneş doğacak!
Ve 1965 Ruhu ile bu kutlu sevdanın peşinde koşanlar, YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi gerçekleitirecektir.
Başımızı öne eğmeyelim reis!
Biz dik başlı değil; Anadolu'nun Başı Dik Evlatlarıyız!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
Aşık var maşuk yok!
Onbinlerce yürek sevdalanmış, bedensiz bir ruha...
Bindokuzyüzaltmışbeş'ten bu yana yüreklerde yanan bir ateş.
Ne vuslatı var, ne de hasreti.
Her daim yanıbaşımızda her daim ötelerden ötede.
Saçları siyah ise, gözleri Kırmızı,
Gözleri Siyah ise, hilal kaşları siyah...
Adı;
Anadolu Yıldızı
Adı;
Kırmızı Şimşekler
Adı;
Eskişehirspor!
***
Sizlerle paylaştığımız fotoğraftaki ADAM'a iyi bakın!
Bir aşıklar ordusunun lideri.
NEFERlerin reisi!
Bu adama sorun;
Kaç kere böyle yenilmiş!?
Kaç kere böyle yıkılmış!?
Kaç kere böyle ağlamış!?
Kaç kere böyle tükenmiş!?
Kaç kere böyle isyan etmiş!?
Hangi zorluk onu böylesine yıkabilmiş!?
Hangi acı ona böylesine yürekten gözyaşı döktürebilmiş!?
Hangi puşt zümresi onu böylesi hallere sokabilmiş!?
Hangi kumpas onu böylesine naçar bırakabilmiş!?
***
Bu ADAM Murat Diri!
Hayatın tüm zorlukları, tüm kahpelikleri, tüm acıları bir araya gelse onu böylesine yıldıramaz, böylesine yıkamaz, böylesine gözyaşı döktüremezdi.
Onu bu hallere sokan, onbinlerce sevdalı yüreğin ateşi, ESKİŞEHİRSPOR sevdasıdır.
İşte böyledir bu sevda.
Sevgili Murat Diri'yi bu vaziyette görünce, İstanbul'da Vefa Stadı'nda Eskişehirspor sevdam için döktüğüm ilk gözyaşlarımın dinmeyen sızısı nüksetti yüreğimde.
Sanki halen yanaklarımdan süzülüyor o gözyaşları.
Biz Eskişehir Atatürk Stadı'na ''Kutlu Mabet'' derken boş lakırdı etmiyorduk.
Nice sevdalı yürekten akan gözyaşları ile kutsandı o stadyum!
Nice acılarımız, nice umutlarımız, nice kahroluşlarımız halen oralardadır!
***
Eskişehirspor'u yönetenler!
Eskişehirspor'dan ekmek yiyenler!
Eskişehirspor'da forma giyenler!
Unutmayın bu gözyaşlarını!
Bu gözyaşlarımızın ahını almayın!
Umutlarımızın,
Sevdamızın,
Tükenişlerimizin,
Dirilişlermizin,
BaşKaldırıŞlarımızın,
İsyanlarımızın,
Teslimiyetlerimizin,
Lafın özü Eskişehirspor aşkımızın ahını almayın!
Çıkar aheste aheste!
***
Sevdamızın başını öne eğdirenler elbette bunun vebalini öderler.
Biz nice yenilgiler yaşadık, nice hayal kırıklıklar yaşadık!
Hiç birinde başımız öne eğilmedi!
Fakat, ruhsuzca bu kutlu sevdaya ihanet edildiği vakit gönlümüzün direkleri sızlıyor!
Gün gelecek, güneş doğacak!
Ve 1965 Ruhu ile bu kutlu sevdanın peşinde koşanlar, YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi gerçekleitirecektir.
Başımızı öne eğmeyelim reis!
Biz dik başlı değil; Anadolu'nun Başı Dik Evlatlarıyız!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
13 Mart 2018 Salı
Eskişehirspor Futbolcularına Mektup
Kiminiz yıllardır Eskişehirspor forması giyiyorsunuz...
Kiminiz bu formanın manevi lezzetini daha yeni tattınız!
Kiminiz başka şehirlerden geldiniz,
Kiminiz Eskişehir'de doğdunuz,
Kiminiz ailenizle birlikte Eskişehir'de yaşıyorsunuz...
Ancak hepiniz şunu çok net bir şekilde gördünüz ki; Eskişehir'de Eskişehirspor tutulan bir takım değil, kutlu bir AŞK öyküsüdür...
***
Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehir'de doğmak gerekmiyor.
Mardin'den,
Trabzon'dan
Samsun'dan
Bartın'dan
Tokat'tan
Antalya'dan,
Yozgat'tan,
İstanbul'dan,
Van'dan
Ve daha memleketin bir çok yerinden, nüfus cüzdanında doğum yeri Eskişehir yazmayan nice sevdalı yürek var her hafta sizin başarılı olmanız için dualar ediyor, Allah'a yalvarıyorlar...
***
Koca kentte 7'den 70'e bütün Eskişehir halkının umutlar sizlerde.
Ne geçim sıkıntısı,
Ne hayatın kederleri, ne de sevinçleri...
Bu an itibariyle bütün KARA&KIZIL sevdalı gönüllerin umutları, sevinçleri sizlere bağlı.
Henüz okula yeni başlayan çocuklarımız sizlere destek olabilmek için pankart boyayan abilerinin yanına gidip, pankart boyamaya çalışıyorlar.
Tribünlerde gözyaşı döken çocuklarımızı görün.
Sevgilileri ile buluşmak yerine sizin peşinizden deplasmanlara koşan delikanlıların umudu sizlerde.
Çoluk çocuğunun rızkından kesip maçlara gelen, tek amaçları daha dolu tribünler önünde oynayarak motive olmanızı sağlamak olan babaları düşünün.
Düşünün çocuklar düşünün...
Hangi biriniz böylesine büyük bir sevdanın muhatabı olabilirdiniz sırtınızda taşıdığınız o forma olmasaydı!?
***
Maça çıkıp, seremonide İstiklal Marşımızı okurken tribünlerimize iyi bakın.
Eskişehirspor'a sevdalı gözlerin içine girin.
Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin sıcaklığını yüreğinizde hissedin!
O tribünlere iyi bakın çocuklar.
O sevdalı insanlar sizden sadece bir galibiyet beklemiyorlar.
Yıllardır yüreklerimizi yakan sızılarımızı dindirmenizi bekliyoruz.
Yarınlara dönük bütün umutlarımız sırtınızda taşıdığınız o formalarda yüklü...
Bu kent Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin kenti.
Bu yüreklerde yeni sızı açmayın!
Bu koca yürekleri küme düşürmeyin!
***
Biz ilk defa yenilmiyoruz.
İlk defa küme düşme korkusu yaşamıyoruz.
İlk defa ağlamıyoruz tribünlerde ya da tv başında...
Biz yenile yenişle sevdalandık Eskişehirspor'a!
Adını bile bilmediğimiz stadların sidik kokan tribünlerinde gözyaşı döktük.
Öylesine düştük ki, ulusal gazetelerin sütunları arasında Eskişehirspor'un maç sonucunu aramaktan gözlerimizin feri söndü!
İlk defa üzülmüyoruz!
İlk defa ağlamıyoruz!
İlk defa hayallerimizi içimize gömmüyoruz.
***
Sırtınızda taşıdığınız forma böylesine kutludur!
O formayı sırtınızda taşıdığınız için sizi de o formayı sever gibi seviyoruz.
Biz teknik taktik bilmeyiz.
Biz deliler gibi sevmeyi biliriz.
Sevdiğimizi yüceltmeyi, sevdiğimizi baş tacı etmeyi en iyi biz biliriz...
Çıkın yürekten oynayın...
Yenilirseniz yenilin, biz yine ağlarız, yeter ki sizin yürekten oynadığınızı yüreğimizde hissedelim...
Hem ağlarız bir kez daha küme düşüşümüze hem de sizi bağrımıza basarız!
Sevdalı yüreklerin ahını almayın yeter!
Şu minicik yüreğinde kocaman bir sevda besleyen Baran kardeşimizin, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeyin, yüreğindeki o koca sevdanın ahını almayın!
***
Küme düşme korkusu yaşadığımız şu ligin son haftalarında size inanıyor ve güveniyoruz.
Çaremiz olmadığından değil!
Bütün samimiyetimiz ve bütün içtenliğimizle size inanıyoruz!
Yürekten oynayın yeter!
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin.
Eskişehirspor forması giydiğiniz bu şehirde sevildiğiniz kadar hiç bir yerde sevilmeyeceksiniz.
Belki önümüzdeki maçlar ESES forması ile son maçlarınız olacak.
Öyle bir yürekten oynayın ki; küme düşsek bile sizleri sevgiyle analım!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Kiminiz bu formanın manevi lezzetini daha yeni tattınız!
Kiminiz başka şehirlerden geldiniz,
Kiminiz Eskişehir'de doğdunuz,
Kiminiz ailenizle birlikte Eskişehir'de yaşıyorsunuz...
Ancak hepiniz şunu çok net bir şekilde gördünüz ki; Eskişehir'de Eskişehirspor tutulan bir takım değil, kutlu bir AŞK öyküsüdür...
***
Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehir'de doğmak gerekmiyor.
Mardin'den,
Trabzon'dan
Samsun'dan
Bartın'dan
Tokat'tan
Antalya'dan,
Yozgat'tan,
İstanbul'dan,
Van'dan
Ve daha memleketin bir çok yerinden, nüfus cüzdanında doğum yeri Eskişehir yazmayan nice sevdalı yürek var her hafta sizin başarılı olmanız için dualar ediyor, Allah'a yalvarıyorlar...
***
Koca kentte 7'den 70'e bütün Eskişehir halkının umutlar sizlerde.
Ne geçim sıkıntısı,
Ne hayatın kederleri, ne de sevinçleri...
Bu an itibariyle bütün KARA&KIZIL sevdalı gönüllerin umutları, sevinçleri sizlere bağlı.
Henüz okula yeni başlayan çocuklarımız sizlere destek olabilmek için pankart boyayan abilerinin yanına gidip, pankart boyamaya çalışıyorlar.
Tribünlerde gözyaşı döken çocuklarımızı görün.
Sevgilileri ile buluşmak yerine sizin peşinizden deplasmanlara koşan delikanlıların umudu sizlerde.
Çoluk çocuğunun rızkından kesip maçlara gelen, tek amaçları daha dolu tribünler önünde oynayarak motive olmanızı sağlamak olan babaları düşünün.
Düşünün çocuklar düşünün...
Hangi biriniz böylesine büyük bir sevdanın muhatabı olabilirdiniz sırtınızda taşıdığınız o forma olmasaydı!?
***
Maça çıkıp, seremonide İstiklal Marşımızı okurken tribünlerimize iyi bakın.
Eskişehirspor'a sevdalı gözlerin içine girin.
Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin sıcaklığını yüreğinizde hissedin!
O tribünlere iyi bakın çocuklar.
O sevdalı insanlar sizden sadece bir galibiyet beklemiyorlar.
Yıllardır yüreklerimizi yakan sızılarımızı dindirmenizi bekliyoruz.
Yarınlara dönük bütün umutlarımız sırtınızda taşıdığınız o formalarda yüklü...
Bu kent Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin kenti.
Bu yüreklerde yeni sızı açmayın!
Bu koca yürekleri küme düşürmeyin!
***
Biz ilk defa yenilmiyoruz.
İlk defa küme düşme korkusu yaşamıyoruz.
İlk defa ağlamıyoruz tribünlerde ya da tv başında...
Biz yenile yenişle sevdalandık Eskişehirspor'a!
Adını bile bilmediğimiz stadların sidik kokan tribünlerinde gözyaşı döktük.
Öylesine düştük ki, ulusal gazetelerin sütunları arasında Eskişehirspor'un maç sonucunu aramaktan gözlerimizin feri söndü!
İlk defa üzülmüyoruz!
İlk defa ağlamıyoruz!
İlk defa hayallerimizi içimize gömmüyoruz.
***
Sırtınızda taşıdığınız forma böylesine kutludur!
O formayı sırtınızda taşıdığınız için sizi de o formayı sever gibi seviyoruz.
Biz teknik taktik bilmeyiz.
Biz deliler gibi sevmeyi biliriz.
Sevdiğimizi yüceltmeyi, sevdiğimizi baş tacı etmeyi en iyi biz biliriz...
Çıkın yürekten oynayın...
Yenilirseniz yenilin, biz yine ağlarız, yeter ki sizin yürekten oynadığınızı yüreğimizde hissedelim...
Hem ağlarız bir kez daha küme düşüşümüze hem de sizi bağrımıza basarız!
Sevdalı yüreklerin ahını almayın yeter!
Şu minicik yüreğinde kocaman bir sevda besleyen Baran kardeşimizin, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeyin, yüreğindeki o koca sevdanın ahını almayın!
***
Küme düşme korkusu yaşadığımız şu ligin son haftalarında size inanıyor ve güveniyoruz.
Çaremiz olmadığından değil!
Bütün samimiyetimiz ve bütün içtenliğimizle size inanıyoruz!
Yürekten oynayın yeter!
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin.
Eskişehirspor forması giydiğiniz bu şehirde sevildiğiniz kadar hiç bir yerde sevilmeyeceksiniz.
Belki önümüzdeki maçlar ESES forması ile son maçlarınız olacak.
Öyle bir yürekten oynayın ki; küme düşsek bile sizleri sevgiyle analım!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Etiketler:
Aşk,
EsEs,
Eskişehirspor,
KARA&KIZIL,
sevda,
stad,
tribün
19 Ocak 2018 Cuma
ESES Sevdalıları için tribün ciddi bir iştir. EĞİTİM ŞART!
Ah şu Eskişehirspor sevdalıları yok mu!?
Her an ellerinde pimi çekilmiş bir bomba ile hazır bekliyorlar sanki.
Sahada, masada, medyada tükenme noktasına gelen futbolun tribünlerde tükenmemesi için müthiş yeniliklerle futbolun güzelliğini sürdürmeye çalışan Eskişehirspor sevdalıları yine yaptılar yapacaklarını.
Yeni bir koreografi mi!?
Hayır!
Yeni bir tribün gösterisi mi!?
Hayır!
Yeni bir beste mi!?
Hayır!
***
Pekala ne yaptı yine bu ESES sevdalıları!?
Efendim dilimin döndüğünce anlatayım.
Bugün tüm ülkemizde olduğu gibi Eskişehir'de de genç evlatlarımız karne coşkusu yaşadılar.
Eskişehir'de Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğrencileri ise bu coşkuyu en üst seviyelerde yaşadılar.
Bu okulda görev yapan ve çocukluk yıllarından bu yana ESES sevdası ile büyüyen öğretmen arkadaşımız Ufuk Demirtaş gençlerin karne coşkusuna farklı bir boyut kazandırmak istedi.
sosyal medya üzerinden duyurular yaparak destek topladı ve karne gününde okulda adet tribün havası yaşattı.
Okul binası ve bahçesi Eskişehisporspor bayrakları ve pankartlarla süslendi.
Öğrenciler ellerinde ESES bayrakları, boyunlarında atkıları ve üzerlerinde ESES formaları ile yerlerini aldılar.
***
Eskişehirspor tribünlerinin olmazsa olmazı BANDOESES de yerini alınca gençlerin karne coşkusu tam bir karnavala dönüştü.
"İşte taraftar, İşte şampiyon!"
Diye inleyen okul bahçesi adeta Eskişehir Atatürk Stadı gibiydi.
Tüm öğrencilik yaşamı Eskişehirspor deplasmanlarında geçen Körfezin Kırmızı Şimşekleri oluşumunun kurucularından Ufuk Demirtaş öğretmen olursa elbetteki öğrencilerine de "Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci"ni ve "Eskişehirspor Sevdası"nı öğretecekti.
Başka ne olabilirdi ki!?
***
Ufuk Demirtaş öğretmenimizin öncülük ettiği bu etkinliğe pek çok Eskişehirspor sevdalısı katkıda bulundu.
Türkiye'nin ilk ve tek tribün bandosu BANDOESES yine bir ilke imza atarak okulda "BANDOESES MÜZİK SINIFI" kurulmasını sağladı.
Böylece BandoESES'in altyapısı da oluşturulmuş oldu.
Eskişehirspor sevdalıları 1965'ten bu yana tribünlere hep yenilik getirmiş ve tribüncülüğü her zaman ciddiye almışlardır.
Türkiye'de futbol tribüncülerinin piri olan Amigo Orhan'dan devralınan bayrak her zaman en tepelerde tutulmuş ve tribün kültürünün hep ilklerini, enlerini yapmışlardır.
Yine öyle yaptılar.
Geleceğin "tribün çocukları"nı yetiştirmek için işe okullardan başladılar.
***
Eskişehirspor sevdalılarını bir kez daha hayranlıkla izledik.
Onları bir kez daha takdir ediyor ve tebriklerimizi sunuyoruz.
Bu ülkede futbolun tükenmemesi için Eskişehirspor yaşamalı ve Eskişehirspor sevdalıları varolmalıdır.
Bunu bir kez daha anladık.
Teşekkürler Eskişehirspor sevdalıları...
Her an ellerinde pimi çekilmiş bir bomba ile hazır bekliyorlar sanki.
Sahada, masada, medyada tükenme noktasına gelen futbolun tribünlerde tükenmemesi için müthiş yeniliklerle futbolun güzelliğini sürdürmeye çalışan Eskişehirspor sevdalıları yine yaptılar yapacaklarını.
Yeni bir koreografi mi!?
Hayır!
Yeni bir tribün gösterisi mi!?
Hayır!
Yeni bir beste mi!?
Hayır!
***
Pekala ne yaptı yine bu ESES sevdalıları!?
Efendim dilimin döndüğünce anlatayım.
Bugün tüm ülkemizde olduğu gibi Eskişehir'de de genç evlatlarımız karne coşkusu yaşadılar.
Eskişehir'de Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğrencileri ise bu coşkuyu en üst seviyelerde yaşadılar.
Bu okulda görev yapan ve çocukluk yıllarından bu yana ESES sevdası ile büyüyen öğretmen arkadaşımız Ufuk Demirtaş gençlerin karne coşkusuna farklı bir boyut kazandırmak istedi.
sosyal medya üzerinden duyurular yaparak destek topladı ve karne gününde okulda adet tribün havası yaşattı.
Okul binası ve bahçesi Eskişehisporspor bayrakları ve pankartlarla süslendi.
Öğrenciler ellerinde ESES bayrakları, boyunlarında atkıları ve üzerlerinde ESES formaları ile yerlerini aldılar.
***
Eskişehirspor tribünlerinin olmazsa olmazı BANDOESES de yerini alınca gençlerin karne coşkusu tam bir karnavala dönüştü.
"İşte taraftar, İşte şampiyon!"
Diye inleyen okul bahçesi adeta Eskişehir Atatürk Stadı gibiydi.
Tüm öğrencilik yaşamı Eskişehirspor deplasmanlarında geçen Körfezin Kırmızı Şimşekleri oluşumunun kurucularından Ufuk Demirtaş öğretmen olursa elbetteki öğrencilerine de "Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci"ni ve "Eskişehirspor Sevdası"nı öğretecekti.
Başka ne olabilirdi ki!?
***
Ufuk Demirtaş öğretmenimizin öncülük ettiği bu etkinliğe pek çok Eskişehirspor sevdalısı katkıda bulundu.
Türkiye'nin ilk ve tek tribün bandosu BANDOESES yine bir ilke imza atarak okulda "BANDOESES MÜZİK SINIFI" kurulmasını sağladı.
Böylece BandoESES'in altyapısı da oluşturulmuş oldu.
Eskişehirspor sevdalıları 1965'ten bu yana tribünlere hep yenilik getirmiş ve tribüncülüğü her zaman ciddiye almışlardır.
Türkiye'de futbol tribüncülerinin piri olan Amigo Orhan'dan devralınan bayrak her zaman en tepelerde tutulmuş ve tribün kültürünün hep ilklerini, enlerini yapmışlardır.
Yine öyle yaptılar.
Geleceğin "tribün çocukları"nı yetiştirmek için işe okullardan başladılar.
***
Eskişehirspor sevdalılarını bir kez daha hayranlıkla izledik.
Onları bir kez daha takdir ediyor ve tebriklerimizi sunuyoruz.
Bu ülkede futbolun tükenmemesi için Eskişehirspor yaşamalı ve Eskişehirspor sevdalıları varolmalıdır.
Bunu bir kez daha anladık.
Teşekkürler Eskişehirspor sevdalıları...
24 Eylül 2017 Pazar
Eskişehirspor da mı yeniliyor "Endüstriyel Futbol"a!?
Endüstriyel futbol...
Çocukluğumuzda, gençliğimizde aşk ile bağlandığımız takımları bir rant aracı haline getiren emperyalist canavar...
Mesela ben; Eskişehirspor'a büyük bir aşk ve tutkuyla bağlıyım. 1972 yılında başlayan bu aşk benim "İlk aşkım" Yenmek ya da yenilmek değildi bizim için Eskişehirsporlu olmak. Hiç bir zaman "Nasıl yendik ama" demedim. Galibiyetler, Kupalar, Şampiyonluklar Beni Eskişehirspor Sevdalısı olmak kadar mutlu etmedi hiç bir zaman.... *** Tamamen yürek işi. Eskişehirspor'u sevmek bizim için bir "sevda meselesi" "Çok sevdik be abi" tadında bir mesele bu... Yeri geldi özlemiyle yandık tutuştuk, çürümüş beton tribün basamaklarını gözyaşlarımızla süsledik, Yeri geldi, vuslatıyla sevindik, coştuk, safer türküleri söyledik kol kola girerek. Bırakın bir başkasını, kendimizin bile anlamlandıramadığımız bir garip aşk hikayesi... Biz yazdık bu öyküyü. Deplasmanlarda, Atatürk Stadı'nda... Ve yaşadığımız her yerde, satır satır, hece hece, bir aşk öyküsü yazdık bizler... *** Bedensiz bir sevgili gibiydi. Makus talihimizin rengi siyah, yüreğimizdeki aşkın rengi kırmızı... Her siyahın yanına bir kırmızı, Her kırmızının yanına bir siyah koyduk... Pantolonumuz siyah ise, gömleğimiz mutlaka kırmızı olmalıydı. Yakışsa da yakışmasa da başımızda Siyah Kırmızı örme şapkalar vazgeçilmezdi. Takım elbise giydiysek ceket siyah, gömlek kırmızı olur. En kötü ihtimal kravatımız siyah kırmızı olur. Yani anlayacağınız bizim için hayat SİYAH ile KIRMIZI'dan ibaret olmuş. Böylesine bir aşk! **** Yıllar çok hızlı geçti. Endüstriyel futbol ağır ağır üzerimize çöktü bir kara bulut gibi. Nice insanın aşk ile tutku ile bağlandığı bir çok futbol kulübü yok olup, gitti bu futbol emperyalistlerinin "para kazanma" sevdasının karşısında. Kocaelispor Adanademirspor Altay Ankaragücü Sakaryaspor Samsunspor Mersinidmanyurdu ve daha niceleri... *** En alt liglere düşmesine rağmen direnenler vardı. Bunlardan biri de Eskişehirspor. Şanlı tarihi ile yaşayan bir efsane olan Eskişehirspor... Yıllar süren kötü yönetimlerin beceriksizliği ile borç batağına saplanan ve bugün tam bir çıkmaz sokağın girdabında bulunan Eskişehirspor... Sürekli puan silme cezaları ile karşı karşıya kalan ve denize düşüp yılana sarılma kıvamına getirilen Eskişehirspor. Bu bataktan kurtulmanın bir çaresi de isim hakkının satılması. Şu ana kadar bir çok kulüp isim hakkını satarak yaşam savaşı veriyor. Bir şirket Eskişehirspor'a da isim hakkı için oldukça önemli bir para teklif etmiş durumda. Bu teklifin yapılması bile içimize büyük bir yangın yeri açıyor. Bu teklifin yapılması bile kızgınlığımızı, öfkemizi zirveye çıkartıyor... *** Çaresizlik kadar kötü bir durum yok. Sinan Özeçoğlu başkanımızın ve yönetimin alacağı kararı beklemekten başka çaremiz yok. Eskişehirspor da diğer bir çok takım gibi bu duruma düşürüldü. Futbol emperyalistleri böyle istiyorlar. İşin asıl kötü tarafı da varlığımızla var ettiğimiz bu futbol emperyalistleri kadar güçlü değiliz artık. Direnemiyoruz. Ne Passolig saçmalığına direnebildik ne de sevdamız, aşkımız dediğimiz takımlarımızın birer kumar aracı haline getirilmesine direnebildik. Tam tersi destek olduk. Passolig almayanımız kalmadı nerdeyse. Futbol takımlarının birer kumar aracı olarak kullanan iddaa ve bahis oyunlarını oynamayanımız kalmadı! *** Hepimiz suçluyuz! Aşkımız, Biricik sevdamız Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadık. Tribünleri doldurduk tıka basa ancak kongre salonlarında hiç olmadık. Beceriksiz yöneticileri alkışladık. Şimdi bu noktalara geldik. Kime kızmaya hakkımız var!? Büyük aşkımızın adının yanına bir şirket adı yazılmasına nasıl direneceğiz? Tribünleri doldurduğumuz kadar kongre salonlarını dolduramadığımız sürece hiç bir şeye hakkımız yok! Henüz her şey bitmiş değil. Bugün bir sezon için adımızın yanına bir şirket adı gelebilir, bunu da sineye çekebiliriz. Ancak Sinan Özeçoğlu yönetiminden üyelikler üzerindeki kotanın kaldırılması talebimizi ısrarla vurgulamalıyız ve hızla kulübümüze üye olmalıyız. Sevdamızı yeniden pavyoncu tayfanın eline bırakmamak için, Sevdamızı sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmemiz için mutlaka ÜYE OLMALIYIZ!
Çocukluğumuzda, gençliğimizde aşk ile bağlandığımız takımları bir rant aracı haline getiren emperyalist canavar...
Mesela ben; Eskişehirspor'a büyük bir aşk ve tutkuyla bağlıyım. 1972 yılında başlayan bu aşk benim "İlk aşkım" Yenmek ya da yenilmek değildi bizim için Eskişehirsporlu olmak. Hiç bir zaman "Nasıl yendik ama" demedim. Galibiyetler, Kupalar, Şampiyonluklar Beni Eskişehirspor Sevdalısı olmak kadar mutlu etmedi hiç bir zaman.... *** Tamamen yürek işi. Eskişehirspor'u sevmek bizim için bir "sevda meselesi" "Çok sevdik be abi" tadında bir mesele bu... Yeri geldi özlemiyle yandık tutuştuk, çürümüş beton tribün basamaklarını gözyaşlarımızla süsledik, Yeri geldi, vuslatıyla sevindik, coştuk, safer türküleri söyledik kol kola girerek. Bırakın bir başkasını, kendimizin bile anlamlandıramadığımız bir garip aşk hikayesi... Biz yazdık bu öyküyü. Deplasmanlarda, Atatürk Stadı'nda... Ve yaşadığımız her yerde, satır satır, hece hece, bir aşk öyküsü yazdık bizler... *** Bedensiz bir sevgili gibiydi. Makus talihimizin rengi siyah, yüreğimizdeki aşkın rengi kırmızı... Her siyahın yanına bir kırmızı, Her kırmızının yanına bir siyah koyduk... Pantolonumuz siyah ise, gömleğimiz mutlaka kırmızı olmalıydı. Yakışsa da yakışmasa da başımızda Siyah Kırmızı örme şapkalar vazgeçilmezdi. Takım elbise giydiysek ceket siyah, gömlek kırmızı olur. En kötü ihtimal kravatımız siyah kırmızı olur. Yani anlayacağınız bizim için hayat SİYAH ile KIRMIZI'dan ibaret olmuş. Böylesine bir aşk! **** Yıllar çok hızlı geçti. Endüstriyel futbol ağır ağır üzerimize çöktü bir kara bulut gibi. Nice insanın aşk ile tutku ile bağlandığı bir çok futbol kulübü yok olup, gitti bu futbol emperyalistlerinin "para kazanma" sevdasının karşısında. Kocaelispor Adanademirspor Altay Ankaragücü Sakaryaspor Samsunspor Mersinidmanyurdu ve daha niceleri... *** En alt liglere düşmesine rağmen direnenler vardı. Bunlardan biri de Eskişehirspor. Şanlı tarihi ile yaşayan bir efsane olan Eskişehirspor... Yıllar süren kötü yönetimlerin beceriksizliği ile borç batağına saplanan ve bugün tam bir çıkmaz sokağın girdabında bulunan Eskişehirspor... Sürekli puan silme cezaları ile karşı karşıya kalan ve denize düşüp yılana sarılma kıvamına getirilen Eskişehirspor. Bu bataktan kurtulmanın bir çaresi de isim hakkının satılması. Şu ana kadar bir çok kulüp isim hakkını satarak yaşam savaşı veriyor. Bir şirket Eskişehirspor'a da isim hakkı için oldukça önemli bir para teklif etmiş durumda. Bu teklifin yapılması bile içimize büyük bir yangın yeri açıyor. Bu teklifin yapılması bile kızgınlığımızı, öfkemizi zirveye çıkartıyor... *** Çaresizlik kadar kötü bir durum yok. Sinan Özeçoğlu başkanımızın ve yönetimin alacağı kararı beklemekten başka çaremiz yok. Eskişehirspor da diğer bir çok takım gibi bu duruma düşürüldü. Futbol emperyalistleri böyle istiyorlar. İşin asıl kötü tarafı da varlığımızla var ettiğimiz bu futbol emperyalistleri kadar güçlü değiliz artık. Direnemiyoruz. Ne Passolig saçmalığına direnebildik ne de sevdamız, aşkımız dediğimiz takımlarımızın birer kumar aracı haline getirilmesine direnebildik. Tam tersi destek olduk. Passolig almayanımız kalmadı nerdeyse. Futbol takımlarının birer kumar aracı olarak kullanan iddaa ve bahis oyunlarını oynamayanımız kalmadı! *** Hepimiz suçluyuz! Aşkımız, Biricik sevdamız Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadık. Tribünleri doldurduk tıka basa ancak kongre salonlarında hiç olmadık. Beceriksiz yöneticileri alkışladık. Şimdi bu noktalara geldik. Kime kızmaya hakkımız var!? Büyük aşkımızın adının yanına bir şirket adı yazılmasına nasıl direneceğiz? Tribünleri doldurduğumuz kadar kongre salonlarını dolduramadığımız sürece hiç bir şeye hakkımız yok! Henüz her şey bitmiş değil. Bugün bir sezon için adımızın yanına bir şirket adı gelebilir, bunu da sineye çekebiliriz. Ancak Sinan Özeçoğlu yönetiminden üyelikler üzerindeki kotanın kaldırılması talebimizi ısrarla vurgulamalıyız ve hızla kulübümüze üye olmalıyız. Sevdamızı yeniden pavyoncu tayfanın eline bırakmamak için, Sevdamızı sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmemiz için mutlaka ÜYE OLMALIYIZ!
19 Haziran 2017 Pazartesi
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
19 Haziran 1965...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.
***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve
Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.
***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve
Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...
19 Haziran 2014 Perşembe
19 Haziran 1965... Hoşgeldin AŞK...
Ondokuz Haziran Bindokuzşüzaltmışbeş...
Ve hoşgeldin AŞK...
İyi ki doğdun ESES...
***
Futbolun üç ilin takımları arasına sıkıştığı bir dönemde,
Bir yıldız doğar Anadolu'nun bağrında...
Bir yıldız ki, parıltısı göz kamaştırır...
Tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurar,
İstanbul takımlarını uzaktan sevmek yerine,
Anadolu'nun bağrında doğan yıldıza gönül verir Anadolu insanı...
Siyah kaderimiz
Kırmızı sevdamız deyip,
AŞK ile bağlanırlar Eskişehirspor'a...
Ve bu sevda ANADOLU YILDIZI olarak yansır gazete manşetlerine...
***
ANADOLU YILDIZI
Eskişehirspor, girmiştir gönüllere...
Dr. Aziz Bolel ve arkadaşları bir sevdanın ateşini yakmışlardır,
Devrim'in doğum yerinde...
Eskişehir'de
Devrim otomobillerinin üretildiği kentte,
Adeta yeni bir devrim yaratılıyordu...
Adı Eskişehirspor...
Renkleri Kara bahtımızı ve Sevdamız...
SİYAH ve KIRMIZI
ANADOLU YILDIZI....
***
Sadece bir futbol takımı değildi kurulan,
Urfa'dan Edirne'ye,
Antalya'dan, Samsun'a
Kars'tan, Muğla'ya
Tüm Anadolu halkının yüreğindeki
İsyan, Aşk ve Onur olacaktı kısa zamanda bu takım...
Kurulur kurulmaz,
Yani daha ilk profesyonel mücadelesini verdiği yılda,
Dünya tarihine geçti...
2. Ligde tamamladığı 1 sezonun sonunda, "Dünya'da kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkma başarısı gösteren 2. takım" ünvanını alarak dünya futbol tarihine adını yazdırmıştı...
***
Artık 1. ligdeydi Anadolu insanının sevinci, hüznü...
İsyanı,
Coşkusu,
Haykırışı...
Yani Anadolu'nun Yıldızı,
ANADOLU YILDIZI ünvanıyla artık 1. Lig'deydi...
Bu yıldız kısa zamanda öylesine parlamıştı ki;
Sadece Eskişehir halkının değil,
Tüm Anadolu halkının karanlıkta kalanlarını aydınlatıyordu...
Yüzlerinde tebessüm oluyordu...
Gönüllerinde coşku ve tabii ki hiç bitmeyecek bir AŞK...
Hoşgeldin AŞK...
İyi ki doğdun ESES...
***
Sonra?
Öylesine büyük başarılar kazandı ki;
Birilerinin korkulu rüyası oldu...
Birbirleriyle ezeli düşman olanlar,
Gazetelerin spor sayfalarında haykırıyorlardı:
"Eskişehirspor'a karşı birleşmeliyiz..."
Bu kadar kısa bir zamanda
Korku salmıştı ESES...
Tek gücü vardı Anadolu halkının AŞK'ı, sevdası...
Bu sevda öylesine bir sevdaydıki,
Eskişehirspor'a öylesine kutsal bi güç veriyordu ki;
Sevenlerini yüceltiyor, rakiplerine ise korku salıyordu...
Şimşek gibi çakıyordu...
Her çakışında korku büyüyor,
Coşku bentlerini yıkıyordu...
***
Anadolu semalarında birleşen sevda bulutları,
Şimşekler yaratıyordu...
KIRMIZI ŞİMŞEKLER!...
Yağmurlar yağıyor,
Şimşekler çakıyor...
SİYAH ile KIRMIZI'da birleşen yürekler
Yeri göğü inletiyor...
KIRMIZI ŞİMŞEKLER!!!
Onlar ne kanarya,
Ne kartal,
Ne de Aslandı...
Onlar ANADOLU YILDIZI,
Onlar KIRMIZI ŞİMŞEKLER'di...
Sevda yüklü bulutların birleşmesiyle,
Futbolumuzun üzerine çakan KIRMIZI ŞİMŞEKLER!
***
Takım tutmadık biz...
Eskişehirspor'a aşık olduk...
Şampiyonluk peşinde koşmadık...
Onurlu mücadelenin,
Onurlu yaşamanın,
Zevkini tattık ESES sevdamızda...
Sevinmek için sevmedik,
Üçüncü liglere dahi düşsek,
Onurlu bir sevdanın hazzını yaşadık...
Bugün Ondokuz Haziran...
İyi ki doğdun AŞK...
İyi ki yüreklerimizi yaktın ESES...
Ve hoşgeldin AŞK...
İyi ki doğdun ESES...
***
Futbolun üç ilin takımları arasına sıkıştığı bir dönemde,
Bir yıldız doğar Anadolu'nun bağrında...
Bir yıldız ki, parıltısı göz kamaştırır...
Tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurar,
İstanbul takımlarını uzaktan sevmek yerine,
Anadolu'nun bağrında doğan yıldıza gönül verir Anadolu insanı...
Siyah kaderimiz
Kırmızı sevdamız deyip,
AŞK ile bağlanırlar Eskişehirspor'a...
Ve bu sevda ANADOLU YILDIZI olarak yansır gazete manşetlerine...
***
ANADOLU YILDIZI
Eskişehirspor, girmiştir gönüllere...
Dr. Aziz Bolel ve arkadaşları bir sevdanın ateşini yakmışlardır,
Devrim'in doğum yerinde...
Eskişehir'de
Devrim otomobillerinin üretildiği kentte,
Adeta yeni bir devrim yaratılıyordu...
Adı Eskişehirspor...
Renkleri Kara bahtımızı ve Sevdamız...
SİYAH ve KIRMIZI
ANADOLU YILDIZI....
***
Sadece bir futbol takımı değildi kurulan,
Urfa'dan Edirne'ye,
Antalya'dan, Samsun'a
Kars'tan, Muğla'ya
Tüm Anadolu halkının yüreğindeki
İsyan, Aşk ve Onur olacaktı kısa zamanda bu takım...
Kurulur kurulmaz,
Yani daha ilk profesyonel mücadelesini verdiği yılda,
Dünya tarihine geçti...
2. Ligde tamamladığı 1 sezonun sonunda, "Dünya'da kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkma başarısı gösteren 2. takım" ünvanını alarak dünya futbol tarihine adını yazdırmıştı...
***
Artık 1. ligdeydi Anadolu insanının sevinci, hüznü...
İsyanı,
Coşkusu,
Haykırışı...
Yani Anadolu'nun Yıldızı,
ANADOLU YILDIZI ünvanıyla artık 1. Lig'deydi...
Bu yıldız kısa zamanda öylesine parlamıştı ki;
Sadece Eskişehir halkının değil,
Tüm Anadolu halkının karanlıkta kalanlarını aydınlatıyordu...
Yüzlerinde tebessüm oluyordu...
Gönüllerinde coşku ve tabii ki hiç bitmeyecek bir AŞK...
Hoşgeldin AŞK...
İyi ki doğdun ESES...
***
Sonra?
Öylesine büyük başarılar kazandı ki;
Birilerinin korkulu rüyası oldu...
Birbirleriyle ezeli düşman olanlar,
Gazetelerin spor sayfalarında haykırıyorlardı:
"Eskişehirspor'a karşı birleşmeliyiz..."
Bu kadar kısa bir zamanda
Korku salmıştı ESES...
Tek gücü vardı Anadolu halkının AŞK'ı, sevdası...
Bu sevda öylesine bir sevdaydıki,
Eskişehirspor'a öylesine kutsal bi güç veriyordu ki;
Sevenlerini yüceltiyor, rakiplerine ise korku salıyordu...
Şimşek gibi çakıyordu...
Her çakışında korku büyüyor,
Coşku bentlerini yıkıyordu...
***
Anadolu semalarında birleşen sevda bulutları,
Şimşekler yaratıyordu...
KIRMIZI ŞİMŞEKLER!...
Yağmurlar yağıyor,
Şimşekler çakıyor...
SİYAH ile KIRMIZI'da birleşen yürekler
Yeri göğü inletiyor...
KIRMIZI ŞİMŞEKLER!!!
Onlar ne kanarya,
Ne kartal,
Ne de Aslandı...
Onlar ANADOLU YILDIZI,
Onlar KIRMIZI ŞİMŞEKLER'di...
Sevda yüklü bulutların birleşmesiyle,
Futbolumuzun üzerine çakan KIRMIZI ŞİMŞEKLER!
***
Takım tutmadık biz...
Eskişehirspor'a aşık olduk...
Şampiyonluk peşinde koşmadık...
Onurlu mücadelenin,
Onurlu yaşamanın,
Zevkini tattık ESES sevdamızda...
Sevinmek için sevmedik,
Üçüncü liglere dahi düşsek,
Onurlu bir sevdanın hazzını yaşadık...
Bugün Ondokuz Haziran...
İyi ki doğdun AŞK...
İyi ki yüreklerimizi yaktın ESES...
23 Ekim 2013 Çarşamba
Kasımpaşa'da AŞK'ın fotoğrafı...
Aşk'ın fotoğrafını çekebilir misiniz desek;
Çoğunuz gülüp geçersiniz...
Çoğunuz da "hadi leyynn" deyip saçmaladığımızı vurgularsınız...
Bazılarınız durup düşünürsünüz belki...
Belki az da olsa bazılarınız "evet" dersiniz heyecanla...
Aşk'ın fotoğrafı çekilir mi?
Doğrusu ben yanıtlayamam bu soruyu...
Karmaşık bir iş...
Aşk başlı başına karmaşık değil midir zaten ?
***
Öyle fotoğraflar çıkar ki karşımıza;
Bakarsınız...
Düşünürsünüz...
Dalar gidersiniz o fotoğrafın derinliklerine...
Sizi alır götürür...
Zaman ve mekan mefhumlarından ötelenirsiniz...
Bir süre sonra anlarsınız ki;
Baktığınız o fotoğraf AŞK'ın fotoğrafıdır...
İşte ben öyle bir an yaşadım...
Sizlerle paylaştığım bu fotoğrafı defalarca görmüştüm...
Sadece bakıp geçmişim uzun zamandır.
Bakmak ve görmek arasındaki farkı yaşamışım adeta...
***
Bu fotoğraf Kasımpaşa'da çekilmiş...
ARMA değişikliğini boykotunda 2. yıla giren Arma Altı Tayfa taraftar gurubunun bir etkinliği...
Arma değişikliğini boykot eden bu gurup tribünlere gitmediği için maçlarını sokakta izliyorlar...
Meydana kurdukları bir TV ekranının karşısına Pazar tahtalarından tribün yapıyorlar...
Yaklaşık 2 yıldır süren, ARMA hasretlerini, tribün hasretlerini bu şekilde gideriyorlar...
Bir Aşk hikayesidir işte bu...
Bir Aşk'ın fotoğrafıdır...
Bu fotoğrafa bakarken aklıma ilk gelen Kasımpaşa Futbol Kulübü'nün başkanı tarafından sarfedilen sözler aklıma geldi...
Ne demişlerdi; "BJK bizim için aşk, Kasımpaşa ise iş"
Peki siz sayın başkanım,
Siz aşkınızın fotoğrafını çekebildiniz mi?
Sizin iş olarak gördüğünüz 92 yıllık şanlı bir maziye sahip olan Kasımpaşa'nın AŞIKLARI aşklarının fotoğrafını böyle çekmişler...
Siz de çekebildiniz mi böyle bir fotoğraf!?.
***
İnsanın yüreği burkulmaz mı şu fotoğrafa bakarken?
Ne istedi bu insanlar sizden?
Haraç mı istediler?
Bedava bilet mi?
Bedava otobüs mü?
Yol parası mı?
Çorba parası mı istediler?
Ne istediler?
Bir tek şey istediler...
Armamızı, aşkımızın sembolünü geri verin dediler...
Sadece bunu istediler sizden...
***
Yüreği Lacivert - Beyaz sevda ile dolu olan bu insanlar size ne yaptılar?
Tribüne gelip küfür mü ettiler?
Sokaklara dökülüp, size küfür edip olay mı çıkardılar?
Arabanızı mı taşladılar?
Yeni logolu reklam afişlerinizi mi yırttılar?
Hayır, hepsine hayır...
Onlar sadece "Arma'nın olmadığı yerde biz de olmayız" deyip boykot ettiler maçları...
"Tribünler sizinse, sokaklar bizimdir" deyip;
Sokaklarda izlediler gönül verdikleri takımlarının maçlarını...
Sokakta sevindiler, sokakta üzüldüler...
Yüreklerindeki hıncı, yine yüreklerine gömdüler...
Bir umut deyip beklediler hep...
Sessizce, haykırmadan, agresifleşmeden beklediler...
***
Arma Altı Yıkılmaz dediler...
Yıkılmadılar...
Varlıklarını sürdürdüler...
Tribünlere gitmedikleri zaman içerisinde;
Yüreklerindeki sevdayı Van'da depremzedelerin acısına ortak ettiler...
Ülkemizin en ücra köşelerindeki köy okullarına ulaştılar...
İmkansızlıklar içinde eğitimlerini sürdürmeye çalışan miniklerimizin yüreklerine girdiler...
"Kardeş Okul Projesi" ile el uzattılar binlerce kilometre ötedeki minik yüreklere...
Topladıkları yardım malzemeleriyle birlikte bir not gönderdiler kendilerinden habersiz miniklere...
Minik eller o notları başlarının üzerinde gösterdi size...
"Armama Dokunma" diyordu Ağrı'nın bir köyündeki çocuk...
Ama siz göremediniz elbette...
Aşkın fotoğrafını göremeyen o notu da göremezdi...
***
Yüreğinde azıcık vicdan mefhumu taşıyan birileri bu insanların sesini duymak zorundadır...
Böylesine büyük bir sevda ile Arma'sına ve renklerine bağlı bir taraftar gurubu bu şekilde gözardı edilmemelidir...
Son derece insani bir çerçeve içerisinde eylemlerini sürdüren bu gurup ile kulüp yönetimi neden irtibata geçip bu sorunu çözmeyi düşünmez bilemiyorum...
Tribünlere zamanında büyük bir renk katan böylesi aşk ile dolu bir tribün gurubu hem Kasımpaşa hem de Türk Futbolu için büyük bir kayıptır.
Yetkililerden tek beklentimiz onları bir kere olsun dinlemeleri...
Çoğunuz gülüp geçersiniz...
Çoğunuz da "hadi leyynn" deyip saçmaladığımızı vurgularsınız...
Bazılarınız durup düşünürsünüz belki...
Belki az da olsa bazılarınız "evet" dersiniz heyecanla...
Aşk'ın fotoğrafı çekilir mi?
Doğrusu ben yanıtlayamam bu soruyu...
Karmaşık bir iş...
Aşk başlı başına karmaşık değil midir zaten ?
***
Öyle fotoğraflar çıkar ki karşımıza;
Bakarsınız...
Düşünürsünüz...
Dalar gidersiniz o fotoğrafın derinliklerine...
Sizi alır götürür...
Zaman ve mekan mefhumlarından ötelenirsiniz...
Bir süre sonra anlarsınız ki;
Baktığınız o fotoğraf AŞK'ın fotoğrafıdır...
İşte ben öyle bir an yaşadım...
Sizlerle paylaştığım bu fotoğrafı defalarca görmüştüm...
Sadece bakıp geçmişim uzun zamandır.
Bakmak ve görmek arasındaki farkı yaşamışım adeta...
***
Bu fotoğraf Kasımpaşa'da çekilmiş...
ARMA değişikliğini boykotunda 2. yıla giren Arma Altı Tayfa taraftar gurubunun bir etkinliği...
Arma değişikliğini boykot eden bu gurup tribünlere gitmediği için maçlarını sokakta izliyorlar...
Meydana kurdukları bir TV ekranının karşısına Pazar tahtalarından tribün yapıyorlar...
Yaklaşık 2 yıldır süren, ARMA hasretlerini, tribün hasretlerini bu şekilde gideriyorlar...
Bir Aşk hikayesidir işte bu...
Bir Aşk'ın fotoğrafıdır...
Bu fotoğrafa bakarken aklıma ilk gelen Kasımpaşa Futbol Kulübü'nün başkanı tarafından sarfedilen sözler aklıma geldi...
Ne demişlerdi; "BJK bizim için aşk, Kasımpaşa ise iş"
Peki siz sayın başkanım,
Siz aşkınızın fotoğrafını çekebildiniz mi?
Sizin iş olarak gördüğünüz 92 yıllık şanlı bir maziye sahip olan Kasımpaşa'nın AŞIKLARI aşklarının fotoğrafını böyle çekmişler...
Siz de çekebildiniz mi böyle bir fotoğraf!?.
***
İnsanın yüreği burkulmaz mı şu fotoğrafa bakarken?
Ne istedi bu insanlar sizden?
Haraç mı istediler?
Bedava bilet mi?
Bedava otobüs mü?
Yol parası mı?
Çorba parası mı istediler?
Ne istediler?
Bir tek şey istediler...
Armamızı, aşkımızın sembolünü geri verin dediler...
Sadece bunu istediler sizden...
***
Yüreği Lacivert - Beyaz sevda ile dolu olan bu insanlar size ne yaptılar?
Tribüne gelip küfür mü ettiler?
Sokaklara dökülüp, size küfür edip olay mı çıkardılar?
Arabanızı mı taşladılar?
Yeni logolu reklam afişlerinizi mi yırttılar?
Hayır, hepsine hayır...
Onlar sadece "Arma'nın olmadığı yerde biz de olmayız" deyip boykot ettiler maçları...
"Tribünler sizinse, sokaklar bizimdir" deyip;
Sokaklarda izlediler gönül verdikleri takımlarının maçlarını...
Sokakta sevindiler, sokakta üzüldüler...
Yüreklerindeki hıncı, yine yüreklerine gömdüler...
Bir umut deyip beklediler hep...
Sessizce, haykırmadan, agresifleşmeden beklediler...
***
Arma Altı Yıkılmaz dediler...
Yıkılmadılar...
Varlıklarını sürdürdüler...
Tribünlere gitmedikleri zaman içerisinde;
Yüreklerindeki sevdayı Van'da depremzedelerin acısına ortak ettiler...
Ülkemizin en ücra köşelerindeki köy okullarına ulaştılar...
İmkansızlıklar içinde eğitimlerini sürdürmeye çalışan miniklerimizin yüreklerine girdiler...
"Kardeş Okul Projesi" ile el uzattılar binlerce kilometre ötedeki minik yüreklere...
Topladıkları yardım malzemeleriyle birlikte bir not gönderdiler kendilerinden habersiz miniklere...
Minik eller o notları başlarının üzerinde gösterdi size...
"Armama Dokunma" diyordu Ağrı'nın bir köyündeki çocuk...
Ama siz göremediniz elbette...
Aşkın fotoğrafını göremeyen o notu da göremezdi...
***
Yüreğinde azıcık vicdan mefhumu taşıyan birileri bu insanların sesini duymak zorundadır...
Böylesine büyük bir sevda ile Arma'sına ve renklerine bağlı bir taraftar gurubu bu şekilde gözardı edilmemelidir...
Son derece insani bir çerçeve içerisinde eylemlerini sürdüren bu gurup ile kulüp yönetimi neden irtibata geçip bu sorunu çözmeyi düşünmez bilemiyorum...
Tribünlere zamanında büyük bir renk katan böylesi aşk ile dolu bir tribün gurubu hem Kasımpaşa hem de Türk Futbolu için büyük bir kayıptır.
Yetkililerden tek beklentimiz onları bir kere olsun dinlemeleri...
30 Ağustos 2013 Cuma
Taraftar sizin malınız değil, Hasan Hilmi Öksüz...
ARMA ALTI gurubunun boykot kararının ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha anladık Hasan Hilmi Öksüz'ün bu talihsiz beyanatı ile. ARMA hırsızı yönetim görevde olduğu sürece o stada girmek bu zihniyete hizmet etmek demektir. Taraftarı yok sayan, taraftarı çoluk çocuk, it kopuk olarak tanımlayan bir zihniyet var şu an takımın başında...
Türkiye'nin bir ucundan bir ucuna milyonlarca insanın ödediği vergilerle yapılan tesisleri sürekli başımıza kakıp, "Kasımpaşa taraftarı Kasımpaşa Kulübü'ne yapılanlardan dolayı AKP'ye oy vermek zorundadır" deme cüreti gösterenlerin bulunduğu tribün ARMA sevdalıları için haramdır...
***
İBB Başkanı olduğu dönemde Nurettin Sözen tarafından yapımı gerçekleştirilen stada ilaveten yapılan hizmetler Başbakan ya da siz sayın yöneticilerin cebinden çıkan paralarla mı yapılmıştır yoksa milyonlarca vatandaşın ödediği vergilerle mi yapılmıştır. Milletin parasıyla millete hizmet edeceksiniz sonra da milleti satın aldık edasıyla milleti köleniz gibi göreceksiniz...
Hiçbir güç bu taraftarı yok sayamaz...
Sizin yaptığınız tüm olumsuzluklara rağmen Lacivert-Beyaz sevdaları uğruna o tribünlere girenler sizi istifaya davet ediyorsa durun düşünün. Biz nerede yanlış yapıyoruz da böyle oluyor diye bir düşünün...
***
ARMA ALTI gurubu cepleri para dolu BJK aşıklarının kulübümüzü istila ederek, ARMA gaspını yaptığı ilk günden bu yana tavrını net olarak ortaya koymuş ve BOYKOT kararı almıştı.
Bu kararı alırken de tribünde emek veren 7'den 70'e tüm ARMA ALTI emekçilerinin fikirleri alındı. Tüm tribün emekçilerinin ortak kararıyla boykot başlatıldı.
Karar ve bu kararın alınmasındaki sebep çok açıktı...
Bir sabah sessiz sedasız birileri gelip kulübe çöreklenmiş ve ilk iş olarak ARMA değişikliğine gidilmişti...
Bu ARMA'nın sevdalılarının haberi bile olmadan...
Yıllarını bu ARMA sevdası için harcamış olanların fikri bile alınmadan...
Yani bu ARMA sevdalıları yok sayılarak ARMA değiştirilmiş yerine bir logo konulmuştu...
Sevda ayaklar altına alınmış, yıllar boyu o ARMA için verilen emekler yok sayılmıştı...
ARMA ALTI üyeleri yapılan toplantı neticesinde;
"Taraftarın yok sayıldığı, sevdamızın ayaklar altına alındığı o tribünlerde biz olamayız" diyerek BOYKOT kararı almıştı...
***
Sadece ARMA'nın derdine düşmüştük...
Ne çorba derdindeydik, ne de çorbaya atılan taşların derdinde...
Olimpiyat şampiyonlarımızın gururla göğüslerinde taşıdığı o kutlu ARMA'nın derdindeyiz sadece...
Boykot kararı almayan gönüldaşlarımız da var elbette...
Onlar ARMA ALTI gurubundan farklı düşünüp tribünlerde mücadele edelim dediler...
Ama olmadı...
Hasan Hilmi Öksüz tüm yaşananların ardından o tribünlere giren gönüldaşlarımızı da yok sayan açıklamalarda bulundu...
Taraftarı yok saydı...
Taraftara çoluk çocuk dedi...
Taraftarı AKP'ye oy vermek zorunda olan bir kitle olarak tanımladı...
"BJK bizim AŞK, Kasımpaşa ise, İŞ'tir" diyenlere karşı duramadı ve "Durun bakalım arkadaş siz Kasımpaşa'yı nasıl böylesine küçük düşürürsünüz" diyemedi...
Şimdi ise, bize Kasımpaşalılık dersi vermeye kalkışıyor...
***
Bir kere daha anladık ki, tek çare Boykot...
O tribünler boş kalmalı...
Akgençlik üyeleri girsinler onlara şakşakçılık yapsınlar...
Biz ARMA uğruna gerekirse sokaklarda tribünler kurarız, yine ARMAmıza sahip çıkarız...
Önce ARMA'yı sattılar, sonra Sevdamızı ezdiler...
Şimdi BJK taraftarını semtimize sokarak gurumuzu ayaklar altına alacaklar...
"Yapamazlar" dediklerimizin hepsini yaptılar...
Ve yine yapamazlar dediklerimizi de yapacaklar...
O tribünlerin boş bırakılması onlara verilecek en güzel yanıt olacaktır...
Bir kere daha tüm ARMA sevdalılarına sesleniyoruz...
ARMAmızı gasp edenlerin, sevdamızı ayaklar altına alanların, gurumuzu yok sayanların bulunduğu tribünler bize haramdır...
Türkiye'nin bir ucundan bir ucuna milyonlarca insanın ödediği vergilerle yapılan tesisleri sürekli başımıza kakıp, "Kasımpaşa taraftarı Kasımpaşa Kulübü'ne yapılanlardan dolayı AKP'ye oy vermek zorundadır" deme cüreti gösterenlerin bulunduğu tribün ARMA sevdalıları için haramdır...
***
İBB Başkanı olduğu dönemde Nurettin Sözen tarafından yapımı gerçekleştirilen stada ilaveten yapılan hizmetler Başbakan ya da siz sayın yöneticilerin cebinden çıkan paralarla mı yapılmıştır yoksa milyonlarca vatandaşın ödediği vergilerle mi yapılmıştır. Milletin parasıyla millete hizmet edeceksiniz sonra da milleti satın aldık edasıyla milleti köleniz gibi göreceksiniz...
Hiçbir güç bu taraftarı yok sayamaz...
Sizin yaptığınız tüm olumsuzluklara rağmen Lacivert-Beyaz sevdaları uğruna o tribünlere girenler sizi istifaya davet ediyorsa durun düşünün. Biz nerede yanlış yapıyoruz da böyle oluyor diye bir düşünün...
***
ARMA ALTI gurubu cepleri para dolu BJK aşıklarının kulübümüzü istila ederek, ARMA gaspını yaptığı ilk günden bu yana tavrını net olarak ortaya koymuş ve BOYKOT kararı almıştı.
Bu kararı alırken de tribünde emek veren 7'den 70'e tüm ARMA ALTI emekçilerinin fikirleri alındı. Tüm tribün emekçilerinin ortak kararıyla boykot başlatıldı.
Karar ve bu kararın alınmasındaki sebep çok açıktı...
Bir sabah sessiz sedasız birileri gelip kulübe çöreklenmiş ve ilk iş olarak ARMA değişikliğine gidilmişti...
Bu ARMA'nın sevdalılarının haberi bile olmadan...
Yıllarını bu ARMA sevdası için harcamış olanların fikri bile alınmadan...
Yani bu ARMA sevdalıları yok sayılarak ARMA değiştirilmiş yerine bir logo konulmuştu...
Sevda ayaklar altına alınmış, yıllar boyu o ARMA için verilen emekler yok sayılmıştı...
ARMA ALTI üyeleri yapılan toplantı neticesinde;
"Taraftarın yok sayıldığı, sevdamızın ayaklar altına alındığı o tribünlerde biz olamayız" diyerek BOYKOT kararı almıştı...
***
Sadece ARMA'nın derdine düşmüştük...
Ne çorba derdindeydik, ne de çorbaya atılan taşların derdinde...
Olimpiyat şampiyonlarımızın gururla göğüslerinde taşıdığı o kutlu ARMA'nın derdindeyiz sadece...
Boykot kararı almayan gönüldaşlarımız da var elbette...
Onlar ARMA ALTI gurubundan farklı düşünüp tribünlerde mücadele edelim dediler...
Ama olmadı...
Hasan Hilmi Öksüz tüm yaşananların ardından o tribünlere giren gönüldaşlarımızı da yok sayan açıklamalarda bulundu...
Taraftarı yok saydı...
Taraftara çoluk çocuk dedi...
Taraftarı AKP'ye oy vermek zorunda olan bir kitle olarak tanımladı...
"BJK bizim AŞK, Kasımpaşa ise, İŞ'tir" diyenlere karşı duramadı ve "Durun bakalım arkadaş siz Kasımpaşa'yı nasıl böylesine küçük düşürürsünüz" diyemedi...
Şimdi ise, bize Kasımpaşalılık dersi vermeye kalkışıyor...
***
Bir kere daha anladık ki, tek çare Boykot...
O tribünler boş kalmalı...
Akgençlik üyeleri girsinler onlara şakşakçılık yapsınlar...
Biz ARMA uğruna gerekirse sokaklarda tribünler kurarız, yine ARMAmıza sahip çıkarız...
Önce ARMA'yı sattılar, sonra Sevdamızı ezdiler...
Şimdi BJK taraftarını semtimize sokarak gurumuzu ayaklar altına alacaklar...
"Yapamazlar" dediklerimizin hepsini yaptılar...
Ve yine yapamazlar dediklerimizi de yapacaklar...
O tribünlerin boş bırakılması onlara verilecek en güzel yanıt olacaktır...
Bir kere daha tüm ARMA sevdalılarına sesleniyoruz...
ARMAmızı gasp edenlerin, sevdamızı ayaklar altına alanların, gurumuzu yok sayanların bulunduğu tribünler bize haramdır...
23 Kasım 2012 Cuma
Renklerine ve taraftarına sahip çıkamayan yönetim...
Eskişehirspor camiası ülkeye malolmuş büyük bir camiadır.
Kısa zamanda kazandığı başarılarla Türkiye'de futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış;
Dünya futbol literatürüne de çeşitli vesilelerle girmiş, adını tüm dünyaya duyurmuş büyük bir camia...
Böylesine büyük bir camiada yöneticilik yapmak büyük sorumluluklar gerektirir.
Giyiminizden kuşamınızdan tutun da, oturup kalkmanıza kadar her şeye dikkat etmek zorundasınızdır.
En önemlisi de Eskişehirspor'a AŞK ile bağlı olan taraftarın hassasiyetleri konusunda son derece duyarlı olmalıdır Eskişehirspor yöneticisi.
***
Eskişehirspor taraftarının en büyük hassasiyetlerinden birisi ARMA'dır.
ARMA konusunda zamanında taraftarımızın büyük çabalar sarfettiğini ve hem yerel hem de ulusal basında ARMAmızın doğru şekilde kullanılması taraftarımızın bu çabaları sonucunda sağlanmıştır.
ESES sevdalılarının bir diğer hassasiyeti ise, renklerimizdir.
Özellikle Eskişehirspor kuruldumkün sonra kurulan bir çok kulüp bizi örnek alarak renklerini de bizim renklerimiz olan Siyah-Kırmızı yapmışlardır. Bu kulüplerden büyük çoğunluğu tüzüklerine bu renkleri KIRMIZI-SİYAH şeklinde yazdırmışlar ve bu şekilde telaffuz edilmişler yıllarca.
***
Eskişehirspor'un renkleri ise; SİYAH-KIRMIZI'dır...
Tüzüğümüzün 4. maddesinde yer aldığı üzere renklerimiz bu şekilde yazılmalı ve bu şekilde telaffuz edilmelidir.
Bazı arkadaşlarımız "Ne farkeder, ikisi de aynı yola çıkmıyor mu!?" diyebilirler...
Fakat önemli olan hangi yola çıktığı değil o yolda gidiş biçimidir.
İstanbul medyasının Türkiye'nin en büyük camialarından biri olan Eskişehirspor'u küçümseme girişimi olarak algılıyoruz biz bu yanlış telaffuzu.
Bugün bu ülkede FB'nin renklerini hiç kimse LACİVERT-SARI olarak telaffuz etmiyorsa Eskişehirspor'un renklerini de doğru telaffuz etmek zorundadırlar. Sadece Eskişehirspor değil, Şanlıurfaspor, Vanspor, Bucaspor, Feriköy ya da Kemahspor... Hiç farketmez, her takım kendi seveninin gözünde en büyüktür. Medyanın büyüttüğü takımlar konusunda nasıl hassas davranılıyorsa halkın yüreğinde büyüttüğü gerçek büyük takımların hassasiyetlerine de öyle dikkat edilmelidir.
***
Uzun zamandır sosyal medya üzerinden bu konudaki mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu konuyu gerek maillerle, gerekse faks mesajları ile ilgili kurumlara müteaddit defalar bildirdik. Bazı kurumlar bizim mesajlarımız sonrasında hatalarını düzelttiler. Bazı kurumlar ise, bizi dikkate almamaya devam ediyorlar. Bunlardan daha vahim olanı ise, yerel basının bile aynı yanlışı halen sürdürüyor olmasıdır.
Aslında bu konunun çözümü son derece basittir. Yönetim yazılı bir metin hazırlayarak, ya da bizim hazırladığımız metni kullanarak tüm basın kuruluşları ve ajanslara konuyla ilgili bilgi verir ve gerekenin yapılması, yapılmadığı takdirde konuyla ilgili tavrımızın sertleşeceğini bildirebilir.
Yönetimin böyle bir girişimde bulunması eminim ki, bizim çabalarımızdan çok daha verimli olacaktır.
Fakat şu ana kadar yönetim bu konuda tek bir girişimde bile bulunmadı.
***
Yönetim renklerine sahip çıkamadığı gibi taraftarına da sahip çıkamıyor.
Eskişehir emniyeti özellikle İstanbul takımları ile oynadığımız maçlarda stad girişlerinde taraftarımıza karşı düşmanca bir tavır takınıyor. Taraftar itilip kakılıyor, adeta tahrik ediliyor.
Son olarak FB maçında tabi tutulduğumuz ayakkabı çıkarma zulmü son derece onur kırıcı bir davranıştır. Bunu ilk kez yapmıyor Eskişehir emniyeti. Ben geçen yıl ki FB maçındada aynı uygulama ile karşılaştım. Eskişehir'de sürekli maçlara giden arkadaşlarım özellikle İstanbul takımları ile oynanan maçlarda bu uygulamanın yapıldığını söylüyorlar.
***
Bazı arkadaşlarımızın ayağında bot var...
Bazı bayanlarımızda çizme...
O bot ve çizmeleri çıkarıp, tek ayak üstünde durarak çıkardığınız ayakkabıyı sallamak ve bu şekilde dengede kalmak zorundasınız.
Tepenizde kaşlarını çatmış, eline telsizi almış, zebellah gibi duran bir sivil polis sizin yüzünüzde oluşan tepkiyi görüyor ve daha fazlasını size veriyor. Sanki ağzınızı açsanız, tepenize binecek gibi duruyor. Bir çok arkadaşımız isyan ediyor. Araya girip arkadaşlarımızın darp edilmesine mani oluyoruz.
***
Peki bu polisler ne arıyorlar?
Ayakkabıların içine ne saklanabilir?
Çakmak yada bozuk para?
Taraftar bu uygulamayı öğrendi ve çakmak ve bozuk paraları iç çamaşırına saklıyor.
Bu durumda Eskişehir emniyeti nasıl bir tedbir alacak çok merak ediyorum.
İç çamaşırlarımızı mı çıkarttıracaklar yoksa "elleme" yöntemini mi kullanacaklar?
***
Bu onur kırıcı davranıştan eminim yönetimin bilgisi vardır.
Ve her zaman olduğu gibi yönetim bu onur kırıcı davranışın sonlandırılması için hiç bir girişimde bulunmamıştır.
Taraftara "korsan ürün almayın" "tribünde daha çok destek verin" "bol bol resmi ürün satın alın" "Türkiye'nin en pahalı biletlerini satın alın" tarzı çağrılarda bulunan yönetim ne yazık ki bu tür durumlarda sus pus oluyor.
Bizi o takımın, o renklerin, o armanın gerçek sahipleri olarak değil de, bir kulübün "müşterisi" olarak gören bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Esnaf zihniyeti ile çalışan bu yönetim esnaflıktan da sınıfta kalır. Çünkü esnafın bile bir temel ilkesi vardır: "MÜŞTERİ VELİNİMETTİR"
Kısa zamanda kazandığı başarılarla Türkiye'de futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış;
Dünya futbol literatürüne de çeşitli vesilelerle girmiş, adını tüm dünyaya duyurmuş büyük bir camia...
Böylesine büyük bir camiada yöneticilik yapmak büyük sorumluluklar gerektirir.
Giyiminizden kuşamınızdan tutun da, oturup kalkmanıza kadar her şeye dikkat etmek zorundasınızdır.
En önemlisi de Eskişehirspor'a AŞK ile bağlı olan taraftarın hassasiyetleri konusunda son derece duyarlı olmalıdır Eskişehirspor yöneticisi.
***
Eskişehirspor taraftarının en büyük hassasiyetlerinden birisi ARMA'dır.
ARMA konusunda zamanında taraftarımızın büyük çabalar sarfettiğini ve hem yerel hem de ulusal basında ARMAmızın doğru şekilde kullanılması taraftarımızın bu çabaları sonucunda sağlanmıştır.
ESES sevdalılarının bir diğer hassasiyeti ise, renklerimizdir.
Özellikle Eskişehirspor kuruldumkün sonra kurulan bir çok kulüp bizi örnek alarak renklerini de bizim renklerimiz olan Siyah-Kırmızı yapmışlardır. Bu kulüplerden büyük çoğunluğu tüzüklerine bu renkleri KIRMIZI-SİYAH şeklinde yazdırmışlar ve bu şekilde telaffuz edilmişler yıllarca.
***
Eskişehirspor'un renkleri ise; SİYAH-KIRMIZI'dır...
Tüzüğümüzün 4. maddesinde yer aldığı üzere renklerimiz bu şekilde yazılmalı ve bu şekilde telaffuz edilmelidir.
Bazı arkadaşlarımız "Ne farkeder, ikisi de aynı yola çıkmıyor mu!?" diyebilirler...
Fakat önemli olan hangi yola çıktığı değil o yolda gidiş biçimidir.
İstanbul medyasının Türkiye'nin en büyük camialarından biri olan Eskişehirspor'u küçümseme girişimi olarak algılıyoruz biz bu yanlış telaffuzu.
Bugün bu ülkede FB'nin renklerini hiç kimse LACİVERT-SARI olarak telaffuz etmiyorsa Eskişehirspor'un renklerini de doğru telaffuz etmek zorundadırlar. Sadece Eskişehirspor değil, Şanlıurfaspor, Vanspor, Bucaspor, Feriköy ya da Kemahspor... Hiç farketmez, her takım kendi seveninin gözünde en büyüktür. Medyanın büyüttüğü takımlar konusunda nasıl hassas davranılıyorsa halkın yüreğinde büyüttüğü gerçek büyük takımların hassasiyetlerine de öyle dikkat edilmelidir.
***
Uzun zamandır sosyal medya üzerinden bu konudaki mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu konuyu gerek maillerle, gerekse faks mesajları ile ilgili kurumlara müteaddit defalar bildirdik. Bazı kurumlar bizim mesajlarımız sonrasında hatalarını düzelttiler. Bazı kurumlar ise, bizi dikkate almamaya devam ediyorlar. Bunlardan daha vahim olanı ise, yerel basının bile aynı yanlışı halen sürdürüyor olmasıdır.
Aslında bu konunun çözümü son derece basittir. Yönetim yazılı bir metin hazırlayarak, ya da bizim hazırladığımız metni kullanarak tüm basın kuruluşları ve ajanslara konuyla ilgili bilgi verir ve gerekenin yapılması, yapılmadığı takdirde konuyla ilgili tavrımızın sertleşeceğini bildirebilir.
Yönetimin böyle bir girişimde bulunması eminim ki, bizim çabalarımızdan çok daha verimli olacaktır.
Fakat şu ana kadar yönetim bu konuda tek bir girişimde bile bulunmadı.
***
Yönetim renklerine sahip çıkamadığı gibi taraftarına da sahip çıkamıyor.
Eskişehir emniyeti özellikle İstanbul takımları ile oynadığımız maçlarda stad girişlerinde taraftarımıza karşı düşmanca bir tavır takınıyor. Taraftar itilip kakılıyor, adeta tahrik ediliyor.
Son olarak FB maçında tabi tutulduğumuz ayakkabı çıkarma zulmü son derece onur kırıcı bir davranıştır. Bunu ilk kez yapmıyor Eskişehir emniyeti. Ben geçen yıl ki FB maçındada aynı uygulama ile karşılaştım. Eskişehir'de sürekli maçlara giden arkadaşlarım özellikle İstanbul takımları ile oynanan maçlarda bu uygulamanın yapıldığını söylüyorlar.
***
Bazı arkadaşlarımızın ayağında bot var...
Bazı bayanlarımızda çizme...
O bot ve çizmeleri çıkarıp, tek ayak üstünde durarak çıkardığınız ayakkabıyı sallamak ve bu şekilde dengede kalmak zorundasınız.
Tepenizde kaşlarını çatmış, eline telsizi almış, zebellah gibi duran bir sivil polis sizin yüzünüzde oluşan tepkiyi görüyor ve daha fazlasını size veriyor. Sanki ağzınızı açsanız, tepenize binecek gibi duruyor. Bir çok arkadaşımız isyan ediyor. Araya girip arkadaşlarımızın darp edilmesine mani oluyoruz.
***
Peki bu polisler ne arıyorlar?
Ayakkabıların içine ne saklanabilir?
Çakmak yada bozuk para?
Taraftar bu uygulamayı öğrendi ve çakmak ve bozuk paraları iç çamaşırına saklıyor.
Bu durumda Eskişehir emniyeti nasıl bir tedbir alacak çok merak ediyorum.
İç çamaşırlarımızı mı çıkarttıracaklar yoksa "elleme" yöntemini mi kullanacaklar?
***
Bu onur kırıcı davranıştan eminim yönetimin bilgisi vardır.
Ve her zaman olduğu gibi yönetim bu onur kırıcı davranışın sonlandırılması için hiç bir girişimde bulunmamıştır.
Taraftara "korsan ürün almayın" "tribünde daha çok destek verin" "bol bol resmi ürün satın alın" "Türkiye'nin en pahalı biletlerini satın alın" tarzı çağrılarda bulunan yönetim ne yazık ki bu tür durumlarda sus pus oluyor.
Bizi o takımın, o renklerin, o armanın gerçek sahipleri olarak değil de, bir kulübün "müşterisi" olarak gören bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Esnaf zihniyeti ile çalışan bu yönetim esnaflıktan da sınıfta kalır. Çünkü esnafın bile bir temel ilkesi vardır: "MÜŞTERİ VELİNİMETTİR"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














