Siyasi eleştiriler demokrasinin can damarını besleyen can suyu gibidir. Eleştirinin olmadığı siyasi yapı eksiktir, sakattır ve yetersizdir. Her aklı selim insan bu gerçeğin bilincindedir ve eleştiri kültürünü geliştirmek için çaba sarfetmelidir. Ancak eleştiri adı altında hakaret ve kurnazca yapılan kelime oyunlarıyla ortaya konulan tahrikler eleştiri kültürünün en büyük düşmanıdır. Tahrik ve hakaretler eleştiri kültürünü yok eder.
***
Bunun son örneğini Terörsün Türkiye projesine yönelik ''Çerçeve Yasa Tasarısı''nın görüşüldüğü komisyon toplantısında yaşadık hep birlikte. Milletvekili seçildiği günden bu yana defalarca tahrik edici konuşmalarla gündeme gelen ve MHP'nin kurucu lideri, Ülkücü Hareket'in Başbuğ'u merhum Alparslan TÜRKEŞ'in biyolojik kızı Ayyüce T. Taş hanım tahrik edici ses tonuyla MHP lideri sayın Devlet Bahçeli'nin icraatlarından ''pislikler'' diye bahsediyor. Bizler konuşmanın sadece bu bölümünü izleyebildik. Öncesinde de muhtemelen aynı ses tonuyla hakaret ve tahrik içerikli konuşmalar süregelmiş olmalı.
***
Ayyüce T. Taş, konuşmasının bu bölümünde sadece sayın Devlet Bahçeli'ye hakaret etmiyor, biyolojik babası Başbuğ Alparslan Türkeş'ten bahsederken de ''çamaşır suyu'' benzetmesi yapıyor. Yani babasını çamaşır suyuna benzetiyor. Hadsizlik bununla da sınırlı kalmıyor. Ayyüce T. Taş, biyolojik babasından bahsederken ''Türkeş'' demekle yetiniyor.
''Babam'' demiyor...
''Sayın'' demiyor...
''Merhum'' demiyor...
''Başbuğ'' demiyor...
''Muhterem'' demiyor...
''Saygıdeğer'' demiyor...
''Rahmetli'' demiyor...
Sadece ''Türkeş'' diyor...
***
Sanki lise arkadaşından bahsediyor.
Sanki mahalledeki tüpçüden bahsediyor.
Sanki üniversite arkadaşından bahsediyor.
Sanki kuaföründeki manikürcüden bahsediyor.
Sanki birlikte siyaset yaptı politikacı arkadaşından bahsediyor.
Kadın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ideolojik hareketi olan Ülkücü Hareket'in kurucu liderinden bahsederken ''Türkeş'' deyip geçiyor.
Bu hadsizliğin dik alasıdır!
Aynı Ülkücü Hareket'in liderliğini Başbuğ'dan devralan, Türk siyasi tarihine nezaket ve dürüstlük abidesi olarak geçen MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin yaptıklarını ''pislik'' olarak nitelendirmek de ayrı bir hadsizliktir..
***
Bakın sayın Ayyüce hanımefendi;
Bugün bu topraklarda Ülkücü olan bir tek vatan evladı bile Onu anarken ''Türkeş'' deyip geçmez.
Onu hiç görmemiş olan bir Ülkü Ocaklı genç bile ondan bahsederken ''Başbuğ Alparslan Türkeş'' der.
Başbuğ Türkeş'in gerçek evlatları, yani milyonlarca Ülkücü Onun, adı geçtiğinde bir toparlanır. Oturuşuna, kalkışına bir çeki düzen verir.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in biyolojik evlatları, yani sizler Başbuğ'un maddi mirasının peşine düşmüşken Başbuğ'un gerçek evlatları MHP ve Ülkü Ocakları çatısı altında Onun manevi mirasını yaşatmak için mücadele ediyordu ve etmeye de devam ediyorlar. Sen ne yapıyorsun?
Biyolojik babanı çamaşır suyuna benzetiyorsun!..
Haddini bileceksiniz sayın Ayyüce hanım!..
Başbuğ'un manevi evlatları, sizin bu hadsizliğinize sessiz kalmaz...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder