Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Tribünde Yeniden BİR MİLLET OLABİLMEK!

Daha dün gibi.
Biz öyle bir millettik ki;
Ülke sınırları içinde ezeli rakip olduğumuz takımların, ecnebi takımlarla oynadığı maçlarda hepimiz o takımlı olurduk.
Tribünde yaşatırdık renklerin kardeşliğini.
Antalya'da sevinirdik yenerse bir takımımız bir ecnebi takımını
Yenilirsek bir "Gavur" takımına Trabzon'da üzülürdük.
Ağrı'da sokaklara sığmazdık,
Fener, Fransız takımına Fransa'da üç attığında.
Sevilla, ESES'e 3 golle boyun eğip, Porsuk'un sularına gömüldüğünde,
Bütün Türkiye tek yürek olup sevinirdik...
Gassaray, Xamax'a 5 atıp elediğinde, Erzurum'da yer yerinden oynar, Şanlıurfa'da zılgıtlar göklere değerdi..

Al Bayrağımız ellerimizden düşmezdi.
Ağrı'da, Mardin'de, Diyarbakır'da, Adıyaman'da...
Türkiye, Türkiye, Türkiye diye bağırırdık kol kola girip...
Öyle bir ruha bürünürdük ki;
Sanki bulunduğumuz her yer Conk Bayırı...
Ve sanki karşımızdakiler yurdumuzu istila etmeye çalışan 7 Düvel askerleri...
Öylesine coşkuluyduk,
Öylesine gönül birliği içindeydik...
Her birimiz bugün Çanakkale Şehitlikleri'nde bir gurur abidesi gibi duran,
Diyarbakırlı Celal,
Manisalı Adnan,
Adanalı Halil,
İstanbullu Hristo,
Hataylı Rıdvan,
Rizeli Temel,
Artvinli Hasan,
Samsunlu Hidayet,
Ankaralı Salih,
Ercişli Hacı İlyas gibiydik...

13-14 senede biz tribünlerde böyle bir milletken,
Bugün nasıl ayrı ayrı milletler haline geldik.
Beşiktaş'ın mağlubiyetine üzülüp, Trabzon'un galibiyetine sevinen bir milletken,
Şimdi nasıl oldu da, kendi takımlarımızın rakiplerinin galibiyeti için dua eder olduk?
Ne çabuk unuttuk Göztepe Avrupa takımlarını bir bir dize getirirken sevinç gözyaşları döktüğümüz günleri?
Bizi önce tribünde böldüler.
Futbol'un gücünü ne yazık ki; bizi bölmek için kullandılar.

Biz böyle değildik.
Bu kadar kolay kendimize düşman olmamalıydık.
Bu kadar kolay böl-parçala-yut taktiğinin kurbanı olmamalıydık.
Hiç unutamam!
Bir keresinde, BJK ile ESES maçı vardı.
Yarım kalan maç sonunda ESES küme düşmüştü tarihinde ilk kez...
Ve o gün ben, gözyaşı döken onbinlerce ESES sevdalısının yanısıra "Olur mu ulan, olur mu!? ESES küme düşer mi? diye kendi kendine söylenerek gözyaşı döken Beşiktaşlı abileri gördüm...
Biz böyle bir milletken, şimdi bizi Türk takımına karşı ecnebi takımları destekleyen bir millet haline getirdiler.

Türkiye topraklarında, Misak-ı Milli sınırları dahilinde "Ne mutlu Türküm diyene" sözünün çatısı altında kardeşçe bir millet olabilmiş bizleri bölebilmek için oynanan bu oyuna yenildik. Üzerimizdeki bu ihanet planına mağlup olduk. Sonunda Türk, Türk'e düşman oldu...
Geri dönemez miyiz?
Tribünlerde yeniden bir millet olamaz mıyız?
Belki çok önemsemiyoruz bu durumu,
Belki "Ne alakası var" deyip geçebilirsiniz söylediklerime,
Belki "Avrupa'da da oluyor böyle şeyler" diyerek geçiştirebilir, yapılan ihanet projesini savunabilirsiniz...
Yine de bir düşünelim,
Birbirimize düşman olmanın ne faydası var bizlere millet olarak,
Birbirimizi sevmenin, bayrağımızı sevmenin, milletimizi sevmenin ne faydası var?

Bir terazide tartalım ve ona göre karar verelim.
Mesela önümüzdeki Avrupa Kupası maçlarında oynayacak takımlarımızın taraftarları maçlara kendi takımlarının bayraklarıyla değil de sadece TÜRK Bayraklarıyla gitseler...
Evlerimizde,
Kıraathanelerde,
Birahanelerde,
Çay ocaklarında,
Lokantalarda,
Her nerede bulunuyorsak,
Maçın oynanacağı gün ve saatte yanımızda bir TÜRK bayrağı bulundursak,
Yenince bayraklarımızı sallayarak sevinsek,
Yenilirsek de başımızı eğip, bayrağımızı dik tutarak üzülsek...
Ne kaybederiz?
Ne kazanırız?

Biz bunu başarabiliriz.
Bizi bölmek için türlü oyunlar çeviren Haçlı Ordusu'nun bu psikolojik oyunlarına karşı ancak ve ancak YENİDEN BİR MİLLET OLARAK karşı koyabilir ve bu oyunu oynamaya çalışanları çimlere gömebiliriz...
Ne dersiniz?
Çok mu hayalperestim sizce?



27 Kasım 2012 Salı

Bu ESES, FB maçında neredeydi!?

Trabzonspor - Eskişehirspor maçı sonrasında ilginç yorumlar geldi.
TV ekranlarında maç sonrası yorumların tamamı her zaman olduğu gibi;
"Büyük takım (!) Trabzonspor sahasında nasıl yenilir!?"
Sorusunun cevabını arar nitelikteydi...
Eskişehirspor, maçı kazanmamış, Trabzonspor kaybetmiş...
Artık bu tür yorumlara galap geçmekten başka çare kalmadı...
Elbette maç sonrasında maçın hakkını veren yorumlar da vardı.
Şansal Büyüka'nın sözleri Eskişehirspor'un başarısını özetleyen en güzel sözlerdi:
"Eskişehirspor, Türkiye'nin Barcelona'sı gibi oynadı!"
***
Maç yorumları arasında en ilginç olanı da TRT yorumcusu Arif Erdem'in yorumuydu bence...
Arif Erdem, maçın kahramanı Servet Çetin'in golünü öyle bir küçümsedi ki; eminim ekranları başında izleyen herkes onu şaşkınlık içinde izlemiştir. Arif Erdem Servet'in golünü anlatırken, "son vuruşa kadar süper geldi, ancak topun rakibin ayağına çarparak gol olması da Onun şansıydı" şeklinde bir cümle kurdu. Sonra da devam etti: "Ama olsun şans da olsa o güzel hareketlerin sonunda gol olması güzel oldu" Pozisyonu tekrar tekrar izliyorum. Hatta şu satırları yazarken bile bir daha izledim. Kaleciyi yanıltacak, topun yönünü fazlaca değiştirecek, bir çarpma göremiyorum. Arif Erdem bu golü küçümseyecek kadar bir çarpmayı neresiyle gördü iyice merak etmeye başladım. Muhtemelen Arif Erdem Servet'in ilerlemiş yaşına rağmen böylesine güzel bir futbol oynamasını ve ardından da muhteşem bir gol atmasını kıskanmış olmalı...
***
Farklı tv kanallarında maç ile ilgili yorumları izlemeye çalıştım.
Büyük çoğunluğu klasik havadan kurtulamamış...
Eskişehirspor'un oynadığı futbol ve kazandığı başarıdan söz eden yok.
Bazıları "ayıp olmasın" kabilinden bir iki kelam ediyor ama, genel olarak Trabzonspor'un bu maçı kaybetmesinin şokunu atlatamamışlar gibi...
Hatta bir yorumcu, Trabzonspor'un maçı kaybetmesini "maalesef" sözüyle anlattı.
Spor basınımızın ne hale geldiğini dün gece bir kez daha gördük.
***
Dün gecenin maç yorumları arasında bombayı NTV Spor yorumcusu patlattı.
Adını telaffuz etmek istemediğim o adam muhtemelen GS ya da TS taraftarı olmalı.
Maçın kritiğini yapacağı yerde, öyle bir soru sordu ki, yanındakiler onu ciddiye bile almadı.
Bu yorumcunun sorusu şöyle:
"Trabzonspor'u dağıtan bu Eskişehirspor, FB maçında neredeydi!?"

Stüdyoda bulunan herkes birden "Buyrun cenaze namazına" havasına girdi.
Bir kaç saniyelik şaşkınlık sonrasında onu kimse ciddiye almadı ve yorumlarına devam ettiler.
***
Bu adamın bu soruyu sormaktaki amacı nedir?
Birileri çıkıp bu adama bu soruyu neden sordun diye sormalıdır.

Bu adam eğer Eskişehirspor'u iyi takip eden bir adam olsaydı, Eskişehirspor'un puan kaybettiği maçlarda rakiplerinin hepsinin futbolu çirkinleştiren, tüm oyuncularıyla geriye yaslanan, zaman geçirmek için sürekli yerde yatan, futbolu futbol olmaktan çıkaran takımlar olduğunu bilir ve bu soruyu sormazdı. FB o maçta aynı şeyi yapmış, takım halinde bir savunma duvarı örmüş, her ikili mücadelede yere yatmış, zaman geçirmek için akla hayale gelmedik acizlikler göstermiştir. Eskişehirspor'un puan kaybettiği, Akhisar, Sivas, Elazığ ve FB maçlarıı oturup izlerseniz, rakiplerin aynı oyun tarzı ile ESES'ten puan kopardıklarını görürsünüz. Bugün ligin en çok gol atan takımlarından biri olan Eskişehirspor ne yazık ki, futbolu futbol gibi oynamayan rakipleri karşısında başarılı olamıyor. Ersun Yanal bu soruna da çözüm bulursa zaten Eskişehirspor açık ara şampiyon olur...
***

NTV Spor'un bu yorumcusunun bu sorusu tamamen art niyetli bir sorudur.
Bu adam Eskişehirspor'un başarısını çekemeyen sözde büyük takımların yalakalığına soyunmuş biridir.
Eskişehirspor'un Trabzon'da kazandığı tertemiz 3 puana gölge düşürmeye çalışan bu adamı ve yandaş İstanbul medyasının yandaş yorumcularını bu vesile ile bir kez daha kınıyorum...