Bizim Çocuklar dedik...
Çünkü, bizim kentin çocukları...
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocukları.
Transfer tahtamız kapanmasa belki bir çoğunu hiç tanımayacaktık.
Adlarını bilmeyecektik.
''Her şerde bir hayır vardır'' düsturu bir kere daha tecelli etti ve hepimizin içini kaplayan karamsarlık genç oyuncularımızın elde ettiği başarılar ile içimizde umutlar yeşerdi...
Bu Yeterli mi!?
ASLA!
Sadece genç futbolcularımız değil, tüm camia olarak yıllardır çaba sarfettiğimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün gerçekleşmesi için önümüzde büyük bir fırsat var.
Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz.
Kravatlılardan, atkılılara kadar...
Formalılardan, sokaktaki vatandaşa kadar...
Hepimiz bir seferberlik bilinci içinde bu büyük mücadeleye katkı sağlamalıyız...
***
#BİZİMÇOCUKLAR'a...
Bizim Çocuklar!..
En iyi oynayanından en vasat oynayanına kadar, hepiniz hayatınızın fırsatını yakaladınız.
Tüm Eskişehirspor sevdalılarının umutlarının tükendiği bir anda sizler tükenen umutlarımızı yeşerttiniz.
Karamsarlık duygularımıza umut ışığı oldunuz.
Sadece bedenlerinize değil, yüreklerinize giydirdiğiniz o kutsal forma ile sahada akıttığınız ter ile tüm Eskişehirspor sevdalılarına can verdiniz.
Böylesi umutsuz bir ortamda sizin mücadeleniz karşısında sizlere övgüler yağdırmaktan kendimizi alamıyoruz.
Ancak bu övgülerimiz sizleri rehavete sokmasın!
Bir profesyonelin en büyük düşmanı taraftarın aşırı övgüsü karşısında rehavete girmek, daha da kötüsü ''havaya'' girmektir.
Henüz yolun başındasınız ve yolun başında kendinizi yok etmeyin!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda oynadığınız maçlarda bizlerin de desteği ile yenilmez armada oldunuz!
Ancak deplasmanlarda rakiplerinizden fark yemekten kurtulamıyorsunuz.
Sizin gücünüz bu değil!
Siz çok daha iyilerini başarabilecek, deplasmanlarda bile rakiplerinizi dize getirebilecek güce sahipsiniz.
***
Unutmayın, Eskişehirspor'u ''YAŞAYAN EFSANE'' yapan ağabeylerinizde sizin gibiydi.
Bu kentin çocuklarıydı.
Bizim mahallenin,
Bizim semtin çocuklarıydı onlar da...
11 kişilik kadronun 9'u henüz üniversite öğrenimi gören sizin yaşınızdaki ''Çocuklar''dı...
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndaki güç sizindir.
Sizin bu gücünü sizlere anımsatan binlerce sevdalı yüreğin seslerini duyamasanız da deplasmanlarda da onların duaları sizinle.
Umutlarımız sizinle birlikte her deplasmana koşturuyor.
Siz kendi sahamızdaki gücünüzü deplasmanlara da taşımaya MECBURSUNUZ!
Koca bir kentin yükünü omuzlarınıza aldınız.
Bu yükü başarıyla taşırsanız, bitiş noktasına geldiğinizde kazanan siz olacaksınız.
Rehavetten uzak kalın!
Yükünüzün manevi ağırlığını her zaman yüreğinizde hissedin!
Ve en önemlisi de;
GÜCÜNÜZÜ FARKEDİN!
***
YÖNETİCİLERİMİZE...
Şunu hiç bir yöneticimiz unutmamalıdır ki;
Eskişehirspor bugün tamamen yönetim hataları ile bu noktaya geldi.
Ne var ki; Eskişehirspor sevdalıları her zaman olduğu gibi böylesi kritik bir dönemde suçlu arama derdine düşmeyecek.
İçine düştüğümüz bu durumdan kurtulmak için yöneticilerimize her türlü destek verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
Mevcut kadromuz bizleri mutlu etse de Eskişehirspor'un hedefi her zaman ''EN İYİSİ'' olmalıdır.
Ocak ayına kadar transfer tahtamızın açılması için sadece mevcut Yönetim Kurulu ve Kulüp Başkanımız değil, bu duruma düşmemizde pay sahibi olan tüm başkan ve yöneticilerimiz ellerinden geleni yapmalıdır.
Tribünlerde, farklı siyasi görüşlere, farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine mensup onbinlerce Eskişehirspor sevdalısı ''Eskişehirspor ortak paydası'' etrafında ''TEK YÜREK'' olabiliyorsa, tüm eski/yeni yöneticilerimiz de en azından Ocak ayına kadar bu ortak sevda etrafında bir araya gelebilmelidirler.
Eskişehirspor sevdalılarının bunu sizlerden istemeye hakkı vardır!
Ocak ayına kadar tüm yöneticilerimiz güç birliği içinde çalışmalı ve sorunsuz bir şekilde transfer tahtası açılmalıdır!
***
ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARINA...
Bütün Türkiye bizi konuşuyor!
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'ndan yapılan naklen yayınlarda TV spikerleri nerdeyse maçtan çok bizleri anlatıyor.
Hatta iş öyle bir boyuta geldi ki, başka takım taraftarlarından bizim ortaya koyduğumuz güzelliklerin içinde olabilmek için stadımıza geldiklerini bile biliyoruz.
Yeterli mi!?
ASLA!
Biz daha iyisini yapabileceğimizi çok iyi biliyoruz.
Tüm Türkiye'nin bizi konuşması bize yetmez.
Bizi tüm dünya konuşmalı!
1965'ten bu yana Türkiye'nin en tutkulu futbol şehri olma ünvanını elimizde tutuyoruz.
Bu ünvan bizi rehavete sokmamalı ve her geçen gün çok daha iyi tribün gösterileri yapmalıyız.
İşimiz tribünde bitmiyor.
Gevşemeden, rehavete kapılmadan #BizimÇocuklar'a verdiğimiz tribün desteğinin dışında hepimiz Eskişehirspor misyoneri olarak sokaklarda, caddelerde, işyerlerimizde, okullarımızda tüm yaşam alanlarımızda YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ'ni tüm Eskişehirspor sevdalılarına anlatmalıyız.
Artık Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkmayı da öğrenmeli ve öğretmeliyiz!
***
SEÇİLMİŞLERİMİZE ve ATANMIŞLARIMIZA...
Eskişehir kentini yönetenler...
Belediye başkanlarımız;
Valimiz;
Kaymakamlarımız;
Bürokratlarımız;
Ve en önemlisi Milletvekillerimiz...
Biz ESKİŞEHİRSPOR'a SEVDALIYIZ!
Bunu anlayın artık!
Bizim Eskişehirspor sevdamız siyaset üstüdür!
O şanlı ARMA söz konusu olunca biz her şeyden VAZGEÇERİZ!
Eskişehirspor 1965'te kurucu başkanımız merhum Aziz BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleriyle futbol sahalarına indiği günden bu yana kentimizin en büyük markası ve değeridir!
Bu markayı ve değeri korumak, kollamak ve geliştirmek her seçilmiş ve atanmış büyüğümüzün görevidir.
Eskişehirspor'a destek olmak bir lütuf değil GÖREVDİR!
Kendi aranızdaki siyasi çekişmelere bizim bu büyük sevdamızı alet etmeyin!
Eskişehir kentine yapacağınız hizmetlerden birisi de Eskişehirspor'u layık olduğu yerlere taşımaktır.
Bizler sizlerden bundan öteye bir şey talep etmiyoruz....
***
SANAYİCİ, TÜCCAR ve ESNAFIMIZA...
Kentimizde binlerce aileye ekmek kapısı açan, Eskişehir'in gelişmesinde önemli payları olan değerli işadamlarımız ve değerli esnafımız...
Bu şehir hepimizin...
Ve bu şehrin en büyük marka ve değeri Eskişehirspor da hepimizin.
Eskişehirspor'un büyümesi,
Eskişehirspor'un yeniden eski günlerine dönmesi eminiz ki, sizlerin de en büyük arzusudur!
Sizlerden en çok duyduğumuz bahane;
''Falancaya güvenmiyoruz!''
Ya da;
''Bize kimse gelmedi''
Burada birilerine güvenmek durumunda değilsiniz.
Güvenmemek için haklı sebepleriniz olabilir.
Eğer gerçekten güvenmediğiniz için destek vermiyorsanız kulübten alacaklı olan kişilerden birisiyle direkt olarak irtibata geçip alacağını kapatın!
''Bize kimse gelmedi'' diyorsunuz.
Peki neden siz gitmiyorsunuz!?
Kulübün yolu çok uzak değil!
Hem bu kentin onuru için mücadele eden çocuklarımıza manevi destek verin tesislerimizde hem de bu kulübün gerçek sahibi olduğunuzu gösterin.
***
Değerli Eskişehirliler ve Eskişehirspor Sevdalıları;
Bu bir kurtuluş mücadelesidir.
1965 ruhunu yakalamalı ve üzerimize düşen sorumluluğun ağırlığını bilerek hareket etmeliyiz. Gevşemeden, rahatlamadan birbirimize daha sıkı sarılarak yolumuza bakmalıyız.
ESKİŞEHİRSPOR YOK OLUYOR, TÜRK FUTBOLU EKSİK KALIYOR!
Buna izin vermemeliyiz.!
Başkan ve yöneticiler,
hoca ve teknik heyet,
Futbolcular ve LİSANSI ÇIKMAYAN CESUR YÜREKLER,
Yerel ve ulusal basın,
Yerel yönetimler,
Seçilmiş ve atanmışlar....
Son olarak değerli Büyük Eskişehirspor taraftarı olarak ANADOLU YILDIZI'nın Onur mücadelesine sonuna kadar destek vermeliyiz..
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Halil Ünal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halil Ünal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Eylül 2018 Pazartesi
Taraftar Sizinle, Güç Sizde, Fırsat Elinizde. BİRAZ DAHA GAYRET ÇOCUKLAR!
Etiketler:
Altes,
Efeler,
EsEs,
Eskişehir,
Eskişehirspor,
futbol,
Halil Ünal,
Nefer,
tribün
10 Temmuz 2018 Salı
Büyük Ailem: Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği
Aile olmak kolay değil...
Hele ki hiçbir kan bağı olmayan, ortak bir payda etrafında buluşan insanların bir aile oluşturması hiç de kolay değildir.
8 Temmuz 2018 tarihinde bir kez daha gördük ki, biz bunu başarabilmişiz.
Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği olarak Eskişehir'de düzenlediğimiz kahvaltı etkinliğimizde 1997 yılından bu yana Eskişehirspor sevdası ile yanan gönüllerin Eskişehir'den çok uzaklarda bir araya gelerek oluşturduğu Boğazın Kırmızı Şimşekleri oluşumunun ne kadar büyük ve birbirine güçlü bağlarla bağlı bir aile olduğunu bir kez daha gördük.
***
20 yılı aşkın bir zaman öncesinde internet ortamında Eskişehirspor forum sayfasında başlayan ve kimi zaman bir çay ocağının eski taburelerinde, kimi zaman bir otelin salonunda, kimi zaman biranelerde, barlarda, kahvelerde devam eden birlikteliğimizin bugün kocaman bir aile haline geldiğini görmenin mutluluğu tarif edilemez.
Derneğimizi kurduktan sonra gerçekleştirmeyi planladığımız en önemli etkinliğimizdi kahvaltılı buluşmamız.
Yıllar önce İstanbul'da öğrenci olan arkadaşımız bugün iyi bir aile babası olmuştu...
Yine yıllar önce İstanbul'da öğrenci olduğu dönemlerde ailemizin bir parçası olan ''kızçelerimiz'' bugün iyi bir anne, iyi bir ev kadını olmuştu...
Yıllar göremediklerimiz vardı.
Okul sonrasında memuriyet yaşamına geçip, farklı illerde görev yapan arkadaşlarımız vardı...
Ve bugün BKŞ oluşumunu birlikte dernekleştirdiğimiz yeni nesil BKŞ'li kardeşlerimiz vardı...
Bunların hepsini bir araya getirmek hem oldukça zor, hem de mutlaka yapılması gereken bir görev olarak duruyordu karşımızda...
***
''Başaramayız'' düşüncesine kapılanlarımız oldu...
''Mutlaka başaracağız'' azminde olanlarımız vardı!
''Umursamaz'' tavrı takınanlarımız da vardı...
Çalıştık, çabaladık ve başardık...
''Evladım'' olarak gördüğüm bir çok kardeşimiz evlatları bahçemizde kurulan oyun parkında oynarlarken, gururlandım, heyecanlandım, gözlerim doldu...
Hepsinin gözlerinin içine baktım...
Yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu o gözlerde seyrettim...
Ve tabii ki bu güzel ortamda aramızdan ebediyete ayrılanları da unutamıyorduk...
Bir Ali Rıza Çınar ve bir Mehmet Yağcı kardeşimizin de biraraya geldiğimiz o bahçede bulunabilmesini ne çok isterdik...
Mekanları cennet olsun inşaallah...
***
OHEM Bahçe'nin çamlarının gölgesinde büyük bir aile kahvaltısında buluşmuştuk...
Onlarca ESES sevdalısı...
Onlarca güzel yürek...
Bu güzelliği nasıl anlatmak gerekir bilemiyorum...
Sanırım hepimizin tarif edemediği o duyguları değerli dernek yöneticimiz Ufuk Özek çok güzel tarif etmişti.
Ufuk Özek ile bu güzellikleri izlerken şunları söyledi:
- Milletçe yaşadığımız kültürel yozlaşma sayesinde uzun zamandır hissedemediğim o bayram sevincini ilk defa bugün hissettim. Adeta çocukluğuma geri döndüm ve o bayram sabahı heyecanını, mutluluğunu bugün yeniden hissettim...
Evet gerçekten tam da buydu hepimizin hissettikleri...
***
Bu güzel buluşmanın bir çok güzelliği vardı.
Hepsinden tek tek bahsedemesem de sevgili Serhat Cengiz'in inceliğinden, duyarlılığından bahsetmeden geçemeyeceğim.
Hem eşinin rahatsızlığı hem de evindeki tadilat çalışmaları sebebiyle aramızda kalamayacağını belirterek yanımıza kadar gelip, bir kutu lokumla mazeretini bildirmesi beni gerçekten mutlu etti, çok da duygulandırdı.
Bizlerle yıllardır kardeşlik hukukunu sürdüren Kocaeli'deki kardeş oluşum Körfezin Kırmızı Şimşekleri'nin bizi burada da yalnız bırakmaması ayrı bir güzellikti...
***
Evet başardık!
Koca bir aileyi nesilden nesile taşımayı başardık.
Bizleri bir araya getiren ve bir arada tutan Eskişehirspor sevdamız sayesinde bu büyük ailenin sonsuza kadar devam edeceğini bir kez daha gördük, yaşadık!
Bu büyük ailenin buluşmasında bizleri yalnız bırakmayan ETB Başkanı Murat Diri, ESKOD Başkanı Uğraş Erkayman ve EFDER Başkanı Bülent Göktay'a da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Ve Halil Ünal...
Eskişehirspor kulübü başkanı...
Sevilmesi ya da sevilmemesi bir yana Eskişehirspor kulübü başkanı sıfatıyla saygıyı hakeden bir adam!
Yapılan daveti kırmadı ve bütün mütevaziliğiyle aramızda oldu.
Derneğimize üye kaydını yaptık.
Arkadaşlarımızla tek tek sohbet etti.
Sorulan her soruya samimi bir şekilde cevap verdi.
Zaman zaman kendisine yönelik eleştirilerimiz olacağını beyan ettiğimizde; ''Başkanım sizlerin her eleştirisi bizim başımızın tacıdır. Bizlere yol gösterecek her eleştiri, her öneri bizim başımızın tacıdır ve İstanbul'a geldiğim vakit ilk fırsatta derneğimizi ziyaret edeceğim. Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni eskiden beri takip ediyorum ve camiamız için çok önemli olduğunu biliyorum'' şeklinde yanıt vermesi de bizleri son derece memnun etti.
***
Bir zoru daha başardık.
Bir 'olmaz'ı daha olur ettik.
Pusuda başarısızlığımızı bekleyenleri bir kere daha tokatladık.
Başardık!
Büyük bir aile idik, daha büyük bir aile olduk...
ELHAMDULİLLAH!
Bu güzel günün yaşanmasında emeği geçen BKŞDER ailesinin tüm mensuplarına sonsuz teşekkürler...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
Hele ki hiçbir kan bağı olmayan, ortak bir payda etrafında buluşan insanların bir aile oluşturması hiç de kolay değildir.
8 Temmuz 2018 tarihinde bir kez daha gördük ki, biz bunu başarabilmişiz.
Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği olarak Eskişehir'de düzenlediğimiz kahvaltı etkinliğimizde 1997 yılından bu yana Eskişehirspor sevdası ile yanan gönüllerin Eskişehir'den çok uzaklarda bir araya gelerek oluşturduğu Boğazın Kırmızı Şimşekleri oluşumunun ne kadar büyük ve birbirine güçlü bağlarla bağlı bir aile olduğunu bir kez daha gördük.
***
20 yılı aşkın bir zaman öncesinde internet ortamında Eskişehirspor forum sayfasında başlayan ve kimi zaman bir çay ocağının eski taburelerinde, kimi zaman bir otelin salonunda, kimi zaman biranelerde, barlarda, kahvelerde devam eden birlikteliğimizin bugün kocaman bir aile haline geldiğini görmenin mutluluğu tarif edilemez.
Derneğimizi kurduktan sonra gerçekleştirmeyi planladığımız en önemli etkinliğimizdi kahvaltılı buluşmamız.
Yıllar önce İstanbul'da öğrenci olan arkadaşımız bugün iyi bir aile babası olmuştu...
Yine yıllar önce İstanbul'da öğrenci olduğu dönemlerde ailemizin bir parçası olan ''kızçelerimiz'' bugün iyi bir anne, iyi bir ev kadını olmuştu...
Yıllar göremediklerimiz vardı.
Okul sonrasında memuriyet yaşamına geçip, farklı illerde görev yapan arkadaşlarımız vardı...
Ve bugün BKŞ oluşumunu birlikte dernekleştirdiğimiz yeni nesil BKŞ'li kardeşlerimiz vardı...
Bunların hepsini bir araya getirmek hem oldukça zor, hem de mutlaka yapılması gereken bir görev olarak duruyordu karşımızda...
***
''Başaramayız'' düşüncesine kapılanlarımız oldu...
''Mutlaka başaracağız'' azminde olanlarımız vardı!
''Umursamaz'' tavrı takınanlarımız da vardı...
Çalıştık, çabaladık ve başardık...
''Evladım'' olarak gördüğüm bir çok kardeşimiz evlatları bahçemizde kurulan oyun parkında oynarlarken, gururlandım, heyecanlandım, gözlerim doldu...
Hepsinin gözlerinin içine baktım...
Yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu o gözlerde seyrettim...
Ve tabii ki bu güzel ortamda aramızdan ebediyete ayrılanları da unutamıyorduk...
Bir Ali Rıza Çınar ve bir Mehmet Yağcı kardeşimizin de biraraya geldiğimiz o bahçede bulunabilmesini ne çok isterdik...
Mekanları cennet olsun inşaallah...
***
OHEM Bahçe'nin çamlarının gölgesinde büyük bir aile kahvaltısında buluşmuştuk...
Onlarca ESES sevdalısı...
Onlarca güzel yürek...
Bu güzelliği nasıl anlatmak gerekir bilemiyorum...
Sanırım hepimizin tarif edemediği o duyguları değerli dernek yöneticimiz Ufuk Özek çok güzel tarif etmişti.
Ufuk Özek ile bu güzellikleri izlerken şunları söyledi:
- Milletçe yaşadığımız kültürel yozlaşma sayesinde uzun zamandır hissedemediğim o bayram sevincini ilk defa bugün hissettim. Adeta çocukluğuma geri döndüm ve o bayram sabahı heyecanını, mutluluğunu bugün yeniden hissettim...
Evet gerçekten tam da buydu hepimizin hissettikleri...
***
Bu güzel buluşmanın bir çok güzelliği vardı.
Hepsinden tek tek bahsedemesem de sevgili Serhat Cengiz'in inceliğinden, duyarlılığından bahsetmeden geçemeyeceğim.
Hem eşinin rahatsızlığı hem de evindeki tadilat çalışmaları sebebiyle aramızda kalamayacağını belirterek yanımıza kadar gelip, bir kutu lokumla mazeretini bildirmesi beni gerçekten mutlu etti, çok da duygulandırdı.
Bizlerle yıllardır kardeşlik hukukunu sürdüren Kocaeli'deki kardeş oluşum Körfezin Kırmızı Şimşekleri'nin bizi burada da yalnız bırakmaması ayrı bir güzellikti...
***
Evet başardık!
Koca bir aileyi nesilden nesile taşımayı başardık.
Bizleri bir araya getiren ve bir arada tutan Eskişehirspor sevdamız sayesinde bu büyük ailenin sonsuza kadar devam edeceğini bir kez daha gördük, yaşadık!
Bu büyük ailenin buluşmasında bizleri yalnız bırakmayan ETB Başkanı Murat Diri, ESKOD Başkanı Uğraş Erkayman ve EFDER Başkanı Bülent Göktay'a da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Ve Halil Ünal...
Eskişehirspor kulübü başkanı...
Sevilmesi ya da sevilmemesi bir yana Eskişehirspor kulübü başkanı sıfatıyla saygıyı hakeden bir adam!
Yapılan daveti kırmadı ve bütün mütevaziliğiyle aramızda oldu.
Derneğimize üye kaydını yaptık.
Arkadaşlarımızla tek tek sohbet etti.
Sorulan her soruya samimi bir şekilde cevap verdi.
Zaman zaman kendisine yönelik eleştirilerimiz olacağını beyan ettiğimizde; ''Başkanım sizlerin her eleştirisi bizim başımızın tacıdır. Bizlere yol gösterecek her eleştiri, her öneri bizim başımızın tacıdır ve İstanbul'a geldiğim vakit ilk fırsatta derneğimizi ziyaret edeceğim. Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni eskiden beri takip ediyorum ve camiamız için çok önemli olduğunu biliyorum'' şeklinde yanıt vermesi de bizleri son derece memnun etti.
***
Bir zoru daha başardık.
Bir 'olmaz'ı daha olur ettik.
Pusuda başarısızlığımızı bekleyenleri bir kere daha tokatladık.
Başardık!
Büyük bir aile idik, daha büyük bir aile olduk...
ELHAMDULİLLAH!
Bu güzel günün yaşanmasında emeği geçen BKŞDER ailesinin tüm mensuplarına sonsuz teşekkürler...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
13 Aralık 2017 Çarşamba
Genel Kaptanlık, Eskişehirspor ve Hakan Olgun
Eskiler bilir.
Her futbol takımında bir Genel Kaptanlık görevi vardı.
Şimdi olduğu gibi bir takım kaptanı vardı bir de genel kaptan.
Genel kaptanlar genellikle kulübün eski futbolcularından seçilir ve hem takımın hem de kulübün tepeden tırnağa her sorunu ile ilgilenirdi.
Kulüp emekçilerinden, futbolculara kadar kulübe hizmet eden her bireyin dert ortağı olur, sorunlarını çözmeye çalışır, kişilerle kulüp yönetimi arasında bir köprü vazifesi görürdü.
Şimdilerde bu genel kaptanlık kalmadı.
Belki adını değiştirdiler.
Bu endüstriyel futbol denilen meretin kavramlarına bile alışamadım henüz.
***
Zorlu bir süreçten kurtulup, yeniden Anadolu insanının umudu olabilme mücadelesi veren Eskişehirspor'daki en büyük sıkıntılardan birisi de budur.
Futbolcularımızın dert ortağı olacak,
Onların sıkıntılarını dinleyecek,
Onlarla bir ağabey kıvamında münasebetler kurarak, onların yaşadığı sıkıntıları bilen, onların geçtiği yollardan geçen bir isim acilen Genel Kaptanlık ya da şimdi adına her deniliyorsa o göreve getirilmelidir.
Türk futbolcusu duygusaldır.
İçini herkese dökemez.
Kulüp başkanına diyemediklerini Genel Kaptan'a anlatır.
Hocasına diyemediklerini Genel Kaptan'a anlatır.
Anlatamazsa sorunlar ve sıkıntılar içinde büyür ve sahada onu bitirir.
Bundan da en büyük zararı Eskişehirspor ve Eskişehirspor sevdalıları görür.
***
İyi de bu görevi üstlenecek kim var?
Efsane dönemin futbolcularından biri mi?
Hayır!
Onların dönemi ile bu dönem çok farklı.
İnsanlarımızın ruh yapısı bile değişti artık.
Yeni neslin içinden gelen biri olmalı.
Onlar gibi yaşamış,
Onlar gibi düşünen,
Onların çektiği sıkıntıları çekmiş,
Onlara yakın birisi.
Eskişehirspor'u ve Eskişehir'i iyi tanıyan, seven ve Eskişehirspor sevdalısı biri...
Eskişehirliler ve Eskişehirspor sevdalıları tarafından sevilen sayılan biri.
***
HAKAN OLGUN!
Evet Hakan Olgun...
Eskişehirspor'da 2 yıl kalecilik yaptı.
Hepimizin sevgisini kazandı, gönlümüzde taht kurdu.
Futbolu bıraktıktan sonra da hem Eskişehirli hem de iyi bir Eskişehirspor sevdalısı olarak Eskişehir'de yaşamayı tercih etti.
Artık Eskişehir'de yaşıyor.
İçimizden biri oldu.
Tıpkı bizim gibi gecesi gündüzü ESES olmuş bir deli gönül sahibi Hakan Olgun...
***
Hepimiz biliyoruz...
Sezon başında kalecimiz Kayacan Erdoğan kendisinden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı çok gol yedi.
Sosyal medya üzerinden kendisine ağır hakaretler yapıldı.
Yediği gollerin büyük bölümünün defansif hatalardan kaynaklanmasına rağmen Kayacan Erdoğan günah keçisi ilan edildi.
Bu durumu gören Hakan Olgun harekete geçti.
Kayacan ile uzun uzun sohbetler yaptı.
Eleştirilerden bunalan Kayacan artık takımdan ayrılma noktasına gelmişti.
Ancak Kayacan'ın doktoru Hakan Olgun oldu.
Ona "Sen büyük kalecisin, burada kalacaksın ve bunu herkese göstereceksin" dedi.
Ve Kayacan bunu başardı.
***
Sadece Kayacan değil.
Bir çok futbolcumuz ile özel olarak ilgilendi Hakan Olgun.
Hiç bir resmi görevi olmamasına rağmen Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci ile futbolcularımızla tek tek ilgilendi onların morallerinin yükselmesi için elinden geleni yaptı.
Yücel İldiz hocamızın da üstün katkısı ile takımımız bugün bu konuma gelmiştir.
Evet hiç birimizin bilmediği bir isimsiz kahraman vardı 2 maçta 11 gol atarak fırtına gibi esen takımın arkasında.
Yeni başkanımız Hakan Olgun'u yine alt yapı antrenörü olarak almak isteyebilir.
Ancak ben buradan kendisine çağrıda bulunuyorum.
Hakan Olgun gibi bir adamı getirin şu takımın Genel Kaptanlığına.
Sportif Direktör mü diyorsunuz, idari menejer mi diyorsunuz, teknik menejer mi diyorsunuz ben bilmem.
Ancak benim bildiğim Genel Kaptanlık görevi Hakan Olgun'a verilmeli ve bu takımın oyuncuları içlerinde sorun biriktirmeden sahada çatır çatır mücadele etmeli.
Sadece oyuncular değil.
Tüm kulüp çalışanları için gerekli Hakan Olgun.
Eskişehirspor için gerekli.
Her futbol takımında bir Genel Kaptanlık görevi vardı.
Şimdi olduğu gibi bir takım kaptanı vardı bir de genel kaptan.
Genel kaptanlar genellikle kulübün eski futbolcularından seçilir ve hem takımın hem de kulübün tepeden tırnağa her sorunu ile ilgilenirdi.
Kulüp emekçilerinden, futbolculara kadar kulübe hizmet eden her bireyin dert ortağı olur, sorunlarını çözmeye çalışır, kişilerle kulüp yönetimi arasında bir köprü vazifesi görürdü.
Şimdilerde bu genel kaptanlık kalmadı.
Belki adını değiştirdiler.
Bu endüstriyel futbol denilen meretin kavramlarına bile alışamadım henüz.
***
Zorlu bir süreçten kurtulup, yeniden Anadolu insanının umudu olabilme mücadelesi veren Eskişehirspor'daki en büyük sıkıntılardan birisi de budur.
Futbolcularımızın dert ortağı olacak,
Onların sıkıntılarını dinleyecek,
Onlarla bir ağabey kıvamında münasebetler kurarak, onların yaşadığı sıkıntıları bilen, onların geçtiği yollardan geçen bir isim acilen Genel Kaptanlık ya da şimdi adına her deniliyorsa o göreve getirilmelidir.
Türk futbolcusu duygusaldır.
İçini herkese dökemez.
Kulüp başkanına diyemediklerini Genel Kaptan'a anlatır.
Hocasına diyemediklerini Genel Kaptan'a anlatır.
Anlatamazsa sorunlar ve sıkıntılar içinde büyür ve sahada onu bitirir.
Bundan da en büyük zararı Eskişehirspor ve Eskişehirspor sevdalıları görür.
***
İyi de bu görevi üstlenecek kim var?
Efsane dönemin futbolcularından biri mi?
Hayır!
Onların dönemi ile bu dönem çok farklı.
İnsanlarımızın ruh yapısı bile değişti artık.
Yeni neslin içinden gelen biri olmalı.
Onlar gibi yaşamış,
Onlar gibi düşünen,
Onların çektiği sıkıntıları çekmiş,
Onlara yakın birisi.
Eskişehirspor'u ve Eskişehir'i iyi tanıyan, seven ve Eskişehirspor sevdalısı biri...
Eskişehirliler ve Eskişehirspor sevdalıları tarafından sevilen sayılan biri.
***
HAKAN OLGUN!
Evet Hakan Olgun...
Eskişehirspor'da 2 yıl kalecilik yaptı.
Hepimizin sevgisini kazandı, gönlümüzde taht kurdu.
Futbolu bıraktıktan sonra da hem Eskişehirli hem de iyi bir Eskişehirspor sevdalısı olarak Eskişehir'de yaşamayı tercih etti.
Artık Eskişehir'de yaşıyor.
İçimizden biri oldu.
Tıpkı bizim gibi gecesi gündüzü ESES olmuş bir deli gönül sahibi Hakan Olgun...
***
Hepimiz biliyoruz...
Sezon başında kalecimiz Kayacan Erdoğan kendisinden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı çok gol yedi.
Sosyal medya üzerinden kendisine ağır hakaretler yapıldı.
Yediği gollerin büyük bölümünün defansif hatalardan kaynaklanmasına rağmen Kayacan Erdoğan günah keçisi ilan edildi.
Bu durumu gören Hakan Olgun harekete geçti.
Kayacan ile uzun uzun sohbetler yaptı.
Eleştirilerden bunalan Kayacan artık takımdan ayrılma noktasına gelmişti.
Ancak Kayacan'ın doktoru Hakan Olgun oldu.
Ona "Sen büyük kalecisin, burada kalacaksın ve bunu herkese göstereceksin" dedi.
Ve Kayacan bunu başardı.
***
Sadece Kayacan değil.
Bir çok futbolcumuz ile özel olarak ilgilendi Hakan Olgun.
Hiç bir resmi görevi olmamasına rağmen Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci ile futbolcularımızla tek tek ilgilendi onların morallerinin yükselmesi için elinden geleni yaptı.
Yücel İldiz hocamızın da üstün katkısı ile takımımız bugün bu konuma gelmiştir.
Evet hiç birimizin bilmediği bir isimsiz kahraman vardı 2 maçta 11 gol atarak fırtına gibi esen takımın arkasında.
Yeni başkanımız Hakan Olgun'u yine alt yapı antrenörü olarak almak isteyebilir.
Ancak ben buradan kendisine çağrıda bulunuyorum.
Hakan Olgun gibi bir adamı getirin şu takımın Genel Kaptanlığına.
Sportif Direktör mü diyorsunuz, idari menejer mi diyorsunuz, teknik menejer mi diyorsunuz ben bilmem.
Ancak benim bildiğim Genel Kaptanlık görevi Hakan Olgun'a verilmeli ve bu takımın oyuncuları içlerinde sorun biriktirmeden sahada çatır çatır mücadele etmeli.
Sadece oyuncular değil.
Tüm kulüp çalışanları için gerekli Hakan Olgun.
Eskişehirspor için gerekli.
22 Mayıs 2017 Pazartesi
Zor günlerin adamı HALİL ÜNAL!
Aradan yıllar geçtikten sonra, yeniden Süper Lig'e yükselen Eskişehirspor'un başına geçmek büyük bir cesaret istiyordu.
Belki bir çoğumuzun "Deli Cesareti" dediği türden bir cesaret örneğiyle Eskişehirspor'un başkanlığını aldı. Büyük bir borç batağı içindeki kulüp, neredeyse sahipsiz kalacak, Süper Lig'e çıkmasıyla tepe taklak olması bir olacaktı.
Yük çok ağırdı.
Halil Ünal aldırış etmedi ve bu yükün altına girdi.
***
Başta kendim olmak üzere o dönemlerde onu eleştirmekten geri kalmadık.
Zaman zaman çok da ağır eleştiriler yaptık.
Bazı kesimler eleştiri sınırlarını aşıp, hakaretlere kadar vardırdı eylemlerini.
Aldırış etmedi Halil Ünal.
Piyasa değeri en iyi takımlardan birini kurdu.
Bir sezon kümede kalmak için mücadele ettikten sonra, sürekli üst sıralara oynayan, ESES sevdalılarına şampiyonluk rüyaları gördüren bir takım kurdu.
***
Eskişehirspor bütün otoritelerin "asansör takım olur" görüşlerinin tam aksine hem ligde hem kupada bütün takımların korkulu rüyası olmuştu. Eskişehirspor, kurulduğu yıllarda yerle bir ettiği "Büyük takım" emperyalizmini bir kez daha yerle bir eden bir takım haline gelmişti Halil Ünal'ın başkanlığı döneminde.
Biz bir kere olsun takdir etmedik.
En azından kendi adıma üzerime düşen eleştiri görevini en ağır biçimde sürdürdüm.
Biz eleştirdikçe takım daha iyi yerlere geliyordu.
Şundan eminim ki, bizim gibi yapıcı eleştirileri Halil Ünal mutlak surette dikkate alıyor ve daha iyisini yapmak için çaba sarfediyordu.
***
Kupa'da final oynayan ligde sürekli olarak ilk 4 sırayı zorlayan Eskişehirspor Türk futboluna da muazzam bir seyir zevki ve rekabet ortamı getirmişti.
Tribünlerdeki görsel şovları ile destan yazan Eskişehirspor sevdalılarına futbolcular da elde ettikleri başarılarla ayrı bir destan yazarak destek veriyorlardı.
Türkiye'nin yaşayan efsanesi olan Eskişehirspor yıllar sonra bütün ülkede konuşulur ve sempati ile takip edilir hale gelmişti.
***
Sonra birden bire ne olduysa oldu.
Kemal Sunal'ın Mister'i misali bir Mister Hoşcan çıktı piyasaya.
Önce Güven ekibi dediler kendilerine.
Halil Ünal'a etmedikleri hakaretler kalmadı.
Takımı onlarca yıl sonra Avrupa Kupaları'na taşıyan Halil Ünal'a dansöz kıyafeti giydirdikleri fotoşoplu görselleri paylaştılar sosyal medyada.
Mister'in karnındaki elmas mücevherini bekleyenler gibi Mister Hoşcan'ın etrafına çöreklendiler.
***
Ve Halil Ünal dönemi bitmiş, Mister Hoşcan dönemi başlamıştı.
Mister'in aday olduğu günden itibaren "yapmayın, etmeyin bu adam takımı küme düşürecek" şeklindeki feryatlarımızı duyan olmadı.
Mister'e güvendiler ve amaçlarına ulaştılar.
Halil Ünal'ın Avrupa'daki Eskişehirspor'unu alıp, hiç de zorlanmadan ülke sınırları içine hapsettiler.
***
Eskişehirspor yine zor günler yaşıyordu.
Küme düşmüş bir takım ve 2'ye katlanmış borç batağı...
Böylesi zor günlerde yine can simidi gibi geldi Halil Ünal.
"Bu hızla 3. Lig'e kadar düşer" diyenlere inat takımı yeniden toparlandı.
Adeta imkansızı başararak, borç batağı içindeki bir takımın ligin en iyi transferlerini yapmasını sağladı.
Takımı daha alt liglere sürükleme hayalleri kuran dahili ve harici düşmanların tüm çabalarına rağmen Eskişehirspor, yeniden Süper Lig'e çıkmak için tüm umutları canlı tuttu.
***
Bugün umutlarımızın son demindeyiz.
Halil Ünal'a yine güveniyoruz.
Hakettikleri paralarını alamadan formanın hakkını veren futbolcularımıza yine güveniyoruz.
Ve bugün;
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak, Halil Ünal'ın başında bulunduğu Eskişehirsporlu futbolcu ve teknik heyetten bir destan daha yazmalarını bekliyoruz.
Paranızı alamasanız da forma için oynayın, bizim için oynayın.
O forma, o arma ve bu taraftar sizlere parayla ölçülemeyecek kadar muazzam bir sevgi verecektir. tarih olacaksınız, efsane olacaksınız.
***
Evet biliyorum bazı arkadaşlar Halil Ünal'a yalakalık yapıyor diyecekler.
Evet yapıyorum.
Ve çok iyi biliyorum ki Halil Ünal bu yalakalığı dibine kadar hakediyor.
Ve diyorum ki;
YAŞASIN HALİL ÜNAL!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
ve
YAŞASIN ALIN TERİNİN HAKKINI ALAMASA BİLE BU TARAFTAR İÇİN VANINI DİŞİNE TAKAN FUTBOLCULARIMIZ....
Belki bir çoğumuzun "Deli Cesareti" dediği türden bir cesaret örneğiyle Eskişehirspor'un başkanlığını aldı. Büyük bir borç batağı içindeki kulüp, neredeyse sahipsiz kalacak, Süper Lig'e çıkmasıyla tepe taklak olması bir olacaktı.
Yük çok ağırdı.
Halil Ünal aldırış etmedi ve bu yükün altına girdi.
***
Başta kendim olmak üzere o dönemlerde onu eleştirmekten geri kalmadık.
Zaman zaman çok da ağır eleştiriler yaptık.
Bazı kesimler eleştiri sınırlarını aşıp, hakaretlere kadar vardırdı eylemlerini.
Aldırış etmedi Halil Ünal.
Piyasa değeri en iyi takımlardan birini kurdu.
Bir sezon kümede kalmak için mücadele ettikten sonra, sürekli üst sıralara oynayan, ESES sevdalılarına şampiyonluk rüyaları gördüren bir takım kurdu.
***
Eskişehirspor bütün otoritelerin "asansör takım olur" görüşlerinin tam aksine hem ligde hem kupada bütün takımların korkulu rüyası olmuştu. Eskişehirspor, kurulduğu yıllarda yerle bir ettiği "Büyük takım" emperyalizmini bir kez daha yerle bir eden bir takım haline gelmişti Halil Ünal'ın başkanlığı döneminde.
Biz bir kere olsun takdir etmedik.
En azından kendi adıma üzerime düşen eleştiri görevini en ağır biçimde sürdürdüm.
Biz eleştirdikçe takım daha iyi yerlere geliyordu.
Şundan eminim ki, bizim gibi yapıcı eleştirileri Halil Ünal mutlak surette dikkate alıyor ve daha iyisini yapmak için çaba sarfediyordu.
***
Kupa'da final oynayan ligde sürekli olarak ilk 4 sırayı zorlayan Eskişehirspor Türk futboluna da muazzam bir seyir zevki ve rekabet ortamı getirmişti.
Tribünlerdeki görsel şovları ile destan yazan Eskişehirspor sevdalılarına futbolcular da elde ettikleri başarılarla ayrı bir destan yazarak destek veriyorlardı.
Türkiye'nin yaşayan efsanesi olan Eskişehirspor yıllar sonra bütün ülkede konuşulur ve sempati ile takip edilir hale gelmişti.
***
Sonra birden bire ne olduysa oldu.
Kemal Sunal'ın Mister'i misali bir Mister Hoşcan çıktı piyasaya.
Önce Güven ekibi dediler kendilerine.
Halil Ünal'a etmedikleri hakaretler kalmadı.
Takımı onlarca yıl sonra Avrupa Kupaları'na taşıyan Halil Ünal'a dansöz kıyafeti giydirdikleri fotoşoplu görselleri paylaştılar sosyal medyada.
Mister'in karnındaki elmas mücevherini bekleyenler gibi Mister Hoşcan'ın etrafına çöreklendiler.
***
Ve Halil Ünal dönemi bitmiş, Mister Hoşcan dönemi başlamıştı.
Mister'in aday olduğu günden itibaren "yapmayın, etmeyin bu adam takımı küme düşürecek" şeklindeki feryatlarımızı duyan olmadı.
Mister'e güvendiler ve amaçlarına ulaştılar.
Halil Ünal'ın Avrupa'daki Eskişehirspor'unu alıp, hiç de zorlanmadan ülke sınırları içine hapsettiler.
***
Eskişehirspor yine zor günler yaşıyordu.
Küme düşmüş bir takım ve 2'ye katlanmış borç batağı...
Böylesi zor günlerde yine can simidi gibi geldi Halil Ünal.
"Bu hızla 3. Lig'e kadar düşer" diyenlere inat takımı yeniden toparlandı.
Adeta imkansızı başararak, borç batağı içindeki bir takımın ligin en iyi transferlerini yapmasını sağladı.
Takımı daha alt liglere sürükleme hayalleri kuran dahili ve harici düşmanların tüm çabalarına rağmen Eskişehirspor, yeniden Süper Lig'e çıkmak için tüm umutları canlı tuttu.
***
Bugün umutlarımızın son demindeyiz.
Halil Ünal'a yine güveniyoruz.
Hakettikleri paralarını alamadan formanın hakkını veren futbolcularımıza yine güveniyoruz.
Ve bugün;
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak, Halil Ünal'ın başında bulunduğu Eskişehirsporlu futbolcu ve teknik heyetten bir destan daha yazmalarını bekliyoruz.
Paranızı alamasanız da forma için oynayın, bizim için oynayın.
O forma, o arma ve bu taraftar sizlere parayla ölçülemeyecek kadar muazzam bir sevgi verecektir. tarih olacaksınız, efsane olacaksınız.
***
Evet biliyorum bazı arkadaşlar Halil Ünal'a yalakalık yapıyor diyecekler.
Evet yapıyorum.
Ve çok iyi biliyorum ki Halil Ünal bu yalakalığı dibine kadar hakediyor.
Ve diyorum ki;
YAŞASIN HALİL ÜNAL!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
ve
YAŞASIN ALIN TERİNİN HAKKINI ALAMASA BİLE BU TARAFTAR İÇİN VANINI DİŞİNE TAKAN FUTBOLCULARIMIZ....
1 Şubat 2015 Pazar
Kahır Mektubu - 8 Mesut Hoşcan ve yönetimine
Kahrola kahrola geldik biz buralara
Kahrolmaya razıydık
"İlk aşkım ESES'im" derken
Yenilsek bile sevinmeyi bildik
Üçüncü liglerde de olsak
Hep "Şampiyon" bizdik
Sıfırdan başlayıp zirveye çıktık
Beceriksiz yöneticiler sayesinde
Yeniden sıfırlara indik
Yine sevdik
Yine seveceğiz...
***
Bize güvenin, "Önce Güven" dediniz
Size kanıp güvenenler çokluktaydı
Oturdunuz koltuklarınıza
Güvenenlerin dağlarına karlar yağdı kısa zamanda
Elde avuçta ne varsa sattınız savdınız...
Şampiyonluk hayalleri kuran ESES sevdalılarına
Güven masalları okudunuz
Olmadı
Tutmadı
Takımı yeniden kabuslara soktunuz
***
Evdeki hesabınız neydi bilemiyoruz ama;
Çarşı'daki hesapla denk olmadığı göründü
Taraftarı yok saydınız...
Passolig zulmüne sessiz kaldınız
Kötü gidişe isyan edenleri çapulcu ilan ettiniz
Koltuğa oturunca kendinizi Eskişehirspor'un sahibi zannettiniz
Unutmayın!
Burada kravatlılar geçici, atkılılar kalıcıdır...
***
Halil Ünal'ı kötülemekten başka bir şey yapmadınız
Bu taraftarı Halil Ünal'ı arar hale getirdiniz
Hırsız dediniz,
Dansöz dediniz,
Pancarcı dediniz,
Ama onun Avrupa'ya götürdüğü takımı,
Sizler yeniden alt liglere doğru götürüyorsunuz...
Elinizi vicdanınıza koyun eğer varsa
Yol yakınken dönün yanlış yola girdi sizin kılavuz...
***
Üyelikleri açacağız dediniz bize güvenin...
Halil Ünal'ın kotası yetmedi bir de giriş ücreti koydunuz
Bunun için mi "Önce Güven" dediniz?...
Sevdaya konulan kotaları kaldıracağız derken,
Kota'nın yanına bir de aşılmaz engeller koydunuz
Kahrettiniz bizleri kahrettiniz
***
Günler hızla akıp gidiyor
Henüz dönülmez yola girmeden
Bir erdem gösterin, düşün Eskişehirspor'un yakasından
Son sözüm sizedir,
Yönetim içinde olup da samimiyetlerinden
Eskişehirspor sevdalarından zerre şüphemiz olmayanlar
Artık anlaşıldı, Mesut Hoşcan;
"İnadım inat bırakmam" diyor
Sizler bari gösterin samimiyetiniz,
Verin istifa dilekçelerinizi...
Kahrolmaya razıydık
"İlk aşkım ESES'im" derken
Yenilsek bile sevinmeyi bildik
Üçüncü liglerde de olsak
Hep "Şampiyon" bizdik
Sıfırdan başlayıp zirveye çıktık
Beceriksiz yöneticiler sayesinde
Yeniden sıfırlara indik
Yine sevdik
Yine seveceğiz...
***
Bize güvenin, "Önce Güven" dediniz
Size kanıp güvenenler çokluktaydı
Oturdunuz koltuklarınıza
Güvenenlerin dağlarına karlar yağdı kısa zamanda
Elde avuçta ne varsa sattınız savdınız...
Şampiyonluk hayalleri kuran ESES sevdalılarına
Güven masalları okudunuz
Olmadı
Tutmadı
Takımı yeniden kabuslara soktunuz
***
Evdeki hesabınız neydi bilemiyoruz ama;
Çarşı'daki hesapla denk olmadığı göründü
Taraftarı yok saydınız...
Passolig zulmüne sessiz kaldınız
Kötü gidişe isyan edenleri çapulcu ilan ettiniz
Koltuğa oturunca kendinizi Eskişehirspor'un sahibi zannettiniz
Unutmayın!
Burada kravatlılar geçici, atkılılar kalıcıdır...
***
Halil Ünal'ı kötülemekten başka bir şey yapmadınız
Bu taraftarı Halil Ünal'ı arar hale getirdiniz
Hırsız dediniz,
Dansöz dediniz,
Pancarcı dediniz,
Ama onun Avrupa'ya götürdüğü takımı,
Sizler yeniden alt liglere doğru götürüyorsunuz...
Elinizi vicdanınıza koyun eğer varsa
Yol yakınken dönün yanlış yola girdi sizin kılavuz...
***
Üyelikleri açacağız dediniz bize güvenin...
Halil Ünal'ın kotası yetmedi bir de giriş ücreti koydunuz
Bunun için mi "Önce Güven" dediniz?...
Sevdaya konulan kotaları kaldıracağız derken,
Kota'nın yanına bir de aşılmaz engeller koydunuz
Kahrettiniz bizleri kahrettiniz
***
Günler hızla akıp gidiyor
Henüz dönülmez yola girmeden
Bir erdem gösterin, düşün Eskişehirspor'un yakasından
Son sözüm sizedir,
Yönetim içinde olup da samimiyetlerinden
Eskişehirspor sevdalarından zerre şüphemiz olmayanlar
Artık anlaşıldı, Mesut Hoşcan;
"İnadım inat bırakmam" diyor
Sizler bari gösterin samimiyetiniz,
Verin istifa dilekçelerinizi...
8 Ocak 2015 Perşembe
"Önce Güven"medim...
Öncesinde de güvenemedim, sonrasında da...
Halil Ünal'ı eleştiri yağmuruna tutarken, bir anda Halil Ünal'cı oluverdim Önce Güven ekibi sayesinde
Olmayacağı baştan belliydi.
Önce Güven sloganı tamamen içi boş ve şüpheye sevkeden bir slogan oldu benim için.
Yıllardır gelen menfaatçi ve beceriksiz yönetimler sayesinde güvenini tamamen yitiren ESES sevdalıları sadece sir slogan ile bu güveni tazelemeyemezdi.
Hele ki; yıllarca Halil Ünal ile birlikte görev yapmış biriyle hiç olmazdı.
Olmadı da...
***
Olmayacağını söylemiştik.
"Halil Ünal'dan daha kötü olamaz" dedi bazı arkadaşlarımız ve desteklediler.
Eyvallah dedik ama olmaz bunu da bilin...
Önce Güven dediler ama nasıl güvenmemiz gerektiğini söylemediler.
Neden güvenelim bize bir neden söyleyin.
Yok...
Söyledikleri tek şey vardı:
"Halil Ünal kötü"
Eyvallah bunu biz de biliyoruz ama sizler de uzun zaman onunla birlikteydiniz.
Mesela kulübe en büyük yarayı Mesut Hoşcan'ın eseri olan Kris Boyd verdi.
Kris Boyd meselesi net bir şekilde ortada dururken neden güvenelim?
***
Ben güvenmedim.
Ülkemizde her alanda olduğu gibi futbolda da çirkeflik boğaza kadar gelmiş.
Böyle bir ortamda bu çirkefliğin içinde ayakta kalabilmeyi başarmış bir Halil Ünal varken neden yeni bir maceraya girelim?
Bunun cevabını alamadık.
Bize güven verecek bir aday çıkmadığı sürece bu takım bu ligde kalmaya devam edecekse Halil Ünal ile devam eder dedik.
***
Üçüncü bir isim çıksın dedik.
Olmadı.
Kimse cesaret edemedi bu çirkef ortama girmeye...
Şimdi yine Mesut Hoşcan yönetiminde görev alıp, sonradan istifa eden bir Mehmet Akman çıktı ortaya.
"30 Milyon Lira bütçe ile geleceğiz" diyor..
Süper, harika!..
Ama bir dur bakalım arkadaş.
Öyle lafla sözle olmaz bu iş.
Bu parayı kulübe hibe mi edeceksiniz borç mu vereceksiniz?
Eğer hibe edeceğiz diyeceklerse bu hibe bilanço da yer almalıdır.
Ne Halil Ünal döneminde ne de Mesut Hoşcan döneminde "Yöneticilerin bağışı" adı altında bir gelir kalemi göremedik.
***
Üye olabilmek için ESES sevdalısı bir vatandaşa "kulübe üye olmadan önce 1000 TL para vereceksin arkadaş" maddesini tüzüğe koyanlar; "Bu kulübe yönetici olacaksan 100 bin TL kafadan hibe yapacaksın arkadaş" maddesini neden koyamadılar?
ESES sevdalıları artık kuru gürültüye pabuç bırakmamalıdır.
Halil Ünal görevi aldığında zoraki almıştı.
Hiç kimse Süper Lig'e çıkmış olan Eskişehirspor'a başkan olmak istemiyordu.
Başta vali baba olmak üzere yoğun baskılar sonucunda Halil Ünal görevi devraldı.
Görevi alel acele bırakan Nebi Hatipoğlu da dahil herkes Süper Lig'deki bir takıma başkan olmayı ateşten bir gömlek gibi görüyordu.
Belki haklıydılar kendilerince...
***
Halil Ünal aldı görevi.
Zoraki göreve başladığı günden bu güne geldiğimizde şu an göreve talip olmak için çabalayan 3 başkan adayının olduğunu görüyoruz. Bu bizi bir noktada mutlu ediyor.
İster sevelim ister sevmeyelim, bugün üç başkan adayının göreve talip olabileceği kadar iyi bir kulüp ise Eskişehirspor bu Halil Ünal'ın eseridir.
Herkesin kaçtığı bir ortamda aldığı takımı Avrupa Kupaları'nda yarıştırdıysa bu Halil Ünal'ın eseridir.
Eğer Mesut Hoşcan ve ekibi Eskişehirspor'un menfaatlerini ön planda tutarak, bir olağanüstü kongre kararı alırsa 3 adaylı bir seçim olacak gibi görünüyor.
Benim buradan üç adaya da bir çağrım olacak.
Bu çağrımı tüm camiamıza da yapıyorum.
***
Geliniz bu zor ortamdan büyük bir mutabakat yönetimi ile çıkalım.
Her üç aday da "Eskişehirspor'un menfaatleri her şeyden evvel gelir" diyebiliyorsa buyrun meydan.
Eskişehirspor'un menfaatleri "Bir olmayı, Diri olmayı ve İri olmayı" gerektiriyor.
Geliniz kişisel sorunlarınızı bir kenara bırakınız ve güçlerinizi birleştirerek Süper Lig'in en güçlü yönetim kadrosunu yapınız.
Her üç aday da Mehmet Akman'ın söylediği gibi bütçesini açıklasın ve bu bütçeyi ilk icraat olarak kulübün kasasına hibe olarak koysunlar.
Bir dönem sürecek bu yönetim güçlü bir takım oluşturup, bu ligde kalıcı olduğumuzu dost düşman herkese göstersinler ve sonraki dönemde de herkes kılıçlarını kuşanıp, başkanlık mücadelesini versin.
(YAZIMIZI YARIN DEVAM EDECEĞİZ...)
Halil Ünal'ı eleştiri yağmuruna tutarken, bir anda Halil Ünal'cı oluverdim Önce Güven ekibi sayesinde
Olmayacağı baştan belliydi.
Önce Güven sloganı tamamen içi boş ve şüpheye sevkeden bir slogan oldu benim için.
Yıllardır gelen menfaatçi ve beceriksiz yönetimler sayesinde güvenini tamamen yitiren ESES sevdalıları sadece sir slogan ile bu güveni tazelemeyemezdi.
Hele ki; yıllarca Halil Ünal ile birlikte görev yapmış biriyle hiç olmazdı.
Olmadı da...
***
Olmayacağını söylemiştik.
"Halil Ünal'dan daha kötü olamaz" dedi bazı arkadaşlarımız ve desteklediler.
Eyvallah dedik ama olmaz bunu da bilin...
Önce Güven dediler ama nasıl güvenmemiz gerektiğini söylemediler.
Neden güvenelim bize bir neden söyleyin.
Yok...
Söyledikleri tek şey vardı:
"Halil Ünal kötü"
Eyvallah bunu biz de biliyoruz ama sizler de uzun zaman onunla birlikteydiniz.
Mesela kulübe en büyük yarayı Mesut Hoşcan'ın eseri olan Kris Boyd verdi.
Kris Boyd meselesi net bir şekilde ortada dururken neden güvenelim?
***
Ben güvenmedim.
Ülkemizde her alanda olduğu gibi futbolda da çirkeflik boğaza kadar gelmiş.
Böyle bir ortamda bu çirkefliğin içinde ayakta kalabilmeyi başarmış bir Halil Ünal varken neden yeni bir maceraya girelim?
Bunun cevabını alamadık.
Bize güven verecek bir aday çıkmadığı sürece bu takım bu ligde kalmaya devam edecekse Halil Ünal ile devam eder dedik.
***
Üçüncü bir isim çıksın dedik.
Olmadı.
Kimse cesaret edemedi bu çirkef ortama girmeye...
Şimdi yine Mesut Hoşcan yönetiminde görev alıp, sonradan istifa eden bir Mehmet Akman çıktı ortaya.
"30 Milyon Lira bütçe ile geleceğiz" diyor..
Süper, harika!..
Ama bir dur bakalım arkadaş.
Öyle lafla sözle olmaz bu iş.
Bu parayı kulübe hibe mi edeceksiniz borç mu vereceksiniz?
Eğer hibe edeceğiz diyeceklerse bu hibe bilanço da yer almalıdır.
Ne Halil Ünal döneminde ne de Mesut Hoşcan döneminde "Yöneticilerin bağışı" adı altında bir gelir kalemi göremedik.
***
Üye olabilmek için ESES sevdalısı bir vatandaşa "kulübe üye olmadan önce 1000 TL para vereceksin arkadaş" maddesini tüzüğe koyanlar; "Bu kulübe yönetici olacaksan 100 bin TL kafadan hibe yapacaksın arkadaş" maddesini neden koyamadılar?
ESES sevdalıları artık kuru gürültüye pabuç bırakmamalıdır.
Halil Ünal görevi aldığında zoraki almıştı.
Hiç kimse Süper Lig'e çıkmış olan Eskişehirspor'a başkan olmak istemiyordu.
Başta vali baba olmak üzere yoğun baskılar sonucunda Halil Ünal görevi devraldı.
Görevi alel acele bırakan Nebi Hatipoğlu da dahil herkes Süper Lig'deki bir takıma başkan olmayı ateşten bir gömlek gibi görüyordu.
Belki haklıydılar kendilerince...
***
Halil Ünal aldı görevi.
Zoraki göreve başladığı günden bu güne geldiğimizde şu an göreve talip olmak için çabalayan 3 başkan adayının olduğunu görüyoruz. Bu bizi bir noktada mutlu ediyor.
İster sevelim ister sevmeyelim, bugün üç başkan adayının göreve talip olabileceği kadar iyi bir kulüp ise Eskişehirspor bu Halil Ünal'ın eseridir.
Herkesin kaçtığı bir ortamda aldığı takımı Avrupa Kupaları'nda yarıştırdıysa bu Halil Ünal'ın eseridir.
Eğer Mesut Hoşcan ve ekibi Eskişehirspor'un menfaatlerini ön planda tutarak, bir olağanüstü kongre kararı alırsa 3 adaylı bir seçim olacak gibi görünüyor.
Benim buradan üç adaya da bir çağrım olacak.
Bu çağrımı tüm camiamıza da yapıyorum.
***
Geliniz bu zor ortamdan büyük bir mutabakat yönetimi ile çıkalım.
Her üç aday da "Eskişehirspor'un menfaatleri her şeyden evvel gelir" diyebiliyorsa buyrun meydan.
Eskişehirspor'un menfaatleri "Bir olmayı, Diri olmayı ve İri olmayı" gerektiriyor.
Geliniz kişisel sorunlarınızı bir kenara bırakınız ve güçlerinizi birleştirerek Süper Lig'in en güçlü yönetim kadrosunu yapınız.
Her üç aday da Mehmet Akman'ın söylediği gibi bütçesini açıklasın ve bu bütçeyi ilk icraat olarak kulübün kasasına hibe olarak koysunlar.
Bir dönem sürecek bu yönetim güçlü bir takım oluşturup, bu ligde kalıcı olduğumuzu dost düşman herkese göstersinler ve sonraki dönemde de herkes kılıçlarını kuşanıp, başkanlık mücadelesini versin.
(YAZIMIZI YARIN DEVAM EDECEĞİZ...)
21 Haziran 2013 Cuma
Halil Ünal'ı eleştirmek, Mesut Hoşcan'ı övmek!
Ne hikmetse son günlerde yakın çevremden hep bu yönde eleştirel sorular alıyorum.
- Halil Ünal'ı neden eleştirmiyorsunuz?
- Mesut Hoşcan'ın kazanmasını istemiyor musunuz?
- Eskişehirspor'un kurtuluşu olacak kongre ile ilgili neden fikir beyan etmiyorsunuz?
- Halil Ünal'ın kalmasından yana mısınız yoksa ?
Değerli gönüldaşlarıma mümkün olduğunca anlatmaya çalışıyorum.
Telefonla arayan arkadaşlarımla 15-20 dakika süren konuşmalar yapmak zorunda kalıyorum...
Sosyal medya üzerinden bu tür mesajlar yazan arkadaşlarıma uzun uzun cümlelerle anlatmaya çalışıyorum...
Bugün yani, kongreye 1 gün kala bu tür sorular daha da yoğunlaştı ve böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum.
***
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, ben Halil Ünal göreve geldiği günden bu yana kendisini eleştiren bir Eskişehirspor sevdalısıyım. Sadece Süper Lig'de değil öncesinde görev yaptığı dönemlerde bile kendisini eleştirmişimdir.
Bu kutlu makamda kim olursa olsun yanlışını gördüğüm vakit, eleştiririm ben!
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne sahip bir ESES sevdalısı olarak bunu yapmak benim asli vazifemdir.
Konuyla ilgili olarak yazdığım son yazımda bütün eleştirilerime rağmen Halil Ünal'ın da yapmış olduğu hizmetlerin varlığından bahsetmiştim.
Vay sen misin bunu yazan?
Blog yazımıza küfürlü yorumlar yazan mı dersiniz, Halil Ünal'ın yalakası diye yazanlar mı dersiniz?
Allahıma çok şükür ben kendimi bilirim!
Bugüne kadar ne kimseye yalakalık ettim ne de bir Allah'ın kulundan rant sağladım.
Ben ve Allah bildikten sonra bunu kimselere ispat etme ihtiyacı da duymadım.
Bütün mesele Halil Ünal'ı eleştirmek ise, benim bugüne kadar yazdıklarımı okumanız yeterli olacaktır.
Ben sadece kongre zamanı değil görev yaptığı bütün zamanlar dahilinde eleştirmişimdir kendisini...
***
Öyle bir hava estiriliyor ki; sanki takım yeni lige çıkmış Halil Ünal yeni göreve başlamış ve kulüp hemen çıktığı gibi küme düşmüş, Türkiye'nin en berbat kulübü olmuş...
Yok böyle bir şey efendim!
Daha iyi yönetilebilir miydi?
Kesinlikle!
Kötü mü yönetildi?
Kesinlikle!
Eskişehirspor'un manevi şahsiyetine zarar mı verildi?
Kesinlikle!
Fakat hepten tüm yapılanları silip atmak, bugün alternatif yönetim listesi ile Halil Ünal'ın karşısına çıkan Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören gibi isimlere de hakaret olur. Çünkü kulübümüzün bugünkü durumundan onlar da mesuldür. Yapılan tüm iyi hizmetlerde onlarında imzası vardır, yanlışlarda onların da katkısı vardır.
Yapılan hiçbir yanlış aynı yönetimde bulunan Mesut Hoşcan ve ekibini "hain" yapmadığı gibi Halil Ünal'ı da yapmaz!
Eleştirilerimizi yaparken şunu asla unutmayalım!
Eskişehirspor'un tek sahibi bizleriz; yani ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARI...
Yöneticiler gelir geçer, biz her daim baki kalırız!
***
Mesut Hoşcan'ı övme noktasına gelince...
Ben Mesut Hoşcan'ı neden öveyim!?
Şu ana kadar Eskişehirspor'a bir hizmet yaptıysa Halil Ünal'ın ekibinde yaptı...
Halil Ünal'ı da herkes eleştiriyor!
Mesut Hoşcan aynı ekip içinde bulunmasına rağmen Halil Ünal'a rağmen bir hizmet mi gerçekleştirdi ki öveyim!
Şu ana kadar övmem gereken bir tek yönü vardı onu da son yazımda belirtmiştim.
Gerçekten büyük bir cesaret örneği sergileyip aday oldu. Eskişehirspor'un artık kimsenin babasının çiftliği gibi yönetilemeyeceğinin ilk sinyallerini verdi. Yürüttüğü seçim kampanyası ile Eskişehirspor'u da iyi yönetebileceğinin sinyallerini de verdi. Bundan başka nasıl bir övgü düzebilirim ki ben sayın Mesut Hoşcan'a!?
"şöyle yapacak", "böyle yapacak" gibi hayali cümleler kurup geleceğe dair övgüler düzmemiz bekleniyorsa yanılıyorsunuz. Ben yıllardır şunu anladım. Vaatlerle gelen herkes bizi kandırdı!
Artık kanmak istemiyorum ben!
Ne sayın Mesut Hoşcan'dan ne de sayın Halil Ünal'dan zerre çıkar kaygım yok!
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptığı icraatlardan dolayı eleştirilerimi yıllardır dile getiriyorum.
Şunu da söyleyeyim yaptığı hizmetlerden dolayı da "Helal olsun Halil Ünal" şeklinde övgüler düzmedim, düzmem de...
Sonuçta o makama oturduysa o hizmetleri yapmak zorundadır zaten.
Hizmet yapmaya kendisi talip olan birisini ben neden öveyim ki!?
Ancak talip olduğu hizmetleri yapamazsa, yanlış yaparsa eleştiririm!
***
Neden taraf olmuyorum!?
Taraf olmam mümkün değil!
Öncelikle taraf olmamın bir faydası olmayacak çünkü oy kullanamıyorum!
Bunun dışında Mesut Bey yürüttüğü seçim kampanyası ile benim kendisinden taraf olmamı sağlayacak argümanlar koyamadı ortaya. Bütün seçim kampanyası sadece Halil Ünal'ın başarısız ve kötü yönetimi üzerine kuruldu. Yapılan onca güzel çalışmalara rağmen insanların "Evet tamam bu adam bu işi bitirir" dedirtecek bir proje ortaya koyamadı.
Halil Ünal'dan yana taraf olmam için de bir sebep yok.
Yıllardır kendisini eleştirdiğimi birinden yana olmak akla ziyan olur!
Ben sadece Eskişehirspor'un kazanmasından yanayım!
Eskişehirspor sevdalılarının birlik ve beraberliğinden tarafım...
Halil Ünal ve ekibine bugüne kadar yaptığı olumlu işlerden dolayı teşekkür ederim,
Mesut Hoşcan ve ekibine de medeni cesaretlerinden dolayı, camiamıza ilk kez böylesi bir ortam sağlamalarından dolayı teşekkür ederim...
Bunun dışında hiçbir şekilde her iki tarafa da övgü ya da yergimiz olamaz...
***
İlk kez yakaladığımız bu ortamı kulübümüzün lehine kullanmak zorundayız.
Seçimi kim kazanırsa kazansın sağduyumuzu kaybetmeden hareket etmeliyiz.
Unutmayalım ki;
Eskişehirspor Devrimi'nin en büyük unsuru şanlı Eskişehirspor taraftarıdır...
Mesut Hoşcan ve Halil Ünal'ın bu mücadelesi camiamız için hayırlı olsun!
Kazanan her kim olursa olsun, kaybeden taraf köşeye çekilip oturmasın...
Bu camianın muhalefete sadece kongrelerde değil, her zaman ihtiyacı vardır.
ALLAH BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZMASIN!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
- Halil Ünal'ı neden eleştirmiyorsunuz?
- Mesut Hoşcan'ın kazanmasını istemiyor musunuz?
- Eskişehirspor'un kurtuluşu olacak kongre ile ilgili neden fikir beyan etmiyorsunuz?
- Halil Ünal'ın kalmasından yana mısınız yoksa ?
Değerli gönüldaşlarıma mümkün olduğunca anlatmaya çalışıyorum.
Telefonla arayan arkadaşlarımla 15-20 dakika süren konuşmalar yapmak zorunda kalıyorum...
Sosyal medya üzerinden bu tür mesajlar yazan arkadaşlarıma uzun uzun cümlelerle anlatmaya çalışıyorum...
Bugün yani, kongreye 1 gün kala bu tür sorular daha da yoğunlaştı ve böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum.
***
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, ben Halil Ünal göreve geldiği günden bu yana kendisini eleştiren bir Eskişehirspor sevdalısıyım. Sadece Süper Lig'de değil öncesinde görev yaptığı dönemlerde bile kendisini eleştirmişimdir.
Bu kutlu makamda kim olursa olsun yanlışını gördüğüm vakit, eleştiririm ben!
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne sahip bir ESES sevdalısı olarak bunu yapmak benim asli vazifemdir.
Konuyla ilgili olarak yazdığım son yazımda bütün eleştirilerime rağmen Halil Ünal'ın da yapmış olduğu hizmetlerin varlığından bahsetmiştim.
Vay sen misin bunu yazan?
Blog yazımıza küfürlü yorumlar yazan mı dersiniz, Halil Ünal'ın yalakası diye yazanlar mı dersiniz?
Allahıma çok şükür ben kendimi bilirim!
Bugüne kadar ne kimseye yalakalık ettim ne de bir Allah'ın kulundan rant sağladım.
Ben ve Allah bildikten sonra bunu kimselere ispat etme ihtiyacı da duymadım.
Bütün mesele Halil Ünal'ı eleştirmek ise, benim bugüne kadar yazdıklarımı okumanız yeterli olacaktır.
Ben sadece kongre zamanı değil görev yaptığı bütün zamanlar dahilinde eleştirmişimdir kendisini...
***
Öyle bir hava estiriliyor ki; sanki takım yeni lige çıkmış Halil Ünal yeni göreve başlamış ve kulüp hemen çıktığı gibi küme düşmüş, Türkiye'nin en berbat kulübü olmuş...
Yok böyle bir şey efendim!
Daha iyi yönetilebilir miydi?
Kesinlikle!
Kötü mü yönetildi?
Kesinlikle!
Eskişehirspor'un manevi şahsiyetine zarar mı verildi?
Kesinlikle!
Fakat hepten tüm yapılanları silip atmak, bugün alternatif yönetim listesi ile Halil Ünal'ın karşısına çıkan Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören gibi isimlere de hakaret olur. Çünkü kulübümüzün bugünkü durumundan onlar da mesuldür. Yapılan tüm iyi hizmetlerde onlarında imzası vardır, yanlışlarda onların da katkısı vardır.
Yapılan hiçbir yanlış aynı yönetimde bulunan Mesut Hoşcan ve ekibini "hain" yapmadığı gibi Halil Ünal'ı da yapmaz!
Eleştirilerimizi yaparken şunu asla unutmayalım!
Eskişehirspor'un tek sahibi bizleriz; yani ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARI...
Yöneticiler gelir geçer, biz her daim baki kalırız!
***
Mesut Hoşcan'ı övme noktasına gelince...
Ben Mesut Hoşcan'ı neden öveyim!?
Şu ana kadar Eskişehirspor'a bir hizmet yaptıysa Halil Ünal'ın ekibinde yaptı...
Halil Ünal'ı da herkes eleştiriyor!
Mesut Hoşcan aynı ekip içinde bulunmasına rağmen Halil Ünal'a rağmen bir hizmet mi gerçekleştirdi ki öveyim!
Şu ana kadar övmem gereken bir tek yönü vardı onu da son yazımda belirtmiştim.
Gerçekten büyük bir cesaret örneği sergileyip aday oldu. Eskişehirspor'un artık kimsenin babasının çiftliği gibi yönetilemeyeceğinin ilk sinyallerini verdi. Yürüttüğü seçim kampanyası ile Eskişehirspor'u da iyi yönetebileceğinin sinyallerini de verdi. Bundan başka nasıl bir övgü düzebilirim ki ben sayın Mesut Hoşcan'a!?
"şöyle yapacak", "böyle yapacak" gibi hayali cümleler kurup geleceğe dair övgüler düzmemiz bekleniyorsa yanılıyorsunuz. Ben yıllardır şunu anladım. Vaatlerle gelen herkes bizi kandırdı!
Artık kanmak istemiyorum ben!
Ne sayın Mesut Hoşcan'dan ne de sayın Halil Ünal'dan zerre çıkar kaygım yok!
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptığı icraatlardan dolayı eleştirilerimi yıllardır dile getiriyorum.
Şunu da söyleyeyim yaptığı hizmetlerden dolayı da "Helal olsun Halil Ünal" şeklinde övgüler düzmedim, düzmem de...
Sonuçta o makama oturduysa o hizmetleri yapmak zorundadır zaten.
Hizmet yapmaya kendisi talip olan birisini ben neden öveyim ki!?
Ancak talip olduğu hizmetleri yapamazsa, yanlış yaparsa eleştiririm!
***
Neden taraf olmuyorum!?
Taraf olmam mümkün değil!
Öncelikle taraf olmamın bir faydası olmayacak çünkü oy kullanamıyorum!
Bunun dışında Mesut Bey yürüttüğü seçim kampanyası ile benim kendisinden taraf olmamı sağlayacak argümanlar koyamadı ortaya. Bütün seçim kampanyası sadece Halil Ünal'ın başarısız ve kötü yönetimi üzerine kuruldu. Yapılan onca güzel çalışmalara rağmen insanların "Evet tamam bu adam bu işi bitirir" dedirtecek bir proje ortaya koyamadı.
Halil Ünal'dan yana taraf olmam için de bir sebep yok.
Yıllardır kendisini eleştirdiğimi birinden yana olmak akla ziyan olur!
Ben sadece Eskişehirspor'un kazanmasından yanayım!
Eskişehirspor sevdalılarının birlik ve beraberliğinden tarafım...
Halil Ünal ve ekibine bugüne kadar yaptığı olumlu işlerden dolayı teşekkür ederim,
Mesut Hoşcan ve ekibine de medeni cesaretlerinden dolayı, camiamıza ilk kez böylesi bir ortam sağlamalarından dolayı teşekkür ederim...
Bunun dışında hiçbir şekilde her iki tarafa da övgü ya da yergimiz olamaz...
***
İlk kez yakaladığımız bu ortamı kulübümüzün lehine kullanmak zorundayız.
Seçimi kim kazanırsa kazansın sağduyumuzu kaybetmeden hareket etmeliyiz.
Unutmayalım ki;
Eskişehirspor Devrimi'nin en büyük unsuru şanlı Eskişehirspor taraftarıdır...
Mesut Hoşcan ve Halil Ünal'ın bu mücadelesi camiamız için hayırlı olsun!
Kazanan her kim olursa olsun, kaybeden taraf köşeye çekilip oturmasın...
Bu camianın muhalefete sadece kongrelerde değil, her zaman ihtiyacı vardır.
ALLAH BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZMASIN!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
24 Mayıs 2013 Cuma
Helal Olsun Halil Ünal!
Halil Ünal Eskişehirspor'da yöneticilik yapmaya başladığından bu yana ilk defa böyle bir başlık altında, kendisinin yaptığı bir icraata beğeni ve takdirimi dile getireceğim. Tabii bu satırları yazarken de bir çok ESES sevdalısı gönüldaşımın da "Halil Ünalcı!", "Halil Ünal'dan maaş alıyor!", "Halil Ünal'ın yalakası!" tarzındaki eleştirilerini de göze almış bulunmaktayım. Fakat ben her zaman şuna inanırım: Birilerinin ne dediği önemli değildir. Önemli olan benim kendime olan inancım ve saygımdır. Halil Ünal'ı bugüne kadar sürekli eleştirmiş biri olarak bir kere de olsun takdir etmek benim de hakkımdır.
---------
Efendim Eskişehirspor camiası çok iyi bilir.
Eskişehirspor kurulduğu yıldan bu yana malum üç takımın Bizans oyunlarına maruz kalmış bir camiadır.
Kurulduğu yıl büyük bir başarı göstererek "Kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkan 2. takım" ünvanıyla dünya futbol tarihine adını yazdıran Eskişehirspor, bu başarının ardından hem ülkemiz futbol tarihine, hem de dünya futbol tarihine çok kısa bir zaman içersinde adını başarılarla yazdıran bir kulüptür.
Kısa bir zaman içinde Eskişehirspor'u kendileri için büyük bir tehlike olarak gören üç İstanbul takımının başkanları bir araya gelerek üç takımın taraftarının da Eskişehirspor'a karşı birleşmesi gerektiği yönünde açıklamalar yaptılar.
Taraftarları birleştiremediler belki ama kendileri birleşti.
Eskişehirspor'a karşı akla hayale gelmedik oyunlar oynadılar.
Oyunlarla başa çıkamadıkları zamanlarda da silahlı çeteler ile tehditler savurdular.
Bunları tarih hep yazıyor.
***
Oynadıkları oyunlar sonucunda Eskişehirspor'u ligden düşürdüler.
Önce zayıflattılar, direncimizi kırdılar...
Sonra da kaçınılmaz son geldi...
Eskişehirspor düştüğü alt liglerin en altındaki lige kadar gitti...
Yani dibi gördük...
Dibi görsek de orada bile taraftarımızla adımızı dünya futbol tarihine bir kez daha yazdırdık.
Bütün futbol camiası anladı ki;
1965'de yeşeren Kara&Kızıl sevda sonsuza kadar dinmeyecek.
Futbol'da sevginin ötesindeki duygu ilk kez Eskişehirspor ile yaşandı...
Eskişehirspor taraftarları takımlarına hissettiklerini AŞK olarak dillendiriyorlardı...
Biz taraftar değiliz;
Eskişehirspor'un aşıklarıyız, dediler ve bu aşkı sonsuza kadar yaşatmak için yeminler ettiler...
***
Aradan yıllar geçti.
O sönmeyen ateş yeniden alevlendi.
Üç İstanbul takımının korkulu rüyası yeniden layık olduğu yere geldi.
Bu lige yeniden döndüğümüzde korkularımız yine aynı tazeliğini koruyordu.
Üç takımın Bizans oyunları yine başlayacaktı.
Ve beklediğimiz oldu tabiiki.
Resmi verilere göre Süper Lig'e çıktığımız ilk sezon yine bir rekor kırmıştık.
Bu rekor hem TFF'nin hem de MHK'nın yüz karası bir rekordu.
Eskişehirspor o sezon hakem hatalarından dolayı tam 14 puan kaybetmişti.
Lig'de kalmayı başarmıştık tüm bunlara rağmen.
Şanlı direniş yeniden başlamıştı.
***
Bugüne kadar üç takım egemenliğindeki futbol düzeninde her türlü haksızlığa maruz kaldık.
Her türlü Bizans oyunu bizim için oynandı.
Ve bugün bir transfer olayı yaşadı tüm Türkiye...
Eskişehirspor'un genç yıldızı Alper Potuk, hem GS hem de FB'nin transfer listesinde idi.
Alper'in gideceği kesin.
Ama hangisine gidecek o belli değil.
Eskişehirspor başkanı tasvip etmediğim bir davranış biçimi de olsa iki kulübü birbiriyle kapıştırdı.
En iyi teklifi yapan Alper'i aldı.
İstanbul'un Kırmızı-Sarı'lı ekibi GS, ezeli rakibi olan Lacivert - Sarı'lı FB'den büyük bir çalım yedi.
Tabii Kırmızı - Sarı'lı ekip yöneticileri küplere bindi.
Hem FB'ye, hem de Halil Ünal'a veryansın ettiler.
Halil Ünal'ı etik davranmamakla itham ettiler...
Eskişehirspor başkanı Halil Ünal ise, kendini haklı gösteren açıklamalar yaptı...
***
Söz konusu İstanbul'un üç malum takımı ise; ne kadar sevmesem de ben kendi kulübümün başkanının sözlerine inanırım.
Öyle olmasa bile;
Farzedelim ki, etik davranmadı...
Ortalığı kızıştırdı...
GS ile el sıkıştı ama FB'ye verdi Alper'i...
Argo tabirle GS'ye madik attı diyelim...
Ne olmuş yani kıyamet mi koptu...
Onlar 40 yıldır bize Bizans oyunları oynadılar;
Eskişehirspor başkanı Halil Ünal da onlara bir Ali Cengiz oyunu oynamış çok mu!?
---------
Efendim Eskişehirspor camiası çok iyi bilir.
Eskişehirspor kurulduğu yıldan bu yana malum üç takımın Bizans oyunlarına maruz kalmış bir camiadır.
Kurulduğu yıl büyük bir başarı göstererek "Kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkan 2. takım" ünvanıyla dünya futbol tarihine adını yazdıran Eskişehirspor, bu başarının ardından hem ülkemiz futbol tarihine, hem de dünya futbol tarihine çok kısa bir zaman içersinde adını başarılarla yazdıran bir kulüptür.
Kısa bir zaman içinde Eskişehirspor'u kendileri için büyük bir tehlike olarak gören üç İstanbul takımının başkanları bir araya gelerek üç takımın taraftarının da Eskişehirspor'a karşı birleşmesi gerektiği yönünde açıklamalar yaptılar.
Taraftarları birleştiremediler belki ama kendileri birleşti.
Eskişehirspor'a karşı akla hayale gelmedik oyunlar oynadılar.
Oyunlarla başa çıkamadıkları zamanlarda da silahlı çeteler ile tehditler savurdular.
Bunları tarih hep yazıyor.
***
Oynadıkları oyunlar sonucunda Eskişehirspor'u ligden düşürdüler.
Önce zayıflattılar, direncimizi kırdılar...
Sonra da kaçınılmaz son geldi...
Eskişehirspor düştüğü alt liglerin en altındaki lige kadar gitti...
Yani dibi gördük...
Dibi görsek de orada bile taraftarımızla adımızı dünya futbol tarihine bir kez daha yazdırdık.
Bütün futbol camiası anladı ki;
1965'de yeşeren Kara&Kızıl sevda sonsuza kadar dinmeyecek.
Futbol'da sevginin ötesindeki duygu ilk kez Eskişehirspor ile yaşandı...
Eskişehirspor taraftarları takımlarına hissettiklerini AŞK olarak dillendiriyorlardı...
Biz taraftar değiliz;
Eskişehirspor'un aşıklarıyız, dediler ve bu aşkı sonsuza kadar yaşatmak için yeminler ettiler...
***
Aradan yıllar geçti.
O sönmeyen ateş yeniden alevlendi.
Üç İstanbul takımının korkulu rüyası yeniden layık olduğu yere geldi.
Bu lige yeniden döndüğümüzde korkularımız yine aynı tazeliğini koruyordu.
Üç takımın Bizans oyunları yine başlayacaktı.
Ve beklediğimiz oldu tabiiki.
Resmi verilere göre Süper Lig'e çıktığımız ilk sezon yine bir rekor kırmıştık.
Bu rekor hem TFF'nin hem de MHK'nın yüz karası bir rekordu.
Eskişehirspor o sezon hakem hatalarından dolayı tam 14 puan kaybetmişti.
Lig'de kalmayı başarmıştık tüm bunlara rağmen.
Şanlı direniş yeniden başlamıştı.
***
Bugüne kadar üç takım egemenliğindeki futbol düzeninde her türlü haksızlığa maruz kaldık.
Her türlü Bizans oyunu bizim için oynandı.
Ve bugün bir transfer olayı yaşadı tüm Türkiye...
Eskişehirspor'un genç yıldızı Alper Potuk, hem GS hem de FB'nin transfer listesinde idi.
Alper'in gideceği kesin.
Ama hangisine gidecek o belli değil.
Eskişehirspor başkanı tasvip etmediğim bir davranış biçimi de olsa iki kulübü birbiriyle kapıştırdı.
En iyi teklifi yapan Alper'i aldı.
İstanbul'un Kırmızı-Sarı'lı ekibi GS, ezeli rakibi olan Lacivert - Sarı'lı FB'den büyük bir çalım yedi.
Tabii Kırmızı - Sarı'lı ekip yöneticileri küplere bindi.
Hem FB'ye, hem de Halil Ünal'a veryansın ettiler.
Halil Ünal'ı etik davranmamakla itham ettiler...
Eskişehirspor başkanı Halil Ünal ise, kendini haklı gösteren açıklamalar yaptı...
***
Söz konusu İstanbul'un üç malum takımı ise; ne kadar sevmesem de ben kendi kulübümün başkanının sözlerine inanırım.
Öyle olmasa bile;
Farzedelim ki, etik davranmadı...
Ortalığı kızıştırdı...
GS ile el sıkıştı ama FB'ye verdi Alper'i...
Argo tabirle GS'ye madik attı diyelim...
Ne olmuş yani kıyamet mi koptu...
Onlar 40 yıldır bize Bizans oyunları oynadılar;
Eskişehirspor başkanı Halil Ünal da onlara bir Ali Cengiz oyunu oynamış çok mu!?
16 Mayıs 2013 Perşembe
"Önce Güven" ve Susan Yönetim...
Eskişehirspor camiası ilk kez bir seçim atmosferinde buldu kendini.
Bazı çevreler seçimde oy kullanacak olan delegelerin şaibeli olduğunu iddia ediyor.
Bu iddiaların doğru olması durumunda bu seçim atmosferinin camiaya bir fayda sağlamayacağı açık...
Kendilerini alternatif iktidar olarak lanse eden Mesut Hoşcan ve ekibinin çabaları boş...
Kendileri çalıp kendileri söyleyip, kendileri dinlemiş olacak...
Şaibe derken de ortada öyle usulsüz bir durum yok gibi.
İddialara göre Halil Ünal başkanlığı döneminde kendi akrabalarını ve yandaşlarını üye yapmış...
Aidatları ödenmiş mi? Ödenmiş...
Kulübe üye olmalarında bir sakınca var mı? Yok...
Tek problem Halil Ünal'ın yakını ya da adamı olmaları...
Bu da bir nevi şaibe anlamına gelebilir tabii ki...
***
Seçim atmosferine iyice girdiğimiz şu günlerde her iki tarafı da tahlil ediyorum.
Kulübe üye olma imkanımız olmadığı için genel kurulda söz hakkımız da yok.
Ancak 43 yıllık bir Eskişehirspor sevdalısı olarak en azından yazılarımızla, yorumlarımızla biz de bir şeyler söyleme hakkına sahibiz diye düşünüyor ve herhangi bir adayın destekçisi değil de birileri tarafından putperest olarak tanımlanabilecek bir şekilde ESES sevdalısı olarak kendimde bu hakkı görüyorum.
Genel kurulda söz sahibi olan değerli dostlarımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz var...
Belki düşüncelerimiz, eleştirilerimiz ve yorumlarımız onlara da bir görüş açısı sağlayabilir...
***
Mustafa Akgören var bir tarafta...
Taraftarın tanıdığı, bildiği, sevdiği, saydığı bir adam...
Tribünlerden yetişmiş,
Deplasman lezzetini iliklerine kadar hissetmiş,
Tribün kültürünü beynine kalbine nakşetmiş biri...
Önce Güven sloganı ile ortaya çıkan bu gurubun kuşkusuz en dikkat çeken adamı Mustafa Akgören...
Taraftar elbette önce ona güvenmek isteyecektir...
Bir diğer önemli isim de Mesut Hoşcan...
Mesut Hoşcan'ı hiç tanımam...
Yönetimde bulunduğu dönemlerden bilirim...
Kris Boyd'un görkemli bir şekilde getirilmesini sağlamıştı...
En aklımda kalan yönü bu...
Bugün seçim ofisinin açılışındaki fotoğraflarını gördüm...
Yüz ifadesi ve giyim tarzı ile bir güven veriyor...
Yıllar nöce Halil Ünal'a yönelik ilk eleştirimi anımsıyorum bu noktada...
Kendisine yönelik ilk eleştirim bir fotoğrafından dolayı olmuştu...
Bu fotoğraf Eskişehirspor'un kutsal başkanlık makamına yakışacak bir fotoğraf değil diyerek günlerce eleştirmiştim...
Aradan yıllar geçti, şimdi yine bir başkan adayına ilk olumlu eleştirimi yine bir fotoğraf üzerinden yapıyorum...
***
Mesut Hoşcan ekibinin çalışmalarına baktığımız vakit;
"Önce Güven" sloganlarının boş olmadığını anlayabiliyoruz...
Son derece ciddi bir çalışma yürütüyorlar...
Seçim ofisi açılmış...
Seçim kampanyası bir sloganla netleştirilmiş...
Sosyal medya ağı çok iyi kullanılıyor...
Basın ile ilişkileri en üst düzeyde devam ediyor...
Mevcut yönetimin tüm başarısızlıklarını Eskişehirspor camiasına çok hızlı ve net bir şekilde ulaştırıyorlar...
Kendi adıma şu ana kadar bu ekibe inanma noktasına gelmedim...
Fakat şu da bir gerçek ki;
Eskişehirspor'a yakışır bir anlayışla çalışıyorlar...
Göreve gelir ve seçim sürecinde kendileri için çalıştıkları kadar Eskişehirspor için çalışırlarsa bir şeyler değişebilir düşüncesi ister istemez oluşuyor kafamızda...
Mesut Hoşcan ve ekibinin artıları var...
Karşılarında yıpranmış bir yönetim var...
Yıllarca da birlikte çalıştıkları bu yönetimin elbette zaafiyetlerini de çok iyi biliyorlar...
Bu noktada şaibeli üyelik iddiaları geliyor aklımıza...
Yıllardır bu yönetim içinde olan kişiler,
Böyle bir şaibenin gerçekten var olduğunu bilselerdi herhalde bunca emeği boşa sarfetmezlerdi...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi hakkında bunca güzel laf ettikten sonra neden halen onlara inanmadığımı sorgulayanlar çıkabilir tabii ki...
Öncelikle şunu belirtmek isterim;
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptıkları ortada...
Pek çok noksanları olmasına rağmen, bugün Eskişehirspor'u iki adaylı bir seçim atmosferine sokacak kadar güçlü bir hale getirmiştir.
Hepimiz çok iyi biliyoruz...
Bu takım zamanı geldi sahipsiz kaldı...
Kayyuma devredilme dedikoduları ortada dolaştı...
Kişiler zoraki olarak aday yapıldı...
Bugünleri hepimiz gördük...
Ancak Halil Ünal yönetiminde ilk kez 2 adaylı bir seçim yaşayacağız...
İlk kez muhalif bir ekip çıktı ve "Bu görevi ben mevcut yönetimden daha iyi yaparım" dedi...
Halil Ünal döneminde Eskişehirspor tarihinin en kötü günlerini yaşamadı...
O günleri yaşadığımız zamanlarda yönetici bulamadık..
Bugün ise, 2 adaylı bir seçim süreci yaşıyoruz...
Mesut Hoşcan ve ekibinin yürüttüğü bu güzel seçim çalışmalarını ilk görüyoruz ve bu da Halil Ünal döneminde oluyor...
***
Eskişehirspor, yıllar sonra çıktığı süper ligde asansör takım olmadı...
Geldiği gibi giden onca takım oldu ama Eskişehirspor geldi ve kaldı...
Kalmakla da yetinmedi...
Üst sıralarda iddialı oldu...
Avrupa Kupaları'na katıldı...
İskoçya'da bir kente Eskişehirspor sevgisini aşıladı...
Türkiye Kupası'nda iki kez finalden döndü...
Taraflı tarafsız herkesin kabul ettiği bir gerçek daha var;
Halil Ünal döneminde Türkiye'nin en iyi kadrolarından biri oluşturuldu...
Eskişehirspor Kulübü başkanı ilk kez Kulüpler Birliği Başkanı oldu..
Halil Ünal başkanlığındaki yönetimin sayılabilecek artıları daha da vardır mutlaka...
Benim bir çırpıda aklıma gelenler bunlar...
Eksileri yok mu!?
Elbette var...
Benim de sürekli eleştirdiğim bir çok yanlış uygulamaları oldu...
Bir çok hatalar yapıldı...
Eskişehirspor'u belki çok daha iyi yerlere getirebilecekken yapamadı...
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne ters düşen bir çok uygulaması oldu...
En önemlisi de, Eskişehirspor sevdalılarının Eskişehirspor üyeliklerine kota koyması oldu...
Sevdaya kota koyan yönetim olarak tarihe geçti bu yönetim...
Ancak tüm bu yanlışlıklar yapılırken Halil Ünal yönetiminin içinde Mesut Hoşcan da vardı...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi, insana güven veren bir çalışma temposunun içindeyken,
Aynı süreci yaşayan Halil Ünal ve ekibi ne yapıyor peki?
Bu sorunun cevabı koca bir hiç...
Özellikle son dönemde futbolcuların ve personelin alacakları ile ilgili söylentiler ayyuka çıkmışken Halil Ünal ve yönetimi susuyor...
Hiçbir suçlamaya adam akıllı bir cevap verilmiyor...
Hiçbir şekilde camiaya yönelik bir seçim çalışması yapılmıyor...
Sosyal medya kullanılmıyor...
Seçim ofisi açılmıyor...
Seçimlerle ilgili hiçbir takvim belirlenmemiş...
Yönetim hep susuyor...
Transfer dedikoduları ayyuka çıkmış,
Yönetim susuyor...
Eskişehirspor, oynadığı son kupa maçında ve ondan önceki maçlarda tam bir hakem faciası ile karşı karşıya kalmış,
Yönetim yine susuyor...
Ses seda yok...
Halil Ünal belki de bunları yapmak için sezonun bitmesini bekliyor...
Belki genel kurulda yarışacak olan ekibini alıp kameralar karşısına geçerek tüm suçlamalara yanıt verecek...
Bunu da zamanla göreceğiz...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi "Önce Güven" sloganı ile camiadan önemli ölçüde destek sağlamış durumda...
Bu destek genel kurul üyelerine de yansırsa işi kolay olacak demektir...
Mesut Hoşcan'dan beklentim,
Vaatlerini bir seçim bildirgesi halinde camiaya sunmasıdır...
Şu ana kadar tıpkı Halil Ünal'ın önceki dönemlerde yaptığı gibi sadece beyanatlarını görüyoruz...
Halil Ünal yönetiminde yapılan son mali kongredeki gelirler hanesinde yöneticilerin kulübe ne kadar katkı yaptığına dair bir gelir kalemi göremedim ben...
Mesut Hoşcan ve ekibi bu gelir hanesini dolduracak mı?
Mesut Hoşcan ve ekibi yönetime gelmeleri durumunda bu kulübe ne kadar maddi katkı sağlayacaklar?
Yapılacak ilk mali kongrede "yöneticiler kulübe şu kadar para bağışlamışlardır" şeklinde bir gelir kaynağı görebilecek miyiz?
Mesut Hoşcan ve ekibi seçimleri kazanmaları durumunda hangi transferleri yapmayı planlıyor?
Mevcut yönetimin Alper'i satmasını varsayarak Mesut Hoşcan bir plan geliştirmiş midir?
Mevcut yönetim borçlarını ödemek için sadece Alper değil; Veysel, Kamara, Erkan ve Necati Ateş'i de satacak gibi görünüyor. Mesut Hoşcan bu ihtimali düşünerek bir plan yapmış mıdır?
Mesut Hoşcan seçimleri kazanması durumunda yeni bir teknik direktör getirecek midir?
Üyelikler üzerindeki kota kaldırılacak ve Eskişehirspor sevdalılarının kulüplerine daha kolay üye olabilmeleri sağlanacak mıdır!?
Kurumsallaşma adına neler yapılacaktır?
Mesut Hoşcan'ın bu tür sorulara cevap veren bir seçim bildirgesi ile yoluna devam etmesi eminim aradığı güven ortamını çok daha hızlı bir şekilde sağlamasına yardımcı olacaktır.
***
Eskişehirspor'u seven her gönüldaşım bu soruları sormalıdır...
Sonuçta biz ne Halil Ünal sevdalısıyız, ne de Mesut Hoşcan...
Biz Eskişehirspor sevdalısıyız...
Halil Ünal'ı destekleyenlerimiz Halil Ünal'a sorulması gereken soruları sormalı...
Mesut Hoşcan&ı destekleyenlerimiz de Mesut Hoşcan'a sorulması gerekenleri sormalıdır...
Bunu başarabilirsek,
Halil Ünalcı ya da Mesut Hoşcancı olmak yerine Eskişehirspor sevdalısı kalmayı başarabilirsek bu süreçte, işte o zaman kazanan isimler değil, Eskişehirspor olacaktır...
Her iki isim de saygıdeğerdir...
Her iki isim de bu kulübe hizmet etmişlerdir...
Her iki isim de hatalarıyla doğrularıyla bu camiaya yıllarını vermişlerdir...
Bu insanlar da sonuçta peygamber, evliya, ermiş değiller, hatasız olmalarını bekleyemeyiz...
Mesut Hoşcan bu hizmet kervanında bir adım öne geçmiş ve camiamızı ilk kez iki listeli bir seçim sürecine sokmuştur...
Bu bile önemli bir hizmettir...
Muhalefetin olmadığı yerde iktidar daha çok yanlış yapar...
Seçimi kazanamasa bile Mesut Hoşcan ve ekibi böylesine tarihi bir hizmete imza atmış olacaktır...
Bu göreve talip olan herkese gereken saygının gösterilmesi ve Eskişehirspor'a yakışır bir genel kurul yaşanması dileklerimle her iki ekibe de başarılar diliyorum...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Bazı çevreler seçimde oy kullanacak olan delegelerin şaibeli olduğunu iddia ediyor.
Bu iddiaların doğru olması durumunda bu seçim atmosferinin camiaya bir fayda sağlamayacağı açık...
Kendilerini alternatif iktidar olarak lanse eden Mesut Hoşcan ve ekibinin çabaları boş...
Kendileri çalıp kendileri söyleyip, kendileri dinlemiş olacak...
Şaibe derken de ortada öyle usulsüz bir durum yok gibi.
İddialara göre Halil Ünal başkanlığı döneminde kendi akrabalarını ve yandaşlarını üye yapmış...
Aidatları ödenmiş mi? Ödenmiş...
Kulübe üye olmalarında bir sakınca var mı? Yok...
Tek problem Halil Ünal'ın yakını ya da adamı olmaları...
Bu da bir nevi şaibe anlamına gelebilir tabii ki...
***
Seçim atmosferine iyice girdiğimiz şu günlerde her iki tarafı da tahlil ediyorum.
Kulübe üye olma imkanımız olmadığı için genel kurulda söz hakkımız da yok.
Ancak 43 yıllık bir Eskişehirspor sevdalısı olarak en azından yazılarımızla, yorumlarımızla biz de bir şeyler söyleme hakkına sahibiz diye düşünüyor ve herhangi bir adayın destekçisi değil de birileri tarafından putperest olarak tanımlanabilecek bir şekilde ESES sevdalısı olarak kendimde bu hakkı görüyorum.
Genel kurulda söz sahibi olan değerli dostlarımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz var...
Belki düşüncelerimiz, eleştirilerimiz ve yorumlarımız onlara da bir görüş açısı sağlayabilir...
***
Mustafa Akgören var bir tarafta...
Taraftarın tanıdığı, bildiği, sevdiği, saydığı bir adam...
Tribünlerden yetişmiş,
Deplasman lezzetini iliklerine kadar hissetmiş,
Tribün kültürünü beynine kalbine nakşetmiş biri...
Önce Güven sloganı ile ortaya çıkan bu gurubun kuşkusuz en dikkat çeken adamı Mustafa Akgören...
Taraftar elbette önce ona güvenmek isteyecektir...
Bir diğer önemli isim de Mesut Hoşcan...
Mesut Hoşcan'ı hiç tanımam...
Yönetimde bulunduğu dönemlerden bilirim...
Kris Boyd'un görkemli bir şekilde getirilmesini sağlamıştı...
En aklımda kalan yönü bu...
Bugün seçim ofisinin açılışındaki fotoğraflarını gördüm...
Yüz ifadesi ve giyim tarzı ile bir güven veriyor...
Yıllar nöce Halil Ünal'a yönelik ilk eleştirimi anımsıyorum bu noktada...
Kendisine yönelik ilk eleştirim bir fotoğrafından dolayı olmuştu...
Bu fotoğraf Eskişehirspor'un kutsal başkanlık makamına yakışacak bir fotoğraf değil diyerek günlerce eleştirmiştim...
Aradan yıllar geçti, şimdi yine bir başkan adayına ilk olumlu eleştirimi yine bir fotoğraf üzerinden yapıyorum...
***
Mesut Hoşcan ekibinin çalışmalarına baktığımız vakit;
"Önce Güven" sloganlarının boş olmadığını anlayabiliyoruz...
Son derece ciddi bir çalışma yürütüyorlar...
Seçim ofisi açılmış...
Seçim kampanyası bir sloganla netleştirilmiş...
Sosyal medya ağı çok iyi kullanılıyor...
Basın ile ilişkileri en üst düzeyde devam ediyor...
Mevcut yönetimin tüm başarısızlıklarını Eskişehirspor camiasına çok hızlı ve net bir şekilde ulaştırıyorlar...
Kendi adıma şu ana kadar bu ekibe inanma noktasına gelmedim...
Fakat şu da bir gerçek ki;
Eskişehirspor'a yakışır bir anlayışla çalışıyorlar...
Göreve gelir ve seçim sürecinde kendileri için çalıştıkları kadar Eskişehirspor için çalışırlarsa bir şeyler değişebilir düşüncesi ister istemez oluşuyor kafamızda...
Mesut Hoşcan ve ekibinin artıları var...
Karşılarında yıpranmış bir yönetim var...
Yıllarca da birlikte çalıştıkları bu yönetimin elbette zaafiyetlerini de çok iyi biliyorlar...
Bu noktada şaibeli üyelik iddiaları geliyor aklımıza...
Yıllardır bu yönetim içinde olan kişiler,
Böyle bir şaibenin gerçekten var olduğunu bilselerdi herhalde bunca emeği boşa sarfetmezlerdi...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi hakkında bunca güzel laf ettikten sonra neden halen onlara inanmadığımı sorgulayanlar çıkabilir tabii ki...
Öncelikle şunu belirtmek isterim;
Halil Ünal'ın bugüne kadar yaptıkları ortada...
Pek çok noksanları olmasına rağmen, bugün Eskişehirspor'u iki adaylı bir seçim atmosferine sokacak kadar güçlü bir hale getirmiştir.
Hepimiz çok iyi biliyoruz...
Bu takım zamanı geldi sahipsiz kaldı...
Kayyuma devredilme dedikoduları ortada dolaştı...
Kişiler zoraki olarak aday yapıldı...
Bugünleri hepimiz gördük...
Ancak Halil Ünal yönetiminde ilk kez 2 adaylı bir seçim yaşayacağız...
İlk kez muhalif bir ekip çıktı ve "Bu görevi ben mevcut yönetimden daha iyi yaparım" dedi...
Halil Ünal döneminde Eskişehirspor tarihinin en kötü günlerini yaşamadı...
O günleri yaşadığımız zamanlarda yönetici bulamadık..
Bugün ise, 2 adaylı bir seçim süreci yaşıyoruz...
Mesut Hoşcan ve ekibinin yürüttüğü bu güzel seçim çalışmalarını ilk görüyoruz ve bu da Halil Ünal döneminde oluyor...
***
Eskişehirspor, yıllar sonra çıktığı süper ligde asansör takım olmadı...
Geldiği gibi giden onca takım oldu ama Eskişehirspor geldi ve kaldı...
Kalmakla da yetinmedi...
Üst sıralarda iddialı oldu...
Avrupa Kupaları'na katıldı...
İskoçya'da bir kente Eskişehirspor sevgisini aşıladı...
Türkiye Kupası'nda iki kez finalden döndü...
Taraflı tarafsız herkesin kabul ettiği bir gerçek daha var;
Halil Ünal döneminde Türkiye'nin en iyi kadrolarından biri oluşturuldu...
Eskişehirspor Kulübü başkanı ilk kez Kulüpler Birliği Başkanı oldu..
Halil Ünal başkanlığındaki yönetimin sayılabilecek artıları daha da vardır mutlaka...
Benim bir çırpıda aklıma gelenler bunlar...
Eksileri yok mu!?
Elbette var...
Benim de sürekli eleştirdiğim bir çok yanlış uygulamaları oldu...
Bir çok hatalar yapıldı...
Eskişehirspor'u belki çok daha iyi yerlere getirebilecekken yapamadı...
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne ters düşen bir çok uygulaması oldu...
En önemlisi de, Eskişehirspor sevdalılarının Eskişehirspor üyeliklerine kota koyması oldu...
Sevdaya kota koyan yönetim olarak tarihe geçti bu yönetim...
Ancak tüm bu yanlışlıklar yapılırken Halil Ünal yönetiminin içinde Mesut Hoşcan da vardı...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi, insana güven veren bir çalışma temposunun içindeyken,
Aynı süreci yaşayan Halil Ünal ve ekibi ne yapıyor peki?
Bu sorunun cevabı koca bir hiç...
Özellikle son dönemde futbolcuların ve personelin alacakları ile ilgili söylentiler ayyuka çıkmışken Halil Ünal ve yönetimi susuyor...
Hiçbir suçlamaya adam akıllı bir cevap verilmiyor...
Hiçbir şekilde camiaya yönelik bir seçim çalışması yapılmıyor...
Sosyal medya kullanılmıyor...
Seçim ofisi açılmıyor...
Seçimlerle ilgili hiçbir takvim belirlenmemiş...
Yönetim hep susuyor...
Transfer dedikoduları ayyuka çıkmış,
Yönetim susuyor...
Eskişehirspor, oynadığı son kupa maçında ve ondan önceki maçlarda tam bir hakem faciası ile karşı karşıya kalmış,
Yönetim yine susuyor...
Ses seda yok...
Halil Ünal belki de bunları yapmak için sezonun bitmesini bekliyor...
Belki genel kurulda yarışacak olan ekibini alıp kameralar karşısına geçerek tüm suçlamalara yanıt verecek...
Bunu da zamanla göreceğiz...
***
Mesut Hoşcan ve ekibi "Önce Güven" sloganı ile camiadan önemli ölçüde destek sağlamış durumda...
Bu destek genel kurul üyelerine de yansırsa işi kolay olacak demektir...
Mesut Hoşcan'dan beklentim,
Vaatlerini bir seçim bildirgesi halinde camiaya sunmasıdır...
Şu ana kadar tıpkı Halil Ünal'ın önceki dönemlerde yaptığı gibi sadece beyanatlarını görüyoruz...
Halil Ünal yönetiminde yapılan son mali kongredeki gelirler hanesinde yöneticilerin kulübe ne kadar katkı yaptığına dair bir gelir kalemi göremedim ben...
Mesut Hoşcan ve ekibi bu gelir hanesini dolduracak mı?
Mesut Hoşcan ve ekibi yönetime gelmeleri durumunda bu kulübe ne kadar maddi katkı sağlayacaklar?
Yapılacak ilk mali kongrede "yöneticiler kulübe şu kadar para bağışlamışlardır" şeklinde bir gelir kaynağı görebilecek miyiz?
Mesut Hoşcan ve ekibi seçimleri kazanmaları durumunda hangi transferleri yapmayı planlıyor?
Mevcut yönetimin Alper'i satmasını varsayarak Mesut Hoşcan bir plan geliştirmiş midir?
Mevcut yönetim borçlarını ödemek için sadece Alper değil; Veysel, Kamara, Erkan ve Necati Ateş'i de satacak gibi görünüyor. Mesut Hoşcan bu ihtimali düşünerek bir plan yapmış mıdır?
Mesut Hoşcan seçimleri kazanması durumunda yeni bir teknik direktör getirecek midir?
Üyelikler üzerindeki kota kaldırılacak ve Eskişehirspor sevdalılarının kulüplerine daha kolay üye olabilmeleri sağlanacak mıdır!?
Kurumsallaşma adına neler yapılacaktır?
Mesut Hoşcan'ın bu tür sorulara cevap veren bir seçim bildirgesi ile yoluna devam etmesi eminim aradığı güven ortamını çok daha hızlı bir şekilde sağlamasına yardımcı olacaktır.
***
Eskişehirspor'u seven her gönüldaşım bu soruları sormalıdır...
Sonuçta biz ne Halil Ünal sevdalısıyız, ne de Mesut Hoşcan...
Biz Eskişehirspor sevdalısıyız...
Halil Ünal'ı destekleyenlerimiz Halil Ünal'a sorulması gereken soruları sormalı...
Mesut Hoşcan&ı destekleyenlerimiz de Mesut Hoşcan'a sorulması gerekenleri sormalıdır...
Bunu başarabilirsek,
Halil Ünalcı ya da Mesut Hoşcancı olmak yerine Eskişehirspor sevdalısı kalmayı başarabilirsek bu süreçte, işte o zaman kazanan isimler değil, Eskişehirspor olacaktır...
Her iki isim de saygıdeğerdir...
Her iki isim de bu kulübe hizmet etmişlerdir...
Her iki isim de hatalarıyla doğrularıyla bu camiaya yıllarını vermişlerdir...
Bu insanlar da sonuçta peygamber, evliya, ermiş değiller, hatasız olmalarını bekleyemeyiz...
Mesut Hoşcan bu hizmet kervanında bir adım öne geçmiş ve camiamızı ilk kez iki listeli bir seçim sürecine sokmuştur...
Bu bile önemli bir hizmettir...
Muhalefetin olmadığı yerde iktidar daha çok yanlış yapar...
Seçimi kazanamasa bile Mesut Hoşcan ve ekibi böylesine tarihi bir hizmete imza atmış olacaktır...
Bu göreve talip olan herkese gereken saygının gösterilmesi ve Eskişehirspor'a yakışır bir genel kurul yaşanması dileklerimle her iki ekibe de başarılar diliyorum...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
15 Şubat 2013 Cuma
Eskişehirspor kazanıyor!
Haziran ayında yapılacak olan kongrede iki listeli bir seçim yaşanacak muhtemelen...
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.
Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.
Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.
Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.
Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.
Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.
Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.
Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.
1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?
2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?
3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor?
4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?
5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.
Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.
Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.
Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.
Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.
Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.
Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.
Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.
1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?
2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?
3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor?
4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?
5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?
Etiketler:
asimilasyon,
Çin,
EsEs,
Eskişehirspor,
Gulca,
Halil Ünal,
Katliam,
komünist,
Mesut Hoşcan,
Mustafa Akgören,
Müslüman,
Rusya,
Tatar Mustafa,
Türk,
yönetim,
zulüm
14 Aralık 2012 Cuma
Eskişehirspor'da muhalefet mi var!?
Eskişehirspor kulübü başkanı sayın Halil Ünal, bir tv programında son günlerde yaşanan olayları değerlendirdi. Hepimiz bay Kozanlıoğlu ile ilgili söyleyeceklerini merakla bekledik. Aslında söyleyecekleri Salı günkü toplantının iptal edilmesiyle az da olsa belirginleşmişti. Bay Kozanlığoğlu'nun yaptığı hataya rağmen Halil Ünal ona sahip çıkacaktı. Öyle de oldu. "Kozanlıoğlu bana istifasını getirdi, çöpe attım" sözleriyle yöneticisine sahip çıktı. "Yapılanları tasvip etmiyorum, etik değil" sözleriyle de ortada bir yanlışın olduğunu kabullendi. Halil Ünal bu işi öğrenmiş. Suçu kabul edeceksin ama cezayı keserken ibreyi kendine çevireceksin. Halil Ünal Kozanlıoğlu'nun cezasın da kesmiş. "Aynı jeepten bir adet kulübe hibe edecek!"
***
Kozanlığlu'nun bu yaptığı karşısısında kulübe bir jeep hediye ederek beraat etmesi adil olabilir. O jeep alınıp kulübün demirbaş kaydına geçirildikten sonra belgeleriyle basın karşısısına çıkıp Eskişehirspor sevdalılarından özür de dilemesi gereklidir. Bir elinde jeepin Eskişehirspor demirbaşı olduğunu gösterir belge ile medyanın önüne çıkıp; "Tüm camiadan özür dilerim, bir hatadır yaptık, hatamızı da bu şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Takdir saygıdeğer Eskişehirspor sevdalılarına aittir" denilmelidir. Bu yapılmazsa ben ne o jeepin hediye edildiğine inanırım, ne de bay Kozanlıoğlu'nun samimiyetine!
***
"Kimseye kına yaktırmam!"
Halil Ünal'ın programda söylediği en önemli cümlelerden birisi de budur bence. Halil Ünal karşıtları açık konuşmuyorlar. Hep göndermeler yapıyorlar. "Çok şey biliyoruz ama zamanı değil" havasındalar. Camiamızda gizli bilgiler havada uçuşuyor. Yıllar geçiyor bir türlü "o zaman" gelmiyor. Şimdi de Halil Ünal'dan bir gönderme geldi. "Kimseye kına yaktırmam" dedi. Ama kimler, neden kına yakacaklar orası belli değil. İçten içe bir soğuk savaş havası hakim. Birileri gizli kapaklı bir savaşın içindeler. Biz uzaktan mevzuyu anlamaya çalışıyoruz. Bizim sevdamız üzerinde oynanan oyunları biz uzaktan çözme mücadelesindeyiz.
***
Halil Ünal'ın kına muhabbetinden sonra kafama takıldı bu Kozanlıoğlu mevzusu. Kozanlıoğlu'nun istifa etmesi sonucu kim kına yakacaktı? Bu kına eylemine engel olmak için Halil Ünal istifayı kabul etmedi. Jeep olayı bir komplo muydu!? Jeep basının iddia ettiği gibi tamamen Kozanlıoğlu'nun eşine mi tahsis edilmişti yoksa farklı bir durum mu vardı!? Bu farklı durum ne olabilir!? Mesela bayan Kozanlıoğlu o gün kendi aracı arızalı olduğu için eşi tarafından o güne mahsus tahsis edilen bu jeepi mi kullanmıştı. Kuşlar da gazetecilere durumu haber verip bu fotolar mı çekilmişti!? Kozanlıoğlu bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadığı için, Halil Ünal da "kına yakma" eylemine dair sözlerini açmadığı için bunu anlayamayacağız tabii ki...
***
Halil Ünal sözleri arasında dikkatimi çeken bir hususta "muhalefeti gündemime almam" şeklindeki sözleri. Ortada bir muhalefet var da bizim mi haberimiz yok. Şu ana kadar gerçek anlamda bir muhalif ses duyan oldu mu!? Halil Ünal internet ortamında dolaşan ve dedikodudan öteye gitmeyen bazı sözleri dillendirenleri muhalefet olarak görüyorsa ona bir şey diyemem. Halil Ünal yönetiminde bulunanlar istifa edip sessizce kenara çekiliyorlar. Yaptıkları tek açıklama "Çok şey var ama zamanı değil!" bunu söylemek muhalefet ise, ona da eyvallah. Bugün ortalıkda dolaşan bir isim var. Mesut Hoşcan. Kendisinin önümüzdeki kongrede başkan adayı olacağı söyleniyor. Fakat o da konuşmuyor.
***
Mesut Hoşcan'ın böyle bir niyeti var mı yok mu bilemem. Ancak internet sitelerinde gördüğüm haberlere ve söylentilere karşı bir cevap vermiyorsa böyle bir niyeti var demektir. Eğer varsa o bir muhalefet lideri demektir. Madem muhalefet lideri, neden konuşmuyor!? "Ben başkan seçildiğim vakit, üyeliklerin önündeki kotalar kalkacak, hiçbir futbolcumuz satılmayacak üstüne falanı, filanı da transfer edeceğiz, bilançolarımız A4 kağıdına değil şeffaf ve A3 kağıdına yazılacak, her ay kulübün gelir ve gideri resim sitede açıklanacak, transfer görüşmeleri canlı yayında yapılacak, dergimiz yeniden yayınlanacak" türünden açıklamalar yapması gerekmez mi!? Halil Ünal'ın yanlışlarını ortaya çıkarmak muhalefet yapmak değildir. Yanlışları ortaya koymakla birlikte doğruları da ortaya koymalı ve "Bunu ancak ben yaparım" demelidir muhalefet.
***
Eğer ortada güçlü bir muhalefet yoksa iktidar kendini KRAL zanneder. Bu kendisinin kral gibi olmasından kaynaklanmaz, tek olmasından kaynaklanır. Şu an Halil Ünal'ın tavırlarına baktığımız vakit karşımızda kendisine son derece güvenen, hiç kimseyi iplemeyen, dediğim dedik astığım astık tarzında bir adam görüyoruz. Halil Ünal'ı bu kadar güçlü kılan ortada bir muhalefet cephesinin olmamasıdır. Eğer ortada bir muhalefet yoksa ahali de "Yaşasın Kral" demekten başka bir şey yapamaz...
***
Kozanlığlu'nun bu yaptığı karşısısında kulübe bir jeep hediye ederek beraat etmesi adil olabilir. O jeep alınıp kulübün demirbaş kaydına geçirildikten sonra belgeleriyle basın karşısısına çıkıp Eskişehirspor sevdalılarından özür de dilemesi gereklidir. Bir elinde jeepin Eskişehirspor demirbaşı olduğunu gösterir belge ile medyanın önüne çıkıp; "Tüm camiadan özür dilerim, bir hatadır yaptık, hatamızı da bu şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Takdir saygıdeğer Eskişehirspor sevdalılarına aittir" denilmelidir. Bu yapılmazsa ben ne o jeepin hediye edildiğine inanırım, ne de bay Kozanlıoğlu'nun samimiyetine!
***
"Kimseye kına yaktırmam!"
Halil Ünal'ın programda söylediği en önemli cümlelerden birisi de budur bence. Halil Ünal karşıtları açık konuşmuyorlar. Hep göndermeler yapıyorlar. "Çok şey biliyoruz ama zamanı değil" havasındalar. Camiamızda gizli bilgiler havada uçuşuyor. Yıllar geçiyor bir türlü "o zaman" gelmiyor. Şimdi de Halil Ünal'dan bir gönderme geldi. "Kimseye kına yaktırmam" dedi. Ama kimler, neden kına yakacaklar orası belli değil. İçten içe bir soğuk savaş havası hakim. Birileri gizli kapaklı bir savaşın içindeler. Biz uzaktan mevzuyu anlamaya çalışıyoruz. Bizim sevdamız üzerinde oynanan oyunları biz uzaktan çözme mücadelesindeyiz.
***
Halil Ünal'ın kına muhabbetinden sonra kafama takıldı bu Kozanlıoğlu mevzusu. Kozanlıoğlu'nun istifa etmesi sonucu kim kına yakacaktı? Bu kına eylemine engel olmak için Halil Ünal istifayı kabul etmedi. Jeep olayı bir komplo muydu!? Jeep basının iddia ettiği gibi tamamen Kozanlıoğlu'nun eşine mi tahsis edilmişti yoksa farklı bir durum mu vardı!? Bu farklı durum ne olabilir!? Mesela bayan Kozanlıoğlu o gün kendi aracı arızalı olduğu için eşi tarafından o güne mahsus tahsis edilen bu jeepi mi kullanmıştı. Kuşlar da gazetecilere durumu haber verip bu fotolar mı çekilmişti!? Kozanlıoğlu bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadığı için, Halil Ünal da "kına yakma" eylemine dair sözlerini açmadığı için bunu anlayamayacağız tabii ki...
***
Halil Ünal sözleri arasında dikkatimi çeken bir hususta "muhalefeti gündemime almam" şeklindeki sözleri. Ortada bir muhalefet var da bizim mi haberimiz yok. Şu ana kadar gerçek anlamda bir muhalif ses duyan oldu mu!? Halil Ünal internet ortamında dolaşan ve dedikodudan öteye gitmeyen bazı sözleri dillendirenleri muhalefet olarak görüyorsa ona bir şey diyemem. Halil Ünal yönetiminde bulunanlar istifa edip sessizce kenara çekiliyorlar. Yaptıkları tek açıklama "Çok şey var ama zamanı değil!" bunu söylemek muhalefet ise, ona da eyvallah. Bugün ortalıkda dolaşan bir isim var. Mesut Hoşcan. Kendisinin önümüzdeki kongrede başkan adayı olacağı söyleniyor. Fakat o da konuşmuyor.
***
Mesut Hoşcan'ın böyle bir niyeti var mı yok mu bilemem. Ancak internet sitelerinde gördüğüm haberlere ve söylentilere karşı bir cevap vermiyorsa böyle bir niyeti var demektir. Eğer varsa o bir muhalefet lideri demektir. Madem muhalefet lideri, neden konuşmuyor!? "Ben başkan seçildiğim vakit, üyeliklerin önündeki kotalar kalkacak, hiçbir futbolcumuz satılmayacak üstüne falanı, filanı da transfer edeceğiz, bilançolarımız A4 kağıdına değil şeffaf ve A3 kağıdına yazılacak, her ay kulübün gelir ve gideri resim sitede açıklanacak, transfer görüşmeleri canlı yayında yapılacak, dergimiz yeniden yayınlanacak" türünden açıklamalar yapması gerekmez mi!? Halil Ünal'ın yanlışlarını ortaya çıkarmak muhalefet yapmak değildir. Yanlışları ortaya koymakla birlikte doğruları da ortaya koymalı ve "Bunu ancak ben yaparım" demelidir muhalefet.
***
Eğer ortada güçlü bir muhalefet yoksa iktidar kendini KRAL zanneder. Bu kendisinin kral gibi olmasından kaynaklanmaz, tek olmasından kaynaklanır. Şu an Halil Ünal'ın tavırlarına baktığımız vakit karşımızda kendisine son derece güvenen, hiç kimseyi iplemeyen, dediğim dedik astığım astık tarzında bir adam görüyoruz. Halil Ünal'ı bu kadar güçlü kılan ortada bir muhalefet cephesinin olmamasıdır. Eğer ortada bir muhalefet yoksa ahali de "Yaşasın Kral" demekten başka bir şey yapamaz...
21 Kasım 2012 Çarşamba
GFB Pankartı kimin talimatıyla asıldı!?
17 Kasım 2012 tarihinde oynanan Eskişehirspor - Fenerbahçe maçı için İstanbul'dan yaptığımız otobüs etkinliği ile memleketimize vardık. Bizi karşılayan Nefer gurubu lideri Mesut Arıbakan son derece sinirli idi. Bunun sebebini öğrendiğimiz vakit bizde hem sinir krizinin içine daldık hem de şaşkınlığımızdan ne yapacağımızı bilemedik. Böyle bir olay karşısında insan dut yemiş bülbül gibi kalıveriyor bir an. Mesut Arıbakan'ın anlattıkları gerçekten bir Eskişehirspor sevdalısı için kabul edilebilecek bir durum değildi.
***
Önce cep telefonuna kaydettiği görüntüleri izlettirdi bize Mesut Arıbakan...
Kendi tribünlerindeki hazırlıkları tamamlamak için stada giden Nefer gurubu stadda bir sürpriz ile karşılaştılar.
Deplasman tribününün önünde tribünün tamamını kaplayan bir GFB pankartı var. Bu pankart buraya nasıl asılmış. Kim tarafından asılmış belli değil. FB taraftarı henüz Eskişehir'e bile gelmemiş. Mutlak surette yönetimden birilerinin talimatıyla asılmış pankart. Ya da yönetime yakın birileri tarafından. Çünkü stad sorumluluğu yönetimde. Yönetimin izni olmadan bu tribünlere hiç kimse bir ip dahi bağlayamaz.
***
Bu durumu gören Mesut Arıbakan ve arkadaşları pankartı yerinden sökerler.
Stad güvenliğinden sorumlu ekip alarm durumuna geçer ve Nefer tarafından indirilen pankartı aynı güvenlik elemanları yerine takarlar. Mesut Arıbakan ve arkadaşlarının itirazları sonuç vermez. Güvenlik elemanları en üst seviye alarma geçer ve pankartı korumaya alırlar. Nefer üyeleri de olayın daha da büyümemesi için olay yerini terkeder.
***
Şimdi soruyoruz:
Bu pankartın oraya asılması talimatını kim verdi!?
Güvenlik elemanlarını rakip takımın pankartını koruma pahasına kendi taraftarına karşı harekete geçiren talimatı kim verdi!?
Bu olayda FB'li olduğu tescillenen yönetici Güvensoy'un etkisi var mıdır!?
FB başkanı Aziz Yıldırım ile iyi ilişkiler içinde olduğu bilinen Başkan Halil Ünal bu yönde bir talimat vermiş midir!?
Biz Eskişehirspor sevdalıları şimdi bu soruların cevaplarını bekliyoruz...
Birileri çıkıp bu soruların cevabını vermek zorundadır...
***
Dün FB maçındaki taraftar performansı ile ilgili bir açıklama yapan Mustafa Akgören'den de bu konuyla alakalı bir açıklama bekliyoruz. Mustafa Akgören'in açıklamalarında belirttiği husus kısmen doğrudur. Ediz Bahtiyaroğlu tribününün büyük bir kısmı tezahüratlara katılmadı. Özellikle FB golü geldikten sonra Ediz Bahtiyaroğlu tribünününde bulunan ESES sevdalıları suskunluğa büründü. Nefer tribünü de bu durum karşısısında birkaç kez "Böyle olmaz Açık, böyle olmaz!" şeklinde tezahürat yaptı. Ancak bu ilk kez olmadı. Açık tribünde bulunanların klasik yapısıdır bu. Coştuğu vakit kimse durduramaz, sustuğu vakit de kimse coşturamaz. Mustafa Akgören yaptığı açıklamasında taraftarımızı adeta yerin dibine sokmuş ve çok ağır eleştirilerde bulunmuştur. Eleştirilerinde haklı olabilir. Fakat maç öncesinde yaşanan bu pankart olayı ile ilgili olarak da yönetim adına bir açıklama yapmak zorundadır.
***
Bir çift sözümüz de Eskişehir Emniyeti'ne olacak.
Ey Eskişehir Emniyeti sizler Eskişehirspor taraftarını küçük düşürmek için mi bu şehirde görev yapıyorsunuz?
Yapmış olduğunuz ayakkabı çıkarttırma zulmünün ülkemizde bir örneği daha var mıdır!?
Çamur deryasına dönmüş bir mekanda insanların ayakkabılarını çıkarttırıp sallattırmak ne demektir?
Tek ayak üstünde ayakkabı sallamak ne kadar onur kırıcı bir davranıştır biliyor musunuz?
O ayakkabıların içinde aradıklarınızı insanlar iç çamaşırlarının içinde sokuyorlar içeriye şimdi iç çamaşırlarımızı da mı çıkarttıracaksınız bizlere!?
Eskişehir Emniyeti'nin Eskişehirspor taraftarına olan bu düşmanlığının sebebi nedir?
Yönetim bu uygulamaya neden sessiz kalmaktadır?
Taraftarını yerden yere vuran bir yönetici bu onur kırıcı davranış karşısında neden sessiz kalmaktadır!?
***
Önce cep telefonuna kaydettiği görüntüleri izlettirdi bize Mesut Arıbakan...
Kendi tribünlerindeki hazırlıkları tamamlamak için stada giden Nefer gurubu stadda bir sürpriz ile karşılaştılar.
Deplasman tribününün önünde tribünün tamamını kaplayan bir GFB pankartı var. Bu pankart buraya nasıl asılmış. Kim tarafından asılmış belli değil. FB taraftarı henüz Eskişehir'e bile gelmemiş. Mutlak surette yönetimden birilerinin talimatıyla asılmış pankart. Ya da yönetime yakın birileri tarafından. Çünkü stad sorumluluğu yönetimde. Yönetimin izni olmadan bu tribünlere hiç kimse bir ip dahi bağlayamaz.
***
Bu durumu gören Mesut Arıbakan ve arkadaşları pankartı yerinden sökerler.
Stad güvenliğinden sorumlu ekip alarm durumuna geçer ve Nefer tarafından indirilen pankartı aynı güvenlik elemanları yerine takarlar. Mesut Arıbakan ve arkadaşlarının itirazları sonuç vermez. Güvenlik elemanları en üst seviye alarma geçer ve pankartı korumaya alırlar. Nefer üyeleri de olayın daha da büyümemesi için olay yerini terkeder.
***
Şimdi soruyoruz:
Bu pankartın oraya asılması talimatını kim verdi!?
Güvenlik elemanlarını rakip takımın pankartını koruma pahasına kendi taraftarına karşı harekete geçiren talimatı kim verdi!?
Bu olayda FB'li olduğu tescillenen yönetici Güvensoy'un etkisi var mıdır!?
FB başkanı Aziz Yıldırım ile iyi ilişkiler içinde olduğu bilinen Başkan Halil Ünal bu yönde bir talimat vermiş midir!?
Biz Eskişehirspor sevdalıları şimdi bu soruların cevaplarını bekliyoruz...
Birileri çıkıp bu soruların cevabını vermek zorundadır...
***
Dün FB maçındaki taraftar performansı ile ilgili bir açıklama yapan Mustafa Akgören'den de bu konuyla alakalı bir açıklama bekliyoruz. Mustafa Akgören'in açıklamalarında belirttiği husus kısmen doğrudur. Ediz Bahtiyaroğlu tribününün büyük bir kısmı tezahüratlara katılmadı. Özellikle FB golü geldikten sonra Ediz Bahtiyaroğlu tribünününde bulunan ESES sevdalıları suskunluğa büründü. Nefer tribünü de bu durum karşısısında birkaç kez "Böyle olmaz Açık, böyle olmaz!" şeklinde tezahürat yaptı. Ancak bu ilk kez olmadı. Açık tribünde bulunanların klasik yapısıdır bu. Coştuğu vakit kimse durduramaz, sustuğu vakit de kimse coşturamaz. Mustafa Akgören yaptığı açıklamasında taraftarımızı adeta yerin dibine sokmuş ve çok ağır eleştirilerde bulunmuştur. Eleştirilerinde haklı olabilir. Fakat maç öncesinde yaşanan bu pankart olayı ile ilgili olarak da yönetim adına bir açıklama yapmak zorundadır.
***
Bir çift sözümüz de Eskişehir Emniyeti'ne olacak.
Ey Eskişehir Emniyeti sizler Eskişehirspor taraftarını küçük düşürmek için mi bu şehirde görev yapıyorsunuz?
Yapmış olduğunuz ayakkabı çıkarttırma zulmünün ülkemizde bir örneği daha var mıdır!?
Çamur deryasına dönmüş bir mekanda insanların ayakkabılarını çıkarttırıp sallattırmak ne demektir?
Tek ayak üstünde ayakkabı sallamak ne kadar onur kırıcı bir davranıştır biliyor musunuz?
O ayakkabıların içinde aradıklarınızı insanlar iç çamaşırlarının içinde sokuyorlar içeriye şimdi iç çamaşırlarımızı da mı çıkarttıracaksınız bizlere!?
Eskişehir Emniyeti'nin Eskişehirspor taraftarına olan bu düşmanlığının sebebi nedir?
Yönetim bu uygulamaya neden sessiz kalmaktadır?
Taraftarını yerden yere vuran bir yönetici bu onur kırıcı davranış karşısında neden sessiz kalmaktadır!?
12 Ekim 2012 Cuma
Eskişehirspor Dergisi....
23 Haziran 2012 tarihli yazımızda Mali Kongre'de dergi ile alakalı harcamaları gündeme getirmiştik.
Dergi, ilan ve reklam giderleri olarak gösterilen 313 bin 224 TL tutarındaki giderin nasıl ve ne şekilde harcandığı konusunda bir malumat alamadık yönetimden. Mali tablo'da geçen bu harcama kalemi nedir onu bile anlayamadık. Eskişehirspor Dergisi için harcanan paralar mıdır!? Yoksa başka dergilere verilen ilan ve reklamların paraları mıdır!? bunu bile anlayabilmiş değiliz. Tam bir muamma...
***
Mali Kongrede dergi ile ilgili başka gelir ya da gider kalemi bulunmadığına göre bu harcamalar Eskişehirspor Dergisi ile ilgilidir diye düşündük. Kulüp adına yapılan bu dergi çalışması için harcamalar ve gelirler mali tabloda tam ve açık olarak yer almamıştı.
***
2 Eylül gazetesinde İsmail Genç'in haberini dün okuduk...
Anlaşılan o ki, dergiye abone olup da aylardır derginin yüzünü göremeyen ESES taraftarları konuyla ilgili tepkilerini gazetelere ulaştırmaya başlamışlar.
2 Eylül gazetesinde yer alan habere göre yıllık 50 lira karşılığı dergiye abone olan taraftarlar derginin ellerine geçmemesini bir tarafa bırakmışlar yönetimden bir açıklama daha yapılmamasına içerlemiş durumdalar.
Nasıl içerlenmesin ki....
Türk futbolunun dev isimlerinden biri olan Eskişehirspor kulübündeki yönetim anlayışına bir bakınız...
Bir dergi çıkarmaya kalkışıyorsunuz bunun bile altından kalkamıyorsunuz....
Bunu beceremediğiniz gibi dergiye abone olan "müşterilerinize" bir açıklama bile yapmıyorsunuz...
***
Böylesine büyük bir camianın taraftarlarının dergisiz kalması bir yana yönetimin umursuz tavrı bizleri ağır bir şekilde yaralamaktadır. Bu dergiye abone olanların tek amacı vardı. Kulübüne karınca kararınca destek olabilmek. Eskişehir'de onca sanayi kuruluşu var, onca iş adamı var. Bir dergiyi bile çıkaramıyorsak yazıklar olsun bize. Bu dergi yıllık yapılacak anlaşmalar ile elde edilecek reklam gelirleri ve taraftarın abone destekleri ile çok rahat bir şekilde bir tek gün bile aksamadan çok rahat bir şekilde hayatına devam edebilir. Tabii bu derginin Eskişehirspor'a kaça malolduğunu da bilmek gerekli.
***
Dergi hangi şirkete hangi şartlarda yaptırılmaktadır!?
Yıllık maliyet nedir!?
Bu maliyet kalemleri nelerdir!?
Dergi bünyesinde çalıştırılan kişiler var mıdır!?
Tüm bunları bilmek gerekli...
Eskişehirspor'un yönetim koltuğunda oturanlar şunu bilmeliler ki, bu takım bizimle varolmuştur ve sonsuza kadar bizimle varolmaya devam edecektir. Yüreğinde Kara&Kızıl sevdayı yaşatanları yok sayarak, onların değerlerine saygısızlık ederek hiçbir yere varamazsınız. Daha dün Süper Lig'e çıkan kulüplerin bile dergileri muntazam bir şekilde çıkarken bizim dergimizin bu şekilde ortadan kaybolması Eskişehirspor camiasına büyük zararlar vermektedir.
***
Bu dergi, bu taraftarın içinde bulunan kişiler tarafından çok rahat bir şekilde çıkartılabilir.
Bu taraftar bu güç ve sevdaya sahiptir...
Dergi bu işi yapan Eskişehirspor sevdalısı bir şirket tarafından yapıldığı takdirde hem bizleri daha çok yansıtacaktır, hem de bu gibi durumlarla asla ve asla karşılaşılmayacaktır.
Profesyonel bir şirketin ücret karşılığında yapabileceği bir çok işi bizler dergi için gönül bağı olan binlerce kişiyle yapabiliriz.
***
Eskişehirspor Dergisi mutlaka yayın hayatına devam etmelidir...
O derginin işyerlerimizdeki masalarımızda durması bile bizim için her şeye bedeldir...
O dergiyi çantasındaki ders kitapları arasında taşımak bile bir öğrenci kardeşim için büyük bir gurur vesiledir...
O derginin evimizide sehpamızın üzerinde durması bile bizim için büyük bir mutluluk kaynağıdır...
Başkan Halil Ünal bu konuya derhal el koymalı ve dergi mağdurlarının mağduriyetleri giderilerek dergimiz yeniden yayın hayatına başlamalıdır...
Dergi, ilan ve reklam giderleri olarak gösterilen 313 bin 224 TL tutarındaki giderin nasıl ve ne şekilde harcandığı konusunda bir malumat alamadık yönetimden. Mali tablo'da geçen bu harcama kalemi nedir onu bile anlayamadık. Eskişehirspor Dergisi için harcanan paralar mıdır!? Yoksa başka dergilere verilen ilan ve reklamların paraları mıdır!? bunu bile anlayabilmiş değiliz. Tam bir muamma...
***
Mali Kongrede dergi ile ilgili başka gelir ya da gider kalemi bulunmadığına göre bu harcamalar Eskişehirspor Dergisi ile ilgilidir diye düşündük. Kulüp adına yapılan bu dergi çalışması için harcamalar ve gelirler mali tabloda tam ve açık olarak yer almamıştı.
***
2 Eylül gazetesinde İsmail Genç'in haberini dün okuduk...
Anlaşılan o ki, dergiye abone olup da aylardır derginin yüzünü göremeyen ESES taraftarları konuyla ilgili tepkilerini gazetelere ulaştırmaya başlamışlar.
2 Eylül gazetesinde yer alan habere göre yıllık 50 lira karşılığı dergiye abone olan taraftarlar derginin ellerine geçmemesini bir tarafa bırakmışlar yönetimden bir açıklama daha yapılmamasına içerlemiş durumdalar.
Nasıl içerlenmesin ki....
Türk futbolunun dev isimlerinden biri olan Eskişehirspor kulübündeki yönetim anlayışına bir bakınız...
Bir dergi çıkarmaya kalkışıyorsunuz bunun bile altından kalkamıyorsunuz....
Bunu beceremediğiniz gibi dergiye abone olan "müşterilerinize" bir açıklama bile yapmıyorsunuz...
***
Böylesine büyük bir camianın taraftarlarının dergisiz kalması bir yana yönetimin umursuz tavrı bizleri ağır bir şekilde yaralamaktadır. Bu dergiye abone olanların tek amacı vardı. Kulübüne karınca kararınca destek olabilmek. Eskişehir'de onca sanayi kuruluşu var, onca iş adamı var. Bir dergiyi bile çıkaramıyorsak yazıklar olsun bize. Bu dergi yıllık yapılacak anlaşmalar ile elde edilecek reklam gelirleri ve taraftarın abone destekleri ile çok rahat bir şekilde bir tek gün bile aksamadan çok rahat bir şekilde hayatına devam edebilir. Tabii bu derginin Eskişehirspor'a kaça malolduğunu da bilmek gerekli.
***
Dergi hangi şirkete hangi şartlarda yaptırılmaktadır!?
Yıllık maliyet nedir!?
Bu maliyet kalemleri nelerdir!?
Dergi bünyesinde çalıştırılan kişiler var mıdır!?
Tüm bunları bilmek gerekli...
Eskişehirspor'un yönetim koltuğunda oturanlar şunu bilmeliler ki, bu takım bizimle varolmuştur ve sonsuza kadar bizimle varolmaya devam edecektir. Yüreğinde Kara&Kızıl sevdayı yaşatanları yok sayarak, onların değerlerine saygısızlık ederek hiçbir yere varamazsınız. Daha dün Süper Lig'e çıkan kulüplerin bile dergileri muntazam bir şekilde çıkarken bizim dergimizin bu şekilde ortadan kaybolması Eskişehirspor camiasına büyük zararlar vermektedir.
***
Bu dergi, bu taraftarın içinde bulunan kişiler tarafından çok rahat bir şekilde çıkartılabilir.
Bu taraftar bu güç ve sevdaya sahiptir...
Dergi bu işi yapan Eskişehirspor sevdalısı bir şirket tarafından yapıldığı takdirde hem bizleri daha çok yansıtacaktır, hem de bu gibi durumlarla asla ve asla karşılaşılmayacaktır.
Profesyonel bir şirketin ücret karşılığında yapabileceği bir çok işi bizler dergi için gönül bağı olan binlerce kişiyle yapabiliriz.
***
Eskişehirspor Dergisi mutlaka yayın hayatına devam etmelidir...
O derginin işyerlerimizdeki masalarımızda durması bile bizim için her şeye bedeldir...
O dergiyi çantasındaki ders kitapları arasında taşımak bile bir öğrenci kardeşim için büyük bir gurur vesiledir...
O derginin evimizide sehpamızın üzerinde durması bile bizim için büyük bir mutluluk kaynağıdır...
Başkan Halil Ünal bu konuya derhal el koymalı ve dergi mağdurlarının mağduriyetleri giderilerek dergimiz yeniden yayın hayatına başlamalıdır...
11 Ekim 2012 Perşembe
Eskişehirspor'un renkleri ve renklerine bile sahip çıkamayan yönetim...
İstanbul medyası üç takım dışındakileri yok sayıyor...
Bu üç takımın içine dördüncü takım olarak kenardan köşeden girmek için mücadele veren Trabzonspor için ise, bir türlü karar veremedi İstanbul medyası. Bazen çeyrek sayfa, bazen büyükçe bir fotonun içinde kaybolan minik haberlerle geçiştiriyor onları da. TS dördüncü büyük olma derdinde, İstanbul medyası ise, bunu bir türlü kabullenmiyor. Cebelleşme sürüyor...
***
İstanbul medyası üç takım için kendini adamış adeta...
Üç takımdan birinin topçusu hacet giderirken osuruğunun sesi akortsuz çıksa bunu bile tartışmaya açacaklar nerdeyse.
"Vay efendim Muslera yellenirken neden akort yapmadı."
"Vay efendim Alex veda ederken neden sağ kolunu kaldırarak el salladı"
"Vay efendim Samet neden Başkanın yanında gözünü kırptı..."
Nerdeyse tartışma konuları bu noktaya gelecek...
***
Ya diğer takımlar!?
Onlar mı, onları boş verin gitsin. Biri gider bir gelir o kadar önemli değiller...
İstanbul medyası üç takım dışında kalan takımların hiçbir manevi değerine saygı göstermezler...
Kasımpaşa'nın 90 yıllık ARMAsı değişir kimsenin gıkı bile çıkmaz...
FB'li Alex'in takımdan ayrılması aylarca yazılara tartışmalara konu olur...
Eskişehirspor'un renklerinin ne olduğunu bile bilmezler...
Söylerken, yazarken hep Kırmızı - Siyah derler...
Halbuki Eskişehirspor'un tüzüğünde renkleri Siyah - Kırmızı olarak geçer...
"Aman efendim ne farkeder ki" derler umursuzca...
Farketmiyorsa, yiyorsa bir taneniz çıkın FB'nin renklerini Sarı-Lacivert değil de Lacivert-Sarı olarak söyleyin bakalım. Sıkar mı!?
***
Hadi İstanbul medyasını anladık...
Ya Eskişehir medyası...
Bütün uyarılarımıza rağmen halen İstanbul medyasının güdümünden çıkamamış olan Eskişehir medyası bile Eskişehirspor'un renklerini Kırmızı-Siyah diye yazmıyor mu!?
Bu haberleri yazarken hiç mi kontrol edilmiyor!?
Bu haberi okuyan Eskişehirspor sevdalıları bu yerel medyaya hiç mi telefon açıp tepki vermiyor!?
Yoksa biz İstanbul medyasının güdümüne girip "Ne farkeder ki, aynı şey" mi demeye başladık!?
***
Hadi yerel medyayı da geçtik...
Peki ya Eskişehirspor yönetim!?
Benim okuduğum haberleri mutlaka onlar da okuyordur...
Eskişehirspor'un renklerinin yanlış yazılıp, yanlış söylenildiğini onlar da farkediyordur...
Çok mu zor bu haberleri yapanlara bir mail atmak...
Bir faks mesajı çekmek...
Bir telefon açıp yanlışın düzeltilmesini rica etmek bu kadar mı zordur!?
Yoksa yönetim de mi umursamıyor artık renklerimizin bile doğru dürüst yazılıp söylenmiyor olmasını!?
Acaba Halil Ünal başkanımıza ve yönetim kurulu üyelerimize sorsak "Eskişehirspor'un renkleri nedir!?" diye kaç tanesi doğru cevap verebilir!?
***
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak var gücümüzle İstanbul medyasının bu aymazlığına dur demeye çalışıyoruz. Fakat ben eminim ki, aynı zamanda Kulüpler Birliği başkanı da olan Halil Ünal Eskişehirspor kulübü adına resmi bir girişimde bulunursa çok daha etkili sonuçlar alınacaktır.
Bu üç takımın içine dördüncü takım olarak kenardan köşeden girmek için mücadele veren Trabzonspor için ise, bir türlü karar veremedi İstanbul medyası. Bazen çeyrek sayfa, bazen büyükçe bir fotonun içinde kaybolan minik haberlerle geçiştiriyor onları da. TS dördüncü büyük olma derdinde, İstanbul medyası ise, bunu bir türlü kabullenmiyor. Cebelleşme sürüyor...
***
İstanbul medyası üç takım için kendini adamış adeta...
Üç takımdan birinin topçusu hacet giderirken osuruğunun sesi akortsuz çıksa bunu bile tartışmaya açacaklar nerdeyse.
"Vay efendim Muslera yellenirken neden akort yapmadı."
"Vay efendim Alex veda ederken neden sağ kolunu kaldırarak el salladı"
"Vay efendim Samet neden Başkanın yanında gözünü kırptı..."
Nerdeyse tartışma konuları bu noktaya gelecek...
***
Ya diğer takımlar!?
Onlar mı, onları boş verin gitsin. Biri gider bir gelir o kadar önemli değiller...
İstanbul medyası üç takım dışında kalan takımların hiçbir manevi değerine saygı göstermezler...
Kasımpaşa'nın 90 yıllık ARMAsı değişir kimsenin gıkı bile çıkmaz...
FB'li Alex'in takımdan ayrılması aylarca yazılara tartışmalara konu olur...
Eskişehirspor'un renklerinin ne olduğunu bile bilmezler...
Söylerken, yazarken hep Kırmızı - Siyah derler...
Halbuki Eskişehirspor'un tüzüğünde renkleri Siyah - Kırmızı olarak geçer...
"Aman efendim ne farkeder ki" derler umursuzca...
Farketmiyorsa, yiyorsa bir taneniz çıkın FB'nin renklerini Sarı-Lacivert değil de Lacivert-Sarı olarak söyleyin bakalım. Sıkar mı!?
***
Hadi İstanbul medyasını anladık...
Ya Eskişehir medyası...
Bütün uyarılarımıza rağmen halen İstanbul medyasının güdümünden çıkamamış olan Eskişehir medyası bile Eskişehirspor'un renklerini Kırmızı-Siyah diye yazmıyor mu!?
Bu haberleri yazarken hiç mi kontrol edilmiyor!?
Bu haberi okuyan Eskişehirspor sevdalıları bu yerel medyaya hiç mi telefon açıp tepki vermiyor!?
Yoksa biz İstanbul medyasının güdümüne girip "Ne farkeder ki, aynı şey" mi demeye başladık!?
***
Hadi yerel medyayı da geçtik...
Peki ya Eskişehirspor yönetim!?
Benim okuduğum haberleri mutlaka onlar da okuyordur...
Eskişehirspor'un renklerinin yanlış yazılıp, yanlış söylenildiğini onlar da farkediyordur...
Çok mu zor bu haberleri yapanlara bir mail atmak...
Bir faks mesajı çekmek...
Bir telefon açıp yanlışın düzeltilmesini rica etmek bu kadar mı zordur!?
Yoksa yönetim de mi umursamıyor artık renklerimizin bile doğru dürüst yazılıp söylenmiyor olmasını!?
Acaba Halil Ünal başkanımıza ve yönetim kurulu üyelerimize sorsak "Eskişehirspor'un renkleri nedir!?" diye kaç tanesi doğru cevap verebilir!?
***
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak var gücümüzle İstanbul medyasının bu aymazlığına dur demeye çalışıyoruz. Fakat ben eminim ki, aynı zamanda Kulüpler Birliği başkanı da olan Halil Ünal Eskişehirspor kulübü adına resmi bir girişimde bulunursa çok daha etkili sonuçlar alınacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






