Bir türlü başarılı olunamıyordu.
Eskişehir'de uzun zamandır süren Eskişehirspor'u kurma çalışmaları bir türlü neticelenmiyor, sürekli bir sıkıntı çıkıyordu.
Kentin ileri gelenleri bu işi başarıyla sonuçlandıracağına inandıkları Dr. Aziz BOLEL'e bir kaç gitmişler ancak ondan da olumlu cevap alamamışlardı.
Bir sabah beklenen oldu.
Asle Muğla - Fethiyeli olan Dr. Aziz BOLEL ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve kısa bir süre sonra BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleri arasında Eskişehirspor kurulmuştu.
Anadolu semalarının beklenen yıldızı parlamış, mahzun yüreklerde Kırmızı Şimşekler çakmaya başlamıştı.
***
Eskişehirspor kısa sürede tam bir halk hareketine dönüştü.
Aziz BOLEL ve arkadaşlarının önderliğinde başlayan bu halk hareketi Türkiye'nin futbol tarihini alt üst eden bir hareket haline dönüştü.
7'den 70'e bütün Eskişehir halkı takımına sahipleniyordu.
Kadın - erkek, çoluk - çocuk!...
Herkes bir işin ucundan tutuyor ve Eskişehirspor'u 10 yıl gibi kısa bir zamanda yaşayan efsane haline getiriyorlardı.
Artık Eskişehirspor sadece Eskişehir'in takımı olmaktan çıkmış, bütün Türk milletinin gönlüne taht kurmuştu.
Türkiye'de ilk defa FB, GS ve BJK takımları dışında bir takımın Anadolu'nun bir çok kentinde taraftarları vardı. Eskişehirspor artık ANADOLU YILDIZI olmuştu.
***
Eskişehirspor tüm Türkiye'nin sevgilisi olmanın ötesinde oynadığı futbol ve kazandığı başarılar ile Avrupa'da da adını duyurmuş büyük bir futbol takımı haline gelmişti.
Bugünlere geldiğimizde ise bizler, yani Eskişehirspor sevdalıları stadyum önünde 5 Liralık makbuzlarla kulübümüzü yaşatmak için büyük bir mücadele veriyoruz.
200 Milyonu aşkın borç batağına saplananve bütün gelirleri temlik altında olan kulübümüzü stada maç izlemek için gelen ESES sevdalılarından toplayacağımız 5'er liralarla ayakta tutmaya çalışıyoruz!
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi 5 Lira ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Hayal mi!?
Evet belki bir çok kişiye göre hayal olabilir!
Ancak bu bizim için verdiğimiz büyük savaşın bir cephesi!
***
Stadda görev yapan polislerimizin bile ''Eskişehirspor yaşamalı arkadaş, bana da kes 4 tane makbuz!'' diyerek bizim bu mücadelemize destek vermesi, stad çevresinde dolaşan bir çocuğun ''Abi ben de 3 lira var, 3 liralık makbuz yok mu!?'' demesi bu sevdalı yüreklerin verdiği savaşa güç katmaktadır ve mücadelemizi daha da büyütmektedir.
5 Lira!..
Kimi yerde çay bile vermiyorlar!
Bir paket cıgara bile alamazsınız artık bu parayla!
Bu parayla sahip olamayağımız bir çok şey olabilir ancak bu kadarcık parayla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün hayat bulmasında, gerçekleşmesinde önemli bir pay sahibi olabilirsiniz!
***
Neden 5 Lira!?
''Türkiye'nin en çok sevilen takımı olan Eskişehirspor kendi kentinde bu kadar mı acziyet içine düştü!?'' diye düşünebilirsiniz!
Evet!
Ne yazık ki, bu kadar zor durumdayız ama acziyet içinde değiliz.
Bir halk hareketi olarak Türk futbol tarihindeki yerini alan Eskişehirspor yine bir halk hareketi ile yaşam mücadelesi veriyor ve bu mücadeleyi kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın!
Eskişehir kentinin ileri gelen zevatı, zengini umursamasa da biz varız.
Atatürk'ün ''Eskişehir halkı üstün özelliklere sahip bir halktır!'' sözleriyle övdüğü Eskişehir halkı yaşayan bir efsane haline getirdiği Eskişehirspor'u geleceğe taşımasını da bilecek kudrete sahiptir.
***
Osmanlıspor maçında stad önünde başlayan 5TL kampanyası için arkadaşlarımız bu hafta ve her hafta şehrin tüm cadde ve sokaklarında çalışmaya devam edecekler.
Sokak sokak, cadde cadde, dükkan dükkan gezilecek.
Bir kaç zenginin verebileceği miktarda bir parayı onbinlerce Eskişehirspor sevdalısından tek tek toplayacağız.
Eskişehirspor yaşasın diye gırtlak patlatan sevdalılar Eskişehirspor yaşasın diye yürekjlerini de patlatırlar!
Bundan kimsenin şüphesi olmasın!
***
Bugüne kadar içinde bulunduğumuz berbat durumdan kurtulabilmek için insanüstü bir çaba sarfeden bütün Eskişehirspor sevdalılarına teşekkür ederken, Murat Diri ve Erkan Koca'ya özellikle teşekkür etmeden geçmek büyük haksızlık olacaktır.
Evet herkes elinden geldiğince bir şeyler yapmanın derdine düştü ama Murat Diri ve Erkan Koca öyle bir noktaya geldiler ki ellerinden gelmesi mümkün almayanı da yapmayı başardılar.
Aylardır gece gündüz demeden toplantılar düzenlediler, toplantılara katıldılar, işadamlarına, siyasetçilere ziyaretlere katıldılar. Bir çoğumuz hiç destek olamadık uzaktan dualarımızla destek olmaya çalıştık, bir çoğumuz da birine katıldık üçüne katılamadık.
Murat Diri ve Erkan Koca ise günlerinin her saatini Eskişehirspor için harcadılar.
Allah razı olsun. Allah emeklerini boşa çıkarmasın...
***
BİZİM ÇOCUKLAR!
Bugün Bizim Çocuklar için de bir şeyler söylemek gerekli.
Biz onlara Bizim Çocuklar derken sadece Eskişehirspor'un altyapısından yetiştikleri için ya da çoğunun Eskişehirli olmasından dolayı Bizim Çocuklar demedik.
Bizden oldukları için Bizim Çocuklar dedik!
Bizim gibi ESES sevdalısı, bizim gibi mücadeleci, bizim gibi hırslı, bizim gibi azimli oldukları için Bizim Çocuklar dedik.
Zaman zaman eleştirdik, çünkü biz onlardan bu şanlı formanın onurunu kurtarmalarını istedik.
Zaman zaman bu kutsal görevi kavrayamamış olsalar da son iki maçta olduğu gibi bu kutsal görevi tam olarak özümsemiş bir şekilde mücadele etmelerini istedik.
Hep böyle devam edin çocuklar!
Barlarda kafelerde eğlenmek gezmek tozmak sizin de hakkınız.
Ancak şu an bir seferberlik görevindesiniz.
Kutlu bir görev!
Onbinlerce sevdalı yüreğin umutları size bağlanmış durumda.
Artık sevincimizde sizsiniz kederimiz de sizsiniz!
Siz son 2 maçta verdiğiniz mücadeleyi her maçta verin bu onbinlerce sevdalı yürek sizin hakkınızı mutlaka teslim edecektir. Bundan şüpheniz olmasın.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
sevda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Kasım 2018 Pazartesi
21 Haziran 2018 Perşembe
Abdullah Gegiç ve En Büyük Sevdası Eskişehirspor...
Abdullah Gegiç...
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
16 Nisan 2018 Pazartesi
BEN SENİ KASIMPAŞA SOKAKLARINDA SEVDİM
Merhaba sevgilim!Kara kaşı, kara gözü, sırma saçı, ince beli olmayan sevgilim...
Bedensiz ruhu, Anadolu'yu aydınlatan ışığı ve gönlüme doğan sevdasına sevdalandığım sevgilim...
ESESİM!
İLK AŞKIM!
Biricik sevgilim!
Merhaba!
Merhaba KARA&KIZIL SEVDAM!
Merhaba!
***
Akseki'de doğdum, yaşım dolmadan Kasımpaşa'ya geldim...
Kasımpaşa sokaklarında tanıdım seni.
Ve Kasımpaşa sokaklarında sevdim, sevdalandım!
Doğamadım Eskişehir'de...
Herkese nasip olmuyormuş o güzel kentte doğmak.
Elhamdulillah en azından sana sevdalanmak nasip oldu bana.
Küçücüktü yüreğim.
''El kadar''dım belki...
Eskişehir'de doğamadım amma,
Adını nüfus kağıdıma yazdıramadım amma,
Sevdanı yazdım yüreğime!
Aşkını yazdım kimliğime!
***
Kasımpaşa sokaklarında sevdim ben seni.
Çocuklar bile biliyor artık kimliğimi.
45 senedir herkes ''ESESLİ SELO'' diye okur kimliğimi...
Kasımpaşa'da Hoca Ahmet sokakta...
Bazen tek kale, bazen minyatür kale maç yaparken, topumuz gazoz kapağı olsa da ben hep İsmail Arca olurdum.
Bir arkadaşım Fenerli Lefter, biri Gassaraylı Metin, bir diğeri BJK'li Sanlı olurken ben ESESli İsmail Arca olurdum...
Hatta bir ara saçlarım da kirpi gibi olsa düşünmüşlüğüm bile vardır!
Sevgilim!
Anadolu duruşlu sevgilim!
Ben seni Kasımpaşa sokaklarında sevdim...
***
Ben seni hep özledim!
Uzaktan sevmenin en büyük acısını, özlemeyi en çok ben yaşadım belki de...
Ve ben senin özlemeye bile sevdalandım sevgilim!
Yolda, sokakta, çarşıda, pazarda...
Nerede olursam olayım, her Siyah'ın yanına bir Kırmızı aradım...
Sırf Siyah - Kırmızı forma giyiyorlar diye her pazar günü Bayramyeri sahasında Tozkoparanspor'u seyrettim.
Hayallerimi seninle süsledim.
Sana kavuşmayı imkansız bildim o küçücük yüreğimde...
Ama hep sevdim.
Ben seni, seni hiç görmeden, Kasımpaşa sokaklarında sevdim ESESİM!
***
Tercüman gazetesinin taşra baskısı için 1 saat önceden sıraya girdim Kasımpaşa Pazariçi'nde...
Elimde çiçeklerim hiç olmadı ama hep bekledim.
Akşam saatlerinde gazeteler gelince heyecandan yüreğim yerinden oynardı.
İlk gazeteyi hep ben alırdım.
Sana sevdalı bir tek ben vardım.
Kızılay Meydanı'nda,
Arnavut kaldırımda,
Sokak lambasının ışığında,
Gazetenin son sayfasında kocaman fotoğraflarını görünce,
Ankara gazozu içmiş kadar sevindim sevgilim!
İstanbul baskısında küçücük yazılar olurken taşra baskısında en büyük fotoğraflarla seni anlatırdı gazeteler...
Ben seni Kasımpaşa sokaklarında, Tercüman'ın taşra baskılarında sevdim sevgilim!
***
Ne kupalarını bekledim,
Ne de şampiyonluklarını...
Anadolu Yıldızı olmana sevdalandım...
Kırmızı Şimşekler diye haykırışlara sevdalandım...
Seni sevenlere sevdalandım ESESİM!
Babadan oğula miras kalan bu kutlu sevdaya sevdalandım...
Hangi kupa, hangi şampiyonluk beni sana sevdalanmak kadar mutlu eder ki!?
Senin için verilen kavgalara sevdalandım,
Senin için dökülen gözyaşlarına sevdalandım,
Senin için yazılan şiirlere sevdalandım,
Senin için söylenen şarkılara sevdalandım,
Amigo Orhanlara,
Yufka İlhanlara,
Deli Kubilaylara,
Maça gitmek için evinin kiremitlerini satan Şemsettinlere,
Ve daha nice destansı sevenlere sevdalandım ESESİM!
***
Yine küme düşmeme derdindesin sevgilim.
Bizim umurumuzda mı sanki!
Kümeler umurumuzda mı!?
Sen düştükçe, sen yenildikçe bizim sana sevdamız şampiyon olmadı mı!?
Sen üçüncü liglere düştüğünde bile, bizim aşkımız stadları yakmadı mı!?
Hangi köy stadında sana sevdalı yürekler yanmadı ki!?
Hangi stadın çürük betonlarına göz yaşlarımızı akıtmadık ki!?
Düşsen de düşmesen de biz seni hep seveceğiz sevgilim.
***
Fakat bu sefer düşme be sevgilim!
ben seni Kasımpaşa sokaklarında sevdim.
Bugün Eskişehir'de ve memleketin bir çok sokağında sana sevdalanan, gönlü sana düşen minicik yürekler var!
Biz seni severken üzüldük ama asla yorulmadık sevgilim!
Bugün sana sevdalanan çocuklar üzülmesin sevgilim!
Düşme sevgilim!
Düşme ESESİM!
20 Mart 2018 Salı
Şehidin Sevdasıdır ESKİŞEHİRSPOR!
''Nasıl olur!?''
Diyorlar hayretle!
Biz anlatmaktan usandık, onlar şaşırmaktan usanmadı.
Bir futbol takımı nasıl olur da bu kadar sevilir!?
Hep bu soruya muhatap oluyoruz.
Bir de benim gibi Eskişehirli olmadan Eskişehirspor sevdalısı olana rastladılar mı, yandı keten helvam!
O üç takımdan birini tutmak sanki farzmış gibi, ''Tamam onu anladık da asıl takım hangisi'' sorusu gelince kan beynimize çıkıyor.
Yok ulan yok işte!
Başkası yok!
Sen nasıl ki, Anadolu'nun herhangi bir yerinde doğup da İstanbul'un üç takımından birini tutuyorsan ben de Eskişehirspor'a sevdalıyım!
Nesi garip geliyor bunun!?
***
Eskişehirspor sevdası kitaplar da yazılsa anlaşılmayacak!
Yaşamak gerek.
Şimdi sizlere yaşanan bu büyük sevdanın en can alıcı örneklerinden birini aktaracağım şimdi sizlere.
Biliyorsunuz ordumu Afrin'e yönelik büyük bir operasyon başlattı ve zaferle sonuçlandı.
Çok şehit verdik!
Büyük acılar yaşadık!
Ancak şehadet şerbetini içen şehitlerimizin hepsi gökteki yıldızlar kadar kutsal birer emanet olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için can veren yiğitler olarak, gönül tahtlarımızdaki yerlerini aldılar.
Allah onlardan razı olsun!
Son şehitlerimizden biri, Eskişehirli Binbaşımız Mithat Dunca...
Mithat Dunca'nın arkadaşına yazmış olduğu vasiyeti Türk Milleti'nin yüreklerini sızlattı.
Ve bizlere bir kez daha Eskişehirspor sevdasının ne büyük, ne kutlu bir sevda olduğunu gösterdi.
***
Şehit Binbaşı Mithat Dunca Afrin'e girmeden önce arkadaşına cep telefonundan şu vasiyeti yazdı!
''Hacı ne yapıyorsun? Biz içeri giriyoruz. Sağ salim geri dönersek eğer bu mesaj sende kalsın ama olur da şehitlik rütbesi nasip olursa:
Diyorlar hayretle!
Biz anlatmaktan usandık, onlar şaşırmaktan usanmadı.
Bir futbol takımı nasıl olur da bu kadar sevilir!?
Hep bu soruya muhatap oluyoruz.
Bir de benim gibi Eskişehirli olmadan Eskişehirspor sevdalısı olana rastladılar mı, yandı keten helvam!
O üç takımdan birini tutmak sanki farzmış gibi, ''Tamam onu anladık da asıl takım hangisi'' sorusu gelince kan beynimize çıkıyor.
Yok ulan yok işte!
Başkası yok!
Sen nasıl ki, Anadolu'nun herhangi bir yerinde doğup da İstanbul'un üç takımından birini tutuyorsan ben de Eskişehirspor'a sevdalıyım!
Nesi garip geliyor bunun!?
***
Eskişehirspor sevdası kitaplar da yazılsa anlaşılmayacak!
Yaşamak gerek.
Şimdi sizlere yaşanan bu büyük sevdanın en can alıcı örneklerinden birini aktaracağım şimdi sizlere.
Biliyorsunuz ordumu Afrin'e yönelik büyük bir operasyon başlattı ve zaferle sonuçlandı.
Çok şehit verdik!
Büyük acılar yaşadık!
Ancak şehadet şerbetini içen şehitlerimizin hepsi gökteki yıldızlar kadar kutsal birer emanet olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için can veren yiğitler olarak, gönül tahtlarımızdaki yerlerini aldılar.
Allah onlardan razı olsun!
Son şehitlerimizden biri, Eskişehirli Binbaşımız Mithat Dunca...
Mithat Dunca'nın arkadaşına yazmış olduğu vasiyeti Türk Milleti'nin yüreklerini sızlattı.
Ve bizlere bir kez daha Eskişehirspor sevdasının ne büyük, ne kutlu bir sevda olduğunu gösterdi.
***
Şehit Binbaşı Mithat Dunca Afrin'e girmeden önce arkadaşına cep telefonundan şu vasiyeti yazdı!
''Hacı ne yapıyorsun? Biz içeri giriyoruz. Sağ salim geri dönersek eğer bu mesaj sende kalsın ama olur da şehitlik rütbesi nasip olursa:
"1. Zeynep Naz ve yengen sana emanet her şeyiyle.
2. Yengen nereye isterse oraya defnetsin ve hakkını helal etsin, çok kahrımı çekti biliyorsun. Ama benim gönlümden geçen Eskişehir Vişnelik Hava Şehitliği ya da Ankara Cebeci Şehitliği İhsan Yüzbaşının yanıbaşı. Zeynoma da anlat, ben onlar gelecekte bu meselelerle uğraşmasınlar, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalsın diye can verdim bilsin ve hakkını helal etsin.
3. Yengen ile Zeynom planlarımızı ertelemesin, önce Karadeniz turu, sonra Kıbrıs, sonra da Recepler oradayken yurt dışı turlarını mutlaka yapsınlar.
4. Herkese söyle. Annem, abim ve özellikle de babam hakkını helal etsin. Verilecek tazminatın bir kısmı ile sağlıkları el verirse annem ile babamı hacca gönderin.
5. Arkamdan kesinlikle ve kesinlikle kimse para tartışmasına girmesin. İsmail Kartal'a olan borçlarım unutulmasın yeni aldığım arsadan dolayı.
7. Söyle, Es Es bu sene Süper Lig'e çıkarsa mezarımı ziyaret etsinler. Erkan Zengin ve diğerleri.
8. Son olarak, şehit olmak nasip olursa inşallah şefaat edeceğim üçüncü kişi de sensin bunu da bil (Zeynom, Yengen, Sen.............)"
***
Ailesi, evlatları. vatanı ve Eskişehirspor!
Ve bunun adı AŞK'tır!
Aile aşkı,
Evlat aşkı,
Vatan aşkı,
Ve Eskişehirspor aşkı...
Şimdi bu vasiyetin gereği en görkemli şekilde yapılmalıdır.
Eskişehirspor yönetimi, futbolcular, teknik heyet ve tüm çalışanların yanısıra tüm Eskişehirspor sevdalılarının katılacağı bir yürüyüş ile şehidimizin kabri ziyaret edilmelidir.
Bu da yetmez.
Yeni yapılan Eskişehir Atatürk Stadı önüne şehidimizin bir heykeli dikilmeli.
Böylesine büyük bir AŞK mutlaka ölümsüzleştirilmelidir.
***
Sözün özü Eskişehirspor'a sevdalanmak böyle bir şeydir.
Şehadet gönlünüze malum olmuşsa ilk aklınıza gelenlerin başında yer alır Eskişehirspor.
Çünkü Eskişehirspor bizim için yenen, yenilen bir futbol takımı değil.
Bir yaşam biçimidir!
Şehidmizi bir kez daha rahmetle anıyoruz.
Yazımızı buraya kadar sabırla okuyan her okurumuzdan başta Şehit Binbaşı Mithat Dunca olmak üzere tüm şehitlerimiz için bir Fatiha okumaya davet ediyorum.
***
Ailesi, evlatları. vatanı ve Eskişehirspor!
Ve bunun adı AŞK'tır!
Aile aşkı,
Evlat aşkı,
Vatan aşkı,
Ve Eskişehirspor aşkı...
Şimdi bu vasiyetin gereği en görkemli şekilde yapılmalıdır.
Eskişehirspor yönetimi, futbolcular, teknik heyet ve tüm çalışanların yanısıra tüm Eskişehirspor sevdalılarının katılacağı bir yürüyüş ile şehidimizin kabri ziyaret edilmelidir.
Bu da yetmez.
Yeni yapılan Eskişehir Atatürk Stadı önüne şehidimizin bir heykeli dikilmeli.
Böylesine büyük bir AŞK mutlaka ölümsüzleştirilmelidir.
***
Sözün özü Eskişehirspor'a sevdalanmak böyle bir şeydir.
Şehadet gönlünüze malum olmuşsa ilk aklınıza gelenlerin başında yer alır Eskişehirspor.
Çünkü Eskişehirspor bizim için yenen, yenilen bir futbol takımı değil.
Bir yaşam biçimidir!
Şehidmizi bir kez daha rahmetle anıyoruz.
Yazımızı buraya kadar sabırla okuyan her okurumuzdan başta Şehit Binbaşı Mithat Dunca olmak üzere tüm şehitlerimiz için bir Fatiha okumaya davet ediyorum.
17 Mart 2018 Cumartesi
Kara&Kızıl Sevda'nın Gözyaşları
Bir sevda düşünün!
Aşık var maşuk yok!
Onbinlerce yürek sevdalanmış, bedensiz bir ruha...
Bindokuzyüzaltmışbeş'ten bu yana yüreklerde yanan bir ateş.
Ne vuslatı var, ne de hasreti.
Her daim yanıbaşımızda her daim ötelerden ötede.
Saçları siyah ise, gözleri Kırmızı,
Gözleri Siyah ise, hilal kaşları siyah...
Adı;
Anadolu Yıldızı
Adı;
Kırmızı Şimşekler
Adı;
Eskişehirspor!
***
Sizlerle paylaştığımız fotoğraftaki ADAM'a iyi bakın!
Bir aşıklar ordusunun lideri.
NEFERlerin reisi!
Bu adama sorun;
Kaç kere böyle yenilmiş!?
Kaç kere böyle yıkılmış!?
Kaç kere böyle ağlamış!?
Kaç kere böyle tükenmiş!?
Kaç kere böyle isyan etmiş!?
Hangi zorluk onu böylesine yıkabilmiş!?
Hangi acı ona böylesine yürekten gözyaşı döktürebilmiş!?
Hangi puşt zümresi onu böylesi hallere sokabilmiş!?
Hangi kumpas onu böylesine naçar bırakabilmiş!?
***
Bu ADAM Murat Diri!
Hayatın tüm zorlukları, tüm kahpelikleri, tüm acıları bir araya gelse onu böylesine yıldıramaz, böylesine yıkamaz, böylesine gözyaşı döktüremezdi.
Onu bu hallere sokan, onbinlerce sevdalı yüreğin ateşi, ESKİŞEHİRSPOR sevdasıdır.
İşte böyledir bu sevda.
Sevgili Murat Diri'yi bu vaziyette görünce, İstanbul'da Vefa Stadı'nda Eskişehirspor sevdam için döktüğüm ilk gözyaşlarımın dinmeyen sızısı nüksetti yüreğimde.
Sanki halen yanaklarımdan süzülüyor o gözyaşları.
Biz Eskişehir Atatürk Stadı'na ''Kutlu Mabet'' derken boş lakırdı etmiyorduk.
Nice sevdalı yürekten akan gözyaşları ile kutsandı o stadyum!
Nice acılarımız, nice umutlarımız, nice kahroluşlarımız halen oralardadır!
***
Eskişehirspor'u yönetenler!
Eskişehirspor'dan ekmek yiyenler!
Eskişehirspor'da forma giyenler!
Unutmayın bu gözyaşlarını!
Bu gözyaşlarımızın ahını almayın!
Umutlarımızın,
Sevdamızın,
Tükenişlerimizin,
Dirilişlermizin,
BaşKaldırıŞlarımızın,
İsyanlarımızın,
Teslimiyetlerimizin,
Lafın özü Eskişehirspor aşkımızın ahını almayın!
Çıkar aheste aheste!
***
Sevdamızın başını öne eğdirenler elbette bunun vebalini öderler.
Biz nice yenilgiler yaşadık, nice hayal kırıklıklar yaşadık!
Hiç birinde başımız öne eğilmedi!
Fakat, ruhsuzca bu kutlu sevdaya ihanet edildiği vakit gönlümüzün direkleri sızlıyor!
Gün gelecek, güneş doğacak!
Ve 1965 Ruhu ile bu kutlu sevdanın peşinde koşanlar, YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi gerçekleitirecektir.
Başımızı öne eğmeyelim reis!
Biz dik başlı değil; Anadolu'nun Başı Dik Evlatlarıyız!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
Aşık var maşuk yok!
Onbinlerce yürek sevdalanmış, bedensiz bir ruha...
Bindokuzyüzaltmışbeş'ten bu yana yüreklerde yanan bir ateş.
Ne vuslatı var, ne de hasreti.
Her daim yanıbaşımızda her daim ötelerden ötede.
Saçları siyah ise, gözleri Kırmızı,
Gözleri Siyah ise, hilal kaşları siyah...
Adı;
Anadolu Yıldızı
Adı;
Kırmızı Şimşekler
Adı;
Eskişehirspor!
***
Sizlerle paylaştığımız fotoğraftaki ADAM'a iyi bakın!
Bir aşıklar ordusunun lideri.
NEFERlerin reisi!
Bu adama sorun;
Kaç kere böyle yenilmiş!?
Kaç kere böyle yıkılmış!?
Kaç kere böyle ağlamış!?
Kaç kere böyle tükenmiş!?
Kaç kere böyle isyan etmiş!?
Hangi zorluk onu böylesine yıkabilmiş!?
Hangi acı ona böylesine yürekten gözyaşı döktürebilmiş!?
Hangi puşt zümresi onu böylesi hallere sokabilmiş!?
Hangi kumpas onu böylesine naçar bırakabilmiş!?
***
Bu ADAM Murat Diri!
Hayatın tüm zorlukları, tüm kahpelikleri, tüm acıları bir araya gelse onu böylesine yıldıramaz, böylesine yıkamaz, böylesine gözyaşı döktüremezdi.
Onu bu hallere sokan, onbinlerce sevdalı yüreğin ateşi, ESKİŞEHİRSPOR sevdasıdır.
İşte böyledir bu sevda.
Sevgili Murat Diri'yi bu vaziyette görünce, İstanbul'da Vefa Stadı'nda Eskişehirspor sevdam için döktüğüm ilk gözyaşlarımın dinmeyen sızısı nüksetti yüreğimde.
Sanki halen yanaklarımdan süzülüyor o gözyaşları.
Biz Eskişehir Atatürk Stadı'na ''Kutlu Mabet'' derken boş lakırdı etmiyorduk.
Nice sevdalı yürekten akan gözyaşları ile kutsandı o stadyum!
Nice acılarımız, nice umutlarımız, nice kahroluşlarımız halen oralardadır!
***
Eskişehirspor'u yönetenler!
Eskişehirspor'dan ekmek yiyenler!
Eskişehirspor'da forma giyenler!
Unutmayın bu gözyaşlarını!
Bu gözyaşlarımızın ahını almayın!
Umutlarımızın,
Sevdamızın,
Tükenişlerimizin,
Dirilişlermizin,
BaşKaldırıŞlarımızın,
İsyanlarımızın,
Teslimiyetlerimizin,
Lafın özü Eskişehirspor aşkımızın ahını almayın!
Çıkar aheste aheste!
***
Sevdamızın başını öne eğdirenler elbette bunun vebalini öderler.
Biz nice yenilgiler yaşadık, nice hayal kırıklıklar yaşadık!
Hiç birinde başımız öne eğilmedi!
Fakat, ruhsuzca bu kutlu sevdaya ihanet edildiği vakit gönlümüzün direkleri sızlıyor!
Gün gelecek, güneş doğacak!
Ve 1965 Ruhu ile bu kutlu sevdanın peşinde koşanlar, YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi gerçekleitirecektir.
Başımızı öne eğmeyelim reis!
Biz dik başlı değil; Anadolu'nun Başı Dik Evlatlarıyız!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
13 Mart 2018 Salı
Eskişehirspor Futbolcularına Mektup
Kiminiz yıllardır Eskişehirspor forması giyiyorsunuz...
Kiminiz bu formanın manevi lezzetini daha yeni tattınız!
Kiminiz başka şehirlerden geldiniz,
Kiminiz Eskişehir'de doğdunuz,
Kiminiz ailenizle birlikte Eskişehir'de yaşıyorsunuz...
Ancak hepiniz şunu çok net bir şekilde gördünüz ki; Eskişehir'de Eskişehirspor tutulan bir takım değil, kutlu bir AŞK öyküsüdür...
***
Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehir'de doğmak gerekmiyor.
Mardin'den,
Trabzon'dan
Samsun'dan
Bartın'dan
Tokat'tan
Antalya'dan,
Yozgat'tan,
İstanbul'dan,
Van'dan
Ve daha memleketin bir çok yerinden, nüfus cüzdanında doğum yeri Eskişehir yazmayan nice sevdalı yürek var her hafta sizin başarılı olmanız için dualar ediyor, Allah'a yalvarıyorlar...
***
Koca kentte 7'den 70'e bütün Eskişehir halkının umutlar sizlerde.
Ne geçim sıkıntısı,
Ne hayatın kederleri, ne de sevinçleri...
Bu an itibariyle bütün KARA&KIZIL sevdalı gönüllerin umutları, sevinçleri sizlere bağlı.
Henüz okula yeni başlayan çocuklarımız sizlere destek olabilmek için pankart boyayan abilerinin yanına gidip, pankart boyamaya çalışıyorlar.
Tribünlerde gözyaşı döken çocuklarımızı görün.
Sevgilileri ile buluşmak yerine sizin peşinizden deplasmanlara koşan delikanlıların umudu sizlerde.
Çoluk çocuğunun rızkından kesip maçlara gelen, tek amaçları daha dolu tribünler önünde oynayarak motive olmanızı sağlamak olan babaları düşünün.
Düşünün çocuklar düşünün...
Hangi biriniz böylesine büyük bir sevdanın muhatabı olabilirdiniz sırtınızda taşıdığınız o forma olmasaydı!?
***
Maça çıkıp, seremonide İstiklal Marşımızı okurken tribünlerimize iyi bakın.
Eskişehirspor'a sevdalı gözlerin içine girin.
Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin sıcaklığını yüreğinizde hissedin!
O tribünlere iyi bakın çocuklar.
O sevdalı insanlar sizden sadece bir galibiyet beklemiyorlar.
Yıllardır yüreklerimizi yakan sızılarımızı dindirmenizi bekliyoruz.
Yarınlara dönük bütün umutlarımız sırtınızda taşıdığınız o formalarda yüklü...
Bu kent Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin kenti.
Bu yüreklerde yeni sızı açmayın!
Bu koca yürekleri küme düşürmeyin!
***
Biz ilk defa yenilmiyoruz.
İlk defa küme düşme korkusu yaşamıyoruz.
İlk defa ağlamıyoruz tribünlerde ya da tv başında...
Biz yenile yenişle sevdalandık Eskişehirspor'a!
Adını bile bilmediğimiz stadların sidik kokan tribünlerinde gözyaşı döktük.
Öylesine düştük ki, ulusal gazetelerin sütunları arasında Eskişehirspor'un maç sonucunu aramaktan gözlerimizin feri söndü!
İlk defa üzülmüyoruz!
İlk defa ağlamıyoruz!
İlk defa hayallerimizi içimize gömmüyoruz.
***
Sırtınızda taşıdığınız forma böylesine kutludur!
O formayı sırtınızda taşıdığınız için sizi de o formayı sever gibi seviyoruz.
Biz teknik taktik bilmeyiz.
Biz deliler gibi sevmeyi biliriz.
Sevdiğimizi yüceltmeyi, sevdiğimizi baş tacı etmeyi en iyi biz biliriz...
Çıkın yürekten oynayın...
Yenilirseniz yenilin, biz yine ağlarız, yeter ki sizin yürekten oynadığınızı yüreğimizde hissedelim...
Hem ağlarız bir kez daha küme düşüşümüze hem de sizi bağrımıza basarız!
Sevdalı yüreklerin ahını almayın yeter!
Şu minicik yüreğinde kocaman bir sevda besleyen Baran kardeşimizin, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeyin, yüreğindeki o koca sevdanın ahını almayın!
***
Küme düşme korkusu yaşadığımız şu ligin son haftalarında size inanıyor ve güveniyoruz.
Çaremiz olmadığından değil!
Bütün samimiyetimiz ve bütün içtenliğimizle size inanıyoruz!
Yürekten oynayın yeter!
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin.
Eskişehirspor forması giydiğiniz bu şehirde sevildiğiniz kadar hiç bir yerde sevilmeyeceksiniz.
Belki önümüzdeki maçlar ESES forması ile son maçlarınız olacak.
Öyle bir yürekten oynayın ki; küme düşsek bile sizleri sevgiyle analım!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Kiminiz bu formanın manevi lezzetini daha yeni tattınız!
Kiminiz başka şehirlerden geldiniz,
Kiminiz Eskişehir'de doğdunuz,
Kiminiz ailenizle birlikte Eskişehir'de yaşıyorsunuz...
Ancak hepiniz şunu çok net bir şekilde gördünüz ki; Eskişehir'de Eskişehirspor tutulan bir takım değil, kutlu bir AŞK öyküsüdür...
***
Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehir'de doğmak gerekmiyor.
Mardin'den,
Trabzon'dan
Samsun'dan
Bartın'dan
Tokat'tan
Antalya'dan,
Yozgat'tan,
İstanbul'dan,
Van'dan
Ve daha memleketin bir çok yerinden, nüfus cüzdanında doğum yeri Eskişehir yazmayan nice sevdalı yürek var her hafta sizin başarılı olmanız için dualar ediyor, Allah'a yalvarıyorlar...
***
Koca kentte 7'den 70'e bütün Eskişehir halkının umutlar sizlerde.
Ne geçim sıkıntısı,
Ne hayatın kederleri, ne de sevinçleri...
Bu an itibariyle bütün KARA&KIZIL sevdalı gönüllerin umutları, sevinçleri sizlere bağlı.
Henüz okula yeni başlayan çocuklarımız sizlere destek olabilmek için pankart boyayan abilerinin yanına gidip, pankart boyamaya çalışıyorlar.
Tribünlerde gözyaşı döken çocuklarımızı görün.
Sevgilileri ile buluşmak yerine sizin peşinizden deplasmanlara koşan delikanlıların umudu sizlerde.
Çoluk çocuğunun rızkından kesip maçlara gelen, tek amaçları daha dolu tribünler önünde oynayarak motive olmanızı sağlamak olan babaları düşünün.
Düşünün çocuklar düşünün...
Hangi biriniz böylesine büyük bir sevdanın muhatabı olabilirdiniz sırtınızda taşıdığınız o forma olmasaydı!?
***
Maça çıkıp, seremonide İstiklal Marşımızı okurken tribünlerimize iyi bakın.
Eskişehirspor'a sevdalı gözlerin içine girin.
Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin sıcaklığını yüreğinizde hissedin!
O tribünlere iyi bakın çocuklar.
O sevdalı insanlar sizden sadece bir galibiyet beklemiyorlar.
Yıllardır yüreklerimizi yakan sızılarımızı dindirmenizi bekliyoruz.
Yarınlara dönük bütün umutlarımız sırtınızda taşıdığınız o formalarda yüklü...
Bu kent Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin kenti.
Bu yüreklerde yeni sızı açmayın!
Bu koca yürekleri küme düşürmeyin!
***
Biz ilk defa yenilmiyoruz.
İlk defa küme düşme korkusu yaşamıyoruz.
İlk defa ağlamıyoruz tribünlerde ya da tv başında...
Biz yenile yenişle sevdalandık Eskişehirspor'a!
Adını bile bilmediğimiz stadların sidik kokan tribünlerinde gözyaşı döktük.
Öylesine düştük ki, ulusal gazetelerin sütunları arasında Eskişehirspor'un maç sonucunu aramaktan gözlerimizin feri söndü!
İlk defa üzülmüyoruz!
İlk defa ağlamıyoruz!
İlk defa hayallerimizi içimize gömmüyoruz.
***
Sırtınızda taşıdığınız forma böylesine kutludur!
O formayı sırtınızda taşıdığınız için sizi de o formayı sever gibi seviyoruz.
Biz teknik taktik bilmeyiz.
Biz deliler gibi sevmeyi biliriz.
Sevdiğimizi yüceltmeyi, sevdiğimizi baş tacı etmeyi en iyi biz biliriz...
Çıkın yürekten oynayın...
Yenilirseniz yenilin, biz yine ağlarız, yeter ki sizin yürekten oynadığınızı yüreğimizde hissedelim...
Hem ağlarız bir kez daha küme düşüşümüze hem de sizi bağrımıza basarız!
Sevdalı yüreklerin ahını almayın yeter!
Şu minicik yüreğinde kocaman bir sevda besleyen Baran kardeşimizin, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeyin, yüreğindeki o koca sevdanın ahını almayın!
***
Küme düşme korkusu yaşadığımız şu ligin son haftalarında size inanıyor ve güveniyoruz.
Çaremiz olmadığından değil!
Bütün samimiyetimiz ve bütün içtenliğimizle size inanıyoruz!
Yürekten oynayın yeter!
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin.
Eskişehirspor forması giydiğiniz bu şehirde sevildiğiniz kadar hiç bir yerde sevilmeyeceksiniz.
Belki önümüzdeki maçlar ESES forması ile son maçlarınız olacak.
Öyle bir yürekten oynayın ki; küme düşsek bile sizleri sevgiyle analım!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Etiketler:
Aşk,
EsEs,
Eskişehirspor,
KARA&KIZIL,
sevda,
stad,
tribün
15 Kasım 2017 Çarşamba
Eskişehirspor Sevdalılarına Açık Mektup - 1
"Bize taraftar demeyin! Zira biz bir futbol takımı taraftarı değil; bedensiz bir ruha sevdalıyız!"
Evet Eskişehirsporlu olmak böyle garip bir haldir.
Biz takım tutmadık!
Eskişehirspor'a sevdalandık!
Yenmek ve yenilmek olguları bizi hiç ilgilendirmedi!
Biz yenince üzülebilen, yenilince sevinebilen Eskişehirspor sevdalılarıyız...
1965'ten bu yana dinmeyen bir ateş, bitmeyen bir sevda.
Bir maç öncesinde bir TV kanalının muhabiri mikrofonu bana uzatıp o meşhur soruyu sordu:
- Eskişehirspor şalpiyon olursa n'aparsınız!?
Allah Allah!
Bu nasıl bir soru ki!
Düşündüm biraz.
Ve dedim ki:
- Çok anormal bir sevinç yaşayacağımı zannetmiyorum. Hatta belki de öyle şampiyon olan takımların taraftarlarının yaptığı gibi sevinç naraları falan da atmam!
Muhabir şaşkın şaşkın; "Ama nasıl olur takımınız ilk defa şampiyon olacak!"
Cevabım hazırdı:
- Bak efendi kardeşim, düşündüm ve anladım ki; hiç bir şampiyonluk, hiç bir kupa beni Eskişehirspor sevdalısı olmam kadar mutlu edemez! Bana mutluluk yetiyor, bundan daha büyük bir mutluluk olamaz!!!
***
Evet biz böyleyiz!
Kimine göre "manyak", kimine göre "putperest"...
Kim ne derse desin, biz böyleyiz.
Böyle severiz biz Eskişehirspor'u...
Sevdiği kıza adam gibi "Seni seviyorum" bile diyemeyen milyonlarca delikanlı varken biz Eskişehirspor'a kitaplar dolusu aşk şiirleri yazan mecnunlarız aslında...
Manyakça seviyoruz...
Ölümüne seviyoruz!
***
Bu sevgiyi kelimelerle anlatmak mümkün değil!
Yaşamak gerek!
Anlamak isteyenlere cevabımız hep bu oldu:
Bu aşk anlatılmaz, yaşanır!
Aşkımız öylesine büyüdü ki; bir de baktık Eskişehirspor'un bile önüne geçmişiz.
Seven, sevilenden daha büyükmüş!
Tüm ülke futbol taraftarlarına tribün kültürünü öğrettik!
Beste yapmayı, kareografi yapmayı, takımı desteklemeyi, takımın bir oyuncusu olmayı biz öğrettik.
Ve sonuçta Eskişehirspor sevdalılarının bir hayran kitlesi bile oluştu.
***
Türkiye'nin neresine gidersek gidelim, söz Eskişehir'den açılınca hemen Eskişehirsporlular geliyor akla.
"Büyük Taraftar" deniliyor.
Bizi sevmeyenler bile bize hayran!
Öyle bir hal ki nasıl anlatacağımızı bile bilemiyoruz.
Bazen kendi kendimize bile soruyoruz bu soruyu:
"Bu ne sevgi ahhh, bu ne ızdırap!"
***
Hasılı kelam biz çok fena aşığız Eskişehirspor'a...
Buraya kadar her şey iyi güzel.
Sevmenin sonrasında sahip olmak var.
Sahiplenmek var.
Sevdiğimize erişmek,
Sevdiğimizi namertlere teslim etmemek!
İşte burada tükenmişiz!
Eskişehirspor'u sevmekle öylesine meşgul olmuşuz ki, Eskişehirspor'a sahip çıkmayı, aşkımıza sahiplenmeyi aklımıza bile getirmemişiz.
Tribünleri hınca hınç doldurmuşuz ama kongre salonlarını boş bırakmışız.
Eskişehirspor aşkından habersiz insanlar kongre salonlarını işgal etmiş ve sevdiğimize sahip çıkmışlar.
***
Biz sevmişiz, onlar rantiye yapmışlar kendilerine!
Biz sevmişiz onlar reklam aracı yapmışlar kendilerine!
Biz sevmişiz onlar arkalarında bir güç olarak kullanmışlar Eskişehirspor yöneticiliğini!
Anlayacağınız, "biz sevdik eller aldı"...
Hatta; "sevdiğimizi kendi ellerimizle teslim ettik namertlere"
Ve bugün geldiğimiz nokta ortada!
Beceriksiz ve art niyetli yöneticilerin kulübü getirdiği nokta batma noktası!
İçinde bulunduğumuz borç batağını telaffuz etmeye dilimiz varmıyor!
Pusuda bekleyen puan silme ve küme düşme cezaları yüreğimizi yakıyor!
***
"Önce Güven" sloganı ile bizleri kandırıp, takımı küme düşürme görevini ifa eden Mister Hoşcan yönetiminin de borçlar noktasında hepimizi kandırdığı ortaya çıktı.
Bir Sinan Özeçoğlu geldi.
Bellli ki, birileri onu da kandırmış.
Sözler verilmiş tutulmamış.
Vaatler verilmiş yapılmamış.
Adam resmen kullanılmış, kandırılmış...
Ve sonunda o da gitti...
Şimdi ne yapacağız?
Bu sorunun cevabını da yarın vermeye çalışalım...
Evet Eskişehirsporlu olmak böyle garip bir haldir.
Biz takım tutmadık!
Eskişehirspor'a sevdalandık!
Yenmek ve yenilmek olguları bizi hiç ilgilendirmedi!
Biz yenince üzülebilen, yenilince sevinebilen Eskişehirspor sevdalılarıyız...
1965'ten bu yana dinmeyen bir ateş, bitmeyen bir sevda.
Bir maç öncesinde bir TV kanalının muhabiri mikrofonu bana uzatıp o meşhur soruyu sordu:
- Eskişehirspor şalpiyon olursa n'aparsınız!?
Allah Allah!
Bu nasıl bir soru ki!
Düşündüm biraz.
Ve dedim ki:
- Çok anormal bir sevinç yaşayacağımı zannetmiyorum. Hatta belki de öyle şampiyon olan takımların taraftarlarının yaptığı gibi sevinç naraları falan da atmam!
Muhabir şaşkın şaşkın; "Ama nasıl olur takımınız ilk defa şampiyon olacak!"
Cevabım hazırdı:
- Bak efendi kardeşim, düşündüm ve anladım ki; hiç bir şampiyonluk, hiç bir kupa beni Eskişehirspor sevdalısı olmam kadar mutlu edemez! Bana mutluluk yetiyor, bundan daha büyük bir mutluluk olamaz!!!
***
Evet biz böyleyiz!
Kimine göre "manyak", kimine göre "putperest"...
Kim ne derse desin, biz böyleyiz.
Böyle severiz biz Eskişehirspor'u...
Sevdiği kıza adam gibi "Seni seviyorum" bile diyemeyen milyonlarca delikanlı varken biz Eskişehirspor'a kitaplar dolusu aşk şiirleri yazan mecnunlarız aslında...
Manyakça seviyoruz...
Ölümüne seviyoruz!
***
Bu sevgiyi kelimelerle anlatmak mümkün değil!
Yaşamak gerek!
Anlamak isteyenlere cevabımız hep bu oldu:
Bu aşk anlatılmaz, yaşanır!
Aşkımız öylesine büyüdü ki; bir de baktık Eskişehirspor'un bile önüne geçmişiz.
Seven, sevilenden daha büyükmüş!
Tüm ülke futbol taraftarlarına tribün kültürünü öğrettik!
Beste yapmayı, kareografi yapmayı, takımı desteklemeyi, takımın bir oyuncusu olmayı biz öğrettik.
Ve sonuçta Eskişehirspor sevdalılarının bir hayran kitlesi bile oluştu.
***
Türkiye'nin neresine gidersek gidelim, söz Eskişehir'den açılınca hemen Eskişehirsporlular geliyor akla.
"Büyük Taraftar" deniliyor.
Bizi sevmeyenler bile bize hayran!
Öyle bir hal ki nasıl anlatacağımızı bile bilemiyoruz.
Bazen kendi kendimize bile soruyoruz bu soruyu:
"Bu ne sevgi ahhh, bu ne ızdırap!"
***
Hasılı kelam biz çok fena aşığız Eskişehirspor'a...
Buraya kadar her şey iyi güzel.
Sevmenin sonrasında sahip olmak var.
Sahiplenmek var.
Sevdiğimize erişmek,
Sevdiğimizi namertlere teslim etmemek!
İşte burada tükenmişiz!
Eskişehirspor'u sevmekle öylesine meşgul olmuşuz ki, Eskişehirspor'a sahip çıkmayı, aşkımıza sahiplenmeyi aklımıza bile getirmemişiz.
Tribünleri hınca hınç doldurmuşuz ama kongre salonlarını boş bırakmışız.
Eskişehirspor aşkından habersiz insanlar kongre salonlarını işgal etmiş ve sevdiğimize sahip çıkmışlar.
***
Biz sevmişiz, onlar rantiye yapmışlar kendilerine!
Biz sevmişiz onlar reklam aracı yapmışlar kendilerine!
Biz sevmişiz onlar arkalarında bir güç olarak kullanmışlar Eskişehirspor yöneticiliğini!
Anlayacağınız, "biz sevdik eller aldı"...
Hatta; "sevdiğimizi kendi ellerimizle teslim ettik namertlere"
Ve bugün geldiğimiz nokta ortada!
Beceriksiz ve art niyetli yöneticilerin kulübü getirdiği nokta batma noktası!
İçinde bulunduğumuz borç batağını telaffuz etmeye dilimiz varmıyor!
Pusuda bekleyen puan silme ve küme düşme cezaları yüreğimizi yakıyor!
***
"Önce Güven" sloganı ile bizleri kandırıp, takımı küme düşürme görevini ifa eden Mister Hoşcan yönetiminin de borçlar noktasında hepimizi kandırdığı ortaya çıktı.
Bir Sinan Özeçoğlu geldi.
Bellli ki, birileri onu da kandırmış.
Sözler verilmiş tutulmamış.
Vaatler verilmiş yapılmamış.
Adam resmen kullanılmış, kandırılmış...
Ve sonunda o da gitti...
Şimdi ne yapacağız?
Bu sorunun cevabını da yarın vermeye çalışalım...
24 Eylül 2017 Pazar
Eskişehirspor da mı yeniliyor "Endüstriyel Futbol"a!?
Endüstriyel futbol...
Çocukluğumuzda, gençliğimizde aşk ile bağlandığımız takımları bir rant aracı haline getiren emperyalist canavar...
Mesela ben; Eskişehirspor'a büyük bir aşk ve tutkuyla bağlıyım. 1972 yılında başlayan bu aşk benim "İlk aşkım" Yenmek ya da yenilmek değildi bizim için Eskişehirsporlu olmak. Hiç bir zaman "Nasıl yendik ama" demedim. Galibiyetler, Kupalar, Şampiyonluklar Beni Eskişehirspor Sevdalısı olmak kadar mutlu etmedi hiç bir zaman.... *** Tamamen yürek işi. Eskişehirspor'u sevmek bizim için bir "sevda meselesi" "Çok sevdik be abi" tadında bir mesele bu... Yeri geldi özlemiyle yandık tutuştuk, çürümüş beton tribün basamaklarını gözyaşlarımızla süsledik, Yeri geldi, vuslatıyla sevindik, coştuk, safer türküleri söyledik kol kola girerek. Bırakın bir başkasını, kendimizin bile anlamlandıramadığımız bir garip aşk hikayesi... Biz yazdık bu öyküyü. Deplasmanlarda, Atatürk Stadı'nda... Ve yaşadığımız her yerde, satır satır, hece hece, bir aşk öyküsü yazdık bizler... *** Bedensiz bir sevgili gibiydi. Makus talihimizin rengi siyah, yüreğimizdeki aşkın rengi kırmızı... Her siyahın yanına bir kırmızı, Her kırmızının yanına bir siyah koyduk... Pantolonumuz siyah ise, gömleğimiz mutlaka kırmızı olmalıydı. Yakışsa da yakışmasa da başımızda Siyah Kırmızı örme şapkalar vazgeçilmezdi. Takım elbise giydiysek ceket siyah, gömlek kırmızı olur. En kötü ihtimal kravatımız siyah kırmızı olur. Yani anlayacağınız bizim için hayat SİYAH ile KIRMIZI'dan ibaret olmuş. Böylesine bir aşk! **** Yıllar çok hızlı geçti. Endüstriyel futbol ağır ağır üzerimize çöktü bir kara bulut gibi. Nice insanın aşk ile tutku ile bağlandığı bir çok futbol kulübü yok olup, gitti bu futbol emperyalistlerinin "para kazanma" sevdasının karşısında. Kocaelispor Adanademirspor Altay Ankaragücü Sakaryaspor Samsunspor Mersinidmanyurdu ve daha niceleri... *** En alt liglere düşmesine rağmen direnenler vardı. Bunlardan biri de Eskişehirspor. Şanlı tarihi ile yaşayan bir efsane olan Eskişehirspor... Yıllar süren kötü yönetimlerin beceriksizliği ile borç batağına saplanan ve bugün tam bir çıkmaz sokağın girdabında bulunan Eskişehirspor... Sürekli puan silme cezaları ile karşı karşıya kalan ve denize düşüp yılana sarılma kıvamına getirilen Eskişehirspor. Bu bataktan kurtulmanın bir çaresi de isim hakkının satılması. Şu ana kadar bir çok kulüp isim hakkını satarak yaşam savaşı veriyor. Bir şirket Eskişehirspor'a da isim hakkı için oldukça önemli bir para teklif etmiş durumda. Bu teklifin yapılması bile içimize büyük bir yangın yeri açıyor. Bu teklifin yapılması bile kızgınlığımızı, öfkemizi zirveye çıkartıyor... *** Çaresizlik kadar kötü bir durum yok. Sinan Özeçoğlu başkanımızın ve yönetimin alacağı kararı beklemekten başka çaremiz yok. Eskişehirspor da diğer bir çok takım gibi bu duruma düşürüldü. Futbol emperyalistleri böyle istiyorlar. İşin asıl kötü tarafı da varlığımızla var ettiğimiz bu futbol emperyalistleri kadar güçlü değiliz artık. Direnemiyoruz. Ne Passolig saçmalığına direnebildik ne de sevdamız, aşkımız dediğimiz takımlarımızın birer kumar aracı haline getirilmesine direnebildik. Tam tersi destek olduk. Passolig almayanımız kalmadı nerdeyse. Futbol takımlarının birer kumar aracı olarak kullanan iddaa ve bahis oyunlarını oynamayanımız kalmadı! *** Hepimiz suçluyuz! Aşkımız, Biricik sevdamız Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadık. Tribünleri doldurduk tıka basa ancak kongre salonlarında hiç olmadık. Beceriksiz yöneticileri alkışladık. Şimdi bu noktalara geldik. Kime kızmaya hakkımız var!? Büyük aşkımızın adının yanına bir şirket adı yazılmasına nasıl direneceğiz? Tribünleri doldurduğumuz kadar kongre salonlarını dolduramadığımız sürece hiç bir şeye hakkımız yok! Henüz her şey bitmiş değil. Bugün bir sezon için adımızın yanına bir şirket adı gelebilir, bunu da sineye çekebiliriz. Ancak Sinan Özeçoğlu yönetiminden üyelikler üzerindeki kotanın kaldırılması talebimizi ısrarla vurgulamalıyız ve hızla kulübümüze üye olmalıyız. Sevdamızı yeniden pavyoncu tayfanın eline bırakmamak için, Sevdamızı sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmemiz için mutlaka ÜYE OLMALIYIZ!
Çocukluğumuzda, gençliğimizde aşk ile bağlandığımız takımları bir rant aracı haline getiren emperyalist canavar...
Mesela ben; Eskişehirspor'a büyük bir aşk ve tutkuyla bağlıyım. 1972 yılında başlayan bu aşk benim "İlk aşkım" Yenmek ya da yenilmek değildi bizim için Eskişehirsporlu olmak. Hiç bir zaman "Nasıl yendik ama" demedim. Galibiyetler, Kupalar, Şampiyonluklar Beni Eskişehirspor Sevdalısı olmak kadar mutlu etmedi hiç bir zaman.... *** Tamamen yürek işi. Eskişehirspor'u sevmek bizim için bir "sevda meselesi" "Çok sevdik be abi" tadında bir mesele bu... Yeri geldi özlemiyle yandık tutuştuk, çürümüş beton tribün basamaklarını gözyaşlarımızla süsledik, Yeri geldi, vuslatıyla sevindik, coştuk, safer türküleri söyledik kol kola girerek. Bırakın bir başkasını, kendimizin bile anlamlandıramadığımız bir garip aşk hikayesi... Biz yazdık bu öyküyü. Deplasmanlarda, Atatürk Stadı'nda... Ve yaşadığımız her yerde, satır satır, hece hece, bir aşk öyküsü yazdık bizler... *** Bedensiz bir sevgili gibiydi. Makus talihimizin rengi siyah, yüreğimizdeki aşkın rengi kırmızı... Her siyahın yanına bir kırmızı, Her kırmızının yanına bir siyah koyduk... Pantolonumuz siyah ise, gömleğimiz mutlaka kırmızı olmalıydı. Yakışsa da yakışmasa da başımızda Siyah Kırmızı örme şapkalar vazgeçilmezdi. Takım elbise giydiysek ceket siyah, gömlek kırmızı olur. En kötü ihtimal kravatımız siyah kırmızı olur. Yani anlayacağınız bizim için hayat SİYAH ile KIRMIZI'dan ibaret olmuş. Böylesine bir aşk! **** Yıllar çok hızlı geçti. Endüstriyel futbol ağır ağır üzerimize çöktü bir kara bulut gibi. Nice insanın aşk ile tutku ile bağlandığı bir çok futbol kulübü yok olup, gitti bu futbol emperyalistlerinin "para kazanma" sevdasının karşısında. Kocaelispor Adanademirspor Altay Ankaragücü Sakaryaspor Samsunspor Mersinidmanyurdu ve daha niceleri... *** En alt liglere düşmesine rağmen direnenler vardı. Bunlardan biri de Eskişehirspor. Şanlı tarihi ile yaşayan bir efsane olan Eskişehirspor... Yıllar süren kötü yönetimlerin beceriksizliği ile borç batağına saplanan ve bugün tam bir çıkmaz sokağın girdabında bulunan Eskişehirspor... Sürekli puan silme cezaları ile karşı karşıya kalan ve denize düşüp yılana sarılma kıvamına getirilen Eskişehirspor. Bu bataktan kurtulmanın bir çaresi de isim hakkının satılması. Şu ana kadar bir çok kulüp isim hakkını satarak yaşam savaşı veriyor. Bir şirket Eskişehirspor'a da isim hakkı için oldukça önemli bir para teklif etmiş durumda. Bu teklifin yapılması bile içimize büyük bir yangın yeri açıyor. Bu teklifin yapılması bile kızgınlığımızı, öfkemizi zirveye çıkartıyor... *** Çaresizlik kadar kötü bir durum yok. Sinan Özeçoğlu başkanımızın ve yönetimin alacağı kararı beklemekten başka çaremiz yok. Eskişehirspor da diğer bir çok takım gibi bu duruma düşürüldü. Futbol emperyalistleri böyle istiyorlar. İşin asıl kötü tarafı da varlığımızla var ettiğimiz bu futbol emperyalistleri kadar güçlü değiliz artık. Direnemiyoruz. Ne Passolig saçmalığına direnebildik ne de sevdamız, aşkımız dediğimiz takımlarımızın birer kumar aracı haline getirilmesine direnebildik. Tam tersi destek olduk. Passolig almayanımız kalmadı nerdeyse. Futbol takımlarının birer kumar aracı olarak kullanan iddaa ve bahis oyunlarını oynamayanımız kalmadı! *** Hepimiz suçluyuz! Aşkımız, Biricik sevdamız Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadık. Tribünleri doldurduk tıka basa ancak kongre salonlarında hiç olmadık. Beceriksiz yöneticileri alkışladık. Şimdi bu noktalara geldik. Kime kızmaya hakkımız var!? Büyük aşkımızın adının yanına bir şirket adı yazılmasına nasıl direneceğiz? Tribünleri doldurduğumuz kadar kongre salonlarını dolduramadığımız sürece hiç bir şeye hakkımız yok! Henüz her şey bitmiş değil. Bugün bir sezon için adımızın yanına bir şirket adı gelebilir, bunu da sineye çekebiliriz. Ancak Sinan Özeçoğlu yönetiminden üyelikler üzerindeki kotanın kaldırılması talebimizi ısrarla vurgulamalıyız ve hızla kulübümüze üye olmalıyız. Sevdamızı yeniden pavyoncu tayfanın eline bırakmamak için, Sevdamızı sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmemiz için mutlaka ÜYE OLMALIYIZ!
9 Ocak 2015 Cuma
Eskişehirspor'a "Önce Samimiyet" yönetimi...
Dünkü yazımızda belirttiğimiz 3 başkan adayı sayısı dün itibariyle 4'e yükseldi.
Şu an iktidarda bulunan Mesut Hoşcan dışında diğer tüm adaylar oldukça iddialı.
Ancak Eskişehirspor camiası artık iddia beklemiyor.
Samimiyet bekliyoruz...
Eskişehirspor'u Eskişehirspor sevdalıları yönetsin diyor ve bu sevdada samimi olanları bir samimiyet sınavına davet ediyoruz.
Buyrun meydan burada sayın adaylar...
Eğer maksadınız, Eskişehirspor'da iktidarı ele geçirip kişisel egolarınızı tatmin etmek değil de Eskişehirspor'un menfaatleri ise, çağrımızı duyun ve bu samimiyet sınavına katılın.
***
Bu "Önce Samimiyet" yönetimi nasıl oluşturulacak?
Elbette şu an meydana çıkıp "Ben adayım" diyen ve halen kulübün başında bulunan kişilerin mutabakatı ile sağlanacak bu samimiyet yönetimi.
"Önce Samimiyet" yönetimini gerçekleştirebilirsek Eskişehirspor tarihinin en güçlü yönetimine sahip olacaktır.
Bu yönetim kadrosuna mutlaka ve mutlaka ETİ ve SARAR gibi Eskişehir kentinin marka isimleri de katılmalıdır.
Lider kim olacak?
Rahmetli Abdullah Gegiç hocamız ile yaptığım son görüşmede uzun uzun dertleştik.
Son olarak kendisine o malum soruyu sordum:
- Hocam ne olacak bu ESES'in durumu?
Hocamız hiç soluk almadan yapıştırdı cevabı:
- Bak evlat, Eskişehirspor'un yeniden eski efsane günlere dönebilmesi için tek eksiği vardır, Aziz Bolel gibi bir lider... Eskişehir halkını o günlerde olduğu gibi büyük bir heyecan ile takıma sahip çıkacak bir noktaya getirecek bir lidere ihtiyacımız var...
Ne kadar da doğru bir tespit idi.
Allah gani gani rahmet eylesin hocamıza...
***
Hocamızın da belirttiği gibi Eskişehirspor camiası bir başkan değil bir lider arıyor.
Koca kenti hop oturtup, hop kaldıracak bir lider.
Bugün adaylık yarışına girenlere ve tüm kentimize liderlik edecek kişi kim olabilir?
Örneğin bir İsmail Arca neden olmasın?
Bir Amigo Orhan neden olmasın?
Bir Fethi Heper neden olmasın?
Bu isimlerden biri ya da bir başka "lider başkan" adayı ve mevcut başkan adaylarının bir araya gelerek oluşturacakları bir "Önce Samimiyet" yönetimi Eskişehirspor'un tek kurtuluş reçetesi olacaktır.
Böyle bir yönetim ile Eskişehirspor Türk Futbolu'ndaki yarım kalmış devrim hareketini tamamlayacak ve yeniden Anadolu Yıldızı olacaktır.
Bunu başaramazsak, aynı kişiler etrafındaki bu kısır döngü sürüp gidecek ve Eskişehirspor sevdalıları bu kısır döngü içinde küçük başarılara sevinen bir taraftar kitlesi olarak kalacaktır.
***
Pek çoğumuza hayal bile edilemeyecek derede gelebilir bu yazdıklarımız.
Ancak hakikat budur?
Bir zamanlar hayal bile edemediğimiz birçok olayın nasıl gerçeğe dönüştüğünü unutmayalım...
Ve biz hayal edemezsek, hiçbir güzellik gerçeğe dönüşmez bunu da unutmayalım.
"Önce Samimiyet" yönetiminin bir başka özelliği de bünyesinde bir "Taraftar Kurulu" oluşturulmasıdır.
Tıpkı Disiplin Kurulu gibi...
Tıpkı "Denetleme Kurulu" gibi
Bir de "Taraftar Kurulu" oluşturulmalıdır.
En az 5 üyeden oluşan bir kurul...
Bu kurulun tüm üyeleri halen tribünlerde maçları izleyen, deplasmanlara koşturan, deplasman otobüsünde yarım ekmeği ikiye bölüp arkadaşıyla paylaşan Eskişehirspor sevdalılarından oluşmalıdır.
Bu önerimi yıllardır yapıyorum...
Eskişehirspor'un en önemli unsuru taraftar ise, kulüp üyeliğine kota koymak yerine bu taraftarın yönetimde söz sahibi olması mutlak surette sağlanmalıdır. Taraftarın beklediği gerçek şeffaflık ancak bu sayede çözülebilir...
***
Eskişehirspor sevdalıları artık ne denize düşmeli ne de yılana sarılmalıdır.
Hepimiz mantık çerçevesinde düşünelim ve bu "Önce Samimiyet" yönetiminin kurulması için çabalayalım.
Adayları buna zorlayalım.
Bugün danyanın neresinde olursanız olun Eskişehirspor denilince akla ilk olarak ESES sevdalıları geliyorsa bu sevdaya kota konulmasına değil, bu sevdanın birebir kulüp yönetimi üzerinde söz sahibi olması şartına destek olalım.
Bu süreçte hiçbir adaya destek vermeyelim, "Lider Başkan" liderliğinde kurulacak olan "Önce Samimiyet" yönetimi için zorlamalarda bulunalım.
Şu an iktidarda bulunan Mesut Hoşcan dışında diğer tüm adaylar oldukça iddialı.
Ancak Eskişehirspor camiası artık iddia beklemiyor.
Samimiyet bekliyoruz...
Eskişehirspor'u Eskişehirspor sevdalıları yönetsin diyor ve bu sevdada samimi olanları bir samimiyet sınavına davet ediyoruz.
Buyrun meydan burada sayın adaylar...
Eğer maksadınız, Eskişehirspor'da iktidarı ele geçirip kişisel egolarınızı tatmin etmek değil de Eskişehirspor'un menfaatleri ise, çağrımızı duyun ve bu samimiyet sınavına katılın.
***
Bu "Önce Samimiyet" yönetimi nasıl oluşturulacak?
Elbette şu an meydana çıkıp "Ben adayım" diyen ve halen kulübün başında bulunan kişilerin mutabakatı ile sağlanacak bu samimiyet yönetimi.
"Önce Samimiyet" yönetimini gerçekleştirebilirsek Eskişehirspor tarihinin en güçlü yönetimine sahip olacaktır.
Bu yönetim kadrosuna mutlaka ve mutlaka ETİ ve SARAR gibi Eskişehir kentinin marka isimleri de katılmalıdır.
Lider kim olacak?
Rahmetli Abdullah Gegiç hocamız ile yaptığım son görüşmede uzun uzun dertleştik.
Son olarak kendisine o malum soruyu sordum:
- Hocam ne olacak bu ESES'in durumu?
Hocamız hiç soluk almadan yapıştırdı cevabı:
- Bak evlat, Eskişehirspor'un yeniden eski efsane günlere dönebilmesi için tek eksiği vardır, Aziz Bolel gibi bir lider... Eskişehir halkını o günlerde olduğu gibi büyük bir heyecan ile takıma sahip çıkacak bir noktaya getirecek bir lidere ihtiyacımız var...
Ne kadar da doğru bir tespit idi.
Allah gani gani rahmet eylesin hocamıza...
***
Hocamızın da belirttiği gibi Eskişehirspor camiası bir başkan değil bir lider arıyor.
Koca kenti hop oturtup, hop kaldıracak bir lider.
Bugün adaylık yarışına girenlere ve tüm kentimize liderlik edecek kişi kim olabilir?
Örneğin bir İsmail Arca neden olmasın?
Bir Amigo Orhan neden olmasın?
Bir Fethi Heper neden olmasın?
Bu isimlerden biri ya da bir başka "lider başkan" adayı ve mevcut başkan adaylarının bir araya gelerek oluşturacakları bir "Önce Samimiyet" yönetimi Eskişehirspor'un tek kurtuluş reçetesi olacaktır.
Böyle bir yönetim ile Eskişehirspor Türk Futbolu'ndaki yarım kalmış devrim hareketini tamamlayacak ve yeniden Anadolu Yıldızı olacaktır.
Bunu başaramazsak, aynı kişiler etrafındaki bu kısır döngü sürüp gidecek ve Eskişehirspor sevdalıları bu kısır döngü içinde küçük başarılara sevinen bir taraftar kitlesi olarak kalacaktır.
***
Pek çoğumuza hayal bile edilemeyecek derede gelebilir bu yazdıklarımız.
Ancak hakikat budur?
Bir zamanlar hayal bile edemediğimiz birçok olayın nasıl gerçeğe dönüştüğünü unutmayalım...
Ve biz hayal edemezsek, hiçbir güzellik gerçeğe dönüşmez bunu da unutmayalım.
"Önce Samimiyet" yönetiminin bir başka özelliği de bünyesinde bir "Taraftar Kurulu" oluşturulmasıdır.
Tıpkı Disiplin Kurulu gibi...
Tıpkı "Denetleme Kurulu" gibi
Bir de "Taraftar Kurulu" oluşturulmalıdır.
En az 5 üyeden oluşan bir kurul...
Bu kurulun tüm üyeleri halen tribünlerde maçları izleyen, deplasmanlara koşturan, deplasman otobüsünde yarım ekmeği ikiye bölüp arkadaşıyla paylaşan Eskişehirspor sevdalılarından oluşmalıdır.
Bu önerimi yıllardır yapıyorum...
Eskişehirspor'un en önemli unsuru taraftar ise, kulüp üyeliğine kota koymak yerine bu taraftarın yönetimde söz sahibi olması mutlak surette sağlanmalıdır. Taraftarın beklediği gerçek şeffaflık ancak bu sayede çözülebilir...
***
Eskişehirspor sevdalıları artık ne denize düşmeli ne de yılana sarılmalıdır.
Hepimiz mantık çerçevesinde düşünelim ve bu "Önce Samimiyet" yönetiminin kurulması için çabalayalım.
Adayları buna zorlayalım.
Bugün danyanın neresinde olursanız olun Eskişehirspor denilince akla ilk olarak ESES sevdalıları geliyorsa bu sevdaya kota konulmasına değil, bu sevdanın birebir kulüp yönetimi üzerinde söz sahibi olması şartına destek olalım.
Bu süreçte hiçbir adaya destek vermeyelim, "Lider Başkan" liderliğinde kurulacak olan "Önce Samimiyet" yönetimi için zorlamalarda bulunalım.
29 Nisan 2014 Salı
Bütün ülke uyurken, Eskişehir ayaktaydı...
Eskişehir...
Adını duyduğum anda,
Bütün gönül tellerimin en damardan nağmeleri çaldığı şehir...
Eskişehir...
Türkiye'nin en tutkulu futbol şehri...
Eskişehir...
Renklere,
Arma'ya,
Ve şanlı bir maziye sevdalı şehir...
Bu gece uyumadı Eskişehir...
Bütün Türkiye uyurken, türlü rüyalara dalmışken,
Eskişehir uyumuyordu...
***
Eskişehir böyledir.
Mevzu bahis Eskişehirspor olunca,
En tatlı rüyalar bile suikasta uğrar,
İntihar mektupları yazar...
Uyku haram olur,
Gece ile gündüz birbirine eşit olur...
Haftalar sonra oynanacak maçın heyecanı,
Gözlerdeki uykunun katili olur...
Eskişehir uyumaz...
***
Yıllar sonra ilk kez böylesi bir heyecan yaşıyor bu şehir...
Aslında bu heyecan bir kupa heyecanı değil,
Eski günlere dönmenin heyecanı...
"Nerede kalmıştık " demenin heyecanı...
Gaspedilen şampiyonluklarımızın,
Çalınan kupalarımızın öcünü alma zamanının heyecanı...
Eskiyehirspor'u yeniden tahtına oturtmanın heyecanı...
Necdet Yıldırım'a
Aziz Bolel'e,
Sinan Alağaç'a,
Ediz Bahtiyoroğlu'na
Ve daha nicelerine armağanların en güzelini göndermenin heyecanı...
Cennete bir kupa yollamanın heyecanı...
Eskişehir uyumuyor,
Eskişehir uyumaz...
***
Yüreklerimize düşen bu heyecana sevdalıyız biz...
Takım tutanlar anlayamaz bizi...
Bizi anlamak için,
Sevdalanmak lazım bedensiz bir ruha...
Siyahı, kırmızısız,
Kırmızıyı, siyahsız hayal bile edememek lazım...
Yenince ağlamak,
Yenilince gülmek lazım...
Bizi anlamak için,
Bir acayip hal almak lazım...
***
Eskişehir uyumadı bu gece...
Sizler tatlı rüyalara dalmışken,
Eskişehir'de binlerce yürek yangını, gecenin ayazında bile sönmüyordu...
Eskişehir'de yürekler kabardı...
Eskişehir'de küllenen ateşler yeniden alevlendi...
Kara bulutların arasından Kızıl şimşekler çakıyor gönül dünyamızda...
Kıyametler kopuyor,
Zelzeleler oluyor,
Fırtınalar kopuyor...
Eskişehir uyumuyor,
Eskişehir uyumaz...
***
Yine yıllar öncesinde olduğu gibi,
Atatürk Stadı'nın önünde çadırlar kuruldu yeniden...
Battaniyeler paylaşıldı....
Simitler bölündü,
Çaylar ısıttı üşüyen bedenlerimizi...
Şarkılar söylendi,
Besteler yapıldı gecenin ıssız ve sessiz karanlıklarında...
Eskişehir uyumadı bu gece,
Aklı ve fikri evde bırakıp, yüreklerinin sesini dinlediler...
Eskişehir'in ayazının, yürek yangınıyla dindirdiler...
***
Eskişehir'de seferberlik var...
Sizin medyanız yazamaz, çizemez, gösteremez...
Eskişehir uyumazken,
Sizin medya her daim uykuda...
Anneler çocuklarına yolluk hazırlıyor...
Babalar harçlıklara kupa zammı yapıyor...
Evlatlar aldıkları en kutsal miras olan ESES sevgisini,
Yeniden tahtına oturtmak için uyumuyor...
Eskişehir uyumuyor,
Türkiye uyuyor...
Uyumaya devam ey kahpe medya...
Biz siz bizi göresiniz diye değil;
Sevdamız için uyumadık...
Etiketler:
Atatürk Stadı,
EsEs,
Eskişehir,
Eskişehirspor,
futbol,
kupa,
sevda
17 Ağustos 2013 Cumartesi
Eskişehirspor'u şöyle böyle sevmedik biz?
Şöyle ki;
Deyip anlatmaya başlasak uymaz...
Böyle iken böyle desek yine anlatılmaz
Şöyle böyle sevmedik biz;
Bir garip sevdik,
Bir garip Eskişehirspor sevdalılarıyız...
Anlatmak istesek anlatamayız;
Anlamaya çalışsanız anlayamazsınız...
***
Eskişehirspor sevdası yüreklerimize düştüğü anda
Hiç kimsenin yaşayamayacağı şampiyonluk sevincini yaşadık...
Şimdi bütün şampiyonluklar gazoz kapağı gibi...
Kupalar 5 litrelik Salat yağı tenekesi gibi...
Anlamsız ve boş...
Eskişehirsporlu sevdalısı olabilmenin sevincini,
Hiç bir şampiyonluk yaşatamaz bizlere...
Biz şöyle böyle sevmedik Eskişehirspor'u arkadaş...
***
Deplasmanı öğrettik futbol taraftarına
Her deplasmana koştuk,
Yağmurunda ıslandık,
Çamuruna battık...
Güneşte kavrulup
İtfaiye çağırdık...
Yenildik üzülmedik,
Yendik sevinmedik...
Kümeleri düşerken birer birer,
Biz şampiyonluğumuzu kutladık
Sizin anlayamayacağınız, bizim anlatamayacağımız şampiyonluğumuzu...
***
Yüreklerimize taht kurduk,
En sevgiliyi oturttuk
Bazen Kızıl saçlı kara gözlü bir sevgili yaptık,
Bazen bedensiz bir ruha sevdalandık
Önce SİYAH dedik bahtımızı anlattık
Sonra sevdamızı KIRMIZI ile yaşadık...
Kara bir sevdaya düştük...
Bütün renkleri bir çuvala doldurup Dolmabahçe'den denize attık...
Yüreğimizde sadece SİYAH ve KIRMIZI ile türlü hayallere daldık...
Gün geldi yenerek ağladık
Gün geldi yenilerek sevindik...
Siz bizi hiç anlamadınız...
Ziyanı yok anlamayın nasılsa kıyamet kopmadı siz anlamadınız diye...
Deyip anlatmaya başlasak uymaz...
Böyle iken böyle desek yine anlatılmaz
Şöyle böyle sevmedik biz;
Bir garip sevdik,
Bir garip Eskişehirspor sevdalılarıyız...
Anlatmak istesek anlatamayız;
Anlamaya çalışsanız anlayamazsınız...
***
Eskişehirspor sevdası yüreklerimize düştüğü anda
Hiç kimsenin yaşayamayacağı şampiyonluk sevincini yaşadık...
Şimdi bütün şampiyonluklar gazoz kapağı gibi...
Kupalar 5 litrelik Salat yağı tenekesi gibi...
Anlamsız ve boş...
Eskişehirsporlu sevdalısı olabilmenin sevincini,
Hiç bir şampiyonluk yaşatamaz bizlere...
Biz şöyle böyle sevmedik Eskişehirspor'u arkadaş...
***
Deplasmanı öğrettik futbol taraftarına
Her deplasmana koştuk,
Yağmurunda ıslandık,
Çamuruna battık...
Güneşte kavrulup
İtfaiye çağırdık...
Yenildik üzülmedik,
Yendik sevinmedik...
Kümeleri düşerken birer birer,
Biz şampiyonluğumuzu kutladık
Sizin anlayamayacağınız, bizim anlatamayacağımız şampiyonluğumuzu...
***
Yüreklerimize taht kurduk,
En sevgiliyi oturttuk
Bazen Kızıl saçlı kara gözlü bir sevgili yaptık,
Bazen bedensiz bir ruha sevdalandık
Önce SİYAH dedik bahtımızı anlattık
Sonra sevdamızı KIRMIZI ile yaşadık...
Kara bir sevdaya düştük...
Bütün renkleri bir çuvala doldurup Dolmabahçe'den denize attık...
Yüreğimizde sadece SİYAH ve KIRMIZI ile türlü hayallere daldık...
Gün geldi yenerek ağladık
Gün geldi yenilerek sevindik...
Siz bizi hiç anlamadınız...
Ziyanı yok anlamayın nasılsa kıyamet kopmadı siz anlamadınız diye...
1 Mart 2013 Cuma
Tribünde yine yoktular; Çocukların tertemiz yüreklerindeydiler...
Ülkemizdeki spor medyasını anlamak mümkün değil efendim!
Spor camiasını da anlamak mümkün değil!
Sporda şiddetin önlenmesi için olmadık işler yaparlar;
Fakat sporda örnek teşkil edecek davranışları görmezden gelirler...
Birileri tribünlere meşale sokmuşlar...
Günlerdir televizyon ekranlarında,
Gazete sütunlarında bu konu tartışılıyor...
Bir maçta, ufacık bir sürtüşme olsa taraftarlar arasında,
Sanki kıyamet kopmuş gibi günlerce yazılır, çizilir, tartışılır...
Sonuç!?
Sonuç hep aynı, değişen bir şey yok!
Aynı tas aynı hamam!
***
Sporda şiddetin önlenmesi için akla ziyan işlere imza atanlar
Ne yazık ki, tüm spor camiasına örnek teşkil edecek davranışları,
Etkinlikleri görmezden gelirler...
Bir çok tribün gurubu, taraftar gurupları,
Sosyal sorumluluk bilinci çerçevesinde hepimizin takdirini kazanan etkinliklere imza atıyor...
Fakat onların umurunda bile değil...
Onlar pusuya yatmış bekliyorlar...
"Şu taraftarlar bir dövüşseler, biraz küfür etseler, yasak maddelerle tribüne girseler de;
biz de günlerce bunları yazıp çizsek" diye...
***
Kasımpaşa tribünlerinin en güçlü guruplarından biri olan Arma Altı Tayfa'yı bilirsiniz...
Burada kendilerinin etkinliklerine elimizden geldiğince yer vermeye çalışıyoruz.
Sezon başında kulübü satın alanların Arma değişikliği sebebiyle başlattıkları boykot eylemini halen sürdürüyorlar...
Sezon sonuna kadar da bu boykot sürecek gibi...
Sosyal medyada demokratik haklarını kullanarak dertlerini anlatmaya çalıştılar;
Olmadı,,,
Seslerini duyan olmadı...
Onlara; "tribünlere girin olay çıkartın, ancak öyle medya sesinizi duyar" telkinleri yapıldı...
Onlar kendilerine yakışanı yaptılar ve sadece sosyal medyada yazarak Arma'ya sahiplendiler...
***
Arma Altı Tayfa gurubu tribünde yok...
Zaman zaman Arma Altı meydanında portatif tribün kurup,
Hep birlikte izlediler televizyondan maçlarını...
Arma sevdasının sadece tribünde yaşanmayacağını hepimize öğrettiler...
Dağılmadılar...
Daha da bütünleştiler...
Kasımpaşa taraftarının sosyal sorumluluk bilincini başlattıkları "Kardeş Okul" projesi ile tüm futbol camiasına ezberlettiler...
Kardeş camia Eskişehirspor sevdalısı olan öğretmenlerin görev yaptığı köy okullarına defalarca yardım paketleri yolladılar...
Ağrı'da bir köy okulunun bir sınıfının tadilatına katkıda bulundular...
Son olarak da Ardahan'da idiler...
***
Evet onlar tribünde yoktular...
Bir köy okulunda,
Minik yavruların yüreklerindeydi onlar...
Ülkemizin bir ucunda...
Ardahan'ın Gölbelen Köyü İlkokulu'ndaki minik yüreklerdeydi onlar...
Belki yolladıkları malzemeler son derece mütevaziydiler...
Fakat işin içinde sevda olunca,
Emek olunca o paketlerin her bir zerresinde...
Maddi değer görülmüyor bile...
***
Arma Altı Tayfa...
Bir kere daha gözlerimizi yaşarttınız...
Bir kere daha içimizi titrettiniz...
Bir kere daha ARMA SEVDASI'nın ne kadar değerli olduğunu bizlere anımsattınız...
Kasımpaşa sizleri unutmayacak...
Sağolun çocuklar...
Sizler varoldukça, içimizdeki umut ışığı hep yanacak!
Spor camiasını da anlamak mümkün değil!
Sporda şiddetin önlenmesi için olmadık işler yaparlar;
Fakat sporda örnek teşkil edecek davranışları görmezden gelirler...
Birileri tribünlere meşale sokmuşlar...
Günlerdir televizyon ekranlarında,
Gazete sütunlarında bu konu tartışılıyor...
Bir maçta, ufacık bir sürtüşme olsa taraftarlar arasında,
Sanki kıyamet kopmuş gibi günlerce yazılır, çizilir, tartışılır...
Sonuç!?
Sonuç hep aynı, değişen bir şey yok!
Aynı tas aynı hamam!
***
Sporda şiddetin önlenmesi için akla ziyan işlere imza atanlar
Ne yazık ki, tüm spor camiasına örnek teşkil edecek davranışları,
Etkinlikleri görmezden gelirler...
Bir çok tribün gurubu, taraftar gurupları,
Sosyal sorumluluk bilinci çerçevesinde hepimizin takdirini kazanan etkinliklere imza atıyor...
Fakat onların umurunda bile değil...
Onlar pusuya yatmış bekliyorlar...
"Şu taraftarlar bir dövüşseler, biraz küfür etseler, yasak maddelerle tribüne girseler de;
biz de günlerce bunları yazıp çizsek" diye...
***
Kasımpaşa tribünlerinin en güçlü guruplarından biri olan Arma Altı Tayfa'yı bilirsiniz...
Burada kendilerinin etkinliklerine elimizden geldiğince yer vermeye çalışıyoruz.
Sezon başında kulübü satın alanların Arma değişikliği sebebiyle başlattıkları boykot eylemini halen sürdürüyorlar...
Sezon sonuna kadar da bu boykot sürecek gibi...
Sosyal medyada demokratik haklarını kullanarak dertlerini anlatmaya çalıştılar;
Olmadı,,,
Seslerini duyan olmadı...
Onlara; "tribünlere girin olay çıkartın, ancak öyle medya sesinizi duyar" telkinleri yapıldı...
Onlar kendilerine yakışanı yaptılar ve sadece sosyal medyada yazarak Arma'ya sahiplendiler...
***
Arma Altı Tayfa gurubu tribünde yok...
Zaman zaman Arma Altı meydanında portatif tribün kurup,
Hep birlikte izlediler televizyondan maçlarını...
Arma sevdasının sadece tribünde yaşanmayacağını hepimize öğrettiler...
Dağılmadılar...
Daha da bütünleştiler...
Kasımpaşa taraftarının sosyal sorumluluk bilincini başlattıkları "Kardeş Okul" projesi ile tüm futbol camiasına ezberlettiler...
Kardeş camia Eskişehirspor sevdalısı olan öğretmenlerin görev yaptığı köy okullarına defalarca yardım paketleri yolladılar...
Ağrı'da bir köy okulunun bir sınıfının tadilatına katkıda bulundular...
Son olarak da Ardahan'da idiler...
***
Evet onlar tribünde yoktular...
Bir köy okulunda,
Minik yavruların yüreklerindeydi onlar...
Ülkemizin bir ucunda...
Ardahan'ın Gölbelen Köyü İlkokulu'ndaki minik yüreklerdeydi onlar...
Belki yolladıkları malzemeler son derece mütevaziydiler...
Fakat işin içinde sevda olunca,
Emek olunca o paketlerin her bir zerresinde...
Maddi değer görülmüyor bile...
***
Arma Altı Tayfa...
Bir kere daha gözlerimizi yaşarttınız...
Bir kere daha içimizi titrettiniz...
Bir kere daha ARMA SEVDASI'nın ne kadar değerli olduğunu bizlere anımsattınız...
Kasımpaşa sizleri unutmayacak...
Sağolun çocuklar...
Sizler varoldukça, içimizdeki umut ışığı hep yanacak!
21 Ekim 2012 Pazar
Eylem yoksa ARMA da yok!
AKP'nin son kongresinde ortaya yeni bir slogan çıktı:
BÜYÜK GÜÇ...
Nedir bu BÜYÜK GÜÇ!?.
En başta %50'dir bu büyük güç...
Sonra Arap Ülkeleri ile birlikte 2001 ve 2002 yıllarında aynı anda ABD ve İngiltere desteğiyle kurulan Türkiye'deki adı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) olan Arap ülkelerindeki adı Adalet ve Kalkınma Hareketi olan örgüttür büyük güç...
Yandaş medyadır...
Yeni dönemin zengin zümresidir...
***
Bu büyük güçlerden birisi de Bugün Kasımpaşa Spor Kulübü Futbol takımının başındadır.
Başta medyadaki büyük güç Turgay Ciner ve ekonomik büyük güçlerden cemaatçi İhsan Kalkavan olmak üzere zengin zümreden oluşmuş bir büyük güç...
AKP desteğiyle Kasımpaşa Futbol Takımı'nı satın aldılar ve istedikleri gibi at oynatmaya devam ediyorlar...
Bu büyük güç için hiç bir manevi değer yoktur...
ARMA sevgisi nedir bilmezler...
Takım sevgisi nedir bilmezler...
Renklere duyulan aşk nedir bilmezler...
"Tek güç paradır" derler ve o an akıllarından ne geçerse onu yaparlar...
Bunlar Suudi Arabistan gibi ABD'ye teslim olmuş ülkelerdeki altın tuvalete sıçan zengin zümrelerle aynıdırlar...
Biz burada Filistin'de yahudi esareti altında yaşayan din kardeşimiz için 5'er lira toplayıp yardım yapma telaşında iken BÜYÜK GÜÇ sahibi zengin Araplar Filistin üzerinden tatil için uçarken uçaklarındaki altın tuvaletlerine işemekle meşguldürler. Aşağıda Yahudi'nin kuşatması altında kalan Filistinli çocuk onların zerre kadar umurunda olmaz....
***
Şu an Kasımpaşa Futbol Takımı'nın başındakiler de aynı bu düşünceler içindeler...
"Ötesi berisi ARMA ne olacak, neden bu kadar gürültü yapıyorsunuz" diyerek bu zengin zümreye destek olanlarda var tabii...
Onlar o ARMA'nın içinde nelerin saklandığını bilmezler...
O ARMA'nın Mecnun'un Leyla'sına duyduğu aşk ile sevildiğini bilmez onlar...
Onlar sadece BÜYÜK GÜÇ'ü sevmekle meşguldürler...
Bu noktada Hz Peygamber'in şu sözleri geliyor aklıma:
"İnsanların namaz ve abdestleri sizi kandırmasın, insanların nasıl bir kişiliğe sahip olduklarını anlamak için onların para ile olan ilişkilerine bakınız!"
Şimdi ARMA düşmanlarının para ile olan ilişkilerine bir bakın bakalım...
***
BÜYÜK GÜÇ sahileri için AKP kongresindeki BÜYÜK GÜÇ sloganı bir işaret gibiydi adeta...
Artık BÜYÜK GÜÇ'ün zamanı geldi.
Büyük Güç ile zayıfları ezin ezebildiğiniz kadar...
Çıkın tepelerine tepinin ha tepinin...
Bu gün Kasımpaşa Futsol takımının başında bulunan Büyük Güç sahipleri bunu net bir şekilde ortaya koydular...
Yeni logoyu benimsetebilmek için biz ARMA sevdalılarının hayal bile kuramayacakları kadar çok paralar harcayarak reklam yaptılar...
1 Milyon civarında yeni logolu promosyon ürünü yaptırıp dağıttılar ve dağıtmaya devam edecekler...
Maksatları ellerindeki Büyük Güç sayesinde beyinleri yıkamak ARMA'yı yüreklerden silip beyinlere LOGOyu yerleştirmek...
***
ARMA Sevdalılarının elindeki tek güç ise, sevdaları...
Sevda...
Hani bir türkü de denir ya:
Sevmek Tanrı'nın adı demek...
Evet aynen öyledir...
Sevmek Allah'ın adıdır...
Sevda, Aşk Allah'ın en sevdiği duygulardır...
Ve şunu da herkes bilmeli ki;
Bize göre,
Yani gerçekten iman edenlere göre,
TEK BÜYÜK GÜÇ ALLAH'tır..
Biz sevdamızla Allah'a sığındık...
O en BÜYÜK GÜÇ'tür...
Kendilerini büyük güç olarak gören firavunları, Ebu Cehil'leri helak ettiği gibi,
Sevdaya kafa tutan Büyük Güç sahiplerini de helak etmeye muktedir olan en BÜYÜK GÜÇ her zaman mazlumun yanındadır..
***
Zaman geçtikçe ARMA düşmanlarının galibiyet süreci işliyor...
Eylem yapılmadıkça LOGO'yu benimseyenlerin sayısı artıyor...
ARMA sevdalılarının başında bulunanlar sessiz kaldıkça zaman ARMA'nın aleyhinde işliyor...
Gazanfer Bilge'nin kemikleri sızlıyor...
Bu ARMA'yı 91 yıldır yaşatanların kemikleri sızlıyor...
Gözlerinden yaşlar akıyor ARMA sevdalılarının...
Halen susacakmıyız...
Halen suskunları mı oynayacağız...
Geçen zaman içinde şunu net bir şekilde anladık....
EYLEM YOKSA ARMA DA YOK!
BÜYÜK GÜÇ...
Nedir bu BÜYÜK GÜÇ!?.
En başta %50'dir bu büyük güç...
Sonra Arap Ülkeleri ile birlikte 2001 ve 2002 yıllarında aynı anda ABD ve İngiltere desteğiyle kurulan Türkiye'deki adı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) olan Arap ülkelerindeki adı Adalet ve Kalkınma Hareketi olan örgüttür büyük güç...
Yandaş medyadır...
Yeni dönemin zengin zümresidir...
***
Bu büyük güçlerden birisi de Bugün Kasımpaşa Spor Kulübü Futbol takımının başındadır.
Başta medyadaki büyük güç Turgay Ciner ve ekonomik büyük güçlerden cemaatçi İhsan Kalkavan olmak üzere zengin zümreden oluşmuş bir büyük güç...
AKP desteğiyle Kasımpaşa Futbol Takımı'nı satın aldılar ve istedikleri gibi at oynatmaya devam ediyorlar...
Bu büyük güç için hiç bir manevi değer yoktur...
ARMA sevgisi nedir bilmezler...
Takım sevgisi nedir bilmezler...
Renklere duyulan aşk nedir bilmezler...
"Tek güç paradır" derler ve o an akıllarından ne geçerse onu yaparlar...
Bunlar Suudi Arabistan gibi ABD'ye teslim olmuş ülkelerdeki altın tuvalete sıçan zengin zümrelerle aynıdırlar...
Biz burada Filistin'de yahudi esareti altında yaşayan din kardeşimiz için 5'er lira toplayıp yardım yapma telaşında iken BÜYÜK GÜÇ sahibi zengin Araplar Filistin üzerinden tatil için uçarken uçaklarındaki altın tuvaletlerine işemekle meşguldürler. Aşağıda Yahudi'nin kuşatması altında kalan Filistinli çocuk onların zerre kadar umurunda olmaz....
***
Şu an Kasımpaşa Futbol Takımı'nın başındakiler de aynı bu düşünceler içindeler...
"Ötesi berisi ARMA ne olacak, neden bu kadar gürültü yapıyorsunuz" diyerek bu zengin zümreye destek olanlarda var tabii...
Onlar o ARMA'nın içinde nelerin saklandığını bilmezler...
O ARMA'nın Mecnun'un Leyla'sına duyduğu aşk ile sevildiğini bilmez onlar...
Onlar sadece BÜYÜK GÜÇ'ü sevmekle meşguldürler...
Bu noktada Hz Peygamber'in şu sözleri geliyor aklıma:
"İnsanların namaz ve abdestleri sizi kandırmasın, insanların nasıl bir kişiliğe sahip olduklarını anlamak için onların para ile olan ilişkilerine bakınız!"
Şimdi ARMA düşmanlarının para ile olan ilişkilerine bir bakın bakalım...
***
BÜYÜK GÜÇ sahileri için AKP kongresindeki BÜYÜK GÜÇ sloganı bir işaret gibiydi adeta...
Artık BÜYÜK GÜÇ'ün zamanı geldi.
Büyük Güç ile zayıfları ezin ezebildiğiniz kadar...
Çıkın tepelerine tepinin ha tepinin...
Bu gün Kasımpaşa Futsol takımının başında bulunan Büyük Güç sahipleri bunu net bir şekilde ortaya koydular...
Yeni logoyu benimsetebilmek için biz ARMA sevdalılarının hayal bile kuramayacakları kadar çok paralar harcayarak reklam yaptılar...
1 Milyon civarında yeni logolu promosyon ürünü yaptırıp dağıttılar ve dağıtmaya devam edecekler...
Maksatları ellerindeki Büyük Güç sayesinde beyinleri yıkamak ARMA'yı yüreklerden silip beyinlere LOGOyu yerleştirmek...
***
ARMA Sevdalılarının elindeki tek güç ise, sevdaları...
Sevda...
Hani bir türkü de denir ya:
Sevmek Tanrı'nın adı demek...
Evet aynen öyledir...
Sevmek Allah'ın adıdır...
Sevda, Aşk Allah'ın en sevdiği duygulardır...
Ve şunu da herkes bilmeli ki;
Bize göre,
Yani gerçekten iman edenlere göre,
TEK BÜYÜK GÜÇ ALLAH'tır..
Biz sevdamızla Allah'a sığındık...
O en BÜYÜK GÜÇ'tür...
Kendilerini büyük güç olarak gören firavunları, Ebu Cehil'leri helak ettiği gibi,
Sevdaya kafa tutan Büyük Güç sahiplerini de helak etmeye muktedir olan en BÜYÜK GÜÇ her zaman mazlumun yanındadır..
***
Zaman geçtikçe ARMA düşmanlarının galibiyet süreci işliyor...
Eylem yapılmadıkça LOGO'yu benimseyenlerin sayısı artıyor...
ARMA sevdalılarının başında bulunanlar sessiz kaldıkça zaman ARMA'nın aleyhinde işliyor...
Gazanfer Bilge'nin kemikleri sızlıyor...
Bu ARMA'yı 91 yıldır yaşatanların kemikleri sızlıyor...
Gözlerinden yaşlar akıyor ARMA sevdalılarının...
Halen susacakmıyız...
Halen suskunları mı oynayacağız...
Geçen zaman içinde şunu net bir şekilde anladık....
EYLEM YOKSA ARMA DA YOK!
4 Ekim 2012 Perşembe
Kasımpaşalı bedava bilet değil, ARMA'sını istiyor...
www.semtaski.com adlı sitenin facebook sayfasında Kasımpaşa Spor Kulübü Derneği Asbaşkanı Murat Dilme'nin twitter üzerinden yaptığı açıklamayı tüm Kasımpaşalılar okudular. Verilen habere göre Murat Dilme futbol takımında uygulanan logo değişikliği konusunda bizler gibi düşünüyor. ARMA'nın yeni logo ile değiştirilemeyeceğini belirtiyor açıklamasında. Bu sözler ARMA sevdalısı Kasımpaşa taraftarını az da olsa umutlandırdı. Ancak ben bu tür açıklamaların daha somut bir şekilde yapılmadığı sürece bir umut vesilesi olamayacağını düşünüyorum.
***
Sayın Murat Dilme bir gurup taraftarın bedava bilet verilmediği için yönetim aleyhinde tezahüratlarda bulunduğunu ve yönetimi istifaya davet ettiklerini belirtiyor. Bundan dolayı da haklı olarak serzenişte bulunuyor Murat Dilme. Eğer durum gerçekten öyleyse haklıdır. Ancak Murat Dilme'nin şu gerçeği de görmesi gerekmektedir. Şu an ARMA'nın kaldırılmasını protesto eden önemli bir kitle vardır. Yeni yönetim adına yapılan açıklamada "BJK bizim için AŞK, Kasımpaşa ise İŞ'tir" şeklinde sözler sarfedenleri protesto ederek maçlara girmeyen büyük bir gurup vardır. Bu insanlar bedava bilet verilmemesini değil ARMA'nın o şanlı formadan ÇALINMASINI protesto etmektedirler. Süper Lig'de rakibimiz olan bir takımı aşk ile seven Kasımpaşa'yı da para kazanacakları bir şirket olarak gören zihniyeti protesto etmektedirler. Acaba Murat Dilme zengin zümrenin bu sözleri hakkında ne düşünmektedir? Bir Kasımpaşalı olarak bu zengin zümrenin Kasımpaşa taraftarlarını bu denli küçük düşürmesi hiç mi zoruna gitmemiştir!?
***
Murat Dilme twitter üzerinden yaptığı açıklamaların bir bölümünde, "Taraftar ARMA konusunda haklıdır. Ben de sonuna kadar onlarla beraberim, ancak buradan yazamayacağım şeyler var" derken acaba neyi kastetmektedir!? Dünyanın hiçbir yerinde neredeyse bir asırlık bir takımın ARMA'sı bir oldu bittiyle değiştirilemez. Bu oldu bitti konusunda Murat Dilme'nin yazamayacağı, konuşamayacağı şeyler nelerdir!? Kasımpaşa ARMA'sı kimlere neden rahatsız etmiştir!? "Yönetim İstifa" şeklinde slogan atan taraftarı eleştirirken ARMA için gözyaşı döken, sevdalı olduğu takımın maçlarına gitmeme kararı alan gerçek taraftarın ne zaman yanında olacaklar!?
***
"Söz uçar yazı kalır"
Atalarımızın bu sözü tamda bu konu için söylenmiş gibi duruyor karşımızda. Murat Dilme'nin açıklamaları hepimizi umutlandırmıştır. Ancak bu açıklamaların sözde kalmaması gerekmektedir. Taraftarın MÜŞTERİ kulüplerin ise, ŞİRKET haline gelmeye başladığı bu günlerde gerçek ARMA sevdalılarının sesine kulak verilmeli. Murat Dilme bu açıklamalarından sonra taraftarın sözcüsü olmalı ve yönetim içinde bir cephe açmalıdır.
***
Artık eylem zamanı gelmiştir!
Murat Dilme'nin bu açıklamaları bana artık eylem zamanının geldiği sinyalini vermektedir. ARMA sevdalıları demokratik haklarını kullanarak demokrasi kuralları çerçevesinde eylemlerine başlamalıdırlar. Eylem olmadığı sürece ARMA konusu sürüncemede kalacaktır. Tribünlere girmeyerek protesto yapan gerçek ARMA sevdalıları artık bu eylemlerini daha çok ses getirecek bir hale getirmelidirler. Neler yapılabileceği konusunda bir toplantı yapılmalı ve bir an önce eylem planı hazırlanmalıdır. Yapılacak böyle bir toplantıya bizzat katılarak görüşlerimi belirtmek ve destek olmak isterim. Gerçek ARMA sevdalıları yeterince sabretmiş ve sağduyusunu göstermiştir. Bu noktadan sonra sesimiz daha gür çıkmalı ve birilerini rahatsız etmelidir.
***
Sayın Murat Dilme bir gurup taraftarın bedava bilet verilmediği için yönetim aleyhinde tezahüratlarda bulunduğunu ve yönetimi istifaya davet ettiklerini belirtiyor. Bundan dolayı da haklı olarak serzenişte bulunuyor Murat Dilme. Eğer durum gerçekten öyleyse haklıdır. Ancak Murat Dilme'nin şu gerçeği de görmesi gerekmektedir. Şu an ARMA'nın kaldırılmasını protesto eden önemli bir kitle vardır. Yeni yönetim adına yapılan açıklamada "BJK bizim için AŞK, Kasımpaşa ise İŞ'tir" şeklinde sözler sarfedenleri protesto ederek maçlara girmeyen büyük bir gurup vardır. Bu insanlar bedava bilet verilmemesini değil ARMA'nın o şanlı formadan ÇALINMASINI protesto etmektedirler. Süper Lig'de rakibimiz olan bir takımı aşk ile seven Kasımpaşa'yı da para kazanacakları bir şirket olarak gören zihniyeti protesto etmektedirler. Acaba Murat Dilme zengin zümrenin bu sözleri hakkında ne düşünmektedir? Bir Kasımpaşalı olarak bu zengin zümrenin Kasımpaşa taraftarlarını bu denli küçük düşürmesi hiç mi zoruna gitmemiştir!?
***
Murat Dilme twitter üzerinden yaptığı açıklamaların bir bölümünde, "Taraftar ARMA konusunda haklıdır. Ben de sonuna kadar onlarla beraberim, ancak buradan yazamayacağım şeyler var" derken acaba neyi kastetmektedir!? Dünyanın hiçbir yerinde neredeyse bir asırlık bir takımın ARMA'sı bir oldu bittiyle değiştirilemez. Bu oldu bitti konusunda Murat Dilme'nin yazamayacağı, konuşamayacağı şeyler nelerdir!? Kasımpaşa ARMA'sı kimlere neden rahatsız etmiştir!? "Yönetim İstifa" şeklinde slogan atan taraftarı eleştirirken ARMA için gözyaşı döken, sevdalı olduğu takımın maçlarına gitmeme kararı alan gerçek taraftarın ne zaman yanında olacaklar!?
***
"Söz uçar yazı kalır"
Atalarımızın bu sözü tamda bu konu için söylenmiş gibi duruyor karşımızda. Murat Dilme'nin açıklamaları hepimizi umutlandırmıştır. Ancak bu açıklamaların sözde kalmaması gerekmektedir. Taraftarın MÜŞTERİ kulüplerin ise, ŞİRKET haline gelmeye başladığı bu günlerde gerçek ARMA sevdalılarının sesine kulak verilmeli. Murat Dilme bu açıklamalarından sonra taraftarın sözcüsü olmalı ve yönetim içinde bir cephe açmalıdır.
***
Artık eylem zamanı gelmiştir!
Murat Dilme'nin bu açıklamaları bana artık eylem zamanının geldiği sinyalini vermektedir. ARMA sevdalıları demokratik haklarını kullanarak demokrasi kuralları çerçevesinde eylemlerine başlamalıdırlar. Eylem olmadığı sürece ARMA konusu sürüncemede kalacaktır. Tribünlere girmeyerek protesto yapan gerçek ARMA sevdalıları artık bu eylemlerini daha çok ses getirecek bir hale getirmelidirler. Neler yapılabileceği konusunda bir toplantı yapılmalı ve bir an önce eylem planı hazırlanmalıdır. Yapılacak böyle bir toplantıya bizzat katılarak görüşlerimi belirtmek ve destek olmak isterim. Gerçek ARMA sevdalıları yeterince sabretmiş ve sağduyusunu göstermiştir. Bu noktadan sonra sesimiz daha gür çıkmalı ve birilerini rahatsız etmelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











