Öyle demişti Eskişehirspor sevdalıları...
Kanatlanıp uçtuğun yerde bahtiyar ol Ediz Bahtiyaroğlu...
Ömrünün baharında cennetteki meleklerin safına katılan Ediz Bahtiyaroğlu.
Çocukluğundan itibaren çektiği tüm sıkıntıları ''Futbolcu olacağım, çok para kazanıp annemi babamı en iyi şekilde yaşatacağım onları rahat ettireceğim'' hayaliyle bertaraf eden bir güzel adamdır Ediz Bahtiyaroğlu...
***
Evlatlarına haram lokma yedirmemek için hayatın tüm zorluklarıyla mücadele eden bir babanın en küçük evladı o anaya ve babaya daha iyi bir hayat yaşatmak uğruna genç yaşta başlamış çalışmaya.
Bıkmamış, usanmamış...
Her olumsuzluk onu daha da güçlendirmiş, daha da hırslandırmış.
Ve başarmış o Yusuf yüzlü, Yunus gönül genç adam.
Ankara'da başlayan profesyonel futbol yaşamından kazandığı her kuruşu anasına babasına vermiş.
Onlara bir ev almış.
Futbolcu olup, para kazanan bir çok şımarık zibidi gibi altına son model araç çekip caka satmamış.
Hep ''Anam, babam ailem'' demiş.
***
Bir melek gibi yaşamış.
Ve bir melek gibi yaşayan bu genç adamın yolu Eskişehirspor'a düşmüş.
Eskişehirspor'u aşk ile seven onbinlerin gönlüne düşmüş Ediz Bahtiyaroğlu'nun o tertemiz yüreği.
Ailesini aşk ile seven, mesleğine aşk ile bağlanan bu güzel adam, bir futbol takımını aşk ile seven onbinlerce yürekle aynı kutsal sevda etrafında buluşmuşlar.
Giydiği formaya sevdalanan Ediz'i, Agop Mehmet'i, İsmail Arca'yı, Fethi Heper'i, Ender Konca'yı ve daha nice kahramanı sever gibi sevmişler...
Aşk ile...
***
Ve bir güzel ömrün sonuna gelmiştik.
Hepimizi yıkan, hepimizi hüzün deryasında boğan o acı haber bir kara bulut gibi çökmüştü üzerimize...
Ediz ölmüş dediler!
Olacak iş mi bu!
Ediz mücadele dolu kısacık yaşamını noktalarken onbinlerce sevdalı yüreğin baştacı olmuştu.
Ona olan sevgimi tribünlerden haykırmıştık:
KANATLANIP UÇTUĞUN YERDE BAHTİYAR OL EDİZ BAHTİYAROĞLU...
Necdet Yıldırım gibi, Yalçın Kılıçoğlu gibi, Sinan Alağaç gibi Ediz Bahtiyaroğlu da artık ESES sevdalılarının gönlünde taze bir yara olarak kalacaktı sonsuza kadar.
***
İnternational Sport Summit (ISS) tarafından bir ödül töreni düzenlenmişti.
EDİZ BAHTİYAROĞLU YILIN SPOR ÖDÜLLERİ
Üzerindeki aşk ile özdeşleşmiş Eskişehirspor formasıyla cennete uçup giden bir güzel adamı yaşatmak için bundan daha güzel bir etkinlik olamazdı.
Uluslararası Spor Zirvesi - İnternational Sport Summit yetkililerine bu etkinlikten dolayı minnettarız.
Bu güzel etkinliğe evsahipliği yapan Nişantaşı Üniversitesi'ne minnet ve şükran duygularımızı sunuyoruz.
Eskişehirsporlu Ediz Bahtiyaroğlu olarak cennete uçup giden o güzel adam için düzenlenen bu güzel etkinliğin açılış konuşmasını yapan Eskişehirspor kulübü başkanı sayın Mustafa Akgören'in de dediği gibi ESES sevdalıları Ediz'i ve Ediz'in adını yaşatmak için elinden geleni yapan herkesi gönlünde yaşatacaktır.
***
Törende bir çok kişi ve kuruluşa ödül verildi.
Ödül alan sporcu ve spor gazetecileri Eskişehirspor taraftarından bahsetti, Eskişehirspor'un bir an evvel layık olduğu yerlere dönmesi gerektiğini vurguladı.
Ve bu etkinliğin en anlamlı ödülünü BİZ aldık.
Yılın en iyi taraftar grubu ödülünü kazanan NEFER grubu lideri Murat Diri ödülü aldıktan sonra yaptığı kısa teşekkür konuşmasında ''Bu ödülü hakettiysek tüm Eskişehirspor taraftarları olarak hakettik. Benlikten kurtulup BİZ olabildiğimiz için bugün bütün Türkiye Eskişehirspor taraftarını imrenerek izliyor'' demişti.
Ne güzel dedin be reis!
Benlikten kurtulup BİZ olabilmek.
Tükenmiş Nefesler'e verdiğimiz sözü tutabilmenin tek reçetesi BİZ olabilmek.
***
Yıllar öncesini düşündüm Murat Diri o ödülü alırken.
Tribünlerimiz ne hale gelmişti.
Olabilecek her türlü olumsuzluk varken Nefer grubu kuruldu ve bugünlere geldik.
Bugün Eskişehirspor tribünlerinde o ambiyansı yaşayabilmek için İstanbul'dan kalkıp Eskişehir'e maça giden başka takım taraftarları var.
Onca acımasız eleştir, yalan dolan iftira o ADAM'ı bezdirmedi.
Eskişehirspor tribünlerini yeniden bütün Türkiye'nin imreneceği bir hale getirmek için mücadele etti.
Bir çoğumu bu mücadelede yorulduk, bıktık, usandık ama o yılmadı.
Kenara çekilenlerimiz oldu O gelip omuzlarımızdan tutarak bizi ayağa kaldır.
Nefer'i kurduğumuz yıllarda ettiğimiz yemini hatırlattı bize:
SENİ TAHTINA OTURTMADAN ÖLMEK HARAM OLSUN BİZE!
***
Biz o adamla, yani Murat Diri ile hep ayakta kaldık.
Eskişehirspor düşmanlarına karşı omuz omuza mücadele ederken önce BİZ olabilmeyi başardık.
Ve sonunda en anlamlı ödülü 1 milyon katılımcının oylarıyla aldık.
Bu başarının mimarı Murat Diri'dir, Neferleri de BİZ olabilen tüm Eskişehirspor sevdalılarıdır.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR Mücadelemiz!
Ediz Bahtiyaroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ediz Bahtiyaroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2020 Perşembe
1 Eylül 2018 Cumartesi
AYAĞA KALK ESKİŞEHİR!
1965'ten bu yana Anadolu'nun zaferi için mücadele veren Eskişehirspor, ilk kez diz çökmedi.
Belki son da olmayacak.
Her seferinde zor da olsa ayağa kalkan Eskişehirspor ruhu, bu kez de ayağa kalkacak ve Eskişehirspor düşmanlarını bir kez daha hüsrana uğratacaktır.
Bundan eminiz!
Buna kararlıyız!
Buna yeminliyiz!
Yeminimizi unutmadık, unutmayacağız:
''Seni tahtına oturtmadan ölmek bize haram olsun ESESİM!''
***
Nedir bu Eskişehirspor düşmanlığı!?
Eskişehirspor düşmanlığı Anadolu düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı dürüstlük düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı mertlik düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı futbol düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı tribün kültürü düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı futbolda barış ve kardeşliğin düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı Eskişehir düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı bu düşmanlık duygularını besleyenlerin kendilerine olan düşmanlığıdır!
***
1965'te doğan Anadolu Yıldızı, 10 yıllık kısa bir zamanda Türk futbolunda bir devrim gerçekleştirdi.
O yıllara kadar Türkiye'nin en ücra köşesindeki insanımız bile futbol söz konusu olduğunda 3 takımdan birini tutmak zorundaydı. Eskişehirspor'un doğuşu Anadolu semalarında parlayan bir yıldız gibiydi. Artık Anadolu insanı malum 3 takım dışında bir takımın daha başarılı olabileceğini, üstelik bu takımın İstanbul merkezli değil Anadolu'nun tam bağrından, Eskişehir'den doğduğunu görmüşlerdi.
Karslılar,
Urfalılar,
Maraşlılar,
Antalyalılar,
Zonguldaklılar,
Gümüşhaneliler,
Edirneliler,
Bir uçtan bir uca tüm Anadolu insanın da büyük bir Eskişehirspor sevdası filizlenmişti.
***
O parlak dönemlerin ardında oynanan masabaşı oyunları ve dahili hainlerin bu oyunlara maşa olmasıyla yaşanan çöküş dönemlerine rağmen bugün ülkemizde kendi kenti dışından en çok taraftara sahip olan takım Eskişehirspor'dur. 1 tane bile şampiyonluk kazanmamış olmasına rağmen bugün bile Eskişehirli olmayan nice Eskişehirspor sevdalısı vardır.
Şampiyonluklar elde eden ne Trabzonspor ne de Bursaspor kendi kentleri dışında taraftar edinememişlerdir.
Bugün Türkiye'de en çok ''Sempatizanı'' olan takım da yine Eskişehirspor'dur.
En ezeli rakiplerimizin taraftarları dahi Eskişehirspor'a sempati duyar ve Eskişehirspor'un Türk futbolunun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu bizzat dile getirir.
***
Eskişehirspor sevdalıları takımlarına çok farklı anlamlar yükler.
Bu kitlenin içinde futbol oyunundan zerre hoşlanmayan fakat Eskişehirspor'un deplasman maçlarını bile kaçırmayan, yenilgilerinde gözyaşı döken nice Eskişehirli ve Eskişehirli olmayan ESES sevdalısı tanıdık gördük...
Bütün Türkiye'nin imrenerek izlediği Eskişehirspor tribünlerine girdiğinizde o insanlar için Eskişehirspor'un ne anlam taşıdığını daha iyi anlarsınız.
Takım 3. dakikada gol yemiş.
Dakika 18 olmuş ve delikanlı yanındaki arkadaşına soruyor:
- Oğlum ne zaman gol yedik lan biz?
Arkadaşı cevap verir:
- Ne gol yemesi oğlum manyak mısın la sen, bırak konuşmayı da bağır!
Ve;
ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES!
***
Ve bugün hepimizi yıkan gerçekle yüzleştik.
Üzüldük.
Sabahlara kadar ağladık.
Baş ağrımıza sigaraları derman etmeye çalıştık.
Kapanmaya çalışan göz kapaklarımızı tribünde gol yedik diye bağırmayan arkadaşımızı bağırmaya ikna eder gibi kapanmamaya ikna etmeye çalıştık.
Uyumamalıydık!
Neden!?
Bilmiyoruz...
Eskişehirspor bu kadar zor günler geçirirken biz uyumamalıydık!
Sebebi yok!
***
Her şey bitti mi!
Elbette hayır!
Şu fotoğrafta görülen ana geri döndük!
Aziz Bolel'in manevi şahsiyyeti önderliğinde 1965 ruhuna geri döndük!
Bugün sahaya çıkacak olan ''BİZİM ÇOCUKLAR''a peşinen yenilmeyi kabullenmiş bir edayla bakmayalım. Onlara ''Ama bunlar çok tecrübesiz'' demeden evvel şu fotoğrafa iyice bakalım. Eskişehirspor'un Kasımpaşa ile oynadığı ilk resmi maçı.
Bu kadroda yer alan oyuncuların hiçbirisi ''yılların topçusu'' değildi!
Hepsi Eskişehir'in mahalli liglerinde farklı takımlarda oynayan genç futbolculardı.
Ve en önemlisi ''BİZİM ÇOCUKLAR''dı...
Kent onlara güvendi!
Aziz Bolel onlara güvendi!
Ve o ''Bizim Çocuklar'' bugün uğruna onbinlerce insanın gözyaşı döktüğü yaşayan efsane ESKİŞEHİRSPOR'u yarattılar...
***
Bugün yine ''Bizim Çocuklar'' var sahada!
Bir efsane yaratan ''Bizim Çocuklar''ın yeğenleri, evlatları belki de torunları...
Ben bugün kü maç öncesinde yönetim ve teknik heyetten rica ediyorum.
Eskişehir'de bulunan ve bu efsaneyi yaratan tüm eski futbolcularımız maç öncesinde soyunma odasına girsinler. O gencecik evlatlarımıza ''Korkmayın çocuklar biz bu efsaneyi yarattığımızda aynı sizin yaşınızdaydık. Biz görevimizi tamamladık. Şimdi sıra sizde'' diyerek güç versinler moral versinler.
Ve bugün, imkanı olan herkes tribünlere koşsun ve evlatlarımıza destek versin.
Onlara verilecek destek bu kentin onuruna verilecek destektir.
Onlara verilecek destek, bu efsaneyi yaratanlara ödenecek bir vefa borcudur.
Onlara verilecek destek Merhum Aziz Bolel, Merhum Necdet Yıldırım, Merhum Sinan Alağaç, Merhum Ediz Bahtiyaroğlu ve daha nice ahirete intikal etmiş ESES sevdalısının ruhlarına okunacak rahmettir.
***
Nefer,
Altes,
Efeler,
ÜniESES,
BandoESES,
Çekirdekçiler,
Münferit ESES sevdalıları...
Haydi Allah aşkına!
Tükenmedik!
Bitmedik!
Yılmadık!
Yıkılmadık!
Yüreğimiz bu AŞK için yandıkça;
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelemiz sürecektir!
Kıyamete kadar başaramasak bile, bizden sonra gelenlere bu savaşımızı miras olarak bırakmak bizim boynumuzun borcudur!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
Belki son da olmayacak.
Her seferinde zor da olsa ayağa kalkan Eskişehirspor ruhu, bu kez de ayağa kalkacak ve Eskişehirspor düşmanlarını bir kez daha hüsrana uğratacaktır.
Bundan eminiz!
Buna kararlıyız!
Buna yeminliyiz!
Yeminimizi unutmadık, unutmayacağız:
''Seni tahtına oturtmadan ölmek bize haram olsun ESESİM!''
***
Nedir bu Eskişehirspor düşmanlığı!?
Eskişehirspor düşmanlığı Anadolu düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı dürüstlük düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı mertlik düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı futbol düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı tribün kültürü düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı futbolda barış ve kardeşliğin düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı Eskişehir düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı bu düşmanlık duygularını besleyenlerin kendilerine olan düşmanlığıdır!
***
1965'te doğan Anadolu Yıldızı, 10 yıllık kısa bir zamanda Türk futbolunda bir devrim gerçekleştirdi.
O yıllara kadar Türkiye'nin en ücra köşesindeki insanımız bile futbol söz konusu olduğunda 3 takımdan birini tutmak zorundaydı. Eskişehirspor'un doğuşu Anadolu semalarında parlayan bir yıldız gibiydi. Artık Anadolu insanı malum 3 takım dışında bir takımın daha başarılı olabileceğini, üstelik bu takımın İstanbul merkezli değil Anadolu'nun tam bağrından, Eskişehir'den doğduğunu görmüşlerdi.
Karslılar,
Urfalılar,
Maraşlılar,
Antalyalılar,
Zonguldaklılar,
Gümüşhaneliler,
Edirneliler,
Bir uçtan bir uca tüm Anadolu insanın da büyük bir Eskişehirspor sevdası filizlenmişti.
***
O parlak dönemlerin ardında oynanan masabaşı oyunları ve dahili hainlerin bu oyunlara maşa olmasıyla yaşanan çöküş dönemlerine rağmen bugün ülkemizde kendi kenti dışından en çok taraftara sahip olan takım Eskişehirspor'dur. 1 tane bile şampiyonluk kazanmamış olmasına rağmen bugün bile Eskişehirli olmayan nice Eskişehirspor sevdalısı vardır.
Şampiyonluklar elde eden ne Trabzonspor ne de Bursaspor kendi kentleri dışında taraftar edinememişlerdir.
Bugün Türkiye'de en çok ''Sempatizanı'' olan takım da yine Eskişehirspor'dur.
En ezeli rakiplerimizin taraftarları dahi Eskişehirspor'a sempati duyar ve Eskişehirspor'un Türk futbolunun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu bizzat dile getirir.
***
Eskişehirspor sevdalıları takımlarına çok farklı anlamlar yükler.
Bu kitlenin içinde futbol oyunundan zerre hoşlanmayan fakat Eskişehirspor'un deplasman maçlarını bile kaçırmayan, yenilgilerinde gözyaşı döken nice Eskişehirli ve Eskişehirli olmayan ESES sevdalısı tanıdık gördük...
Bütün Türkiye'nin imrenerek izlediği Eskişehirspor tribünlerine girdiğinizde o insanlar için Eskişehirspor'un ne anlam taşıdığını daha iyi anlarsınız.
Takım 3. dakikada gol yemiş.
Dakika 18 olmuş ve delikanlı yanındaki arkadaşına soruyor:
- Oğlum ne zaman gol yedik lan biz?
Arkadaşı cevap verir:
- Ne gol yemesi oğlum manyak mısın la sen, bırak konuşmayı da bağır!
Ve;
ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES!
***
Ve bugün hepimizi yıkan gerçekle yüzleştik.
Üzüldük.
Sabahlara kadar ağladık.
Baş ağrımıza sigaraları derman etmeye çalıştık.
Kapanmaya çalışan göz kapaklarımızı tribünde gol yedik diye bağırmayan arkadaşımızı bağırmaya ikna eder gibi kapanmamaya ikna etmeye çalıştık.
Uyumamalıydık!
Neden!?
Bilmiyoruz...
Eskişehirspor bu kadar zor günler geçirirken biz uyumamalıydık!
Sebebi yok!
***
Her şey bitti mi!
Elbette hayır!
Şu fotoğrafta görülen ana geri döndük!
Aziz Bolel'in manevi şahsiyyeti önderliğinde 1965 ruhuna geri döndük!
Bugün sahaya çıkacak olan ''BİZİM ÇOCUKLAR''a peşinen yenilmeyi kabullenmiş bir edayla bakmayalım. Onlara ''Ama bunlar çok tecrübesiz'' demeden evvel şu fotoğrafa iyice bakalım. Eskişehirspor'un Kasımpaşa ile oynadığı ilk resmi maçı.
Bu kadroda yer alan oyuncuların hiçbirisi ''yılların topçusu'' değildi!
Hepsi Eskişehir'in mahalli liglerinde farklı takımlarda oynayan genç futbolculardı.
Ve en önemlisi ''BİZİM ÇOCUKLAR''dı...
Kent onlara güvendi!
Aziz Bolel onlara güvendi!
Ve o ''Bizim Çocuklar'' bugün uğruna onbinlerce insanın gözyaşı döktüğü yaşayan efsane ESKİŞEHİRSPOR'u yarattılar...
***
Bugün yine ''Bizim Çocuklar'' var sahada!
Bir efsane yaratan ''Bizim Çocuklar''ın yeğenleri, evlatları belki de torunları...
Ben bugün kü maç öncesinde yönetim ve teknik heyetten rica ediyorum.
Eskişehir'de bulunan ve bu efsaneyi yaratan tüm eski futbolcularımız maç öncesinde soyunma odasına girsinler. O gencecik evlatlarımıza ''Korkmayın çocuklar biz bu efsaneyi yarattığımızda aynı sizin yaşınızdaydık. Biz görevimizi tamamladık. Şimdi sıra sizde'' diyerek güç versinler moral versinler.
Ve bugün, imkanı olan herkes tribünlere koşsun ve evlatlarımıza destek versin.
Onlara verilecek destek bu kentin onuruna verilecek destektir.
Onlara verilecek destek, bu efsaneyi yaratanlara ödenecek bir vefa borcudur.
Onlara verilecek destek Merhum Aziz Bolel, Merhum Necdet Yıldırım, Merhum Sinan Alağaç, Merhum Ediz Bahtiyaroğlu ve daha nice ahirete intikal etmiş ESES sevdalısının ruhlarına okunacak rahmettir.
***
Nefer,
Altes,
Efeler,
ÜniESES,
BandoESES,
Çekirdekçiler,
Münferit ESES sevdalıları...
Haydi Allah aşkına!
Tükenmedik!
Bitmedik!
Yılmadık!
Yıkılmadık!
Yüreğimiz bu AŞK için yandıkça;
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelemiz sürecektir!
Kıyamete kadar başaramasak bile, bizden sonra gelenlere bu savaşımızı miras olarak bırakmak bizim boynumuzun borcudur!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
24 Temmuz 2018 Salı
Eskişehirspor Taraftar Komitesi
Yıllardır süren yönetimsel hataların sonucunda kötü günler geçiren Eskişehirspor camiasında adeta ufuktan doğan bir güneş gibi taptaze umutların habercisi olan bir oluşum ortaya çıktı: ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ...
Tıpkı kuruluş yıllarında olduğu gibi...
Tıpkı 1965 Ruhu gibi...
Tıpkı Dr. Aziz Bolel'in etrafında kenetlenilen efsane dönem gibi...
Tıpkı Eskişehirspor'un futbolda devrimler yaptığı dönemdeki gibi...
Tüm kenti, kadın - erkek, genç - yaşlı, zengin - fakir demeden ortak sevdamız Eskişehirspor için harekete geçirmek için oluşturulan bu komite daha kurulduğu anda icraatlarına başladı.
Allah utandırmasın, Eskişehirspor'un makus talihinin yıkılışına vesile olsun inşaallah...
***
Bizler;
''Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur'' diyerek sevdalandık Eskişehirspor'a...
''Aşk varsa; adı ESKİŞEHİRSPOR, renkleri SİYAH - KIRMIZI'dır'' dedik ve kutlu bir sevdanın ateşine attık yüreklerimizi...
Yıllar süren ayrılıktan sonra çıktığımız süper denilen ligte Halil Ünal döneminde yine eski günlerde olduğu gibi İstanbul takımlarının korkulu rüyası olduk, yeniden şampiyonluk şarkıları söylemeye başladık.
Ancak olmadı...
Halil Ünal sonrası dönemde muazzam derecedeki hatalar ile yeniden düşüşe geçtik ve bugün kurtulmaya çalıştığımız bataklığın içinde debelendik durduk...
Umutlarımız tükenmese azalmıştı...
Takımın transfer yasağı var...
Mevcut oyuncuların bile paraları zor bela ödeniyor...
Küme düşme korkularıyla bir sezon atlattık...
***
Bugün yeni bir sezonun eşiğindeyiz.
Halil Ünal yeniden görev başında.
Ancak sıkıntılar öyle sihirli değnek ile çözülecek kadar basit değil...
Şehrin ileri gelenleri;
GÖRMÜYOR!
DUYMUYOR!
KONUŞMUYOR!
Herkes suskun, herkes köşe bucak kaçıyor...
İçerde, dışarda, uzakta, yakında, karda, yağmurda...
Hemen her yer ve durumda takımını yalnız bırakmayan çilekeş ve vefalı Eskişehirspor sevdalıları bir kere daha ''O SENE BU SENE'' diyerek kendini ateşe atıyor sevdası uğruna...
Bir adam var...
Seversiniz ya da sevmezsiniz hiç önemli değil...
Fikirleriniz uyuşur ya da uyuşmaz, bununda önemi yok...
Bu adam öyle bir meşale yaktı ki, belki Eskişehirspor'un son derece karanlık olan tüm geleceği bu meşale ile aydınlanacak...
***
Murat Diri...
Evet, Nefer grubunun lideri ve Eskişehirspor Taraftar Birliği'nin başkanı...
Dr. Aziz Bolel'in tüm kent halkına seslenirken söylediği ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözlerinin devamı niteliğinde ''Eskişehir'in en büyük markasını BİZ yaşatacağız'' dedi ve Eskişehirspor Taraftar Komitesi'nin kuruluşunu açıkladı.
Lütfettiler bizi de aldılar bu komiteye.
hayatımız boyunca kazandığımız en büyük şeref nişanelerinden biridir bu komitenin bir ğyesi olabilmek...
Murat Diri'nin yaktığı meşale ile nice ESES sevdalısı gönüldaşımız günlerdir büyük bir çabanın içinde...
Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar süren bir çalışma temposu...
Ziyaretler, basın toplantıları, olanlar, programlar...
***
Efendiler öyle basit bir hal değil bu...
Her gün, işinizi gücünüzü bırakıp, kutlu bir görevi yerine getireceksiniz...
Gün boyu işyerinize uğramadan Eskişehirspor'a kaynak bulma derdine düşeceksiniz...
Geç vakit eve gittiğinizde evladınız çoktan uyumuş olacak...
Çoğu zaman yemek yemeyi bile unutacaksınız...
Bir ziyaretten bir başka ziyarete giderken yolda arkadaşınızın selam verdiğini bile farkedemeyecek kadar kafanız Eskişehirspor ile dopdolu olacak...
Kolay bir durum değil bu...
Bu komite çok önemlidir!..
Eskişehirspor'un geleceğidir bu komite!..
Bu komitenin başarılı olarak, Eskişehirspor'un makus talihinin yenilmesi adına tüm özel yaşamlarını bir kenara bırakarak; her gün, her an sadece Eskişehirspor için mücadele veren Murat Diri ve Erkan Koca başta olmak üzere tüm komite üyelerine saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
***
Bu komiteye destek olmak şu an her türlü kişisel düşünce ve duygunun üzerindedir.
Bu komiteye destek olmak Eskişehirspor'un yeniden 1965 Ruhu'na kavuşmasına destek olmaktır!
Bu komiteye destek olmak, Necdet Yıldırım'ın, Sinan Alağaç'ın, Ediz Bahtiyaroğlu'nun anısına sahip çıkmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'un geleceğine ışık tutmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Yeniden Büyük Eskişehirspor idealimizin gerçekleşmesine katkı sağlamaktır.
Bu komiteye destek olmak, Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'nin 1 numaralı kuralıdır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmektir...
Bu komiteye destek olmak, kutlu sevdamızın yeniden Bizansa korku salmasıdır...
***
Nasıl destek oluruz!?
En önemli destek, manevi destek...
Bu komitenin başarısını istemek, başarısı için dua etmek en güzel manevi destek...
Bununla beraber, komitenin çalışmalarını sosyal medya hesaplarımızda paylaşmak...
Komitenin ziyaretleriyle kulübümüze destek olanları en azından sosyal medya hesaplarımız üzerinden onura edelim ki; kentimizin tamamında bir teşvik rüzgarı estirelim...
Komitenin ziyaretleri dolayısıyla kulübümüze destek olanları onure edelim ki, kentin tüm dinamikleri komite vasıtasıyla kulübümüze destek olsun ve kulübümüz bu karanlık günlerden aydınlık yarınlara kavuşsun...
Daha fazla mı destek olmak istiyorsunuz!?
Komitemizin öncülerini hepiniz tanıyorsunuz...
Bir telefon edin, bir mesaj yazın yeter...
Çevrenizdeki işadamları, esnaflar, bürokratlar, seçilmişler, atanmışlar...
Her kim varsa onların da kulübümüze destek olmasını sağlayın ve komite üyeleri ile bağlantı kurarak bu desteklerinin gerçekleşmesi için ziyaret yapılmasını isteyin...
Hiç bir şey yapamıyorsak;
Büyük bir fedakarlık örneği sergileyen bu arkadaşlarımıza bir teşekkür edin!!!
***
Başta Murat Diri olmak üzere bu komitede zerre emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolun, varolun...
Tıpkı kuruluş yıllarında olduğu gibi...
Tıpkı 1965 Ruhu gibi...
Tıpkı Dr. Aziz Bolel'in etrafında kenetlenilen efsane dönem gibi...
Tıpkı Eskişehirspor'un futbolda devrimler yaptığı dönemdeki gibi...
Tüm kenti, kadın - erkek, genç - yaşlı, zengin - fakir demeden ortak sevdamız Eskişehirspor için harekete geçirmek için oluşturulan bu komite daha kurulduğu anda icraatlarına başladı.
Allah utandırmasın, Eskişehirspor'un makus talihinin yıkılışına vesile olsun inşaallah...
***
Bizler;
''Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur'' diyerek sevdalandık Eskişehirspor'a...
''Aşk varsa; adı ESKİŞEHİRSPOR, renkleri SİYAH - KIRMIZI'dır'' dedik ve kutlu bir sevdanın ateşine attık yüreklerimizi...
Yıllar süren ayrılıktan sonra çıktığımız süper denilen ligte Halil Ünal döneminde yine eski günlerde olduğu gibi İstanbul takımlarının korkulu rüyası olduk, yeniden şampiyonluk şarkıları söylemeye başladık.
Ancak olmadı...
Halil Ünal sonrası dönemde muazzam derecedeki hatalar ile yeniden düşüşe geçtik ve bugün kurtulmaya çalıştığımız bataklığın içinde debelendik durduk...
Umutlarımız tükenmese azalmıştı...
Takımın transfer yasağı var...
Mevcut oyuncuların bile paraları zor bela ödeniyor...
Küme düşme korkularıyla bir sezon atlattık...
***
Bugün yeni bir sezonun eşiğindeyiz.
Halil Ünal yeniden görev başında.
Ancak sıkıntılar öyle sihirli değnek ile çözülecek kadar basit değil...
Şehrin ileri gelenleri;
GÖRMÜYOR!
DUYMUYOR!
KONUŞMUYOR!
Herkes suskun, herkes köşe bucak kaçıyor...
İçerde, dışarda, uzakta, yakında, karda, yağmurda...
Hemen her yer ve durumda takımını yalnız bırakmayan çilekeş ve vefalı Eskişehirspor sevdalıları bir kere daha ''O SENE BU SENE'' diyerek kendini ateşe atıyor sevdası uğruna...
Bir adam var...
Seversiniz ya da sevmezsiniz hiç önemli değil...
Fikirleriniz uyuşur ya da uyuşmaz, bununda önemi yok...
Bu adam öyle bir meşale yaktı ki, belki Eskişehirspor'un son derece karanlık olan tüm geleceği bu meşale ile aydınlanacak...
***
Murat Diri...
Evet, Nefer grubunun lideri ve Eskişehirspor Taraftar Birliği'nin başkanı...
Dr. Aziz Bolel'in tüm kent halkına seslenirken söylediği ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözlerinin devamı niteliğinde ''Eskişehir'in en büyük markasını BİZ yaşatacağız'' dedi ve Eskişehirspor Taraftar Komitesi'nin kuruluşunu açıkladı.
Lütfettiler bizi de aldılar bu komiteye.
hayatımız boyunca kazandığımız en büyük şeref nişanelerinden biridir bu komitenin bir ğyesi olabilmek...
Murat Diri'nin yaktığı meşale ile nice ESES sevdalısı gönüldaşımız günlerdir büyük bir çabanın içinde...
Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar süren bir çalışma temposu...
Ziyaretler, basın toplantıları, olanlar, programlar...
***
Efendiler öyle basit bir hal değil bu...
Her gün, işinizi gücünüzü bırakıp, kutlu bir görevi yerine getireceksiniz...
Gün boyu işyerinize uğramadan Eskişehirspor'a kaynak bulma derdine düşeceksiniz...
Geç vakit eve gittiğinizde evladınız çoktan uyumuş olacak...
Çoğu zaman yemek yemeyi bile unutacaksınız...
Bir ziyaretten bir başka ziyarete giderken yolda arkadaşınızın selam verdiğini bile farkedemeyecek kadar kafanız Eskişehirspor ile dopdolu olacak...
Kolay bir durum değil bu...
Bu komite çok önemlidir!..
Eskişehirspor'un geleceğidir bu komite!..
Bu komitenin başarılı olarak, Eskişehirspor'un makus talihinin yenilmesi adına tüm özel yaşamlarını bir kenara bırakarak; her gün, her an sadece Eskişehirspor için mücadele veren Murat Diri ve Erkan Koca başta olmak üzere tüm komite üyelerine saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
***
Bu komiteye destek olmak şu an her türlü kişisel düşünce ve duygunun üzerindedir.
Bu komiteye destek olmak Eskişehirspor'un yeniden 1965 Ruhu'na kavuşmasına destek olmaktır!
Bu komiteye destek olmak, Necdet Yıldırım'ın, Sinan Alağaç'ın, Ediz Bahtiyaroğlu'nun anısına sahip çıkmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'un geleceğine ışık tutmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Yeniden Büyük Eskişehirspor idealimizin gerçekleşmesine katkı sağlamaktır.
Bu komiteye destek olmak, Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'nin 1 numaralı kuralıdır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmektir...
Bu komiteye destek olmak, kutlu sevdamızın yeniden Bizansa korku salmasıdır...
***
Nasıl destek oluruz!?
En önemli destek, manevi destek...
Bu komitenin başarısını istemek, başarısı için dua etmek en güzel manevi destek...
Bununla beraber, komitenin çalışmalarını sosyal medya hesaplarımızda paylaşmak...
Komitenin ziyaretleriyle kulübümüze destek olanları en azından sosyal medya hesaplarımız üzerinden onura edelim ki; kentimizin tamamında bir teşvik rüzgarı estirelim...
Komitenin ziyaretleri dolayısıyla kulübümüze destek olanları onure edelim ki, kentin tüm dinamikleri komite vasıtasıyla kulübümüze destek olsun ve kulübümüz bu karanlık günlerden aydınlık yarınlara kavuşsun...
Daha fazla mı destek olmak istiyorsunuz!?
Komitemizin öncülerini hepiniz tanıyorsunuz...
Bir telefon edin, bir mesaj yazın yeter...
Çevrenizdeki işadamları, esnaflar, bürokratlar, seçilmişler, atanmışlar...
Her kim varsa onların da kulübümüze destek olmasını sağlayın ve komite üyeleri ile bağlantı kurarak bu desteklerinin gerçekleşmesi için ziyaret yapılmasını isteyin...
Hiç bir şey yapamıyorsak;
Büyük bir fedakarlık örneği sergileyen bu arkadaşlarımıza bir teşekkür edin!!!
***
Başta Murat Diri olmak üzere bu komitede zerre emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolun, varolun...
6 Eylül 2013 Cuma
Ailen seninle gurur duyuyor Ediz Bahtiyaroğlu...
"Benim aslında çok büyük hayallerim yok. Ailem benimle gurur duysun yeter!"
Böyle demişti genç adam...
Tek arzusu,
Tek düşüncesi
Ve en büyük hayali...
Ailesinin gurur duyabileceği bir insan olabilmekti...
Bunu başardı genç adam...
Hayattaki duruşuyla
Yaşam tarzıyla
Efendiliğiyle
Ailesi onunla hep gurur duyacak...
***
İyi bir futbolcu olabildi mi?
Orasını bilemiyoruz...
Çok da önemsemiyoruz aslına bakarsanız...
Futbol oynadığı dönemlerde zaman zaman eleştirdik onu.
Zaman zaman "Ah be Ediz yapılır mı bu!? deyip hayıflandık.
Kimi zaman alkışladık,
Kimi zaman yuhladık...
Ancak futbol sahaları dışında onu her zaman alkışladık. takdir ettik...
Son olarak giymeyi tercih ettiği Eskişehirspor forması belki hayatında yaptığı en anlamlı tercih olmuştu...
"Ailem benimle gurur duysun yeter" derken Ediz;
Ailesinin bu kadar geniş olabileceğini belki hiç aklına getirmemişti...
Allah, Ediz'i öylesine çok seviyormuş ki, ömrünün son demlerini sevda dolu yüreklerin arasında geçirmesini nasip etmiş ona...
***
Biz geleceği bilemiyorduk tabii...
Ediz neden Eskişehirspor formasını tercih etti bilemezdik...
Ama Allah biliyordu...
Ediz öylesine güzel bir insandı ki; ölümünden sonra böylesine kocaman bir aileyi hakedetmişti...
Ve Allah ona bunu nasip etti...
Güzel futboluyla değil, kişiliğiyle, ahlakıyla, sevecenliğiyle tüm ESES sevdalılarının gönlünde taht kurdu...
Eskişehirspor'a gelişi meğerse sonsuz bir yolculuğun son hazırlığıymış...
Sonsuz bir hayatta, kendisine büyük bir aile yaratmak ve o büyük ailenin gurur duyabileceği bir insan olabilmek...
Ediz Bahtiyaroğlu bunu başarmıştı...
Vakit tamam denilince kanatlanıp uçmuştu...
Bir melek misali açık tribünden uçurdu onu büyük ailesi...
O tribünde sonsuza dek yaşayacak artık o meleğin adı...
***
Ediz'in büyük ailesi ESES sevdalıları onu öylesine sevmişlerdi ki;
Bu sevgiye hayran olan milyonlarca insan bu büyük aileye katıldı...
FB, GS, BJK, TS taraftarları...
Mersin, Adana, Diyarbakır, Van, Ağrı, Edirne, Yozgat, Samsun, Aydın, Manisa...
Memleketin en ücra köşesinde bile artık Ediz Bahtiyaroğlu ile gurur duyan bir aile ferdi var...
Kasımpaşa taraftarı...
Orduspor taraftarı...
Bucaspor taraftarı...
Göztepe taraftarı...
Karşıyaka taraftarı...
Elazığspor taraftarı...
Siirt Köy Hizmetleri Spor taraftarı...
Bodrumspor taraftarı..
Feriköy taraftarı...
Aklınıza hangisi gelirse...
Futbol ile yaşayan kim varsa...
Renklere, Armalara sevdalı kim varsa...
Hepsi Ediz Bahtiyaroğlu ile gurur duyan bir ailenin ferdi artık...
***
Ediz Bahtiyaroğlu öylesine çok sevildi ki;
Aile fertlerinin sayısı milyonlara ulaştı...
Milyonlarca ferdi bulunan ailen seninle gurur duyuyor Ediz Bahtiyoroğlu...
Kanatlanıp uçtuğun yerde Bahtiyar ol Ediz Bahtiyaroğlu....
Böyle demişti genç adam...
Tek arzusu,
Tek düşüncesi
Ve en büyük hayali...
Ailesinin gurur duyabileceği bir insan olabilmekti...
Bunu başardı genç adam...
Hayattaki duruşuyla
Yaşam tarzıyla
Efendiliğiyle
Ailesi onunla hep gurur duyacak...
***
İyi bir futbolcu olabildi mi?
Orasını bilemiyoruz...
Çok da önemsemiyoruz aslına bakarsanız...
Futbol oynadığı dönemlerde zaman zaman eleştirdik onu.
Zaman zaman "Ah be Ediz yapılır mı bu!? deyip hayıflandık.
Kimi zaman alkışladık,
Kimi zaman yuhladık...
Ancak futbol sahaları dışında onu her zaman alkışladık. takdir ettik...
Son olarak giymeyi tercih ettiği Eskişehirspor forması belki hayatında yaptığı en anlamlı tercih olmuştu...
"Ailem benimle gurur duysun yeter" derken Ediz;
Ailesinin bu kadar geniş olabileceğini belki hiç aklına getirmemişti...
Allah, Ediz'i öylesine çok seviyormuş ki, ömrünün son demlerini sevda dolu yüreklerin arasında geçirmesini nasip etmiş ona...
***
Biz geleceği bilemiyorduk tabii...
Ediz neden Eskişehirspor formasını tercih etti bilemezdik...
Ama Allah biliyordu...
Ediz öylesine güzel bir insandı ki; ölümünden sonra böylesine kocaman bir aileyi hakedetmişti...
Ve Allah ona bunu nasip etti...
Güzel futboluyla değil, kişiliğiyle, ahlakıyla, sevecenliğiyle tüm ESES sevdalılarının gönlünde taht kurdu...
Eskişehirspor'a gelişi meğerse sonsuz bir yolculuğun son hazırlığıymış...
Sonsuz bir hayatta, kendisine büyük bir aile yaratmak ve o büyük ailenin gurur duyabileceği bir insan olabilmek...
Ediz Bahtiyaroğlu bunu başarmıştı...
Vakit tamam denilince kanatlanıp uçmuştu...
Bir melek misali açık tribünden uçurdu onu büyük ailesi...
O tribünde sonsuza dek yaşayacak artık o meleğin adı...
***
Ediz'in büyük ailesi ESES sevdalıları onu öylesine sevmişlerdi ki;
Bu sevgiye hayran olan milyonlarca insan bu büyük aileye katıldı...
FB, GS, BJK, TS taraftarları...
Mersin, Adana, Diyarbakır, Van, Ağrı, Edirne, Yozgat, Samsun, Aydın, Manisa...
Memleketin en ücra köşesinde bile artık Ediz Bahtiyaroğlu ile gurur duyan bir aile ferdi var...
Kasımpaşa taraftarı...
Orduspor taraftarı...
Bucaspor taraftarı...
Göztepe taraftarı...
Karşıyaka taraftarı...
Elazığspor taraftarı...
Siirt Köy Hizmetleri Spor taraftarı...
Bodrumspor taraftarı..
Feriköy taraftarı...
Aklınıza hangisi gelirse...
Futbol ile yaşayan kim varsa...
Renklere, Armalara sevdalı kim varsa...
Hepsi Ediz Bahtiyaroğlu ile gurur duyan bir ailenin ferdi artık...
***
Ediz Bahtiyaroğlu öylesine çok sevildi ki;
Aile fertlerinin sayısı milyonlara ulaştı...
Milyonlarca ferdi bulunan ailen seninle gurur duyuyor Ediz Bahtiyoroğlu...
Kanatlanıp uçtuğun yerde Bahtiyar ol Ediz Bahtiyaroğlu....
24 Nisan 2013 Çarşamba
Ülkemizde yeni bir suç unsuru: Ediz Bahtiyaroğlu...
Evet yanlış okumadınız...
Gariplikler ülkesi olan Türkiye'de artık yeni bir suç unsuru var...
Ediz Bahtiyaroğlu...
Genç yaşta bir kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Ediz Bahtiyaroğlu...
Pırlanta gibi bir genç...
Takım arkadaşları ve Eskişehirspor taraftarlarının gönlünde taht kurmuş bir genç adam...
Takım arkadaşları tarafından öylesine çok seviliyor ki;
Değil aylar, yıllar da geçse onun acısı yüreklerden sökülüp atılamayacak...
Ediz Bahtiyaroğlu'nun aziz anısı her an onların yüreğinde yaşayacak...
Öylesine sevimli, öylesine sevilesi bir genç adam...
İşte bu güzel insan şimdi suç unsuru oldu...
***
Takım arkadaşları Onu kaybettikleri günden bu yana,
Her maça çıkarken Onun anısını yaşatmak için bir çaba içinde...
Atılan her gol Ona armağan ediliyor...
Alınan her galibiyet Ona armağan ediliyor...
Her türlü başarı Ediz'in diyor takım arkadaşları...
İşte onlardan biri de Erkan Zengin...
Bir maçta bir gol attı Erkan Zengin...
Tribünlere koştu...
Formasının altında, "Seni Unutmadık Ediz" yazılı bir tişort vardı...
Formasını kaldırıp bu yazıyı tüm sevenlerine gösterdi ve attığı golü onlara armağan etti...
Yani bir sevgi gösterisi...
Genç yaşta kaybedilen bir arkadaşa olan özlemin gösterisi...
Bir vefa duygusu...
TFF bu eylemi bir suç unsuru olarak gördü ve "Slogan" içerikli tişörtü gösterdiği için ceza aldı...
***
Burası Türkiye...
Bebek katilleri barış güvercini olur,
Ediz Bahtiyaroğlu sevgisi suç unsuru olur...
Tecavüzcüler iyi hal indirimi alır,
Genç yaşta hayatını kaybeden Ediz Bahtiyaroğlu suç unsuru olur...
Hırsızlar, dolandırıcılar, yetim hakkı yiyicileri, kalpazanlar,
Dokunulmazlık zırhına bürünür,
Ediz Bahtiyaroğlu'na sevgisini gösteren Erkan Zengin suçlu olur...
"Seni Unutmadık Ediz" yazısı küfürle, siyasi mesajla, tahrik unsuru mesajlarla bir tutulup ceza basılır bu memlekette...
Tff'nin yüreği yok!
Sevgi nedir,
Vefa nedir,
Haysiyyet nedir,
Bilmez onlar...
***
Sizler istediğiniz kadar ceza verin...
Ediz'in arkadaşları Onu unutmayacaklar...
Unutmadıklarını da her fırsatta gösterecekler...
Ona olan sevgilerini,
Ona olan vefa duygularını sizin sevgiye verdiğiniz cezalara rağmen her fırsatta göstermeye devam edecekler...
Siz Ediz Bahtiyaroğlu'nun haklarını koruyamadınız...
Emeğinin karşılığını halen ödemeyenlere karşı hiçbir yaptırımınız olamadı...
Onun hakkını aramaya yüreğiniz yetmedi ama;
Ona gösterilen sevgiyi cezalandırmaya gücünüz yetti değil mi!?
Gücünüz yetiyorsa Ediz Bahtiyaroğlu'nu seven tüm Eskişehirspor futbolcularına da verin bakalım bu cezaları...
Hatta hepsini cezalandırın Ediz'i sevdikleri için...
Hatta küme düşürün...
Ediz'in hakkını koruyamadınız ama sevgisine pranga vurun yüreksiz adamlar...
***
TFF bu cezayı verirken acaba TFF'de görevli efsaüne kaptanımız Fethi Heper'in bu konuya tepkisi ne olmuştur ya da ne olacaktır!?
Bunu çok merak ediyorum.
Efsane futbolcumuz Fethi hocamız hem bizim hem de Eskişehirsporlu futbolcuların ebedi kaptanıdır...
Ediz Bahtiyaroğlu'da onun takım arkadaşlarından biridir...
Fethi kaptan yine sessiz kalmayı mı tercih edecektir,
Yoksa "bu kadarı da fazla" deyip taraftarın kendisine verdiği "Efsane Kaptan" ünvanının gereklerini yerine mi getirecektir...
Bekleyip göreceğiz...
Fethi Heper'in konuyla ilgili tepkisi ne olursa olsun bizim için değeri eksilmeyecek...
Yüreğimizde hep aynı yerde kalacak...
Ama şu da bilinmeli ki;
Efsane Kaptan bunun karşısında da sessiz durmayı tercih ederse yüreğimiz çok acıyacak...
***
"Ediz benim evladımdır!"
Bu sözün sahibi sayın Halil Ünal...
Eskişehirspor başkanı...
Kulüpler Birliği başkanı...
Ediz konusunda yaptığı her şey takdirimizi topladı...
Açık tribünün adını "Ediz Bahtiyaroğlu Tribünü" olarak değiştirdi...
Ediz'in alacaklarını en hızlı şekilde ödeyen tek kulüp olmamızı sağladı...
Bizlerin ve sevenlerinin acısını paylaştı, o acıya ortak oldu, o acıyı sahiplendi...
Bu olayda da kendisinden evladına sahip çıkmasını bekliyoruz...
Haftalardır maruz kaldığımız hakem hatalarına sessiz kaldınız...
Fakat Ediz Bahtiyaroğlu sevgisinin sunç unsuru olarak kabul edilmesine sessiz kalmayacağınızı umut ediyoruz sayın başkanım...
***
SENİ UNUTMADIK EDİZ BAHTİYAROĞLU.....
Gariplikler ülkesi olan Türkiye'de artık yeni bir suç unsuru var...
Ediz Bahtiyaroğlu...
Genç yaşta bir kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Ediz Bahtiyaroğlu...
Pırlanta gibi bir genç...
Takım arkadaşları ve Eskişehirspor taraftarlarının gönlünde taht kurmuş bir genç adam...
Takım arkadaşları tarafından öylesine çok seviliyor ki;
Değil aylar, yıllar da geçse onun acısı yüreklerden sökülüp atılamayacak...
Ediz Bahtiyaroğlu'nun aziz anısı her an onların yüreğinde yaşayacak...
Öylesine sevimli, öylesine sevilesi bir genç adam...
İşte bu güzel insan şimdi suç unsuru oldu...
***
Takım arkadaşları Onu kaybettikleri günden bu yana,
Her maça çıkarken Onun anısını yaşatmak için bir çaba içinde...
Atılan her gol Ona armağan ediliyor...
Alınan her galibiyet Ona armağan ediliyor...
Her türlü başarı Ediz'in diyor takım arkadaşları...
İşte onlardan biri de Erkan Zengin...
Bir maçta bir gol attı Erkan Zengin...
Tribünlere koştu...
Formasının altında, "Seni Unutmadık Ediz" yazılı bir tişort vardı...
Formasını kaldırıp bu yazıyı tüm sevenlerine gösterdi ve attığı golü onlara armağan etti...
Yani bir sevgi gösterisi...
Genç yaşta kaybedilen bir arkadaşa olan özlemin gösterisi...
Bir vefa duygusu...
TFF bu eylemi bir suç unsuru olarak gördü ve "Slogan" içerikli tişörtü gösterdiği için ceza aldı...
***
Burası Türkiye...
Bebek katilleri barış güvercini olur,
Ediz Bahtiyaroğlu sevgisi suç unsuru olur...
Tecavüzcüler iyi hal indirimi alır,
Genç yaşta hayatını kaybeden Ediz Bahtiyaroğlu suç unsuru olur...
Hırsızlar, dolandırıcılar, yetim hakkı yiyicileri, kalpazanlar,
Dokunulmazlık zırhına bürünür,
Ediz Bahtiyaroğlu'na sevgisini gösteren Erkan Zengin suçlu olur...
"Seni Unutmadık Ediz" yazısı küfürle, siyasi mesajla, tahrik unsuru mesajlarla bir tutulup ceza basılır bu memlekette...
Tff'nin yüreği yok!
Sevgi nedir,
Vefa nedir,
Haysiyyet nedir,
Bilmez onlar...
***
Sizler istediğiniz kadar ceza verin...
Ediz'in arkadaşları Onu unutmayacaklar...
Unutmadıklarını da her fırsatta gösterecekler...
Ona olan sevgilerini,
Ona olan vefa duygularını sizin sevgiye verdiğiniz cezalara rağmen her fırsatta göstermeye devam edecekler...
Siz Ediz Bahtiyaroğlu'nun haklarını koruyamadınız...
Emeğinin karşılığını halen ödemeyenlere karşı hiçbir yaptırımınız olamadı...
Onun hakkını aramaya yüreğiniz yetmedi ama;
Ona gösterilen sevgiyi cezalandırmaya gücünüz yetti değil mi!?
Gücünüz yetiyorsa Ediz Bahtiyaroğlu'nu seven tüm Eskişehirspor futbolcularına da verin bakalım bu cezaları...
Hatta hepsini cezalandırın Ediz'i sevdikleri için...
Hatta küme düşürün...
Ediz'in hakkını koruyamadınız ama sevgisine pranga vurun yüreksiz adamlar...
***
TFF bu cezayı verirken acaba TFF'de görevli efsaüne kaptanımız Fethi Heper'in bu konuya tepkisi ne olmuştur ya da ne olacaktır!?
Bunu çok merak ediyorum.
Efsane futbolcumuz Fethi hocamız hem bizim hem de Eskişehirsporlu futbolcuların ebedi kaptanıdır...
Ediz Bahtiyaroğlu'da onun takım arkadaşlarından biridir...
Fethi kaptan yine sessiz kalmayı mı tercih edecektir,
Yoksa "bu kadarı da fazla" deyip taraftarın kendisine verdiği "Efsane Kaptan" ünvanının gereklerini yerine mi getirecektir...
Bekleyip göreceğiz...
Fethi Heper'in konuyla ilgili tepkisi ne olursa olsun bizim için değeri eksilmeyecek...
Yüreğimizde hep aynı yerde kalacak...
Ama şu da bilinmeli ki;
Efsane Kaptan bunun karşısında da sessiz durmayı tercih ederse yüreğimiz çok acıyacak...
***
"Ediz benim evladımdır!"
Bu sözün sahibi sayın Halil Ünal...
Eskişehirspor başkanı...
Kulüpler Birliği başkanı...
Ediz konusunda yaptığı her şey takdirimizi topladı...
Açık tribünün adını "Ediz Bahtiyaroğlu Tribünü" olarak değiştirdi...
Ediz'in alacaklarını en hızlı şekilde ödeyen tek kulüp olmamızı sağladı...
Bizlerin ve sevenlerinin acısını paylaştı, o acıya ortak oldu, o acıyı sahiplendi...
Bu olayda da kendisinden evladına sahip çıkmasını bekliyoruz...
Haftalardır maruz kaldığımız hakem hatalarına sessiz kaldınız...
Fakat Ediz Bahtiyaroğlu sevgisinin sunç unsuru olarak kabul edilmesine sessiz kalmayacağınızı umut ediyoruz sayın başkanım...
***
SENİ UNUTMADIK EDİZ BAHTİYAROĞLU.....
14 Ekim 2012 Pazar
Bir garip Alex olayı ve Ediz Bahtiyaroğlu...
Alex de Souza...
Aziz Yıldırım...
Recep Tayyip Erdoğan...
İlginç bir üçleme...
Alex ve Aziz Yıldırım'ın aynı olay dahilinde bulunmaları son derece normal.
Ancak Ülkemizin Başbakanı'nın bu olayın içine girmesi bana çok ilginç geldi...
***
Türkiye'de bugüne kadar Alex olayına benzer bir çok olay yaşandı...
Nice topçular geldi geçti...
Nicesine haksızlıklar yapıldı...
Hiçbirisi ülkenin başbakanı tarafından bu kadar büyük bir ilgi ve alaka görmedi...
Ülkedeki bir çok futbolsever gibi bende Alex olayını halen tam olarak anlamış değilim...
Alex bildiğim kadarıyla Aziz Yıldırım'ı çok seviyordu...
Aziz Yıldırım da onu çok seviyordu...
Hatta Aykut Kocaman bile Alex'i çok seviyordu...
Birden bu aşk bitti...
Aziz Yıldırım Alex'i sevmez oldu...
Aykut Kocaman Alex'e sahip çıktı...
Alex Kocaman'ın sevgisini kendisi de "Aykut Hoca olmasaydı ben yoktum" diyerek dile getirdi...
Aziz Yıldırım hapse girmekten bir şekilde kurtulup dışarı çıktıktan sonra bu aşk üçgenindeki gariplikler ortaya çıkmaya başladı...
Ve sonuçta Alex gitti...
Olan Samet'e oldu...
***
Aziz Yıldırım'ın serbest bırakılmasının hemen akabinde ortaya çıkan bu Alex krizi aslında farklı bir boyut kazandırdı olaya bakış açımıza. Alex'in gönderilme kararının ardında Aziz Yıldırım kısmende olsa FB taraftarının gözünde itibarsızlaştırıldı. Bir gurup Yıldırım'ın resimleri bulunan tişörtleri yaktı. Medyanın gözleri önünde yapılan bu eylem ile FB taraftarının başkanlarına olan bağlılığının zedelendiği mi gösterilmek istendi!?
FB taraftarı yıldırım içerde iken ölümüne bağlı olduklarını yaptıkları eylemlerle ortaya koymuşlardı. Bu bağlılık bir Alex'in gidişiyle mi sarsıldı!? Hapse girmesine kesin gözüyle bakılan Aziz Yıldırım'ın suç işlemiş olmasına rağmen serbest bırakılması zaten tam bir muamma. Acaba önümüzdeki yerel seçimlerden sonra Aziz Yıldırım yeniden içeri alınacak mı!?
***
Kafamızda bir sürü soru işareti oluşmuşken birden bire yeni bir sevgi yumağının içinde bulduk kendimizi...
Meğer ülkemizin başbakanı da Alex'i pek seviyormuş...
Acaba birden bire ortaya çıkan bu sevgi Recep Tayyip Erdoğan ve Aziz Yıldırım arasındaki husumetin bir eseri olabilir mi!? Düşmanımın düşmanı benim dostumdur sözünden kaynaklanan bir sevgi yumağı mı oluşmuştur başbakan ile Alex arasında...
R. T. Erdoğan Alex'i okadar sevmişki, Dolmabahçe Sarayı'nda kendisini kabul etmiş, duygusal anlar eşleğinde ülkesine uğurlamış... Hediyeler de verilmiş...
Basından bugün öğrenebildiğimize göre Alex'e başbakan tarafından bir de ulusal görev verilmiş...
***
Bu olaya ilişkin kafamızda oluşan muamma sürüyor...
Düşündükçe yeni soru işaretleri beliriyor...
Bugün Alex ile Başbakan arasındaki muhabbeti düşünürken aklıma bir soru daha geldi...
Ediz Bahtiyaroğlu bu mamlakatin çocuğu değil miydi!?
Genç yaşta hayatını kaybeden bu futbolcumuza yapılan haksızlık, Alex'e yapılan haksızlıktan da daha beter değil miydi!?
26 Yaşında hayatını kaybeden Ediz evladımız, kardeşimiz oynadığı kulüplerden halen alacaklı durumda...
Parasını ödemiyorlar çocuğun...
Kimsenin umurunda değil...
Ulusal medyada bir kaç muhabir - yazar konuyu dile getirdi...
Ama kimse umursamadı...
Ediz'in alacaklarının ödenmemesi Alex'in gönderilmesinden daha önemli değildi...
Alex gönderiliyor diye Dolmabahçe Sarayı'nda nerdeyse yas ilan edecek olanlar Ediz'e yapılan haksızlıktan haberdar bile değillerdir eminim...
***
Alex için haftalardır ülkenin gündemini meşgul edenler Ediz Bahtiyaroğlu için tek kelime etmeye cesaret edemiyorlar...
Alex'in mağduriyeti nedir!?
Parasını mı alamamıştır!?
Kendisine sövülmüş müdür!?
Dövülmüş müdür!?
Hakarete mi uğramıştır!?
Kulüp yönetimi karar vermiş bizim işimize yaramaz artık demiş yollamış...
Şeytan bunun neresinde!?
***
Fakat rahmetli Ediz Bahtiyaroğlu'nun manevi şahsiyeti büyük bir haksızlıkla karşı karşıyadır...
Ediz'in parasını ödemiyorlar...
Ediz'in bilinen alacaklarının yanı sıra bilinmeyen alacakları var mıdır henüz bilmiyoruz!?
Eskişehirspor yönetimi çıkıp "Ediz'e borcumuz vardır" ya da "Ediz evladımıza borcumuzu yoktur" diye bir açıklama bile yapamadı...
Alex için yeri göğü ayağa kaldıranlar...
Biriniz sadece biriniz yüreğiniz yetiyorsa Ediz Bahtiyaroğlu'nun alacaklarını işgal ettiğiniz köşelerde ekranlarda dile getirin.
Yüreğiniz yetiyorsa buyrun meydana....
Aziz Yıldırım...
Recep Tayyip Erdoğan...
İlginç bir üçleme...
Alex ve Aziz Yıldırım'ın aynı olay dahilinde bulunmaları son derece normal.
Ancak Ülkemizin Başbakanı'nın bu olayın içine girmesi bana çok ilginç geldi...
***
Türkiye'de bugüne kadar Alex olayına benzer bir çok olay yaşandı...
Nice topçular geldi geçti...
Nicesine haksızlıklar yapıldı...
Hiçbirisi ülkenin başbakanı tarafından bu kadar büyük bir ilgi ve alaka görmedi...
Ülkedeki bir çok futbolsever gibi bende Alex olayını halen tam olarak anlamış değilim...
Alex bildiğim kadarıyla Aziz Yıldırım'ı çok seviyordu...
Aziz Yıldırım da onu çok seviyordu...
Hatta Aykut Kocaman bile Alex'i çok seviyordu...
Birden bu aşk bitti...
Aziz Yıldırım Alex'i sevmez oldu...
Aykut Kocaman Alex'e sahip çıktı...
Alex Kocaman'ın sevgisini kendisi de "Aykut Hoca olmasaydı ben yoktum" diyerek dile getirdi...
Aziz Yıldırım hapse girmekten bir şekilde kurtulup dışarı çıktıktan sonra bu aşk üçgenindeki gariplikler ortaya çıkmaya başladı...
Ve sonuçta Alex gitti...
Olan Samet'e oldu...
***
Aziz Yıldırım'ın serbest bırakılmasının hemen akabinde ortaya çıkan bu Alex krizi aslında farklı bir boyut kazandırdı olaya bakış açımıza. Alex'in gönderilme kararının ardında Aziz Yıldırım kısmende olsa FB taraftarının gözünde itibarsızlaştırıldı. Bir gurup Yıldırım'ın resimleri bulunan tişörtleri yaktı. Medyanın gözleri önünde yapılan bu eylem ile FB taraftarının başkanlarına olan bağlılığının zedelendiği mi gösterilmek istendi!?
FB taraftarı yıldırım içerde iken ölümüne bağlı olduklarını yaptıkları eylemlerle ortaya koymuşlardı. Bu bağlılık bir Alex'in gidişiyle mi sarsıldı!? Hapse girmesine kesin gözüyle bakılan Aziz Yıldırım'ın suç işlemiş olmasına rağmen serbest bırakılması zaten tam bir muamma. Acaba önümüzdeki yerel seçimlerden sonra Aziz Yıldırım yeniden içeri alınacak mı!?
***
Kafamızda bir sürü soru işareti oluşmuşken birden bire yeni bir sevgi yumağının içinde bulduk kendimizi...
Meğer ülkemizin başbakanı da Alex'i pek seviyormuş...
Acaba birden bire ortaya çıkan bu sevgi Recep Tayyip Erdoğan ve Aziz Yıldırım arasındaki husumetin bir eseri olabilir mi!? Düşmanımın düşmanı benim dostumdur sözünden kaynaklanan bir sevgi yumağı mı oluşmuştur başbakan ile Alex arasında...
R. T. Erdoğan Alex'i okadar sevmişki, Dolmabahçe Sarayı'nda kendisini kabul etmiş, duygusal anlar eşleğinde ülkesine uğurlamış... Hediyeler de verilmiş...
Basından bugün öğrenebildiğimize göre Alex'e başbakan tarafından bir de ulusal görev verilmiş...
***
Bu olaya ilişkin kafamızda oluşan muamma sürüyor...
Düşündükçe yeni soru işaretleri beliriyor...
Bugün Alex ile Başbakan arasındaki muhabbeti düşünürken aklıma bir soru daha geldi...
Ediz Bahtiyaroğlu bu mamlakatin çocuğu değil miydi!?
Genç yaşta hayatını kaybeden bu futbolcumuza yapılan haksızlık, Alex'e yapılan haksızlıktan da daha beter değil miydi!?
26 Yaşında hayatını kaybeden Ediz evladımız, kardeşimiz oynadığı kulüplerden halen alacaklı durumda...
Parasını ödemiyorlar çocuğun...
Kimsenin umurunda değil...
Ulusal medyada bir kaç muhabir - yazar konuyu dile getirdi...
Ama kimse umursamadı...
Ediz'in alacaklarının ödenmemesi Alex'in gönderilmesinden daha önemli değildi...
Alex gönderiliyor diye Dolmabahçe Sarayı'nda nerdeyse yas ilan edecek olanlar Ediz'e yapılan haksızlıktan haberdar bile değillerdir eminim...
***
Alex için haftalardır ülkenin gündemini meşgul edenler Ediz Bahtiyaroğlu için tek kelime etmeye cesaret edemiyorlar...
Alex'in mağduriyeti nedir!?
Parasını mı alamamıştır!?
Kendisine sövülmüş müdür!?
Dövülmüş müdür!?
Hakarete mi uğramıştır!?
Kulüp yönetimi karar vermiş bizim işimize yaramaz artık demiş yollamış...
Şeytan bunun neresinde!?
***
Fakat rahmetli Ediz Bahtiyaroğlu'nun manevi şahsiyeti büyük bir haksızlıkla karşı karşıyadır...
Ediz'in parasını ödemiyorlar...
Ediz'in bilinen alacaklarının yanı sıra bilinmeyen alacakları var mıdır henüz bilmiyoruz!?
Eskişehirspor yönetimi çıkıp "Ediz'e borcumuz vardır" ya da "Ediz evladımıza borcumuzu yoktur" diye bir açıklama bile yapamadı...
Alex için yeri göğü ayağa kaldıranlar...
Biriniz sadece biriniz yüreğiniz yetiyorsa Ediz Bahtiyaroğlu'nun alacaklarını işgal ettiğiniz köşelerde ekranlarda dile getirin.
Yüreğiniz yetiyorsa buyrun meydana....
26 Eylül 2012 Çarşamba
Pancarcı ve Tüpçü, Ediz'in hakkını alabilecek mi!?
Konuyu genç futbolcumuz Ediz Bahtiyaroğlu'nun ölümünden hemen sonra Necdet Mansız gündeme getirmişti. Hem TFF başkanı, hem de Kulüpler Birliği başkanına çağrıda bulunarak Ediz Bahtiyaroğlu'nun mevcut alacaklarının bir şekilde tahsil edilerek ailesine teslim edilmesi için gerekli çalışmaları yapmalarını istemişti. Bugün (26 Eylül 1012) Haber Türk gazetesinde Atilla Türker de aynı konuya temas etti. Atilla Türker "Hakkını helal et Ediz!" başlıklı yazısında Ediz'in Bucaspor ve Ankaragücü kulüplerinden alamadığı alacaklarının toplam 598 bin lira civarında olduğunu belirtiyor.
***
26 yaşında hayata veda etmiş gencecik bir evlatlarını kaybeden ailesi belki bu paranın peşine düşmeyebilirler. Hatta bir o kadar daha paraları olsa onu da verirlerdi Ediz'in yaşaması için. Ediz'in cenazesinde herkes ona hakkını helal etti ancak acaba o helal etti mi!? Ediz'e borç takan yüzsüzler aradan bunca zaman geçmesine rağmen neden çıkıp bir açıklama yapmadılar!? "Ediz Bahtiyaroğlu'nun vefatından derin bir üzüntü duyuyoruz. Kulübümüzde bulunan alacakları en kısa zamanda ailesine ödenecektir" şeklinde bir açıklama yapamayan Bucaspor ve Ankaragücü yönetimleri bırakın böyle bir açıklama yapmayı belki de borçlarını ödememeyi bile düşünüyorlardır.
***
Bu noktada TFF başkanı ve Kulüpler Birliği başkanı devreye girmelidirler. Yıldırım Demirören ve Halil ünal oturdukları koltukların hakkını teslim etmeli ve genç yaşta kaybettiğimiz Ediz Bahtiyaroğlu'nun alacaklarının tahsil edilmesi için acilen bir çözüm üretmelidirler. Yıldırım Demirören Türk futbolunu yöneten adam olarak bugüne kadar bu konuda hiç bir açıklama yapmadı. Elbette gazetecilerin bildikleri bu gerçeği o da biliyordu. Üzerinde bulunan sorumluluk duygusu ile milletin karşısına çıkıp " Ediz Bahtiyaroğlu kardeşimizin iki kulüpte toplam şu kadar alacağı vardır. Bu kulüplerimizin bu borçlarını acilen ödemelerini istiyoruz. Ödeme yapılmadığı takdirde yasal işlemler hızlandırılacak ve çeşitli yaptırımlar uygulanacaktır" şeklinde bir açıklama yapmak mümkün değil miydi!?
***
Gelelim Halil Ünal cephesine...
Halil Ünal hem Kulüpler Birliği başkanı, hem de Ediz'in vefat ettiği sırada formasını giydiği Eskişehirspor'un başkanıdır. Yani Ediz Bahtiyaroğlu'nu çok daha yakından tanıyan ve onun haklarını çok daha iyi takip etmesi gereken birisi. Ne yazık ki, şu ana kadar Necdet Mansız'ın ısrarlı çağrılarına rağmen kendisi bu yönde en ufak bir adım atmamıştır. Bundan sonra atacak mıdır!? Onu da bilmiyoruz. Umudumuz var mıdır!? Benim pek umudum yok doğrusu!
***
Halil Ünal bugüne kadar verdiği sözleri tutmamakla hafızalarımızda önemli bir yer tuttu. Necdet Mansız'ın yazılarını sadece üç beş Eskişehirli okuyor diye pek kaale almamış olabilir. Ancak şimdi ulusal bir gazetede konu gündeme geldi. Muhtemelen çıkıp süslü birkaç söz edecek ve tabiri caizse Ediz'i sevenlerin "gazını alarak" laf salatası yapmaya devam edecektir. Elbette gönlümüz ister ki, Halil Ünal başkanımız gerekeni yapsın ve bizleri bu yazdıklarımızdan dolayı utandırsın! Fakat bugüne kadar bizlerde bıraktığı izlenim bizi olumsuz düşüncelere itmektedir.
***
Gün ola harman ola, diyelim...
Bakalım tüpçü ve pancarcı el ele vererek genç yaşta vefat etmiş bir futbolcumuzun hakkını savunabilecekler mi!?...
***
26 yaşında hayata veda etmiş gencecik bir evlatlarını kaybeden ailesi belki bu paranın peşine düşmeyebilirler. Hatta bir o kadar daha paraları olsa onu da verirlerdi Ediz'in yaşaması için. Ediz'in cenazesinde herkes ona hakkını helal etti ancak acaba o helal etti mi!? Ediz'e borç takan yüzsüzler aradan bunca zaman geçmesine rağmen neden çıkıp bir açıklama yapmadılar!? "Ediz Bahtiyaroğlu'nun vefatından derin bir üzüntü duyuyoruz. Kulübümüzde bulunan alacakları en kısa zamanda ailesine ödenecektir" şeklinde bir açıklama yapamayan Bucaspor ve Ankaragücü yönetimleri bırakın böyle bir açıklama yapmayı belki de borçlarını ödememeyi bile düşünüyorlardır.
***
Bu noktada TFF başkanı ve Kulüpler Birliği başkanı devreye girmelidirler. Yıldırım Demirören ve Halil ünal oturdukları koltukların hakkını teslim etmeli ve genç yaşta kaybettiğimiz Ediz Bahtiyaroğlu'nun alacaklarının tahsil edilmesi için acilen bir çözüm üretmelidirler. Yıldırım Demirören Türk futbolunu yöneten adam olarak bugüne kadar bu konuda hiç bir açıklama yapmadı. Elbette gazetecilerin bildikleri bu gerçeği o da biliyordu. Üzerinde bulunan sorumluluk duygusu ile milletin karşısına çıkıp " Ediz Bahtiyaroğlu kardeşimizin iki kulüpte toplam şu kadar alacağı vardır. Bu kulüplerimizin bu borçlarını acilen ödemelerini istiyoruz. Ödeme yapılmadığı takdirde yasal işlemler hızlandırılacak ve çeşitli yaptırımlar uygulanacaktır" şeklinde bir açıklama yapmak mümkün değil miydi!?
***
Gelelim Halil Ünal cephesine...
Halil Ünal hem Kulüpler Birliği başkanı, hem de Ediz'in vefat ettiği sırada formasını giydiği Eskişehirspor'un başkanıdır. Yani Ediz Bahtiyaroğlu'nu çok daha yakından tanıyan ve onun haklarını çok daha iyi takip etmesi gereken birisi. Ne yazık ki, şu ana kadar Necdet Mansız'ın ısrarlı çağrılarına rağmen kendisi bu yönde en ufak bir adım atmamıştır. Bundan sonra atacak mıdır!? Onu da bilmiyoruz. Umudumuz var mıdır!? Benim pek umudum yok doğrusu!
***
Halil Ünal bugüne kadar verdiği sözleri tutmamakla hafızalarımızda önemli bir yer tuttu. Necdet Mansız'ın yazılarını sadece üç beş Eskişehirli okuyor diye pek kaale almamış olabilir. Ancak şimdi ulusal bir gazetede konu gündeme geldi. Muhtemelen çıkıp süslü birkaç söz edecek ve tabiri caizse Ediz'i sevenlerin "gazını alarak" laf salatası yapmaya devam edecektir. Elbette gönlümüz ister ki, Halil Ünal başkanımız gerekeni yapsın ve bizleri bu yazdıklarımızdan dolayı utandırsın! Fakat bugüne kadar bizlerde bıraktığı izlenim bizi olumsuz düşüncelere itmektedir.
***
Gün ola harman ola, diyelim...
Bakalım tüpçü ve pancarcı el ele vererek genç yaşta vefat etmiş bir futbolcumuzun hakkını savunabilecekler mi!?...
17 Eylül 2012 Pazartesi
KoreoESES ve Bizans medyası...
Öncelikle defaatle açıklamış olmamıza rağmen bu "Bizans" mevzusuna bir açıklık getirmek isterim.
Futbol sektöründe Bizans tanımlamasını en çok kullanan biz Eskişehirsporlular'ın Bizans'tan kastı şudur efendim: Bildiğiniz üzere yakın tarihimizde olsun uzak tarihimizde olsun üç İstanbul takımı, yani fb, gs, bjk'nin oynadığı ayak oyunları ayyuka çıkmıştır. Oynanan bu oyunların varlığını herkes bilmekle birlikte kabullenilmesi gerektiği durumlarda hiç kimse kabullenmese de biz biliyoruz... Tıpkı Bizans döneminde ayyuka çıkan Bizans oyunları gibi. Yoksa ne bu üç takımın Bizans takımı olduğunu ne de bu üç takımı tutan dostlarımızın Bizanslı olduğunu vurgulamak gibi bir niyetimiz vardır!. Hele ki İstanbul'u Bizans olarak adlandırmak gibi bir niyetimiz asla ve asla olamaz!
***
Futbol sektöründe ilk tribün gösterileni imza atan, futbolda tribün kültürünü var eden Eskişehirspor taraftarı yine aynı şekilde ilkleri yapmaya devam etmektedir. BandoESES ile tribündeki coşkuyu müzik ile zirveye taşıyan Eskişehirspor sevdalıları, KoreoESES ile de ağabeylerinin Atatürk Stadı'nda başlattığı ve gazetelerin o dönemlerde "Burası ne Rive Plate, ne de Maracana, Burası Eskişehir Atatürk Stadı" şeklinde sür manşet yaptıkları gösterileri bugün çok daha büyük boyutlarda yaparak aldıkları emaneti daha da ileri götürmenin gayreti içindedirler...
***
Son olarak tüm futbolseverlerin duygulandığı, bir çoğumuzun gözyaşları içinde izlediği bir gösteri hazırladılar. Eskişehirspor sevdalısı genç kardeşim Emre Angı'nın önderliğinde çalışmalarını sürdüren KoreoESES'in bu muhteşem gösterisini ne yazık ki tv ekranlarında doya doya izleyemedik. Birkaç gün evvel kaybettiğimiz 26 yaşındaki futbolcumuz Ediz Bahtiyaroğlu için hazırlanan ve onu bir melek olarak tasvir eden bu gösteri büyük emeleklerle hazırlandı. Yüreği Kara&Kızıl sevda ve vefa duygusu ile dolu olan gençler 5 gün boyunca geceli gündüzlü, yarı aç, yarı tok hazırladılar bu gösteriyi...
***
Yoruldular...
Üzüldüler zaman zaman...
Ama yılmadılar, yıkılmadılar....
Yüreklerinde sevda ve vefa onlara güç verdi...
Ayakta tuttu onları...
Bizler ise, sadece televizyon ekranlarında çok az görebildiğimize yanabildik....
Elimizden başka bir şey gelmedi...
***
Hepsini tek tek alınlarından öpmeli,
Hatta bu güzelliği futbol kamuoyuna sunan, vefa'nın İstanbul'da bir semt olmadığını bizlere bir kez daha anımsatan o gençlerin tek tek ellerinden öpmeli...
Hepsini tek tek bağrmıza basmalıyız...
Sağolun çocuklar, varolun...
***
Düşünüyorum böylesi bir gösteriyi bahsettiğimiz üç takımdan birinin taraftar gurubu yapsaydı neler olurdu!?
Bir kere maç esnasında çok daha uzun süre ekranlarda kalırdı....
Maçın durakladığı anlarda bu gösteri defalarca ekrana getirilirdi...
Maçı anlatanlar sürekli bu gösterinin detaylarını anlatırlardı...
Ertesi gazetelerde birinci sayfalarından, tam sayfa verirlerdi....
Spor programlarında belgesel tarzında bir hafta boyunca konuşulur, yapanlar onure edilirdi...
Kim bilir daha neler neler!?
***
Fakat bu gösteriyi yapanlar Eskişehirspor taraftarı olunca, henüz yeni vefat etmiş genç bir kardeşimiz için bile olsa bir kaç saniye gösterip geçerler... Emeğe saygı bile yok... Sadece bir kaç cümle ve bir kaç saniye... Hepsi bu kadar... Fazlasına gerek yok... Neredeyse üç takımdan birini tutmayana kız vermeyecek olan bir toplum içinde medyanın bu şekilde davranması da son derece doğal değil mi!,,,
***
Son söz: TÜRKİYE'DE BİR TATIKM TUTULUR, BİR DE ESKİŞEHİRSPOR'A AŞIK OLUNUR!
Futbol sektöründe Bizans tanımlamasını en çok kullanan biz Eskişehirsporlular'ın Bizans'tan kastı şudur efendim: Bildiğiniz üzere yakın tarihimizde olsun uzak tarihimizde olsun üç İstanbul takımı, yani fb, gs, bjk'nin oynadığı ayak oyunları ayyuka çıkmıştır. Oynanan bu oyunların varlığını herkes bilmekle birlikte kabullenilmesi gerektiği durumlarda hiç kimse kabullenmese de biz biliyoruz... Tıpkı Bizans döneminde ayyuka çıkan Bizans oyunları gibi. Yoksa ne bu üç takımın Bizans takımı olduğunu ne de bu üç takımı tutan dostlarımızın Bizanslı olduğunu vurgulamak gibi bir niyetimiz vardır!. Hele ki İstanbul'u Bizans olarak adlandırmak gibi bir niyetimiz asla ve asla olamaz!
***
Futbol sektöründe ilk tribün gösterileni imza atan, futbolda tribün kültürünü var eden Eskişehirspor taraftarı yine aynı şekilde ilkleri yapmaya devam etmektedir. BandoESES ile tribündeki coşkuyu müzik ile zirveye taşıyan Eskişehirspor sevdalıları, KoreoESES ile de ağabeylerinin Atatürk Stadı'nda başlattığı ve gazetelerin o dönemlerde "Burası ne Rive Plate, ne de Maracana, Burası Eskişehir Atatürk Stadı" şeklinde sür manşet yaptıkları gösterileri bugün çok daha büyük boyutlarda yaparak aldıkları emaneti daha da ileri götürmenin gayreti içindedirler...
***
Son olarak tüm futbolseverlerin duygulandığı, bir çoğumuzun gözyaşları içinde izlediği bir gösteri hazırladılar. Eskişehirspor sevdalısı genç kardeşim Emre Angı'nın önderliğinde çalışmalarını sürdüren KoreoESES'in bu muhteşem gösterisini ne yazık ki tv ekranlarında doya doya izleyemedik. Birkaç gün evvel kaybettiğimiz 26 yaşındaki futbolcumuz Ediz Bahtiyaroğlu için hazırlanan ve onu bir melek olarak tasvir eden bu gösteri büyük emeleklerle hazırlandı. Yüreği Kara&Kızıl sevda ve vefa duygusu ile dolu olan gençler 5 gün boyunca geceli gündüzlü, yarı aç, yarı tok hazırladılar bu gösteriyi...
***
Yoruldular...
Üzüldüler zaman zaman...
Ama yılmadılar, yıkılmadılar....
Yüreklerinde sevda ve vefa onlara güç verdi...
Ayakta tuttu onları...
Bizler ise, sadece televizyon ekranlarında çok az görebildiğimize yanabildik....
Elimizden başka bir şey gelmedi...
***
Hepsini tek tek alınlarından öpmeli,
Hatta bu güzelliği futbol kamuoyuna sunan, vefa'nın İstanbul'da bir semt olmadığını bizlere bir kez daha anımsatan o gençlerin tek tek ellerinden öpmeli...
Hepsini tek tek bağrmıza basmalıyız...
Sağolun çocuklar, varolun...
***
Düşünüyorum böylesi bir gösteriyi bahsettiğimiz üç takımdan birinin taraftar gurubu yapsaydı neler olurdu!?
Bir kere maç esnasında çok daha uzun süre ekranlarda kalırdı....
Maçın durakladığı anlarda bu gösteri defalarca ekrana getirilirdi...
Maçı anlatanlar sürekli bu gösterinin detaylarını anlatırlardı...
Ertesi gazetelerde birinci sayfalarından, tam sayfa verirlerdi....
Spor programlarında belgesel tarzında bir hafta boyunca konuşulur, yapanlar onure edilirdi...
Kim bilir daha neler neler!?
***
Fakat bu gösteriyi yapanlar Eskişehirspor taraftarı olunca, henüz yeni vefat etmiş genç bir kardeşimiz için bile olsa bir kaç saniye gösterip geçerler... Emeğe saygı bile yok... Sadece bir kaç cümle ve bir kaç saniye... Hepsi bu kadar... Fazlasına gerek yok... Neredeyse üç takımdan birini tutmayana kız vermeyecek olan bir toplum içinde medyanın bu şekilde davranması da son derece doğal değil mi!,,,
***
Son söz: TÜRKİYE'DE BİR TATIKM TUTULUR, BİR DE ESKİŞEHİRSPOR'A AŞIK OLUNUR!
16 Eylül 2012 Pazar
Ediz için galibiyet değil, 11 sarı kart istiyoruz...
Dün ağız birliği etmiş O'nu eleştiriyorduk.
Dün kızabiliyorduk O'na...
Tribünden bağırıp yaptığı hatayı düzeltmesini isteyebiliyorduk...
Takımdan gitmesini bile isteyenimiz vardı...
Bugün!?...
Bugün Ediz yok!
Yüzündeki tebessüm yok...
Gözlerindeki ışıltı yok...
Yüreğindeki güzellikler yok!...
Yok ulan işte yok!
Ediz Bahtiyaroğlu yok artık...
***
Bir acı daha yaktı yüreğimizi
Necdet abimizin acısını henüz atlatamadan, Sinan'ımızın halen bir yerlerden çıkıp gelebileceğini düşünürken, Ediz'in yokluğunu sardı tüm bedenimizi. Bir alev topu gibi. Yıllardır süren bir hasret acısı gibi çöktü kaldı Ediz'in yokluğu böğrümüze...
Sabahın bu saatinde kalkmışım, bu akşam maçı nasıl izleyebileceğimi düşünüyorum. Hani maç var da, puana ihtiyacımız var, kazanmaya ihtiyacımız var, o kutlu forma, o kutlu arma, o büyük taraftar, hepsi var da Ediz yok!
Ola ne olacaktı ki, hangimizin umurunda olacaktı!?
Belki, yine kızacaktık, belki sövecektik inceden inceden...
Ama olsaydı ya!
O olsaydı da biz kızsaydık!
Hatta, bir top kaçırsa, bir adam kaçırsa, bir gol yesek...
Yediğimiz ol gol ile maçı kaybetseydik ya!
Nolurdu yani kıyamet mi kopardı!?
***
Bugün kötü olacak!
Ölüm haberini aldığımız gün gibi ikinci kez alacağız sanki bu acı haberi!
Birçok gönüldaşım yine, Atatürk Stadı'nın basamaklarını ıslatacak gözyaşlarıyla...
Biz TV başında ağlayacağız...
Hayat bir kez daha vuracak gerçeği suratımıza...
Ediz öldü!
Bugün maç saati bir kez daha alacağız bu haberi....
Kendimi hazırlamaya çalışıyorum...
Maç anını düşündükçe sarsılıyorum oturduğum koltukta...
Göz göre göre Ediz bugün ölecek!
Hepimiz biliyoruz,
Cümle alem biliyor...
Ediz bugün Atatürk Stadı'nda bir kez daha ölecek!
***
Bugün Ediz'in arkadaşları var olacak sahada...
Ediz için oynayacaklar...
Yaşam "Ediz Yok Artık Ulan" diyerek gerçeği haykırdıkça, onlar "Ediz var, hepimiz Ediz Bahtiyaroğlu'yuz" diye haykıracaklar yürekleriyle...
Ben kendi adıma bugün onlardan bir tek şey istiyorum...
Bir gol ve bu golün ardından 11 sarı kart...
Biliyorum belki biraz haddimi aşacağım ama, bir istekte daha bulunabilirim...
İkinci bir gol ve ikinci sarıdan 11 kırmızı kart...
5 Eylül 2012 Çarşamba
Yuh be Ediz!!!
En son hangi maçta böyle kızmıştım sana hatırlamıyorum. Yine bir top mu kaptırmıştın, yoksa kademeye girmekte geç mi kalmıştın hiç anımsamıyorum. Ama iyi biliyorum kızmıştım. Hatta hepimiz kızmıştık zaman zaman. Hani biz hepinizden iyi biliriz ya bu futbol denen mereti. Hani TV karşısında ya da tribünde sizlerden daha iyi oynarız ya! İşte öylesine kızardık sana.
"Yuh be Ediz, o top kaptırılır mı!?"
"Haydi be Ediz koş biraz ya!"
***
Kızmamak elde değil ki, bazen iki gözüm.
Olmadık işler yapıyorsun. Bak yine yaptın yapacağını.
Alıp başını gittin. Bizi hiç mi düşünmedin be kardeşim.
Sana kızıyoruz diye sevmiyoruz mu zannettin yoksa!?
Bilmiyor musun ki biz sevdiğimiz adama kızarız.
Sahadaki hallerine kızdık belki ama, efendiliğin, karakterin, insanlığınla kalbimizdeki yerini almıştın be kardeşim. Bak yine bize saç baş yoldurdun be Ediz!
Hani en azından topu taca atsaydın ya!
Olmadı şişir gitsin, o da olmadı kaleciye geri pas yap.
Olmadı...
***
Olmadı değil mi Ediz?...
Azrail'in pençesinden kurtulmak olmadı.
Ne geri pas yapabildin, ne de topu taca atabildin.
Sen bize aldırma,
Bizim dediğimiz kadar kolay olaydı topu taça atmak sen mutlaka atardın.
***
Bu aralar yine seni çekiştiriyorduk Ediz...
Nerde bu adam, niye kadroya giremiyor diye hayıflanıp duruyorduk
Mersin maçından sonra bir arkadaşa "Yahu bu Ediz yok ortalıkta biz bu adamı niye transfer ettik ki!" diye hayıflanmıştım. O da "Abi boş ver zamanı gelir oynar, en azından efendi adam, Eskişehirspor'a yakışan biri" demişti. Doğru demişti...
Biz ESES sevdalıları için önemli olan da oydu zaten.
Duruşuyla Eskişehirspor'a yakışmalıydı bizim futbolcumuz..
Ve sen gerçekten o kutlu formaya yakışmıştın be Edizim...
***
Şimdi anladım ben seni neden transfer ettiğimizi...
Biz senin acını yaşamak için getirdik Eskişehir'e...
Her şeyi hepimizden iyi bilen Tanrımız seni bize yolladı ki, adın hiç unutulmasın. Dualar üzerinden hiç eksik olmasın. Aradan yıllar da geçse, bir miras gibi adın nesilden nesile geçsin. Tıpkı Necdet abimiz gibi, Sinanımız gibi, Sör Gegiç gibi... Abdullah Matay gibi... Aziz Bolel gibi...
Allah seni bize gönderdi, çünkü biliyordu ki, seni bizim gibi seven olmazdı.
***
Mekanın cennet olsun kardeşim. Kabrin nur ile dolsun.
Tüm camiamıza ve ailesine sabırlar diliyorum. Başımız sağolsun....
"Yuh be Ediz, o top kaptırılır mı!?"
"Haydi be Ediz koş biraz ya!"
***
Kızmamak elde değil ki, bazen iki gözüm.
Olmadık işler yapıyorsun. Bak yine yaptın yapacağını.
Alıp başını gittin. Bizi hiç mi düşünmedin be kardeşim.
Sana kızıyoruz diye sevmiyoruz mu zannettin yoksa!?
Bilmiyor musun ki biz sevdiğimiz adama kızarız.
Sahadaki hallerine kızdık belki ama, efendiliğin, karakterin, insanlığınla kalbimizdeki yerini almıştın be kardeşim. Bak yine bize saç baş yoldurdun be Ediz!
Hani en azından topu taca atsaydın ya!
Olmadı şişir gitsin, o da olmadı kaleciye geri pas yap.
Olmadı...
***
Olmadı değil mi Ediz?...
Azrail'in pençesinden kurtulmak olmadı.
Ne geri pas yapabildin, ne de topu taca atabildin.
Sen bize aldırma,
Bizim dediğimiz kadar kolay olaydı topu taça atmak sen mutlaka atardın.
***
Bu aralar yine seni çekiştiriyorduk Ediz...
Nerde bu adam, niye kadroya giremiyor diye hayıflanıp duruyorduk
Mersin maçından sonra bir arkadaşa "Yahu bu Ediz yok ortalıkta biz bu adamı niye transfer ettik ki!" diye hayıflanmıştım. O da "Abi boş ver zamanı gelir oynar, en azından efendi adam, Eskişehirspor'a yakışan biri" demişti. Doğru demişti...
Biz ESES sevdalıları için önemli olan da oydu zaten.
Duruşuyla Eskişehirspor'a yakışmalıydı bizim futbolcumuz..
Ve sen gerçekten o kutlu formaya yakışmıştın be Edizim...
***
Şimdi anladım ben seni neden transfer ettiğimizi...
Biz senin acını yaşamak için getirdik Eskişehir'e...
Her şeyi hepimizden iyi bilen Tanrımız seni bize yolladı ki, adın hiç unutulmasın. Dualar üzerinden hiç eksik olmasın. Aradan yıllar da geçse, bir miras gibi adın nesilden nesile geçsin. Tıpkı Necdet abimiz gibi, Sinanımız gibi, Sör Gegiç gibi... Abdullah Matay gibi... Aziz Bolel gibi...
Allah seni bize gönderdi, çünkü biliyordu ki, seni bizim gibi seven olmazdı.
***
Mekanın cennet olsun kardeşim. Kabrin nur ile dolsun.
Tüm camiamıza ve ailesine sabırlar diliyorum. Başımız sağolsun....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







