darbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
darbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Türk Milleti'ne kurşun sıkmak ya da linç edilmek!!!!

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu fotoğrafı yayınlamaktan büyük bir utanç ve acı duyuyorum. Ancak bazı şeyleri hatırlatmadan da geçemiyoruz. Bu utanç fotoğrafını bir kez daha yayınlamış olmaktan dolayı aziz Türk Milleti'nden özür diliyorum...
***
"Bana vuran herkese hakkımı helal ediyorum"
Böyle söze başladı genç asker...
Henüz 21 yaşında.
Teskeresine 7 gün kalmış.
Derken o kara gece üzerlerine bir kabus gibi çökmüş...
Vatana olan borcunu ödemek için geldiği birliğinde şerefli bir er olarak görevini yaparken komutanlarının emriyle binmiş tankına ve çıkmış yola.
"Bölücü Terör örgütünün ele başları yakalandı. Özel Harekatçılar bunlardan bir kaç tanesinin kafasına sıkmış. Pkk sempatizanları da isyan çıkarmış köprüyü ele geçirmeye çalışıyorlarmış, biz bu işgal girişimini durduracağız. Sizin karşınıza Türk bayraklarıyla da çıksalar ateş edin" denilmiş tankın içinde.

***
FETÖ terör örgütünün iç savaş kalkışmasından 5 gün sonra gittiğim bir kışlada görüştüm bu kardeşimizle.
Ayakta durmakta ve yürümekte zorlanıyordu.
Zayıf bedeninin hemen hemen tamamı mosmor olmuştu.
Sesi titrek, bedeni halsizdi.
Psikolojik olarak da yıkılmış olabileceğini düşünürken onun ne kadar soğukkanlı olduğunu kısa zamanda anladım.
Olayın kendisini ne kadar üzmüş olabileceğini düşünerek, fazla konuşmak istemedim.
Ama o anlattı kısaca.
İlk sözü "Bana vuran kimseye kırgın ya da kızgın değilim, herkese hakkımı helal ediyorum" oldu.
Bu nasıl bir vatan sevgisi, bu nasıl bir millet sevgisidir Allahım!
Hiçbir suçu olmadığı halde kendisini linç etmeye kalkışanlara hakkını helal eden bir mazlum!
İşte Türk askeri budur!
İşte Türk evladı budur!
***
Arada bir gözleri doluyor ama ağlamıyordu.
Sanki biz onu değil de o bizi teselli etmeye çalışır gibi sesinin titremesine, gözlerinin dolmasına, vücudunun her noktasında şiddetli sancılar olmasına aldırmadan tebessüm etmeye çalışıyordu.
"Üzerinde cep telefonu olan bir arkadaşımız internetteki yazılanlardan anlamış bunun bir darbe girişimi olduğunu. Karşımızdakilerin ellerine Türk bayrağı almış teröristler olmadığını, Türk demokrasisi için sokaklara dökülen halk olduğunu söyledi bize ve başımızdaki astsubaya.
Kendimizi tanka kilitledik. Polisi aradık çıkmayın dediler. Tankın içinde havasızlıktan boğulacak noktaya gelmiştik. Dışarda linç edileceğimizi bile bile çıkmak zorunda kaldık. Başka çaremiz yoktu. Ya kendi milletimize ateş edip oradan kurtulmanın çaresine bakacaktık ya da çıkıp linç edilecektik. Çıktık ve linç girişimine maruz kaldık. Kimseye kızmadım. Yediğim tüm tekmeler canımı acıtmadı ama böylesine bir kahpeliğin içine düştüğümüz için yüreğim çok acıdı. Belki onların yerinde ben olsaydım ben de aynı şeyi yapardım. Onun için herkese hakkımı helal ediyorum"
***
İşte o linç girişimine maruz kalan kahramanlarımızdan birinin anlattıkları bunlar.
Burada yazmak istemediğim şeyler de anlattı.
Bugün Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından bastırılan kutlama afişlerinde hain, terörist, darbeci olarak aşağılanan Türk askeri işte böyle kahramanca kendini feda etmiştir.
Cumhurbaşkanlığı gibi kutlu bir makam Türk Ordusu'nun şerefli askerleri söz konusu olunca çok daha hassas davranmalıydı.
Hazırlanan tüm afişlere baktığımızda bu kahpe iç savaş kalkışmasını organize eden ihanet şebekesinin üst düzey sorumluları konulmazken emir - komuta zincirinde sokağa çıkan, ancak bunun bir darbe girişimi olduğunu anladıktan sonra darbeye karşı direnen, daha da ötesinde sizlere aktardığım olaydaki gibi kendilerini feda eden kahraman Mehmetçiklerimizin boy boy animasyonlarının kullanılarak rencide edilmeleri tüm milletimizi derinden üzmüştür.
***
Cumhurbaşkanlığı makamı Türk Milleti için en saygıdeğer ve en kutlu makamdır.
Bu makamda oturan kişi Türk Milleti'ni tüm unsurlarıyla korumak ve kollamak zorundadır.

Bu afişlere Fethullah Gülen deyyusu ve onun köpeklerinin fotoğraflarını basmak yerine emir - komuta zincirinin en alt tabakasında bulunan Mehmetçiklerimizin konulması hem bu makamın saygınlığına, hem de manevi değerine zarar vermiştir.
Cumhurbaşkanlığı derhal bu afişleri toplatmalıdır.
Türk Milleti'nin vicdanı rahatlatılmalıdır.

1 Şubat 2014 Cumartesi

Naylon darbeciler!

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) seçmeni uyutma konusunda ustalık dönemini yaşıyor.
Adaletsiz ve Kalkınmasız geçen yılları ancak bu enfes uyutma taktikleri ile geçiştirebileceklerini çok iyi bildiklerinden bu konuda ihtisas sahibi oldular.
Göreve geldikleri günden bu yana;
Özelleştirme (Milletin malını birilerine peşkeş çekme),
Balyoz ve Ergenekon gibi sözde darbe girişimcilerini hapse tıkma,

Cemaatlere ve terör örgütü ile sempatizanlarına özgürlük kazandırma,
Kapalı bulunan Kilise, Havra ve Sinegogları yeniden hayata geçirme gibi sözde demokratik girişimlerin dışında hiçbir gündem maddesi bulunmayan AKP, her seçim döneminde bir mağduriyet edebiyatı yaparak halkımızın zayıf noktasından girip seçimlerde başarı kazanmayı büyük bir maharetle gerçekleştirmektedir.
***
Gezi eylemlerinden bu yana bir sivil darbe girişimidir aldı başını gidiyor.
Kim hükümete muhalefet ediyorsa sayın başbakan halkın huzuruna çıkıp "Bize darbe girişiminde bulundular" diyerek feveran ediyor.
Milletimiz de öyle bir düzeye geldi ki;
Başbakan çıkıp bir erkek deveye "ey halkım bakın bu bir dişi devedir" dese milletimiz "Evet o bir dişi devedir" diyecek ve söylenen tüm yalanlara inanacak.
AKP ülkemizde iktidara geldiğinden bu yana sayın başbakanın en güzel yaptığı iş birileriyle kavga etmek.
Irak'ın işgali noktasında Saddam ile cebelleşip, Müslüman kadınlara tecavüz eden, camilere işeyen ABD askerleri için dua etti.
"Kardeşim" deyip sarıp sarmaladığı, özel tayyare ile aile ziyareti yaptığı Suriye lideri Esad'ı birkaç ay sonra düşman ilan etti ve sık sık ülkemizde AKP'ye karşı bir darbe girişimini desteklemekle suçladığı batı dünyasının yanında yer aldı.
"Nato askerlerinin Libya'da ne işi var" diyerek atarlanan başbakan birkaç gün sonra Libya'ya karşı düzenlenen operasyonda İzmir'in Nato harekat merkezi olarak kullanılmasına müsaade etti.
Davos'ta "Van minut" diyerek kafa tuttuğu(!) İsrail'in İran'a karşı savunması için Malatya'ya füze kalkanı rampalarının yerleştirilmesine müsaade etti. 

***
Başbakan'ın dışardaki "mevzu"ları saymakla bitmez.
İçerde de değişen bir durum yok.
Kim başbakana muhalifse başbakan onunla kavga eder.
Hatta bir ara muhalefet liderleri için "Ben onlara küstüm onlarla bir daha konuşmayacağım" diyerek bu tavrını net bir şekilde ortaya koydu.
Abdüllatif Şener gibi bir yol arkadaşıyla kavga etti ve onunla bir daha konuşmadı.
Diğer yol arkadaşları da sayın Şener'in akıbetine uğramamak için hep alttan aldılar.
"Ağamsın, paşamsın" diyerek iktidar nimetlerinden kopmamanın hazzını yaşadılar.
Başbakan son olarak birkaç ay önce "Okyanus ötesine de selam olsun" diyerek selamladığı Fethullah Gülen Hocaefendi ile dövüştü.
Bu kavganın sebebi nedir bilemiyoruz.
Ama şunu kesinlikle biliyoruz ki; Fethullah Gülen Hocaefendi diğerleri gibi "ağamsın, paşamsın" çekmedi başbakana.
Etrafındaki dalkavukların çokluğundan dolayı kendisini bir padişah, bir büyük güç olarak gören başbakan "Bu Hocaefendi de kim oluyormuş ki, yüzde 2 bile oyları yok bunların" diyerek kendisine biat etmeyen Hocaefendi ile de kavgaya tutuştu.
***
Daha evvelinde de Gezi Eylemcileri var.
Dış güçlerin desteklediği bu sokak darbecileri(!) ellerindeki kaldırım taşları ile bir darbe girişiminde bulunmuşlar.
Dış destek olarak da mesela Brezilya'dan pizza desteği verilmiş.
Mesela bir TV kanalı canlı yayın yaparak lojistik destek sağlamış bu darbe girişimine...
Meğerse, Gülen Cemaati de devlet içinde devlet olup, darbe girişiminde bulunmuş.
11 yıllık iktidarları sırasında cemaatlere her istediklerini vermekle övünen bir muktedir güç şimdi o cemaatlerden birini darbeci olmakla itham edebiliyor.
İyi de arkadaş sen besledin bu darbecileri.
Sen devletin içinde paralel devlet kurulurken neredeydin.
Yavru Muhalefet değildin herhalde.
Tek başına iktidar sendin.
Büyük güç sendin.
Neden engel olmadın bu darbecilere!
***
Kim bu darbeciler efendi!
Hani darbe girişiminde bulundular,
Evde otururken darbe yapmayı düşündüler,
Uyurken rüyalarında darbe yaptıklarını gördüler gibi ucuz ve basit gerekçelerle ordumuzun en üst subaylarını, komutanlarını sabahın bir saatinde evlerinden apar topar alıp hapse tıkmaya gücün yetiyor da, sokak darbecilerine, cemaat darbecilerine mi gücün yetmiyor.
Darbeciler darbeciler diye feryadı figan ettiğin bu darbeciler kimler?
Gezi Eylemlerine katılanlar mı?
O halde ver talimatı savcılara darbecilikten yargılasın bunları.
Kaç tane Gezi Eylemcisi şu an darbe girişiminden dolayı yargılanıyor?
Ya diğer darbeciler?
Hani şu devlet içinde paralel devlet oluşturup hükümeti devirmeyi amaçlayan cemaatçiler?
Onlardan kaç tanesini darbecilikten gözaltına alıp, hapse attırabildiniz?
Yoksa bu çapulcular ordunun üst düzey generallerinden daha mı kudretliler?
Dokunamıyor musunuz?
O halde çıkın millete bunu anlatın.
"Bunlar bize darbe yapacaklar ama biz bunlara dokunamıyoruz" diyerek şikayet edin millete.
***
Milleti uyutamıyorsunuz artık...
Millet şu gerçeği görüyor artık...
AKP'nin bu güne kadar kavga etmediği bir tek Pkk var.
Pkk ile kavga etmiyorlar.
Bilakis açılım üstüne açılım gerçekleştirip Pkk'nın tüm isteklerini yerine getiriyorlar.
Onbinlerce insanımızın katili olan bu eli kanlı terör örgütünün bugüne kadar isteyip de alamadığı ne var AKP hükümetinden...
Bir düşün ey halkım!
Pkk, AKP'den en istedi de alamadı.
Son marifetlerinden bari bir ders alın.
Ne yaptı AKP hükümeti?
Terör örgütüne yardım ve yataklıktan tutukla bulunan tüm BDP milletvekillerini serbest bıraktı.
Apo denen bebek katilini ülkemize getiren cesur yürekli komutan, MHP Milletvekili Engin Aylan ise şu an tutuklu tek milletvekili olarak hapiste yatıyor.
Engin Alan bebek katillerinden daha ağır nasıl bir suç işlemiştir sorarım sizlere?

***
AKP, naylon darbecilerle bu seçimde de milletimizi kandırmayı amaçlıyor.
Darbeyi kim yapmış belli değil.
Darbe ne zaman yapılmış belli değil.
Darbecilere kimler destek vermiş belli değil.
Hepsi naylon...
Naylon fatura gibi naylon darbeciler...
Bildiğimiz bir tek şey var.
Hükümet üyeleri ve yandaşlarına karşı başlatılan tüm yolsuzluk operasyonları akla hayale gelmedik metodlarla önleniyor.
İşin garip tarafı da dindar AKP seçmeni bu yolsuzluk operasyonlarının engellenmesini zafer naralarıyla kutluyor...

Ne diyelim Allah hakkımızda hayırlısını versin...

6 Ağustos 2013 Salı

Gerçek eylem sandıkta olmalı!

Türkiye bir dönüşüm yaşıyor...
AKP iktidarı ile başlayan bu dönüşüm süreci bugün zirveye yaklaşmaktadır

Bir oyunun içindeyiz...
Bir intikam oyunu...
Bir bölünme oyunu...
19 Mayıs Özgürlük Savaşı ruhunun intikamı alınıyor...
29 Ekim Bağımsızlık ruhunun intikamı alınıyor...
Arap törelerinden kurtulup, TÜRK olabilme yolunda yapılan devrimlerin intikamı alınıyor...
***
Türkiye'yi manda haline getirmeye çalışan ABD,
Türkiye'yi işgal eden ve "geldikleri gibi gitmek" zorunda kalan Avrupalı emperyalist devletlerin destekleriyle;
Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerinden intikam alınıyor...
Aslında bu intikam süreci AKP ile başlamadı...
Bu intikam süreci 12 Eylül darbesi ve ardından gelen cunta ürünü yönetimlerle başladı...
PKK diye bir bela musallat edildi memleketin başına...
Bazı yasaklarla Pkk terör örgütünün eli güçlendirildi.
Cuntacıların koyduğu yasaklarla Pkk'nın eline halkı yanına çekmek için kullanacağı malzemeler verildi...
Ardında dincilerin intikam duygularını eylemsel düzeye çekerek canlı tutmak için başörtüsü yasağı getirildi...
Bir tarafta Mustafa Kemal ve silah arkadaşları vatanı işgalden kurtarmak için mücadele ederken ayrı bir devlet kurmak için halkı isyana teşvik eden Kürt Teali Cemiyeti'nin bugünkü uzantısı Pkk, diğer taraftan bu amaca hizmet eden dinci bir esimin bugünkü uzantısı ve yeniden Arap törelerinin egemenliği altına girmek isteyen din tüccarları...
***
Cumhuriyet rejimine ve Misak-ı Milli sınırlarına kafa tutan bu iki kutuplu düşman 12 Eylül cuntası tarafından yaratılmış ve ülkenin başına bela edilmiştir.
Bugünkü iktidarın getirdiği hakim ve savcıların 12 Eylül Darbesi ve Darbeciler karşısında takındığı tavırdan da bunu net bir şekilde anlamak mümkündür.
Ortada böylesine açık ve net bir oyun var....
Halkın büyük bir kesimi bu oyunun içine girmiş durumda...
Hiç kimse halkı oyunun içine düşmekle suçlayamaz...
Halkı bu oyunun içine düşürmemekle görevli olanlar görevlerini yapsaydılar bugün bunları yaşıyor olmayacaktık...
***
Ergenekon kararlarının açıklandığı şu günlerde bir kez daha gördük ki, Cumhuriyet düşmanları, Atatürk düşmanları ve Misak-ı Milli sınırlarını değiştirmeye çabalayanlar büyük bir yol katetmiş durumdalar...
Aslına bakarsanız bu yolu sadece kendileri ilerleyerek katetmediler...
Kendileri ilerlerken, bizleri de gerilettiler...
Çözümü demokraside arayanlar demokrasi alanındaki yetersizlikleri ve acizlikleri ile zaman zaman darbe çağrıları yaptılar...
Darbeleri sevimli gösterme çabasına girenler, demokrasinin en büyük karar mekanizması olan seçimlerde halkın beğenisini kazanamayanlardır...
Düşünün ki, bu ülkede Atatürk'ün kurduğu parti dururken, Atatürk'ü sevenler o partiye oy vermemişler...
Bu ülkede Türk Milliyetçiliğini kendisine bayrak edinmiş bir parti dururken Türk Milliyetçileri o partiye oy vermemişler...
Bir partiyi tek başına iktidara taşıyacak sayıda olan 14 milyon kişi bu ülkede sandığa gitmemiş...
Bir o kadar seçmenin iradesi sandığa yansımamış ve baraj altında kalmış...
***
Nerdeyse 20 milyon oy bir seçimde heder olmuş ve intikam duygularıyla yıllardır mücadele verenler bugün tek başına iktidar olmuşlardır.
Onlara "Neden iktidar oldunuz?" diye kızıp saldırmak yerine Atatürkçü ve Türk Milliyetçisi partilerin yöneticilerine "Neden iktidar olamadınız?" diye hesap sormak çok daha mantıklı olacaktır elbette...
Fakat o sorunun ve hesabın sorulma zamanı şimdi değildir....
Halkımız şimdi her türlü iç çekişmeyi bir kenara bırakarak bu iki partiye destek vermeli;
Sandıkta bu iki partinin çöpe giden 20 milyon oyu;
20 Milyon vatandaşımızın iradesini sandığa yansıtarak öncelikle intikam duygularıyla ülkemizi emperyalist güçlere peşkeş çekenleri iktidardan uzaklaştırmak gerekmektedir...
***
Bunun dışında önümüzdeki kısa sürede yapılacak her türlü girişim AKP'nin iktidarını güçlendirecektir.
Muhalif kanatta konuşulmaya başlanan yeni parti girişimleri,
Yeni oluşum girişimleri,
Bağımsız aday girişimleri
Sokaklarda yapılacak eylemler tamamen AKP'ye hizmet edecektir...
Önümüzde tek çare bulunmaktadır.
Demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inananlar olarak seçimlere hazırlanmak ve seçimlerde aktif görev alarak oylara sahip çıkmaktır.
Bunun dışında yollara sapmak bugünkü zulüm düzenine hizmet edecektir...