tecavüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tecavüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2016 Perşembe

Kokuşmuş düzenin; kokuşmuş dindarları!

Aradan 14 yıl geçti.
AKP Türkiye'de iktidar olalı tam 14 yıl oldu.
14 yılda çok şeyler değişti.
Öylesine çok değişime uğradık ki, yaşam tarzlarımız bile tepe taklak oldu.
Hayatımızın her alanında değişim fırtınaları esti.
Fırtınalarda savrulduk.
Kafamız gözümüz yarıldı.

Yine de değişim rüzgarı peşinde koşmaya devam ediyoruz milletçe...
***
"İyi şeyler hiç mi olmadı?"
AKP'ye biat eden arkadaşlar hemen bunu soruyorlar.
Evet oldu.
Yol yapıldı.
Tünel yapıldı.
Metro hatları yapıldı.
Bazı trenler hızlandırıldı.
Başörtüsü serbest bırakıldı.
Belediye çalışanları artık sakal bırakabiliyor.
Başı örtülü kaymakam sahibi bile olduk.

***
Bunlardan başka "iyi şeyler" oldu mu anımsamıyorum.
Bütün milli değerlerimizi yitirdik.
14 sene önce futbol takımlarımız yabancı takımlarla oynarken hepimiz TÜRK olurduk, takımımızı desteklerdik. Bugün hepimiz Braga'lı, hepimiz Liverpool'lü, hepimiz Arsenal'li olabiliyoruz bir Türk takımının maçında.
Komşuluk ilişkilerimiz tükendi.
Mahalle kültürü kalmadı.
Esnaf dayanışması kalmadı.
Okullarda andımız okunmuyor.
Birileri TÜRK bayrağından rahatsız olduğunu açık açık söylüyor.
Birileri TV ekranlarında Atatürk'e olan kinini kusabiliyor.
Birileri ayrı bir devlet kurmaktan bahsedebiliyor.
Birileri bebek katilini önder olarak kabul edebiliyor.
Birileri sanki ayrı bir devlet varmış gibi değişik bir paçavrayı dalgalandırıyor TÜRK yurdunda.
***
Tam anlamıyla kokuşmuş bir düzenin içine girdik.
Bir zengin, tv kanallarında fakirleri aşağılayıcı sözler ederek kahkahalar atabiliyor.
Bunu yapan zengini Allah adının geçtiği sloganlarla alkış yağmuruna tutan fakirler var.
Yamalı hırka giyen Peygamber'in ümmeti olarak Mekke'ye gidip 7 yıldızlı otel odalarından Kabe manzarası seyreden Mü'min (!)lerimiz var!
Bir yanda ömrü fakirlik içinde geçmiş Peygamber kızı Hz. Fatma dururken, bir yanda Onun yolundan gittiğini söyleyip, en pahalı marka kıyafetlerle tesettür yaptığını zanneden bacılarımız var!
"Karım, kızım sana feda olsun uzun adam" diyen gavat dindarlarımız var!
Tecavüze uğrayan kadınlarımızı/kızlarımızı "efendim onlar da mini etek giymeselerdi" diyerek suçlayan ve tecavüz gibi insanlık ayıbı bir suçu makul karşılayan dindarlarımız var!
Bir Kur'n Kursu'nda 45 çocuğun tecavüze uğraması karşısında sessiz kalan, yetmezmiş gibi olayın yaşandığı vakfı koruma çabası içine giren dindarlarımız var!
Çocukların bir Kur'an Kursu hocası tarafından iğfal edilmesi olayı karşısında "Bir kere böyle bir olay yaşandı diye bir vakfımızı karalayamazsınız!" deme gafletini gösteren bir başı örtülü bakanımız var!
***
Rüşvet,
Yolsuzluk,
Adam kayırma,
Torpilcilik,
Partizanlık,
Adaletsizlik,
Ne arasanız var!
Ve işin asıl kötü tarafı bunların hepsinin içinde dindar (!) insanlar var fail olarak!
Kokuşmuş dindarlar!
Samimi dindar insanlarımızı utandıran, yavşak dindarlar!
***
Bütün kalbiyle Allah'a teslim olmuş samimi dindar Müslümanlar, bu kokuşmuşluk karşısında artık sessiz kalmamalıdırlar. Bir başörtüsü serbestisi uğruna İslam dininin temeline tahrip gücünü hayal bile edemeyeceğimiz bombaların yerleştirilmesine biz samimi dindarlar olarak artık sessiz kalmamalıyız. Hangi partiden olursanız olun, hangi cemaatten olursanız olun, bu kokuşmuş düzen karşısında sessiz kalırsanız biliniz ki, dinimizin temellerine yerleştirilen bombaların vebali sizin de üzerinize yüklenecektir.

23 Mart 2016 Çarşamba

Ensar Vakfı'nda Dindar Nesle Tecavüz!

Temel sermayesi din olan bir siyasi parti olarak ülkemizin siyasi yaşamında yerini alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Lideri Recep Tayyip Erdoğan bir konuşmasında ahaliye böyle sesleniyordu "Biiiizzzz Dindar nesiller yetiştireceğiz dindaaaarrrrr!!!" Evet bu söylem ülkemizde kendi evladını bile dinsiz olarak görebilen yüzde 50'ye yakın bir halk tabakasından büyük takdir toplamış ve evlatlarını dindar olarak yetiştirecek olan Recep Tayyip Erdoğan'a adeta biat etmişlerdi.
***
Dindar nesil yetiştirme projesini gerçekleştirmek için devlet okulları yeterli değildi. Devlet kontrolünün dışında istedikleri gibi at oynatabilecekleri ve hem rant kaynağı haline gelebilecek hem de yaptığı basit dini faaliyetlerle halkı kendisine bağlayabilecek kurumlar gerekliydi. Vakıflar kuruldu, mevcut vakıflar geliştirildi, büyütüldü. Devlet kontrolündeki Kur'an Kursları yerine bu tür dernek ve vakıflar üzerinden kurslar açıldı. Yatılı olarak hizmet veren bu kurslara gencecik evlatlarımız "dindar nesil" yetiştirilmek üzere ana babaları tarafından buralara teslim edildi.
***
İşte bu vakıflardan birisi de Ensar Vakfı.
AKP'nin hükümet olmasıyla birlikte yıldızı parladı ve ülke genelinde örgütlenerek köşe bucak her yere yayıldı. Hükümet ve yandaşlarının destekleri yanı sıra "dindar nesil" umuduyla yaşayan analar babalar da buralara çok büyük maddi destekler sağladılar. Kızlar için ayrı kurslar ve yatakhaneler, erkekler için ayrı kurslar ve yatakhaneler. Yüzeysel olarak baktığınızda her şey güllük gülistanlık. AKP'den önce dinsiz (!) olan nesil AKP'den sonra "dindar" olacaktı!...
***
Ve bir gün bir bomba patladı.
Ensar Vakfı'na ait bir erkek Kur'an Kursu'nda bir muhterem (!) hocaefendi (!) 45 ÇOCUĞA TECAVÜZ ETMİŞ!
Herkes sus pus!
Bir deyyus-u ekber hoca Recep Tayyip Erdoğan'ın dindar nesline tecavüz etmiş!
Hani insan bekliyor.
Bu "dindar nesil"in mucidi Recep Tayyip Erdoğan çıkar televizyonlara " Bu deyyus var ya bu deyyuuuss! İşte bu deyyusss benim minicik dindar neslime tecavüz etti. Bu Ensar Vakfı'nın yöneticileri de bu insanlık suçunu engelleyemediler, böyle deyyusları hoca yaptılar" mealinde nutuklar atar, vakfın kapatılması malum kişilerin en ağır şekilde cezalandırılması için savcıları göreve çağırır diye çok bekledik ama olmadı.
"dindar neslin" tecavüze uğraması karşısında herkes sus pus oldu!
***
Bir başı örtülü bakan çıkardılar milletin huzuruna.
Bu insanlık tarihinin en aşağılık suçu olan tecavüz olayını lanetleyeceği yerde "bir kere böyle bir olay oldu diye Ensar Vakfı'nı karalayamazsınız" deme cüretini gösterdi.
45 Çocuk!
Yer bir Kur'an Kursu
Yaşanan olay 45 erkek çocuğun tecavüze uğraması
Tecavüz eden deyyus bir Kur'an Kursu hocası!
Ve başı örtülü güya dindar bir Aile Bakanı...
Üstüne üstlük bu bakan bir ANNE!
Ve bir ANNE 45 küçük çocuğun tecavüze uğraması gibi insan olan bir insanı dehşete düşüren bir suç karşısında tek derdi Ensar Vakfı'nı korumak!
***
Herkes sus pus!
Alim ulema dediğimiz zat-ı muhteremler sus pus!
Bir tane evliya yerine konulan hoca efendiden bu konuyla alakalı bir tepki duyan var mı!?
Bir "dindar"dan bu konuyla alakalı bir tepki cümlesi duyan var mı?
Hani şu tecavüze uğrayan kızlarımızı, kadınlarımızı "efendim o da mini etek giymeseymiş", "efendim gecenin bir vakti orda ne işi varmış" gibi yavşakça bahanelerle tecavüzü normalleştiren deyyuslar! Peki bu çocuklar ne yaptı da tecavüzü hakettiler ulan şerefsizler!
***
Şu tarikatler!
Neden sus pus oldunuz dinimizi bu kadar yaralayan bir olay karşısında!?
Sizin Kur'an Kurslarınız zarar görmesin diye mi!?
Sizin Kur'an Kurslarınız ne durumda!?
Böylesi korkunç bir olay sonrası devlet tüm Kur'an Kurslarını neden incelemeye almıyor.
Bu olayın ülkemizde gündem olmaması için susanlar neden korkuyorlar!
Gezi Parkı eylemlerinde "Camide seviştiler" diye alçakça iftira atan deyyuslar, Kur'an Kursu'nda dinini öğrenmeye çalışan çocuklara tecavüz ettiler, neden susuyorsunuz ulan deyyuslar!?
***
Evlatlarını bu tür yatılı kurslara yollayan analar babalar!
Siz neden susuyorsunuz?
Hiç aklınıza gelmiyor mu "acaba benim çocuğumda aynı olayla karşılaşmış olabilir mi?" sorusunu sormak!?
Siz nasıl ana babasınız!?
Tecavüze uğramış "melek" hükmündeki çocuklarımızın yaşadığı bu travma karşısında adeta "1 kereden bir şey olmaz" deme cüretini gösteren başı örtülü bakana neden tepki vermiyorsunuz?
Çocuklara tecavüzü böylesine küçümseyen ve tek derdi bir Vakfı korumak olan bu kadın sırf başı örtülü olduğu için o koltukta oturmaya devam mı edecek!?
***
Yazık bize yazık!
Allah'ın "Melek" hükmünde gördüğü çocuklarımız tecavüz uğrarken sus pus olan sözde DİNDAR her kim varsa yazık size yazık!

13 Mart 2015 Cuma

Siirt ve Kabataş'da "Kadının beyanı esas" mıdır?

Ülkemiz son dönemde iki ibretlik olay yaşadı.
Bu olaylardan Kabataş'da yaşandığı iddia edileni ülke gündemini sarstı.

Aylardır Kabataş ile yatıyor Kabataş ile kalkıyoruz.
Köydeki bebeler bile artık Kabataş tartışması yapar hale geldiler.
Kabataş olayının ilk gündeme gelişini hepimiz çok iyi anımsıyoruz.
Eğer o anlatılanlar doğru olsaydı bu tam bir vahşet manzarası olurdu ülkemiz için.
Bir kadın "70-100 kişinin saldırısına uğramış, üzerine işenmiş, bebeği bile saldırıya uğramış"
İnsan bunu duyar duymaz zaten dehşete kapılıyor.

***
Hemen hemen aynı zaman dilimi içersinde bir olay daha yaşandı ülkemizde.
Bu kez olay Siirt ilimizde yaşandı.
Bir lise öğrencisi, öğretmenlerine giderek kantin işletmecisinin kendisine 7 aydır tecavüz ettiğini anlattı.
Öğretmenlerin çabasıyla olay yargıya intikal etti.
Oralarda öyle kolay değildir bir genç kızın "Bana tecavüz edildi" demesi.
Töreler var...
İlkin kızın canını alır ailesi...
Neyse ki böyle bir vahşet yaşanmadı.
Tecavüz sanığı tutuklandı ve hapse atıldı.
Tacizci Siirt Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10.5 yıl hapse mahkum edildi.
Kararı onayan yargıtay yapılan itiraz üzerine kararını bozdu ve tecavüzcünün serbest bırakılmasına karar verdi.
Kararın bozulmasındaki gerekçe "Kadının beyanından başka delil olmaması"
***
Siirt'te yaşanan tecavüz olayını ülkemizde kimse konuşmadı.
TV ekranlarında yazar, çizer tayfası saatlerce tecavüze uğrayan kızımızın mağduriyetini konuşmadı.
Gazeteler sadece 3. sayfa haberi olarak geçti.
Fakat Kabataş olayı halen ülkemizin 1 numaralı gündem maddesi.
Böyle olmasının sebebi tacize uğradığını beyan eden kadının başörtülü ve AKP'li olması...
Siirt'te tecavüze uğrayan kızımızın başörtüsü var mıydı? Hangi partiliydi onu bile bilmiyoruz...
Siirt'te yaşanan ve genç kızın beyanı esas alınarak takibe alınan olay umuma kapalı mekanda gerçekleşmiş.
Yani ispatı mümkün olmayan sadece "kadının beyanının esas alınabileceği" bir durum...
Kabataş'ta yaşandığı "beyan" edilen olayın ise ispatı mümkün.
Nitekim zamanın başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da o günlerde TV ekranlarına çıkıp "Bunlar benim başörtülü bacıma bunları bunları yaptılar, görüntüleri var Cuma günü yayınlayacağız" demişti.
***
Aradan çok Cumalar geçti...
Görüntü yokmuş.
Tayyip Erdoğan'ı kandırmışlar...
Dolayısıyla o da Türk Milleti'ni kandırmış oldu.
O günlerde kadın tarafından "beyan" edildiği söylenenler ile bugün söylenen arasında dağlar kadar fark var.
O gün "üzerine işediler" deniliyordu, bugün "sözlü taciz, psikolojik taciz" gibi daha masum taciz söylemleri türedi.
Allah muhafaza, o günlerde "Başörtülü ve bebekli kadına saldırdılar , hatta üzerine işediler" yalanı ile binlerce samimi Müslüman ayaklanıp, kendilerince "çapulcu" olarak gördükleri insanları linç etmeye kalkışsalardı acaba bunun vebali kimin boynuna olacaktı!?
***
Kabataş iddialarının ispat edilememesi üzerine, bu kesim "Kadının beyanı esastır" ilkesine sarıldı.
Evet tecavüz olaylarında uluslararası hukuk kurallarına böyle bir ilke girdi.
Tecavüz vakıaları genelde ispatı mümkün olmayan şekilde gerçekleştiği için hukukçular böyle bir ilke ortaya attılar.
Bugün, Kabataş iddialarının gerçek olduğunu savunanların tek silahı da bu oldu.
Bir ülkenin Başbakanı çıkıp "Görüntüler var Cuma günü yayınlayacağız" diye haykıracak ancak aradan onlarca Cuma geçmesine rağmen bu görüntüler ortaya çıkmayacak.
Çok ilginç bir durum.
Hal böyle olunca da AKP'li Cumhurbaşkanı her yerde veryansın edecek "Tecavüz olayında kadının beyanı esastır"
***
Başbakan iken kandırılan ve halkı kandıran Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı iken de kandırılmış ve milletimizi yine kandırıyor.
Zira yukarıda bahsettiğim Siirt vakasında Yargıtay "Tecavüz olayında kadının beyanı esas değildir" diyerek 10.5 yıl ceza alan tecavüzcüyü serbest bıraktı.
AKP'liler yine mantara bağladılar...
Ve ülkemde, Özgecan gibi masumların vahşice katledildiği şu günlerde bir tecavüzcü daha hukuk sisteminin boşluğundan yararlanarak elini kolunu sallayarak dolaşacak sokaklarda...
Siirt'li kızımızın durumu ise, Kabataş figüranı kadar konuşulmayacak ülkemde...

11 Nisan 2014 Cuma

Meleklere tecavüz...

Çocuklar Tanrı nezdinde birer Melektir.
Ulu Tanrımız Allah-ü Teala onları belli bir yaşa gelene kadar melekler kadar temiz, melekler kadar saf yaşamakla ödüllendirmiştir.
Çocuklar çiçektir.
Allah-ü Teala Kehf suresi 46. Ayet-i Kerimesi'nde;
"Çocuklar dünya hayatının süsüdür" buyurmaktadır.
Yani dünya hayatında bizlere verilmiş en güzel nimetlerden biridir çocuklar.
İnanan - inanmayan herkes için geçerlidir bu ayet.
Tüm insanlığı kabullendiği bir ayet.
Çocuklar çiçektir.
Çocuklar melektir.
Çocuklar dünya hayatının en güzel süsüdür.
***
Günlerdir, yüreğimiz yanıyor.
Öylesine büyük vahşetler yaşıyoruz ki, inanmak, acısına katlanmak mümkün değil.
İnsanlık ayıbı desek yetersiz kalır.
Vahşet desek yetersiz kalır.
Küfür etsek yetersiz kalır.
Elimize geçirip lime lime doğrasak yüreklerimizdeki yangın yine de sönmez.
Kars'ta bir vahşet yaşandı.
9 yaşında bir melek önce tecavüze uğradı.
Sonra işkence edildi.
Yetmedi kafası taşma ezildi
Ve sonunda o vahşi yaratık o meleği elleriyle boğarak öldürdü.
***
Kaç gündür yazmaya bile utandım.
Şu satırları yazmak bile bana işkence gibi geliyor.
O melek yüzlü Mert'in tebessümü gözümün önünden gitmiyor.
Kars ayağa kalkmış durumda.
Esnaf kepenk kapattı.
Öğrenciler okullara gitmiyor.
Halk her gün protesto yürüyüşleri yapıyor.
Katil bulunsun cezası idam olsun deniliyor.
Küçük Meleğimizin katilinden halen haber yok.
Hiç bir iz bulunamadı.
Utancımız,
Yürek yangımız devam ediyor.
***
9 Yaşındaki melek yüzlü Mert'in acısını yaşarken yeni bir haber ilişti gözüme.
Yine bir melek.
12 yaşında bir kız çocuğu.
Tecavüze yeltenen deyyus bu kez suçüstü yakalanıyor.
Öyle bir savunma yapılıyor ki, aklımızdan şüphe ediyoruz.
Tecavüzcü "mağdur" olduğunu söylüyor.
Bir heyet, 12 yaşındaki çocuğun bu tecavüzden dolayı "ruh ve beden sağlığında bozulma olmadığı" olmadığı ve tecavüzcü deyyusun cezasını hafifletme yönünde rapor verebiliyor.
Yazıklar olsun.
Yazıklar olsun.
Yazıklar olsun...
Bir tecavüzcünün "iyi hal"den ceza indirimi aldığı bir hukuk sisteminde bunlar şaşırtıcı olmamalıydı.
***
Bitmiyordu bu çocuk tecavüzü haberleri
Hemen ertesi gün bir haber daha.
Yine 12 yaşında bir erkek çocuk.
12 Yaşında bir melek.
Günahsız, tertemiz, saf...
Dünyanın en güzel süslerinden biri.
Anne-babası ayrıldığı için devlet tarafından koruma altına alınmış.
Dayısı denen kahpe, çocuğu hafta sonları kaldığı yurttan alıp gezmeye götürüyor.
Her seferinde çocuk tecavüze maruz kalıyor.
Sadece o gavat değil, arkadaşlarını da toplayıp onlara da tecavüz ettiriyor.
***
Daha fazla yazamayacağım.
Burası "dindar nesiller yetiştireceğiz" nutuklarının atıldığı bir ülke değil miydi yahu!
Burası kız-erkek öğrencilerin aynı merdiveni kullanması bile sakıncalı görülen bir ülke değil miydi?
Bu insanlık dışı olaylar bizim bildiklerimiz.
Ya bilmediklerimiz?
korkudan sesini çıkaramayan o melekler?
Kim bilir kaç melek böylesi bir vahşete maruz kalıyor da korkudan sesini çıkaramıyor.
Bırakın artık nutuklar atmayı.
İnsanları ayrıştırmayı bırakın.
İnsanların yüreklerine kin ve nefret tohumları atmayı bırakın.
Şu deyyusları hadım mı edeceksiniz, idam mı edecekseniz?
Ne yapacaksanız yapın.
Bizi bu utançtan kurtarın artık!

29 Aralık 2012 Cumartesi

Tecavüz'e "İYİ HAL" indirimi...

Ülke gündemi oldukça yoğun.
ODTÜ'yü konuşuyor insanlar...
Anayasa değişikliği...
Terör...
Geçmişle hesaplaşma...
Seyit Onbaşı diye biri var mı yok mu!?
Kürtler...
Türkler...
Lazlar...
Çerkezler...
Ülkücüler...
Solcular...
Orta yolcular...
***
Her şey konuşuluyor.
TV ekranlarındaki tartışmacılar öylesine alevleniyorlar ki; nerdeyse yangın alarmları infilak edecek...
Anayasa'yı değiştirecekler, her şey güllük gülistanlık olacak (mı!?)...
Turgut Özal öldürülmüş olsa ne olacak, eceliyle ölmüş olsa ne olacak!?
Merak ediyorum sadece...
Bütün mesele faili meçhulleri aydınlatmaksa;
Neden kimse faili meçhule kurban giden Ülkücülerden bahsetmez!?
Mesela 30 küsur yıldan bu yana şehit olan, asker, korucu, polis, işçi, memur, vatandaş...
Onlar faili meçhul değiller mi!?
Onları katledenlerin failleri belli mi!?
O bebeklerin katilleri belli mi!?
Belli ise, nerdeler!?
***
Ardı ardına tecavüz olayları yaşanıyor...
Abaza deyyusların kol gezdiği bir memleket haline geldik...
Utanç sınırlarını zorladığımız bir nokta...
Baba kızına tecavüz ediyor...
Amca, dayı, enişte hiç farketmiyor...
Kim kimi tutarsa tecavüz edip geçiyor...
Öylesine garip bir ülke haline geldik ki;
Tecavüz mağdurlarının büyük çoğunluğu ölüm cezasına çarptırılıyor,,,
Ya öldürülüyorlar ya da intihar ediyorlar ar, namus belasına...
***
Tecavüzcü deyyusların bazıları yakalanıyor.
Hapse atılıyorlar...
10 yıl ceza yemiş örneğin evvelsi gün tecavüzcü deyyuslardan bir kaçı...
Mahkeme heyeti ne yapmış peki!?
Bu deyyusların cezasında 2 yıllık bir indirim yapmış...
Ulan bu neyin indirimi be!
Sebep ne!?
Neden indirim yapıyorsunuz!?
Gazetedeki haberin devamında öğreniyoruz sebebini:
"Sanığın mahkeme süresince göstermiş olduğu iyi halden dolayı"...
Yuh ulan yuh!
Böyle bir gavatlığın iyi hali mi olurmuş be!
***
Hangi vicdan sahibi bunu kabullenebilir!?
O mahkeme heyetindekilerin hiç mi vicdanı yok!
Yok efendiler yok!
Bir tecavüzcüye iyi hal indirimi yapan bir yargı sisteminin içine tüküreyim ben...
Bu içine tükürmenin cezası idam bile olsa milyon kere içine tüküreyim ben bu sistemin...
Hangi insan evladı böyle bir sistem içinde başını yastığa koyunca raht rahat uyuyabiliyor acaba merak ediyorum...
Dünkü tecavüz haberlerini okudum gazetelerde...
Üç - beş deyyus 60 yaşında bir kadına tecavüz etmeye kalkışmışlar...
Devletin ıslah evinde üç beş deyyus 11- 14 yaşında iki çocuğa tecavüz etmişler aylar boyunca...
Toplu tecavüze uğrayan bir kadın, 2 hafta sonra vefat etmiş...
***
Herkes memleket gündemindeki mevzularla hasbihal olurken, neden benim gözüme sütunlar arasında kaybolmaya mahkum edilmiş bu haberler takılır ki!?
Dün gece uyuyamadım...
Anlaşılan o ki, bu iyi hal indirimiyle bu gece de uyku yok gözlerime...
Hadi size iyi uykular!
Takmayın kafanıza rahat rahat uyuyun nasılsa henüz sizin bir yakınınıza henüz tecavüz edilmedi...

4 Kasım 2011 Cuma

Hangisi "İyi Hal"li: Tecavüzcüler mi, BJK Taraftarı mı!?

İleri demokrasi çağında olan ülkemizde garipliklerin ardı arkası kesilmiyor. Bu hafta içersinde 13 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz eden yaratıkların iyi halden dolayı bir kısımının salıverildiğini bir kısımının ise, cezalarının yüzde 50 düşürüldüğünü hep birlikte medyadan izledik. Üstelik bu "iyi hal"li yaratıklar o çocuk ile ters ilişkide bulunmuşlar ve bu sebepten dolayı çocuk ameliyat geçirmek durumunda kalmış. Böylesine "iyi niyet"li yaratıklar senelerdir insanlara suçlarını dahi söyleyemeden tutuklanmalarına karar veren bizim yüce mahkeme heyetlerimizden birisi tarafından "iyi hal"li bulunmuşlar. Bu yaratıklar o çocukla ters ilişkiye girmek ve o ters ilişki sonrasında çok ağır fiziki tahribata yol açmak için o günahsızdan "Rıza" almışlar. Yani o günahsız çocukcağız mahkeme heyetine göre kendisine tecavüz etmek isteyen iyi halli adamlara "evet bana tecavüz edebilirsiniz, hatta 35-40 kişi toplanın ki vereceğiniz tahribat daha ağır olsun.." demiş, böylece rıza göstermiş. Merak ediyorum acaba bu kararı veren mahkeme heyetinin çocukları var mıdır!? Varsa eğer o çocuklar bu kararı veren ana ya da babalarının yüzlerine tükürmüş müdür çok merak ediyorum...


Günlerdir yazılı ve görsel medyada bu konu tartışılıyor. Tüm bu tartışmalar arasında 3 Kasım 2011 akşamı televizyon kanalının birinde bir alt yazı gözüme takıldı. Alt yazıyı tam üç kere tekrar okuyup anlamaya daha doğrusu doğru anlamaya çalıştım. Anladığım şuydu: "BJK-FB maçı sırasında Van Depremzedelerine yardım amacıyla atkı ve berelerini sahaya atan BJK taraftarı PFDK tarafın Disiplin Kurulu'na verilmiş ve BJK takımının para cezası ile cezalandırılması bekleniyormuş..."


Vay anasına sayın okuyucular.... Demek ki ileri demokrasi böyle bir meretmiş. Hele şu BJK taraftarının ettiğine bakın. Vay alçak, hainler vay... Ulen siz nasıl olur da böylesine bir "kötü hal" içine düşersiniz. Rakip taraftarla kavga etmek, adam bıçaklamak, yağla yapmak, küfür etmek, tecavüz etmek gibi "iyi hal"ler varken siz nasıl olur da böylesine bir "kötü hal" içerisine düşersiniz. Sizi bir disiplin kuruluna verelim ordan en üst düzeyden bir ceza kestirelim de görün dünyanın kaç bucak olduğunu. 


İşte böylesi bir hal içine düştük değerli dostlar. Tecavüz edenler "iyi hal"den ceza indirimi ve salıverilme ile ödüllendiriliyorlar, Van'daki kardeşine yardım amacıyla bir eylem yapanlar ceza kuruluna sevk ediliyorlar. Disiplin Kurulu BJK'ye ceza verirse o zaman ileri demokrasinin tadını çok daha iyi çıkaracağız demektir.


Bu noktada Türkiyemiz'de bütün taraftar guruplarının ortak bir tavır ortaya koymalarını bekliyor ve öneriyorum. Bu hafta oynanacak tüm maçlarda, Süper Lig'den Amatör Küme maçlarına kadar tüm maçlarda taraftarlar atkı ve berelerini Van'a yardım amacıyla sahaya atsınlar. Bütün takımlar disiplin kuruluna verilsin ve tahsil edilecek paralarla TFF "Bayram" etsin... TFF'nin bayramını da bu şekilde kutlamış oluruz... Ben bir Eskişehirspor sevdalısı olarak bu hafta takımımın maçına gidemeyecek olsam bile İstanbul'da en kötü ihtimalle bir amatör küme maçına gidip atkı ve beremi sahaya atacağım. TFF'nin BJK taraftarına yapmış olduğu bu cezalandırma aslında tüm insani değerlerimize karşı yapılmıştır ve buna karşı hepimiz ortak tepki göstererek gereken cevabı vermeliyiz...


TARAFTAR UYUMA TARAFTARINA SAHİP ÇIK, BERENİ VE ATKINI SAHAYA AT!!!