"Sokaklar Karanlık" dedi Bilge Lider Devlet Bahçeli...
Evet sokaklar bizi karanlığa götürür.
Tahrikler, provakasyonlar...
Tek amaç Ülkücü gençliği sokaklara çekmek...
Tek amaç, Ülkücüleri sandıktan uzaklaştırıp sokakların karanlığına itmek...
Sokaklarda kahpelik var...
Sokaklarda pusu var...
Sokaklarda karanlık bir gelecek var...
Ülkücü oynanan bu oyunun farkındadır...
***
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 400 Milletvekili söylemine çok dikkat etmek gerek.
AKP'nin özellikle çözüm süreci politikası sonucunda sürekli oy kaybettiği bir dönemde bu partinin 400 milletvekili alması akıl işi değildir.
Ancak bu söz altında yatan oyunlar vardır.
HDP ile yapılan pazarlıklar vardır.
Pkk ve ve bebek katili ile yapılan pazarlıklar vardır.
Şu an ülkemiz üzerinde hain emelleri olan güçlerin toplum mühendisleri çalışmalarını sürdürüyorlar.
Cumhuriyet'in kurulmasıyla başlayan bölme ve parçalama girişimleri bu hükümetle birlikte zirveye ulaşmış bulunmaktadır.
HDP'nin barajı geçme olasılığı olmamasına rağmen bağımsız aday koymaması, parti adına seçime girileceğini açıklaması ile AKP'li cumhurbaşkanının 400 milletvekili söylemi arasında güçlü bir bağ vardır.
HDP bölücülerin yoğun olduğu illerde milletvekili çıkaramazsa bütün milletvekilleri AKP'ye gidecektir.
Aksi olması durumunda da değişen bir şey olmayacak.
Her iki durumda da AKP-HDP koalisyonu 400 milletvekilini bulma çabası içinde olacak.
Şu anki anketlere göre her iki durumda da 400 milletvekili bulmaları söz konusu değil.
***
AKP-HDP koalisyonu 400 milletvekili bulmak için daha büyük oyunlar oynanması gerektiğini biliyorlar.
Bu sebeple HDP-Pkk örgütü yaptıkları saldırılarla, milletin yeniden umudu haline gelen MHP mensubu Ülkücüleri sokaklara çekmeye ve sandık çalışmalarından uzak tutmaya çalışıyorlar.
Özellikle üniversitelerde akla hayale gelmeyecek provakasyonlar yapılıyor.
Pkk marşları söyleniyor, Ülkücüleri tahrik edecek şekilde eylemler yapılıyor, AKP'nin polisleri devletimizi tehdit eden eylem ve söylemler karşısında sessiz kalıyor...
2014 yılı yerel seçimleri öncesinde hepimiz biliyoruz, Burakcan Kahramanoğlu ve Cengiz Akyıldız şehit edildiler...
Yaşanan bu olaylar sonrasında bazı kesimler "Ülkücüler Nerede!?" söylemi içine girmişler ve bizleri sokaklara çekmeye çalışmışlardır. Liderimiz Devlet Bahçeli'nin sağduyulu politikaları sayesinde bu karanlık çukura girmedik. Türlü oyunlarla MHP'yi yüzde 10'un altına düşürmeye çalışanlara da iyi bir ders verdik.
***
Şimdi bir seçim arefesindeyiz yine...
Aynı karanlık güçler yine sahneye çıktılar.
İzmir'de Fırat Çakıroğlu kardeşimizi şehit ettiler bu kez...
Durmadılar...
Her fırsatta bizleri sokaklara çekecek eylemler yaptılar.
AKP polisinin koruması altında üniversiteleri işgal ettiler.
Üniversite bahçelerinde terör örgütü marşları eşliğinde hem Ülkücülere hem devletimize hem de ordumuza tahrik içerikli sözler sarfettiler.
AKP Polisi ise, sadece seyretti bunları...
Hedefleri tekti...
MHP'nin yükselişini durdurmak, Ülkücüleri sandıktan uzaklaştırıp, sokaklara çekmek...***
Şehitler verdik, bu oyuna düşmedik...
Belki daha da şehitler vereceğiz.
Belki beni vuracaklar, belki de adını bile bilmediğimiz bir başka Ülküdaşımızı...
Tahriklerin ardı arkası kesilmeyecek.
Bir taraftan da amigoları sokaklarda bağıracak "Ülkücüler Nerede!"
Bu sorunun cevabını o karanlık sokaklarda değil, ülkemizi aydınlık yarınlara kavuşturacak olan sandıkta vereceğiz.
Gece gündüz MHP'ye 1 oy daha kazandırmak için çalışıp, tek başına iktidar yolunu açarak hain planlara, 1000 yıllık kardeşliği, kan davasına dönüştürmeye çalışanlara Türk'ün tokadını sandıkta vuracağız...***
Değerli Ülküdaşlarım;
Son seçimde 15 milyon insanımız sandığa gitmedi.
İlk hedefimiz, çeşitli bahanelerle sandığa gitmeyen bu kesim olmalı...
Çünkü bu 15 milyon insan AKP'ye oy vermeyen ancak çeşitli sebeplerle MHP'ye de oy vermeyen insanlardır.
Şimdi bu kesimi ikna etme yollarını bulmalıyız.
Onlara sandığa gitmeyerek AKP'ye hizmet ettiklerini bir şekilde anlatmalıyız.
Yaşam alanımızda bulunan herkesten 1 kereye mahsus da olsa MHP'ye oy atmalarını istemeliyiz.
İlkokul arkadaşımız,
Lise, Üniversite arkadaşımız,
Asker arkadaşımız,
İş arkadaşımız,
Amcamız,
Halamız,
Dayımız ,
Yengemiz...
Aklınıza kim geliyorsa, hemen arayın, konuşun hatır için de olsa bu sefer MHP'ye oy vermelerini isteyiniz...***
Önümüzde üç aylık bir süre var.
Bu üç aylık süre içersinde bizi sokaklara çekmek isteyenlerle uğraşırsak, ne sokakta kazanırız, ne de sandıkta.
Ancak sandık için çalışırsak, hain planları bozmamız mümkündür.
Unutmayalım:
ÜLKÜCÜ'NÜN ZAFERİ SOKAKLARDA DEĞİL; SANDIKTA OLACAKTIR...
sandık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sandık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Mart 2015 Pazartesi
4 Mart 2014 Salı
Beyoğlu'nda ALO FATİH ANKETİ: MHP'de artış 1 puan (!)
ORC adlı şirket Beyoğlu'ndaki yerel seçimler öncesinde bir anket yayınladı.
Ankete baktığımız vakit ALO FATİH hattı mahsulü bir anket olduğunu hemen anlayabiliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde bir ağabey anlattı.
Sevdiğimiz saydığımız lafına sözüne güvendiğimiz abdestli namazlı bir ağabey...
Kızılay Meydanı'nda bir hanım anket yapıyor.
Anketin ana teması "Beyoğlu'nda kime oy vereceksiniz?" sorusunun cevabı...
İki tane hanım ablamıza yanaşıyorlar.
Bu ağabeyimiz de anket yapıldığını görünce tezgaha yanaşıp sırasını bekliyor.
Hanımlar rahatsız olmasın diye bir iki adım geri çekiliyor...
Bilirsiniz bu anket soruları bir gariptir.
Falan olsaydı da filan olmasaydı...
O olaydı da bu olmayaydı...
Cart curt tarzı sorulardan sonra can alıcı soru gelir...
"30 Mart Yerel Seçimleri'nde oyunuzu hangi partiye vereceksiniz?"
Bayanlardan biri cevap verir...
- Osman GÜR, MHP yani...
- Hımmmmm
- ?
- Peki biliyor musunuz, MHP'nin oy oranı çok düşük, oyunuz boşa gitmez mi sizce?
***
Zurnanın zırt dediği nokta burası işte...
Duruma tanıklık eden ağabeyimiz oraya kadar sabredebilmiş,
Ama kibarlığı da elden bırakmamış...
- Hanımefendi sen bir anketörsün insanları bu şekilde yönlendirmeye utanmıyor musun?
Diye kibarca çıkışır.
Kadın şirrettir çıkar.
- Biz hanımefendilerle sohbet ediyoruz size ne?
Diyerek ağabeyimize karşılık verir.
Kısa bir tartışma sonrasında kadın tezgahı toplayıp uzaklaşır...
İşte bu yayınlanan son anketi görünce bu vakıa geldi aklıma.
AKP Beyoğlu'nu kaybetmek istemiyor.
CHP'nin elinden seçim almak çok kolay geliyor onlara...
Ötesi berisi bir ampul söndürmeye bakar.
CHP'liler çıkar seçimi kazandık diye şampanya patlatır, bir yerlerde ampuller söner ve bir de bakmışsınız, Zati Sungur misali şapkadan tavşan çıkmış.
Fakat rakip MHP ve Osman GÜR olunca durum değişiyor...
Osman GÜR Beyoğlu halkının en çok sevdiği aday.
Halkın içinden biri...
Adaylığını açıkladığı günden bu yana Beyoğlu halkının müthiş ilgisiyle karşılanıyor her sokakta...
Hal böyle olunca da bir takım ayak oyunları devreye giriyor tabii ki...
***
ALO FATİH hattından yayınlanan ORC imzalı anketin sonuçlarına bir bakalım.
Misbah Demircan : % 36.5
Aylin Kotil : % 31.9
Osman GÜR: % 10.5
Mustafa Kaya: % 4.1
Diğer: 5.4
Kararsız: % 11.6
AKP yüzde 1 oy kaybına uğramış geçen seçimlere göre.
CHP yüzde 6 artış göstermiş.
MHP de yüzde 1 artış sağlamış.
SP ise yüzde 6'lık bir kayıp yaşamış ankete göre...
***
Bağımsız tNt adlı bir şirkete yaptırılan bir ankette ise, durum şöyle:
AKP: Yüzde 27.8
CHP: Yüzde 24.0
MHP: Yüzde 22.3
HDP Yüzde 5.7
SP: Yüzde 4.2
Diğer: Yüzde 2.3
Kararsızlar: Yüzde 13.7
İki anketin sonuçlarına baktığımız vakit, ALO FATİH hattının nasıl çalıştığını gayet net anlayabiliyoruz.
Halka "Osman GÜR'e oy verirseniz CHP kazanır" şeklinde bir kara propaganda yapan güçler işte bu manzaradan korkuyorlar. MHP'nin adayı her geçen gün yükselen oy grafiği ile Misbah Demircan ve AKP'yi ürkütüyor.
Beyoğlu halkı Osman GÜR'ün bu denli güçlü olduğunu görürse birinci parti olur korkusuyla ALO FATİH hattı devreye giriyor.
- Alo Fatih, MHP'nin oylarını al çöpe at!
***
Beyoğlu'nda Osman GÜR tarih yazacak.
Çünkü Osman GÜR, halkın adamı, halkın adayı...
10 yıldır Beyoğlu'nu yönetip, halen Beyoğlu'nu yaşanacak bir yer olarak görmeyip Beyoğlu dışında ikamet eden bir adayın korkması son derece doğaldır elbette...
2 aydır pankart avcılığı yapan güçler, şimdi de anket avcılığına başladılar.
Amaçları yürüttükleri kara propagandayı bu tür anketlerle desteklemek.
Beyoğlu halkı artık bu tür oyunları yutmuyor.
Halk kendi anketini kendisi yapıyor.
Pankart avcılığınız ve anket oyunlarınız kaçınılmaz sonu geciktiremeyecek...
Vakit geliyor...
Beyoğlu'nu yaşamaya değer görmeyenler, Beyoğlu'nu yönetemeyecekler...
Ankete baktığımız vakit ALO FATİH hattı mahsulü bir anket olduğunu hemen anlayabiliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde bir ağabey anlattı.
Sevdiğimiz saydığımız lafına sözüne güvendiğimiz abdestli namazlı bir ağabey...
Kızılay Meydanı'nda bir hanım anket yapıyor.
Anketin ana teması "Beyoğlu'nda kime oy vereceksiniz?" sorusunun cevabı...
İki tane hanım ablamıza yanaşıyorlar.
Bu ağabeyimiz de anket yapıldığını görünce tezgaha yanaşıp sırasını bekliyor.
Hanımlar rahatsız olmasın diye bir iki adım geri çekiliyor...
Bilirsiniz bu anket soruları bir gariptir.
Falan olsaydı da filan olmasaydı...
O olaydı da bu olmayaydı...
Cart curt tarzı sorulardan sonra can alıcı soru gelir...
"30 Mart Yerel Seçimleri'nde oyunuzu hangi partiye vereceksiniz?"
Bayanlardan biri cevap verir...
- Osman GÜR, MHP yani...
- Hımmmmm
- ?
- Peki biliyor musunuz, MHP'nin oy oranı çok düşük, oyunuz boşa gitmez mi sizce?
***
Zurnanın zırt dediği nokta burası işte...
Duruma tanıklık eden ağabeyimiz oraya kadar sabredebilmiş,
Ama kibarlığı da elden bırakmamış...
- Hanımefendi sen bir anketörsün insanları bu şekilde yönlendirmeye utanmıyor musun?
Diye kibarca çıkışır.
Kadın şirrettir çıkar.
- Biz hanımefendilerle sohbet ediyoruz size ne?
Diyerek ağabeyimize karşılık verir.
Kısa bir tartışma sonrasında kadın tezgahı toplayıp uzaklaşır...
İşte bu yayınlanan son anketi görünce bu vakıa geldi aklıma.
AKP Beyoğlu'nu kaybetmek istemiyor.
CHP'nin elinden seçim almak çok kolay geliyor onlara...
Ötesi berisi bir ampul söndürmeye bakar.
CHP'liler çıkar seçimi kazandık diye şampanya patlatır, bir yerlerde ampuller söner ve bir de bakmışsınız, Zati Sungur misali şapkadan tavşan çıkmış.
Fakat rakip MHP ve Osman GÜR olunca durum değişiyor...
Osman GÜR Beyoğlu halkının en çok sevdiği aday.
Halkın içinden biri...
Adaylığını açıkladığı günden bu yana Beyoğlu halkının müthiş ilgisiyle karşılanıyor her sokakta...
Hal böyle olunca da bir takım ayak oyunları devreye giriyor tabii ki...
***
ALO FATİH hattından yayınlanan ORC imzalı anketin sonuçlarına bir bakalım.
Misbah Demircan : % 36.5
Aylin Kotil : % 31.9
Osman GÜR: % 10.5
Mustafa Kaya: % 4.1
Diğer: 5.4
Kararsız: % 11.6
AKP yüzde 1 oy kaybına uğramış geçen seçimlere göre.
CHP yüzde 6 artış göstermiş.
MHP de yüzde 1 artış sağlamış.
SP ise yüzde 6'lık bir kayıp yaşamış ankete göre...
***
Bağımsız tNt adlı bir şirkete yaptırılan bir ankette ise, durum şöyle:
AKP: Yüzde 27.8
CHP: Yüzde 24.0
MHP: Yüzde 22.3
HDP Yüzde 5.7
SP: Yüzde 4.2
Diğer: Yüzde 2.3
Kararsızlar: Yüzde 13.7
İki anketin sonuçlarına baktığımız vakit, ALO FATİH hattının nasıl çalıştığını gayet net anlayabiliyoruz.
Halka "Osman GÜR'e oy verirseniz CHP kazanır" şeklinde bir kara propaganda yapan güçler işte bu manzaradan korkuyorlar. MHP'nin adayı her geçen gün yükselen oy grafiği ile Misbah Demircan ve AKP'yi ürkütüyor.
Beyoğlu halkı Osman GÜR'ün bu denli güçlü olduğunu görürse birinci parti olur korkusuyla ALO FATİH hattı devreye giriyor.
- Alo Fatih, MHP'nin oylarını al çöpe at!
***
Beyoğlu'nda Osman GÜR tarih yazacak.
Çünkü Osman GÜR, halkın adamı, halkın adayı...
10 yıldır Beyoğlu'nu yönetip, halen Beyoğlu'nu yaşanacak bir yer olarak görmeyip Beyoğlu dışında ikamet eden bir adayın korkması son derece doğaldır elbette...
2 aydır pankart avcılığı yapan güçler, şimdi de anket avcılığına başladılar.
Amaçları yürüttükleri kara propagandayı bu tür anketlerle desteklemek.
Beyoğlu halkı artık bu tür oyunları yutmuyor.
Halk kendi anketini kendisi yapıyor.
Pankart avcılığınız ve anket oyunlarınız kaçınılmaz sonu geciktiremeyecek...
Vakit geliyor...
Beyoğlu'nu yaşamaya değer görmeyenler, Beyoğlu'nu yönetemeyecekler...
4 Şubat 2014 Salı
Beyoğlu'nda iktidarı sallayan isim: Osman GÜR
30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan yerel seçimler için adayını ilk açıklayan parti MHP olmuştu.
MHP'nin bir önceki seçimlerde yüzde 10 barajının altında bir oy aldığını biliyoruz.
Bu nedenle siyasi çevreler MHP'nin Beyoğlu'nda ciddi bir alternatif olabileceğini düşünmüyorlardı.
Bu düşünceye sahip olanların başında da iktidar partisi AKP vardı elbette.
Fakat hiç kimse Osman GÜR faktörünü hesaba katmamıştı. Osman GÜR'ün aday olabileceğine ihtimal vermeyenler seçim yarışının geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi AKP ile CHP arasında geçeceği üzerine hesapyar yapıyorlar ve AKP'nin geçmiş dönemlerde olduğu gibi yine seçimlerin galibi olacağı düşünülüyordu.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli Beyoğlu Belediye Başkanlığı adayı olarak eski İlçe Başkanı Osman GÜR'ün ismini açıkladığı anda özellikle iktidar partisi cenahında br şaşkınlık ve panik havası oluştu.
***
AKP, Beyoğlu halkı tarafından çok sevilen , tanınan ve büyük bir destek gören Osman GÜR'ün adaylığından büyük bir rahatsızlık duydu. Hemen kara propagandaya başladılar. Kendi tabanları üzerinde etkili bir kara propaganda yürütmek için ev ev dükkan dükkan dolaşıp halkımızın kafasını bulandırmaya çalıştılar. "Osman GÜR çok iyi bir adam, biz de onu çok severiz fakat, seçimi kazanma ihtimali yok, ona oy verirseniz CHP kazanır!" diyerek Osman GÜR'e yönelen oyları geri döndürmeye çalıştılar. Bu kara propaganda çalışmaları tutmadı. Milleti aptal yerine koyanlara milletimiz bir Osmanlı Şamarı daha patlattı. OsmanĞÜR'ün adaylığının açıklanmasıyla birlikte anketlerde MHP'nin oyları hızla yükselmeye başladı. MHP'nin oylarının yüzde 17'lere kadar yükseldiğini görenler Osman GÜR'ün pankartlarına saldırılar yapmaya başladılar. Bir çok yerde MHP pankartlarındaki Osman GÜR fotoğrafları ve MHP logosu kesildi. Bir çok yerde de pankartlar yerinden sökülüp, çöp kamyonlarına atıldı. Halkın MHP'yi ve Osman GÜR'ü görmesine mani olmaya çalışıyorlar, akıllarınca Beyoğlu halkı ile Osman GÜR arasına bir duvar örmeye çalışütılar.
***
Olmadı...
Yaptıkları hiçbir oyun tutmadı.
Onlar oyun ve hile yaptıkça MHP'li Osman GÜR'ün oyları hızla yükseliyordu.
Kendi yaptırdıkları anketlerde MHP oylarının yüzde 20 bandını geçtiğini gördüler.
Bütün Beyoğlu'nu sayın Başbakan'ın devasa pankartları ile kapladılar.
AKP Beyoğlu'nda kendi adayından umudunu kesmişti.
Çünkü Beyoğlu'ndaki AKP seçmeni dahi mevcut adayı desteklemiyordu. Kendi seçmenini yok sayıp halkın istemediği bir adayı yeniden halkın karşısına çıkardılar.
Açtıkları seçim irtibat bürolarına bile kendi belediye başkan adaylarının, kendi encümen adaylarının fotoğraflarını koymak yerine sadece sayın Başbakan'ın fotoğraflarını koydular.
Beyoğlu halkının bağrından çıkardığı Osman GÜR'ün karşısına eski bir Kasımpaşalı olan başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı çıkarmaktan başka çareleri kalmamıştı.
İstanbul'un her yerinden otobüslerle vatandaşları getirmek suretiyle doldurdukları salonda uyduruk bir Tapu Dağıtım töreni yaptılar. Salonun dışında ise, kentsel dönüşüm, daha doğrusu rantsal dönüşüm sebebiyle mağdur olan Beyoğlu halkı protesto gösterisi yapıyordu.
***
Osman GÜR ile yola çıkan MHP'nin önlenemeyen yükselişi karşısında AKP en güçlü silahlarını Beyoğlu'na kanalize ediyor. Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra bugün de yine eski bir Kasımpaşalı olarak lanse edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı sayın Kadir Topbaş Kasımpaşa'da bir miting yapıyor. Osman GÜR'ün karşısına çıkarılan ikinci aday da Kadir Topbaş oldu. Kadir Topbaş bugün Kasımpaşa'ya yaptıkları yatırımları anlatacakmış Kasımpaşa halkına. Fakat asıl maksadın Osman GÜR'ün önlenemez yükselişine engel olmak olduğunu artık AKP tabanı bile biliyor. MHP adayı Osman GÜR şimdi yüzde 25 bandını zorluyor. Gittiği her mahallede oyları daha da artıyor. Osman GÜR'ün samimiyeti, mütevaziliği, candan davranışları halkın gönlünü fethediyor. Osman GÜR gönülleri fethediyor. Osman GÜR rantiye çevrelerinin değil, halkın adayı olarak çıktığı bu yolda Beyoğlu halkı tarafından büyük bir sevgi ve coşkuyla bağırlara basılıyor.
***
Osman GÜR'ün önünü kesmek için oynanan oyunlardan birisi de iktidar güdümlü anket firmalarının yaptıkları anketler. İktidar partisi Beyoğlu'nda sürekli olarak anket yaptırıyor, ancak bir türlü sonuçlar açıklanmıyor. Bunun sebebi ise, oldukça açık. Osman GÜR ile MHP oyları aldı başını gidiyor. Her ankette hızlı bir yükseliş var. Anketörlerin anketler sırasında halkı açık bir şekilde yönlendirmesine rağmen bu yükseliş önlenemiyor. Bir dostumuz bizzat şahit olmuş. Beyoğlumuzun kalabalık bir noktasında anket yapan bir anketör, "Hangi partiye oy vereceksiniz?" sorusunua "MHP" şeklinde cevap veren başörtülü bayanlara "MHP diyorsunuz ama MHP 4.5. sıralarda, oyunuz boşa gitmez mi!?" şeklinde karşılık verebiliyor.
Bütün bu oyunlara rağmen, Beyoğlu halkı kendi bağrından çıkan Osman GÜR'e destek olmaya devam ediyor. MHP, Osman GÜR ile sadece AKP tabanından oy almıyor. CHP tabanından da büyük bir kesim Osman GÜR'e yönelmiş durumda. Seçimlere 2 aydan az bir zaman kalmış olmasına rağmen halen adayını açıklayamayan CHP'nin tabanı bu durumdan büyük bir rahatsızlık duyuyor ve MHP'li Osman GÜR'e destek oluyor.
***
Beyoğlu seçmeni artık bir takım ayak oyunlarına gelmiyor. Dinin istismar edilmesine, dinin siyasete alet edilmesine tepki veriyor. Atatürk ilkelerinin siyasi zırh olarak kullanılmasında rahatsızlık duyuyor artık Beyoğlu seçmeni. Hiçbir milli ve manevi değeri istismar etmeyen, dini siyasete alet etmekten kaçınan "AYRIŞTIRAN DEĞİL; BİRLEŞTİREN BELEDİYECİLİK" sloganıyla MHP adayı Osman GÜR, halkın tek umudu olarak yükselişini sürdürüyor. Osman GÜR gücünü halktan ve haktan alıyor. İnanıyorum ki, halkın ve Hakk'ın gücü karşısında hiçbir Büyük Güç ayakta kalamayacaktır...
MHP'nin bir önceki seçimlerde yüzde 10 barajının altında bir oy aldığını biliyoruz.
Bu nedenle siyasi çevreler MHP'nin Beyoğlu'nda ciddi bir alternatif olabileceğini düşünmüyorlardı.
Bu düşünceye sahip olanların başında da iktidar partisi AKP vardı elbette.
Fakat hiç kimse Osman GÜR faktörünü hesaba katmamıştı. Osman GÜR'ün aday olabileceğine ihtimal vermeyenler seçim yarışının geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi AKP ile CHP arasında geçeceği üzerine hesapyar yapıyorlar ve AKP'nin geçmiş dönemlerde olduğu gibi yine seçimlerin galibi olacağı düşünülüyordu.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli Beyoğlu Belediye Başkanlığı adayı olarak eski İlçe Başkanı Osman GÜR'ün ismini açıkladığı anda özellikle iktidar partisi cenahında br şaşkınlık ve panik havası oluştu.
***
AKP, Beyoğlu halkı tarafından çok sevilen , tanınan ve büyük bir destek gören Osman GÜR'ün adaylığından büyük bir rahatsızlık duydu. Hemen kara propagandaya başladılar. Kendi tabanları üzerinde etkili bir kara propaganda yürütmek için ev ev dükkan dükkan dolaşıp halkımızın kafasını bulandırmaya çalıştılar. "Osman GÜR çok iyi bir adam, biz de onu çok severiz fakat, seçimi kazanma ihtimali yok, ona oy verirseniz CHP kazanır!" diyerek Osman GÜR'e yönelen oyları geri döndürmeye çalıştılar. Bu kara propaganda çalışmaları tutmadı. Milleti aptal yerine koyanlara milletimiz bir Osmanlı Şamarı daha patlattı. OsmanĞÜR'ün adaylığının açıklanmasıyla birlikte anketlerde MHP'nin oyları hızla yükselmeye başladı. MHP'nin oylarının yüzde 17'lere kadar yükseldiğini görenler Osman GÜR'ün pankartlarına saldırılar yapmaya başladılar. Bir çok yerde MHP pankartlarındaki Osman GÜR fotoğrafları ve MHP logosu kesildi. Bir çok yerde de pankartlar yerinden sökülüp, çöp kamyonlarına atıldı. Halkın MHP'yi ve Osman GÜR'ü görmesine mani olmaya çalışıyorlar, akıllarınca Beyoğlu halkı ile Osman GÜR arasına bir duvar örmeye çalışütılar.
***
Olmadı...
Yaptıkları hiçbir oyun tutmadı.
Onlar oyun ve hile yaptıkça MHP'li Osman GÜR'ün oyları hızla yükseliyordu.
Kendi yaptırdıkları anketlerde MHP oylarının yüzde 20 bandını geçtiğini gördüler.
Bütün Beyoğlu'nu sayın Başbakan'ın devasa pankartları ile kapladılar.
AKP Beyoğlu'nda kendi adayından umudunu kesmişti.
Çünkü Beyoğlu'ndaki AKP seçmeni dahi mevcut adayı desteklemiyordu. Kendi seçmenini yok sayıp halkın istemediği bir adayı yeniden halkın karşısına çıkardılar.
Açtıkları seçim irtibat bürolarına bile kendi belediye başkan adaylarının, kendi encümen adaylarının fotoğraflarını koymak yerine sadece sayın Başbakan'ın fotoğraflarını koydular.
Beyoğlu halkının bağrından çıkardığı Osman GÜR'ün karşısına eski bir Kasımpaşalı olan başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı çıkarmaktan başka çareleri kalmamıştı.
İstanbul'un her yerinden otobüslerle vatandaşları getirmek suretiyle doldurdukları salonda uyduruk bir Tapu Dağıtım töreni yaptılar. Salonun dışında ise, kentsel dönüşüm, daha doğrusu rantsal dönüşüm sebebiyle mağdur olan Beyoğlu halkı protesto gösterisi yapıyordu.
***
Osman GÜR ile yola çıkan MHP'nin önlenemeyen yükselişi karşısında AKP en güçlü silahlarını Beyoğlu'na kanalize ediyor. Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra bugün de yine eski bir Kasımpaşalı olarak lanse edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı sayın Kadir Topbaş Kasımpaşa'da bir miting yapıyor. Osman GÜR'ün karşısına çıkarılan ikinci aday da Kadir Topbaş oldu. Kadir Topbaş bugün Kasımpaşa'ya yaptıkları yatırımları anlatacakmış Kasımpaşa halkına. Fakat asıl maksadın Osman GÜR'ün önlenemez yükselişine engel olmak olduğunu artık AKP tabanı bile biliyor. MHP adayı Osman GÜR şimdi yüzde 25 bandını zorluyor. Gittiği her mahallede oyları daha da artıyor. Osman GÜR'ün samimiyeti, mütevaziliği, candan davranışları halkın gönlünü fethediyor. Osman GÜR gönülleri fethediyor. Osman GÜR rantiye çevrelerinin değil, halkın adayı olarak çıktığı bu yolda Beyoğlu halkı tarafından büyük bir sevgi ve coşkuyla bağırlara basılıyor.
***
Osman GÜR'ün önünü kesmek için oynanan oyunlardan birisi de iktidar güdümlü anket firmalarının yaptıkları anketler. İktidar partisi Beyoğlu'nda sürekli olarak anket yaptırıyor, ancak bir türlü sonuçlar açıklanmıyor. Bunun sebebi ise, oldukça açık. Osman GÜR ile MHP oyları aldı başını gidiyor. Her ankette hızlı bir yükseliş var. Anketörlerin anketler sırasında halkı açık bir şekilde yönlendirmesine rağmen bu yükseliş önlenemiyor. Bir dostumuz bizzat şahit olmuş. Beyoğlumuzun kalabalık bir noktasında anket yapan bir anketör, "Hangi partiye oy vereceksiniz?" sorusunua "MHP" şeklinde cevap veren başörtülü bayanlara "MHP diyorsunuz ama MHP 4.5. sıralarda, oyunuz boşa gitmez mi!?" şeklinde karşılık verebiliyor.
Bütün bu oyunlara rağmen, Beyoğlu halkı kendi bağrından çıkan Osman GÜR'e destek olmaya devam ediyor. MHP, Osman GÜR ile sadece AKP tabanından oy almıyor. CHP tabanından da büyük bir kesim Osman GÜR'e yönelmiş durumda. Seçimlere 2 aydan az bir zaman kalmış olmasına rağmen halen adayını açıklayamayan CHP'nin tabanı bu durumdan büyük bir rahatsızlık duyuyor ve MHP'li Osman GÜR'e destek oluyor.
***
Beyoğlu seçmeni artık bir takım ayak oyunlarına gelmiyor. Dinin istismar edilmesine, dinin siyasete alet edilmesine tepki veriyor. Atatürk ilkelerinin siyasi zırh olarak kullanılmasında rahatsızlık duyuyor artık Beyoğlu seçmeni. Hiçbir milli ve manevi değeri istismar etmeyen, dini siyasete alet etmekten kaçınan "AYRIŞTIRAN DEĞİL; BİRLEŞTİREN BELEDİYECİLİK" sloganıyla MHP adayı Osman GÜR, halkın tek umudu olarak yükselişini sürdürüyor. Osman GÜR gücünü halktan ve haktan alıyor. İnanıyorum ki, halkın ve Hakk'ın gücü karşısında hiçbir Büyük Güç ayakta kalamayacaktır...
6 Ağustos 2013 Salı
Gerçek eylem sandıkta olmalı!
Türkiye bir dönüşüm yaşıyor...
AKP iktidarı ile başlayan bu dönüşüm süreci bugün zirveye yaklaşmaktadır
Bir oyunun içindeyiz...
Bir intikam oyunu...
Bir bölünme oyunu...
19 Mayıs Özgürlük Savaşı ruhunun intikamı alınıyor...
29 Ekim Bağımsızlık ruhunun intikamı alınıyor...
Arap törelerinden kurtulup, TÜRK olabilme yolunda yapılan devrimlerin intikamı alınıyor...
***
Türkiye'yi manda haline getirmeye çalışan ABD,
Türkiye'yi işgal eden ve "geldikleri gibi gitmek" zorunda kalan Avrupalı emperyalist devletlerin destekleriyle;
Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerinden intikam alınıyor...
Aslında bu intikam süreci AKP ile başlamadı...
Bu intikam süreci 12 Eylül darbesi ve ardından gelen cunta ürünü yönetimlerle başladı...
PKK diye bir bela musallat edildi memleketin başına...
Bazı yasaklarla Pkk terör örgütünün eli güçlendirildi.
Cuntacıların koyduğu yasaklarla Pkk'nın eline halkı yanına çekmek için kullanacağı malzemeler verildi...
Ardında dincilerin intikam duygularını eylemsel düzeye çekerek canlı tutmak için başörtüsü yasağı getirildi...
Bir tarafta Mustafa Kemal ve silah arkadaşları vatanı işgalden kurtarmak için mücadele ederken ayrı bir devlet kurmak için halkı isyana teşvik eden Kürt Teali Cemiyeti'nin bugünkü uzantısı Pkk, diğer taraftan bu amaca hizmet eden dinci bir esimin bugünkü uzantısı ve yeniden Arap törelerinin egemenliği altına girmek isteyen din tüccarları...
***
Cumhuriyet rejimine ve Misak-ı Milli sınırlarına kafa tutan bu iki kutuplu düşman 12 Eylül cuntası tarafından yaratılmış ve ülkenin başına bela edilmiştir.
Bugünkü iktidarın getirdiği hakim ve savcıların 12 Eylül Darbesi ve Darbeciler karşısında takındığı tavırdan da bunu net bir şekilde anlamak mümkündür.
Ortada böylesine açık ve net bir oyun var....
Halkın büyük bir kesimi bu oyunun içine girmiş durumda...
Hiç kimse halkı oyunun içine düşmekle suçlayamaz...
Halkı bu oyunun içine düşürmemekle görevli olanlar görevlerini yapsaydılar bugün bunları yaşıyor olmayacaktık...
***
Ergenekon kararlarının açıklandığı şu günlerde bir kez daha gördük ki, Cumhuriyet düşmanları, Atatürk düşmanları ve Misak-ı Milli sınırlarını değiştirmeye çabalayanlar büyük bir yol katetmiş durumdalar...
Aslına bakarsanız bu yolu sadece kendileri ilerleyerek katetmediler...
Kendileri ilerlerken, bizleri de gerilettiler...
Çözümü demokraside arayanlar demokrasi alanındaki yetersizlikleri ve acizlikleri ile zaman zaman darbe çağrıları yaptılar...
Darbeleri sevimli gösterme çabasına girenler, demokrasinin en büyük karar mekanizması olan seçimlerde halkın beğenisini kazanamayanlardır...
Düşünün ki, bu ülkede Atatürk'ün kurduğu parti dururken, Atatürk'ü sevenler o partiye oy vermemişler...
Bu ülkede Türk Milliyetçiliğini kendisine bayrak edinmiş bir parti dururken Türk Milliyetçileri o partiye oy vermemişler...
Bir partiyi tek başına iktidara taşıyacak sayıda olan 14 milyon kişi bu ülkede sandığa gitmemiş...
Bir o kadar seçmenin iradesi sandığa yansımamış ve baraj altında kalmış...
***
Nerdeyse 20 milyon oy bir seçimde heder olmuş ve intikam duygularıyla yıllardır mücadele verenler bugün tek başına iktidar olmuşlardır.
Onlara "Neden iktidar oldunuz?" diye kızıp saldırmak yerine Atatürkçü ve Türk Milliyetçisi partilerin yöneticilerine "Neden iktidar olamadınız?" diye hesap sormak çok daha mantıklı olacaktır elbette...
Fakat o sorunun ve hesabın sorulma zamanı şimdi değildir....
Halkımız şimdi her türlü iç çekişmeyi bir kenara bırakarak bu iki partiye destek vermeli;
Sandıkta bu iki partinin çöpe giden 20 milyon oyu;
20 Milyon vatandaşımızın iradesini sandığa yansıtarak öncelikle intikam duygularıyla ülkemizi emperyalist güçlere peşkeş çekenleri iktidardan uzaklaştırmak gerekmektedir...
***
Bunun dışında önümüzdeki kısa sürede yapılacak her türlü girişim AKP'nin iktidarını güçlendirecektir.
Muhalif kanatta konuşulmaya başlanan yeni parti girişimleri,
Yeni oluşum girişimleri,
Bağımsız aday girişimleri
Sokaklarda yapılacak eylemler tamamen AKP'ye hizmet edecektir...
Önümüzde tek çare bulunmaktadır.
Demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inananlar olarak seçimlere hazırlanmak ve seçimlerde aktif görev alarak oylara sahip çıkmaktır.
Bunun dışında yollara sapmak bugünkü zulüm düzenine hizmet edecektir...
AKP iktidarı ile başlayan bu dönüşüm süreci bugün zirveye yaklaşmaktadır
Bir oyunun içindeyiz...
Bir intikam oyunu...
Bir bölünme oyunu...
19 Mayıs Özgürlük Savaşı ruhunun intikamı alınıyor...
29 Ekim Bağımsızlık ruhunun intikamı alınıyor...
Arap törelerinden kurtulup, TÜRK olabilme yolunda yapılan devrimlerin intikamı alınıyor...
***
Türkiye'yi manda haline getirmeye çalışan ABD,
Türkiye'yi işgal eden ve "geldikleri gibi gitmek" zorunda kalan Avrupalı emperyalist devletlerin destekleriyle;
Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerinden intikam alınıyor...
Aslında bu intikam süreci AKP ile başlamadı...
Bu intikam süreci 12 Eylül darbesi ve ardından gelen cunta ürünü yönetimlerle başladı...
PKK diye bir bela musallat edildi memleketin başına...
Bazı yasaklarla Pkk terör örgütünün eli güçlendirildi.
Cuntacıların koyduğu yasaklarla Pkk'nın eline halkı yanına çekmek için kullanacağı malzemeler verildi...
Ardında dincilerin intikam duygularını eylemsel düzeye çekerek canlı tutmak için başörtüsü yasağı getirildi...
Bir tarafta Mustafa Kemal ve silah arkadaşları vatanı işgalden kurtarmak için mücadele ederken ayrı bir devlet kurmak için halkı isyana teşvik eden Kürt Teali Cemiyeti'nin bugünkü uzantısı Pkk, diğer taraftan bu amaca hizmet eden dinci bir esimin bugünkü uzantısı ve yeniden Arap törelerinin egemenliği altına girmek isteyen din tüccarları...
***
Cumhuriyet rejimine ve Misak-ı Milli sınırlarına kafa tutan bu iki kutuplu düşman 12 Eylül cuntası tarafından yaratılmış ve ülkenin başına bela edilmiştir.
Bugünkü iktidarın getirdiği hakim ve savcıların 12 Eylül Darbesi ve Darbeciler karşısında takındığı tavırdan da bunu net bir şekilde anlamak mümkündür.
Ortada böylesine açık ve net bir oyun var....
Halkın büyük bir kesimi bu oyunun içine girmiş durumda...
Hiç kimse halkı oyunun içine düşmekle suçlayamaz...
Halkı bu oyunun içine düşürmemekle görevli olanlar görevlerini yapsaydılar bugün bunları yaşıyor olmayacaktık...
***
Ergenekon kararlarının açıklandığı şu günlerde bir kez daha gördük ki, Cumhuriyet düşmanları, Atatürk düşmanları ve Misak-ı Milli sınırlarını değiştirmeye çabalayanlar büyük bir yol katetmiş durumdalar...
Aslına bakarsanız bu yolu sadece kendileri ilerleyerek katetmediler...
Kendileri ilerlerken, bizleri de gerilettiler...
Çözümü demokraside arayanlar demokrasi alanındaki yetersizlikleri ve acizlikleri ile zaman zaman darbe çağrıları yaptılar...
Darbeleri sevimli gösterme çabasına girenler, demokrasinin en büyük karar mekanizması olan seçimlerde halkın beğenisini kazanamayanlardır...
Düşünün ki, bu ülkede Atatürk'ün kurduğu parti dururken, Atatürk'ü sevenler o partiye oy vermemişler...
Bu ülkede Türk Milliyetçiliğini kendisine bayrak edinmiş bir parti dururken Türk Milliyetçileri o partiye oy vermemişler...
Bir partiyi tek başına iktidara taşıyacak sayıda olan 14 milyon kişi bu ülkede sandığa gitmemiş...
Bir o kadar seçmenin iradesi sandığa yansımamış ve baraj altında kalmış...
***
Nerdeyse 20 milyon oy bir seçimde heder olmuş ve intikam duygularıyla yıllardır mücadele verenler bugün tek başına iktidar olmuşlardır.
Onlara "Neden iktidar oldunuz?" diye kızıp saldırmak yerine Atatürkçü ve Türk Milliyetçisi partilerin yöneticilerine "Neden iktidar olamadınız?" diye hesap sormak çok daha mantıklı olacaktır elbette...
Fakat o sorunun ve hesabın sorulma zamanı şimdi değildir....
Halkımız şimdi her türlü iç çekişmeyi bir kenara bırakarak bu iki partiye destek vermeli;
Sandıkta bu iki partinin çöpe giden 20 milyon oyu;
20 Milyon vatandaşımızın iradesini sandığa yansıtarak öncelikle intikam duygularıyla ülkemizi emperyalist güçlere peşkeş çekenleri iktidardan uzaklaştırmak gerekmektedir...
***
Bunun dışında önümüzdeki kısa sürede yapılacak her türlü girişim AKP'nin iktidarını güçlendirecektir.
Muhalif kanatta konuşulmaya başlanan yeni parti girişimleri,
Yeni oluşum girişimleri,
Bağımsız aday girişimleri
Sokaklarda yapılacak eylemler tamamen AKP'ye hizmet edecektir...
Önümüzde tek çare bulunmaktadır.
Demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inananlar olarak seçimlere hazırlanmak ve seçimlerde aktif görev alarak oylara sahip çıkmaktır.
Bunun dışında yollara sapmak bugünkü zulüm düzenine hizmet edecektir...
26 Temmuz 2013 Cuma
Her şey yalan tek gerçek sandık!
Zaman hızla akıp gidiyor...
Akıp giden zamanla birlikte değerlerimizde yok oluyor...
Tıpkı azgın bir sele yakalanmış gibiyiz...
Özelleştirme adı altında 80 yıllık ekonomik değerlerimiz talan edildi...
Cumhuriyetimizin bütün ilkeleri ayaklar altına alındı....
Kadınlarımızın sokağa çıkıp çıkmayacağı, nasıl çıkabilecekleri tartışılmaya başlandı...
Misak- ı Milli sınırlarımız ihlal edilmeye başlandı...
Ülkemizin bir bölgesi Kuzey kürdistan olarak adlandırılmaya başlandı...
Türk Bayrağı'nın adının değiştirilmesi gündeme getirildi...
Tabelalardan TC ibareleri silindi...
Anayasa'dan TÜRK kelimesinin çıkarılması tartışılıyor...
Cumhuriyetin kurucu unsurları yok sayılmaya çalışılıyor...
***
Gazeteciler yandaş,
Gazeteler sahibinin sesi oldu...
Bir çok konuda doğru haber alma imkanımız kalmadı...
Yargı bağımsız değil...
Polis bağımsız değil...
Basın bağımsız değil...
Devletin ve toplumun tüm unsurları AKP bağımlısı haline geldi...
Sanatçılarımız bile yeri geldi diz çöküp el öptü...
Hasılı kelam bir karanlık uçuruma doğru gidiyoruz...
Hükümet yaptığı icraatlarla ülkemizi bölünmenin eşiğine getirdi...
***
Pekala biz ne yapacağız...
Aslında yapılması gereken son derece basit...
Bir günümüzü feda edeceğiz...
Tek bir gün...
Gerekirse o gün aç kalacağız...
Sigara içmeyeceğiz...
Susuz kalacağız...
Çay içmeyeceğiz...
Sadece sandığımıza ve oylarımıza sahip ççikacağız...
Bir kereye mahsus bir fedakarlık yapacağız....
Sandığa gitmeyen milyonlar olarak sandığa gidip oy kullanacağız...
***
Bir kereye mahsus oylarımızı CHP ya da MHP'ye emanet edeceğiz...
Cumhuriyeti korumak adına,
Bölünmeye dur demek adına bir kere olsun oylarımızı baraj altında bırakmayacağız...
MHP ve CHP yönetimlerini halkın istediği adayları gösterme konusunda baskı kuracağız...
Bu kez liderlerin değil halkın istediği adayların seçilmesini sağlayacağız...
Çok zor değil bu dediklerimiz...
Gezi ruhunu düşünelim...
Gezi ruhu küllenmeden sandığa yansırsa,
Siyasi alana yansırsa bu dediklerimizin ne kadar kolay olduğunu göreceğiz...
AKP'nin gündem oyunlarına gelmeden sadece ve sadece seçim için çalışırsak,
Sandık başlarında görev alırsak,
O ünlü orantısız zekayı sandık başında kullanırsak,
Yeniden Atatürk Türkiye'sinin yolu aydınlanacaktır...
Aksi takdirde yine karanlığa mahkum olacağız...
***
Güçlünün ve güçlüden yana olanların iktidarına son vermek için,
Orantısız zeka sahibi tüm çapulcu ve kemirgenler,
Sandık başı görevi almak için MHP ya da CHP'ye müracaat etmelidirler...
Yıllardır bu partilere hizmet verenler de Mart 2014 seçimlerinde sandığa daha bir güçlü sahip çıkamalıdırlar...
Önümüzde bir seçim var;
Ya karanlığı seçeceğiz, ya da aydınlığı...
Akıp giden zamanla birlikte değerlerimizde yok oluyor...
Tıpkı azgın bir sele yakalanmış gibiyiz...
Özelleştirme adı altında 80 yıllık ekonomik değerlerimiz talan edildi...
Cumhuriyetimizin bütün ilkeleri ayaklar altına alındı....
Kadınlarımızın sokağa çıkıp çıkmayacağı, nasıl çıkabilecekleri tartışılmaya başlandı...
Misak- ı Milli sınırlarımız ihlal edilmeye başlandı...
Ülkemizin bir bölgesi Kuzey kürdistan olarak adlandırılmaya başlandı...
Türk Bayrağı'nın adının değiştirilmesi gündeme getirildi...
Tabelalardan TC ibareleri silindi...
Anayasa'dan TÜRK kelimesinin çıkarılması tartışılıyor...
Cumhuriyetin kurucu unsurları yok sayılmaya çalışılıyor...
***
Gazeteciler yandaş,
Gazeteler sahibinin sesi oldu...
Bir çok konuda doğru haber alma imkanımız kalmadı...
Yargı bağımsız değil...
Polis bağımsız değil...
Basın bağımsız değil...
Devletin ve toplumun tüm unsurları AKP bağımlısı haline geldi...
Sanatçılarımız bile yeri geldi diz çöküp el öptü...
Hasılı kelam bir karanlık uçuruma doğru gidiyoruz...
Hükümet yaptığı icraatlarla ülkemizi bölünmenin eşiğine getirdi...
***
Pekala biz ne yapacağız...
Aslında yapılması gereken son derece basit...
Bir günümüzü feda edeceğiz...
Tek bir gün...
Gerekirse o gün aç kalacağız...
Sigara içmeyeceğiz...
Susuz kalacağız...
Çay içmeyeceğiz...
Sadece sandığımıza ve oylarımıza sahip ççikacağız...
Bir kereye mahsus bir fedakarlık yapacağız....
Sandığa gitmeyen milyonlar olarak sandığa gidip oy kullanacağız...
***
Bir kereye mahsus oylarımızı CHP ya da MHP'ye emanet edeceğiz...
Cumhuriyeti korumak adına,
Bölünmeye dur demek adına bir kere olsun oylarımızı baraj altında bırakmayacağız...
MHP ve CHP yönetimlerini halkın istediği adayları gösterme konusunda baskı kuracağız...
Bu kez liderlerin değil halkın istediği adayların seçilmesini sağlayacağız...
Çok zor değil bu dediklerimiz...
Gezi ruhunu düşünelim...
Gezi ruhu küllenmeden sandığa yansırsa,
Siyasi alana yansırsa bu dediklerimizin ne kadar kolay olduğunu göreceğiz...
AKP'nin gündem oyunlarına gelmeden sadece ve sadece seçim için çalışırsak,
Sandık başlarında görev alırsak,
O ünlü orantısız zekayı sandık başında kullanırsak,
Yeniden Atatürk Türkiye'sinin yolu aydınlanacaktır...
Aksi takdirde yine karanlığa mahkum olacağız...
***
Güçlünün ve güçlüden yana olanların iktidarına son vermek için,
Orantısız zeka sahibi tüm çapulcu ve kemirgenler,
Sandık başı görevi almak için MHP ya da CHP'ye müracaat etmelidirler...
Yıllardır bu partilere hizmet verenler de Mart 2014 seçimlerinde sandığa daha bir güçlü sahip çıkamalıdırlar...
Önümüzde bir seçim var;
Ya karanlığı seçeceğiz, ya da aydınlığı...
20 Temmuz 2013 Cumartesi
Gezi Eylemleri'nin meyveleri nerede toplanacak?
Gezi eylemleri, bizlere büyük acılar yaşatmasına rağmen büyük bir umut oldu.
5 gencimiz öldürüldü.
1 Polis memuru hayatını kaybetti...
14 kişi gözünü kaybetti...
Halen tedavi gören ağır yaralılar var...
Ve binlerce hayati tehlikesi bulunmayan yaralı...
Ve tabii büyük maddi kayıplar...
Bu bilanço hepimize büyük acılar yaşattı ve yaşatmaya devam ediyor...
Ancak bu acıların ardından bir umut ışığı doğdu...
10 yılı aşkın zamandır, halktan aldığı gücü halka karşı kullanan AKP iktidarının çok kolay bir şekilde sona erdirilebileceği umudu...
Halkın yüzde 40'ından aldığı gücü geri kalan yüzde 60'a bir baskı unsuru olarak kullanan AKP iktidarı Gezi Ruhu'nun önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlere kadar sürmesi durumunda sona erecektir.
***
Hükümet, bu gerçeği gördüğü için başından beri eylemleri itibarsızlaştırma girişimlerini fütursuzca sürdürüyor...
AKP'de fütursuzca iftiraların en usta kişisi olan Melih Gökçek başta olmak üzere tüm yandaş medya elbirliğiyle halkın nazarında Gezi eylemlerini itibarsızlaştırmak için olmadık yollara başvuruyorlar.
Başbakanın kendisi bile dayanaksız söylemler ile bu eylemleri kendi tabanı nazarında itibarsızlaştırmak için elinden geleni ardına koymadı...
"Camide içki içtiler ve seks yaptılar" sözlerinin görüntülerini yayınlayacaklarını söylediler yalan çıktı?
Bir bira kutusunu eylemciler çıktıktan sonra farklı yerlere koyup fotoğraflarını çekmek ve insanları kandırmaya çalışmak ne derece etiktir bilemiyoruz...
Ha bir de bir adamın kız arkadaşını ya da karısını teselli etmek, korkmaması gerektiğini söylemek amacıyla öpmesi de camide seks yapmak anlamına geliyorsa onu da bilemiyoruz...
Demek ki, seks kavramına bakış açısı önemli...
Başbakan bir de kendisi tv ekranlarına zıkıp "Benim başörtülü bacıma linç girişiminde bulundular, üstelik kucağında 6 aylık bebeği vardı ve 70-100 kişilik bir gurup bu bacıma linç girişiminde bulundular, bunun da görüntüleri var bir kaç güne kadar yayınlayacağız" dedi...
Fakat haftalar geçti halen görüntüler yok...
Bu örneklerden de çok iyi anlıyoruz ki, hükümet Gezi eylemlerinden fena korkmuş durumda...
***
Hükümet korkmakta haksız değil....
Çünkü ülkemizde belki de ilk defa böylesine büyük bir halk hareketi gerçekleşti...
Bazı küçük siyasi gurupları gözardı edersek, bu eylemlere destek veren, bizzat katılan vatandaşlar siyasi görüşlerini bir kenara bırakarak tamamen hükümetin ayrıştırıcı, bölücü ve baskıcı politikalarına karşı sokaklara çıktı...
Üstelik bu çapulcuların büyük bir çoğunluğu mevcut siyasi oluşumları yeterli bulmayarak sandık başına gitmeyen ve sayıları 10-14 milyon arasında olduğu belirtilen kişilerden oluşuyor...
Bu kişilerin sandığa gitmeye karar vermesi elbette sadece ve sadece iktidar partisi AKP'yi sıkıntıya sokacaktır...
Kime oy verecekleri belli olmayabilir ama kime oy vermeyecekleri kesinlikle bellidir...
Bu nedenledir AKP'nin korkusu ve bu telaşı...
AKP bu eylemlerden gerekli mesajı almıştır...
Olayların hemen başlangıcında Bülent Arınç ve Abdullah Gül tarafından ortaya konulan "mesaj alınmıştır" tutumu da bunu açıkça ortaya koymaktadır.
***
Şimdi önemli olan AKP dışında iktidara en yakın olan iki partinin, yani MHP ve CHP'nin bu mesajı alıp almadığı konusudur...
Mart 2014'te Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden birine tanıklık edecek.
MHP ve CHP de bu seçimin en önemli unsurları olarak karşımızda durmaktadırlar.
Her iki partimizin de halkımızın umudu olup olamadığını halen anlayabilmiş değiliz...
Gezi eylemlerinde iktidar partisine isyan ederek sokaklara dökülen halkın AKP'yi istemediği çok açık...
Fakat AKP'nin alternatifi olarak hangi partiyi görüyorlar o henüz belirgin değil...
Eylemler sonrasında yapılan anketlerin büyük bir çoğunluğunda mevcut siyasi tablo büyük bir değişikliğe uğramamış görünüyor...
Hemen hemen tamamında AKP bir oy kaybına uğramış gibi görünse de, bu baskıcı iktidarın net bir şekilde oy kaybı görünmüyor...
Bunun sebebi AKP'nin yürüttüğü din eksenli politika olmakla beraber muhalefetin sokaktaki vatandaşı ve özellikle de sandığa gitmemeyi tercih edenleri sandığa çekecek ve kendilerine oy vermelerini sağlayacak icraatları ortaya koyamamış olmalarından kaynaklanmaktadır.
Seçimlere az bir zaman kalmış olmasına rağmen, her iki muhalefet partisinde de bir seçim havası hissedemiyor vatandaş...
***
Partilerin kendilerine göre bir seçim takvimi var ve bu takvime göre hareket edecekler elbette...
Ancak sokaktaki vatandaşın takvimi yok...
Halk her iki partiden de bir an önce harekete geçmelerini bekliyor...
Halkımız öncelikle bu partilerden bir birlik ve beraberlik gösterisi istiyor...
Halkımız her iki parti içinde geçerli olan "iç çekişmelerin" sona erdiğini ve artık sadece vatandaşın sorunlarıyla, ülkenin sorunlarıyla ilgileneceklerini görmek istiyor...
Halk yerel seçimlerde kendi arzu ettiği adaylara oy vermek istiyor...
Halk artık parti genel başkanlarının değil, kendi istedikleri adaylara oy vermek istiyor...
Partiler bu uzun süreçte en azından adayları belirleme konusunda bir halk yoklaması yapabilirler...
Belediye başkan adaylarına aday oldukları kent için gerekli projeleri hazırlamak için gerekli zaman verilmelidir.
Özellikle CHP'nin kazanması muhtemel olan İstanbul ile MHP'nin kazanması muhtemel olan Ankara'da halkın arzu ettiği adayların halen belirsizliğini koruması her iki parti için de bir handikaptır...
Aslında ülkemiz için bir handikaptır...
***
Artık hem CHP hem de MHP "Gezi eylemlerinin verdiği mesajı aldık" demeleri ve bunun gereğini yapmaları gerekmektedir...
Gezi eylemleri büyük acılarla bezenmiş kutlu bir fidana benzemektedir...
Bu fidan halk tarafından ekilmiş, yeşertilmiş ve meyve vermeye hazır hale getirilmiştir...
Bu ağacın meyvelerinin toplanma zamanı da 2014 Mart'ı...
Bu tarihe kadar size emanet edilen bu fidanı ya büyütüp geliştirip meyvelerini toplayacaksınız;
Ya da gereken ilgi ve alakayı göstermeyip kurutacaksınız...
Artık tercih bu iki parti yönetiminindir...
5 gencimiz öldürüldü.
1 Polis memuru hayatını kaybetti...
14 kişi gözünü kaybetti...
Halen tedavi gören ağır yaralılar var...
Ve binlerce hayati tehlikesi bulunmayan yaralı...
Ve tabii büyük maddi kayıplar...
Bu bilanço hepimize büyük acılar yaşattı ve yaşatmaya devam ediyor...
Ancak bu acıların ardından bir umut ışığı doğdu...
10 yılı aşkın zamandır, halktan aldığı gücü halka karşı kullanan AKP iktidarının çok kolay bir şekilde sona erdirilebileceği umudu...
Halkın yüzde 40'ından aldığı gücü geri kalan yüzde 60'a bir baskı unsuru olarak kullanan AKP iktidarı Gezi Ruhu'nun önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlere kadar sürmesi durumunda sona erecektir.
***
Hükümet, bu gerçeği gördüğü için başından beri eylemleri itibarsızlaştırma girişimlerini fütursuzca sürdürüyor...
AKP'de fütursuzca iftiraların en usta kişisi olan Melih Gökçek başta olmak üzere tüm yandaş medya elbirliğiyle halkın nazarında Gezi eylemlerini itibarsızlaştırmak için olmadık yollara başvuruyorlar.
Başbakanın kendisi bile dayanaksız söylemler ile bu eylemleri kendi tabanı nazarında itibarsızlaştırmak için elinden geleni ardına koymadı...
"Camide içki içtiler ve seks yaptılar" sözlerinin görüntülerini yayınlayacaklarını söylediler yalan çıktı?
Bir bira kutusunu eylemciler çıktıktan sonra farklı yerlere koyup fotoğraflarını çekmek ve insanları kandırmaya çalışmak ne derece etiktir bilemiyoruz...
Ha bir de bir adamın kız arkadaşını ya da karısını teselli etmek, korkmaması gerektiğini söylemek amacıyla öpmesi de camide seks yapmak anlamına geliyorsa onu da bilemiyoruz...
Demek ki, seks kavramına bakış açısı önemli...
Başbakan bir de kendisi tv ekranlarına zıkıp "Benim başörtülü bacıma linç girişiminde bulundular, üstelik kucağında 6 aylık bebeği vardı ve 70-100 kişilik bir gurup bu bacıma linç girişiminde bulundular, bunun da görüntüleri var bir kaç güne kadar yayınlayacağız" dedi...
Fakat haftalar geçti halen görüntüler yok...
Bu örneklerden de çok iyi anlıyoruz ki, hükümet Gezi eylemlerinden fena korkmuş durumda...
***
Hükümet korkmakta haksız değil....
Çünkü ülkemizde belki de ilk defa böylesine büyük bir halk hareketi gerçekleşti...
Bazı küçük siyasi gurupları gözardı edersek, bu eylemlere destek veren, bizzat katılan vatandaşlar siyasi görüşlerini bir kenara bırakarak tamamen hükümetin ayrıştırıcı, bölücü ve baskıcı politikalarına karşı sokaklara çıktı...
Üstelik bu çapulcuların büyük bir çoğunluğu mevcut siyasi oluşumları yeterli bulmayarak sandık başına gitmeyen ve sayıları 10-14 milyon arasında olduğu belirtilen kişilerden oluşuyor...
Bu kişilerin sandığa gitmeye karar vermesi elbette sadece ve sadece iktidar partisi AKP'yi sıkıntıya sokacaktır...
Kime oy verecekleri belli olmayabilir ama kime oy vermeyecekleri kesinlikle bellidir...
Bu nedenledir AKP'nin korkusu ve bu telaşı...
AKP bu eylemlerden gerekli mesajı almıştır...
Olayların hemen başlangıcında Bülent Arınç ve Abdullah Gül tarafından ortaya konulan "mesaj alınmıştır" tutumu da bunu açıkça ortaya koymaktadır.
***
Şimdi önemli olan AKP dışında iktidara en yakın olan iki partinin, yani MHP ve CHP'nin bu mesajı alıp almadığı konusudur...
Mart 2014'te Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden birine tanıklık edecek.
MHP ve CHP de bu seçimin en önemli unsurları olarak karşımızda durmaktadırlar.
Her iki partimizin de halkımızın umudu olup olamadığını halen anlayabilmiş değiliz...
Gezi eylemlerinde iktidar partisine isyan ederek sokaklara dökülen halkın AKP'yi istemediği çok açık...
Fakat AKP'nin alternatifi olarak hangi partiyi görüyorlar o henüz belirgin değil...
Eylemler sonrasında yapılan anketlerin büyük bir çoğunluğunda mevcut siyasi tablo büyük bir değişikliğe uğramamış görünüyor...
Hemen hemen tamamında AKP bir oy kaybına uğramış gibi görünse de, bu baskıcı iktidarın net bir şekilde oy kaybı görünmüyor...
Bunun sebebi AKP'nin yürüttüğü din eksenli politika olmakla beraber muhalefetin sokaktaki vatandaşı ve özellikle de sandığa gitmemeyi tercih edenleri sandığa çekecek ve kendilerine oy vermelerini sağlayacak icraatları ortaya koyamamış olmalarından kaynaklanmaktadır.
Seçimlere az bir zaman kalmış olmasına rağmen, her iki muhalefet partisinde de bir seçim havası hissedemiyor vatandaş...
***
Partilerin kendilerine göre bir seçim takvimi var ve bu takvime göre hareket edecekler elbette...
Ancak sokaktaki vatandaşın takvimi yok...
Halk her iki partiden de bir an önce harekete geçmelerini bekliyor...
Halkımız öncelikle bu partilerden bir birlik ve beraberlik gösterisi istiyor...
Halkımız her iki parti içinde geçerli olan "iç çekişmelerin" sona erdiğini ve artık sadece vatandaşın sorunlarıyla, ülkenin sorunlarıyla ilgileneceklerini görmek istiyor...
Halk yerel seçimlerde kendi arzu ettiği adaylara oy vermek istiyor...
Halk artık parti genel başkanlarının değil, kendi istedikleri adaylara oy vermek istiyor...
Partiler bu uzun süreçte en azından adayları belirleme konusunda bir halk yoklaması yapabilirler...
Belediye başkan adaylarına aday oldukları kent için gerekli projeleri hazırlamak için gerekli zaman verilmelidir.
Özellikle CHP'nin kazanması muhtemel olan İstanbul ile MHP'nin kazanması muhtemel olan Ankara'da halkın arzu ettiği adayların halen belirsizliğini koruması her iki parti için de bir handikaptır...
Aslında ülkemiz için bir handikaptır...
***
Artık hem CHP hem de MHP "Gezi eylemlerinin verdiği mesajı aldık" demeleri ve bunun gereğini yapmaları gerekmektedir...
Gezi eylemleri büyük acılarla bezenmiş kutlu bir fidana benzemektedir...
Bu fidan halk tarafından ekilmiş, yeşertilmiş ve meyve vermeye hazır hale getirilmiştir...
Bu ağacın meyvelerinin toplanma zamanı da 2014 Mart'ı...
Bu tarihe kadar size emanet edilen bu fidanı ya büyütüp geliştirip meyvelerini toplayacaksınız;
Ya da gereken ilgi ve alakayı göstermeyip kurutacaksınız...
Artık tercih bu iki parti yönetiminindir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
