Defalarca yazdım...
Bu memleketin en sahipsiz ve en büyük kitlesi "Taraftarlar"dır...
Yargılanmadan suçlu ilan edilen başka kim vardır bu memlekette...
Maç öncesi ya da maç sırasında,
Akla hayale gelmedik muamelelere tabi tutulan başka hangi kitle vardır bu memlekette...
Ben Eskişehir'de Atatürk Stadı'na girerken ayakkabılarım dahi çıkartılıyor...
Neredeyse pantolonlarınızı da indirin diyecekler...
Polis memurlarının en temiz hitap şekli "Ulan"...
1000 kişinin içinden birisi polise bir kötü laf mı etti!?
O kişiyi aramaya hiç gerek yok...
Polis memuru kafasına göre kameradan birini seçip "bu yaptı" dediği vakit olay bitmiştir..
Yargılama yok, mahkeme yok...
Anında suçlu damgasını yersiniz ve cezayı da keserler...
***
Çok değil bir kaç ay evveldi,
Bir basketbol maçında 4-5 polis memuru bir olup,
Bir astımlı basketbol taraftarını nasıl da öldüresiye dövmüşlerdi...
Taraftar olarak örnekleyeceğimiz bir çok olay vardır...
Polis'in aldığı tedbirlerin tamamı,
Taraftar kitlesinin "terörist" olduğu ön yargısı ile alınmıştır...
Bu ön yargı ile ortaya konulan davranış tarzı da olayların patlamasında en büyük etken oluyor...
Polis taraftarı küfür ve şiddete yönlendiriyor açıkça...
İstanbul'dan bir otobüs organizasyonu ile FB ile oynanacak bir maç için Eskişehir'e gidiyoruz...
Eskişehir girişinde polis ekipleri bizi durduruyorlar...
Otobüsten inip memurlar ile konuşuyoruz...
İstanbul'dan bir otobüs dolusu insanın Eskişehirspor taraftarı olarak Eskişehir'e gelmelerine akıl erdiremiyorlar...
"Siz FB taraftarısınız, kamufle olmak için ESES formaları giymişsiniz" deyip bizi kente almak istemiyorlar...
Ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı bilemedik...
Bizi bekletip, arkadan gelen FB otobüsleri ile bir araya getirecek ve olası bir kavganın içine atacaklar...
Görevli komiser amirine malumat veriyor.
Amir inanmıyor.
"Salmayın tutun orda" emrini veriyor...
Son çare hep birlikte FB'ye sövmeye başladık...
Komiser FB'ye sövdüğümüzü amirine bildirdi...
Amir telsizden "O zaman bırakın gelsinler!" emrini verdi...
Demek ki küfür edince ancak inandırabiliyormuşuz!
***
Şu taktım ya da bu takım...
Hangi takımın taraftarı olursak olalım,
Hepimizin ortak paydası futbol taraftarlığı...
Bu büyük kitlenin içinde elbette çürük elmalar vardır...
Fakat gerçekten takdire şayan büyük bir taraftar kitlesi de var ki;
Yaptıkları icraatları bir çok sivil toplum kuruluşu dahi zorlukla yapıyor...
Örneğin Kasımpaşa taraftarının "KARDEŞ OKUL KAMPANYASI"
Kimselerin elinin ulaşmadığı Anadolu'daki bir çok köy ilkokuluna yardım ellerini uzattılar...
Eskişehirspor taraftarı aynı şekilde...
Tribünde ezeli rakipleri olan illerin köylerine bile yardım ellerini uzattılar...
Bunların hiçbirisi medyada çıkmıyor...
Tartışma programlarına çıkarmıyorlar...
Oralarda konuşmuyorlar...
Gazetelerinde yazmıyorlar...
Yazarlarsa, konuşurlarsa belki diğer taraftar guruplarına da örnek olur da;
Bütün taraftarlar böyle güzel şeyler mi yapmaya başlar diye korkuyorlar belki de...
***
Kırk yılda bir FB-Bursa maçında yaşanan vahim olaylar olabiliyor...
Hiç birimizin tasvip etmeyeceği olaylar bunlar...
Böylesi durumlarda medya hemen ön plana çıkarıyor bunları...
Kanlar içindeki adamcağızı defalarca döndüre döndüre ekranlara taşıyorlar...
Babasının gözlerinin önünde bıçaklanmasının şokunu atlatamayan çocuk taşınıyor ekranlara...
Aynı görüntüleri 9 kez arka arkaya gösterdikten sonra;
Program yöneticisi "arkadaşlar lütfen bu görüntüleri kaldırın, bu tür görüntüleri göstermemek gerekli" diyor sanki bizimle alay eder gibi...
9 kez gösterilirken nerdeydin ulan!
Bu taraftar, sizin aklınıza bile getiremeyeceğiniz köylere yardım elini uzatırken nerdeydiniz...
Bu memlekette nasılsa milyonlarca taraftar kitlesi sahipsiz!
Vurun vurabildiğiniz kadar!
Alçakça yapılan bir bıçaklama olayını, bütün taraftarların üzerine yıkın bakalım!
Sizi izleyen milyonlarca yurttaşımıza taraftar kitlesini serseri olarak lanse edin bakalım!
***
Burada FB-Bursa maçında yaşanan olayı küçümsemek ya da basite indirgemek gibi bir niyetim asla yok...
Bu olayı bütün yüreğimle kınıyorum...
Delikanlı adam kavgada bıçak çekmez...
Delikanlı adam yumruğuna güvenir...
Bıçak çekmek, adam bıçaklamak kalleşlikle eşdeğerdir...
Hele ki, böyle evladını almış sevdası peşinde koşan savunmasız insanları bıçaklamak için belki de çok daha ağır kelimeler kullanmak gerekir...
FB taraftarlarından bazılarının "Elinde çocukla oraya gelmeseydi!" şeklindeki savunma tarzı da gerçekten çok manidar...
Hani onlara göre; bir gün herkes Fenerli olacak ya!
İnsanların başka takımlara sevdalanma gibi bir hakları yok onlara göre...
Yani bu bir futbol faşizmi...
FB faşizmi...
***
Sonuç olarak bu tür olayların önlenmesi için daha fazla polisiye tedbir alınması sonucu hiç bir şekilde değiştirmeyecektir... Alınan tüm tedbirlere rağmen bu olaylar yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecektir. Önemli olan polisin maçlarda taraftara karşı olan ön yargısının kırılması ve medyanın taraftarlarca yapılan güzel işleri sürekli gündeme getirerek, taraftarları böylesi güzellikler peşinde bir yarışa teşvik etmelidir.
Taraftar
Medya
Polis
Üçgeninde işini en doğru yapan taraftardır.
Medyanın görevi, yapılan kötü örnekleri sürekli gündeme getirmek değil, bunları örterek güzellikleri ön plana çıkarmak ve taraftarlar arasında teşvik işlevini yerine getirmektir...
Polis, psikolojik eğitime tabi tutulmalı.
Polisler görev başında tuttukları takımın formasını evlerinde bırakmalı...
Polis taraftara terörist muamelesi yapmaktan vazgeçmeli...
Ancak bu şekilde bu tür üzücü olayları azaltabiliriz...
evlat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Mart 2013 Pazartesi
18 Ekim 2012 Perşembe
Şehit 3 bin lira, Kaçakçı 130 bin lira...
Önceleri zaten gariplikler ülkesiydik...
AKP iktidarı ile birlikte tam bir saçmalıklar ülkesi olduk...
Toplum olarak çok unutkan olduk...
12 Eylül Cuntası'nın en büyük hedefi olan halkı şuursuzlaştırma ve uyutma politikası AKP ile zirveye çıktı...
Halk "din olgusu" ile uyutuluyor...
Tamamen tepkisiz bir toplum olduk...
Yer yerinden oynasa umurumuzda değil...
Yeter ki, başbakan arada bir "Ya Allahhh Bismillah" desin...
Bu her şeye bedeldir...
Tüm haksızlıkları, zulmü örter...
Gerisi umurumuzda değil...
***
Şehit haberlerini şehitlerin sayısı 10'u geçmiyorsa umursamıyoruz...
Gazeteler küçük not gibi veriyor, 3-5 Memed'in şehid olduğunu...
10'u geçmezse kimse manşetlere taşımıyor...
Manşete çıkmıyorsa halk da umursamıyor...
Halk umursamadığı sürece de 12 Eylül Cuntası'nın senaryosu noktasına virgülüne dokunulmadan oynanıyor...
***
Çok çabuk unutur olduk dedik ya...
İşte bu hızlı unutma tekniğimizle başardığımız bir unutma vakası da Afyonkarahisar vakasıdır...
Unutturuyorlar aslında bize...
Bazıları ise, unutturmuyor...
Mesela hükümetin dişi tetikçilerinden Nagehan Alçı Uludere olaylarının unutulmaması için haftalarca tv ekranlarında arz-ı endam edip Uludere'de yanlışlıkla öldürülen kaçakçıların hakkını aradı...
Peki AKP'nin bu tetikçisi ya da bir başka tetikçisi Afyonkarahisar'da faili meçhul olarak hayatlarını yitiren Mehmetçiklerin hakkını kim aradı!?
Hiç kimse...
Vatandaş yine uyutuldu...
Olayın nasıl olduğu bile anlaşılamadı...
Halbuki Uludere olayı en ince ayrıntısına kadar halkın gözü önüne serildi...
***
Artık öyle bir hale geldik ki, bu ülkede öleceksen de Kürt olarak öleceksin gibi bir algı oluşmaya başladı...
Ölen Türk ise, salla gitsin...
Ama bir Kürt öldüyse kaçakçı bile olsa,
Suçlu bile olsa ülke ayağa kalkar...
Yer yerinden oynar...
Burada Kürt düşmanlığı yapmıyorum, bir vakıayı ortaya koyuyorum...
1000 yıldır bu topraklarda kardeşçe yaşamış olan Türk ve Kürt milletleri arasında bir husumet oluşturmak gibi bir gayretimiz de yok...
Sadece yaşananları anlatıyoruz...
Bu ülkede biz teröristleri öldürenlerin yargılandığna şahit oluyoruz...
Mehmetçik'i şehit edenlerin ise, ellerini kollarını sallaya sallaya yeni Mehmetçikler şehit etmek için ortalıkta cirit attıklarını biliyoruz...
***
Uludere olayları için herkes ayağa kalktı...
Başbakan'ın eşi bile oraya kadar gidip yerinde ağlama sahnesini sergiledi...
Gazeteciler, yazarlar çizerler...
Siyasetçiler...
Bakanlar...
Aydınlar(!)...
Herkes ayağa kalktı...
Hükümet çıkıp özür diledi...
Özür dilemek de yetmedi, kaçakçılık yaparak suç işleyenlere 130 bin lira civarında tazminat ödediler...
***
Peki Afyonkarahisar'da ne oldu!?
Unuttun mu ey halkım...
Afyonkarahisar'da sebebi henüz açıklanamayan bir patlama oldu...
Bu patlamanın neticesinde 25 vatan evladı şehit oldu...
Her ne kadar AKP hükümetinin yönettiği devletimiz onları şehit olarak kabul etmese de bizim nazarımızda şehittir onlar...
Halkın şehididir onlar...
25 Vatan evladı faili meçhule kurban gitti...
Diğer şehitlerimiz gibi...
Hepsi faili meçhul...
***
Devlet bu şehitlerimiz için ne yaptı!?
Her şehit için 3 bin lira tazminat verdi...
O vatan evlatlarının analarının ellerine 3'er bin lira tutuşturup,
"Hadi zırlamayı kesin alın şu üç bin lirayı tepe tepe harcayın" denildi...
Yazıklar olsun...
Kaçakçılar için gözyaşı döken ey Emine Erdoğan hazretleri,
Senin gözlerinden şehitler için yaş akmaz mı!?
Sen evladını bur raporla kurtardın, hiç değilse bu vatan için evlatlarını kınalayarak şehadete uğurlayan anaların acılarını paylaş ey Emine Erdoğan... Üzerindeki milyarlık kıyafetlerle kaçakçılar için döktüğün gözyaşlarından da mı utanmıyorsunuz...
3 Bin lira ulan üç bin lira!!!
Afyonkarahisar'da ölümü gönderdiğiniz bir evlat için biçtiğiniz değer üç bin lira....
Belki bu üç bin lira Emine Erdoğan'ın başındaki örtüye bile yetmez...
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
***
Kaçakçıya 130 bin lira...
Kaçakçıya göz yaşı...
Kaçakçıya ağıtlar..
Mehmetçik'e üç bin lira...
Bırakın gözyaşını bir özür bile dilenmedi...
***
Allah zalime karşı her zaman mazlumun yanındadır...
Şehit analarının gözyaşları bir gün milyarlık elbiselerle kaçakçılar için gözyaşı dökenleri, Mehmetçik için kılı bile kıpırdamayanları gün gelecek boğacak... O göz yaşları Nuh Tufanı'nda olduğu gibi tüm zalimleri yutacak...
AKP iktidarı ile birlikte tam bir saçmalıklar ülkesi olduk...
Toplum olarak çok unutkan olduk...
12 Eylül Cuntası'nın en büyük hedefi olan halkı şuursuzlaştırma ve uyutma politikası AKP ile zirveye çıktı...
Halk "din olgusu" ile uyutuluyor...
Tamamen tepkisiz bir toplum olduk...
Yer yerinden oynasa umurumuzda değil...
Yeter ki, başbakan arada bir "Ya Allahhh Bismillah" desin...
Bu her şeye bedeldir...
Tüm haksızlıkları, zulmü örter...
Gerisi umurumuzda değil...
***
Şehit haberlerini şehitlerin sayısı 10'u geçmiyorsa umursamıyoruz...
Gazeteler küçük not gibi veriyor, 3-5 Memed'in şehid olduğunu...
10'u geçmezse kimse manşetlere taşımıyor...
Manşete çıkmıyorsa halk da umursamıyor...
Halk umursamadığı sürece de 12 Eylül Cuntası'nın senaryosu noktasına virgülüne dokunulmadan oynanıyor...
***
Çok çabuk unutur olduk dedik ya...
İşte bu hızlı unutma tekniğimizle başardığımız bir unutma vakası da Afyonkarahisar vakasıdır...
Unutturuyorlar aslında bize...
Bazıları ise, unutturmuyor...
Mesela hükümetin dişi tetikçilerinden Nagehan Alçı Uludere olaylarının unutulmaması için haftalarca tv ekranlarında arz-ı endam edip Uludere'de yanlışlıkla öldürülen kaçakçıların hakkını aradı...
Peki AKP'nin bu tetikçisi ya da bir başka tetikçisi Afyonkarahisar'da faili meçhul olarak hayatlarını yitiren Mehmetçiklerin hakkını kim aradı!?
Hiç kimse...
Vatandaş yine uyutuldu...
Olayın nasıl olduğu bile anlaşılamadı...
Halbuki Uludere olayı en ince ayrıntısına kadar halkın gözü önüne serildi...
***
Artık öyle bir hale geldik ki, bu ülkede öleceksen de Kürt olarak öleceksin gibi bir algı oluşmaya başladı...
Ölen Türk ise, salla gitsin...
Ama bir Kürt öldüyse kaçakçı bile olsa,
Suçlu bile olsa ülke ayağa kalkar...
Yer yerinden oynar...
Burada Kürt düşmanlığı yapmıyorum, bir vakıayı ortaya koyuyorum...
1000 yıldır bu topraklarda kardeşçe yaşamış olan Türk ve Kürt milletleri arasında bir husumet oluşturmak gibi bir gayretimiz de yok...
Sadece yaşananları anlatıyoruz...
Bu ülkede biz teröristleri öldürenlerin yargılandığna şahit oluyoruz...
Mehmetçik'i şehit edenlerin ise, ellerini kollarını sallaya sallaya yeni Mehmetçikler şehit etmek için ortalıkta cirit attıklarını biliyoruz...
***
Uludere olayları için herkes ayağa kalktı...
Başbakan'ın eşi bile oraya kadar gidip yerinde ağlama sahnesini sergiledi...
Gazeteciler, yazarlar çizerler...
Siyasetçiler...
Bakanlar...
Aydınlar(!)...
Herkes ayağa kalktı...
Hükümet çıkıp özür diledi...
Özür dilemek de yetmedi, kaçakçılık yaparak suç işleyenlere 130 bin lira civarında tazminat ödediler...
***
Peki Afyonkarahisar'da ne oldu!?
Unuttun mu ey halkım...
Afyonkarahisar'da sebebi henüz açıklanamayan bir patlama oldu...
Bu patlamanın neticesinde 25 vatan evladı şehit oldu...
Her ne kadar AKP hükümetinin yönettiği devletimiz onları şehit olarak kabul etmese de bizim nazarımızda şehittir onlar...
Halkın şehididir onlar...
25 Vatan evladı faili meçhule kurban gitti...
Diğer şehitlerimiz gibi...
Hepsi faili meçhul...
***
Devlet bu şehitlerimiz için ne yaptı!?
Her şehit için 3 bin lira tazminat verdi...
O vatan evlatlarının analarının ellerine 3'er bin lira tutuşturup,
"Hadi zırlamayı kesin alın şu üç bin lirayı tepe tepe harcayın" denildi...
Yazıklar olsun...
Kaçakçılar için gözyaşı döken ey Emine Erdoğan hazretleri,
Senin gözlerinden şehitler için yaş akmaz mı!?
Sen evladını bur raporla kurtardın, hiç değilse bu vatan için evlatlarını kınalayarak şehadete uğurlayan anaların acılarını paylaş ey Emine Erdoğan... Üzerindeki milyarlık kıyafetlerle kaçakçılar için döktüğün gözyaşlarından da mı utanmıyorsunuz...
3 Bin lira ulan üç bin lira!!!
Afyonkarahisar'da ölümü gönderdiğiniz bir evlat için biçtiğiniz değer üç bin lira....
Belki bu üç bin lira Emine Erdoğan'ın başındaki örtüye bile yetmez...
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
Yazıklar olsun...
***
Kaçakçıya 130 bin lira...
Kaçakçıya göz yaşı...
Kaçakçıya ağıtlar..
Mehmetçik'e üç bin lira...
Bırakın gözyaşını bir özür bile dilenmedi...
***
Allah zalime karşı her zaman mazlumun yanındadır...
Şehit analarının gözyaşları bir gün milyarlık elbiselerle kaçakçılar için gözyaşı dökenleri, Mehmetçik için kılı bile kıpırdamayanları gün gelecek boğacak... O göz yaşları Nuh Tufanı'nda olduğu gibi tüm zalimleri yutacak...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
