23 Ağustos 2026 Pazar

HAKETTİĞİ DEĞERİ BULAMAYAN BABA OCAĞIM BADEMLİ KÖYÜ (2) KIZLAR PENCERESİ - TİTYASSOS ANTİK KENTİ

 


Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz üzere Bademli Köyü, Antalya'nın Akseki İlçesi'ne bağlı, Konya'nın Beyşehir ilçesi ile sınır komşusu olan tarihi ve doğal güzellikleriyle nam salmış bir orman köyüdür. Toros sıra dağlarının zirve noktalarında kurulan Bademli Köyü aynı zamanda tarihi bir öneme de sahiptir. Her ne kadar bugün değeri bilinmese de yapılacak bilimsel çalışmalar ile köyümüz tarih turizmi açısından önemli bir değere sahip olacaktır.

***
Köyümüzde ''Kızlar Penceresi'' olarak adlandırılan tepede yer alan antik kalıntıların Tityassos antik kentine ait olduğu bilimsel araştırmalar neticesinde kesin bilgi olarak kayıtlara geçmiştir. Bilim insanlarının araştırmaları neticesinde çeşitli yazıtlarda Tityassos, Pityassos ya da Tityassus gibi isimlerle anılan bu bağımsız şehir statüsündeki antik kent Milattan Önce (M.Ö) 2. yüzyılın sonlarında Efesli Artemidoros tarafından bir Psidya kenti olarak tanımlanmıştır. Prof. Dr. Mustafa Adak ve ekibinin bu bölgede yaptıkları çalışmaları anlattıkları ''İlkçağ'da Akseki Bölgesi'' adlı kitapta verdikleri bilgilere göre Psidya adı antik çağın en büyük coğrafya uzmanı olan Strabon tarafından ''Pityassos'' olarak kayıtlara geçilmiş. Daha sonraları bir harf değişikliği ya da bir harf yanlışlığıyla bugün de tüm tarihçiler tarafından kabul edilen Tityassos adı geçerli kalmıştır.

***
Batılı kaynaklarda yıllarca adı geçmesine rağmen bu kentin konumu uzun süre bulunamadı. Tityassos ile ilgili en net bilgiler antik sikkeler sayesinde edinilmiştir. 1902 yılında İskoçyalı bilim insanı ve kolleksiyoner kolleksiyonunda bulunan sikkeleri temin ettiği yer olan Beyşehir gölünün güneyindeki İvrim Kalesi'nin Tityassos olarak kabul görmesini önermiş ancak bilim insanları bu öneriyi kabul etmemişlerdir. Daha sonraki yıllarda bir başka kolleksiyoner Alman Hans von Aulock da Tityassos antik kentinin yeri olarak Eğirdir ilçesini gösterse de bu öneri de bilimsel belgeler ihtiva etmediği için bilim insanları tarafından kabul görmemiştir.

***
Tityassos antik kentinin Bademli Köyü'nde bulunan ve Kızlar Penceresi olarak adlandırılan tepede olduğu 1993 yılında yayınlanan bir kitabe ile kesinlik kazanmıştır. İskoç bir arkeolog ve araştırmacı olan Terence B. Mitford tarafından ortaya çıkarılan kitabede “Tityassos halkı, tüm erdeminden ve halka göstermiş olduğu iyi niyetten dolayı Hippomakhos oğlu Setas’ı bir heykelle onurlandırdı” ifadesi yer almaktadır. Bu kitabe ile köy halkı tarafından Kızlar Penceresi olarak adlandırılan bölgenin Tityassos antik kenti olduğu tüm bilim insanları tarafından kabul edilmiştir.

***
Günümüzde Isparta iline bağlı Yenişarbademli ilçesi ''Tityassos antik kentine sahip çıkmak için çaba sarfederken Akseki ve Bademli bu konuda tamamen sessiz kalmakta, bu tarihi değerin gerekli ilgiyi, görmesi adına hiç bir girişimde bulunulmamaktadır. İnsanlık tarihine yakın bir tarihi geçmişe sahip olan bu bölgede başlatılacak bir arkeoloji çalışması hem ülkemiz için hem de köyümüz için önemli gelişmeleri berbaerinde getirecektir.

17 Ağustos 2026 Pazartesi

HAKETTİĞİ DEĞERİ BULAMAYAN BABA OCAĞIM BADEMLİ KÖYÜ (1)


Her şeyden evvelce şunu söylemek gerek; büyükşehirlerde bulunan köyleri ''mahalle'' olarak tanımlama saçmalığından bir vazgeçilmeli. Köylülük kavramını yok etmekten başka bir işe yaramayan bu mahalle tanımlaması bir an evvel son bulmalı ve köylerimiz tarih boyunca olduğu gibi bundan böyle de köy olarak tanımlanmalı. Köylerimizde tarım ve hayvancılığı, üretimi, birlik ve beraberlik duygularını yok eden bu yasa bir an evvel değişmeli. Yasayı yapanlar bu konuyu, ''Köylerimizin büyükşehir belediyelerinden daha çok hizmet alması için yaptık'' deseler de o ''daha çok hizmeti'' gören yok. Hem adı mahalle değil de köy olunca neden daha az hizmet alıyor onu da anlamak mümkün değil.

***
Gelelim Bademli'ye...
Bademli köyü, Antalya'nın Akseki ilçesine bağlı bir orman köyü.
Benim de doğduğum ancak henüz bebek yaşta ayrıldığım köyüm.
Toros Dağları'nın tepesinde kurulmuş, etrafı kızılçam ormanlarıyla çevrilmiş ve bu özelliğiyle tam bir oksijen deposu olan muazzam güzelliklere sahip bir dağ köyü.
Dağlarında yaban keçilerinin kayalarla dans ettiği, yaylasında bin bir türlü kır çiçeğinin göz zevkimizi okşadığı Bademli Köyü ne yazık ki bugüne kadar hakettiği bulamamış muazzam güzellikte bir Anadolu köyüdür.

***
Dağlarında kızıl çam ormanlarının yanı sıra lezzet ve şifa deposu olan sumak, dağ kekiği, kaya kekiği, göbek mantarı ve ada çayı gibi bitkilerin doğal olarak yetiştiği Bademli'de iki büyük su kaynağının beslediği ata tohumundan yetişen domateslerinin, fasulyelerinin, buğdayının, nohutunun tadına doyum olmazdı. Köyümüz mahalle statüsüne alınmadan önce 100'ün üzerinde büyükbaş hayvanımız ve onlarca davar sürümüz vardı. Şimdi köyde sadece 5 inek ve davarcılık yapan sadece 2 ailemiz kaldı. Eskiden köyde mis gibi sütlerimiz, yoğurtlarımız, tereyağımız ve peynirlerimiz varken şimdilerde her eve üç harfli marketlerin yoğurdu, sütü, peyniri ya da tereyağı giriyor.

***


Son dönemde köyümüz ahalisinden Ahmet Tekin cesurca bir girişimde bulundu ve köyde ''GEZEN TAVUK'' üreten bir tavuk çiftliği kurdu. Biz de gittik, gördük. Gerçekten gezen tavuklar var çiftlikte. Emdüstriyel yem kullanılmadan, tamamen doğal yumurta üretiliyor. Ancak gördüm ki, bu çiftlikte üretilen yumurtalar için de ''Aman efendim bu yumurtalar küçükmüş, market yumurtaları çok büyük'' diye bilmişlik taslayanlar var. Marketlerin endüstriyel ve tabii ki ilaçlarla büyütülen yumurtaları tercih etmek bir insanın kendisine yapabileceği kötülükten başka bir şey değil. Yeri gelmişken bunu da söyleyelim. Gezen Tavuk yumurtasının, yani doğal tavuk yumurtasının en büyük özelliği hepsi aynı boyda olmaz. Ne olduğu belli olmayan fabrikasyon yumurtaların nasıl o kadar büyütüldüğünü de bilirsiniz...
Eeeee ne de olsa artık mahalle olduk, geliştik (!), modernleştik (!)...

***
Bademli Köyü'nün elinde köyün kuruluşundan kalan altın değerinde bir de el sanatı var. Bu el sanatı yüzyıllar bu köy halkının geçim kaynağı olan TAHTA KAŞIK üretimidir.
''Efendim tahta kaşık niye altın değerinde olsun, memleketin her yerinde tahta kaşık yapılıyor!'' diyenler olacaktır elbette.
Bunu diyenlere Bademli halkının artık bir ''Atasözü'' haline gelmiş sözleriyle cevap vereceği: ''Herkes kaşık yapar ama Bodamyalı gibi sapını ortaya oturtamaz''.
Bilmeyenler için hemen belirteyim; Bodamya köyümüzün Türkleşmeden önceki adı.

***


Köyümüzde yapılan kaşık ve kepçeleri elinize alıp baktığınızda ''Kesinlikle ahşap torna tezgahında'' yapıldığını düşünürsünüz. Fakat o kadar mükemmel bir şekilde yapılan bu kaşıkların hiçbir aşamasında makine kullanılmaz. Tamamı çeşitli kesici aletlerle ve el emeğiyle yapılır. Mükemmel derecedeki ölçülendirmelerden tutun da o pürüzsüz ahşap yüzey bile el emeği göz nurudur. Türkiye'de değil dünyanın hiç bir yerinde hem elde yapılıp hem de bu kadar düzgün bir tahta kaşık yapımı bulamazsınız.

***
Buna rağmen, Bademli'nin kendisi de bir kaşık ustası olan büyük Türk bilgini Hoca Ahmet Yesevi'nin müritleri olan Sinan Dede ve Kenan Dede'den miras kalan bu altın değerindeki el sanatı ne yazık ki artık tükenme noktasına gelmiş durumda. Daha da kötüsü bu kaşıklar genel olarak Konya ve ilçelerinde satıldığı için adı da Konya kaşığı olarak kalmış. Yemek kaşıkları ve kepçelerinden daha değerli olan bir oyun kaşığı vardır Bademli'nin. Konya başta olmak üzere İç Anadolu Bölgesi'nin oynak türküleri eşliğinde oynanan halk oyunlarında kullanılan bu kaşıkların eşi benzeri yoktur.

***


Bademli Kaşığı...
Artık, bu eşsiz el sanatlarına Bademli Köyü'nün ileri gelenleri, dernek yönetimi ve muhtarlığımız sahip çıkmalı. Sadece Bademli Köyü değil bu kaşığa Akseki Kaymakamlığımız ve Akseki Belediyemiz de sahip çıkmalı. Bademli Köyü'nün Hoca Ahmet Yesevi'den miras kalan bu el sanatına ''COĞRAFİ İŞARET'' almak için gerekli müracaatlar yapılmalı ve tescillenmesi sağlanmalıdır. Hatta bu konuya sayın Antalya Valimiz sayın Hulusi Şahin de destek vermelidir.

***
Yüzlerce yıl Bademli Köyü halkının geçim kaynağı olan tahta kaşık sanatı, hem yeni ustalarına kavuşmalı hem de gelecek kuşaklara turistik anlamda da gelir kapısı olmaya devam etmelidir. Böylesine değerli bir miras har vurulup harman savurulmamalı...

8 Ağustos 2026 Cumartesi

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ DİYECEKSİN AYYÜCE T. TAŞ!..


Siyasi eleştiriler demokrasinin can damarını besleyen can suyu gibidir. Eleştirinin olmadığı siyasi yapı eksiktir, sakattır ve yetersizdir. Her aklı selim insan bu gerçeğin bilincindedir ve eleştiri kültürünü geliştirmek için çaba sarfetmelidir. Ancak eleştiri adı altında hakaret ve kurnazca yapılan kelime oyunlarıyla ortaya konulan tahrikler eleştiri kültürünün en büyük düşmanıdır. Tahrik ve hakaretler eleştiri kültürünü yok eder.

***
Bunun son örneğini Terörsün Türkiye projesine yönelik ''Çerçeve Yasa Tasarısı''nın görüşüldüğü komisyon toplantısında yaşadık hep birlikte. Milletvekili seçildiği günden bu yana defalarca tahrik edici konuşmalarla gündeme gelen ve MHP'nin kurucu lideri, Ülkücü Hareket'in Başbuğ'u merhum Alparslan TÜRKEŞ'in biyolojik kızı Ayyüce T. Taş hanım tahrik edici ses tonuyla MHP lideri sayın Devlet Bahçeli'nin icraatlarından ''pislikler'' diye bahsediyor. Bizler konuşmanın sadece bu bölümünü izleyebildik. Öncesinde de muhtemelen aynı ses tonuyla hakaret ve tahrik içerikli konuşmalar süregelmiş olmalı.

***
Ayyüce T. Taş, konuşmasının bu bölümünde sadece sayın Devlet Bahçeli'ye hakaret etmiyor, biyolojik babası Başbuğ Alparslan Türkeş'ten bahsederken de ''çamaşır suyu'' benzetmesi yapıyor. Yani babasını çamaşır suyuna benzetiyor. Hadsizlik bununla da sınırlı kalmıyor. Ayyüce T. Taş, biyolojik babasından bahsederken ''Türkeş'' demekle yetiniyor.
''Babam'' demiyor...
''Sayın'' demiyor...
''Merhum'' demiyor...
''Başbuğ'' demiyor...
''Muhterem'' demiyor...
''Saygıdeğer'' demiyor...
''Rahmetli'' demiyor...
Sadece ''Türkeş'' diyor...

***
Sanki lise arkadaşından bahsediyor.
Sanki mahalledeki tüpçüden bahsediyor.
Sanki üniversite arkadaşından bahsediyor.
Sanki kuaföründeki manikürcüden bahsediyor.
Sanki birlikte siyaset yaptı politikacı arkadaşından bahsediyor.
Kadın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ideolojik hareketi olan Ülkücü Hareket'in kurucu liderinden bahsederken ''Türkeş'' deyip geçiyor.
Bu hadsizliğin dik alasıdır!
Aynı Ülkücü Hareket'in liderliğini Başbuğ'dan devralan, Türk siyasi tarihine nezaket ve dürüstlük abidesi olarak geçen MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin yaptıklarını ''pislik'' olarak nitelendirmek de ayrı bir hadsizliktir..

***
Bakın sayın Ayyüce hanımefendi;
Bugün bu topraklarda Ülkücü olan bir tek vatan evladı bile Onu anarken ''Türkeş'' deyip geçmez.
Onu hiç görmemiş olan bir Ülkü Ocaklı genç bile ondan bahsederken ''Başbuğ Alparslan Türkeş'' der.
Başbuğ Türkeş'in gerçek evlatları, yani milyonlarca Ülkücü Onun, adı geçtiğinde bir toparlanır. Oturuşuna, kalkışına bir çeki düzen verir.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in biyolojik evlatları, yani sizler Başbuğ'un maddi mirasının peşine düşmüşken Başbuğ'un gerçek evlatları MHP ve Ülkü Ocakları çatısı altında Onun manevi mirasını yaşatmak için mücadele ediyordu ve etmeye de devam ediyorlar. Sen ne yapıyorsun?
Biyolojik babanı çamaşır suyuna benzetiyorsun!..
Haddini bileceksiniz sayın Ayyüce hanım!..
Başbuğ'un manevi evlatları, sizin bu hadsizliğinize sessiz kalmaz...