Fethi Heper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fethi Heper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2020 Perşembe

Aydın Begiter'e cevaben: ''KURTAR BİZİ BABA!''

Aydın Begiter...
Adı Eskişehirspor ile özdeşleşen kurucular kurulu üyesi ve eski başkanlarımızdan.
Eskişehirspor'un kazandığı her başarı ve başarısızlıkta bire bir payı bulunan nadir insanlardan biridir Aydın Begiter.
Aydın Begiter'in ''Eskişehirspor benim üçüncü evladımdır'' sözleri son derece manidardır.
Bu sözler beni az da olsa umutlandırdı.
Çünkü hiçbir baba evladının düştüğü zor durumda çaresiz kalamaz.
Mutlaka evladının kurtuluşu için, evladının sağlığına kavuşabilmesi için yapılması gereken tüm fedakarlıkları yapar.
Servetini de harcar, ömrünü de harcar...
***
Geçtiğimiz günlerde Eskişehir basınında çıkan beyanatında önemli ifadeler kullandı sayın Aydın Begiter.
Bunlardan birisi ''Eskişehirspor'un tüm borçları 50 milyona kapatılabilir'' şeklindeki cümlesiydi.
Bence son derece haklı Aydın Begiter başkan.
Kendisi de mutlaka hesabını kitabını yapmış ve 3. evladının kurtuluş reçetesini bu şekilde ortaya koymuştur.
Alacaklılar ile yapılacak ciddi ve sıkı bir pazarlık ile 50 milyon olmasa da 70-80 milyona çözülür bu işler.
***
50 milyon olur, 80 milyon olur...
Hiç farketmez.
Aydın Begiter'in bu reçetesinden benim anladığım şudur: Ciddi anlamda eğer bu 3. evlat kurtarılmak isteniyorsa kurtarılır. Eskişehirspor'un doğuşundan bu yana bu camianın içinde olan Begiter Baba insiyatifi ele alır da meydanlara çıkarsa bu iş mutlaka çözülür ve 3. evlat mutlaka komadan çıkarak normal servise alınır en azından.
Evlat bu...
Hem de 3. evlat..
En küçüğü...
Son numara...
Yani en sevilen, en özlenen...
***
Eskişehirspor'un kuruluşundaki emekleri, Eskişehirspor'un bir efsane haline gelmesindeki emekleri yadsınamaz bir gerçektir Aydın Begiter'in.
Ve bugün çıkıp, 3. evladım dediği Eskişehirspor'un kurtuluşu için en azından bir şeyler söyleyen nadir kişilerden biridir Aydın Begiter.
Aydın Begiter şimdi daha fazlasını yapmalıdır artık.
Aydın Begiter'in açıklamasında katılmadığım sözler de var tabii.
Örneğin reçeteye yazdığı 50 milyon liranın asla bulunamayacağını söylüyor sayın Begiter.
Ben buna katılmıyorum.
Büyük bir sanayi kenti olan Eskişehir için 50 milyon lira çok bir para değildir.
Organize Sanayi Bölgesi'nden tutun da fabrikaları, tüccarları, milletvekilleri ve gurbette bulunan cebi de gönlü de zengin Eskişehir evlatlarını elimize kalem alıp tek tek yazsak bu paranın toplanmasının çok da zor olmadığını hatta çok kolay olduğunu net bir şekilde anlarız.
***
Yeter ki insanlar güvensin.
Bu güven ortamını sağlamak da Eskişehirspor'un Kurucular Kurulu Üyesi sayın Aydın Begiter'e düşer bu noktada.
Evladı yoğun bakımda olan bir baba edasıyla onbinlerce ESES sevdalısının önüne düşüp ''Bismillah'' diyerek ilk adımı atması gerekir artık sayın Begiter'in.
Yanına bu kentin güvendiği isimleri de alabilir.
Sayın Prof. Dr. Fethi Heper...
Sayın İsmail Arca...
Sayın Ender Konca...
Sayın Amigo Orhan ağabeyimiz.
Sayın Vahap Özbayer...
Sayın Ayhan Aşut...
Ve daha niceleri...
Bir ordu ve bir komutan olup, düşelim yollara...
Kapıları tek tek çalalım.
Evladımız ölüyor, gelin birlik olup evladımızı kurtaralım diyelim...
***
''Çok çabaladık ama olmuyor!''
Bu cümlenin ardına gizlenmeye gerek yok!
Bu cümleyi hakkıyla kullanabilecek sadece Eskişehirspor sevdalısı taraftarlarımız vardır.
Çok çabaladık.
Yüreğimizi koyduk.
Cebimizde ne var ne yok verdik.
Ömrümüzü adadık, nefeslerimizi tükettik ama ''...... olmuyor'' demedik, diyemedik.
Olacak bu iş!
Merhum hocamız Abdullah Gegiç'in mezartaşına adını yazdırdığı evlat mutlaka yoğun bakımdan çıkacak ve Anadolu insanının yüreğinde bir Yıldız gibi parlayacak...
***
Evlat, mezar taşında bile yaşatılandır sayın Begiter başkanım.
Allah ömrünüzü uzun etsin.
3. evladım dediğiniz Eskişehirspor'u kurtarmak için yazdığınız reçeteyi gerçekleştirmek sizin elinizde.
Ardınıza asker arıyorsanız biz hazırız.
İMECE ruhu ile düşelim yollara.
Bir liste yapın, kimden ne kadar alabiliriz, kim hangi borcu üstlenebilir, kimin sözü kime geçer?
Yapın listeyi, kurtarın evladınızı...
Aydın Begiter adının da bu kentte 50 milyon lira toplamaya gücü yetmiyorsa, biz Anadolu Yıldızı'nı 2. amatör kümede bile olsa yaşatmaya yeminliyiz...
3. evladınızı yaşatmaya var mısınız sayın Begiter başkanım!?




27 Eylül 2018 Perşembe

Bedirhan ALTUNBAŞ'a: Elimiz Elinizde, Yüreğimiz Yüreğinizde!

Bedirhan ALTUNBAŞ...
Bizim Çocuklar'dan...
Eskişehir'in ayaza nöbet tutan kaldırımlarında başlayıp, tribünlerimizde devam eden ve nihayet o mazisi şan ve şeref dolu kutlu formayı sırtında taşıyarak zirveye ulaşan bir Kara&Kızıl sevdalı çocuk Bedirhan ALTUNBAŞ...
Henüz 19 yaşında...
Kanı kaynıyor, yüreği yerinde durmuyor.
Eskişehirspor'u öylesine sevmiş ki,
Sosyal medyada bizlere, yani Eskişehirspor sevdalılarına seslenerek;
''ELİMİZİ SAKIN BIRAKMAYIN!'' demiş...
***
Sevgili çocuk!
Koca yürekli çocuk!
Biz Eskişehirspor sevdalıları bize uzanan eli ne dün bıraktık ne de yarın bırakırız.
Yeter ki, sen elini uzat!
Yeter ki, sen elini elimizden çekme!
Hem sana hem de takım arkadaşlarına bir anımı anlatmak istiyorum.
Hem sahadaki, hem de tribünlerdeki Bizim Çocuklar zihinlerinin bir köşesine yazsınlar bu anımızı...
***
Belki 5 belki de 6 sene evveldi.
Bir gazete tarafından düzenlenen yılın sporcusu yarışmasının ödül töreni için İstanbul'daki Lütfi Kırdar Spor ve Sergi Sarayı'na gittik.
Oraya gitmemizdeki amacımız törene katılmak falan değildi.
Tören için davet edilenler arasında efsane hocamız merhum Abdullah Gegiç ve efsane kaptanımız Prof. Dr. Fethi Heper de vardı ve biz onları böylesi görkemli bir törende yalnız bırakmamak için gittik o salona.
Abdullah Gegiç hocamızı Hilton Otel'den alıp salona getirdik.
Salon'da spor, sanat ve siyaset dünyasının çok çok ünlü simaları bir aradaydı.
Tören henüz başlamamıştı ve çevrede herkes koyu sohbetlere dalmıştı.
Biz de boynumuzda ESES kaşkollarımızla Abdullah Gegiç ve Fethi Heper'in yanından hiç ayrılmıyorduk.
***
Bir ara benim dışarı çıkmam gerekti.
Dışarıya çıkıp hızlı adımlarla kaptanımız ve hocamızın yanına dönerken bir den ''Es Es Es Ki Ki Ki Eski Eski Es'' narası geldi kulağıma...
Döndüm baktım.
Hiç Eskişehirsporluya benzeyen birileri yoktu.
GS'nin merhum başkanı Özhan Canaydın beyfendi bana bakıyordu tebessüm ederek.
Benim şaşkın bakışlarım üzerine Özhan bey elini kaldırarak ''Hey ESES!'' diye seslendi.
Hemen onun bulunduğu yere doğru yöneldim.
Öylesine centilmen bir adamdı ki, benim ona doğru yürüdüğümü görünce yanındakilerden müsaade isteyip o da bana doğru yürümeye başladı.
Tokalaştık.
- Başkanım çok teşekkürler bizi onure ettiniz.
- Ben teşekkür ederim. Burda EsEslileri görmek beni sevindirdi.
Şaşkındım.
Ve tabii büyük bir gurur içindeydim.
Merhum Özhan Canaydın beyfendi koluma girdi;
- Siz buradaysanız Fethi kaptan da buradadır dedi.
- Burada tabii ki başkanım. Gegiç hocamızda burada. Biz de onlar burada oldukları için geldik.
- Biliyorum.
Dedi gülerek.
***
Özhan Bey ile kol kola bir kaç dakika yürüdükten sonra bizim grubun yanına geldik.
Özhan Canaydın, Fethi kaptan ve Gegiç ile hasret giderdikten sonra yine benim kolumu tutarak;
''Kaptan size imreniyorum. Bunca zaman geçmiş bu insanlar sizi hiç unutmamış ve sizi sevmekten vazgeçmemişler. Ne mutlu sizlere'' dedi.
Mutluyduk hepimiz.
Gururluyduk.
Kendimizi daha çok sevmiştik bu sözler üzerine.
Sohbet koyulaştı.
Benim gözüm Özhan Canaydın beyfendide.
Beklediğim oldu.
GS kulüp başkanı Özhan Canaydın kaptanımız Prof. Dr. Fethi Heper'in koluna girdi.
Ben de hemen Fethi kaptanın diğer koluna girdim.
Durumun farkında olan sadece ben ve merhum Özhan Canaydın idi.
Benim Fethi kaptanın koluna girmemle birlikte bir kahkaha attı ve;
- Yahu arkadaş halen unutmadınız mı, merak etmeyin kaptanınızı almayacağız artık!
Dedi...
***
Evet yıllar önce futbol sahalarının en parlak yıldızlarından biri olan Fethi Heper'i GS transfger etmek için çok çabalamıştı. Rahmetli Metin Oktay'ın olağanüstü çabalarına rağmen Eskişehirspor'u bırakmayan kaptanımıza bugün de sahip çıkmak bizim en büyük vazifemizdi.
Grupta durumu farkeden arkadaşlar da gülmekten kendilerini alamadılar.
Evet sevgili Bedirhan Altuntaş kardeşim...
Hemen hemen senin yaşlarına yakın bir yaşta bize elini uzatan ve bizim de elini mahşere kadar hiç bırakmamak üzere tuttuğumuz efsane kaptanımız Fethi Heper'in elini aradan yıllar geçse de bırakmadığımız gibi senin elini de bırakmayacağız.
ESES sevdası ile taçlanmış hiç bir yüreğin elini bırakmadık, bırakmayız!
Yeter ki, siz elinizi uzatın!
Yeter ki siz elinizi bizden çekmeyin!
Yeter ki siz elinize hükmeden yüreğinizi ve aklınızı ESES'ten çevirmeyin!
***
Bizim Çocuklar...
Unutmayız!
Unutursak kanımız kurusun be çocuk!
Ne Agop Mehmet'i unuturuz, ne de Ayhan Aşut'u...
Ne Aziz Bolel'i unuturuz, ne de Abdullah Gegiç'i...
Ne Abdullah Matay'ı unuturuz, ne de Selahattin Vapur'u...
Unutmayız Bedirhan kardeşim...
Eli ve yüreği bizde kalanları biz asla unutmayız.
Eskişehirspor'a gönlünü veren,
Gönlünde Eskişehirspor sızısı hisseden,
Hiç bir insan evladını biz unutmayız.
Sen ve senin gibi yüreğiyle sahada bu armanın şerefi için mücadele eden bütün arkadaşlarının;
Eli elimizde!
Yüreği yüreğimizde!
Eskişehirspor düşmanlarına karşı sahadaki ve tribünlerdeki Bizim Çocuklar'ın YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülküsü gün gelecek hedefine varacaktır.

YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
BİZİM ÇOCUKLAR UMUTTUR!

18 Nisan 2014 Cuma

Ey ruh geldiysen 3 gol at...

İlk maçı 1-0 kaybetmiştik...
Rakip Sevilla idi.
İspanya ve dünya futbolunun devlerinden biri.
Eskişehirspor ise, ülkemizde bir devrim gerçekleştirmiş olmasına rağmen Avrupa'da adını ilk kez duyuracaktı.

İspanyollar adını ilk kez duydukları bu Türk takımının mücadelesini izlerken belki içlerinden büyük bir endişe fırtınasının habercisi geçiyordu.
***

Yine yüreklerimizi kabartan bir maç.
Antalyaspor'a Türkiye Kupası  yarı final mücadelesinin ilk maçında 1-0 kaybettik.
Antalyaspor taraftarı sevinçliydi.
Fakat ikinci maçta tribünlerin boş olduğunu görünce umutsuzluklarını anladık.
Belki de Eskişehirspor'un yıllar sonra Sevilla ruhuna bürüneceği malum olmuştu onlara...
***
İkinci maç Eskişehir'de oynanacaktı.
Sevilla karşısında otoriteler ESES'e şans vermese de, ESES sevdalıları Atatürk Stadı'na tarihi bir gün yaşatıyorlardı.
Maçtan saatler önce tribünlerde adım atacak yer kalmamıştı.
Hınca hınç dolmuştu Eskişehir Atatürk Stadı.
Sanki bütün Eskişehir halkı oradaydı.
***
Türkiye Kupası'nda ikinci maçı deplasmanda, yani Antalya'da oynayacaktık.
Antalya'ya giden çok sayıda taraftarımız bize ayrılan tribünleri doldurmuştu.

Biz de Boğazın Kırmızı Şimşekleri olarak maçı mekanımızda birlikte izleme kararı aldık.
Boş Zamanlar Biranesi...
Yıllar önce Atatürk Stadı'nda olduğu gibi tarihi bir gün yaşadı bizim mekan...
Mekana en son ben geldim.
Gördüğüm manzara karşısında donup kalmıştım.
Belki o an Sevilla ruhu gelmiş ve yüreklerimize kadar girmişti.

***
Maç başladı.
ESES Avrupa devi karşısında mütemadiyen gelişen ataklarla gol ararken, kalesinde bir gol gördü.
Umutlar kırılma noktasına gelmişti.
Sevilla'nın attığı gol, ilk anda bir yıkımı başlatır gibi olsa da ESES taraftarı hiçbir zaman ümidini yitirmemişti.
Son düdük çalmadan maç bitmez diyorduk ve takımımıza destek olmaya devam ettik.
maçın sonlarına doğru, umudu tükenenler tribünden çıkmaya başlamıştı.
***
Antalyaspor, ilk maçta aldığı 1-0'lık galibiyeti muhafaza edip, 0-0 ile finale çıkmanın hesapları içinde geriye yaslandı.
ESES sürekli atak halinde ancak sonuç yok.
Topla oynama yüzdemiz bir ara yüzde 80'lere çıksa da sonuçsuz kalıyordu tüm ataklarımız.
Korktuğumuz başımıza gelmişti.
Antalyaspor kontraataklarla gelip, yoklama çekiyordu.
İşte bu yoklamaların birinde kalemizde gölü gördük.
Yine 1-0 mağlup duruma düşmüştük.
***
Sevilla'lı futbolcular 1-0 öne geçtikten sonra turu garanti görmeye başlamışlardı.
ESES'e gönül veren bir kısım taraftarımız da "9 dakikada 3 gol atmak mucize olur" diye düşünüp boynu bükük tribünleri terkediyordu.
Henüz stadın merdivenlerindeyken kulakları sağır eden "Goooooooooooooollll" sesi yükseldi semaya...
Hemen geri döndüler.
Umutlar yeniden yeşermişti.
Sonra bir daha
"Goooooooooooooooooollll"
Sonra bir daha
"Goooooooooooooooooollll"
Fethi Heper bütün Türkiye'yi ayağa kaldırıyordu.
Bütün ülke bu muhteşem zafer karşısında adeta saygı duruşuna kalkmıştı.
Ve ESES o maçı 3-1 kazanarak bir üst tura çıkmayı başarmıştı.
***
Maçın devre arasında morallerimiz bozuktu.
Mekandaki kardeşlerim, yıkılmışlardı adeta....
Umutsuzlukları gözlerinden okunsa da yürekleri kıpırdı kıpırdı halen...
Bense Sevilla maçını düşünüyordum.
Acaba yine aynısını yaşayabilir miyiz diyordum kendi kendime...
Ve "Ey ruh lütfen buralara gelecek olursan 3 gol at!" dedim kendi kendime...
***
Geleceğini hissetmiştim.
Belki de biliyordum o ruhun geldiğini...
"Biraz canlanıp saldırsak, biz atamasak bile Antalyasporlular kendi kalelerine atacaklar golü" derken arkadaşlarıma belki de o ruhtan bahsediyordum.
Öyle oldu.
Saldırdık...
Ve Antalyasporlu oyuncu kendi kalesine attı ilk gölümüzü...
***
Sevilla ruhu geri gelmişti.
Boş Zamanlar yıkılmaya razıydı dün akşam...
O ruh gelmişti bir kere...
Kısa bir süre sonra yeniden yerimizden fırladık...
"Goooooooooooollllllll"
Yıllar önce Atatürk Stadı'nda olduğu gibi umudunu kesip mekandan çıkan arkadaşlarımız geri geliyordu.
Ve biz bir kere daha o ruhla çığlıklar attık...
Bir kez daha Beyoğlu sokaklarını inlettik...
"Gooooooooooooooooolllll"
***
Sevilla ruhu 3. golünü de atmıştı.
Kimse farkına varamasa da ben o ruhu bekledim ve gördüm...
Bizler Eskişehinspor'u bugünlere sevdamızla getirdik.
Sevdalı yürekler varolduğu sürece o ruh bizi bırakmayacak.