Bazı hayatlar roman gibidir.
Yazılmış romanlar vardır.
Bir de yaşanmış romanlar vardır.
Yazılamayan romanlar.
Roman tadında hayatlar.
İşte biz bu hayatlardan bir çoğunu yaşadık.
Kimsenin okumadığı ve okuyamayacağı roman tadında hayatlara ortak olduk.
Bu hayatlardan biri de benim kız kardeşim, sevgili dayıcığım ilk evladı Şermin'in hayatıdır.
Çok kısa da olsa bugün onu yazmak ve sizlerle paylaşmak istedim.
***
Kasımpaşa, İstanbul'un en eski semtlerinden birisi.
Yitik sevdaların, kardeşçe dostlukların ve kaybolan yılların mezarlığı gibidir Kasımpaşa.
Camii Kebir mahallesinin incir yaprağı kokulu sokaklarından biri olan Hoca Ahmet sokağında oturuyoruz.
Akrabalık bağları oldukça ileri seviyede.
Köyden İstanbul'a gelen amcalarımın ve halalarımın çocukları bir de biz 4 kardeş aynı evdeyiz.
Zaman zaman ev nüfusu 15'lere kadar çıkabiliyor.
Bir de teyzelerim var.
Merhum anneannem...
Dada doğrusu Şerife ebem.
Ve Şermin...
***
Dayım, İstanbul'da yaşama sarılmaya çalışan ancak türlü zorluklar ve talihsizlikler yaşayan bir Anadolu insanı.
Ekmeğin aslanın ağzında olduğu dönemler 70'li yıllar.
Bu zorluklar neticesinde ilk eşinden boşandı dayım.
Henüz küçük bir bebe olan Şermin dayımla kaldı.
Küçücük bir bebe.
Annem hangi birimizle uğraşacak.
Teyzelerim bekar, bizde kalıyorlar.
Tek çare Şerife ebem köyden kalktı geldi.
Çatma Mescid mahallesinde bir tahta binada küçücük bir oda ve binanın merdiven altındaki bir tuvaletten oluşan bir ev tutuldu.
Şermin ve Şerife ebem bu evde kalıyorlar.
***
Çocukluğu bu evde geçti Şermin'in.
Annesiz geçen yıllar.
Her akşam baba yolu gözlemeyi bile bilmeyen bir çocukluk.
Derken, Şerife ebem hastalandı.
Yaşı henüz 60'a bile varmadan bu ağır hayat şartlarına dayanamadı garibim.
O da bırakıp gitti Şermin'i...
Belki bizler vardık, halaları vardı belki ama ona analık eden Şerife ebemin yerini kimse dolduramadı.
Biz gülüp oynarken Şermin'in iç dünyasında neler yaşadığını hiç birimiz bilemedik.
Dayım, işlerini düzeltti.
Yeniden evlendi.
Hepimiz Şermin'i düşünüyorduk.
Dayımın yeni karısı bir başka kadının çocuğu olan Şermin'e analık edebilecek miydi?
***
Zeliha yengemiz.
Dayımın ikinci karısı.
Sen ne güzel yürekli bir kadınmışsın.
Annesiz geçen çocukluğuna sahip çıktın Şermin'in.
Zerre eksik etmedin kendi evlatlarına verdiğin sevgini Şermin'in üzerinden.
Sardın, sarmaladın.
O cennet kokan bağrındaki sıcaklığı Şerminimizden esirgemedin yıllar boyu.
Evet, Şermin belki de ilk kez ana sıcaklığını buluyordu Zeliha yengemizin kucağında.
Ve onca yıl sonra Şermin de "Anne" diyebiliyordu...
Siz bilir misiniz, yıllarca "Anne" diyememenin acısını?
Ve yıllar sonra "Anne" diyebilmenin mutluluğunu!?
***
Aradan yıllar geçti.
Dayım bir evlilik daha yaptı.
Seher yengemiz de sahiplendi Şermin'i.
Kendi evlatlarından ayırt etmedi.
Çile dolu bir çocukluk ve gençlik döneminden sonra evlendi Şermin.
Şimdi Antalya'da mutlu bir anne oldu Şermin.
Bana sorsanız annelerin en güzeli derim.
Benim çileli kız kardaşım.
Öylesine güzel bir yuva kurdu ki, herkes onlara imrenir oldu.
Allah iki evlat verdi.
Oğlu Onur'u mühendis yaptı Şermin.
Kızı Şeyda bu sene üniversiteye başladı.
Eşi Hüseyin ile mutlu bir aile tablosunda yerlerini aldılar.
***
Çileli bir hayatın sonunda onurlu bir hayat kuran,
Eşine ve sevgili evlatlarına mutluluk abidesi bir aile kuran benim güzel yürekli kız kardeşim...
Şermin...
Yıllarca hep uzaklarda da olsa, yüreğimin en güzel sızısı olan Şerminim...
Biliyor musun?
Sen bana hiç uzak olmadın!
İyi ki varsın, iyi ki Rabbim seni bizlere lütfetmiş...
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ekim 2017 Çarşamba
19 Haziran 2017 Pazartesi
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
19 Haziran 1965...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.
***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve
Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.
***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve
Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...
23 Mayıs 2014 Cuma
Kasımpaşa'dan Soma'ya bir yudum sevgi...
Yüzlerce şehidimiz vardı.
Canımız yanmıştı...
Sofralara oturduğumuz da lokmalar boğazımıza düğümleniyordu...
Kimimiz izlediğimiz görüntüler karşısında içimize akıttık gözyaşlarımızı,
Kimimiz yetimleri, öksüzleri düşünüp göz pınarlarımızın mahkumlarını azad ettik....
Ağladık...
Üzüldük...
Üçüncü günü geride bıraktığımız vakit hepsini unuttuk...
Kimimiz hükümeti suçlamaya, kimimiz de hükümeti savunmaya başladık...
Yetimleri,
Öksüzleri,
Dulları,
Ağlayan anaları,
Bacıları,
Babaları,
Evlatları
Bütün yüreği yananları bir kenara bırakıp, siyasi söylemlere daldık...
***
Onlar...
Onlar Arma Altı Tayfa gurubu...
Kasımpaşa'nın trübün gurubu..
ARMAları yüreklerinden gaspedilen ve 2 yıldır tribünlere girmeyen Arma Altı Tayfa...
Onlar bizim gibi değillerdi...
Onların tek düşünceleri boynu bükük kalan yetimlerdi...
Ağabeyini,
Amcasını,
Dayısını,
Babasını,
Ya da bir komşusunu madene gömen çocuklardı onların tek düşüncesi...
Her ölüm üzer onları...
Mazluma kimlik sormayan tek millettir çocuk milleti...
Soma'daki faciada yaşanan her ölüm onların yüreklerinde derin yaralar açmıştı...
Arma Altı Tayfa gurubunun lideri sevgili kardeşim Selim Güvey ve arkadaşları böylesi bir durumda sadece o çocukları düşünüyorlardı.
***
Karar verdiler...
O çocukların yüzlerinde bir anlık bir tebessüm çiçeği açsın diye harekete geçtiler...
"Nasıl yaparız, nasıl ederiz, nasıl altından kalkarız" diye hiç düşünmediler...
"Allah iyilerin yardımcısıdır" deyip koyuldular işe...
İki gün içinde her şey hazır oluverdi...
Bisikletler, oyuncaklar, kıyafetler ve pabuçlar...
Her şey tamamdı.
Soma'ya gidecek olan araçlar da hazırlanmış ve yola çıkmaya hazır duruma gelmişlerdi 2 gün içinde...
Araçların önlerine asmak için hazırladıkları pankart her şeyi özetliyordu...
"Kasımpaşa'dan Soma'ya SEVGİ getirdik"
Yardım değil,
Bisiklet değil,
Oyuncak değil,
Ayakkabı değil,
Kıyafek değil...
Sadece SEVGİ...
***
Acıları paylaşmak için yola çıktılar Kasımpaşa'dan...
Selim Güvey ve kardeşleri...
Pırıl pırıl gençler...
Çocukların acılarını yüreklerinde taşıyan gençler...
Koca yüreklerinde besledikleri sevgiyi Soma'nın Elmadere Köyü'ndeki çocuklara paylaştırdılar...
Fotoğraflara baktım çocuklar gülmüyorlardı...
Acıları çok büyüktü...
Ama gözlerindeki parıltıdan anlıyoruz ki, yalnız olmadıklarını hissettiler...
Bir milletin böylesi bir felaket karşısında nasıl tek yürek olabileceğini gördüler ve bunun da şaşkınlığı vardı belki...
***
Hiç tanımadıkları,
Bilmedikleri,
Görmedikleri insanlar, abiler, amcalar gelmişler onlara armağanlar veriyorlar...
Belki babalarının alamadığı bisikleti bu tanımadıkları abileri almıştı...
Belki önümüzdeki bayramda bir pabuç bile alamayacak olmanın hüznünü yaşarken bu tanımadıkları abiler onlara bir pabuçtan daha fazlasını getirmişlerdi...
Belki "Neden?" diye düşünüyorlar...
Nedenini belki büyüdüklerinde daha iyi anlayacaklar...
Bir milletin felaketler karşısında nasıl tek yürek olabileceğini bu anları düşündükleri vakit anlayacaklar büyüdüklerinde...
***
Selim Güvey kardeşim nezdinde bu sevgi hareketine emeği geçen bütün kardeşlerime teşekkür ediyorum...
Allah sizleri bizden ırak etmesin...
Bizler razı olduk, Allah da razı olsun sizlerden...
Kasımpaşa sizinle gurur duydu bir kere daha Arma Altı Tayfa...
Sağolun, varolun çocuklar...
Canımız yanmıştı...
Sofralara oturduğumuz da lokmalar boğazımıza düğümleniyordu...
Kimimiz izlediğimiz görüntüler karşısında içimize akıttık gözyaşlarımızı,
Kimimiz yetimleri, öksüzleri düşünüp göz pınarlarımızın mahkumlarını azad ettik....
Ağladık...
Üzüldük...
Üçüncü günü geride bıraktığımız vakit hepsini unuttuk...
Kimimiz hükümeti suçlamaya, kimimiz de hükümeti savunmaya başladık...
Yetimleri,
Öksüzleri,
Dulları,
Ağlayan anaları,
Bacıları,
Babaları,
Evlatları
Bütün yüreği yananları bir kenara bırakıp, siyasi söylemlere daldık...
***
Onlar...
Onlar Arma Altı Tayfa gurubu...
Kasımpaşa'nın trübün gurubu..
ARMAları yüreklerinden gaspedilen ve 2 yıldır tribünlere girmeyen Arma Altı Tayfa...
Onlar bizim gibi değillerdi...
Onların tek düşünceleri boynu bükük kalan yetimlerdi...
Ağabeyini,
Amcasını,
Dayısını,
Babasını,
Ya da bir komşusunu madene gömen çocuklardı onların tek düşüncesi...
Her ölüm üzer onları...
Mazluma kimlik sormayan tek millettir çocuk milleti...
Soma'daki faciada yaşanan her ölüm onların yüreklerinde derin yaralar açmıştı...
Arma Altı Tayfa gurubunun lideri sevgili kardeşim Selim Güvey ve arkadaşları böylesi bir durumda sadece o çocukları düşünüyorlardı.
***
Karar verdiler...
O çocukların yüzlerinde bir anlık bir tebessüm çiçeği açsın diye harekete geçtiler...
"Nasıl yaparız, nasıl ederiz, nasıl altından kalkarız" diye hiç düşünmediler...
"Allah iyilerin yardımcısıdır" deyip koyuldular işe...
İki gün içinde her şey hazır oluverdi...
Bisikletler, oyuncaklar, kıyafetler ve pabuçlar...
Her şey tamamdı.
Soma'ya gidecek olan araçlar da hazırlanmış ve yola çıkmaya hazır duruma gelmişlerdi 2 gün içinde...
Araçların önlerine asmak için hazırladıkları pankart her şeyi özetliyordu...
"Kasımpaşa'dan Soma'ya SEVGİ getirdik"
Yardım değil,
Bisiklet değil,
Oyuncak değil,
Ayakkabı değil,
Kıyafek değil...
Sadece SEVGİ...
***
Acıları paylaşmak için yola çıktılar Kasımpaşa'dan...
Selim Güvey ve kardeşleri...
Pırıl pırıl gençler...
Çocukların acılarını yüreklerinde taşıyan gençler...
Koca yüreklerinde besledikleri sevgiyi Soma'nın Elmadere Köyü'ndeki çocuklara paylaştırdılar...
Fotoğraflara baktım çocuklar gülmüyorlardı...
Acıları çok büyüktü...
Ama gözlerindeki parıltıdan anlıyoruz ki, yalnız olmadıklarını hissettiler...
Bir milletin böylesi bir felaket karşısında nasıl tek yürek olabileceğini gördüler ve bunun da şaşkınlığı vardı belki...
***
Hiç tanımadıkları,
Bilmedikleri,
Görmedikleri insanlar, abiler, amcalar gelmişler onlara armağanlar veriyorlar...
Belki babalarının alamadığı bisikleti bu tanımadıkları abileri almıştı...
Belki önümüzdeki bayramda bir pabuç bile alamayacak olmanın hüznünü yaşarken bu tanımadıkları abiler onlara bir pabuçtan daha fazlasını getirmişlerdi...
Belki "Neden?" diye düşünüyorlar...
Nedenini belki büyüdüklerinde daha iyi anlayacaklar...
Bir milletin felaketler karşısında nasıl tek yürek olabileceğini bu anları düşündükleri vakit anlayacaklar büyüdüklerinde...
***
Selim Güvey kardeşim nezdinde bu sevgi hareketine emeği geçen bütün kardeşlerime teşekkür ediyorum...
Allah sizleri bizden ırak etmesin...
Bizler razı olduk, Allah da razı olsun sizlerden...
Kasımpaşa sizinle gurur duydu bir kere daha Arma Altı Tayfa...
Sağolun, varolun çocuklar...
23 Ekim 2012 Salı
Kasımpaşa Bir Olsun...
Beşiktaş'ı AŞK, Kasımpaşa'yı İŞ olarak gören zengin zümrenin ARMA gaspıyla başlayan süreçte bu hafta önemli bir dönüm noktasına geldik...
Kasımpaşa bu hafta Beşiktaş ile oynayacak...
Buram buram şaibe kokan bir maç olacağı beklentisindeyim...
Zira Kasımpaşa'nın zengin başkanı BJK'ye olan aşkını açık açık söylemişti...
Bakalım bu hafta aşk mı galip gelecek iş mi!?
***
Bugüne kadar maçları boykot ederek sessiz direniş sergileyen ARMAALTI ve APAÇİLER gurupları içinde önemli bir dönüm noktası olacak bu maç.
Zihinlerimizde zengin zümrenin elindeki Kasımpaşa'nın BJK'nin uydu takımı olup olmayacağı yönündeki soru işaretleri yönetimin bilet fiyatlarında %50 indirime gitmesiyle birlikte daha da netlik kazanmış durumda.
Bu maçta boykot kararı devam ederse ARMA sevdalıları açısından değişen bir şey olmayacak...
ARMA düşmanları yine umursamaz tavırlarını sürdürecekler...
BJK taraftarı bilet fiyatlarının düşürülmesiyle birlikte belki de ilk kez bu tribünlerde üstünlüğü ele geçirecekler...
Karagümrük tayfası da bizim stadımızda bize gider yapacak...
Aslan aslanlığını yapmazsa aslanın yuvasına çakallar da girer sırtlanlar da girer...
Bu nedenle bu maç farklı bir maç olmalı bizim için...
***
Semt Aşkı Taraftar Platformu "Kasımpaşa Medya" facebook'ta Kasımpaşa Bir Olsun başlığı altında bir kampanya başlattı....
Ben acizane bu kampanyayı sonuna kadar destekliyorum...
Bugüne kadar boykot kararını başarıyla uygulayan guruplarımızın artık boykot kararını sonlandırıp eylem yapma zamanının geldiğine inanıyorum..
Eylem zamanı için de en uygun maç BJK maçıdır...
Bu maçta yapılacak eylem ne olursa olsun kampanyanın başmlığında olduğu gibi KASIMPAŞA BİR OLMALI...
Boykot kararı devam edecekse o tribünlere gerçek ARMA sevdalılarının hiçbirisi girmemeli ancak maç öncesi ve maç boyunca stad çevresinde bulunmalıdırlar. Dışardan yapılacak tezahüratlar ile ARMA sevdası ARMA düşmanlarına haykırılmalı...
Ayrıca aslan yuvasına girmeye çalışacak olan çakallara da müsaade edilmemelidir...
***
Benim şahsi görüşüm Boykot kararını uygulama yanlısı olan her iki gurubun da boykot kararını sonlandırması yönündedir. BJK maçıyla birlikte boykot kararının sonlandırılarak ARMA için mücadele mabedde devam etmelidir.
Bu maça basının ilgisinin de yoğun olacağını hesap edersek ARMA mücadelemizin basında yer alabilmesi için de önemli bir fırsat olacaktır bu maç...
AŞK için bilet fiyatlarında yüzde 50 indirim yapan zengin zümre muhtemelen bundan sonraki maçlarda yine eski fiyatlara dönerek ARMA sevdalılarının maçlara girmesine mani olmaya çalışacaktır. Bu nedenledir ki, bu maç ses getirecek pankartlar ve tezahüratlarla basına ve kamuoyuna sesimizi duyurmak için önemli bir fırsat olacaktır.
***
Bu maçta sesimizi duyuramazsak bir daha sesimizi duyurmamız çok zor görünmektedir.
Sesimizi duyurmanın, ARMA için yaptığımız mücadelenin başarılı olması için de bize yakışan tavırlarla mücadelemizi ortaya koymalıyız.
Bence bu maça gidilmeli,
Pankartlar ve dövizler ile ARMA mücadelemiz desteklenmeli...
Hatta 90 dakika boyunca sırtımız sahaya dönük olarak tezahüratlarımızı yapabiliriz...
Bu çok etkili olacaktır...
Ayrıca pankartların ters asılması gibi eylemlerde dikkat çekici eylemler olabilir...
***
ARMAALTI ve APAÇİLER gurupları bence tarihi bir kararın arefesindeler...
Tüm çabalarımıza rağmen bu mücadelemizi basına ve kamuoyuna yansıtamadık...
Bu maç bunu başarabilmemiz için son şans olabilir...
ARMA sevdası ile iyice düşünülmeli ve bu büyük şans kaçırılmamalıdır...
Kasımpaşa bu hafta Beşiktaş ile oynayacak...
Buram buram şaibe kokan bir maç olacağı beklentisindeyim...
Zira Kasımpaşa'nın zengin başkanı BJK'ye olan aşkını açık açık söylemişti...
Bakalım bu hafta aşk mı galip gelecek iş mi!?
***
Bugüne kadar maçları boykot ederek sessiz direniş sergileyen ARMAALTI ve APAÇİLER gurupları içinde önemli bir dönüm noktası olacak bu maç.
Zihinlerimizde zengin zümrenin elindeki Kasımpaşa'nın BJK'nin uydu takımı olup olmayacağı yönündeki soru işaretleri yönetimin bilet fiyatlarında %50 indirime gitmesiyle birlikte daha da netlik kazanmış durumda.
Bu maçta boykot kararı devam ederse ARMA sevdalıları açısından değişen bir şey olmayacak...
ARMA düşmanları yine umursamaz tavırlarını sürdürecekler...
BJK taraftarı bilet fiyatlarının düşürülmesiyle birlikte belki de ilk kez bu tribünlerde üstünlüğü ele geçirecekler...
Karagümrük tayfası da bizim stadımızda bize gider yapacak...
Aslan aslanlığını yapmazsa aslanın yuvasına çakallar da girer sırtlanlar da girer...
Bu nedenle bu maç farklı bir maç olmalı bizim için...
***
Semt Aşkı Taraftar Platformu "Kasımpaşa Medya" facebook'ta Kasımpaşa Bir Olsun başlığı altında bir kampanya başlattı....
Ben acizane bu kampanyayı sonuna kadar destekliyorum...
Bugüne kadar boykot kararını başarıyla uygulayan guruplarımızın artık boykot kararını sonlandırıp eylem yapma zamanının geldiğine inanıyorum..
Eylem zamanı için de en uygun maç BJK maçıdır...
Bu maçta yapılacak eylem ne olursa olsun kampanyanın başmlığında olduğu gibi KASIMPAŞA BİR OLMALI...
Boykot kararı devam edecekse o tribünlere gerçek ARMA sevdalılarının hiçbirisi girmemeli ancak maç öncesi ve maç boyunca stad çevresinde bulunmalıdırlar. Dışardan yapılacak tezahüratlar ile ARMA sevdası ARMA düşmanlarına haykırılmalı...
Ayrıca aslan yuvasına girmeye çalışacak olan çakallara da müsaade edilmemelidir...
***
Benim şahsi görüşüm Boykot kararını uygulama yanlısı olan her iki gurubun da boykot kararını sonlandırması yönündedir. BJK maçıyla birlikte boykot kararının sonlandırılarak ARMA için mücadele mabedde devam etmelidir.
Bu maça basının ilgisinin de yoğun olacağını hesap edersek ARMA mücadelemizin basında yer alabilmesi için de önemli bir fırsat olacaktır bu maç...
AŞK için bilet fiyatlarında yüzde 50 indirim yapan zengin zümre muhtemelen bundan sonraki maçlarda yine eski fiyatlara dönerek ARMA sevdalılarının maçlara girmesine mani olmaya çalışacaktır. Bu nedenledir ki, bu maç ses getirecek pankartlar ve tezahüratlarla basına ve kamuoyuna sesimizi duyurmak için önemli bir fırsat olacaktır.
***
Bu maçta sesimizi duyuramazsak bir daha sesimizi duyurmamız çok zor görünmektedir.
Sesimizi duyurmanın, ARMA için yaptığımız mücadelenin başarılı olması için de bize yakışan tavırlarla mücadelemizi ortaya koymalıyız.
Bence bu maça gidilmeli,
Pankartlar ve dövizler ile ARMA mücadelemiz desteklenmeli...
Hatta 90 dakika boyunca sırtımız sahaya dönük olarak tezahüratlarımızı yapabiliriz...
Bu çok etkili olacaktır...
Ayrıca pankartların ters asılması gibi eylemlerde dikkat çekici eylemler olabilir...
***
ARMAALTI ve APAÇİLER gurupları bence tarihi bir kararın arefesindeler...
Tüm çabalarımıza rağmen bu mücadelemizi basına ve kamuoyuna yansıtamadık...
Bu maç bunu başarabilmemiz için son şans olabilir...
ARMA sevdası ile iyice düşünülmeli ve bu büyük şans kaçırılmamalıdır...
21 Ekim 2012 Pazar
Eylem yoksa ARMA da yok!
AKP'nin son kongresinde ortaya yeni bir slogan çıktı:
BÜYÜK GÜÇ...
Nedir bu BÜYÜK GÜÇ!?.
En başta %50'dir bu büyük güç...
Sonra Arap Ülkeleri ile birlikte 2001 ve 2002 yıllarında aynı anda ABD ve İngiltere desteğiyle kurulan Türkiye'deki adı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) olan Arap ülkelerindeki adı Adalet ve Kalkınma Hareketi olan örgüttür büyük güç...
Yandaş medyadır...
Yeni dönemin zengin zümresidir...
***
Bu büyük güçlerden birisi de Bugün Kasımpaşa Spor Kulübü Futbol takımının başındadır.
Başta medyadaki büyük güç Turgay Ciner ve ekonomik büyük güçlerden cemaatçi İhsan Kalkavan olmak üzere zengin zümreden oluşmuş bir büyük güç...
AKP desteğiyle Kasımpaşa Futbol Takımı'nı satın aldılar ve istedikleri gibi at oynatmaya devam ediyorlar...
Bu büyük güç için hiç bir manevi değer yoktur...
ARMA sevgisi nedir bilmezler...
Takım sevgisi nedir bilmezler...
Renklere duyulan aşk nedir bilmezler...
"Tek güç paradır" derler ve o an akıllarından ne geçerse onu yaparlar...
Bunlar Suudi Arabistan gibi ABD'ye teslim olmuş ülkelerdeki altın tuvalete sıçan zengin zümrelerle aynıdırlar...
Biz burada Filistin'de yahudi esareti altında yaşayan din kardeşimiz için 5'er lira toplayıp yardım yapma telaşında iken BÜYÜK GÜÇ sahibi zengin Araplar Filistin üzerinden tatil için uçarken uçaklarındaki altın tuvaletlerine işemekle meşguldürler. Aşağıda Yahudi'nin kuşatması altında kalan Filistinli çocuk onların zerre kadar umurunda olmaz....
***
Şu an Kasımpaşa Futbol Takımı'nın başındakiler de aynı bu düşünceler içindeler...
"Ötesi berisi ARMA ne olacak, neden bu kadar gürültü yapıyorsunuz" diyerek bu zengin zümreye destek olanlarda var tabii...
Onlar o ARMA'nın içinde nelerin saklandığını bilmezler...
O ARMA'nın Mecnun'un Leyla'sına duyduğu aşk ile sevildiğini bilmez onlar...
Onlar sadece BÜYÜK GÜÇ'ü sevmekle meşguldürler...
Bu noktada Hz Peygamber'in şu sözleri geliyor aklıma:
"İnsanların namaz ve abdestleri sizi kandırmasın, insanların nasıl bir kişiliğe sahip olduklarını anlamak için onların para ile olan ilişkilerine bakınız!"
Şimdi ARMA düşmanlarının para ile olan ilişkilerine bir bakın bakalım...
***
BÜYÜK GÜÇ sahileri için AKP kongresindeki BÜYÜK GÜÇ sloganı bir işaret gibiydi adeta...
Artık BÜYÜK GÜÇ'ün zamanı geldi.
Büyük Güç ile zayıfları ezin ezebildiğiniz kadar...
Çıkın tepelerine tepinin ha tepinin...
Bu gün Kasımpaşa Futsol takımının başında bulunan Büyük Güç sahipleri bunu net bir şekilde ortaya koydular...
Yeni logoyu benimsetebilmek için biz ARMA sevdalılarının hayal bile kuramayacakları kadar çok paralar harcayarak reklam yaptılar...
1 Milyon civarında yeni logolu promosyon ürünü yaptırıp dağıttılar ve dağıtmaya devam edecekler...
Maksatları ellerindeki Büyük Güç sayesinde beyinleri yıkamak ARMA'yı yüreklerden silip beyinlere LOGOyu yerleştirmek...
***
ARMA Sevdalılarının elindeki tek güç ise, sevdaları...
Sevda...
Hani bir türkü de denir ya:
Sevmek Tanrı'nın adı demek...
Evet aynen öyledir...
Sevmek Allah'ın adıdır...
Sevda, Aşk Allah'ın en sevdiği duygulardır...
Ve şunu da herkes bilmeli ki;
Bize göre,
Yani gerçekten iman edenlere göre,
TEK BÜYÜK GÜÇ ALLAH'tır..
Biz sevdamızla Allah'a sığındık...
O en BÜYÜK GÜÇ'tür...
Kendilerini büyük güç olarak gören firavunları, Ebu Cehil'leri helak ettiği gibi,
Sevdaya kafa tutan Büyük Güç sahiplerini de helak etmeye muktedir olan en BÜYÜK GÜÇ her zaman mazlumun yanındadır..
***
Zaman geçtikçe ARMA düşmanlarının galibiyet süreci işliyor...
Eylem yapılmadıkça LOGO'yu benimseyenlerin sayısı artıyor...
ARMA sevdalılarının başında bulunanlar sessiz kaldıkça zaman ARMA'nın aleyhinde işliyor...
Gazanfer Bilge'nin kemikleri sızlıyor...
Bu ARMA'yı 91 yıldır yaşatanların kemikleri sızlıyor...
Gözlerinden yaşlar akıyor ARMA sevdalılarının...
Halen susacakmıyız...
Halen suskunları mı oynayacağız...
Geçen zaman içinde şunu net bir şekilde anladık....
EYLEM YOKSA ARMA DA YOK!
BÜYÜK GÜÇ...
Nedir bu BÜYÜK GÜÇ!?.
En başta %50'dir bu büyük güç...
Sonra Arap Ülkeleri ile birlikte 2001 ve 2002 yıllarında aynı anda ABD ve İngiltere desteğiyle kurulan Türkiye'deki adı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) olan Arap ülkelerindeki adı Adalet ve Kalkınma Hareketi olan örgüttür büyük güç...
Yandaş medyadır...
Yeni dönemin zengin zümresidir...
***
Bu büyük güçlerden birisi de Bugün Kasımpaşa Spor Kulübü Futbol takımının başındadır.
Başta medyadaki büyük güç Turgay Ciner ve ekonomik büyük güçlerden cemaatçi İhsan Kalkavan olmak üzere zengin zümreden oluşmuş bir büyük güç...
AKP desteğiyle Kasımpaşa Futbol Takımı'nı satın aldılar ve istedikleri gibi at oynatmaya devam ediyorlar...
Bu büyük güç için hiç bir manevi değer yoktur...
ARMA sevgisi nedir bilmezler...
Takım sevgisi nedir bilmezler...
Renklere duyulan aşk nedir bilmezler...
"Tek güç paradır" derler ve o an akıllarından ne geçerse onu yaparlar...
Bunlar Suudi Arabistan gibi ABD'ye teslim olmuş ülkelerdeki altın tuvalete sıçan zengin zümrelerle aynıdırlar...
Biz burada Filistin'de yahudi esareti altında yaşayan din kardeşimiz için 5'er lira toplayıp yardım yapma telaşında iken BÜYÜK GÜÇ sahibi zengin Araplar Filistin üzerinden tatil için uçarken uçaklarındaki altın tuvaletlerine işemekle meşguldürler. Aşağıda Yahudi'nin kuşatması altında kalan Filistinli çocuk onların zerre kadar umurunda olmaz....
***
Şu an Kasımpaşa Futbol Takımı'nın başındakiler de aynı bu düşünceler içindeler...
"Ötesi berisi ARMA ne olacak, neden bu kadar gürültü yapıyorsunuz" diyerek bu zengin zümreye destek olanlarda var tabii...
Onlar o ARMA'nın içinde nelerin saklandığını bilmezler...
O ARMA'nın Mecnun'un Leyla'sına duyduğu aşk ile sevildiğini bilmez onlar...
Onlar sadece BÜYÜK GÜÇ'ü sevmekle meşguldürler...
Bu noktada Hz Peygamber'in şu sözleri geliyor aklıma:
"İnsanların namaz ve abdestleri sizi kandırmasın, insanların nasıl bir kişiliğe sahip olduklarını anlamak için onların para ile olan ilişkilerine bakınız!"
Şimdi ARMA düşmanlarının para ile olan ilişkilerine bir bakın bakalım...
***
BÜYÜK GÜÇ sahileri için AKP kongresindeki BÜYÜK GÜÇ sloganı bir işaret gibiydi adeta...
Artık BÜYÜK GÜÇ'ün zamanı geldi.
Büyük Güç ile zayıfları ezin ezebildiğiniz kadar...
Çıkın tepelerine tepinin ha tepinin...
Bu gün Kasımpaşa Futsol takımının başında bulunan Büyük Güç sahipleri bunu net bir şekilde ortaya koydular...
Yeni logoyu benimsetebilmek için biz ARMA sevdalılarının hayal bile kuramayacakları kadar çok paralar harcayarak reklam yaptılar...
1 Milyon civarında yeni logolu promosyon ürünü yaptırıp dağıttılar ve dağıtmaya devam edecekler...
Maksatları ellerindeki Büyük Güç sayesinde beyinleri yıkamak ARMA'yı yüreklerden silip beyinlere LOGOyu yerleştirmek...
***
ARMA Sevdalılarının elindeki tek güç ise, sevdaları...
Sevda...
Hani bir türkü de denir ya:
Sevmek Tanrı'nın adı demek...
Evet aynen öyledir...
Sevmek Allah'ın adıdır...
Sevda, Aşk Allah'ın en sevdiği duygulardır...
Ve şunu da herkes bilmeli ki;
Bize göre,
Yani gerçekten iman edenlere göre,
TEK BÜYÜK GÜÇ ALLAH'tır..
Biz sevdamızla Allah'a sığındık...
O en BÜYÜK GÜÇ'tür...
Kendilerini büyük güç olarak gören firavunları, Ebu Cehil'leri helak ettiği gibi,
Sevdaya kafa tutan Büyük Güç sahiplerini de helak etmeye muktedir olan en BÜYÜK GÜÇ her zaman mazlumun yanındadır..
***
Zaman geçtikçe ARMA düşmanlarının galibiyet süreci işliyor...
Eylem yapılmadıkça LOGO'yu benimseyenlerin sayısı artıyor...
ARMA sevdalılarının başında bulunanlar sessiz kaldıkça zaman ARMA'nın aleyhinde işliyor...
Gazanfer Bilge'nin kemikleri sızlıyor...
Bu ARMA'yı 91 yıldır yaşatanların kemikleri sızlıyor...
Gözlerinden yaşlar akıyor ARMA sevdalılarının...
Halen susacakmıyız...
Halen suskunları mı oynayacağız...
Geçen zaman içinde şunu net bir şekilde anladık....
EYLEM YOKSA ARMA DA YOK!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




