Beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2015 Pazartesi

Beyoğlu Ülkü Ocakları "Faziletli Annemiz" Muzaffer Türkeş'i unutmadı, unutturmadı!


Hangimiz unutmadık ki; "Faziletli Anne" Muzaffer Türkeş'i!?...
Onu tanıyan bilen nesil çoktan unutmuştu...
Ve tabii olarak da Muzaffer Türkeş'i tanımayan bilmeyen bir nesil vardı şu an Ülkücü Camia'da...
8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir çok etkinlik düzenlendi.
Ülkücü camia için bu etkinliklerin en anlamlısına da Beyoğlu Ülkü Ocakları Kültür ve Eğitim Vakfı imza attı.
Ülkücü camianın hiç beklemediği bir "hareket" oldu bu belki de.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in eşi Muzaffer Türkeş'i kaybedeli tam 40 yılı geride bırakmışız.
Bu süre içersinde bu çilekeş kadının, faziletli annenin en büyük eserleri olan Başbuğ Alparslan Türkeş ve evlatları ülkemizin huzuru için mücadele etmişler, ancak belki de bu mücadelenin getirdiği hengamenin de etkisiyle unutmuşuz onu...
***
Başbuğ Alparslan Türkeş'in eşi olmak başlı başına bir mesele.
Ülkemizin bir kaosun içinde bulunduğu bir dönemde, bu kaostan kurtuluş için mücadele eden, milyonlara liderlik eden, çileli bir adamın karısı olabilmek ve bütün yaşananlara sabırla, metanetle göğüs gerebilmek...
Her babayiğidin harcı değil, ömrü sürgünlerde, tabutluklarda geçen, işkencelere maruz kalan bir koca liderin karısı olabilmek.
Yürekli bir kadın Muzaffer Türkeş...
Faziletli kadın Muzaffer Türkeş...
Bir, iki, üç, beş, dokuz değil;
Milyonlarca Bozkurt'un "Faziletli Annesi" Muzaffer Türkeş...
***
8 Mart 2015 Pazar Günü, yeniden tanıştı, Bozkurtlar, Asenalar, Faziletli Anneleriyle...
O mübarek ellerinden öpemedik belki ama;
Kimimiz Fatihalar yolladık aziz ruhuna, kimimiz gözyaşlarıyla süsledik hayır dualarımızı...
Artık Muzaffer Annemiz de yoktu, Başbuğumuz da...
Hem yetim hem öksüz kalmıştı, Bozkurtlar, Asenalar...
Beyoğlu Ülkü Ocakları düzenlediği bu etkinlikle o salonu dolduran Ülkücü Camia'nın belki de yeniden kenetlenmesine vesile oldu...
***
Beyoğlu Ülkü Ocakları Başkanı Fatih Samet Kınalı ve Ocağımızın genç Bozkurtları büyük bir başarıya imza attılar.
Salonda etkinliğin en küçük bir aksaklığa uğramaması için canla başla çaba sarfettiler.
Gencecik, pırıl pırıl arkadaşlarımız camiamıza oldukça önemli bir gün yaşattılar.
Günler öncesinden başlayan hazırlıkları birebir takip etme imkanı buldum.
Onları izlediğim her an gururlandım, umutlarım tazelendi...
Bunca emeğin karşılığında bizlere sundukları bu muhteşem etkinliğin orta yerinde genç kardeşlerimin, sevgili Ocak Başkanım Fatih Samet Kınalı için ayağa kalkıp haykırasım geldi:
- Helal olsun size! Helal olsun size!
Bağıramadım elbette...
Gözümden bir kaç damla yaş aktı.
Mutluydum...
Heyecanlıydım...
Huzurluydum...
Ve Ülkücü Camia'nın bir neferi olmaktan gururluydum...
Hiçbir şey yapamayınca o an, bu duygularımı birkaç damla gözyaşıyla taçlandırıverdim...
***
Şunu bir kez daha anladım ki; benim genç Bozkurt ve Asena kardeşlerim istedikleri vakit her daim bizleri gururlandıracak, mutlu edecek böylesine güzel etkinliklere imza atmaya hazırlar. Onlar mazimizi unutmadılar, bizlere de unutturmadılar. Biz de onları unutmazsak, bu kutlu dava mutlaka bir gün bu ülkede iktidar olacaktır...

3 Ekim 2014 Cuma

Hacıhüsrevli Ender Konca (2) "Ender Spor"

Hangi seneydi tam olarak anımsayamadım...
80'lı yılların sonu, 90'lı yılların başı...
Mahalle takımlarının revaçta olduğu bir dönem...
Hemen hemen her mahallede bir takım vardır...
Hatta bazılarında 2 -3 takım...
Kasımpaşa'da mahalle takımlarının maç yaptıkları sahalar vardı.
Dolapdere, Bayramyeri, Kulaksız ve Fetih sahaları...
Amatör küme takımlarının yanısıra bir de gayri federe olarak sınıflandırılan, bizimse "Mahalle Takımı" dediğimiz ve tamamen oyuncuların katkılarıyla kurulan takımlar...
***
Çoğu zaman bir takım içinde çıkan anlaşmazlıklardan dolayı yeni bir takım çıkardı.
Bu ikinci takımların adının başında "Öz" ibaresi olurdu.
Hani demeleri odur ki; hakiki olan biziz diğer takım çakma"
Mesela bir Öz Bayramyeri vardı.
O günlerde Beyoğlu ilçesinde en güçlü takım Öz Bayramyeri idi.
Bu takımı yenmek mümkün değildi.
Bayramyeri sahasını da onlar sahiplenmişti.
Onların sahasıydı.
Diğer takımlar maç oynadığında onlar kira bedeli alırlardı.
***
Kasımpaşa'nın en iyi oyuncularını onlar alırdı hemen.
Tam bir kolej takımı havası vardı.
Biz de yaşadık bu ihtilaf durumunu.
Köyümüz "Bademli" adına kurulmuş bir takım vardı.
Ancak biz genç gurup olarak bir şekilde ters düşmüştük.
Sanırım eski oyuncuların artık takımdan ayrılması ve genç oyuncuların oynatılmasını istiyorduk.
Öyle şimdiki halı saha takımları gibi değildik.
Başkanı, yöneticisi ve teknik direktörü olan takımlardık...
***
Neyse lafı fazla uzatmadan mevzuya inceden bir giriş yapalım.
Yaşımın henüz çok genç olmasına rağmen bir takım kurup hem teknik direktör hem de başkan olmayı kafaya koymuştum.
Takımın renkleri konusunda tek tercihim Siyah - Kırmızı idi.
Sirkeci'de forma yapan spor mağazaları vardı.
Bir kaç kez oradaki mağazalara gidip forma örneklerine baktım.
Bir taraftan da takımda oynayacak oyuncuların transfer görüşmeleri vardı.
Transfer dedimse para pul yok ortada.
Tamamen gönül meselesi...
İyi bir takım oluşturmak üzereyim.
Fakat takımdakilerin çoğu GS ve FB taraftarı.
Bunların Eskişehirspor'un renkleri olan Siyah - Kırmızı renklere itiraz edecekleri kesin görünüyordu.
***
Takımın adının başına da "Öz" koymak istemiyordum.
Herkes gibi olmamak adına yeni bir ad bulmalıydım.
Renklerinin Siyah - Kırmızı olması öncelikli amacımdı ancak GS ve FB taraftarı olan arkadaşlarımın da gönlünü almak istiyordum.
Tam bir çıkmazdaydım doğrusu...
İkilemde kalmıştım.
Derken parlak bir fikir geldi aklıma...
Gassaray ve Fenerlileri "Arkadaşlar GS'nin Kırmızısı FB'nin de Lacivertini alarak takımın renklerini Lacivert Kırmızı yapalım" diyerek kandırmayı planladım ve başardım.
İsmin de en azından kısaltması ESES'in ES'i olsun diye düşünüyordum fakat bir türlü bu kısaltmayı sağlayacak ismi bulamıyordum.
***
Türlü isimler geçti aklımdam.
Fakat bir türlü ES kısaltmasını elde edemiyordum...
Birden aklıma Ender Konca geldi.
Ender Spor yaparsam, hem Eskişehirspor'un efsane futbolcusunun adını kullanmış olacaktım hem de ES kısaltması hayalim gerçek olacaktı.
Arkadaşlara bu önerimi ilettim.
Herkes makul karşıladı.
Ancak bir arkadaşım ayrıldığımız Bademli takımının da adını kullanalım deyince Takımın adı Bademli Ender Spor olarak ortaya çıktı.
Renklerimiz de Lacivert - Kırmızı olmuştu...
***
O günlerde Ender Konca'nın Hacı Hüsrevli olduğunu bile bilmiyordum.
Tek bildiğim Eskişehirspor'un yıldızı ve İstanbul takımları dışında Avrupa'ya transfer olan ilk Türk futbolcusu olduğuydu.
Ve tabii kendisinin hayranı olduğum...
İsmail Arca bir Ender Konca iki...
Belki de bu takım ülkemizde bir futbolcunun adına kurulmuş ilk futbol takımıydı, bilemiyorum...

NOT: Bu takımla ilgili bulabildiğim tek fotoğrafı da paylaşıyorum. İlerleyen yıllarda bir de genç takım oluşturmuştuk ve Bayramyeri sahasında bir maça hazırlanırlarken biz de A takım kalecimiz Ali ile böyle poz vermişiz...

10 Mayıs 2014 Cumartesi

MHP İstanbul'da yeniden doğacak mı?

MHP, İstanbul'da bir yerel seçimi daha hezimetle atlattı.
Bu hezimetin sebepleri nelerdi?
Bu hezimetin sebeplerinden birisi İstanbul teşkilatı mıydı?
Bunlar uzun uzun tartışıldı.

Sebepler ne olursa olsun, sorumluluk elbette teşkilatımıza aittir.
Ve bunun gereği olarak da seçimlerin hemen ardından hezimeti yaşayan İl ve ilçe başkanlarının topluca istifa etmeleri en makul ve mantıklı eylem olacaktı.

Bize yakışan bu olmalıydı.
Hezimetin sebebi olmayabilirdik, ancak sorumlusu olduğumuz açıktır.
***
10 yıla yakın bir zamandır aralıksız olarak Beyoğlu İlçe Teşkilatı'nda Basın ve Propaganda'dan sorumlu başkan yardımcısı ve Başkan danışmanı olarak görev yaptım.
Yaşanan bu hezimetin sorumluluğunu en ağır bir şekilde hissediyorum.

Birlikte çalıştığım ilçe başkanlarım, Müjdat Öztürk, Osman Gür ve Murat Doğan ile çok güzel ve faydalı çalışmalara imza attık.
Çalışma konusunda vicdanım çok rahat.
Allah'ın izniyle elimizden gelenin en güzelini yapmaya çalıştık.
Yönetim Kurulu'ndaki tüm arkadaşlarım adına vicdanımızın oldukça rahat olduğunu söyleyebilirim.
Ancak son seçimlerde gördük ki, bu çalışmalarımız halkımızın bize oy vermesini sağlayamadı.
Bunun sorumlusu da bizleriz.
Bu sorumluluğun gereği olarak, seçimlerin hemen sonrasında topluca istifa edilmeliydi.
Seçim sonunda hezimete uğrayan tüm ilçe yönetimleri ve il yönetimi istifa erdemini sergileyebilmeliydi.
Yapamadık ve görevden alınma ile muhatap olduk.
***
Genel Merkez'in bu tavrı son derece yerinde olmuştur.
İstanbul artık MHP içinde bir kangren vakası durumuna gelmiştir.
Kangren olmuş parmağı kesmezseniz kolunuzu, bacağınızı kaybedersiniz.
İstanbul'da yapılan bu operasyon, bir yeniden doğuş operasyonu haline gelmelidir.
Bu noktada bu partiye ve ideolojiye gönül vermiş, ömür vermiş bir nefer olarak görüşlerimi açıklamayı bir vazife olarak görüyorum.
Teşkilatlarımızdaki en büyük eksiklik sevgisizlikti.
Birbirini sevmeyen insanların oluşturduğu topluluklar başarısızlığa mahkumdurlar.

Ne yazık ki, İstanbul genelinde bu bir hastalık gibiydi.
İl yönetiminde birbirini sevmeyen insanlar,
İlçe yönetiminde birbirini sevmeyen insanlar...
***
Bir ilçe başkanı bir diğer ilçe başkanının başarılı olmasından rahatsızlık duyabiliyor.
Aynı ilçe yönetimi içinde birbirinin başarılı olmasını hazmedemeyen insanlarımız var.

Bir kongreden diğer kongreye kadar geçen süreçte birbirini düşman olarak gören dava arkadaşlarımız var.
Teşkilat içinde birbirine köstek olan/olmaya çalışan o kadar çok dava arkadaşımız var ki, siyasi rakiplerimizin uğraşmalarına hiç gerek kalmadı. Biz gerekeni birbirimize yaptık zaten.

Şimdi yeni bir dönem başlayacak.
Bu yeni dönem yeniden doğuş olmalı.

Birbirini sevmeyen dava arkadaşlarımız sırf denge kurmak adına bir arada çalışmaya zorlanmamalı.
Kongreler, belirlenen tarihte başlamalı ve gerçek anlamda bitmeli.
Kongrelerde yaşanan rekabet düşmanlık noktasına vardırılmamalı.

Hepimiz şunu çok iyi anlamalıyız ki, biz siyaset adamı değil dava adamıyız.
Bu dava bize hangi vazifeyi veriyorsa o vazifenin neferi olmayı bilmeliyiz...
***
Yeni yapılanmada görev alacak olan arkadaşlarımız halkın içine girmelidir.

Halk bizi halen Ülkücü/Mafya olarak tanıyor İstanbul'da.
Biz bunu her ne kadar inkar etsek de halk böyle biliyor.
Halen insanlar ne zaman başları derde girse "Nerde bu Ülkücüler" diye feryat ediyor.
Halk bizi Türkiye'yi gelecek nesillere taşıyacak bir siyasi hareket olarak değil, başı derde girdiğinde onu kurtaracak bir hareket olarak görmeye devam ediyor.
Halen bir çok insan, beni arayarak "Hocam şerefsizin birinde paramız kaldı naparız?" diye sorabiliyor.
Kızı taciz edilen bizi arıyor,
Oğlu dayak yiyen bizi arıyor,
Evine hırsız giren bizi arıyor,
Evladı uyuşturucu batağına saplanan bizi arıyor...
Ama bu insanlar bize oy vermiyor...
İşte bütün mesele burada!
***
Tamam!
Biz bu milletin bütün manevi değerlerinin en büyük bekçisiyiz...
Vatan için, bayrak için, ezan için gerektiği vakit canımızı yok sayarız...
Fakat biz sadece bu değiliz artık.
Biz Karakol değil, bu ülkeyi gelecek nesillere taşıyacak, milli ve manevi değerlerin yok edilmesini engelleyecek, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü sonsuza kadar sürdürecek bir siyasi partiyiz.
Halkla bütünleşmeli,
Halkı dinlemeli,
Halkımızı anlamalıyız ki, biz de kendimizi halkımıza dinletip, halkımıza anlatabilelim...
***
Eksiklerimiz çok.
Zaman zaman bu konulara değineceğiz.
İnşallah önümüzdeki yeni dönem partimiz için İstanbul'da yeniden doğuş dönemi olacaktır.
Allah yar ve yardımcımız olsun...


10 Nisan 2014 Perşembe

Beyoğlu'nda "ÖCÜ SİYASETİ" Kazandı, Beyoğlu halkı kaybetti...

Beyoğlu'nda oldukça ilginç bir seçim süreci ve sonucu yaşadık.
10 Yıldır görev yaptığı Beyoğlu'nda kendi tabanı tarafından bile istenmeyen adam ilan edilen Ahmet Misbah Demircan'ın oylarını arttırarak yeniden kazanması 10 yıldır Beyoğlu'na büyük hizmetler yaptığı anlamına gelmiyor.
2 dönemdir görev yaptığı Beyoğlu'nu yaşamaya layık bir yer olarak bile görmeyen Demircan'ın bu kadar önemli bir fark atarak kazanmasının belli nedenleri var.
Bu nedenlere şöyle bir göz attığımız vakit belirgin olarak iki sebep öne çıkıyor.

1. Recep Tayyip Erdoğan faktörü
2. Öcü siyaseti.
***
2002'den bu yana Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı her işin, söylediği her sözün doğru olduğuna sorgusuz sualsiz inanan büyük bir halk kitlesi oluştu.

Bu kitleyi oluşturmak büyük bir maharet.
Bu gerçeği inkar etmek mümkün değil.

Halkımız inanmak istemediğine, akıl ve mantığının kabul etmediğine bile "Tayyip yapıyorsa, Tayyip söylüyorsa vardır bir bildiği" tarzında bir düşünce ile kabul gösterebiliyor.
Hal böyle olunca Recep Tayyip Erdoğan kimi işaret ederse o seçilmek zorundadır.
Beyoğlu'nda da bu gerçek değişmedi.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'nin temayül yoklamalarında bile en alt sıralarda kalan A. Misbah Demircan bu sayede oylarını arttırarak seçimi kazandı.
***
Bir diğer önemli faktör de AKP'nin yürüttüğü "öcü siyaseti"...
Yıllar önce CHP'nin yürüttüğü bu öcü siyaseti bu kez CHP'ye yöneldi.
Bilenler bilir.
Anımsayınız...
CHP yıllarca din eksenli siyaset yürütenleri öcü olarak gösterdi millete.
"Bunlar gelirse laiklik elden gider"
"Bunlar gelirse kadınları evlere kapatırlar"
"Bunlar gelirse rakı içenleri idam ederler"
"Bunlar gelirse Cuma günleri tatil olur, namaz kılmayanları hapse atarlar"
Bu tarz nice söylem ortaya atmıştı CHP vakti zamanında.
Bu öcü siyaseti sayesinde zaman zaman merkez sağ ve milliyetçi kesimin oylarına da talip olmuşlardı.
***
Gün geldi devran döndü öcü siyaseti bu kez de CHP üzerinden yapılmaya başlandı.
30 Mart 2014 seçimlerinde AKP'nin öcüsü CHP oldu.
"Bize oy vermezseniz CHP gelir"
"CHP gelirse başörtüsü yeniden yasak olur"
"CHP gelirse her tarafı çöp götürür"
"CHP gelirse camiler ahır olur"
Ve daha bir çok söylemle CHP bir öcü olarak gösterildi.
Halkımız düşünmekten erinen bir halk.
Kim daha etkili söylerse ona inanmayı daha kolay görüyor.
Hakkını yemeyelim başbakan bu konuda çok mahir.
AKP'liler de din ekseninde söyledikleri her şeye halkı inandırabiliyorlar.
Hiç kimse "Yahu arkadaş İzmir'de CHP var acaba İzmir'de çöpler toplanmıyor mu?" diye kendi kendine soran olmaz.
***
Öcü siyaseti Beyoğlu'nda da çok etkili oldu.
Özellikle MHP ve SP seçmenine yönelik olarak "Osman GÜR'e oy verirseniz CHP kazanır, Mustafa Kaya'ya oy verirseniz CHP kazanır" tarzındaki kara propaganda söylemleri ile her iki partinin de oylarını çalmayı başardılar.
Her iki partininde geçtiğimiz dönemdeki oyları ile bu dönemdeki oylarını kıyasladığımız vakit aradaki farkın AKP hanesine yazıldığını görebiliyoruz.
Hem MHP seçmeni hem de SP seçmeni bu öcü siyasetinin rüzgarına kapılıp CHP gelmesin diye istemeyerek de olsa AKP'ye oy verdi.
Ancak şunu düşünemediler.

Beyoğlu için bugüne kadar bir kaç sokak ve meydan düzenlemesi ile sokakları süpürmekten başka hiç bir iş yapmayan, bir nikah salonu bile yapamayan bir belediye başkanına karşı kendi partilerinden en az 3-4 tane Meclis Üyesi sokarak bu kötü gidişe dur diyebilirlerdi.
CHP de gelmiş olsa meclisde kendilerini temsil eden birileri olabilirdi.
***
Bana göre bu seçimlerde kaybeden sadece Beyoğlu halkı oldu.
Bugüne kadar sadece rant lobisine hizmet eden, kentsel dönüşüm adı altında zenginlerin daha da zenginleşmesi üzerine projelere imza atan Misbah Demircan bir 5 sene daha bu hizmetlerine devam edecek.
Bunun karşısında, Beyoğlu'nda seçimlere ciddi anlamda tek proje ile çıkan, hazırladığı tüm projeleri sadece halka hizmet amacı taşıyan tek aday MHP'li Osman GÜR büyük bir çoğunluğun istemesine rağmen büyük bir hüsran yaşadı.
Bu hüsranın asıl muhatabının Beyoğlu halkı olduğunu halkımız ilerleyen zamanlarda çok daha iyi anlayacaktır.


25 Mart 2014 Salı

Beyoğlu'nda MHP ve Osman GÜR Coşkusu...



30 mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimler öncesinde tüm yurtta olduğu gibi İstanbul – Beyoğlu’nda da Milliyetçi Hareket Partisi’ne halkımızın büyük bir teveccüh gösterdiği görülmektedir. MHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı Osman GÜR’in 24 Mart Pazartesi günü yaptığı “Büyük Beyoğlu Mitingi”ne Beyoğlu halkının gösterdiği ilgi Beyoğlu’nda MHP iktidarının çok yakın olduğunun en açık göstergesiydi.

Kasımpaşa Kızılay Meydanı’nda yapılan ve mehteran konseriyle başlayan mitinge eski bakanlarımızdan Murat Başesgioğlu ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan’da katılarak birer konuşma yaptılar ve Osman GÜR’e destek istediler.  Mitinge ayrıca çok sayıda il yöneticisi ve İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı da katıldılar.

Miting’de Beyoğlu halkına hitap eden MHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Osman GÜR;  45 yıldır Beyoğlu’nda yaşadığını belirterek “Şu an Beyoğlu’nun yönetmeye talip olan adaylar arasında Beyoğlu’nda yaşayan tek aday benim. Mevcut Belediye başkanı  da dahil olmak üzere diğer partilerin adaylarının tamamı yaşamaya değer görmedikleri beyoğlumuzu yönetmeye talip oluyorlar. Beyoğlu’nda yaşamaktan kaçıyorlar ama Beyoğlu’nu yönetmeye talip oluyorlar. Ey Beyoğlu halkı, Ey Kasımpaşa halkı şimdi size soruyorum, Beyoğlu’nda yaşamaktan bile kaçınan bu adaylara mı oy vereceksiniz yoksa 45 yıllık komşunuz olan bu kardeşinize mi oy vereceksiniz!?” dedi.

SORUNLARI DA ÇÖZÜM YOLLARINI DA EN İYİ BEN BİLİYORUM

MHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı Osman GÜR konuşmasına Beyoğlu ile ilgili rakamsal bilgiler vererek devam etti. Geçmiş dönemde Beyoğlu’na hizmet eden tüm belediye başkanlarına teşekkür eden Osman Gür sözlerine şöyle devam etti: “ Beyoğlu için hizmet veren herkesten Allah razı olsun. Geçmişteki tüm belediye başkanlarımız bir şeyler yapmaya gayret ettiler. Biz bugüne kadar Beyoğlu’nun hakettiği oranda hizmet almadığını, Beyoğlu’nun kötü yönetildiğini düşünerek aday olduk. Beyoğlu’nu Beyoğlu’nda yaşayanların yönetmesi gerektiğini düşünerek aday olduk. 45 yıldır sizlerle birlikte Beyoğlu’nda yaşıyorum ve Beyoğlu’nun sorunlarını en iyi ben biliyorum. En az sizler kadar biliyorum. Beyoğlu’nda yaşamayanlar Beyoğlu’nun sorunlarını bilemez ve çözüm de üretemez. Biz hem sorunlarımızı hem de çözüm yollarını en iyi bilenleriz. Çünkü biz Beyoğlu’nda yaşıyoruz.”

KASIMPAŞA TÜRK KÜLTÜR PARKI PROJESİ

Osman GÜR, projelerini de anlattı. Kasımpaşa’da kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edilen geniş bir arazi üzerine tesis edilmesi planlanan devas projenin adı KASIMPAŞA TÜRK KÜLTÜR PARKI. AKP’li mevcut Belediye Başkanının plazalar ve AVM’ler yapmayı planladığı bu alana MHP adayı Osman GÜR, tamamen Beyoğlu halkının ihtiyaçlarının karşılanacağı dev bir sosyal kompleks projesi hazırladı. Projenin içinde nelerin olduğunu anlatan Osman GÜR şunları söyledi “ Değerli Beyoğlu halkı, bu projenin içinde en temel ihtiyacımız olan bir evlendirme sarayımız var. Beyoğlu halkının 10 yıl sonunda başka ilçelerde nikah yapmak zorunda bırakan AKP’li belediye başkanımızın aklı başına yeni gelmiş. Biz bu projeyi açıkladıktan sonra “ben de bir nikah salonu yapacağım” diyerek milletimizi kandırmaya çalışmaktadır. Adama sormazlar mı arkadaş, sen 10 yıldır Beyoğlu’nu yönetiyorsun ve 10 yıldır Beyoğlu’na bir nikah salonu bile yapamadın, aklın başına yeni mi geldi”

SEMT HASTANESİ, KASIMPAŞA KENT MÜZESİ, EĞİTİM MERKEZLERİ, ÖĞRENCİ YURTLARI….

Beyoğlu’nda çok büyük bir sağlık sorunu olduğuna dikkat eçeken Osman GÜR projelerini anlatmaya devam ederken Taksim İlk Yardım Hastanesi’nin kapatılması konusuna da değindi. Osman GÜR sözlerine şöyle devam etti: “Taksim İlk Yardım Hastanemizin kapatılmaması için çok mücadele ettik. Özellikle sayın Genel Başkan yardımcımız celal Adan bey ve diğer İstanbul Milletvekillerimiz vasıtasıyla TBMM çatısında bu yıkımın durdurulması için çok büyük mücadeleler verdim. Önce hastanenin yıkılarak yerine yeniden daha güzel bir hastane yapılacağını söyleyen AKP’li Sağlık Bakanlığı daha sonra sus pus oldu. Çeşitli dedikodular dolaşıyor ve AKP bunları yalanlamıyor. Taksim İlk Yardım Hastanesi  boşaltılalı aylar oldu ancak halen hiçbir şey yapılmadı. Seçim sonrasını bekliyorlar. Seçimlerden aynı oy oranlarını yakalayarak çıkarlarsa halkımıza oradaki gerçeği gösterecekler, Peki nedir oradaki gerçek. Ey Beyoğlu halkı Taksim İlk yardım Hastanemizin yerine büyük bir otel yapılacak. Eğer bunlara oy verirseniz bunda sizin de katkınız olacak lütfen bu gerçeği unutmayalım.”
kasımpaşa Türk Kültür Parkı Projesi içinde bir de polikilinik hizmetleri verecek olan Semt hastanesi’nin bulunacağını söyleyen Osman Gür, sözlerine şöyle devam etti: “  Kasımpaşa Türk Kültür Parkı içinde tam donanımlı uzman hekimlerimizin bulunacağı bir semt hastanemiz yer alacak. Bir turizm kenti haline gelen ilçemizdeki 35 bin yatak kapasiteli oteller ve restaurantlarda kendi gençlerimizin çalışmasını sağlamak üzere , Turizm Otelcilik Eğitim Merkezi kuracağız.  Yine gençlerimizin işsizlik sorununu çözmek amacıyla bir Teknoloji Eğitim Merkezi kuracağız. Bünyesinde 7 üniversite bulunduran ilçemizde ne yazık ki, öğrenci yurdu bulunmamaktadır. Bu projemizin içinde bir de Öğrenci Yurdumuz olacaktır.”

KASIMPAŞA KENT MÜZESİ, YÜRÜYEN MERDİVENLER VE ŞİİR PARKI
Kasımpaşa’nın tarihinin önemine de değinen MHP Beyoğlu Belediye Başkan adaya Osman GÜR Kasımpaşa halkına da önemli bir müjde verdi. Ülkemizdeki en önemli semt kültürü merkezlerinden biri olan Kasımpaşa’ya bir Müze kurulacağı müjdesi veren Osman GÜR sözlerini şöyle sürdürdü: “ Ülkemizin bir ucundan bir ucuna büyük bir nam salmış olan Kasımpaşa semtimizin bu şanlı tarihini gelecek nesillere aktarmak maksadıyla KASIMPAŞA TÜRK KÜLTÜR PARKI PROJESİ  dahilinde bir de Kasımpaşa Kent Müzesi kuruyoruz değer Kasımpaşalılar. Biz öyle Kasımpaşa için hiçbir şey yapmadan orda burda Kasımpaşalıyız diye hava basmayız. Kasımpaşalıyız demekle Kasımpaşalı olunmuyor. Kasımpaşa’ya hizmetkar olmak lazım. Ecdadının kabrini bile Kasımpaşa’dan  taşıyanlar Kasımpaşalıyım diye caka satamaz. İşte size hizmet; artık Kasımpaşa’nın tarihi karanlıkta kalmayacak. Kasımpaşa’nın tarihi kuracağımız müze ile genç nesillerimizin geleceğini aydınlatacak.”

Beyoğlu’ndaki dik yokuşların çokluğuna dikkat çeken Osman GÜR, yapılacak olan yürüyen merdiven sistemleri ile Beyoğlu halkının soluk soluğa yokuş tırmanmasının da önüne geçeceklerini söylerek sözlerine şöyle devam etti: “ Birileri hemen bu projemizi de araklamışlar. Biz öyle laf olsun diye proje açıklamıyoruz. Cihangir, Kasımpaşa ve Sütlüce’de üç adet yürüyen merdiven yapacağız ilk etapta. Biz bu projemizi açıkladıktan sonra diğer partilerin de bir çoğu “Biz de yapacağız” diye ortaya çıkıverdiler. Siz ancak böyle bizim projelerimizin arkasından koşarsınız. Çünkü siz Beyoğlu’nda yaşamıyorsunuz ve bu yokuşlarda bu milletin yıllardır neler çektini de bilemezsiniz. Projelerimiz bu kadar değil elbette değerli Beyoğlulu hemşehrilerim. Şundan emin olun ne sıkıntı çekiyorsanız biz MHP olarak o sıkıntıları gidermek için projeler geliştiriyoruz. Örneğin Kasımpaşa’daki otopark ve buna bağlı olarak trafik sorunu bizim için tam bir çile. Kasımpaşa Türk Kültür Parkı’nın alt kısmına yapacağımız iki katlı ve 3500 araç kapasiteli otopark ile bu sorunu da büyük ölçüde çözeceğiz. Allah’ın izni sizlerin desteği ile bu projeyi 2 yıl içinde tamamlayıp bambaşka bir Kasımpaşa sunacağız sizlere.”
Beyoğlu’nun kültürel bir merkez olduğunu da anımsatan Osman GÜR, Beyoğlu’nda artık kitapçıların kapatılamayacağını, kültür ve sanat etkinliklerine en üst düzeyde özgürlükler ve faaliyet alanları sunulacağını belirterek şunları söyledi: “Beyoğlu; şairlerimize ilham kaynağı olan Beyoğlu… Tarih boyunca bünyesinden birçok şair ve yazar yetiştirmiş Beyoğlumuz için  çok önemli bir projemiz var. Beyoğlu’na bir ŞİİR PARKI armağan edeceğiz Allah’ın izniyle. Cihangir’de yapacağımız bu şiir parkında Beyoğlu’nda yaşamış ve yaşamakta olan şairlerimizin büstleri ile birlikte anıları yaşatılacak. Burada her ay şiir dinletileri düzenlenecek ve buradan söz veriyorum ülkemizin en büyük Şiir Festivalini MHP iktidarıyla birlikte biz yapacağız”

RANTSAL DÖNÜŞÜM DEĞİL, YERİNDE DÖNÜŞÜM

Konuşmasının son bölümünde kentsel dönüşüm alanı ilan edilen bölgelerde yapılacak çalışmalara değinen Osman GÜR, özellikle Okmeydanı’nda büyük bir talan ve vurgun projesinin yürütülmekte olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Beyoğlu’nda 50 yıllık tapu sorununu çözdük sloganıyla caka satanlar bugüne kadar kaç vatandaşımıza tapu verdiklerini de açıklamalıdırlar. Mevcut iktidar sadece ratn lobisine hizmet ediyor ve burada yeni rantiye alanları açmak için projeler geliştiriyor. Beyoğlu halkı yerinden yurdundan ediliyor ve kendi yurtları zengin zümreye peşkeş çekiliyor. MHP ikitidarında Rantsal Dönüşüm bitecek Yerinde Dönüşüm başlayacak. Hiçbir vatandaşımız yerinden yurdundan edilmeden yerinde dönüşüm yapılacak ve çözüm yollarını vatandaşlardımızla birlikte tartışarak bulacağız. Kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarla değil, aynı sokaklarda, aynı evlerde vatandaşımızla pazarlık ederek 50 yıllık tapu sorununu kökünden kazıyacağız”

Kızılay Meydanı’nın tamamen dolduğu mitingin son bölümünde eski bakanlarımızdan ve MHP, MYK üyesi Murat Başesgioğlu AKP iktidarı tarafından yürütülen çözüm sürecinin bir ihanet sürecine dönüştüğüne dikkat çekerek, “Bu seçimlerde sadece belediye başkan adaylarımız için değil, bu ihanet sürecinin sona ermesi için de oy vereceksiniz” dedi.
MHP Genel Başkan Yardımıcısı Celal Adan ise, hükümetin yaptığı 4 binin üzerindeki imar değişikliklerine dikkat çekerek; “Hükümet 11 yılda 4 bin imar değişikliği yaptığı. Her yerde kendilerine ve yandaşlarına rant alanı açabilmek için sürekli imar değişikliği yapıyorlar. Bakınız Beyoğlu’nda Osman GÜR gerçekten mükemmel projeler hazırlamış. Gösterdiğiniz bu ilgiden de anladığım kadarıyla Beyoğlu halkı Osman GÜR’ü bağrına basmış. 30 mart günü Beyoğlu belediyesinin burçlarına üç hillal MHP bayrağı asılacak inşallah”

8 Mart 2014 Cumartesi

Beyoğlu'nda Osman GÜR fırtınası!

Herkes şaşkın!
Taraflı tarafsız herkes MHP adayı Osman GÜR'ün böylesine bir fırtına koparacağını beklemiyordu Beyoğlu'nda.
MHP'nin son yerel seçimlerde aldığı 13 bin oy hepsini yanılttı.
Yüzde 10'u bile bulmayan bir oy oranıyla seçimlere katılan Osman GÜR'ün böylesine şiddetli bir patlama gerçekleştireceğini kimse beklemiyordu.
Herkes şaşkın,
Herkes çaresiz...
MHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı olarak Osman GÜR'ün adını açıkladığı vakit ciddiye almayanlar bugün halkımızın büyük bir çoğunluğunun Osman GÜR'e yönelmesi karşısında uğradıkları ruh halini çok merak ediyorum.
***
MHP'yi sadece slogan partisi olarak görenler,
MHP'yi seçime katılmış olmak için seçime katılan bir parti olarak görenler,
Osman GÜR "Beyoğlu'nda tarih yazacağız" dediği vakit burun kıvıranlar bugün Beyoğlu'nda esen Osman GÜR fırtınasının gazabına uğramış durumdalar.
Kara propagandalar yapıyorlar...
Pankartlarını kesiyorlar...
Medya kuruluşlarında MHP projelerine yer vermiyorlar...
Ama nafile...
Dün itibariyle MHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı çok geriden başladığı yarışta az farkla da olsa öne geçti ve 1. parti konumuna oturdu.
ALO FATİH hattı anketleriyle halkımızı kandırmaya çalışanlara artık halkımız itibar etmiyor.
Beyoğlu halkı MHP'ye koşuyor...
MHP adayı Osman GÜR halkıyla kucaklaşıyor her semtte, her mahallede, her sokakta...
***
Beyoğlu Belediye Başkanı ve AKP'nin adayı Ahmet Misbah Demircan gittiği yerlerde esnaf tarafından protesto ediliyor.
Belediye çalışanları ve AKP üyeleriyle ev toplantıları yapıp "halkımızla buluştuk" diyor...
Belediyenin tüm imkanlarını kendi kampanyası için kullanıyor.
Osman GÜR hakkında kara propaganda yürütüyor.
"Oyları bölüyorlar" diyor.
Ey Misbah Demircan, halk gidebildiğin her sokakta sana haykırıyor duymuyor musun:
"Oyları bölme, oyları çalma, Osman GÜR'ün önünü kesme çekil aradan parazit yapma" diyor sana Beyoğlu halkı duymuyor musun!?
AKP'ye verilecek her oyun CHP'ye yarayacağını bu halk anladı artık Misbah Demircan...
Sen iyisi mi camilerde bol bol namaz kıl ve namaz kılarken çekildiğin fotoları sosyal medyada reklam aracı kullan. Başka çaren kalmadı! Hatta sakal bırakıp cübbe giy, daha etkili olur...
***
Beyoğlu halkı bütün adayların projelerini incelemeli.
AKP'nin yıkım projelerini ve CHP'nin tırtıklanmış projelerini mutlaka inceleyin.
MHP adayı Osman GÜR'ün projelerini de inceleyin.
Hangi aday HALK için proje üretiyor, hangi aday RANT için proje üretiyor halkımız görmeli.
Rant Lobisi'ne hizmet eden projeler ile Halk'a hizmet eden projeleri kıyaslayın.
Osman GÜR şu an 1 puan önde, ancak eminim medyanın görmezden geldiği dev projeleri halkımız görme fırsatı buldukça bu fark daha da açılacaktır.
CHP adayı Aylin KOTİL 10 proje açıklıyor.
Projelerden 3 tanesi MHP adayı Osman GÜR'den aşırma...
Proje olarak açıkladığı diğer 7 hizmet ise, mevcut belediye tarafından halen yürütülmekte olan projelerdir.
Yani boş, bomboş bir Aylin Kotil var önümüzde.
CHP seçmeni bu boş projelere mi oy verecek?
AKP seçmeni, Kasımpaşa'nın elde kalan son büyük arazisini yapacağı Gökdelenler ve AVM'lerle zenginlere peşkeş çekecek olan Ahmet Misbah Demircan'a mı oy verecek?

***
30 Mart'a çok az bir zaman kaldı.
30 gün önce Osman GÜR ve MHP camiası "bir tarih yazmak için" yola çıktılar.
Durmadan yılmadan yorulmadan çalıştılar.
Şimdi işleri daha da zor.
O tarihi yazmak artık an meselesi...
Gerekirse uyumadan,
Gerekirse yemeden içmeden...
Gece gündüz tempolarını arttırarak çalışmak zorundalar...
Beyoğlu'nu Beyoğlu'nda yaşamayanların elinden kurtarmak için...
Beyoğlu'nu rant ve medya lobisinin elinden kurtarıp, halka teslim etmek için...
Osman GÜR ve MHP camiasına çok iş düşüyor...
Az kaldı, kale yıkılmak üzere...

4 Mart 2014 Salı

Beyoğlu'nda ALO FATİH ANKETİ: MHP'de artış 1 puan (!)

ORC adlı şirket Beyoğlu'ndaki yerel seçimler öncesinde bir anket yayınladı.
Ankete baktığımız vakit ALO FATİH hattı mahsulü bir anket olduğunu hemen anlayabiliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde bir ağabey anlattı.
Sevdiğimiz saydığımız lafına sözüne güvendiğimiz abdestli namazlı bir ağabey...
Kızılay Meydanı'nda bir hanım anket yapıyor.
Anketin ana teması "Beyoğlu'nda kime oy vereceksiniz?" sorusunun cevabı...
İki tane hanım ablamıza yanaşıyorlar.
Bu ağabeyimiz de anket yapıldığını görünce tezgaha yanaşıp sırasını bekliyor.
Hanımlar rahatsız olmasın diye bir iki adım geri çekiliyor...
Bilirsiniz bu anket soruları bir gariptir.
Falan olsaydı da filan olmasaydı...
O olaydı da bu olmayaydı...
Cart curt tarzı sorulardan sonra can alıcı soru gelir...
"30 Mart Yerel Seçimleri'nde oyunuzu hangi partiye vereceksiniz?"
Bayanlardan biri cevap verir...
- Osman GÜR, MHP yani...
- Hımmmmm
- ?
- Peki biliyor musunuz, MHP'nin oy oranı çok düşük, oyunuz boşa gitmez mi sizce?
***
Zurnanın zırt dediği nokta burası işte...
Duruma tanıklık eden ağabeyimiz oraya kadar sabredebilmiş,
Ama kibarlığı da elden bırakmamış...
- Hanımefendi sen bir anketörsün insanları bu şekilde yönlendirmeye utanmıyor musun?
Diye kibarca çıkışır.
Kadın şirrettir çıkar.
- Biz hanımefendilerle sohbet ediyoruz size ne?
Diyerek ağabeyimize karşılık verir.
Kısa bir tartışma sonrasında kadın tezgahı toplayıp uzaklaşır...
İşte bu yayınlanan son anketi görünce bu vakıa geldi aklıma.
AKP Beyoğlu'nu kaybetmek istemiyor.
CHP'nin elinden seçim almak çok kolay geliyor onlara...
Ötesi berisi bir ampul söndürmeye bakar.
CHP'liler çıkar seçimi kazandık diye şampanya patlatır, bir yerlerde ampuller söner ve bir de bakmışsınız, Zati Sungur misali şapkadan tavşan çıkmış. 

Fakat rakip MHP ve Osman GÜR olunca durum değişiyor...
Osman GÜR Beyoğlu halkının en çok sevdiği aday.
Halkın içinden biri...
Adaylığını açıkladığı günden bu yana Beyoğlu halkının müthiş ilgisiyle karşılanıyor her sokakta...
Hal böyle olunca da bir takım ayak oyunları devreye giriyor tabii ki...
***
ALO FATİH hattından yayınlanan ORC imzalı anketin sonuçlarına bir bakalım.
Misbah Demircan : % 36.5
Aylin Kotil : % 31.9
Osman GÜR: % 10.5
Mustafa Kaya: % 4.1

Diğer: 5.4
Kararsız: % 11.6

AKP yüzde 1 oy kaybına uğramış geçen seçimlere göre.
CHP yüzde 6 artış göstermiş.
MHP de yüzde 1 artış sağlamış.
SP ise yüzde 6'lık bir kayıp yaşamış ankete göre...
***
Bağımsız tNt adlı bir şirkete yaptırılan bir ankette ise, durum şöyle:
AKP: Yüzde 27.8
CHP: Yüzde 24.0
MHP: Yüzde 22.3
HDP Yüzde 5.7
SP: Yüzde 4.2

Diğer: Yüzde 2.3
Kararsızlar: Yüzde 13.7
İki anketin sonuçlarına baktığımız vakit, ALO FATİH hattının nasıl çalıştığını gayet net anlayabiliyoruz.
Halka "Osman GÜR'e oy verirseniz CHP kazanır" şeklinde bir kara propaganda yapan güçler işte bu manzaradan korkuyorlar. MHP'nin adayı her geçen gün yükselen oy grafiği ile Misbah Demircan ve AKP'yi ürkütüyor.
Beyoğlu halkı Osman GÜR'ün bu denli güçlü olduğunu görürse birinci parti olur korkusuyla ALO FATİH hattı devreye giriyor.
- Alo Fatih, MHP'nin oylarını al çöpe at!
***
Beyoğlu'nda Osman GÜR tarih yazacak.
Çünkü Osman GÜR, halkın adamı, halkın adayı...
10 yıldır Beyoğlu'nu yönetip, halen Beyoğlu'nu yaşanacak bir yer olarak görmeyip Beyoğlu dışında ikamet eden bir adayın korkması son derece doğaldır elbette...
2 aydır pankart avcılığı yapan güçler, şimdi de anket avcılığına başladılar.
Amaçları yürüttükleri kara propagandayı bu tür anketlerle desteklemek.
Beyoğlu halkı artık bu tür oyunları yutmuyor.
Halk kendi anketini kendisi yapıyor.
Pankart avcılığınız ve anket oyunlarınız kaçınılmaz sonu geciktiremeyecek...
Vakit geliyor...
Beyoğlu'nu yaşamaya değer görmeyenler, Beyoğlu'nu yönetemeyecekler...


26 Şubat 2014 Çarşamba

Osman GÜR de kim oluyormuş!?

Osman GÜR'ü tanımayanlar böyle diyorlar...
"Osman GÜR de kim oluyormuş!?"
Şaşkın ördekler!..
Anketler yaptırıyorlar, yayınlayamıyorlar...
Çünkü kendi yaptırdıkları anketlerde bile MHP adayı Osman GÜR almış başını gidiyor.
"Olamaz yahu! Bu Osman GÜR de kim oluyormuş!?" diye hayıflanıyorlar...
Çünkü onlar Osman GÜR'ü tanımıyorlar...
Çünkü onlar Beyoğlu'nda yaşamıyorlar.
Beyoğlu'nda yaşasalardı Osman GÜR'ü tanırlardı...
Osman GÜR'ü tanısaydılar;
"Kaybedeceğimiz seçime girmeyelim" deyip aday olmazlar ve kendilerini böyle heder etmezlerdi.
***
Evet MHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı Osman GÜR seçime 1 ay kadar bir zaman kala bütün tahminleri alt üst ediyor.
Yayınlanamayan anketlerde MHP oyları her geçen gün artıyor.
Osman GÜR ile göz göze gelen her vatandaşımız;
Kararsızlar safından çıkıp, Osman GÜR safına geçiyor.
Çünkü halk Osman GÜR'ün gözlerinde kendisini görüyor.
Hayatını Beyoğlu'na adamış, bir Beyoğlu sevdalısı görüyor halkımız Osman GÜR'ün gözlerinde.
Osman GÜR ile tokalaşıp selamlaşan her vatandaşımız;
"Osman GÜR kazanırsa ben kazanacağım" diyebiliyor...
***
Beyoğlu'nu tanımayanlar Osman GÜR'ü de tanımazlar elbet...
Beyoğlu'nda yaşamayanlar Osman GÜR'ü de tanımazlar elbet...
Rant lobisinin ve medya lobisinin adayları Osman GÜR'ü tanıyamazlar elbet...
Çünkü Osman GÜR, Beyoğlu'nda yaşıyor,
Çünkü Osman GÜR, Beyoğlu'nu iyi tanıyor,
Çünkü Osman GÜR, ne rant lobisini, ne de medya lobisini tanır;
Osman GÜR sadece MİLLETİNİ TANIR!
***
Beyoğlu halkı Osman GÜR'ü tanır...
Osman GÜR;
Beyoğlu halkı ile aynı manavdan portakal alıyor,

aynı fırından ekmek alıyor,
aynı kasaptan kıyma alıyor,
aynı marketten çay şeker alıyor,
aynı bakkaldan püskevit, çikolata alıyor,
aynı mağazadan pantolon gömlek alıyor,
aynı pastaneden poğaça börek alıyor,
aynı lokantadan çorba içiyor,
aynı sokakta esnaflık yapıyor...
Siz bunu anlayamazsınız...
Beyoğlu'nda yaşamak, Beyoğlu halkı olmak nedir siz bunu bilemezsiniz, çünkü siz yönetmeye talip olduğunuz, yollardır yönettiğiniz Beyoğlu'nu yaşamaya değer bir yer olarak görmüyor ve Beyoğlu dışında yaşıyorsunuz...
***
Merak ediyorum;
Mesela CHP adayı ve AKP adayı,
Kurdela Sokak'taki melemenci İsmail ustadan kaç kere kurufasulye-pilav yemiştir?
Kızılay Meydanı'ndaki Eskişehir Çibörekçisi'nden kaç kere çibörek yemişlerdir?
Marla Pastanesi Hür Usta'dan kaç kere Mutluluk Topu almışlar?
Arma Altı Meydanı'ndaki çay ocağından kaç kere çay içmişlerdir...
Mesela;
CHP ve AKP adayları Türk Sinemasının emektar figüranları ile kaç kere kucaklaşmışlardır?
Kelleci Muammer Usta'nın tezgahına kaç kere konuk olmuşlardır acaba?
Tophane'de Karabaş Camii'nin önünde tabirelerde halkımızla oturup kaç bardak çay yudumlamışlardır acaba?
Seçim dönemlerini kastetmiyorum tabii ki!
Şimdi bunlar sadece seçim döneminde gidiyorlar ya buralara.
Hemen fırlamasınlar yerlerinden
"Ben üç kere gittim", 

"Ben iki kere gittim" diyerek...
***
"Osman GÜR de kimmiş!?" diyerek;

Şaşkın ördek moduna girenler, siz bilmeseniz de olur...
Beyoğlu halkı çok iyi biliyor MHP adayı Osman GÜR'ün kim olduğunu...
Siz artık Beyoğlu Belediye Başkanı Osman GÜR'ü tanımanın hazırlıklarına başlayın bence...

20 Şubat 2014 Perşembe

MHP, Beyoğlu'nda demokrasi dersi veriyor!

(Efendim öncelikle Eskişehirspor ve Kasımpaşa yazılarımızın müdavim okurlarının şikayetlerini dile getirmek isterim. Özellikle son bir aydır içine girdiğimiz seçim atmosferi sebebiyle bir süredir, sevdamız Eskişehirspor ve yine vazgeçilmez aşkımız Kasımpaşa ile ilgili yazılarımıza biraz ara vermek zorunda kaldık. Beyoğlu'nda zorlu bir yarışa girdik. Bu nedenle bütün enerjimizi Beyoğlu'nda "İyi Bir Adam"ın seçimi kazanması ve Beyoğlu'nun makus talihinin değişmesine bir katkıda bulunmak amacıyla yazılarımızı Beyoğlu siyaseti üzerine yoğunlaştırdık. Bu zorunlu durumdan dolayı tüm Eskişehirsporlu okurlarımdan ve Kasımpaşalı dostlarımdan özür diliyorum. En kısa zamanda ortak sevdalarımızla birlikte olacağız.)

Efendim gelelim mevzumuza...
Bu demokrasi denen meret nasıl bir şeyse;
Herkese göre bir tanımı var ama;
İcraata gelince türlü türlü huyları ortaya çıkıyor.
Demokrasi özgürlüktür.
Demokrasi fikir hürriyetidir derler ama;
Kendilerini eleştiren bir öğrenciyi palas pandıras kodese atarlar...
Küçücük bir çocuğun başında, Bozkurt işareti yapmasın diye nöbet tutarlar...
Buna da ileri demokrasi derler...
***
Baktık!
Sözlüklerden bir tanım aldık.

"Demokrasi tüm üye veya vatandaşların organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. "
Özetle demokrasinin ortak tanımı bu.
Ne kadar güzel bir tanımlama değil mi!?
Bütün vatandaşlar eşit özgürlüğe sahip.

Devlet yönetiminde söz sahibiyiz hepimiz.
Dernek, sendika, vakıf gibi Sivil toplum Kuruluşları'nda da aynı şekilde söz sahibiyiz...
Elbette siyasi partilerin yönetiminde de...
Tanım çok güzel.

Çok doğru.
Peki ya icraat!?

***
Bir de icraata bakalım dedik.
Kendi çevremi düşündüm.
Önümüzde bir yerel seçim var.
Adaylar bir bir açıklandı.
Önce belediye başkan adayları ardından da encümen adayları...
Kendi yaşam alanım olan Beyoğlu ilçesinde de adaylar aynı silsile yoluyla açıklandı.
Adayını ilk açıklayan parti MHP oldu.
Osman GÜR.

Teşkilatı benimsemiş.
Seçmeni benimsemiş,
Beyoğlu halkı benimsemiş...
Yani adayın belirlenmesi noktasında demokratik yollar tamamen uygulanmış.

Vatandaş kendisini yönetmeye talip olan aday Osman GÜR'ün belirlenmesi noktasında söz sahibi olmuş.
***
Peki ya diğerleri?
2 dönemdir Beyoğlu'nu yöneten Ahmet Misbah Demircan!
Kendi seçmeninin dahi istemediği bir aday.
Beyoğlu halkının büyük bir bölümünün illallah ettiği bir aday.

Yine aday.
Neden aday?
Çünkü halk istemese de lider istedi.
Buna ileri demokrasi diyorlar.
Halk istemiyor ama lider istiyor.
Yani "sizi yine bu adam yönetecek, siz de bu adamı seçmek zorundasınız" deniliyor vatandaşa.
Tabii ki ileri demokrasi gereği.
***
Madalyonun diğer yüzünde de CHP var.
Uzun süre adayını açıklamayamadı.

Söylentilere göre bir adayın açıklanması aşamasına gelindiğinde tepkiler kav gürültü boyutuna gelmiş ve açıklamaktan vazgeçmişler.
Çok sayıda aday adayı var.
Halkın içinden gelenler,
Halkın ve CHP seçmeninin büyük bir bölümünün desteği alarak aday adayı olanlar var.
Yıllardır partisinin çeşitli kademelerinde hizmet etmiş ve bundan böyle belediye başkanı olarak hizmete devam etmek isteyenler var.
Ama aslında bunlar yok!
CHP'nin halkçı yönetimi bu insanları yok saydı.
Tepeden inme birini; bir medya gülünü patlatıverdi Taksim Meydanı'nda...
O da aynı AKP gibi yaptı.
Hani "en halkçı" onlar ya!
Halkın sesine kulak tıkayıp medya patronlarının istediği adayı gösteriverdiler CHP seçmenine.
***
Belediye başkan adaylarının durumu bu.
Peki burada bitiyor mu iş?

Elbette bitmiyor.
Daha Belediye Meclisi Üyesi adayları var.

Yani encümen adayları.
Beyoğlu'nda yaşayan insanlar kendilerine vekil tayin edecekler sandıkta.
Belediye Meclisi için de halkın içinden bir çok vatandaş demokrasi kuralları gereği aday oldular.
CHP yine halkı yok sayan bir halkçı parti kimliğinde.
Belediye Meclisi Adayları tepeden inme!
Halkın temsilcileri yok!
AKP?
O da aynı ruh ikizi CHP gibi...
Halkı yok sayan, dikta rejiminin icadı ileri demokrasinin ürünü bir aday belirleme metodu ile tepeden inme adaylar Beyoğlu'nu yönetmek için aday gösterildiler.
***
MHP ise, Belediye Meclis Üyesi adaylıkları noktasında da halkın değerlerini ön planda tutuyor.
Her kesimin bir temsilcisinin bulunması için ince eleyip sık dokuyor.
Beyoğlu'nun her mahallesinden adaylar belirliyor.
Titizlikle hazırlanmış bir encümen listesi ile seçimlere giriyor MHP...
Demokrasinin tanımını tam olarak uygulayan tek parti olarak karşımızda duruyor MHP...
MHP bu noktada bir ilki de gerçekleştiriyor.
Halka sadece belediye başkan adayının tanıtımını yapmıyorlar!
Peki başka kimi tanıtıyorlar ki!?
Belediye Meclis Üyeleri...
Yani halkın meclisinde halkı temsil edecek olan vekiller...
TBMM'nin ilçe bazındaki karşılığı yani...
Belediye Meclisi...
MHP Beyoğlu'nda tüm belediye meclisi adaylarını broşürlerle, kartvizitlerle, afiş ve pankartlarla halkına tanıtıyor.
Diğer sözde demokrat partilerde böyle bir uygulama yok!
Çünkü onlar demokrasiyi sadece söylemde kullanırlar.
MHP ise lafını bile etmez; sadece uygular...
***
MHP Beyoğlu'nda 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde gerçekten bir demokrasi dersi veriyor.
Artık halkımız da bu gerçekleri görmeli.
Takım tutar gibi parti tutmayı bırakmalıyız.
Bir tarafta din sömürücüleri, bir tarafta demokrasi ve laiklik sömürücüleri.
Sözde hepsi demokrat...
Ama icraata gelince en demokratik parti MHP...
demokrasi halkın yönetime direkt olarak katılması ise;
Neden "Bu sefer MHP" diyemiyorsunuz?
Bırakın atalarınızdan miras kalmış sömürgeci partileri, gelin gerçek demokrasi ile yönetilen ve yöneten parti MHP saflarına katılın sizlerde...



16 Şubat 2014 Pazar

MHP'nin Beyoğlu'ndaki Dev Projesi: KASIMPAŞA TÜRK KÜLTÜR PARK

Belediye halka hizmet amacıyla kurulmuş bir devlet kurumudur.
Eyvallah...
Peki bugün belediyeler ne yapıyorlar?
Resmen ticaret yapıyorlar...
Milletin malını, zengin zümreye peşkeş çekiyorlar.
Halk onlar için sadece oy deposu...
Küçücük hediyelerle halkı kandırıp oylarını almak ve 5 yıl boyunca sadece Rant Lobisi'ne hizmet etmek tadar kolay bir şey yok artık ülkemizde.
Beyoğlu'nda yaşıyorum ve Beyoğlu'nu düşünüyorum...
Mevcut iktidar bu güne kadar bana dair ne yaptı?
Bol bol kaldırım ve yol kazdı, yeniden yaptı...
Bir daha kazdı, bir daha yaptı...
Seçim zamanı yaklaştı yolları cilalamaya başladı...
***
Beyoğlu halkının sağlık sorunları için en önemli hastane olan Taksim İlk Yardım Hastanesi'ni kapattı...
Beyoğlu halkının en elzem ihtiyaçlarından biri olan Evlendirme Salonu'nu kapattı...
Hem sağlık ihtiyaçlarımız için hem de nikah törenlerimiz için artık başka ilçelerin kapısında sürünür hale geldik.
Başka ne yaptılar?
Rantsal Dönüşüm...
Başka?
Beyoğlu'nun Haliç'e olan tüm sahil şeridini rant lobisinin emrine sundular...
Başka?
Kaldırımları beton ve demir babalarla donatıp kaval kemiklerimizin anasını ağlattılar...
Trafik keşmekeşi sürüyor...
Başka?
Bilmiyorum, başka ne yaptılar...

Pardon birde yolları süpürüyorlar...
Malum 35 sene önce yollar süpürülmüyordu...
En çok da övündükleri bu.
"Biz çöpleri topluyoruz, yolları süpürüyoruz" diyorlar...
Ama 35 sene önce olmayan çöp vergisini de alıyoruz demiyorlar...
Emekçileri açlık sınırın altında bir ücretle taşeronlara sömürtüyoruz da demiyorlar...
***
Vaziyet bu...
Halkı düşünen yok.
Ana muhalefet partisi CHP'nin de Beyoğlu'ndaki hali içler acısı...
Halkçıyız diyorlar ama halktan ne kadar uzak olduklarını görmüyorlar...
Yıllardır halkın içinden bir aday göstermek yerine ya medya dünyasından ya da sinema/tv dünyasından ünlü bir adayla halkın karşısına çıkıp halkın oylarını heder ediyorlar.
CHP'nin tüm İstanbul ve Türkiye genelinde olduğu gibi Beyoğlu'nda da aday belirleme kriterleri belli...
Öncelikle ünlü olması gerekli...
Sonra Baykalcı olmaması gerekli...
Sonra Kılıçdaroğlu'nun benimsemesi gerekli...
En önemlisi de Sarıgül'e gönülden bağlı olması gerekli...
Halk mı!?
Halkçı bir partide halkın ne önemi var ki!..
***
MHP ise Osman GÜR ile çıktı yola...
Halkın adayı, halkın içinden biri...
Tabii ki Beyoğlu'nun sorunlarını da halkın içinden biri olarak en iyi bilen kişi...
Çözüm yolları da zadece halkın faydası gözönünde bulundurularak hazırlanıyor elbette...
Dün Osman GÜR Beyoğlu için hazırladığı en büyük projesini halka açıkladı...
Medya gelmedi...
Çünkü medyanın umurunda bile değil halk...
Medya kendi güllerini sulamakla meşgul...
Biri "yayında mıyız!?" diyor;

Diğeri, Sarıgül'e olan biatını açıklıyor...
Halkı düşünen Osman GÜR'ün halk için hazırladığı projeden onlara ne ki....
KASIMPAŞA TÜRK KÜLTÜR PARK
Osman GÜR'ün projesinin adı bu...
Dev bir kompleks...
Göğü delercesine yükselen ve rant lobisinin cebini ısıtan türden binalar yok...
Tamamen Selçuklu Mimarisi üzerine kurgulanmış bir proje...
Kasımpaşa silüetine en ufak bir zarar vermiyor...
Türkiye'nin ilk LEED sertifakalı kompleksi olacak bir proje...
Enerjisini kendisi üretiyor...
Kendi ihtiyacının üzerindeki enerjisini de yakın çevresine satabilecek bir kompleks...
***
Peki neler var bu projenin içinde?
Buyrun Osman GÜR'ün proje tanıtım kataloğunda ilgili bölüme birlikte bir göz atalım...


1) Türk-İslam Kültür Merkezi
 - Öğrenci Yurdu
- Kütüphane
- Etüd Merkezi

 2) Evlendirme Sarayı
- 500 kişi kapasiteli, yüksek tavanlı, doğal havalandırma sistemleriyle ve yüksek teknolojiyle donatılmış.

3)Turizm Otelcilik Meslek Edindirme Merkezi ve Aşevi
 - 35 bin yatak kapasiteli Beyoğlu ilçemizde aynı zamanda turizm sektöründe faaliyet gösteren yüzlerce seçkin restaurant bulunmaktadır. Beyoğlu Türkiyemizin turizm merkezi olmasına rağmen bugüne kadar hiçbir belediye yönetimi bu konuda gençlerimizi meslek edindirme ve istihdam etmeye yönlendirilmemiştir. ve bu konuda Beyoğlu'nde temaslarda bulunduğumuz işletme sahiplerinin nitelikli eleman ihtiyaçlarının had safhada olduğunu gördük. Yani Beyoğlu'nda iş var ancak yetişmiş eleman yok! Konunun uzmanları tarafından 6 ve 12 aylık eğitimlerle gençlerimiz otellerde, ve turizmin diğer mecralarında rahatlıkla istihdam edilebilecekler. İşte Turizm Meslek Edindirme Merkezini bu amaçla kuruyoruz. Burada hem servis alanında eğitim verilecek hem de mutfak ve aşçılık alanında eğitim verilecek. Mutfak alanında aşçılık eğitimi görecek gençlerimiz aynı zamanda merkezimizin arka bölümünde yapacağımız aşevinin yiyecek ihtiyacını karşılayacak.

4) -Teknoloji Eğitim Merkezi :
-TeknolojiEğitim Merkezinde Beyoğlu gençleri için bilgisayar sertifika programları, yeni teknolojiler eğitim seminerleri, teknoloji tanıtım programları düzenleyeceğiz.  3 ve 6 aylık kurslarla iş bulma olanaklarını arttıracağız. Bu konuda teknoloji üreten firmalarla yaptığımız ön görüşmelerde son derece olumlu geri dönüşler aldık, bizimle işbirliğine hazır olduklarını belirttiler.
- Kasımpaşa Kent Müzesi: Tarihimizin en eski yerleşimlerinden birisi olan Kasımpaşamızın tarihi önemini genç kuşaklara aktarmak için bir kent müzesi oluşturuyoruz.
 - Semt Hastahanesi: Taksim İlkyardım Hastanesinin de kapatılmasından sonra semtimizde yaşayan insanların sağlık ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, acil hastalarını hızla ulaştırabileceği bir hastanemiz yok. Bu ihtiyacı karşılamak üzere bir semt hastanesi açmak bizim en önemli gayelerimizdendir.

5) Semt Kültür ve Sosyal Etkinlik Evi
- Çok Amaçlı Salon: Konferans, anma, toplu yemek ve hanımlar için özel toplantı etkinliklerinde kullanılacak alan.
 - Sanatsal ve Kültürel Üretim Evi: Ebru, Hat, Resim ve Geleneksel El Sanatlarımızın üretimi ve sergisi yapılacak alan.
- Kermes Alanı: Semtimizdeki hayır kurumlarının kermes ve yardımlaşma faaliyetlerini gerçekleştirecekleri bölüm.
- İdari birim (Yönetim bölümü)
 - Forum Alanı: Ramazan ayı, Cumhuriyet Bayramı gibi Milli ve Dini günlerimizde semt sakinlerimizin kutlama ve programlarını yapabilecekleri alanımız.

6) Spor Alanları: 
Minik yeteneklerimizi uzman spor hocalarımız tarafından keşfedileceği, yetiştireleceği spor alanlarımız. Bu spor alanlarımızı İlçemizin amatör kulüplerine yeni yıldızlar kazandırmak, çocuklarımızı ve gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için oluşturduğuk ve üretken belediyecilik anlayışımızla son derece önem verdiğimiz alanlarımızdır.

7) Yürüme Parkurumuz: Semtimizde yaşayan her yaşta insanımızın güvenle yürüyebileceği, vakit geçirebileceği parkurlardır.
***
Beyoğlu halkı, halk için çalıştıklarını söyleyip medya ve rant lobisinin hizmetkarı olanlarla gerçekten kendi bağrından çıkmış ve sadece halkı düşünen, halkın sorunlarını en iyi bilen ve en iyi çözümler getiren Osman GÜR arasındaki tercihini şimdi daha da netleştirecektir...



14 Şubat 2014 Cuma

Beyoğlu'nda Osman GÜR, Devlet ile Milleti Buluşturuyor...

Devlet ile Milleti Buluşturan Belediyecilik...
MHP'nin "ÜRETKEN BELEDİYECİLİK" ilkelerinden birisi...
-Efendim devlet ile millet birbirinden ayrımı ki, MHP buluşturacak...
Yüzeysel baktığınız vakit her zaman devlet - millet birarada...
Ancak işin özüne indiğimiz de devlet ile millet arasında ne kadar büyük bir uçurum meydana geldiğini göreceksiniz...
Efendim bildiğiniz üzere belediyecilik hizmet kapısıdır.
Ne yapar belediyeler?
Milletten kendi payına düşen vergileri toplar...
Çöp vergisi, emlak vergisi, eğlence vergisi, tabela vergisi, vs vs...
Harç bedelleri...
Sosyal yardım bağışları...
Ve daha nice gelirler...
Bu gelirlerin tek kaynağı da millettir...
Yani BİZ...
Yani SEN...
Yani kapı komşunuz...
***
Bir de belediyelerin arazileri, binaları var...
Beyoğlu ilçe sınırları içinde de gerek Beyoğlu Belediye'sinin, gerekse İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kontrolü altında olan çok kıymetli araziler var. Bu araziler bir yerde milletin arazileri...
Devletin malı, milletin malıdır...
Peki bu milletin malı olan arazilere neler yapılıyor, neler yapılacak!?
AKP projelerini açıklıyor...
Ne yapacaklarmış bakalım...
Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, Beyoğlu'nun Haliç'e olan kıyı şeridinin tamamını halka kapatıyor.
Ne yapıyor peki!?
Beyoğlu sınırlarında göremediğimiz yat sahiplerine marina yapıyor...
Sosyeteye eğlence mekanları yapıyor...
Bizim Beyoğlu'nun insanı olsa olsa buralarda, kapıcı ya da garson olacak en iyi ihtimalle...
AKP'nin Beyoğlu Belediye Başkan adayı A.Misbah Demircan da proöe açıklıyor...
"Kasımpaşa'ya Dev Proje" diyorlar...
Merak ediyoruz bakıyoruz...
Kasımpaşa Stadı'nın 4 katı büyüklüğünde bir alan...
Fişekhanederesi Caddesi ile Bahriye Caddesi arasında kalan geniş arazi...
İnebolu Pazarı dediğimiz Organik Pazarın kurulduğu yer...
Burası milletin arazisi...
Daha doğrusu devletin arazisi...
***
AKP'li Beyoğlu Belediyesi burayla ilgili projesini açıklamış internet sitesinde...
Neler yapacaklar neler...
İki tane gökdelen plaza...
Satıp para kazanacaklar...
AVMler...
Satacaklar, kiralayacaklar para kazanacaklar...
Sinema salonları,
Eğlence merkezleri...
Satacaklar, kiralayacaklar...
Para kazanacaklar...
Para, para, para...
Napolyon'un torunu olsalar bu kadar para demezler...
Dinleri imanları para olmuş...
Sen Osmanlı torunusun efendi,
Sen Selçuklu torunusun efendi...
Sen Hz. Muhammed'in ümmetisin efendi...
Var mı öyle milletin malını zengine peşkeş çekip, para kazanmak!?
***
Halka hizmet hakka hizmet dediler ama halka hizmet etmediler bir türlü...
Halka biraz yiyecek, biraz giyecek, biraz yakacak yeter!
Arada bir cenaze namazlarında poz ver, facebookta paylaş ki; millet "çalıyorsa çalsın en azından namaz kılıyor" desin!
Sadece iki örnek verdim.
Devlet nerede?
Zenginin yanında.
Rant lobisinin emrinde...
Devletin/Milletin malı rant lobisinin daha çok kazanması için peşkeş çekiliyor...
Peki millet nerede?
Uçurumun dibinde?
Millet nereye giderse gitsin...
Ne yaparsa yapsın...
Memleket gelişiyor(!)...
Memleket dönüşüyor...
İnsanlarımız dönüşüyor...
Zirvede rant lobisine rantiye sağlayan devletin belediyesi, millet ise uçurumun dibinde...
İşte devlet ile millet arasında böylesi bir ayrılık var...
***
MHP'nin "Devleti Milletle Buluşturan Belediyecilik" ilkesi Allah'ın izniyle 31 Mart sabahı Beyoğlu semalarında güneş gibi doğacak...
Osman GÜR yarın (15 Şubat 2014 Cumartesi) projelerini açıklayacak...
Osman GÜR öyle projelerle geliyor ki; tam bir tam bir vuslat şöleni...
Devletin milletiyle buluşma şöleni...
Her vatandaşımızın eşit şekilde fayda sağlayacağı, sadece parası olanın değil, her vatandaşın günün her saatinde faydalanabileceği bir hizmet kervanı ile geliyor Osman GÜR...
Burada anlatamayacağım...
İnşallah çok kısa bir zaman içinde Osman GÜR'ün bu projeleriyle huzurunuza yeniden geleceğim...

7 Şubat 2014 Cuma

Osman GÜR gelecek; Beyoğlu Gülecek...

Beyoğlu, 31 Mart sabahında yeni bir döneme merhaba demek için adım adım ilerliyor.
Beyoğlu, Ankara'dan değil, Beyoğlu'ndan yönetilmek için artık gün sayıyor.
Beyoğlu'ndan doğacak güneşi, artık bütün ülke bekliyor.
Spot ampulleriyle aydınlatılmış, gizlenmiş karanlıklardan kurtulmak için "Güneş Beyoğlu'ndan Doğacak" diyen MHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Osman GÜR, "Osman GÜR iyi adam ama kazanamaz" diyerek halkımızı umutsuzluk dehlizlerine itip, önünü kesmek isteyenlere inat gönüllere girmeye devam ediyor.
Kendi  tabanın bile istemediği bir adayı dayatan;
Seçimlere çok az bir zaman kalmasına rağmen halen adayını bile açıklayamayan;
AKP ve CHP'den umudunu kesen Beyoğlu halkı Osman GÜR ile kucaklaşıyor.
***
MHP Genel Merkez yönetimi, halkın istediği aday olan Osman GÜR'ün ismini açıklamakta hiç tereddüt etmedi. Beyoğlu'nda adayını ilk açıklayan parti oldu. AKP, kendi seçmen kitlesinin istememesine rağmen yeniden mevcut belediye başkanını aday göstererek, AKP'ye oy veren vatandaşlarımızı yok saydı. Seçimin bir başka iddialı partisi olan CHP ise, onlarca aday adayı arasından halen bir aday tespit edip açıklayamadı.
Bir yanda kendi seçmenini bile yok sayan iktidar ve ana muhalefet partisi;
Bir yanda halkın bağrından çıkan adayını açıklamakta bir an bile tereddüt etmeyen Milliyetçi Hareket Partisi...
Söyleyin şimdi hangisi halkın partisi...
Halkın partisi, halkın sesine ulak veren partidir.
Halkın partisi halkın beklentilerini, isteklerini göz ardı etmeyen, halkın hizmetkarı olan partidir.
Beyoğlu'nda bunu yapabilen tek partidir MHP.
***
Bu seçimde Beyoğlu'nda bir tarih yazılacak.
Bu tarihin yazılmasını engellemek için yapılanlar halkımız tarafından görülmektedir.
Halkımız artık yapılan kara propagandalara kanmamaktadır.
Osman GÜR'ün aday gösterilmesinden duyulan endişe gün gibi ortadır.
Dindar AKP seçmeni üzerinde "Osman GÜR'e oy verirseniz biz de kazanamayız, Osman GÜR de kazanamaz ve CHP kazanır. Siz de bundan dolayı günaha girersiniz" şeklindeki kara propagandanın tutmadığını görenler, şimdilerde "MHP Beyoğlu'nu yönetecek kadroya sahip değil, MHP'nin projesi bile yok" diyerek kendi başarısızlıklarının üstünü örtmeye ve MHP adayı Osman GÜR'ün yükselişine engel olmaya çalışıyorlar.
MHP adayı Osman GÜR, bu iddialara gülüp geçiyor.
Katıldığı toplantılarda bunlara cevap vermeye dahi gerek görmüyor.
Çünkü MHP ve Osman GÜR, halkın huzuruna boş teneke gürültüsü ile çıkmıyor.
MHP adayı Osman GÜR, halkın özlediği, halkın beklediği projeleriyle çıkıyor Beyoğlulu hemşehrilerinin huzuruna.
***
"Bizi bekleyenler var" diyerek çıkılan bu yolda, Osman GÜR henüz yolun başındayken, henüz ilk adımlarını atmışken bile bazı çevrelere korku saldı. İlk başlarda Onu ciddiye almayanlar şimdi EYVAH EYVAH filminin en yeni versiyonlarını çekmekle meşguller.
Evek "Bizi bekleyenler var" demişti Osman GÜR...
Şimdi vuslat vakti...
Şimdi halkın ve haklının kazanma vakti.
Şimdi Adalet vakti...
Şimdi rantın ve ihale lobisinin tükeniş vakti...
Şimdi güneşin doğma vakti...

27 Aralık 2013 Cuma

30 Mart'a doğru Beyoğlu'nda son durum...

30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan yerel seçimler öncesinde Beyoğlu'nda siyasi partilerin son durumlarına bir göz atalım dedik.
Geçen seçimlerin galibi AKP'de suskunluk sürüyor...
Aday tespiti noktasında içten içe kazan kaynarken dışarıya su sızdırılmıyor.

Kimse konuşmuyor.
Öyle bir hale gelmiş ki, Türkiye genelinde 1. parti olarak görülen AKP'nin Beyoğlu Belediye Başkanlığı için aday adayı bile yok.
Her şey gizli kapaklı yürütülüyor.
Anlaşılan o ki, yine karar en tepeden verilecek.
Halk yok sayılacak.
AKP kendi tabanına bir isim verecek ve bu ismi seçin diyecek bunun adı da demokrasi olacak.
Şu ana kadar iki isim var AKP'nin gündeminde.
Birisi mevcut belediye başkanı Ahmet Misbah Demircan, diğeri ise eski ANAP'lı Şaban Sarı.

Geçtiğimiz seçimlerde istemeyerek de olsa tepeden gelen emri uygulayarak Misbah Demircan'a oy veren AKP seçmeni bu kez Demircan'ı istemediğini açık açık dile getirmeye başladı.
Elbettte Ahmet Misbah Demircan'ı destekleyen önemli bir kesim var.
Ancak bir o kadar da istemeyen ve bunu açıkça dile getirmeye cesaret edebilen bir seçmen kitlesi de oluşmuş durumda.

***
Geçtiğimiz seçimleri yediği son dakika golü ile kaybeden CHP'de ise değişen bir şey yok.
30'a yakın aday adayı olduğu biliniyor.

Beyoğlu'nda CHP tabanının makus talihi bu seçimde de değişmeyecek gibi görünüyor.
İsmindeki HALK vurgusuna rağmen yine halkı yok sayacak gibi görünüyor CHP.

Örgütün içinde bir çok aday adayı var.
Ancak kulislerde konuşulan yine örgüt dışından, bir gazeteci, yazar ya da sanatçının aday yapılabileceğine bütün çevreler kesin gözüyle bakıyor.
CHP Seçmeninin önemli bir kesimi örgütten gelen ve Beyoğlu'nun insanı olan Ali Gençel ve Hüseyin Aslan gibi isimler üzerinde yoğunlaşıyor.
Ancak CHP Genel Merkezi'nde bu isimlere sıcak bakılmıyor.
Geçtiğimiz seçimlerde gazeteci Mustafa Dolu ile hüsran yaşayan CHP üst yönetimi yine bir gazeteci olan Aylin Kotil adı üzerinde duruyor. Ancak her an yine örgüt dışından sürpriz bir sanatçının adı da ön plana çıkabilir.
Anlayacağınız adında HALK olan ancak halkı yok sayan bir zihniyet tarafından idare edilen CHP bu seçimde de halktan uzak tavrını sürdürecek ve elit kesimden birini aday gösterecek gibi görünüyor.

***
30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan yerel seçimler için Beyoğlu'nda adayını açıklayan tek parti olan MHP ise, yarışa bir adım önde başlamanın avantajı ile oylarını arttırmaya devam ediyor.
MHP, Beyoğlu'nda kendi tabanın istediği ismi aday yapan tek parti.
Yaklaşık 8 yıldır delegelerinin tamamının desteği ile ilçe başkanlığı görevini başarıyla yürüten Osman GÜR MHP'nin Beyoğlu Belediye Başkan adayı oldu.
Beyoğlu'nda kendi tabanına ve Beyoğlu halkına saygı duyan tek parti olarak şu an önümüzde MHP durmaktadır.
Halkçıyım demekle halkçı olunmuyor.
Mesele icraatta bitiyor.
Bunun en açık örneğini de MHP'nin aday belirleme noktasındaki tavrı ile görmüş olduk.
Halk Osman GÜR'ü istedi ve MHP yönetimi de bunu onayladı.
Diğer partilerde ise bunun tam tersi yaşanıyor.
Parti yönetimleri bir isim belirliyor ve halk da bu ismi onaylıyor.
Beyoğlu halkı artık bu gerçeği görmeli ve halkı yok sayanların peşinden gitmeyi bırakmalıdır.
***
AKP'nin adayı kesinlikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın adamı olarak seçimlere girecek.
AKP seçmeni de belirlenecek bu ismi başbakan emretti diye onaylayacak.
CHP adayı da benzer bir aday konumunda olacak.
Medya ve İş dünyasının genel merkeze dayattığı isim genel merkez tarafından aday olarak belirlenecek ve halk da bu ismi onaylamak zorunda kalacak.
MHP'nin adayı Osman GÜR ise kimsenin adamı değil.
Yıllardır Beyoğlu'na ilçe başkanı olarak hizmet eden bir siyasetçi.

Medya guruplarından ve işadamlarından destek alan bir seçim siyasetçisi de değil.
Tek gücü halk.
Halk da bu gerçeği görerek Osman GÜR'e olan desteğini her geçen gün arttırmakta.
MHP adayı Osman GÜR sokak sokak, kapı kapı dolaşarak çalışmalarını sürdürüyor.
Diğerleri ise, halkı kandırmanın peşinde.
Bakalım halkımız bu kez bu halk düşmanlarının oyununu bozabilecek mi, hep birlikte göreceğiz...

21 Aralık 2013 Cumartesi

Rant Lobisinin korkusu, halkın umudu: Osman GÜR

Dünya çapında bir üne sahip olan Beyoğlu'nda adayını ilk açıklayan parti MHP oldu.
MHP Beyoğlu'nda her seçimde olduğu gibi;
Beyoğlulu bir adayla bu hizmet yarışına girdi.
Osman GÜR aslen Erzincanlı olan Osman GÜR'ün çocukluğu, gençliği daha doğrusu ömrü Beyoğlu'nda geçmiş.
Yıllarca Cihangir'de ikamet eden Osman GÜR, bir kaç ay evvel Sütlüce'ye taşındı.
Öğrencilik dönemi Kasımpaşa'da geçti.

Kasımpaşa Lisesi'ni bitirdi.
Yıllarca İstiklal Caddesi'nde esnaflık yaptı ve halen de aynı işine devam ediyor.
Anlayacağınız hayatının her bölümü buram buram Beyoğlu kokan bir adam...
Beyoğlu'nun adayı Beyoğlu'ndan...
MHP her zaman bunu savundu ve bu doğrultuda hareket etti.
Beyoğlu'nu Beyoğlu'nda yaşayanlar yönetecek ilkesiyle hareket eden MHP, bütün Beyoğlu halkı tarafından, partili partisiz herkes tarafından sevilen sayılan Osman GÜR ile seçim startını verdi.

***
Diğer partiler henüz adaylarını açıklamadılar.
Osman Gür çalışıyor...
Sokak sokak Beyoğlu'nu geziyor...
Hangi siyasi düşünceye sahip olursa olsun Osman GÜR'ü gören herkes Onun yanında duruyor.
Destek veriyor...
Bir zamanlar Osman GÜR'ün el uzattığı Beyoğlu halkı şimdi elini Osman GÜR'e uzatıyor...
Birileri tarafından yaptırılan ve açıklan(a)mayan ilk kamuoyu yoklamalarına göre MHP'nin Beyoğlu'ndaki oy oranı Osman GÜR adının açılanmasıyla 7 puan birden yükselmiş bulunmaktadır.
İşte bu durum birilerine korku saldı...
Dini siyasete alet edenler, Allah rızası için milletten oy dilenenler, yine dini kullanarak Osman GÜR'ün bu yükselişini durdurma çabası içine girdiler.
Henüz adaylarını bile açıklayamayanlar Osman GÜR'e karşı kara propagandaya başladılar bile.
Neymiş efendim;
"Osman GÜR çok iyi bir adam" mış, "Çok dürüst bir adam" mış, "Başka zaman olsa benim bile oy verebileceğim bir adam" mış...
"Ama .... "
İşte kilit sözcük bu "ama"...
Kara propagandacılar Osman GÜR'e övgüler düzen sözcüklerin arkasından bu ama sözcüğünü getiriyor ve devam ediyorlar:
"Ama Osman GÜR'e oy verirseniz o da kazanamaz biz de kazanamayız aradan CHP çıkar"
***
Bu düşünce rant lobisinin düşüncesidir.
Paraları ayakkabı kolilerine dolduranların düşüncesidir.
Bırakın böyle ayak oyunlarını da Osman GÜR'ün karşısına mertçe yarışabilecek bir aday çıkarın.

Milletin dini duygularını sömürmeyin artık.
Kasımpaşa'da Allah rızası için milletten oy dilendiniz, Tarlabaşı'nda iki sokağın travesti genelevleriyle dolmasına göz yumdunuz.
Sokaklardan esnafın masasını sandalyesini topladınız.
Kasımpaşa'ya inip "bunlar alkolik sokaklarda bundan sonra içki içemeyecekler" diyerek halkın dini duygularını sömürdünüz ama sokaklarda pazarlık yapan, sokakları geneleve çeviren travestilere sesinizi bile çıkaramadınız.
Dersaneleri kapatmaya kalkıştınız, namusuyla çalışan onlarca apart otelin kapısına kilit vurdunuz ama Bayram Sokak ve Daracık sokaktaki travesti genelevlerinin yanından bile geçemediniz...
İşiniz gücünüz milleti kandırmak.
"Ya Allah, Bismillah" dediniz mi her şeyin üstü örtülüyor sanıyorsunuz...
Milleti kandırmak belki sizin için o kadar kolay olabilir ama ALLAH'ı KANDIRAMAZSINIZ EFENDİLER!
***
Beyoğlu halkı artık sizlerden bıktı.
Örgütünü yok sayıp, Beyoğlu ile uzaktan yakından ilgisi olmayan dizi oyuncularını, köşe yazarlarını aday yapmayı gelenek haline getiren CHP yönetiminden de, tepeden inme, emri vaki ile aday belirleyen AKP yönetiminden de Beyoğlu halkı bıkmıştır.
Yardımseverliğin, dürüstlüğün, çalışkanlığın ve Beyoğlu'nun sembolü haline gelen Osman GÜR'e hem CHP hem de AKP tabanı oy verecektir.
Korkunuz bundandır.
Rant muslukları kapanacaktır.
Artık millete Dana Bonfile diyerek kemikli tavuk eti yediremeyeceksiniz.
Korkun artık!
Osman GÜR gümbür gümbür geliyor.
Ne kadar kara propaganda yaparsanız yapın...
Korkunun ecele faydası yoktur...
Beyoğlu halkı bu sefer kendi evladına sahip çıkacaktır...

8 Aralık 2013 Pazar

Hayatımda ilk defa "OY İSTİYORUM"

Oldum olası hayatı hep siyasi olarak yaşatım ancak politik yaşamı bir türlü sevemedim...
Lise yıllarımdan bu hayatta hep "siyasi" oldum...
"Siyasi" yaşadım...
Siyasetten uzak durmak meydanı boş bırakmaktı benim için...
Elimden geldiğince siyasetin içinde yer almaya çalıştım...
Politik oyunları hiç sevmedim, bir türlü de beceremedim...

Bir kaç kez seçim listelerinde yer aldım...
Nasıl oyunlar döndüğünü gördüm...
En yakın dostum dediğiniz insanların bile ayağınızı altına nasıl sabun yerleştirdiğini siyasetin içinde anlıyorsunuz...
Hep doğrunun yanında oldum...
Doğruları anlatmaya çalıştım...
Hak yolunda olanı sevdim...
***
Allah'ın bana bir lütfu olarak gördüğüm hiç bir değerimi politik amaçlarıma kurban etmedim...
Sevdiğim hiç kimseden bugüne kadar bir kez bile olsun oy istemedim...
Beni seven gerekiyorsa benim sevdiğime oy verir diye düşündüm...
Öyle de oldu...
Bugüne kadar çıktığımız yolda bizlere destek veren bütün dostlarımdan Allah razı olsun...
Bugün farklı bir boyuttayım...
Bugün hayatımda ilk kez bütün sevenlerimden ve sevdiklerimden oy istemeye karar verdim...
Bu kararı verirken elbette çok düşündüm...
Kötü bir şey yapmayacağıma, değerlerimi siyasete alet etmeyeceğime kanaat getirdim...
Ve bütün sevenlerimden, sevdiklerimden Beyoğlu'nda değerli dostum can yoldaşım Osman GÜR için oy istiyorum...
Sadece Osman Gür değil...
Partim için...
Encümen listesinde yer alan ve samimiyetlerine kefil olduğum bütün arkadaşlarım için oy istiyorum hepinizden.
***
Osman Gür'e kefilim...
Öyle bir "adam" ki bu Osman Gür, çocukluğunda bile okuldan çıkar çıkmaz çantasını, önlüğünü evin kapısından fırlatıp hastane önüne, hastalara yardım etmeye koşan bir yardımsever adam...
Beyoğlu'nda yaşayıp, Osman Gür'e hasbel kader işi düşüp de, Osamn Gür'ün yardım edemediği kimse yoktur...
Tanısın tanımasın, herkesin yardımına koşan bir insan...
Aç görürse doyuran,
Açık görürse giydiren,
Dertli görürse derdine derman olan bir "adam" Osman Gür...
İşsize iş bulan, fukaraya aş olan bir "adam" Osman Gür...
İşte ben böyle bir adama kefil oluyorum ve hayatımda ilk kez sizlerden oy istiyorum...
***
Bugüne kadar eşimden ve çocuklarımdan dahi oy istememiş, onlara bile "şu partiye, şu adama oyunuzu verin" dememiş bir kardeşiniz, dostunuz, arkadaşınız olarak...
Bugün sizlerden Osman Gür için oy istiyorum...
Sadece sizin oyunuzu değil;
Eşinizin,
Çocuklarınızın,
İlkokul arkadaşlarınızın,
Askerlik arkadaşlarınızın,
Sevgilinizin,
Öğretmeninizin,
İş arkadaşınızın,
Müşterinizin,
Hasılı kelam dostluk ile selamlaştığınız herkesin oyunu istiyorum sizlerden...
***
İnanın Osman Gür için verdiğiniz ve istediğiniz her oy değer...
Önümüzde 4 ay gibi bir zaman var...
Bu kısa zaman içersinde böylesine iyi yürekli bir insan için çalışalım...
"Benim 1 oyumla mı kazanacak" demeyin...
O sandıkların sizlerin 1'er oyuyla dolduğunu unutmayın...
50 bine giden yolun başı 1'dir değerli dostlar...
Bismillah deyip, 1 diye saymaya başladığınızda o sayının 50 bin olduğunu mutlaka göreceksiniz...
Osman Gür Beyoğlu'nda büyüdü...
Beyoğlu'nda yaşadı...
Sizinle aynı yağmurun altında ıslatıp, aynı çamurlu yollarda yürüdü...
Haliç'in kokusunu sizin kadar o da teneffüs etti...
Beyoğlu'nun bütün sokaklarında onu gördünüz...
Sütlüce'de kapı komşunuz...
İstiklal caddesi'nde esnaf...
Yani sizden biri, sizin evladınız,
Kardeşiniz,
Dostunuz,
Arkadaşınız...
***
"Osman Gür çok iyi adam ama kazanamaz ki" derseniz önce kendinize ihanet edersiniz...
Unutmayın Allah her zaman iyilerin yanında olur...
Bize de iyilerin yanında olmak farzdır...
İyilerin yanında olmak ibadet gibidir.
Allah'ın emridir...
Osman Gür iyi adamdır diyebiliyorsanız, bu cümlenin arkasına "fakat" ı eklemeyin...
Onun yanında olun...
Göreceksiniz Allah'ın yardımı, sizlerin desteği ile Beyoğlu'nda bu sefer "İYİLER KAZANACAK!"
Allah yar ve yardımcımız olsun!

18 Ekim 2012 Perşembe

Haddini bil Yusuf Ziya!

AKP iktidarında gün geçmiyor ki, bir akl-ı evvel çıkıp milletin sabır sınırlarını zorlamasın...
İşte bunlardan birisi de AKP yandaşı Star Gazetesi'nin tetikçi yazarlarından ve Genel Yayın Yönetmeni olan Yusuf Ziya Cömert....
***
Yusuf Ziya ve yanında bir çok tetikçi yazar çizer tayfası Eskişehir'e gelmiş...
Kentimize gelen her misafir başımızın tacı...
Lakin misafir de misafirliğini bilecek...
Zat-ı Muhterem yapılan basın toplantısında ağzını açar açmaz Eskişehir'e hakaret etmeye başlıyor...
Neymiş efendim,
Eskişehir'e ilk geldiklerinden araçlarıyla Eskişehir'de bir tur atmak istemişler de, bu gezi esnasında üniversite civarında travestileri görmüşler...
Bu arada zat üniversiteye Külliye diyor bunu da atlamayalım...
Efendim üniversitenin etrafında böyle şeylerin olması Eskişehir'e yakışmıyormuş...
***
Peki ne yapacağız yakışmıyorsa...
Keselim mi travestileri...
Sizin partiniz değil mi fuhuşu anayasada suç olmaktan çıkaran...
Atatürk iyk kez anayasaya koydurmuş zinanın suç olduğunu...
O gün bugündür kimse dokunmamış o kanuna...
AKP gelmiş, gelir gelmez de bu kanunu değiştirmiş...
Zina suç değildir demiş...
Biz ne yapalım şimdi!?
Travestileri toplayıp gaz odasında idam mı edelim!?
***
Bir gazetecinin görevi insanların kişisel tercihlerini bir kente maletmek değildir...
Bir kenti bir kaç farklı yaşam tercihi olan insanla lekelemek değildir gazetecilik...
Eskişehir lekelenmiştir diyor zat-ı muhterem...
O zaman sayın başbakanınıza rica edin de temizlesin bu lekeyi...
Bakalım ne yapacaklar, bir gece gelip bütün travestileri toplayarak asit kuyusana mı atacaklar!?
***
Peki sayın Yusuf Ziya İstanbul'da yaşıyorsunuz...
Bir gazeteci olarak İstanbul'u iyi bilirsiniz...
AKP hükümeti döneminde,
Beyoğlu Bayram Sokak'ta travestilerin genelevlerinin oluştuğunu da biliyor musunuz...
Travestilerin çalıştığı evlerin bulunduğu sokağın başında devletin polisinin nöbet tuttuğunu da biliyor musunuz!?
Sokaklarda güpe gündüz travestilerin pazarlık yaptığını da biliyor musunuz!?
Bunlar bu cesareti nerden alıyor onu da biliyor musunuz!?
Bunların bu cesareti nereden aldıklarını ben söyleyeyim size:
AKP Hükümeti'nin anayasadan zinayı suç olmaktan çıkarmış olmasından alıyorlar bu gücü...
***
Ey Yusuf Ziya haddini bil...
Eskişehir'in ne kadar medeni bir kent olduğunu herkes bilir...
O travestilerin yaptığı suç ise, devlet var, hükümet var...
Üstelik de hükümet de dindar nesil yetiştireceği masalını anlatan sizin ağababalarınız var...
Çıkıp uluorta Eskişehir'imizi karalamaktansa ağababalarınıza bir telefon açın o lekeyi temizlesinler...
Ama ben biliyorum sizin maksadınız travestiler falan değil...
Sizin maksadınız dürüst bir gazetecilik yapmak değil...
Sizin tek ksadınız bu tür çamurlar atarak, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Yılmaz Büyükerşen'i zora sokmak...
Bütün derdiniz bu sizin...
Belki de şehrimize gelirken size bunları ezberlettiler...
***
Şunu asla unutmayın:
Siz aklınızca Eskişehir'de travestileri kullanarak Büyükerşen'i yıpratmaya çalışıyorsunuz ama yemezler...
Eskişehir haklı Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi "seçkin insanlardan oluşur" bu seçkin insanlar sizin gazınıza gelmez. Sizin dolmuşunuza binmez.
***
Ayrıca yaptığınız alenen bir hedef göstermedir, alenen bir linç girişimi çağrısıdır. Cumhuriyet savcılarımız bunun gereğini yapmalıdırlar. Travesti olmak anayasamızda suç ise, devlet gereğini yapmalıdır. Fuhuş anayasada suç ise, devletin kolluk kuvvetleri gereğini yapmalıdır. Yusuf Ziya sen bu çağrıyı kime yapıyorsun! Kimi gaza getirmeye çalışıyorsun!?

11 Eylül 2012 Salı

Vazgeçmek ve Osman GÜR...

Vazgeçmek ilk başta zayıflık gibi algılansa da bana göre yeniden "sıfır kilometre" olmak ve yeniden daha güçlü bir başlangıç yapmaktır. Dava adamları için bu böyledir. Ben dava adamlarını her zaman "hamal"a benzetirim. 
Hamallar kadar güçlüdür onlar...
Hamallar kadar dirençli...
Hamallar kadar helaldir emekleri, kazançları...
Tek sermayeleri yürek ve alınteridir...
Çok yorulurlar...
İçlerindeki adam :
- Yahu arkadaş hele bi dur, az dinlen
Dese de onlar durmazlar...
Dinlenmeyi bilmezler...
***
Davalar tarih boyunca hep hamalların sırtında yücelmişlerdir...
Onlar isimsiz kahramandırlar...
Öf bile demezler anaları kadar sevdikleri davanın yolunda...
Evinde bir karısı yoktur onların
Bir oğlu bir kızı da olmaz onların...
Hatta çoğu zaman evleri bile olmaz...
Hep "birileri"nin oğlunun derdindedirler
Birilerinin kızının derdine derman olurlar her daim...
Eşi'nin adı çiledir onların...
Dava adamı nasıl çileye talip olmuşsa
Evindeki karısı da bu çile yolunda onun ortağıdır...
Amcası,
Halası,
Dayısı,
Emmoğlu,
Deyzoğlu,
Çocukluk arkadaşı,
Lise arkadaşı,
Mahalleden can yoldaşı...
Dva adamları için yoktur bunlar...
Onların her şeyi
Dava yolunda hizmettir...
***
Osman GÜR, bu hamallar arasında tanıdığım en dirayetli adamdır...
Daha çocuk yaştayken,
Arkadaşları mahallede dekmancılık oynarken,
O Taksim İlkyardım Hastanesi'nin kapısında beklerdi...
Adeta pusuya yatardı...
"Hastane'den bir hasta taburcu olsa, ya da muayeneye gelen yaşlı bir amca, teze çıksada koşup ona yardım etsem" diye bir köşede pusuya yatardı Osman GÜR...
O gün bugündür hep aynı...
O bir hizmet erbabı...
Davanın en güçlü hamalı...
***
Kayınpederim rahmetliyi eşim ve ablası hastaneye götürmüşler. Muayene ettirdikten sonra tekerlekli sandalye ile hastane kapısından çıkarmışlar ve tekerlekli sandalyeden indirip yola kadar götürerek taksiye bindirecekler...
Eşim anlatıyor:
- Tekerlekli sandalyeden kaldırdık babamı ama ayakta duramıyor. Biz kadın halimizle onu tutmaya bir taraftan da taksi bulmaya çalışıyoruz. İki arada bir derede kaldık. Ne yapsak nasıl etsek diye kara kara düşünürken kel kafalı bir adam geldi. "Abla babaya taksi mi lazım" dedi. Biz de "Evet abi" dedik. Hemen yola doğru koşturdu. dakka dolmadan taksiyle önümüzde durdu. Taksi'den indi babamı kucakladığı gibi taksiye oturttu. Biz şaşkın şaşkın bakarken "Hadiyin ablalar yolu kapattık" dedi. Biz şaşkın şaşkın taksiye bindik. Taksiciye 20 lira uzattı. "Ablaları gidecekleri yere kadar bırak, para artarsa helal olsun, yetmezse beni burda bulursun mutlaka gel al" dedi. Biz öylesine şaşırmıştık ki, adama teşekkür bile edemedik...
Mevzuyu dinleyince bende şaşırdım. "Allah razı olsun insan evladıymış" deyip geçiştirdim...
Aradan uzunca bir zaman geçti. Babamı tekrar hastaneye götürdük. O ara Osman GÜR dikildi karşımıza "hayırdır hocam baba mı rahatsızlandı yine" dedi.Durumu anlattım kendisine. Eşim ve ablamız benden dolayı Osman GÜR'ün adını duyarlardı ama daha hiç görmemişlerdi. Eşim, "Nasılsın abi" diye sorunca şaşırdım. Nerden tanıdı acaba diye düşünürken, ablam usulca "Babamı kucaklayan o kel kafalı adam buydu" dedi.
***
Bunu öğrenince hiç şaşırmamıştım, böylesine bir adamlığı Osman GÜR'den başka kimsenin yapacağı en başında aklıma gelmeliydi deyip kendi eşekliğime yandım... Kaç kere kendim şahit olmuştum. Yolda yürümekte zorlanan bir amcaya yaklaştı:
- Moruk napıyon böyle tin tin tin...
Adam Osman Gür'ün neşeli haline pek sevindi, gülümseyerek;
- Gidebilirsem eve gidicem
- İyi de bu hızla sen ancak yarın varırsın eve moruk
- Yok yok akşama varırım
Osman başkan adamı kucakladığı gibi koşar adımlarla ilerlemeye başladı. 
5 Dakkaya varmadı evine teslim etti yaşlı amcayı...
***
Osman GÜR ile tanışmama vesile olan Müjdat ÖZTÜRK başkanımızdır. Onun ilçe başkanı olmasıyla birlikte bizi de lütfedip kendi listesine aldı. Birlikte çalıştık bir süre. Osman başkanımız da o dönemde İlçe Başkan Vekili olarak çalışıyordu. Müjdat başkanın il yönetimine girmesiyle birlikte ilçe başkanlığı görevine getirildi ve halen bu göreve devam ediyor. Bu fakir de kendisine danışmanlık görevini sürdürmekte. Onunla çalışmak gerçekten büyük bir manevi huzur veriyor insana...
***
Onunla ilgili anlatılacak o kadar şey var ki, üç beş tanesini anlatmaya kalksam benim okurlar yine şikayete başlarlar; "Yahu usta yine çok uzun yazmışsın, biraz kısa yaz şu yazıları" Ötesi berisi 7-8 dakikanızı heder edip, şu şikayetten vazgeçmiyorsunuz ya, helal olsun size saygıdeğer okuyucularım! Şaka bir yana okumaya değer görüp okuyan herkese teşekkürler, göz nurunuza sağlık olsun...
***
Benim için çok önemli olan bir şeyi burada sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim. Hani Ramazan ayının geleneği haline gelmiştir ya! Bütün partiler bangır bangır reklam anonslarıyla erzak dağıtırlar fakir fukaraya.. Bağrdıkları, mahalleye erzak verdikleri adamı reklam etmelerini bir yana bırakalım, koliyi açtığınız vakit de içinden bir sürü reklam broşürü çıkar. İşte bizim Osman Başkanımız bunu asla yapmaz... En fazla bir hediye babında parti logosu bulunan birer tane imsakiye koyar kolilerin içine. Mümkün mertebe gizli saklı dağıtım yaptırıp insanları rencide ettirmez. Yüce dinimiz de böyle emretmez mi!?
***
Osman GÜR vazgeçmekten bahsetmişti. Vazgeçmek ama sırtındaki dava yükünden değil, asalaklardan vazgeçmekten bahsetmiş. Sırtındaki fazlalıklarından vazgeçip, davanın yükünü daha rahat taşımak için vazgeçmek... 
***
Biz bir söz verdik sana Osman GÜR...
Her daim yanındayız, sen bu davanın hamallığını yaptığın sürece gücümüzün yettiği yere kadar, dizlerimizin dermanı, gözlerimizin geri sona erinceye kadar seninleyiz dedik. Unutma, vazgeçmelerinde de seninleyiz. Yanındayız. Ben bilirim ki, Osman GÜR'ün vazgeçmeleri bile davanın selameti içindir. Bu kutlu dava yolunda günahlarının da sevaplarının da ortağı olmaktan hiçbir zaman pişman olmadım, bundan sonrada olmayacağımdan eminim... Sonuna kadar yüreğim senindir Osman GÜR...
***
Değerli dostlar son olarak, burada birilerine teşekkür etmek istiyorum.
Bahsettik, Osman GÜR, 7/24 bizim hizmetimizde. Gecenin bir yarısı bile başımız sıkışsa hemen onu ararız. Durum vaziyeti ne olursa olsun, bize yardım etmesi için ondan hemen yanımızda olmasını isteriz. Onun da bir ailesi, çocukları olduğunun farkında bile olmak istemeyiz.... Bizim dertlerimize derman olmak için eşine, çocuklarına ayıracağı zamanı bile bize ayıran Osman GÜR'ün sevgili eşine, Burcu kızımıza ve Oğuzhan evladımıza gösterdikleri sabır için hepimiz adına teşekkür ediyorum. Hakkınızı helal edin çocuklar...
***
Allah yar ve yardımcın olsun Osman GÜR....