yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2013 Cuma

Eskişehirspor kazanıyor!

Haziran ayında yapılacak olan kongrede iki listeli bir seçim yaşanacak muhtemelen...
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.

Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.

Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.

Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.

Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.

Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.

Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.

Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.

1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?

2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?

3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama  Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor? 


4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?

5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?

29 Kasım 2012 Perşembe

Tatar Mustafa Muhalefet Lideri Olabilecek mi!?

Tatar Mustafa olarak tanıdığımız, eski tribün lideri Mustafa Akgören'in istifasını üzüntüyle öğrendik. Kendisine ve içinde bulunduğu yönetime karşı tüm eleştirilerimize rağmen Mustafa Akgören'in o yönetimde kalmasını arzu ederdim. Ancak Mustafa Akgören fevri davranışlar içinde bulunacak birisi değildir. Mutlaka bu kararı almadan önce iyice düşünmüş ve öyle karar vermiştir. Öncelikle bu kararın camiamız ve Tatar Mustafa için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
***
Bugüne kadar hep söylediğim bir şey vardır. Eskişehirspor camiasında en büyük eksiklik açık ve net bir muhalif gücün olmamasıdır. Eğer ki, açık ve net bir muhalif güç olmuş olsaydı belki de mevcut yönetim bu kadar hata yapmayacaktı. Mustafa Akgören'in yönetim içinde etkili bir muhalif güç olduğunu hepimiz biliyoruz. En azından taraftarın içinden çıkmış, taraftarın ne düşündüğünü ne istediğini çok iyi bilen bir isimdi. Mutlak surette O'nun da hata yapmaya hakkı var ve hata da yapmıştır. Bizler de o hatalarını eleştirmiş olabiliriz. Ancak bu eleştirilerimiz hiç bir zaman kendisini rencide edecek ya da camiamız için önemini yok sayacak nitelikte olmamıştır. Mustafa Akgören bu camia için son derece önemli bir kişiliktir. Mustafa Akgören dün itibariyle yönetimden istifa etmiştir. Asıl mesele bu noktada başlamaktadır. Mustafa Akgören bundan sonra ne yapacaktır?
***
Şu an için en büyük umudumuz, tüm bu yaşananlar ve kendisine yönelik acımasız eleştiriler neticesinde camiaya küsmemiş olması ve bundan böyle özlenen anlamda bir muhalefet lideri olarak bu camiaya hizmet etmesidir. Taraftarımızın bu istifayı çok iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Şu an camiada güvenebileceğimiz tek isim olarak karşımızda durmaktadır. takım sportif başarı olarak çok iyi noktalara gelmiş olabilir ancak, bu kulübün kötü yönetildiği gerçeğini ört bas edemez. Kaldı ki, takımın böylesine iyi durumda olduğu bir dönemde Mustafa Akgören gibi bir isim yönetimden istifa ediyorsa bu istifa kararı çok daha büyük bir önem taşır. Öncelikle biz ESES sevdalıları içimizden biri olması hasebiyle Mustafa Akgören'e sahip çıkmalıyız. Gönülden desteğimizi her fırsatta Mustafa Akgören'e hissettirmeliyiz.
***
Mustafa Akgören'in bundan sonraki misyonu camianın en etkili ve en net muhalefet lideri olması gerekmektedir. Bu taraftarın şu an itibariyle ondan başka güvenecek kimsesi yoktur. Çocukluğundan bu yana bu kutlu davaya baş koyduğunu bildiğimiz Mustafa Akgören bu misyonu yüklenmek zorundadır. Ve bizler de onun ihtiyaç duyduğu desteği mutlak surette vermeliyiz kendisine. Tribün gurupları, taraftar oluşumları, gurbet oluşumları olarak yek vücut olup, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkabilme adına yepyeni bir fırsattır bu istifa kararı. 

23 Kasım 2012 Cuma

Renklerine ve taraftarına sahip çıkamayan yönetim...

Eskişehirspor camiası ülkeye malolmuş büyük bir camiadır.
Kısa zamanda kazandığı başarılarla Türkiye'de futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış;
Dünya futbol literatürüne de çeşitli vesilelerle girmiş, adını tüm dünyaya duyurmuş büyük bir camia...
Böylesine büyük bir camiada yöneticilik yapmak büyük sorumluluklar gerektirir.
Giyiminizden kuşamınızdan tutun da, oturup kalkmanıza kadar her şeye dikkat etmek zorundasınızdır.
En önemlisi de Eskişehirspor'a AŞK ile bağlı olan taraftarın hassasiyetleri konusunda son derece duyarlı olmalıdır Eskişehirspor yöneticisi.
***
Eskişehirspor taraftarının en büyük hassasiyetlerinden birisi ARMA'dır.
ARMA konusunda zamanında taraftarımızın büyük çabalar sarfettiğini ve hem yerel hem de ulusal basında ARMAmızın doğru şekilde kullanılması taraftarımızın bu çabaları sonucunda sağlanmıştır.
ESES sevdalılarının bir diğer hassasiyeti ise, renklerimizdir.
Özellikle Eskişehirspor kuruldumkün sonra kurulan bir çok kulüp bizi örnek alarak renklerini de bizim renklerimiz olan Siyah-Kırmızı yapmışlardır. Bu kulüplerden büyük çoğunluğu tüzüklerine bu renkleri KIRMIZI-SİYAH şeklinde yazdırmışlar ve bu şekilde telaffuz edilmişler yıllarca.
***
Eskişehirspor'un renkleri ise; SİYAH-KIRMIZI'dır...
Tüzüğümüzün 4. maddesinde yer aldığı üzere renklerimiz bu şekilde yazılmalı ve bu şekilde telaffuz edilmelidir. 
Bazı arkadaşlarımız "Ne farkeder, ikisi de aynı yola çıkmıyor mu!?" diyebilirler...
Fakat önemli olan hangi yola çıktığı değil o yolda gidiş biçimidir.
İstanbul medyasının Türkiye'nin en büyük camialarından biri olan Eskişehirspor'u küçümseme girişimi olarak algılıyoruz biz bu yanlış telaffuzu.
Bugün bu ülkede FB'nin renklerini hiç kimse LACİVERT-SARI olarak telaffuz etmiyorsa Eskişehirspor'un renklerini de doğru telaffuz etmek zorundadırlar. Sadece Eskişehirspor değil, Şanlıurfaspor, Vanspor, Bucaspor, Feriköy ya da Kemahspor... Hiç farketmez, her takım kendi seveninin gözünde en büyüktür. Medyanın büyüttüğü takımlar konusunda nasıl hassas davranılıyorsa halkın yüreğinde büyüttüğü gerçek büyük takımların hassasiyetlerine de öyle dikkat edilmelidir.
***
Uzun zamandır sosyal medya üzerinden bu konudaki mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu konuyu gerek maillerle, gerekse faks mesajları ile ilgili kurumlara müteaddit defalar bildirdik. Bazı kurumlar bizim mesajlarımız sonrasında hatalarını düzelttiler. Bazı kurumlar ise, bizi dikkate almamaya devam ediyorlar. Bunlardan daha vahim olanı ise, yerel basının bile aynı yanlışı halen sürdürüyor olmasıdır.
Aslında bu konunun çözümü son derece basittir. Yönetim yazılı bir metin hazırlayarak, ya da bizim hazırladığımız metni kullanarak tüm basın kuruluşları ve ajanslara konuyla ilgili bilgi verir ve gerekenin yapılması, yapılmadığı takdirde konuyla ilgili tavrımızın sertleşeceğini bildirebilir.
Yönetimin böyle bir girişimde bulunması eminim ki, bizim çabalarımızdan çok daha verimli olacaktır.
Fakat şu ana kadar yönetim bu konuda tek bir girişimde bile bulunmadı.
***
Yönetim renklerine sahip çıkamadığı gibi taraftarına da sahip çıkamıyor.
Eskişehir emniyeti özellikle İstanbul takımları ile oynadığımız maçlarda stad girişlerinde taraftarımıza karşı düşmanca bir tavır takınıyor. Taraftar itilip kakılıyor, adeta tahrik ediliyor.
Son olarak FB maçında tabi tutulduğumuz ayakkabı çıkarma zulmü son derece onur kırıcı bir davranıştır. Bunu ilk kez yapmıyor Eskişehir emniyeti. Ben geçen yıl ki FB maçındada aynı uygulama ile karşılaştım. Eskişehir'de sürekli maçlara giden arkadaşlarım özellikle İstanbul takımları ile oynanan maçlarda bu uygulamanın yapıldığını söylüyorlar.
***
Bazı arkadaşlarımızın ayağında bot var...
Bazı bayanlarımızda çizme...
O bot ve çizmeleri çıkarıp, tek ayak üstünde durarak çıkardığınız ayakkabıyı sallamak ve bu şekilde dengede kalmak zorundasınız.
Tepenizde kaşlarını çatmış, eline telsizi almış, zebellah gibi duran bir sivil polis sizin yüzünüzde oluşan tepkiyi görüyor ve daha fazlasını size veriyor. Sanki ağzınızı açsanız, tepenize binecek gibi duruyor. Bir çok arkadaşımız isyan ediyor. Araya girip arkadaşlarımızın darp edilmesine mani oluyoruz.
***

Peki bu polisler ne arıyorlar?
Ayakkabıların içine ne saklanabilir?
Çakmak yada bozuk para?
Taraftar bu uygulamayı öğrendi ve çakmak ve bozuk paraları iç çamaşırına saklıyor.
Bu durumda Eskişehir emniyeti nasıl bir tedbir alacak çok merak ediyorum.
İç çamaşırlarımızı mı çıkarttıracaklar yoksa "elleme" yöntemini mi kullanacaklar?
***

Bu onur kırıcı davranıştan eminim yönetimin bilgisi vardır.
Ve her zaman olduğu gibi yönetim bu onur kırıcı davranışın sonlandırılması için hiç bir girişimde bulunmamıştır.
Taraftara "korsan ürün almayın" "tribünde daha çok destek verin" "bol bol resmi ürün satın alın" "Türkiye'nin en pahalı biletlerini satın alın" tarzı çağrılarda bulunan yönetim ne yazık ki bu tür durumlarda sus pus oluyor.
Bizi o takımın, o renklerin, o armanın gerçek sahipleri olarak değil de, bir kulübün "müşterisi" olarak gören bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Esnaf zihniyeti ile çalışan bu yönetim esnaflıktan da sınıfta kalır. Çünkü esnafın bile bir temel ilkesi vardır: "MÜŞTERİ VELİNİMETTİR" 

12 Ekim 2012 Cuma

Eskişehirspor Dergisi....

23 Haziran 2012 tarihli yazımızda Mali Kongre'de dergi ile alakalı harcamaları gündeme getirmiştik.
Dergi, ilan ve reklam giderleri olarak gösterilen 313 bin 224 TL tutarındaki giderin nasıl ve ne şekilde harcandığı konusunda bir malumat alamadık yönetimden. Mali tablo'da geçen bu harcama kalemi nedir onu bile anlayamadık. Eskişehirspor Dergisi için harcanan paralar mıdır!? Yoksa başka dergilere verilen ilan ve reklamların paraları mıdır!? bunu bile anlayabilmiş değiliz. Tam bir muamma...
***
Mali Kongrede dergi ile ilgili başka gelir ya da gider kalemi bulunmadığına göre bu harcamalar Eskişehirspor Dergisi ile ilgilidir diye düşündük. Kulüp adına yapılan bu dergi çalışması için harcamalar ve gelirler mali tabloda tam ve açık olarak yer almamıştı.
***
2 Eylül gazetesinde İsmail Genç'in haberini dün okuduk...
Anlaşılan o ki, dergiye abone olup da aylardır derginin yüzünü göremeyen ESES taraftarları konuyla ilgili tepkilerini gazetelere ulaştırmaya başlamışlar.
2 Eylül gazetesinde yer alan habere göre yıllık 50 lira karşılığı dergiye abone olan taraftarlar derginin ellerine geçmemesini bir tarafa bırakmışlar yönetimden bir açıklama daha yapılmamasına içerlemiş durumdalar.
Nasıl içerlenmesin ki....
Türk futbolunun dev isimlerinden biri olan Eskişehirspor kulübündeki yönetim anlayışına bir bakınız...
Bir dergi çıkarmaya kalkışıyorsunuz bunun bile altından kalkamıyorsunuz....
Bunu beceremediğiniz gibi dergiye abone olan "müşterilerinize" bir açıklama bile yapmıyorsunuz...
***
Böylesine büyük bir camianın taraftarlarının dergisiz kalması bir yana yönetimin umursuz tavrı bizleri ağır bir şekilde yaralamaktadır. Bu dergiye abone olanların tek amacı vardı. Kulübüne karınca kararınca destek olabilmek. Eskişehir'de onca sanayi kuruluşu var, onca iş adamı var. Bir dergiyi bile çıkaramıyorsak yazıklar olsun bize. Bu dergi yıllık yapılacak anlaşmalar ile elde  edilecek reklam gelirleri ve taraftarın abone destekleri ile çok rahat bir şekilde bir tek gün bile aksamadan çok rahat bir şekilde hayatına devam edebilir. Tabii bu derginin Eskişehirspor'a kaça malolduğunu da bilmek gerekli.
***
Dergi hangi şirkete hangi şartlarda yaptırılmaktadır!?
Yıllık maliyet nedir!?
Bu maliyet kalemleri nelerdir!?
Dergi bünyesinde çalıştırılan kişiler var mıdır!?
Tüm bunları bilmek gerekli...
Eskişehirspor'un yönetim koltuğunda oturanlar şunu bilmeliler ki, bu takım bizimle varolmuştur ve sonsuza kadar bizimle varolmaya devam edecektir. Yüreğinde Kara&Kızıl sevdayı yaşatanları yok sayarak, onların değerlerine saygısızlık ederek hiçbir yere varamazsınız. Daha dün Süper Lig'e çıkan kulüplerin bile dergileri muntazam bir şekilde çıkarken bizim dergimizin bu şekilde ortadan kaybolması Eskişehirspor camiasına büyük zararlar vermektedir.
***
Bu dergi, bu taraftarın içinde bulunan kişiler tarafından çok rahat bir şekilde çıkartılabilir.
Bu taraftar bu güç ve sevdaya sahiptir...
Dergi bu işi yapan Eskişehirspor sevdalısı bir şirket tarafından yapıldığı takdirde hem bizleri daha çok yansıtacaktır, hem de bu gibi durumlarla asla ve asla karşılaşılmayacaktır.
Profesyonel bir şirketin ücret karşılığında yapabileceği bir çok işi bizler dergi için gönül bağı olan binlerce kişiyle yapabiliriz.
***
Eskişehirspor Dergisi mutlaka yayın hayatına devam etmelidir...
O derginin işyerlerimizdeki masalarımızda durması bile bizim için her şeye bedeldir...
O dergiyi çantasındaki ders kitapları arasında taşımak bile bir öğrenci kardeşim için büyük bir gurur vesiledir...
O derginin evimizide sehpamızın üzerinde durması bile bizim için büyük bir mutluluk kaynağıdır...
Başkan Halil Ünal bu konuya derhal el koymalı ve dergi mağdurlarının mağduriyetleri giderilerek dergimiz yeniden yayın hayatına başlamalıdır...

2 Ekim 2012 Salı

Isparta'nın "ESES"i Emrespor...

Eskişehirsporlu olmak...
Eskişehirspor sevdalısı olmak...
İşte bu duygu bizler için, yani ESES sevdalıları için tarif edilemez bir gurur kaynağıdır...
Gün geçmiyor ki, bu sevdanın yeni bir öyküsü çıkmasın ortaya...
Gün geçmiyor ki, 1965'te doğan bu güneşin ülkenin en ücra memleketlerinden birinde yaktığı yüreklerin bir anısı çıkmasın ortaya...
Biz Eskişehirspor sevdalıları hiçbir zaman bugünün taraftarı olamadık...
Bundan sonra da olmayız zaten...
Sonsuza kadar sevdamızı tanımakla geçecek ömrümüz...
Her gün yeniden tanıyacağız....
Her gün yeni bir ESES öyküsü dinleyeceğiz...
***
İşte bugün sizlerle böyle bir öykü paylaşmak istiyorum.
Yıl 1965...
Eskişehir'de merhum Dr. Aziz Bolel ve arkadaşları hararetli toplantılar yaparlar...
Son toplantı da kesin karar çıkar...
Bolel ve arkadaşları Türk Futbol Tarihi'ne bir DEVRİM HAREKETİ olarak geçecek olan tarihi karara imza atarlar...
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" diyen Aziz Bolel üç takımın birleşmesiyle kurulan Eskişehirspor'un ilk başkanı olur....
Kurulduğu yıl bu devrim hareketini herkese hissettirir....
Bırakın ülke futbol tarihini, "Dünya'da kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkan iki takımdan biri" olarak dünya futbol tarihine adını yazdırır...
İşte bu kuruluş sırasında ülkemizin her yerinde Eskişehirspor'u örnek alan kulüpler kurulur...
Bugün adı Süper Lig olarak değiştirilen 1. Lig'te Ankara, İstanbul ve İzmir illeri dışında mücadele eden ilk kent takımı olur Eskişehirspor...
***
Eskişehirspor bu devrim rüzgarının tüm ülkeyi sardığından o yıllarda habersizdir...
Bizler bile aradan geçen onca yıla rağmen halen o rüzgar ülkenin her karış toprağındaki esintilerini yeni yeni öğrenebiliyoruz...
Yine yıl 1965'tir...
Eskişehirspor'un kurulmasından ilham alan ve Isparta'da yaşayan bir gurup Eskişehirli genç yaşadıkları mahallede bir takım kurarlar. Emre Mahallesi'nde yaşayan bu gençler takıma mahallenin adını verirler Emrespor. Renkleri Siyah - Kırmızı'dır. Arması da Eskişehirspor armasına çok benzeyen bir armadır. Onlar da takımlarına kısaca "ESES" derler...
Emrespor uzun yıllar amatör kümelerde mücadele ederler...
Büyük maddi zorluklara rağmen ayakta kalmayı başarır ve geçtiğimiz sezon çok büyük bir başarı kazanarak 3. Lig'e yükselir...
İlk kez katıldığı Türkiye Kupası'nda uzatmalarda yediği bir gol ile Gaziantepspor'a 1-0 yenilerek ilk turda elendiler...
***
Öğrenebildiğimiz kadarıyla Emrespor'un öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim. 
Umarım bu öyküyü biz ESES sevdalılarıyla birlikte Eskişehirspor yönetimi de okur ve Emrespor'a sahip çıkarlar...
Eskişehirspor için bulunmaz bir fırsattır bu...
Her ne kadar umutsuz da olsam böyle bir beklenti içine girmeden edemiyorum.
Milan zırvasının ardından Eskişehirspor yönetiminin Isparta'ya kadar gidip bu güzel insanlarla tanışarak en azından bir işbirliği anlaşması yapabileceklerine pek kanaat getiremiyorum. Umarım biz yanılırız...
Umarım Halil Ünal bizi yanıltır ve Emrespor'a sahip çıkarlar...
Emrespor'a sahip çıkmak Eskişehirspor'un geleceğine sahip çıkmak olacaktır...
Eskişehirspor'u kuran ruh ile Emrespor'u kuran ruh aynı ruhtur...
En azından bay Zafer Tüzün kiralanan mercedesler ile antrenman sahaları arasında cirit atacağına Isparta'ya gidiversin de Emrespor'un yöneticileri ile bir tanışıversin...
Bize bu da yeter...
Eğer yönetim bunu yapamayacaksa "Bu taraftar Isparta'ya da gider"...

27 Eylül 2012 Perşembe

Erken Yerel Seçim ve Oslo Müzakereleri-2

Başbakan Tayyip Erdoğan 26 Eylül 2012 tarihinde Kanal 7 TV ekranlarında Oslo Müzakereleri'nin yeniden başlayabileceğinin sinyallerini verdi. Bilindiği gibi AKP hükümetinin terör örgütü ile müzakereler yaptığı gerçeğini ilk olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme getirmiş ve AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan seçim meydanlarında "Devlet teröristle müzakere yapmaz! Bunu ispat etmeyen şerefsizdir!" diye haykırmıştı.
***
Aradan bir süre geçtikten sonra gerçekler ortaya çıkmış, AKP hükümetinin Oslo'da terör örgütü yönetimiyle pazarlıklara oturduğu açıklanmıştı. Görüşmeleri yürüten MİT görevlisi hakkında dava açılmış ancak Başbakan "O görüşmelere o kişiyi ben gönderdim" diyerek hem Devlet Bahçeli'nin iddiasını kendisi ispat etmiş oldu, hem de alel acele mecliste çıkarılan bir kanun ile MİT görevlisinin yargılanmasına mani oldu. Devlet Bahçeli iddialarında haklı çıktı. Üstelik "Bunu ispatlamayan şerefsizdir!" diye bağıran başbakan bu iddianın ispatını da bizzat kendisi yapmış oldu. 
***
Oslo müzakereleri ile ilgili CHP bir belge attı ortaya. Başbakan bunun bir belge olmadığını belirtti. Haklıydı. Bu bir belge değildi. Altına ne isim ne de imza vardı. Herhangi bir yerde yazılmış herhangi bir kağıt parçası. Sonradan anladık ki, CHP de zaten burda yazılanları değil de, bunların halka anlatılmamasını eleştiriyormuş. Müzakereler devam etmeliymiş falan filan... Şok belgeler diye ortaya çıktıklarında hepimiz merakla CHP'nin neler ortaya koyacağını merak etmiştik. Ancak kısa sürede anladık ki, CHP yine tufaya düşmüştü.
***
Oslo müzakereleri referandum öncesinde yapılmaya başlanmıştı. Sürecin başlamasıyla birlikte terör örgütü eylemsizlik kararı almıştı. Hatta avukatları aracılığıyla bu karar bizzat İmralı'daki terörist başı tarafından açıklanmıştı. Referandum yapılana kadar terör örgütü eylem yapmayacaktı. Yapmadılar da!
Hükümet referanduma terör belasından uzak girdi ve büyük avantaj sağladı. BDP de boykot kararı alarak, yani sandığa gitmeyerek AKP'nin savunduğu EVET oylarının yükselmesini sağladı. Ve sonuçta AKP yüzde 50'nin tzerinde bir oy oranı ile referandumun galibi olarak çıktı.
***
Hükümet 2 aydır erken seçim telaşına düştü. Muhalefet partilerinin de desteği ile erken seçim kararı kesinleşmiş gibi görünüyor. Muhalefet partilerinin destek olmaması mümkün değil tabii seçim talebine. Terör saldırılarının artmasıyla yıpranan AKP'nin erken seçim kararı alması hepimizi düşündürmüştü. Böyle bir ortamda erken seçim istemek her iktidar partisinin harcı değildir! Terör bir yana zamlar da arka arkaya gelmeye başladı. Hatta başbakan ekonomi kurmaylarının hazırladığı ve 2013'te uygulanmasını öngördükleri ekonomik tedbir paketinin 2013'e kadar tamamen uygulamaya konulacağının müjdesini de verdi. Zamlar bir an evvel yapılacak. 2013'te yapılması gerekenler de 2013'e girmeden yapılacak. Hatta olası zamlar da şimdiden eklenebilir.
***
Başbakan ve ekibi halkımızın bazı gerçekleri çok çabuk unuttuğunu iyi anlamış.
Hedef belli...
2013 yerel seçimlerinde yine ezici bir galibiyet elde etmek...
Bunu sağlamak için de terör örgütü ile yeniden müzakereler başlayacak...
Muhtemelen yerel seçimlere kadar eylemsizlik karanının çıkmasını sağlayacak...
Çeşitli vaatler verilecek...
Bu vaatlerin arasında bebek katili olarak yakalanan terör örgütü başının ev hapsine alınabileceği bile var...
Adalet bakanımız bunun müjdesini de verdi!
Numan Kurtulmuş ile İslamcı kesimden bir miktar oy...
Süleyman Soylu ile merkez sağ eğilimli seçmenden bir miktar oy...
Ateist olduğunu kendisi açıklayan Osman Can ile de demokrat kesimden bir miktar oy...
Sonra seçim meydanlarında "Ya Alllaaaah, Bismillaahh" denildi mi olay bitmiştir...
***
Öcalan ev hapsine alınır mı!?
Muhtemelen alınır... 
Oslo görüşmelerinde tufaya düşen terör örgütü bu kez eşeği sağlam kazığa bağlar...
Anadilde eğitim, özerk yönetim gibi isteklerde bu görüşmelerde gürültü patırtı arasında, "oldu da bitti maşallah" şarkılarıyla kabul edilir mi!?
Edilir neden olmasın!?
Bizler hükümet terör örgütü ile kavga ediyor zannederken, bir de bakarız ki, örgütün tüm istekleri bir bir yerine gelivermiş...
İsrail ile de böyle olmadı mı!?..
İsrail ile kavga ederken, füze kalkanı rampaları Malatya'ya konulmadı mı!?
Yorgan gitti kavga bitti, misali bir daha İsrail ile kavga etmedik!...
İsrail'in bir camide şarap festivali yapmasına bile ses çıkaramadık!...
***
Hasılı kelam, "minareyi çalan kılıfını hazırlar!"
Fakat kılıfı bu kez çalan değil çaldıran hazırlıyor. Hazırlamak zorunda kalıyor. Erken seçim kararına destek olan muhalefet ister istemez AKP'nin hazırladığı projenin içinde yerini buluyor. 
Görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler demekten başka çaremiz kalmamış durumda...
Bekleyip göreceğiz...