Kahrola kahrola geldik biz buralara
Kahrolmaya razıydık
"İlk aşkım ESES'im" derken
Yenilsek bile sevinmeyi bildik
Üçüncü liglerde de olsak
Hep "Şampiyon" bizdik
Sıfırdan başlayıp zirveye çıktık
Beceriksiz yöneticiler sayesinde
Yeniden sıfırlara indik
Yine sevdik
Yine seveceğiz...
***
Bize güvenin, "Önce Güven" dediniz
Size kanıp güvenenler çokluktaydı
Oturdunuz koltuklarınıza
Güvenenlerin dağlarına karlar yağdı kısa zamanda
Elde avuçta ne varsa sattınız savdınız...
Şampiyonluk hayalleri kuran ESES sevdalılarına
Güven masalları okudunuz
Olmadı
Tutmadı
Takımı yeniden kabuslara soktunuz
***
Evdeki hesabınız neydi bilemiyoruz ama;
Çarşı'daki hesapla denk olmadığı göründü
Taraftarı yok saydınız...
Passolig zulmüne sessiz kaldınız
Kötü gidişe isyan edenleri çapulcu ilan ettiniz
Koltuğa oturunca kendinizi Eskişehirspor'un sahibi zannettiniz
Unutmayın!
Burada kravatlılar geçici, atkılılar kalıcıdır...
***
Halil Ünal'ı kötülemekten başka bir şey yapmadınız
Bu taraftarı Halil Ünal'ı arar hale getirdiniz
Hırsız dediniz,
Dansöz dediniz,
Pancarcı dediniz,
Ama onun Avrupa'ya götürdüğü takımı,
Sizler yeniden alt liglere doğru götürüyorsunuz...
Elinizi vicdanınıza koyun eğer varsa
Yol yakınken dönün yanlış yola girdi sizin kılavuz...
***
Üyelikleri açacağız dediniz bize güvenin...
Halil Ünal'ın kotası yetmedi bir de giriş ücreti koydunuz
Bunun için mi "Önce Güven" dediniz?...
Sevdaya konulan kotaları kaldıracağız derken,
Kota'nın yanına bir de aşılmaz engeller koydunuz
Kahrettiniz bizleri kahrettiniz
***
Günler hızla akıp gidiyor
Henüz dönülmez yola girmeden
Bir erdem gösterin, düşün Eskişehirspor'un yakasından
Son sözüm sizedir,
Yönetim içinde olup da samimiyetlerinden
Eskişehirspor sevdalarından zerre şüphemiz olmayanlar
Artık anlaşıldı, Mesut Hoşcan;
"İnadım inat bırakmam" diyor
Sizler bari gösterin samimiyetiniz,
Verin istifa dilekçelerinizi...
Mesut Hoşcan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mesut Hoşcan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Şubat 2015 Pazar
8 Ocak 2015 Perşembe
"Önce Güven"medim...
Öncesinde de güvenemedim, sonrasında da...
Halil Ünal'ı eleştiri yağmuruna tutarken, bir anda Halil Ünal'cı oluverdim Önce Güven ekibi sayesinde
Olmayacağı baştan belliydi.
Önce Güven sloganı tamamen içi boş ve şüpheye sevkeden bir slogan oldu benim için.
Yıllardır gelen menfaatçi ve beceriksiz yönetimler sayesinde güvenini tamamen yitiren ESES sevdalıları sadece sir slogan ile bu güveni tazelemeyemezdi.
Hele ki; yıllarca Halil Ünal ile birlikte görev yapmış biriyle hiç olmazdı.
Olmadı da...
***
Olmayacağını söylemiştik.
"Halil Ünal'dan daha kötü olamaz" dedi bazı arkadaşlarımız ve desteklediler.
Eyvallah dedik ama olmaz bunu da bilin...
Önce Güven dediler ama nasıl güvenmemiz gerektiğini söylemediler.
Neden güvenelim bize bir neden söyleyin.
Yok...
Söyledikleri tek şey vardı:
"Halil Ünal kötü"
Eyvallah bunu biz de biliyoruz ama sizler de uzun zaman onunla birlikteydiniz.
Mesela kulübe en büyük yarayı Mesut Hoşcan'ın eseri olan Kris Boyd verdi.
Kris Boyd meselesi net bir şekilde ortada dururken neden güvenelim?
***
Ben güvenmedim.
Ülkemizde her alanda olduğu gibi futbolda da çirkeflik boğaza kadar gelmiş.
Böyle bir ortamda bu çirkefliğin içinde ayakta kalabilmeyi başarmış bir Halil Ünal varken neden yeni bir maceraya girelim?
Bunun cevabını alamadık.
Bize güven verecek bir aday çıkmadığı sürece bu takım bu ligde kalmaya devam edecekse Halil Ünal ile devam eder dedik.
***
Üçüncü bir isim çıksın dedik.
Olmadı.
Kimse cesaret edemedi bu çirkef ortama girmeye...
Şimdi yine Mesut Hoşcan yönetiminde görev alıp, sonradan istifa eden bir Mehmet Akman çıktı ortaya.
"30 Milyon Lira bütçe ile geleceğiz" diyor..
Süper, harika!..
Ama bir dur bakalım arkadaş.
Öyle lafla sözle olmaz bu iş.
Bu parayı kulübe hibe mi edeceksiniz borç mu vereceksiniz?
Eğer hibe edeceğiz diyeceklerse bu hibe bilanço da yer almalıdır.
Ne Halil Ünal döneminde ne de Mesut Hoşcan döneminde "Yöneticilerin bağışı" adı altında bir gelir kalemi göremedik.
***
Üye olabilmek için ESES sevdalısı bir vatandaşa "kulübe üye olmadan önce 1000 TL para vereceksin arkadaş" maddesini tüzüğe koyanlar; "Bu kulübe yönetici olacaksan 100 bin TL kafadan hibe yapacaksın arkadaş" maddesini neden koyamadılar?
ESES sevdalıları artık kuru gürültüye pabuç bırakmamalıdır.
Halil Ünal görevi aldığında zoraki almıştı.
Hiç kimse Süper Lig'e çıkmış olan Eskişehirspor'a başkan olmak istemiyordu.
Başta vali baba olmak üzere yoğun baskılar sonucunda Halil Ünal görevi devraldı.
Görevi alel acele bırakan Nebi Hatipoğlu da dahil herkes Süper Lig'deki bir takıma başkan olmayı ateşten bir gömlek gibi görüyordu.
Belki haklıydılar kendilerince...
***
Halil Ünal aldı görevi.
Zoraki göreve başladığı günden bu güne geldiğimizde şu an göreve talip olmak için çabalayan 3 başkan adayının olduğunu görüyoruz. Bu bizi bir noktada mutlu ediyor.
İster sevelim ister sevmeyelim, bugün üç başkan adayının göreve talip olabileceği kadar iyi bir kulüp ise Eskişehirspor bu Halil Ünal'ın eseridir.
Herkesin kaçtığı bir ortamda aldığı takımı Avrupa Kupaları'nda yarıştırdıysa bu Halil Ünal'ın eseridir.
Eğer Mesut Hoşcan ve ekibi Eskişehirspor'un menfaatlerini ön planda tutarak, bir olağanüstü kongre kararı alırsa 3 adaylı bir seçim olacak gibi görünüyor.
Benim buradan üç adaya da bir çağrım olacak.
Bu çağrımı tüm camiamıza da yapıyorum.
***
Geliniz bu zor ortamdan büyük bir mutabakat yönetimi ile çıkalım.
Her üç aday da "Eskişehirspor'un menfaatleri her şeyden evvel gelir" diyebiliyorsa buyrun meydan.
Eskişehirspor'un menfaatleri "Bir olmayı, Diri olmayı ve İri olmayı" gerektiriyor.
Geliniz kişisel sorunlarınızı bir kenara bırakınız ve güçlerinizi birleştirerek Süper Lig'in en güçlü yönetim kadrosunu yapınız.
Her üç aday da Mehmet Akman'ın söylediği gibi bütçesini açıklasın ve bu bütçeyi ilk icraat olarak kulübün kasasına hibe olarak koysunlar.
Bir dönem sürecek bu yönetim güçlü bir takım oluşturup, bu ligde kalıcı olduğumuzu dost düşman herkese göstersinler ve sonraki dönemde de herkes kılıçlarını kuşanıp, başkanlık mücadelesini versin.
(YAZIMIZI YARIN DEVAM EDECEĞİZ...)
Halil Ünal'ı eleştiri yağmuruna tutarken, bir anda Halil Ünal'cı oluverdim Önce Güven ekibi sayesinde
Olmayacağı baştan belliydi.
Önce Güven sloganı tamamen içi boş ve şüpheye sevkeden bir slogan oldu benim için.
Yıllardır gelen menfaatçi ve beceriksiz yönetimler sayesinde güvenini tamamen yitiren ESES sevdalıları sadece sir slogan ile bu güveni tazelemeyemezdi.
Hele ki; yıllarca Halil Ünal ile birlikte görev yapmış biriyle hiç olmazdı.
Olmadı da...
***
Olmayacağını söylemiştik.
"Halil Ünal'dan daha kötü olamaz" dedi bazı arkadaşlarımız ve desteklediler.
Eyvallah dedik ama olmaz bunu da bilin...
Önce Güven dediler ama nasıl güvenmemiz gerektiğini söylemediler.
Neden güvenelim bize bir neden söyleyin.
Yok...
Söyledikleri tek şey vardı:
"Halil Ünal kötü"
Eyvallah bunu biz de biliyoruz ama sizler de uzun zaman onunla birlikteydiniz.
Mesela kulübe en büyük yarayı Mesut Hoşcan'ın eseri olan Kris Boyd verdi.
Kris Boyd meselesi net bir şekilde ortada dururken neden güvenelim?
***
Ben güvenmedim.
Ülkemizde her alanda olduğu gibi futbolda da çirkeflik boğaza kadar gelmiş.
Böyle bir ortamda bu çirkefliğin içinde ayakta kalabilmeyi başarmış bir Halil Ünal varken neden yeni bir maceraya girelim?
Bunun cevabını alamadık.
Bize güven verecek bir aday çıkmadığı sürece bu takım bu ligde kalmaya devam edecekse Halil Ünal ile devam eder dedik.
***
Üçüncü bir isim çıksın dedik.
Olmadı.
Kimse cesaret edemedi bu çirkef ortama girmeye...
Şimdi yine Mesut Hoşcan yönetiminde görev alıp, sonradan istifa eden bir Mehmet Akman çıktı ortaya.
"30 Milyon Lira bütçe ile geleceğiz" diyor..
Süper, harika!..
Ama bir dur bakalım arkadaş.
Öyle lafla sözle olmaz bu iş.
Bu parayı kulübe hibe mi edeceksiniz borç mu vereceksiniz?
Eğer hibe edeceğiz diyeceklerse bu hibe bilanço da yer almalıdır.
Ne Halil Ünal döneminde ne de Mesut Hoşcan döneminde "Yöneticilerin bağışı" adı altında bir gelir kalemi göremedik.
***
Üye olabilmek için ESES sevdalısı bir vatandaşa "kulübe üye olmadan önce 1000 TL para vereceksin arkadaş" maddesini tüzüğe koyanlar; "Bu kulübe yönetici olacaksan 100 bin TL kafadan hibe yapacaksın arkadaş" maddesini neden koyamadılar?
ESES sevdalıları artık kuru gürültüye pabuç bırakmamalıdır.
Halil Ünal görevi aldığında zoraki almıştı.
Hiç kimse Süper Lig'e çıkmış olan Eskişehirspor'a başkan olmak istemiyordu.
Başta vali baba olmak üzere yoğun baskılar sonucunda Halil Ünal görevi devraldı.
Görevi alel acele bırakan Nebi Hatipoğlu da dahil herkes Süper Lig'deki bir takıma başkan olmayı ateşten bir gömlek gibi görüyordu.
Belki haklıydılar kendilerince...
***
Halil Ünal aldı görevi.
Zoraki göreve başladığı günden bu güne geldiğimizde şu an göreve talip olmak için çabalayan 3 başkan adayının olduğunu görüyoruz. Bu bizi bir noktada mutlu ediyor.
İster sevelim ister sevmeyelim, bugün üç başkan adayının göreve talip olabileceği kadar iyi bir kulüp ise Eskişehirspor bu Halil Ünal'ın eseridir.
Herkesin kaçtığı bir ortamda aldığı takımı Avrupa Kupaları'nda yarıştırdıysa bu Halil Ünal'ın eseridir.
Eğer Mesut Hoşcan ve ekibi Eskişehirspor'un menfaatlerini ön planda tutarak, bir olağanüstü kongre kararı alırsa 3 adaylı bir seçim olacak gibi görünüyor.
Benim buradan üç adaya da bir çağrım olacak.
Bu çağrımı tüm camiamıza da yapıyorum.
***
Geliniz bu zor ortamdan büyük bir mutabakat yönetimi ile çıkalım.
Her üç aday da "Eskişehirspor'un menfaatleri her şeyden evvel gelir" diyebiliyorsa buyrun meydan.
Eskişehirspor'un menfaatleri "Bir olmayı, Diri olmayı ve İri olmayı" gerektiriyor.
Geliniz kişisel sorunlarınızı bir kenara bırakınız ve güçlerinizi birleştirerek Süper Lig'in en güçlü yönetim kadrosunu yapınız.
Her üç aday da Mehmet Akman'ın söylediği gibi bütçesini açıklasın ve bu bütçeyi ilk icraat olarak kulübün kasasına hibe olarak koysunlar.
Bir dönem sürecek bu yönetim güçlü bir takım oluşturup, bu ligde kalıcı olduğumuzu dost düşman herkese göstersinler ve sonraki dönemde de herkes kılıçlarını kuşanıp, başkanlık mücadelesini versin.
(YAZIMIZI YARIN DEVAM EDECEĞİZ...)
31 Ağustos 2013 Cumartesi
Eskişehirspor Nereye Gidiyor!?
2013 - 2014 Futbol sezonu 3. Haftası, Eskişehirspor - Galatasaray maçı ile başladı.
Geride bıraktığımız 3 haftada sahamızda aldığımız 4 puan ile ligin üst sıralarını zorlayacağımız açık bir şekilde belli oldu.
Yani Eskişehirspor doğru yolda, doğru hedefe doğru gidiyor...
Kısa süreli teknik direktörlük kariyerini hiç bir teknik direktöre nasip olmayacak büyük başarı ile taçlandıran Ertuğrul Sağlam'ın doğru bir tercih olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz.
Takıma monte edilen gençler büyük umutlar vaad ediyorlar
Özellikle Tarık Çamdal müthiş bir performans sergiliyor...
Galatasaray maçında adeta bir terminatör gibiydi Tarık Çamdal...
GS'li futbolcuların bir türlü durdurmayı başaramadığı Tarık Çamdal yediği kasti darbelere rağmen her pozisyonda dimdik ayakta kalmasını bildi.
Görünen o ki, Türkiye'nin yeni yıldızı Tarık Çamdal olacak...
Elbette yıldız olmanın ağırlığını da sahada yediği darbelere karşı ayakta kalabildiği gibi kaldırabilirse...
Bu ağırlığı kaldıramaz;
Yapılan övgüler sonucunda bir şımarıklığın içine düşerse saman alevi gibi biter gider...
Tarık karakteri sağlam bir insan...
Eminim Türkiye yıllarca onu konuşacaktır...
***
Ertuğrul Sağlam'ın şu ana kadar en büyük yanılgısı Necati Ateş olmuştur bence...
Ertuğrul Hoca'nın Necati'den faydalanmak istemesini anlayışla karşılayabiliriz, ancak ısrarcı olmak takıma zarar vermektedir.
Forvet bölgesindeki sıkıntı Ertuğrul Sağlam'ı böyle bir tercih yapmaya itiyor olabilir.
Ancak bu tercih hem FB hem de GS maçında takımın olası bir galibiyetine mani olmuştur.
Bienvenue, izlediğimiz kadarıyla daha istekli, daha mücadeleci ve gole daha yatkın bir oyuncu...
Hepsinden önemlisi Bienvenue Eskişehir'de kendini ispat etmek zorunda olduğunun bilincinde.
Ertuğrul Sağlam bu oyuncuya daha çok şans vermeli ve bana kalırsa bu şansı bulduğu vakit Bienvenue çok faydalı olacaktır.
Bir de kronik bir Kamara hastalığımız var...
Kamara bencil oyunu ile takımdaki havayı bozuyor...
Gençlerimizi oyundan soğutuyor...
Çok top kaybediyor ve kaybettiği her topun ardından mutlaka faul yapıyor...
Necati Ateş ve Kamara Ertuğrul Sağlam'ın yeni düzenine uymayan oyuncular, yönetim acilen bu iki futbolcu ile bağlarını koparmalı ve alternatif oyuncuları takıma kazandırmalıdır.
***
Bu sezon beni en çok sevindiren oyunculardan biri Veysel Sarı...
Geçtiğimiz sezonlara nazaran artık daha aklı başında oynuyor...
Hırsını zekasıyla birleştirme yolunda emin adımlarla ilerliyor...
Kaybettiği her pozisyonun ardından faul yapmak gibi bir acemilikten kurtulmuş gibi görünüyor.
Hırs ve becerisini zekasıyla bütünleştirmeye devam ettiği sürece ülkemizin yıldız oyuncuları arasına girecektir...
Futbolculara kaldıramayacakları yükü yüklememek gerekli.
Medya ve taraftar aşırı ilgi ve sevgi ile Erkan Zengin gibi futbolcuların motivasyonunu düşürmemelidir.
Sonuç itibariyle Erkan Zengin bu işten ekmek yiyen ve işini hakkıyla yapan bir futbolcudur.
İşini hakkıyla yapanlar takdir edilmeli ancak gereğinden fazla da ön plana çıkarılmamalıdır.
Bunun örneklerini defalarca yaşadık ve zararlarını da gördük...
***
Kalecimiz Ruud Boffin için söylenecek tek söz var: Mükemmel!
Halil Ünal yönetiminin en büyük kazanımlarından biri olmuştur Boffin...
İlk günlerde kendisi için söylediğim sözlerden dolayı beni ve bir çok ESES taraftarını utandırmaya devam etmektedir.
Hatalı oyununa rağmen karakterinden dolayı çok sevdiğimiz İvesa'yı bize çok çabuk unutturdu...
Artık kalemizde güven veren bir dev adam var...
Yüreğiyle de oyunuyla da dev bir adam...
Bu taraftar Boffin'i sevmiştir ve sevmeye devam edecektir...
Unutulmazlarımız arasında yerini alacaktır, bundan eminim...
***
Genel olarak teknik heyet ve futbolcularımıza baktığımızda Eskişehirspor'un çok çok iyi bir noktaya doğru gittiğini görebiliyoruz.
Bursa maçında alınan haklı galibiyetin ardından,
FB maçındaki şanssız mağlubiyet ve GS maçında kaybedilen 2 puan Eskişehirspor'un hedefini küçültmez...
Takım iyi yoldadır ve daha da iyi olacaktır...
Yönetimsel bazda baktığımız vakit henüz söylenecek bir şey yok gibi...
Yöhetimin verdiği sözleri yerine getirebilmesi için henüz oldukça erken...
Üyelik konusu öncelikle beklentimiz.
Bunun dışında en büyük merak konusu kulübün borçları...
Malum olduğu üzere Mesut Hoşcan yönetimi seçimleri kazandıktan sonra, yapılan ön inclemelerde kulübün büyük bir borç batağı içinde olduğunun görüldüğünü açıklamıştı. Profesyonel bir şirket tarafından hesahların incelendiği söylenmiş ve bu arada yapılan bir açıklamada borcun 100-150 milyon TL arasında olabileceği duyurulmuştu kamuoyuna...
Şimdi büyük bir merak ve endişe ile bu borcun açıklanmasını bekliyoruz.
Yönetim bu konudaki hassasiyetini sürdürmeli ve bir an önce borç konusunda camiamızı bilgilendirmelidir.
Geride bıraktığımız 3 haftada sahamızda aldığımız 4 puan ile ligin üst sıralarını zorlayacağımız açık bir şekilde belli oldu.
Yani Eskişehirspor doğru yolda, doğru hedefe doğru gidiyor...
Kısa süreli teknik direktörlük kariyerini hiç bir teknik direktöre nasip olmayacak büyük başarı ile taçlandıran Ertuğrul Sağlam'ın doğru bir tercih olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz.
Takıma monte edilen gençler büyük umutlar vaad ediyorlar
Özellikle Tarık Çamdal müthiş bir performans sergiliyor...
Galatasaray maçında adeta bir terminatör gibiydi Tarık Çamdal...
GS'li futbolcuların bir türlü durdurmayı başaramadığı Tarık Çamdal yediği kasti darbelere rağmen her pozisyonda dimdik ayakta kalmasını bildi.
Görünen o ki, Türkiye'nin yeni yıldızı Tarık Çamdal olacak...
Elbette yıldız olmanın ağırlığını da sahada yediği darbelere karşı ayakta kalabildiği gibi kaldırabilirse...
Bu ağırlığı kaldıramaz;
Yapılan övgüler sonucunda bir şımarıklığın içine düşerse saman alevi gibi biter gider...
Tarık karakteri sağlam bir insan...
Eminim Türkiye yıllarca onu konuşacaktır...
***
Ertuğrul Sağlam'ın şu ana kadar en büyük yanılgısı Necati Ateş olmuştur bence...
Ertuğrul Hoca'nın Necati'den faydalanmak istemesini anlayışla karşılayabiliriz, ancak ısrarcı olmak takıma zarar vermektedir.
Forvet bölgesindeki sıkıntı Ertuğrul Sağlam'ı böyle bir tercih yapmaya itiyor olabilir.
Ancak bu tercih hem FB hem de GS maçında takımın olası bir galibiyetine mani olmuştur.
Bienvenue, izlediğimiz kadarıyla daha istekli, daha mücadeleci ve gole daha yatkın bir oyuncu...
Hepsinden önemlisi Bienvenue Eskişehir'de kendini ispat etmek zorunda olduğunun bilincinde.
Ertuğrul Sağlam bu oyuncuya daha çok şans vermeli ve bana kalırsa bu şansı bulduğu vakit Bienvenue çok faydalı olacaktır.
Bir de kronik bir Kamara hastalığımız var...
Kamara bencil oyunu ile takımdaki havayı bozuyor...
Gençlerimizi oyundan soğutuyor...
Çok top kaybediyor ve kaybettiği her topun ardından mutlaka faul yapıyor...
Necati Ateş ve Kamara Ertuğrul Sağlam'ın yeni düzenine uymayan oyuncular, yönetim acilen bu iki futbolcu ile bağlarını koparmalı ve alternatif oyuncuları takıma kazandırmalıdır.
***
Bu sezon beni en çok sevindiren oyunculardan biri Veysel Sarı...
Geçtiğimiz sezonlara nazaran artık daha aklı başında oynuyor...
Hırsını zekasıyla birleştirme yolunda emin adımlarla ilerliyor...
Kaybettiği her pozisyonun ardından faul yapmak gibi bir acemilikten kurtulmuş gibi görünüyor.
Hırs ve becerisini zekasıyla bütünleştirmeye devam ettiği sürece ülkemizin yıldız oyuncuları arasına girecektir...
Futbolculara kaldıramayacakları yükü yüklememek gerekli.
Medya ve taraftar aşırı ilgi ve sevgi ile Erkan Zengin gibi futbolcuların motivasyonunu düşürmemelidir.
Sonuç itibariyle Erkan Zengin bu işten ekmek yiyen ve işini hakkıyla yapan bir futbolcudur.
İşini hakkıyla yapanlar takdir edilmeli ancak gereğinden fazla da ön plana çıkarılmamalıdır.
Bunun örneklerini defalarca yaşadık ve zararlarını da gördük...
***
Kalecimiz Ruud Boffin için söylenecek tek söz var: Mükemmel!
Halil Ünal yönetiminin en büyük kazanımlarından biri olmuştur Boffin...
İlk günlerde kendisi için söylediğim sözlerden dolayı beni ve bir çok ESES taraftarını utandırmaya devam etmektedir.
Hatalı oyununa rağmen karakterinden dolayı çok sevdiğimiz İvesa'yı bize çok çabuk unutturdu...
Artık kalemizde güven veren bir dev adam var...
Yüreğiyle de oyunuyla da dev bir adam...
Bu taraftar Boffin'i sevmiştir ve sevmeye devam edecektir...
Unutulmazlarımız arasında yerini alacaktır, bundan eminim...
***
Genel olarak teknik heyet ve futbolcularımıza baktığımızda Eskişehirspor'un çok çok iyi bir noktaya doğru gittiğini görebiliyoruz.
Bursa maçında alınan haklı galibiyetin ardından,
FB maçındaki şanssız mağlubiyet ve GS maçında kaybedilen 2 puan Eskişehirspor'un hedefini küçültmez...
Takım iyi yoldadır ve daha da iyi olacaktır...
Yönetimsel bazda baktığımız vakit henüz söylenecek bir şey yok gibi...
Yöhetimin verdiği sözleri yerine getirebilmesi için henüz oldukça erken...
Üyelik konusu öncelikle beklentimiz.
Bunun dışında en büyük merak konusu kulübün borçları...
Malum olduğu üzere Mesut Hoşcan yönetimi seçimleri kazandıktan sonra, yapılan ön inclemelerde kulübün büyük bir borç batağı içinde olduğunun görüldüğünü açıklamıştı. Profesyonel bir şirket tarafından hesahların incelendiği söylenmiş ve bu arada yapılan bir açıklamada borcun 100-150 milyon TL arasında olabileceği duyurulmuştu kamuoyuna...
Şimdi büyük bir merak ve endişe ile bu borcun açıklanmasını bekliyoruz.
Yönetim bu konudaki hassasiyetini sürdürmeli ve bir an önce borç konusunda camiamızı bilgilendirmelidir.
29 Haziran 2013 Cumartesi
Yeniden Büyük Eskişehirspor!
Eskişehirspor ilk kez iki listeli bir kongrenin sonucunda yeni yönetimine kavuştu...
Yeni yönetimin ilk icraatı, kulüp çalışanları üzerinde bir operasyon yapmak oldu...
Personelin de büyük bir bölümü yenilendi...
Teknik heyet de yenilendi...
Bursaspor'un şampiyonluğunda önemli bir paya sahip olan Ertuğrul Sağlam ve ekibi Eskişehirspor'un teknik yönetimine getirildi...
Bu yeniliklerin sezon açılana kadar devam edeceği açık...
"Önce Güven" ekibi yeni yönetim tarzı ile lig başlamadan yenilik hareketlerini tamamlayacaktır...
Yeni yönetimin bu yenileşme hareketi tüm camia tarafından hoşgörü ile karşılanıyor...
Olumlu bakılmasa bile yeni yönetimin yeni kişilerle çalışma isteği son derece makul karşılanıyor.
Bundan da anlaşılıyor ki, an itibariyle yeni yönetime taraflı tarafsız herkes güveniyor...
***
En önemlisi taraftarın tamamı bu güven ortamını yeni yönetime sunmuş durumda.
Çalkantılı geçen bir Halil Ünal döneminden sonra camianın büyük bir kesimi Mesut Hoşcan ve ekibine tam güvenmiş ve rahat bir çalışma ortamı hazırlamıştır.
Benim gibi az sayıda Eskişehirspor sevdalısı ise, temkinli davranmayı tercih ediyor...
Temkinli davranmamın Mesut Hoşcan ve ekibi ile hiç bir alakası yok...
Sadece yıllardır verilen sözlerin hemen ertesi gün unutulduğu bir camiaya mensup olmanın verdiği bir hal içindeyim...
Belki de "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" konumundayım...
Açıkçası korkuyorum...
Güvenmek istiyorum ama temkinli durmak zorunda hissediyorum kendimi...
Hoşcan ve ekibi şu ana kadar tam istediğimiz bir çizgide gidiyor,
Bu durum biraz olsun rahatlatsa da içimizi biraz daha zaman gerekiyor...
Bu zaman içersinde elbette Mesut Hoşcan ya da ekibinin hataları olacaktır.
Bu hataları görmezden gelmek olmaz.
Bir kenara not edeceğiz fakat yeni yönetimin sistemi oturtana kadar bu tür hatalar yapmasının olağan olduğu düşüncesiyle eleştirilerimizi sadece not kağıdında tutacağız...
***
Bir süre susarak destek vereceğiz,
Yeni yönetim belli bir olgunluk dönemine ulaştıktan sonra da eleştirilerimizle destek olacağız...
Eskişehirspor sevdalılarından bu noktada tek bir ricam var...
Şakşakçı olmayalım...
Destekçi olalım ama hataları örtbas etmekle destek olamayacağımız gerçeğini de unutmadan hareket edelim.
Seçimlerden önce de söyledim benim için Halil Ünal ile Mesut Hoşcan arasında şu an itibariyle hiçbir fark yok...
Mesut Hoşcan ve ekibi fark yaratmak için göreve talip oldular ve bu farkı yaratarak gönlümüzde yerlerini alacaklar...
Ancak ben bir Eskişehirspor sevdalısı olarak bu farkı görmeden Mesut Hoşcan ya da bir başkasını kutsayarak, ilahlaştırarak sevemem...
Mesut Hoşcan ve ekibini sevmemiz için tek sebep olacak o da Eskişehirspor'a yapacakları hizmetlerdir...
Bütün kalbimle arzu ediyorum ki, bu sürecin sonunda sayın Mesut Hoşcan'ı merhum kurucu başkanımız Dr. Aziz Bolel'i sevdiğim gibi seveyim...
Bugün "önce güven" diyerek ve büyük bir medeni cesaret örneği göstererek bu vazifeye talip olanları bir gün bu efsaneyi yaratanları sevdiğim gibi sevmek en büyük temennim...
Ben kendi adıma onlardan şampiyonluk beklemiyorum...
Ertuğrul Sağlam'ın Bursa'dan sonra bizi de şampiyon yapmasını beklemiyorum...
Tek beklentim bir önceki dönemde adı çeşitli şekilllerde kirli oyunların içinde anılan Eskişehirspor'umuzun yeniden şerefiyle anılan bir camia haline getirilmesidir...
***
Yıllardır hep söylüyorum biz Eskişehirspor'u sevebildiğimiz kadar sahip çıkabildiğimiz an Eskişehirspor yeniden efsane olduğu günlere dönecektir.
Kişilere sahip çıkmak yerine Renklerimize, Armamıza ve bütün değerlerimize sahip çıktığımız an bizim karşımızda hiçbir güç duramaz...
Büyük vaatlerle göreve gelen Mesut Hoşcan ve ekibinin verdiği sözlerin takipçisi olalım.
Mesut Hoşcan ve ekibi de şunu kesinlikle bilsin ki, bizim tek isteğimiz bu ekibin başarılı olmasıdır...
Belki de ben kendi adıma Mesut Hoşcan'dan daha fazla Mesut Hoşcan'ın başarılı olmasını istiyorum...
Çünkü bu sevda benim...
Çünkü bu arma benim...
Çünkü bu renkler benim...
Çünkü bu şanlı mazi benim...
Çünkü ben bu camiaya sevdalıyım...
Yeni yönetimle el ele vererek, bütün samimiyetimizle, geçmişte yaşanan dargınlıkları küskünlükleri bir kenara bırakarak, gelin yüreklerimizdeki ortak Kara&Kızıl sevdamızın hürmetine her şeye yeniden başlayalım.
Unutmayalım ki;
Birbirini sevmeyen insanlardan oluşan topluluklar asla ve asla başarıyı yakalayamazlar!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Hedefimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR!
Yeni yönetimin ilk icraatı, kulüp çalışanları üzerinde bir operasyon yapmak oldu...
Personelin de büyük bir bölümü yenilendi...
Teknik heyet de yenilendi...
Bursaspor'un şampiyonluğunda önemli bir paya sahip olan Ertuğrul Sağlam ve ekibi Eskişehirspor'un teknik yönetimine getirildi...
Bu yeniliklerin sezon açılana kadar devam edeceği açık...
"Önce Güven" ekibi yeni yönetim tarzı ile lig başlamadan yenilik hareketlerini tamamlayacaktır...
Yeni yönetimin bu yenileşme hareketi tüm camia tarafından hoşgörü ile karşılanıyor...
Olumlu bakılmasa bile yeni yönetimin yeni kişilerle çalışma isteği son derece makul karşılanıyor.
Bundan da anlaşılıyor ki, an itibariyle yeni yönetime taraflı tarafsız herkes güveniyor...
***
En önemlisi taraftarın tamamı bu güven ortamını yeni yönetime sunmuş durumda.
Çalkantılı geçen bir Halil Ünal döneminden sonra camianın büyük bir kesimi Mesut Hoşcan ve ekibine tam güvenmiş ve rahat bir çalışma ortamı hazırlamıştır.
Benim gibi az sayıda Eskişehirspor sevdalısı ise, temkinli davranmayı tercih ediyor...
Temkinli davranmamın Mesut Hoşcan ve ekibi ile hiç bir alakası yok...
Sadece yıllardır verilen sözlerin hemen ertesi gün unutulduğu bir camiaya mensup olmanın verdiği bir hal içindeyim...
Belki de "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" konumundayım...
Açıkçası korkuyorum...
Güvenmek istiyorum ama temkinli durmak zorunda hissediyorum kendimi...
Hoşcan ve ekibi şu ana kadar tam istediğimiz bir çizgide gidiyor,
Bu durum biraz olsun rahatlatsa da içimizi biraz daha zaman gerekiyor...
Bu zaman içersinde elbette Mesut Hoşcan ya da ekibinin hataları olacaktır.
Bu hataları görmezden gelmek olmaz.
Bir kenara not edeceğiz fakat yeni yönetimin sistemi oturtana kadar bu tür hatalar yapmasının olağan olduğu düşüncesiyle eleştirilerimizi sadece not kağıdında tutacağız...
***
Bir süre susarak destek vereceğiz,
Yeni yönetim belli bir olgunluk dönemine ulaştıktan sonra da eleştirilerimizle destek olacağız...
Eskişehirspor sevdalılarından bu noktada tek bir ricam var...
Şakşakçı olmayalım...
Destekçi olalım ama hataları örtbas etmekle destek olamayacağımız gerçeğini de unutmadan hareket edelim.
Seçimlerden önce de söyledim benim için Halil Ünal ile Mesut Hoşcan arasında şu an itibariyle hiçbir fark yok...
Mesut Hoşcan ve ekibi fark yaratmak için göreve talip oldular ve bu farkı yaratarak gönlümüzde yerlerini alacaklar...
Ancak ben bir Eskişehirspor sevdalısı olarak bu farkı görmeden Mesut Hoşcan ya da bir başkasını kutsayarak, ilahlaştırarak sevemem...
Mesut Hoşcan ve ekibini sevmemiz için tek sebep olacak o da Eskişehirspor'a yapacakları hizmetlerdir...
Bütün kalbimle arzu ediyorum ki, bu sürecin sonunda sayın Mesut Hoşcan'ı merhum kurucu başkanımız Dr. Aziz Bolel'i sevdiğim gibi seveyim...
Bugün "önce güven" diyerek ve büyük bir medeni cesaret örneği göstererek bu vazifeye talip olanları bir gün bu efsaneyi yaratanları sevdiğim gibi sevmek en büyük temennim...
Ben kendi adıma onlardan şampiyonluk beklemiyorum...
Ertuğrul Sağlam'ın Bursa'dan sonra bizi de şampiyon yapmasını beklemiyorum...
Tek beklentim bir önceki dönemde adı çeşitli şekilllerde kirli oyunların içinde anılan Eskişehirspor'umuzun yeniden şerefiyle anılan bir camia haline getirilmesidir...
***
Yıllardır hep söylüyorum biz Eskişehirspor'u sevebildiğimiz kadar sahip çıkabildiğimiz an Eskişehirspor yeniden efsane olduğu günlere dönecektir.
Kişilere sahip çıkmak yerine Renklerimize, Armamıza ve bütün değerlerimize sahip çıktığımız an bizim karşımızda hiçbir güç duramaz...
Büyük vaatlerle göreve gelen Mesut Hoşcan ve ekibinin verdiği sözlerin takipçisi olalım.
Mesut Hoşcan ve ekibi de şunu kesinlikle bilsin ki, bizim tek isteğimiz bu ekibin başarılı olmasıdır...
Belki de ben kendi adıma Mesut Hoşcan'dan daha fazla Mesut Hoşcan'ın başarılı olmasını istiyorum...
Çünkü bu sevda benim...
Çünkü bu arma benim...
Çünkü bu renkler benim...
Çünkü bu şanlı mazi benim...
Çünkü ben bu camiaya sevdalıyım...
Yeni yönetimle el ele vererek, bütün samimiyetimizle, geçmişte yaşanan dargınlıkları küskünlükleri bir kenara bırakarak, gelin yüreklerimizdeki ortak Kara&Kızıl sevdamızın hürmetine her şeye yeniden başlayalım.
Unutmayalım ki;
Birbirini sevmeyen insanlardan oluşan topluluklar asla ve asla başarıyı yakalayamazlar!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Hedefimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR!
21 Haziran 2013 Cuma
Halil Ünal'ı eleştirmek, Mesut Hoşcan'ı övmek!
Ne hikmetse son günlerde yakın çevremden hep bu yönde eleştirel sorular alıyorum.
- Halil Ünal'ı neden eleştirmiyorsunuz?
- Mesut Hoşcan'ın kazanmasını istemiyor musunuz?
- Eskişehirspor'un kurtuluşu olacak kongre ile ilgili neden fikir beyan etmiyorsunuz?
- Halil Ünal'ın kalmasından yana mısınız yoksa ?
Değerli gönüldaşlarıma mümkün olduğunca anlatmaya çalışıyorum.
Telefonla arayan arkadaşlarımla 15-20 dakika süren konuşmalar yapmak zorunda kalıyorum...
Sosyal medya üzerinden bu tür mesajlar yazan arkadaşlarıma uzun uzun cümlelerle anlatmaya çalışıyorum...
Bugün yani, kongreye 1 gün kala bu tür sorular daha da yoğunlaştı ve böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum.
***
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, ben Halil Ünal göreve geldiği günden bu yana kendisini eleştiren bir Eskişehirspor sevdalısıyım. Sadece Süper Lig'de değil öncesinde görev yaptığı dönemlerde bile kendisini eleştirmişimdir.
Bu kutlu makamda kim olursa olsun yanlışını gördüğüm vakit, eleştiririm ben!
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne sahip bir ESES sevdalısı olarak bunu yapmak benim asli vazifemdir.
Konuyla ilgili olarak yazdığım son yazımda bütün eleştirilerime rağmen Halil Ünal'ın da yapmış olduğu hizmetlerin varlığından bahsetmiştim.
Vay sen misin bunu yazan?
Blog yazımıza küfürlü yorumlar yazan mı dersiniz, Halil Ünal'ın yalakası diye yazanlar mı dersiniz?
Allahıma çok şükür ben kendimi bilirim!
Bugüne kadar ne kimseye yalakalık ettim ne de bir Allah'ın kulundan rant sağladım.
Ben ve Allah bildikten sonra bunu kimselere ispat etme ihtiyacı da duymadım.
Bütün mesele Halil Ünal'ı eleştirmek ise, benim bugüne kadar yazdıklarımı okumanız yeterli olacaktır.
Ben sadece kongre zamanı değil görev yaptığı bütün zamanlar dahilinde eleştirmişimdir kendisini...
***
Öyle bir hava estiriliyor ki; sanki takım yeni lige çıkmış Halil Ünal yeni göreve başlamış ve kulüp hemen çıktığı gibi küme düşmüş, Türkiye'nin en berbat kulübü olmuş...
Yok böyle bir şey efendim!
Daha iyi yönetilebilir miydi?
Kesinlikle!
Kötü mü yönetildi?
Kesinlikle!
Eskişehirspor'un manevi şahsiyetine zarar mı verildi?
Kesinlikle!
Fakat hepten tüm yapılanları silip atmak, bugün alternatif yönetim listesi ile Halil Ünal'ın karşısına çıkan Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören gibi isimlere de hakaret olur. Çünkü kulübümüzün bugünkü durumundan onlar da mesuldür. Yapılan tüm iyi hizmetlerde onlarında imzası vardır, yanlışlarda onların da katkısı vardır.
Yapılan hiçbir yanlış aynı yönetimde bulunan Mesut Hoşcan ve ekibini "hain" yapmadığı gibi Halil Ünal'ı da yapmaz!
Eleştirilerimizi yaparken şunu asla unutmayalım!
Eskişehirspor'un tek sahibi bizleriz; yani ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARI...
Yöneticiler gelir geçer, biz her daim baki kalırız!
***
Mesut Hoşcan'ı övme noktasına gelince...
Ben Mesut Hoşcan'ı neden öveyim!?
Şu ana kadar Eskişehirspor'a bir hizmet yaptıysa Halil Ünal'ın ekibinde yaptı...
Halil Ünal'ı da herkes eleştiriyor!
Mesut Hoşcan aynı ekip içinde bulunmasına rağmen Halil Ünal'a rağmen bir hizmet mi gerçekleştirdi ki öveyim!
Şu ana kadar övmem gereken bir tek yönü vardı onu da son yazımda belirtmiştim.
Gerçekten büyük bir cesaret örneği sergileyip aday oldu. Eskişehirspor'un artık kimsenin babasının çiftliği gibi yönetilemeyeceğinin ilk sinyallerini verdi. Yürüttüğü seçim kampanyası ile Eskişehirspor'u da iyi yönetebileceğinin sinyallerini de verdi. Bundan başka nasıl bir övgü düzebilirim ki ben sayın Mesut Hoşcan'a!?
"şöyle yapacak", "böyle yapacak" gibi hayali cümleler kurup geleceğe dair övgüler düzmemiz bekleniyorsa yanılıyorsunuz. Ben yıllardır şunu anladım. Vaatlerle gelen herkes bizi kandırdı!
Artık kanmak istemiyorum ben!
Ne sayın Mesut Hoşcan'dan ne de sayın Halil Ünal'dan zerre çıkar kaygım yok!
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptığı icraatlardan dolayı eleştirilerimi yıllardır dile getiriyorum.
Şunu da söyleyeyim yaptığı hizmetlerden dolayı da "Helal olsun Halil Ünal" şeklinde övgüler düzmedim, düzmem de...
Sonuçta o makama oturduysa o hizmetleri yapmak zorundadır zaten.
Hizmet yapmaya kendisi talip olan birisini ben neden öveyim ki!?
Ancak talip olduğu hizmetleri yapamazsa, yanlış yaparsa eleştiririm!
***
Neden taraf olmuyorum!?
Taraf olmam mümkün değil!
Öncelikle taraf olmamın bir faydası olmayacak çünkü oy kullanamıyorum!
Bunun dışında Mesut Bey yürüttüğü seçim kampanyası ile benim kendisinden taraf olmamı sağlayacak argümanlar koyamadı ortaya. Bütün seçim kampanyası sadece Halil Ünal'ın başarısız ve kötü yönetimi üzerine kuruldu. Yapılan onca güzel çalışmalara rağmen insanların "Evet tamam bu adam bu işi bitirir" dedirtecek bir proje ortaya koyamadı.
Halil Ünal'dan yana taraf olmam için de bir sebep yok.
Yıllardır kendisini eleştirdiğimi birinden yana olmak akla ziyan olur!
Ben sadece Eskişehirspor'un kazanmasından yanayım!
Eskişehirspor sevdalılarının birlik ve beraberliğinden tarafım...
Halil Ünal ve ekibine bugüne kadar yaptığı olumlu işlerden dolayı teşekkür ederim,
Mesut Hoşcan ve ekibine de medeni cesaretlerinden dolayı, camiamıza ilk kez böylesi bir ortam sağlamalarından dolayı teşekkür ederim...
Bunun dışında hiçbir şekilde her iki tarafa da övgü ya da yergimiz olamaz...
***
İlk kez yakaladığımız bu ortamı kulübümüzün lehine kullanmak zorundayız.
Seçimi kim kazanırsa kazansın sağduyumuzu kaybetmeden hareket etmeliyiz.
Unutmayalım ki;
Eskişehirspor Devrimi'nin en büyük unsuru şanlı Eskişehirspor taraftarıdır...
Mesut Hoşcan ve Halil Ünal'ın bu mücadelesi camiamız için hayırlı olsun!
Kazanan her kim olursa olsun, kaybeden taraf köşeye çekilip oturmasın...
Bu camianın muhalefete sadece kongrelerde değil, her zaman ihtiyacı vardır.
ALLAH BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZMASIN!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
- Halil Ünal'ı neden eleştirmiyorsunuz?
- Mesut Hoşcan'ın kazanmasını istemiyor musunuz?
- Eskişehirspor'un kurtuluşu olacak kongre ile ilgili neden fikir beyan etmiyorsunuz?
- Halil Ünal'ın kalmasından yana mısınız yoksa ?
Değerli gönüldaşlarıma mümkün olduğunca anlatmaya çalışıyorum.
Telefonla arayan arkadaşlarımla 15-20 dakika süren konuşmalar yapmak zorunda kalıyorum...
Sosyal medya üzerinden bu tür mesajlar yazan arkadaşlarıma uzun uzun cümlelerle anlatmaya çalışıyorum...
Bugün yani, kongreye 1 gün kala bu tür sorular daha da yoğunlaştı ve böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum.
***
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, ben Halil Ünal göreve geldiği günden bu yana kendisini eleştiren bir Eskişehirspor sevdalısıyım. Sadece Süper Lig'de değil öncesinde görev yaptığı dönemlerde bile kendisini eleştirmişimdir.
Bu kutlu makamda kim olursa olsun yanlışını gördüğüm vakit, eleştiririm ben!
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne sahip bir ESES sevdalısı olarak bunu yapmak benim asli vazifemdir.
Konuyla ilgili olarak yazdığım son yazımda bütün eleştirilerime rağmen Halil Ünal'ın da yapmış olduğu hizmetlerin varlığından bahsetmiştim.
Vay sen misin bunu yazan?
Blog yazımıza küfürlü yorumlar yazan mı dersiniz, Halil Ünal'ın yalakası diye yazanlar mı dersiniz?
Allahıma çok şükür ben kendimi bilirim!
Bugüne kadar ne kimseye yalakalık ettim ne de bir Allah'ın kulundan rant sağladım.
Ben ve Allah bildikten sonra bunu kimselere ispat etme ihtiyacı da duymadım.
Bütün mesele Halil Ünal'ı eleştirmek ise, benim bugüne kadar yazdıklarımı okumanız yeterli olacaktır.
Ben sadece kongre zamanı değil görev yaptığı bütün zamanlar dahilinde eleştirmişimdir kendisini...
***
Öyle bir hava estiriliyor ki; sanki takım yeni lige çıkmış Halil Ünal yeni göreve başlamış ve kulüp hemen çıktığı gibi küme düşmüş, Türkiye'nin en berbat kulübü olmuş...
Yok böyle bir şey efendim!
Daha iyi yönetilebilir miydi?
Kesinlikle!
Kötü mü yönetildi?
Kesinlikle!
Eskişehirspor'un manevi şahsiyetine zarar mı verildi?
Kesinlikle!
Fakat hepten tüm yapılanları silip atmak, bugün alternatif yönetim listesi ile Halil Ünal'ın karşısına çıkan Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören gibi isimlere de hakaret olur. Çünkü kulübümüzün bugünkü durumundan onlar da mesuldür. Yapılan tüm iyi hizmetlerde onlarında imzası vardır, yanlışlarda onların da katkısı vardır.
Yapılan hiçbir yanlış aynı yönetimde bulunan Mesut Hoşcan ve ekibini "hain" yapmadığı gibi Halil Ünal'ı da yapmaz!
Eleştirilerimizi yaparken şunu asla unutmayalım!
Eskişehirspor'un tek sahibi bizleriz; yani ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARI...
Yöneticiler gelir geçer, biz her daim baki kalırız!
***
Mesut Hoşcan'ı övme noktasına gelince...
Ben Mesut Hoşcan'ı neden öveyim!?
Şu ana kadar Eskişehirspor'a bir hizmet yaptıysa Halil Ünal'ın ekibinde yaptı...
Halil Ünal'ı da herkes eleştiriyor!
Mesut Hoşcan aynı ekip içinde bulunmasına rağmen Halil Ünal'a rağmen bir hizmet mi gerçekleştirdi ki öveyim!
Şu ana kadar övmem gereken bir tek yönü vardı onu da son yazımda belirtmiştim.
Gerçekten büyük bir cesaret örneği sergileyip aday oldu. Eskişehirspor'un artık kimsenin babasının çiftliği gibi yönetilemeyeceğinin ilk sinyallerini verdi. Yürüttüğü seçim kampanyası ile Eskişehirspor'u da iyi yönetebileceğinin sinyallerini de verdi. Bundan başka nasıl bir övgü düzebilirim ki ben sayın Mesut Hoşcan'a!?
"şöyle yapacak", "böyle yapacak" gibi hayali cümleler kurup geleceğe dair övgüler düzmemiz bekleniyorsa yanılıyorsunuz. Ben yıllardır şunu anladım. Vaatlerle gelen herkes bizi kandırdı!
Artık kanmak istemiyorum ben!
Ne sayın Mesut Hoşcan'dan ne de sayın Halil Ünal'dan zerre çıkar kaygım yok!
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptığı icraatlardan dolayı eleştirilerimi yıllardır dile getiriyorum.
Şunu da söyleyeyim yaptığı hizmetlerden dolayı da "Helal olsun Halil Ünal" şeklinde övgüler düzmedim, düzmem de...
Sonuçta o makama oturduysa o hizmetleri yapmak zorundadır zaten.
Hizmet yapmaya kendisi talip olan birisini ben neden öveyim ki!?
Ancak talip olduğu hizmetleri yapamazsa, yanlış yaparsa eleştiririm!
***
Neden taraf olmuyorum!?
Taraf olmam mümkün değil!
Öncelikle taraf olmamın bir faydası olmayacak çünkü oy kullanamıyorum!
Bunun dışında Mesut Bey yürüttüğü seçim kampanyası ile benim kendisinden taraf olmamı sağlayacak argümanlar koyamadı ortaya. Bütün seçim kampanyası sadece Halil Ünal'ın başarısız ve kötü yönetimi üzerine kuruldu. Yapılan onca güzel çalışmalara rağmen insanların "Evet tamam bu adam bu işi bitirir" dedirtecek bir proje ortaya koyamadı.
Halil Ünal'dan yana taraf olmam için de bir sebep yok.
Yıllardır kendisini eleştirdiğimi birinden yana olmak akla ziyan olur!
Ben sadece Eskişehirspor'un kazanmasından yanayım!
Eskişehirspor sevdalılarının birlik ve beraberliğinden tarafım...
Halil Ünal ve ekibine bugüne kadar yaptığı olumlu işlerden dolayı teşekkür ederim,
Mesut Hoşcan ve ekibine de medeni cesaretlerinden dolayı, camiamıza ilk kez böylesi bir ortam sağlamalarından dolayı teşekkür ederim...
Bunun dışında hiçbir şekilde her iki tarafa da övgü ya da yergimiz olamaz...
***
İlk kez yakaladığımız bu ortamı kulübümüzün lehine kullanmak zorundayız.
Seçimi kim kazanırsa kazansın sağduyumuzu kaybetmeden hareket etmeliyiz.
Unutmayalım ki;
Eskişehirspor Devrimi'nin en büyük unsuru şanlı Eskişehirspor taraftarıdır...
Mesut Hoşcan ve Halil Ünal'ın bu mücadelesi camiamız için hayırlı olsun!
Kazanan her kim olursa olsun, kaybeden taraf köşeye çekilip oturmasın...
Bu camianın muhalefete sadece kongrelerde değil, her zaman ihtiyacı vardır.
ALLAH BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZMASIN!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
16 Mayıs 2013 Perşembe
"Önce Güven" ve Susan Yönetim...
Eskişehirspor camiası ilk kez bir seçim atmosferinde buldu kendini.
Bazı çevreler seçimde oy kullanacak olan delegelerin şaibeli olduğunu iddia ediyor.
Bu iddiaların doğru olması durumunda bu seçim atmosferinin camiaya bir fayda sağlamayacağı açık...
Kendilerini alternatif iktidar olarak lanse eden Mesut Hoşcan ve ekibinin çabaları boş...
Kendileri çalıp kendileri söyleyip, kendileri dinlemiş olacak...
Şaibe derken de ortada öyle usulsüz bir durum yok gibi.
İddialara göre Halil Ünal başkanlığı döneminde kendi akrabalarını ve yandaşlarını üye yapmış...
Aidatları ödenmiş mi? Ödenmiş...
Kulübe üye olmalarında bir sakınca var mı? Yok...
Tek problem Halil Ünal'ın yakını ya da adamı olmaları...
Bu da bir nevi şaibe anlamına gelebilir tabii ki...
***
Seçim atmosferine iyice girdiğimiz şu günlerde her iki tarafı da tahlil ediyorum.
Kulübe üye olma imkanımız olmadığı için genel kurulda söz hakkımız da yok.
Ancak 43 yıllık bir Eskişehirspor sevdalısı olarak en azından yazılarımızla, yorumlarımızla biz de bir şeyler söyleme hakkına sahibiz diye düşünüyor ve herhangi bir adayın destekçisi değil de birileri tarafından putperest olarak tanımlanabilecek bir şekilde ESES sevdalısı olarak kendimde bu hakkı görüyorum.
Genel kurulda söz sahibi olan değerli dostlarımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz var...
Belki düşüncelerimiz, eleştirilerimiz ve yorumlarımız onlara da bir görüş açısı sağlayabilir...
***
Mustafa Akgören var bir tarafta...
Taraftarın tanıdığı, bildiği, sevdiği, saydığı bir adam...
Tribünlerden yetişmiş,
Deplasman lezzetini iliklerine kadar hissetmiş,
Tribün kültürünü beynine kalbine nakşetmiş biri...
Önce Güven sloganı ile ortaya çıkan bu gurubun kuşkusuz en dikkat çeken adamı Mustafa Akgören...
Taraftar elbette önce ona güvenmek isteyecektir...
Bir diğer önemli isim de Mesut Hoşcan...
Mesut Hoşcan'ı hiç tanımam...
Yönetimde bulunduğu dönemlerden bilirim...
Kris Boyd'un görkemli bir şekilde getirilmesini sağlamıştı...
En aklımda kalan yönü bu...
Bugün seçim ofisinin açılışındaki fotoğraflarını gördüm...
Yüz ifadesi ve giyim tarzı ile bir güven veriyor...
Yıllar nöce Halil Ünal'a yönelik ilk eleştirimi anımsıyorum bu noktada...
Kendisine yönelik ilk eleştirim bir fotoğrafından dolayı olmuştu...
Bu fotoğraf Eskişehirspor'un kutsal başkanlık makamına yakışacak bir fotoğraf değil diyerek günlerce eleştirmiştim...
Aradan yıllar geçti, şimdi yine bir başkan adayına ilk olumlu eleştirimi yine bir fotoğraf üzerinden yapıyorum...
***
Mesut Hoşcan ekibinin çalışmalarına baktığımız vakit;
"Önce Güven" sloganlarının boş olmadığını anlayabiliyoruz...
Son derece ciddi bir çalışma yürütüyorlar...
Seçim ofisi açılmış...
Seçim kampanyası bir sloganla netleştirilmiş...
Sosyal medya ağı çok iyi kullanılıyor...
Basın ile ilişkileri en üst düzeyde devam ediyor...
Mevcut yönetimin tüm başarısızlıklarını Eskişehirspor camiasına çok hızlı ve net bir şekilde ulaştırıyorlar...
Kendi adıma şu ana kadar bu ekibe inanma noktasına gelmedim...
Fakat şu da bir gerçek ki;
Eskişehirspor'a yakışır bir anlayışla çalışıyorlar...
Göreve gelir ve seçim sürecinde kendileri için çalıştıkları kadar Eskişehirspor için çalışırlarsa bir şeyler değişebilir düşüncesi ister istemez oluşuyor kafamızda...
Mesut Hoşcan ve ekibinin artıları var...
Karşılarında yıpranmış bir yönetim var...
Yıllarca da birlikte çalıştıkları bu yönetimin elbette zaafiyetlerini de çok iyi biliyorlar...
Bu noktada şaibeli üyelik iddiaları geliyor aklımıza...
Yıllardır bu yönetim içinde olan kişiler,
Böyle bir şaibenin gerçekten var olduğunu bilselerdi herhalde bunca emeği boşa sarfetmezlerdi...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi hakkında bunca güzel laf ettikten sonra neden halen onlara inanmadığımı sorgulayanlar çıkabilir tabii ki...
Öncelikle şunu belirtmek isterim;
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptıkları ortada...
Pek çok noksanları olmasına rağmen, bugün Eskişehirspor'u iki adaylı bir seçim atmosferine sokacak kadar güçlü bir hale getirmiştir.
Hepimiz çok iyi biliyoruz...
Bu takım zamanı geldi sahipsiz kaldı...
Kayyuma devredilme dedikoduları ortada dolaştı...
Kişiler zoraki olarak aday yapıldı...
Bugünleri hepimiz gördük...
Ancak Halil Ünal yönetiminde ilk kez 2 adaylı bir seçim yaşayacağız...
İlk kez muhalif bir ekip çıktı ve "Bu görevi ben mevcut yönetimden daha iyi yaparım" dedi...
Halil Ünal döneminde Eskişehirspor tarihinin en kötü günlerini yaşamadı...
O günleri yaşadığımız zamanlarda yönetici bulamadık..
Bugün ise, 2 adaylı bir seçim süreci yaşıyoruz...
Mesut Hoşcan ve ekibinin yürüttüğü bu güzel seçim çalışmalarını ilk görüyoruz ve bu da Halil Ünal döneminde oluyor...
***
Eskişehirspor, yıllar sonra çıktığı süper ligde asansör takım olmadı...
Geldiği gibi giden onca takım oldu ama Eskişehirspor geldi ve kaldı...
Kalmakla da yetinmedi...
Üst sıralarda iddialı oldu...
Avrupa Kupaları'na katıldı...
İskoçya'da bir kente Eskişehirspor sevgisini aşıladı...
Türkiye Kupası'nda iki kez finalden döndü...
Taraflı tarafsız herkesin kabul ettiği bir gerçek daha var;
Halil Ünal döneminde Türkiye'nin en iyi kadrolarından biri oluşturuldu...
Eskişehirspor Kulübü başkanı ilk kez Kulüpler Birliği Başkanı oldu..
Halil Ünal başkanlığındaki yönetimin sayılabilecek artıları daha da vardır mutlaka...
Benim bir çırpıda aklıma gelenler bunlar...
Eksileri yok mu!?
Elbette var...
Benim de sürekli eleştirdiğim bir çok yanlış uygulamaları oldu...
Bir çok hatalar yapıldı...
Eskişehirspor'u belki çok daha iyi yerlere getirebilecekken yapamadı...
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne ters düşen bir çok uygulaması oldu...
En önemlisi de, Eskişehirspor sevdalılarının Eskişehirspor üyeliklerine kota koyması oldu...
Sevdaya kota koyan yönetim olarak tarihe geçti bu yönetim...
Ancak tüm bu yanlışlıklar yapılırken Halil Ünal yönetiminin içinde Mesut Hoşcan da vardı...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi, insana güven veren bir çalışma temposunun içindeyken,
Aynı süreci yaşayan Halil Ünal ve ekibi ne yapıyor peki?
Bu sorunun cevabı koca bir hiç...
Özellikle son dönemde futbolcuların ve personelin alacakları ile ilgili söylentiler ayyuka çıkmışken Halil Ünal ve yönetimi susuyor...
Hiçbir suçlamaya adam akıllı bir cevap verilmiyor...
Hiçbir şekilde camiaya yönelik bir seçim çalışması yapılmıyor...
Sosyal medya kullanılmıyor...
Seçim ofisi açılmıyor...
Seçimlerle ilgili hiçbir takvim belirlenmemiş...
Yönetim hep susuyor...
Transfer dedikoduları ayyuka çıkmış,
Yönetim susuyor...
Eskişehirspor, oynadığı son kupa maçında ve ondan önceki maçlarda tam bir hakem faciası ile karşı karşıya kalmış,
Yönetim yine susuyor...
Ses seda yok...
Halil Ünal belki de bunları yapmak için sezonun bitmesini bekliyor...
Belki genel kurulda yarışacak olan ekibini alıp kameralar karşısına geçerek tüm suçlamalara yanıt verecek...
Bunu da zamanla göreceğiz...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi "Önce Güven" sloganı ile camiadan önemli ölçüde destek sağlamış durumda...
Bu destek genel kurul üyelerine de yansırsa işi kolay olacak demektir...
Mesut Hoşcan'dan beklentim,
Vaatlerini bir seçim bildirgesi halinde camiaya sunmasıdır...
Şu ana kadar tıpkı Halil Ünal'ın önceki dönemlerde yaptığı gibi sadece beyanatlarını görüyoruz...
Halil Ünal yönetiminde yapılan son mali kongredeki gelirler hanesinde yöneticilerin kulübe ne kadar katkı yaptığına dair bir gelir kalemi göremedim ben...
Mesut Hoşcan ve ekibi bu gelir hanesini dolduracak mı?
Mesut Hoşcan ve ekibi yönetime gelmeleri durumunda bu kulübe ne kadar maddi katkı sağlayacaklar?
Yapılacak ilk mali kongrede "yöneticiler kulübe şu kadar para bağışlamışlardır" şeklinde bir gelir kaynağı görebilecek miyiz?
Mesut Hoşcan ve ekibi seçimleri kazanmaları durumunda hangi transferleri yapmayı planlıyor?
Mevcut yönetimin Alper'i satmasını varsayarak Mesut Hoşcan bir plan geliştirmiş midir?
Mevcut yönetim borçlarını ödemek için sadece Alper değil; Veysel, Kamara, Erkan ve Necati Ateş'i de satacak gibi görünüyor. Mesut Hoşcan bu ihtimali düşünerek bir plan yapmış mıdır?
Mesut Hoşcan seçimleri kazanması durumunda yeni bir teknik direktör getirecek midir?
Üyelikler üzerindeki kota kaldırılacak ve Eskişehirspor sevdalılarının kulüplerine daha kolay üye olabilmeleri sağlanacak mıdır!?
Kurumsallaşma adına neler yapılacaktır?
Mesut Hoşcan'ın bu tür sorulara cevap veren bir seçim bildirgesi ile yoluna devam etmesi eminim aradığı güven ortamını çok daha hızlı bir şekilde sağlamasına yardımcı olacaktır.
***
Eskişehirspor'u seven her gönüldaşım bu soruları sormalıdır...
Sonuçta biz ne Halil Ünal sevdalısıyız, ne de Mesut Hoşcan...
Biz Eskişehirspor sevdalısıyız...
Halil Ünal'ı destekleyenlerimiz Halil Ünal'a sorulması gereken soruları sormalı...
Mesut Hoşcan&ı destekleyenlerimiz de Mesut Hoşcan'a sorulması gerekenleri sormalıdır...
Bunu başarabilirsek,
Halil Ünalcı ya da Mesut Hoşcancı olmak yerine Eskişehirspor sevdalısı kalmayı başarabilirsek bu süreçte, işte o zaman kazanan isimler değil, Eskişehirspor olacaktır...
Her iki isim de saygıdeğerdir...
Her iki isim de bu kulübe hizmet etmişlerdir...
Her iki isim de hatalarıyla doğrularıyla bu camiaya yıllarını vermişlerdir...
Bu insanlar da sonuçta peygamber, evliya, ermiş değiller, hatasız olmalarını bekleyemeyiz...
Mesut Hoşcan bu hizmet kervanında bir adım öne geçmiş ve camiamızı ilk kez iki listeli bir seçim sürecine sokmuştur...
Bu bile önemli bir hizmettir...
Muhalefetin olmadığı yerde iktidar daha çok yanlış yapar...
Seçimi kazanamasa bile Mesut Hoşcan ve ekibi böylesine tarihi bir hizmete imza atmış olacaktır...
Bu göreve talip olan herkese gereken saygının gösterilmesi ve Eskişehirspor'a yakışır bir genel kurul yaşanması dileklerimle her iki ekibe de başarılar diliyorum...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Bazı çevreler seçimde oy kullanacak olan delegelerin şaibeli olduğunu iddia ediyor.
Bu iddiaların doğru olması durumunda bu seçim atmosferinin camiaya bir fayda sağlamayacağı açık...
Kendilerini alternatif iktidar olarak lanse eden Mesut Hoşcan ve ekibinin çabaları boş...
Kendileri çalıp kendileri söyleyip, kendileri dinlemiş olacak...
Şaibe derken de ortada öyle usulsüz bir durum yok gibi.
İddialara göre Halil Ünal başkanlığı döneminde kendi akrabalarını ve yandaşlarını üye yapmış...
Aidatları ödenmiş mi? Ödenmiş...
Kulübe üye olmalarında bir sakınca var mı? Yok...
Tek problem Halil Ünal'ın yakını ya da adamı olmaları...
Bu da bir nevi şaibe anlamına gelebilir tabii ki...
***
Seçim atmosferine iyice girdiğimiz şu günlerde her iki tarafı da tahlil ediyorum.
Kulübe üye olma imkanımız olmadığı için genel kurulda söz hakkımız da yok.
Ancak 43 yıllık bir Eskişehirspor sevdalısı olarak en azından yazılarımızla, yorumlarımızla biz de bir şeyler söyleme hakkına sahibiz diye düşünüyor ve herhangi bir adayın destekçisi değil de birileri tarafından putperest olarak tanımlanabilecek bir şekilde ESES sevdalısı olarak kendimde bu hakkı görüyorum.
Genel kurulda söz sahibi olan değerli dostlarımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz var...
Belki düşüncelerimiz, eleştirilerimiz ve yorumlarımız onlara da bir görüş açısı sağlayabilir...
***
Mustafa Akgören var bir tarafta...
Taraftarın tanıdığı, bildiği, sevdiği, saydığı bir adam...
Tribünlerden yetişmiş,
Deplasman lezzetini iliklerine kadar hissetmiş,
Tribün kültürünü beynine kalbine nakşetmiş biri...
Önce Güven sloganı ile ortaya çıkan bu gurubun kuşkusuz en dikkat çeken adamı Mustafa Akgören...
Taraftar elbette önce ona güvenmek isteyecektir...
Bir diğer önemli isim de Mesut Hoşcan...
Mesut Hoşcan'ı hiç tanımam...
Yönetimde bulunduğu dönemlerden bilirim...
Kris Boyd'un görkemli bir şekilde getirilmesini sağlamıştı...
En aklımda kalan yönü bu...
Bugün seçim ofisinin açılışındaki fotoğraflarını gördüm...
Yüz ifadesi ve giyim tarzı ile bir güven veriyor...
Yıllar nöce Halil Ünal'a yönelik ilk eleştirimi anımsıyorum bu noktada...
Kendisine yönelik ilk eleştirim bir fotoğrafından dolayı olmuştu...
Bu fotoğraf Eskişehirspor'un kutsal başkanlık makamına yakışacak bir fotoğraf değil diyerek günlerce eleştirmiştim...
Aradan yıllar geçti, şimdi yine bir başkan adayına ilk olumlu eleştirimi yine bir fotoğraf üzerinden yapıyorum...
***
Mesut Hoşcan ekibinin çalışmalarına baktığımız vakit;
"Önce Güven" sloganlarının boş olmadığını anlayabiliyoruz...
Son derece ciddi bir çalışma yürütüyorlar...
Seçim ofisi açılmış...
Seçim kampanyası bir sloganla netleştirilmiş...
Sosyal medya ağı çok iyi kullanılıyor...
Basın ile ilişkileri en üst düzeyde devam ediyor...
Mevcut yönetimin tüm başarısızlıklarını Eskişehirspor camiasına çok hızlı ve net bir şekilde ulaştırıyorlar...
Kendi adıma şu ana kadar bu ekibe inanma noktasına gelmedim...
Fakat şu da bir gerçek ki;
Eskişehirspor'a yakışır bir anlayışla çalışıyorlar...
Göreve gelir ve seçim sürecinde kendileri için çalıştıkları kadar Eskişehirspor için çalışırlarsa bir şeyler değişebilir düşüncesi ister istemez oluşuyor kafamızda...
Mesut Hoşcan ve ekibinin artıları var...
Karşılarında yıpranmış bir yönetim var...
Yıllarca da birlikte çalıştıkları bu yönetimin elbette zaafiyetlerini de çok iyi biliyorlar...
Bu noktada şaibeli üyelik iddiaları geliyor aklımıza...
Yıllardır bu yönetim içinde olan kişiler,
Böyle bir şaibenin gerçekten var olduğunu bilselerdi herhalde bunca emeği boşa sarfetmezlerdi...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi hakkında bunca güzel laf ettikten sonra neden halen onlara inanmadığımı sorgulayanlar çıkabilir tabii ki...
Öncelikle şunu belirtmek isterim;
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptıkları ortada...
Pek çok noksanları olmasına rağmen, bugün Eskişehirspor'u iki adaylı bir seçim atmosferine sokacak kadar güçlü bir hale getirmiştir.
Hepimiz çok iyi biliyoruz...
Bu takım zamanı geldi sahipsiz kaldı...
Kayyuma devredilme dedikoduları ortada dolaştı...
Kişiler zoraki olarak aday yapıldı...
Bugünleri hepimiz gördük...
Ancak Halil Ünal yönetiminde ilk kez 2 adaylı bir seçim yaşayacağız...
İlk kez muhalif bir ekip çıktı ve "Bu görevi ben mevcut yönetimden daha iyi yaparım" dedi...
Halil Ünal döneminde Eskişehirspor tarihinin en kötü günlerini yaşamadı...
O günleri yaşadığımız zamanlarda yönetici bulamadık..
Bugün ise, 2 adaylı bir seçim süreci yaşıyoruz...
Mesut Hoşcan ve ekibinin yürüttüğü bu güzel seçim çalışmalarını ilk görüyoruz ve bu da Halil Ünal döneminde oluyor...
***
Eskişehirspor, yıllar sonra çıktığı süper ligde asansör takım olmadı...
Geldiği gibi giden onca takım oldu ama Eskişehirspor geldi ve kaldı...
Kalmakla da yetinmedi...
Üst sıralarda iddialı oldu...
Avrupa Kupaları'na katıldı...
İskoçya'da bir kente Eskişehirspor sevgisini aşıladı...
Türkiye Kupası'nda iki kez finalden döndü...
Taraflı tarafsız herkesin kabul ettiği bir gerçek daha var;
Halil Ünal döneminde Türkiye'nin en iyi kadrolarından biri oluşturuldu...
Eskişehirspor Kulübü başkanı ilk kez Kulüpler Birliği Başkanı oldu..
Halil Ünal başkanlığındaki yönetimin sayılabilecek artıları daha da vardır mutlaka...
Benim bir çırpıda aklıma gelenler bunlar...
Eksileri yok mu!?
Elbette var...
Benim de sürekli eleştirdiğim bir çok yanlış uygulamaları oldu...
Bir çok hatalar yapıldı...
Eskişehirspor'u belki çok daha iyi yerlere getirebilecekken yapamadı...
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne ters düşen bir çok uygulaması oldu...
En önemlisi de, Eskişehirspor sevdalılarının Eskişehirspor üyeliklerine kota koyması oldu...
Sevdaya kota koyan yönetim olarak tarihe geçti bu yönetim...
Ancak tüm bu yanlışlıklar yapılırken Halil Ünal yönetiminin içinde Mesut Hoşcan da vardı...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi, insana güven veren bir çalışma temposunun içindeyken,
Aynı süreci yaşayan Halil Ünal ve ekibi ne yapıyor peki?
Bu sorunun cevabı koca bir hiç...
Özellikle son dönemde futbolcuların ve personelin alacakları ile ilgili söylentiler ayyuka çıkmışken Halil Ünal ve yönetimi susuyor...
Hiçbir suçlamaya adam akıllı bir cevap verilmiyor...
Hiçbir şekilde camiaya yönelik bir seçim çalışması yapılmıyor...
Sosyal medya kullanılmıyor...
Seçim ofisi açılmıyor...
Seçimlerle ilgili hiçbir takvim belirlenmemiş...
Yönetim hep susuyor...
Transfer dedikoduları ayyuka çıkmış,
Yönetim susuyor...
Eskişehirspor, oynadığı son kupa maçında ve ondan önceki maçlarda tam bir hakem faciası ile karşı karşıya kalmış,
Yönetim yine susuyor...
Ses seda yok...
Halil Ünal belki de bunları yapmak için sezonun bitmesini bekliyor...
Belki genel kurulda yarışacak olan ekibini alıp kameralar karşısına geçerek tüm suçlamalara yanıt verecek...
Bunu da zamanla göreceğiz...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi "Önce Güven" sloganı ile camiadan önemli ölçüde destek sağlamış durumda...
Bu destek genel kurul üyelerine de yansırsa işi kolay olacak demektir...
Mesut Hoşcan'dan beklentim,
Vaatlerini bir seçim bildirgesi halinde camiaya sunmasıdır...
Şu ana kadar tıpkı Halil Ünal'ın önceki dönemlerde yaptığı gibi sadece beyanatlarını görüyoruz...
Halil Ünal yönetiminde yapılan son mali kongredeki gelirler hanesinde yöneticilerin kulübe ne kadar katkı yaptığına dair bir gelir kalemi göremedim ben...
Mesut Hoşcan ve ekibi bu gelir hanesini dolduracak mı?
Mesut Hoşcan ve ekibi yönetime gelmeleri durumunda bu kulübe ne kadar maddi katkı sağlayacaklar?
Yapılacak ilk mali kongrede "yöneticiler kulübe şu kadar para bağışlamışlardır" şeklinde bir gelir kaynağı görebilecek miyiz?
Mesut Hoşcan ve ekibi seçimleri kazanmaları durumunda hangi transferleri yapmayı planlıyor?
Mevcut yönetimin Alper'i satmasını varsayarak Mesut Hoşcan bir plan geliştirmiş midir?
Mevcut yönetim borçlarını ödemek için sadece Alper değil; Veysel, Kamara, Erkan ve Necati Ateş'i de satacak gibi görünüyor. Mesut Hoşcan bu ihtimali düşünerek bir plan yapmış mıdır?
Mesut Hoşcan seçimleri kazanması durumunda yeni bir teknik direktör getirecek midir?
Üyelikler üzerindeki kota kaldırılacak ve Eskişehirspor sevdalılarının kulüplerine daha kolay üye olabilmeleri sağlanacak mıdır!?
Kurumsallaşma adına neler yapılacaktır?
Mesut Hoşcan'ın bu tür sorulara cevap veren bir seçim bildirgesi ile yoluna devam etmesi eminim aradığı güven ortamını çok daha hızlı bir şekilde sağlamasına yardımcı olacaktır.
***
Eskişehirspor'u seven her gönüldaşım bu soruları sormalıdır...
Sonuçta biz ne Halil Ünal sevdalısıyız, ne de Mesut Hoşcan...
Biz Eskişehirspor sevdalısıyız...
Halil Ünal'ı destekleyenlerimiz Halil Ünal'a sorulması gereken soruları sormalı...
Mesut Hoşcan&ı destekleyenlerimiz de Mesut Hoşcan'a sorulması gerekenleri sormalıdır...
Bunu başarabilirsek,
Halil Ünalcı ya da Mesut Hoşcancı olmak yerine Eskişehirspor sevdalısı kalmayı başarabilirsek bu süreçte, işte o zaman kazanan isimler değil, Eskişehirspor olacaktır...
Her iki isim de saygıdeğerdir...
Her iki isim de bu kulübe hizmet etmişlerdir...
Her iki isim de hatalarıyla doğrularıyla bu camiaya yıllarını vermişlerdir...
Bu insanlar da sonuçta peygamber, evliya, ermiş değiller, hatasız olmalarını bekleyemeyiz...
Mesut Hoşcan bu hizmet kervanında bir adım öne geçmiş ve camiamızı ilk kez iki listeli bir seçim sürecine sokmuştur...
Bu bile önemli bir hizmettir...
Muhalefetin olmadığı yerde iktidar daha çok yanlış yapar...
Seçimi kazanamasa bile Mesut Hoşcan ve ekibi böylesine tarihi bir hizmete imza atmış olacaktır...
Bu göreve talip olan herkese gereken saygının gösterilmesi ve Eskişehirspor'a yakışır bir genel kurul yaşanması dileklerimle her iki ekibe de başarılar diliyorum...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
15 Şubat 2013 Cuma
Eskişehirspor kazanıyor!
Haziran ayında yapılacak olan kongrede iki listeli bir seçim yaşanacak muhtemelen...
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.
Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.
Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.
Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.
Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.
Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.
Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.
Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.
1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?
2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?
3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor?
4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?
5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.
Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.
Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.
Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.
Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.
Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.
Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.
Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.
1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?
2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?
3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor?
4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?
5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?
Etiketler:
asimilasyon,
Çin,
EsEs,
Eskişehirspor,
Gulca,
Halil Ünal,
Katliam,
komünist,
Mesut Hoşcan,
Mustafa Akgören,
Müslüman,
Rusya,
Tatar Mustafa,
Türk,
yönetim,
zulüm
14 Aralık 2012 Cuma
Eskişehirspor'da muhalefet mi var!?
Eskişehirspor kulübü başkanı sayın Halil Ünal, bir tv programında son günlerde yaşanan olayları değerlendirdi. Hepimiz bay Kozanlıoğlu ile ilgili söyleyeceklerini merakla bekledik. Aslında söyleyecekleri Salı günkü toplantının iptal edilmesiyle az da olsa belirginleşmişti. Bay Kozanlığoğlu'nun yaptığı hataya rağmen Halil Ünal ona sahip çıkacaktı. Öyle de oldu. "Kozanlıoğlu bana istifasını getirdi, çöpe attım" sözleriyle yöneticisine sahip çıktı. "Yapılanları tasvip etmiyorum, etik değil" sözleriyle de ortada bir yanlışın olduğunu kabullendi. Halil Ünal bu işi öğrenmiş. Suçu kabul edeceksin ama cezayı keserken ibreyi kendine çevireceksin. Halil Ünal Kozanlıoğlu'nun cezasın da kesmiş. "Aynı jeepten bir adet kulübe hibe edecek!"
***
Kozanlığlu'nun bu yaptığı karşısısında kulübe bir jeep hediye ederek beraat etmesi adil olabilir. O jeep alınıp kulübün demirbaş kaydına geçirildikten sonra belgeleriyle basın karşısısına çıkıp Eskişehirspor sevdalılarından özür de dilemesi gereklidir. Bir elinde jeepin Eskişehirspor demirbaşı olduğunu gösterir belge ile medyanın önüne çıkıp; "Tüm camiadan özür dilerim, bir hatadır yaptık, hatamızı da bu şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Takdir saygıdeğer Eskişehirspor sevdalılarına aittir" denilmelidir. Bu yapılmazsa ben ne o jeepin hediye edildiğine inanırım, ne de bay Kozanlıoğlu'nun samimiyetine!
***
"Kimseye kına yaktırmam!"
Halil Ünal'ın programda söylediği en önemli cümlelerden birisi de budur bence. Halil Ünal karşıtları açık konuşmuyorlar. Hep göndermeler yapıyorlar. "Çok şey biliyoruz ama zamanı değil" havasındalar. Camiamızda gizli bilgiler havada uçuşuyor. Yıllar geçiyor bir türlü "o zaman" gelmiyor. Şimdi de Halil Ünal'dan bir gönderme geldi. "Kimseye kına yaktırmam" dedi. Ama kimler, neden kına yakacaklar orası belli değil. İçten içe bir soğuk savaş havası hakim. Birileri gizli kapaklı bir savaşın içindeler. Biz uzaktan mevzuyu anlamaya çalışıyoruz. Bizim sevdamız üzerinde oynanan oyunları biz uzaktan çözme mücadelesindeyiz.
***
Halil Ünal'ın kına muhabbetinden sonra kafama takıldı bu Kozanlıoğlu mevzusu. Kozanlıoğlu'nun istifa etmesi sonucu kim kına yakacaktı? Bu kına eylemine engel olmak için Halil Ünal istifayı kabul etmedi. Jeep olayı bir komplo muydu!? Jeep basının iddia ettiği gibi tamamen Kozanlıoğlu'nun eşine mi tahsis edilmişti yoksa farklı bir durum mu vardı!? Bu farklı durum ne olabilir!? Mesela bayan Kozanlıoğlu o gün kendi aracı arızalı olduğu için eşi tarafından o güne mahsus tahsis edilen bu jeepi mi kullanmıştı. Kuşlar da gazetecilere durumu haber verip bu fotolar mı çekilmişti!? Kozanlıoğlu bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadığı için, Halil Ünal da "kına yakma" eylemine dair sözlerini açmadığı için bunu anlayamayacağız tabii ki...
***
Halil Ünal sözleri arasında dikkatimi çeken bir hususta "muhalefeti gündemime almam" şeklindeki sözleri. Ortada bir muhalefet var da bizim mi haberimiz yok. Şu ana kadar gerçek anlamda bir muhalif ses duyan oldu mu!? Halil Ünal internet ortamında dolaşan ve dedikodudan öteye gitmeyen bazı sözleri dillendirenleri muhalefet olarak görüyorsa ona bir şey diyemem. Halil Ünal yönetiminde bulunanlar istifa edip sessizce kenara çekiliyorlar. Yaptıkları tek açıklama "Çok şey var ama zamanı değil!" bunu söylemek muhalefet ise, ona da eyvallah. Bugün ortalıkda dolaşan bir isim var. Mesut Hoşcan. Kendisinin önümüzdeki kongrede başkan adayı olacağı söyleniyor. Fakat o da konuşmuyor.
***
Mesut Hoşcan'ın böyle bir niyeti var mı yok mu bilemem. Ancak internet sitelerinde gördüğüm haberlere ve söylentilere karşı bir cevap vermiyorsa böyle bir niyeti var demektir. Eğer varsa o bir muhalefet lideri demektir. Madem muhalefet lideri, neden konuşmuyor!? "Ben başkan seçildiğim vakit, üyeliklerin önündeki kotalar kalkacak, hiçbir futbolcumuz satılmayacak üstüne falanı, filanı da transfer edeceğiz, bilançolarımız A4 kağıdına değil şeffaf ve A3 kağıdına yazılacak, her ay kulübün gelir ve gideri resim sitede açıklanacak, transfer görüşmeleri canlı yayında yapılacak, dergimiz yeniden yayınlanacak" türünden açıklamalar yapması gerekmez mi!? Halil Ünal'ın yanlışlarını ortaya çıkarmak muhalefet yapmak değildir. Yanlışları ortaya koymakla birlikte doğruları da ortaya koymalı ve "Bunu ancak ben yaparım" demelidir muhalefet.
***
Eğer ortada güçlü bir muhalefet yoksa iktidar kendini KRAL zanneder. Bu kendisinin kral gibi olmasından kaynaklanmaz, tek olmasından kaynaklanır. Şu an Halil Ünal'ın tavırlarına baktığımız vakit karşımızda kendisine son derece güvenen, hiç kimseyi iplemeyen, dediğim dedik astığım astık tarzında bir adam görüyoruz. Halil Ünal'ı bu kadar güçlü kılan ortada bir muhalefet cephesinin olmamasıdır. Eğer ortada bir muhalefet yoksa ahali de "Yaşasın Kral" demekten başka bir şey yapamaz...
***
Kozanlığlu'nun bu yaptığı karşısısında kulübe bir jeep hediye ederek beraat etmesi adil olabilir. O jeep alınıp kulübün demirbaş kaydına geçirildikten sonra belgeleriyle basın karşısısına çıkıp Eskişehirspor sevdalılarından özür de dilemesi gereklidir. Bir elinde jeepin Eskişehirspor demirbaşı olduğunu gösterir belge ile medyanın önüne çıkıp; "Tüm camiadan özür dilerim, bir hatadır yaptık, hatamızı da bu şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Takdir saygıdeğer Eskişehirspor sevdalılarına aittir" denilmelidir. Bu yapılmazsa ben ne o jeepin hediye edildiğine inanırım, ne de bay Kozanlıoğlu'nun samimiyetine!
***
"Kimseye kına yaktırmam!"
Halil Ünal'ın programda söylediği en önemli cümlelerden birisi de budur bence. Halil Ünal karşıtları açık konuşmuyorlar. Hep göndermeler yapıyorlar. "Çok şey biliyoruz ama zamanı değil" havasındalar. Camiamızda gizli bilgiler havada uçuşuyor. Yıllar geçiyor bir türlü "o zaman" gelmiyor. Şimdi de Halil Ünal'dan bir gönderme geldi. "Kimseye kına yaktırmam" dedi. Ama kimler, neden kına yakacaklar orası belli değil. İçten içe bir soğuk savaş havası hakim. Birileri gizli kapaklı bir savaşın içindeler. Biz uzaktan mevzuyu anlamaya çalışıyoruz. Bizim sevdamız üzerinde oynanan oyunları biz uzaktan çözme mücadelesindeyiz.
***
Halil Ünal'ın kına muhabbetinden sonra kafama takıldı bu Kozanlıoğlu mevzusu. Kozanlıoğlu'nun istifa etmesi sonucu kim kına yakacaktı? Bu kına eylemine engel olmak için Halil Ünal istifayı kabul etmedi. Jeep olayı bir komplo muydu!? Jeep basının iddia ettiği gibi tamamen Kozanlıoğlu'nun eşine mi tahsis edilmişti yoksa farklı bir durum mu vardı!? Bu farklı durum ne olabilir!? Mesela bayan Kozanlıoğlu o gün kendi aracı arızalı olduğu için eşi tarafından o güne mahsus tahsis edilen bu jeepi mi kullanmıştı. Kuşlar da gazetecilere durumu haber verip bu fotolar mı çekilmişti!? Kozanlıoğlu bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadığı için, Halil Ünal da "kına yakma" eylemine dair sözlerini açmadığı için bunu anlayamayacağız tabii ki...
***
Halil Ünal sözleri arasında dikkatimi çeken bir hususta "muhalefeti gündemime almam" şeklindeki sözleri. Ortada bir muhalefet var da bizim mi haberimiz yok. Şu ana kadar gerçek anlamda bir muhalif ses duyan oldu mu!? Halil Ünal internet ortamında dolaşan ve dedikodudan öteye gitmeyen bazı sözleri dillendirenleri muhalefet olarak görüyorsa ona bir şey diyemem. Halil Ünal yönetiminde bulunanlar istifa edip sessizce kenara çekiliyorlar. Yaptıkları tek açıklama "Çok şey var ama zamanı değil!" bunu söylemek muhalefet ise, ona da eyvallah. Bugün ortalıkda dolaşan bir isim var. Mesut Hoşcan. Kendisinin önümüzdeki kongrede başkan adayı olacağı söyleniyor. Fakat o da konuşmuyor.
***
Mesut Hoşcan'ın böyle bir niyeti var mı yok mu bilemem. Ancak internet sitelerinde gördüğüm haberlere ve söylentilere karşı bir cevap vermiyorsa böyle bir niyeti var demektir. Eğer varsa o bir muhalefet lideri demektir. Madem muhalefet lideri, neden konuşmuyor!? "Ben başkan seçildiğim vakit, üyeliklerin önündeki kotalar kalkacak, hiçbir futbolcumuz satılmayacak üstüne falanı, filanı da transfer edeceğiz, bilançolarımız A4 kağıdına değil şeffaf ve A3 kağıdına yazılacak, her ay kulübün gelir ve gideri resim sitede açıklanacak, transfer görüşmeleri canlı yayında yapılacak, dergimiz yeniden yayınlanacak" türünden açıklamalar yapması gerekmez mi!? Halil Ünal'ın yanlışlarını ortaya çıkarmak muhalefet yapmak değildir. Yanlışları ortaya koymakla birlikte doğruları da ortaya koymalı ve "Bunu ancak ben yaparım" demelidir muhalefet.
***
Eğer ortada güçlü bir muhalefet yoksa iktidar kendini KRAL zanneder. Bu kendisinin kral gibi olmasından kaynaklanmaz, tek olmasından kaynaklanır. Şu an Halil Ünal'ın tavırlarına baktığımız vakit karşımızda kendisine son derece güvenen, hiç kimseyi iplemeyen, dediğim dedik astığım astık tarzında bir adam görüyoruz. Halil Ünal'ı bu kadar güçlü kılan ortada bir muhalefet cephesinin olmamasıdır. Eğer ortada bir muhalefet yoksa ahali de "Yaşasın Kral" demekten başka bir şey yapamaz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)