Alparslan Türkeş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alparslan Türkeş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2026 Cumartesi

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ DİYECEKSİN AYYÜCE T. TAŞ!..


Siyasi eleştiriler demokrasinin can damarını besleyen can suyu gibidir. Eleştirinin olmadığı siyasi yapı eksiktir, sakattır ve yetersizdir. Her aklı selim insan bu gerçeğin bilincindedir ve eleştiri kültürünü geliştirmek için çaba sarfetmelidir. Ancak eleştiri adı altında hakaret ve kurnazca yapılan kelime oyunlarıyla ortaya konulan tahrikler eleştiri kültürünün en büyük düşmanıdır. Tahrik ve hakaretler eleştiri kültürünü yok eder.

***
Bunun son örneğini Terörsün Türkiye projesine yönelik ''Çerçeve Yasa Tasarısı''nın görüşüldüğü komisyon toplantısında yaşadık hep birlikte. Milletvekili seçildiği günden bu yana defalarca tahrik edici konuşmalarla gündeme gelen ve MHP'nin kurucu lideri, Ülkücü Hareket'in Başbuğ'u merhum Alparslan TÜRKEŞ'in biyolojik kızı Ayyüce T. Taş hanım tahrik edici ses tonuyla MHP lideri sayın Devlet Bahçeli'nin icraatlarından ''pislikler'' diye bahsediyor. Bizler konuşmanın sadece bu bölümünü izleyebildik. Öncesinde de muhtemelen aynı ses tonuyla hakaret ve tahrik içerikli konuşmalar süregelmiş olmalı.

***
Ayyüce T. Taş, konuşmasının bu bölümünde sadece sayın Devlet Bahçeli'ye hakaret etmiyor, biyolojik babası Başbuğ Alparslan Türkeş'ten bahsederken de ''çamaşır suyu'' benzetmesi yapıyor. Yani babasını çamaşır suyuna benzetiyor. Hadsizlik bununla da sınırlı kalmıyor. Ayyüce T. Taş, biyolojik babasından bahsederken ''Türkeş'' demekle yetiniyor.
''Babam'' demiyor...
''Sayın'' demiyor...
''Merhum'' demiyor...
''Başbuğ'' demiyor...
''Muhterem'' demiyor...
''Saygıdeğer'' demiyor...
''Rahmetli'' demiyor...
Sadece ''Türkeş'' diyor...

***
Sanki lise arkadaşından bahsediyor.
Sanki mahalledeki tüpçüden bahsediyor.
Sanki üniversite arkadaşından bahsediyor.
Sanki kuaföründeki manikürcüden bahsediyor.
Sanki birlikte siyaset yaptı politikacı arkadaşından bahsediyor.
Kadın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ideolojik hareketi olan Ülkücü Hareket'in kurucu liderinden bahsederken ''Türkeş'' deyip geçiyor.
Bu hadsizliğin dik alasıdır!
Aynı Ülkücü Hareket'in liderliğini Başbuğ'dan devralan, Türk siyasi tarihine nezaket ve dürüstlük abidesi olarak geçen MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin yaptıklarını ''pislik'' olarak nitelendirmek de ayrı bir hadsizliktir..

***
Bakın sayın Ayyüce hanımefendi;
Bugün bu topraklarda Ülkücü olan bir tek vatan evladı bile Onu anarken ''Türkeş'' deyip geçmez.
Onu hiç görmemiş olan bir Ülkü Ocaklı genç bile ondan bahsederken ''Başbuğ Alparslan Türkeş'' der.
Başbuğ Türkeş'in gerçek evlatları, yani milyonlarca Ülkücü Onun, adı geçtiğinde bir toparlanır. Oturuşuna, kalkışına bir çeki düzen verir.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in biyolojik evlatları, yani sizler Başbuğ'un maddi mirasının peşine düşmüşken Başbuğ'un gerçek evlatları MHP ve Ülkü Ocakları çatısı altında Onun manevi mirasını yaşatmak için mücadele ediyordu ve etmeye de devam ediyorlar. Sen ne yapıyorsun?
Biyolojik babanı çamaşır suyuna benzetiyorsun!..
Haddini bileceksiniz sayın Ayyüce hanım!..
Başbuğ'un manevi evlatları, sizin bu hadsizliğinize sessiz kalmaz...

4 Nisan 2018 Çarşamba

Başbuğ Türkeş'i ANMAK ve ANLAMAK!..

Bazen kavramların içini boşaltırız.
Bazen kavramların ardına saklanırız.
Bazen kavram kargaşası yaşarız.
Bazen kavramlar arasındaki farkı farkedemeyiz.
Ve bir süre sonra bakarız ki, kavramları işimize geldiği gibi kullanır olmuşuz...
Anlamını faklılaştırdığımız, içini boşalttığımız kavramların esiri oluruz toplumca...
İşte ANMAK ve ANLAMAK da bu haldeler!
***
Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk için onlarca yıldır belki onbinlerce kez anma törenleri yaptık.
Zorunlu anma törenleri yaptık.
Zorunlu olarak yapılan bu törenler bir süre sonra doğal olarak insanları zorladı ve bu anma tötenleri tüm anlamını yitirdi.
Belki de Atatürk'ün ilkelerini unutturmak isteyenlerin,
Atatürk'ü bir tabu haline getirerek itibarsızlaştırmak isteyenlerin bir oyunuydu bu.
Onlarca yıl boyunca Atatürk'ü anma programlarına, törenlerine harcanan enerji ve imkanlar Atatürk'ü millete anlatmak amacıyla harcanmış olsaydı eminim ki memleketimiz bugün çok daha gelişmiş bir ülke olurdu.
***
'' Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk'ün kurduğu gibi kalsaydı biz bugün Milliyetçi Hareket Partisi'ni kurmazdık!''
Ve bir gün bu cümleler döküldü vatan sevdalısı bir adamın dudaklarından...
Sıradan bir cümle değildir bu!
Bir siyasi oluşumun temelini oluşturacak bir söylem de değildir.
Cumhuriyet'in yeniden ilanı, Türk Milleti'nin yeniden uyanışı gibi bir cümledir bu cümle.
Bu cümleleri sarfeden 'ADAM' komünizm yanlısı cuntacıların sürgün ve işkencelerle sindirmek için yıllarca uğraştığı, ancak inandığı Türklük Davası'nın yaşaması ve gelecek nesillere aktarılması için direnen, büyük bir mücadelenin içine giren Alparslan TÜRKEŞ idi.
***
Osmanlı'nın son dönemlerinde başlayan Türk ve Türklük düşmanlığına karşı Nihal Atsız ve Ziya Gökalp gibi düşünce adamlarının başlattığı, Mustafa Kemal Atatürk'ün ''Ne mutlu Türküm diyene!'' sözleri ile zirveye ulaşan Anadolu'da Türklüğün Bekası mücadelesi Mareşal Atatürk'ün vefatı sonrasında gelen yönetimlerce durdurulmuş, yeniden Osmanlı'nın son dönemlerindeki düzeye çekilmişken Alparslan Türkeş çıkmış ve bu kutlu mücadeleyi ''CHP Atatürk'ün kurduğu gibi kalsaydı bir MHP'yi kurmazdık'' cümlesiyle yeniden başlatmıştır.
Bu cümle bir dava ateşinin yeniden yakılması, Türklüğün Beka mücadelesinin yeniden başlatılmasıdır.
***
ANMAK ve ANLAMAK!
İşte bütün meselemiz burada kilitlenmektedir.
Anmak elbette önemlidir.
Unutmamak için anmak gerekir.
Ancak anlamadan anmak bir nevi putperestlik olur.
Kişileri ululaştıran fikirleridir.
Atatürk yüce bir kimlik kazandıysa bunun tek sebebi verdiği kutlu mücadele ve savunduğumuz, inandığımız fikirleridir.
Bizim için aslolan Atatürk ya da Başbuğ Türkeş'in uğruna ömür harcadıkları toprağa dönüşen 'Naçiz bedenleri' bedenleri değil sonsuza kadar yaşatacağımız fikirleridir.
Bugün Ülkücü camia ve Türk Milleti Başbuğ Alparslan Türkeş'i layıkıyla anlayabilmiş olsaydı Türk'ün dünyaya açılan kapısı olan ülkemiz, halkın yaşam standartlarının en üst seviyede olduğu, bütün Türk dünyasına huzuru, barışı ve özgürlüğü götüren güçlü bir devlet olurdu.
***
Atatürk'ü anlamak yerine anmayı tercih ettik.
Çünkü böyle olsun istendi.
Atatürk'ü Türk Milleti'nin anlaması istenmedi.
Türk Milleti Atatürk'ü anlamış olsaydı onun zamanında açılan ve yurtdışına uçak satışı yapılan uçak fabrikası kapatılmaz, yerine yenileri açılır,
Otomobil fabrikalarımız gece gündüz yerli marka otomobillerimizi üretir,
Sanayide, tarımda, ekonomide ve demokraside dünya lideri olurduk.
Atatürk'ü anla(ya)madık!
Başbuğ geldi.
Atatürk'ün bizlere bıraktığı ve Türk düşmanlarının böğrüne saplamamızı istediği 6 OK'u anlayamadık, yaşatamadık, düşmanların böğrüne saplayamadık.
***
Başbuğ Alparslan Türkeş geldi.
Atatürk'ün 6 OK'unu geliştirip 9 IŞIK yaptı.
Atatürk'ten sonra yeniden karanlığa mahkum edilmek istenen Türk Milleti'nin yolunu aydınlatmak için 9 IŞIK yaktı yolumuza.
Bizler; bu 9 Işık'ın aydınlattığı yoldan yürüdüğümüz sürece Başbuğ Türkeş'i hiç unutmayacağız ki, analım!
Hep aklımızda,
Hep kalbimizde,
Hep yanımızda olacak!
9 Işık gönlümüzde ve beynimizde yandıkça Başbuğ Türkeş yaşayacak!


27 Kasım 2017 Pazartesi

Ordusu Yaşarsa; Başbuğlar Ölmez!

Ankara...
Türk'ün Anadolu'daki son başkenti Ankara.
Bahtı kara Ankara...
Türk'ün Anadolu'daki mührü Ankara!
Ağlıyordu Ankara bir kere daha!
Ve üşüyordu kaldırımlar,
Sokaklar, caddeler üşüyor
Ağlayan bulutların gözyaşları donuyordu tane tane...
Bir çınar devrilmeden;
Dimdik uğurlanıyordu sonsuzluğa...
***
Ağlıyordu Bozkurt yürekler...
Hoyrat hıçkırıklarını yüreklerine gömüyordu Asenalar.
Eller üşüyordu, donuyordu Bozkurt yapan eller...
Nisan'ın donan göz yaşlarıyla alınan abdestler tir tir titriyordu,
Göğe yükseliyordu selâlar,
Yürekleri yakıyordu ezanlar...
Ve gidiyordu gönüllerin sultanı,
Gidiyordu Türk'ün son BAŞBUĞ'u sonsuz yaşamın derinliklerine...
***
Türk'e karalar bağlamak yakışmazdı,
Nisan'ın yağmurlarını bembeyaz örtü yaptı yaratan!
Ağlama Ankara ağlama,
BAŞBUĞLAR ÖLMEZ!
Sönmeden en son OCAK bitmez Türk'ün varoluş kavgası, dinmez haykırışlar, tükenmez yağmur kokan geceler...
Ölmez bu dava ölmez BAŞBUĞLAR...
Ne Mustafa Kemaller tükenir Anadolu'da ne de Türkeşler biter...
Her karış toprağına şehit kanıyla sulanan ölümsüz ÇINARlar diktik Anadolu'nun.
Türk'ün düşmanları "Bitti" dedikçe biz daha çoğalıp büyüyeceğiz...
***
BAŞBUĞlar ölmez!
Bir kutlu ordusu vardır ki Mustafa Kemal'in yemin etmiştir sonsuza kadar TÜRK için savaşmaya.
Bir kutlu ordusu vardır ki Türkeş'in yemin etmiştir sonsuza kadar Anadolu'da Türk varlığını korumaya!
Türküm!
Doğruyum!
Çalışkanım!
Andolsun,
Yemin olsun,
Ölmeyecek Başbuğlar,
Ölmeyecek Mustafa Kemal Atatürk!
Ölmeyecek Alparslan Türkeş...
***
Varlığım,
Türk varlığına armağan olsun...
Kınalı Kuzular'dan Fırat Çakıroğlu'na bir şehadet kervanının gönüllü askerleri yine Ankara'da haykırdı...
157. Alayın neferleri,
Kahpe düzenin Bozkurt yürekli yiğit çocukları,
Anadolu'nun başı dik yiğitleri,
Tek bir yürek olup, haykırdılar bir kere daha;
BAŞBUĞLAR ÖLMEZ!
***
Pensilva'nın itleri ürse de çöplüklerde,
Bozkurt'un nârâsı yükselecek Anadolu'da...
Hurdayla, çöple uğraşacak vaktimiz yok!
5000 yıllık bir varoluşun ebediyete kadar yaşamasıdır mücadelemiz.
Tasmalı itlere cevap Ankara'da verilmiştir.
Artık çöplükte ürenlere taş atmak yerine memleket davasına dönelim.
Vakit;
Başbuğ'un bizlere emanet ettiği 9 IŞIK'ın aydınlattığı yolumuzda müreffeh Türkiye için, Milliyetçi Hareket'in iktidarı için sokak sokak, ev ev dolaşarak gönüllere girme vaktidir.
***
Evet "Başbuğlar Ölmez!"
Bunun kuru bir slogan olmadığını göstermek vaktidir artık.
Başbuğ'un ordusuna komuta eden Bilge Lider Devlet BAHÇELİ'nin en büyük mücadelesi olan "Türklüğün Bekası" mücadelesinde kutlu bir nefer olma vaktidir.
En büyük vazifemiz fitneye kan kusturmaktır.
Bu kutlu yürüyüşte kim fitne kazanının kepçesini eline almışsa elini kırmak vaktidir!
Türk'ün son kalesi olan MHP ve Ülkü Ocakları'nın içinde fitne kazanını kaynatanlar bundan sonra en büyük düşmanımız ve hedefimizdir.
Koltuk sevdalıları;
Makam ve mevki kovalayıcıları,
Kartvizit budalaları,
Artık bu davanın sırtından inin, yakamızdan düşün...
Biz hesapsızca davaya gönül vermiş neferler olarak BAŞBUĞ'un ölmediğini en önce size sonra da bütün Türk düşmanı itlere göstereceğiz ve Devlet'in başına "Devlet"i getireceğiz!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

2 Ekim 2015 Cuma

BİRLİK - İNANÇ - İKTİDAR (1) "Gelin canlar BİRLİK olalım…"

Bir olmak, birlik olmak…
Aynı davaya inananlar için davanın temel yapısıdır birlik olmak. Aynı davaya aynı inançla bağlı olan insanlardan oluşan cemiyetler içindeki bireyler birbirini sevemiyorsa, birlik ve beraberlik içinde olamıyorsa ne yapılırsa yapılsın o cemiyet başarılı olamaz. Bu sebepledir ki, iktidara giden yol BİR olmakla başlar…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Tanrı Dağı kadar Türk, Hira dağı kadar İslam olabilmek, bu duygu ve inançta birleşenlerin Birlik olabilmesiyle bir değer kazanacak ve bize iktidar yonunu açacaktır…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Anayurt’tan çıkıp, Anadolu kapılarını Türk – İslam medenyetine açan ve 1000 yıldır bu coğrafyada Türk – İslam medeniyetinin hakim olmasını sağlayan Sultan Alparslan’ın ordusundaki şehitler ve gaziler yüzü suyu hürmetine birlik olacağız.
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Mekke’nin üzerine bir güneş gibi doğup, bizleri ve tüm alemleri İslam güneşi ile aydınlatan, bizleri ulu Tanrımız Allah-ü Teala’nın yolunda gitmekle şereflendiren, kalplerimize İslam’ın nurunu saçan, gönül kapılarımızı sevgi, kardeşlik, rahmet ve berekete açan, alemlere rahmet olarak dünyamızı şereflendiren yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV)’in ve bu ilahi davanın ilk şehit ve gazilerinin aziz ruhlarını şadetmek, onların sancağını yere düşürmemek için birlik olacağız…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız…
Sadakatin abidesi Hz. Ebu Bekir için;
Adaletin abidesi Hz. Ömer için;
Cömertlik abidesi Hz. Osman için; 
Allah’ın arslanı, Kur’an-ı Kerim’in hizmetkarı Hz. Ali için;
Birlik olacağız…
***
Bir olacağız, Birlik olacağız….
Bir çağ açıp, bir çağ kapatan, Türk – İslam sancağını Bizansın kalesine diken, Üç Hilal’li bayrağımızı üç kıtada adaletin simgesi olarak yüzyıllarca dalgalandıran, bütün dünya milletlerine Türk milletinin gücünü gösteren, İslam toplumunun halifeliğini yapan Osmanlı İmparatorluğunu, kuran ve yücelten tüm padişahlarımız, komutanlarımız, şehit ve gazilerimizin aziz ruhları için, birlik olacağız…
***
Bir olacağız, birlik olacağız…
Yedi düveli dize getirip, tarihin en büyük Kurtuluş Destanı’nı yazarak, bizlere onlarca yıldır huzurlu bir yaşam sürdürdüğümüz bu güzel ülkemizi armağan eden büyük Komutan Bozkurt Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşları ile, şehit ve gazilerimizin aziz ruhlarını şadetmek için, birlik olacağız…
***
Bugün Milliyetçilik Bayrağı’nın gönüllerimizde dalgalanmasını sağlayan, Türk – İslam davasını tüm zorluklara rağmen sonsuza dek muhafaza ve müdafaa edeceğimiz bir yapıyı bizlere armağan eden, “Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslümanız” sözleriyle bizlere güç veren kimliğimizi en güzel şekilde anlatan, 9 Işık doktrini ile yolumuzu aydınlatan, bu dava uğruna türlü işkencelerden başı dik çıkan, kahpelerin kahpelikleri karşısında boyun eğmeyen, davamızın önderi Başbuğ Alparslan Türkeş’in aziz ruhu için birlik olacağız…
***
Bir olacağız, birlik olacağız…
Ülkemizin karanlık bir dönemden geçtiği yıllarda, sokaklarda İslam ve Türklük düşmanlarının cirit attığı dönemlerde, bu kutlu davayı sırtlayan, bu dava için can verip, can alan, ömrünün baharında karanlık sokaklarda Türk – İslam davası uğruna şehadet şerbetini içen Ülkücü şehitlerimizin aziz ruhları için, Zindanlarda, Tabutluklarda türlü işkencelere maruz kalan, gün ışığı yerine 9 Işık’ın aydınlığına sığınan Yusufiyeliler’in çektikleri çilelerin yüzü suyu hürmetine birlik olacağız…
***
Bir olacağız, birlik olacağız…
İnancımızın iktidara yürümesi için birlik olacağız….