Evvelden de aynıydı bunlar... Yani BEBEK KATİLLERİ... O Çocukları... Yani KADIN KATİLLERİ... O Çocukları... Yiğitlik, mertlik bunların kitabında yazmaz... O Çocukların kitabında kalleşlik, kadın katilliği, bebek katilliği vardır. Savunmasız, biçare kim varsa ona güçleri yeter... Hamile kadınları da öldürür bunlar... Sonra da sevinirler... Birbirleri ile haberleşirken sevinç naraları atarlar, gülüp eğlenirler... Onlar için bu gayet doğaldır, çünkü onlar O Çocuklarıdır...
Bunların bir de şarlatanları vardır. Sağda, solda, içerde, dışarda, her yerde var onlar. Milletin parasıyla varlığını sürdüren devletin kanallarına çıkıp, "Onlar da insan, onların da sorunları var, onları da anlamaya çalışalım" tarzında süslü laflar ederler. Biz onlar insan değil demedik zaten hiçbir zaman. Onlar da insan elbette ve insanların O Çocuklarıdır onlar... Farkında olun lütfen isim zikretmiyorum, onların hepsinin ortak adı O Çocuklarıdır... Yedikleri çanağa sıçan O Çocukları... Bebeklerin, Hamile kadınların katilleri olan çocuklar onlar...
Kasımpaşalı'nın bir lafı vardır, "bir insanın O Çocuğu olması için anasına çamur atmaya gerek yok" o insanlar kendiliklerinden O Çocukları sınıfına girebiliyorlar. Kendi seçimleri yani... Bu sınıfa dahil olmanın din, ırk, mezhep ya da ideoloji ile de alakası yok. Sadece insan olması yeterli. Diyorlar ya hep "onlar da insan" işte bu yetiyor zaten...
Yaşananları derin bir üzüntü içinde izliyoruz. Hastalıktan kurtulmaya çalıştığım şu saatlerde bu yazıyı yazarken kanalları dolaşıyorum. o şarlatanlar halen çıkıp, bu terör sorunu değildir, bu sorunu demokrasi ve hukuk çerçevesinde çözmek gerekiyor diyorlar. Eyvallah... Eyvallah... Eyvallah...
Devlet yetkilileri çıkıyor, aynı terane... Demokrasi, hukuk, cart, curt...
Muhalefet çıkıyor, iktidar çıkıyor, asker çıkıyor, memur çıkıyor... Demokrasi, hukuk, cart curt...
Anladık ulan anladık... 8 senedir aynı şarkıyı söylüyorsunuz... ileri demokrasi diyorsunuz... demokrasi ilerledikçe faili meçhul asker cinayetleri, faili meçhul polis cinayetleri, faili meçhul köylü cinayetleri, faili meçhul, bebek cinayetleri, faili meçhul kadın cinayetleri, faili meçhul hamile kadın cinayetleri sürüyor. Bitmiyor... Analar ağlıyor, yürekler yanıyor... Ciğerimiz dağlanıyor kızgın demirlerle, siz halen cart curt diyorsunuz... Kim çözecek bu sorunu onu da bir söylesenize...
Demokrasi yok mu bu memlekette... Yoksa kim getirecek bu demokrasiyi... ABD'mi getirecek Irak'a getirdiği gibi... Hukuk yok mu bu devlette.... Meclis yok mu bu devlette... Milletvekilleri, hukuk insanları, bilim insanları, ekonomi insanları, terör uzmanları, vs vs vs... Siz çözmeyecekseniz kim çözecek bu sorunu... Ekranlara çıkıp konuştuğunuz kadar kolay ise, hadi çözüverin iki dakikada şu faili meçhul cinayetler bitiversin...
Sizin çözüm çözüm dediğiniz, demokrasi, hukuk laflarıyla süsleyip, saklamaya çalıştığınız çözüm bu vatanın topraklarından bir karışının bile koparılması ise eğer, o zaman Kurtuluş Savaşı'nı anımsatırım size... Bakın o zamanlar Mehmet Akif ne demişti leş kargalarına:
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
şeref etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şeref etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Ekim 2011 Çarşamba
4 Ekim 2011 Salı
Halil Ünal gidene kadar...
Şeref, Haysiyet, Onur, İsyan, Sevda, Fedakarlık, Çile...
Bu kelimeler biz Eskişehirspor sevdalıları için vazgeçilmez mefhumlardır. Şerefimizle üçüncü liglerde deplasmanlara gitmeye razıyız. Takımımız nerede olursa olsun, onurumuzu baş üstünde tutar ve Kara & Kızıl sevdamız için her türlü fedakarlığı yapar, her türlü çileye boyun eğeriz. Yeter ki, Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci ile yüreklerimizde yaşattığımız şeref ve onurumuz ayaklar altına alınmasın.
Bugüne kadar Halil Ünal denen zat-ı muhterem'e her şeye rağmen sahip çıktım. Destek olmaya çalıştım kendimce. Takımın yakaladığı sportif başarılar hürmetine sessiz kaldım. Fakat bu zatın yapmış olduğu ve basına yansıyan son rezillik sabrımızı taşırmıştır. Artık defol git demenin, Eskişehirspor'un şerefli başkanlık makamını kendi rezilliklerine alet etme demenin zamanı gelmiştir.
O makam futbolda Anadolu Devrim hareketini başlatan şeref abidesi merhum Dr. M. Aziz Bolel tarafından şereflendirilmiş, Eskişehirspor sevdalılarının yüreklerinde bugüne kadar yaşattıkları sevdaları ile taçlandırılmış kutsal bir makamdır. Pavyon köşelerinde kadın şarkıcılara fındık fıstık atarak sarkıntılık eden bir adamın o makamı kirletmesine asla ve asla izin verilmemelidir. Eskişehirspor sevdalıları bu rezilliğin hesabını mutlaka sormalıdır.
O makam yakalandığı amansız hastalığın pençesinde ölümle boğuşurken bile Eskişehirspor'u düşünen merhum Necdet Yıldırım ağabeyimizin makamıdır. O makam Siyah & Kırmızı renklerin başarısı için ter dökerken idman sahasında can veren futbol şehidimiz sevgili Sinan Alağaç'ın makamıdır. O makam Anadolu Futbol Devrimi'nin en büyük mimarlarından olan merhum Abdullah Gegiç ve Abdullah Matay'ın makamıdır. O makam Anadolu Futbol Devrimi'nin neferleri olan şerefli Eskişehirzspor formasını yıllarca sırtlarında onurlarıyla taşıyan, İsmail Arcaların, Fethi Heperlerin, Ender Koncaların, Vahapların, Abdurrahmanların, Doğanların, Müminlerin, Ayhan Aşutların, Koko Burhanların vs vs makamıdır... O kutsal makamı böylesine çirkefçe davranışlarla kirleten Halil Ünal defol git artık...
O makam kilometrelerce yol gidip aç susuz, Kara & Kızıl sevdasını destekleyen, ceketini satan, evinin kiremitlerini satan, ailesinden vazgeçen, sevdiklerinden vazgeçen, manitasını terkeden, hasılı kelam dünya bir yana ESES bir yana diyerek o şerefli formanın peşinde koşan Kara&Kızıl sevdalıların makamıdır... O kutsal makamı böylesine basit ve adice davranışlarla kirleten Halil Ünal orada ne yüzle oturacaksın. Aziz Bolel başkanımızın kemiklerini sızlattığınız yeter, bırak git artık Allah aşkına!!!!
Bu noktada taraftar olarak yapılması gereken birçok şey vardır. Benim acizane teklifim Halil Ünal gidene kadar maçlara girilmemesi yönünde olacaktır. Bu yüzden bu takım küme düşerse düşsün. Şerefimiz yerlerde sürünmesin o yeter bize!
Bu kelimeler biz Eskişehirspor sevdalıları için vazgeçilmez mefhumlardır. Şerefimizle üçüncü liglerde deplasmanlara gitmeye razıyız. Takımımız nerede olursa olsun, onurumuzu baş üstünde tutar ve Kara & Kızıl sevdamız için her türlü fedakarlığı yapar, her türlü çileye boyun eğeriz. Yeter ki, Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci ile yüreklerimizde yaşattığımız şeref ve onurumuz ayaklar altına alınmasın.
Bugüne kadar Halil Ünal denen zat-ı muhterem'e her şeye rağmen sahip çıktım. Destek olmaya çalıştım kendimce. Takımın yakaladığı sportif başarılar hürmetine sessiz kaldım. Fakat bu zatın yapmış olduğu ve basına yansıyan son rezillik sabrımızı taşırmıştır. Artık defol git demenin, Eskişehirspor'un şerefli başkanlık makamını kendi rezilliklerine alet etme demenin zamanı gelmiştir.
O makam futbolda Anadolu Devrim hareketini başlatan şeref abidesi merhum Dr. M. Aziz Bolel tarafından şereflendirilmiş, Eskişehirspor sevdalılarının yüreklerinde bugüne kadar yaşattıkları sevdaları ile taçlandırılmış kutsal bir makamdır. Pavyon köşelerinde kadın şarkıcılara fındık fıstık atarak sarkıntılık eden bir adamın o makamı kirletmesine asla ve asla izin verilmemelidir. Eskişehirspor sevdalıları bu rezilliğin hesabını mutlaka sormalıdır.
O makam yakalandığı amansız hastalığın pençesinde ölümle boğuşurken bile Eskişehirspor'u düşünen merhum Necdet Yıldırım ağabeyimizin makamıdır. O makam Siyah & Kırmızı renklerin başarısı için ter dökerken idman sahasında can veren futbol şehidimiz sevgili Sinan Alağaç'ın makamıdır. O makam Anadolu Futbol Devrimi'nin en büyük mimarlarından olan merhum Abdullah Gegiç ve Abdullah Matay'ın makamıdır. O makam Anadolu Futbol Devrimi'nin neferleri olan şerefli Eskişehirzspor formasını yıllarca sırtlarında onurlarıyla taşıyan, İsmail Arcaların, Fethi Heperlerin, Ender Koncaların, Vahapların, Abdurrahmanların, Doğanların, Müminlerin, Ayhan Aşutların, Koko Burhanların vs vs makamıdır... O kutsal makamı böylesine çirkefçe davranışlarla kirleten Halil Ünal defol git artık...
O makam kilometrelerce yol gidip aç susuz, Kara & Kızıl sevdasını destekleyen, ceketini satan, evinin kiremitlerini satan, ailesinden vazgeçen, sevdiklerinden vazgeçen, manitasını terkeden, hasılı kelam dünya bir yana ESES bir yana diyerek o şerefli formanın peşinde koşan Kara&Kızıl sevdalıların makamıdır... O kutsal makamı böylesine basit ve adice davranışlarla kirleten Halil Ünal orada ne yüzle oturacaksın. Aziz Bolel başkanımızın kemiklerini sızlattığınız yeter, bırak git artık Allah aşkına!!!!
Bu noktada taraftar olarak yapılması gereken birçok şey vardır. Benim acizane teklifim Halil Ünal gidene kadar maçlara girilmemesi yönünde olacaktır. Bu yüzden bu takım küme düşerse düşsün. Şerefimiz yerlerde sürünmesin o yeter bize!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

