1965'ten bu yana, yani Türk futboluna Eskişehirspor'un adı yazıldığından bu yana nice aşk hikayeleri yazıldı Anadolu Yıldızı sevdasına dair.
Anlatmakla bitmez.
Yazmakla tükenmez.
Yaşamak gerekliydi, yaşadık.
Nice Siyah Kırmızı aşk hikayesini yüreklerimizin en ücra köşelerinde doya doya yaşadık....
***
Eskişehirspor çok zor günler geçiriyor.
Türk futbolunun içine düştüğü bataklık ve beceriksiz yöneticilerin basiretsiz ve sorumsuzca icraatları sonucunda adını dünya futboluna yazdıran Eskişehirspor bugün bu bataklıktan kurtulmanın mücadelesini veriyor.
Yok olan bir çok kent takımı gibi al takke ver külah kolaylığına kaçmadan.
Adını, namını, şanını, şöhretini ve şanlı mazisini bir kenara bırakıp farklı bir isimle yaşama kolaylığına kaçmadan.
Şanlı armasıyla, sevdayı anlatan renkleriyle ve elbette dillere destan mazisiyle varolma mücadelesi veren Eskişehirspor ve Eskişehirspor'a gönül veren taraftarları varolma mücadelesini kurtuluş mücadelesine dönüştürürken bir çok kampanyalar düzenlediler.
***
Ayakkabı boyacılığı yapan çocuk ilk boyadığı ayakkabı parasını getirip verdi.
Kimisi okul harçlığını verdi.
Kimisi bir kaç hafta sigara içmedi ve biriken parayı kulübe verdi.
Kimisi hatıra bilet aldı, kimisi bardak, kimisi hatıra forma alarak varoluş mücadelesine destek oldu.
Şimdi yeni bir kampanya başlattı Eskişehirspor yönetimi.
KURTULUŞ KURULUŞTA sloganıyla tüm Eskişehirliler'den 1965 TL ile KURTULUŞ mücadelesine destek olmalarını istediler.
Eskişehirspor sevdalıları hemen harekete geçtiler tabii ki bu çağrı karşısında.
***
Her taraftar bir kerede 1965 TL veremeyebilirdi.
Bu sebeple 10-20 kişilik gruplar halinde birleşip 1965 TL toplamaya başladılar.
Bazı atanmış ve seçilmişlerimiz harekete geçtiler, kampanya katıldılar.
Esnafımız, tüccarımız ve iş insanlarımız yavaş yavaş bu kurtuluş destanında yerlerini almaya başladı.
Başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği olarak biz de kurucumuz ve Divan Kurulu Üyemiz merhum Dr. Ateş Ülker ağabeyimizin aziz hatırası adına 1965 TL kampanyasına katılmaya karar verdik ve üyelerimizin destekleriyle bu miktarı toplamaya başladık.
***
Ve bir sabah telefonuma bir mesaj geldi.
Tüylerimi diken diken yapan, gözlerimdeki yaşları damla damla düşüren, yüreğimi sızlatan bir mesaj.
Mesaj İstanbul'da üniversite öğrenimini sürdüren bir öğrenci kardeşimden geliyor.
Şuraya yazarken bile hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içimden:
- Başkanım ben bir aylık bursumu 1965 TL kampanyasına vermek istiyorum.
- !?
- Ama 1965 TL yok
- !?
- Ayın 9'unda tamamlayabilirim üstünü
Kelimelerin ilmek ilmek boğaza düğümlendiği an.
***
Gözyaşlarıma hakim olamadım.
Bir süre cevap yazamadım bu ESES yürekli kardeşime.
Sonra uzun uzun anlattım.
- Hepsini gönderme iki gözüm. Sen de öğrencisin. Ama o güzel gönlünden kopmuş, Seni zorlamayacak kadarını yolla. Senin yüreğin kadar temiz o para kurtuluşumuza vesile olur inşaallah.
Diyebildim.
- Ama başkanım küme düşecekmişiz.
Dedi.
Bir daha bir daha bir daha ağladım.
Bir daha ağlamazsam namerdim dedim bir daha ağladım.
***
Dedik ya,
FUTBOLDA AŞK VARSA ADI ESKİŞEHİRSPOR'dur!
Kim bir futbol takımını bu kadar güzel sevebilir ki!?
Kim yahu kim Eskişehirspor için böylesi bir fedakarlığı göze alabilir!?
Kim Eskişehirspor için bu öğrenci kardeşim kadar duyarlı olabilir!?
Kim Eskişehirspor için bu öğrenci kardeşim kadar destek olmaya taliptir!?
Evet bu yazımızı buraya kadar okuyup ''BEN VARIM'' diye haykıracak kaç kişi var acaba şu koskoca Eskişehir'de.
Böylesi muhteşem bir aşk hikayesine yeni hikayeler ekletecek ve bu hikayelerin sonunda Eskişehirspor'un KURTULUŞ DESTANI'nda yer almaya gönüllü kaç kişi var memleketimde!?
***
Eskişehirspor yönetimi kampanyayı başlatırken 10 bin kişiden ses bekliyoruz demişti.
Böylesi aşk öyküleriyle sevilen Eskişehirspor eminim 10 binlerin haykırışlarıyla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR olarak yeniden doğacak bu sinsi kuşatmalardan kurtulacaktır.
taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Mart 2020 Cumartesi
16 Şubat 2020 Pazar
Hatayspor'u nasıl yeneriz?
Hatayspor, TFF 1. Lig'in en güçlü şampiyonluk adayı.
Son maçında yine şampiyonluk mücadelesi veren bir başka ekip Akhisar Bld. Spor'a kendi sahasında yenildi.
Yani bu ligde yenilmez takım yoktur.
Eskişehirspor da 5 maçlık yenilmezliğin ardından Menemen Bld. Spor'a kaybetti.
Neden kaybettik, eksiklerimiz neydi?
Bu soruların cevabını hocamız Mustafa Özer mutlaka arayıp, çözüme kavuşturacaktır.
***
Menemen Bld. maçını kaybetmek Eskişehirspor için çok büyük bir kayıp değildir.
Hatta şöyle de düşünebiliriz:
Hatayspor maçını kazanmak için Menemen Bld. maçını kaybetmemiz gerekiyordu belki de...
Ancak Hatayspor maçını kazanmak çok büyük bir kazanç olacaktır.
Hatayspor maçını ne yapıp, edip kazanmak zorundayız.
Ama nasıl?
İşin teknik boyutunu Mustafa Özer ve ekibi halleder.
Rakibin zaaflarını, kendi takımının noksanlarını iyice tahlil edip, gerekli önlemleri mutlaka alacaktır.
***
Biz işin tribün boyutuna bakalım.
Biz taraftarız.
Taraftar olarak bu maçın kazanılmasında katkımız ne olur ona bakmalıyız.
Maç Cuma günü saat 19:00'da oynanacak.
Bu nokta da en büyük sıkıntımız bilet satış gişelerinin olmayışıdır.
Çalışan taraftarlarımız yoğunluktan ötürü bilet alamıyorlar.
Tahmin ettiğimizden çok daha fazla taraftarımız bu sebepten ötürü maçlara gelemiyor.
Bu sıkıntı mutlaka giderilmeli ve yüreğinde ESES sevgisi olan her taraftarımızın kolayca bilet alarak maça gelmesi sağlanmalıdır.
Bunda da en önemli görev sayın başkanımız Mustafa Akgören'e düşmektedir.
Başkanımızın ilgililerle yapacağı görüşmeler bu konuda büyük fayda sağlayacaktır.
***
Bu maçta tribünlerde onbinlerce sevdalı yürek tüm gücümüzle takımımıza destek olmalıyız.
Eskişehir'e gelen her takım oyuncusunun en büyük korkusu tribünlerdir.
Yapılacak gösteriler, söylenecek besteler ve tezahüratlar rakip takım oyuncuları için kabus, kendi oyuncularımız için doping etkisi yapmalıdır.
Geçmişe şöyle bir dönüp baktığımızda ESES sevdalılarının nice maçı çevirdiğini ve nice zaferlerin kazanılmasına öncülük ettiğini göreceğiz.
Klasik söylemde olduğu gibi tribünde 12. adam olmayacağız.
Futbolcularımızın dizlerinde derman, yüreklerinde 65 Ruhu ve gözlerinde yanan zafer meşalesi olmalıyız.
Binlerce sevdalı yürekle bir destan daha yazmak bizim için hiç de zor olmayacaktır.
***
Hafta boyunca özellikle sosyal medyada çok dikkatli olmalıyız.
Rakip takım oyuncularını motive edecek paylaşımlardan kesinlikle kaçınmalıyız.
Futbolcularımızı rehavete sokmadan yüreklendirmeli ve onlara olan desteğimizi abartılı düzeylere çıkarmadan göstermeliyiz.
80 bin civarında passolig kartı bulunan her tanıdığımızı maça gelmesi için teşvik etmeliyiz.
Gerekirse ''Bu maça gelmezsen hakkımı helal etmem sana'' deyip duygu sömürüsü de yapmalıyız.
Maça davet ettiğimiz her gönüldaşımıza da ''AMAN HACIM, MAÇA GELİRKEN KIRMIZI GİYİNMEYİ UNUTMA'' diye de sıkı sıkı tenbih edelim.
***
BİZ, kendi sahasında Akhisar Bld. Spor'a yenilen Hatayspor'u çok rahat yeneriz.
Yeter ki BİZ olmaya devam edelim.
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci çerçevesinde Yeniden Büyük Eskişehirspor ülkümüz için savaşmaya devam edelim.
Tribünlerde maç izlemek yerine sahadaki evlatlarımızın yüreklerindeki ateşi daha da alevlendirelim.
Unutmayalım ki, BİZ 1965'te Anadolu semalarında parlayan ANADOLU YILDIZI'nı yeniden parlatmak için savaşıyoruz. BİZ, karanlık gecelerde Bizans zihniyetinin üzerine düşen KIRMIZI ŞİMŞEKLERiz...
İnanıyoruz, başaracağız...
Makus talihin prangalarını kıracağız...
Son maçında yine şampiyonluk mücadelesi veren bir başka ekip Akhisar Bld. Spor'a kendi sahasında yenildi.
Yani bu ligde yenilmez takım yoktur.
Eskişehirspor da 5 maçlık yenilmezliğin ardından Menemen Bld. Spor'a kaybetti.
Neden kaybettik, eksiklerimiz neydi?
Bu soruların cevabını hocamız Mustafa Özer mutlaka arayıp, çözüme kavuşturacaktır.
***
Menemen Bld. maçını kaybetmek Eskişehirspor için çok büyük bir kayıp değildir.
Hatta şöyle de düşünebiliriz:
Hatayspor maçını kazanmak için Menemen Bld. maçını kaybetmemiz gerekiyordu belki de...
Ancak Hatayspor maçını kazanmak çok büyük bir kazanç olacaktır.
Hatayspor maçını ne yapıp, edip kazanmak zorundayız.
Ama nasıl?
İşin teknik boyutunu Mustafa Özer ve ekibi halleder.
Rakibin zaaflarını, kendi takımının noksanlarını iyice tahlil edip, gerekli önlemleri mutlaka alacaktır.
***
Biz işin tribün boyutuna bakalım.
Biz taraftarız.
Taraftar olarak bu maçın kazanılmasında katkımız ne olur ona bakmalıyız.
Maç Cuma günü saat 19:00'da oynanacak.
Bu nokta da en büyük sıkıntımız bilet satış gişelerinin olmayışıdır.
Çalışan taraftarlarımız yoğunluktan ötürü bilet alamıyorlar.
Tahmin ettiğimizden çok daha fazla taraftarımız bu sebepten ötürü maçlara gelemiyor.
Bu sıkıntı mutlaka giderilmeli ve yüreğinde ESES sevgisi olan her taraftarımızın kolayca bilet alarak maça gelmesi sağlanmalıdır.
Bunda da en önemli görev sayın başkanımız Mustafa Akgören'e düşmektedir.
Başkanımızın ilgililerle yapacağı görüşmeler bu konuda büyük fayda sağlayacaktır.
***
Bu maçta tribünlerde onbinlerce sevdalı yürek tüm gücümüzle takımımıza destek olmalıyız.
Eskişehir'e gelen her takım oyuncusunun en büyük korkusu tribünlerdir.
Yapılacak gösteriler, söylenecek besteler ve tezahüratlar rakip takım oyuncuları için kabus, kendi oyuncularımız için doping etkisi yapmalıdır.
Geçmişe şöyle bir dönüp baktığımızda ESES sevdalılarının nice maçı çevirdiğini ve nice zaferlerin kazanılmasına öncülük ettiğini göreceğiz.
Klasik söylemde olduğu gibi tribünde 12. adam olmayacağız.
Futbolcularımızın dizlerinde derman, yüreklerinde 65 Ruhu ve gözlerinde yanan zafer meşalesi olmalıyız.
Binlerce sevdalı yürekle bir destan daha yazmak bizim için hiç de zor olmayacaktır.
***
Hafta boyunca özellikle sosyal medyada çok dikkatli olmalıyız.
Rakip takım oyuncularını motive edecek paylaşımlardan kesinlikle kaçınmalıyız.
Futbolcularımızı rehavete sokmadan yüreklendirmeli ve onlara olan desteğimizi abartılı düzeylere çıkarmadan göstermeliyiz.
80 bin civarında passolig kartı bulunan her tanıdığımızı maça gelmesi için teşvik etmeliyiz.
Gerekirse ''Bu maça gelmezsen hakkımı helal etmem sana'' deyip duygu sömürüsü de yapmalıyız.
Maça davet ettiğimiz her gönüldaşımıza da ''AMAN HACIM, MAÇA GELİRKEN KIRMIZI GİYİNMEYİ UNUTMA'' diye de sıkı sıkı tenbih edelim.
***
BİZ, kendi sahasında Akhisar Bld. Spor'a yenilen Hatayspor'u çok rahat yeneriz.
Yeter ki BİZ olmaya devam edelim.
Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci çerçevesinde Yeniden Büyük Eskişehirspor ülkümüz için savaşmaya devam edelim.
Tribünlerde maç izlemek yerine sahadaki evlatlarımızın yüreklerindeki ateşi daha da alevlendirelim.
Unutmayalım ki, BİZ 1965'te Anadolu semalarında parlayan ANADOLU YILDIZI'nı yeniden parlatmak için savaşıyoruz. BİZ, karanlık gecelerde Bizans zihniyetinin üzerine düşen KIRMIZI ŞİMŞEKLERiz...
İnanıyoruz, başaracağız...
Makus talihin prangalarını kıracağız...
2 Haziran 2019 Pazar
Murat Diri ve ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ
Eskişehirspor'un kurulduğu günden bu yana Türk futboluna nice ilkler ve nice güzellikler kazandıran Eskişehirspor taraftarları bugün de aynı yolda devam ediyor ve Türk futbolunun seyir zevki yüksek bir hale gelmesi için elinden geleni yapıyor.
Eskişehispor taraftarı son yıllardaki Milli maçlarda gösterdiği performans ile de ''Milli Taraftar'' ünvanıyla Türk milletinin gönlüne girmeyi başardı.
***
1965 yılından itibaren ''Milli Amigo'' Orhan Erpek ile başlayan süreçte tribünlerde yapılan gösteri ve tezahüratlar ile sahadaki 11 oyuncuya +1 katkıda bulunarak Türk futboluna ''12. adam'' kavramını kazandıran Eskişehirspor sevdalıları yaptıkları her güzellik ile diğer takım taraftarlarına da örnek oldu.
Tribün dışında da pek sosyal sorumluluk projesine imza atan Eskişehirspor sevdalıları, İngiltere kraliçesine mektup yazan ve kraliçeden mektup alan dünyanın ilk ve tek taraftar topluluğu ünvanının yanısıra, bir deplasmana en kalabalık giden dünyanın 1. taraftarı olma özelliğiyle de dünya futbol tarihine geçmiş bir taraftar topluluğudur.
***
Eskişehirspor sevdalılarının Türk futbolunda yaptıkları görsel şovlar ve sosyal sorumluluk projeleri saymakla bitmez. Son olarak geçtiğimiz aylarda bir deplasman dönüşü genç yaşta hayatlarını kaybeden 2 Ankaragüçlü taraftarın ardından ''Sokakta dostluk, tribünde kardeşlik'' sloganıyla başlatılan dostluk buluşmalarının en dikkat çekicisi Eskişehir'de oynanan bir milli maç öncesinde onlarca tribün liderinin, ülkemizin çeşitli illerinden gelip, Eskişehir'de toplanması oldu.
Nefer tribün lideri ve Eskişehir Taraftarlar Birliği başkanı Murat Diri ile eski Kızılcıklı tribün liderlerinden ve Eskişehirspor yöneticilerinden Mustafa Akgören'in önderliğinde gerçekleşen buluşma tüm yurdumuzdaki futbol taraftarlarınca büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.
***
Eskişehirspor tribünlerinin bir çok olumsuz hallerden uzaklaşması noktasında büyük bir başarı gösteren, Eskişehirspor kulübünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde tüm kenti harekete geçirerek büyük bir direniş hareketine önderlik eden ETB başkanı ve Nefer Lideri Murat Diri'yi şimdi çok daha önemli ve tarihi bir görev beklemektedir.
Onbinlerce insanın gönül verdiği kent takımlarının birer birer yok olduğu, bir çoğunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı günümüzde kentlilerin kendi takımlarına sahip çıkma duyguları Eskişehirspor taraftarları sayesinde daha ileri boyutlara ulaştı. Bunda en büyük pay sahibi elbette ki, Eskişehir'deki diriliş hareketine önderlik eden Murat Diri'nindir.
Murat Diri şimdi de ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ'nin kurulmasına önderlik ederek Türk futbolunda bir çığır açacak, Anadolu futbol taraftarları arasında devrim etkisi yapacak yeni bir dönemin de mimarı olabilir.
***
Yıllardır hayalini kurduğum Anadolu Taraftarlar Birliği'nin kurulması için Murat Diri'ye bir görev addetmek elbette hakkımız olmayabilir. Eskişehirspor ile ilgili çalışmaları nedeniyle evinin sıcaklığını bile özlediğini hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Geride bıraktığımız süreçte Eskişehirspor'un tribün liderliğini, yöneticiliğini, divan kurulu başkanlığını yapan Murat Diri'ye tüm Anadolu taraftarlarının sorumluluğunu yüklemekte belki bir haksızlık olabilir. Ancak şu da bir gerçektir ki, benim yıllardır hayallerini kurduğum, hatta bir federasyona dönüşmesini istediğim bu oluşumun meşalesini yakabilecek tek isim de Murat Diri'dir.
***
Biz kendi adımıza bu düşüncemizi ve önerimizi buradan sevgili Murat Diri'ye iletelim. Eminim gün gelecek Murat Diri benim bu hayalimi gerçekleştirecektir.
Çünkü o bu vatana sevdalı bir vatan evladıdır.
Çünkü o Amigo Orhan'ın bıraktığı mirasın son bayraktarıdır.
Çünkü o bir Eskişehispor sevdalısıdır...
Eskişehispor taraftarı son yıllardaki Milli maçlarda gösterdiği performans ile de ''Milli Taraftar'' ünvanıyla Türk milletinin gönlüne girmeyi başardı.
***
1965 yılından itibaren ''Milli Amigo'' Orhan Erpek ile başlayan süreçte tribünlerde yapılan gösteri ve tezahüratlar ile sahadaki 11 oyuncuya +1 katkıda bulunarak Türk futboluna ''12. adam'' kavramını kazandıran Eskişehirspor sevdalıları yaptıkları her güzellik ile diğer takım taraftarlarına da örnek oldu.
Tribün dışında da pek sosyal sorumluluk projesine imza atan Eskişehirspor sevdalıları, İngiltere kraliçesine mektup yazan ve kraliçeden mektup alan dünyanın ilk ve tek taraftar topluluğu ünvanının yanısıra, bir deplasmana en kalabalık giden dünyanın 1. taraftarı olma özelliğiyle de dünya futbol tarihine geçmiş bir taraftar topluluğudur.
***
Eskişehirspor sevdalılarının Türk futbolunda yaptıkları görsel şovlar ve sosyal sorumluluk projeleri saymakla bitmez. Son olarak geçtiğimiz aylarda bir deplasman dönüşü genç yaşta hayatlarını kaybeden 2 Ankaragüçlü taraftarın ardından ''Sokakta dostluk, tribünde kardeşlik'' sloganıyla başlatılan dostluk buluşmalarının en dikkat çekicisi Eskişehir'de oynanan bir milli maç öncesinde onlarca tribün liderinin, ülkemizin çeşitli illerinden gelip, Eskişehir'de toplanması oldu.
Nefer tribün lideri ve Eskişehir Taraftarlar Birliği başkanı Murat Diri ile eski Kızılcıklı tribün liderlerinden ve Eskişehirspor yöneticilerinden Mustafa Akgören'in önderliğinde gerçekleşen buluşma tüm yurdumuzdaki futbol taraftarlarınca büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.
***
Eskişehirspor tribünlerinin bir çok olumsuz hallerden uzaklaşması noktasında büyük bir başarı gösteren, Eskişehirspor kulübünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde tüm kenti harekete geçirerek büyük bir direniş hareketine önderlik eden ETB başkanı ve Nefer Lideri Murat Diri'yi şimdi çok daha önemli ve tarihi bir görev beklemektedir.
Onbinlerce insanın gönül verdiği kent takımlarının birer birer yok olduğu, bir çoğunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı günümüzde kentlilerin kendi takımlarına sahip çıkma duyguları Eskişehirspor taraftarları sayesinde daha ileri boyutlara ulaştı. Bunda en büyük pay sahibi elbette ki, Eskişehir'deki diriliş hareketine önderlik eden Murat Diri'nindir.
Murat Diri şimdi de ANADOLU TARAFTARLAR BİRLİĞİ'nin kurulmasına önderlik ederek Türk futbolunda bir çığır açacak, Anadolu futbol taraftarları arasında devrim etkisi yapacak yeni bir dönemin de mimarı olabilir.
***
Yıllardır hayalini kurduğum Anadolu Taraftarlar Birliği'nin kurulması için Murat Diri'ye bir görev addetmek elbette hakkımız olmayabilir. Eskişehirspor ile ilgili çalışmaları nedeniyle evinin sıcaklığını bile özlediğini hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Geride bıraktığımız süreçte Eskişehirspor'un tribün liderliğini, yöneticiliğini, divan kurulu başkanlığını yapan Murat Diri'ye tüm Anadolu taraftarlarının sorumluluğunu yüklemekte belki bir haksızlık olabilir. Ancak şu da bir gerçektir ki, benim yıllardır hayallerini kurduğum, hatta bir federasyona dönüşmesini istediğim bu oluşumun meşalesini yakabilecek tek isim de Murat Diri'dir.
***
Biz kendi adımıza bu düşüncemizi ve önerimizi buradan sevgili Murat Diri'ye iletelim. Eminim gün gelecek Murat Diri benim bu hayalimi gerçekleştirecektir.
Çünkü o bu vatana sevdalı bir vatan evladıdır.
Çünkü o Amigo Orhan'ın bıraktığı mirasın son bayraktarıdır.
Çünkü o bir Eskişehispor sevdalısıdır...
20 Mart 2019 Çarşamba
SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK...
Ankaragücü sevdalısı Eren Açıkgöz ve Mert Turgut Çakır'ın Antalyaspor deplasmanı dönüşü meydana gelen trafik kazasında genç yaşta hayatlarını kaybetmesiyle birlikte ülke genelindeki tüm futbol taraftarlarında bir uyanış başladı.
Bu uyanış ''SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK'' sloganıyla tribünlere taşındı.
Evet bu genç kardeşlerimizin elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybetmeleri ülkemiz futbol taraftarları arasında yaşanan tüm husumetleri bitirdi ve ''Futbol dostluk ve kardeşliktir'' ilkesini hayata geçirdi.
***
Memleketimizin dört bir yanında oynanan maçlarda bu kardeşlerimiz için saygı duruşu yapıldı. Pankartlar açıldı, besteler söylendi...
Eskişehirspor Taraftar Birliği başkanı Murat Diri'nin basın toplantısında ''Bu kardeşlerimizin acısıyla birlikte bizim hiçbir takım taraftarıyla husumetimiz kalmamıştır'' açıklamasının sonrasında benzer açıklamalar ardı sıra geldi.
Futbolu dünyanın en büyük kumar aracı haline getiren emperyalist güçlerin milletimizin arasına ektiği nifak tohumları bu genç kardeşlerimizin toprağa düşmesiyle birlikte çürüdü, yok olup gitti.
Şimdi dostluk ve kardeşlik zamanı.
Ülkemizin en büyük dinamik gücü olan futbol taraftarı artık uyandı!
***
Biz şimdi;
TRİBÜNDE REKABET, DIŞARDA KARDEŞLİK diyoruz...
Milyonlarca insanı arkasından sürükleyen futbol oyununun en vazgeçilmez unsuru olan futbol taraftarı artık kendisini müşteri olarak gören zihniyete karşı uyandı ve gerekeni yapmak için harekete geçti.
Yıllardır savunduğumuz gibi futbol taraftarı futboldan elde edilen ve belli bir zümre tarafından paylaşılan devasa sermayenin hesabını sorma noktasına gelmiştir.
Futbol taraftarına dayatılan tüm dayatmaların hesabını sorma vakti gelmiştir.
Passolig soygunundan tutun da stad önlerinde terörist muamelesi yapılmasına kadar tüm haksızlıklara dur deme vakti gelmiştir.
***
Futbol oyununda ballı pastayı yiyenler belli.
Ve bu ballı pastayı yiyenleri koruyan kollayan, onların rantiyesini her türlü garanti altına alan yasal düzenlemelere rağmen bu ballı pastanın tüm maliyetini sırtına yüklenen futbol taraftarının haklarını savunacak bir tek yasal düzenlemenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Futbol taraftarına yönelik tüm yasal düzenlemeler 'CEZA' odaklıdır.
Passolig parası,
Maç bileti parası,
İdda ve bahis kupon parası,
Lisanslı ürün parası
Kulübüne yardım parası adı altında sürekli olarak para veren karşılığında sadece sportif başarı umut eden futbol taraftarı ne yazık ki, futbolu yönetenler tarafından (tabirimi hoş görün) şamar oğlanı olarak görülmektedir.
***
Sürekli yasaklar!
Sürekli cezalar!
Sürekli yeni yaptırımlar!
Futbol taraftarının faydasına bir tek yasal düzenleme yok!
Mesela hepimizin büyük bir tutkuyla sevdalandığı kulüplerimizi borç batağına saplayan, kulüplerimizin üzerinden büyük kazançlar sağlayan ama kulüplerimizi kapanma noktasına getiren yöneticilerin cezalandırılması yönünde tek bir yasal düzenleme yok!
Bu noktada bile futbol taraftarı cezalandırılıyor ve aşkla bağlandığımız kulüplerin kapanmasını gözyaşları içinde izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
***
Geçtiğimiz günlerde başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni temsilen İstanbul'da bir etkinliğe katıldım. Trafik kazasında kaybettiğimiz Ankaragüçlü kardeşlerimizin anısına düzenlenen halı saha maçına birçok takımın taraftar temsilcisi katıldı. Yakın geçmişte yaşanan husumetlerden dolayı oraya gelseler bile birbirine mesafeli duran kardeşlerimiz vardı ve ben ilk olarak yakın zamanda tatsızlıklar yaşadığımız takımın temsilcilerini kucakladım.
''Geçmişi unuttuk'' dedik...
Artık bu kardeşlerimizin acısı bizleri bir araya getirdi ve onlar sonsuzluk uykusuna dalarken bizi uyandırdılar.
Allah mekanlarını cennet etsin.
***
Genç kardeşlerimizin vefatı ile başlayan bu uyanışı canlı tutmak ve futbol taraftarının rantiye sofrasını zenginleştirecek müşteri olarak görülmesine dur demek için ülkemizin tüm tribün emekçilerine, arma sevdalılarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
En kısa zamanda bir toplantı tertip edelim ve futbolu yönetenlere ''Biz salt müşteri değil, armalarımızın aşıklarıyız'' diye haykıralım.
Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın...
Bu uyanış ''SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK'' sloganıyla tribünlere taşındı.
Evet bu genç kardeşlerimizin elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybetmeleri ülkemiz futbol taraftarları arasında yaşanan tüm husumetleri bitirdi ve ''Futbol dostluk ve kardeşliktir'' ilkesini hayata geçirdi.
***
Memleketimizin dört bir yanında oynanan maçlarda bu kardeşlerimiz için saygı duruşu yapıldı. Pankartlar açıldı, besteler söylendi...
Eskişehirspor Taraftar Birliği başkanı Murat Diri'nin basın toplantısında ''Bu kardeşlerimizin acısıyla birlikte bizim hiçbir takım taraftarıyla husumetimiz kalmamıştır'' açıklamasının sonrasında benzer açıklamalar ardı sıra geldi.
Futbolu dünyanın en büyük kumar aracı haline getiren emperyalist güçlerin milletimizin arasına ektiği nifak tohumları bu genç kardeşlerimizin toprağa düşmesiyle birlikte çürüdü, yok olup gitti.
Şimdi dostluk ve kardeşlik zamanı.
Ülkemizin en büyük dinamik gücü olan futbol taraftarı artık uyandı!
***
Biz şimdi;
TRİBÜNDE REKABET, DIŞARDA KARDEŞLİK diyoruz...
Milyonlarca insanı arkasından sürükleyen futbol oyununun en vazgeçilmez unsuru olan futbol taraftarı artık kendisini müşteri olarak gören zihniyete karşı uyandı ve gerekeni yapmak için harekete geçti.
Yıllardır savunduğumuz gibi futbol taraftarı futboldan elde edilen ve belli bir zümre tarafından paylaşılan devasa sermayenin hesabını sorma noktasına gelmiştir.
Futbol taraftarına dayatılan tüm dayatmaların hesabını sorma vakti gelmiştir.
Passolig soygunundan tutun da stad önlerinde terörist muamelesi yapılmasına kadar tüm haksızlıklara dur deme vakti gelmiştir.
***
Futbol oyununda ballı pastayı yiyenler belli.
Ve bu ballı pastayı yiyenleri koruyan kollayan, onların rantiyesini her türlü garanti altına alan yasal düzenlemelere rağmen bu ballı pastanın tüm maliyetini sırtına yüklenen futbol taraftarının haklarını savunacak bir tek yasal düzenlemenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Futbol taraftarına yönelik tüm yasal düzenlemeler 'CEZA' odaklıdır.
Passolig parası,
Maç bileti parası,
İdda ve bahis kupon parası,
Lisanslı ürün parası
Kulübüne yardım parası adı altında sürekli olarak para veren karşılığında sadece sportif başarı umut eden futbol taraftarı ne yazık ki, futbolu yönetenler tarafından (tabirimi hoş görün) şamar oğlanı olarak görülmektedir.
***
Sürekli yasaklar!
Sürekli cezalar!
Sürekli yeni yaptırımlar!
Futbol taraftarının faydasına bir tek yasal düzenleme yok!
Mesela hepimizin büyük bir tutkuyla sevdalandığı kulüplerimizi borç batağına saplayan, kulüplerimizin üzerinden büyük kazançlar sağlayan ama kulüplerimizi kapanma noktasına getiren yöneticilerin cezalandırılması yönünde tek bir yasal düzenleme yok!
Bu noktada bile futbol taraftarı cezalandırılıyor ve aşkla bağlandığımız kulüplerin kapanmasını gözyaşları içinde izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
***
Geçtiğimiz günlerde başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni temsilen İstanbul'da bir etkinliğe katıldım. Trafik kazasında kaybettiğimiz Ankaragüçlü kardeşlerimizin anısına düzenlenen halı saha maçına birçok takımın taraftar temsilcisi katıldı. Yakın geçmişte yaşanan husumetlerden dolayı oraya gelseler bile birbirine mesafeli duran kardeşlerimiz vardı ve ben ilk olarak yakın zamanda tatsızlıklar yaşadığımız takımın temsilcilerini kucakladım.
''Geçmişi unuttuk'' dedik...
Artık bu kardeşlerimizin acısı bizleri bir araya getirdi ve onlar sonsuzluk uykusuna dalarken bizi uyandırdılar.
Allah mekanlarını cennet etsin.
***
Genç kardeşlerimizin vefatı ile başlayan bu uyanışı canlı tutmak ve futbol taraftarının rantiye sofrasını zenginleştirecek müşteri olarak görülmesine dur demek için ülkemizin tüm tribün emekçilerine, arma sevdalılarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
En kısa zamanda bir toplantı tertip edelim ve futbolu yönetenlere ''Biz salt müşteri değil, armalarımızın aşıklarıyız'' diye haykıralım.
Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın...
12 Aralık 2018 Çarşamba
''YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR'' için Taksitli Üyelik Kampanyası
Eskişehirspor camiasında yaşanan son olaylar bize bir kez daha gösterdi ki, Eskişehirspor'un tek sahibi Eskişehirspor sevdalılarıdır.
Yıllardır her türlü fedakarlığa katlanan Eskişehirspor sevdalıları Eskişehirspor'un yaşaması için olağanüstü bir mücadele ortaya koydu ve bu mücadeleyi tüm hızıyla sürdürüyorlar.
Kapı kapı dolaşıp para toplamaktan tutun da hazırlık maçına bile para ödeyerek girmeye kadar yapmadıkları fedakarlık kalmadı neredeyse.
***
Bugün Türk futbolunun içine düştüğü berbat durumdan dolayı bir çok köklü takım yok olup giderken Eskişehirspor, efsane taraftarının olağanüstü mücadelesi ile yaşamaya devam ediyor.
Gelinen son noktada takımın mutfak masraflarından tutun da deplasman masraflarına kadar tüm masrafları Eskişehirspor sevdalıları kendi imkanları ile topladıkları paralarla karşılıyorlar...
Cebindeki son 3 lirasını kulübüne bağışlamak için sıraya giren boyacı çocuktan tutun, kredi kartına otomatik ödeme talimatı verenlere kadar muazzam bir mücadelenin içinde olan Eskişehirspor sevdalıları tüm olumsuzluklara rağmen takımlarını yaşatmayı başarıyorlar.
***
1965'ten bu yana Türk futbol tarihinde bir çok ilke imza atan ve futbol oyununu tribünlerde yaptıkları gösterilerle Türk halkına daha çok sevdiren Eskişehirspor sevdalıları için son noktaya gelinmiştir. Bu son nokta Eskişehirspor takımının tek sahibinin Eskişehirspor sevdalılarının olduğunun tescillenmesidir.
Nasıl olacak bu tescilleme!?
Tabii ki tüm Eskişehirspor sevdalılarının kulübe üye olmasıyla.
Son dönemde Halil Ünal yönetimince üyeliklerin ünündeki tüm engeller kaldırıldı. Ancak bu yeterli olmadı. Beklenen üye kayıt sayısına ulaşılamadı.
Bunun tek sebebi de taraftar profilinin büyük çoğunluğunun gelir düzeyinin düşük olması ve 740 TL tutarındaki giriş aidatı ve 1 yıllık aidat toplamının tek seferde ödenmesinin mümkün olmamasıdır.
***
Büyük çoğunluğu 1600 - 2500 TL arasında gelire sahip olan taraftarların büyük çoğunluğu için bu 740 TL'yi bir seferde ödemek mümkün olmuyor.
Bu durumu göz önünde bulundurarak kulüp yönetimi ve icra kurulu TAKSİTLİ ÜYELİK kampanyası başlatmalıdır. Bu kampanya makul bir şekilde yapıldığı vakit Eskişehirspor'un 2 yıl içinde 5000 üyeye ulaşması ihtimali çok yüksektir.
Taksitli üyelik kampanyası nasıl olmalı!?
Ayda 70 TL ödeme yapılacak ve 12 ay sonunda 840 TL tahsil edilmiş olacak.
Geçmiş yönetimlerce konulan KOTA ve REFERANS gibi engeller ortadan kalkmışken bu kampanya bir an evvel başlatılmalı.
***
Bu kampanya herhangi bir aracı kurum olmadan, Taraftar dernekleri, Taraftarlar Birliği ve Taraftar gruplarımızın vereceği lojistik destekle yürütülmelidir. Yani kulübümüze üye olan vatandaşın verdiği her kuruş kulübümüzün kasasına girmelidir.
Maç günlerinde stad önüne standlar kurularak, ESstore'dan, kentin işlek yerlerine kurulabilecek standlardan kayıtlar ve aylık tahsilatlar yapılabilir.
Sistemin oluşturulması detaylandırılması konuşulur tartışılır ve mutlak surette olumlu bir sistem kurulur.
Kulüp kapanma noktasına gelmeden ya da siyasi unsurların eline geçmeden bu kampanya mutlaka yapılmalı ve Eskişehirspor sevdalılarının tamamı kulüp üyesi olmalıdır.
***
Taksitli Üyelik kampanyası ''Eskişehirspor Halkın Takımıdır'' söyleminin içinin doldurulmasıdır.
Tribünleri doldurup, kongre salonlarına giremeyen Eskişehirspor sevdalıları için son fırsattır.
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadığımız gerçeğinin tarihe karışması için bir fırsattır.
Bu önerimiz sonrasında ''Yapılmalı mı yapılmamalı mı'' tartışması yerine ''Nasıl yapılmalı'' tartışması yapılmalı ve gerekirse kentimizin üniversitelerinden, ticaret ve sanayi odalarından da sistemin oluşturulması noktasında destek alınarak bir an önce bu sistem başlatılmalıdır.
Yıllardır her türlü fedakarlığa katlanan Eskişehirspor sevdalıları Eskişehirspor'un yaşaması için olağanüstü bir mücadele ortaya koydu ve bu mücadeleyi tüm hızıyla sürdürüyorlar.
Kapı kapı dolaşıp para toplamaktan tutun da hazırlık maçına bile para ödeyerek girmeye kadar yapmadıkları fedakarlık kalmadı neredeyse.
***
Bugün Türk futbolunun içine düştüğü berbat durumdan dolayı bir çok köklü takım yok olup giderken Eskişehirspor, efsane taraftarının olağanüstü mücadelesi ile yaşamaya devam ediyor.
Gelinen son noktada takımın mutfak masraflarından tutun da deplasman masraflarına kadar tüm masrafları Eskişehirspor sevdalıları kendi imkanları ile topladıkları paralarla karşılıyorlar...
Cebindeki son 3 lirasını kulübüne bağışlamak için sıraya giren boyacı çocuktan tutun, kredi kartına otomatik ödeme talimatı verenlere kadar muazzam bir mücadelenin içinde olan Eskişehirspor sevdalıları tüm olumsuzluklara rağmen takımlarını yaşatmayı başarıyorlar.
***
1965'ten bu yana Türk futbol tarihinde bir çok ilke imza atan ve futbol oyununu tribünlerde yaptıkları gösterilerle Türk halkına daha çok sevdiren Eskişehirspor sevdalıları için son noktaya gelinmiştir. Bu son nokta Eskişehirspor takımının tek sahibinin Eskişehirspor sevdalılarının olduğunun tescillenmesidir.
Nasıl olacak bu tescilleme!?
Tabii ki tüm Eskişehirspor sevdalılarının kulübe üye olmasıyla.
Son dönemde Halil Ünal yönetimince üyeliklerin ünündeki tüm engeller kaldırıldı. Ancak bu yeterli olmadı. Beklenen üye kayıt sayısına ulaşılamadı.
Bunun tek sebebi de taraftar profilinin büyük çoğunluğunun gelir düzeyinin düşük olması ve 740 TL tutarındaki giriş aidatı ve 1 yıllık aidat toplamının tek seferde ödenmesinin mümkün olmamasıdır.
***
Büyük çoğunluğu 1600 - 2500 TL arasında gelire sahip olan taraftarların büyük çoğunluğu için bu 740 TL'yi bir seferde ödemek mümkün olmuyor.
Bu durumu göz önünde bulundurarak kulüp yönetimi ve icra kurulu TAKSİTLİ ÜYELİK kampanyası başlatmalıdır. Bu kampanya makul bir şekilde yapıldığı vakit Eskişehirspor'un 2 yıl içinde 5000 üyeye ulaşması ihtimali çok yüksektir.
Taksitli üyelik kampanyası nasıl olmalı!?
Ayda 70 TL ödeme yapılacak ve 12 ay sonunda 840 TL tahsil edilmiş olacak.
Geçmiş yönetimlerce konulan KOTA ve REFERANS gibi engeller ortadan kalkmışken bu kampanya bir an evvel başlatılmalı.
***
Bu kampanya herhangi bir aracı kurum olmadan, Taraftar dernekleri, Taraftarlar Birliği ve Taraftar gruplarımızın vereceği lojistik destekle yürütülmelidir. Yani kulübümüze üye olan vatandaşın verdiği her kuruş kulübümüzün kasasına girmelidir.
Maç günlerinde stad önüne standlar kurularak, ESstore'dan, kentin işlek yerlerine kurulabilecek standlardan kayıtlar ve aylık tahsilatlar yapılabilir.
Sistemin oluşturulması detaylandırılması konuşulur tartışılır ve mutlak surette olumlu bir sistem kurulur.
Kulüp kapanma noktasına gelmeden ya da siyasi unsurların eline geçmeden bu kampanya mutlaka yapılmalı ve Eskişehirspor sevdalılarının tamamı kulüp üyesi olmalıdır.
***
Taksitli Üyelik kampanyası ''Eskişehirspor Halkın Takımıdır'' söyleminin içinin doldurulmasıdır.
Tribünleri doldurup, kongre salonlarına giremeyen Eskişehirspor sevdalıları için son fırsattır.
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadığımız gerçeğinin tarihe karışması için bir fırsattır.
Bu önerimiz sonrasında ''Yapılmalı mı yapılmamalı mı'' tartışması yerine ''Nasıl yapılmalı'' tartışması yapılmalı ve gerekirse kentimizin üniversitelerinden, ticaret ve sanayi odalarından da sistemin oluşturulması noktasında destek alınarak bir an önce bu sistem başlatılmalıdır.
5 Kasım 2018 Pazartesi
5 Liraya YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR!
Bir türlü başarılı olunamıyordu.
Eskişehir'de uzun zamandır süren Eskişehirspor'u kurma çalışmaları bir türlü neticelenmiyor, sürekli bir sıkıntı çıkıyordu.
Kentin ileri gelenleri bu işi başarıyla sonuçlandıracağına inandıkları Dr. Aziz BOLEL'e bir kaç gitmişler ancak ondan da olumlu cevap alamamışlardı.
Bir sabah beklenen oldu.
Asle Muğla - Fethiyeli olan Dr. Aziz BOLEL ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve kısa bir süre sonra BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleri arasında Eskişehirspor kurulmuştu.
Anadolu semalarının beklenen yıldızı parlamış, mahzun yüreklerde Kırmızı Şimşekler çakmaya başlamıştı.
***
Eskişehirspor kısa sürede tam bir halk hareketine dönüştü.
Aziz BOLEL ve arkadaşlarının önderliğinde başlayan bu halk hareketi Türkiye'nin futbol tarihini alt üst eden bir hareket haline dönüştü.
7'den 70'e bütün Eskişehir halkı takımına sahipleniyordu.
Kadın - erkek, çoluk - çocuk!...
Herkes bir işin ucundan tutuyor ve Eskişehirspor'u 10 yıl gibi kısa bir zamanda yaşayan efsane haline getiriyorlardı.
Artık Eskişehirspor sadece Eskişehir'in takımı olmaktan çıkmış, bütün Türk milletinin gönlüne taht kurmuştu.
Türkiye'de ilk defa FB, GS ve BJK takımları dışında bir takımın Anadolu'nun bir çok kentinde taraftarları vardı. Eskişehirspor artık ANADOLU YILDIZI olmuştu.
***
Eskişehirspor tüm Türkiye'nin sevgilisi olmanın ötesinde oynadığı futbol ve kazandığı başarılar ile Avrupa'da da adını duyurmuş büyük bir futbol takımı haline gelmişti.
Bugünlere geldiğimizde ise bizler, yani Eskişehirspor sevdalıları stadyum önünde 5 Liralık makbuzlarla kulübümüzü yaşatmak için büyük bir mücadele veriyoruz.
200 Milyonu aşkın borç batağına saplananve bütün gelirleri temlik altında olan kulübümüzü stada maç izlemek için gelen ESES sevdalılarından toplayacağımız 5'er liralarla ayakta tutmaya çalışıyoruz!
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi 5 Lira ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Hayal mi!?
Evet belki bir çok kişiye göre hayal olabilir!
Ancak bu bizim için verdiğimiz büyük savaşın bir cephesi!
***
Stadda görev yapan polislerimizin bile ''Eskişehirspor yaşamalı arkadaş, bana da kes 4 tane makbuz!'' diyerek bizim bu mücadelemize destek vermesi, stad çevresinde dolaşan bir çocuğun ''Abi ben de 3 lira var, 3 liralık makbuz yok mu!?'' demesi bu sevdalı yüreklerin verdiği savaşa güç katmaktadır ve mücadelemizi daha da büyütmektedir.
5 Lira!..
Kimi yerde çay bile vermiyorlar!
Bir paket cıgara bile alamazsınız artık bu parayla!
Bu parayla sahip olamayağımız bir çok şey olabilir ancak bu kadarcık parayla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün hayat bulmasında, gerçekleşmesinde önemli bir pay sahibi olabilirsiniz!
***
Neden 5 Lira!?
''Türkiye'nin en çok sevilen takımı olan Eskişehirspor kendi kentinde bu kadar mı acziyet içine düştü!?'' diye düşünebilirsiniz!
Evet!
Ne yazık ki, bu kadar zor durumdayız ama acziyet içinde değiliz.
Bir halk hareketi olarak Türk futbol tarihindeki yerini alan Eskişehirspor yine bir halk hareketi ile yaşam mücadelesi veriyor ve bu mücadeleyi kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın!
Eskişehir kentinin ileri gelen zevatı, zengini umursamasa da biz varız.
Atatürk'ün ''Eskişehir halkı üstün özelliklere sahip bir halktır!'' sözleriyle övdüğü Eskişehir halkı yaşayan bir efsane haline getirdiği Eskişehirspor'u geleceğe taşımasını da bilecek kudrete sahiptir.
***
Osmanlıspor maçında stad önünde başlayan 5TL kampanyası için arkadaşlarımız bu hafta ve her hafta şehrin tüm cadde ve sokaklarında çalışmaya devam edecekler.
Sokak sokak, cadde cadde, dükkan dükkan gezilecek.
Bir kaç zenginin verebileceği miktarda bir parayı onbinlerce Eskişehirspor sevdalısından tek tek toplayacağız.
Eskişehirspor yaşasın diye gırtlak patlatan sevdalılar Eskişehirspor yaşasın diye yürekjlerini de patlatırlar!
Bundan kimsenin şüphesi olmasın!
***
Bugüne kadar içinde bulunduğumuz berbat durumdan kurtulabilmek için insanüstü bir çaba sarfeden bütün Eskişehirspor sevdalılarına teşekkür ederken, Murat Diri ve Erkan Koca'ya özellikle teşekkür etmeden geçmek büyük haksızlık olacaktır.
Evet herkes elinden geldiğince bir şeyler yapmanın derdine düştü ama Murat Diri ve Erkan Koca öyle bir noktaya geldiler ki ellerinden gelmesi mümkün almayanı da yapmayı başardılar.
Aylardır gece gündüz demeden toplantılar düzenlediler, toplantılara katıldılar, işadamlarına, siyasetçilere ziyaretlere katıldılar. Bir çoğumuz hiç destek olamadık uzaktan dualarımızla destek olmaya çalıştık, bir çoğumuz da birine katıldık üçüne katılamadık.
Murat Diri ve Erkan Koca ise günlerinin her saatini Eskişehirspor için harcadılar.
Allah razı olsun. Allah emeklerini boşa çıkarmasın...
***
BİZİM ÇOCUKLAR!
Bugün Bizim Çocuklar için de bir şeyler söylemek gerekli.
Biz onlara Bizim Çocuklar derken sadece Eskişehirspor'un altyapısından yetiştikleri için ya da çoğunun Eskişehirli olmasından dolayı Bizim Çocuklar demedik.
Bizden oldukları için Bizim Çocuklar dedik!
Bizim gibi ESES sevdalısı, bizim gibi mücadeleci, bizim gibi hırslı, bizim gibi azimli oldukları için Bizim Çocuklar dedik.
Zaman zaman eleştirdik, çünkü biz onlardan bu şanlı formanın onurunu kurtarmalarını istedik.
Zaman zaman bu kutsal görevi kavrayamamış olsalar da son iki maçta olduğu gibi bu kutsal görevi tam olarak özümsemiş bir şekilde mücadele etmelerini istedik.
Hep böyle devam edin çocuklar!
Barlarda kafelerde eğlenmek gezmek tozmak sizin de hakkınız.
Ancak şu an bir seferberlik görevindesiniz.
Kutlu bir görev!
Onbinlerce sevdalı yüreğin umutları size bağlanmış durumda.
Artık sevincimizde sizsiniz kederimiz de sizsiniz!
Siz son 2 maçta verdiğiniz mücadeleyi her maçta verin bu onbinlerce sevdalı yürek sizin hakkınızı mutlaka teslim edecektir. Bundan şüpheniz olmasın.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
Eskişehir'de uzun zamandır süren Eskişehirspor'u kurma çalışmaları bir türlü neticelenmiyor, sürekli bir sıkıntı çıkıyordu.
Kentin ileri gelenleri bu işi başarıyla sonuçlandıracağına inandıkları Dr. Aziz BOLEL'e bir kaç gitmişler ancak ondan da olumlu cevap alamamışlardı.
Bir sabah beklenen oldu.
Asle Muğla - Fethiyeli olan Dr. Aziz BOLEL ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve kısa bir süre sonra BOLEL'in ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözleri arasında Eskişehirspor kurulmuştu.
Anadolu semalarının beklenen yıldızı parlamış, mahzun yüreklerde Kırmızı Şimşekler çakmaya başlamıştı.
***
Eskişehirspor kısa sürede tam bir halk hareketine dönüştü.
Aziz BOLEL ve arkadaşlarının önderliğinde başlayan bu halk hareketi Türkiye'nin futbol tarihini alt üst eden bir hareket haline dönüştü.
7'den 70'e bütün Eskişehir halkı takımına sahipleniyordu.
Kadın - erkek, çoluk - çocuk!...
Herkes bir işin ucundan tutuyor ve Eskişehirspor'u 10 yıl gibi kısa bir zamanda yaşayan efsane haline getiriyorlardı.
Artık Eskişehirspor sadece Eskişehir'in takımı olmaktan çıkmış, bütün Türk milletinin gönlüne taht kurmuştu.
Türkiye'de ilk defa FB, GS ve BJK takımları dışında bir takımın Anadolu'nun bir çok kentinde taraftarları vardı. Eskişehirspor artık ANADOLU YILDIZI olmuştu.
***
Eskişehirspor tüm Türkiye'nin sevgilisi olmanın ötesinde oynadığı futbol ve kazandığı başarılar ile Avrupa'da da adını duyurmuş büyük bir futbol takımı haline gelmişti.
Bugünlere geldiğimizde ise bizler, yani Eskişehirspor sevdalıları stadyum önünde 5 Liralık makbuzlarla kulübümüzü yaşatmak için büyük bir mücadele veriyoruz.
200 Milyonu aşkın borç batağına saplananve bütün gelirleri temlik altında olan kulübümüzü stada maç izlemek için gelen ESES sevdalılarından toplayacağımız 5'er liralarla ayakta tutmaya çalışıyoruz!
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizi 5 Lira ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Hayal mi!?
Evet belki bir çok kişiye göre hayal olabilir!
Ancak bu bizim için verdiğimiz büyük savaşın bir cephesi!
***
Stadda görev yapan polislerimizin bile ''Eskişehirspor yaşamalı arkadaş, bana da kes 4 tane makbuz!'' diyerek bizim bu mücadelemize destek vermesi, stad çevresinde dolaşan bir çocuğun ''Abi ben de 3 lira var, 3 liralık makbuz yok mu!?'' demesi bu sevdalı yüreklerin verdiği savaşa güç katmaktadır ve mücadelemizi daha da büyütmektedir.
5 Lira!..
Kimi yerde çay bile vermiyorlar!
Bir paket cıgara bile alamazsınız artık bu parayla!
Bu parayla sahip olamayağımız bir çok şey olabilir ancak bu kadarcık parayla YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülkümüzün hayat bulmasında, gerçekleşmesinde önemli bir pay sahibi olabilirsiniz!
***
Neden 5 Lira!?
''Türkiye'nin en çok sevilen takımı olan Eskişehirspor kendi kentinde bu kadar mı acziyet içine düştü!?'' diye düşünebilirsiniz!
Evet!
Ne yazık ki, bu kadar zor durumdayız ama acziyet içinde değiliz.
Bir halk hareketi olarak Türk futbol tarihindeki yerini alan Eskişehirspor yine bir halk hareketi ile yaşam mücadelesi veriyor ve bu mücadeleyi kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın!
Eskişehir kentinin ileri gelen zevatı, zengini umursamasa da biz varız.
Atatürk'ün ''Eskişehir halkı üstün özelliklere sahip bir halktır!'' sözleriyle övdüğü Eskişehir halkı yaşayan bir efsane haline getirdiği Eskişehirspor'u geleceğe taşımasını da bilecek kudrete sahiptir.
***
Osmanlıspor maçında stad önünde başlayan 5TL kampanyası için arkadaşlarımız bu hafta ve her hafta şehrin tüm cadde ve sokaklarında çalışmaya devam edecekler.
Sokak sokak, cadde cadde, dükkan dükkan gezilecek.
Bir kaç zenginin verebileceği miktarda bir parayı onbinlerce Eskişehirspor sevdalısından tek tek toplayacağız.
Eskişehirspor yaşasın diye gırtlak patlatan sevdalılar Eskişehirspor yaşasın diye yürekjlerini de patlatırlar!
Bundan kimsenin şüphesi olmasın!
***
Bugüne kadar içinde bulunduğumuz berbat durumdan kurtulabilmek için insanüstü bir çaba sarfeden bütün Eskişehirspor sevdalılarına teşekkür ederken, Murat Diri ve Erkan Koca'ya özellikle teşekkür etmeden geçmek büyük haksızlık olacaktır.
Evet herkes elinden geldiğince bir şeyler yapmanın derdine düştü ama Murat Diri ve Erkan Koca öyle bir noktaya geldiler ki ellerinden gelmesi mümkün almayanı da yapmayı başardılar.
Aylardır gece gündüz demeden toplantılar düzenlediler, toplantılara katıldılar, işadamlarına, siyasetçilere ziyaretlere katıldılar. Bir çoğumuz hiç destek olamadık uzaktan dualarımızla destek olmaya çalıştık, bir çoğumuz da birine katıldık üçüne katılamadık.
Murat Diri ve Erkan Koca ise günlerinin her saatini Eskişehirspor için harcadılar.
Allah razı olsun. Allah emeklerini boşa çıkarmasın...
***
BİZİM ÇOCUKLAR!
Bugün Bizim Çocuklar için de bir şeyler söylemek gerekli.
Biz onlara Bizim Çocuklar derken sadece Eskişehirspor'un altyapısından yetiştikleri için ya da çoğunun Eskişehirli olmasından dolayı Bizim Çocuklar demedik.
Bizden oldukları için Bizim Çocuklar dedik!
Bizim gibi ESES sevdalısı, bizim gibi mücadeleci, bizim gibi hırslı, bizim gibi azimli oldukları için Bizim Çocuklar dedik.
Zaman zaman eleştirdik, çünkü biz onlardan bu şanlı formanın onurunu kurtarmalarını istedik.
Zaman zaman bu kutsal görevi kavrayamamış olsalar da son iki maçta olduğu gibi bu kutsal görevi tam olarak özümsemiş bir şekilde mücadele etmelerini istedik.
Hep böyle devam edin çocuklar!
Barlarda kafelerde eğlenmek gezmek tozmak sizin de hakkınız.
Ancak şu an bir seferberlik görevindesiniz.
Kutlu bir görev!
Onbinlerce sevdalı yüreğin umutları size bağlanmış durumda.
Artık sevincimizde sizsiniz kederimiz de sizsiniz!
Siz son 2 maçta verdiğiniz mücadeleyi her maçta verin bu onbinlerce sevdalı yürek sizin hakkınızı mutlaka teslim edecektir. Bundan şüpheniz olmasın.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!
9 Eylül 2018 Pazar
Neden, ''YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR'' !?
Biz;
Sürekli dillendiriyoruz.
Sesleniyoruz.
Haykırıyoruz.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Evet, Eskişehirspor yaşamalı.
Sonsuza kadar yaşamalı.
Hem Eskişehir kenti için yaşamalı, hem de Türk futbolu için yaşamalı...
Neden, Yaşasın Eskişehirspor!?
Eskişehirspor neden yaşamalı!?
Neden varolmalı Eskişehirspor!?
O kadar çok sebebi var ki, Eskişehirspor'un yaşamasının üşenmeyip yazacak adam olsa kitap olur...
***
Fakat ne yazık ki, bazı kesimler bunu anlamıyor.
Ya da biz yeterince anlatamıyoruz.
Dilimizin döndüğünce, elimizin vardığınca yazıp anlatmaya çalışıyoruz.
Duygusal sebeplerden tutun da ekonomik sebeplere kadar bir çok sebep var.
Şimdi bunlardan birine örnek teşkil edecek bir anımı kısaca anlatacağım sizlere.
Umarım anlaması gerekenlere anlatabiliriz.
Anlaması gerekenler de anlamak için birazcık çaba sarfederler umuduyla buyrun okuyalım.
***
Efendim 8 Eylül 2018 Cumartesi günü, Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği başkanı sıfatıyla bir ziyaret gerçekleştirdi.
Dernek yönetiminde bulunan diş hekimi arkadaşımız Oğuz Şengel'in bir kaç kez bahsettiği fakat bir türlü ziyaret etmek nasip olmayan Şişli - Bomonti'deki ES PİLAV'ı ziyaret ettim.
Ziyaret etmeden evvel karşı kaldırımda tahminen bir 5 dakika tabeladaki ES yazısına baktım.
Bu civarda hiç Eskişehirli yaşamaz desek yeri var.
Adamın maksadı burada yaşayan Eskişehirlileri dükkanına çekmek olamaz.
Eskişehirspor logosundaki E ve S harflerini almış farklı renklerle hoş bir tabela asmış.
ES PİLAV...
***
Bir süre bu ''enfes manzara''yı izledikten sonra dükkana girdim.
Yakınlarda bir sağlık kuruluşunda çalışan Adem Sarıçoban kardeşimi aradım.
O da tatilden henüz dönmüş ve işbaşı yapmamıştım.
Ziyareti tek başıma gerçekleştirdim.
Dükkan sahibi ile tanıştık.
- Beyfendi kolay gelsin, ben Boğazın Kırmızı Şimşekleri Dernek başkanı. Eskişehirsporluyuz!
Genç adam birden elindeki tabakları bırakıp;
- Ooooooo abim hoşgeldiniz, şeref verdiniz.
Dedi, heyecanla.
Tokalaştık.
Dükkanın önünde bulunan masalardan birine oturduk.
- Nerelisiniz?
- Rizeliyim başkanım.
- Memnun oldum ben de Antalyalıyım.
***
Ziyareti bitirip, derneğe döndükten sonra farkettim.
45 Dakikalık sohbet boyunca ne o bana adımı sordu, ne de ben ona sordum.
Eskişehirspor sevdalısı olmamız tanışmamız için yeterli olmuştu.
Ama ikimizde Eskişehirli değildik!
Birimiz Rizeli, birimiz Antalyalı...
Birbirine ''Eskişehirli değilsin, neden Eskişehirspor!?'' diye sorma gereği duymayan iki adam!
Bu çok güzel bir duygu inanın...
Başta Eskişehirli Eskişehirspor sevdalıları olmak üzere pek çok insanın anlayamadığı bir hal...
***
Ben, İstanbul'da Eskişehirsporlular'ın evi, ailesi durumundaki bir derneğin başkanıyım. Bu arkadaşımızda Eskişehir ile hiç bir ilişkisi olmadan ESES'e sevdalanan, üstelik İstanbul'da hiç Eskişehirli'nin yaşamadığı bir semtte işyerinin adını ES koyan bir adam...
İşte bunun için YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Eskişehir'in tanıtımında, Eskişehir kentinin ülkemiz insanınca sevilmesinde en büyük etken olan ESKİŞEHİRSPOR Yaşasın elbette!
Ve Eskişehir'i yönetenler,
Eskişehir'de yatırım yapıp ekmek parası kazananlar,
Eskişehir'in daha çok tanınması, daha çok büyümesi için Eskişehirspor'u yaşatmalı ve bunun için ellerinden geleni yapmalıdırlar...
***
Eskişehir'i yönetenlere buradan bir kere daha sesleniyorum.
Varsa bir ''Eskişehir'i Tanıtma Fonu'' bu fondan en büyük payı Eskişehirspor almalı.
Bugün Türkiye'nin neresine gidilirse gidilsin ''Eskişehirliyim'' dediği vakit bir hemşehrimiz hemen karşısındaki vatandaş ''Vaaaayyy ESES'' diye gıpta ediyorsa Eskişehir'e;
Eskişehir'i yöneten atanmış ve seçilmişler Eskişehir'in bu en büyük markasını korumalı, kollamalı ve yaşatmalıdır. Bu Eskişehirspor'a karşı bir lütuf değil, Eskişehir kentine karşı bir görevdir.
Balıkesirspor maçı öncesiydi!
İstanbul'da yaşayan bir GS taraftarı arkadaşım; ''Abi Eskişehir'i çok merak ediyorum. Bu hafta sonu gidip, hem Eskişehir'i gezmek hem de o muhteşem taraftarın içinde maç izlemek istiyorum'' dedi ve hafta sonunda 3 gün Eskişehir'de kaldı.
Otele para kazandırdı.
Kafeye para kazandırdı.
Lokantaya para kazandırdı.
Çay ocağına para kazandırdı.
Simitçiye, börekçiye para kazandırdı.
Ve son olarak en büyük hayali olan Eskişehirspor taraftarının arasında maraton altta o muazzam ambiyansı da yaşayarak geri döndü.
Bir Galatasaray sevdalısı, kendi tribünlerinde yaşayamadığı güzellikleri bizim tribünlerimizde yaşadı.
O anı yaşamak için de 3 gün Eskişehir esnafına para kazandırdı.
Daha sonra aynı şekilde Eskişehirspor taraftarına hayranlığını defalarca dile getiren bir Fenerbahçe taraftarı olan başka bir arkadaşım da Karabükspor maçına gitti 2 günlüğüne...
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırırken, Eskişehirspor'un sadece bir futbol takımı olmadığının bilincini yaşıyoruz biz.
Efendim bunca borcu belediyeler mi yaptı ki belediyeler ödesin!?
Elbette belediyeler yapmadı. Elbette belediyeler ödemesin!
Efendim bunca borcu Vali bey mi yaptı ki, valilik ödesin!?
Elbette ne vali bey bu borçları yaptı ne de valilik ödemeli!
Ancak olağanüstü bir durum var ortada.
Eskişehir'in en büyük markası beceriksiz yönetimler tarafından çarçur edilen kaynaklar ve yapılan borçlar sebebiyle yok oluyor!
Bugüne kadar sevdiği kadar sahip çıkamayan taraftar artık fiilen yönetimin içindedir ve bir çok konuda söz sahibi olmuştur.
Kurulan ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ Türkiye'de yine diğer kulüplere örnek teşkil eden bir ilke imza attı ve bu zor günlerde Eskişehirspor'un yaşaması için büyük bir mücadele başlattı.
Taraftarın yetemediği yerde, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız ve Valimiz bu komiteye maddi ya manevi bir destek olsa kıyamet mi kopar!?
***
Sokaktaki ayakkabı boyacısından tutun da Organize Sanayi'deki sanayicilerimize kadar, küçük esnafımızdan, büyük tüccarlarımıza kadar, Eskişehir'de ekmek parası kazanan her işletmecimiz, hemşehrimiz az demeden, çok demeden ''Çorbada benim de tuzum olsun, çünkü ben de bu çorbayı çok içtim ve içeceğim'' dese kıyamet mi kopar!?
''Efendim kulübe yardım için beni aramadılar!''
Aramasınlar efendim!
Bu takım sizin!
Bu kulüp Eskişehir kentinin.
İstanbul'da bir Fenerbahçeli ve Antalyalı arkadaşım bana telefon edip, ''Arkadaş bir yardım kampanyası açılırsa bize de haber ver, biz de 5-6 arkadaş gücümüz yettiğince destek vereceğiz'' diyebiliyorsa sen neyin davetini bekliyorsun.
***
Eskişehir halkı, Eskişehir halkının tüm Türkiye'ye armağan ettiği ve bugün bile Türkiye'de en çok sempatizanı olan Eskişehirspor'a sahip çıkmalıdır.
Sebep aramadan,
Davet beklemeden...
ve biz yine haykıracağız sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!!!
Sürekli dillendiriyoruz.
Sesleniyoruz.
Haykırıyoruz.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Evet, Eskişehirspor yaşamalı.
Sonsuza kadar yaşamalı.
Hem Eskişehir kenti için yaşamalı, hem de Türk futbolu için yaşamalı...
Neden, Yaşasın Eskişehirspor!?
Eskişehirspor neden yaşamalı!?
Neden varolmalı Eskişehirspor!?
O kadar çok sebebi var ki, Eskişehirspor'un yaşamasının üşenmeyip yazacak adam olsa kitap olur...
***
Fakat ne yazık ki, bazı kesimler bunu anlamıyor.
Ya da biz yeterince anlatamıyoruz.
Dilimizin döndüğünce, elimizin vardığınca yazıp anlatmaya çalışıyoruz.
Duygusal sebeplerden tutun da ekonomik sebeplere kadar bir çok sebep var.
Şimdi bunlardan birine örnek teşkil edecek bir anımı kısaca anlatacağım sizlere.
Umarım anlaması gerekenlere anlatabiliriz.
Anlaması gerekenler de anlamak için birazcık çaba sarfederler umuduyla buyrun okuyalım.
***
Efendim 8 Eylül 2018 Cumartesi günü, Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği başkanı sıfatıyla bir ziyaret gerçekleştirdi.
Dernek yönetiminde bulunan diş hekimi arkadaşımız Oğuz Şengel'in bir kaç kez bahsettiği fakat bir türlü ziyaret etmek nasip olmayan Şişli - Bomonti'deki ES PİLAV'ı ziyaret ettim.
Ziyaret etmeden evvel karşı kaldırımda tahminen bir 5 dakika tabeladaki ES yazısına baktım.
Bu civarda hiç Eskişehirli yaşamaz desek yeri var.
Adamın maksadı burada yaşayan Eskişehirlileri dükkanına çekmek olamaz.
Eskişehirspor logosundaki E ve S harflerini almış farklı renklerle hoş bir tabela asmış.
ES PİLAV...
***
Bir süre bu ''enfes manzara''yı izledikten sonra dükkana girdim.
Yakınlarda bir sağlık kuruluşunda çalışan Adem Sarıçoban kardeşimi aradım.
O da tatilden henüz dönmüş ve işbaşı yapmamıştım.
Ziyareti tek başıma gerçekleştirdim.
Dükkan sahibi ile tanıştık.
- Beyfendi kolay gelsin, ben Boğazın Kırmızı Şimşekleri Dernek başkanı. Eskişehirsporluyuz!
Genç adam birden elindeki tabakları bırakıp;
- Ooooooo abim hoşgeldiniz, şeref verdiniz.
Dedi, heyecanla.
Tokalaştık.
Dükkanın önünde bulunan masalardan birine oturduk.
- Nerelisiniz?
- Rizeliyim başkanım.
- Memnun oldum ben de Antalyalıyım.
***
Ziyareti bitirip, derneğe döndükten sonra farkettim.
45 Dakikalık sohbet boyunca ne o bana adımı sordu, ne de ben ona sordum.
Eskişehirspor sevdalısı olmamız tanışmamız için yeterli olmuştu.
Ama ikimizde Eskişehirli değildik!
Birimiz Rizeli, birimiz Antalyalı...
Birbirine ''Eskişehirli değilsin, neden Eskişehirspor!?'' diye sorma gereği duymayan iki adam!
Bu çok güzel bir duygu inanın...
Başta Eskişehirli Eskişehirspor sevdalıları olmak üzere pek çok insanın anlayamadığı bir hal...
***
Ben, İstanbul'da Eskişehirsporlular'ın evi, ailesi durumundaki bir derneğin başkanıyım. Bu arkadaşımızda Eskişehir ile hiç bir ilişkisi olmadan ESES'e sevdalanan, üstelik İstanbul'da hiç Eskişehirli'nin yaşamadığı bir semtte işyerinin adını ES koyan bir adam...
İşte bunun için YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Eskişehir'in tanıtımında, Eskişehir kentinin ülkemiz insanınca sevilmesinde en büyük etken olan ESKİŞEHİRSPOR Yaşasın elbette!
Ve Eskişehir'i yönetenler,
Eskişehir'de yatırım yapıp ekmek parası kazananlar,
Eskişehir'in daha çok tanınması, daha çok büyümesi için Eskişehirspor'u yaşatmalı ve bunun için ellerinden geleni yapmalıdırlar...
***
Eskişehir'i yönetenlere buradan bir kere daha sesleniyorum.
Varsa bir ''Eskişehir'i Tanıtma Fonu'' bu fondan en büyük payı Eskişehirspor almalı.
Bugün Türkiye'nin neresine gidilirse gidilsin ''Eskişehirliyim'' dediği vakit bir hemşehrimiz hemen karşısındaki vatandaş ''Vaaaayyy ESES'' diye gıpta ediyorsa Eskişehir'e;
Eskişehir'i yöneten atanmış ve seçilmişler Eskişehir'in bu en büyük markasını korumalı, kollamalı ve yaşatmalıdır. Bu Eskişehirspor'a karşı bir lütuf değil, Eskişehir kentine karşı bir görevdir.
Balıkesirspor maçı öncesiydi!
İstanbul'da yaşayan bir GS taraftarı arkadaşım; ''Abi Eskişehir'i çok merak ediyorum. Bu hafta sonu gidip, hem Eskişehir'i gezmek hem de o muhteşem taraftarın içinde maç izlemek istiyorum'' dedi ve hafta sonunda 3 gün Eskişehir'de kaldı.
Otele para kazandırdı.
Kafeye para kazandırdı.
Lokantaya para kazandırdı.
Çay ocağına para kazandırdı.
Simitçiye, börekçiye para kazandırdı.
Ve son olarak en büyük hayali olan Eskişehirspor taraftarının arasında maraton altta o muazzam ambiyansı da yaşayarak geri döndü.
Bir Galatasaray sevdalısı, kendi tribünlerinde yaşayamadığı güzellikleri bizim tribünlerimizde yaşadı.
O anı yaşamak için de 3 gün Eskişehir esnafına para kazandırdı.
Daha sonra aynı şekilde Eskişehirspor taraftarına hayranlığını defalarca dile getiren bir Fenerbahçe taraftarı olan başka bir arkadaşım da Karabükspor maçına gitti 2 günlüğüne...
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırırken, Eskişehirspor'un sadece bir futbol takımı olmadığının bilincini yaşıyoruz biz.
Efendim bunca borcu belediyeler mi yaptı ki belediyeler ödesin!?
Elbette belediyeler yapmadı. Elbette belediyeler ödemesin!
Efendim bunca borcu Vali bey mi yaptı ki, valilik ödesin!?
Elbette ne vali bey bu borçları yaptı ne de valilik ödemeli!
Ancak olağanüstü bir durum var ortada.
Eskişehir'in en büyük markası beceriksiz yönetimler tarafından çarçur edilen kaynaklar ve yapılan borçlar sebebiyle yok oluyor!
Bugüne kadar sevdiği kadar sahip çıkamayan taraftar artık fiilen yönetimin içindedir ve bir çok konuda söz sahibi olmuştur.
Kurulan ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ Türkiye'de yine diğer kulüplere örnek teşkil eden bir ilke imza attı ve bu zor günlerde Eskişehirspor'un yaşaması için büyük bir mücadele başlattı.
Taraftarın yetemediği yerde, Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız ve Valimiz bu komiteye maddi ya manevi bir destek olsa kıyamet mi kopar!?
***
Sokaktaki ayakkabı boyacısından tutun da Organize Sanayi'deki sanayicilerimize kadar, küçük esnafımızdan, büyük tüccarlarımıza kadar, Eskişehir'de ekmek parası kazanan her işletmecimiz, hemşehrimiz az demeden, çok demeden ''Çorbada benim de tuzum olsun, çünkü ben de bu çorbayı çok içtim ve içeceğim'' dese kıyamet mi kopar!?
''Efendim kulübe yardım için beni aramadılar!''
Aramasınlar efendim!
Bu takım sizin!
Bu kulüp Eskişehir kentinin.
İstanbul'da bir Fenerbahçeli ve Antalyalı arkadaşım bana telefon edip, ''Arkadaş bir yardım kampanyası açılırsa bize de haber ver, biz de 5-6 arkadaş gücümüz yettiğince destek vereceğiz'' diyebiliyorsa sen neyin davetini bekliyorsun.
***
Eskişehir halkı, Eskişehir halkının tüm Türkiye'ye armağan ettiği ve bugün bile Türkiye'de en çok sempatizanı olan Eskişehirspor'a sahip çıkmalıdır.
Sebep aramadan,
Davet beklemeden...
ve biz yine haykıracağız sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!!!
24 Temmuz 2018 Salı
Eskişehirspor Taraftar Komitesi
Yıllardır süren yönetimsel hataların sonucunda kötü günler geçiren Eskişehirspor camiasında adeta ufuktan doğan bir güneş gibi taptaze umutların habercisi olan bir oluşum ortaya çıktı: ESKİŞEHİRSPOR TARAFTAR KOMİTESİ...
Tıpkı kuruluş yıllarında olduğu gibi...
Tıpkı 1965 Ruhu gibi...
Tıpkı Dr. Aziz Bolel'in etrafında kenetlenilen efsane dönem gibi...
Tıpkı Eskişehirspor'un futbolda devrimler yaptığı dönemdeki gibi...
Tüm kenti, kadın - erkek, genç - yaşlı, zengin - fakir demeden ortak sevdamız Eskişehirspor için harekete geçirmek için oluşturulan bu komite daha kurulduğu anda icraatlarına başladı.
Allah utandırmasın, Eskişehirspor'un makus talihinin yıkılışına vesile olsun inşaallah...
***
Bizler;
''Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur'' diyerek sevdalandık Eskişehirspor'a...
''Aşk varsa; adı ESKİŞEHİRSPOR, renkleri SİYAH - KIRMIZI'dır'' dedik ve kutlu bir sevdanın ateşine attık yüreklerimizi...
Yıllar süren ayrılıktan sonra çıktığımız süper denilen ligte Halil Ünal döneminde yine eski günlerde olduğu gibi İstanbul takımlarının korkulu rüyası olduk, yeniden şampiyonluk şarkıları söylemeye başladık.
Ancak olmadı...
Halil Ünal sonrası dönemde muazzam derecedeki hatalar ile yeniden düşüşe geçtik ve bugün kurtulmaya çalıştığımız bataklığın içinde debelendik durduk...
Umutlarımız tükenmese azalmıştı...
Takımın transfer yasağı var...
Mevcut oyuncuların bile paraları zor bela ödeniyor...
Küme düşme korkularıyla bir sezon atlattık...
***
Bugün yeni bir sezonun eşiğindeyiz.
Halil Ünal yeniden görev başında.
Ancak sıkıntılar öyle sihirli değnek ile çözülecek kadar basit değil...
Şehrin ileri gelenleri;
GÖRMÜYOR!
DUYMUYOR!
KONUŞMUYOR!
Herkes suskun, herkes köşe bucak kaçıyor...
İçerde, dışarda, uzakta, yakında, karda, yağmurda...
Hemen her yer ve durumda takımını yalnız bırakmayan çilekeş ve vefalı Eskişehirspor sevdalıları bir kere daha ''O SENE BU SENE'' diyerek kendini ateşe atıyor sevdası uğruna...
Bir adam var...
Seversiniz ya da sevmezsiniz hiç önemli değil...
Fikirleriniz uyuşur ya da uyuşmaz, bununda önemi yok...
Bu adam öyle bir meşale yaktı ki, belki Eskişehirspor'un son derece karanlık olan tüm geleceği bu meşale ile aydınlanacak...
***
Murat Diri...
Evet, Nefer grubunun lideri ve Eskişehirspor Taraftar Birliği'nin başkanı...
Dr. Aziz Bolel'in tüm kent halkına seslenirken söylediği ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözlerinin devamı niteliğinde ''Eskişehir'in en büyük markasını BİZ yaşatacağız'' dedi ve Eskişehirspor Taraftar Komitesi'nin kuruluşunu açıkladı.
Lütfettiler bizi de aldılar bu komiteye.
hayatımız boyunca kazandığımız en büyük şeref nişanelerinden biridir bu komitenin bir ğyesi olabilmek...
Murat Diri'nin yaktığı meşale ile nice ESES sevdalısı gönüldaşımız günlerdir büyük bir çabanın içinde...
Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar süren bir çalışma temposu...
Ziyaretler, basın toplantıları, olanlar, programlar...
***
Efendiler öyle basit bir hal değil bu...
Her gün, işinizi gücünüzü bırakıp, kutlu bir görevi yerine getireceksiniz...
Gün boyu işyerinize uğramadan Eskişehirspor'a kaynak bulma derdine düşeceksiniz...
Geç vakit eve gittiğinizde evladınız çoktan uyumuş olacak...
Çoğu zaman yemek yemeyi bile unutacaksınız...
Bir ziyaretten bir başka ziyarete giderken yolda arkadaşınızın selam verdiğini bile farkedemeyecek kadar kafanız Eskişehirspor ile dopdolu olacak...
Kolay bir durum değil bu...
Bu komite çok önemlidir!..
Eskişehirspor'un geleceğidir bu komite!..
Bu komitenin başarılı olarak, Eskişehirspor'un makus talihinin yenilmesi adına tüm özel yaşamlarını bir kenara bırakarak; her gün, her an sadece Eskişehirspor için mücadele veren Murat Diri ve Erkan Koca başta olmak üzere tüm komite üyelerine saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
***
Bu komiteye destek olmak şu an her türlü kişisel düşünce ve duygunun üzerindedir.
Bu komiteye destek olmak Eskişehirspor'un yeniden 1965 Ruhu'na kavuşmasına destek olmaktır!
Bu komiteye destek olmak, Necdet Yıldırım'ın, Sinan Alağaç'ın, Ediz Bahtiyaroğlu'nun anısına sahip çıkmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'un geleceğine ışık tutmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Yeniden Büyük Eskişehirspor idealimizin gerçekleşmesine katkı sağlamaktır.
Bu komiteye destek olmak, Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'nin 1 numaralı kuralıdır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmektir...
Bu komiteye destek olmak, kutlu sevdamızın yeniden Bizansa korku salmasıdır...
***
Nasıl destek oluruz!?
En önemli destek, manevi destek...
Bu komitenin başarısını istemek, başarısı için dua etmek en güzel manevi destek...
Bununla beraber, komitenin çalışmalarını sosyal medya hesaplarımızda paylaşmak...
Komitenin ziyaretleriyle kulübümüze destek olanları en azından sosyal medya hesaplarımız üzerinden onura edelim ki; kentimizin tamamında bir teşvik rüzgarı estirelim...
Komitenin ziyaretleri dolayısıyla kulübümüze destek olanları onure edelim ki, kentin tüm dinamikleri komite vasıtasıyla kulübümüze destek olsun ve kulübümüz bu karanlık günlerden aydınlık yarınlara kavuşsun...
Daha fazla mı destek olmak istiyorsunuz!?
Komitemizin öncülerini hepiniz tanıyorsunuz...
Bir telefon edin, bir mesaj yazın yeter...
Çevrenizdeki işadamları, esnaflar, bürokratlar, seçilmişler, atanmışlar...
Her kim varsa onların da kulübümüze destek olmasını sağlayın ve komite üyeleri ile bağlantı kurarak bu desteklerinin gerçekleşmesi için ziyaret yapılmasını isteyin...
Hiç bir şey yapamıyorsak;
Büyük bir fedakarlık örneği sergileyen bu arkadaşlarımıza bir teşekkür edin!!!
***
Başta Murat Diri olmak üzere bu komitede zerre emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolun, varolun...
Tıpkı kuruluş yıllarında olduğu gibi...
Tıpkı 1965 Ruhu gibi...
Tıpkı Dr. Aziz Bolel'in etrafında kenetlenilen efsane dönem gibi...
Tıpkı Eskişehirspor'un futbolda devrimler yaptığı dönemdeki gibi...
Tüm kenti, kadın - erkek, genç - yaşlı, zengin - fakir demeden ortak sevdamız Eskişehirspor için harekete geçirmek için oluşturulan bu komite daha kurulduğu anda icraatlarına başladı.
Allah utandırmasın, Eskişehirspor'un makus talihinin yıkılışına vesile olsun inşaallah...
***
Bizler;
''Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur'' diyerek sevdalandık Eskişehirspor'a...
''Aşk varsa; adı ESKİŞEHİRSPOR, renkleri SİYAH - KIRMIZI'dır'' dedik ve kutlu bir sevdanın ateşine attık yüreklerimizi...
Yıllar süren ayrılıktan sonra çıktığımız süper denilen ligte Halil Ünal döneminde yine eski günlerde olduğu gibi İstanbul takımlarının korkulu rüyası olduk, yeniden şampiyonluk şarkıları söylemeye başladık.
Ancak olmadı...
Halil Ünal sonrası dönemde muazzam derecedeki hatalar ile yeniden düşüşe geçtik ve bugün kurtulmaya çalıştığımız bataklığın içinde debelendik durduk...
Umutlarımız tükenmese azalmıştı...
Takımın transfer yasağı var...
Mevcut oyuncuların bile paraları zor bela ödeniyor...
Küme düşme korkularıyla bir sezon atlattık...
***
Bugün yeni bir sezonun eşiğindeyiz.
Halil Ünal yeniden görev başında.
Ancak sıkıntılar öyle sihirli değnek ile çözülecek kadar basit değil...
Şehrin ileri gelenleri;
GÖRMÜYOR!
DUYMUYOR!
KONUŞMUYOR!
Herkes suskun, herkes köşe bucak kaçıyor...
İçerde, dışarda, uzakta, yakında, karda, yağmurda...
Hemen her yer ve durumda takımını yalnız bırakmayan çilekeş ve vefalı Eskişehirspor sevdalıları bir kere daha ''O SENE BU SENE'' diyerek kendini ateşe atıyor sevdası uğruna...
Bir adam var...
Seversiniz ya da sevmezsiniz hiç önemli değil...
Fikirleriniz uyuşur ya da uyuşmaz, bununda önemi yok...
Bu adam öyle bir meşale yaktı ki, belki Eskişehirspor'un son derece karanlık olan tüm geleceği bu meşale ile aydınlanacak...
***
Murat Diri...
Evet, Nefer grubunun lideri ve Eskişehirspor Taraftar Birliği'nin başkanı...
Dr. Aziz Bolel'in tüm kent halkına seslenirken söylediği ''Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız'' sözlerinin devamı niteliğinde ''Eskişehir'in en büyük markasını BİZ yaşatacağız'' dedi ve Eskişehirspor Taraftar Komitesi'nin kuruluşunu açıkladı.
Lütfettiler bizi de aldılar bu komiteye.
hayatımız boyunca kazandığımız en büyük şeref nişanelerinden biridir bu komitenin bir ğyesi olabilmek...
Murat Diri'nin yaktığı meşale ile nice ESES sevdalısı gönüldaşımız günlerdir büyük bir çabanın içinde...
Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar süren bir çalışma temposu...
Ziyaretler, basın toplantıları, olanlar, programlar...
***
Efendiler öyle basit bir hal değil bu...
Her gün, işinizi gücünüzü bırakıp, kutlu bir görevi yerine getireceksiniz...
Gün boyu işyerinize uğramadan Eskişehirspor'a kaynak bulma derdine düşeceksiniz...
Geç vakit eve gittiğinizde evladınız çoktan uyumuş olacak...
Çoğu zaman yemek yemeyi bile unutacaksınız...
Bir ziyaretten bir başka ziyarete giderken yolda arkadaşınızın selam verdiğini bile farkedemeyecek kadar kafanız Eskişehirspor ile dopdolu olacak...
Kolay bir durum değil bu...
Bu komite çok önemlidir!..
Eskişehirspor'un geleceğidir bu komite!..
Bu komitenin başarılı olarak, Eskişehirspor'un makus talihinin yenilmesi adına tüm özel yaşamlarını bir kenara bırakarak; her gün, her an sadece Eskişehirspor için mücadele veren Murat Diri ve Erkan Koca başta olmak üzere tüm komite üyelerine saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
***
Bu komiteye destek olmak şu an her türlü kişisel düşünce ve duygunun üzerindedir.
Bu komiteye destek olmak Eskişehirspor'un yeniden 1965 Ruhu'na kavuşmasına destek olmaktır!
Bu komiteye destek olmak, Necdet Yıldırım'ın, Sinan Alağaç'ın, Ediz Bahtiyaroğlu'nun anısına sahip çıkmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'un geleceğine ışık tutmaktır...
Bu komiteye destek olmak, Yeniden Büyük Eskişehirspor idealimizin gerçekleşmesine katkı sağlamaktır.
Bu komiteye destek olmak, Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'nin 1 numaralı kuralıdır...
Bu komiteye destek olmak, Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmektir...
Bu komiteye destek olmak, kutlu sevdamızın yeniden Bizansa korku salmasıdır...
***
Nasıl destek oluruz!?
En önemli destek, manevi destek...
Bu komitenin başarısını istemek, başarısı için dua etmek en güzel manevi destek...
Bununla beraber, komitenin çalışmalarını sosyal medya hesaplarımızda paylaşmak...
Komitenin ziyaretleriyle kulübümüze destek olanları en azından sosyal medya hesaplarımız üzerinden onura edelim ki; kentimizin tamamında bir teşvik rüzgarı estirelim...
Komitenin ziyaretleri dolayısıyla kulübümüze destek olanları onure edelim ki, kentin tüm dinamikleri komite vasıtasıyla kulübümüze destek olsun ve kulübümüz bu karanlık günlerden aydınlık yarınlara kavuşsun...
Daha fazla mı destek olmak istiyorsunuz!?
Komitemizin öncülerini hepiniz tanıyorsunuz...
Bir telefon edin, bir mesaj yazın yeter...
Çevrenizdeki işadamları, esnaflar, bürokratlar, seçilmişler, atanmışlar...
Her kim varsa onların da kulübümüze destek olmasını sağlayın ve komite üyeleri ile bağlantı kurarak bu desteklerinin gerçekleşmesi için ziyaret yapılmasını isteyin...
Hiç bir şey yapamıyorsak;
Büyük bir fedakarlık örneği sergileyen bu arkadaşlarımıza bir teşekkür edin!!!
***
Başta Murat Diri olmak üzere bu komitede zerre emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolun, varolun...
19 Temmuz 2018 Perşembe
AYDER TRİBÜNÜ YIKILMASIN!!!
Eskişehirspor kurulduğu tarihten itibaren Türk futboluna büyük yenilikler getirdi.
Özellikle futbolda seyir zevki ve tribün kültürü noktasında getirdiği yenilikler adeta bir devrim niteliğindedir.
Eskişehirspor tarihine bakıldığında takımın kazandığı başarılar kadar Eskişehirspor sevdalılarının tribünlerdeki gösterileri, yaptıkları görsel şovlar, tezahüratlar, hepsi birer devrim niteliğinde ve Türk futbol tribün kültürünün öncüsü olmuştur...
***
Zaman geçtikçe bazı değerlerimiz tükeniyor.
Göründüğünden çok fazla anlamlar yüklediğimiz, büyük bir aşk ile sevdiğimiz eşyalarımız, binalarımız, yapılarımız bir bir yok olup, gidiyor.
İşte bunlardan biri de Eskişehirspor sevdalılarının bir mabet olarak tanımladığı Eskişehir Atatürk Stadı.
Her ne kadar yıkılması yüreklerimizi dağlasa da geçen zamanla birlikte bazı şeylerin değişmesi gerektiğinin de bilincindeyiz.
Büyük bir sevdanın haykırışları ile inlettiğimiz Eskişehir Atatürk Stadı yakın bir zamanda yıkılacak ve yerine hükümetin yeni projesi olan bir Millet Bahçesi yapılacak.
***
Bütün bunların hepsine içimiz yana yana ''eyvallah'' diyebiliyoruz..
Fakat Türk futbol tarihinde önemli bir yeri olan bu stadın bir bölümü anıt olarak yıkılmadan korunabilir.
Amigo Orhan efsanesinden sonra Eskişehirspor ve Türk futbol camiasında efsane olan AYDER grubunun bulunduğu ve AYDER tribünü olarak anılan bölüm yapılacak olan Millet Bahçesi'nin tarihi bir parçası olarak kalmalıdır.
Ayder tribünün, Türkiye'nin en tutkulu futbol kenti olan Eskişehir'in orta yerinde anıtlaştırılmak suretiyle yaşatılması, bu efsanenin gelecek nesillere aktarılması noktasında olddukça önemli bir hizmet olacaktır.
Hatta bu bölüm küçük çaplı bir Eskişehirspor Açık Hava Müzesi haline getirilebilir.
Merhum Başkanımız Dr. Aziz Bolel başta olmak üzere, efsane olmuş yöneticilerimiz, futbolcularımız, teknik direktörlerimiz ve elbette efsane Amigo Orhan'ımızın heykelleri ile süslenen bir Açık Hava Müzesi tüm Eskişehir halkı ve Eskişehirspor sevdalılarının gönlünde mutluluk rüzgarları estirecektir.
***
Efsaneler kolaylık ortaya çıkmıyor.
Hele ki, futbolda kolay kolay efsane olunmuyor.
Eskişehirspor'dan önce futbola sadece ''seyirci'' olan futbolseverlerin, futbolun içine girmesi, takımın 12. oyuncusu haline gelmesi, takımın galip gelebilmesi için tribünlerde muazzam bir motivasyon gösterisi yapılması Eskişehirspor sevdalıları tarafından gerçekleştirilmiş ve Eskişehirspor sevdalıları tüm ülkemizde efsane haline gelmiştir.
Muazzam emekler var.
Muazzam anılar var.
Muazzam gösteriler var.
Muazzam mücadeleler var.
Muazzam sevinçler var.
Muazzam hüzünler var.
Ve tüm bunların sonun muazzam bir efsane var.
Bu efsane tarihe gömülmemeli.
Bu efsane gelecek kuşaklara aktarılmalı, gelecek kuşaklar bu efsaneyi yaşayarak öğrenmelidir.
***
Başta Millet Parkı projesinin fikir babası Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere,
Sayın Spor Bakanımıza,
Sayın Eskişehir Milletvekillerimize,
Sayın Valimize,
Sayın Belediye Başkanımıza,
Sayın Gençlik Spor İl Müdürümüze,
Sayın Kulüp Başkanımıza
Ve Eskişehir'de tüm atanmış ve seçilmişlerimize sesleniyorum;
Millet için yapılacak olan Millet Parkı'ında Millet'in sesine kulak veriniz.
Eskişehir halkı için büyük bir değer taşıyan Eskişehir Atatürk Stadı'nın Ayder Tribünü yıkılmasın.
Yapılacak olan Millet Parkı'nın bir parçası olarak yaşatılsın.
***
Ayder Tribünü'nün bulunduğu bölümde bir Eskişehirspor Açık Hava Müzesi oluşturulsun.
Bu tüm Eskişehir halkının isteğidir, arzusudur, beklentisidir.
Millet için yapılan hizmetlerde Millet'in arzu ve istekler esas alınmalıdır.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
Özellikle futbolda seyir zevki ve tribün kültürü noktasında getirdiği yenilikler adeta bir devrim niteliğindedir.
Eskişehirspor tarihine bakıldığında takımın kazandığı başarılar kadar Eskişehirspor sevdalılarının tribünlerdeki gösterileri, yaptıkları görsel şovlar, tezahüratlar, hepsi birer devrim niteliğinde ve Türk futbol tribün kültürünün öncüsü olmuştur...
***
Zaman geçtikçe bazı değerlerimiz tükeniyor.
Göründüğünden çok fazla anlamlar yüklediğimiz, büyük bir aşk ile sevdiğimiz eşyalarımız, binalarımız, yapılarımız bir bir yok olup, gidiyor.
İşte bunlardan biri de Eskişehirspor sevdalılarının bir mabet olarak tanımladığı Eskişehir Atatürk Stadı.
Her ne kadar yıkılması yüreklerimizi dağlasa da geçen zamanla birlikte bazı şeylerin değişmesi gerektiğinin de bilincindeyiz.
Büyük bir sevdanın haykırışları ile inlettiğimiz Eskişehir Atatürk Stadı yakın bir zamanda yıkılacak ve yerine hükümetin yeni projesi olan bir Millet Bahçesi yapılacak.
***
Bütün bunların hepsine içimiz yana yana ''eyvallah'' diyebiliyoruz..
Fakat Türk futbol tarihinde önemli bir yeri olan bu stadın bir bölümü anıt olarak yıkılmadan korunabilir.
Amigo Orhan efsanesinden sonra Eskişehirspor ve Türk futbol camiasında efsane olan AYDER grubunun bulunduğu ve AYDER tribünü olarak anılan bölüm yapılacak olan Millet Bahçesi'nin tarihi bir parçası olarak kalmalıdır.
Ayder tribünün, Türkiye'nin en tutkulu futbol kenti olan Eskişehir'in orta yerinde anıtlaştırılmak suretiyle yaşatılması, bu efsanenin gelecek nesillere aktarılması noktasında olddukça önemli bir hizmet olacaktır.
Hatta bu bölüm küçük çaplı bir Eskişehirspor Açık Hava Müzesi haline getirilebilir.
Merhum Başkanımız Dr. Aziz Bolel başta olmak üzere, efsane olmuş yöneticilerimiz, futbolcularımız, teknik direktörlerimiz ve elbette efsane Amigo Orhan'ımızın heykelleri ile süslenen bir Açık Hava Müzesi tüm Eskişehir halkı ve Eskişehirspor sevdalılarının gönlünde mutluluk rüzgarları estirecektir.
***
Efsaneler kolaylık ortaya çıkmıyor.
Hele ki, futbolda kolay kolay efsane olunmuyor.
Eskişehirspor'dan önce futbola sadece ''seyirci'' olan futbolseverlerin, futbolun içine girmesi, takımın 12. oyuncusu haline gelmesi, takımın galip gelebilmesi için tribünlerde muazzam bir motivasyon gösterisi yapılması Eskişehirspor sevdalıları tarafından gerçekleştirilmiş ve Eskişehirspor sevdalıları tüm ülkemizde efsane haline gelmiştir.
Muazzam emekler var.
Muazzam anılar var.
Muazzam gösteriler var.
Muazzam mücadeleler var.
Muazzam sevinçler var.
Muazzam hüzünler var.
Ve tüm bunların sonun muazzam bir efsane var.
Bu efsane tarihe gömülmemeli.
Bu efsane gelecek kuşaklara aktarılmalı, gelecek kuşaklar bu efsaneyi yaşayarak öğrenmelidir.
***
Başta Millet Parkı projesinin fikir babası Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere,
Sayın Spor Bakanımıza,
Sayın Eskişehir Milletvekillerimize,
Sayın Valimize,
Sayın Belediye Başkanımıza,
Sayın Gençlik Spor İl Müdürümüze,
Sayın Kulüp Başkanımıza
Ve Eskişehir'de tüm atanmış ve seçilmişlerimize sesleniyorum;
Millet için yapılacak olan Millet Parkı'ında Millet'in sesine kulak veriniz.
Eskişehir halkı için büyük bir değer taşıyan Eskişehir Atatürk Stadı'nın Ayder Tribünü yıkılmasın.
Yapılacak olan Millet Parkı'nın bir parçası olarak yaşatılsın.
***
Ayder Tribünü'nün bulunduğu bölümde bir Eskişehirspor Açık Hava Müzesi oluşturulsun.
Bu tüm Eskişehir halkının isteğidir, arzusudur, beklentisidir.
Millet için yapılan hizmetlerde Millet'in arzu ve istekler esas alınmalıdır.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR SEVDAMIZ!
15 Ocak 2018 Pazartesi
Memleketimin Arda Turan Meselesi!..
"Bizim zamanımızda" diye başlayan cümlelerin sonu bugünlerden bıkkınlığı ifade eder genellikle.
Haksız da değiliz hani.
Bizim zamanımızda her şey daha insani idi.
Futbol bile!
Futbolun henüz endüstriyelleşlediği. "forma aşkı"nın varolduğu, sporun sevgi ve saygı ile bütünleştiği dönemlerde sevdik biz futbol oyununu.
Futbolcular daha bir farklı sevilir, takımlar daha bir candan desteklenirdi.
Futbol oyununun baş aktörleri futbolcular bugünkü yazımızın konusu.
"Bizim zamanımız"daki ve şimdiki zamanın futbolcuları arasında minik bir kıyaslama yapmak istedim.
***
Kasımpaşa'da büyüdük.
Çocukluğumuz, gençliğimiz Kasımpaşa'da geçti.
O günlerde yaşanan komşuluklar dillere destandı.
Aynı sokakta oturuyorsanız ebedi dost, aynı binada ya da bitişik binalarda oturuyorsanız akraba gibi olurduk komşularımızla.
Bu komşularımızdan biri de Fenerbahçeli ünlü bir futbolcuydu.
Son derece mütevazi bir yaşam ve bir o kadar beyefendi bir kişilik.
çocukluk günlerimdi yanlış anımsamıyorsam Fenerbahçeli Yılmaz Şen idi.
Öyle lüks içinde yaşamazlardı ünlü futbolcular.
Bizim gibi yaşarlardı.
Bize tepeden bakmazlardı.
Bizi velinimet olarak görürlerdi.
Farklı takımların sevdalısı olsak da severdik bir çok futbolcuyu.
Mesela, BJK'li Sanlı, Zekeriya, Sabri Dino gibi isimler
FB'li Alparslan, Cemil, Ogün, Datçu, Ziya gibi isimler
GS'li Yasin, B. Mehmet, Metin Oktay, Turgay gibi isimler
ESES'li İsmail, Fethi, Mümin, Ender gibi isimler hemen hemen her takım taraftarlarınca sevilir sayılırdı.
***
Hepsi birer beyefendi, hepsi topluma örnek olacak kalitede insanlardı.
Özellikle takım kaptanları çok iyi seçilir, toplumun tamamının takdir edeceği kişiler takım kaptanı yapılırdı.
Futbol endüstriyelleştikçe tüm ahlaki değerler bir kenara bırakıldı.
Artık her şey para olmuş, futbolculardaki forma aşkı aldıkları para ile sınırlanıyor.
Bu tüm ülke insanının ortak paydası olan Milli Takım için de geçerli.
Milli Takımlar da artık uluslararası kumar sektörünün bir parçası ve milli takımlarda oynayan futbolcular da ortaya konulan bu büyük pastadan kendileri de pay almak istiyorlar.
Haksızlar mı!?
Bence haklılar!
Onların sergilediği oyundan büyük kumarlar dönüyor, büyük paralar kazanılıyorsa elbette onlar da paylarını alacaklar.
***
Son yıllarda Arda Turan Türk Futbol kamuoyunun önemli bir figürü durumunda.
Milli Takım'daki prim meselesinden tutun da Başakşehir takımına transferine kadar ülke gündeminde zaman zaman önemli bir yer tutan Arda Turan bugün de ülke gündeminin baş köşesinde.
Türk Futbolu'nun uluslararası kumar sektörünün önemli bir parçası olduğunu ve bu kumar sektörünün futbol takımlarını kendi çıkarları doğrultusunda yönettiğini anladığım günden bu yana futbola olan sevgim sadece Eskişehirspor ile sınırlı kaldı.
Artık futbolu değil sadece Eskişehirspor'u seviyorum.
Ve bugün Arda Turan'ın transferi dolayısıyla havaalanında Arda Turan'ı karşılamak için insanların toplanmasını, Onun için pankartlar açıp, polisle çatışmasını bir türlü anlayamıyorum.
Kimdir bu Arda Turan!?
Ulusal Kahraman mı!?
Milli Takım bu arkadaş sayesinde dünya şampiyonu filan mı oldu!?
Uçakta gazeteci döven vatandaş değil mi bu Arda Turan!?
Türk Milli Takım'ında oynamama kararı alarak milli sorumluluktan kaçan adam değil mi!?
***
Ne garip bir haldir bu!?
Havaalanında Arda'yı karşılayan Arda Turan taraftarları polis ile arbede yaşamış,
Türk polisine yabancı madde atmışlar!
Polis ile çatışmayı bile göze aldığın adam bizim telaffuz bile edemediğimiz kadar çok para kazanıyor ve senin ömrün boyunca göremeyeceğin, hayal bile edemeyeceğin kadar lüks bir yaşam sürüyor arkadaş.
Nasıl oluyor bu iş!?
Polise madde atan vatandaşın cebinden çıkan paralarla oluyor!?
Belediye otobüslerine bastığın akbil ile oluyor!
Uğruna polise madde attığın adama sor bakalım "tek basımlık akbil" ücreti ne kadar bilecek mi!?
***
Futbol taraftarının artık uyanması gerekiyor.
Futbol artık sadece futbol değil.
Milyonlarca insanın sevdalandığı renkler artık kumar oyunlarının etrafında kümelenen global bir şebekenin dünyasını renklendirmekten öteye gitmiyor.
Futbol oyunun içindeki tüm unsurlar;
Yöneticisinden tutun da futbolcu ve yorumcusuna kadar herkes bu devasa pastadan payını alıyor.
Futbol taraftarı ise, bu pastayı oluşturmak için gece gündüz çalışıyor.
Sevdalandığı takımı para kazansın daha başarılı olsun diye, forma alıyor, tişört alıyor, çorap alıyor hatta nerdeyse donunu bile takımının lisanslı ürününden almaya gayret ediyor. Yetmedi passolig kartı alıyor, kombine alıyor, bilet alıyor.
Deplasman yollarında çile çekiyor.
Sıcakta, soğukta, yağmurda, çamurda takımının peşini bırakmıyor.
Ve sonunda global kumar şebekesinin önüne tadına doyulmaz bir pasta bırakıyor.
Arda Turan ve daha niceleri de yemesin mi bu pastayı!?
Haksız da değiliz hani.
Bizim zamanımızda her şey daha insani idi.
Futbol bile!
Futbolun henüz endüstriyelleşlediği. "forma aşkı"nın varolduğu, sporun sevgi ve saygı ile bütünleştiği dönemlerde sevdik biz futbol oyununu.
Futbolcular daha bir farklı sevilir, takımlar daha bir candan desteklenirdi.
Futbol oyununun baş aktörleri futbolcular bugünkü yazımızın konusu.
"Bizim zamanımız"daki ve şimdiki zamanın futbolcuları arasında minik bir kıyaslama yapmak istedim.
***
Kasımpaşa'da büyüdük.
Çocukluğumuz, gençliğimiz Kasımpaşa'da geçti.
O günlerde yaşanan komşuluklar dillere destandı.
Aynı sokakta oturuyorsanız ebedi dost, aynı binada ya da bitişik binalarda oturuyorsanız akraba gibi olurduk komşularımızla.
Bu komşularımızdan biri de Fenerbahçeli ünlü bir futbolcuydu.
Son derece mütevazi bir yaşam ve bir o kadar beyefendi bir kişilik.
çocukluk günlerimdi yanlış anımsamıyorsam Fenerbahçeli Yılmaz Şen idi.
Öyle lüks içinde yaşamazlardı ünlü futbolcular.
Bizim gibi yaşarlardı.
Bize tepeden bakmazlardı.
Bizi velinimet olarak görürlerdi.
Farklı takımların sevdalısı olsak da severdik bir çok futbolcuyu.
Mesela, BJK'li Sanlı, Zekeriya, Sabri Dino gibi isimler
FB'li Alparslan, Cemil, Ogün, Datçu, Ziya gibi isimler
GS'li Yasin, B. Mehmet, Metin Oktay, Turgay gibi isimler
ESES'li İsmail, Fethi, Mümin, Ender gibi isimler hemen hemen her takım taraftarlarınca sevilir sayılırdı.
***
Hepsi birer beyefendi, hepsi topluma örnek olacak kalitede insanlardı.
Özellikle takım kaptanları çok iyi seçilir, toplumun tamamının takdir edeceği kişiler takım kaptanı yapılırdı.
Futbol endüstriyelleştikçe tüm ahlaki değerler bir kenara bırakıldı.
Artık her şey para olmuş, futbolculardaki forma aşkı aldıkları para ile sınırlanıyor.
Bu tüm ülke insanının ortak paydası olan Milli Takım için de geçerli.
Milli Takımlar da artık uluslararası kumar sektörünün bir parçası ve milli takımlarda oynayan futbolcular da ortaya konulan bu büyük pastadan kendileri de pay almak istiyorlar.
Haksızlar mı!?
Bence haklılar!
Onların sergilediği oyundan büyük kumarlar dönüyor, büyük paralar kazanılıyorsa elbette onlar da paylarını alacaklar.
***
Son yıllarda Arda Turan Türk Futbol kamuoyunun önemli bir figürü durumunda.
Milli Takım'daki prim meselesinden tutun da Başakşehir takımına transferine kadar ülke gündeminde zaman zaman önemli bir yer tutan Arda Turan bugün de ülke gündeminin baş köşesinde.
Türk Futbolu'nun uluslararası kumar sektörünün önemli bir parçası olduğunu ve bu kumar sektörünün futbol takımlarını kendi çıkarları doğrultusunda yönettiğini anladığım günden bu yana futbola olan sevgim sadece Eskişehirspor ile sınırlı kaldı.
Artık futbolu değil sadece Eskişehirspor'u seviyorum.
Ve bugün Arda Turan'ın transferi dolayısıyla havaalanında Arda Turan'ı karşılamak için insanların toplanmasını, Onun için pankartlar açıp, polisle çatışmasını bir türlü anlayamıyorum.
Kimdir bu Arda Turan!?
Ulusal Kahraman mı!?
Milli Takım bu arkadaş sayesinde dünya şampiyonu filan mı oldu!?
Uçakta gazeteci döven vatandaş değil mi bu Arda Turan!?
Türk Milli Takım'ında oynamama kararı alarak milli sorumluluktan kaçan adam değil mi!?
***
Ne garip bir haldir bu!?
Havaalanında Arda'yı karşılayan Arda Turan taraftarları polis ile arbede yaşamış,
Türk polisine yabancı madde atmışlar!
Polis ile çatışmayı bile göze aldığın adam bizim telaffuz bile edemediğimiz kadar çok para kazanıyor ve senin ömrün boyunca göremeyeceğin, hayal bile edemeyeceğin kadar lüks bir yaşam sürüyor arkadaş.
Nasıl oluyor bu iş!?
Polise madde atan vatandaşın cebinden çıkan paralarla oluyor!?
Belediye otobüslerine bastığın akbil ile oluyor!
Uğruna polise madde attığın adama sor bakalım "tek basımlık akbil" ücreti ne kadar bilecek mi!?
***
Futbol taraftarının artık uyanması gerekiyor.
Futbol artık sadece futbol değil.
Milyonlarca insanın sevdalandığı renkler artık kumar oyunlarının etrafında kümelenen global bir şebekenin dünyasını renklendirmekten öteye gitmiyor.
Futbol oyunun içindeki tüm unsurlar;
Yöneticisinden tutun da futbolcu ve yorumcusuna kadar herkes bu devasa pastadan payını alıyor.
Futbol taraftarı ise, bu pastayı oluşturmak için gece gündüz çalışıyor.
Sevdalandığı takımı para kazansın daha başarılı olsun diye, forma alıyor, tişört alıyor, çorap alıyor hatta nerdeyse donunu bile takımının lisanslı ürününden almaya gayret ediyor. Yetmedi passolig kartı alıyor, kombine alıyor, bilet alıyor.
Deplasman yollarında çile çekiyor.
Sıcakta, soğukta, yağmurda, çamurda takımının peşini bırakmıyor.
Ve sonunda global kumar şebekesinin önüne tadına doyulmaz bir pasta bırakıyor.
Arda Turan ve daha niceleri de yemesin mi bu pastayı!?
16 Kasım 2017 Perşembe
Eskişehirspor Sevdalılarına Açık mektup -2
Eskişehirspor sevdalıları şimdi ne yapacak!?
Hüznümüzü yaşamak için inzivaya mı çekileceğiz!?
Karalar bağlayıp, surat asıp bir kenarda gözyaşı mı dökeceğiz!?
Elbette hayır!
1965 yılı, 19 Haziran günü başlayan futboldaki devrim hareketine bir yenisini daha eklemenin çabası içine gireceğiz bu saatten sonra.
İlk yapmamız gereken sahiplenmektir.
Bundan böyle Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahiplenmeyi de becermek zorundayız!
***
Bazı cezaların gelmesi kaçınılmaz olmuştur.
Kulübümüzün yönetimsel hatalardan dolayı içine girdiği çıkmaz, bizler için bir başlangıç noktası olmalıdır.
Öncelikle yapılması gereken demokratik hak ve taleplerimizin Eskişehirspor taraftarına yakışır bir şekilde kullanılması olacaktır.
Eskişehirspor'u bir reklam aracı olarak kullananlara gereken ceza kesilmelidir!
Eskişehirspor'u rantiye olarak kullananlara gereken ceza kesilmelidir!
Eskişehir'in en büyük değeri olan Eskişehirspor'a sırtını dönen, Eskişehirspor'u yok sayan siyasetçiler mutlak surette sandığa gömülmelidirler.
Eskişehirspor sevdalılarının keseceği ceza sandıkta en etkin bir şekilde kendini göstermelidir!
***
Eskişehirspor'a yapılabilecek maddi yardımları her Eskişehirspor sevdalısı zaten elinden geldiğince yapmaktadır.
Kimimiz kombine alarak, kimimiz bir ürün alarak gücümüzün yettiğince yapmaktayız.
Bunun ötesinde yapılabilecek bir yardım kampanyası sadece maddi anlam taşımaz bir de manevi anlam taşır.
Eskişehir kentinden kasalarını dolduranlar Eskişehir'in en büyük değerine kayıtsız kalırken, onların kasalarını dolduranlar Eskişehirspor'a sahip çıkmış olacaktır.
Ülkemizin her yerine yayılacak olan bir yardım kampanyası ile sadece Eskişehirsporlular değil, ülkemizin dört bir yanındaki Eskişehispor sempatizanları da bu kampanyaya katılacaklardır.
Kentimizin aklı selim, yüreğinde Eskişehirspor sevdası bulunan ileri gelenlerinin öncülüğünde, örneğin sayın valimiz, Türkiye çapında ün sahibi olan sevgili Mithat Körler, efsane futbolcularımız ve Eskişehirspor sevgisiyle yüreğini şereflendiren sanatçı, gazeteci, siyasetçi büyüklerimizin öncülüğünde ulusal basına konu olabilecek şekilde bir kampanya ile en azından bu darboğaz aşılabilir.
***
Bunun ötesinde yapılabilecek en büyük ve en gerekli hamle de üyelik hamlesidir.
Artık Eskişehirspor sevdalıları tribünleri doldurdukları kadar kongre salonlarını da doldurmalıdır.
Kongre salonlarını dolduranlar, tribünlerin yolunu bilmez, tribünleri dolduranlar ise, kongre salonlarına giremez durumdadır.
Ve işte bu durumda Eskişehirspor'un bir çıkmaz sokağa girmesine en büyük sebeptir.
Belki bugün Eskişehirspor'u bir kaç küme birden düşmekten kurtaramayacağız ancak Eskişehirspor'un geleceğini kurtaracağız.
Eskişehirspor'a üye olarak bu noktadan sonra Eskişehirspor'u Eskişehirspor sevdası ile şereflenmemiş olanların elinden kurtaracağız.
İşte bu sahiplenmedir!
***
Bir hamlede gerçekleşecek olan 3-4 bin üyelikle belki çok büyük maddi katkılar sağlayamayacağız kulübümüze ama kulübümüzün sahibi biz olacağız.
Büyük bir aşkla bağlandığımız kulübümüze sahip çıkacağız!
Tribündeki atkılılar olarak kongre salonlarına da sahip çıkacağız!
Eskişehirspor'a üyelik bence kulübümüze maddi katkı sağlamanın tamamen dışında kulübümüze sahiplenme amaçlıdır.
Bugünlere gelmemizin tek sebebi o kongre salonlarındaki kravatlılar ise, bundan böyle kongre salonlarını atkılılar doldurmak zorundadır.
***
BİR olmak;
İRİ olmaktır.
İRİ olmak;
DİRİ olmaktır!
Ortak aşkımız Eskişehirsporumuz için BİR olalım.
Birbirimizi sevelim.
Birbirimize güç verelim.
Ortak aşkımızı büyütmek için İRİ olalım.
Biz İRİ oldukça Eskişehirspor düşmanları yok olacaktır.
Biz İRİ oldukça Eskişehirspor'u hiç kimse kendi menfaatleri uğruna kullanamayacaktır.
Biz İRİ oldukça Eskişehirspor BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR olmaya devam edecektir.
Ortak aşkımızı korumak için DİRİ olalım!
1965 ruhunu yok edip, futbolda emperyalist güçlerin egemenliğini sürdürmeye çalışanlara vermemek için DİRİ olalım!
Eskişehirspor'un ANADOLU YILDIZI ünvanını korumak için DİRİ olalım.
KIRMIZI ŞİMŞEKLER'in sesinin daha gür çıkması için DİRİ olalım!
Hüznümüzü yaşamak için inzivaya mı çekileceğiz!?
Karalar bağlayıp, surat asıp bir kenarda gözyaşı mı dökeceğiz!?
Elbette hayır!
1965 yılı, 19 Haziran günü başlayan futboldaki devrim hareketine bir yenisini daha eklemenin çabası içine gireceğiz bu saatten sonra.
İlk yapmamız gereken sahiplenmektir.
Bundan böyle Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahiplenmeyi de becermek zorundayız!
***
Bazı cezaların gelmesi kaçınılmaz olmuştur.
Kulübümüzün yönetimsel hatalardan dolayı içine girdiği çıkmaz, bizler için bir başlangıç noktası olmalıdır.
Öncelikle yapılması gereken demokratik hak ve taleplerimizin Eskişehirspor taraftarına yakışır bir şekilde kullanılması olacaktır.
Eskişehirspor'u bir reklam aracı olarak kullananlara gereken ceza kesilmelidir!
Eskişehirspor'u rantiye olarak kullananlara gereken ceza kesilmelidir!
Eskişehir'in en büyük değeri olan Eskişehirspor'a sırtını dönen, Eskişehirspor'u yok sayan siyasetçiler mutlak surette sandığa gömülmelidirler.
Eskişehirspor sevdalılarının keseceği ceza sandıkta en etkin bir şekilde kendini göstermelidir!
***
Eskişehirspor'a yapılabilecek maddi yardımları her Eskişehirspor sevdalısı zaten elinden geldiğince yapmaktadır.
Kimimiz kombine alarak, kimimiz bir ürün alarak gücümüzün yettiğince yapmaktayız.
Bunun ötesinde yapılabilecek bir yardım kampanyası sadece maddi anlam taşımaz bir de manevi anlam taşır.
Eskişehir kentinden kasalarını dolduranlar Eskişehir'in en büyük değerine kayıtsız kalırken, onların kasalarını dolduranlar Eskişehirspor'a sahip çıkmış olacaktır.
Ülkemizin her yerine yayılacak olan bir yardım kampanyası ile sadece Eskişehirsporlular değil, ülkemizin dört bir yanındaki Eskişehispor sempatizanları da bu kampanyaya katılacaklardır.
Kentimizin aklı selim, yüreğinde Eskişehirspor sevdası bulunan ileri gelenlerinin öncülüğünde, örneğin sayın valimiz, Türkiye çapında ün sahibi olan sevgili Mithat Körler, efsane futbolcularımız ve Eskişehirspor sevgisiyle yüreğini şereflendiren sanatçı, gazeteci, siyasetçi büyüklerimizin öncülüğünde ulusal basına konu olabilecek şekilde bir kampanya ile en azından bu darboğaz aşılabilir.
***
Bunun ötesinde yapılabilecek en büyük ve en gerekli hamle de üyelik hamlesidir.
Artık Eskişehirspor sevdalıları tribünleri doldurdukları kadar kongre salonlarını da doldurmalıdır.
Kongre salonlarını dolduranlar, tribünlerin yolunu bilmez, tribünleri dolduranlar ise, kongre salonlarına giremez durumdadır.
Ve işte bu durumda Eskişehirspor'un bir çıkmaz sokağa girmesine en büyük sebeptir.
Belki bugün Eskişehirspor'u bir kaç küme birden düşmekten kurtaramayacağız ancak Eskişehirspor'un geleceğini kurtaracağız.
Eskişehirspor'a üye olarak bu noktadan sonra Eskişehirspor'u Eskişehirspor sevdası ile şereflenmemiş olanların elinden kurtaracağız.
İşte bu sahiplenmedir!
***
Bir hamlede gerçekleşecek olan 3-4 bin üyelikle belki çok büyük maddi katkılar sağlayamayacağız kulübümüze ama kulübümüzün sahibi biz olacağız.
Büyük bir aşkla bağlandığımız kulübümüze sahip çıkacağız!
Tribündeki atkılılar olarak kongre salonlarına da sahip çıkacağız!
Eskişehirspor'a üyelik bence kulübümüze maddi katkı sağlamanın tamamen dışında kulübümüze sahiplenme amaçlıdır.
Bugünlere gelmemizin tek sebebi o kongre salonlarındaki kravatlılar ise, bundan böyle kongre salonlarını atkılılar doldurmak zorundadır.
***
BİR olmak;
İRİ olmaktır.
İRİ olmak;
DİRİ olmaktır!
Ortak aşkımız Eskişehirsporumuz için BİR olalım.
Birbirimizi sevelim.
Birbirimize güç verelim.
Ortak aşkımızı büyütmek için İRİ olalım.
Biz İRİ oldukça Eskişehirspor düşmanları yok olacaktır.
Biz İRİ oldukça Eskişehirspor'u hiç kimse kendi menfaatleri uğruna kullanamayacaktır.
Biz İRİ oldukça Eskişehirspor BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR olmaya devam edecektir.
Ortak aşkımızı korumak için DİRİ olalım!
1965 ruhunu yok edip, futbolda emperyalist güçlerin egemenliğini sürdürmeye çalışanlara vermemek için DİRİ olalım!
Eskişehirspor'un ANADOLU YILDIZI ünvanını korumak için DİRİ olalım.
KIRMIZI ŞİMŞEKLER'in sesinin daha gür çıkması için DİRİ olalım!
24 Eylül 2017 Pazar
Eskişehirspor da mı yeniliyor "Endüstriyel Futbol"a!?
Endüstriyel futbol...
Çocukluğumuzda, gençliğimizde aşk ile bağlandığımız takımları bir rant aracı haline getiren emperyalist canavar...
Mesela ben; Eskişehirspor'a büyük bir aşk ve tutkuyla bağlıyım. 1972 yılında başlayan bu aşk benim "İlk aşkım" Yenmek ya da yenilmek değildi bizim için Eskişehirsporlu olmak. Hiç bir zaman "Nasıl yendik ama" demedim. Galibiyetler, Kupalar, Şampiyonluklar Beni Eskişehirspor Sevdalısı olmak kadar mutlu etmedi hiç bir zaman.... *** Tamamen yürek işi. Eskişehirspor'u sevmek bizim için bir "sevda meselesi" "Çok sevdik be abi" tadında bir mesele bu... Yeri geldi özlemiyle yandık tutuştuk, çürümüş beton tribün basamaklarını gözyaşlarımızla süsledik, Yeri geldi, vuslatıyla sevindik, coştuk, safer türküleri söyledik kol kola girerek. Bırakın bir başkasını, kendimizin bile anlamlandıramadığımız bir garip aşk hikayesi... Biz yazdık bu öyküyü. Deplasmanlarda, Atatürk Stadı'nda... Ve yaşadığımız her yerde, satır satır, hece hece, bir aşk öyküsü yazdık bizler... *** Bedensiz bir sevgili gibiydi. Makus talihimizin rengi siyah, yüreğimizdeki aşkın rengi kırmızı... Her siyahın yanına bir kırmızı, Her kırmızının yanına bir siyah koyduk... Pantolonumuz siyah ise, gömleğimiz mutlaka kırmızı olmalıydı. Yakışsa da yakışmasa da başımızda Siyah Kırmızı örme şapkalar vazgeçilmezdi. Takım elbise giydiysek ceket siyah, gömlek kırmızı olur. En kötü ihtimal kravatımız siyah kırmızı olur. Yani anlayacağınız bizim için hayat SİYAH ile KIRMIZI'dan ibaret olmuş. Böylesine bir aşk! **** Yıllar çok hızlı geçti. Endüstriyel futbol ağır ağır üzerimize çöktü bir kara bulut gibi. Nice insanın aşk ile tutku ile bağlandığı bir çok futbol kulübü yok olup, gitti bu futbol emperyalistlerinin "para kazanma" sevdasının karşısında. Kocaelispor Adanademirspor Altay Ankaragücü Sakaryaspor Samsunspor Mersinidmanyurdu ve daha niceleri... *** En alt liglere düşmesine rağmen direnenler vardı. Bunlardan biri de Eskişehirspor. Şanlı tarihi ile yaşayan bir efsane olan Eskişehirspor... Yıllar süren kötü yönetimlerin beceriksizliği ile borç batağına saplanan ve bugün tam bir çıkmaz sokağın girdabında bulunan Eskişehirspor... Sürekli puan silme cezaları ile karşı karşıya kalan ve denize düşüp yılana sarılma kıvamına getirilen Eskişehirspor. Bu bataktan kurtulmanın bir çaresi de isim hakkının satılması. Şu ana kadar bir çok kulüp isim hakkını satarak yaşam savaşı veriyor. Bir şirket Eskişehirspor'a da isim hakkı için oldukça önemli bir para teklif etmiş durumda. Bu teklifin yapılması bile içimize büyük bir yangın yeri açıyor. Bu teklifin yapılması bile kızgınlığımızı, öfkemizi zirveye çıkartıyor... *** Çaresizlik kadar kötü bir durum yok. Sinan Özeçoğlu başkanımızın ve yönetimin alacağı kararı beklemekten başka çaremiz yok. Eskişehirspor da diğer bir çok takım gibi bu duruma düşürüldü. Futbol emperyalistleri böyle istiyorlar. İşin asıl kötü tarafı da varlığımızla var ettiğimiz bu futbol emperyalistleri kadar güçlü değiliz artık. Direnemiyoruz. Ne Passolig saçmalığına direnebildik ne de sevdamız, aşkımız dediğimiz takımlarımızın birer kumar aracı haline getirilmesine direnebildik. Tam tersi destek olduk. Passolig almayanımız kalmadı nerdeyse. Futbol takımlarının birer kumar aracı olarak kullanan iddaa ve bahis oyunlarını oynamayanımız kalmadı! *** Hepimiz suçluyuz! Aşkımız, Biricik sevdamız Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadık. Tribünleri doldurduk tıka basa ancak kongre salonlarında hiç olmadık. Beceriksiz yöneticileri alkışladık. Şimdi bu noktalara geldik. Kime kızmaya hakkımız var!? Büyük aşkımızın adının yanına bir şirket adı yazılmasına nasıl direneceğiz? Tribünleri doldurduğumuz kadar kongre salonlarını dolduramadığımız sürece hiç bir şeye hakkımız yok! Henüz her şey bitmiş değil. Bugün bir sezon için adımızın yanına bir şirket adı gelebilir, bunu da sineye çekebiliriz. Ancak Sinan Özeçoğlu yönetiminden üyelikler üzerindeki kotanın kaldırılması talebimizi ısrarla vurgulamalıyız ve hızla kulübümüze üye olmalıyız. Sevdamızı yeniden pavyoncu tayfanın eline bırakmamak için, Sevdamızı sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmemiz için mutlaka ÜYE OLMALIYIZ!
Çocukluğumuzda, gençliğimizde aşk ile bağlandığımız takımları bir rant aracı haline getiren emperyalist canavar...
Mesela ben; Eskişehirspor'a büyük bir aşk ve tutkuyla bağlıyım. 1972 yılında başlayan bu aşk benim "İlk aşkım" Yenmek ya da yenilmek değildi bizim için Eskişehirsporlu olmak. Hiç bir zaman "Nasıl yendik ama" demedim. Galibiyetler, Kupalar, Şampiyonluklar Beni Eskişehirspor Sevdalısı olmak kadar mutlu etmedi hiç bir zaman.... *** Tamamen yürek işi. Eskişehirspor'u sevmek bizim için bir "sevda meselesi" "Çok sevdik be abi" tadında bir mesele bu... Yeri geldi özlemiyle yandık tutuştuk, çürümüş beton tribün basamaklarını gözyaşlarımızla süsledik, Yeri geldi, vuslatıyla sevindik, coştuk, safer türküleri söyledik kol kola girerek. Bırakın bir başkasını, kendimizin bile anlamlandıramadığımız bir garip aşk hikayesi... Biz yazdık bu öyküyü. Deplasmanlarda, Atatürk Stadı'nda... Ve yaşadığımız her yerde, satır satır, hece hece, bir aşk öyküsü yazdık bizler... *** Bedensiz bir sevgili gibiydi. Makus talihimizin rengi siyah, yüreğimizdeki aşkın rengi kırmızı... Her siyahın yanına bir kırmızı, Her kırmızının yanına bir siyah koyduk... Pantolonumuz siyah ise, gömleğimiz mutlaka kırmızı olmalıydı. Yakışsa da yakışmasa da başımızda Siyah Kırmızı örme şapkalar vazgeçilmezdi. Takım elbise giydiysek ceket siyah, gömlek kırmızı olur. En kötü ihtimal kravatımız siyah kırmızı olur. Yani anlayacağınız bizim için hayat SİYAH ile KIRMIZI'dan ibaret olmuş. Böylesine bir aşk! **** Yıllar çok hızlı geçti. Endüstriyel futbol ağır ağır üzerimize çöktü bir kara bulut gibi. Nice insanın aşk ile tutku ile bağlandığı bir çok futbol kulübü yok olup, gitti bu futbol emperyalistlerinin "para kazanma" sevdasının karşısında. Kocaelispor Adanademirspor Altay Ankaragücü Sakaryaspor Samsunspor Mersinidmanyurdu ve daha niceleri... *** En alt liglere düşmesine rağmen direnenler vardı. Bunlardan biri de Eskişehirspor. Şanlı tarihi ile yaşayan bir efsane olan Eskişehirspor... Yıllar süren kötü yönetimlerin beceriksizliği ile borç batağına saplanan ve bugün tam bir çıkmaz sokağın girdabında bulunan Eskişehirspor... Sürekli puan silme cezaları ile karşı karşıya kalan ve denize düşüp yılana sarılma kıvamına getirilen Eskişehirspor. Bu bataktan kurtulmanın bir çaresi de isim hakkının satılması. Şu ana kadar bir çok kulüp isim hakkını satarak yaşam savaşı veriyor. Bir şirket Eskişehirspor'a da isim hakkı için oldukça önemli bir para teklif etmiş durumda. Bu teklifin yapılması bile içimize büyük bir yangın yeri açıyor. Bu teklifin yapılması bile kızgınlığımızı, öfkemizi zirveye çıkartıyor... *** Çaresizlik kadar kötü bir durum yok. Sinan Özeçoğlu başkanımızın ve yönetimin alacağı kararı beklemekten başka çaremiz yok. Eskişehirspor da diğer bir çok takım gibi bu duruma düşürüldü. Futbol emperyalistleri böyle istiyorlar. İşin asıl kötü tarafı da varlığımızla var ettiğimiz bu futbol emperyalistleri kadar güçlü değiliz artık. Direnemiyoruz. Ne Passolig saçmalığına direnebildik ne de sevdamız, aşkımız dediğimiz takımlarımızın birer kumar aracı haline getirilmesine direnebildik. Tam tersi destek olduk. Passolig almayanımız kalmadı nerdeyse. Futbol takımlarının birer kumar aracı olarak kullanan iddaa ve bahis oyunlarını oynamayanımız kalmadı! *** Hepimiz suçluyuz! Aşkımız, Biricik sevdamız Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar sahip çıkamadık. Tribünleri doldurduk tıka basa ancak kongre salonlarında hiç olmadık. Beceriksiz yöneticileri alkışladık. Şimdi bu noktalara geldik. Kime kızmaya hakkımız var!? Büyük aşkımızın adının yanına bir şirket adı yazılmasına nasıl direneceğiz? Tribünleri doldurduğumuz kadar kongre salonlarını dolduramadığımız sürece hiç bir şeye hakkımız yok! Henüz her şey bitmiş değil. Bugün bir sezon için adımızın yanına bir şirket adı gelebilir, bunu da sineye çekebiliriz. Ancak Sinan Özeçoğlu yönetiminden üyelikler üzerindeki kotanın kaldırılması talebimizi ısrarla vurgulamalıyız ve hızla kulübümüze üye olmalıyız. Sevdamızı yeniden pavyoncu tayfanın eline bırakmamak için, Sevdamızı sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmemiz için mutlaka ÜYE OLMALIYIZ!
18 Ağustos 2017 Cuma
Futbol taraftarına "TERÖR OPERASYONU"
TFF 1. Lig Play Off maçı esnasında sahaya atılan havai fişek ve meşaleler sebebiyle yürütülen soruşturma neticesinde kamera görüntülerinden elde edilen bilgiler ile suçlular tespit edilmiş. Bu durum hepimizi sevindirdi.
Çünkü böylesine kritik bir maçta maçın uzun süre durması her iki takımı da olumsuz etkilemiştir.
Yasak olan bir fiil gerçekleştirilmiş ve bir suç ortaya çıkmıştır.
Bunun akabinde yapılan soruşturma neticesinde kamera kayıtları incelenmiş ve gerçek suçlular tespit edilmiştir.
Buraya kadar her şey normal...
***
Suçluların tespit edilmesiyle birlikte yaşananlar ise, akıllara durgunluk verecek derecede.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişiler hakkında gözaltı kararı alıyor.
Durum hem İzmir polisine, hem de Eskişehir polisine bildirilip, gereğinin yapılması isteniyor.
Ve bu sabaha karşı Eskişehir'de operasyon başlatılıyor.
İnsanların henüz uykuda olduğu bir saatte.
Tıpkı vatan haini teröristlere karşı yapılan operasyonlar gibi.
***
Böylesine büyük bir operasyonun sebebi nedir!?
O maça gidenlerin hemen hemen tamamı 18-25 yaş aralığında gençler.
Kimisi işçi, kimisi öğrenci.
Böylesine kritik bir maçın verdiği heyecan ile hiçbir zaman tasvip etmediğim bir suçu işlemişler.
Mesela trafik kurallarının ihlal edilmesi gibi bir suç.
Mesela "Köprüde balık tutmak yasaktır" tabelasının dibinde balık tutmak gibi bir suç.
Mesela beklediği otobüs bir türlü gelmeyince sinirlenip otobüs durağının camını kırmak gibi bir suç.
Mesela trene biletsiz binmek gibi bir suç.
Yani sıradan bir suç.
Suçu savunmak değil maksadımız.
Bu suç için yapılan uygulamayadır karşı duruşumuz.
***
Bir şafak operasyonu ile yapılan gözaltıların muhataplarının işlediği suç;
Asla bir polis otosuna atılan molotof suçu gibi değil.
Bir askere kurşun sıkmak gibi hiç değil.
Bir polisi darp etmek gibi değil.
Devletin manevi şahsiyetine karşı işlenmiş bir suç gibi de değil.
Teröriste yardım ve yataklık gibi bir suç da değil.
O halde bu insanlara terörist muamelesi yapmak neden?
Bu insanların kaç tanesi normal bir şekilde karakola çağrıldığı vakit gitmeyecek insanlardır?
Bu insanlar işledikleri suçtan dolayı yurt dışına mı kaçacaklardı?
Evlerinde yapılan aramalar nedir?
Evlerinde terör örgütü dökümanları mı vardı?
Evlerinde canlı bomba eyleminde kullanılacak bombaları mı imal ediyorlardı?
***
Bir maçta sahaya meşale, torpil, ya da havai fişek atmanın cezası nedir?
Bu suçu işleyen insanlara "vatan haini" mi diyoruz?
Futbol taraftarı neden hep sahipsiz kalıyor?
Bu maddelerin stada sokulmasında ihmali olanlara ne olacak?
Bir Passolig belası çıkardınız başımıza.
Ne işe yarıyor bu Passoliginiz?
Bu güne kadar tribünlerde şiddeti azaltmak yönünde ne faydası olmuştur bu Passolig'in?
Tek amaç futbol taraftarının armasına olan sevgisini kullanıp bir bankaya para kazandırmak mıydı?
***
Futbol taraftarı artık uyanmalıdır!
Futbol taraftarı yönetimler tarafından "Müşteri"
Futbolcular tarafından "Enayi"
Devlet tarafından "Terörist" olarak görülmeye devam etmektedir.
Yaşanan bu son gelişme ile futbol taraftarının yalnızlığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Futbol taraftarı harcadığı paralar ile futbol endüstrisinin acımasız çarklarını beslerken iyi oluyor ama en ufak bir hatasında terörist oluyor.
***
Artık bu çark durdurulmalıdır.
Futbol taraftarı kendisine yapılan terörist muamelesinin hesabını sormalıdır.
Kulüp yönetimleri sezon boyunca "Taraftara güveniyoruz" masalını bırakıp taraftarına sahip çıkmalıdır.
Taraftara güvenmeyi bırakın, bir kere de "Taraftar bize güvensin" demeyi öğrenin.
Onlar öğrenmiyorsa taraftar öğretmelidir bunu!
Son olarak tekrar belirtmek istiyorum:
Ortada bir suç var.
Bu suçu işleyenler tespit edildiyse kanun gereğince cezaları mutlaka verilmelidir.
Ama futbol taraftarına terörist muamelesi yapmadan verilmelidir.
BU VATAN EN GÜZEL TRİBÜNLERDEN SEVİLİR!!!
Çünkü böylesine kritik bir maçta maçın uzun süre durması her iki takımı da olumsuz etkilemiştir.
Yasak olan bir fiil gerçekleştirilmiş ve bir suç ortaya çıkmıştır.
Bunun akabinde yapılan soruşturma neticesinde kamera kayıtları incelenmiş ve gerçek suçlular tespit edilmiştir.
Buraya kadar her şey normal...
***
Suçluların tespit edilmesiyle birlikte yaşananlar ise, akıllara durgunluk verecek derecede.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişiler hakkında gözaltı kararı alıyor.
Durum hem İzmir polisine, hem de Eskişehir polisine bildirilip, gereğinin yapılması isteniyor.
Ve bu sabaha karşı Eskişehir'de operasyon başlatılıyor.
İnsanların henüz uykuda olduğu bir saatte.
Tıpkı vatan haini teröristlere karşı yapılan operasyonlar gibi.
***
Böylesine büyük bir operasyonun sebebi nedir!?
O maça gidenlerin hemen hemen tamamı 18-25 yaş aralığında gençler.
Kimisi işçi, kimisi öğrenci.
Böylesine kritik bir maçın verdiği heyecan ile hiçbir zaman tasvip etmediğim bir suçu işlemişler.
Mesela trafik kurallarının ihlal edilmesi gibi bir suç.
Mesela "Köprüde balık tutmak yasaktır" tabelasının dibinde balık tutmak gibi bir suç.
Mesela beklediği otobüs bir türlü gelmeyince sinirlenip otobüs durağının camını kırmak gibi bir suç.
Mesela trene biletsiz binmek gibi bir suç.
Yani sıradan bir suç.
Suçu savunmak değil maksadımız.
Bu suç için yapılan uygulamayadır karşı duruşumuz.
***
Bir şafak operasyonu ile yapılan gözaltıların muhataplarının işlediği suç;
Asla bir polis otosuna atılan molotof suçu gibi değil.
Bir askere kurşun sıkmak gibi hiç değil.
Bir polisi darp etmek gibi değil.
Devletin manevi şahsiyetine karşı işlenmiş bir suç gibi de değil.
Teröriste yardım ve yataklık gibi bir suç da değil.
O halde bu insanlara terörist muamelesi yapmak neden?
Bu insanların kaç tanesi normal bir şekilde karakola çağrıldığı vakit gitmeyecek insanlardır?
Bu insanlar işledikleri suçtan dolayı yurt dışına mı kaçacaklardı?
Evlerinde yapılan aramalar nedir?
Evlerinde terör örgütü dökümanları mı vardı?
Evlerinde canlı bomba eyleminde kullanılacak bombaları mı imal ediyorlardı?
***
Bir maçta sahaya meşale, torpil, ya da havai fişek atmanın cezası nedir?
Bu suçu işleyen insanlara "vatan haini" mi diyoruz?
Futbol taraftarı neden hep sahipsiz kalıyor?
Bu maddelerin stada sokulmasında ihmali olanlara ne olacak?
Bir Passolig belası çıkardınız başımıza.
Ne işe yarıyor bu Passoliginiz?
Bu güne kadar tribünlerde şiddeti azaltmak yönünde ne faydası olmuştur bu Passolig'in?
Tek amaç futbol taraftarının armasına olan sevgisini kullanıp bir bankaya para kazandırmak mıydı?
***
Futbol taraftarı artık uyanmalıdır!
Futbol taraftarı yönetimler tarafından "Müşteri"
Futbolcular tarafından "Enayi"
Devlet tarafından "Terörist" olarak görülmeye devam etmektedir.
Yaşanan bu son gelişme ile futbol taraftarının yalnızlığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Futbol taraftarı harcadığı paralar ile futbol endüstrisinin acımasız çarklarını beslerken iyi oluyor ama en ufak bir hatasında terörist oluyor.
***
Artık bu çark durdurulmalıdır.
Futbol taraftarı kendisine yapılan terörist muamelesinin hesabını sormalıdır.
Kulüp yönetimleri sezon boyunca "Taraftara güveniyoruz" masalını bırakıp taraftarına sahip çıkmalıdır.
Taraftara güvenmeyi bırakın, bir kere de "Taraftar bize güvensin" demeyi öğrenin.
Onlar öğrenmiyorsa taraftar öğretmelidir bunu!
Son olarak tekrar belirtmek istiyorum:
Ortada bir suç var.
Bu suçu işleyenler tespit edildiyse kanun gereğince cezaları mutlaka verilmelidir.
Ama futbol taraftarına terörist muamelesi yapmadan verilmelidir.
BU VATAN EN GÜZEL TRİBÜNLERDEN SEVİLİR!!!
29 Mayıs 2015 Cuma
KİRLİ YILDIZA ŞEHRİNİ SATMA - Göz Göz TV Editörü Mazlum Şarkaya
Bugün sizlerle bir yazı paylaşmak istedim.
Yıllardır anlatmaya çalıştıklarımızı bizden çok daha güzel anlatan bir yazı.
Yıllardır söylediğim "benim için Türkiye'nin üç büyükleri Eskişehirspor, Adanademirsphor ve Göztepe'dir" cümlemi son derece mantıklı bir şekilde anlatan bu güzel yazıyı özellikle kendi şehrinin takımı yerine üç İstanbul takımından birini tutmayı tercih eden arkadaşlarım iyi okusunlar.
Türk futbolu neden geri kalıyor.
Bu üç İstanbul takımı emperyalist mi?
Türkiye'de futbol bir sömürü düzeni mi?
Buyrun keyifle okuyun ve düşünün. Türk futbolu için düşünün!
KİRLİ YILDIZA ŞEHRİNİ SATMA
İngiltere’de yaşadığınızı düşünün.
Birmingham, Cardif, Sheffield, Sunderland veya İngiltere’nin herhangi bir yerinde Londra takımı olan Chelsea’nin Premier Lig şampiyonluğunu kutlamak için arabanıza atlayıp kornaya basarak dolaşıyorsunuz. İnsanlar anlam veremez yaptığınıza çevreyi rahatsız ettiğiniz için ceza yemek bir yana sizi sırf bu yüzden kamu hizmetinde çalıştırırlar. Çünkü orada yaşayan herkes şehrinin, kasabasının takımını tutacağını küçük yaşta öğrenir. Aileleri ufak yaşta çocuklarının elinden tutup oynadığı lig fark etmeksizin Nottingham, Sunderland, Derby Country tribünlerine sokar çocuklarını. Hiçbiri Arsenal’li, United’li, Chelsea’li yapmaya gerek duymaz, zaten tuhaf karşılanır. Yaşadıkları bölgenin takımı iki alt ligde oynasa bile kutu gibi stadyumlar da mahalledeki arkadaşlarıyla ağabeyleriyle aynı ortamda ısınır o çocuklar kulüplerine. Kasabasını yüzlerce kilometre ötedeki şaşalı kulüplere satmayı hiçbiri düşünmez. Aynı şey Avrupa’nın diğer ülkelerinde de geçerlidir. İspanya’da San Sebastian kentinin nüfusu toplam 200 bin yokken 32 bin kişilik stadyum zaman gelir yetmez. Bu kentte yaşayan kimse Real Sociedad’a karşı Barca’yı Real’i tutmaz. Bilbao deplasmanın da dünya devi Barcelona’yı destekleyen 200 kişi zor görürsünüz tribünde onlarda Bilbaolu değildir zaten. Münih’te Dortmund’lu, Torino’da Milan’lı, Nantes’ta Lyon’lu göremezsiniz.
Televizyon da izlerken hep imrendiğiniz İngiltere Liginde 8 bölgeden 23 farklı takım bu sebeple şampiyon olmuştur. Senin ülkende Anadolu futbolu ezilirken orada Premier lige çıkan takım 170 milyon Euro gelire sahip olur, sırf yukarıdaki takımlarla daha iyi şartlarda rekabet edebilsin diye…
İtalya Liginde 16 farklı kulüp şampiyonluk yaşamıştır. Bugün beğenmediğin Genoa’nın 9, Torino ve Bologna’nın 7 şer şampiyonluğu vardır. Almanya’da 62-63 sezonundan itibaren Bundesliga statüsünden sonra 12 farklı ekip şampiyon olsa da Bundesliga öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Gelirlerin en adaletsiz dağıtıldığı İspanya’da bile şampiyonluk yaşamış 9 farklı kulüp vardır.
Fransa Liginde 19 takım şampiyonluk yaşamıştır. Lig 1’in kurulduğu 1932 öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Sana sorsak bugün PSG’den büyüğü yoktur orada ama en çok şampiyonluğu Saint Etienne kazanmıştır. (10 şampiyonluk), Marsilya’nın 9, Nantes’in 8, Monaco ve Lyon’un 7, Bordeaux ve Reims’in 6, PSG’nin 5, Nice’in 4, Lille’in 3, Le Havre ve Sochaux’un 2 şampiyonluğu bulunur. Avrupa liglerindeki en adil gelir dağılımının meyvesi bu kadar denk şampiyonluk sayılarıdır. Fransa’da gelirlerin kulüp kayırmadan adilane yapılması rekabeti arttırmıştır.
Hadi diyelim ki bunlar Avrupa’nın önde gelen ligleri, tabloyu biraz daha aşağı çekelim, Hollanda’da 18 şehirden 29 şampiyon çıkarken, Porto, Benfica,S.Lizbon gibi birkaç kulübün tekelinde gibi görünen Portekiz’de 8, Belçika’dan 15, İsveç’te 10, İsviçre’de 19 farklı takım şampiyonluk yaşamıştır. Hani şu tükürüğümüzle boğarız dediğin Avrupa şampiyonluğu bulunan 10 milyonluk Yunanistan var ya orada bile 6 kulüp şampiyonluk yaşamış kardeşim.
Senin her tarafı kokuşmuş liginde 59 senede 5 takım şampiyon olurken, 52 şampiyonluk İstanbul’dan çıkmış. Yani dün akşam kendini monte ettiğin kornaya basma nedenin başarılması çok güç bir şey zannettiğin aynı takımın 59 sezonda 20.kez ipi göğüslemesi mi? Matematiğe vurduğunda 3’te 1’e tekâmül eder hemen hemen, senin dışında kuş grubundaki diğer ikisinin de 19’ar ve 13’er şampiyonluğu var, son 30 sezonda Bursaspor mucizesini dışarı koyarsak 29 şampiyonluk senin kulüp binasının yerine bilmediğin, televizyonda köle olduğun ve 600 km öteden korna aşındırdığın İstanbul’a gitmiş. Bu aptal düzende 50 sene sonra evde televizyon karşısında giydiğin forman da hipodromda at binen jokeyin formasından çok yıldız olup, kuyruklu yıldız misali armanın üstünden başlayıp kıçına doğru sıralanacak.
Bütün gün İzdivaç programı izleyip akşam televizyonunda finali takip ettiği dizinin sona ermesi ile yapan ve genelde çarşamba günleri çeyrek altın günlerine giden mahallenin teyzelerine bile bu ligde ilk üç kim olur diye sorsak sana pat diye bu üçünü sıralar. İşte futbola yakınlığın o teyze kadar senin.
Bu şehirde kazandın, bu şehir ile övündün, bu şehir ile gurur duydun ama bu şehrin takımlarına arkanı döndün, kendini güce sattın önüne dayatılanı yedin, kalabalığa biat ettin, yeri geldi kendi mahallenin takımının karşısında adıyla çok övündüğün İzmir Atatürk Stadyumu’nda “Küme’ye” diye bağırdın, İzmir takımı sahaya çıkarken ıslıkladın. Bu sezon iki takımı küme düşmüş olan mahallende utanmadan tura çıktın. İşte bütün bunlardan dolayı çok övündüğün bu şehrin sokakları senin oralarda kornaya basarak dolaşmandan utanıyor be kardeşim.
Elbet bu rüyadan kısa zaman sonra ayılacaksın, biat ettiğin güç bu şehrin eline geçecek bir gün, o gün bu güçlü gördüğün büyütülmüşlerin suratına indireceğimiz şamar o saltanatı yıktığında ayılacaksın. Atkını, formanı içine saklayıp girdiğin Mersinli tarafındaki kale arkasında İzmir ile alakası olmayan azınlığın içinde yalnız kalacaksın. Birbirlerine sarılmış 50 bin inanmış İzmirli karşısında aciz duruma düşüp İzmirliliğin Boyoz ve Kumru’dan ibaret olmadığını işte o gün anlayacaksın ama inan ki senin için çok geç olacak…
O sizin bugün çok parlak gördüğünüz ama içinde her türlü pisliği barındıran yıldızlarınızı bu şehre yemin olsun ki tek tek karartacağız...
(Göz Göz TV Editörü Mazlum Şarkaya)
Yıllardır anlatmaya çalıştıklarımızı bizden çok daha güzel anlatan bir yazı.
Yıllardır söylediğim "benim için Türkiye'nin üç büyükleri Eskişehirspor, Adanademirsphor ve Göztepe'dir" cümlemi son derece mantıklı bir şekilde anlatan bu güzel yazıyı özellikle kendi şehrinin takımı yerine üç İstanbul takımından birini tutmayı tercih eden arkadaşlarım iyi okusunlar.
Türk futbolu neden geri kalıyor.
Bu üç İstanbul takımı emperyalist mi?
Türkiye'de futbol bir sömürü düzeni mi?
Buyrun keyifle okuyun ve düşünün. Türk futbolu için düşünün!
KİRLİ YILDIZA ŞEHRİNİ SATMA
İngiltere’de yaşadığınızı düşünün.
Birmingham, Cardif, Sheffield, Sunderland veya İngiltere’nin herhangi bir yerinde Londra takımı olan Chelsea’nin Premier Lig şampiyonluğunu kutlamak için arabanıza atlayıp kornaya basarak dolaşıyorsunuz. İnsanlar anlam veremez yaptığınıza çevreyi rahatsız ettiğiniz için ceza yemek bir yana sizi sırf bu yüzden kamu hizmetinde çalıştırırlar. Çünkü orada yaşayan herkes şehrinin, kasabasının takımını tutacağını küçük yaşta öğrenir. Aileleri ufak yaşta çocuklarının elinden tutup oynadığı lig fark etmeksizin Nottingham, Sunderland, Derby Country tribünlerine sokar çocuklarını. Hiçbiri Arsenal’li, United’li, Chelsea’li yapmaya gerek duymaz, zaten tuhaf karşılanır. Yaşadıkları bölgenin takımı iki alt ligde oynasa bile kutu gibi stadyumlar da mahalledeki arkadaşlarıyla ağabeyleriyle aynı ortamda ısınır o çocuklar kulüplerine. Kasabasını yüzlerce kilometre ötedeki şaşalı kulüplere satmayı hiçbiri düşünmez. Aynı şey Avrupa’nın diğer ülkelerinde de geçerlidir. İspanya’da San Sebastian kentinin nüfusu toplam 200 bin yokken 32 bin kişilik stadyum zaman gelir yetmez. Bu kentte yaşayan kimse Real Sociedad’a karşı Barca’yı Real’i tutmaz. Bilbao deplasmanın da dünya devi Barcelona’yı destekleyen 200 kişi zor görürsünüz tribünde onlarda Bilbaolu değildir zaten. Münih’te Dortmund’lu, Torino’da Milan’lı, Nantes’ta Lyon’lu göremezsiniz.
Televizyon da izlerken hep imrendiğiniz İngiltere Liginde 8 bölgeden 23 farklı takım bu sebeple şampiyon olmuştur. Senin ülkende Anadolu futbolu ezilirken orada Premier lige çıkan takım 170 milyon Euro gelire sahip olur, sırf yukarıdaki takımlarla daha iyi şartlarda rekabet edebilsin diye…
İtalya Liginde 16 farklı kulüp şampiyonluk yaşamıştır. Bugün beğenmediğin Genoa’nın 9, Torino ve Bologna’nın 7 şer şampiyonluğu vardır. Almanya’da 62-63 sezonundan itibaren Bundesliga statüsünden sonra 12 farklı ekip şampiyon olsa da Bundesliga öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Gelirlerin en adaletsiz dağıtıldığı İspanya’da bile şampiyonluk yaşamış 9 farklı kulüp vardır.
Fransa Liginde 19 takım şampiyonluk yaşamıştır. Lig 1’in kurulduğu 1932 öncesine indiğimizde bu rakam 28’i bulur. Sana sorsak bugün PSG’den büyüğü yoktur orada ama en çok şampiyonluğu Saint Etienne kazanmıştır. (10 şampiyonluk), Marsilya’nın 9, Nantes’in 8, Monaco ve Lyon’un 7, Bordeaux ve Reims’in 6, PSG’nin 5, Nice’in 4, Lille’in 3, Le Havre ve Sochaux’un 2 şampiyonluğu bulunur. Avrupa liglerindeki en adil gelir dağılımının meyvesi bu kadar denk şampiyonluk sayılarıdır. Fransa’da gelirlerin kulüp kayırmadan adilane yapılması rekabeti arttırmıştır.
Hadi diyelim ki bunlar Avrupa’nın önde gelen ligleri, tabloyu biraz daha aşağı çekelim, Hollanda’da 18 şehirden 29 şampiyon çıkarken, Porto, Benfica,S.Lizbon gibi birkaç kulübün tekelinde gibi görünen Portekiz’de 8, Belçika’dan 15, İsveç’te 10, İsviçre’de 19 farklı takım şampiyonluk yaşamıştır. Hani şu tükürüğümüzle boğarız dediğin Avrupa şampiyonluğu bulunan 10 milyonluk Yunanistan var ya orada bile 6 kulüp şampiyonluk yaşamış kardeşim.
Senin her tarafı kokuşmuş liginde 59 senede 5 takım şampiyon olurken, 52 şampiyonluk İstanbul’dan çıkmış. Yani dün akşam kendini monte ettiğin kornaya basma nedenin başarılması çok güç bir şey zannettiğin aynı takımın 59 sezonda 20.kez ipi göğüslemesi mi? Matematiğe vurduğunda 3’te 1’e tekâmül eder hemen hemen, senin dışında kuş grubundaki diğer ikisinin de 19’ar ve 13’er şampiyonluğu var, son 30 sezonda Bursaspor mucizesini dışarı koyarsak 29 şampiyonluk senin kulüp binasının yerine bilmediğin, televizyonda köle olduğun ve 600 km öteden korna aşındırdığın İstanbul’a gitmiş. Bu aptal düzende 50 sene sonra evde televizyon karşısında giydiğin forman da hipodromda at binen jokeyin formasından çok yıldız olup, kuyruklu yıldız misali armanın üstünden başlayıp kıçına doğru sıralanacak.
Bütün gün İzdivaç programı izleyip akşam televizyonunda finali takip ettiği dizinin sona ermesi ile yapan ve genelde çarşamba günleri çeyrek altın günlerine giden mahallenin teyzelerine bile bu ligde ilk üç kim olur diye sorsak sana pat diye bu üçünü sıralar. İşte futbola yakınlığın o teyze kadar senin.
Bu şehirde kazandın, bu şehir ile övündün, bu şehir ile gurur duydun ama bu şehrin takımlarına arkanı döndün, kendini güce sattın önüne dayatılanı yedin, kalabalığa biat ettin, yeri geldi kendi mahallenin takımının karşısında adıyla çok övündüğün İzmir Atatürk Stadyumu’nda “Küme’ye” diye bağırdın, İzmir takımı sahaya çıkarken ıslıkladın. Bu sezon iki takımı küme düşmüş olan mahallende utanmadan tura çıktın. İşte bütün bunlardan dolayı çok övündüğün bu şehrin sokakları senin oralarda kornaya basarak dolaşmandan utanıyor be kardeşim.
Elbet bu rüyadan kısa zaman sonra ayılacaksın, biat ettiğin güç bu şehrin eline geçecek bir gün, o gün bu güçlü gördüğün büyütülmüşlerin suratına indireceğimiz şamar o saltanatı yıktığında ayılacaksın. Atkını, formanı içine saklayıp girdiğin Mersinli tarafındaki kale arkasında İzmir ile alakası olmayan azınlığın içinde yalnız kalacaksın. Birbirlerine sarılmış 50 bin inanmış İzmirli karşısında aciz duruma düşüp İzmirliliğin Boyoz ve Kumru’dan ibaret olmadığını işte o gün anlayacaksın ama inan ki senin için çok geç olacak…
O sizin bugün çok parlak gördüğünüz ama içinde her türlü pisliği barındıran yıldızlarınızı bu şehre yemin olsun ki tek tek karartacağız...
(Göz Göz TV Editörü Mazlum Şarkaya)
1 Mayıs 2014 Perşembe
Sevdaya kota koyan TFF...
Türkiye Cumhuriyeti'nde halka hizmet amacıyla tesis edilmiş kurumlar halkı anlamalı ve halka hizmet etmeli...
Var mı ülkemizde bunun bir örneği!?
Maalesef...
Yok demek çok kolay...
Var demek için iyice bir düşünmek gerek...
Devlet içinde millete hizmet amacıyla tesis edilmiş binlerce kurum vardır...
Amaçları devletin imkanlarını millet için kullanmaktır...
Millete hizmet etmektir...
İşte bunlardan birisi de Türkiye Futbol Federasyonu...
T
F
F
ya da TFF diyelim...
***
Ne iş yapar bu TFF?
Futbolu düzenler...
Uluslararası ilişkileri takip eder...
Ülkemizde futbol camiasının tüm sorunlarını çözer...
Futbolcunun hakkını,
Taraftarın hakkını,
Yöneticinin hakkını,
Hocaların hakkını,
Sektörde çalışanların hakkını korur kollar...
Futbol'un varlık sebebi olan taraftarın en iyi biçimde maç izlemesi için elinden geleni yapar...
Peki hangisini yapıyor bunların mevcut TFF yönetimi?
***
Önümüzde çok net bir örnek var...
Biliyorsunuz 7 Mayıs tarihinde Türkiye Kupası finali oynanacak...
Final maçını ülkemizin en çok taraftarına sahip kulüplerimizden Eskişehirspor ve Galatasaray oynayacak...
Bir tarafta ülkemizin her ilinde hatırı sayılır bir taraftar topluluğuna sahip olan Galatasaray...
Diğer tarafta ülkemizde futbol taraftarlığı konusunda devrimler yapmış, ilklere imzalar atmış, deplasmana gitme konusunda dünya rekoru kırmış, takımlarına olan sevgilerini AŞK boyutuna çıkarmış Eskişehirspor...
Nerden baksanız, ölüsüyle 25 bin + 25 bin = 50 bin taraftar izler bu maçı...
Hesap kitap ortada...
Neresinden bakarsanız bakın...
Her iki güzide takımın sevdalıları en az 50 bin kişilik bir stadı doldururlar...
Peki TFF ne yaptı?
***
Ne yapacak efendim...
Bu gerçekten habersiz,
Sanki Türkiye'nin değil de Uganda'nın federasyonuymuş gibi gittiler bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada verdiler...
Biletler için Eskişenir'de insanlar 2 gün kuyrukta beklediler...
Çadırlar kuruldu gişe önlerinde...
Yıllardır böylesi büyük bir heyecana aç olan ESES taraftarının yüzde 80'lik bir bölümü bu maçı tribünlerden izleyemeyecek...
Tribünlere giremeyecek olmasına rağmen Konya'ya akın akın gidecekler...
TFF Konya'da stada giremeyen o kalabalığı görür de utanır yaptığından belki...
***
TFF maçı Konya'da oynatarak onbinlerce sevdalı yüreğin önüne set çekmiştir...
Sevdaya kota koymuşlardır.
Futbol taraftarının arma aşkını, renk sevdasını bilmeyen yönetimler ancak bizde vardır.
Ancak bizimkiler kadar zalim olabilirler...
Ben bu noktada sadece şunu merak ediyorum.
TFF hangi gerekçeleri düşünerek bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada vermeyi akıl etmiştir acaba?
Var mı ülkemizde bunun bir örneği!?
Maalesef...
Yok demek çok kolay...
Var demek için iyice bir düşünmek gerek...
Devlet içinde millete hizmet amacıyla tesis edilmiş binlerce kurum vardır...
Amaçları devletin imkanlarını millet için kullanmaktır...
Millete hizmet etmektir...
İşte bunlardan birisi de Türkiye Futbol Federasyonu...
T
F
F
ya da TFF diyelim...
***
Ne iş yapar bu TFF?
Futbolu düzenler...
Uluslararası ilişkileri takip eder...
Ülkemizde futbol camiasının tüm sorunlarını çözer...
Futbolcunun hakkını,
Taraftarın hakkını,
Yöneticinin hakkını,
Hocaların hakkını,
Sektörde çalışanların hakkını korur kollar...
Futbol'un varlık sebebi olan taraftarın en iyi biçimde maç izlemesi için elinden geleni yapar...
Peki hangisini yapıyor bunların mevcut TFF yönetimi?
***
Önümüzde çok net bir örnek var...
Biliyorsunuz 7 Mayıs tarihinde Türkiye Kupası finali oynanacak...
Final maçını ülkemizin en çok taraftarına sahip kulüplerimizden Eskişehirspor ve Galatasaray oynayacak...
Bir tarafta ülkemizin her ilinde hatırı sayılır bir taraftar topluluğuna sahip olan Galatasaray...
Diğer tarafta ülkemizde futbol taraftarlığı konusunda devrimler yapmış, ilklere imzalar atmış, deplasmana gitme konusunda dünya rekoru kırmış, takımlarına olan sevgilerini AŞK boyutuna çıkarmış Eskişehirspor...
Nerden baksanız, ölüsüyle 25 bin + 25 bin = 50 bin taraftar izler bu maçı...
Hesap kitap ortada...
Neresinden bakarsanız bakın...
Her iki güzide takımın sevdalıları en az 50 bin kişilik bir stadı doldururlar...
Peki TFF ne yaptı?
***
Ne yapacak efendim...
Bu gerçekten habersiz,
Sanki Türkiye'nin değil de Uganda'nın federasyonuymuş gibi gittiler bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada verdiler...
Biletler için Eskişenir'de insanlar 2 gün kuyrukta beklediler...
Çadırlar kuruldu gişe önlerinde...
Yıllardır böylesi büyük bir heyecana aç olan ESES taraftarının yüzde 80'lik bir bölümü bu maçı tribünlerden izleyemeyecek...
Tribünlere giremeyecek olmasına rağmen Konya'ya akın akın gidecekler...
TFF Konya'da stada giremeyen o kalabalığı görür de utanır yaptığından belki...
***
TFF maçı Konya'da oynatarak onbinlerce sevdalı yüreğin önüne set çekmiştir...
Sevdaya kota koymuşlardır.
Futbol taraftarının arma aşkını, renk sevdasını bilmeyen yönetimler ancak bizde vardır.
Ancak bizimkiler kadar zalim olabilirler...
Ben bu noktada sadece şunu merak ediyorum.
TFF hangi gerekçeleri düşünerek bu dev maçı 18 bin kişilik bir stada vermeyi akıl etmiştir acaba?
17 Ağustos 2013 Cumartesi
Eskişehirspor'u şöyle böyle sevmedik biz?
Şöyle ki;
Deyip anlatmaya başlasak uymaz...
Böyle iken böyle desek yine anlatılmaz
Şöyle böyle sevmedik biz;
Bir garip sevdik,
Bir garip Eskişehirspor sevdalılarıyız...
Anlatmak istesek anlatamayız;
Anlamaya çalışsanız anlayamazsınız...
***
Eskişehirspor sevdası yüreklerimize düştüğü anda
Hiç kimsenin yaşayamayacağı şampiyonluk sevincini yaşadık...
Şimdi bütün şampiyonluklar gazoz kapağı gibi...
Kupalar 5 litrelik Salat yağı tenekesi gibi...
Anlamsız ve boş...
Eskişehirsporlu sevdalısı olabilmenin sevincini,
Hiç bir şampiyonluk yaşatamaz bizlere...
Biz şöyle böyle sevmedik Eskişehirspor'u arkadaş...
***
Deplasmanı öğrettik futbol taraftarına
Her deplasmana koştuk,
Yağmurunda ıslandık,
Çamuruna battık...
Güneşte kavrulup
İtfaiye çağırdık...
Yenildik üzülmedik,
Yendik sevinmedik...
Kümeleri düşerken birer birer,
Biz şampiyonluğumuzu kutladık
Sizin anlayamayacağınız, bizim anlatamayacağımız şampiyonluğumuzu...
***
Yüreklerimize taht kurduk,
En sevgiliyi oturttuk
Bazen Kızıl saçlı kara gözlü bir sevgili yaptık,
Bazen bedensiz bir ruha sevdalandık
Önce SİYAH dedik bahtımızı anlattık
Sonra sevdamızı KIRMIZI ile yaşadık...
Kara bir sevdaya düştük...
Bütün renkleri bir çuvala doldurup Dolmabahçe'den denize attık...
Yüreğimizde sadece SİYAH ve KIRMIZI ile türlü hayallere daldık...
Gün geldi yenerek ağladık
Gün geldi yenilerek sevindik...
Siz bizi hiç anlamadınız...
Ziyanı yok anlamayın nasılsa kıyamet kopmadı siz anlamadınız diye...
Deyip anlatmaya başlasak uymaz...
Böyle iken böyle desek yine anlatılmaz
Şöyle böyle sevmedik biz;
Bir garip sevdik,
Bir garip Eskişehirspor sevdalılarıyız...
Anlatmak istesek anlatamayız;
Anlamaya çalışsanız anlayamazsınız...
***
Eskişehirspor sevdası yüreklerimize düştüğü anda
Hiç kimsenin yaşayamayacağı şampiyonluk sevincini yaşadık...
Şimdi bütün şampiyonluklar gazoz kapağı gibi...
Kupalar 5 litrelik Salat yağı tenekesi gibi...
Anlamsız ve boş...
Eskişehirsporlu sevdalısı olabilmenin sevincini,
Hiç bir şampiyonluk yaşatamaz bizlere...
Biz şöyle böyle sevmedik Eskişehirspor'u arkadaş...
***
Deplasmanı öğrettik futbol taraftarına
Her deplasmana koştuk,
Yağmurunda ıslandık,
Çamuruna battık...
Güneşte kavrulup
İtfaiye çağırdık...
Yenildik üzülmedik,
Yendik sevinmedik...
Kümeleri düşerken birer birer,
Biz şampiyonluğumuzu kutladık
Sizin anlayamayacağınız, bizim anlatamayacağımız şampiyonluğumuzu...
***
Yüreklerimize taht kurduk,
En sevgiliyi oturttuk
Bazen Kızıl saçlı kara gözlü bir sevgili yaptık,
Bazen bedensiz bir ruha sevdalandık
Önce SİYAH dedik bahtımızı anlattık
Sonra sevdamızı KIRMIZI ile yaşadık...
Kara bir sevdaya düştük...
Bütün renkleri bir çuvala doldurup Dolmabahçe'den denize attık...
Yüreğimizde sadece SİYAH ve KIRMIZI ile türlü hayallere daldık...
Gün geldi yenerek ağladık
Gün geldi yenilerek sevindik...
Siz bizi hiç anlamadınız...
Ziyanı yok anlamayın nasılsa kıyamet kopmadı siz anlamadınız diye...
13 Mayıs 2013 Pazartesi
FB - GS maçının sonucu: 19 Yaşındaki Burak Yıldırım FB'li olduğu için öldürüldü...
19 Yaşında bir insanın öldürülmesi...
Sırf üzerinde FB forması var diye öldürülmesi...
Üzerinde GS forması olan 2 kişi tarafından hunharca bıçaklanarak öldürülmesi...
Sizin derbi anlayışınız bu mu?
Sizin futbol fanatizminden anladığınız bu mu?
Maçı kazanamayışınızın hıncını böyle mi alacaktınız?
Yazıklar olsun!
Artık futboldan tamamen soğudum...
Böyle futbolun Allah belasını versin...
İnsanın eli ayağı donup kalıyor...
Hepsi hepsi, GS bir maç kazanamadı...
GS Fenerbahçe'yi Şaraçoğlu'nda yenemedi...
GS'nin şampiyonluğunun üzerine FB'nin galibiyetinin gölgesi düştü diye mi öldürdünüz siz bu gencecik delikanlıyı...
Yazıklar olsun...
Allah bin türlü belanızı versin!
***
O çocuğun anası babası siz kuytu bir köşede kahpece bıçaklayıp öldürün diye mi yetiştirip bu yaşa getirdi ulan deyyuslar...
Madem kahpelik yapacaksınız;
Madem hırsınızı alacaksınız;
İkiye tek yakalamışsınız, tam kahpece...
Kolunu bacağını kırın bırakın gidin...
O çocuğun hayallerini ne olacak...
O çocuğun sevdikleri ne olacak...
Anası babası bu acıyı nasıl kaldıracak...
Beyinsiz dangalaklar...
Futbolcular milyon dolarları ceplerine indirecek,
Sizin paralarınızla zevkü sefa sürecek...
Siz de böyle genç yaşta birbirinizi öldüreceksiniz...
Beyinsizlikten başka nedir bu?
***
Günlerdir, iki takım taraftarını da tahrik eden yöneticilere ne demeli...
TV ekranlarına çıkıp taraftarları tahrik eden yorumlara imza atan sözde spor yorumcularına ne demeli...
Sahada centilmence top oynayıp ekmek paralarının peşinde koşması gerekirken tribünleri tahrik etmeye çalışan futbolculara ne demeli...
Bir maçta gol attıktan sonra genç yaşta kaybettiği takım arkadaşı Ediz Bahtiyaroğlu'na hitaben "Seni unutmadık Ediz" yazılı tişörtü formasının altından gösteren Erkan Zengin'e uyarı cezası veren, ancak bir haftadır bu cinayete zemin hazırlayan demeçler karşısında susan, yok olan TFF'ye ne demeli?
Erkan Zengin'e o cezayı verenlerin gözü sevdaya açılıyor bir tek...
Vefa gösterisi yapanlara ceza, taraftarı tahrik edenlere ise, "yol veriyor" bizim futbol disiplin kurulumuz...
Yazıklar olsun...
19 Yaşındaki Burak Yıldırım'ın hunharca öldürülmesine seyirci kalanlara yazıklar olsun...
***
Şampiyonluğunuz da batsın sizin;
Derbiniz de batsın...
Şimdi geçin kameraların karşısına kim kimi alkışlayacak tartışın bakalım...
Kim kimin sahasında sevinecek tartışın bakalım...
GS'li futbolcular 50 FB'linin önünde yenilmenize rağmen şimdi de sevinç gösterisi yapın bakalım...
Haydi durmayın insanları tahrik etmeye devam edin...
19 Yaşında bir gencin öldürülmesi yeter mi size!?
Yetmez elbette...
Tahrik etmeye devam edin...
Sokak çatışmaları olmalı daha...
İnsanlar toplu halde birbirleriyle çatışmalı...
İyice tahrik edemediniz milleti...
Biraz daha gayret edin...
***
Şimdi her şey unutulacak...
TV ekranlarına çıkıp 1 haftadır taraftarı tahrik eden eyyamcılar ordusu timsah gözyaşı dökecekler...
Emniyeti suçlayacaklar...
TFF'yi suçlayacaklar...
Taraftarı suçlayacaklar...
FB'nin stadında yenilmesine rağmen sevinen GS'li futbolcular başta olmak üzere ilk maçta herkes siyah bant takıp çıkacak belki maça...
Ama hiç birisinin gücü 19 Yaşındaki Burak Yıldırım'ı geri getirmeyecek...
***
Bu acı GS'nin şampiyonluğunun üzerine düşmüş kara bir gölgedir...
Bu acı olay Türk Futbolu'nun üzerine düşmüş kara bir lekedir...
Bu kadar acı yetmedi mi?
Bu olayların önlenmesi için yetkililer halen neyi bekliyorlar...
Reyhanlı'daki olaylar üzerine yayın yasağı getirenler;
Taraftarları tahrik edenlere karşı neden sessiz kalıyorlar...
Daha kaç tane gencin ölmesini bekliyorsunuz?
Kimse timsah gözyaşları dökmesin Burak Yıldırım'ın ardından...
Yetkililer acilen bu üç takımın maçları öncesinde yapılan tahrik girişimleri konusunda tedbir almalı ve sorumlular tek tek cezalandırılmalıdırlar...
***
Maç sonrası çıkan olaylar var...
Tahrip edilen araçlar...
Bu araçların hemen hemen tamamı TV kanallarının canlı yayın araçları...
FB taraftarı hemen hemen tamamını taş ve sopalar tahrip etmiş araçların...
TV kanallarındaki spor programlarının sunucuları taraftarı veryansın ediyor...
Peki hiç şu soruyu soruyor musunuz?
Neden acaba sadece TV kanallarının araçları tahrip edilmiş?
Bunun sebebi günlerdir sürdürülen tahrik dolu yayınlarınız olamaz mı?
***
Bu tür olayları günlerce konuşuyorsunuz...
Bütün futbol taraftarlarına örnek olsun diye bu tür görüntüleri sergiliyorsunuz...
Fakat Kasımpaşa - Eskişehirspor arasındaki dostluk görüntülerine hiç yer vermiyorsunuz...
Yenilen takımın yenen takımı alkışlamasını istiyorsunuz ancak;
Kasımpaşa Stadı'nda,
Ya da Eskişehir Atatürk Stadı'nda,
İki takımdan birisi gol atınca her iki takım tribünlerinin de "Goooolll!" diye bağırarak sevinç gösterisi yaptıklarından hiç bahsetmiyorsunuz...
Bu kardeşlik ve dostluğu örnek olsun diye birkaç saniye bile göstermiyorsunuz...
Günlerce taraftarı tahrik ediyorsunuz,
Sonra da böyle veryansın ediyorsunuz...
***
Yazıklar Olsun...
Bir kere daha yazıklar olsun...
Bir mağlubiyetin acısını 19 yaşında bir genci öldürerek çıkarmaya çalışanlara yazıklar olsun...
Burak Yıldırım kardeşime Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyorum...
Kederli ailesine de Allah sabırlar versin...
Sırf üzerinde FB forması var diye öldürülmesi...
Üzerinde GS forması olan 2 kişi tarafından hunharca bıçaklanarak öldürülmesi...
Sizin derbi anlayışınız bu mu?
Sizin futbol fanatizminden anladığınız bu mu?
Maçı kazanamayışınızın hıncını böyle mi alacaktınız?
Yazıklar olsun!
Artık futboldan tamamen soğudum...
Böyle futbolun Allah belasını versin...
İnsanın eli ayağı donup kalıyor...
Hepsi hepsi, GS bir maç kazanamadı...
GS Fenerbahçe'yi Şaraçoğlu'nda yenemedi...
GS'nin şampiyonluğunun üzerine FB'nin galibiyetinin gölgesi düştü diye mi öldürdünüz siz bu gencecik delikanlıyı...
Yazıklar olsun...
Allah bin türlü belanızı versin!
***
O çocuğun anası babası siz kuytu bir köşede kahpece bıçaklayıp öldürün diye mi yetiştirip bu yaşa getirdi ulan deyyuslar...
Madem kahpelik yapacaksınız;
Madem hırsınızı alacaksınız;
İkiye tek yakalamışsınız, tam kahpece...
Kolunu bacağını kırın bırakın gidin...
O çocuğun hayallerini ne olacak...
O çocuğun sevdikleri ne olacak...
Anası babası bu acıyı nasıl kaldıracak...
Beyinsiz dangalaklar...
Futbolcular milyon dolarları ceplerine indirecek,
Sizin paralarınızla zevkü sefa sürecek...
Siz de böyle genç yaşta birbirinizi öldüreceksiniz...
Beyinsizlikten başka nedir bu?
***
Günlerdir, iki takım taraftarını da tahrik eden yöneticilere ne demeli...
TV ekranlarına çıkıp taraftarları tahrik eden yorumlara imza atan sözde spor yorumcularına ne demeli...
Sahada centilmence top oynayıp ekmek paralarının peşinde koşması gerekirken tribünleri tahrik etmeye çalışan futbolculara ne demeli...
Bir maçta gol attıktan sonra genç yaşta kaybettiği takım arkadaşı Ediz Bahtiyaroğlu'na hitaben "Seni unutmadık Ediz" yazılı tişörtü formasının altından gösteren Erkan Zengin'e uyarı cezası veren, ancak bir haftadır bu cinayete zemin hazırlayan demeçler karşısında susan, yok olan TFF'ye ne demeli?
Erkan Zengin'e o cezayı verenlerin gözü sevdaya açılıyor bir tek...
Vefa gösterisi yapanlara ceza, taraftarı tahrik edenlere ise, "yol veriyor" bizim futbol disiplin kurulumuz...
Yazıklar olsun...
19 Yaşındaki Burak Yıldırım'ın hunharca öldürülmesine seyirci kalanlara yazıklar olsun...
***
Şampiyonluğunuz da batsın sizin;
Derbiniz de batsın...
Şimdi geçin kameraların karşısına kim kimi alkışlayacak tartışın bakalım...
Kim kimin sahasında sevinecek tartışın bakalım...
GS'li futbolcular 50 FB'linin önünde yenilmenize rağmen şimdi de sevinç gösterisi yapın bakalım...
Haydi durmayın insanları tahrik etmeye devam edin...
19 Yaşında bir gencin öldürülmesi yeter mi size!?
Yetmez elbette...
Tahrik etmeye devam edin...
Sokak çatışmaları olmalı daha...
İnsanlar toplu halde birbirleriyle çatışmalı...
İyice tahrik edemediniz milleti...
Biraz daha gayret edin...
***
Şimdi her şey unutulacak...
TV ekranlarına çıkıp 1 haftadır taraftarı tahrik eden eyyamcılar ordusu timsah gözyaşı dökecekler...
Emniyeti suçlayacaklar...
TFF'yi suçlayacaklar...
Taraftarı suçlayacaklar...
FB'nin stadında yenilmesine rağmen sevinen GS'li futbolcular başta olmak üzere ilk maçta herkes siyah bant takıp çıkacak belki maça...
Ama hiç birisinin gücü 19 Yaşındaki Burak Yıldırım'ı geri getirmeyecek...
***
Bu acı GS'nin şampiyonluğunun üzerine düşmüş kara bir gölgedir...
Bu acı olay Türk Futbolu'nun üzerine düşmüş kara bir lekedir...
Bu kadar acı yetmedi mi?
Bu olayların önlenmesi için yetkililer halen neyi bekliyorlar...
Reyhanlı'daki olaylar üzerine yayın yasağı getirenler;
Taraftarları tahrik edenlere karşı neden sessiz kalıyorlar...
Daha kaç tane gencin ölmesini bekliyorsunuz?
Kimse timsah gözyaşları dökmesin Burak Yıldırım'ın ardından...
Yetkililer acilen bu üç takımın maçları öncesinde yapılan tahrik girişimleri konusunda tedbir almalı ve sorumlular tek tek cezalandırılmalıdırlar...
***
Maç sonrası çıkan olaylar var...
Tahrip edilen araçlar...
Bu araçların hemen hemen tamamı TV kanallarının canlı yayın araçları...
FB taraftarı hemen hemen tamamını taş ve sopalar tahrip etmiş araçların...
TV kanallarındaki spor programlarının sunucuları taraftarı veryansın ediyor...
Peki hiç şu soruyu soruyor musunuz?
Neden acaba sadece TV kanallarının araçları tahrip edilmiş?
Bunun sebebi günlerdir sürdürülen tahrik dolu yayınlarınız olamaz mı?
***
Bu tür olayları günlerce konuşuyorsunuz...
Bütün futbol taraftarlarına örnek olsun diye bu tür görüntüleri sergiliyorsunuz...
Fakat Kasımpaşa - Eskişehirspor arasındaki dostluk görüntülerine hiç yer vermiyorsunuz...
Yenilen takımın yenen takımı alkışlamasını istiyorsunuz ancak;
Kasımpaşa Stadı'nda,
Ya da Eskişehir Atatürk Stadı'nda,
İki takımdan birisi gol atınca her iki takım tribünlerinin de "Goooolll!" diye bağırarak sevinç gösterisi yaptıklarından hiç bahsetmiyorsunuz...
Bu kardeşlik ve dostluğu örnek olsun diye birkaç saniye bile göstermiyorsunuz...
Günlerce taraftarı tahrik ediyorsunuz,
Sonra da böyle veryansın ediyorsunuz...
***
Yazıklar Olsun...
Bir kere daha yazıklar olsun...
Bir mağlubiyetin acısını 19 yaşında bir genci öldürerek çıkarmaya çalışanlara yazıklar olsun...
Burak Yıldırım kardeşime Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyorum...
Kederli ailesine de Allah sabırlar versin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











