Ender Konca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ender Konca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2018 Cumartesi

ONURUN İÇİN YÜREĞİNİ AL TRİBÜNE GEL!...

Ondokuz Ağustos İkibinonsekiz...
Eskişehir!
Eskişehirspor!
Ve;
Yeni Eskişehir Atatürk Stadyumu...
Bizim çocuklar,
Bizim kentimizde,
Bizim stadyumumuzda,
Tüm Eskişehir'in onur mücadelesini verecekler...
Tıpkı;
Ondokuz Haziran Bindokuzyüzaltmışbeş'te olduğu gibi...
Bizim kentimiz, bizim çocuklarımız ve bizim stadyumumuz...
***
Pazar günü saat 21:45'te,
Aziz Bolel orada olacak!
Abdullah Gegiç orada olacak!
Necdet Yıldırım orada olacak!
Agop Mehmet orada olacak!
Sinan Alağaç orada olacak!
Ediz Bahtiyaroğlu orada olacak!
Peki ya sen!?
Bu efsaneyi efsane yapanlar oradayken sen Porsuk'un kenarında çekirdek mi çitleyeceksin!?
Deli Kubilay ''Üçlü çektirirken tayfaya'' sen Kanlıkavak'ta hikaye için video mu çekeceksin!?
Mehmet Yağcı tribünde Eskişehir marşını söylerken binlerce gönüldaşıyla sen manitana Yıldız Tilbe şarkısı mı söyleyeceksin!?
***
19 Ağustos Pazar günü...
Saat 21:45'te...
Bizim kentimizde, bizim stadımızda, bizim çocuklarımız bu kentin onur mücadelesini verecek!
1965'te bu şanlı takımın alın teri kokan formalarını her maçtan sonra yıkayıp, paklayan teyzeler, bacılar da orada olacaklar.
Söküklerini diken, kömürlü ütülerle ütülerini yapan analarımız da orada olacaklar!
Bugün sevdamızın sembolü olan bu kutlu armayı çizen Selahattin Vapur ağabeyimiz de Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda olacak!
Sen nerede olacaksın!?
Evinin balkonunda komşularınla çay mı içeceksin!?
Barlar sokağında rakı mı içeceksin, biranı mı yudumlayacaksın!?
Bizim Çocuklar senin onur mücadeleni verirken sen o çocuklara destek olmak yerine, bir düğün salonunda çiftetelli mi oynayacaksın!?
***
19 Ağustos...
Günlerden pazar...
Saatler 21:45'i gösterdiğinde bir yıldız yeniden parlayacak Anadolu semalarında...
Trabzon'da bir çocuğun yüreğini ısıtacak o yıldız.
Hakkari'de bir delikanlının umudu olacak o yıldız.
Gaziantep'te bir adamın gözlerini güldürecek o yıldız.
Edirne'de, İzmir'de, Aydın'da, Afyon'da, Konya'da, Antalya'da, Mersin'de...
Anadolu'nun en ücra köşesinde suskunların haykırışı olacak o yıldız...
Ve;
O gece ANADOLU YILDIZI yeniden doğacak...
Sen bu doğuşa,
Sen bu dirilişe,
Sen bu haykırışa,
Sen bu direnişe seyirci mi kalacaksın Şahin Tepesi'nde yoksa; ANADOLU YILDIZI'nın ışığıyla mı aydınlatacaksın yüreğini...
Haydi Eskişehirli, durma artık YÜREĞİNİ DE AL TRİBÜNE GEL!
***
19 Ağustos 2018 Pazar...
Saat 21:45
Fethi, Nihat, Ender orada olacaklar!
Sen haykırmayacak mısın ''Filelere gönder!'' diye...
Ayhan Aşut, biryantinli saçlarıyla genç kızların, kıvrak çalımlarıyla futbolseverlerin gönlünü fethedecek bir kere daha...
Ve bir kere daha bütün Türkiye'nin gönlünde taht kuracak efendiliğiyle İsmail Arca...
Sen onları özlemedin mi!?
Onlar ''Bizim Çocuklar''dı, işte yine sahada ''Bizim Çocuklar''
Yürekleriyle sahada yıldızlaşıp, Eskişehirspor'u Eskişehir'in en büyük markası yapan bizim çocuklar, şimdi bu marka için onur mücadelesi veren ''Bizim Çocuklar''ın yanında olacaklar...
Yürekleriyle gelecekler maça...
Ve yürekleriyle oynayacak sahadaki 11 ''Çocuk''...
Haydi Eskişehirli!
Sen de yüreğini al ve tribüne gel artık...
***
Seni yok sayanlar var bir de!
Sen çok iyi biliyorsun onları!
Onlar bu onur mücadelesinde Bizim Çocuklar'ın yanında ol(a)mayacaklar!
Senin gücüne inanmayanlar!
''ESES taraftarından bi cacık olmaz'' diyenler
''Biz ne yaparsak yapalım onlar yine bizi destekler'' diyenler vardı.
Unutma onları!
Ve şimdi!
İşte tam da şimdi;
''Ben buradayım'' diye haykırarak 30 bin yürekli tek bir vücutla  gücünü gösterme vaktidir!
Seni kongre salonlarına almayanlara,
Sevdana kota koyanlara
Meydanlarda ESES atkılarıyla boy gösterip oyunu çalanlara
Ve biricik sevdamız Eskişehirspor'u bu durumlara düşürenlere ve bu zor günlerinde yalnız bırakanlara, düşene tekme vuranlara ŞİMŞEK olup çakma vaktidir 19 Ağustos akşamı!
Karanlıkların arasından KIRMIZI ŞİMŞEKLER olup, ESES düşmanlarına korku salma vaktidir!
Haydi kardeşim,
Haydi bacım,
Haydi amcam,
Haydi dostum,
Haydi ablam,
Haydi yengeciğim,
Haydi be emmi sen de gel,
Haydi arkadaşım...
Haydi Eskişehir!!!
YÜREĞİNİ AL DA GEL!!!

3 Ekim 2014 Cuma

Hacıhüsrevli Ender Konca (2) "Ender Spor"

Hangi seneydi tam olarak anımsayamadım...
80'lı yılların sonu, 90'lı yılların başı...
Mahalle takımlarının revaçta olduğu bir dönem...
Hemen hemen her mahallede bir takım vardır...
Hatta bazılarında 2 -3 takım...
Kasımpaşa'da mahalle takımlarının maç yaptıkları sahalar vardı.
Dolapdere, Bayramyeri, Kulaksız ve Fetih sahaları...
Amatör küme takımlarının yanısıra bir de gayri federe olarak sınıflandırılan, bizimse "Mahalle Takımı" dediğimiz ve tamamen oyuncuların katkılarıyla kurulan takımlar...
***
Çoğu zaman bir takım içinde çıkan anlaşmazlıklardan dolayı yeni bir takım çıkardı.
Bu ikinci takımların adının başında "Öz" ibaresi olurdu.
Hani demeleri odur ki; hakiki olan biziz diğer takım çakma"
Mesela bir Öz Bayramyeri vardı.
O günlerde Beyoğlu ilçesinde en güçlü takım Öz Bayramyeri idi.
Bu takımı yenmek mümkün değildi.
Bayramyeri sahasını da onlar sahiplenmişti.
Onların sahasıydı.
Diğer takımlar maç oynadığında onlar kira bedeli alırlardı.
***
Kasımpaşa'nın en iyi oyuncularını onlar alırdı hemen.
Tam bir kolej takımı havası vardı.
Biz de yaşadık bu ihtilaf durumunu.
Köyümüz "Bademli" adına kurulmuş bir takım vardı.
Ancak biz genç gurup olarak bir şekilde ters düşmüştük.
Sanırım eski oyuncuların artık takımdan ayrılması ve genç oyuncuların oynatılmasını istiyorduk.
Öyle şimdiki halı saha takımları gibi değildik.
Başkanı, yöneticisi ve teknik direktörü olan takımlardık...
***
Neyse lafı fazla uzatmadan mevzuya inceden bir giriş yapalım.
Yaşımın henüz çok genç olmasına rağmen bir takım kurup hem teknik direktör hem de başkan olmayı kafaya koymuştum.
Takımın renkleri konusunda tek tercihim Siyah - Kırmızı idi.
Sirkeci'de forma yapan spor mağazaları vardı.
Bir kaç kez oradaki mağazalara gidip forma örneklerine baktım.
Bir taraftan da takımda oynayacak oyuncuların transfer görüşmeleri vardı.
Transfer dedimse para pul yok ortada.
Tamamen gönül meselesi...
İyi bir takım oluşturmak üzereyim.
Fakat takımdakilerin çoğu GS ve FB taraftarı.
Bunların Eskişehirspor'un renkleri olan Siyah - Kırmızı renklere itiraz edecekleri kesin görünüyordu.
***
Takımın adının başına da "Öz" koymak istemiyordum.
Herkes gibi olmamak adına yeni bir ad bulmalıydım.
Renklerinin Siyah - Kırmızı olması öncelikli amacımdı ancak GS ve FB taraftarı olan arkadaşlarımın da gönlünü almak istiyordum.
Tam bir çıkmazdaydım doğrusu...
İkilemde kalmıştım.
Derken parlak bir fikir geldi aklıma...
Gassaray ve Fenerlileri "Arkadaşlar GS'nin Kırmızısı FB'nin de Lacivertini alarak takımın renklerini Lacivert Kırmızı yapalım" diyerek kandırmayı planladım ve başardım.
İsmin de en azından kısaltması ESES'in ES'i olsun diye düşünüyordum fakat bir türlü bu kısaltmayı sağlayacak ismi bulamıyordum.
***
Türlü isimler geçti aklımdam.
Fakat bir türlü ES kısaltmasını elde edemiyordum...
Birden aklıma Ender Konca geldi.
Ender Spor yaparsam, hem Eskişehirspor'un efsane futbolcusunun adını kullanmış olacaktım hem de ES kısaltması hayalim gerçek olacaktı.
Arkadaşlara bu önerimi ilettim.
Herkes makul karşıladı.
Ancak bir arkadaşım ayrıldığımız Bademli takımının da adını kullanalım deyince Takımın adı Bademli Ender Spor olarak ortaya çıktı.
Renklerimiz de Lacivert - Kırmızı olmuştu...
***
O günlerde Ender Konca'nın Hacı Hüsrevli olduğunu bile bilmiyordum.
Tek bildiğim Eskişehirspor'un yıldızı ve İstanbul takımları dışında Avrupa'ya transfer olan ilk Türk futbolcusu olduğuydu.
Ve tabii kendisinin hayranı olduğum...
İsmail Arca bir Ender Konca iki...
Belki de bu takım ülkemizde bir futbolcunun adına kurulmuş ilk futbol takımıydı, bilemiyorum...

NOT: Bu takımla ilgili bulabildiğim tek fotoğrafı da paylaşıyorum. İlerleyen yıllarda bir de genç takım oluşturmuştuk ve Bayramyeri sahasında bir maça hazırlanırlarken biz de A takım kalecimiz Ali ile böyle poz vermişiz...

6 Eylül 2014 Cumartesi

Hacıhüsrevli Ender Konca...


Henüz ilkokul 1. sınıfa giderken başlamıştı benim Eskişehirspor sevdam.
Evet doğru. Eskişehirli değilim.
Aslen Aksekili olup, doğma büyüme Kasımpaşalı diyebilirim kendime.
Eskişehir ile de uzaktan yakından bir bağım yoktu.
Sadece memlekete giderken Eskişehir Şeker Fabrikası'nın önünden geçtiğini anımsarım otobüsümüzün...
***
Sebebi anlaşılmayan bir sevda.
Zaten şarkılar da böyle demiyor mu!?
" Sevgi anlaşmak değildir, nedensiz de sevilir "
İlk aşkım diye bahsederim her zaman Eskişehirspor'dan...
Neyse bu mevzu derin mevzu.
Fazlaca kafanızı ütülemeyelim.
***
O yıllarda Eskişehirspor adeta yaşayan bir efsane olmuştu.
Çok kısa bir zamanda bir çok futbol takımının yıllarca elde edemediği başarılara 5-6 sene içinde ulaşmıştı ESES...
Mükemmel bir kadrosu vardı.
Kadroda yer alan bütün isimlerin ayrı bir hikayesi var.
Hepsi ayrı bir değer.
Ben o günlerde arkadaşlarla oynadığımız maçlarda hep İsmail Arca olurdum.
Onun sahadaki duruşu benim idolüm olmasına yetmişti.
***
"Fethi Nihat Ender, filelere gönder" tezahüratının Ender'inin Hacıhüsrevli olduğunu bile bilmiyordum o günlerde.
Yıllar sonra öğrendim.
Ender Konca Eskişehirspor forması ile büyük başarılar elde edip Milli Takım forması giymeyi haketmiş ve Milli Takım ile de çok başarılı bir dönem geçirmişti.
ESES taraftarının sevgilisi olan Ender Konca ülkemiz futbol tarihine FB, GS, BJK takımları dışında Avrupa'ya transfer yapan ilk Türk futbolcusu olarak geçti.
Eskişehirspor da bu anlamda Avrupa'ya futbolcu transfer eden ilk Anadolu takımı olarak tarihe not düşülmüştü.
***
Ender Konca'nın ben de ayrı bir yeri vardır.
Bugün Avrupa'da tuttuğum takımın Eintracht Frankfurt olmasının tek sebebi Ender Konca'dır.
Eskişehirspor'dan E. Frankfurt'a transfer olan Ender Konca böylesi ilginç bir rahatsızlığıma daha imza atmış oldu.
Renklerinin de siyah - kırmızı olması E. Frankfurt'a olan sevgimi daha da pekiştirdi.
O gün bugündür varsa yoksa bir ESES, bir de E. Frankfurt...
***
Dün (5 Eylül 2014) Hacıhüsrev'e gittim.
Ender Konca'nın doğup büyüdüğü evini gördüm.
Bildiğimiz Hacıhüsrev kondularından biri.
Top oynadığı sokakta, arkadaşlarıyla konuştum.
Birlikte top oynadığı mahalle arkadaşı İsmail Erşeker; "Şu meydanlıkta bir naylon top bulabilirsek bir arkadaşımızı kaleci yapar atıştırırdık Ender ile birlikte" diyor...
***
Yıllar sonra buralarda olmak apayrı bir mutluluk veriyor insana.
Yıllarca imrendiğiniz, yanına yaklaşabilmek için çaba sarfettiğiniz, ülkemizin en ünlü futbolcularından birinin sizinle aynı semtte doğup büyüdüğünü, aynı sokaklarda tek kale maç yaptığını, aynı havayı soluduğunu, aynı duyguları paylaştığını ve aynı çileleri çektikten sonra alınteriyle zirveye ulaştığını görebilmek gerçekten harika bir duygu.
İnşaallah gelecek yazımızda mahalle arkadaşlarının Ender Konca ile ilgili anılarını da sizlerle paylaşacağım...