9 Mayıs 1965 tarihinde oynanan bir ulusal maçta Türk Milli Takımı, Bulgaristan'a 4-1 mağlup olmuştu.
Bu yenilgi, Türk futbolunda bir çok devrimi gerçekleştiren Eskişehirspor'un doğuşunu müjdeliyordu.
Aslen Muğla - Fethiyeli olan ve lise tahsilini bitirdikten sonra Eskişehir'e yerleşen bir ailenin evladı olarak ömrünün sonu kadar Eskişehir'de yaşayan Dr. M. Aziz Bolel, Türk Milli Takımmı'nın bu ağır yenilgisine çok üzülmüştü.
Eskişehir'de uzun zamandır devam eden ve bir türlü başarıya ulaşamayan ''Eskişehirspor''u çalışmaları sırasında kendisinden yardım ve destek istenmesine hep olumsuz cevap vermişti.
***
Eskişehir'in ileri gelenleri kentteki futbol potansiyeline güvenerek kentin adını taşıyan bir futbol takımı kurmak için geceli gündüzlü çalışıyor, ancak yeterli maddi destek sağlanamadığı için bir türlü nihai hedefe varılamıyordu.
Yunus Emre'yi Tanıtma ve Yaşatma Derneği'nde başkanlık, bir çok dernekte de yöneticilik yapan, Eskişehir Belediye Meclis üyeliği ve Belediye Meclisi Başkan Vekilliği görevlerinde de bulunan Dr. M. Aziz Bolel'in hem maddi katkılarına hem de yöneticilik alanındaki tecrübelerine çok ihtiyaç vardı.
Defalarca kendisine bu yönde yapılan teklifleri, ''Ben futboldan anlamam, benim işim avcılık. Şiir yazarım, dernekçilik yaparım, yazı yazarım ancak futboldan anlamam. Bir insanın anlamadığı bir konuda başarılı olması kuvvetli bir ihtimal değildir'' diyerek geri çevirmişti.
***
Bulgaristan'ın Sofya kentinde oynanan maçta Türkiye'nin aldığı 4-1'lik mağlubiyet onu çok üzmüştü.
Atatürk ilkelerine ve Türk Milliyetçiliği davasına gönülden bağlı olan Bolel, Türk Milleti'nin her alanda olduğu gibi futbolda da daha ileri seviyelerde olması gerektiğini düşünmeye başlamıştı.
Her fırsatta futboldan anlamadığını söyleyen Dr. M. Aziz Bolel'in aklında artık sadece futbol vardı.
Türkiye'de futbolun gelişmesi gerekliydi ve kendisinin de buna katkı sağlamasının elzem bir durum haline geldiğini görmüştü.
O gece uykuları kaçmıştı.
Eskişehir kentinin adını taşıyan bir futbol takımı kurulması fikri iyiden iyiye beynini sarmıştı.
***
O gecenin sabahına uyandığı vakit Dr. M. Aziz Bolel kararını vermişti.
Eskişehir'de doğmayan ancak, yıllardır Eskişehir'in ekmeğini yiyen, suyunu içen havasını soluyan bir Eskişehirli olarak kendisinden istenen desteği sonuna kadar verecekti.
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve o gün verilen bu karar Türk Futbolu'nda bir ''Yaşayan Efsane'' olan Eskişehirspor'un doğuşunun kararıydı.
Merhum Bolel, bu kararını takım kurma çalışmasını yürüten ekibe bildirdiği anda adeta bir bayram havası esmişti.
Uzun zamandır aranan hem maddi destek sağlanmış, hem de yöneticilik alanındaki en büyük eksikliklik giderilmiş oldu. Dr. M. Aziz Bolel, Eskişehirspor'un kurucu başkanı oluyor ve Türk Futbolu'nde bir çağ kapanıp, yeni bir çağ açılıyordu.
***
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''
Bu söz bugün de çok büyük bir önem arzetmektedir.
Muğla - Fethiyeli Dr. M. Aziz Bolel'in bu sözleri sonrasında doğan ve tüm Anadolu insanının gönlünde bir AŞK MEŞALESİ olarak yanan Eskişehirspor'un bugün içine düştüğü sahipsizlik, bu sözlerden utanmalıdır!
Ekmeğini yediği,
Havasını soluduğu,
Suyunu içtiği kente karşı görevini yerine getirmeye and içen bir başkan ve Onun sayesinde kurulan Eskişehirspor'un yıllardır ekmeğini yiyip, tükettikleri Eskişehirspor'u sahipsiz bırakan yöneticiler bu sözlerden utanmalıdırlar!
***
Eskişehirspor'u tüm Anadolu'da Eskişehir kentinin simgesi haline getiren, Eskişehir kentinin en büyük markası haline getiren bu sözlerden bu simgeye, bu markaya sahip çıkmayan;
Belediye başkanları,
Milletvekilleri,
İşadamları,
Esnafı,
Ve duyarsızlıkta sınır tanımayan cümle Eskişehir halkı utanmalıdırlar!
Dr. M. Aziz Bolel ve arkadaşlarının ''Tek kuruş parası, bir tek forması, bir meşin topu dahi olmadan'' kurarak tüm dünyaya tanıttıkları, bırakın Anadolu'yu dünyanın bir çok kentinde Eskişehirspor hayranlığı oluşturdukları bir takımı bu denli sahipsiz ve zor durumda bırakan herkes utanmalıdır.
***
Bugün Eskişehirspor'un içine düştüğü buhrandan çıkması için ellerinden gelen gayreti gösteren binlerce Eskişehirspor sevdalısı merhum kurucu başkanımız Dr. M. Aziz Bolel'in bu sözlerine sahip çıkmış, bu ruhun takipçisi olmuş, ancak bu da yeterli olmamıştır.
Her ne kadar zorlu bir mücadele sonrasında kulüp lisansı alınmış da olsa, Ocak 2019'da açılacak olan ara transfer döneminde yine büyük sıkıntılar yaşayacağız.
Bu sıkıntıların aşıulmasında tek çözüm bu ''YAŞAYAN EFSANE''nin doğuşunu müjdeleyen bu sözler olacaktır.
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''
Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Valimiz ve Kaymakamlarımız, Meslek Odaları başkanlarımız, Sanayicilerimiz, Esnafımız...
Hasılı kelam Eskişehir kentinin ekmeğini yiyen her kim varsa;
yıllar önce söylenen bu sözleri tekrar etmeli ve Eskişehirspor'un içine düştüğü bu darboğazdan çıkması için üzerine düşeni yapmalıdır.
Bir kere daha diyoruz ki;
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''
Türk futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ekim 2018 Salı
4 Ocak 2018 Perşembe
Kapanan Gaziantepspor mu, Tükenen Türk Futbolu mu!?
Türk futbol tarihinin en büyük şoklarından biri olmalıydı...
Olmadı!
Kimse umursamadı...
Bir kaç futbol taraftarı ve bir kaç Kırmızı - Siyah renklere sevdalı taraftar dışında kimse umursamadı!
Evet, Gaziantepspor yıllardır cebelleştiği ekonomik darboğazdan çıkamadı ve faaliyetlerine son verme kararı aldı.
***
Gaziantepspor'un renkleri bu kentin ve Türk milletinin İstiklal mücadelesini simgeliyordu.
Kırmızı şehitlerimizin kanı,
Siyah da şehitlerimizin anısını yansıtan yas rengi olarak başta Antepliler olmak üzere bir çok futbol sevdalısının gönlüne girmişti.
Armasındaki Şahin, Kurtuluş Savaşımızın efsane isimlerinden, Antep'in "Gazi" ünvanı almasındaki en önemli kahramanlardan biri olan "Şahin Bey"i temsil ediyordu.
Ve...
Gaziantepspor tıpkı İstiklal mücadelesi yıllarındaki gibi bir direniş sergiledi.
Ancak bu kez kaybettiler...
Gaziantepspor yöneticileri endüstriyel futbol canavarının en büyük kurbanlarından biri olarak tükeniş noktasına, kapısına kilit vurma noktasına gelmiş bulunuyor.
***
2002'den bu yana Türk futboluna bir şeyler oluyor...
Türkiye'nin en köklü takımları bir bir yok oluş sürecine girmiş bulunuyor.
Kocelispor, Altay, Sakaryaspor gibi takımlar bu varoluş mücadelesini sürdürüyorlar tüm zorluklara rağmen.
Ankaragücü, Adanademirspor ve Mersin İdman Yurdu gibi takımlar da diğerlerinden daha iyi durumda ancak onlar da her an bu sürecin içinde bulabilirler kendilerini.
Samsunspor kritik günler yaşıyor.
Türk Futbolu'nda bir çığır açarak "Futbolun Devrimcisi" ünvanını alan Eskişehirspor ise son bir hamle yaparak kapanmanın eşiğinden dönmüş durumda ve halen de kapanmamak için büyük bir mücadele veriyor.
Peki bu takımların yerlerine hangi takımlar geliyor...
***
Belediye ve hükümet destekli takımlar, köklü takımlarımızın yerini almaya başladı.
Yapılan devasa stadyumlar bomboş.
Süper ligde mücadele eden bu takımların maçlarına 200 taraftar bile gitmiyor.
Bir çok takım belediye ya da taşeron firmaların işçilerini maçlara taşıyor.
Futbol taraftar ile güzeldi.
Gaziantep, Samsun, Mersin, Ankara (Ankaragücü) Adana, Kocaeli, Sakarya ve tabii Eskişehir gibi kentlerdeki stadyumlarda maç izlemenin keyfini tüm futbol taraftarları çok iyi bilir.
30 bin kişilik stadlarda 187 kişinin izlediği maçları izlemenin keyifsizliğini de öğrendik nitekim.
***
Gaziantepspor'un kapanması demek futbolun seyir zevki noktalarından birinin kapanması demektir.
Gaziantepspor'un kapanması sadece Gaziantepspor taraftarlarının değil, tüm futbol taraftarlarının meselesi olmalıdır.
Gidişat öyle gösteriyor ki, Türkiye'de futbol 3 takımdan ibaret olacak.
Bu üç takım hangi ile giderse gitsin o ilin belediye destekli takımları ile oynayacak ve tüm stad bu üç takım taraftarı ile dolacak.
Futbol Federasyonu'na önerimiz 3 takımın yer alacağı bir ULTRA SÜPER LİG oluşturulması.
Bu üç takım kendi aralarında mücadele etsinler.
Zararı yok Avrupa kupalarına da hep onlar gitsin.
Ancak Anadolu takımları yok edilmesin!
***
Bu üç takıma gönül vermiş taraftarlara da sesleniyorum.
Bir Osmanlıspor deplasmanı mı daha çok zevk veriyor sizlere yoksa bir Eskişehirspor deplasmanı mı?
Gaziantep Belediyespor ile mi oynamak istersiniz Gaziantep'te yoksa Gaziantepspor ile mi?
Başakşehir ile mi şampiyonluk mücadelesi yapmak size zevk verir yoksa Samsunspor ile mi?
Olmadı!
Kimse umursamadı...
Bir kaç futbol taraftarı ve bir kaç Kırmızı - Siyah renklere sevdalı taraftar dışında kimse umursamadı!
Evet, Gaziantepspor yıllardır cebelleştiği ekonomik darboğazdan çıkamadı ve faaliyetlerine son verme kararı aldı.
***
Gaziantepspor'un renkleri bu kentin ve Türk milletinin İstiklal mücadelesini simgeliyordu.
Kırmızı şehitlerimizin kanı,
Siyah da şehitlerimizin anısını yansıtan yas rengi olarak başta Antepliler olmak üzere bir çok futbol sevdalısının gönlüne girmişti.
Armasındaki Şahin, Kurtuluş Savaşımızın efsane isimlerinden, Antep'in "Gazi" ünvanı almasındaki en önemli kahramanlardan biri olan "Şahin Bey"i temsil ediyordu.
Ve...
Gaziantepspor tıpkı İstiklal mücadelesi yıllarındaki gibi bir direniş sergiledi.
Ancak bu kez kaybettiler...
Gaziantepspor yöneticileri endüstriyel futbol canavarının en büyük kurbanlarından biri olarak tükeniş noktasına, kapısına kilit vurma noktasına gelmiş bulunuyor.
***
2002'den bu yana Türk futboluna bir şeyler oluyor...
Türkiye'nin en köklü takımları bir bir yok oluş sürecine girmiş bulunuyor.
Kocelispor, Altay, Sakaryaspor gibi takımlar bu varoluş mücadelesini sürdürüyorlar tüm zorluklara rağmen.
Ankaragücü, Adanademirspor ve Mersin İdman Yurdu gibi takımlar da diğerlerinden daha iyi durumda ancak onlar da her an bu sürecin içinde bulabilirler kendilerini.
Samsunspor kritik günler yaşıyor.
Türk Futbolu'nda bir çığır açarak "Futbolun Devrimcisi" ünvanını alan Eskişehirspor ise son bir hamle yaparak kapanmanın eşiğinden dönmüş durumda ve halen de kapanmamak için büyük bir mücadele veriyor.
Peki bu takımların yerlerine hangi takımlar geliyor...
***
Belediye ve hükümet destekli takımlar, köklü takımlarımızın yerini almaya başladı.
Yapılan devasa stadyumlar bomboş.
Süper ligde mücadele eden bu takımların maçlarına 200 taraftar bile gitmiyor.
Bir çok takım belediye ya da taşeron firmaların işçilerini maçlara taşıyor.
Futbol taraftar ile güzeldi.
Gaziantep, Samsun, Mersin, Ankara (Ankaragücü) Adana, Kocaeli, Sakarya ve tabii Eskişehir gibi kentlerdeki stadyumlarda maç izlemenin keyfini tüm futbol taraftarları çok iyi bilir.
30 bin kişilik stadlarda 187 kişinin izlediği maçları izlemenin keyifsizliğini de öğrendik nitekim.
***
Gaziantepspor'un kapanması demek futbolun seyir zevki noktalarından birinin kapanması demektir.
Gaziantepspor'un kapanması sadece Gaziantepspor taraftarlarının değil, tüm futbol taraftarlarının meselesi olmalıdır.
Gidişat öyle gösteriyor ki, Türkiye'de futbol 3 takımdan ibaret olacak.
Bu üç takım hangi ile giderse gitsin o ilin belediye destekli takımları ile oynayacak ve tüm stad bu üç takım taraftarı ile dolacak.
Futbol Federasyonu'na önerimiz 3 takımın yer alacağı bir ULTRA SÜPER LİG oluşturulması.
Bu üç takım kendi aralarında mücadele etsinler.
Zararı yok Avrupa kupalarına da hep onlar gitsin.
Ancak Anadolu takımları yok edilmesin!
***
Bu üç takıma gönül vermiş taraftarlara da sesleniyorum.
Bir Osmanlıspor deplasmanı mı daha çok zevk veriyor sizlere yoksa bir Eskişehirspor deplasmanı mı?
Gaziantep Belediyespor ile mi oynamak istersiniz Gaziantep'te yoksa Gaziantepspor ile mi?
Başakşehir ile mi şampiyonluk mücadelesi yapmak size zevk verir yoksa Samsunspor ile mi?
30 Eylül 2012 Pazar
Kasımpaşa mı yendi, Fb mi yenildi!?
Bu nasıl bir soru arkadaş!?
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bu soru bence son derece normal...
Hele ki, Kasımpaşa - Fenerbahçe maçından sonra tv ekranlarındaki yorumcuları izledikten sonra bu soruyu sormaktan başka çare kalmıyor...
Kanal kanal dolaşıyoruz...
Hepsi Fenerbahçe yenildi diyor...
Sonra devam ediyorlar Fenerbahçe Kasımpaşa gibi bir takıma nasıl yenilir yahu!
Kasımpaşa telmaşa(!) ya !
Fb, Gs, Bjk dışındaki bütün takımlar piyon ya!
Onlar bu takımları yenemezler....
Ancak bu takımlar onlara arada bir yenilebilirler...
***
Aynı durum bir önceki gün oynanan Orduspor - Galatasaray maçında da yaşanıyor...
Hem Orduspor hem de Kasımpaşa çatır çatır yenmişler...
Eze eze...
Ama tv ekranlarındaki yorumcular öyle düşünmüyorlar...
Galatasaray yenilmiş...
Orduspor yenememiş...
Kasımpaşa yenmemiş Fenerbahçe yenilmiş...
bütün kanallarda 30 tane yorumcu varsa otuzu da aynı...
Fenerbahçe nasıl olur da yenilir!...
Nerdeyse feryadı figan edecekler!
Kasımpaşa'la çıkışmaya ramak kaldı...
"Siz nasıl olur da koskoca Fb'yi yenersiniz kardeşim!"
***
Fenerbahçe'nin nasıl yenildiği, neden yenildiği, bugünlere nasıl geldiği...
Yenilgiye neden olan her şey en ince ayrıntısına kadar konuşuldu.
Neredeyse bir tek "futbolcuların helada oturma şekilleri maçın sonucuna etki etmiş midir etmemiş midir!?" mevzusu konuşulmadı...
Fenerbahçe'nin Kasımpaşa karşısında aldığı yenilgi için milyon tane sebep uydurabileceklerine inandım.
Fb'nin bu yenilgisinde etkisi olmayan tek etken ise, Kasımpaşa...
Kasımpaşa takımı iyi mi oynamış!?
Bilmiyoruz, kimse bahsetmiyor Kasımpaşa'dan...
Kasımpaşa ne yapmış, nasıl kazanmış belli değil...
Sadece Fb yenilmiş...
Kendi kendine mi yenilmiş!?
Onu da bilmiyoruz...
***
İşte ülkemiz futbolunun içine düştüğü kısır döngü budur...
Üç takım var...
Üç takımın taraftarları var...
Üç takımın yazarları var...
Üç takımın yorumcuları var...
Üç takımın topçuları var...
Üç takımın hocaları var...
Üç takımın ulusal takımı var...
***
Ülkemizdeki diğer futbol takımları bu üç takım için var...
Sadece bu üç takım yener ya da yenilir...
Diğerleri konu mankeni bile olamazlar zaman zaman...
Bir futbolcu bu üç takımın birinde oynarsa yıldızdır...
Diğer takımlarda harikalar da yaratsalar gazoz kapağı olmaktan öteye gidemezler...
Ulusal takımı da ancak canlı yayınlarda izlerler...
Bu üç takımın taraftarıdır tribünlerde en büyük gösterileri yapanlar...
Onlar tribünde osursa haber olur ama Eskişehirspor taraftarı devasa gösteriler yapar, Avrupa'da bile haber olur ama ülkemizde kimsenin haberi bile olmaz...
***
Bu hafta Gs ve Fb yenildiler...
Orduspor ve Kasımpaşa ne yaptı!?
Onları bilmiyoruz ama bildiğimiz bir tek şey var ülkemizin iki güzide(!) takımı yenildi...
Bu hafta tv ekranlarında ve gazete sütunlarında kıyametler kopacak...
Krizler başgösterecek...
Memleketin durumu daha da vahim olacak...
Bu durumda Allah'tan tek isteğimiz üçüncü güzide (!) takım yenilmesin!...
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bu soru bence son derece normal...
Hele ki, Kasımpaşa - Fenerbahçe maçından sonra tv ekranlarındaki yorumcuları izledikten sonra bu soruyu sormaktan başka çare kalmıyor...
Kanal kanal dolaşıyoruz...
Hepsi Fenerbahçe yenildi diyor...
Sonra devam ediyorlar Fenerbahçe Kasımpaşa gibi bir takıma nasıl yenilir yahu!
Kasımpaşa telmaşa(!) ya !
Fb, Gs, Bjk dışındaki bütün takımlar piyon ya!
Onlar bu takımları yenemezler....
Ancak bu takımlar onlara arada bir yenilebilirler...
***
Aynı durum bir önceki gün oynanan Orduspor - Galatasaray maçında da yaşanıyor...
Hem Orduspor hem de Kasımpaşa çatır çatır yenmişler...
Eze eze...
Ama tv ekranlarındaki yorumcular öyle düşünmüyorlar...
Galatasaray yenilmiş...
Orduspor yenememiş...
Kasımpaşa yenmemiş Fenerbahçe yenilmiş...
bütün kanallarda 30 tane yorumcu varsa otuzu da aynı...
Fenerbahçe nasıl olur da yenilir!...
Nerdeyse feryadı figan edecekler!
Kasımpaşa'la çıkışmaya ramak kaldı...
"Siz nasıl olur da koskoca Fb'yi yenersiniz kardeşim!"
***
Fenerbahçe'nin nasıl yenildiği, neden yenildiği, bugünlere nasıl geldiği...
Yenilgiye neden olan her şey en ince ayrıntısına kadar konuşuldu.
Neredeyse bir tek "futbolcuların helada oturma şekilleri maçın sonucuna etki etmiş midir etmemiş midir!?" mevzusu konuşulmadı...
Fenerbahçe'nin Kasımpaşa karşısında aldığı yenilgi için milyon tane sebep uydurabileceklerine inandım.
Fb'nin bu yenilgisinde etkisi olmayan tek etken ise, Kasımpaşa...
Kasımpaşa takımı iyi mi oynamış!?
Bilmiyoruz, kimse bahsetmiyor Kasımpaşa'dan...
Kasımpaşa ne yapmış, nasıl kazanmış belli değil...
Sadece Fb yenilmiş...
Kendi kendine mi yenilmiş!?
Onu da bilmiyoruz...
***
İşte ülkemiz futbolunun içine düştüğü kısır döngü budur...
Üç takım var...
Üç takımın taraftarları var...
Üç takımın yazarları var...
Üç takımın yorumcuları var...
Üç takımın topçuları var...
Üç takımın hocaları var...
Üç takımın ulusal takımı var...
***
Ülkemizdeki diğer futbol takımları bu üç takım için var...
Sadece bu üç takım yener ya da yenilir...
Diğerleri konu mankeni bile olamazlar zaman zaman...
Bir futbolcu bu üç takımın birinde oynarsa yıldızdır...
Diğer takımlarda harikalar da yaratsalar gazoz kapağı olmaktan öteye gidemezler...
Ulusal takımı da ancak canlı yayınlarda izlerler...
Bu üç takımın taraftarıdır tribünlerde en büyük gösterileri yapanlar...
Onlar tribünde osursa haber olur ama Eskişehirspor taraftarı devasa gösteriler yapar, Avrupa'da bile haber olur ama ülkemizde kimsenin haberi bile olmaz...
***
Bu hafta Gs ve Fb yenildiler...
Orduspor ve Kasımpaşa ne yaptı!?
Onları bilmiyoruz ama bildiğimiz bir tek şey var ülkemizin iki güzide(!) takımı yenildi...
Bu hafta tv ekranlarında ve gazete sütunlarında kıyametler kopacak...
Krizler başgösterecek...
Memleketin durumu daha da vahim olacak...
Bu durumda Allah'tan tek isteğimiz üçüncü güzide (!) takım yenilmesin!...
Etiketler:
FB,
fenerbahçe,
futbol,
galatasaray,
GS,
Kasımpaşa,
orduspor,
takım,
telmaşa,
Türk,
Türk futbolu,
ulusal,
yorumcu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



