1965'ten bu yana, yani Türk futboluna Eskişehirspor'un adı yazıldığından bu yana nice aşk hikayeleri yazıldı Anadolu Yıldızı sevdasına dair.
Anlatmakla bitmez.
Yazmakla tükenmez.
Yaşamak gerekliydi, yaşadık.
Nice Siyah Kırmızı aşk hikayesini yüreklerimizin en ücra köşelerinde doya doya yaşadık....
***
Eskişehirspor çok zor günler geçiriyor.
Türk futbolunun içine düştüğü bataklık ve beceriksiz yöneticilerin basiretsiz ve sorumsuzca icraatları sonucunda adını dünya futboluna yazdıran Eskişehirspor bugün bu bataklıktan kurtulmanın mücadelesini veriyor.
Yok olan bir çok kent takımı gibi al takke ver külah kolaylığına kaçmadan.
Adını, namını, şanını, şöhretini ve şanlı mazisini bir kenara bırakıp farklı bir isimle yaşama kolaylığına kaçmadan.
Şanlı armasıyla, sevdayı anlatan renkleriyle ve elbette dillere destan mazisiyle varolma mücadelesi veren Eskişehirspor ve Eskişehirspor'a gönül veren taraftarları varolma mücadelesini kurtuluş mücadelesine dönüştürürken bir çok kampanyalar düzenlediler.
***
Ayakkabı boyacılığı yapan çocuk ilk boyadığı ayakkabı parasını getirip verdi.
Kimisi okul harçlığını verdi.
Kimisi bir kaç hafta sigara içmedi ve biriken parayı kulübe verdi.
Kimisi hatıra bilet aldı, kimisi bardak, kimisi hatıra forma alarak varoluş mücadelesine destek oldu.
Şimdi yeni bir kampanya başlattı Eskişehirspor yönetimi.
KURTULUŞ KURULUŞTA sloganıyla tüm Eskişehirliler'den 1965 TL ile KURTULUŞ mücadelesine destek olmalarını istediler.
Eskişehirspor sevdalıları hemen harekete geçtiler tabii ki bu çağrı karşısında.
***
Her taraftar bir kerede 1965 TL veremeyebilirdi.
Bu sebeple 10-20 kişilik gruplar halinde birleşip 1965 TL toplamaya başladılar.
Bazı atanmış ve seçilmişlerimiz harekete geçtiler, kampanya katıldılar.
Esnafımız, tüccarımız ve iş insanlarımız yavaş yavaş bu kurtuluş destanında yerlerini almaya başladı.
Başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği olarak biz de kurucumuz ve Divan Kurulu Üyemiz merhum Dr. Ateş Ülker ağabeyimizin aziz hatırası adına 1965 TL kampanyasına katılmaya karar verdik ve üyelerimizin destekleriyle bu miktarı toplamaya başladık.
***
Ve bir sabah telefonuma bir mesaj geldi.
Tüylerimi diken diken yapan, gözlerimdeki yaşları damla damla düşüren, yüreğimi sızlatan bir mesaj.
Mesaj İstanbul'da üniversite öğrenimini sürdüren bir öğrenci kardeşimden geliyor.
Şuraya yazarken bile hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içimden:
- Başkanım ben bir aylık bursumu 1965 TL kampanyasına vermek istiyorum.
- !?
- Ama 1965 TL yok
- !?
- Ayın 9'unda tamamlayabilirim üstünü
Kelimelerin ilmek ilmek boğaza düğümlendiği an.
***
Gözyaşlarıma hakim olamadım.
Bir süre cevap yazamadım bu ESES yürekli kardeşime.
Sonra uzun uzun anlattım.
- Hepsini gönderme iki gözüm. Sen de öğrencisin. Ama o güzel gönlünden kopmuş, Seni zorlamayacak kadarını yolla. Senin yüreğin kadar temiz o para kurtuluşumuza vesile olur inşaallah.
Diyebildim.
- Ama başkanım küme düşecekmişiz.
Dedi.
Bir daha bir daha bir daha ağladım.
Bir daha ağlamazsam namerdim dedim bir daha ağladım.
***
Dedik ya,
FUTBOLDA AŞK VARSA ADI ESKİŞEHİRSPOR'dur!
Kim bir futbol takımını bu kadar güzel sevebilir ki!?
Kim yahu kim Eskişehirspor için böylesi bir fedakarlığı göze alabilir!?
Kim Eskişehirspor için bu öğrenci kardeşim kadar duyarlı olabilir!?
Kim Eskişehirspor için bu öğrenci kardeşim kadar destek olmaya taliptir!?
Evet bu yazımızı buraya kadar okuyup ''BEN VARIM'' diye haykıracak kaç kişi var acaba şu koskoca Eskişehir'de.
Böylesi muhteşem bir aşk hikayesine yeni hikayeler ekletecek ve bu hikayelerin sonunda Eskişehirspor'un KURTULUŞ DESTANI'nda yer almaya gönüllü kaç kişi var memleketimde!?
***
Eskişehirspor yönetimi kampanyayı başlatırken 10 bin kişiden ses bekliyoruz demişti.
Böylesi aşk öyküleriyle sevilen Eskişehirspor eminim 10 binlerin haykırışlarıyla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR olarak yeniden doğacak bu sinsi kuşatmalardan kurtulacaktır.
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Mart 2020 Cumartesi
17 Ağustos 2019 Cumartesi
Ardabaran'ın Gözyaşıdır Eskişehirspor'u Yaşatan Güç...
Türk futbol tarihinde yaşayan bir efsanenin destanı yazıldı 1965'ten bu yana...
Kalemi AŞK, kağıdı yürek, mürekkebi gözyaşı olan bir destandır bu...
Merhum Aziz Bolel ve arkadaşlarının Eskişehir halkının muazzam desteği ile başlattığı ''Futbol'da Anadolu Devrimi'' hareketi kısa zamanda tüm Anadolu halkının desteğini aldı ve Eskişehirspor ANADOLU YILDIZI madalyasını göğsüne takarak yaşayan bir efsane olarak tarihe geçti.
***
Kolay yazılmadı bu desten.
Kolaylıkla efsane olmadı bu takım.
Öyle parayla pulla da olmadı hiçbir şey.
AŞK ile,
Sevda ile,
Zorlu şartlarda yılmadan yıkılmadan verilen büyük bir mücadele ile tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurdu Eskişehirspor.
Ve bugün, Eskişehirspor'un yaşadığı zorlu süreçten çok daha küçük engeller karşısında bir çok Anadolu takımı yok olup giderken, Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
Yaşıyor, savaşıyor Eskişehirspor!
Bozuk düzene karşı verilen mücadele tüm hatlarıyla devam ediyor.
Endüstriyel futbol anlayışının tüm acımasızlığına rağmen, yüreklerde beslenen AŞK ile Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
***
Anadolu'nun bir çok başarıya imza atmış nice kent takımı bir bir yok olurken, ya da adını şirketlere satarken Eskişehirspor kurulduğu gün ortaya konulan ''Kültürü'' ile yaşamaya devam ediyorsa, bunda en büyük katkı yıllardır dökülen kutlu gözyaşlarınındır.
Nice sevdalı yürek, 1965'ten bu yana sevdası Eskişehirspor için ''Bazen sevinç, bazen keder'' diyerek gözyaşı döküyor. Bir mağlubiyetin verdiği acıyla dökülen gözyaşları değil Eskişehirspor'u yaşatan, kutlu bir sevdanın özlemiyle dökülen gözyaşlarıdır.
Beceriksiz ve art niyetli yöneticiler sayesinde çekilen acıların meyvesidir bu kutlu gözyaşları.
***
Eskişehirspor taraftarı anılarını anlatırken ''ESES için döktüğü ilk gözyaşı''ndan başlar söze...
Ben de henüz 15 yaşındayken dökmüştüm Eskişehirspor için ilk gözyaşlarımı.
Yıllarca 1. Lig'de şampiyonluk mücadelesi verirken birden bir Vefa Stadı'nın toprak sahasında toz içinde kalmasına şahitlik ettiğim için ağlamıştım...
Yıllar geçti...
Dinmedi o kutlu gözyaşları...
Bugün Ardabaran ağlıyor...
14 yaşındaki Ardabaran...
Ve daha niceleri...
Nice minik yürek...
Nice sevda ateşiyle yanan yürek ağlıyor bugün...
***
Eskişehirspor'u ayakta tutan manevi güç bu gözyaşlarıdır.
Bu kutlu gözyaşlarının sahibi Arbaran Çubuk kardeşimin sevgili babası oğluyla ilgili duygularını kaleme dökmüş.
Okuyup da duygulanmamak, ağlamamak ve Yeniden Büyük Eskişehirspor mücadelemize daha güçlü bir şekilde devam etmemek mümkün değil.
Aşağıda sizlerle paylaştığım satırları okurken ağlayalım hepimiz.
Ama yıkılmayalım...
Yılmayalım...
Daha güçlü bir şekilde YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelemize kaldığımız yerden devam edelim...
***
Noktasına virgülüne dokunmadan sizleri Ardabaran kardeşimizin babası sevgili kardeşim Muharrem Çubuk'un duygularıyla başbaşa bırakıyorum:
Oğlum Ardabaran Yürümeyi, konuşmayı, koşmayı yeni öğrendiğinde attım onu bu sevdanın kucağına. Senelerdir derdini, sevincini, kahrını çektiğim sevdama onuda dahil ettim. 6 yaşındaydı. Ne sevdadan haberi vardı ne futboldan. Ben kolundan tuttum. Eskişehirsporumuzun tesislerine götürdüm. Dedim ki " Oğlum, bundan sonra ki hayatını bu armaya, bu toprağa, bu şehire adayacaksın. Bu şehir için ter dökeceksin. " Atalarımız gibi küçük yaştan aşıladım ona şehir sevdasını, memleket sevdasını.
7 sene oldu oğlumu bu kulübün alt yapısına teslim edeli. Tam 7 sene. Oğlum tribünde abilerini, sahada kendi armasını destekliyor. Bu armayı en az ben babası kadar seviyor artık. Sevmese bu gözyaşını dökebilir miydi ? Söyleyin. Bir çocuk dahi olsa küser mi sevdiğine, darılır mı ? Sevdiği için ağlar, sevdiği için güler..
Bu fotoğraf Göztepe finali sonrası. Oğlumla beraber gözyaşı döktüğümüz maç. Hüzünle gurur karışmış. Anlatılmaz sevda. O gün daha güçlendi, daha hırslandı oğlum. Bu arma için ter dökmeye, bu şehir için yorulmaya.
Ama şimdi...
Hergün onun tek bir sorusuyla karşı karşıya kalıyorum.
Bu üzüntüyü bilebilir misiniz ? Bu duyguyu tadabilir misiniz ?
Ardabaran kendine başka kulüp bulur ama başka ESKİŞEHİRSPOR bulamaz.
Sayın büyüklerimiz, ESKİŞEHİR uyanın, silkelenin. Çocuklarımızın hayallerini kurtaralım. Onların hayallerini çalmayalım...
Kalemi AŞK, kağıdı yürek, mürekkebi gözyaşı olan bir destandır bu...
Merhum Aziz Bolel ve arkadaşlarının Eskişehir halkının muazzam desteği ile başlattığı ''Futbol'da Anadolu Devrimi'' hareketi kısa zamanda tüm Anadolu halkının desteğini aldı ve Eskişehirspor ANADOLU YILDIZI madalyasını göğsüne takarak yaşayan bir efsane olarak tarihe geçti.
***
Kolay yazılmadı bu desten.
Kolaylıkla efsane olmadı bu takım.
Öyle parayla pulla da olmadı hiçbir şey.
AŞK ile,
Sevda ile,
Zorlu şartlarda yılmadan yıkılmadan verilen büyük bir mücadele ile tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurdu Eskişehirspor.
Ve bugün, Eskişehirspor'un yaşadığı zorlu süreçten çok daha küçük engeller karşısında bir çok Anadolu takımı yok olup giderken, Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
Yaşıyor, savaşıyor Eskişehirspor!
Bozuk düzene karşı verilen mücadele tüm hatlarıyla devam ediyor.
Endüstriyel futbol anlayışının tüm acımasızlığına rağmen, yüreklerde beslenen AŞK ile Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
***
Anadolu'nun bir çok başarıya imza atmış nice kent takımı bir bir yok olurken, ya da adını şirketlere satarken Eskişehirspor kurulduğu gün ortaya konulan ''Kültürü'' ile yaşamaya devam ediyorsa, bunda en büyük katkı yıllardır dökülen kutlu gözyaşlarınındır.
Nice sevdalı yürek, 1965'ten bu yana sevdası Eskişehirspor için ''Bazen sevinç, bazen keder'' diyerek gözyaşı döküyor. Bir mağlubiyetin verdiği acıyla dökülen gözyaşları değil Eskişehirspor'u yaşatan, kutlu bir sevdanın özlemiyle dökülen gözyaşlarıdır.
Beceriksiz ve art niyetli yöneticiler sayesinde çekilen acıların meyvesidir bu kutlu gözyaşları.
***
Eskişehirspor taraftarı anılarını anlatırken ''ESES için döktüğü ilk gözyaşı''ndan başlar söze...
Ben de henüz 15 yaşındayken dökmüştüm Eskişehirspor için ilk gözyaşlarımı.
Yıllarca 1. Lig'de şampiyonluk mücadelesi verirken birden bir Vefa Stadı'nın toprak sahasında toz içinde kalmasına şahitlik ettiğim için ağlamıştım...
Yıllar geçti...
Dinmedi o kutlu gözyaşları...
Bugün Ardabaran ağlıyor...
14 yaşındaki Ardabaran...
Ve daha niceleri...
Nice minik yürek...
Nice sevda ateşiyle yanan yürek ağlıyor bugün...
***
Eskişehirspor'u ayakta tutan manevi güç bu gözyaşlarıdır.
Bu kutlu gözyaşlarının sahibi Arbaran Çubuk kardeşimin sevgili babası oğluyla ilgili duygularını kaleme dökmüş.
Okuyup da duygulanmamak, ağlamamak ve Yeniden Büyük Eskişehirspor mücadelemize daha güçlü bir şekilde devam etmemek mümkün değil.
Aşağıda sizlerle paylaştığım satırları okurken ağlayalım hepimiz.
Ama yıkılmayalım...
Yılmayalım...
Daha güçlü bir şekilde YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelemize kaldığımız yerden devam edelim...
***
Noktasına virgülüne dokunmadan sizleri Ardabaran kardeşimizin babası sevgili kardeşim Muharrem Çubuk'un duygularıyla başbaşa bırakıyorum:
Oğlum Ardabaran Yürümeyi, konuşmayı, koşmayı yeni öğrendiğinde attım onu bu sevdanın kucağına. Senelerdir derdini, sevincini, kahrını çektiğim sevdama onuda dahil ettim. 6 yaşındaydı. Ne sevdadan haberi vardı ne futboldan. Ben kolundan tuttum. Eskişehirsporumuzun tesislerine götürdüm. Dedim ki " Oğlum, bundan sonra ki hayatını bu armaya, bu toprağa, bu şehire adayacaksın. Bu şehir için ter dökeceksin. " Atalarımız gibi küçük yaştan aşıladım ona şehir sevdasını, memleket sevdasını.
7 sene oldu oğlumu bu kulübün alt yapısına teslim edeli. Tam 7 sene. Oğlum tribünde abilerini, sahada kendi armasını destekliyor. Bu armayı en az ben babası kadar seviyor artık. Sevmese bu gözyaşını dökebilir miydi ? Söyleyin. Bir çocuk dahi olsa küser mi sevdiğine, darılır mı ? Sevdiği için ağlar, sevdiği için güler..
Bu fotoğraf Göztepe finali sonrası. Oğlumla beraber gözyaşı döktüğümüz maç. Hüzünle gurur karışmış. Anlatılmaz sevda. O gün daha güçlendi, daha hırslandı oğlum. Bu arma için ter dökmeye, bu şehir için yorulmaya.
Ama şimdi...
Hergün onun tek bir sorusuyla karşı karşıya kalıyorum.
Bu üzüntüyü bilebilir misiniz ? Bu duyguyu tadabilir misiniz ?
Ardabaran kendine başka kulüp bulur ama başka ESKİŞEHİRSPOR bulamaz.
Sayın büyüklerimiz, ESKİŞEHİR uyanın, silkelenin. Çocuklarımızın hayallerini kurtaralım. Onların hayallerini çalmayalım...
2 Haziran 2019 Pazar
Murat Diri ve ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ
Eskişehirspor'un kurulduğu günden bu yana Türk futboluna nice ilkler ve nice güzellikler kazandıran Eskişehirspor taraftarları bugün de aynı yolda devam ediyor ve Türk futbolunun seyir zevki yüksek bir hale gelmesi için elinden geleni yapıyor.
Eskişehispor taraftarı son yıllardaki Milli maçlarda gösterdiği performans ile de ''Milli Taraftar'' ünvanıyla Türk milletinin gönlüne girmeyi başardı.
***
1965 yılından itibaren ''Milli Amigo'' Orhan Erpek ile başlayan süreçte tribünlerde yapılan gösteri ve tezahüratlar ile sahadaki 11 oyuncuya +1 katkıda bulunarak Türk futboluna ''12. adam'' kavramını kazandıran Eskişehirspor sevdalıları yaptıkları her güzellik ile diğer takım taraftarlarına da örnek oldu.
Tribün dışında da pek sosyal sorumluluk projesine imza atan Eskişehirspor sevdalıları, İngiltere kraliçesine mektup yazan ve kraliçeden mektup alan dünyanın ilk ve tek taraftar topluluğu ünvanının yanısıra, bir deplasmana en kalabalık giden dünyanın 1. taraftarı olma özelliğiyle de dünya futbol tarihine geçmiş bir taraftar topluluğudur.
***
Eskişehirspor sevdalılarının Türk futbolunda yaptıkları görsel şovlar ve sosyal sorumluluk projeleri saymakla bitmez. Son olarak geçtiğimiz aylarda bir deplasman dönüşü genç yaşta hayatlarını kaybeden 2 Ankaragüçlü taraftarın ardından ''Sokakta dostluk, tribünde kardeşlik'' sloganıyla başlatılan dostluk buluşmalarının en dikkat çekicisi Eskişehir'de oynanan bir milli maç öncesinde onlarca tribün liderinin, ülkemizin çeşitli illerinden gelip, Eskişehir'de toplanması oldu.
Nefer tribün lideri ve Eskişehir Taraftarlar Birliği başkanı Murat Diri ile eski Kızılcıklı tribün liderlerinden ve Eskişehirspor yöneticilerinden Mustafa Akgören'in önderliğinde gerçekleşen buluşma tüm yurdumuzdaki futbol taraftarlarınca büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.
***
Eskişehirspor tribünlerinin bir çok olumsuz hallerden uzaklaşması noktasında büyük bir başarı gösteren, Eskişehirspor kulübünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde tüm kenti harekete geçirerek büyük bir direniş hareketine önderlik eden ETB başkanı ve Nefer Lideri Murat Diri'yi şimdi çok daha önemli ve tarihi bir görev beklemektedir.
Onbinlerce insanın gönül verdiği kent takımlarının birer birer yok olduğu, bir çoğunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı günümüzde kentlilerin kendi takımlarına sahip çıkma duyguları Eskişehirspor taraftarları sayesinde daha ileri boyutlara ulaştı. Bunda en büyük pay sahibi elbette ki, Eskişehir'deki diriliş hareketine önderlik eden Murat Diri'nindir.
Murat Diri şimdi de ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ'nin kurulmasına önderlik ederek Türk futbolunda bir çığır açacak, Anadolu futbol taraftarları arasında devrim etkisi yapacak yeni bir dönemin de mimarı olabilir.
***
Yıllardır hayalini kurduğum Anadolu Taraftarlar Birliği'nin kurulması için Murat Diri'ye bir görev addetmek elbette hakkımız olmayabilir. Eskişehirspor ile ilgili çalışmaları nedeniyle evinin sıcaklığını bile özlediğini hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Geride bıraktığımız süreçte Eskişehirspor'un tribün liderliğini, yöneticiliğini, divan kurulu başkanlığını yapan Murat Diri'ye tüm Anadolu taraftarlarının sorumluluğunu yüklemekte belki bir haksızlık olabilir. Ancak şu da bir gerçektir ki, benim yıllardır hayallerini kurduğum, hatta bir federasyona dönüşmesini istediğim bu oluşumun meşalesini yakabilecek tek isim de Murat Diri'dir.
***
Biz kendi adımıza bu düşüncemizi ve önerimizi buradan sevgili Murat Diri'ye iletelim. Eminim gün gelecek Murat Diri benim bu hayalimi gerçekleştirecektir.
Çünkü o bu vatana sevdalı bir vatan evladıdır.
Çünkü o Amigo Orhan'ın bıraktığı mirasın son bayraktarıdır.
Çünkü o bir Eskişehispor sevdalısıdır...
Eskişehispor taraftarı son yıllardaki Milli maçlarda gösterdiği performans ile de ''Milli Taraftar'' ünvanıyla Türk milletinin gönlüne girmeyi başardı.
***
1965 yılından itibaren ''Milli Amigo'' Orhan Erpek ile başlayan süreçte tribünlerde yapılan gösteri ve tezahüratlar ile sahadaki 11 oyuncuya +1 katkıda bulunarak Türk futboluna ''12. adam'' kavramını kazandıran Eskişehirspor sevdalıları yaptıkları her güzellik ile diğer takım taraftarlarına da örnek oldu.
Tribün dışında da pek sosyal sorumluluk projesine imza atan Eskişehirspor sevdalıları, İngiltere kraliçesine mektup yazan ve kraliçeden mektup alan dünyanın ilk ve tek taraftar topluluğu ünvanının yanısıra, bir deplasmana en kalabalık giden dünyanın 1. taraftarı olma özelliğiyle de dünya futbol tarihine geçmiş bir taraftar topluluğudur.
***
Eskişehirspor sevdalılarının Türk futbolunda yaptıkları görsel şovlar ve sosyal sorumluluk projeleri saymakla bitmez. Son olarak geçtiğimiz aylarda bir deplasman dönüşü genç yaşta hayatlarını kaybeden 2 Ankaragüçlü taraftarın ardından ''Sokakta dostluk, tribünde kardeşlik'' sloganıyla başlatılan dostluk buluşmalarının en dikkat çekicisi Eskişehir'de oynanan bir milli maç öncesinde onlarca tribün liderinin, ülkemizin çeşitli illerinden gelip, Eskişehir'de toplanması oldu.
Nefer tribün lideri ve Eskişehir Taraftarlar Birliği başkanı Murat Diri ile eski Kızılcıklı tribün liderlerinden ve Eskişehirspor yöneticilerinden Mustafa Akgören'in önderliğinde gerçekleşen buluşma tüm yurdumuzdaki futbol taraftarlarınca büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.
***
Eskişehirspor tribünlerinin bir çok olumsuz hallerden uzaklaşması noktasında büyük bir başarı gösteren, Eskişehirspor kulübünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde tüm kenti harekete geçirerek büyük bir direniş hareketine önderlik eden ETB başkanı ve Nefer Lideri Murat Diri'yi şimdi çok daha önemli ve tarihi bir görev beklemektedir.
Onbinlerce insanın gönül verdiği kent takımlarının birer birer yok olduğu, bir çoğunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı günümüzde kentlilerin kendi takımlarına sahip çıkma duyguları Eskişehirspor taraftarları sayesinde daha ileri boyutlara ulaştı. Bunda en büyük pay sahibi elbette ki, Eskişehir'deki diriliş hareketine önderlik eden Murat Diri'nindir.
Murat Diri şimdi de ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ'nin kurulmasına önderlik ederek Türk futbolunda bir çığır açacak, Anadolu futbol taraftarları arasında devrim etkisi yapacak yeni bir dönemin de mimarı olabilir.
***
Yıllardır hayalini kurduğum Anadolu Taraftarlar Birliği'nin kurulması için Murat Diri'ye bir görev addetmek elbette hakkımız olmayabilir. Eskişehirspor ile ilgili çalışmaları nedeniyle evinin sıcaklığını bile özlediğini hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Geride bıraktığımız süreçte Eskişehirspor'un tribün liderliğini, yöneticiliğini, divan kurulu başkanlığını yapan Murat Diri'ye tüm Anadolu taraftarlarının sorumluluğunu yüklemekte belki bir haksızlık olabilir. Ancak şu da bir gerçektir ki, benim yıllardır hayallerini kurduğum, hatta bir federasyona dönüşmesini istediğim bu oluşumun meşalesini yakabilecek tek isim de Murat Diri'dir.
***
Biz kendi adımıza bu düşüncemizi ve önerimizi buradan sevgili Murat Diri'ye iletelim. Eminim gün gelecek Murat Diri benim bu hayalimi gerçekleştirecektir.
Çünkü o bu vatana sevdalı bir vatan evladıdır.
Çünkü o Amigo Orhan'ın bıraktığı mirasın son bayraktarıdır.
Çünkü o bir Eskişehispor sevdalısıdır...
20 Mart 2019 Çarşamba
SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK...
Ankaragücü sevdalısı Eren Açıkgöz ve Mert Turgut Çakır'ın Antalyaspor deplasmanı dönüşü meydana gelen trafik kazasında genç yaşta hayatlarını kaybetmesiyle birlikte ülke genelindeki tüm futbol taraftarlarında bir uyanış başladı.
Bu uyanış ''SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK'' sloganıyla tribünlere taşındı.
Evet bu genç kardeşlerimizin elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybetmeleri ülkemiz futbol taraftarları arasında yaşanan tüm husumetleri bitirdi ve ''Futbol dostluk ve kardeşliktir'' ilkesini hayata geçirdi.
***
Memleketimizin dört bir yanında oynanan maçlarda bu kardeşlerimiz için saygı duruşu yapıldı. Pankartlar açıldı, besteler söylendi...
Eskişehirspor Taraftar Birliği başkanı Murat Diri'nin basın toplantısında ''Bu kardeşlerimizin acısıyla birlikte bizim hiçbir takım taraftarıyla husumetimiz kalmamıştır'' açıklamasının sonrasında benzer açıklamalar ardı sıra geldi.
Futbolu dünyanın en büyük kumar aracı haline getiren emperyalist güçlerin milletimizin arasına ektiği nifak tohumları bu genç kardeşlerimizin toprağa düşmesiyle birlikte çürüdü, yok olup gitti.
Şimdi dostluk ve kardeşlik zamanı.
Ülkemizin en büyük dinamik gücü olan futbol taraftarı artık uyandı!
***
Biz şimdi;
TRİBÜNDE REKABET, DIŞARDA KARDEŞLİK diyoruz...
Milyonlarca insanı arkasından sürükleyen futbol oyununun en vazgeçilmez unsuru olan futbol taraftarı artık kendisini müşteri olarak gören zihniyete karşı uyandı ve gerekeni yapmak için harekete geçti.
Yıllardır savunduğumuz gibi futbol taraftarı futboldan elde edilen ve belli bir zümre tarafından paylaşılan devasa sermayenin hesabını sorma noktasına gelmiştir.
Futbol taraftarına dayatılan tüm dayatmaların hesabını sorma vakti gelmiştir.
Passolig soygunundan tutun da stad önlerinde terörist muamelesi yapılmasına kadar tüm haksızlıklara dur deme vakti gelmiştir.
***
Futbol oyununda ballı pastayı yiyenler belli.
Ve bu ballı pastayı yiyenleri koruyan kollayan, onların rantiyesini her türlü garanti altına alan yasal düzenlemelere rağmen bu ballı pastanın tüm maliyetini sırtına yüklenen futbol taraftarının haklarını savunacak bir tek yasal düzenlemenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Futbol taraftarına yönelik tüm yasal düzenlemeler 'CEZA' odaklıdır.
Passolig parası,
Maç bileti parası,
İdda ve bahis kupon parası,
Lisanslı ürün parası
Kulübüne yardım parası adı altında sürekli olarak para veren karşılığında sadece sportif başarı umut eden futbol taraftarı ne yazık ki, futbolu yönetenler tarafından (tabirimi hoş görün) şamar oğlanı olarak görülmektedir.
***
Sürekli yasaklar!
Sürekli cezalar!
Sürekli yeni yaptırımlar!
Futbol taraftarının faydasına bir tek yasal düzenleme yok!
Mesela hepimizin büyük bir tutkuyla sevdalandığı kulüplerimizi borç batağına saplayan, kulüplerimizin üzerinden büyük kazançlar sağlayan ama kulüplerimizi kapanma noktasına getiren yöneticilerin cezalandırılması yönünde tek bir yasal düzenleme yok!
Bu noktada bile futbol taraftarı cezalandırılıyor ve aşkla bağlandığımız kulüplerin kapanmasını gözyaşları içinde izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
***
Geçtiğimiz günlerde başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni temsilen İstanbul'da bir etkinliğe katıldım. Trafik kazasında kaybettiğimiz Ankaragüçlü kardeşlerimizin anısına düzenlenen halı saha maçına birçok takımın taraftar temsilcisi katıldı. Yakın geçmişte yaşanan husumetlerden dolayı oraya gelseler bile birbirine mesafeli duran kardeşlerimiz vardı ve ben ilk olarak yakın zamanda tatsızlıklar yaşadığımız takımın temsilcilerini kucakladım.
''Geçmişi unuttuk'' dedik...
Artık bu kardeşlerimizin acısı bizleri bir araya getirdi ve onlar sonsuzluk uykusuna dalarken bizi uyandırdılar.
Allah mekanlarını cennet etsin.
***
Genç kardeşlerimizin vefatı ile başlayan bu uyanışı canlı tutmak ve futbol taraftarının rantiye sofrasını zenginleştirecek müşteri olarak görülmesine dur demek için ülkemizin tüm tribün emekçilerine, arma sevdalılarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
En kısa zamanda bir toplantı tertip edelim ve futbolu yönetenlere ''Biz salt müşteri değil, armalarımızın aşıklarıyız'' diye haykıralım.
Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın...
Bu uyanış ''SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK'' sloganıyla tribünlere taşındı.
Evet bu genç kardeşlerimizin elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybetmeleri ülkemiz futbol taraftarları arasında yaşanan tüm husumetleri bitirdi ve ''Futbol dostluk ve kardeşliktir'' ilkesini hayata geçirdi.
***
Memleketimizin dört bir yanında oynanan maçlarda bu kardeşlerimiz için saygı duruşu yapıldı. Pankartlar açıldı, besteler söylendi...
Eskişehirspor Taraftar Birliği başkanı Murat Diri'nin basın toplantısında ''Bu kardeşlerimizin acısıyla birlikte bizim hiçbir takım taraftarıyla husumetimiz kalmamıştır'' açıklamasının sonrasında benzer açıklamalar ardı sıra geldi.
Futbolu dünyanın en büyük kumar aracı haline getiren emperyalist güçlerin milletimizin arasına ektiği nifak tohumları bu genç kardeşlerimizin toprağa düşmesiyle birlikte çürüdü, yok olup gitti.
Şimdi dostluk ve kardeşlik zamanı.
Ülkemizin en büyük dinamik gücü olan futbol taraftarı artık uyandı!
***
Biz şimdi;
TRİBÜNDE REKABET, DIŞARDA KARDEŞLİK diyoruz...
Milyonlarca insanı arkasından sürükleyen futbol oyununun en vazgeçilmez unsuru olan futbol taraftarı artık kendisini müşteri olarak gören zihniyete karşı uyandı ve gerekeni yapmak için harekete geçti.
Yıllardır savunduğumuz gibi futbol taraftarı futboldan elde edilen ve belli bir zümre tarafından paylaşılan devasa sermayenin hesabını sorma noktasına gelmiştir.
Futbol taraftarına dayatılan tüm dayatmaların hesabını sorma vakti gelmiştir.
Passolig soygunundan tutun da stad önlerinde terörist muamelesi yapılmasına kadar tüm haksızlıklara dur deme vakti gelmiştir.
***
Futbol oyununda ballı pastayı yiyenler belli.
Ve bu ballı pastayı yiyenleri koruyan kollayan, onların rantiyesini her türlü garanti altına alan yasal düzenlemelere rağmen bu ballı pastanın tüm maliyetini sırtına yüklenen futbol taraftarının haklarını savunacak bir tek yasal düzenlemenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Futbol taraftarına yönelik tüm yasal düzenlemeler 'CEZA' odaklıdır.
Passolig parası,
Maç bileti parası,
İdda ve bahis kupon parası,
Lisanslı ürün parası
Kulübüne yardım parası adı altında sürekli olarak para veren karşılığında sadece sportif başarı umut eden futbol taraftarı ne yazık ki, futbolu yönetenler tarafından (tabirimi hoş görün) şamar oğlanı olarak görülmektedir.
***
Sürekli yasaklar!
Sürekli cezalar!
Sürekli yeni yaptırımlar!
Futbol taraftarının faydasına bir tek yasal düzenleme yok!
Mesela hepimizin büyük bir tutkuyla sevdalandığı kulüplerimizi borç batağına saplayan, kulüplerimizin üzerinden büyük kazançlar sağlayan ama kulüplerimizi kapanma noktasına getiren yöneticilerin cezalandırılması yönünde tek bir yasal düzenleme yok!
Bu noktada bile futbol taraftarı cezalandırılıyor ve aşkla bağlandığımız kulüplerin kapanmasını gözyaşları içinde izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
***
Geçtiğimiz günlerde başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni temsilen İstanbul'da bir etkinliğe katıldım. Trafik kazasında kaybettiğimiz Ankaragüçlü kardeşlerimizin anısına düzenlenen halı saha maçına birçok takımın taraftar temsilcisi katıldı. Yakın geçmişte yaşanan husumetlerden dolayı oraya gelseler bile birbirine mesafeli duran kardeşlerimiz vardı ve ben ilk olarak yakın zamanda tatsızlıklar yaşadığımız takımın temsilcilerini kucakladım.
''Geçmişi unuttuk'' dedik...
Artık bu kardeşlerimizin acısı bizleri bir araya getirdi ve onlar sonsuzluk uykusuna dalarken bizi uyandırdılar.
Allah mekanlarını cennet etsin.
***
Genç kardeşlerimizin vefatı ile başlayan bu uyanışı canlı tutmak ve futbol taraftarının rantiye sofrasını zenginleştirecek müşteri olarak görülmesine dur demek için ülkemizin tüm tribün emekçilerine, arma sevdalılarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
En kısa zamanda bir toplantı tertip edelim ve futbolu yönetenlere ''Biz salt müşteri değil, armalarımızın aşıklarıyız'' diye haykıralım.
Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın...
12 Aralık 2018 Çarşamba
''YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR'' için Taksitli Üyelik Kampanyası
Eskişehirspor camiasında yaşanan son olaylar bize bir kez daha gösterdi ki, Eskişehirspor'un tek sahibi Eskişehirspor sevdalılarıdır.
Yıllardır her türlü fedakarlığa katlanan Eskişehirspor sevdalıları Eskişehirspor'un yaşaması için olağanüstü bir mücadele ortaya koydu ve bu mücadeleyi tüm hızıyla sürdürüyorlar.
Kapı kapı dolaşıp para toplamaktan tutun da hazırlık maçına bile para ödeyerek girmeye kadar yapmadıkları fedakarlık kalmadı neredeyse.
***
Bugün Türk futbolunun içine düştüğü berbat durumdan dolayı bir çok köklü takım yok olup giderken Eskişehirspor, efsane taraftarının olağanüstü mücadelesi ile yaşamaya devam ediyor.
Gelinen son noktada takımın mutfak masraflarından tutun da deplasman masraflarına kadar tüm masrafları Eskişehirspor sevdalıları kendi imkanları ile topladıkları paralarla karşılıyorlar...
Cebindeki son 3 lirasını kulübüne bağışlamak için sıraya giren boyacı çocuktan tutun, kredi kartına otomatik ödeme talimatı verenlere kadar muazzam bir mücadelenin içinde olan Eskişehirspor sevdalıları tüm olumsuzluklara rağmen takımlarını yaşatmayı başarıyorlar.
***
1965'ten bu yana Türk futbol tarihinde bir çok ilke imza atan ve futbol oyununu tribünlerde yaptıkları gösterilerle Türk halkına daha çok sevdiren Eskişehirspor sevdalıları için son noktaya gelinmiştir. Bu son nokta Eskişehirspor takımının tek sahibinin Eskişehirspor sevdalılarının olduğunun tescillenmesidir.
Nasıl olacak bu tescilleme!?
Tabii ki tüm Eskişehirspor sevdalılarının kulübe üye olmasıyla.
Son dönemde Halil Ünal yönetimince üyeliklerin ünündeki tüm engeller kaldırıldı. Ancak bu yeterli olmadı. Beklenen üye kayıt sayısına ulaşılamadı.
Bunun tek sebebi de taraftar profilinin büyük çoğunluğunun gelir düzeyinin düşük olması ve 740 TL tutarındaki giriş aidatı ve 1 yıllık aidat toplamının tek seferde ödenmesinin mümkün olmamasıdır.
***
Büyük çoğunluğu 1600 - 2500 TL arasında gelire sahip olan taraftarların büyük çoğunluğu için bu 740 TL'yi bir seferde ödemek mümkün olmuyor.
Bu durumu göz önünde bulundurarak kulüp yönetimi ve icra kurulu TAKSİTLİ ÜYELİK kampanyası başlatmalıdır. Bu kampanya makul bir şekilde yapıldığı vakit Eskişehirspor'un 2 yıl içinde 5000 üyeye ulaşması ihtimali çok yüksektir.
Taksitli üyelik kampanyası nasıl olmalı!?
Ayda 70 TL ödeme yapılacak ve 12 ay sonunda 840 TL tahsil edilmiş olacak.
Geçmiş yönetimlerce konulan KOTA ve REFERANS gibi engeller ortadan kalkmışken bu kampanya bir an evvel başlatılmalı.
***
Bu kampanya herhangi bir aracı kurum olmadan, Taraftar dernekleri, Taraftarlar Birliği ve Taraftar gruplarımızın vereceği lojistik destekle yürütülmelidir. Yani kulübümüze üye olan vatandaşın verdiği her kuruş kulübümüzün kasasına girmelidir.
Maç günlerinde stad önüne standlar kurularak, ESstore'dan, kentin işlek yerlerine kurulabilecek standlardan kayıtlar ve aylık tahsilatlar yapılabilir.
Sistemin oluşturulması detaylandırılması konuşulur tartışılır ve mutlak surette olumlu bir sistem kurulur.
Kulüp kapanma noktasına gelmeden ya da siyasi unsurların eline geçmeden bu kampanya mutlaka yapılmalı ve Eskişehirspor sevdalılarının tamamı kulüp üyesi olmalıdır.
***
Taksitli Üyelik kampanyası ''Eskişehirspor Halkın Takımıdır'' söyleminin içinin doldurulmasıdır.
Tribünleri doldurup, kongre salonlarına giremeyen Eskişehirspor sevdalıları için son fırsattır.
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadığımız gerçeğinin tarihe karışması için bir fırsattır.
Bu önerimiz sonrasında ''Yapılmalı mı yapılmamalı mı'' tartışması yerine ''Nasıl yapılmalı'' tartışması yapılmalı ve gerekirse kentimizin üniversitelerinden, ticaret ve sanayi odalarından da sistemin oluşturulması noktasında destek alınarak bir an önce bu sistem başlatılmalıdır.
Yıllardır her türlü fedakarlığa katlanan Eskişehirspor sevdalıları Eskişehirspor'un yaşaması için olağanüstü bir mücadele ortaya koydu ve bu mücadeleyi tüm hızıyla sürdürüyorlar.
Kapı kapı dolaşıp para toplamaktan tutun da hazırlık maçına bile para ödeyerek girmeye kadar yapmadıkları fedakarlık kalmadı neredeyse.
***
Bugün Türk futbolunun içine düştüğü berbat durumdan dolayı bir çok köklü takım yok olup giderken Eskişehirspor, efsane taraftarının olağanüstü mücadelesi ile yaşamaya devam ediyor.
Gelinen son noktada takımın mutfak masraflarından tutun da deplasman masraflarına kadar tüm masrafları Eskişehirspor sevdalıları kendi imkanları ile topladıkları paralarla karşılıyorlar...
Cebindeki son 3 lirasını kulübüne bağışlamak için sıraya giren boyacı çocuktan tutun, kredi kartına otomatik ödeme talimatı verenlere kadar muazzam bir mücadelenin içinde olan Eskişehirspor sevdalıları tüm olumsuzluklara rağmen takımlarını yaşatmayı başarıyorlar.
***
1965'ten bu yana Türk futbol tarihinde bir çok ilke imza atan ve futbol oyununu tribünlerde yaptıkları gösterilerle Türk halkına daha çok sevdiren Eskişehirspor sevdalıları için son noktaya gelinmiştir. Bu son nokta Eskişehirspor takımının tek sahibinin Eskişehirspor sevdalılarının olduğunun tescillenmesidir.
Nasıl olacak bu tescilleme!?
Tabii ki tüm Eskişehirspor sevdalılarının kulübe üye olmasıyla.
Son dönemde Halil Ünal yönetimince üyeliklerin ünündeki tüm engeller kaldırıldı. Ancak bu yeterli olmadı. Beklenen üye kayıt sayısına ulaşılamadı.
Bunun tek sebebi de taraftar profilinin büyük çoğunluğunun gelir düzeyinin düşük olması ve 740 TL tutarındaki giriş aidatı ve 1 yıllık aidat toplamının tek seferde ödenmesinin mümkün olmamasıdır.
***
Büyük çoğunluğu 1600 - 2500 TL arasında gelire sahip olan taraftarların büyük çoğunluğu için bu 740 TL'yi bir seferde ödemek mümkün olmuyor.
Bu durumu göz önünde bulundurarak kulüp yönetimi ve icra kurulu TAKSİTLİ ÜYELİK kampanyası başlatmalıdır. Bu kampanya makul bir şekilde yapıldığı vakit Eskişehirspor'un 2 yıl içinde 5000 üyeye ulaşması ihtimali çok yüksektir.
Taksitli üyelik kampanyası nasıl olmalı!?
Ayda 70 TL ödeme yapılacak ve 12 ay sonunda 840 TL tahsil edilmiş olacak.
Geçmiş yönetimlerce konulan KOTA ve REFERANS gibi engeller ortadan kalkmışken bu kampanya bir an evvel başlatılmalı.
***
Bu kampanya herhangi bir aracı kurum olmadan, Taraftar dernekleri, Taraftarlar Birliği ve Taraftar gruplarımızın vereceği lojistik destekle yürütülmelidir. Yani kulübümüze üye olan vatandaşın verdiği her kuruş kulübümüzün kasasına girmelidir.
Maç günlerinde stad önüne standlar kurularak, ESstore'dan, kentin işlek yerlerine kurulabilecek standlardan kayıtlar ve aylık tahsilatlar yapılabilir.
Sistemin oluşturulması detaylandırılması konuşulur tartışılır ve mutlak surette olumlu bir sistem kurulur.
Kulüp kapanma noktasına gelmeden ya da siyasi unsurların eline geçmeden bu kampanya mutlaka yapılmalı ve Eskişehirspor sevdalılarının tamamı kulüp üyesi olmalıdır.
***
Taksitli Üyelik kampanyası ''Eskişehirspor Halkın Takımıdır'' söyleminin içinin doldurulmasıdır.
Tribünleri doldurup, kongre salonlarına giremeyen Eskişehirspor sevdalıları için son fırsattır.
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadığımız gerçeğinin tarihe karışması için bir fırsattır.
Bu önerimiz sonrasında ''Yapılmalı mı yapılmamalı mı'' tartışması yerine ''Nasıl yapılmalı'' tartışması yapılmalı ve gerekirse kentimizin üniversitelerinden, ticaret ve sanayi odalarından da sistemin oluşturulması noktasında destek alınarak bir an önce bu sistem başlatılmalıdır.
10 Aralık 2018 Pazartesi
BU ÇOCUKLARA SAHİP ÇIK TÜRKİYE!
Eskişehir'de bir şeyler oluyor!
Türkiye'nin alışık olmadığı bir şeyler!
Türk futbolunda ''Yaşayan bir Efsane'' olan Eskişehirspor'un içine düştüğü darboğazdan kurtulması için verilen mücadele adeta bir DİRİLİŞ DESTANI'na dönüştü...
Sahada mücadele eden lise çağlarındaki çocukların arkasında, 7'den 70'e bir sevdalılar ordusu var.
Eskişehirspor sevdalıları...
Vatan sevdası gibi...
Bayrak sevdası gibi...
Memleket sevdası gibi...
Müthiş bir sevdanın neferleri Eskişehirspor'un kurtuluşu için sahada mücadele eden 17-18 yaşındaki kardeşlerine destek oluyorlar...
***
Kutlu bir sevda ve kutlu bir direniş öyküsü yaşanıyor Eskişehir'de...
Kentin zenginleri sürekli bahaneler üreterek Eskişehirspor gibi bir efsanenin yok oluşuna seyirci kalırken, kentin siyasetçileri de aday olabilme ya da seçim kazanma telaşına düşmüşler, Eskişehirspor'un yok oluşuna seyirci bile kalamıyorlar...
Eskişehirspor'u bu durumlara düşüren yöneticiler adları bile duyulmuyor...
Ve #BizimÇocuklar....
Sahada bir efsaneyi yaşatmak için onurlu bir mücadelenin içine giren. Bizim Çocuklar...
Bir çoğu henüz lise öğrencisi ya da üniversite 1. sınıf öğrencisi...
Daha bir kaç ay önce aynı tribünlerde Eskişehirspor'un başarısı için marşlar söyleyen, bayrak sallayan bu çocuklar bugün bir kentin onurunu kurtarmak için cepheye gönüllü girdiler ve savaşmaya devam ediyorlar...
***
Ve Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nı dolduran sevdalı yürekler...
Sahada mücadele eden kardeşlerine en büyük desteği veren Tribün Çocukları...
Hazırlık maçına bilet alarak giren, lig maçına bilet parasının yanı sıra bağış makbuzu alarak giren, fedakâr ve de vefakâr tribün çocukları...
Ceplerindeki son kuruşu bile sahada mücadele eden kardeşlerinin masrafları için kulübüne bağışlayan sevdalı yürekler...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırarak bu kutlu direnişin bir neferi olan çocuklar, gençler, kadınlar, kızlar, işçiler, memurlar ve daha niceleri...
Tekerlekli sandalye ile bu coşkunun bir yerinde olmaya çalışan koca yürekli adamlar ve SİYAH - KIRMIZI renkleri, o kutlu armayı, tribünlerde sallanan bayrakları, sahada verilen mücadeleyi görme ihtimali dahi olmayan görme engelli evlatlar, canlar, ciğerler...
***
Eskişehir'de bir şeyler oluyor Türkiye!
Ülke futbolunun yok olduğu DEV olarak görülen kulüplerimizin bile çöktüğü, Avrupa ve Dünya futbolunda yok olduğumuz şu günlerde bu kötü gidişe karşı direnen bir kent var...
Eskişehir!
1965 Yılında Dr. Aziz Bolel'in ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' sözleriyle başlayan ve 70'li yıllarda Avrupa'nın dev takımlarını hezimete uğratacak kadar büyüyen Eskişehirspor ülkemiz genelinde futbolun kötü yönetilmesi neticesinde yok olmak üzere...
Fakat Eskişehirspor sevdalıları teslim olmuyor...
Savaşıyorlar!
Direniyorlar!
Kazanıyorlar!
Lig başında tüm futbol otoritelerinin ''Tek puan alamazlar'' dedikleri Bizim Çocuklar, 15 puana ulaştılar.
Türkiye'nin süper liginde en devasa takımların bile tribünleri boş kalırken 1. Lig'de yaşam mücadelesi veren Eskişehirspor'un bir hazırlık maçına bilet 10 bin biletli seyirci geliyor...
***
Eskişehirspor'un başarısı için sahada mücadele eden bu çocuklar Türk futbolunun geleceğini aydınlatacak pırıl pırıl çocuklar.
Bu çocuklara sahip çıkmak sadece Eskişehirspor sevdalılarının değil memleketimizin dört bir yanında farklı takımlara gönül vermiş tüm futbol severlerin görevidir!
Buradan farklı renklere gönül vermiş tüm futbol severlere çağrıda bulunuyorum.
Türk futbolunun geleceği için bu çocuklara destek verin.
ESES yazıp 7979'a göndererek ayda 10 TL katkıda bulunup, bu çocukların deplasman masraflarına, tesislerde yemek masraflarına, hatta belki de ceplerine az da olsa bir harçlık girmesi için katkıda bulunalım.
Ayda sadece 10 TL!
Futbolu seven, Türk futbolunun içine düştüğü buhrandan çıkmasını isteyen her futbol severden sadece ayda 10 TL tutarında bir katkıda bulunmalarını istiyoruz...
***
ESES yazıp 7979'a göndereceğiniz mesajla faturanıza yansıyacak olan 10 TL, bir paket sigara parası... 2 Poğaça 2 çay parası... Bir tas mercimek çorbası bile vermiyorlar bir çok yerde 10 Liraya...
Ulusal TV kanallarında program yapan değerli spor adamlarımız, programlarınızda yapacağınız bir anons ile Eskişehir'de yazılan bu destansı kurtuluş öyküsünün kahramanlarından olmak istemez misiniz!?
Saatler süren programlarınızda ''ESES Yaz 7979'a gönder ESKİŞEHİRSPOR'A HAYAT VER'' anonsu yapmanız 10 saniyenizi bile almaz.
Türk futbolu Eskişehirspor'a çok şey borçludur!
Futbol tarihimizde ulusal ve uluslararası alanlarda bir çok ilke imza atan Eskişehirspor Yaşamalı diyen her futbolseverden bu desteği bekliyoruz.
***
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diyerek elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz. Sizler de ESKİŞEHİRSPOR YAŞASIN diyorsanız çağrımıza kulak verin. Türk futbolunun yaşayan efsanesi Eskişhirspor için 7979'a ESES yazıp göndermeniz yeterli olacaktır.
Bu kampanyamıza destek veren tüm sanatçılarımıza ve teknik direktör ve futbolcularımıza teşekkür ediyor katkı sağlayacak olan herkese şimdiden şükranlarımızı sunuyoruz...
Türkiye'nin alışık olmadığı bir şeyler!
Türk futbolunda ''Yaşayan bir Efsane'' olan Eskişehirspor'un içine düştüğü darboğazdan kurtulması için verilen mücadele adeta bir DİRİLİŞ DESTANI'na dönüştü...
Sahada mücadele eden lise çağlarındaki çocukların arkasında, 7'den 70'e bir sevdalılar ordusu var.
Eskişehirspor sevdalıları...
Vatan sevdası gibi...
Bayrak sevdası gibi...
Memleket sevdası gibi...
Müthiş bir sevdanın neferleri Eskişehirspor'un kurtuluşu için sahada mücadele eden 17-18 yaşındaki kardeşlerine destek oluyorlar...
***
Kutlu bir sevda ve kutlu bir direniş öyküsü yaşanıyor Eskişehir'de...
Kentin zenginleri sürekli bahaneler üreterek Eskişehirspor gibi bir efsanenin yok oluşuna seyirci kalırken, kentin siyasetçileri de aday olabilme ya da seçim kazanma telaşına düşmüşler, Eskişehirspor'un yok oluşuna seyirci bile kalamıyorlar...
Eskişehirspor'u bu durumlara düşüren yöneticiler adları bile duyulmuyor...
Ve #BizimÇocuklar....
Sahada bir efsaneyi yaşatmak için onurlu bir mücadelenin içine giren. Bizim Çocuklar...
Bir çoğu henüz lise öğrencisi ya da üniversite 1. sınıf öğrencisi...
Daha bir kaç ay önce aynı tribünlerde Eskişehirspor'un başarısı için marşlar söyleyen, bayrak sallayan bu çocuklar bugün bir kentin onurunu kurtarmak için cepheye gönüllü girdiler ve savaşmaya devam ediyorlar...
***
Ve Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nı dolduran sevdalı yürekler...
Sahada mücadele eden kardeşlerine en büyük desteği veren Tribün Çocukları...
Hazırlık maçına bilet alarak giren, lig maçına bilet parasının yanı sıra bağış makbuzu alarak giren, fedakâr ve de vefakâr tribün çocukları...
Ceplerindeki son kuruşu bile sahada mücadele eden kardeşlerinin masrafları için kulübüne bağışlayan sevdalı yürekler...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırarak bu kutlu direnişin bir neferi olan çocuklar, gençler, kadınlar, kızlar, işçiler, memurlar ve daha niceleri...
Tekerlekli sandalye ile bu coşkunun bir yerinde olmaya çalışan koca yürekli adamlar ve SİYAH - KIRMIZI renkleri, o kutlu armayı, tribünlerde sallanan bayrakları, sahada verilen mücadeleyi görme ihtimali dahi olmayan görme engelli evlatlar, canlar, ciğerler...
***
Eskişehir'de bir şeyler oluyor Türkiye!
Ülke futbolunun yok olduğu DEV olarak görülen kulüplerimizin bile çöktüğü, Avrupa ve Dünya futbolunda yok olduğumuz şu günlerde bu kötü gidişe karşı direnen bir kent var...
Eskişehir!
1965 Yılında Dr. Aziz Bolel'in ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' sözleriyle başlayan ve 70'li yıllarda Avrupa'nın dev takımlarını hezimete uğratacak kadar büyüyen Eskişehirspor ülkemiz genelinde futbolun kötü yönetilmesi neticesinde yok olmak üzere...
Fakat Eskişehirspor sevdalıları teslim olmuyor...
Savaşıyorlar!
Direniyorlar!
Kazanıyorlar!
Lig başında tüm futbol otoritelerinin ''Tek puan alamazlar'' dedikleri Bizim Çocuklar, 15 puana ulaştılar.
Türkiye'nin süper liginde en devasa takımların bile tribünleri boş kalırken 1. Lig'de yaşam mücadelesi veren Eskişehirspor'un bir hazırlık maçına bilet 10 bin biletli seyirci geliyor...
***
Eskişehirspor'un başarısı için sahada mücadele eden bu çocuklar Türk futbolunun geleceğini aydınlatacak pırıl pırıl çocuklar.
Bu çocuklara sahip çıkmak sadece Eskişehirspor sevdalılarının değil memleketimizin dört bir yanında farklı takımlara gönül vermiş tüm futbol severlerin görevidir!
Buradan farklı renklere gönül vermiş tüm futbol severlere çağrıda bulunuyorum.
Türk futbolunun geleceği için bu çocuklara destek verin.
ESES yazıp 7979'a göndererek ayda 10 TL katkıda bulunup, bu çocukların deplasman masraflarına, tesislerde yemek masraflarına, hatta belki de ceplerine az da olsa bir harçlık girmesi için katkıda bulunalım.
Ayda sadece 10 TL!
Futbolu seven, Türk futbolunun içine düştüğü buhrandan çıkmasını isteyen her futbol severden sadece ayda 10 TL tutarında bir katkıda bulunmalarını istiyoruz...
***
ESES yazıp 7979'a göndereceğiniz mesajla faturanıza yansıyacak olan 10 TL, bir paket sigara parası... 2 Poğaça 2 çay parası... Bir tas mercimek çorbası bile vermiyorlar bir çok yerde 10 Liraya...
Ulusal TV kanallarında program yapan değerli spor adamlarımız, programlarınızda yapacağınız bir anons ile Eskişehir'de yazılan bu destansı kurtuluş öyküsünün kahramanlarından olmak istemez misiniz!?
Saatler süren programlarınızda ''ESES Yaz 7979'a gönder ESKİŞEHİRSPOR'A HAYAT VER'' anonsu yapmanız 10 saniyenizi bile almaz.
Türk futbolu Eskişehirspor'a çok şey borçludur!
Futbol tarihimizde ulusal ve uluslararası alanlarda bir çok ilke imza atan Eskişehirspor Yaşamalı diyen her futbolseverden bu desteği bekliyoruz.
***
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diyerek elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz. Sizler de ESKİŞEHİRSPOR YAŞASIN diyorsanız çağrımıza kulak verin. Türk futbolunun yaşayan efsanesi Eskişhirspor için 7979'a ESES yazıp göndermeniz yeterli olacaktır.
Bu kampanyamıza destek veren tüm sanatçılarımıza ve teknik direktör ve futbolcularımıza teşekkür ediyor katkı sağlayacak olan herkese şimdiden şükranlarımızı sunuyoruz...
24 Eylül 2018 Pazartesi
Taraftar Sizinle, Güç Sizde, Fırsat Elinizde. BİRAZ DAHA GAYRET ÇOCUKLAR!
Bizim Çocuklar dedik...
Çünkü, bizim kentin çocukları...
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocukları.
Transfer tahtamız kapanmasa belki bir çoğunu hiç tanımayacaktık.
Adlarını bilmeyecektik.
''Her şerde bir hayır vardır'' düsturu bir kere daha tecelli etti ve hepimizin içini kaplayan karamsarlık genç oyuncularımızın elde ettiği başarılar ile içimizde umutlar yeşerdi...
Bu Yeterli mi!?
ASLA!
Sadece genç futbolcularımız değil, tüm camia olarak yıllardır çaba sarfettiğimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün gerçekleşmesi için önümüzde büyük bir fırsat var.
Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz.
Kravatlılardan, atkılılara kadar...
Formalılardan, sokaktaki vatandaşa kadar...
Hepimiz bir seferberlik bilinci içinde bu büyük mücadeleye katkı sağlamalıyız...
***
#BİZİMÇOCUKLAR'a...
Bizim Çocuklar!..
En iyi oynayanından en vasat oynayanına kadar, hepiniz hayatınızın fırsatını yakaladınız.
Tüm Eskişehirspor sevdalılarının umutlarının tükendiği bir anda sizler tükenen umutlarımızı yeşerttiniz.
Karamsarlık duygularımıza umut ışığı oldunuz.
Sadece bedenlerinize değil, yüreklerinize giydirdiğiniz o kutsal forma ile sahada akıttığınız ter ile tüm Eskişehirspor sevdalılarına can verdiniz.
Böylesi umutsuz bir ortamda sizin mücadeleniz karşısında sizlere övgüler yağdırmaktan kendimizi alamıyoruz.
Ancak bu övgülerimiz sizleri rehavete sokmasın!
Bir profesyonelin en büyük düşmanı taraftarın aşırı övgüsü karşısında rehavete girmek, daha da kötüsü ''havaya'' girmektir.
Henüz yolun başındasınız ve yolun başında kendinizi yok etmeyin!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda oynadığınız maçlarda bizlerin de desteği ile yenilmez armada oldunuz!
Ancak deplasmanlarda rakiplerinizden fark yemekten kurtulamıyorsunuz.
Sizin gücünüz bu değil!
Siz çok daha iyilerini başarabilecek, deplasmanlarda bile rakiplerinizi dize getirebilecek güce sahipsiniz.
***
Unutmayın, Eskişehirspor'u ''YAŞAYAN EFSANE'' yapan ağabeylerinizde sizin gibiydi.
Bu kentin çocuklarıydı.
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocuklarıydı onlar da...
11 kişilik kadronun 9'u henüz üniversite öğrenimi gören sizin yaşınızdaki ''Çocuklar''dı...
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndaki güç sizindir.
Sizin bu gücünü sizlere anımsatan binlerce sevdalı yüreğin seslerini duyamasanız da deplasmanlarda da onların duaları sizinle.
Umutlarımız sizinle birlikte her deplasmana koşturuyor.
Siz kendi sahamızdaki gücünüzü deplasmanlara da taşımaya MECBURSUNUZ!
Koca bir kentin yükünü omuzlarınıza aldınız.
Bu yükü başarıyla taşırsanız, bitiş noktasına geldiğinizde kazanan siz olacaksınız.
Rehavetten uzak kalın!
Yükünüzün manevi ağırlığını her zaman yüreğinizde hissedin!
Ve en önemlisi de;
GÜCÜNÜZÜ FARKEDİN!
***
YÖNETİCİLERİMİZE...
Şunu hiç bir yöneticimiz unutmamalıdır ki;
Eskişehirspor bugün tamamen yönetim hataları ile bu noktaya geldi.
Ne var ki; Eskişehirspor sevdalıları her zaman olduğu gibi böylesi kritik bir dönemde suçlu arama derdine düşmeyecek.
İçine düştüğümüz bu durumdan kurtulmak için yöneticilerimize her türlü destek verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
Mevcut kadromuz bizleri mutlu etse de Eskişehirspor'un hedefi her zaman ''EN İYİSİ'' olmalıdır.
Ocak ayına kadar transfer tahtamızın açılması için sadece mevcut Yönetim Kurulu ve Kulüp Başkanımız değil, bu duruma düşmemizde pay sahibi olan tüm başkan ve yöneticilerimiz ellerinden geleni yapmalıdır.
Tribünlerde, farklı siyasi görüşlere, farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine mensup onbinlerce Eskişehirspor sevdalısı ''Eskişehirspor ortak paydası'' etrafında ''TEK YÜREK'' olabiliyorsa, tüm eski/yeni yöneticilerimiz de en azından Ocak ayına kadar bu ortak sevda etrafında bir araya gelebilmelidirler.
Eskişehirspor sevdalılarının bunu sizlerden istemeye hakkı vardır!
Ocak ayına kadar tüm yöneticilerimiz güç birliği içinde çalışmalı ve sorunsuz bir şekilde transfer tahtası açılmalıdır!
***
ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARINA...
Bütün Türkiye bizi konuşuyor!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndan yapılan naklen yayınlarda TV spikerleri nerdeyse maçtan çok bizleri anlatıyor.
Hatta iş öyle bir boyuta geldi ki, başka takım taraftarlarından bizim ortaya koyduğumuz güzelliklerin içinde olabilmek için stadımıza geldiklerini bile biliyoruz.
Yeterli mi!?
ASLA!
Biz daha iyisini yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz.
Tüm Türkiye'nin bizi konuşması bize yetmez.
Bizi tüm dünya konuşmalı!
1965'ten bu yana Türkiye'nin en tutkulu futbol şehri olma ünvanını elimizde tutuyoruz.
Bu ünvan bizi rehavete sokmamalı ve her geçen gün çok daha iyi tribün gösterileri yapmalıyız.
İşimiz tribünde bitmiyor.
Gevşemeden, rehavete kapılmadan #BizimÇocuklar'a verdiğimiz tribün desteğinin dışında hepimiz Eskişehirspor misyoneri olarak sokaklarda, caddelerde, işyerlerimizde, okullarımızda tüm yaşam alanlarımızda YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ'ni tüm Eskişehirspor sevdalılarına anlatmalıyız.
Artık Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmayı da öğrenmeli ve öğretmeliyiz!
***
SEÇİLMİŞLERİMİZE ve ATANMIŞLARIMIZA...
Eskişehir kentini yönetenler...
Belediye başkanlarımız;
Valimiz;
Kaymakamlarımız;
Bürokratlarımız;
Ve en önemlisi Milletvekillerimiz...
Biz ESKİŞEHİRSPOR'a SEVDALIYIZ!
Bunu anlayın artık!
Bizim Eskişehirspor sevdamız siyaset üstüdür!
O şanlı ARMA söz konusu olunca biz her şeyden VAZGEÇERİZ!
Eskişehirspor 1965'te kurucu başkanımız merhum Aziz BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleriyle futbol sahalarına indiği günden bu yana kentimizin en büyük markası ve değeridir!
Bu markayı ve değeri korumak, kollamak ve geliştirmek her seçilmiş ve atanmış büyüğümüzün görevidir.
Eskişehirspor'a destek olmak bir lütuf değil GÖREVDİR!
Kendi aranızdaki siyasi çekişmelere bizim bu büyük sevdamızı alet etmeyin!
Eskişehir kentine yapacağınız hizmetlerden birisi de Eskişehirspor'u layık olduğu yerlere taşımaktır.
Bizler sizlerden bundan öteye bir şey talep etmiyoruz....
***
SANAYİCİ, TÜCCAR ve ESNAFIMIZA...
Kentimizde binlerce aileye ekmek kapısı açan, Eskişehir'in gelişmesinde önemli payları olan değerli işadamlarımız ve değerli esnafımız...
Bu şehir hepimizin...
Ve bu şehrin en büyük marka ve değeri Eskişehirspor da hepimizin.
Eskişehirspor'un büyümesi,
Eskişehirspor'un yeniden eski günlerine dönmesi eminiz ki, sizlerin de en büyük arzusudur!
Sizlerden en çok duyduğumuz bahane;
''Falancaya güvenmiyoruz!''
Ya da;
''Bize kimse gelmedi''
Burada birilerine güvenmek durumunda değilsiniz.
Güvenmemek için haklı sebepleriniz olabilir.
Eğer gerçekten güvenmediğiniz için destek vermiyorsanız kulübten alacaklı olan kişilerden birisiyle direkt olarak irtibata geçip alacağını kapatın!
''Bize kimse gelmedi'' diyorsunuz.
Peki neden siz gitmiyorsunuz!?
Kulübün yolu çok uzak değil!
Hem bu kentin onuru için mücadele eden çocuklarımıza manevi destek verin tesislerimizde hem de bu kulübün gerçek sahibi olduğunuzu gösterin.
***
Değerli Eskişehirliler ve Eskişehirspor Sevdalıları;
Bu bir kurtuluş mücadelesidir.
1965 ruhunu yakalamalı ve üzerimize düşen sorumluluğun ağırlığını bilerek hareket etmeliyiz. Gevşemeden, rahatlamadan birbirimize daha sıkı sarılarak yolumuza bakmalıyız.
ESKİŞEHİRSPOR YOK OLUYOR, TÜRK FUTBOLU EKSİK KALIYOR!
Buna izin vermemeliyiz.!
Başkan ve yöneticiler,
hoca ve teknik heyet,
Futbolcular ve LİSANSI ÇIKMAYAN CESUR YÜREKLER,
Yerel ve ulusal basın,
Yerel yönetimler,
Seçilmiş ve atanmışlar....
Son olarak değerli Büyük Eskişehirspor taraftarı olarak ANADOLU YILDIZI'nın Onur mücadelesine sonuna kadar destek vermeliyiz..
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Çünkü, bizim kentin çocukları...
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocukları.
Transfer tahtamız kapanmasa belki bir çoğunu hiç tanımayacaktık.
Adlarını bilmeyecektik.
''Her şerde bir hayır vardır'' düsturu bir kere daha tecelli etti ve hepimizin içini kaplayan karamsarlık genç oyuncularımızın elde ettiği başarılar ile içimizde umutlar yeşerdi...
Bu Yeterli mi!?
ASLA!
Sadece genç futbolcularımız değil, tüm camia olarak yıllardır çaba sarfettiğimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün gerçekleşmesi için önümüzde büyük bir fırsat var.
Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz.
Kravatlılardan, atkılılara kadar...
Formalılardan, sokaktaki vatandaşa kadar...
Hepimiz bir seferberlik bilinci içinde bu büyük mücadeleye katkı sağlamalıyız...
***
#BİZİMÇOCUKLAR'a...
Bizim Çocuklar!..
En iyi oynayanından en vasat oynayanına kadar, hepiniz hayatınızın fırsatını yakaladınız.
Tüm Eskişehirspor sevdalılarının umutlarının tükendiği bir anda sizler tükenen umutlarımızı yeşerttiniz.
Karamsarlık duygularımıza umut ışığı oldunuz.
Sadece bedenlerinize değil, yüreklerinize giydirdiğiniz o kutsal forma ile sahada akıttığınız ter ile tüm Eskişehirspor sevdalılarına can verdiniz.
Böylesi umutsuz bir ortamda sizin mücadeleniz karşısında sizlere övgüler yağdırmaktan kendimizi alamıyoruz.
Ancak bu övgülerimiz sizleri rehavete sokmasın!
Bir profesyonelin en büyük düşmanı taraftarın aşırı övgüsü karşısında rehavete girmek, daha da kötüsü ''havaya'' girmektir.
Henüz yolun başındasınız ve yolun başında kendinizi yok etmeyin!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda oynadığınız maçlarda bizlerin de desteği ile yenilmez armada oldunuz!
Ancak deplasmanlarda rakiplerinizden fark yemekten kurtulamıyorsunuz.
Sizin gücünüz bu değil!
Siz çok daha iyilerini başarabilecek, deplasmanlarda bile rakiplerinizi dize getirebilecek güce sahipsiniz.
***
Unutmayın, Eskişehirspor'u ''YAŞAYAN EFSANE'' yapan ağabeylerinizde sizin gibiydi.
Bu kentin çocuklarıydı.
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocuklarıydı onlar da...
11 kişilik kadronun 9'u henüz üniversite öğrenimi gören sizin yaşınızdaki ''Çocuklar''dı...
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndaki güç sizindir.
Sizin bu gücünü sizlere anımsatan binlerce sevdalı yüreğin seslerini duyamasanız da deplasmanlarda da onların duaları sizinle.
Umutlarımız sizinle birlikte her deplasmana koşturuyor.
Siz kendi sahamızdaki gücünüzü deplasmanlara da taşımaya MECBURSUNUZ!
Koca bir kentin yükünü omuzlarınıza aldınız.
Bu yükü başarıyla taşırsanız, bitiş noktasına geldiğinizde kazanan siz olacaksınız.
Rehavetten uzak kalın!
Yükünüzün manevi ağırlığını her zaman yüreğinizde hissedin!
Ve en önemlisi de;
GÜCÜNÜZÜ FARKEDİN!
***
YÖNETİCİLERİMİZE...
Şunu hiç bir yöneticimiz unutmamalıdır ki;
Eskişehirspor bugün tamamen yönetim hataları ile bu noktaya geldi.
Ne var ki; Eskişehirspor sevdalıları her zaman olduğu gibi böylesi kritik bir dönemde suçlu arama derdine düşmeyecek.
İçine düştüğümüz bu durumdan kurtulmak için yöneticilerimize her türlü destek verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
Mevcut kadromuz bizleri mutlu etse de Eskişehirspor'un hedefi her zaman ''EN İYİSİ'' olmalıdır.
Ocak ayına kadar transfer tahtamızın açılması için sadece mevcut Yönetim Kurulu ve Kulüp Başkanımız değil, bu duruma düşmemizde pay sahibi olan tüm başkan ve yöneticilerimiz ellerinden geleni yapmalıdır.
Tribünlerde, farklı siyasi görüşlere, farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine mensup onbinlerce Eskişehirspor sevdalısı ''Eskişehirspor ortak paydası'' etrafında ''TEK YÜREK'' olabiliyorsa, tüm eski/yeni yöneticilerimiz de en azından Ocak ayına kadar bu ortak sevda etrafında bir araya gelebilmelidirler.
Eskişehirspor sevdalılarının bunu sizlerden istemeye hakkı vardır!
Ocak ayına kadar tüm yöneticilerimiz güç birliği içinde çalışmalı ve sorunsuz bir şekilde transfer tahtası açılmalıdır!
***
ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARINA...
Bütün Türkiye bizi konuşuyor!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndan yapılan naklen yayınlarda TV spikerleri nerdeyse maçtan çok bizleri anlatıyor.
Hatta iş öyle bir boyuta geldi ki, başka takım taraftarlarından bizim ortaya koyduğumuz güzelliklerin içinde olabilmek için stadımıza geldiklerini bile biliyoruz.
Yeterli mi!?
ASLA!
Biz daha iyisini yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz.
Tüm Türkiye'nin bizi konuşması bize yetmez.
Bizi tüm dünya konuşmalı!
1965'ten bu yana Türkiye'nin en tutkulu futbol şehri olma ünvanını elimizde tutuyoruz.
Bu ünvan bizi rehavete sokmamalı ve her geçen gün çok daha iyi tribün gösterileri yapmalıyız.
İşimiz tribünde bitmiyor.
Gevşemeden, rehavete kapılmadan #BizimÇocuklar'a verdiğimiz tribün desteğinin dışında hepimiz Eskişehirspor misyoneri olarak sokaklarda, caddelerde, işyerlerimizde, okullarımızda tüm yaşam alanlarımızda YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ'ni tüm Eskişehirspor sevdalılarına anlatmalıyız.
Artık Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmayı da öğrenmeli ve öğretmeliyiz!
***
SEÇİLMİŞLERİMİZE ve ATANMIŞLARIMIZA...
Eskişehir kentini yönetenler...
Belediye başkanlarımız;
Valimiz;
Kaymakamlarımız;
Bürokratlarımız;
Ve en önemlisi Milletvekillerimiz...
Biz ESKİŞEHİRSPOR'a SEVDALIYIZ!
Bunu anlayın artık!
Bizim Eskişehirspor sevdamız siyaset üstüdür!
O şanlı ARMA söz konusu olunca biz her şeyden VAZGEÇERİZ!
Eskişehirspor 1965'te kurucu başkanımız merhum Aziz BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleriyle futbol sahalarına indiği günden bu yana kentimizin en büyük markası ve değeridir!
Bu markayı ve değeri korumak, kollamak ve geliştirmek her seçilmiş ve atanmış büyüğümüzün görevidir.
Eskişehirspor'a destek olmak bir lütuf değil GÖREVDİR!
Kendi aranızdaki siyasi çekişmelere bizim bu büyük sevdamızı alet etmeyin!
Eskişehir kentine yapacağınız hizmetlerden birisi de Eskişehirspor'u layık olduğu yerlere taşımaktır.
Bizler sizlerden bundan öteye bir şey talep etmiyoruz....
***
SANAYİCİ, TÜCCAR ve ESNAFIMIZA...
Kentimizde binlerce aileye ekmek kapısı açan, Eskişehir'in gelişmesinde önemli payları olan değerli işadamlarımız ve değerli esnafımız...
Bu şehir hepimizin...
Ve bu şehrin en büyük marka ve değeri Eskişehirspor da hepimizin.
Eskişehirspor'un büyümesi,
Eskişehirspor'un yeniden eski günlerine dönmesi eminiz ki, sizlerin de en büyük arzusudur!
Sizlerden en çok duyduğumuz bahane;
''Falancaya güvenmiyoruz!''
Ya da;
''Bize kimse gelmedi''
Burada birilerine güvenmek durumunda değilsiniz.
Güvenmemek için haklı sebepleriniz olabilir.
Eğer gerçekten güvenmediğiniz için destek vermiyorsanız kulübten alacaklı olan kişilerden birisiyle direkt olarak irtibata geçip alacağını kapatın!
''Bize kimse gelmedi'' diyorsunuz.
Peki neden siz gitmiyorsunuz!?
Kulübün yolu çok uzak değil!
Hem bu kentin onuru için mücadele eden çocuklarımıza manevi destek verin tesislerimizde hem de bu kulübün gerçek sahibi olduğunuzu gösterin.
***
Değerli Eskişehirliler ve Eskişehirspor Sevdalıları;
Bu bir kurtuluş mücadelesidir.
1965 ruhunu yakalamalı ve üzerimize düşen sorumluluğun ağırlığını bilerek hareket etmeliyiz. Gevşemeden, rahatlamadan birbirimize daha sıkı sarılarak yolumuza bakmalıyız.
ESKİŞEHİRSPOR YOK OLUYOR, TÜRK FUTBOLU EKSİK KALIYOR!
Buna izin vermemeliyiz.!
Başkan ve yöneticiler,
hoca ve teknik heyet,
Futbolcular ve LİSANSI ÇIKMAYAN CESUR YÜREKLER,
Yerel ve ulusal basın,
Yerel yönetimler,
Seçilmiş ve atanmışlar....
Son olarak değerli Büyük Eskişehirspor taraftarı olarak ANADOLU YILDIZI'nın Onur mücadelesine sonuna kadar destek vermeliyiz..
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Etiketler:
Altes,
Efeler,
EsEs,
Eskişehir,
Eskişehirspor,
futbol,
Halil Ünal,
Nefer,
tribün
9 Eylül 2018 Pazar
Neden, ''YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR'' !?
Biz;
Sürekli dillendiriyoruz.
Sesleniyoruz.
Haykırıyoruz.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Evet, Eskişehirspor yaşamalı.
Sonsuza kadar yaşamalı.
Hem Eskişehir kenti için yaşamalı, hem de Türk futbolu için yaşamalı...
Neden, Yaşasın Eskişehirspor!?
Eskişehirspor neden yaşamalı!?
Neden varolmalı Eskişehirspor!?
O kadar çok sebebi var ki, Eskişehirspor'un yaşamasının üşenmeyip yazacak adam olsa kitap olur...
***
Fakat ne yazık ki, bazı kesimler bunu anlamıyor.
Ya da biz yeterince anlatamıyoruz.
Dilimizin döndüğünce, elimizin vardığınca yazıp anlatmaya çalışıyoruz.
Duygusal sebeplerden tutun da ekonomik sebeplere kadar bir çok sebep var.
Şimdi bunlardan birine örnek teşkil edecek bir anımı kısaca anlatacağım sizlere.
Umarım anlaması gerekenlere anlatabiliriz.
Anlaması gerekenler de anlamak için birazcık çaba sarfederler umuduyla buyrun okuyalım.
***
Efendim 8 Eylül 2018 Cumartesi günü, Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği başkanı sıfatıyla bir ziyaret gerçekleştirdi.
Dernek yönetiminde bulunan diş hekimi arkadaşımız Oğuz Şengel'in bir kaç kez bahsettiği fakat bir türlü ziyaret etmek nasip olmayan Şişli - Bomonti'deki ES PİLAV'ı ziyaret ettim.
Ziyaret etmeden evvel karşı kaldırımda tahminen bir 5 dakika tabeladaki ES yazısına baktım.
Bu civarda hiç Eskişehirli yaşamaz desek yeri var.
Adamın maksadı burada yaşayan Eskişehirlileri dükkanına çekmek olamaz.
Eskişehirspor logosundaki E ve S harflerini almış farklı renklerle hoş bir tabela asmış.
ES PİLAV...
***
Bir süre bu ''enfes manzara''yı izledikten sonra dükkana girdim.
Yakınlarda bir sağlık kuruluşunda çalışan Adem Sarıçoban kardeşimi aradım.
O da tatilden henüz dönmüş ve işbaşı yapmamıştım.
Ziyareti tek başıma gerçekleştirdim.
Dükkan sahibi ile tanıştık.
- Beyfendi kolay gelsin, ben Boğazın Kırmızı Şimşekleri Dernek başkanı. Eskişehirsporluyuz!
Genç adam birden elindeki tabakları bırakıp;
- Ooooooo abim hoşgeldiniz, şeref verdiniz.
Dedi, heyecanla.
Tokalaştık.
Dükkanın önünde bulunan masalardan birine oturduk.
- Nerelisiniz?
- Rizeliyim başkanım.
- Memnun oldum ben de Antalyalıyım.
***
Ziyareti bitirip, derneğe döndükten sonra farkettim.
45 Dakikalık sohbet boyunca ne o bana adımı sordu, ne de ben ona sordum.
Eskişehirspor sevdalısı olmamız tanışmamız için yeterli olmuştu.
Ama ikimizde Eskişehirli değildik!
Birimiz Rizeli, birimiz Antalyalı...
Birbirine ''Eskişehirli değilsin, neden Eskişehirspor!?'' diye sorma gereği duymayan iki adam!
Bu çok güzel bir duygu inanın...
Başta Eskişehirli Eskişehirspor sevdalıları olmak üzere pek çok insanın anlayamadığı bir hal...
***
Ben, İstanbul'da Eskişehirsporlular'ın evi, ailesi durumundaki bir derneğin başkanıyım. Bu arkadaşımızda Eskişehir ile hiç bir ilişkisi olmadan ESES'e sevdalanan, üstelik İstanbul'da hiç Eskişehirli'nin yaşamadığı bir semtte işyerinin adını ES koyan bir adam...
İşte bunun için YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Eskişehir'in tanıtımında, Eskişehir kentinin ülkemiz insanınca sevilmesinde en büyük etken olan ESKİŞEHİRSPOR Yaşasın elbette!
Ve Eskişehir'i yönetenler,
Eskişehir'de yatırım yapıp ekmek parası kazananlar,
Eskişehir'in daha çok tanınması, daha çok büyümesi için Eskişehirspor'u yaşatmalı ve bunun için ellerinden geleni yapmalıdırlar...
***
Eskişehir'i yönetenlere buradan bir kere daha sesleniyorum.
Varsa bir ''Eskişehir'i Tanıtma Fonu'' bu fondan en büyük payı Eskişehirspor almalı.
Bugün Türkiye'nin neresine gidilirse gidilsin ''Eskişehirliyim'' dediği vakit bir hemşehrimiz hemen karşısındaki vatandaş ''Vaaaayyy ESES'' diye gıpta ediyorsa Eskişehir'e;
Eskişehir'i yöneten atanmış ve seçilmişler Eskişehir'in bu en büyük markasını korumalı, kollamalı ve yaşatmalıdır. Bu Eskişehirspor'a karşı bir lütuf değil, Eskişehir kentine karşı bir görevdir.
Balıkesirspor maçı öncesiydi!
İstanbul'da yaşayan bir GS taraftarı arkadaşım; ''Abi Eskişehir'i çok merak ediyorum. Bu hafta sonu gidip, hem Eskişehir'i gezmek hem de o muhteşem taraftarın içinde maç izlemek istiyorum'' dedi ve hafta sonunda 3 gün Eskişehir'de kaldı.
Otele para kazandırdı.
Kafeye para kazandırdı.
Lokantaya para kazandırdı.
Çay ocağına para kazandırdı.
Simitçiye, börekçiye para kazandırdı.
Ve son olarak en büyük hayali olan Eskişehirspor taraftarının arasında maraton altta o muazzam ambiyansı da yaşayarak geri döndü.
Bir Galatasaray sevdalısı, kendi tribünlerinde yaşayamadığı güzellikleri bizim tribünlerimizde yaşadı.
O anı yaşamak için de 3 gün Eskişehir esnafına para kazandırdı.
Daha sonra aynı şekilde Eskişehirspor taraftarına hayranlığını defalarca dile getiren bir Fenerbahçe taraftarı olan başka bir arkadaşım da Karabükspor maçına gitti 2 günlüğüne...
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırırken, Eskişehirspor'un sadece bir futbol takımı olmadığının bilincini yaşıyoruz biz.
Efendim bunca borcu belediyeler mi yaptı ki belediyeler ödesin!?
Elbette belediyeler yapmadı. Elbette belediyeler ödemesin!
Efendim bunca borcu Vali bey mi yaptı ki, valilik ödesin!?
Elbette ne vali bey bu borçları yaptı ne de valilik ödemeli!
Ancak olağanüstü bir durum var ortada.
Eskişehir'in en büyük markası beceriksiz yönetimler tarafından çarçur edilen kaynaklar ve yapılan borçlar sebebiyle yok oluyor!
Bugüne kadar sevdiği kadar sahip çıkamayan taraftar artık fiilen yönetimin içindedir ve bir çok konuda söz sahibi olmuştur.
Kurulan ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ Türkiye'de yine diğer kulüplere örnek teşkil eden bir ilke imza attı ve bu zor günlerde Eskişehirspor'un yaşaması için büyük bir mücadele başlattı.
Taraftarın yetemediği yerde, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız ve Valimiz bu komiteye maddi ya manevi bir destek olsa kıyamet mi kopar!?
***
Sokaktaki ayakkabı boyacısından tutun da Organize Sanayi'deki sanayicilerimize kadar, küçük esnafımızdan, büyük tüccarlarımıza kadar, Eskişehir'de ekmek parası kazanan her işletmecimiz, hemşehrimiz az demeden, çok demeden ''Çorbada benim de tuzum olsun, çünkü ben de bu çorbayı çok içtim ve içeceğim'' dese kıyamet mi kopar!?
''Efendim kulübe yardım için beni aramadılar!''
Aramasınlar efendim!
Bu takım sizin!
Bu kulüp Eskişehir kentinin.
İstanbul'da bir Fenerbahçeli ve Antalyalı arkadaşım bana telefon edip, ''Arkadaş bir yardım kampanyası açılırsa bize de haber ver, biz de 5-6 arkadaş gücümüz yettiğince destek vereceğiz'' diyebiliyorsa sen neyin davetini bekliyorsun.
***
Eskişehir halkı, Eskişehir halkının tüm Türkiye'ye armağan ettiği ve bugün bile Türkiye'de en çok sempatizanı olan Eskişehirspor'a sahip çıkmalıdır.
Sebep aramadan,
Davet beklemeden...
ve biz yine haykıracağız sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!!!
Sürekli dillendiriyoruz.
Sesleniyoruz.
Haykırıyoruz.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Evet, Eskişehirspor yaşamalı.
Sonsuza kadar yaşamalı.
Hem Eskişehir kenti için yaşamalı, hem de Türk futbolu için yaşamalı...
Neden, Yaşasın Eskişehirspor!?
Eskişehirspor neden yaşamalı!?
Neden varolmalı Eskişehirspor!?
O kadar çok sebebi var ki, Eskişehirspor'un yaşamasının üşenmeyip yazacak adam olsa kitap olur...
***
Fakat ne yazık ki, bazı kesimler bunu anlamıyor.
Ya da biz yeterince anlatamıyoruz.
Dilimizin döndüğünce, elimizin vardığınca yazıp anlatmaya çalışıyoruz.
Duygusal sebeplerden tutun da ekonomik sebeplere kadar bir çok sebep var.
Şimdi bunlardan birine örnek teşkil edecek bir anımı kısaca anlatacağım sizlere.
Umarım anlaması gerekenlere anlatabiliriz.
Anlaması gerekenler de anlamak için birazcık çaba sarfederler umuduyla buyrun okuyalım.
***
Efendim 8 Eylül 2018 Cumartesi günü, Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği başkanı sıfatıyla bir ziyaret gerçekleştirdi.
Dernek yönetiminde bulunan diş hekimi arkadaşımız Oğuz Şengel'in bir kaç kez bahsettiği fakat bir türlü ziyaret etmek nasip olmayan Şişli - Bomonti'deki ES PİLAV'ı ziyaret ettim.
Ziyaret etmeden evvel karşı kaldırımda tahminen bir 5 dakika tabeladaki ES yazısına baktım.
Bu civarda hiç Eskişehirli yaşamaz desek yeri var.
Adamın maksadı burada yaşayan Eskişehirlileri dükkanına çekmek olamaz.
Eskişehirspor logosundaki E ve S harflerini almış farklı renklerle hoş bir tabela asmış.
ES PİLAV...
***
Bir süre bu ''enfes manzara''yı izledikten sonra dükkana girdim.
Yakınlarda bir sağlık kuruluşunda çalışan Adem Sarıçoban kardeşimi aradım.
O da tatilden henüz dönmüş ve işbaşı yapmamıştım.
Ziyareti tek başıma gerçekleştirdim.
Dükkan sahibi ile tanıştık.
- Beyfendi kolay gelsin, ben Boğazın Kırmızı Şimşekleri Dernek başkanı. Eskişehirsporluyuz!
Genç adam birden elindeki tabakları bırakıp;
- Ooooooo abim hoşgeldiniz, şeref verdiniz.
Dedi, heyecanla.
Tokalaştık.
Dükkanın önünde bulunan masalardan birine oturduk.
- Nerelisiniz?
- Rizeliyim başkanım.
- Memnun oldum ben de Antalyalıyım.
***
Ziyareti bitirip, derneğe döndükten sonra farkettim.
45 Dakikalık sohbet boyunca ne o bana adımı sordu, ne de ben ona sordum.
Eskişehirspor sevdalısı olmamız tanışmamız için yeterli olmuştu.
Ama ikimizde Eskişehirli değildik!
Birimiz Rizeli, birimiz Antalyalı...
Birbirine ''Eskişehirli değilsin, neden Eskişehirspor!?'' diye sorma gereği duymayan iki adam!
Bu çok güzel bir duygu inanın...
Başta Eskişehirli Eskişehirspor sevdalıları olmak üzere pek çok insanın anlayamadığı bir hal...
***
Ben, İstanbul'da Eskişehirsporlular'ın evi, ailesi durumundaki bir derneğin başkanıyım. Bu arkadaşımızda Eskişehir ile hiç bir ilişkisi olmadan ESES'e sevdalanan, üstelik İstanbul'da hiç Eskişehirli'nin yaşamadığı bir semtte işyerinin adını ES koyan bir adam...
İşte bunun için YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Eskişehir'in tanıtımında, Eskişehir kentinin ülkemiz insanınca sevilmesinde en büyük etken olan ESKİŞEHİRSPOR Yaşasın elbette!
Ve Eskişehir'i yönetenler,
Eskişehir'de yatırım yapıp ekmek parası kazananlar,
Eskişehir'in daha çok tanınması, daha çok büyümesi için Eskişehirspor'u yaşatmalı ve bunun için ellerinden geleni yapmalıdırlar...
***
Eskişehir'i yönetenlere buradan bir kere daha sesleniyorum.
Varsa bir ''Eskişehir'i Tanıtma Fonu'' bu fondan en büyük payı Eskişehirspor almalı.
Bugün Türkiye'nin neresine gidilirse gidilsin ''Eskişehirliyim'' dediği vakit bir hemşehrimiz hemen karşısındaki vatandaş ''Vaaaayyy ESES'' diye gıpta ediyorsa Eskişehir'e;
Eskişehir'i yöneten atanmış ve seçilmişler Eskişehir'in bu en büyük markasını korumalı, kollamalı ve yaşatmalıdır. Bu Eskişehirspor'a karşı bir lütuf değil, Eskişehir kentine karşı bir görevdir.
Balıkesirspor maçı öncesiydi!
İstanbul'da yaşayan bir GS taraftarı arkadaşım; ''Abi Eskişehir'i çok merak ediyorum. Bu hafta sonu gidip, hem Eskişehir'i gezmek hem de o muhteşem taraftarın içinde maç izlemek istiyorum'' dedi ve hafta sonunda 3 gün Eskişehir'de kaldı.
Otele para kazandırdı.
Kafeye para kazandırdı.
Lokantaya para kazandırdı.
Çay ocağına para kazandırdı.
Simitçiye, börekçiye para kazandırdı.
Ve son olarak en büyük hayali olan Eskişehirspor taraftarının arasında maraton altta o muazzam ambiyansı da yaşayarak geri döndü.
Bir Galatasaray sevdalısı, kendi tribünlerinde yaşayamadığı güzellikleri bizim tribünlerimizde yaşadı.
O anı yaşamak için de 3 gün Eskişehir esnafına para kazandırdı.
Daha sonra aynı şekilde Eskişehirspor taraftarına hayranlığını defalarca dile getiren bir Fenerbahçe taraftarı olan başka bir arkadaşım da Karabükspor maçına gitti 2 günlüğüne...
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırırken, Eskişehirspor'un sadece bir futbol takımı olmadığının bilincini yaşıyoruz biz.
Efendim bunca borcu belediyeler mi yaptı ki belediyeler ödesin!?
Elbette belediyeler yapmadı. Elbette belediyeler ödemesin!
Efendim bunca borcu Vali bey mi yaptı ki, valilik ödesin!?
Elbette ne vali bey bu borçları yaptı ne de valilik ödemeli!
Ancak olağanüstü bir durum var ortada.
Eskişehir'in en büyük markası beceriksiz yönetimler tarafından çarçur edilen kaynaklar ve yapılan borçlar sebebiyle yok oluyor!
Bugüne kadar sevdiği kadar sahip çıkamayan taraftar artık fiilen yönetimin içindedir ve bir çok konuda söz sahibi olmuştur.
Kurulan ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ Türkiye'de yine diğer kulüplere örnek teşkil eden bir ilke imza attı ve bu zor günlerde Eskişehirspor'un yaşaması için büyük bir mücadele başlattı.
Taraftarın yetemediği yerde, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız ve Valimiz bu komiteye maddi ya manevi bir destek olsa kıyamet mi kopar!?
***
Sokaktaki ayakkabı boyacısından tutun da Organize Sanayi'deki sanayicilerimize kadar, küçük esnafımızdan, büyük tüccarlarımıza kadar, Eskişehir'de ekmek parası kazanan her işletmecimiz, hemşehrimiz az demeden, çok demeden ''Çorbada benim de tuzum olsun, çünkü ben de bu çorbayı çok içtim ve içeceğim'' dese kıyamet mi kopar!?
''Efendim kulübe yardım için beni aramadılar!''
Aramasınlar efendim!
Bu takım sizin!
Bu kulüp Eskişehir kentinin.
İstanbul'da bir Fenerbahçeli ve Antalyalı arkadaşım bana telefon edip, ''Arkadaş bir yardım kampanyası açılırsa bize de haber ver, biz de 5-6 arkadaş gücümüz yettiğince destek vereceğiz'' diyebiliyorsa sen neyin davetini bekliyorsun.
***
Eskişehir halkı, Eskişehir halkının tüm Türkiye'ye armağan ettiği ve bugün bile Türkiye'de en çok sempatizanı olan Eskişehirspor'a sahip çıkmalıdır.
Sebep aramadan,
Davet beklemeden...
ve biz yine haykıracağız sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!!!
21 Haziran 2018 Perşembe
Abdullah Gegiç ve En Büyük Sevdası Eskişehirspor...
Abdullah Gegiç...
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
1 Haziran 2018 Cuma
Eskişehir Milletvekili Adayları ve Eskişehirspor!
24 Haziran seçimlerine çok az bir zaman kaldı.
Eskişehirspor'un olağanüstü kongresine ise sayılı günler kaldı.
Eskişehirspor 6 Haziran'da yapılacak olan olağanüstü kongrede tarihi anlar yaşayacak.
Türk Futbol tarihinin en güzide sayfalarını yazan Eskişehirspor bir ''Diriliş ya da Tükeniş'' sürecine girmiş bulunmaktadır.
Yetersiz, Yeteneksiz, Beceriksiz yönetimlerin borç batağı içine çektiği Eskişehirspor bugüne kadar Eskişehir halkının ve Eskişehirspor sevdalılarının duaları ve gayretleri ile ayakta kalabildi ve tükeniş sürecini burala kadar öteleyebildi.
***
Bugüne kadar bekledim.
Eskişehir kentinin en büyük markası olan Eskişehirspor ile ilgili olarak bir tek milletvekili adayımızdan bir ses duyacak mıyım umuduyla bekledim.
Ses seda yok!
Sokaklarda gezerken bir tane Eskişehirspor atkısı takan olur mu acaba diye bekledim göremedim.
''Eskişehirspor'u düştüğü bu darboğazdan kurtarmalıyız! Kurtaracağız!'' diye haykıran ve vekili olacağı milletin, Eskişehir halkının feryadına ortak olan çıkar mı diye bekledim.
Nafile!
Görmüyorlar!
Duymuyorlar!
Bilmiyorlar!
Daha da beteri;
UMURSAMIYORLAR!
***
Sayın vekil adayları;
Sizler kimlerin vekil adayısınız biliyor musunuz!?
Yürekleri Eskişehirspor sevdası ile yanıp tutuşan, bu sevdanın peşinde binlerce kilometre yol katedip, deplasmanlarda türlü çilelerle takımlarını destekleyen, Eskişehir Atatürk Stadı'nın tribünlerinde bütün Türkiye'ye arma aşkı dersleri veren, Eskişehşirspor'u Türkiye'nin en çok sempati duyulan takımı haline getiren, Eskişehirspor sevdası ile yaptıkları şovlarla Eskişehir kentinin sürekli olarak Türkiye'nin gündeminde tutan Eskişehirspor sevdalılarının vekili olacaksınız.
Ve bugün, sizin vekili olmaya aday olduğunuz bu insanların yürekleri yangın yeri!
Hepimiz, büyük bir ızdırap ve umutsuzluk deryası içinde 6 Haziran tarihini bekliyoruz.
***
Kanser hastası bir ağabeyimize moral ziyaretine gidiyoruz.
- Ağabey biz geldik, nasılsın iyi misin!? diyoruz.
Ağabeyimiz ağlamaklı sesiyle;
- 6 Haziran'da iyi bir aday çıkacak mı, Eskişehirspor tükenirse biz nasıl iyi olacağız!
Diyor ve bütün kelimeler boğazımıza düğümleniyor...
Gözyaşlarımızı durdurmak mümkün olmuyor!...
Tıpkı yıllar önce ölümcül hastalığı nedeniyle hastanede tedavi gören futbolcumuz Necdet Yıldırım ağabeyimizin arkadaşlarını yanında görür görmez Eskişehirspor'u sorması gibi...
Sizler sayın vekil adayları sizler bu insanların vekili olacaksınız!
Bu kutlu sevdayı gözyaşlarıyla taçlandıran Eskişehirspor sevdalılarının vekili olacaksınız.
Bunun farkında mısınız!?
***
Bizler hiç bir siyasetçiden ''kıyak'' istemiyoruz!
Hiç bir siyasi kurumdan ''torpil'' istemiyoruz!
Ancak bugün Türk futboluna zerre faydası dokunmamış, tribün kültürü adına zırnık bir eylemi, etkinliği olmamış proje takımlar belediyelerin ve devlet kurumlarının sırtında, milletin ödediği vergilerle şampiyonluklar kazanıyor, borçlarını ödüyor ve transferler yapabiliyorsa;
Türk futbolunda ANADOLU DEVRİMİ yapmış, Türk tribünlerine futbol seyir zevkini getirmiş, Türkiye'ye futbol taraftarlığı kültürünü öğretmiş, Türk futbolunda futbol kamuoyu tarafından ANADOLU YILDIZI ünvanı verilen, tribün emekçileri tarafından KIRMIZI ŞİMŞEKLER ünvanı ile taçlandırılan Eskişehirspor fazlasıyla bunları haketmektedir.
Devletin proje takımlarına harcadığı paraların hiçbir ''hakediş'' karşılığı yoktur ama onlar bunu bir hak olarak alıyorsa Eskişehirspor bunu fazlasıyla HAKETMİŞTİR!
***
Bugün geldiğimiz noktada hiçbir siyasi parti ayrımı yapmadan sizlere sesleniyorum.
Gelin vekili olmak için aday olduğunuz milletin sesine, gönlündeki isyana kulak verin!
Her nerede doğdunuz ve doydunuz ise; bugün Eskişehir milletvekili adayı olduysanız artık sizlerde birer Eskişehirli ve Eskişehirsporlu oldunuz demektir.
Eskişehirspor'u düştüğü darboğazdan kurtarmak sizler için kutlu bir vazifedir!
Eskişehir'e yapacağınız hizmetlerin ilk sırasında Eskişehirspor'u düştüğü bu darboğazdan kurtarmak olmalıdır.
Eskişehirspor sevdalıları işten, ekmekten, aştan evvel Eskişehirspor'u düşünür, Eskişehirspor'un geleceğinin kurtarılmasını ister.
***
Bütün partilerin milletvekili adaylarına burada çağrıda bulunuyorum.
Gelin Eskişehir halkının yüreğinde kanayan bir yara olan Eskişehirspor'un makus talihinin bir an evvel sona erdirilmesi için 6 Haziran Olağanüstü kongresi öncesinde bir araya gelin ve vekili olmak istediğiniz milletimizin yüreklerine su serpin. ''Eskişehirspor'u düştüğü darboğazdan kurtaracağız'' cümlesini omuz omuza vererek siz de bizimle haykırın.
Tüm adaylar bir araya gelerek bir basın toplantısı yapılsın.
Bu tarihi bir çağrıdır.
Yüreklerden yükselen bir haykırıştır!
Yüreklerimizdeki yangını söndürün ve 6 Haziran'da yapılacak olağanüstü kongreye tüm partilerin adayları bir arada girerek Eskişehirspor'un kurtuluş müjdesini bizlere verin!
Eskişehirspor'un olağanüstü kongresine ise sayılı günler kaldı.
Eskişehirspor 6 Haziran'da yapılacak olan olağanüstü kongrede tarihi anlar yaşayacak.
Türk Futbol tarihinin en güzide sayfalarını yazan Eskişehirspor bir ''Diriliş ya da Tükeniş'' sürecine girmiş bulunmaktadır.
Yetersiz, Yeteneksiz, Beceriksiz yönetimlerin borç batağı içine çektiği Eskişehirspor bugüne kadar Eskişehir halkının ve Eskişehirspor sevdalılarının duaları ve gayretleri ile ayakta kalabildi ve tükeniş sürecini burala kadar öteleyebildi.
***
Bugüne kadar bekledim.
Eskişehir kentinin en büyük markası olan Eskişehirspor ile ilgili olarak bir tek milletvekili adayımızdan bir ses duyacak mıyım umuduyla bekledim.
Ses seda yok!
Sokaklarda gezerken bir tane Eskişehirspor atkısı takan olur mu acaba diye bekledim göremedim.
''Eskişehirspor'u düştüğü bu darboğazdan kurtarmalıyız! Kurtaracağız!'' diye haykıran ve vekili olacağı milletin, Eskişehir halkının feryadına ortak olan çıkar mı diye bekledim.
Nafile!
Görmüyorlar!
Duymuyorlar!
Bilmiyorlar!
Daha da beteri;
UMURSAMIYORLAR!
***
Sayın vekil adayları;
Sizler kimlerin vekil adayısınız biliyor musunuz!?
Yürekleri Eskişehirspor sevdası ile yanıp tutuşan, bu sevdanın peşinde binlerce kilometre yol katedip, deplasmanlarda türlü çilelerle takımlarını destekleyen, Eskişehir Atatürk Stadı'nın tribünlerinde bütün Türkiye'ye arma aşkı dersleri veren, Eskişehşirspor'u Türkiye'nin en çok sempati duyulan takımı haline getiren, Eskişehirspor sevdası ile yaptıkları şovlarla Eskişehir kentinin sürekli olarak Türkiye'nin gündeminde tutan Eskişehirspor sevdalılarının vekili olacaksınız.
Ve bugün, sizin vekili olmaya aday olduğunuz bu insanların yürekleri yangın yeri!
Hepimiz, büyük bir ızdırap ve umutsuzluk deryası içinde 6 Haziran tarihini bekliyoruz.
***
Kanser hastası bir ağabeyimize moral ziyaretine gidiyoruz.
- Ağabey biz geldik, nasılsın iyi misin!? diyoruz.
Ağabeyimiz ağlamaklı sesiyle;
- 6 Haziran'da iyi bir aday çıkacak mı, Eskişehirspor tükenirse biz nasıl iyi olacağız!
Diyor ve bütün kelimeler boğazımıza düğümleniyor...
Gözyaşlarımızı durdurmak mümkün olmuyor!...
Tıpkı yıllar önce ölümcül hastalığı nedeniyle hastanede tedavi gören futbolcumuz Necdet Yıldırım ağabeyimizin arkadaşlarını yanında görür görmez Eskişehirspor'u sorması gibi...
Sizler sayın vekil adayları sizler bu insanların vekili olacaksınız!
Bu kutlu sevdayı gözyaşlarıyla taçlandıran Eskişehirspor sevdalılarının vekili olacaksınız.
Bunun farkında mısınız!?
***
Bizler hiç bir siyasetçiden ''kıyak'' istemiyoruz!
Hiç bir siyasi kurumdan ''torpil'' istemiyoruz!
Ancak bugün Türk futboluna zerre faydası dokunmamış, tribün kültürü adına zırnık bir eylemi, etkinliği olmamış proje takımlar belediyelerin ve devlet kurumlarının sırtında, milletin ödediği vergilerle şampiyonluklar kazanıyor, borçlarını ödüyor ve transferler yapabiliyorsa;
Türk futbolunda ANADOLU DEVRİMİ yapmış, Türk tribünlerine futbol seyir zevkini getirmiş, Türkiye'ye futbol taraftarlığı kültürünü öğretmiş, Türk futbolunda futbol kamuoyu tarafından ANADOLU YILDIZI ünvanı verilen, tribün emekçileri tarafından KIRMIZI ŞİMŞEKLER ünvanı ile taçlandırılan Eskişehirspor fazlasıyla bunları haketmektedir.
Devletin proje takımlarına harcadığı paraların hiçbir ''hakediş'' karşılığı yoktur ama onlar bunu bir hak olarak alıyorsa Eskişehirspor bunu fazlasıyla HAKETMİŞTİR!
***
Bugün geldiğimiz noktada hiçbir siyasi parti ayrımı yapmadan sizlere sesleniyorum.
Gelin vekili olmak için aday olduğunuz milletin sesine, gönlündeki isyana kulak verin!
Her nerede doğdunuz ve doydunuz ise; bugün Eskişehir milletvekili adayı olduysanız artık sizlerde birer Eskişehirli ve Eskişehirsporlu oldunuz demektir.
Eskişehirspor'u düştüğü darboğazdan kurtarmak sizler için kutlu bir vazifedir!
Eskişehir'e yapacağınız hizmetlerin ilk sırasında Eskişehirspor'u düştüğü bu darboğazdan kurtarmak olmalıdır.
Eskişehirspor sevdalıları işten, ekmekten, aştan evvel Eskişehirspor'u düşünür, Eskişehirspor'un geleceğinin kurtarılmasını ister.
***
Bütün partilerin milletvekili adaylarına burada çağrıda bulunuyorum.
Gelin Eskişehir halkının yüreğinde kanayan bir yara olan Eskişehirspor'un makus talihinin bir an evvel sona erdirilmesi için 6 Haziran Olağanüstü kongresi öncesinde bir araya gelin ve vekili olmak istediğiniz milletimizin yüreklerine su serpin. ''Eskişehirspor'u düştüğü darboğazdan kurtaracağız'' cümlesini omuz omuza vererek siz de bizimle haykırın.
Tüm adaylar bir araya gelerek bir basın toplantısı yapılsın.
Bu tarihi bir çağrıdır.
Yüreklerden yükselen bir haykırıştır!
Yüreklerimizdeki yangını söndürün ve 6 Haziran'da yapılacak olağanüstü kongreye tüm partilerin adayları bir arada girerek Eskişehirspor'un kurtuluş müjdesini bizlere verin!
20 Mayıs 2018 Pazar
Her şehir ESKİŞEHİR olursa, Türk futbolu çağ atlar!
Öncelikle Süper Lig'de zorlu bir mücadelenin sonunda şampiyonluk ipini göğüsleyen Galatasaray'ı, Süper Lig'e çıkma başarısını yakalayan Rizespor, Ankaragücü ve Erzurumspor ile Türkiye Kupası'nı kazanan Akhisarspor'u ve bu takımlara gönül verenleri kutluyorum.
Bu takımlarımızdan Avrupa kupalarında ülkemizi temsil etme hakkı kazananlara da Türk Milleti'nin bir ferdi olarak üstün başarılar diliyorum.
***
Bugün ulusal medya ve sosyal medyada Galatasaray ve Erzurumspor'un şampiyonlukları kadar Eskişehir kenti de konuşuluyor.
Süper Lig şampiyonu Galatasaray taraftarlarının sadece Eskişehir'de şampiyonluk kutlaması yapamamış olması ulusal basının ve sosyal medyanın gündemindeydi.
Halbuki bu durum ilk defa olmuş değil.
Her sene hangi takım şampiyon olursa olsun Eskişehir halkı Eskişehir'de kutlama yapılmasına izin vermiyor.
Ve her sene ulusal medya bunu ilk defa oluyormuş gibi görüyor sütunlarında.
***
Öncelikle şunu çok net bir şekilde belirtmek isterim.
Eskişehir bir futbol kentidir.
İnsanlar futbol ile yatar futbol ile kalkar.
Eskişehirli, kentinin takımı Eskişehirspor'a öylesine bir sevda beslemektedir ki, Eskişehirspor bu sevda sayesinde bugün Eskişehir'in en büyük markası haline gelmiştir.
Bunu daha net anlatmak için şöyle bir örnek verelim:
Memleketimizin her kentinin meşhur bir ürünü vardır.
O ilin adı geçince hemen o ürün akla gelir.
Bursa denilince şeftali,
Malatya denilince kayısı,
Rize denilince çay
Antalya denilince portakal gibi...
Türkiye'nin neresinde olursanız olun Eskişehir adı geçer geçmez söylenen ilk cümle ''Vaaaayyy ESES'' olur...
***
Kentinin takımına bu kadar sevdalı başka bir kent halkı yoktur ülkemizde.
Türkiye futbol varolduğundan bu yana memleketimizin her yanında GS, FB, BJK takımlarının tutulması nerdeyse farz olmuş durumda.
Çünkü diğer takımlar güçlü değil ve şampiyon olamıyorlar.
İnsanlarımız da ''en azından futbol oyununda bari güçlü olanın yanında olayım da ben de sevinebileyim'' düşüncesiyle bu takımlardan birini tutuyorlar.
1965 yılında merhum Dr. Aziz BOLEL liderliğinde Eskişehirspor kurulur ve ülke genelinde hakim olan ''üç takımdan birini tutma'' zorunluluğu sona erer.
Eskişehirspor öylesine bir mücadele verir ki, sadece Eskişehirlilerin değil, tüm Anadolu insanının sevgisini kazanır.
İşte Eskişehir böylesine kendi kentinin takımına sevdalıdırlar.
***
Futbolun geliştiği hangi ülkeyi ele alırsanız alın, hemen hemen her kenti bir ''Eskişehir''dir.
Her kentin insanı kendi kentinin takımını tutar, hatta kendi kasabasının takımını tutar.
Kent halkı tüm maddi ve manevi imkanlarını kentinin takımı için harcar.
Kendi takımının formasını alır,
Kendi takımının maçına gider,
Kendi takımına üye olur...
Bunun sonucu olarak da kendi kentinin takımı gelişir, büyür ve güçlenir.
Bununla birlikte ülke genelindeki futbol rekabeti daha üst seviyelere çıkar, uluslararası maçlarda bu ülkelerin takımları daha başarılı olur.
Biz de ise durum tam tersidir.
Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Hatay'a her kent insanı bütün maddi ve manevi kaynağını sadece 3 takım için kullanır.
Böyle olunca da futbol oyunu ve futbol sektörü üç kulüp arasında döner...
***
Bugün ülkemizde futbol geri kalmışsa, uluslararası alanda bir istisna ile yıllarca övünüyorsak bunun en büyük sebebi kent halkının kendi kent takımına sahip çıkmamasıdır.
Bir kent hariç.
Eskişehir!
Tarihinde hiç şampiyonluk kazanamamış olmasına rağmen, yıllarca alt liglerde hayatta kalabilme mücadelesinin ötesine geçememiş olmasına rağmen, kötü yönetimler sonucunda mali kriz ile boğuşuyor olmasına rağmen, bir kentin insanları kendi kentlerinin takımlarına aşk ile bağlanabiliyorlarsa bütün futbol taraftarları bu insanlara saygı duymalıdırlar.
Bugün bütün futbol kamuoyu ''Eskişehir'de şampiyonluk kutlamasına izin verilmedi'' diye ortalığı velveleye vereceğine ''Şampiyon takımın taraftarları Eskişehir'de kutlama yapmadı'' şeklinde konuşsa çok daha güzel olmaz mıydı?
***
Sonuç olarak, artık Türkiye'de futbol taraftarları şunu bir kez daha anladı ki, Eskişehir halkı diğer kentler gibi değildir. Kendi kentinin takımı amatör kümede de olsa aşk ile bağlıdırlar takımlarına ve herkes de buna saygı duymalıdır.
Son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Eskişehir halkı seçkin özelliklerle bezenmiş bir halktır'' övgüsüne mazhar olan Eskişehirliler, bizleri bu şekilde öven Atatürk'ün ülkemizi işgal eden Yunanlıların bayraklarının dahi ayaklar altına alınmasına müsaade etmediğini unutmamalıyız.
Eskişehirspor taraftarı arma aşkını en iyi yaşayan bir topluluk olarak başkalarının da arma aşkına, forma aşkına, renk aşkına da saygı duymalı ve sosyal medyada bazı görüntüleri paylaşmamalıdır...
''Sevdalar küme düşmez'' derken sevdaların ayakları altına alınayacağı gerçeğini de unutmamak gerekli...
Bu takımlarımızdan Avrupa kupalarında ülkemizi temsil etme hakkı kazananlara da Türk Milleti'nin bir ferdi olarak üstün başarılar diliyorum.
***
Bugün ulusal medya ve sosyal medyada Galatasaray ve Erzurumspor'un şampiyonlukları kadar Eskişehir kenti de konuşuluyor.
Süper Lig şampiyonu Galatasaray taraftarlarının sadece Eskişehir'de şampiyonluk kutlaması yapamamış olması ulusal basının ve sosyal medyanın gündemindeydi.
Halbuki bu durum ilk defa olmuş değil.
Her sene hangi takım şampiyon olursa olsun Eskişehir halkı Eskişehir'de kutlama yapılmasına izin vermiyor.
Ve her sene ulusal medya bunu ilk defa oluyormuş gibi görüyor sütunlarında.
***
Öncelikle şunu çok net bir şekilde belirtmek isterim.
Eskişehir bir futbol kentidir.
İnsanlar futbol ile yatar futbol ile kalkar.
Eskişehirli, kentinin takımı Eskişehirspor'a öylesine bir sevda beslemektedir ki, Eskişehirspor bu sevda sayesinde bugün Eskişehir'in en büyük markası haline gelmiştir.
Bunu daha net anlatmak için şöyle bir örnek verelim:
Memleketimizin her kentinin meşhur bir ürünü vardır.
O ilin adı geçince hemen o ürün akla gelir.
Bursa denilince şeftali,
Malatya denilince kayısı,
Rize denilince çay
Antalya denilince portakal gibi...
Türkiye'nin neresinde olursanız olun Eskişehir adı geçer geçmez söylenen ilk cümle ''Vaaaayyy ESES'' olur...
***
Kentinin takımına bu kadar sevdalı başka bir kent halkı yoktur ülkemizde.
Türkiye futbol varolduğundan bu yana memleketimizin her yanında GS, FB, BJK takımlarının tutulması nerdeyse farz olmuş durumda.
Çünkü diğer takımlar güçlü değil ve şampiyon olamıyorlar.
İnsanlarımız da ''en azından futbol oyununda bari güçlü olanın yanında olayım da ben de sevinebileyim'' düşüncesiyle bu takımlardan birini tutuyorlar.
1965 yılında merhum Dr. Aziz BOLEL liderliğinde Eskişehirspor kurulur ve ülke genelinde hakim olan ''üç takımdan birini tutma'' zorunluluğu sona erer.
Eskişehirspor öylesine bir mücadele verir ki, sadece Eskişehirlilerin değil, tüm Anadolu insanının sevgisini kazanır.
İşte Eskişehir böylesine kendi kentinin takımına sevdalıdırlar.
***
Futbolun geliştiği hangi ülkeyi ele alırsanız alın, hemen hemen her kenti bir ''Eskişehir''dir.
Her kentin insanı kendi kentinin takımını tutar, hatta kendi kasabasının takımını tutar.
Kent halkı tüm maddi ve manevi imkanlarını kentinin takımı için harcar.
Kendi takımının formasını alır,
Kendi takımının maçına gider,
Kendi takımına üye olur...
Bunun sonucu olarak da kendi kentinin takımı gelişir, büyür ve güçlenir.
Bununla birlikte ülke genelindeki futbol rekabeti daha üst seviyelere çıkar, uluslararası maçlarda bu ülkelerin takımları daha başarılı olur.
Biz de ise durum tam tersidir.
Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Hatay'a her kent insanı bütün maddi ve manevi kaynağını sadece 3 takım için kullanır.
Böyle olunca da futbol oyunu ve futbol sektörü üç kulüp arasında döner...
***
Bugün ülkemizde futbol geri kalmışsa, uluslararası alanda bir istisna ile yıllarca övünüyorsak bunun en büyük sebebi kent halkının kendi kent takımına sahip çıkmamasıdır.
Bir kent hariç.
Eskişehir!
Tarihinde hiç şampiyonluk kazanamamış olmasına rağmen, yıllarca alt liglerde hayatta kalabilme mücadelesinin ötesine geçememiş olmasına rağmen, kötü yönetimler sonucunda mali kriz ile boğuşuyor olmasına rağmen, bir kentin insanları kendi kentlerinin takımlarına aşk ile bağlanabiliyorlarsa bütün futbol taraftarları bu insanlara saygı duymalıdırlar.
Bugün bütün futbol kamuoyu ''Eskişehir'de şampiyonluk kutlamasına izin verilmedi'' diye ortalığı velveleye vereceğine ''Şampiyon takımın taraftarları Eskişehir'de kutlama yapmadı'' şeklinde konuşsa çok daha güzel olmaz mıydı?
***
Sonuç olarak, artık Türkiye'de futbol taraftarları şunu bir kez daha anladı ki, Eskişehir halkı diğer kentler gibi değildir. Kendi kentinin takımı amatör kümede de olsa aşk ile bağlıdırlar takımlarına ve herkes de buna saygı duymalıdır.
Son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Eskişehir halkı seçkin özelliklerle bezenmiş bir halktır'' övgüsüne mazhar olan Eskişehirliler, bizleri bu şekilde öven Atatürk'ün ülkemizi işgal eden Yunanlıların bayraklarının dahi ayaklar altına alınmasına müsaade etmediğini unutmamalıyız.
Eskişehirspor taraftarı arma aşkını en iyi yaşayan bir topluluk olarak başkalarının da arma aşkına, forma aşkına, renk aşkına da saygı duymalı ve sosyal medyada bazı görüntüleri paylaşmamalıdır...
''Sevdalar küme düşmez'' derken sevdaların ayakları altına alınayacağı gerçeğini de unutmamak gerekli...
15 Ocak 2018 Pazartesi
Memleketimin Arda Turan Meselesi!..
"Bizim zamanımızda" diye başlayan cümlelerin sonu bugünlerden bıkkınlığı ifade eder genellikle.
Haksız da değiliz hani.
Bizim zamanımızda her şey daha insani idi.
Futbol bile!
Futbolun henüz endüstriyelleşlediği. "forma aşkı"nın varolduğu, sporun sevgi ve saygı ile bütünleştiği dönemlerde sevdik biz futbol oyununu.
Futbolcular daha bir farklı sevilir, takımlar daha bir candan desteklenirdi.
Futbol oyununun baş aktörleri futbolcular bugünkü yazımızın konusu.
"Bizim zamanımız"daki ve şimdiki zamanın futbolcuları arasında minik bir kıyaslama yapmak istedim.
***
Kasımpaşa'da büyüdük.
Çocukluğumuz, gençliğimiz Kasımpaşa'da geçti.
O günlerde yaşanan komşuluklar dillere destandı.
Aynı sokakta oturuyorsanız ebedi dost, aynı binada ya da bitişik binalarda oturuyorsanız akraba gibi olurduk komşularımızla.
Bu komşularımızdan biri de Fenerbahçeli ünlü bir futbolcuydu.
Son derece mütevazi bir yaşam ve bir o kadar beyefendi bir kişilik.
çocukluk günlerimdi yanlış anımsamıyorsam Fenerbahçeli Yılmaz Şen idi.
Öyle lüks içinde yaşamazlardı ünlü futbolcular.
Bizim gibi yaşarlardı.
Bize tepeden bakmazlardı.
Bizi velinimet olarak görürlerdi.
Farklı takımların sevdalısı olsak da severdik bir çok futbolcuyu.
Mesela, BJK'li Sanlı, Zekeriya, Sabri Dino gibi isimler
FB'li Alparslan, Cemil, Ogün, Datçu, Ziya gibi isimler
GS'li Yasin, B. Mehmet, Metin Oktay, Turgay gibi isimler
ESES'li İsmail, Fethi, Mümin, Ender gibi isimler hemen hemen her takım taraftarlarınca sevilir sayılırdı.
***
Hepsi birer beyefendi, hepsi topluma örnek olacak kalitede insanlardı.
Özellikle takım kaptanları çok iyi seçilir, toplumun tamamının takdir edeceği kişiler takım kaptanı yapılırdı.
Futbol endüstriyelleştikçe tüm ahlaki değerler bir kenara bırakıldı.
Artık her şey para olmuş, futbolculardaki forma aşkı aldıkları para ile sınırlanıyor.
Bu tüm ülke insanının ortak paydası olan Milli Takım için de geçerli.
Milli Takımlar da artık uluslararası kumar sektörünün bir parçası ve milli takımlarda oynayan futbolcular da ortaya konulan bu büyük pastadan kendileri de pay almak istiyorlar.
Haksızlar mı!?
Bence haklılar!
Onların sergilediği oyundan büyük kumarlar dönüyor, büyük paralar kazanılıyorsa elbette onlar da paylarını alacaklar.
***
Son yıllarda Arda Turan Türk Futbol kamuoyunun önemli bir figürü durumunda.
Milli Takım'daki prim meselesinden tutun da Başakşehir takımına transferine kadar ülke gündeminde zaman zaman önemli bir yer tutan Arda Turan bugün de ülke gündeminin baş köşesinde.
Türk Futbolu'nun uluslararası kumar sektörünün önemli bir parçası olduğunu ve bu kumar sektörünün futbol takımlarını kendi çıkarları doğrultusunda yönettiğini anladığım günden bu yana futbola olan sevgim sadece Eskişehirspor ile sınırlı kaldı.
Artık futbolu değil sadece Eskişehirspor'u seviyorum.
Ve bugün Arda Turan'ın transferi dolayısıyla havaalanında Arda Turan'ı karşılamak için insanların toplanmasını, Onun için pankartlar açıp, polisle çatışmasını bir türlü anlayamıyorum.
Kimdir bu Arda Turan!?
Ulusal Kahraman mı!?
Milli Takım bu arkadaş sayesinde dünya şampiyonu filan mı oldu!?
Uçakta gazeteci döven vatandaş değil mi bu Arda Turan!?
Türk Milli Takım'ında oynamama kararı alarak milli sorumluluktan kaçan adam değil mi!?
***
Ne garip bir haldir bu!?
Havaalanında Arda'yı karşılayan Arda Turan taraftarları polis ile arbede yaşamış,
Türk polisine yabancı madde atmışlar!
Polis ile çatışmayı bile göze aldığın adam bizim telaffuz bile edemediğimiz kadar çok para kazanıyor ve senin ömrün boyunca göremeyeceğin, hayal bile edemeyeceğin kadar lüks bir yaşam sürüyor arkadaş.
Nasıl oluyor bu iş!?
Polise madde atan vatandaşın cebinden çıkan paralarla oluyor!?
Belediye otobüslerine bastığın akbil ile oluyor!
Uğruna polise madde attığın adama sor bakalım "tek basımlık akbil" ücreti ne kadar bilecek mi!?
***
Futbol taraftarının artık uyanması gerekiyor.
Futbol artık sadece futbol değil.
Milyonlarca insanın sevdalandığı renkler artık kumar oyunlarının etrafında kümelenen global bir şebekenin dünyasını renklendirmekten öteye gitmiyor.
Futbol oyunun içindeki tüm unsurlar;
Yöneticisinden tutun da futbolcu ve yorumcusuna kadar herkes bu devasa pastadan payını alıyor.
Futbol taraftarı ise, bu pastayı oluşturmak için gece gündüz çalışıyor.
Sevdalandığı takımı para kazansın daha başarılı olsun diye, forma alıyor, tişört alıyor, çorap alıyor hatta nerdeyse donunu bile takımının lisanslı ürününden almaya gayret ediyor. Yetmedi passolig kartı alıyor, kombine alıyor, bilet alıyor.
Deplasman yollarında çile çekiyor.
Sıcakta, soğukta, yağmurda, çamurda takımının peşini bırakmıyor.
Ve sonunda global kumar şebekesinin önüne tadına doyulmaz bir pasta bırakıyor.
Arda Turan ve daha niceleri de yemesin mi bu pastayı!?
Haksız da değiliz hani.
Bizim zamanımızda her şey daha insani idi.
Futbol bile!
Futbolun henüz endüstriyelleşlediği. "forma aşkı"nın varolduğu, sporun sevgi ve saygı ile bütünleştiği dönemlerde sevdik biz futbol oyununu.
Futbolcular daha bir farklı sevilir, takımlar daha bir candan desteklenirdi.
Futbol oyununun baş aktörleri futbolcular bugünkü yazımızın konusu.
"Bizim zamanımız"daki ve şimdiki zamanın futbolcuları arasında minik bir kıyaslama yapmak istedim.
***
Kasımpaşa'da büyüdük.
Çocukluğumuz, gençliğimiz Kasımpaşa'da geçti.
O günlerde yaşanan komşuluklar dillere destandı.
Aynı sokakta oturuyorsanız ebedi dost, aynı binada ya da bitişik binalarda oturuyorsanız akraba gibi olurduk komşularımızla.
Bu komşularımızdan biri de Fenerbahçeli ünlü bir futbolcuydu.
Son derece mütevazi bir yaşam ve bir o kadar beyefendi bir kişilik.
çocukluk günlerimdi yanlış anımsamıyorsam Fenerbahçeli Yılmaz Şen idi.
Öyle lüks içinde yaşamazlardı ünlü futbolcular.
Bizim gibi yaşarlardı.
Bize tepeden bakmazlardı.
Bizi velinimet olarak görürlerdi.
Farklı takımların sevdalısı olsak da severdik bir çok futbolcuyu.
Mesela, BJK'li Sanlı, Zekeriya, Sabri Dino gibi isimler
FB'li Alparslan, Cemil, Ogün, Datçu, Ziya gibi isimler
GS'li Yasin, B. Mehmet, Metin Oktay, Turgay gibi isimler
ESES'li İsmail, Fethi, Mümin, Ender gibi isimler hemen hemen her takım taraftarlarınca sevilir sayılırdı.
***
Hepsi birer beyefendi, hepsi topluma örnek olacak kalitede insanlardı.
Özellikle takım kaptanları çok iyi seçilir, toplumun tamamının takdir edeceği kişiler takım kaptanı yapılırdı.
Futbol endüstriyelleştikçe tüm ahlaki değerler bir kenara bırakıldı.
Artık her şey para olmuş, futbolculardaki forma aşkı aldıkları para ile sınırlanıyor.
Bu tüm ülke insanının ortak paydası olan Milli Takım için de geçerli.
Milli Takımlar da artık uluslararası kumar sektörünün bir parçası ve milli takımlarda oynayan futbolcular da ortaya konulan bu büyük pastadan kendileri de pay almak istiyorlar.
Haksızlar mı!?
Bence haklılar!
Onların sergilediği oyundan büyük kumarlar dönüyor, büyük paralar kazanılıyorsa elbette onlar da paylarını alacaklar.
***
Son yıllarda Arda Turan Türk Futbol kamuoyunun önemli bir figürü durumunda.
Milli Takım'daki prim meselesinden tutun da Başakşehir takımına transferine kadar ülke gündeminde zaman zaman önemli bir yer tutan Arda Turan bugün de ülke gündeminin baş köşesinde.
Türk Futbolu'nun uluslararası kumar sektörünün önemli bir parçası olduğunu ve bu kumar sektörünün futbol takımlarını kendi çıkarları doğrultusunda yönettiğini anladığım günden bu yana futbola olan sevgim sadece Eskişehirspor ile sınırlı kaldı.
Artık futbolu değil sadece Eskişehirspor'u seviyorum.
Ve bugün Arda Turan'ın transferi dolayısıyla havaalanında Arda Turan'ı karşılamak için insanların toplanmasını, Onun için pankartlar açıp, polisle çatışmasını bir türlü anlayamıyorum.
Kimdir bu Arda Turan!?
Ulusal Kahraman mı!?
Milli Takım bu arkadaş sayesinde dünya şampiyonu filan mı oldu!?
Uçakta gazeteci döven vatandaş değil mi bu Arda Turan!?
Türk Milli Takım'ında oynamama kararı alarak milli sorumluluktan kaçan adam değil mi!?
***
Ne garip bir haldir bu!?
Havaalanında Arda'yı karşılayan Arda Turan taraftarları polis ile arbede yaşamış,
Türk polisine yabancı madde atmışlar!
Polis ile çatışmayı bile göze aldığın adam bizim telaffuz bile edemediğimiz kadar çok para kazanıyor ve senin ömrün boyunca göremeyeceğin, hayal bile edemeyeceğin kadar lüks bir yaşam sürüyor arkadaş.
Nasıl oluyor bu iş!?
Polise madde atan vatandaşın cebinden çıkan paralarla oluyor!?
Belediye otobüslerine bastığın akbil ile oluyor!
Uğruna polise madde attığın adama sor bakalım "tek basımlık akbil" ücreti ne kadar bilecek mi!?
***
Futbol taraftarının artık uyanması gerekiyor.
Futbol artık sadece futbol değil.
Milyonlarca insanın sevdalandığı renkler artık kumar oyunlarının etrafında kümelenen global bir şebekenin dünyasını renklendirmekten öteye gitmiyor.
Futbol oyunun içindeki tüm unsurlar;
Yöneticisinden tutun da futbolcu ve yorumcusuna kadar herkes bu devasa pastadan payını alıyor.
Futbol taraftarı ise, bu pastayı oluşturmak için gece gündüz çalışıyor.
Sevdalandığı takımı para kazansın daha başarılı olsun diye, forma alıyor, tişört alıyor, çorap alıyor hatta nerdeyse donunu bile takımının lisanslı ürününden almaya gayret ediyor. Yetmedi passolig kartı alıyor, kombine alıyor, bilet alıyor.
Deplasman yollarında çile çekiyor.
Sıcakta, soğukta, yağmurda, çamurda takımının peşini bırakmıyor.
Ve sonunda global kumar şebekesinin önüne tadına doyulmaz bir pasta bırakıyor.
Arda Turan ve daha niceleri de yemesin mi bu pastayı!?
11 Kasım 2017 Cumartesi
Eskişehir'in Seçilmişlerine ve Atanmışlarına Mektup
Eskişehir...
Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde son derece önemli bir yer tutan,
İlk sanayi yatırımlarının gerçekleştiği,
Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle "Seçkin insanların" yaşadığı önemli bir Anadolu kenti
Ve Eskişehirspor...
Türk futbol tarihinin en önemli mihenk taşlarından birisi.
Türk Futbol tarihine ve hatta dünya futbol tarihine "İLK"leri ile geçmiş önemli bir futbol takımı.
Türk futboluna kazandırdıkları tüm futbol kamuoyunun malumudur.
***
Böylesine önemli bir kent ve bu kentte kurulmuş ancak tüm Anadolu insanı tarafından büyük bir sevgiyle kucaklanmış bir Eskişehirspor.
Öyle bir hal almış ki, bugün Eskişehir'in en önemli değeri haline gelmiş.
Eskişehir'in yurt genelinde tanınmasına ve sevilmesine en önemli katkıyı sağlayan Eskişehirspor olmuş.
Eskişehirspor'u seven Anadolu insanı ister istemez Eskişehir'e de büyük bir sevgi beslemeye başlamıştır.
Ülkemizde bir çok kentimiz, çeşitli tarım ve gıda ürünleriyle ün kazanmış, bir çok kentimiz el sanatları ve tarihi değerleri ile ün kazanmışken Eskişehir'i bu kadar ünlü yapan tek değer ESKİŞEHİRSPOR olmuştur.
Bugün Türkiye'nin neresinde olursanız olun, kime sorarsanız sorun, "Eskişehir denilince ilk akla gelen" ESKİŞEHİRSPOR'dur, ESES'dir, ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES'tir...
***
Durum böyle olunca Eskişehirspor'un Eskişehir'in tanıtımında en önemli etken olmaktadır.
Eskişehir'de seçilmiş belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz ve atanmış valilerimiz, kaymakamlarımız bugün yok olma noktasına gelen Eskişehirspor kulübünün sorunlarına "Yasalar müsaade etmiyor" gerekçesiyle kayıtsız kalamazlar!
Bu duruma kayıtsız kalmak "İnsan Yasaları"na aykırıdır!
Eskişehirspor'un yerine getirdiği görev gereği Eskişehir kentine katkıları bu kadar açıkken böyle bir değeri görmezden gelmek, bu değerin tükenmesine göz yummak vatana da ihanettir, bu vatan da yaşayan insanlara da ihanettir.
***
Tükenişe doğru hızla ilerleyen Eskişehirspor'un yaşadığı bu sıkıntılı duruma dur demek her vatanseverin görevidir.
Türk futboluna yepyeni çığırlar açan Eskişehirspor'un içinde bulunduğu durumdan çıkması için çaba sarfetmek her bilinçli futbol taraftarının asli görevidir.
Bugün, Eskişehirspor'un içinde bulunduğu duruma olumlu yönde müdahil olmayan seçilmişlerimiz unutmamalıdır ki, her biri zamanı geldiği vakit en demokratik hakları olan seçim sandığına gittiklerinde oylarını Eskişehirspor'a atacaklardır.
Sandık günü oy pusulasını elimize aldığımızda o pusulada göreceğimiz tek amblem ESKİŞEHİRSPOR amblemi olacaktır!
***
Eskişehirspor ve Eskişehirspor sevdalıları sadece Türkiye genelinde Eskişehir'in tanıtımını yapmamıştır. Dünya genelinde Türkiye'nin tanıtımına da önemli bir katkı sağlamıştır Eskişehirspor ve Eskişehirspor sevdalıları.
At gözlüğü takmış ve Türk futbolunu üç takımdan ibaret gören medyanın duyarsızlığı sebebiyle Türkiye'de hiç kimsenin bilmediği muhteşem bir tanıtım etkinliğine imza atmıştır Eskişehirspor.
İskoçya'da St. Johnstone kentinde yaşayanların tamamı bir Eskişehirspor ve Türkiye hayranıdır. Bu kentin takımı olan St. Johnstone FC ile bir Avrupa kupası maçı oynayan Eskişepirspor ve ESES sevdalıları bu kent üzerinde öyle bir etki yarattılar ki, bugün St. Johnstone tribünlerinde her maçta ESES çekiliyor, tribünlerinde ve birçok işyerinde ESES bayrakları asılıyor. St. Johnstone FC takımının yöneticileri takımın renklerinin Mavi - Beyaz olmasına rağmen deplasman formasının renklerini SİYAH - KIRMIZI olarak değiştiriyor.
İşte bu Türkiye'nin tanıtımına yapılmış en büyük hizmettir.
İşte bu vatan sevgisidir!
İşte bu ülke turizmine katkıdır!
İşte bu "Futbol, dostluktur, kardeşliktir" sözünün gerçeğe dönüştüğü muhteşem bir olaydır.
***
Hırsızların, dolandırıcıların, yolsuzluk yapanların bile affa uğradığı, bir şekilde elini kolunu sallayarak sokaklarımızda dolaştığı ülkemizin böylesine büyük işler başaran bir futbol takımının yok olmasına göz yumulamaz!
Devletimiz, hükümetimiz mutlaka bir hal çaresi bulmalıdır!
Ülke futboluna ve Ülke tanıtımına hiçbir katkı sağlamamış belediye takımlarına ve hükümet desteğine bütün ülke insanı şahittir.
Biz de Eskişehirspor'a da bu katkı ve yardımlar yapılmalıdır talebinde bulunmayı hakkımız olarak görüyoruz.
Bu sesi duyun!
Eskişehirspor'un beceriksiz yönetimlerin beceriksizlikleri sonucunda yok olup gitmesine seyirci kalmayın.
***
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak kimseden yardım talep etmiyoruz.
Kentimizin ve ülkemizin tanıtımına bunca katkı sağlayan,
Türk futbol tarihine ve tribün kültürüne en önemli katkıları sağlayan, futbola seyir zevkini katan bir camianın HAKKI OLANI istiyoruz.
Art niyetli ve beceriksiz yöneticilerin cezasını koskoca bir camia çekmemeli!
Zamanında devletin denetim kurumlarının görevlerini yerine getirmemesinin suçunu koskoca bir camia çekmemeli!
Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde son derece önemli bir yer tutan,
İlk sanayi yatırımlarının gerçekleştiği,
Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle "Seçkin insanların" yaşadığı önemli bir Anadolu kenti
Ve Eskişehirspor...
Türk futbol tarihinin en önemli mihenk taşlarından birisi.
Türk Futbol tarihine ve hatta dünya futbol tarihine "İLK"leri ile geçmiş önemli bir futbol takımı.
Türk futboluna kazandırdıkları tüm futbol kamuoyunun malumudur.
***
Böylesine önemli bir kent ve bu kentte kurulmuş ancak tüm Anadolu insanı tarafından büyük bir sevgiyle kucaklanmış bir Eskişehirspor.
Öyle bir hal almış ki, bugün Eskişehir'in en önemli değeri haline gelmiş.
Eskişehir'in yurt genelinde tanınmasına ve sevilmesine en önemli katkıyı sağlayan Eskişehirspor olmuş.
Eskişehirspor'u seven Anadolu insanı ister istemez Eskişehir'e de büyük bir sevgi beslemeye başlamıştır.
Ülkemizde bir çok kentimiz, çeşitli tarım ve gıda ürünleriyle ün kazanmış, bir çok kentimiz el sanatları ve tarihi değerleri ile ün kazanmışken Eskişehir'i bu kadar ünlü yapan tek değer ESKİŞEHİRSPOR olmuştur.
Bugün Türkiye'nin neresinde olursanız olun, kime sorarsanız sorun, "Eskişehir denilince ilk akla gelen" ESKİŞEHİRSPOR'dur, ESES'dir, ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES'tir...
***
Durum böyle olunca Eskişehirspor'un Eskişehir'in tanıtımında en önemli etken olmaktadır.
Eskişehir'de seçilmiş belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz ve atanmış valilerimiz, kaymakamlarımız bugün yok olma noktasına gelen Eskişehirspor kulübünün sorunlarına "Yasalar müsaade etmiyor" gerekçesiyle kayıtsız kalamazlar!
Bu duruma kayıtsız kalmak "İnsan Yasaları"na aykırıdır!
Eskişehirspor'un yerine getirdiği görev gereği Eskişehir kentine katkıları bu kadar açıkken böyle bir değeri görmezden gelmek, bu değerin tükenmesine göz yummak vatana da ihanettir, bu vatan da yaşayan insanlara da ihanettir.
***
Tükenişe doğru hızla ilerleyen Eskişehirspor'un yaşadığı bu sıkıntılı duruma dur demek her vatanseverin görevidir.
Türk futboluna yepyeni çığırlar açan Eskişehirspor'un içinde bulunduğu durumdan çıkması için çaba sarfetmek her bilinçli futbol taraftarının asli görevidir.
Bugün, Eskişehirspor'un içinde bulunduğu duruma olumlu yönde müdahil olmayan seçilmişlerimiz unutmamalıdır ki, her biri zamanı geldiği vakit en demokratik hakları olan seçim sandığına gittiklerinde oylarını Eskişehirspor'a atacaklardır.
Sandık günü oy pusulasını elimize aldığımızda o pusulada göreceğimiz tek amblem ESKİŞEHİRSPOR amblemi olacaktır!
***
Eskişehirspor ve Eskişehirspor sevdalıları sadece Türkiye genelinde Eskişehir'in tanıtımını yapmamıştır. Dünya genelinde Türkiye'nin tanıtımına da önemli bir katkı sağlamıştır Eskişehirspor ve Eskişehirspor sevdalıları.
At gözlüğü takmış ve Türk futbolunu üç takımdan ibaret gören medyanın duyarsızlığı sebebiyle Türkiye'de hiç kimsenin bilmediği muhteşem bir tanıtım etkinliğine imza atmıştır Eskişehirspor.
İskoçya'da St. Johnstone kentinde yaşayanların tamamı bir Eskişehirspor ve Türkiye hayranıdır. Bu kentin takımı olan St. Johnstone FC ile bir Avrupa kupası maçı oynayan Eskişepirspor ve ESES sevdalıları bu kent üzerinde öyle bir etki yarattılar ki, bugün St. Johnstone tribünlerinde her maçta ESES çekiliyor, tribünlerinde ve birçok işyerinde ESES bayrakları asılıyor. St. Johnstone FC takımının yöneticileri takımın renklerinin Mavi - Beyaz olmasına rağmen deplasman formasının renklerini SİYAH - KIRMIZI olarak değiştiriyor.
İşte bu Türkiye'nin tanıtımına yapılmış en büyük hizmettir.
İşte bu vatan sevgisidir!
İşte bu ülke turizmine katkıdır!
İşte bu "Futbol, dostluktur, kardeşliktir" sözünün gerçeğe dönüştüğü muhteşem bir olaydır.
***
Hırsızların, dolandırıcıların, yolsuzluk yapanların bile affa uğradığı, bir şekilde elini kolunu sallayarak sokaklarımızda dolaştığı ülkemizin böylesine büyük işler başaran bir futbol takımının yok olmasına göz yumulamaz!
Devletimiz, hükümetimiz mutlaka bir hal çaresi bulmalıdır!
Ülke futboluna ve Ülke tanıtımına hiçbir katkı sağlamamış belediye takımlarına ve hükümet desteğine bütün ülke insanı şahittir.
Biz de Eskişehirspor'a da bu katkı ve yardımlar yapılmalıdır talebinde bulunmayı hakkımız olarak görüyoruz.
Bu sesi duyun!
Eskişehirspor'un beceriksiz yönetimlerin beceriksizlikleri sonucunda yok olup gitmesine seyirci kalmayın.
***
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak kimseden yardım talep etmiyoruz.
Kentimizin ve ülkemizin tanıtımına bunca katkı sağlayan,
Türk futbol tarihine ve tribün kültürüne en önemli katkıları sağlayan, futbola seyir zevkini katan bir camianın HAKKI OLANI istiyoruz.
Art niyetli ve beceriksiz yöneticilerin cezasını koskoca bir camia çekmemeli!
Zamanında devletin denetim kurumlarının görevlerini yerine getirmemesinin suçunu koskoca bir camia çekmemeli!
7 Kasım 2017 Salı
Sinan ÖZEÇOĞLU'na mektup!
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız"
Bu sözler Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Efendiler; yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" sözleri gibiydi Eskişehir için!
***
Bir devrimin ayak sesleri!
Yeni bir kurtuluş destanının son cümlesi gibi...
İşgal güçlerini denize döküp, Türk Milleti'nin Anadolu'daki son bağımsız Türk Devleti'ni kuruşu gibiydi.
***
Türk Futbolu'ndaki İstanbul egemenliğinin yıkılışının habercisiydi bu sözler.
10 Yıl gibi kısa bir sürede nice devrimler yapıldı, nice "Yıkılmaz" sanılan tabular yıkıldı!
***
Eskişehirspor bir milli uyanış duygusuyla kuruldu ve bu duygu bütünlüğü sayesinde Cumhuriyetin ilk 10 yılında olduğu gibi Eskişehirspor da 10 yıl da çok büyük işler başardı.
Türk Futbolu'nda yaptığı devrimler ile "TÜRK FUTBOLU'NUN DEVRİMCİSİ" ünvanını aldı.
***
Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın yanı sıra başta Sevilla zaferi olmak üzere Avrupa'da üstün başarılar kazanarak KIRMIZI ŞİMŞEKLER ünvanını kazandı!
***
Anadolu insanının İstanbul egemenliği altında ezilmişliğine son vererek, bir uçtan bir uca bütün Anadolu'da büyük bir sevgi kazandı. Anadolu insanının umudu oldu. Anadolu insanının da "kazanabileceğini" ispat etti. 10 Yılda sadece Eskişehir'in ve Eskişehirliler'in değil bütün Anadolu kentlerinin takımı oldu. Eskişehirspor'un yarattığı bu devrim hareketinden sonra bir çok kent kendi adını taşıyan takımlar kurdu. Ve Eskişehirspor; ANADOLU YILDIZI ünvanını kazandı.
***
Eskişehirspor kolaylıkla Eskişehirspor olmadı.
İlk 10 yılın sonrasında bu devrim hareketinden ürkenlerin ayak oyunları başladı ve maalesef biz bu oyunlara yenik düştük.
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar Eskişehirspor'a sahip çıkmayı beceremedik.
***
Tribünleri hep doldurduk.
Tribünlerde sahada yaptığımız devrimlerden daha büyük devrimler yaptık.
Türkiye'de futbol taraftarlığının ağa babası olduk.
Tüm ülke tribünlerine taraftarlığı öğrettik.
Bir şeyi unutmuştuk!
Kongre salonlarına giremedik!
Kongre salonlarını dolduramadık!
Biz bütün Türkiye'ye tribün kültürünü öğretirken sevdamız Eskişehirspor'un pavyoncu tayfası tarafından yönetilmesine engel olamadık!
Bu sebepledir ki; kabahatin en büyüğü bizdedir!
***
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'nden uzak yöneticilerin yıllarca Eskişehirspor yönetiminde kalmasına göz yumduk ve bugün bu noktalara geldik. Evet belki biraz geç oldu ama yanlışlarımızın farkına vardık. Bu biraz da sizin sayenizde oldu sayın Sinan Özeçoğlu! Biz sizde Aziz Bolel başkanımızın samimiyetini gördük. Biz sizde 1965 Ruhunu gördük. Eskişehirspor'un yeniden o eski günlere döneceğine inancımızı sen güçlendirdin. Biz ilk defa kayıtsız şartsız size güvendik! *** Bizim YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizin senin başkanlığında gerçekleşeceğine inancımız tamdır. Bu sezon ne kadar zor durumda olduğumuzu biliyoruz. Çok kısa bir zamanda ne kadar büyük bir çöküntü yaşadığınızın da farkındayız. Kentin seçilmişleri ve işadamları tarafından kandırıldığınızı da biliyoruz! Geldiğimiz nokta da küme düşmeye bile razıyız. Yeter ki sen bizi bırakma! Yeter ki, yeniden pavyoncu tayfanın eline kalmasın bu kulüp. Düşebileceğimiz en kötü yerlere kadar düşelim. Biz biliyoruz ki, nerelere düşersek düşelim seninle LAYIK OLDUĞUMUZ YERLERE YENİDEN DÖNECEĞİZ! *** Bırakıp gitmek size yakışmaz! Mağlubiyetler alsak da bu mağlubiyetlerin zafere giden yola çıktığını biliyoruz artık. Biz varız! Biz buradayız! Sonu nereye çıkarsa çıksın sizinle yürümeye and içiyoruz! YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR! YAŞASIN ONURLU MÜCADELEMİZ!
19 Haziran 2017 Pazartesi
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
19 Haziran 1965...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.
***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve
Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.
***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve
Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...
29 Mayıs 2015 Cuma
KİRLİ YILDIZA ŞEHRİNİ SATMA - Göz Göz TV Editörü Mazlum Şarkaya
Bugün sizlerle bir yazı paylaşmak istedim.
Yıllardır anlatmaya çalıştıklarımızı bizden çok daha güzel anlatan bir yazı.
Yıllardır söylediğim "benim için Türkiye'nin üç büyükleri Eskişehirspor, Adanademirsphor ve Göztepe'dir" cümlemi son derece mantıklı bir şekilde anlatan bu güzel yazıyı özellikle kendi şehrinin takımı yerine üç İstanbul takımından birini tutmayı tercih eden arkadaşlarım iyi okusunlar.
Türk futbolu neden geri kalıyor.
Bu üç İstanbul takımı emperyalist mi?
Türkiye'de futbol bir sömürü düzeni mi?
Buyrun keyifle okuyun ve düşünün. Türk futbolu için düşünün!
KİRLİ YILDIZA ŞEHRİNİ SATMA
İngiltere’de yaşadığınızı düşünün.
Birmingham, Cardif, Sheffield, Sunderland veya İngiltere’nin herhangi bir yerinde Londra takımı olan Chelsea’nin Premier Lig şampiyonluğunu kutlamak için arabanıza atlayıp kornaya basarak dolaşıyorsunuz. İnsanlar anlam veremez yaptığınıza çevreyi rahatsız ettiğiniz için ceza yemek bir yana sizi sırf bu yüzden kamu hizmetinde çalıştırırlar. Çünkü orada yaşayan herkes şehrinin, kasabasının takımını tutacağını küçük yaşta öğrenir. Aileleri ufak yaşta çocuklarının elinden tutup oynadığı lig fark etmeksizin Nottingham, Sunderland, Derby Country tribünlerine sokar çocuklarını. Hiçbiri Arsenal’li, United’li, Chelsea’li yapmaya gerek duymaz, zaten tuhaf karşılanır. Yaşadıkları bölgenin takımı iki alt ligde oynasa bile kutu gibi stadyumlar da mahalledeki arkadaşlarıyla ağabeyleriyle aynı ortamda ısınır o çocuklar kulüplerine. Kasabasını yüzlerce kilometre ötedeki şaşalı kulüplere satmayı hiçbiri düşünmez. Aynı şey Avrupa’nın diğer ülkelerinde de geçerlidir. İspanya’da San Sebastian kentinin nüfusu toplam 200 bin yokken 32 bin kişilik stadyum zaman gelir yetmez. Bu kentte yaşayan kimse Real Sociedad’a karşı Barca’yı Real’i tutmaz. Bilbao deplasmanın da dünya devi Barcelona’yı destekleyen 200 kişi zor görürsünüz tribünde onlarda Bilbaolu değildir zaten. Münih’te Dortmund’lu, Torino’da Milan’lı, Nantes’ta Lyon’lu göremezsiniz.
Televizyon da izlerken hep imrendiğiniz İngiltere Liginde 8 bölgeden 23 farklı takım bu sebeple şampiyon olmuştur. Senin ülkende Anadolu futbolu ezilirken orada Premier lige çıkan takım 170 milyon Euro gelire sahip olur, sırf yukarıdaki takımlarla daha iyi şartlarda rekabet edebilsin diye…
İtalya Liginde 16 farklı kulüp şampiyonluk yaşamıştır. Bugün beğenmediğin Genoa’nın 9, Torino ve Bologna’nın 7 şer şampiyonluğu vardır. Almanya’da 62-63 sezonundan itibaren Bundesliga statüsünden sonra 12 farklı ekip şampiyon olsa da Bundesliga öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Gelirlerin en adaletsiz dağıtıldığı İspanya’da bile şampiyonluk yaşamış 9 farklı kulüp vardır.
Fransa Liginde 19 takım şampiyonluk yaşamıştır. Lig 1’in kurulduğu 1932 öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Sana sorsak bugün PSG’den büyüğü yoktur orada ama en çok şampiyonluğu Saint Etienne kazanmıştır. (10 şampiyonluk), Marsilya’nın 9, Nantes’in 8, Monaco ve Lyon’un 7, Bordeaux ve Reims’in 6, PSG’nin 5, Nice’in 4, Lille’in 3, Le Havre ve Sochaux’un 2 şampiyonluğu bulunur. Avrupa liglerindeki en adil gelir dağılımının meyvesi bu kadar denk şampiyonluk sayılarıdır. Fransa’da gelirlerin kulüp kayırmadan adilane yapılması rekabeti arttırmıştır.
Hadi diyelim ki bunlar Avrupa’nın önde gelen ligleri, tabloyu biraz daha aşağı çekelim, Hollanda’da 18 şehirden 29 şampiyon çıkarken, Porto, Benfica,S.Lizbon gibi birkaç kulübün tekelinde gibi görünen Portekiz’de 8, Belçika’dan 15, İsveç’te 10, İsviçre’de 19 farklı takım şampiyonluk yaşamıştır. Hani şu tükürüğümüzle boğarız dediğin Avrupa şampiyonluğu bulunan 10 milyonluk Yunanistan var ya orada bile 6 kulüp şampiyonluk yaşamış kardeşim.
Senin her tarafı kokuşmuş liginde 59 senede 5 takım şampiyon olurken, 52 şampiyonluk İstanbul’dan çıkmış. Yani dün akşam kendini monte ettiğin kornaya basma nedenin başarılması çok güç bir şey zannettiğin aynı takımın 59 sezonda 20.kez ipi göğüslemesi mi? Matematiğe vurduğunda 3’te 1’e tekâmül eder hemen hemen, senin dışında kuş grubundaki diğer ikisinin de 19’ar ve 13’er şampiyonluğu var, son 30 sezonda Bursaspor mucizesini dışarı koyarsak 29 şampiyonluk senin kulüp binasının yerine bilmediğin, televizyonda köle olduğun ve 600 km öteden korna aşındırdığın İstanbul’a gitmiş. Bu aptal düzende 50 sene sonra evde televizyon karşısında giydiğin forman da hipodromda at binen jokeyin formasından çok yıldız olup, kuyruklu yıldız misali armanın üstünden başlayıp kıçına doğru sıralanacak.
Bütün gün İzdivaç programı izleyip akşam televizyonunda finali takip ettiği dizinin sona ermesi ile yapan ve genelde çarşamba günleri çeyrek altın günlerine giden mahallenin teyzelerine bile bu ligde ilk üç kim olur diye sorsak sana pat diye bu üçünü sıralar. İşte futbola yakınlığın o teyze kadar senin.
Bu şehirde kazandın, bu şehir ile övündün, bu şehir ile gurur duydun ama bu şehrin takımlarına arkanı döndün, kendini güce sattın önüne dayatılanı yedin, kalabalığa biat ettin, yeri geldi kendi mahallenin takımının karşısında adıyla çok övündüğün İzmir Atatürk Stadyumu’nda “Küme’ye” diye bağırdın, İzmir takımı sahaya çıkarken ıslıkladın. Bu sezon iki takımı küme düşmüş olan mahallende utanmadan tura çıktın. İşte bütün bunlardan dolayı çok övündüğün bu şehrin sokakları senin oralarda kornaya basarak dolaşmandan utanıyor be kardeşim.
Elbet bu rüyadan kısa zaman sonra ayılacaksın, biat ettiğin güç bu şehrin eline geçecek bir gün, o gün bu güçlü gördüğün büyütülmüşlerin suratına indireceğimiz şamar o saltanatı yıktığında ayılacaksın. Atkını, formanı içine saklayıp girdiğin Mersinli tarafındaki kale arkasında İzmir ile alakası olmayan azınlığın içinde yalnız kalacaksın. Birbirlerine sarılmış 50 bin inanmış İzmirli karşısında aciz duruma düşüp İzmirliliğin Boyoz ve Kumru’dan ibaret olmadığını işte o gün anlayacaksın ama inan ki senin için çok geç olacak…
O sizin bugün çok parlak gördüğünüz ama içinde her türlü pisliği barındıran yıldızlarınızı bu şehre yemin olsun ki tek tek karartacağız...
(Göz Göz TV Editörü Mazlum Şarkaya)
Yıllardır anlatmaya çalıştıklarımızı bizden çok daha güzel anlatan bir yazı.
Yıllardır söylediğim "benim için Türkiye'nin üç büyükleri Eskişehirspor, Adanademirsphor ve Göztepe'dir" cümlemi son derece mantıklı bir şekilde anlatan bu güzel yazıyı özellikle kendi şehrinin takımı yerine üç İstanbul takımından birini tutmayı tercih eden arkadaşlarım iyi okusunlar.
Türk futbolu neden geri kalıyor.
Bu üç İstanbul takımı emperyalist mi?
Türkiye'de futbol bir sömürü düzeni mi?
Buyrun keyifle okuyun ve düşünün. Türk futbolu için düşünün!
KİRLİ YILDIZA ŞEHRİNİ SATMA
İngiltere’de yaşadığınızı düşünün.
Birmingham, Cardif, Sheffield, Sunderland veya İngiltere’nin herhangi bir yerinde Londra takımı olan Chelsea’nin Premier Lig şampiyonluğunu kutlamak için arabanıza atlayıp kornaya basarak dolaşıyorsunuz. İnsanlar anlam veremez yaptığınıza çevreyi rahatsız ettiğiniz için ceza yemek bir yana sizi sırf bu yüzden kamu hizmetinde çalıştırırlar. Çünkü orada yaşayan herkes şehrinin, kasabasının takımını tutacağını küçük yaşta öğrenir. Aileleri ufak yaşta çocuklarının elinden tutup oynadığı lig fark etmeksizin Nottingham, Sunderland, Derby Country tribünlerine sokar çocuklarını. Hiçbiri Arsenal’li, United’li, Chelsea’li yapmaya gerek duymaz, zaten tuhaf karşılanır. Yaşadıkları bölgenin takımı iki alt ligde oynasa bile kutu gibi stadyumlar da mahalledeki arkadaşlarıyla ağabeyleriyle aynı ortamda ısınır o çocuklar kulüplerine. Kasabasını yüzlerce kilometre ötedeki şaşalı kulüplere satmayı hiçbiri düşünmez. Aynı şey Avrupa’nın diğer ülkelerinde de geçerlidir. İspanya’da San Sebastian kentinin nüfusu toplam 200 bin yokken 32 bin kişilik stadyum zaman gelir yetmez. Bu kentte yaşayan kimse Real Sociedad’a karşı Barca’yı Real’i tutmaz. Bilbao deplasmanın da dünya devi Barcelona’yı destekleyen 200 kişi zor görürsünüz tribünde onlarda Bilbaolu değildir zaten. Münih’te Dortmund’lu, Torino’da Milan’lı, Nantes’ta Lyon’lu göremezsiniz.
Televizyon da izlerken hep imrendiğiniz İngiltere Liginde 8 bölgeden 23 farklı takım bu sebeple şampiyon olmuştur. Senin ülkende Anadolu futbolu ezilirken orada Premier lige çıkan takım 170 milyon Euro gelire sahip olur, sırf yukarıdaki takımlarla daha iyi şartlarda rekabet edebilsin diye…
İtalya Liginde 16 farklı kulüp şampiyonluk yaşamıştır. Bugün beğenmediğin Genoa’nın 9, Torino ve Bologna’nın 7 şer şampiyonluğu vardır. Almanya’da 62-63 sezonundan itibaren Bundesliga statüsünden sonra 12 farklı ekip şampiyon olsa da Bundesliga öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Gelirlerin en adaletsiz dağıtıldığı İspanya’da bile şampiyonluk yaşamış 9 farklı kulüp vardır.
Fransa Liginde 19 takım şampiyonluk yaşamıştır. Lig 1’in kurulduğu 1932 öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Sana sorsak bugün PSG’den büyüğü yoktur orada ama en çok şampiyonluğu Saint Etienne kazanmıştır. (10 şampiyonluk), Marsilya’nın 9, Nantes’in 8, Monaco ve Lyon’un 7, Bordeaux ve Reims’in 6, PSG’nin 5, Nice’in 4, Lille’in 3, Le Havre ve Sochaux’un 2 şampiyonluğu bulunur. Avrupa liglerindeki en adil gelir dağılımının meyvesi bu kadar denk şampiyonluk sayılarıdır. Fransa’da gelirlerin kulüp kayırmadan adilane yapılması rekabeti arttırmıştır.
Hadi diyelim ki bunlar Avrupa’nın önde gelen ligleri, tabloyu biraz daha aşağı çekelim, Hollanda’da 18 şehirden 29 şampiyon çıkarken, Porto, Benfica,S.Lizbon gibi birkaç kulübün tekelinde gibi görünen Portekiz’de 8, Belçika’dan 15, İsveç’te 10, İsviçre’de 19 farklı takım şampiyonluk yaşamıştır. Hani şu tükürüğümüzle boğarız dediğin Avrupa şampiyonluğu bulunan 10 milyonluk Yunanistan var ya orada bile 6 kulüp şampiyonluk yaşamış kardeşim.
Senin her tarafı kokuşmuş liginde 59 senede 5 takım şampiyon olurken, 52 şampiyonluk İstanbul’dan çıkmış. Yani dün akşam kendini monte ettiğin kornaya basma nedenin başarılması çok güç bir şey zannettiğin aynı takımın 59 sezonda 20.kez ipi göğüslemesi mi? Matematiğe vurduğunda 3’te 1’e tekâmül eder hemen hemen, senin dışında kuş grubundaki diğer ikisinin de 19’ar ve 13’er şampiyonluğu var, son 30 sezonda Bursaspor mucizesini dışarı koyarsak 29 şampiyonluk senin kulüp binasının yerine bilmediğin, televizyonda köle olduğun ve 600 km öteden korna aşındırdığın İstanbul’a gitmiş. Bu aptal düzende 50 sene sonra evde televizyon karşısında giydiğin forman da hipodromda at binen jokeyin formasından çok yıldız olup, kuyruklu yıldız misali armanın üstünden başlayıp kıçına doğru sıralanacak.
Bütün gün İzdivaç programı izleyip akşam televizyonunda finali takip ettiği dizinin sona ermesi ile yapan ve genelde çarşamba günleri çeyrek altın günlerine giden mahallenin teyzelerine bile bu ligde ilk üç kim olur diye sorsak sana pat diye bu üçünü sıralar. İşte futbola yakınlığın o teyze kadar senin.
Bu şehirde kazandın, bu şehir ile övündün, bu şehir ile gurur duydun ama bu şehrin takımlarına arkanı döndün, kendini güce sattın önüne dayatılanı yedin, kalabalığa biat ettin, yeri geldi kendi mahallenin takımının karşısında adıyla çok övündüğün İzmir Atatürk Stadyumu’nda “Küme’ye” diye bağırdın, İzmir takımı sahaya çıkarken ıslıkladın. Bu sezon iki takımı küme düşmüş olan mahallende utanmadan tura çıktın. İşte bütün bunlardan dolayı çok övündüğün bu şehrin sokakları senin oralarda kornaya basarak dolaşmandan utanıyor be kardeşim.
Elbet bu rüyadan kısa zaman sonra ayılacaksın, biat ettiğin güç bu şehrin eline geçecek bir gün, o gün bu güçlü gördüğün büyütülmüşlerin suratına indireceğimiz şamar o saltanatı yıktığında ayılacaksın. Atkını, formanı içine saklayıp girdiğin Mersinli tarafındaki kale arkasında İzmir ile alakası olmayan azınlığın içinde yalnız kalacaksın. Birbirlerine sarılmış 50 bin inanmış İzmirli karşısında aciz duruma düşüp İzmirliliğin Boyoz ve Kumru’dan ibaret olmadığını işte o gün anlayacaksın ama inan ki senin için çok geç olacak…
O sizin bugün çok parlak gördüğünüz ama içinde her türlü pisliği barındıran yıldızlarınızı bu şehre yemin olsun ki tek tek karartacağız...
(Göz Göz TV Editörü Mazlum Şarkaya)
1 Mayıs 2014 Perşembe
Sevdaya kota koyan TFF...
Türkiye Cumhuriyeti'nde halka hizmet amacıyla tesis edilmiş kurumlar halkı anlamalı ve halka hizmet etmeli...
Var mı ülkemizde bunun bir örneği!?
Maalesef...
Yok demek çok kolay...
Var demek için iyice bir düşünmek gerek...
Devlet içinde millete hizmet amacıyla tesis edilmiş binlerce kurum vardır...
Amaçları devletin imkanlarını millet için kullanmaktır...
Millete hizmet etmektir...
İşte bunlardan birisi de Türkiye Futbol Federasyonu...
T
F
F
ya da TFF diyelim...
***
Ne iş yapar bu TFF?
Futbolu düzenler...
Uluslararası ilişkileri takip eder...
Ülkemizde futbol camiasının tüm sorunlarını çözer...
Futbolcunun hakkını,
Taraftarın hakkını,
Yöneticinin hakkını,
Hocaların hakkını,
Sektörde çalışanların hakkını korur kollar...
Futbol'un varlık sebebi olan taraftarın en iyi biçimde maç izlemesi için elinden geleni yapar...
Peki hangisini yapıyor bunların mevcut TFF yönetimi?
***
Önümüzde çok net bir örnek var...
Biliyorsunuz 7 Mayıs tarihinde Türkiye Kupası finali oynanacak...
Final maçını ülkemizin en çok taraftarına sahip kulüplerimizden Eskişehirspor ve Galatasaray oynayacak...
Bir tarafta ülkemizin her ilinde hatırı sayılır bir taraftar topluluğuna sahip olan Galatasaray...
Diğer tarafta ülkemizde futbol taraftarlığı konusunda devrimler yapmış, ilklere imzalar atmış, deplasmana gitme konusunda dünya rekoru kırmış, takımlarına olan sevgilerini AŞK boyutuna çıkarmış Eskişehirspor...
Nerden baksanız, ölüsüyle 25 bin + 25 bin = 50 bin taraftar izler bu maçı...
Hesap kitap ortada...
Neresinden bakarsanız bakın...
Her iki güzide takımın sevdalıları en az 50 bin kişilik bir stadı doldururlar...
Peki TFF ne yaptı?
***
Ne yapacak efendim...
Bu gerçekten habersiz,
Sanki Türkiye'nin değil de Uganda'nın federasyonuymuş gibi gittiler bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada verdiler...
Biletler için Eskişenir'de insanlar 2 gün kuyrukta beklediler...
Çadırlar kuruldu gişe önlerinde...
Yıllardır böylesi büyük bir heyecana aç olan ESES taraftarının yüzde 80'lik bir bölümü bu maçı tribünlerden izleyemeyecek...
Tribünlere giremeyecek olmasına rağmen Konya'ya akın akın gidecekler...
TFF Konya'da stada giremeyen o kalabalığı görür de utanır yaptığından belki...
***
TFF maçı Konya'da oynatarak onbinlerce sevdalı yüreğin önüne set çekmiştir...
Sevdaya kota koymuşlardır.
Futbol taraftarının arma aşkını, renk sevdasını bilmeyen yönetimler ancak bizde vardır.
Ancak bizimkiler kadar zalim olabilirler...
Ben bu noktada sadece şunu merak ediyorum.
TFF hangi gerekçeleri düşünerek bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada vermeyi akıl etmiştir acaba?
Var mı ülkemizde bunun bir örneği!?
Maalesef...
Yok demek çok kolay...
Var demek için iyice bir düşünmek gerek...
Devlet içinde millete hizmet amacıyla tesis edilmiş binlerce kurum vardır...
Amaçları devletin imkanlarını millet için kullanmaktır...
Millete hizmet etmektir...
İşte bunlardan birisi de Türkiye Futbol Federasyonu...
T
F
F
ya da TFF diyelim...
***
Ne iş yapar bu TFF?
Futbolu düzenler...
Uluslararası ilişkileri takip eder...
Ülkemizde futbol camiasının tüm sorunlarını çözer...
Futbolcunun hakkını,
Taraftarın hakkını,
Yöneticinin hakkını,
Hocaların hakkını,
Sektörde çalışanların hakkını korur kollar...
Futbol'un varlık sebebi olan taraftarın en iyi biçimde maç izlemesi için elinden geleni yapar...
Peki hangisini yapıyor bunların mevcut TFF yönetimi?
***
Önümüzde çok net bir örnek var...
Biliyorsunuz 7 Mayıs tarihinde Türkiye Kupası finali oynanacak...
Final maçını ülkemizin en çok taraftarına sahip kulüplerimizden Eskişehirspor ve Galatasaray oynayacak...
Bir tarafta ülkemizin her ilinde hatırı sayılır bir taraftar topluluğuna sahip olan Galatasaray...
Diğer tarafta ülkemizde futbol taraftarlığı konusunda devrimler yapmış, ilklere imzalar atmış, deplasmana gitme konusunda dünya rekoru kırmış, takımlarına olan sevgilerini AŞK boyutuna çıkarmış Eskişehirspor...
Nerden baksanız, ölüsüyle 25 bin + 25 bin = 50 bin taraftar izler bu maçı...
Hesap kitap ortada...
Neresinden bakarsanız bakın...
Her iki güzide takımın sevdalıları en az 50 bin kişilik bir stadı doldururlar...
Peki TFF ne yaptı?
***
Ne yapacak efendim...
Bu gerçekten habersiz,
Sanki Türkiye'nin değil de Uganda'nın federasyonuymuş gibi gittiler bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada verdiler...
Biletler için Eskişenir'de insanlar 2 gün kuyrukta beklediler...
Çadırlar kuruldu gişe önlerinde...
Yıllardır böylesi büyük bir heyecana aç olan ESES taraftarının yüzde 80'lik bir bölümü bu maçı tribünlerden izleyemeyecek...
Tribünlere giremeyecek olmasına rağmen Konya'ya akın akın gidecekler...
TFF Konya'da stada giremeyen o kalabalığı görür de utanır yaptığından belki...
***
TFF maçı Konya'da oynatarak onbinlerce sevdalı yüreğin önüne set çekmiştir...
Sevdaya kota koymuşlardır.
Futbol taraftarının arma aşkını, renk sevdasını bilmeyen yönetimler ancak bizde vardır.
Ancak bizimkiler kadar zalim olabilirler...
Ben bu noktada sadece şunu merak ediyorum.
TFF hangi gerekçeleri düşünerek bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada vermeyi akıl etmiştir acaba?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













