Önceleri zaten gariplikler ülkesiydik...
AKP iktidarı ile birlikte tam bir saçmalıklar ülkesi olduk...
Toplum olarak çok unutkan olduk...
12 Eylül Cuntası'nın en büyük hedefi olan halkı şuursuzlaştırma ve uyutma politikası AKP ile zirveye çıktı...
Halk "din olgusu" ile uyutuluyor...
Tamamen tepkisiz bir toplum olduk...
Yer yerinden oynasa umurumuzda değil...
Yeter ki, başbakan arada bir "Ya Allahhh Bismillah" desin...
Bu her şeye bedeldir...
Tüm haksızlıkları, zulmü örter...
Gerisi umurumuzda değil...
***
Şehit haberlerini şehitlerin sayısı 10'u geçmiyorsa umursamıyoruz...
Gazeteler küçük not gibi veriyor, 3-5 Memed'in şehid olduğunu...
10'u geçmezse kimse manşetlere taşımıyor...
Manşete çıkmıyorsa halk da umursamıyor...
Halk umursamadığı sürece de 12 Eylül Cuntası'nın senaryosu noktasına virgülüne dokunulmadan oynanıyor...
***
Çok çabuk unutur olduk dedik ya...
İşte bu hızlı unutma tekniğimizle başardığımız bir unutma vakası da Afyonkarahisar vakasıdır...
Unutturuyorlar aslında bize...
Bazıları ise, unutturmuyor...
Mesela hükümetin dişi tetikçilerinden Nagehan Alçı Uludere olaylarının unutulmaması için haftalarca tv ekranlarında arz-ı endam edip Uludere'de yanlışlıkla öldürülen kaçakçıların hakkını aradı...
Peki AKP'nin bu tetikçisi ya da bir başka tetikçisi Afyonkarahisar'da faili meçhul olarak hayatlarını yitiren Mehmetçiklerin hakkını kim aradı!?
Hiç kimse...
Vatandaş yine uyutuldu...
Olayın nasıl olduğu bile anlaşılamadı...
Halbuki Uludere olayı en ince ayrıntısına kadar halkın gözü önüne serildi...
***
Artık öyle bir hale geldik ki, bu ülkede öleceksen de Kürt olarak öleceksin gibi bir algı oluşmaya başladı...
Ölen Türk ise, salla gitsin...
Ama bir Kürt öldüyse kaçakçı bile olsa,
Suçlu bile olsa ülke ayağa kalkar...
Yer yerinden oynar...
Burada Kürt düşmanlığı yapmıyorum, bir vakıayı ortaya koyuyorum...
1000 yıldır bu topraklarda kardeşçe yaşamış olan Türk ve Kürt milletleri arasında bir husumet oluşturmak gibi bir gayretimiz de yok...
Sadece yaşananları anlatıyoruz...
Bu ülkede biz teröristleri öldürenlerin yargılandığna şahit oluyoruz...
Mehmetçik'i şehit edenlerin ise, ellerini kollarını sallaya sallaya yeni Mehmetçikler şehit etmek için ortalıkta cirit attıklarını biliyoruz...
***
Uludere olayları için herkes ayağa kalktı...
Başbakan'ın eşi bile oraya kadar gidip yerinde ağlama sahnesini sergiledi...
Gazeteciler, yazarlar çizerler...
Siyasetçiler...
Bakanlar...
Aydınlar(!)...
Herkes ayağa kalktı...
Hükümet çıkıp özür diledi...
Özür dilemek de yetmedi, kaçakçılık yaparak suç işleyenlere 130 bin lira civarında tazminat ödediler...
***
Peki Afyonkarahisar'da ne oldu!?
Unuttun mu ey halkım...
Afyonkarahisar'da sebebi henüz açıklanamayan bir patlama oldu...
Bu patlamanın neticesinde 25 vatan evladı şehit oldu...
Her ne kadar AKP hükümetinin yönettiği devletimiz onları şehit olarak kabul etmese de bizim nazarımızda şehittir onlar...
Halkın şehididir onlar...
25 Vatan evladı faili meçhule kurban gitti...
Diğer şehitlerimiz gibi...
Hepsi faili meçhul...
***
Devlet bu şehitlerimiz için ne yaptı!?
Her şehit için 3 bin lira tazminat verdi...
O vatan evlatlarının analarının ellerine 3'er bin lira tutuşturup,
"Hadi zırlamayı kesin alın şu üç bin lirayı tepe tepe harcayın" denildi...
Yazıklar olsun...
Kaçakçılar için gözyaşı döken ey Emine Erdoğan hazretleri,
Senin gözlerinden şehitler için yaş akmaz mı!?
Sen evladını bur raporla kurtardın, hiç değilse bu vatan için evlatlarını kınalayarak şehadete uğurlayan anaların acılarını paylaş ey Emine Erdoğan... Üzerindeki milyarlık kıyafetlerle kaçakçılar için döktüğün gözyaşlarından da mı utanmıyorsunuz...
3 Bin lira ulan üç bin lira!!!
Afyonkarahisar'da ölümü gönderdiğiniz bir evlat için biçtiğiniz değer üç bin lira....
Belki bu üç bin lira Emine Erdoğan'ın başındaki örtüye bile yetmez...
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
***
Kaçakçıya 130 bin lira...
Kaçakçıya göz yaşı...
Kaçakçıya ağıtlar..
Mehmetçik'e üç bin lira...
Bırakın gözyaşını bir özür bile dilenmedi...
***
Allah zalime karşı her zaman mazlumun yanındadır...
Şehit analarının gözyaşları bir gün milyarlık elbiselerle kaçakçılar için gözyaşı dökenleri, Mehmetçik için kılı bile kıpırdamayanları gün gelecek boğacak... O göz yaşları Nuh Tufanı'nda olduğu gibi tüm zalimleri yutacak...
afyonkarahisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
afyonkarahisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ekim 2012 Perşembe
22 Eylül 2012 Cumartesi
Afyonkarahisar ve Bingöl'ün üzerine örtülen örtü: BALYOZ
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde en güzel uygulanan sistem "Örtü Sistemi" oldu. Ülkede yaşanan her türlü olumsuzluğun üzerini örtmek için kıyıda köşede bekletilen bir örtümüz mutlaka var. Eskiden devletin örtülü bir tek kavramı vardı. Arada bir duyardık. "Örtülü Ödenek" diye bir şey varmış. Babaşbakanın emrine verilirmiş ve buradan başbakan kimseye hesap verme gereği duymadan devlet işleri için istediği harcamayı yaparmış. Bugün AKP ile birlikte "Örtülü Siyaset" kavramı da beyinlerimizdeki yerini almış durumda.
***
Bundan önceki örnekleri defalarca yazdık, anlattık.
Anlayan anladı anlamayan zaten anlamak istemediği için anlamadı...
Görmek istemeyen göz kadar kör bir göz olamaz...
Görme engelli vatandaşımız, gözleriyle görmese de başka uzuvları ile hissedebiliyor.
Elleriyle, ayaklarıyla...
Görmeye çalışıyor ve görebiliyor...
Gözleri her daim karanlıkta kalsa da o bazı gerçekleri bilebiliyor...
Fakat görmek istemeyen körler gözleri açık olduğu halde bile göremeyebiliyorlar...
Biz ne kadar yazarsak yazalım,
Ne kadar anlatırsak anlatalım,
Anlamak istemiyorsa vatandaş anlamıyor...
***
Son olarak Afyonkarahisar'da büyük bir facia yaşadık.
Aynı facia 1 yıl kadar önce Kıbrıs Rum Kesiminde yaşandı. Rum Kesimi'nde meydana gelen olayın nedeni belli. Aşırı sıcaklardan dolayı yaşanan bir patlama. Olayda 12 Rum askeri ölüyor. Bu olayın sorumluluğunu taşıyan Genelkurmay başkanı ve bakanlar istifa ediyorlar.
Afyonkarahisar'da yaşanan felaketin henüz sebebi belli değil...
İstifa eden de yok...
Sorumlusu belli değil...
Vatandaş umursamıyor...
Gazeteciler, aydınlar (!) suskun...
Uludere'de yanlışlıkla vurulan kaçakçılara tazminat ödeyen hükümet, olayın Allah'ın takdiri olduğunu söylemekle yetiniyor. Üstelik bu tür olaylar dünyanın her yerinde olabilecek olaylar olarak görüyor ve boş veriyor...
***
Sonra Bingöl'de bir şeyler olmaya başlıyor...
Terör örgütü eylemleri Bingöl'de sürdürüyor...
Onlarca şehidimiz var...
25 saat uykusuz görev yapan polislerimiz, yine uyumadan bir başka görev yerine bırakın zırhlı aracı neredeyse hurdaya çıkmış araçlarla nakledilirlerken hainler saldırıyor...
İzin dönüşü birliklerine katılmaz üzere sivil olarak memleketlerinden gelen Mehmetçiklerimiz toplama merkezinde mülteci gibi balık istifi bekletiliyor...
Bir sandalye bulup oturabilen oracıkta uyuyabiliyorsa uyuyor...
Sonra savunmasız bir şekilde, silahsız olarak otobüslere doldurulup görev yerlerine götürülüyorlar...
Ve sonuç aynı...
Pusuda bekleyen hainler saldırıyorlar...
Onlarca asker ve polisimiz şehit oluyor iki olayda...
***
Sadece bu iki olay, medeni bir ülkede yaşansa hükümetin istifa etmesi için yeterli olurdu...
O makamlarda oturan insanlar, böylesine büyük sorumsuzlukların yaşandığı bu iki olayın vicdan azabıyla istifalarını basarlardı...
Ama bizde öyle olmuyor...
Henüz bu üç olayın sebepleri, sorumluları bile tespit edilemedi...
Bingöl'de askeri konvoya yapılan saldırıda şehitlerimizin kimlikleri bile açıklanmadan defin işlemleri apar topar yapıldı.
Gözlerimiz sürekli televizyon ekranlarında idi...
Uludere'de yanlışlıkla öldürülen kaçakçıların haklarını aramak için feryadı figan eden demokrasi şövalyelerini aradık. Ortalığı birbirine katan Nagehan Alçı Mehmetçikler için de bağırır çağırır dedik, bekledik ama nafile...
Hırant Dink öldürüldüğünde "Hepimiz Ermeniyiz" diye meydanları dolduran onbinlerce demokrat aydını aradık meydanlarda ama nafile...
***
Hiç kimsenin kılı bile kıpırdamadı...
Hırant Dink'in cenazesinde slogan atanlar "demokrasi şövalyesi" oldu...
Şehit cenazesinde slogan atanlar, "halkı kin ve nefrete teşvik eden" terörist oldular...
Halk sindirilmiş, susturulmuş vaziyette...
Hiç kimse bu olayların failleri ve sorumluları hakkında konuşmuyor...
***
Bu olayların hemen ardından "minik" bir benzin indirimi geldi...
AKP yandaşları bunu bir bayram sevinci gibi her yerde konuşmaya başladı...
Ertesi gün "minik" bir indirim daha...
"Bakın gördünüz mü benzinde indirim oldu. Ekonomi çok iyi gidiyor" safsataları köşe bucak her yerde anlatılmaya başlandı...
Ve asıl bomba dün patladı...
Balyoz davası kararları açıklandı...
Devasa bir örtü Balyoz davası kararlarının açıklanması....
Afyonkarahisar'dan Bingöl'e kadar uzanan büyüklükte bir örtü...
Her şeyin üstü örtüldü bir anda...
Şimdi bütün demokrasi şövalyeleri ekranlarda boy gösterecekler...
Sütunlarında AKP'nin ne kadar demokrat olduğundan dem vuracaklar...
"Yaşasın demokrasi"
***
Evet demokrasi yaşasın, üç beş tane Mehmet ölsün!..
Kıyamet mi kopar yani!..
Afyonkarahisar'da ne olduysa oldu size ne!?
Bingöl'de ne olduysa oldu size ne!?
Siz bulgurunuza makarnanıza bakın...
Benzinde de 10 kuruş indirim yapıldı, Allah'tan belanızı mı istiyorsunuz!?
Darbe yapma teşebbüsünde bulunanları da hapse attık, daha ne istiyorsunuz!?
***
"Ya Allah, Bismillah!" "Durmak yok yola devam!"
***
Bundan önceki örnekleri defalarca yazdık, anlattık.
Anlayan anladı anlamayan zaten anlamak istemediği için anlamadı...
Görmek istemeyen göz kadar kör bir göz olamaz...
Görme engelli vatandaşımız, gözleriyle görmese de başka uzuvları ile hissedebiliyor.
Elleriyle, ayaklarıyla...
Görmeye çalışıyor ve görebiliyor...
Gözleri her daim karanlıkta kalsa da o bazı gerçekleri bilebiliyor...
Fakat görmek istemeyen körler gözleri açık olduğu halde bile göremeyebiliyorlar...
Biz ne kadar yazarsak yazalım,
Ne kadar anlatırsak anlatalım,
Anlamak istemiyorsa vatandaş anlamıyor...
***
Son olarak Afyonkarahisar'da büyük bir facia yaşadık.
Aynı facia 1 yıl kadar önce Kıbrıs Rum Kesiminde yaşandı. Rum Kesimi'nde meydana gelen olayın nedeni belli. Aşırı sıcaklardan dolayı yaşanan bir patlama. Olayda 12 Rum askeri ölüyor. Bu olayın sorumluluğunu taşıyan Genelkurmay başkanı ve bakanlar istifa ediyorlar.
Afyonkarahisar'da yaşanan felaketin henüz sebebi belli değil...
İstifa eden de yok...
Sorumlusu belli değil...
Vatandaş umursamıyor...
Gazeteciler, aydınlar (!) suskun...
Uludere'de yanlışlıkla vurulan kaçakçılara tazminat ödeyen hükümet, olayın Allah'ın takdiri olduğunu söylemekle yetiniyor. Üstelik bu tür olaylar dünyanın her yerinde olabilecek olaylar olarak görüyor ve boş veriyor...
***
Sonra Bingöl'de bir şeyler olmaya başlıyor...
Terör örgütü eylemleri Bingöl'de sürdürüyor...
Onlarca şehidimiz var...
25 saat uykusuz görev yapan polislerimiz, yine uyumadan bir başka görev yerine bırakın zırhlı aracı neredeyse hurdaya çıkmış araçlarla nakledilirlerken hainler saldırıyor...
İzin dönüşü birliklerine katılmaz üzere sivil olarak memleketlerinden gelen Mehmetçiklerimiz toplama merkezinde mülteci gibi balık istifi bekletiliyor...
Bir sandalye bulup oturabilen oracıkta uyuyabiliyorsa uyuyor...
Sonra savunmasız bir şekilde, silahsız olarak otobüslere doldurulup görev yerlerine götürülüyorlar...
Ve sonuç aynı...
Pusuda bekleyen hainler saldırıyorlar...
Onlarca asker ve polisimiz şehit oluyor iki olayda...
***
Sadece bu iki olay, medeni bir ülkede yaşansa hükümetin istifa etmesi için yeterli olurdu...
O makamlarda oturan insanlar, böylesine büyük sorumsuzlukların yaşandığı bu iki olayın vicdan azabıyla istifalarını basarlardı...
Ama bizde öyle olmuyor...
Henüz bu üç olayın sebepleri, sorumluları bile tespit edilemedi...
Bingöl'de askeri konvoya yapılan saldırıda şehitlerimizin kimlikleri bile açıklanmadan defin işlemleri apar topar yapıldı.
Gözlerimiz sürekli televizyon ekranlarında idi...
Uludere'de yanlışlıkla öldürülen kaçakçıların haklarını aramak için feryadı figan eden demokrasi şövalyelerini aradık. Ortalığı birbirine katan Nagehan Alçı Mehmetçikler için de bağırır çağırır dedik, bekledik ama nafile...
Hırant Dink öldürüldüğünde "Hepimiz Ermeniyiz" diye meydanları dolduran onbinlerce demokrat aydını aradık meydanlarda ama nafile...
***
Hiç kimsenin kılı bile kıpırdamadı...
Hırant Dink'in cenazesinde slogan atanlar "demokrasi şövalyesi" oldu...
Şehit cenazesinde slogan atanlar, "halkı kin ve nefrete teşvik eden" terörist oldular...
Halk sindirilmiş, susturulmuş vaziyette...
Hiç kimse bu olayların failleri ve sorumluları hakkında konuşmuyor...
***
Bu olayların hemen ardından "minik" bir benzin indirimi geldi...
AKP yandaşları bunu bir bayram sevinci gibi her yerde konuşmaya başladı...
Ertesi gün "minik" bir indirim daha...
"Bakın gördünüz mü benzinde indirim oldu. Ekonomi çok iyi gidiyor" safsataları köşe bucak her yerde anlatılmaya başlandı...
Ve asıl bomba dün patladı...
Balyoz davası kararları açıklandı...
Devasa bir örtü Balyoz davası kararlarının açıklanması....
Afyonkarahisar'dan Bingöl'e kadar uzanan büyüklükte bir örtü...
Her şeyin üstü örtüldü bir anda...
Şimdi bütün demokrasi şövalyeleri ekranlarda boy gösterecekler...
Sütunlarında AKP'nin ne kadar demokrat olduğundan dem vuracaklar...
"Yaşasın demokrasi"
***
Evet demokrasi yaşasın, üç beş tane Mehmet ölsün!..
Kıyamet mi kopar yani!..
Afyonkarahisar'da ne olduysa oldu size ne!?
Bingöl'de ne olduysa oldu size ne!?
Siz bulgurunuza makarnanıza bakın...
Benzinde de 10 kuruş indirim yapıldı, Allah'tan belanızı mı istiyorsunuz!?
Darbe yapma teşebbüsünde bulunanları da hapse attık, daha ne istiyorsunuz!?
***
"Ya Allah, Bismillah!" "Durmak yok yola devam!"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
