Hatayspor, TFF 1. Lig'in en güçlü şampiyonluk adayı.
Son maçında yine şampiyonluk mücadelesi veren bir başka ekip Akhisar Bld. Spor'a kendi sahasında yenildi.
Yani bu ligde yenilmez takım yoktur.
Eskişehirspor da 5 maçlık yenilmezliğin ardından Menemen Bld. Spor'a kaybetti.
Neden kaybettik, eksiklerimiz neydi?
Bu soruların cevabını hocamız Mustafa Özer mutlaka arayıp, çözüme kavuşturacaktır.
***
Menemen Bld. maçını kaybetmek Eskişehirspor için çok büyük bir kayıp değildir.
Hatta şöyle de düşünebiliriz:
Hatayspor maçını kazanmak için Menemen Bld. maçını kaybetmemiz gerekiyordu belki de...
Ancak Hatayspor maçını kazanmak çok büyük bir kazanç olacaktır.
Hatayspor maçını ne yapıp, edip kazanmak zorundayız.
Ama nasıl?
İşin teknik boyutunu Mustafa Özer ve ekibi halleder.
Rakibin zaaflarını, kendi takımının noksanlarını iyice tahlil edip, gerekli önlemleri mutlaka alacaktır.
***
Biz işin tribün boyutuna bakalım.
Biz taraftarız.
Taraftar olarak bu maçın kazanılmasında katkımız ne olur ona bakmalıyız.
Maç Cuma günü saat 19:00'da oynanacak.
Bu nokta da en büyük sıkıntımız bilet satış gişelerinin olmayışıdır.
Çalışan taraftarlarımız yoğunluktan ötürü bilet alamıyorlar.
Tahmin ettiğimizden çok daha fazla taraftarımız bu sebepten ötürü maçlara gelemiyor.
Bu sıkıntı mutlaka giderilmeli ve yüreğinde ESES sevgisi olan her taraftarımızın kolayca bilet alarak maça gelmesi sağlanmalıdır.
Bunda da en önemli görev sayın başkanımız Mustafa Akgören'e düşmektedir.
Başkanımızın ilgililerle yapacağı görüşmeler bu konuda büyük fayda sağlayacaktır.
***
Bu maçta tribünlerde onbinlerce sevdalı yürek tüm gücümüzle takımımıza destek olmalıyız.
Eskişehir'e gelen her takım oyuncusunun en büyük korkusu tribünlerdir.
Yapılacak gösteriler, söylenecek besteler ve tezahüratlar rakip takım oyuncuları için kabus, kendi oyuncularımız için doping etkisi yapmalıdır.
Geçmişe şöyle bir dönüp baktığımızda ESES sevdalılarının nice maçı çevirdiğini ve nice zaferlerin kazanılmasına öncülük ettiğini göreceğiz.
Klasik söylemde olduğu gibi tribünde 12. adam olmayacağız.
Futbolcularımızın dizlerinde derman, yüreklerinde 65 Ruhu ve gözlerinde yanan zafer meşalesi olmalıyız.
Binlerce sevdalı yürekle bir destan daha yazmak bizim için hiç de zor olmayacaktır.
***
Hafta boyunca özellikle sosyal medyada çok dikkatli olmalıyız.
Rakip takım oyuncularını motive edecek paylaşımlardan kesinlikle kaçınmalıyız.
Futbolcularımızı rehavete sokmadan yüreklendirmeli ve onlara olan desteğimizi abartılı düzeylere çıkarmadan göstermeliyiz.
80 bin civarında passolig kartı bulunan her tanıdığımızı maça gelmesi için teşvik etmeliyiz.
Gerekirse ''Bu maça gelmezsen hakkımı helal etmem sana'' deyip duygu sömürüsü de yapmalıyız.
Maça davet ettiğimiz her gönüldaşımıza da ''AMAN HACIM, MAÇA GELİRKEN KIRMIZI GİYİNMEYİ UNUTMA'' diye de sıkı sıkı tenbih edelim.
***
BİZ, kendi sahasında Akhisar Bld. Spor'a yenilen Hatayspor'u çok rahat yeneriz.
Yeter ki BİZ olmaya devam edelim.
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci çerçevesinde Yeniden Büyük Eskişehirspor ülkümüz için savaşmaya devam edelim.
Tribünlerde maç izlemek yerine sahadaki evlatlarımızın yüreklerindeki ateşi daha da alevlendirelim.
Unutmayalım ki, BİZ 1965'te Anadolu semalarında parlayan ANADOLU YILDIZI'nı yeniden parlatmak için savaşıyoruz. BİZ, karanlık gecelerde Bizans zihniyetinin üzerine düşen KIRMIZI ŞİMŞEKLERiz...
İnanıyoruz, başaracağız...
Makus talihin prangalarını kıracağız...
tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2020 Pazar
24 Eylül 2018 Pazartesi
Taraftar Sizinle, Güç Sizde, Fırsat Elinizde. BİRAZ DAHA GAYRET ÇOCUKLAR!
Bizim Çocuklar dedik...
Çünkü, bizim kentin çocukları...
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocukları.
Transfer tahtamız kapanmasa belki bir çoğunu hiç tanımayacaktık.
Adlarını bilmeyecektik.
''Her şerde bir hayır vardır'' düsturu bir kere daha tecelli etti ve hepimizin içini kaplayan karamsarlık genç oyuncularımızın elde ettiği başarılar ile içimizde umutlar yeşerdi...
Bu Yeterli mi!?
ASLA!
Sadece genç futbolcularımız değil, tüm camia olarak yıllardır çaba sarfettiğimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün gerçekleşmesi için önümüzde büyük bir fırsat var.
Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz.
Kravatlılardan, atkılılara kadar...
Formalılardan, sokaktaki vatandaşa kadar...
Hepimiz bir seferberlik bilinci içinde bu büyük mücadeleye katkı sağlamalıyız...
***
#BİZİMÇOCUKLAR'a...
Bizim Çocuklar!..
En iyi oynayanından en vasat oynayanına kadar, hepiniz hayatınızın fırsatını yakaladınız.
Tüm Eskişehirspor sevdalılarının umutlarının tükendiği bir anda sizler tükenen umutlarımızı yeşerttiniz.
Karamsarlık duygularımıza umut ışığı oldunuz.
Sadece bedenlerinize değil, yüreklerinize giydirdiğiniz o kutsal forma ile sahada akıttığınız ter ile tüm Eskişehirspor sevdalılarına can verdiniz.
Böylesi umutsuz bir ortamda sizin mücadeleniz karşısında sizlere övgüler yağdırmaktan kendimizi alamıyoruz.
Ancak bu övgülerimiz sizleri rehavete sokmasın!
Bir profesyonelin en büyük düşmanı taraftarın aşırı övgüsü karşısında rehavete girmek, daha da kötüsü ''havaya'' girmektir.
Henüz yolun başındasınız ve yolun başında kendinizi yok etmeyin!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda oynadığınız maçlarda bizlerin de desteği ile yenilmez armada oldunuz!
Ancak deplasmanlarda rakiplerinizden fark yemekten kurtulamıyorsunuz.
Sizin gücünüz bu değil!
Siz çok daha iyilerini başarabilecek, deplasmanlarda bile rakiplerinizi dize getirebilecek güce sahipsiniz.
***
Unutmayın, Eskişehirspor'u ''YAŞAYAN EFSANE'' yapan ağabeylerinizde sizin gibiydi.
Bu kentin çocuklarıydı.
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocuklarıydı onlar da...
11 kişilik kadronun 9'u henüz üniversite öğrenimi gören sizin yaşınızdaki ''Çocuklar''dı...
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndaki güç sizindir.
Sizin bu gücünü sizlere anımsatan binlerce sevdalı yüreğin seslerini duyamasanız da deplasmanlarda da onların duaları sizinle.
Umutlarımız sizinle birlikte her deplasmana koşturuyor.
Siz kendi sahamızdaki gücünüzü deplasmanlara da taşımaya MECBURSUNUZ!
Koca bir kentin yükünü omuzlarınıza aldınız.
Bu yükü başarıyla taşırsanız, bitiş noktasına geldiğinizde kazanan siz olacaksınız.
Rehavetten uzak kalın!
Yükünüzün manevi ağırlığını her zaman yüreğinizde hissedin!
Ve en önemlisi de;
GÜCÜNÜZÜ FARKEDİN!
***
YÖNETİCİLERİMİZE...
Şunu hiç bir yöneticimiz unutmamalıdır ki;
Eskişehirspor bugün tamamen yönetim hataları ile bu noktaya geldi.
Ne var ki; Eskişehirspor sevdalıları her zaman olduğu gibi böylesi kritik bir dönemde suçlu arama derdine düşmeyecek.
İçine düştüğümüz bu durumdan kurtulmak için yöneticilerimize her türlü destek verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
Mevcut kadromuz bizleri mutlu etse de Eskişehirspor'un hedefi her zaman ''EN İYİSİ'' olmalıdır.
Ocak ayına kadar transfer tahtamızın açılması için sadece mevcut Yönetim Kurulu ve Kulüp Başkanımız değil, bu duruma düşmemizde pay sahibi olan tüm başkan ve yöneticilerimiz ellerinden geleni yapmalıdır.
Tribünlerde, farklı siyasi görüşlere, farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine mensup onbinlerce Eskişehirspor sevdalısı ''Eskişehirspor ortak paydası'' etrafında ''TEK YÜREK'' olabiliyorsa, tüm eski/yeni yöneticilerimiz de en azından Ocak ayına kadar bu ortak sevda etrafında bir araya gelebilmelidirler.
Eskişehirspor sevdalılarının bunu sizlerden istemeye hakkı vardır!
Ocak ayına kadar tüm yöneticilerimiz güç birliği içinde çalışmalı ve sorunsuz bir şekilde transfer tahtası açılmalıdır!
***
ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARINA...
Bütün Türkiye bizi konuşuyor!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndan yapılan naklen yayınlarda TV spikerleri nerdeyse maçtan çok bizleri anlatıyor.
Hatta iş öyle bir boyuta geldi ki, başka takım taraftarlarından bizim ortaya koyduğumuz güzelliklerin içinde olabilmek için stadımıza geldiklerini bile biliyoruz.
Yeterli mi!?
ASLA!
Biz daha iyisini yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz.
Tüm Türkiye'nin bizi konuşması bize yetmez.
Bizi tüm dünya konuşmalı!
1965'ten bu yana Türkiye'nin en tutkulu futbol şehri olma ünvanını elimizde tutuyoruz.
Bu ünvan bizi rehavete sokmamalı ve her geçen gün çok daha iyi tribün gösterileri yapmalıyız.
İşimiz tribünde bitmiyor.
Gevşemeden, rehavete kapılmadan #BizimÇocuklar'a verdiğimiz tribün desteğinin dışında hepimiz Eskişehirspor misyoneri olarak sokaklarda, caddelerde, işyerlerimizde, okullarımızda tüm yaşam alanlarımızda YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ'ni tüm Eskişehirspor sevdalılarına anlatmalıyız.
Artık Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmayı da öğrenmeli ve öğretmeliyiz!
***
SEÇİLMİŞLERİMİZE ve ATANMIŞLARIMIZA...
Eskişehir kentini yönetenler...
Belediye başkanlarımız;
Valimiz;
Kaymakamlarımız;
Bürokratlarımız;
Ve en önemlisi Milletvekillerimiz...
Biz ESKİŞEHİRSPOR'a SEVDALIYIZ!
Bunu anlayın artık!
Bizim Eskişehirspor sevdamız siyaset üstüdür!
O şanlı ARMA söz konusu olunca biz her şeyden VAZGEÇERİZ!
Eskişehirspor 1965'te kurucu başkanımız merhum Aziz BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleriyle futbol sahalarına indiği günden bu yana kentimizin en büyük markası ve değeridir!
Bu markayı ve değeri korumak, kollamak ve geliştirmek her seçilmiş ve atanmış büyüğümüzün görevidir.
Eskişehirspor'a destek olmak bir lütuf değil GÖREVDİR!
Kendi aranızdaki siyasi çekişmelere bizim bu büyük sevdamızı alet etmeyin!
Eskişehir kentine yapacağınız hizmetlerden birisi de Eskişehirspor'u layık olduğu yerlere taşımaktır.
Bizler sizlerden bundan öteye bir şey talep etmiyoruz....
***
SANAYİCİ, TÜCCAR ve ESNAFIMIZA...
Kentimizde binlerce aileye ekmek kapısı açan, Eskişehir'in gelişmesinde önemli payları olan değerli işadamlarımız ve değerli esnafımız...
Bu şehir hepimizin...
Ve bu şehrin en büyük marka ve değeri Eskişehirspor da hepimizin.
Eskişehirspor'un büyümesi,
Eskişehirspor'un yeniden eski günlerine dönmesi eminiz ki, sizlerin de en büyük arzusudur!
Sizlerden en çok duyduğumuz bahane;
''Falancaya güvenmiyoruz!''
Ya da;
''Bize kimse gelmedi''
Burada birilerine güvenmek durumunda değilsiniz.
Güvenmemek için haklı sebepleriniz olabilir.
Eğer gerçekten güvenmediğiniz için destek vermiyorsanız kulübten alacaklı olan kişilerden birisiyle direkt olarak irtibata geçip alacağını kapatın!
''Bize kimse gelmedi'' diyorsunuz.
Peki neden siz gitmiyorsunuz!?
Kulübün yolu çok uzak değil!
Hem bu kentin onuru için mücadele eden çocuklarımıza manevi destek verin tesislerimizde hem de bu kulübün gerçek sahibi olduğunuzu gösterin.
***
Değerli Eskişehirliler ve Eskişehirspor Sevdalıları;
Bu bir kurtuluş mücadelesidir.
1965 ruhunu yakalamalı ve üzerimize düşen sorumluluğun ağırlığını bilerek hareket etmeliyiz. Gevşemeden, rahatlamadan birbirimize daha sıkı sarılarak yolumuza bakmalıyız.
ESKİŞEHİRSPOR YOK OLUYOR, TÜRK FUTBOLU EKSİK KALIYOR!
Buna izin vermemeliyiz.!
Başkan ve yöneticiler,
hoca ve teknik heyet,
Futbolcular ve LİSANSI ÇIKMAYAN CESUR YÜREKLER,
Yerel ve ulusal basın,
Yerel yönetimler,
Seçilmiş ve atanmışlar....
Son olarak değerli Büyük Eskişehirspor taraftarı olarak ANADOLU YILDIZI'nın Onur mücadelesine sonuna kadar destek vermeliyiz..
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Çünkü, bizim kentin çocukları...
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocukları.
Transfer tahtamız kapanmasa belki bir çoğunu hiç tanımayacaktık.
Adlarını bilmeyecektik.
''Her şerde bir hayır vardır'' düsturu bir kere daha tecelli etti ve hepimizin içini kaplayan karamsarlık genç oyuncularımızın elde ettiği başarılar ile içimizde umutlar yeşerdi...
Bu Yeterli mi!?
ASLA!
Sadece genç futbolcularımız değil, tüm camia olarak yıllardır çaba sarfettiğimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün gerçekleşmesi için önümüzde büyük bir fırsat var.
Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz.
Kravatlılardan, atkılılara kadar...
Formalılardan, sokaktaki vatandaşa kadar...
Hepimiz bir seferberlik bilinci içinde bu büyük mücadeleye katkı sağlamalıyız...
***
#BİZİMÇOCUKLAR'a...
Bizim Çocuklar!..
En iyi oynayanından en vasat oynayanına kadar, hepiniz hayatınızın fırsatını yakaladınız.
Tüm Eskişehirspor sevdalılarının umutlarının tükendiği bir anda sizler tükenen umutlarımızı yeşerttiniz.
Karamsarlık duygularımıza umut ışığı oldunuz.
Sadece bedenlerinize değil, yüreklerinize giydirdiğiniz o kutsal forma ile sahada akıttığınız ter ile tüm Eskişehirspor sevdalılarına can verdiniz.
Böylesi umutsuz bir ortamda sizin mücadeleniz karşısında sizlere övgüler yağdırmaktan kendimizi alamıyoruz.
Ancak bu övgülerimiz sizleri rehavete sokmasın!
Bir profesyonelin en büyük düşmanı taraftarın aşırı övgüsü karşısında rehavete girmek, daha da kötüsü ''havaya'' girmektir.
Henüz yolun başındasınız ve yolun başında kendinizi yok etmeyin!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda oynadığınız maçlarda bizlerin de desteği ile yenilmez armada oldunuz!
Ancak deplasmanlarda rakiplerinizden fark yemekten kurtulamıyorsunuz.
Sizin gücünüz bu değil!
Siz çok daha iyilerini başarabilecek, deplasmanlarda bile rakiplerinizi dize getirebilecek güce sahipsiniz.
***
Unutmayın, Eskişehirspor'u ''YAŞAYAN EFSANE'' yapan ağabeylerinizde sizin gibiydi.
Bu kentin çocuklarıydı.
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocuklarıydı onlar da...
11 kişilik kadronun 9'u henüz üniversite öğrenimi gören sizin yaşınızdaki ''Çocuklar''dı...
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndaki güç sizindir.
Sizin bu gücünü sizlere anımsatan binlerce sevdalı yüreğin seslerini duyamasanız da deplasmanlarda da onların duaları sizinle.
Umutlarımız sizinle birlikte her deplasmana koşturuyor.
Siz kendi sahamızdaki gücünüzü deplasmanlara da taşımaya MECBURSUNUZ!
Koca bir kentin yükünü omuzlarınıza aldınız.
Bu yükü başarıyla taşırsanız, bitiş noktasına geldiğinizde kazanan siz olacaksınız.
Rehavetten uzak kalın!
Yükünüzün manevi ağırlığını her zaman yüreğinizde hissedin!
Ve en önemlisi de;
GÜCÜNÜZÜ FARKEDİN!
***
YÖNETİCİLERİMİZE...
Şunu hiç bir yöneticimiz unutmamalıdır ki;
Eskişehirspor bugün tamamen yönetim hataları ile bu noktaya geldi.
Ne var ki; Eskişehirspor sevdalıları her zaman olduğu gibi böylesi kritik bir dönemde suçlu arama derdine düşmeyecek.
İçine düştüğümüz bu durumdan kurtulmak için yöneticilerimize her türlü destek verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
Mevcut kadromuz bizleri mutlu etse de Eskişehirspor'un hedefi her zaman ''EN İYİSİ'' olmalıdır.
Ocak ayına kadar transfer tahtamızın açılması için sadece mevcut Yönetim Kurulu ve Kulüp Başkanımız değil, bu duruma düşmemizde pay sahibi olan tüm başkan ve yöneticilerimiz ellerinden geleni yapmalıdır.
Tribünlerde, farklı siyasi görüşlere, farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine mensup onbinlerce Eskişehirspor sevdalısı ''Eskişehirspor ortak paydası'' etrafında ''TEK YÜREK'' olabiliyorsa, tüm eski/yeni yöneticilerimiz de en azından Ocak ayına kadar bu ortak sevda etrafında bir araya gelebilmelidirler.
Eskişehirspor sevdalılarının bunu sizlerden istemeye hakkı vardır!
Ocak ayına kadar tüm yöneticilerimiz güç birliği içinde çalışmalı ve sorunsuz bir şekilde transfer tahtası açılmalıdır!
***
ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARINA...
Bütün Türkiye bizi konuşuyor!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndan yapılan naklen yayınlarda TV spikerleri nerdeyse maçtan çok bizleri anlatıyor.
Hatta iş öyle bir boyuta geldi ki, başka takım taraftarlarından bizim ortaya koyduğumuz güzelliklerin içinde olabilmek için stadımıza geldiklerini bile biliyoruz.
Yeterli mi!?
ASLA!
Biz daha iyisini yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz.
Tüm Türkiye'nin bizi konuşması bize yetmez.
Bizi tüm dünya konuşmalı!
1965'ten bu yana Türkiye'nin en tutkulu futbol şehri olma ünvanını elimizde tutuyoruz.
Bu ünvan bizi rehavete sokmamalı ve her geçen gün çok daha iyi tribün gösterileri yapmalıyız.
İşimiz tribünde bitmiyor.
Gevşemeden, rehavete kapılmadan #BizimÇocuklar'a verdiğimiz tribün desteğinin dışında hepimiz Eskişehirspor misyoneri olarak sokaklarda, caddelerde, işyerlerimizde, okullarımızda tüm yaşam alanlarımızda YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ'ni tüm Eskişehirspor sevdalılarına anlatmalıyız.
Artık Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmayı da öğrenmeli ve öğretmeliyiz!
***
SEÇİLMİŞLERİMİZE ve ATANMIŞLARIMIZA...
Eskişehir kentini yönetenler...
Belediye başkanlarımız;
Valimiz;
Kaymakamlarımız;
Bürokratlarımız;
Ve en önemlisi Milletvekillerimiz...
Biz ESKİŞEHİRSPOR'a SEVDALIYIZ!
Bunu anlayın artık!
Bizim Eskişehirspor sevdamız siyaset üstüdür!
O şanlı ARMA söz konusu olunca biz her şeyden VAZGEÇERİZ!
Eskişehirspor 1965'te kurucu başkanımız merhum Aziz BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleriyle futbol sahalarına indiği günden bu yana kentimizin en büyük markası ve değeridir!
Bu markayı ve değeri korumak, kollamak ve geliştirmek her seçilmiş ve atanmış büyüğümüzün görevidir.
Eskişehirspor'a destek olmak bir lütuf değil GÖREVDİR!
Kendi aranızdaki siyasi çekişmelere bizim bu büyük sevdamızı alet etmeyin!
Eskişehir kentine yapacağınız hizmetlerden birisi de Eskişehirspor'u layık olduğu yerlere taşımaktır.
Bizler sizlerden bundan öteye bir şey talep etmiyoruz....
***
SANAYİCİ, TÜCCAR ve ESNAFIMIZA...
Kentimizde binlerce aileye ekmek kapısı açan, Eskişehir'in gelişmesinde önemli payları olan değerli işadamlarımız ve değerli esnafımız...
Bu şehir hepimizin...
Ve bu şehrin en büyük marka ve değeri Eskişehirspor da hepimizin.
Eskişehirspor'un büyümesi,
Eskişehirspor'un yeniden eski günlerine dönmesi eminiz ki, sizlerin de en büyük arzusudur!
Sizlerden en çok duyduğumuz bahane;
''Falancaya güvenmiyoruz!''
Ya da;
''Bize kimse gelmedi''
Burada birilerine güvenmek durumunda değilsiniz.
Güvenmemek için haklı sebepleriniz olabilir.
Eğer gerçekten güvenmediğiniz için destek vermiyorsanız kulübten alacaklı olan kişilerden birisiyle direkt olarak irtibata geçip alacağını kapatın!
''Bize kimse gelmedi'' diyorsunuz.
Peki neden siz gitmiyorsunuz!?
Kulübün yolu çok uzak değil!
Hem bu kentin onuru için mücadele eden çocuklarımıza manevi destek verin tesislerimizde hem de bu kulübün gerçek sahibi olduğunuzu gösterin.
***
Değerli Eskişehirliler ve Eskişehirspor Sevdalıları;
Bu bir kurtuluş mücadelesidir.
1965 ruhunu yakalamalı ve üzerimize düşen sorumluluğun ağırlığını bilerek hareket etmeliyiz. Gevşemeden, rahatlamadan birbirimize daha sıkı sarılarak yolumuza bakmalıyız.
ESKİŞEHİRSPOR YOK OLUYOR, TÜRK FUTBOLU EKSİK KALIYOR!
Buna izin vermemeliyiz.!
Başkan ve yöneticiler,
hoca ve teknik heyet,
Futbolcular ve LİSANSI ÇIKMAYAN CESUR YÜREKLER,
Yerel ve ulusal basın,
Yerel yönetimler,
Seçilmiş ve atanmışlar....
Son olarak değerli Büyük Eskişehirspor taraftarı olarak ANADOLU YILDIZI'nın Onur mücadelesine sonuna kadar destek vermeliyiz..
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Etiketler:
Altes,
Efeler,
EsEs,
Eskişehir,
Eskişehirspor,
futbol,
Halil Ünal,
Nefer,
tribün
9 Eylül 2018 Pazar
Neden, ''YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR'' !?
Biz;
Sürekli dillendiriyoruz.
Sesleniyoruz.
Haykırıyoruz.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Evet, Eskişehirspor yaşamalı.
Sonsuza kadar yaşamalı.
Hem Eskişehir kenti için yaşamalı, hem de Türk futbolu için yaşamalı...
Neden, Yaşasın Eskişehirspor!?
Eskişehirspor neden yaşamalı!?
Neden varolmalı Eskişehirspor!?
O kadar çok sebebi var ki, Eskişehirspor'un yaşamasının üşenmeyip yazacak adam olsa kitap olur...
***
Fakat ne yazık ki, bazı kesimler bunu anlamıyor.
Ya da biz yeterince anlatamıyoruz.
Dilimizin döndüğünce, elimizin vardığınca yazıp anlatmaya çalışıyoruz.
Duygusal sebeplerden tutun da ekonomik sebeplere kadar bir çok sebep var.
Şimdi bunlardan birine örnek teşkil edecek bir anımı kısaca anlatacağım sizlere.
Umarım anlaması gerekenlere anlatabiliriz.
Anlaması gerekenler de anlamak için birazcık çaba sarfederler umuduyla buyrun okuyalım.
***
Efendim 8 Eylül 2018 Cumartesi günü, Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği başkanı sıfatıyla bir ziyaret gerçekleştirdi.
Dernek yönetiminde bulunan diş hekimi arkadaşımız Oğuz Şengel'in bir kaç kez bahsettiği fakat bir türlü ziyaret etmek nasip olmayan Şişli - Bomonti'deki ES PİLAV'ı ziyaret ettim.
Ziyaret etmeden evvel karşı kaldırımda tahminen bir 5 dakika tabeladaki ES yazısına baktım.
Bu civarda hiç Eskişehirli yaşamaz desek yeri var.
Adamın maksadı burada yaşayan Eskişehirlileri dükkanına çekmek olamaz.
Eskişehirspor logosundaki E ve S harflerini almış farklı renklerle hoş bir tabela asmış.
ES PİLAV...
***
Bir süre bu ''enfes manzara''yı izledikten sonra dükkana girdim.
Yakınlarda bir sağlık kuruluşunda çalışan Adem Sarıçoban kardeşimi aradım.
O da tatilden henüz dönmüş ve işbaşı yapmamıştım.
Ziyareti tek başıma gerçekleştirdim.
Dükkan sahibi ile tanıştık.
- Beyfendi kolay gelsin, ben Boğazın Kırmızı Şimşekleri Dernek başkanı. Eskişehirsporluyuz!
Genç adam birden elindeki tabakları bırakıp;
- Ooooooo abim hoşgeldiniz, şeref verdiniz.
Dedi, heyecanla.
Tokalaştık.
Dükkanın önünde bulunan masalardan birine oturduk.
- Nerelisiniz?
- Rizeliyim başkanım.
- Memnun oldum ben de Antalyalıyım.
***
Ziyareti bitirip, derneğe döndükten sonra farkettim.
45 Dakikalık sohbet boyunca ne o bana adımı sordu, ne de ben ona sordum.
Eskişehirspor sevdalısı olmamız tanışmamız için yeterli olmuştu.
Ama ikimizde Eskişehirli değildik!
Birimiz Rizeli, birimiz Antalyalı...
Birbirine ''Eskişehirli değilsin, neden Eskişehirspor!?'' diye sorma gereği duymayan iki adam!
Bu çok güzel bir duygu inanın...
Başta Eskişehirli Eskişehirspor sevdalıları olmak üzere pek çok insanın anlayamadığı bir hal...
***
Ben, İstanbul'da Eskişehirsporlular'ın evi, ailesi durumundaki bir derneğin başkanıyım. Bu arkadaşımızda Eskişehir ile hiç bir ilişkisi olmadan ESES'e sevdalanan, üstelik İstanbul'da hiç Eskişehirli'nin yaşamadığı bir semtte işyerinin adını ES koyan bir adam...
İşte bunun için YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Eskişehir'in tanıtımında, Eskişehir kentinin ülkemiz insanınca sevilmesinde en büyük etken olan ESKİŞEHİRSPOR Yaşasın elbette!
Ve Eskişehir'i yönetenler,
Eskişehir'de yatırım yapıp ekmek parası kazananlar,
Eskişehir'in daha çok tanınması, daha çok büyümesi için Eskişehirspor'u yaşatmalı ve bunun için ellerinden geleni yapmalıdırlar...
***
Eskişehir'i yönetenlere buradan bir kere daha sesleniyorum.
Varsa bir ''Eskişehir'i Tanıtma Fonu'' bu fondan en büyük payı Eskişehirspor almalı.
Bugün Türkiye'nin neresine gidilirse gidilsin ''Eskişehirliyim'' dediği vakit bir hemşehrimiz hemen karşısındaki vatandaş ''Vaaaayyy ESES'' diye gıpta ediyorsa Eskişehir'e;
Eskişehir'i yöneten atanmış ve seçilmişler Eskişehir'in bu en büyük markasını korumalı, kollamalı ve yaşatmalıdır. Bu Eskişehirspor'a karşı bir lütuf değil, Eskişehir kentine karşı bir görevdir.
Balıkesirspor maçı öncesiydi!
İstanbul'da yaşayan bir GS taraftarı arkadaşım; ''Abi Eskişehir'i çok merak ediyorum. Bu hafta sonu gidip, hem Eskişehir'i gezmek hem de o muhteşem taraftarın içinde maç izlemek istiyorum'' dedi ve hafta sonunda 3 gün Eskişehir'de kaldı.
Otele para kazandırdı.
Kafeye para kazandırdı.
Lokantaya para kazandırdı.
Çay ocağına para kazandırdı.
Simitçiye, börekçiye para kazandırdı.
Ve son olarak en büyük hayali olan Eskişehirspor taraftarının arasında maraton altta o muazzam ambiyansı da yaşayarak geri döndü.
Bir Galatasaray sevdalısı, kendi tribünlerinde yaşayamadığı güzellikleri bizim tribünlerimizde yaşadı.
O anı yaşamak için de 3 gün Eskişehir esnafına para kazandırdı.
Daha sonra aynı şekilde Eskişehirspor taraftarına hayranlığını defalarca dile getiren bir Fenerbahçe taraftarı olan başka bir arkadaşım da Karabükspor maçına gitti 2 günlüğüne...
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırırken, Eskişehirspor'un sadece bir futbol takımı olmadığının bilincini yaşıyoruz biz.
Efendim bunca borcu belediyeler mi yaptı ki belediyeler ödesin!?
Elbette belediyeler yapmadı. Elbette belediyeler ödemesin!
Efendim bunca borcu Vali bey mi yaptı ki, valilik ödesin!?
Elbette ne vali bey bu borçları yaptı ne de valilik ödemeli!
Ancak olağanüstü bir durum var ortada.
Eskişehir'in en büyük markası beceriksiz yönetimler tarafından çarçur edilen kaynaklar ve yapılan borçlar sebebiyle yok oluyor!
Bugüne kadar sevdiği kadar sahip çıkamayan taraftar artık fiilen yönetimin içindedir ve bir çok konuda söz sahibi olmuştur.
Kurulan ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ Türkiye'de yine diğer kulüplere örnek teşkil eden bir ilke imza attı ve bu zor günlerde Eskişehirspor'un yaşaması için büyük bir mücadele başlattı.
Taraftarın yetemediği yerde, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız ve Valimiz bu komiteye maddi ya manevi bir destek olsa kıyamet mi kopar!?
***
Sokaktaki ayakkabı boyacısından tutun da Organize Sanayi'deki sanayicilerimize kadar, küçük esnafımızdan, büyük tüccarlarımıza kadar, Eskişehir'de ekmek parası kazanan her işletmecimiz, hemşehrimiz az demeden, çok demeden ''Çorbada benim de tuzum olsun, çünkü ben de bu çorbayı çok içtim ve içeceğim'' dese kıyamet mi kopar!?
''Efendim kulübe yardım için beni aramadılar!''
Aramasınlar efendim!
Bu takım sizin!
Bu kulüp Eskişehir kentinin.
İstanbul'da bir Fenerbahçeli ve Antalyalı arkadaşım bana telefon edip, ''Arkadaş bir yardım kampanyası açılırsa bize de haber ver, biz de 5-6 arkadaş gücümüz yettiğince destek vereceğiz'' diyebiliyorsa sen neyin davetini bekliyorsun.
***
Eskişehir halkı, Eskişehir halkının tüm Türkiye'ye armağan ettiği ve bugün bile Türkiye'de en çok sempatizanı olan Eskişehirspor'a sahip çıkmalıdır.
Sebep aramadan,
Davet beklemeden...
ve biz yine haykıracağız sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!!!
Sürekli dillendiriyoruz.
Sesleniyoruz.
Haykırıyoruz.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Evet, Eskişehirspor yaşamalı.
Sonsuza kadar yaşamalı.
Hem Eskişehir kenti için yaşamalı, hem de Türk futbolu için yaşamalı...
Neden, Yaşasın Eskişehirspor!?
Eskişehirspor neden yaşamalı!?
Neden varolmalı Eskişehirspor!?
O kadar çok sebebi var ki, Eskişehirspor'un yaşamasının üşenmeyip yazacak adam olsa kitap olur...
***
Fakat ne yazık ki, bazı kesimler bunu anlamıyor.
Ya da biz yeterince anlatamıyoruz.
Dilimizin döndüğünce, elimizin vardığınca yazıp anlatmaya çalışıyoruz.
Duygusal sebeplerden tutun da ekonomik sebeplere kadar bir çok sebep var.
Şimdi bunlardan birine örnek teşkil edecek bir anımı kısaca anlatacağım sizlere.
Umarım anlaması gerekenlere anlatabiliriz.
Anlaması gerekenler de anlamak için birazcık çaba sarfederler umuduyla buyrun okuyalım.
***
Efendim 8 Eylül 2018 Cumartesi günü, Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği başkanı sıfatıyla bir ziyaret gerçekleştirdi.
Dernek yönetiminde bulunan diş hekimi arkadaşımız Oğuz Şengel'in bir kaç kez bahsettiği fakat bir türlü ziyaret etmek nasip olmayan Şişli - Bomonti'deki ES PİLAV'ı ziyaret ettim.
Ziyaret etmeden evvel karşı kaldırımda tahminen bir 5 dakika tabeladaki ES yazısına baktım.
Bu civarda hiç Eskişehirli yaşamaz desek yeri var.
Adamın maksadı burada yaşayan Eskişehirlileri dükkanına çekmek olamaz.
Eskişehirspor logosundaki E ve S harflerini almış farklı renklerle hoş bir tabela asmış.
ES PİLAV...
***
Bir süre bu ''enfes manzara''yı izledikten sonra dükkana girdim.
Yakınlarda bir sağlık kuruluşunda çalışan Adem Sarıçoban kardeşimi aradım.
O da tatilden henüz dönmüş ve işbaşı yapmamıştım.
Ziyareti tek başıma gerçekleştirdim.
Dükkan sahibi ile tanıştık.
- Beyfendi kolay gelsin, ben Boğazın Kırmızı Şimşekleri Dernek başkanı. Eskişehirsporluyuz!
Genç adam birden elindeki tabakları bırakıp;
- Ooooooo abim hoşgeldiniz, şeref verdiniz.
Dedi, heyecanla.
Tokalaştık.
Dükkanın önünde bulunan masalardan birine oturduk.
- Nerelisiniz?
- Rizeliyim başkanım.
- Memnun oldum ben de Antalyalıyım.
***
Ziyareti bitirip, derneğe döndükten sonra farkettim.
45 Dakikalık sohbet boyunca ne o bana adımı sordu, ne de ben ona sordum.
Eskişehirspor sevdalısı olmamız tanışmamız için yeterli olmuştu.
Ama ikimizde Eskişehirli değildik!
Birimiz Rizeli, birimiz Antalyalı...
Birbirine ''Eskişehirli değilsin, neden Eskişehirspor!?'' diye sorma gereği duymayan iki adam!
Bu çok güzel bir duygu inanın...
Başta Eskişehirli Eskişehirspor sevdalıları olmak üzere pek çok insanın anlayamadığı bir hal...
***
Ben, İstanbul'da Eskişehirsporlular'ın evi, ailesi durumundaki bir derneğin başkanıyım. Bu arkadaşımızda Eskişehir ile hiç bir ilişkisi olmadan ESES'e sevdalanan, üstelik İstanbul'da hiç Eskişehirli'nin yaşamadığı bir semtte işyerinin adını ES koyan bir adam...
İşte bunun için YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Eskişehir'in tanıtımında, Eskişehir kentinin ülkemiz insanınca sevilmesinde en büyük etken olan ESKİŞEHİRSPOR Yaşasın elbette!
Ve Eskişehir'i yönetenler,
Eskişehir'de yatırım yapıp ekmek parası kazananlar,
Eskişehir'in daha çok tanınması, daha çok büyümesi için Eskişehirspor'u yaşatmalı ve bunun için ellerinden geleni yapmalıdırlar...
***
Eskişehir'i yönetenlere buradan bir kere daha sesleniyorum.
Varsa bir ''Eskişehir'i Tanıtma Fonu'' bu fondan en büyük payı Eskişehirspor almalı.
Bugün Türkiye'nin neresine gidilirse gidilsin ''Eskişehirliyim'' dediği vakit bir hemşehrimiz hemen karşısındaki vatandaş ''Vaaaayyy ESES'' diye gıpta ediyorsa Eskişehir'e;
Eskişehir'i yöneten atanmış ve seçilmişler Eskişehir'in bu en büyük markasını korumalı, kollamalı ve yaşatmalıdır. Bu Eskişehirspor'a karşı bir lütuf değil, Eskişehir kentine karşı bir görevdir.
Balıkesirspor maçı öncesiydi!
İstanbul'da yaşayan bir GS taraftarı arkadaşım; ''Abi Eskişehir'i çok merak ediyorum. Bu hafta sonu gidip, hem Eskişehir'i gezmek hem de o muhteşem taraftarın içinde maç izlemek istiyorum'' dedi ve hafta sonunda 3 gün Eskişehir'de kaldı.
Otele para kazandırdı.
Kafeye para kazandırdı.
Lokantaya para kazandırdı.
Çay ocağına para kazandırdı.
Simitçiye, börekçiye para kazandırdı.
Ve son olarak en büyük hayali olan Eskişehirspor taraftarının arasında maraton altta o muazzam ambiyansı da yaşayarak geri döndü.
Bir Galatasaray sevdalısı, kendi tribünlerinde yaşayamadığı güzellikleri bizim tribünlerimizde yaşadı.
O anı yaşamak için de 3 gün Eskişehir esnafına para kazandırdı.
Daha sonra aynı şekilde Eskişehirspor taraftarına hayranlığını defalarca dile getiren bir Fenerbahçe taraftarı olan başka bir arkadaşım da Karabükspor maçına gitti 2 günlüğüne...
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırırken, Eskişehirspor'un sadece bir futbol takımı olmadığının bilincini yaşıyoruz biz.
Efendim bunca borcu belediyeler mi yaptı ki belediyeler ödesin!?
Elbette belediyeler yapmadı. Elbette belediyeler ödemesin!
Efendim bunca borcu Vali bey mi yaptı ki, valilik ödesin!?
Elbette ne vali bey bu borçları yaptı ne de valilik ödemeli!
Ancak olağanüstü bir durum var ortada.
Eskişehir'in en büyük markası beceriksiz yönetimler tarafından çarçur edilen kaynaklar ve yapılan borçlar sebebiyle yok oluyor!
Bugüne kadar sevdiği kadar sahip çıkamayan taraftar artık fiilen yönetimin içindedir ve bir çok konuda söz sahibi olmuştur.
Kurulan ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ Türkiye'de yine diğer kulüplere örnek teşkil eden bir ilke imza attı ve bu zor günlerde Eskişehirspor'un yaşaması için büyük bir mücadele başlattı.
Taraftarın yetemediği yerde, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız ve Valimiz bu komiteye maddi ya manevi bir destek olsa kıyamet mi kopar!?
***
Sokaktaki ayakkabı boyacısından tutun da Organize Sanayi'deki sanayicilerimize kadar, küçük esnafımızdan, büyük tüccarlarımıza kadar, Eskişehir'de ekmek parası kazanan her işletmecimiz, hemşehrimiz az demeden, çok demeden ''Çorbada benim de tuzum olsun, çünkü ben de bu çorbayı çok içtim ve içeceğim'' dese kıyamet mi kopar!?
''Efendim kulübe yardım için beni aramadılar!''
Aramasınlar efendim!
Bu takım sizin!
Bu kulüp Eskişehir kentinin.
İstanbul'da bir Fenerbahçeli ve Antalyalı arkadaşım bana telefon edip, ''Arkadaş bir yardım kampanyası açılırsa bize de haber ver, biz de 5-6 arkadaş gücümüz yettiğince destek vereceğiz'' diyebiliyorsa sen neyin davetini bekliyorsun.
***
Eskişehir halkı, Eskişehir halkının tüm Türkiye'ye armağan ettiği ve bugün bile Türkiye'de en çok sempatizanı olan Eskişehirspor'a sahip çıkmalıdır.
Sebep aramadan,
Davet beklemeden...
ve biz yine haykıracağız sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!!!
27 Ağustos 2018 Pazartesi
YENİLMEZ, ''BİZİM ÇOCUKLAR!''
Bazen rakamlar önemsizdir.
5 de olsa, 0 da olsa, hiçbir ehemmiyeti olmaz rakamların.
Bütün rakamlara karşı, AŞK kazanır.
Bütün hesaplara karşı SEVDA kazanır.
Bütün şerefsizliklere karşı ONUR kazanır.
Rakamlar neyi gösterirse göstersin, sevdalı yüreklerin onur mücadelesinde AŞK her zaman kazanır.
Tıpkı ''Bizim Çocuklar'' gibi...
Biri 15'inde bir ''Kınalı Kuzu'' diğeri 20'sinde bir ''Mehmetçik'' misali çıkmışlarsa sahaya ve bir kentin onur mücadelesini veriyorlarsa, orada sonucu rakamlar tayin etmez...
Yürekteki AŞK hep galip gelir bu mücadelenin sonunda...
***
Eskişehir kenti 1965'te Lider Aziz Bolel önderliğinde başlattığı onur mücadelesini bu sezon yine kendi çocuklarıyla yeniden veriyor.
Bir kentin bütün yükü sırtına omuzlayıp, sahaya çıkmak öyle basit bir iş değil arkadaş!
15 Yaşında bir çocuk!
Diğeri 17'sinde!
Bir başkası 18'inde ve 20'sinde...
Çocuklar...
Bizim Çocuklar...
Eskişehir'i düşman işgalinden koruyan, kurtaran çocukların çocukların ''Bizim Çocuklar''...
Giresun deplasmanından sonra Gençlerbirliği deplasmanında da tüm Eskişehirspor sevdalılarının onur mücadelesini verip sahadan bir kere daha zaferle ayrılan çocuklar...
Tek tek alınlarından öpülecek çocuklar...
''Bizim Çocuklar...
***
Skor tabelası 5-0'ı gösterse de tribünlerde ve ekran başında onların bu onur mücadelesine destek veren on binlerce sevdalı yüreğin üzülmediği bir yenilginin ifadesiydi bu 5-0'lık fotoğraf...
Maçın büyük bölümünde rakibine baskı kuran, hızlı kontraataklar yapan, sahanın her yerine koşan, derli toplu bir oyun düzenini hiç bozmayan bir takım oluşmuş durumda.
Giresun maçındaki dağınıklık ve heyecan Balıkesirspor ve Gençlerbirliği maçlarında ortadan kalkmış görünüyor. Her hafta biraz daha olgunlaşan ve gelişen bir oyun sergiliyor ''Bizim Çocuklar''
İnsanın ''Şu lisanslar çıkmasa da lig sonuna kadar bu çocuklar oynasa'' diyesi geliyor zaman zaman...
Biraz şans biraz da hakemler adaletli olsalar her şey çok daha iyi olacak...
***
MHK DİKKAT! BU ÇOCUKLARIN HAKKI ÖDENMEZ!
Üç maç ve üç kırmızı kart.
Çok kolay çıkan kırmızı kartlar.
Türkiye'de bir çok maçta bu kartların çıkması mümkün olmaz.
Fakat ''Vur abalıya'' misali üç maçta da hakemler bu çocuklar lehine hiç bir insiyatif kullanmadan ve hiç tereddüt etmeden çok kolay ve acımasızca çıkardılar kırmızı kartlarını.
Efendiler, sizin çıkardığınız o kartlar aslında Türk futbolunun geleceğine gösterilmiş kırmızı kartlardır.
Türk futbolunda yıldız oyuncu yetişmemesinin önündeki en büyük engel sorumsuzca gösterilen bu kırmızı kartlardır.
Yaş ortalaması 33-35 olan tecrübeli takımlara karşı sahaya çıkan ve yaş ortalaması 18-19 olan bir takıma resmen kıyım yapılıyor.
Gencecik çocukların onur mücadelesi hakemler tarafından yok sayılıyor.
''Kaşar'' olarak tabir ettiğimiz rakip oyuncuların hemen hemen her ikili mücadelede kendilerini yere bırakması ne kadar ''ayıp'' ise hakemlerin bunu yutması ve 3 maçta 3 kırmızı kart göstermesi de o kadar büyük ayıptır.
MHK'yı uyarıyoruz.
Bu çocukların hakkı ödenmez!
Bu çocukların hakkını yiyenlere sessiz kalınması, seyirci kalınması asla affedilemez!
MHK vebal altındadır!
***
VE TRİBÜNDEKİ ''BİZİM ÇOCUKLAR''
Ve tribünlerde yazılan EN GÜZEL AŞK HİKAYESİ...
Hani demiştik ya;
Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur...
İşte 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ankara'da bir kere daha bu sözümüzün boş lakırdı olmadığını bütün Türkiye gördü.
Ne 1-0
Ne 2-0
Ne 3-0
Ne 4-0
Ne de 5-0 bu aşkı yenemedi.
Hiç bir rakam bir aşkın haykırışını susturamadı!
Rakamlar bir kere daha AŞK'a mağlup oldu!
Yine biz kazandık!
1965'ten bu yana olduğu gibi yine biz; Eskişehirspor Sevdalıları olarak kazandık.
Aşkımızı haykırdık hiç susmadan.
Sahada ''Bizim Çocuklar'', tribünde ''Bizim Çocuklar''
Aşkımızı haykırdık.
Ve soranlara dedik ki;
''Ne güzel yenildik be abi!''
''Sevinmek için sevmeyen'' bütün ESES aşıklarına selam olsun...
***
VE YENİLENLER!
Biz tribünde,
Bizim Çocuklar sahada yenilmedik, yenilmediler...
Ama yenilenler çoktu!
Merhum kurucu başkanımız, Eskişehirspor sevdalılarının unutulmaz ''Lider''i Aziz BOLEL'den bu yana Eskişehirspor'un kuruluş felsefesini anlamayan;
Finlandiya'dan İspanya'ya, Bulgaristan'dan İskoçya'ya, Amerika'dan Afrika'ya kadar nam salan ve büyük sempati toplayan Eskişehirspor'u;
Anadolu'nun her kentinden sevdalı yüreklerde parlayan ve ANADOLU YILDIZI ünvanını alan Eskişehirspor'u sıradan bir kent takımı haline getiren, yapılan seri yanlışlarla bugünkü borç batağının içine atan yöneticilerin alayı yenildiler Ankara'da...
Eskişehir'in en büyük markası olan Eskişehirspor'u yok sayan seçilmiş ve atanmışların alayı yenildi...
Eskişehir'de doğan ve Eskişehir'de doyan, ancak Eskişehir'in en büyük değeri olan Eskişehirspor'u görmezden gelen, yok sayan işadamlarının alayı bir kere daha hezimete uğradılar Ankara'da...
***
AYIP GENÇLERBİRLİĞİ TARAFTARININ, ALKIŞLAR JAILTON'un...
Giresun'da olduğu gibi, Ankara'da da sahadaki iyi yürekli çocuklara karşı kötü tezahürat yapan Gençlerbirliği taraftarına söylenecek sözümüz yok!
Eşer utanma duygularını henüz kaybetmedilerse bu gencecik çocuklara karşı yaptıkları o utanç verici tezahüratlarını bir kere de tv'den izleyip utansınlar!
Futbol taraftarlığı bu değildir!
Takımı 3 maçta 3 galibiyet almış bir taraftar topluluğu ve bomboş tribünler...
Bundan utanmayanlar, Eskişehirspor aleyhine küfürlü tezahürat yaparak ezikliklerini örtmeye mi çalıştılar!?
Buna karşılık 3 maçta 1 beraberlik 2 mağlubiyet alan Eskişehirspor'un deplasman tribünleri hınca hınç dolu. Bir o kadar daha yer verilse yine dolardı.
İşte futbol taraftarlığı budur!
Aşk ile sevmek budur!
Maç bitene kadar skor tabelsindaki rakamlar ne olursa olsun sadece takımına destek veren ESES sevdalılarından birazcık olsun edep ve tribün dersi alın!
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşanan güzellikler vardı.
Maç sonunda Gençlerbirliği oyuncusu Jailton'un ESES tribünleri önüne kadar gelip, eğilerek o sevdalı yürekleri selamlaması spor programlarına jenerik görüntüsü olacak cinstendi!
Tebrikler Jailton!
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Yaşayacak Eskişehirspor!
Sonsuza kadar yaşayacak!
Ankara'da bir kere daha gördük ki, bu sevdalı yürekler olduğu sürece Eskişehirspor yaşayacak!
Yeter ki; SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKMASINI BİLELİM!
Kulübümüze üye olalım.
Sadece tribünlerde değil; kongre salonlarında da ''BİZ'' kazanalım!
Eskişehirspor üzerinden menfaat sağlamaya çalışanlara engel olalım!
Eskişehirspor'u siyasi rant aracı olarak görenlere engel olalım!
1965 ruhunu unutmayalım!
O yıllarda formalarımızı yıkayıp paklayan, söküklerini tamir edip bir sonraki maça temiz pak çıkmaları için emek harcayan analarımızı, bacılarımızı unutmayalım.
Onlar kadar sahip çıkalım yeter!
SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKALIM ve sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
5 de olsa, 0 da olsa, hiçbir ehemmiyeti olmaz rakamların.
Bütün rakamlara karşı, AŞK kazanır.
Bütün hesaplara karşı SEVDA kazanır.
Bütün şerefsizliklere karşı ONUR kazanır.
Rakamlar neyi gösterirse göstersin, sevdalı yüreklerin onur mücadelesinde AŞK her zaman kazanır.
Tıpkı ''Bizim Çocuklar'' gibi...
Biri 15'inde bir ''Kınalı Kuzu'' diğeri 20'sinde bir ''Mehmetçik'' misali çıkmışlarsa sahaya ve bir kentin onur mücadelesini veriyorlarsa, orada sonucu rakamlar tayin etmez...
Yürekteki AŞK hep galip gelir bu mücadelenin sonunda...
***
Eskişehir kenti 1965'te Lider Aziz Bolel önderliğinde başlattığı onur mücadelesini bu sezon yine kendi çocuklarıyla yeniden veriyor.
Bir kentin bütün yükü sırtına omuzlayıp, sahaya çıkmak öyle basit bir iş değil arkadaş!
15 Yaşında bir çocuk!
Diğeri 17'sinde!
Bir başkası 18'inde ve 20'sinde...
Çocuklar...
Bizim Çocuklar...
Eskişehir'i düşman işgalinden koruyan, kurtaran çocukların çocukların ''Bizim Çocuklar''...
Giresun deplasmanından sonra Gençlerbirliği deplasmanında da tüm Eskişehirspor sevdalılarının onur mücadelesini verip sahadan bir kere daha zaferle ayrılan çocuklar...
Tek tek alınlarından öpülecek çocuklar...
''Bizim Çocuklar...
***
Skor tabelası 5-0'ı gösterse de tribünlerde ve ekran başında onların bu onur mücadelesine destek veren on binlerce sevdalı yüreğin üzülmediği bir yenilginin ifadesiydi bu 5-0'lık fotoğraf...
Maçın büyük bölümünde rakibine baskı kuran, hızlı kontraataklar yapan, sahanın her yerine koşan, derli toplu bir oyun düzenini hiç bozmayan bir takım oluşmuş durumda.
Giresun maçındaki dağınıklık ve heyecan Balıkesirspor ve Gençlerbirliği maçlarında ortadan kalkmış görünüyor. Her hafta biraz daha olgunlaşan ve gelişen bir oyun sergiliyor ''Bizim Çocuklar''
İnsanın ''Şu lisanslar çıkmasa da lig sonuna kadar bu çocuklar oynasa'' diyesi geliyor zaman zaman...
Biraz şans biraz da hakemler adaletli olsalar her şey çok daha iyi olacak...
***
MHK DİKKAT! BU ÇOCUKLARIN HAKKI ÖDENMEZ!
Üç maç ve üç kırmızı kart.
Çok kolay çıkan kırmızı kartlar.
Türkiye'de bir çok maçta bu kartların çıkması mümkün olmaz.
Fakat ''Vur abalıya'' misali üç maçta da hakemler bu çocuklar lehine hiç bir insiyatif kullanmadan ve hiç tereddüt etmeden çok kolay ve acımasızca çıkardılar kırmızı kartlarını.
Efendiler, sizin çıkardığınız o kartlar aslında Türk futbolunun geleceğine gösterilmiş kırmızı kartlardır.
Türk futbolunda yıldız oyuncu yetişmemesinin önündeki en büyük engel sorumsuzca gösterilen bu kırmızı kartlardır.
Yaş ortalaması 33-35 olan tecrübeli takımlara karşı sahaya çıkan ve yaş ortalaması 18-19 olan bir takıma resmen kıyım yapılıyor.
Gencecik çocukların onur mücadelesi hakemler tarafından yok sayılıyor.
''Kaşar'' olarak tabir ettiğimiz rakip oyuncuların hemen hemen her ikili mücadelede kendilerini yere bırakması ne kadar ''ayıp'' ise hakemlerin bunu yutması ve 3 maçta 3 kırmızı kart göstermesi de o kadar büyük ayıptır.
MHK'yı uyarıyoruz.
Bu çocukların hakkı ödenmez!
Bu çocukların hakkını yiyenlere sessiz kalınması, seyirci kalınması asla affedilemez!
MHK vebal altındadır!
***
VE TRİBÜNDEKİ ''BİZİM ÇOCUKLAR''
Ve tribünlerde yazılan EN GÜZEL AŞK HİKAYESİ...
Hani demiştik ya;
Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur...
İşte 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ankara'da bir kere daha bu sözümüzün boş lakırdı olmadığını bütün Türkiye gördü.
Ne 1-0
Ne 2-0
Ne 3-0
Ne 4-0
Ne de 5-0 bu aşkı yenemedi.
Hiç bir rakam bir aşkın haykırışını susturamadı!
Rakamlar bir kere daha AŞK'a mağlup oldu!
Yine biz kazandık!
1965'ten bu yana olduğu gibi yine biz; Eskişehirspor Sevdalıları olarak kazandık.
Aşkımızı haykırdık hiç susmadan.
Sahada ''Bizim Çocuklar'', tribünde ''Bizim Çocuklar''
Aşkımızı haykırdık.
Ve soranlara dedik ki;
''Ne güzel yenildik be abi!''
''Sevinmek için sevmeyen'' bütün ESES aşıklarına selam olsun...
***
VE YENİLENLER!
Biz tribünde,
Bizim Çocuklar sahada yenilmedik, yenilmediler...
Ama yenilenler çoktu!
Merhum kurucu başkanımız, Eskişehirspor sevdalılarının unutulmaz ''Lider''i Aziz BOLEL'den bu yana Eskişehirspor'un kuruluş felsefesini anlamayan;
Finlandiya'dan İspanya'ya, Bulgaristan'dan İskoçya'ya, Amerika'dan Afrika'ya kadar nam salan ve büyük sempati toplayan Eskişehirspor'u;
Anadolu'nun her kentinden sevdalı yüreklerde parlayan ve ANADOLU YILDIZI ünvanını alan Eskişehirspor'u sıradan bir kent takımı haline getiren, yapılan seri yanlışlarla bugünkü borç batağının içine atan yöneticilerin alayı yenildiler Ankara'da...
Eskişehir'in en büyük markası olan Eskişehirspor'u yok sayan seçilmiş ve atanmışların alayı yenildi...
Eskişehir'de doğan ve Eskişehir'de doyan, ancak Eskişehir'in en büyük değeri olan Eskişehirspor'u görmezden gelen, yok sayan işadamlarının alayı bir kere daha hezimete uğradılar Ankara'da...
***
AYIP GENÇLERBİRLİĞİ TARAFTARININ, ALKIŞLAR JAILTON'un...
Giresun'da olduğu gibi, Ankara'da da sahadaki iyi yürekli çocuklara karşı kötü tezahürat yapan Gençlerbirliği taraftarına söylenecek sözümüz yok!
Eşer utanma duygularını henüz kaybetmedilerse bu gencecik çocuklara karşı yaptıkları o utanç verici tezahüratlarını bir kere de tv'den izleyip utansınlar!
Futbol taraftarlığı bu değildir!
Takımı 3 maçta 3 galibiyet almış bir taraftar topluluğu ve bomboş tribünler...
Bundan utanmayanlar, Eskişehirspor aleyhine küfürlü tezahürat yaparak ezikliklerini örtmeye mi çalıştılar!?
Buna karşılık 3 maçta 1 beraberlik 2 mağlubiyet alan Eskişehirspor'un deplasman tribünleri hınca hınç dolu. Bir o kadar daha yer verilse yine dolardı.
İşte futbol taraftarlığı budur!
Aşk ile sevmek budur!
Maç bitene kadar skor tabelsindaki rakamlar ne olursa olsun sadece takımına destek veren ESES sevdalılarından birazcık olsun edep ve tribün dersi alın!
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşanan güzellikler vardı.
Maç sonunda Gençlerbirliği oyuncusu Jailton'un ESES tribünleri önüne kadar gelip, eğilerek o sevdalı yürekleri selamlaması spor programlarına jenerik görüntüsü olacak cinstendi!
Tebrikler Jailton!
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Yaşayacak Eskişehirspor!
Sonsuza kadar yaşayacak!
Ankara'da bir kere daha gördük ki, bu sevdalı yürekler olduğu sürece Eskişehirspor yaşayacak!
Yeter ki; SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKMASINI BİLELİM!
Kulübümüze üye olalım.
Sadece tribünlerde değil; kongre salonlarında da ''BİZ'' kazanalım!
Eskişehirspor üzerinden menfaat sağlamaya çalışanlara engel olalım!
Eskişehirspor'u siyasi rant aracı olarak görenlere engel olalım!
1965 ruhunu unutmayalım!
O yıllarda formalarımızı yıkayıp paklayan, söküklerini tamir edip bir sonraki maça temiz pak çıkmaları için emek harcayan analarımızı, bacılarımızı unutmayalım.
Onlar kadar sahip çıkalım yeter!
SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKALIM ve sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
18 Ağustos 2018 Cumartesi
ONURUN İÇİN YÜREĞİNİ AL TRİBÜNE GEL!...
Ondokuz Ağustos İkibinonsekiz...
Eskişehir!
Eskişehirspor!
Ve;
Yeni Eskişehir Atatürk Stadyumu...
Bizim çocuklar,
Bizim kentimizde,
Bizim stadyumumuzda,
Tüm Eskişehir'in onur mücadelesini verecekler...
Tıpkı;
Ondokuz Haziran Bindokuzyüzaltmışbeş'te olduğu gibi...
Bizim kentimiz, bizim çocuklarımız ve bizim stadyumumuz...
***
Pazar günü saat 21:45'te,
Aziz Bolel orada olacak!
Abdullah Gegiç orada olacak!
Necdet Yıldırım orada olacak!
Agop Mehmet orada olacak!
Sinan Alağaç orada olacak!
Ediz Bahtiyaroğlu orada olacak!
Peki ya sen!?
Bu efsaneyi efsane yapanlar oradayken sen Porsuk'un kenarında çekirdek mi çitleyeceksin!?
Deli Kubilay ''Üçlü çektirirken tayfaya'' sen Kanlıkavak'ta hikaye için video mu çekeceksin!?
Mehmet Yağcı tribünde Eskişehir marşını söylerken binlerce gönüldaşıyla sen manitana Yıldız Tilbe şarkısı mı söyleyeceksin!?
***
19 Ağustos Pazar günü...
Saat 21:45'te...
Bizim kentimizde, bizim stadımızda, bizim çocuklarımız bu kentin onur mücadelesini verecek!
1965'te bu şanlı takımın alın teri kokan formalarını her maçtan sonra yıkayıp, paklayan teyzeler, bacılar da orada olacaklar.
Söküklerini diken, kömürlü ütülerle ütülerini yapan analarımız da orada olacaklar!
Bugün sevdamızın sembolü olan bu kutlu armayı çizen Selahattin Vapur ağabeyimiz de Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda olacak!
Sen nerede olacaksın!?
Evinin balkonunda komşularınla çay mı içeceksin!?
Barlar sokağında rakı mı içeceksin, biranı mı yudumlayacaksın!?
Bizim Çocuklar senin onur mücadeleni verirken sen o çocuklara destek olmak yerine, bir düğün salonunda çiftetelli mi oynayacaksın!?
***
19 Ağustos...
Günlerden pazar...
Saatler 21:45'i gösterdiğinde bir yıldız yeniden parlayacak Anadolu semalarında...
Trabzon'da bir çocuğun yüreğini ısıtacak o yıldız.
Hakkari'de bir delikanlının umudu olacak o yıldız.
Gaziantep'te bir adamın gözlerini güldürecek o yıldız.
Edirne'de, İzmir'de, Aydın'da, Afyon'da, Konya'da, Antalya'da, Mersin'de...
Anadolu'nun en ücra köşesinde suskunların haykırışı olacak o yıldız...
Ve;
O gece ANADOLU YILDIZI yeniden doğacak...
Sen bu doğuşa,
Sen bu dirilişe,
Sen bu haykırışa,
Sen bu direnişe seyirci mi kalacaksın Şahin Tepesi'nde yoksa; ANADOLU YILDIZI'nın ışığıyla mı aydınlatacaksın yüreğini...
Haydi Eskişehirli, durma artık YÜREĞİNİ DE AL TRİBÜNE GEL!
***
19 Ağustos 2018 Pazar...
Saat 21:45
Fethi, Nihat, Ender orada olacaklar!
Sen haykırmayacak mısın ''Filelere gönder!'' diye...
Ayhan Aşut, biryantinli saçlarıyla genç kızların, kıvrak çalımlarıyla futbolseverlerin gönlünü fethedecek bir kere daha...
Ve bir kere daha bütün Türkiye'nin gönlünde taht kuracak efendiliğiyle İsmail Arca...
Sen onları özlemedin mi!?
Onlar ''Bizim Çocuklar''dı, işte yine sahada ''Bizim Çocuklar''
Yürekleriyle sahada yıldızlaşıp, Eskişehirspor'u Eskişehir'in en büyük markası yapan bizim çocuklar, şimdi bu marka için onur mücadelesi veren ''Bizim Çocuklar''ın yanında olacaklar...
Yürekleriyle gelecekler maça...
Ve yürekleriyle oynayacak sahadaki 11 ''Çocuk''...
Haydi Eskişehirli!
Sen de yüreğini al ve tribüne gel artık...
***
Seni yok sayanlar var bir de!
Sen çok iyi biliyorsun onları!
Onlar bu onur mücadelesinde Bizim Çocuklar'ın yanında ol(a)mayacaklar!
Senin gücüne inanmayanlar!
''ESES taraftarından bi cacık olmaz'' diyenler
''Biz ne yaparsak yapalım onlar yine bizi destekler'' diyenler vardı.
Unutma onları!
Ve şimdi!
İşte tam da şimdi;
''Ben buradayım'' diye haykırarak 30 bin yürekli tek bir vücutla gücünü gösterme vaktidir!
Seni kongre salonlarına almayanlara,
Sevdana kota koyanlara
Meydanlarda ESES atkılarıyla boy gösterip oyunu çalanlara
Ve biricik sevdamız Eskişehirspor'u bu durumlara düşürenlere ve bu zor günlerinde yalnız bırakanlara, düşene tekme vuranlara ŞİMŞEK olup çakma vaktidir 19 Ağustos akşamı!
Karanlıkların arasından KIRMIZI ŞİMŞEKLER olup, ESES düşmanlarına korku salma vaktidir!
Haydi kardeşim,
Haydi bacım,
Haydi amcam,
Haydi dostum,
Haydi ablam,
Haydi yengeciğim,
Haydi be emmi sen de gel,
Haydi arkadaşım...
Haydi Eskişehir!!!
YÜREĞİNİ AL DA GEL!!!
Eskişehir!
Eskişehirspor!
Ve;
Yeni Eskişehir Atatürk Stadyumu...
Bizim çocuklar,
Bizim kentimizde,
Bizim stadyumumuzda,
Tüm Eskişehir'in onur mücadelesini verecekler...
Tıpkı;
Ondokuz Haziran Bindokuzyüzaltmışbeş'te olduğu gibi...
Bizim kentimiz, bizim çocuklarımız ve bizim stadyumumuz...
***
Pazar günü saat 21:45'te,
Aziz Bolel orada olacak!
Abdullah Gegiç orada olacak!
Necdet Yıldırım orada olacak!
Agop Mehmet orada olacak!
Sinan Alağaç orada olacak!
Ediz Bahtiyaroğlu orada olacak!
Peki ya sen!?
Bu efsaneyi efsane yapanlar oradayken sen Porsuk'un kenarında çekirdek mi çitleyeceksin!?
Deli Kubilay ''Üçlü çektirirken tayfaya'' sen Kanlıkavak'ta hikaye için video mu çekeceksin!?
Mehmet Yağcı tribünde Eskişehir marşını söylerken binlerce gönüldaşıyla sen manitana Yıldız Tilbe şarkısı mı söyleyeceksin!?
***
19 Ağustos Pazar günü...
Saat 21:45'te...
Bizim kentimizde, bizim stadımızda, bizim çocuklarımız bu kentin onur mücadelesini verecek!
1965'te bu şanlı takımın alın teri kokan formalarını her maçtan sonra yıkayıp, paklayan teyzeler, bacılar da orada olacaklar.
Söküklerini diken, kömürlü ütülerle ütülerini yapan analarımız da orada olacaklar!
Bugün sevdamızın sembolü olan bu kutlu armayı çizen Selahattin Vapur ağabeyimiz de Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda olacak!
Sen nerede olacaksın!?
Evinin balkonunda komşularınla çay mı içeceksin!?
Barlar sokağında rakı mı içeceksin, biranı mı yudumlayacaksın!?
Bizim Çocuklar senin onur mücadeleni verirken sen o çocuklara destek olmak yerine, bir düğün salonunda çiftetelli mi oynayacaksın!?
***
19 Ağustos...
Günlerden pazar...
Saatler 21:45'i gösterdiğinde bir yıldız yeniden parlayacak Anadolu semalarında...
Trabzon'da bir çocuğun yüreğini ısıtacak o yıldız.
Hakkari'de bir delikanlının umudu olacak o yıldız.
Gaziantep'te bir adamın gözlerini güldürecek o yıldız.
Edirne'de, İzmir'de, Aydın'da, Afyon'da, Konya'da, Antalya'da, Mersin'de...
Anadolu'nun en ücra köşesinde suskunların haykırışı olacak o yıldız...
Ve;
O gece ANADOLU YILDIZI yeniden doğacak...
Sen bu doğuşa,
Sen bu dirilişe,
Sen bu haykırışa,
Sen bu direnişe seyirci mi kalacaksın Şahin Tepesi'nde yoksa; ANADOLU YILDIZI'nın ışığıyla mı aydınlatacaksın yüreğini...
Haydi Eskişehirli, durma artık YÜREĞİNİ DE AL TRİBÜNE GEL!
***
19 Ağustos 2018 Pazar...
Saat 21:45
Fethi, Nihat, Ender orada olacaklar!
Sen haykırmayacak mısın ''Filelere gönder!'' diye...
Ayhan Aşut, biryantinli saçlarıyla genç kızların, kıvrak çalımlarıyla futbolseverlerin gönlünü fethedecek bir kere daha...
Ve bir kere daha bütün Türkiye'nin gönlünde taht kuracak efendiliğiyle İsmail Arca...
Sen onları özlemedin mi!?
Onlar ''Bizim Çocuklar''dı, işte yine sahada ''Bizim Çocuklar''
Yürekleriyle sahada yıldızlaşıp, Eskişehirspor'u Eskişehir'in en büyük markası yapan bizim çocuklar, şimdi bu marka için onur mücadelesi veren ''Bizim Çocuklar''ın yanında olacaklar...
Yürekleriyle gelecekler maça...
Ve yürekleriyle oynayacak sahadaki 11 ''Çocuk''...
Haydi Eskişehirli!
Sen de yüreğini al ve tribüne gel artık...
***
Seni yok sayanlar var bir de!
Sen çok iyi biliyorsun onları!
Onlar bu onur mücadelesinde Bizim Çocuklar'ın yanında ol(a)mayacaklar!
Senin gücüne inanmayanlar!
''ESES taraftarından bi cacık olmaz'' diyenler
''Biz ne yaparsak yapalım onlar yine bizi destekler'' diyenler vardı.
Unutma onları!
Ve şimdi!
İşte tam da şimdi;
''Ben buradayım'' diye haykırarak 30 bin yürekli tek bir vücutla gücünü gösterme vaktidir!
Seni kongre salonlarına almayanlara,
Sevdana kota koyanlara
Meydanlarda ESES atkılarıyla boy gösterip oyunu çalanlara
Ve biricik sevdamız Eskişehirspor'u bu durumlara düşürenlere ve bu zor günlerinde yalnız bırakanlara, düşene tekme vuranlara ŞİMŞEK olup çakma vaktidir 19 Ağustos akşamı!
Karanlıkların arasından KIRMIZI ŞİMŞEKLER olup, ESES düşmanlarına korku salma vaktidir!
Haydi kardeşim,
Haydi bacım,
Haydi amcam,
Haydi dostum,
Haydi ablam,
Haydi yengeciğim,
Haydi be emmi sen de gel,
Haydi arkadaşım...
Haydi Eskişehir!!!
YÜREĞİNİ AL DA GEL!!!
13 Mart 2018 Salı
Eskişehirspor Futbolcularına Mektup
Kiminiz yıllardır Eskişehirspor forması giyiyorsunuz...
Kiminiz bu formanın manevi lezzetini daha yeni tattınız!
Kiminiz başka şehirlerden geldiniz,
Kiminiz Eskişehir'de doğdunuz,
Kiminiz ailenizle birlikte Eskişehir'de yaşıyorsunuz...
Ancak hepiniz şunu çok net bir şekilde gördünüz ki; Eskişehir'de Eskişehirspor tutulan bir takım değil, kutlu bir AŞK öyküsüdür...
***
Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehir'de doğmak gerekmiyor.
Mardin'den,
Trabzon'dan
Samsun'dan
Bartın'dan
Tokat'tan
Antalya'dan,
Yozgat'tan,
İstanbul'dan,
Van'dan
Ve daha memleketin bir çok yerinden, nüfus cüzdanında doğum yeri Eskişehir yazmayan nice sevdalı yürek var her hafta sizin başarılı olmanız için dualar ediyor, Allah'a yalvarıyorlar...
***
Koca kentte 7'den 70'e bütün Eskişehir halkının umutlar sizlerde.
Ne geçim sıkıntısı,
Ne hayatın kederleri, ne de sevinçleri...
Bu an itibariyle bütün KARA&KIZIL sevdalı gönüllerin umutları, sevinçleri sizlere bağlı.
Henüz okula yeni başlayan çocuklarımız sizlere destek olabilmek için pankart boyayan abilerinin yanına gidip, pankart boyamaya çalışıyorlar.
Tribünlerde gözyaşı döken çocuklarımızı görün.
Sevgilileri ile buluşmak yerine sizin peşinizden deplasmanlara koşan delikanlıların umudu sizlerde.
Çoluk çocuğunun rızkından kesip maçlara gelen, tek amaçları daha dolu tribünler önünde oynayarak motive olmanızı sağlamak olan babaları düşünün.
Düşünün çocuklar düşünün...
Hangi biriniz böylesine büyük bir sevdanın muhatabı olabilirdiniz sırtınızda taşıdığınız o forma olmasaydı!?
***
Maça çıkıp, seremonide İstiklal Marşımızı okurken tribünlerimize iyi bakın.
Eskişehirspor'a sevdalı gözlerin içine girin.
Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin sıcaklığını yüreğinizde hissedin!
O tribünlere iyi bakın çocuklar.
O sevdalı insanlar sizden sadece bir galibiyet beklemiyorlar.
Yıllardır yüreklerimizi yakan sızılarımızı dindirmenizi bekliyoruz.
Yarınlara dönük bütün umutlarımız sırtınızda taşıdığınız o formalarda yüklü...
Bu kent Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin kenti.
Bu yüreklerde yeni sızı açmayın!
Bu koca yürekleri küme düşürmeyin!
***
Biz ilk defa yenilmiyoruz.
İlk defa küme düşme korkusu yaşamıyoruz.
İlk defa ağlamıyoruz tribünlerde ya da tv başında...
Biz yenile yenişle sevdalandık Eskişehirspor'a!
Adını bile bilmediğimiz stadların sidik kokan tribünlerinde gözyaşı döktük.
Öylesine düştük ki, ulusal gazetelerin sütunları arasında Eskişehirspor'un maç sonucunu aramaktan gözlerimizin feri söndü!
İlk defa üzülmüyoruz!
İlk defa ağlamıyoruz!
İlk defa hayallerimizi içimize gömmüyoruz.
***
Sırtınızda taşıdığınız forma böylesine kutludur!
O formayı sırtınızda taşıdığınız için sizi de o formayı sever gibi seviyoruz.
Biz teknik taktik bilmeyiz.
Biz deliler gibi sevmeyi biliriz.
Sevdiğimizi yüceltmeyi, sevdiğimizi baş tacı etmeyi en iyi biz biliriz...
Çıkın yürekten oynayın...
Yenilirseniz yenilin, biz yine ağlarız, yeter ki sizin yürekten oynadığınızı yüreğimizde hissedelim...
Hem ağlarız bir kez daha küme düşüşümüze hem de sizi bağrımıza basarız!
Sevdalı yüreklerin ahını almayın yeter!
Şu minicik yüreğinde kocaman bir sevda besleyen Baran kardeşimizin, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeyin, yüreğindeki o koca sevdanın ahını almayın!
***
Küme düşme korkusu yaşadığımız şu ligin son haftalarında size inanıyor ve güveniyoruz.
Çaremiz olmadığından değil!
Bütün samimiyetimiz ve bütün içtenliğimizle size inanıyoruz!
Yürekten oynayın yeter!
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin.
Eskişehirspor forması giydiğiniz bu şehirde sevildiğiniz kadar hiç bir yerde sevilmeyeceksiniz.
Belki önümüzdeki maçlar ESES forması ile son maçlarınız olacak.
Öyle bir yürekten oynayın ki; küme düşsek bile sizleri sevgiyle analım!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Kiminiz bu formanın manevi lezzetini daha yeni tattınız!
Kiminiz başka şehirlerden geldiniz,
Kiminiz Eskişehir'de doğdunuz,
Kiminiz ailenizle birlikte Eskişehir'de yaşıyorsunuz...
Ancak hepiniz şunu çok net bir şekilde gördünüz ki; Eskişehir'de Eskişehirspor tutulan bir takım değil, kutlu bir AŞK öyküsüdür...
***
Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehir'de doğmak gerekmiyor.
Mardin'den,
Trabzon'dan
Samsun'dan
Bartın'dan
Tokat'tan
Antalya'dan,
Yozgat'tan,
İstanbul'dan,
Van'dan
Ve daha memleketin bir çok yerinden, nüfus cüzdanında doğum yeri Eskişehir yazmayan nice sevdalı yürek var her hafta sizin başarılı olmanız için dualar ediyor, Allah'a yalvarıyorlar...
***
Koca kentte 7'den 70'e bütün Eskişehir halkının umutlar sizlerde.
Ne geçim sıkıntısı,
Ne hayatın kederleri, ne de sevinçleri...
Bu an itibariyle bütün KARA&KIZIL sevdalı gönüllerin umutları, sevinçleri sizlere bağlı.
Henüz okula yeni başlayan çocuklarımız sizlere destek olabilmek için pankart boyayan abilerinin yanına gidip, pankart boyamaya çalışıyorlar.
Tribünlerde gözyaşı döken çocuklarımızı görün.
Sevgilileri ile buluşmak yerine sizin peşinizden deplasmanlara koşan delikanlıların umudu sizlerde.
Çoluk çocuğunun rızkından kesip maçlara gelen, tek amaçları daha dolu tribünler önünde oynayarak motive olmanızı sağlamak olan babaları düşünün.
Düşünün çocuklar düşünün...
Hangi biriniz böylesine büyük bir sevdanın muhatabı olabilirdiniz sırtınızda taşıdığınız o forma olmasaydı!?
***
Maça çıkıp, seremonide İstiklal Marşımızı okurken tribünlerimize iyi bakın.
Eskişehirspor'a sevdalı gözlerin içine girin.
Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin sıcaklığını yüreğinizde hissedin!
O tribünlere iyi bakın çocuklar.
O sevdalı insanlar sizden sadece bir galibiyet beklemiyorlar.
Yıllardır yüreklerimizi yakan sızılarımızı dindirmenizi bekliyoruz.
Yarınlara dönük bütün umutlarımız sırtınızda taşıdığınız o formalarda yüklü...
Bu kent Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin kenti.
Bu yüreklerde yeni sızı açmayın!
Bu koca yürekleri küme düşürmeyin!
***
Biz ilk defa yenilmiyoruz.
İlk defa küme düşme korkusu yaşamıyoruz.
İlk defa ağlamıyoruz tribünlerde ya da tv başında...
Biz yenile yenişle sevdalandık Eskişehirspor'a!
Adını bile bilmediğimiz stadların sidik kokan tribünlerinde gözyaşı döktük.
Öylesine düştük ki, ulusal gazetelerin sütunları arasında Eskişehirspor'un maç sonucunu aramaktan gözlerimizin feri söndü!
İlk defa üzülmüyoruz!
İlk defa ağlamıyoruz!
İlk defa hayallerimizi içimize gömmüyoruz.
***
Sırtınızda taşıdığınız forma böylesine kutludur!
O formayı sırtınızda taşıdığınız için sizi de o formayı sever gibi seviyoruz.
Biz teknik taktik bilmeyiz.
Biz deliler gibi sevmeyi biliriz.
Sevdiğimizi yüceltmeyi, sevdiğimizi baş tacı etmeyi en iyi biz biliriz...
Çıkın yürekten oynayın...
Yenilirseniz yenilin, biz yine ağlarız, yeter ki sizin yürekten oynadığınızı yüreğimizde hissedelim...
Hem ağlarız bir kez daha küme düşüşümüze hem de sizi bağrımıza basarız!
Sevdalı yüreklerin ahını almayın yeter!
Şu minicik yüreğinde kocaman bir sevda besleyen Baran kardeşimizin, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeyin, yüreğindeki o koca sevdanın ahını almayın!
***
Küme düşme korkusu yaşadığımız şu ligin son haftalarında size inanıyor ve güveniyoruz.
Çaremiz olmadığından değil!
Bütün samimiyetimiz ve bütün içtenliğimizle size inanıyoruz!
Yürekten oynayın yeter!
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin.
Eskişehirspor forması giydiğiniz bu şehirde sevildiğiniz kadar hiç bir yerde sevilmeyeceksiniz.
Belki önümüzdeki maçlar ESES forması ile son maçlarınız olacak.
Öyle bir yürekten oynayın ki; küme düşsek bile sizleri sevgiyle analım!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Etiketler:
Aşk,
EsEs,
Eskişehirspor,
KARA&KIZIL,
sevda,
stad,
tribün
7 Eylül 2017 Perşembe
Bu teröristlere (!) iyi bakın!
Çok zaman geçmedi aradan.
Bir kaç gün önce.
Belki bir iki hafta.
Hafızalarımız tap taze.
Eskişehirspor sevdalılarına yapılan şafak operasyon...
Ve son derece masumane işlediği bir tribün suçundan dolayı "terörist" muamelesi yapılan Eskişehirspor sevdalıları...
O terörist yaftasının acısı halen yüreklerimizdeki tazeliğini koruyor.
Eskişehir'deki milli maçın sevinci bile o acıyı silemedi yüreklerimizden.
***
Şundan bütün futbolseverler ve Türk kamuoyu emin olsun ki, işlenen bu suçundan dolayı en ağır ceza bile verilse Eskişehirspor sevdalılarının canı bu kadar yanmazdı.
Ancak ülkemizin milli bütünlüğüne kasteden bölücü ve darbeci teröristler gibi şafak operasyonları düzenlenmesi derin acılar açtı yüreklerimizde.
Onlarca taraftarımıza yöneltilen terörist yaftası onbinlerce yürekte derin yaralar açtı.
Kimdi bu yaftayı boynumuza takanlar?
TFF mi?
Antalya valisi mi?
Eskişehir valisi mi?
Eskişehir emniyeti mi?
Yoksa karanlıkta kalacak olan karanlık güçler mi?
***
Hiç kimse hiç bir açıklama yapmadı.
TFF suskun.
Emniyet suskun.
Valilikler suskun.
İşin kötüsü futbol kamuoyu suskun.
Hiçbir gazeteci, yazar, çizer, yorumcu ne kadar eli klavyeye basan, ağzı laf yapan zevat varsa hepsi sustu.
Milli Takımımızın oynayacağı hayati bir maç öncesinde, Milli Takım'ın tek avantajı olan Eskişehirspor taraftarına bu terörist yaftasının asılmasına kimse sesini çıkarmadı.
Tribünde meşale yakmak suçunu işleyen gencecik insanlar bir şafak operasyonuyla tek tek evlerinden alındı.
Bütün Türkiye bu zulmü sadece izledi!
***
Belki farklı hesaplar vardı bu saçmalığın ve zulmün altında.
Böylesine hayati bir maçın kader adamı olan "12. Adam"ı küstürüp, Milli Takım'ın yeni bir hezimet yaşamasını mı hesaplıyorlardı!?
Bilemiyoruz!
Bildiğimiz tek gerçek var.
"ESKİŞEHİR HALKI SEÇKİN ÖZELLİKLERE BEZENMİŞ BİR HALKTIR"
Evet, Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında böyle demişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Eskişehir halkının özelliklerini çok iyi biliyordu Atatürk.
Devletine küsmez,
Milletine küsmez,
Vatanına küsmez,
Bayrağına küsmez,
Dinine, diyanetine küsmez
Ve elbette
MİLLİ TAKIMINA DA KÜSMEZ!
***
Öyle oldu.
Milli maç öncesinde münferit olarak "Milli maçta TFF'ye bize yaptığı muamelenin cevabını verelim, maça gitmeyelim, gidersek protesto edelim" tarzı intikam kokan söylemlere tüm tribün gurubu liderlerimizden tokat gibi bir cevap geldi.
"Eskişehirspor taraftarı durum ne olarsa olsun MİLLİ TAKIMINA KÜSMEZ, Küsen bizden değildir!"
Maçtan önce sosyal medyada paylaşmıştım:
"Milli Takım'ın Hırvtistan karşısındaki tek kozu Eskişehir tribünleridir"
Öyle oldu.
Birilerinin terörist diye yaftaladığı Eskişehir halkı o seçkin özellikleriyle omuz omuza, yürek yüreğe vererek büyük bir destek verdi ve Milli Takım'a o golü attırdı.
Şimdi dana bir kaç gün önce o tribünlere terörist yaftası asılmasına sessiz kalan tüm Türkiye Eskişehir tribünlerini alkışlıyor.
***
O hainlere verilecek en güzel cevap da buydu işte.
Eskişehir tribünlerini alkışlayanları biz de alkışlıyoruz.
Bu maç sonrasında tüm ülkemize Eskişehir tribünlerini anlatan medyamızdan bu teröristlere (!) yapılan haksızlıkları da dile getirmesini istiyoruz.
Bu teröristlere iyi bakın.
Ellerinde Türk bayrakları ile kendilerine yapılan büyük zulme rağmen millet aşkıyla tribündeydiler.
Varolsunlar!
Hükümetimizin spor yasasını bir kez daha gözden geçirmesini ve böylesine vatansever insanların bir kere daha terörist yaftası yemesine engel olmasını diliyoruz...
Bir kaç gün önce.
Belki bir iki hafta.
Hafızalarımız tap taze.
Eskişehirspor sevdalılarına yapılan şafak operasyon...
Ve son derece masumane işlediği bir tribün suçundan dolayı "terörist" muamelesi yapılan Eskişehirspor sevdalıları...
O terörist yaftasının acısı halen yüreklerimizdeki tazeliğini koruyor.
Eskişehir'deki milli maçın sevinci bile o acıyı silemedi yüreklerimizden.
***
Şundan bütün futbolseverler ve Türk kamuoyu emin olsun ki, işlenen bu suçundan dolayı en ağır ceza bile verilse Eskişehirspor sevdalılarının canı bu kadar yanmazdı.
Ancak ülkemizin milli bütünlüğüne kasteden bölücü ve darbeci teröristler gibi şafak operasyonları düzenlenmesi derin acılar açtı yüreklerimizde.
Onlarca taraftarımıza yöneltilen terörist yaftası onbinlerce yürekte derin yaralar açtı.
Kimdi bu yaftayı boynumuza takanlar?
TFF mi?
Antalya valisi mi?
Eskişehir valisi mi?
Eskişehir emniyeti mi?
Yoksa karanlıkta kalacak olan karanlık güçler mi?
***
Hiç kimse hiç bir açıklama yapmadı.
TFF suskun.
Emniyet suskun.
Valilikler suskun.
İşin kötüsü futbol kamuoyu suskun.
Hiçbir gazeteci, yazar, çizer, yorumcu ne kadar eli klavyeye basan, ağzı laf yapan zevat varsa hepsi sustu.
Milli Takımımızın oynayacağı hayati bir maç öncesinde, Milli Takım'ın tek avantajı olan Eskişehirspor taraftarına bu terörist yaftasının asılmasına kimse sesini çıkarmadı.
Tribünde meşale yakmak suçunu işleyen gencecik insanlar bir şafak operasyonuyla tek tek evlerinden alındı.
Bütün Türkiye bu zulmü sadece izledi!
***
Belki farklı hesaplar vardı bu saçmalığın ve zulmün altında.
Böylesine hayati bir maçın kader adamı olan "12. Adam"ı küstürüp, Milli Takım'ın yeni bir hezimet yaşamasını mı hesaplıyorlardı!?
Bilemiyoruz!
Bildiğimiz tek gerçek var.
"ESKİŞEHİR HALKI SEÇKİN ÖZELLİKLERE BEZENMİŞ BİR HALKTIR"
Evet, Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında böyle demişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Eskişehir halkının özelliklerini çok iyi biliyordu Atatürk.
Devletine küsmez,
Milletine küsmez,
Vatanına küsmez,
Bayrağına küsmez,
Dinine, diyanetine küsmez
Ve elbette
MİLLİ TAKIMINA DA KÜSMEZ!
***
Öyle oldu.
Milli maç öncesinde münferit olarak "Milli maçta TFF'ye bize yaptığı muamelenin cevabını verelim, maça gitmeyelim, gidersek protesto edelim" tarzı intikam kokan söylemlere tüm tribün gurubu liderlerimizden tokat gibi bir cevap geldi.
"Eskişehirspor taraftarı durum ne olarsa olsun MİLLİ TAKIMINA KÜSMEZ, Küsen bizden değildir!"
Maçtan önce sosyal medyada paylaşmıştım:
"Milli Takım'ın Hırvtistan karşısındaki tek kozu Eskişehir tribünleridir"
Öyle oldu.
Birilerinin terörist diye yaftaladığı Eskişehir halkı o seçkin özellikleriyle omuz omuza, yürek yüreğe vererek büyük bir destek verdi ve Milli Takım'a o golü attırdı.
Şimdi dana bir kaç gün önce o tribünlere terörist yaftası asılmasına sessiz kalan tüm Türkiye Eskişehir tribünlerini alkışlıyor.
***
O hainlere verilecek en güzel cevap da buydu işte.
Eskişehir tribünlerini alkışlayanları biz de alkışlıyoruz.
Bu maç sonrasında tüm ülkemize Eskişehir tribünlerini anlatan medyamızdan bu teröristlere (!) yapılan haksızlıkları da dile getirmesini istiyoruz.
Bu teröristlere iyi bakın.
Ellerinde Türk bayrakları ile kendilerine yapılan büyük zulme rağmen millet aşkıyla tribündeydiler.
Varolsunlar!
Hükümetimizin spor yasasını bir kez daha gözden geçirmesini ve böylesine vatansever insanların bir kere daha terörist yaftası yemesine engel olmasını diliyoruz...
18 Ağustos 2017 Cuma
Futbol taraftarına "TERÖR OPERASYONU"
TFF 1. Lig Play Off maçı esnasında sahaya atılan havai fişek ve meşaleler sebebiyle yürütülen soruşturma neticesinde kamera görüntülerinden elde edilen bilgiler ile suçlular tespit edilmiş. Bu durum hepimizi sevindirdi.
Çünkü böylesine kritik bir maçta maçın uzun süre durması her iki takımı da olumsuz etkilemiştir.
Yasak olan bir fiil gerçekleştirilmiş ve bir suç ortaya çıkmıştır.
Bunun akabinde yapılan soruşturma neticesinde kamera kayıtları incelenmiş ve gerçek suçlular tespit edilmiştir.
Buraya kadar her şey normal...
***
Suçluların tespit edilmesiyle birlikte yaşananlar ise, akıllara durgunluk verecek derecede.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişiler hakkında gözaltı kararı alıyor.
Durum hem İzmir polisine, hem de Eskişehir polisine bildirilip, gereğinin yapılması isteniyor.
Ve bu sabaha karşı Eskişehir'de operasyon başlatılıyor.
İnsanların henüz uykuda olduğu bir saatte.
Tıpkı vatan haini teröristlere karşı yapılan operasyonlar gibi.
***
Böylesine büyük bir operasyonun sebebi nedir!?
O maça gidenlerin hemen hemen tamamı 18-25 yaş aralığında gençler.
Kimisi işçi, kimisi öğrenci.
Böylesine kritik bir maçın verdiği heyecan ile hiçbir zaman tasvip etmediğim bir suçu işlemişler.
Mesela trafik kurallarının ihlal edilmesi gibi bir suç.
Mesela "Köprüde balık tutmak yasaktır" tabelasının dibinde balık tutmak gibi bir suç.
Mesela beklediği otobüs bir türlü gelmeyince sinirlenip otobüs durağının camını kırmak gibi bir suç.
Mesela trene biletsiz binmek gibi bir suç.
Yani sıradan bir suç.
Suçu savunmak değil maksadımız.
Bu suç için yapılan uygulamayadır karşı duruşumuz.
***
Bir şafak operasyonu ile yapılan gözaltıların muhataplarının işlediği suç;
Asla bir polis otosuna atılan molotof suçu gibi değil.
Bir askere kurşun sıkmak gibi hiç değil.
Bir polisi darp etmek gibi değil.
Devletin manevi şahsiyetine karşı işlenmiş bir suç gibi de değil.
Teröriste yardım ve yataklık gibi bir suç da değil.
O halde bu insanlara terörist muamelesi yapmak neden?
Bu insanların kaç tanesi normal bir şekilde karakola çağrıldığı vakit gitmeyecek insanlardır?
Bu insanlar işledikleri suçtan dolayı yurt dışına mı kaçacaklardı?
Evlerinde yapılan aramalar nedir?
Evlerinde terör örgütü dökümanları mı vardı?
Evlerinde canlı bomba eyleminde kullanılacak bombaları mı imal ediyorlardı?
***
Bir maçta sahaya meşale, torpil, ya da havai fişek atmanın cezası nedir?
Bu suçu işleyen insanlara "vatan haini" mi diyoruz?
Futbol taraftarı neden hep sahipsiz kalıyor?
Bu maddelerin stada sokulmasında ihmali olanlara ne olacak?
Bir Passolig belası çıkardınız başımıza.
Ne işe yarıyor bu Passoliginiz?
Bu güne kadar tribünlerde şiddeti azaltmak yönünde ne faydası olmuştur bu Passolig'in?
Tek amaç futbol taraftarının armasına olan sevgisini kullanıp bir bankaya para kazandırmak mıydı?
***
Futbol taraftarı artık uyanmalıdır!
Futbol taraftarı yönetimler tarafından "Müşteri"
Futbolcular tarafından "Enayi"
Devlet tarafından "Terörist" olarak görülmeye devam etmektedir.
Yaşanan bu son gelişme ile futbol taraftarının yalnızlığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Futbol taraftarı harcadığı paralar ile futbol endüstrisinin acımasız çarklarını beslerken iyi oluyor ama en ufak bir hatasında terörist oluyor.
***
Artık bu çark durdurulmalıdır.
Futbol taraftarı kendisine yapılan terörist muamelesinin hesabını sormalıdır.
Kulüp yönetimleri sezon boyunca "Taraftara güveniyoruz" masalını bırakıp taraftarına sahip çıkmalıdır.
Taraftara güvenmeyi bırakın, bir kere de "Taraftar bize güvensin" demeyi öğrenin.
Onlar öğrenmiyorsa taraftar öğretmelidir bunu!
Son olarak tekrar belirtmek istiyorum:
Ortada bir suç var.
Bu suçu işleyenler tespit edildiyse kanun gereğince cezaları mutlaka verilmelidir.
Ama futbol taraftarına terörist muamelesi yapmadan verilmelidir.
BU VATAN EN GÜZEL TRİBÜNLERDEN SEVİLİR!!!
Çünkü böylesine kritik bir maçta maçın uzun süre durması her iki takımı da olumsuz etkilemiştir.
Yasak olan bir fiil gerçekleştirilmiş ve bir suç ortaya çıkmıştır.
Bunun akabinde yapılan soruşturma neticesinde kamera kayıtları incelenmiş ve gerçek suçlular tespit edilmiştir.
Buraya kadar her şey normal...
***
Suçluların tespit edilmesiyle birlikte yaşananlar ise, akıllara durgunluk verecek derecede.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişiler hakkında gözaltı kararı alıyor.
Durum hem İzmir polisine, hem de Eskişehir polisine bildirilip, gereğinin yapılması isteniyor.
Ve bu sabaha karşı Eskişehir'de operasyon başlatılıyor.
İnsanların henüz uykuda olduğu bir saatte.
Tıpkı vatan haini teröristlere karşı yapılan operasyonlar gibi.
***
Böylesine büyük bir operasyonun sebebi nedir!?
O maça gidenlerin hemen hemen tamamı 18-25 yaş aralığında gençler.
Kimisi işçi, kimisi öğrenci.
Böylesine kritik bir maçın verdiği heyecan ile hiçbir zaman tasvip etmediğim bir suçu işlemişler.
Mesela trafik kurallarının ihlal edilmesi gibi bir suç.
Mesela "Köprüde balık tutmak yasaktır" tabelasının dibinde balık tutmak gibi bir suç.
Mesela beklediği otobüs bir türlü gelmeyince sinirlenip otobüs durağının camını kırmak gibi bir suç.
Mesela trene biletsiz binmek gibi bir suç.
Yani sıradan bir suç.
Suçu savunmak değil maksadımız.
Bu suç için yapılan uygulamayadır karşı duruşumuz.
***
Bir şafak operasyonu ile yapılan gözaltıların muhataplarının işlediği suç;
Asla bir polis otosuna atılan molotof suçu gibi değil.
Bir askere kurşun sıkmak gibi hiç değil.
Bir polisi darp etmek gibi değil.
Devletin manevi şahsiyetine karşı işlenmiş bir suç gibi de değil.
Teröriste yardım ve yataklık gibi bir suç da değil.
O halde bu insanlara terörist muamelesi yapmak neden?
Bu insanların kaç tanesi normal bir şekilde karakola çağrıldığı vakit gitmeyecek insanlardır?
Bu insanlar işledikleri suçtan dolayı yurt dışına mı kaçacaklardı?
Evlerinde yapılan aramalar nedir?
Evlerinde terör örgütü dökümanları mı vardı?
Evlerinde canlı bomba eyleminde kullanılacak bombaları mı imal ediyorlardı?
***
Bir maçta sahaya meşale, torpil, ya da havai fişek atmanın cezası nedir?
Bu suçu işleyen insanlara "vatan haini" mi diyoruz?
Futbol taraftarı neden hep sahipsiz kalıyor?
Bu maddelerin stada sokulmasında ihmali olanlara ne olacak?
Bir Passolig belası çıkardınız başımıza.
Ne işe yarıyor bu Passoliginiz?
Bu güne kadar tribünlerde şiddeti azaltmak yönünde ne faydası olmuştur bu Passolig'in?
Tek amaç futbol taraftarının armasına olan sevgisini kullanıp bir bankaya para kazandırmak mıydı?
***
Futbol taraftarı artık uyanmalıdır!
Futbol taraftarı yönetimler tarafından "Müşteri"
Futbolcular tarafından "Enayi"
Devlet tarafından "Terörist" olarak görülmeye devam etmektedir.
Yaşanan bu son gelişme ile futbol taraftarının yalnızlığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Futbol taraftarı harcadığı paralar ile futbol endüstrisinin acımasız çarklarını beslerken iyi oluyor ama en ufak bir hatasında terörist oluyor.
***
Artık bu çark durdurulmalıdır.
Futbol taraftarı kendisine yapılan terörist muamelesinin hesabını sormalıdır.
Kulüp yönetimleri sezon boyunca "Taraftara güveniyoruz" masalını bırakıp taraftarına sahip çıkmalıdır.
Taraftara güvenmeyi bırakın, bir kere de "Taraftar bize güvensin" demeyi öğrenin.
Onlar öğrenmiyorsa taraftar öğretmelidir bunu!
Son olarak tekrar belirtmek istiyorum:
Ortada bir suç var.
Bu suçu işleyenler tespit edildiyse kanun gereğince cezaları mutlaka verilmelidir.
Ama futbol taraftarına terörist muamelesi yapmadan verilmelidir.
BU VATAN EN GÜZEL TRİBÜNLERDEN SEVİLİR!!!
30 Ağustos 2013 Cuma
Taraftar sizin malınız değil, Hasan Hilmi Öksüz...
ARMA ALTI gurubunun boykot kararının ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha anladık Hasan Hilmi Öksüz'ün bu talihsiz beyanatı ile. ARMA hırsızı yönetim görevde olduğu sürece o stada girmek bu zihniyete hizmet etmek demektir. Taraftarı yok sayan, taraftarı çoluk çocuk, it kopuk olarak tanımlayan bir zihniyet var şu an takımın başında...
Türkiye'nin bir ucundan bir ucuna milyonlarca insanın ödediği vergilerle yapılan tesisleri sürekli başımıza kakıp, "Kasımpaşa taraftarı Kasımpaşa Kulübü'ne yapılanlardan dolayı AKP'ye oy vermek zorundadır" deme cüreti gösterenlerin bulunduğu tribün ARMA sevdalıları için haramdır...
***
İBB Başkanı olduğu dönemde Nurettin Sözen tarafından yapımı gerçekleştirilen stada ilaveten yapılan hizmetler Başbakan ya da siz sayın yöneticilerin cebinden çıkan paralarla mı yapılmıştır yoksa milyonlarca vatandaşın ödediği vergilerle mi yapılmıştır. Milletin parasıyla millete hizmet edeceksiniz sonra da milleti satın aldık edasıyla milleti köleniz gibi göreceksiniz...
Hiçbir güç bu taraftarı yok sayamaz...
Sizin yaptığınız tüm olumsuzluklara rağmen Lacivert-Beyaz sevdaları uğruna o tribünlere girenler sizi istifaya davet ediyorsa durun düşünün. Biz nerede yanlış yapıyoruz da böyle oluyor diye bir düşünün...
***
ARMA ALTI gurubu cepleri para dolu BJK aşıklarının kulübümüzü istila ederek, ARMA gaspını yaptığı ilk günden bu yana tavrını net olarak ortaya koymuş ve BOYKOT kararı almıştı.
Bu kararı alırken de tribünde emek veren 7'den 70'e tüm ARMA ALTI emekçilerinin fikirleri alındı. Tüm tribün emekçilerinin ortak kararıyla boykot başlatıldı.
Karar ve bu kararın alınmasındaki sebep çok açıktı...
Bir sabah sessiz sedasız birileri gelip kulübe çöreklenmiş ve ilk iş olarak ARMA değişikliğine gidilmişti...
Bu ARMA'nın sevdalılarının haberi bile olmadan...
Yıllarını bu ARMA sevdası için harcamış olanların fikri bile alınmadan...
Yani bu ARMA sevdalıları yok sayılarak ARMA değiştirilmiş yerine bir logo konulmuştu...
Sevda ayaklar altına alınmış, yıllar boyu o ARMA için verilen emekler yok sayılmıştı...
ARMA ALTI üyeleri yapılan toplantı neticesinde;
"Taraftarın yok sayıldığı, sevdamızın ayaklar altına alındığı o tribünlerde biz olamayız" diyerek BOYKOT kararı almıştı...
***
Sadece ARMA'nın derdine düşmüştük...
Ne çorba derdindeydik, ne de çorbaya atılan taşların derdinde...
Olimpiyat şampiyonlarımızın gururla göğüslerinde taşıdığı o kutlu ARMA'nın derdindeyiz sadece...
Boykot kararı almayan gönüldaşlarımız da var elbette...
Onlar ARMA ALTI gurubundan farklı düşünüp tribünlerde mücadele edelim dediler...
Ama olmadı...
Hasan Hilmi Öksüz tüm yaşananların ardından o tribünlere giren gönüldaşlarımızı da yok sayan açıklamalarda bulundu...
Taraftarı yok saydı...
Taraftara çoluk çocuk dedi...
Taraftarı AKP'ye oy vermek zorunda olan bir kitle olarak tanımladı...
"BJK bizim AŞK, Kasımpaşa ise, İŞ'tir" diyenlere karşı duramadı ve "Durun bakalım arkadaş siz Kasımpaşa'yı nasıl böylesine küçük düşürürsünüz" diyemedi...
Şimdi ise, bize Kasımpaşalılık dersi vermeye kalkışıyor...
***
Bir kere daha anladık ki, tek çare Boykot...
O tribünler boş kalmalı...
Akgençlik üyeleri girsinler onlara şakşakçılık yapsınlar...
Biz ARMA uğruna gerekirse sokaklarda tribünler kurarız, yine ARMAmıza sahip çıkarız...
Önce ARMA'yı sattılar, sonra Sevdamızı ezdiler...
Şimdi BJK taraftarını semtimize sokarak gurumuzu ayaklar altına alacaklar...
"Yapamazlar" dediklerimizin hepsini yaptılar...
Ve yine yapamazlar dediklerimizi de yapacaklar...
O tribünlerin boş bırakılması onlara verilecek en güzel yanıt olacaktır...
Bir kere daha tüm ARMA sevdalılarına sesleniyoruz...
ARMAmızı gasp edenlerin, sevdamızı ayaklar altına alanların, gurumuzu yok sayanların bulunduğu tribünler bize haramdır...
Türkiye'nin bir ucundan bir ucuna milyonlarca insanın ödediği vergilerle yapılan tesisleri sürekli başımıza kakıp, "Kasımpaşa taraftarı Kasımpaşa Kulübü'ne yapılanlardan dolayı AKP'ye oy vermek zorundadır" deme cüreti gösterenlerin bulunduğu tribün ARMA sevdalıları için haramdır...
***
İBB Başkanı olduğu dönemde Nurettin Sözen tarafından yapımı gerçekleştirilen stada ilaveten yapılan hizmetler Başbakan ya da siz sayın yöneticilerin cebinden çıkan paralarla mı yapılmıştır yoksa milyonlarca vatandaşın ödediği vergilerle mi yapılmıştır. Milletin parasıyla millete hizmet edeceksiniz sonra da milleti satın aldık edasıyla milleti köleniz gibi göreceksiniz...
Hiçbir güç bu taraftarı yok sayamaz...
Sizin yaptığınız tüm olumsuzluklara rağmen Lacivert-Beyaz sevdaları uğruna o tribünlere girenler sizi istifaya davet ediyorsa durun düşünün. Biz nerede yanlış yapıyoruz da böyle oluyor diye bir düşünün...
***
ARMA ALTI gurubu cepleri para dolu BJK aşıklarının kulübümüzü istila ederek, ARMA gaspını yaptığı ilk günden bu yana tavrını net olarak ortaya koymuş ve BOYKOT kararı almıştı.
Bu kararı alırken de tribünde emek veren 7'den 70'e tüm ARMA ALTI emekçilerinin fikirleri alındı. Tüm tribün emekçilerinin ortak kararıyla boykot başlatıldı.
Karar ve bu kararın alınmasındaki sebep çok açıktı...
Bir sabah sessiz sedasız birileri gelip kulübe çöreklenmiş ve ilk iş olarak ARMA değişikliğine gidilmişti...
Bu ARMA'nın sevdalılarının haberi bile olmadan...
Yıllarını bu ARMA sevdası için harcamış olanların fikri bile alınmadan...
Yani bu ARMA sevdalıları yok sayılarak ARMA değiştirilmiş yerine bir logo konulmuştu...
Sevda ayaklar altına alınmış, yıllar boyu o ARMA için verilen emekler yok sayılmıştı...
ARMA ALTI üyeleri yapılan toplantı neticesinde;
"Taraftarın yok sayıldığı, sevdamızın ayaklar altına alındığı o tribünlerde biz olamayız" diyerek BOYKOT kararı almıştı...
***
Sadece ARMA'nın derdine düşmüştük...
Ne çorba derdindeydik, ne de çorbaya atılan taşların derdinde...
Olimpiyat şampiyonlarımızın gururla göğüslerinde taşıdığı o kutlu ARMA'nın derdindeyiz sadece...
Boykot kararı almayan gönüldaşlarımız da var elbette...
Onlar ARMA ALTI gurubundan farklı düşünüp tribünlerde mücadele edelim dediler...
Ama olmadı...
Hasan Hilmi Öksüz tüm yaşananların ardından o tribünlere giren gönüldaşlarımızı da yok sayan açıklamalarda bulundu...
Taraftarı yok saydı...
Taraftara çoluk çocuk dedi...
Taraftarı AKP'ye oy vermek zorunda olan bir kitle olarak tanımladı...
"BJK bizim AŞK, Kasımpaşa ise, İŞ'tir" diyenlere karşı duramadı ve "Durun bakalım arkadaş siz Kasımpaşa'yı nasıl böylesine küçük düşürürsünüz" diyemedi...
Şimdi ise, bize Kasımpaşalılık dersi vermeye kalkışıyor...
***
Bir kere daha anladık ki, tek çare Boykot...
O tribünler boş kalmalı...
Akgençlik üyeleri girsinler onlara şakşakçılık yapsınlar...
Biz ARMA uğruna gerekirse sokaklarda tribünler kurarız, yine ARMAmıza sahip çıkarız...
Önce ARMA'yı sattılar, sonra Sevdamızı ezdiler...
Şimdi BJK taraftarını semtimize sokarak gurumuzu ayaklar altına alacaklar...
"Yapamazlar" dediklerimizin hepsini yaptılar...
Ve yine yapamazlar dediklerimizi de yapacaklar...
O tribünlerin boş bırakılması onlara verilecek en güzel yanıt olacaktır...
Bir kere daha tüm ARMA sevdalılarına sesleniyoruz...
ARMAmızı gasp edenlerin, sevdamızı ayaklar altına alanların, gurumuzu yok sayanların bulunduğu tribünler bize haramdır...
1 Mart 2013 Cuma
Tribünde yine yoktular; Çocukların tertemiz yüreklerindeydiler...
Ülkemizdeki spor medyasını anlamak mümkün değil efendim!
Spor camiasını da anlamak mümkün değil!
Sporda şiddetin önlenmesi için olmadık işler yaparlar;
Fakat sporda örnek teşkil edecek davranışları görmezden gelirler...
Birileri tribünlere meşale sokmuşlar...
Günlerdir televizyon ekranlarında,
Gazete sütunlarında bu konu tartışılıyor...
Bir maçta, ufacık bir sürtüşme olsa taraftarlar arasında,
Sanki kıyamet kopmuş gibi günlerce yazılır, çizilir, tartışılır...
Sonuç!?
Sonuç hep aynı, değişen bir şey yok!
Aynı tas aynı hamam!
***
Sporda şiddetin önlenmesi için akla ziyan işlere imza atanlar
Ne yazık ki, tüm spor camiasına örnek teşkil edecek davranışları,
Etkinlikleri görmezden gelirler...
Bir çok tribün gurubu, taraftar gurupları,
Sosyal sorumluluk bilinci çerçevesinde hepimizin takdirini kazanan etkinliklere imza atıyor...
Fakat onların umurunda bile değil...
Onlar pusuya yatmış bekliyorlar...
"Şu taraftarlar bir dövüşseler, biraz küfür etseler, yasak maddelerle tribüne girseler de;
biz de günlerce bunları yazıp çizsek" diye...
***
Kasımpaşa tribünlerinin en güçlü guruplarından biri olan Arma Altı Tayfa'yı bilirsiniz...
Burada kendilerinin etkinliklerine elimizden geldiğince yer vermeye çalışıyoruz.
Sezon başında kulübü satın alanların Arma değişikliği sebebiyle başlattıkları boykot eylemini halen sürdürüyorlar...
Sezon sonuna kadar da bu boykot sürecek gibi...
Sosyal medyada demokratik haklarını kullanarak dertlerini anlatmaya çalıştılar;
Olmadı,,,
Seslerini duyan olmadı...
Onlara; "tribünlere girin olay çıkartın, ancak öyle medya sesinizi duyar" telkinleri yapıldı...
Onlar kendilerine yakışanı yaptılar ve sadece sosyal medyada yazarak Arma'ya sahiplendiler...
***
Arma Altı Tayfa gurubu tribünde yok...
Zaman zaman Arma Altı meydanında portatif tribün kurup,
Hep birlikte izlediler televizyondan maçlarını...
Arma sevdasının sadece tribünde yaşanmayacağını hepimize öğrettiler...
Dağılmadılar...
Daha da bütünleştiler...
Kasımpaşa taraftarının sosyal sorumluluk bilincini başlattıkları "Kardeş Okul" projesi ile tüm futbol camiasına ezberlettiler...
Kardeş camia Eskişehirspor sevdalısı olan öğretmenlerin görev yaptığı köy okullarına defalarca yardım paketleri yolladılar...
Ağrı'da bir köy okulunun bir sınıfının tadilatına katkıda bulundular...
Son olarak da Ardahan'da idiler...
***
Evet onlar tribünde yoktular...
Bir köy okulunda,
Minik yavruların yüreklerindeydi onlar...
Ülkemizin bir ucunda...
Ardahan'ın Gölbelen Köyü İlkokulu'ndaki minik yüreklerdeydi onlar...
Belki yolladıkları malzemeler son derece mütevaziydiler...
Fakat işin içinde sevda olunca,
Emek olunca o paketlerin her bir zerresinde...
Maddi değer görülmüyor bile...
***
Arma Altı Tayfa...
Bir kere daha gözlerimizi yaşarttınız...
Bir kere daha içimizi titrettiniz...
Bir kere daha ARMA SEVDASI'nın ne kadar değerli olduğunu bizlere anımsattınız...
Kasımpaşa sizleri unutmayacak...
Sağolun çocuklar...
Sizler varoldukça, içimizdeki umut ışığı hep yanacak!
Spor camiasını da anlamak mümkün değil!
Sporda şiddetin önlenmesi için olmadık işler yaparlar;
Fakat sporda örnek teşkil edecek davranışları görmezden gelirler...
Birileri tribünlere meşale sokmuşlar...
Günlerdir televizyon ekranlarında,
Gazete sütunlarında bu konu tartışılıyor...
Bir maçta, ufacık bir sürtüşme olsa taraftarlar arasında,
Sanki kıyamet kopmuş gibi günlerce yazılır, çizilir, tartışılır...
Sonuç!?
Sonuç hep aynı, değişen bir şey yok!
Aynı tas aynı hamam!
***
Sporda şiddetin önlenmesi için akla ziyan işlere imza atanlar
Ne yazık ki, tüm spor camiasına örnek teşkil edecek davranışları,
Etkinlikleri görmezden gelirler...
Bir çok tribün gurubu, taraftar gurupları,
Sosyal sorumluluk bilinci çerçevesinde hepimizin takdirini kazanan etkinliklere imza atıyor...
Fakat onların umurunda bile değil...
Onlar pusuya yatmış bekliyorlar...
"Şu taraftarlar bir dövüşseler, biraz küfür etseler, yasak maddelerle tribüne girseler de;
biz de günlerce bunları yazıp çizsek" diye...
***
Kasımpaşa tribünlerinin en güçlü guruplarından biri olan Arma Altı Tayfa'yı bilirsiniz...
Burada kendilerinin etkinliklerine elimizden geldiğince yer vermeye çalışıyoruz.
Sezon başında kulübü satın alanların Arma değişikliği sebebiyle başlattıkları boykot eylemini halen sürdürüyorlar...
Sezon sonuna kadar da bu boykot sürecek gibi...
Sosyal medyada demokratik haklarını kullanarak dertlerini anlatmaya çalıştılar;
Olmadı,,,
Seslerini duyan olmadı...
Onlara; "tribünlere girin olay çıkartın, ancak öyle medya sesinizi duyar" telkinleri yapıldı...
Onlar kendilerine yakışanı yaptılar ve sadece sosyal medyada yazarak Arma'ya sahiplendiler...
***
Arma Altı Tayfa gurubu tribünde yok...
Zaman zaman Arma Altı meydanında portatif tribün kurup,
Hep birlikte izlediler televizyondan maçlarını...
Arma sevdasının sadece tribünde yaşanmayacağını hepimize öğrettiler...
Dağılmadılar...
Daha da bütünleştiler...
Kasımpaşa taraftarının sosyal sorumluluk bilincini başlattıkları "Kardeş Okul" projesi ile tüm futbol camiasına ezberlettiler...
Kardeş camia Eskişehirspor sevdalısı olan öğretmenlerin görev yaptığı köy okullarına defalarca yardım paketleri yolladılar...
Ağrı'da bir köy okulunun bir sınıfının tadilatına katkıda bulundular...
Son olarak da Ardahan'da idiler...
***
Evet onlar tribünde yoktular...
Bir köy okulunda,
Minik yavruların yüreklerindeydi onlar...
Ülkemizin bir ucunda...
Ardahan'ın Gölbelen Köyü İlkokulu'ndaki minik yüreklerdeydi onlar...
Belki yolladıkları malzemeler son derece mütevaziydiler...
Fakat işin içinde sevda olunca,
Emek olunca o paketlerin her bir zerresinde...
Maddi değer görülmüyor bile...
***
Arma Altı Tayfa...
Bir kere daha gözlerimizi yaşarttınız...
Bir kere daha içimizi titrettiniz...
Bir kere daha ARMA SEVDASI'nın ne kadar değerli olduğunu bizlere anımsattınız...
Kasımpaşa sizleri unutmayacak...
Sağolun çocuklar...
Sizler varoldukça, içimizdeki umut ışığı hep yanacak!
29 Kasım 2012 Perşembe
Tatar Mustafa Muhalefet Lideri Olabilecek mi!?
Tatar Mustafa olarak tanıdığımız, eski tribün lideri Mustafa Akgören'in istifasını üzüntüyle öğrendik. Kendisine ve içinde bulunduğu yönetime karşı tüm eleştirilerimize rağmen Mustafa Akgören'in o yönetimde kalmasını arzu ederdim. Ancak Mustafa Akgören fevri davranışlar içinde bulunacak birisi değildir. Mutlaka bu kararı almadan önce iyice düşünmüş ve öyle karar vermiştir. Öncelikle bu kararın camiamız ve Tatar Mustafa için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
***
Bugüne kadar hep söylediğim bir şey vardır. Eskişehirspor camiasında en büyük eksiklik açık ve net bir muhalif gücün olmamasıdır. Eğer ki, açık ve net bir muhalif güç olmuş olsaydı belki de mevcut yönetim bu kadar hata yapmayacaktı. Mustafa Akgören'in yönetim içinde etkili bir muhalif güç olduğunu hepimiz biliyoruz. En azından taraftarın içinden çıkmış, taraftarın ne düşündüğünü ne istediğini çok iyi bilen bir isimdi. Mutlak surette O'nun da hata yapmaya hakkı var ve hata da yapmıştır. Bizler de o hatalarını eleştirmiş olabiliriz. Ancak bu eleştirilerimiz hiç bir zaman kendisini rencide edecek ya da camiamız için önemini yok sayacak nitelikte olmamıştır. Mustafa Akgören bu camia için son derece önemli bir kişiliktir. Mustafa Akgören dün itibariyle yönetimden istifa etmiştir. Asıl mesele bu noktada başlamaktadır. Mustafa Akgören bundan sonra ne yapacaktır?
***
Şu an için en büyük umudumuz, tüm bu yaşananlar ve kendisine yönelik acımasız eleştiriler neticesinde camiaya küsmemiş olması ve bundan böyle özlenen anlamda bir muhalefet lideri olarak bu camiaya hizmet etmesidir. Taraftarımızın bu istifayı çok iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Şu an camiada güvenebileceğimiz tek isim olarak karşımızda durmaktadır. takım sportif başarı olarak çok iyi noktalara gelmiş olabilir ancak, bu kulübün kötü yönetildiği gerçeğini ört bas edemez. Kaldı ki, takımın böylesine iyi durumda olduğu bir dönemde Mustafa Akgören gibi bir isim yönetimden istifa ediyorsa bu istifa kararı çok daha büyük bir önem taşır. Öncelikle biz ESES sevdalıları içimizden biri olması hasebiyle Mustafa Akgören'e sahip çıkmalıyız. Gönülden desteğimizi her fırsatta Mustafa Akgören'e hissettirmeliyiz.
***
Mustafa Akgören'in bundan sonraki misyonu camianın en etkili ve en net muhalefet lideri olması gerekmektedir. Bu taraftarın şu an itibariyle ondan başka güvenecek kimsesi yoktur. Çocukluğundan bu yana bu kutlu davaya baş koyduğunu bildiğimiz Mustafa Akgören bu misyonu yüklenmek zorundadır. Ve bizler de onun ihtiyaç duyduğu desteği mutlak surette vermeliyiz kendisine. Tribün gurupları, taraftar oluşumları, gurbet oluşumları olarak yek vücut olup, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkabilme adına yepyeni bir fırsattır bu istifa kararı.
***
Bugüne kadar hep söylediğim bir şey vardır. Eskişehirspor camiasında en büyük eksiklik açık ve net bir muhalif gücün olmamasıdır. Eğer ki, açık ve net bir muhalif güç olmuş olsaydı belki de mevcut yönetim bu kadar hata yapmayacaktı. Mustafa Akgören'in yönetim içinde etkili bir muhalif güç olduğunu hepimiz biliyoruz. En azından taraftarın içinden çıkmış, taraftarın ne düşündüğünü ne istediğini çok iyi bilen bir isimdi. Mutlak surette O'nun da hata yapmaya hakkı var ve hata da yapmıştır. Bizler de o hatalarını eleştirmiş olabiliriz. Ancak bu eleştirilerimiz hiç bir zaman kendisini rencide edecek ya da camiamız için önemini yok sayacak nitelikte olmamıştır. Mustafa Akgören bu camia için son derece önemli bir kişiliktir. Mustafa Akgören dün itibariyle yönetimden istifa etmiştir. Asıl mesele bu noktada başlamaktadır. Mustafa Akgören bundan sonra ne yapacaktır?
***
Şu an için en büyük umudumuz, tüm bu yaşananlar ve kendisine yönelik acımasız eleştiriler neticesinde camiaya küsmemiş olması ve bundan böyle özlenen anlamda bir muhalefet lideri olarak bu camiaya hizmet etmesidir. Taraftarımızın bu istifayı çok iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Şu an camiada güvenebileceğimiz tek isim olarak karşımızda durmaktadır. takım sportif başarı olarak çok iyi noktalara gelmiş olabilir ancak, bu kulübün kötü yönetildiği gerçeğini ört bas edemez. Kaldı ki, takımın böylesine iyi durumda olduğu bir dönemde Mustafa Akgören gibi bir isim yönetimden istifa ediyorsa bu istifa kararı çok daha büyük bir önem taşır. Öncelikle biz ESES sevdalıları içimizden biri olması hasebiyle Mustafa Akgören'e sahip çıkmalıyız. Gönülden desteğimizi her fırsatta Mustafa Akgören'e hissettirmeliyiz.
***
Mustafa Akgören'in bundan sonraki misyonu camianın en etkili ve en net muhalefet lideri olması gerekmektedir. Bu taraftarın şu an itibariyle ondan başka güvenecek kimsesi yoktur. Çocukluğundan bu yana bu kutlu davaya baş koyduğunu bildiğimiz Mustafa Akgören bu misyonu yüklenmek zorundadır. Ve bizler de onun ihtiyaç duyduğu desteği mutlak surette vermeliyiz kendisine. Tribün gurupları, taraftar oluşumları, gurbet oluşumları olarak yek vücut olup, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkabilme adına yepyeni bir fırsattır bu istifa kararı.
1 Kasım 2012 Perşembe
Tribünde "KÜFÜR"e özgürlük!
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, değil tribünlerde hiç bir yaşam alanında küfür edilmesine taraf değilim. Küfür kesinlikle ve kesinlikle savunulamaz ve övülemez.
Ancak;
Ülkemiz her zaman gariplikler ülkesi olmaya devam etmektedir.
Ülkemizi yönetenler tribünde küfürü engellemek için türlü yollar deniyorlar, yasalar çıkarıyorlar.
Peki tribünlerde küfürü önlemek için bunca önlem alınırken diğer yaşam alanlarında neden hiçbir önlem alınmıyor.
Önlem alınmasını bırakın nerdeyse özendiriliyor.
Özellikle son 2-3 yıldır devlet kanalı TRT 1 'de bile "bip" ile örtüldüğü sanılan küfürler artık hayatımızın bir parçası olmuş durumda.
***
Sinemada küfür serbest...
Tiyatro'da küfür serbest...
Üstelik insanlar bu küfürleri dinlemek için yüklü paralar ödüyorlar...
Televizyon kanallarında serbest...
Benzak Ç. ana avrat düz gidiyor, bir "bip" ile kurtuluyor...
Huysuz Virjin,
Mehmet Ali Erbil gibi sözde sanatçılar küfür ve argo konuşmaları sayesinde dünyalıklarını kurtardılar...
TRT 1'de yayınlanan ve aile dizisi gözüyle baktığımız Sakarya Fırat dizisinde bile küfürler havada uçuşmaya başladı...
Sevişme sahneleri ve erotik görüntüleri şimdilik es geçiyorum...
***
Anlayacağınız tribünler dışında her yerde küfür serbest.
"Bip" koyduğunuz vakit iş bitiyor.
Tabii bu bip sadece tv ekranları için geçerli.
Tuyatro ve sinema ile sahnelerde buna da gerek yok...
Sallayın sallayıbildiğiniz kadar...
Oraya gelen vatandaş ta büyük bir zevk ile dinler o küfürleri...
Aynı dinleyici ve izleyici tribünden bir küfür duyduğu vakit ise,
Hemen yapıştırır yaftayı "Pis holiganlar, terbiyesizler!"
***
Geçtiğimiz günlerde gazetelerde bir haber okudum.
Bakırköy mahkemelerinden birisi önemli bir karara imza atmış...
Bundan böyle Terör örgütü elebaşısı Apo için özgürlük istemek suç sayılamayacak.
Daha önceden yine resmi makamlarca ona sayın demek suç olmaktan çıkartılmıştı.
Aynı mahkeme bebek katiline "önder" denilmesinin de suç olmadığını açıkladı aldığı kararla...
Hal böle olunca, biz de "tribünlerde küfüre özgürlük" istemeye kalkışsak ne olur diye aklıma takıldı.
***
Küfür'ün tribünlerde yasaklanmasının ve küfür edenlere ağır cezalar verilmesinin sebebi küfürün kötülüğünden kaynaklanıyorsa tv, ekranlarında neden yasaklanmıyor...
Sorun ekranlardaki bip sesiyle çözülebiliyorsa hükümet tribünlere de bir sistem getirsin ve küfür edildiği anda bir "bip"sesi duyulsun...
Tribünlerde küfür edilmesinin yasaklanmasındaki mantık hayatın diğer alanlarında geçerli değil mi!?
Mesela sinema salonları da umuma açık yerlerdir.
Aynı anda yüzlerce kişi film izlerken adamın biri çıkar küfür eder...
Kimsenin de gıkı çıkmaz...
Adamın biri stand-up yapıyorum diyerek ağza alınmadık küfürlerle milleti güldürür...
Oraya giden millet de gülmekten yerlere yatar...
İş tersine döndüğü zaman;
Yani millet tribünden hep bir ağızdan küfür etmeye başladığı zaman kıyamet kopar...
Tribündeki adam şerefsiz olur,
Aciz olur,
Serseri olur,
İt, kopuk olur,
Holigan olur,
Terörist olur...
***
Bu neden böyle!?
Aslında nedeni çok basit.
Millete küfür edenler ya da milletin karşısında küfür edenler sanatçı(!)dırlar...
Orada sanat icra etmektedirler (!)
Hükümet ya da devlet her neyse işte, bunlara bir kısıtlama getirmeye kalkışırsa kıyamet kopar...
SANSÜRCÜ damgasını yerler...
Yerden yere vurulurlar...
Ama tribündeki gariban öyle mi!?
Vurursun copu,
Zıkarsın biber gazını sesini kesersin.
Gıkını bile çıkaramaz...
Yaptığın bu işkenceler yetmezmiş gibi bir de dayarsın 3-5 bin lira cezayı olur biter...
Polisin o tribündeki adama ettiği küfürü kimse dile getirmez...
O biber gazını adamın suratına niye sıkıyon diye kimse sormaz
O jopu tribüncünün sırtına neden vuruyon demez kimse...
Çünkü onlar terörist(!)tirler...
Bunlar sürekli yuh çekerler küfür ederler...
Pisliktir(!) bunlar...
***
Ülkemizde tribüncünün kaderi budur işte...
Herkesin yaptığı, yaparak milyonlarca lira kazandığı bir şeyi yaptığı için biber gazı yer, jop yer, ceza yer tribün çocuğu...
Bir de ülkenin başbakanı tarafından bile terörist ilan edilirler...
Evet tamam, küfüre hayır ama şu dediklerimde haksızsam haksız deyin be arkadaş...
Söyleyin, bu da mı Ofsayt be kardeşim!
Ancak;
Ülkemiz her zaman gariplikler ülkesi olmaya devam etmektedir.
Ülkemizi yönetenler tribünde küfürü engellemek için türlü yollar deniyorlar, yasalar çıkarıyorlar.
Peki tribünlerde küfürü önlemek için bunca önlem alınırken diğer yaşam alanlarında neden hiçbir önlem alınmıyor.
Önlem alınmasını bırakın nerdeyse özendiriliyor.
Özellikle son 2-3 yıldır devlet kanalı TRT 1 'de bile "bip" ile örtüldüğü sanılan küfürler artık hayatımızın bir parçası olmuş durumda.
***
Sinemada küfür serbest...
Tiyatro'da küfür serbest...
Üstelik insanlar bu küfürleri dinlemek için yüklü paralar ödüyorlar...
Televizyon kanallarında serbest...
Benzak Ç. ana avrat düz gidiyor, bir "bip" ile kurtuluyor...
Huysuz Virjin,
Mehmet Ali Erbil gibi sözde sanatçılar küfür ve argo konuşmaları sayesinde dünyalıklarını kurtardılar...
TRT 1'de yayınlanan ve aile dizisi gözüyle baktığımız Sakarya Fırat dizisinde bile küfürler havada uçuşmaya başladı...
Sevişme sahneleri ve erotik görüntüleri şimdilik es geçiyorum...
***
Anlayacağınız tribünler dışında her yerde küfür serbest.
"Bip" koyduğunuz vakit iş bitiyor.
Tabii bu bip sadece tv ekranları için geçerli.
Tuyatro ve sinema ile sahnelerde buna da gerek yok...
Sallayın sallayıbildiğiniz kadar...
Oraya gelen vatandaş ta büyük bir zevk ile dinler o küfürleri...
Aynı dinleyici ve izleyici tribünden bir küfür duyduğu vakit ise,
Hemen yapıştırır yaftayı "Pis holiganlar, terbiyesizler!"
***
Geçtiğimiz günlerde gazetelerde bir haber okudum.
Bakırköy mahkemelerinden birisi önemli bir karara imza atmış...
Bundan böyle Terör örgütü elebaşısı Apo için özgürlük istemek suç sayılamayacak.
Daha önceden yine resmi makamlarca ona sayın demek suç olmaktan çıkartılmıştı.
Aynı mahkeme bebek katiline "önder" denilmesinin de suç olmadığını açıkladı aldığı kararla...
Hal böle olunca, biz de "tribünlerde küfüre özgürlük" istemeye kalkışsak ne olur diye aklıma takıldı.
***
Küfür'ün tribünlerde yasaklanmasının ve küfür edenlere ağır cezalar verilmesinin sebebi küfürün kötülüğünden kaynaklanıyorsa tv, ekranlarında neden yasaklanmıyor...
Sorun ekranlardaki bip sesiyle çözülebiliyorsa hükümet tribünlere de bir sistem getirsin ve küfür edildiği anda bir "bip"sesi duyulsun...
Tribünlerde küfür edilmesinin yasaklanmasındaki mantık hayatın diğer alanlarında geçerli değil mi!?
Mesela sinema salonları da umuma açık yerlerdir.
Aynı anda yüzlerce kişi film izlerken adamın biri çıkar küfür eder...
Kimsenin de gıkı çıkmaz...
Adamın biri stand-up yapıyorum diyerek ağza alınmadık küfürlerle milleti güldürür...
Oraya giden millet de gülmekten yerlere yatar...
İş tersine döndüğü zaman;
Yani millet tribünden hep bir ağızdan küfür etmeye başladığı zaman kıyamet kopar...
Tribündeki adam şerefsiz olur,
Aciz olur,
Serseri olur,
İt, kopuk olur,
Holigan olur,
Terörist olur...
***
Bu neden böyle!?
Aslında nedeni çok basit.
Millete küfür edenler ya da milletin karşısında küfür edenler sanatçı(!)dırlar...
Orada sanat icra etmektedirler (!)
Hükümet ya da devlet her neyse işte, bunlara bir kısıtlama getirmeye kalkışırsa kıyamet kopar...
SANSÜRCÜ damgasını yerler...
Yerden yere vurulurlar...
Ama tribündeki gariban öyle mi!?
Vurursun copu,
Zıkarsın biber gazını sesini kesersin.
Gıkını bile çıkaramaz...
Yaptığın bu işkenceler yetmezmiş gibi bir de dayarsın 3-5 bin lira cezayı olur biter...
Polisin o tribündeki adama ettiği küfürü kimse dile getirmez...
O biber gazını adamın suratına niye sıkıyon diye kimse sormaz
O jopu tribüncünün sırtına neden vuruyon demez kimse...
Çünkü onlar terörist(!)tirler...
Bunlar sürekli yuh çekerler küfür ederler...
Pisliktir(!) bunlar...
***
Ülkemizde tribüncünün kaderi budur işte...
Herkesin yaptığı, yaparak milyonlarca lira kazandığı bir şeyi yaptığı için biber gazı yer, jop yer, ceza yer tribün çocuğu...
Bir de ülkenin başbakanı tarafından bile terörist ilan edilirler...
Evet tamam, küfüre hayır ama şu dediklerimde haksızsam haksız deyin be arkadaş...
Söyleyin, bu da mı Ofsayt be kardeşim!
Etiketler:
başbakan,
futbol,
küfür,
sanat,
sanatçı,
serseri,
seyirci,
taraftar,
tribün,
tribün çocuğu
12 Ekim 2012 Cuma
Türkiye'nin tek milli taraftarı!?
Yıllar önceydi...
Eskişenhirspor kurulalı henüz 3 yıl olmuş...
3 Yıl içinde ülkemizde futbol adına hep ilkleri yaşatmış Eskişehirspor ve ESES sevdalıları...
Eskişehirspor, kurulduğu yıl kazandığı başarı ile halen dünyada kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkan iki takımdan biri olma ünvanını koruyarak dünya futbol tarihine adını yazdırmıştır. Bu durum tüm futbolseverlerin gurur duyacağı büyük bir başarıdır.
***
1965 yılından 1968 yılına gelindiğinde ülkemiz futbolu farklı bir boyuta gelmişti....
Artık tribünlerde "seyirci" yok "taraftar" vardı...
Her maçını 20.000 sevdalının desteğiyle oynayan Eskişehirspor, artık taraftarıyla da bütün ülkenin gündemindeydi...
Türkiye'nin ilk Amigo'su olan Orhan Erpek önderliğindeki taraftar kitlesine bütün İstanbul medyası Dünyanın En Büyük Korosu adını vermişlerdi. Amigo Orhan da bu büyük koronun şefi...
Türk futbolu Eskişehirspor ile birlikte taraftarlık ve tribün kültürü ile de tanışmış oluyordu...
***
1968 yılında Avrupa kupalarında mücadele eden takımlarımızdan birisi de Fenerbahçe idi....
Fenerbahçe Şampiyon Kulüpler Kupası maçında İngiltere'nin ünlü takımı Manchester City ile karşılacaktı. İlk maç İngiltere'de oynandı ve FB rakibiyle 0-0 birabere kalarak ülkemize avantajlı bir şekilde dönmüştü. Fenerbahçe yönetimi İstanbul'da oynanacak olan maçı mutlak surette kazanmak istiyordu. Bunun için de mutlak surette tribün desteğinin sağlanması gerektiğini düşünen yöneticiler, sonunda bir çıkış yolu buldular ve Amigo Orhan'ı bu maçta FB taraftarının başına geçirmeye karar verdiler. FB yönetimi resmi bir yazı ile Eskişehirspor kulübüne başvurdu ve Amigo Orhan ve 40 kişilik bir ESES taraftar gurubunu maça davet etti. Amigo Orhan ve arkadaşlarının desteği ile bu maçı kazanacaklarını ümit eden FB yöneticilerinin bu talebini bir Milli Görev kabul eden Eskişehirspor yönetimi durumu Amigo Orhan'a aktarır. Amigo Orhan ve arkadaşları da aynı Milli duygular içersinde görevi kabul ederler. FB bu maçı 2-1 kazanarak bir üst tura atladı. FB yöneticileri o gün Amigo Orhan ve 40 Arkadaşının performansından o kadar etkilendiler ki resmi olarak transfer teklifinde bulundular. Elbette bu teklif kabul edilmedi. FB yöneticileri daha sonraki Avrupa Kupaları maçlarında da bu müthiş taraftarı tekrar maçlarına davet ettiler.
***
Eskişehirspor taraftarı bu ulusal maç ile birlikte Türkiye'de ilk Milli Taraftar ünvanını kazanmış oldu. Ayrıca Türkiye'nin transfer teklifi alan ilk Amigosu olma ünvanını da Orhan Erpek gururla bugünlere kadar taşımıştır...
***
Bugün tarih Eskişehirspor taraftarının bir kez daha Milli gururu yaşamasına tanıklık edecek....
Eskişehirspor taraftarı Amigo Orhan ve arkadaşlarından aldığı bayrağı layıkıyla bugünlere kadar taşımış ve yine Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek BandoESES'i kurmuştur. Tüm kulüplerin gıpta ile baktığı BandoESES bugün Milli bir görevle Romanya maçında tribünlerdeki yerini alacak. ESES sevdalısı yürekler onlarla birlikte olacak. Dünyanın her yanından dualar, sevgiler onlarla olacak. Bizi bir kez daha Milli olma gururuyla onurlandıran BandoESES'i minnet duygularıyla izleyeceğiz bu akşam...
***
Türkiye şunu bir kez daha anlamalı ki, tribünlerde en büyük olmak en çok olmakla eşdeğer değildir. Tribünlerde en büyük olmak yapılamayanı yapmaktır. İlklere imza atmaktır, öncü olmaktır ve tabii MİLLİ GÖREV İLE ONURLANRIDILMAKTIR...
Eskişehirspor taraftarı ikinci kez Milli olma onurunu yaşarken ülkemizin dört bir yanındaki taraftar guruplarının bizleri örnek almasını ve taklit etmesini öneriyorum. Taklit etmek bazen çok da kötü değildir. Eskişehirspor taraftarını taklit etmekten hiç kimse çekinmesin...
Eskişenhirspor kurulalı henüz 3 yıl olmuş...
3 Yıl içinde ülkemizde futbol adına hep ilkleri yaşatmış Eskişehirspor ve ESES sevdalıları...
Eskişehirspor, kurulduğu yıl kazandığı başarı ile halen dünyada kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkan iki takımdan biri olma ünvanını koruyarak dünya futbol tarihine adını yazdırmıştır. Bu durum tüm futbolseverlerin gurur duyacağı büyük bir başarıdır.
***
1965 yılından 1968 yılına gelindiğinde ülkemiz futbolu farklı bir boyuta gelmişti....
Artık tribünlerde "seyirci" yok "taraftar" vardı...
Her maçını 20.000 sevdalının desteğiyle oynayan Eskişehirspor, artık taraftarıyla da bütün ülkenin gündemindeydi...
Türkiye'nin ilk Amigo'su olan Orhan Erpek önderliğindeki taraftar kitlesine bütün İstanbul medyası Dünyanın En Büyük Korosu adını vermişlerdi. Amigo Orhan da bu büyük koronun şefi...
Türk futbolu Eskişehirspor ile birlikte taraftarlık ve tribün kültürü ile de tanışmış oluyordu...
***
1968 yılında Avrupa kupalarında mücadele eden takımlarımızdan birisi de Fenerbahçe idi....
Fenerbahçe Şampiyon Kulüpler Kupası maçında İngiltere'nin ünlü takımı Manchester City ile karşılacaktı. İlk maç İngiltere'de oynandı ve FB rakibiyle 0-0 birabere kalarak ülkemize avantajlı bir şekilde dönmüştü. Fenerbahçe yönetimi İstanbul'da oynanacak olan maçı mutlak surette kazanmak istiyordu. Bunun için de mutlak surette tribün desteğinin sağlanması gerektiğini düşünen yöneticiler, sonunda bir çıkış yolu buldular ve Amigo Orhan'ı bu maçta FB taraftarının başına geçirmeye karar verdiler. FB yönetimi resmi bir yazı ile Eskişehirspor kulübüne başvurdu ve Amigo Orhan ve 40 kişilik bir ESES taraftar gurubunu maça davet etti. Amigo Orhan ve arkadaşlarının desteği ile bu maçı kazanacaklarını ümit eden FB yöneticilerinin bu talebini bir Milli Görev kabul eden Eskişehirspor yönetimi durumu Amigo Orhan'a aktarır. Amigo Orhan ve arkadaşları da aynı Milli duygular içersinde görevi kabul ederler. FB bu maçı 2-1 kazanarak bir üst tura atladı. FB yöneticileri o gün Amigo Orhan ve 40 Arkadaşının performansından o kadar etkilendiler ki resmi olarak transfer teklifinde bulundular. Elbette bu teklif kabul edilmedi. FB yöneticileri daha sonraki Avrupa Kupaları maçlarında da bu müthiş taraftarı tekrar maçlarına davet ettiler.
***
Eskişehirspor taraftarı bu ulusal maç ile birlikte Türkiye'de ilk Milli Taraftar ünvanını kazanmış oldu. Ayrıca Türkiye'nin transfer teklifi alan ilk Amigosu olma ünvanını da Orhan Erpek gururla bugünlere kadar taşımıştır...
***
Bugün tarih Eskişehirspor taraftarının bir kez daha Milli gururu yaşamasına tanıklık edecek....
Eskişehirspor taraftarı Amigo Orhan ve arkadaşlarından aldığı bayrağı layıkıyla bugünlere kadar taşımış ve yine Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek BandoESES'i kurmuştur. Tüm kulüplerin gıpta ile baktığı BandoESES bugün Milli bir görevle Romanya maçında tribünlerdeki yerini alacak. ESES sevdalısı yürekler onlarla birlikte olacak. Dünyanın her yanından dualar, sevgiler onlarla olacak. Bizi bir kez daha Milli olma gururuyla onurlandıran BandoESES'i minnet duygularıyla izleyeceğiz bu akşam...
***
Türkiye şunu bir kez daha anlamalı ki, tribünlerde en büyük olmak en çok olmakla eşdeğer değildir. Tribünlerde en büyük olmak yapılamayanı yapmaktır. İlklere imza atmaktır, öncü olmaktır ve tabii MİLLİ GÖREV İLE ONURLANRIDILMAKTIR...
Eskişehirspor taraftarı ikinci kez Milli olma onurunu yaşarken ülkemizin dört bir yanındaki taraftar guruplarının bizleri örnek almasını ve taklit etmesini öneriyorum. Taklit etmek bazen çok da kötü değildir. Eskişehirspor taraftarını taklit etmekten hiç kimse çekinmesin...
5 Ekim 2012 Cuma
Tribünler sizinse, Sokaklar bizimdir...
Futbol'un bir spor faaliyeti olmasından çıkıp bir iş alanı olduğu gerçeğini, Kasımpaşa Futbol Takımı'nı satın alan zengin zümrenin açıklamaları sayesinde bir kez daha öğrenmiş olduk. Cebi dolar ile dolu olan birçoğu cemaat mensubu olan bu zengin zümre yaptıkları açıklamada şunu söylemişlerdi: "BJK bizim için AŞK, Kasımpaşa ise, İŞ'tir.." Yani Kasımpaşa'nın herhangi bir bakkal dükkanı, bir nalbur dükkanı, bir işkembe salonu, bir holding şirketi, bir ısmarlarma terzi dükkanı gibi bir şey olduğunu söylediler...
***
Bir başkasının AŞK'ına saygı duymasını bilmeyenler AŞK'tan nasıl sözederler!?
Bu söz söylendikten sonra benim nazarımda BJK-Kasımpaşa maçları hep şaibe altında olacaktır....
Bu zengin zümre bu sözlerden sonra AŞKlarının menfaatleri için mi çalışacaklar, yoksa İŞlerinin menfaatleri için mi!?
AŞK ve İŞ karşılaşmasında Şeref (!) tribününde otururken hangi taraftan olacaklardır...
***
Binlerce insanın yüreğindeki sevdaya aldırış etmeden ARMA yerine LOGO kullanmaya başlayan bu zengin zümre ARMA sevdalısı taraftarları tribünlerden uzaklaştırmak için de bir adım attı. Maç bilet fiyatlarını fahiş düzeylere çekerek özellikle kapalı tribünde yıllardır bu takımı destekleyen ARMAALTI tribün gurubunun maçlara girmesine engel oldular. ARMA sevdalısı taraftar zaten ARMA-LOGO değişikliği sebebiyle maçları boykot ediyordu. Ama onlar her ihtimale karşı fahiş fiyat uygulamasıyla tedbirlerini aldılar.
***
Zengin zümrenin yalakası maç yayınlarında kapalı tribünlerin boş olduğunu göstermiyor. Hatta 10 binin üzerinde taraftar desteğinden bahsederek büyük bir yalana imza atıyorlar. Kameralar sadece "BEDAVA BİLET" dağıtılarak Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi üyeleri farklı bölgelerden gelen yandaşlar ve okullardan toplanan öğrencilerle doldurulan açık tribün ve kale arkasını gösteriyorlar.
***
ARMA sevdalısı taraftar maçları boykot ediyor.
Boykot kararından vazgeçip maçlara gitmeye kalksalar zaten büyük çoğunluğu ekonomik olarak zorlanacaklar. Kapalı tribünün tamamını VİP yapma keyfiyetini gösteren TÜCCAR yönetim Kasımpaşalıların yüreklerindeki sevdaya pranga vurmaya çalışmaktadır. ceplerindeki ekonomik güç ile yüreklerdeki sevdaları mahpus edebileceklerini sananlar bilmelidirler ki, SEVDANIN KARŞISINDA HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ!
***
Taraftar şimdi ARMAALTI meydanında toplanıp kurdukları platformda maçlarını izliyorlar. Açık tribün misali. Boykot kararı sürdüğü müddetçe taraftar "açık tribünde" olacak. Taraftar yüreklerindeki sevdanın çığlıklarını duymayan "Kasımpaşalı" başbakana, "Paşalıyız biz" diye gazetelere ilan vererek Kasımpaşalı olduklarını sanan TELMAŞAlara, Yalaka medya kalemşörlerine, bir iki promosyon ürünü için semtin gurunu ayaklar altına alarak vitrinlerine LOGO asanlara, ARMA katliamına duyarsız tüm spor kamuoyuna o meydandan sesleniyor bir kez daha:
TRİBÜNLER SİZİN İSE, SOKAKLAR BİZİMDİR...
Parayla her şeyi satın alabileceklerini zannedenler...
Paranın ve gücün esiri olanlar...
Taraftarı tribününden ve sevdasından uzaklaştırmaya çalışanlar...
Unutmayın...
TRİBÜNLER SİZİN İSE, SOKAKLAR BİZİMDİR...
***
Bir başkasının AŞK'ına saygı duymasını bilmeyenler AŞK'tan nasıl sözederler!?
Bu söz söylendikten sonra benim nazarımda BJK-Kasımpaşa maçları hep şaibe altında olacaktır....
Bu zengin zümre bu sözlerden sonra AŞKlarının menfaatleri için mi çalışacaklar, yoksa İŞlerinin menfaatleri için mi!?
AŞK ve İŞ karşılaşmasında Şeref (!) tribününde otururken hangi taraftan olacaklardır...
***
Binlerce insanın yüreğindeki sevdaya aldırış etmeden ARMA yerine LOGO kullanmaya başlayan bu zengin zümre ARMA sevdalısı taraftarları tribünlerden uzaklaştırmak için de bir adım attı. Maç bilet fiyatlarını fahiş düzeylere çekerek özellikle kapalı tribünde yıllardır bu takımı destekleyen ARMAALTI tribün gurubunun maçlara girmesine engel oldular. ARMA sevdalısı taraftar zaten ARMA-LOGO değişikliği sebebiyle maçları boykot ediyordu. Ama onlar her ihtimale karşı fahiş fiyat uygulamasıyla tedbirlerini aldılar.
***
Zengin zümrenin yalakası maç yayınlarında kapalı tribünlerin boş olduğunu göstermiyor. Hatta 10 binin üzerinde taraftar desteğinden bahsederek büyük bir yalana imza atıyorlar. Kameralar sadece "BEDAVA BİLET" dağıtılarak Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi üyeleri farklı bölgelerden gelen yandaşlar ve okullardan toplanan öğrencilerle doldurulan açık tribün ve kale arkasını gösteriyorlar.
***
ARMA sevdalısı taraftar maçları boykot ediyor.
Boykot kararından vazgeçip maçlara gitmeye kalksalar zaten büyük çoğunluğu ekonomik olarak zorlanacaklar. Kapalı tribünün tamamını VİP yapma keyfiyetini gösteren TÜCCAR yönetim Kasımpaşalıların yüreklerindeki sevdaya pranga vurmaya çalışmaktadır. ceplerindeki ekonomik güç ile yüreklerdeki sevdaları mahpus edebileceklerini sananlar bilmelidirler ki, SEVDANIN KARŞISINDA HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ!
***
Taraftar şimdi ARMAALTI meydanında toplanıp kurdukları platformda maçlarını izliyorlar. Açık tribün misali. Boykot kararı sürdüğü müddetçe taraftar "açık tribünde" olacak. Taraftar yüreklerindeki sevdanın çığlıklarını duymayan "Kasımpaşalı" başbakana, "Paşalıyız biz" diye gazetelere ilan vererek Kasımpaşalı olduklarını sanan TELMAŞAlara, Yalaka medya kalemşörlerine, bir iki promosyon ürünü için semtin gurunu ayaklar altına alarak vitrinlerine LOGO asanlara, ARMA katliamına duyarsız tüm spor kamuoyuna o meydandan sesleniyor bir kez daha:
TRİBÜNLER SİZİN İSE, SOKAKLAR BİZİMDİR...
Parayla her şeyi satın alabileceklerini zannedenler...
Paranın ve gücün esiri olanlar...
Taraftarı tribününden ve sevdasından uzaklaştırmaya çalışanlar...
Unutmayın...
TRİBÜNLER SİZİN İSE, SOKAKLAR BİZİMDİR...
4 Ekim 2012 Perşembe
Kasımpaşalı bedava bilet değil, ARMA'sını istiyor...
www.semtaski.com adlı sitenin facebook sayfasında Kasımpaşa Spor Kulübü Derneği Asbaşkanı Murat Dilme'nin twitter üzerinden yaptığı açıklamayı tüm Kasımpaşalılar okudular. Verilen habere göre Murat Dilme futbol takımında uygulanan logo değişikliği konusunda bizler gibi düşünüyor. ARMA'nın yeni logo ile değiştirilemeyeceğini belirtiyor açıklamasında. Bu sözler ARMA sevdalısı Kasımpaşa taraftarını az da olsa umutlandırdı. Ancak ben bu tür açıklamaların daha somut bir şekilde yapılmadığı sürece bir umut vesilesi olamayacağını düşünüyorum.
***
Sayın Murat Dilme bir gurup taraftarın bedava bilet verilmediği için yönetim aleyhinde tezahüratlarda bulunduğunu ve yönetimi istifaya davet ettiklerini belirtiyor. Bundan dolayı da haklı olarak serzenişte bulunuyor Murat Dilme. Eğer durum gerçekten öyleyse haklıdır. Ancak Murat Dilme'nin şu gerçeği de görmesi gerekmektedir. Şu an ARMA'nın kaldırılmasını protesto eden önemli bir kitle vardır. Yeni yönetim adına yapılan açıklamada "BJK bizim için AŞK, Kasımpaşa ise İŞ'tir" şeklinde sözler sarfedenleri protesto ederek maçlara girmeyen büyük bir gurup vardır. Bu insanlar bedava bilet verilmemesini değil ARMA'nın o şanlı formadan ÇALINMASINI protesto etmektedirler. Süper Lig'de rakibimiz olan bir takımı aşk ile seven Kasımpaşa'yı da para kazanacakları bir şirket olarak gören zihniyeti protesto etmektedirler. Acaba Murat Dilme zengin zümrenin bu sözleri hakkında ne düşünmektedir? Bir Kasımpaşalı olarak bu zengin zümrenin Kasımpaşa taraftarlarını bu denli küçük düşürmesi hiç mi zoruna gitmemiştir!?
***
Murat Dilme twitter üzerinden yaptığı açıklamaların bir bölümünde, "Taraftar ARMA konusunda haklıdır. Ben de sonuna kadar onlarla beraberim, ancak buradan yazamayacağım şeyler var" derken acaba neyi kastetmektedir!? Dünyanın hiçbir yerinde neredeyse bir asırlık bir takımın ARMA'sı bir oldu bittiyle değiştirilemez. Bu oldu bitti konusunda Murat Dilme'nin yazamayacağı, konuşamayacağı şeyler nelerdir!? Kasımpaşa ARMA'sı kimlere neden rahatsız etmiştir!? "Yönetim İstifa" şeklinde slogan atan taraftarı eleştirirken ARMA için gözyaşı döken, sevdalı olduğu takımın maçlarına gitmeme kararı alan gerçek taraftarın ne zaman yanında olacaklar!?
***
"Söz uçar yazı kalır"
Atalarımızın bu sözü tamda bu konu için söylenmiş gibi duruyor karşımızda. Murat Dilme'nin açıklamaları hepimizi umutlandırmıştır. Ancak bu açıklamaların sözde kalmaması gerekmektedir. Taraftarın MÜŞTERİ kulüplerin ise, ŞİRKET haline gelmeye başladığı bu günlerde gerçek ARMA sevdalılarının sesine kulak verilmeli. Murat Dilme bu açıklamalarından sonra taraftarın sözcüsü olmalı ve yönetim içinde bir cephe açmalıdır.
***
Artık eylem zamanı gelmiştir!
Murat Dilme'nin bu açıklamaları bana artık eylem zamanının geldiği sinyalini vermektedir. ARMA sevdalıları demokratik haklarını kullanarak demokrasi kuralları çerçevesinde eylemlerine başlamalıdırlar. Eylem olmadığı sürece ARMA konusu sürüncemede kalacaktır. Tribünlere girmeyerek protesto yapan gerçek ARMA sevdalıları artık bu eylemlerini daha çok ses getirecek bir hale getirmelidirler. Neler yapılabileceği konusunda bir toplantı yapılmalı ve bir an önce eylem planı hazırlanmalıdır. Yapılacak böyle bir toplantıya bizzat katılarak görüşlerimi belirtmek ve destek olmak isterim. Gerçek ARMA sevdalıları yeterince sabretmiş ve sağduyusunu göstermiştir. Bu noktadan sonra sesimiz daha gür çıkmalı ve birilerini rahatsız etmelidir.
***
Sayın Murat Dilme bir gurup taraftarın bedava bilet verilmediği için yönetim aleyhinde tezahüratlarda bulunduğunu ve yönetimi istifaya davet ettiklerini belirtiyor. Bundan dolayı da haklı olarak serzenişte bulunuyor Murat Dilme. Eğer durum gerçekten öyleyse haklıdır. Ancak Murat Dilme'nin şu gerçeği de görmesi gerekmektedir. Şu an ARMA'nın kaldırılmasını protesto eden önemli bir kitle vardır. Yeni yönetim adına yapılan açıklamada "BJK bizim için AŞK, Kasımpaşa ise İŞ'tir" şeklinde sözler sarfedenleri protesto ederek maçlara girmeyen büyük bir gurup vardır. Bu insanlar bedava bilet verilmemesini değil ARMA'nın o şanlı formadan ÇALINMASINI protesto etmektedirler. Süper Lig'de rakibimiz olan bir takımı aşk ile seven Kasımpaşa'yı da para kazanacakları bir şirket olarak gören zihniyeti protesto etmektedirler. Acaba Murat Dilme zengin zümrenin bu sözleri hakkında ne düşünmektedir? Bir Kasımpaşalı olarak bu zengin zümrenin Kasımpaşa taraftarlarını bu denli küçük düşürmesi hiç mi zoruna gitmemiştir!?
***
Murat Dilme twitter üzerinden yaptığı açıklamaların bir bölümünde, "Taraftar ARMA konusunda haklıdır. Ben de sonuna kadar onlarla beraberim, ancak buradan yazamayacağım şeyler var" derken acaba neyi kastetmektedir!? Dünyanın hiçbir yerinde neredeyse bir asırlık bir takımın ARMA'sı bir oldu bittiyle değiştirilemez. Bu oldu bitti konusunda Murat Dilme'nin yazamayacağı, konuşamayacağı şeyler nelerdir!? Kasımpaşa ARMA'sı kimlere neden rahatsız etmiştir!? "Yönetim İstifa" şeklinde slogan atan taraftarı eleştirirken ARMA için gözyaşı döken, sevdalı olduğu takımın maçlarına gitmeme kararı alan gerçek taraftarın ne zaman yanında olacaklar!?
***
"Söz uçar yazı kalır"
Atalarımızın bu sözü tamda bu konu için söylenmiş gibi duruyor karşımızda. Murat Dilme'nin açıklamaları hepimizi umutlandırmıştır. Ancak bu açıklamaların sözde kalmaması gerekmektedir. Taraftarın MÜŞTERİ kulüplerin ise, ŞİRKET haline gelmeye başladığı bu günlerde gerçek ARMA sevdalılarının sesine kulak verilmeli. Murat Dilme bu açıklamalarından sonra taraftarın sözcüsü olmalı ve yönetim içinde bir cephe açmalıdır.
***
Artık eylem zamanı gelmiştir!
Murat Dilme'nin bu açıklamaları bana artık eylem zamanının geldiği sinyalini vermektedir. ARMA sevdalıları demokratik haklarını kullanarak demokrasi kuralları çerçevesinde eylemlerine başlamalıdırlar. Eylem olmadığı sürece ARMA konusu sürüncemede kalacaktır. Tribünlere girmeyerek protesto yapan gerçek ARMA sevdalıları artık bu eylemlerini daha çok ses getirecek bir hale getirmelidirler. Neler yapılabileceği konusunda bir toplantı yapılmalı ve bir an önce eylem planı hazırlanmalıdır. Yapılacak böyle bir toplantıya bizzat katılarak görüşlerimi belirtmek ve destek olmak isterim. Gerçek ARMA sevdalıları yeterince sabretmiş ve sağduyusunu göstermiştir. Bu noktadan sonra sesimiz daha gür çıkmalı ve birilerini rahatsız etmelidir.
19 Eylül 2012 Çarşamba
KartES Nereye koşuyor!
"yazmak zorundayım,niye yazılmadığının da şaşkınlığı içindeyim.
KoreoESES diye bir gizli kahramanlar var.kabul edilmiş Camia tarafından,hiç kimsenin sorgusu suali yok.biz bu Ülkeye vedalaşmanın nasıl olduğunu gösterecez demişler ortaya çıkmışlar.
Allah kenarından köşesinden tutan herkesten razı olsun.BAŞARDILAR.
bu hareket Eskişehirspor avantasız taraftarınının hareketiyken,
avantacı FENER'mi yazıyordu?anlam veremediğim ilkokul 2. sınıf seviyesindeki zihniyetin açmış olduğu pankart ile bugün kirletilmiştir.
maalesef bu olay tüm Ülkemizde görülmüştür.nasıl izah ederiz bilemem???????
ortada bir acı var;yapıFENER,FENER diye ortada dolaşanlar var.daha fazlası bende yok."
Yukarıdaki satırlar, 60 küsur yaşında bir ağabeyimize ait.
Erkan Akçoray...
Yazılan yazıyı iki gündür okuyor ve bir anlam çıkarmaya çalışıyorum...
KoreoESES gurubunun son yaptığı gösteri ve öncekiler sadece biz Eskişehirspor sevdalılarının değil, tüm futbol sevenlerin takdirini topluyor. KoreoESES ile ilgili düşüncelerimizi daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Buradan tekrar kendilerine başta Emre Angı kardeşim olmak üzere minnet duygularımı sunuyorum...
***
Erkan ağabey'in de dediği gibi kenarından köşesinden tutan herkesten Allah razı olsun...
Buraya kadar hislerimize tercüman olmuş ağabeyimiz...
Buradan sonrasını iki gündür çözmeye çalışıyorum...
Hangi maksatla yazmış!?
Ne anlatmaya çalışıyor!?
Neyin peşinde koşuyor!?
Maksadı bu güne kadar sürdürdüğünüz fitne fesat politikanıza bir yenisini daha ekleyerek KoreoESES ve NEFER'i karşı karşıya getirmek midir!?
***
Tamam biz NEFER gurubu olarak ilköğretim (ilkokul değil) 2. sınıf talebeleri gibiyiz. Onlar kadar TEMİZ seviyoruz biz ESESimizi... Onlar kadar samimiyiz yaptığımız işlerde... Onlar kadar temiz kalmak en büyük emelimiz...
İlköğretim 2. sınıf zihniyeti yukarıda saydıklarımdan farklı mıdır!!
Hayır kesinlikle hiçbir kişi yazdıklarımızdan farklı bir şey söyleyemez...
İlköğretim 2. sınıf öğrencisi temizdir, saftır, samimidir...
Peki KoreoESES'in yaptığı gösteriyi İlköğretim 2. sınıf zihniyetiyle yapılan NEFER pankartı nasıl kirletebilir!? Bu zihniyetin kirlilik neresinde olabilir!? Sayın Akçoray somut bir şey söyleyin de bu kirliliği çözelim lütfen...
***
Maalesef olay tüm ülkemizde görülmüş...
Evet NEFER'in gençlerinin, pardon ilköğretim 2. sınıf zihniyetli bebelerinin, el emeği göz nuru dökerek günlerce sıcak, soğuk demeden, yarı aç yarı tok yaptıkları pankart ne yazık ki(!) tüm ülkede görülmüş. Bu durumu nasıl izah edebiliriz diye üzülen ey KartES sen hele bu olayın vehamet noktasını bize bir anlatsan... Olayın vehametini biz bir anlasak çıkalım sizlerden, hem camiadan hem de tüm ulusumuzdan özür dileriz... "Kusura bakmayın biz çocukça bir pankart yaptık göz zevkinizi bozduk özür dileriz" deriz...
***
Gelelim zurnanın ZORT dediği yere...
İşte bu noktada saygı sınırlarını zorlayacağım için tüm dostlarımdan özür dilerim...
Ey Erkan Akçoray!
Sen Bugün Eskişehirspor tribünlerinin en büyük tribün gurubu konumunda olan NEFER'in adını hangi cüretle FENER diye yazarsın...
Bunda dayanağın nedir!?
Amacın nedir!
Nereye varmak istiyorsun!?
Senin maksadını biz yıllardır çok iyi biliyoruz aslında...
Senin maksadın bu taraftarın arasına sürekli fitne fesat sokarak bu camianın büyümesine engel olmaktır. Yıllardır aynı şeyi yapıyorsun. Nefer'e olan düşmanlığın, senin ESES sevginin önüne geçmiş... NEFER düşmanlığın senin gözlerini kör etmiş, kalbini karartmış...
Yeter artık!
Yaşının ağırlığını bil... Torun torba sahibi oldun. Milletin arasına fitne sokmaktan bıkıp usanmadın... Tüm saldırılara rağmen Nefer'in büyümesine mani olamadığın için kuduruyorsun. İstanbul'da yaptığın tahrikler neticesinde Nefer'li gençlerin sana saldırmasını sağladın ve bunu Nefer aleyhinde her yerde kullandın... Aynı oyunu oynamaya devam ediyorusun... Nefer'i tahrik edip olaylar çıkmasını arzu ediyorsun ama NEFER artık senin bu oyunlarına gelmeyecek...
NEFER bundan böyle senin bu tür davranışlarına gülüp geçecek...
***
Son olarak Eskişehirspor camiasına seslenmek istiyorum. KartES yani Erkan Akçoray adlı şahsın forumda yazdığı bu yazıyı eminim herkes görmüştür. Fakat ne hikmetse Nefer'in en küçük bir hatasında kıyameti koparanlar KartES'in şu nifak kokan yazısı hakkında hiçbir şey yazmamışlar. Eskişehirspor camiası olarak artık bu fitne ve fesat üreten örümcek kafalardan kurtulmamız gerekmektedir. Yaşananları iyi takip edelim ve Eskişehirspor'un geleceği bu örümcek kafalardan kurtaralım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














