filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2018 Çarşamba

İslam, İbadet ve Hakikat

Müslüman coğrafyalarda her Ramazan olduğu gibi bu Ramazan ayında da konuşulanlar belli.
İbadetler nasıl ve ne kadar yapılacak?
Oruç ne vakitten ne vakte kadar tutulacak?
Teravih namazı evde mi camide mi kılınacak?
ve diğer taraftan;
Dünyanın çeşitli bölgelerinde Müslüman'a karşı gayrimüslimlerin zulmü!
Ve tabii ki;
Müslüman'ın Müslüman'a zulmü!
***
Ramazan'ın ilk gününde TV ekranlarında pek meşhur bir hoca efendi ağlamaklı ses tonuyla anlatıyor:
- Alemlere rahmet olan Peygamber efendimiz vefat ettikten sonra Müslümanlar daha çok ibadet etmeye başladı. 5 vakit namaz kılınıyorsa 10 vakit kıldılar. Teheccüd namazını daha uzun süre kılmaya başladılar...
Bu arada fon müziği daha acıklı, hocaefendinin sesi de daha titrek olmaya başlıyor...
Meşhur hocaefendi devam ediyor...
- Sordular onlara. Neden daha çok ibadet etmeye başladınız. Peygamber size bunları emretmedi, Allah size bu kadar ibadet farz kılmadı. Neden siz bu kadar fazla ibadet yapnaya başladınız!?
Hocaefendi susuyor.
Yanık sesli ilahi sanatkarı ağlamaklı ses tonuyla bir dörtlük okuyor, hocaefendi de bu arada soluklanıyor, ses ayarı yapıyor.
Sonra yeniden acıklı fon müziği giriyor ve söz yine meşhur hocaefendide:
- Ne dedi biliyor musunuz!?
Burada ses daha yüksek ve etkileyici.
- Peygamber hayatta iken Onun yüzü suyu hürmetine Allah bize azap etmedi, üzerimize yıldırımlar indirmedi, şimdi Peygamber yok! Şimdi Peygamber yok!
Ses daha ağlamaklı bir hale geliyor.
Hoca ağlayabilir düşüncesiyle kamera gözlere zumlanıyor ama nafile, hoca ağlayamadı.
- Bakınız nafile ibadetler bile 2 - 3 misli daha fazla yapıldı ve farz ibadetlerde mis misli fazlasıyla yapılıyordu. Günde 1 saat Kur'an okunuyorsa bütün gün Kur'an okunmaya başlandı. Haftada 1 oruç tutuluyorsa haftanın 5 günü oruç tutuldu. Ve adam anlatıyor bakın ne diyor: Evet artık Peygamber efendimiz yok, onun için Allah bizim üzerimize yıldırımlar yağdırmasın diye biz artık daha çok ibadet ediyoruz!!!
***
Yani bu hoca efendinin anlattığından ne anlıyor vatandaş.
Allah Müslüman da olsanız sizin üzerinize yıldırımlar yağdırabilir, sizlere büyük afetler yaşatabilir.
Onun için hiç durmadan ibadet edin!
Onlar da öyle yapmışlar.
Bu arada Hz. Ömer katledilmiş!
Hz. Hasan katledilmiş!
Hz. Osman katledilmiş!
Hz. Ali katledilmiş!
İnsanlık tarihinin ve İslam tarihinin en büyük katliamlarından biri olan Kerbela vakası yaşanmış Hz. Hüseyin katledilmiş, Peygamber'in soyu bir soykırıma tabi tutulmuş.
Peki bu katliamları kimler yapmış!?
Yahudiler mi!?
Hristiyanlar mı!?
Mecusiler mi!?
Hindular mı!?
Putperestler ya da Ateistler mi!?
Hayır, hayır bütün bu katliamları o daha çok namaz ibadet yapmaya başlayan Müslümanlar yapmış.
Tabii bu kısım hoca efendinin TV programında yer almadı.
***
Yüzyıllardır mezhep, tarikat, cemaat kavga ve çekişmeleri bir yanda, mezhep savaşları bir yanda ve bir türlü çözülemeyen ibadet meselesi bir yanda...
Ve sonuç dünyaya hakim olan ve dünyayı yöneten gayrimüslimlerin Müslüman milletlere zulmü...
Yüzlerce yıldır mezhepler arasındaki savaşı durduramayan Müslümanların, Filistin'deki, Arakan'daki, Doğu Türkistan'daki, Ortadoğu'da ve dünyanın bir çok yerindeki Müslüman katliamlarını durdurabilmesini ümit etmek benim için hayal bile edilemeyecek bir fasa fisodur!
***
Müslüman ibadet etsin!
Eyvallah!
Peki nedir ibadet!?
Namaz, Oruç, Kur'an okumak, Hacca gitmek (Paran varsa), Zekat vermek!
Otomobili icat etmek ve dünya sermayesine hükmederek bütün insanlığa Allah'ın adaletini ulaştırmak ibadet değilmiş demek ki!
Televizyonu icat ederek, İslam'ın adaletini hoşgörüsünü, güzelliklerini dünya insanlarına en hızlı şekilde anlatmak ibadet değilmiş demek ki!
Yaz yaz bitmez ki!
Ben yazsam da okuması gereken okumaz ki!
***
Yüzyıllardır Müslümanları Namaz, Oruç ve Kur'an okuma ibadetlerine sıkıştıranların vebali daha büyük değil midir bugün Müslümanlara yapılan zulümlerde!?
Dünya ekonomisi neden anlatılmadı bu hoca efendiler tarafından!?
Neden Müslümanlar dünya ticaretinin lideri olamadı!?
Neden Müslümanlar süper güç olamadı!?
Ve neden Allah bütün bu belaları Müslümanlara zulmedenlere değil de ''daha çok ibadet yapma'' derdine düşen Müslümanlara verdi!?
***
Evet...
Allah'a iman etmek ''Allah vardır, birdir'' demekle olmuyor.
Allah'a iman etmek Allah'ı anlamaktır.
Kur'an-ı Kerim'i okumak değil, Kur'an-ı Kerim'i anlamak ibadettir.
Bu daha çok Kur'an okuyanlar Kur'an-ı Kerim'i, Allah'ı ve Peygamberlerini anlamış olsalardı ''Müslüman'ın kanı Müslüman'a haramdır'' ayetine riayet eder ve yüzyıllardır birbirlerinin kanını akıtmak yerine dünyanın her neresinde olursa olsun, hangi din ve ırk mensubu olursa olsun, nerede biz mazlum varsa imdadına yetişip, zalimin kafasını ezen bir topluluk olurlardı.
***
Peygamber Efendimiz (SAV)'in dünya sürgünün sona ermesiyle birlikte fitne çukuruna düşen Müslümanlar aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen bu fitne çukurundan çıkamamış ve halen insanları 7 gün 24 saat namaz kılmaya oruç tutmaya davet ediyorlar!
Bu mendeburlar düşünmüyorlar ki; Allah'ın sevgili kulu, Peygamberi bile onca ibadet yapmasına rağmen zulme maruz kalmış ve dişi kırılmış, topuğundan yaralanmıştı!
Sizin ibadetleriniz daha mı makbul ki, Allah sizi koruyup kollayacak deyyuslar!


29 Temmuz 2017 Cumartesi

TÜRK'ün Filistin Meselesi

Filistin...
İslam ümmetinin hem yetim hem öksüz çocuğu...
Çocukların katledilirken İslam ümmetinin sessizce izlediği kutsal topraklar...
Günümüzün Kerbela'sı...
Çocukların yetim ve öksüz kaldığı,
Anaların ciğerinin yandığı,
Babaların kahpece şehit edildiği bir sahipsiz vatan Filistin...
***
Filistin meselesi kimin meselesidir!?
Ümmetin meselesiyse nerede bu ümmet!?
Ümmet birbirinin başını kesmekle meşgul!
Ümmet Kabe-i Muazzama'dan kazandığı muazzam paraları alemlerde yemekle meşgul!
Ümmet mezhep kavgasıyla meşgul!
Ümmet Tarikat çekişmeleriyle meşgul!
Ümmet cemaatleşmeler ile meşgul!
Ümmet deve sidiği ile meşgul!
Filistin'de çocuklar ölüyor,
Filistin'de analar ağlıyor
Filistin'de babaların yüreği yanıyor
Kimin umurunda!?
***
Bir İran vardı.
Arada bir eser, gürler geliştirdiği füzelerle İsrail'in gözünü korkuturdu.
BM adına Malatya'ya yerleştirilen füze kalkanı rampaları ile İran'ın sesi soluğu kesildi.
Güney sınırımız boyunca yerleştirilen Patriot füze rampaları ile İran'ın eli ayağı bağlandı.
Bir Irak vardı.
Bir Saddam vardı.
Arada bir İsrail'e füze atar, İsrail'e karşı en azından bir caydırıcı güç olurdu.
Çıkartılan iç savaş ile o da bertaraf edildi.
Yine arada bir esip, gürleyen,
En azından İsrail'i yavaşlatan bir Suriye vardı.
Suriye'nin de durumu ortada.
Kaddafi yok edildi.
***
Ve şu anda İsrail'e karşı ümmet adına tepki gösterebilen sadece ve sadece Türk Milleti kaldı.
Ümmetin tamamı birbiriyle savaş içinde.
İsrail ümmet üzerinde oynadığı BÖL-PARÇALA-YUT taktiğini başarıyla sürdürüyor.
Türkiye'deki tepkiler de koka kola düşmanlığından öteye gitmiyor.
Sosyal medyadan bir vatandaş çıkıp, "İçtiğiniz her koka kola Filistinli kardeşlerimize birer mermi olarak geri dönüyor" şeklinde paylaşımlar yapıyor.
Bu yaygınlaşıyor.
Bazı vatandaşlarımız para vererek aldıkları, yani mermi vererek aldıkları koka kolaları yere dökerken video çekip paylaşıyor ve bunun adı da Filistinli Müslümanlara destek oluyor!!!
Filistin'deki zulüm çok artarsa bir miting yapılıyor.
10 binlerce insan toplanıp, konuşma yapanları alkışlıyor.
Miting öncesi ya da sonrası İsrail bayrakları yakılıyor.
En önemlisi de İsrail başbakanının kuklası yakılıyor.
İşte budur!
Kolayı yere dök, miting yap, bayrak yak, kukla yak!
Ne oldu!?
İsrail bizden korktu, işgal ettiği yerlerden geri çekildi!
***
Bazen özür dilemiştir.
Bazen tazminat ödemiştir.
Ama hiç bir zaman yaptığı zulümden geri dönmemiştir İsrail.
Çünkü karşısında ciddiye alınacak tek bir tane bile eylem ya da yaptırım yoktur.
İsrail Mescid-i Aksa'yı belli bir yaş gurubuna kapattı.
Kolalar yerlere döküldü.
Bir de miting yapılacak.
Yine bayraklar ve kuklalar yakılacak.
Ancak Malatya'daki füze kalkanı rampası yine yerinde kalacak.
Patriotlar İran'dan gelecek tüm tehditlere karşı hazır kıta bekleyecek.
Filistin'deki 4 adet Koka Kola tesisi 24 saat vardiya ile çalışmaya, kola üretmeye pardon mermi üretmeye devam edecek.
Suud deyyusu ümmetin hac ibadetinden kazandığı paraları daha çok arttırmak için Kabe'nin etrafını devasa kulelerle örmeye devam edecek

Petrol zengini diğer Arap kabileler zevk-ü sefa sürmeye devam edecekler.
Ortadoğu'da ümmet mezhep ve tarikat savaşlarına devam edecek.
***
Anlayacağınız ümmetin Filistin diye bir meselesi yok.
Sadece Türk Milleti'nin böyle bir meselesi var o da bir işe yaramıyor.
Türk Milleti bu meseleyi akıl çerçevesinde ele alırsa belki bir işe yarar.
Ulu Tanrımız Allah-ü Teala, bizlere kutsal kitabında "Aklınızı kullanın" diye sesleniyor.
Aklımızı kullanmak farzdır yani.
Birilerinin aklıyla hareket etmeyeceğiz.
Aklımızı kullanacağız.
Bayrak yakıp egomuzu rahatlama bencilliğinden vazgeçip, akıl çerçevesinde Filistin'deki zulmü durdurmaya çalışmalıyız.
***
Filistin devletini yönetenlere sormalıyız:
- Ey Filistin'i yöneten adamlar bu koka kola fabrikalarının sizin ülkenizde ne işi var!?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetenlere sormalıyız:
- Ey devletimizi yönetenler Malatya'daki füze kalkanı rampası ne işe yarar!?
- Ortadoğu sınırımızdaki patriot füzeleri kimi kimden koruyor!?
Suud deyyusuna sormalıyız:
- Ey deyyus-u ekber, Müslümanların hac ibadetinden kazandığın paraların bir kısmını neden Filistin halkının özgürlüğü için harcamıyorsun. Koka Kola Filisitinli gençlerin eğitimini üstlenmiş, sportif faaliyetlerine sponsor olmuş, her gencin bilgisayardan feydelenmesğ için onbinlerce bilgisayar dağıtmış. Ulan be deyyus sen ne yaptın Filistin için!?
Şu an birbirlerini öldürme yarışındaki deyyus Araplara da sormak lazım:
- Allah Müslüman'ın kanını Müslüman'a haram kılmışken ve İsrail askerleri Müslüman bebekleri katlederken siz ne halt yiyorsunuz!?
***
İşte bu soruları sorup, cevaplarını aramazsak;
yaptığınız eylemler, düzenlediğiniz mitingler sadece ve sadece kendi egonuzu tatmin eder, başka da bir işe yaramaz.
Boş yere kendinizi yormayın!

25 Eylül 2011 Pazar

Bir yanımda Arap Baharı, bir yanımda Okyanus Ötesi meltemi, umurumda mı şehit anasının feryadı...


Sayın Başbakan günlerdir memlekette yoklar. Arap Baharı’nı teneffüs etmek üzere çıktığı önemli gezi Okyanus Ötesi’nde meltem rüzgarlarının ferahlığı ile devam etti. Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan muzaffer kumandan edasıyla çıktığı gezide Arap ülkelerinde kahraman gibi karşılandı. Bu karşılama törenlerini gördüğümüz vakit sanki AKP’li vatandaşlarımız Arap ülkelerine gitmişler gibiydi. Her yerde binlerce insan karşıladı kendisini. Aslında doğrusu da buydu. Türkiye’deki Adalet ve Kalkınma Partisi ile aynı yıllarda kurulan Adalet ve Kalkınma Hareketi adlı illegal örgütlenme bu ülkelerde yıllar süren mücadele sonrasında ABD, NATO ve Türkiye’deki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin destekleri ile isyan başlatmış ve binlerce insanın katledildiği iç savaşlara dönüşen bu isyan hareketlerinin sonunda mevcut iktidarlar devrilerek Adalet ve Kalkınma Hareketi liderleri iş başına geçmişti. Doğal olarak bölgedeki tek legal hareket olan Adalet ve Kalkınma Partisi lideri de bu ülkelerdeki başarılarını kutlamak üzere bu geziye çıkmıştı. Daha önce de belirttiğimiz üzere Adalet ve Kalkınma Hareketi ile ülkemizdeki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin birçok benzerlikleri var. İsimlerindeki benzerliğin yanı sıra aynı yıl kurulmuş olmaları, amblemlerinin Türkiye’deki AKP’nin ampul diğer ülkelerdeki AKH’nin ise gaz lambası olması önemli ortak özellikler arasında... Bir diğer ortak özellik ise, AKP ve AKH’nin ılımlı İslam rejimini destekliyor olmaları.

Hafızalarımızı biraz zorlayacak olursak Arap Baharı isyanları başlamadan önce de Başbakanımız bazı gezilere çıkmıştı bu ülkelere. Ve gittiği her ülkede ziyaretinin birkaç gün sonrasında isyan hareketleri başlamıştı. Tabii ki, bu yazdıklarımızın tamamı tesadüf (!) ve tartışmaya değer konular değildir. Eğer ki, tartışmaya değer konular olsaydı hem ülkemizdeki muhalefet partileri hem de ülkemizin aydınları bu konuları tartışmaya açarlardı!..

Başbakanımız Arap Baharı havasını teneffüs ettikten sonra bir de Okyanus Ötesi meltemlerini teneffüs etmek istedi ve doğruca ABD’ye gitti. Burada kankası Barack Hüseyin Obama ile yaptığı görüşmede bacak bacak üstüne atarak ülkemizin onurunu kurtardı(!)… BM toplantısında yine atarlı giderli konuşarak ülkemizdeki AKP seçmenini etkiledi. Filistin’e sahip çıktı. İsrail’e gider yaptı… Savaş gemilerimizin Doğu Akdeniz’de turlayacağı sinyallerini verdi. İsrail’in gözünü korkuttu…

Pekala bu arada sayın Başbakan’ın görev yeri olan Türkiye’de neler oluyordu!? Ülkemizde olanlar hepimizin malumu... Göreve geldiklerinde terörün büyük ölçüde tükendiğini, şehit sayımızın sıfırlandığını hepimiz anımsıyoruz. AKP’nin iktidar olmasıyla birlikte başlatılan demokratik açılım ve Ergenekon rüzgarı ile teröristlerin korkulu rüyası olan Özel Harekat birlikleri dağıtılmış, terörist ile onların anlayacağı dilden mücadele yürüten ve terörü sıfır noktasına çeken rütbeli rütbesiz askerlerimiz bir bir cezaevine konulmuş ve geçen zaman içinde şehit sayımız yılda ortalama 70-80 civarına çıkmıştır. Bu durum bu yıl seçimlere kadar terör örgütü ile yapılan mutabakat sonucunda durmuş gibi görünmesine rağmen seçimler sonrasında terör örgütünün eylemleri yeniden başlamış ve hemen hemen her gün bölgeden şehit haberleri gelmeye başlamıştı. Terör örgütü asker ve polislerin yanı sıra sivil vatandaşlarımızı da katletmekten geri durmuyordu. Yıllardır terör olaylarını gündeme getiren muhalefeti “şehit kanı üzerinden siyaset yapıyorlar” zırvalığı ile susturan iktidar partisi bu süreçte şehit haberlerinin sansürlenmesinden, şehit cenazelerinde slogan atılmasına kadar birçok üstü kapalı yasaklamalarla halkımızın şehit haberleri karşısında sessiz kalmasını hedeflemiş ve bunda da büyük ölçüde başarılı olmuştur. Bugün baktığımız vakit şehit haberleri karşısında, “vah vah yazık, Allah anasına babasına sabır versin” demekten öteye geçmiyor ve kanal değiştirip eğlence programı izlemeye devam ediyor. Göreve geldikleri günden itibaren şehit askerlerimizin Ergenekon (Yandaş bir TV kanalına göre “Erkenkondu”) terör örgütü (!) tarafından şehit edildiklerini söyleyen AKP’liler, bunlardan sorumlu tuttukları onlarca generali ve değişik rütbelerde asker ve polisi içeri attıktan sonra şehit haberlerinin artarak devam etmesi üzerine “bazı güçler”i ortaya attılar ve AKP’nin tamda barış ortamını sağlayacağı bir sırada terör olaylarının arttırıldığını söylüyorlar. Aslında geçtiğimiz yıllara baktığımız vakit terör olayları bu yıl artmış değil. Geçtiğimiz yıllarla aynı paralelde devam ediyor. Sadece taktik değişti. Seçim ya da referandum öncesinde duruyorlar daha sonra vuruyorlar. Karşılarında profesyonel terörle mücadele ekipleri olmadığı içinde tüm eylemlerinde emellerine ulaşıyorlar. Hükümet de sanki izledikleri demokratik açılım projesi bir dönem başarıya ulaşmışta “bazı güçler” bundan rahatsız oluyormuş gibi bir hava estirmeye devam ediyorlar.

Son olarak, dün akşam saatlerinde 5 askerimizin şehit düşmesi sonucunda sayın Başbakanımız açıklama yapıyor. “Terör örgütü işini yapıyor, biz de işimizi yapacağız.” anlamındaki bu sözlerden ne anlıyoruz? Daha önceki şehit haberleri sonrasında da aynı söylemler yok muydu? Dünyayı başlarına yıkmayacak mıydık. Sonucu meçhul olan hava harekatı sonrasında kara harekatı yapılarak bunların kökü kazınmayacak mıydı? Kara harekatı için ne bekleniyor? Kuzey Irak’ta konuşlanmış olan terör örgütünün tamamen bölgeyi terk edip başka bir yerde konuşlanması mı bekleniyor?

“Biz de görevimizi yapacağız” deniliyor ama ne yapacağımızı bir türlü kestiremiyoruz. Görünen o ki, tek çare bu hükümetin gelir gelmez dağıttığı ve hapse tıktığı Özel Harekat birlikleri yeniden göreve çağırılacak. Madem yeniden bu sistem getirilecek ve terör ile mücadelede en etkili yöntem buydu neden dağıttınız. Onlarca yiğidimizin şehit olmasına neden göz yumdunuz?

Evet sayın Başkanımız Arap Baharı ve Okyanus Ötesi meltemi ile ferahlarken Türkiye’de terör artık her gün can almaya devam ediyor. Bunun yanı sıra ekonomi de allak bullak oluyor. Dolar büyük bir hızla yükseliyor, döviz mağdurları yeniden meydanlarda boy gösteriyorlar…

Bir de füze kalkanı meselesi var tabii. Hani sayın Başbakanımızın sürekli gider yaptığı İsrail’in korkulu rüyası olan İran füzelerine karşı yıllardır ülkemiz topraklarına yerleştirmeyi düşündüğü ve bir türlü yerleştiremediği füze kalkanı rampaları… %99’u Müslüman olan bir ülkede bu rampaların konuşlandırılmasının ne kadar zor olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. İslam inancına göre lanetlenmiş olan Yahudilerin, bir Müslüman ülke olan İran’a karşı bu füze kalkanı rampasını ülkemiz topraklarına yerleştirmesi durumunu hiç kimse Türk Milleti’ne kabul ettiremezdi. Fakat “Van Minut” vakası ile başlayan senaryo sessiz sedasız füze kalkanı rampasının ülkemiz topraklarına yerleştirilmesi kararını çıkardı. Van Minut yetmiyordu tabii. Arkasından Gazze meselesi çıktı. Mavi Marmara gemisi yola çıkarıldı ve 9 insanımızın Yahudi canilerce katledilmesine adeta göz yumuldu. O gemideki insanların Yahudi cellatlar tarafından katledilmesini önlemek isteyen bir hükümet o gemi ile bağlantı kurar ve İsrail askerlerinin her türlü vahşeti yapmaktan geri durmayacaklarını söyleyerek son anda o gemiyi geri çekebilrdi. Tıpkı İran hükümetinin yaptığı gibi…

İsrail ile ilişkilerimiz görünürde iyice gerilmiş ve elçiliklerin geri çekilmesi gündeme gelmişti. İsrail’den katlettikleri 9 vatandaşımız için özür dilemesini ve tazminat ödemesini istedik. İsrail üzüldüğünü ancak özür dilemeyeceğini çünkü bunun bir iç güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Özür meselesi halen devam ediyor. Derken birden Filistin’in BM’ye üyeliği gündeme getirildi. Bu aralar bu konu gündemdeki yerini koruyor… Aynı günlerde Kıbrıs meselesi de gündeme geldi. Aylar önce Dışişleri bakanımız 2012’de Kıbrıs Devleti’nin geleceğini müjdelerken, bugün Kıbrıs Rum Kesimi ile atarlı giderli konuşmaya başladık. Muhtemelen bu atarlı giderli konuşmalarda Dışişleri Bakanımızın müjdelediği Kıbrıs Devleti’nin bir altyapısı olmalı. KKTC bitecek Rumlarla birlikte Kıbrıs Devleti kurulacak…

İşte sayın Başbakanımız Arap ülkeleri ve ABD gezisini sürdürürken ülkemizde olanları böylece özetledik. Şehitlerimizin aziz ruhlarını saygıyla anıyor, Allah (CC)’tan yakınlarına sabırlar ihsan etmesini diliyorum.