arma altı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arma altı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2014 Cuma

Kasımpaşa'dan Soma'ya bir yudum sevgi...

Yüzlerce şehidimiz vardı.
Canımız yanmıştı...
Sofralara oturduğumuz da lokmalar boğazımıza düğümleniyordu...
Kimimiz izlediğimiz görüntüler karşısında içimize akıttık gözyaşlarımızı,

Kimimiz yetimleri, öksüzleri düşünüp göz pınarlarımızın mahkumlarını azad ettik....
Ağladık...
Üzüldük...
Üçüncü günü geride bıraktığımız vakit hepsini unuttuk...
Kimimiz hükümeti suçlamaya, kimimiz de hükümeti savunmaya başladık...
Yetimleri,

Öksüzleri,
Dulları,
Ağlayan anaları,
Bacıları,

Babaları,
Evlatları
Bütün yüreği yananları bir kenara bırakıp, siyasi söylemlere daldık...
***
Onlar...

Onlar Arma Altı Tayfa gurubu...
Kasımpaşa'nın trübün gurubu..
ARMAları yüreklerinden gaspedilen ve 2 yıldır tribünlere girmeyen Arma Altı Tayfa...
Onlar bizim gibi değillerdi...
Onların tek düşünceleri boynu bükük kalan yetimlerdi...
Ağabeyini,

Amcasını,
Dayısını,
Babasını,
Ya da bir komşusunu madene gömen çocuklardı onların tek düşüncesi...
Her ölüm üzer onları...
Mazluma kimlik sormayan tek millettir çocuk milleti...
Soma'daki faciada yaşanan her ölüm onların yüreklerinde derin yaralar açmıştı...
Arma Altı Tayfa gurubunun lideri sevgili kardeşim Selim Güvey ve arkadaşları böylesi bir durumda sadece o çocukları düşünüyorlardı.
***
Karar verdiler...
O çocukların yüzlerinde bir anlık bir tebessüm çiçeği açsın diye harekete geçtiler...
"Nasıl yaparız, nasıl ederiz, nasıl altından kalkarız" diye hiç düşünmediler...
"Allah iyilerin yardımcısıdır" deyip koyuldular işe...
İki gün içinde her şey hazır oluverdi...
Bisikletler, oyuncaklar, kıyafetler ve pabuçlar...
Her şey tamamdı.
Soma'ya gidecek olan araçlar da hazırlanmış ve yola çıkmaya hazır duruma gelmişlerdi 2 gün içinde...
Araçların önlerine asmak için hazırladıkları pankart her şeyi özetliyordu...
"Kasımpaşa'dan Soma'ya SEVGİ getirdik"
Yardım değil,
Bisiklet değil,

Oyuncak değil,
Ayakkabı değil,
Kıyafek değil...
Sadece SEVGİ...
***
Acıları paylaşmak için yola çıktılar Kasımpaşa'dan...
Selim Güvey ve kardeşleri...
Pırıl pırıl gençler...
Çocukların acılarını yüreklerinde taşıyan gençler...
Koca yüreklerinde besledikleri sevgiyi Soma'nın Elmadere Köyü'ndeki çocuklara paylaştırdılar...
Fotoğraflara baktım çocuklar gülmüyorlardı...
Acıları çok büyüktü...
Ama gözlerindeki parıltıdan anlıyoruz ki, yalnız olmadıklarını hissettiler...
Bir milletin böylesi bir felaket karşısında nasıl tek yürek olabileceğini gördüler ve bunun da şaşkınlığı vardı belki...
***
Hiç tanımadıkları,
Bilmedikleri,

Görmedikleri insanlar, abiler, amcalar gelmişler onlara armağanlar veriyorlar...
Belki babalarının alamadığı bisikleti bu tanımadıkları abileri almıştı...
Belki önümüzdeki bayramda bir pabuç bile alamayacak olmanın hüznünü yaşarken bu tanımadıkları abiler onlara bir pabuçtan daha fazlasını getirmişlerdi...
Belki "Neden?" diye düşünüyorlar...
Nedenini belki büyüdüklerinde daha iyi anlayacaklar...
Bir milletin felaketler karşısında nasıl tek yürek olabileceğini bu anları düşündükleri vakit anlayacaklar büyüdüklerinde...
***
Selim Güvey kardeşim nezdinde bu sevgi hareketine emeği geçen bütün kardeşlerime teşekkür ediyorum...
Allah sizleri bizden ırak etmesin...
Bizler razı olduk, Allah da razı olsun sizlerden...
Kasımpaşa sizinle gurur duydu bir kere daha Arma Altı Tayfa...

Sağolun, varolun çocuklar...

23 Ekim 2013 Çarşamba

Kasımpaşa'da AŞK'ın fotoğrafı...

Aşk'ın fotoğrafını çekebilir misiniz desek;
Çoğunuz gülüp geçersiniz...
Çoğunuz da "hadi leyynn" deyip saçmaladığımızı vurgularsınız...
Bazılarınız durup düşünürsünüz belki...
Belki az da olsa bazılarınız "evet" dersiniz heyecanla...
Aşk'ın fotoğrafı çekilir mi?
Doğrusu ben yanıtlayamam bu soruyu...
Karmaşık bir iş...
Aşk başlı başına karmaşık değil midir zaten ?
***
Öyle fotoğraflar çıkar ki karşımıza;
Bakarsınız...
Düşünürsünüz...
Dalar gidersiniz o fotoğrafın derinliklerine...
Sizi alır götürür...
Zaman ve mekan mefhumlarından ötelenirsiniz...
Bir süre sonra anlarsınız ki;
Baktığınız o fotoğraf AŞK'ın fotoğrafıdır...
İşte ben öyle bir an yaşadım...
Sizlerle paylaştığım bu fotoğrafı defalarca görmüştüm...
Sadece bakıp geçmişim uzun zamandır.
Bakmak ve görmek arasındaki farkı yaşamışım adeta...
***
Bu fotoğraf Kasımpaşa'da çekilmiş...
ARMA değişikliğini boykotunda 2. yıla giren Arma Altı Tayfa taraftar gurubunun bir etkinliği...
Arma değişikliğini boykot eden bu gurup tribünlere gitmediği için maçlarını sokakta izliyorlar...
Meydana kurdukları bir TV ekranının karşısına Pazar tahtalarından tribün yapıyorlar...
Yaklaşık 2 yıldır süren, ARMA hasretlerini, tribün hasretlerini bu şekilde gideriyorlar...
Bir Aşk hikayesidir işte bu...
Bir Aşk'ın fotoğrafıdır...
Bu fotoğrafa bakarken aklıma ilk gelen Kasımpaşa Futbol Kulübü'nün başkanı tarafından sarfedilen sözler aklıma geldi...
Ne demişlerdi; "BJK bizim için aşk, Kasımpaşa ise iş"
Peki siz sayın başkanım,
Siz aşkınızın fotoğrafını çekebildiniz mi?
Sizin iş olarak gördüğünüz 92 yıllık şanlı bir maziye sahip olan Kasımpaşa'nın AŞIKLARI aşklarının fotoğrafını böyle çekmişler...
Siz de çekebildiniz mi böyle bir fotoğraf!?.
***
İnsanın yüreği burkulmaz mı şu fotoğrafa bakarken?
Ne istedi bu insanlar sizden?
Haraç mı istediler?
Bedava bilet mi?
Bedava otobüs mü?
Yol parası mı?
Çorba parası mı istediler?
Ne istediler?
Bir tek şey istediler...
Armamızı, aşkımızın sembolünü geri verin dediler...
Sadece bunu istediler sizden...
***
Yüreği Lacivert - Beyaz sevda ile dolu olan bu insanlar size ne yaptılar?
Tribüne gelip küfür mü ettiler?
Sokaklara dökülüp, size küfür edip olay mı çıkardılar?
Arabanızı mı taşladılar?
Yeni logolu reklam afişlerinizi mi yırttılar?
Hayır, hepsine hayır...
Onlar sadece "Arma'nın olmadığı yerde biz de olmayız" deyip boykot ettiler maçları...
"Tribünler sizinse, sokaklar bizimdir" deyip;
Sokaklarda izlediler gönül verdikleri takımlarının maçlarını...
Sokakta sevindiler, sokakta üzüldüler...
Yüreklerindeki hıncı, yine yüreklerine gömdüler...
Bir umut deyip beklediler hep...
Sessizce, haykırmadan, agresifleşmeden beklediler...
***
Arma Altı Yıkılmaz dediler...
Yıkılmadılar...
Varlıklarını sürdürdüler...
Tribünlere gitmedikleri zaman içerisinde;
Yüreklerindeki sevdayı Van'da depremzedelerin acısına ortak ettiler...
Ülkemizin en ücra köşelerindeki köy okullarına ulaştılar...
İmkansızlıklar içinde eğitimlerini sürdürmeye çalışan miniklerimizin yüreklerine girdiler...
"Kardeş Okul Projesi" ile el uzattılar binlerce kilometre ötedeki minik yüreklere...
Topladıkları yardım malzemeleriyle birlikte bir not gönderdiler kendilerinden habersiz miniklere...
Minik eller o notları başlarının üzerinde gösterdi size...
"Armama Dokunma" diyordu Ağrı'nın bir köyündeki çocuk...
Ama siz göremediniz elbette...
Aşkın fotoğrafını göremeyen o notu da göremezdi...
***
Yüreğinde azıcık vicdan mefhumu taşıyan birileri bu insanların sesini duymak zorundadır...
Böylesine büyük bir sevda ile Arma'sına ve renklerine bağlı bir taraftar gurubu bu şekilde gözardı edilmemelidir...
Son derece insani bir çerçeve içerisinde eylemlerini sürdüren bu gurup ile kulüp yönetimi neden irtibata geçip bu sorunu çözmeyi düşünmez bilemiyorum...
Tribünlere zamanında büyük bir renk katan böylesi aşk ile dolu bir tribün gurubu hem Kasımpaşa hem de Türk Futbolu için büyük bir kayıptır.
Yetkililerden tek beklentimiz onları bir kere olsun dinlemeleri...

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Hüseyin Kala; O artık Kasımpaşalı...

Kasımpaşalı olmak öyle basit bir iş değil...
Kasımpaşa'da bulunmakla,
Kasımpaşa'da oturmakla,
Kasımpaşa'da doymakla,

Kasımpaşa'da büyümekle,
Kasımpaşalı olunmuyor...
Kasımpaşalı olmak yürek meselesidir...
Yüreğinizde Kasımpaşalılık ruhu varsa, nerede doğarsanız, doğun, nerede olursanız olun o ruh bir gün canlanır...
Kırk yıllık Kasımpaşalı gibi olursunuz bir anda...
İşte Kasımpaşa'nın birbirinden kıymetli futbolcularından biri olan Hüseyin Kala da o ruhu taşıyanlardan biri...
Futbol hayatını Kasımpaşa'da sürdürmeye başladığı günden bu yana Kasımpaşalılık ruhuyla semt halkının sevgilisi oldu...
***
Yıllardır ekmeğini yediği semtin kibirli efendisi değil;
O semtin çocuğu olmayı tercih etti Hüseyin Kala...
Bizim mahalleye geldi...
Bizim sokakta tur attı...
Bizim çay ocağında çayını yudumladı...
Bizim çorbacıda çorbasını içti...
Bizim fırından ekmeğini aldı...
Bizim kaldırımlarımızda yürüdü,
Bizim yağmurumuzda ıslandı...
Bizim çamurumuzda kirletti ayakkabısını,
Bizim kederimizle kederlendi...
Bizim sevincimizle mutlu oldu...

Yani Hüseyin Kala, bizden biri oldu...
***
Bir tarafta;
Futbol oynamak için çıktıkları sahada,
Birbirlerini gırtlaklayan,
Cümle aleme edep yerini avuçlayıp sallayan futbolcular varken,
Hüseyin Kala gibi genç beyefendi futbolcuların da bulunduğunu görmek bizleri yeniden umutlandırıyor, yeniden futbol sahalarına bağlıyor....
Süper Lig'de önemli bir çıkış yakalayan Kasımpaşa'nın yönetici ve teknik heyetini de böylesine beyefendi bir futbolcuyu bu takımda bulundurdukları için ayrıca kutlamak gerekli. Kasımpaşa'nın böyle sembol isimlere çok ihtiyacı var. 
Kasımpaşa takımının ve camianın "Kasımpaşalı" olabilmiş,
Kasımpaşa taraftarlarının sevgilisi haline gelebilmiş futbolculara ihtiyacı var...
Hüseyin Kala'nın "Kasımpaşalı Hüseyin Kala" olarak futbol hayatını sürdürmesi ve bu şekilde tamamlaması hem  taraftarı hem de semt halkını son derece mutlu edecektir.
Kasımpaşa yönetimi bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de Hüseyin Kala'yı semtin bir evladı gibi sahiplenmeye devam etmelidir...
***

Hüseyin Kala ile bir hasta ziyaretinde tanıştık...
Amansız bir hastalığın pençesine düşmüş genç bir kardeşimiz Sinan Çakmakçı...
Kasımpaşalı...
Yakasını bir türlü bırakmayan hastalıkla amansız bir mücadele içinde...

Direndikçe direniyor...
Her geçen gün direnci daha da artıyor...
Hastalık yakasından daha sıkı tutmaya çalıştıkça Sinan kardeşimiz yüzündeki gülücüklerle gücüne güç katıyor ve bu zalim hastalığa karşı her geçen gün biraz daha güçlü bir şekilde karşı çıkıyor...
Ona bu gücü verenler var tabiiki...
Başta eşi, annesi, babası...
Bütün akrabaları, yakınları, arkadaşları...
Doktorlarımız, hemşirelerimiz, hasta bakıcılarımız...

Hatta birlikte aynı mücadeleyi verdikleri hastalarımız...
Hepsi zalim hastalığa karşı Sinan kardeşimizle birlikte mücadele veriyorlar...
Biz çoğaldıkça Sinan güçleniyor ve zalim hastalık biraz daha güç kaybediyor...
***
Semtimizin çocuğu Hüseyin Kala da Sinan'ın bu mücadelesinde güç verenlerden biri olmak istemiş...
Sosyal sorumluluk projeleriyle hepimizin takdirini toplayan Arma Altı gurubunun da katkısıyla Hüseyin Kala, Sinan Çakmakçı kardeşimizle kucaklaşmak, Ona daha çok güç vermek için hastanenin yolunu tutmuş...
Hastanedeki odasında giriştiği mücadelenin yorgunluğunu atan Sinan kardeşimiz karşısında Hüseyin Kala'yı görünce nasıl mutlu oldu anlatmak, bu mutluluğu tarif etmek mümkün değil...
Hani solmak üzere olan,
Ağustos sıcağında susuzluktan kavrulmak üzereyken

Yağan yağmurla birden canlanıveren kır çiçekleri gibi...
Yüzünde güller açtı Sinan kardeşimizin...
Annesi, babası...
Belki uzun zamandır yüzlerinde böylesi gülücükler vardı...
Hüseyin Kala'nın getirdiği güç, Sinan kardeşimizin direncini en üst seviyelere çıkarmış ve hastalığına büyük bir darbe vurmuştu o an...
Sinan'ı en çok mutlu eden de Hüseyin'in hediyesi oldu...
Futbolcunun hediyesi ne olabilir ki?

Tabii ki, sırtında alın teriyle ıslattığı forması...
Bir futbolcunun en kutsal mesleki varlığı...
31 Numaralı formasını Sinan kardeşimize hediye etmişti Hüseyin kala...
İnanıyorum ki, o forma Sinan kardeşimize her zaman güç verecek...
Hüseyin Kala, Sinan kardeşimizden bir de söz aldı...
Sezonun ilk maçına kadar yüksek moralle hastalıkla mücadele edecek ve ilk maçta Kasımpaşa Stadı'nda Hüseyin Kala'nın misafiri olacak...
Sunan Çakmakçı'ya talimatı verdi Hüseyin Kala:

- Şu andan itibaren seni kampa alıyorum. Bu kamp döneminde iyi çalışacaksın ve sezon başlayana kadar maça hazır hale geleceksin. Sezonun açılış maçında da birlikte Kasımpaşa R. Tayyip Erdoğan Stadı'nda olacağız...
Sinan söz verdi. Kamp dönemini iyi değerlendirecek ve sezonun ilk maçına kadar sahaya çıkmaya hazır olacak...

***
Hüseyin Kala kendine yakışır bir güzelliğe daha imzasını atmıştı...
Bu güzelliği yaşamamıza vesile olan Arma Altı Tayfa gurubunu da unutmamak gerekli...
Yıllardır yaptıkları sosyal sorumluluk projeleri ile örnek davranışlar sergileyen gençleri liderleri Selim Güvey nezdinde tebrik ediyor ve hepsine tek tek teşekkür ediyorum...
Günlerdir ülke gündemini meşgul eden futbol cinayetinin verdiği yılgınlık ve kırgınlık duygularımızı, böylesine bilinçli futbol taraftarlarının varlığını görmek bir anda silip attı...
Ülkemizin bir çok yerinde bu tür sosyal sorumluluk etkinlikleriyle varlıklarını sürdüren futbol taraftarlarının bulunduğunu biliyoruz. Bunu bizzat yaşamak içimizdeki olumsuz düşünceleri bir an da olsa silip attı...
Kasımpaşa Kulübü böylesine bir taraftar gurubuna sahip olduğu için çok şanslı...
Bu insanlara sahip çıkılmalı, desteklenmeli...
Badece kulüp olarak değil, bütün semt, bütün Beyoğlu ve bütün futbol camiası bu gençlere sahip çıkmalı...
Türkiye'nin her yerinde var bu insanlardan...
Onlara sahip çıkılmalı...
Futboldaki şiddet alınan polisiye önlemlerle değil, bu tür güzelliklere imza atanların çoğalmasıyla sona erer bunu yetkililerimiz ve medyamız çok iyi anlamalıdır...
***
Sinan Çakmakçı kardeşime bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletirken, hasta ziyaretlerinin ne kadar önemli olduğunu da vurgulamak isterim...
Hasta ziyaretine giderken "Ayıp olmasın, bak bak gelmediler demesinler" düşüncesiyle yola çıkmayınız...
Yola çıkarken "Gideyim de ben de hastamızın hastalığını yenebilmesi için ona biraz güç vereyim, moral vereyim" düşüncesiyle gidin...
İnancınız hangi yönde ise, mutlaka inancınızın gerektirdiği dualarla gidin...
Hasta ziyarete o zaman gerçekten işe yarayacaktır...

22 Nisan 2013 Pazartesi

Arma Altı Tayfa'dan "vefa" dersi...

Bir ARMA altında toplanmışlardı...
Yaşadıkları semti temsil eden bir ARMA'nın...
Gençtiler...
Yürekleri kıpır kıpır...
Yaşıtları başarıya sevdalanırken,
Onlar sadece Kasımpaşa dediler...
Ve o ARMA altında toplandılar...
Sıradan bir ARMA değildi o...
Ay Yıldız ile süslenmiş, nadide bir sanat eseriydi adeta...
ARMA'ya olan sevdalarının en canlı alıcı yeriydi belki de o Ay Yıldız...
Herkese nasip olmayan bir şeref...
Onların semtine nasip olmuştu...
***
Onlar genç adamlardı...
Günümüz gençliğinden farklıydılar...
Başarıya değil değerlere sevdalandılar...
O sevdanın yükü ağırdı...
Hamallık gerektiren bir sevdaydı...
Vefa gerektiren bir sevdaydı onların sevdası...
Onlar da bunun bilincinde olan genç adamlardı...
Bu farklı sevda onları erken adam etmişti...
Semtlerine yakışır adamlar oldular onlar...
***
Sevdalandıkları ARMA'da yer alan şeref nişanı onların gurur vesilesiydi...
Ve tabii o şeref nişanının o ARMA'da yer almasında emeği geçenleri de asla unutmadılar...
Kasımpaşa'nın ve Türkiye'nin efsane güreşçisi;
Karamürselli Gazanfer Bilge, onlar için unutulmazlar arasındaydı...
Onlar Kasımpaşa'nın vefalı çocuklarıydı...
Sevdalandıkları ARMA'da bir şeref abidesi olarak duran Ay Yıldız'ı bu semte kazandıran Gazanfer Bilge'yi mezarı başında ziyaret etmek için Kasımpaşa'dan Karamürsel'e kadar gitti bu genç adamlar...
Yaşıtlarının yaşam tarzı gözümüzün önüne geldiğinde bu genç adamların bu onurlu davranışı bizleri daha da duygulandırıyor...
***
Futbolun holiganizm, kavga, dövüş, adam bıçaklamak olduğunu haykıran bir kitle varken böylesine duyarlı futbol sever gençlerin varlığı bizleri gelecek adına umutlandırıyor.
Kasımpaşa Kulübü başta olmak üzere tüm futbol camiası bu gençlere önem vermeli ve ödüllendirmelidir...
Spor'da şiddeti önlemek adına olmadık uygulamalara imza atan TFF yetkilileri bu gençleri sahiplenmeli ve tüm ülkeye örnek göstermelidir...
Futboldaki bu tarz güzellikleri her zaman görmezden gelen İstanbul medyası, bunun gibi bir çok güzelliğe imza atan bu genç adamları artık görmezden gelmeyi bırakmalı ve tüm futbol taraftarlarına örnek göstermelidirler...
***
Arma Altı Tayfa'nın daha önceki sosyal etkinliklerini de mümkün mertebe sizlerle paylaşmaya çalıştım...
Bizler bu güzellikleri ortaya koyan bu gençlere sahip çıkmadığımız sürece futboldaki çirkinliklerden yakınanamayız...
Bizlere böylesi güzel duyguların yok olmadığını ve asla yok olmayacağını bir kez daha gösteren Arma Tayfa'nın gençlerini kutluyor ve kendilerine tek tek teşekkür ediyorum...
Sağolun, varolun çocuklar...

25 Mart 2013 Pazartesi

Okçu Yücel ve Kasımpaşa'nın "vefa"lı çocukları...

Yücel Cavkaytar...
Nam-ı diğer, "Okçu Yücel"
Ecdadın vakfına, emanetine ve mirasına sahip çıkan yegane vatan evladı...
Fatih Sultan Mehmed Han tarafından, Kulaksız ile Okmeydanı arasındaki alan okçuluk için vakfedilmiş...
Memleketin gençleri bu alanda okçuluk eğitimi alsınlar ve kendilerini geliştirsinler diye...
Gel zaman git zaman, Okçuluk uluslararası bir spor branşı olur...
Ata sporumuz olan okçulukta ne yazık ki biz yokuz...
Cumhuriyet tarihi boyunca bir tek şampiyonumuz var...
Uluslararası düzeyde şampiyonluk kazanan bu vatan evladı;
Elbette Kasımpaşalı...
Kulaksız'dan...
Yani Fatih Sultan Mehmed Han'ın okçuluk sporu için vakfettiği yerden...
***
Okçu Yücel 1948 yılında dünyaya gelmiş ve küçük yaştan itibaren bu spora gönül vermiş...
14 Yaşına geldiğinde kendisini Milli Forma'nın içinde bulmuş...
Henüz çocuk yaşta Milli Forma'yı giyme şerefine nail olan Yücel Cavkaytar, aynı yıl yani 1962 yılında katıldığı ilk uluslararası şampiyona olan Avrupa Gençler Şampiyonası'nda kürsüye çıkarak Milli Marşımızı çaldırmış, bayrağımızı göndere çektirmiş...
O zamanlar Türkiye'nin ilk ve tek Avrupa Şampiyonu okçusu olarak Türkiye'de yılın sporcusu seçilmiş...
Aradan yıllar geçti Yücel Cavkaytar halen "ilk ve tek" olma ünvanını elinden bırakmadı...
Okçu Yücel, gençliğinin baharında,
Başarıdan başarıya koyarken amansız bir hastalığın pençesine düşer...
Genç bedeni bu hastalığa daha fazla dayanamaz ve 1967 yılında, henüz 19 yaşındayken hayata veda eder...
***
Kulaksız'da mütevazi bir kabristana defnedildi...
Başarılarıyla devleşen o koca yürekli genç adam yılın sporcusu seçildiği ülkemizde çok çabuk unutuldu...
Onun açtığı yoldan kimseler gidemedi...
Onun emanetine kimseler sahip çıkamadı...
O henüz çocuk yaşta Fatih'in emanetine sahip çıkarken, onun bıraktığı emanete kimseler sahiplenmedi...
O gün bu gündür bir tek şampiyon bile çıkaramadık...
Ölümünün ardından kısa bir süre üzülenler çok oldu...
Ailesi ve yakın arkadaşlarının yaşadığı acı yıllarca dinmedi...
***
Okçu Yücel'in ölümünün üzerinden 45 yıl geçti...
Nerdeyse yakınları bile Onu unutmuştu...
Sonra birileri çıktı ortaya...
Onun öldüğü yaşta gençler...
Onun gibi pırıl pırıl vefalı gençler...
Onu hiç görme şansı olmadan,
Onu tanıma fırsatını yakalayamadan Onu hatırladılar...
Onu sevdiler,
Onun manevi şahsiyyetine sahip çıktılar...
Onlar Kasımpaşa'nın "vefa"lı çocuklarıydılar...
Onlar Arma Altı Tayfa gurubunun pırıl pırıl gençleri...
***
22 Mart 2013...
Okçu Yücel'in ölüm yıldönümüydü ve Yücel Cavkaytar'ın mezarı başında sadece onlar vardı...
Ve onlar yine tribünlerde yoktular...
Ve onlar yine ARMA yoksa biz de yokuz diyorlardı...
Ve onlar yine yüreklerdeydiler...
Vefa'nın sadece İstanbul'da bir semt olmadığını bir kez daha hepimize gösterdiler ve yüreklerimizdeki yerlerini taçlandırdılar...
Teşekkürler çocuklar...
Teşekkürler Arma Altı Tayfa...
Yüreğinize, emeğinize sağlık...

1 Mart 2013 Cuma

Tribünde yine yoktular; Çocukların tertemiz yüreklerindeydiler...

Ülkemizdeki spor medyasını anlamak mümkün değil efendim!
Spor camiasını da anlamak mümkün değil!
Sporda şiddetin önlenmesi için olmadık işler yaparlar;
Fakat sporda örnek teşkil edecek davranışları görmezden gelirler...
Birileri tribünlere meşale sokmuşlar...

Günlerdir televizyon ekranlarında,
Gazete sütunlarında bu konu tartışılıyor...
Bir maçta, ufacık bir sürtüşme olsa taraftarlar arasında,

Sanki kıyamet kopmuş gibi günlerce yazılır, çizilir, tartışılır...
Sonuç!?

Sonuç hep aynı, değişen bir şey yok!
Aynı tas aynı hamam!
***
Sporda şiddetin önlenmesi için akla ziyan işlere imza atanlar
Ne yazık ki, tüm spor camiasına örnek teşkil edecek davranışları,
Etkinlikleri görmezden gelirler...
Bir çok tribün gurubu, taraftar gurupları,
Sosyal sorumluluk bilinci çerçevesinde hepimizin takdirini kazanan etkinliklere imza atıyor...
Fakat onların umurunda bile değil...
Onlar pusuya yatmış bekliyorlar...
"Şu taraftarlar bir dövüşseler, biraz küfür etseler, yasak maddelerle tribüne girseler de;
biz de günlerce bunları yazıp çizsek" diye...
***
Kasımpaşa tribünlerinin en güçlü guruplarından biri olan Arma Altı Tayfa'yı bilirsiniz...
Burada kendilerinin etkinliklerine elimizden geldiğince yer vermeye çalışıyoruz.

Sezon başında kulübü satın alanların Arma değişikliği sebebiyle başlattıkları boykot eylemini halen sürdürüyorlar...
Sezon sonuna kadar da bu boykot sürecek gibi...
Sosyal medyada demokratik haklarını kullanarak dertlerini anlatmaya çalıştılar;
Olmadı,,,
Seslerini duyan olmadı...
Onlara; "tribünlere girin olay çıkartın, ancak öyle medya sesinizi duyar" telkinleri yapıldı...
Onlar kendilerine yakışanı yaptılar ve sadece sosyal medyada yazarak Arma'ya sahiplendiler...

***
Arma Altı Tayfa gurubu tribünde yok...
Zaman zaman Arma Altı meydanında portatif tribün kurup,
Hep birlikte izlediler televizyondan maçlarını...
Arma sevdasının sadece tribünde yaşanmayacağını hepimize öğrettiler...
Dağılmadılar...
Daha da bütünleştiler...
Kasımpaşa taraftarının sosyal sorumluluk bilincini başlattıkları "Kardeş Okul" projesi ile tüm futbol camiasına ezberlettiler...
Kardeş camia Eskişehirspor sevdalısı olan öğretmenlerin görev yaptığı köy okullarına defalarca yardım paketleri yolladılar...
Ağrı'da bir köy okulunun bir sınıfının tadilatına katkıda bulundular...
Son olarak da Ardahan'da idiler...
***
Evet onlar tribünde yoktular...
Bir köy okulunda,
Minik yavruların yüreklerindeydi onlar...
Ülkemizin bir ucunda...
Ardahan'ın Gölbelen Köyü İlkokulu'ndaki minik yüreklerdeydi onlar...
Belki yolladıkları malzemeler son derece mütevaziydiler...
Fakat işin içinde sevda olunca,
Emek olunca o paketlerin her bir zerresinde...
Maddi değer görülmüyor bile...
***
Arma Altı Tayfa...
Bir kere daha gözlerimizi yaşarttınız...
Bir kere daha içimizi titrettiniz...

Bir kere daha ARMA SEVDASI'nın ne kadar değerli olduğunu bizlere anımsattınız...
Kasımpaşa sizleri unutmayacak...
Sağolun çocuklar...

Sizler varoldukça, içimizdeki umut ışığı hep yanacak!

13 Şubat 2013 Çarşamba

Arma Altı Tayfa, Ardahan yollarında...

Kasımpaşa'nın en  büyük taraftar gurubu olan Arma Altı Tayfa ARMA Değişikliği protestosu nedeniyle maçlara gitmeme kararını sürdürürken üstlenmiş olduğu sosyal sorumluluklarını ihmal etmiyor. "Kardeş Okul" projesi kapsamında "Eskişehirli öğretmenlerin" görev yaptığı köy okullarına yardım elini uzatmaya devam eden Arma Alta Tayfa'nın yolu bu kez Ardahan'a düştü.
Arndahan'ın Gölbelen Köyü İlköğretimokulu'nda görev yapan Eskişehirli bir öğretmenimizin sınıfına kırtasiye ve giyecek yardımı için kolları sıvayan Arma Altı Tayfa yardımsever vatandaşlarımızın da katkılarıyla kırtasiye malzemeleri ve giyim eşyaları gönderecek.
Futbol taraftarlığının en güzel halini bizlere yaşatan Arma Altı Tayfa gurubunun tüm elemanlarını ve liderleri Selim Güvey'i huzurunuzda bir kez daha tebrik etmeden geçemeyeceğim. Pek çok taraftar gurubunun "futbol holiganlıktır" sloganıyla hareket ederek stadları tam bir savaş alanına çevirdiği günümüzde bir taraftar gurubunun böylesi güzel etkinliklere imza atması elbette ülkemiz adına büyük bir sevinç ve gurur kaynağıdır.
İşin acı tarafı böylesine güzel etkinliklere imza atan bir taraftar gurubunun bu etkinliklerinin spor medyası tarafından görmezden gelinmesidir.
Yurtdışından getirtilen ve kalitesi tartışılan bir futbolcu için haftalarca memleketi ayağa kaldıran spor bsasınımız ne yazık ki, Kasımpaşa taraftarının bu güzel etkinliğini yok saymaktadır. Görmezden geliyorlar. Kasımpaşa maçlarında meydana gelen en ufak bir olayı dahi abartarak sayfalarına, ekranlarına taşıyanlar ne yazık ki böylesine bütün ülkemize örnek olacak etkinlikler söz konusu olunca, sağır, kör ve dilsiz oluyor.
Elbette Arma Altı Tayfa'nın amacı yaptıkları bu yardım kampanyasının reklam edilmesi değil. Ancak örnek teşkil etmesi açısından basının bu tür etkinliklere yer vermesi futbol camiamız için ne kadar önemlidir bilinmiyor. Bizleri üzen de budur.
Ulusal basını bir kenara bırakıyoruz.
Kasımpaşa camiası bile böylesi bir güzelliği görmezden geliyor. Arma Altı Tayfa'nın "Kardeş Okul Projesi" üçüncü durağında. Bu etkinlikler sürekli olarak sosyal medyada duyuruluyor. Gerek Kasımpaşa yönetimi, gerekse Beyoğlu Belediyesi bir şekilde bu etkinliklerden mutlak surette haberdar oluyordur. partili gençlerin ve Arma değişikliğini protesto etmeyen taraftarların maçlara girebilmesi için bedava bilet dağıtırken acaba böylesine duyarlı bir taraftar gurubunun maçlara neden girmediğini hiç sorguladılar mı?
Arma Altı Tayfa sezon başından bu yana sürdürdüğü protesto eylemi sırasında çevreden gelen gazlama ve provakasyonlara rağmen hiç bir şekilde demokratik haklarının dışına çıkmamışlar, son derece medeni bir şekilde bu eylemlerini sürdürmüşlerdir. Yaptıkları bu etkinlikler ile de ne kadar duyarlı ve düzgün bir taraftar gurubu olduklarını tüm ülkemize ispat etmişlerdir. Kasımpaşa yönetimi ya da Beyoğlu belediyesi bu insanları neden muhatap alıp da "Arkadaş gelin bakalım, siz böylesine güzel etkinlikler yapıyorsunuz, yaptığınız etkinliklerle Kasımpaşamızın adını tüm ülkemize en güzel şekilde tanıtıyorsunuz. Fakat neden maçlara gelmiyorsunuz.? Gelin bu meseleyi halledelim ve aylardır hasretini çektiğiniz tribünlerinize yeniden girin, camiamızda yeniden size kavuşmanın mutluluğunu yaşasın" denilmiyor?
Bu iş bu kadar zor mudur!?
Arma sevdalısı bir gurubu harcamak, yok saymak bu kadar kolay mıdır!?

5 Ekim 2012 Cuma

Tribünler sizinse, Sokaklar bizimdir...

Futbol'un bir spor faaliyeti olmasından çıkıp bir iş alanı olduğu gerçeğini, Kasımpaşa Futbol Takımı'nı satın alan zengin zümrenin açıklamaları sayesinde bir kez daha öğrenmiş olduk. Cebi dolar ile dolu olan birçoğu cemaat mensubu olan bu zengin zümre yaptıkları açıklamada şunu söylemişlerdi: "BJK bizim için AŞK, Kasımpaşa ise, İŞ'tir.." Yani Kasımpaşa'nın herhangi bir bakkal dükkanı, bir nalbur dükkanı, bir işkembe salonu, bir holding şirketi, bir ısmarlarma terzi dükkanı gibi bir şey olduğunu söylediler...
***
Bir başkasının AŞK'ına saygı duymasını bilmeyenler AŞK'tan nasıl sözederler!?
Bu söz söylendikten sonra benim nazarımda BJK-Kasımpaşa maçları hep şaibe altında olacaktır....
Bu zengin zümre bu sözlerden sonra AŞKlarının menfaatleri için mi çalışacaklar, yoksa İŞlerinin menfaatleri için mi!?
AŞK ve İŞ karşılaşmasında Şeref (!) tribününde otururken hangi taraftan olacaklardır...
***
Binlerce insanın yüreğindeki sevdaya aldırış etmeden ARMA yerine LOGO kullanmaya başlayan bu zengin zümre ARMA sevdalısı taraftarları tribünlerden uzaklaştırmak için de bir adım attı. Maç bilet fiyatlarını fahiş düzeylere çekerek özellikle kapalı tribünde yıllardır bu takımı destekleyen ARMAALTI tribün gurubunun maçlara girmesine engel oldular. ARMA sevdalısı taraftar zaten ARMA-LOGO değişikliği sebebiyle maçları boykot ediyordu. Ama onlar her ihtimale karşı fahiş fiyat uygulamasıyla tedbirlerini aldılar.
***
Zengin zümrenin yalakası maç yayınlarında kapalı tribünlerin boş olduğunu göstermiyor. Hatta 10 binin üzerinde taraftar desteğinden bahsederek büyük bir yalana imza atıyorlar. Kameralar sadece "BEDAVA BİLET" dağıtılarak Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi üyeleri farklı bölgelerden gelen yandaşlar ve okullardan toplanan öğrencilerle doldurulan açık tribün ve kale arkasını gösteriyorlar.
***
ARMA sevdalısı taraftar maçları boykot ediyor.
Boykot kararından vazgeçip maçlara gitmeye kalksalar zaten büyük çoğunluğu ekonomik olarak zorlanacaklar. Kapalı tribünün tamamını VİP yapma keyfiyetini gösteren TÜCCAR yönetim Kasımpaşalıların yüreklerindeki sevdaya pranga vurmaya çalışmaktadır. ceplerindeki ekonomik güç ile yüreklerdeki sevdaları mahpus edebileceklerini sananlar bilmelidirler ki, SEVDANIN KARŞISINDA HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ!
***
Taraftar şimdi ARMAALTI meydanında toplanıp kurdukları platformda maçlarını izliyorlar. Açık tribün misali. Boykot kararı sürdüğü müddetçe taraftar "açık tribünde" olacak. Taraftar yüreklerindeki sevdanın çığlıklarını duymayan "Kasımpaşalı" başbakana, "Paşalıyız biz" diye gazetelere ilan vererek Kasımpaşalı olduklarını sanan TELMAŞAlara, Yalaka medya kalemşörlerine, bir iki promosyon ürünü için semtin gurunu ayaklar altına alarak vitrinlerine LOGO asanlara, ARMA katliamına duyarsız tüm spor kamuoyuna o meydandan sesleniyor bir kez daha: 
TRİBÜNLER SİZİN İSE, SOKAKLAR BİZİMDİR...
Parayla her şeyi satın alabileceklerini zannedenler...
Paranın ve gücün esiri olanlar...
Taraftarı tribününden ve sevdasından uzaklaştırmaya çalışanlar...
Unutmayın...
TRİBÜNLER SİZİN İSE, SOKAKLAR BİZİMDİR...