Hiçbir şeyden haberimiz yok...
Türkiye'de yer yerinden oynasa haberi olmayan vatandaşlarımızın olabileceği aklımızın ucundan geçmezdi...
Reyhanlı'da yer yerinden oynamadı mı?
Resmi rakamlara göre 51 vatandaşımızın katledildiği,
Yüzlerce vatandaşımızın yaralandığı,
Onlarca binanın yakılıp, yıkıldığı,
Onlarca aracın kullanılamaz hale geldiği,
Bombalı bir saldırıya maruz kalmışız ve bundan haberi olmayan insanlarımız var aramızda...
"Haber"siz kaldık resmen!
Reyhanlı katliamının ardından, bir tv kanalı akıl etmiş "vatandaşa bir sorayım" demiş...
Bir kameraman, bir sunucu elinde mikrofon vatandaşa soruyor:
- Reyhanlı deyince aklınıza ne geliyor?
- .......................
- Adananın bir ilçesi değil mi?
- Adana'nın güzel bir ilçesi... Yoksa Hatay mıydı?
- Valla benim aklıma hiçbir şey gelmiyor....
- Ben anlamam öyle şeylerden, vatandaşlarımız iyi, her şey çok güzel işte...
- Bir kaç tane Türk Askeri ölmüştü galiba...
- Suriye ile sınır kapısı değil miydi? Öyleydi herhalde...
Daha niceleri...
Anlaşılan o ki hükümetin sansürü işe yaramış...
Millet habersiz kalmış...
Söz konusu röportajda en son ekrana gelen bir bayan var. Biraz telaşlı, sanki "Hay Allah nerden çıktı bunlar" der gibi. Muhabir ona da soruyor aynı soruyu:
- Efendim Reyhanlı deyince aklınıza ne geliyor?
Cevap çok hızlı ve net:
- Bu hükümetin koyduğu yasak kalktı mı?
Bu sözlerin yorumunu da varın siz yapın...
***
Hükümet örtülü örtüsüz milleti habersiz bırakmak için büyük çaba sarfediyor...
Elegeçirdikleri tv kanallarında öylesine bir dizi furyası başlattılar ki, halkımız tam bir dizikolik oldu...
Bu malum tv kanallarında zaten milleti rahatsız edecek haberler yer almıyor.
Şehit cenazelerine sansür koymakla başladılar...
Teröristlerin sözde barış süreci çerçevesinde ülkeden kaçmalarının sağlanmasında da malum tv kanalları üç maymunu oynadı...
Reyhanlı katliamında yaşananlarda hükümet ilk anda müdahale edemedi.
Bazı görüntüler basına yansıdı.
Hükümet olayla ilgili açıklama yapmak yerine alel acele yayın yasağı (sansür) getirdi.
Zaten gerçekleri milletimizden gizlemekle yükümlü medyaya sansür uygulandı.
Yabancı basın 200'e yakın ölüden ve muhalif teröristlerden bahsederken, biz günlerce olayda kaç kaybımızın olduğunu bile bilemedik.
Yabancı medya organlarının tamamı olayı Suriyeli Muhaliflerin gerçekleştirdiğini yazıp, söylerken bizim yetkililerimizin tek yaptıkları bu iddiaları çürütme çabası idi...
***
Yine habersiz kalmıştık...
Aslında kaç gündür Doğu Türkistan'da gerçekleştirilen katliamı yazmayı düşünüyordum.
Müslüman Türk milletinin bu katliamdan neden haberdar olmadığını kendi kendime soruyor ve bunu sizlerle de paylaşmak istiyordum?
Reyhanlı katliamı bizlere öylesine büyük bir acı yaşattı ki, Doğu Türkistan Türkleri'nin maruz kaldığı bu katliamı unuttuk biz de...
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladığımız gün...
Yani 23 Nisan 2013 tarihinde,
Doğu Türkistan emperyalist Çin yönetimi bir katliama imza attı...
Kaşgar ilinde meydana gelen olayda silahsız savunmasız Müslüman Uygur Türkleri'ne saldıran Çinliler 21 soydaşımızı şehit ettiler.
Bu katliamdan Türkiye'deki Türkler habersizdi...
BM olayla ilgili kınama mesajı yayınladı.
Çin yönetimini uyardı.
Bir çok uluslararası Sivil Toplum Kuruluşu bu katliamı kınadı.
Bir çok ülke katliamla ilgili kınama mesajı yayınladı...
Ne yazık ki, Suriye'deki iç savaşın bir tarafı olmak meşgul olan TC Hükümeti bu katliamla ilgili en ufak bir açıklama dahi yapmadı.
Belki onlar da habersizdi!..
***
Suriye'deki Müslümanlar kardeşiniz ise;
Doğu Türkistan'daki Müslüman Türkler neyiniz oluyor?
Dünyanın her yerinde başka ırklara mensup Müslümanlara yönelik saldırılarda hemen ortaya atlıyorsunuz...
Çok da iyi yapıyorsunuz...
Yardım kampanyaları düzenliyorsunuz...
Onu da çok iyi yapıyorsunuz...
Peki katliama maruz kalanlar TÜRK olunca neden kılınız kıpırdamıyor...
Onlar Müslüman değiller mi?
Onlar din kardeşiniz değiller mi?
Nedir sizin bu TÜRK nefretiniz?
- Efendim biz de oraya bi kere gittik...
Gittiniz de ne yaptınız?
Çin'e de "Van Minut" dediniz de biz mi duymadık?...
"Çin Türklerden özür dileyecek" dediniz de biz mi habersiz kaldık?
"Doğu Türkistan'daki katliamlar devam ederse Çin ile ilişkilerimizi gözden geçireceğiz" dediniz de biz mi "Durun yapmayın biz Çin malı ürünleri çok seviyoruz" dedik?
Kendi içimizdeki hainlerin "soykırım", "asimilasyon" gibi zırvaları için yeri göğü inletirken, bugün yıldönümünü kutladığımız Kırım Sürgünü ile alakalı kaç kelime ettiniz?
***
Neye üzüleceğimi şaşırdım artık...
Reyhanlı'daki katliama mı üzüleyim,
Yoksa bu katliamdan haberi bile olmayan ve bu topraklarda yaşayan milletimin haline mi...
Dünyanın bilmem neresindeki bir Müslüman için gözyaşı döküp de Türk Müslüman katliama uğradığı vakit haberi bile olmayan hükümetimin haline, milletimin haline mi üzüleyim...
Neye üzüleyim ki ben?
Hangi bir acıya göğsümü siper edeyim?
Suriye'deki iç savaş nedeniyle yakınlarını kaybeden bir adama sarılıp ağlayan bir bakan ve Müslüman Türklere uygulanan katliamdan haberi bile olmayan bir bakan...
Hangi taşlara başımı vurayım ki ben?
Reyhanlı'da Türkler katledildi...
Bırakın hükümetten birinin gözyaşı dökmesini, aradan kaç gün geçti daha bir tane bakan oraya gidemedi!
Doğu Türkistan'da Türkler katledildi...
BM başta olmak üzere bir çok ülke ve STK kınama mesajı yayınladı TC Hükümetinin gıkı çıkmadı!
Milletimin ise, burnunun dibinde Reyhanlı'daki katliamdan haberi yok ki; Doğu Türkistan'daki katliamdan haberi olsun...
***
Uyan artık ey milletim uyan!
10 yılı aşkın bir süredir Türk düşmanı ırkçı bir yönetim bir milleti yok etmeye çalışıyor...
Sen ise; halen oyundasın, oynaştasın!
Çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mayıs 2013 Cumartesi
15 Şubat 2013 Cuma
Eskişehirspor kazanıyor!
Haziran ayında yapılacak olan kongrede iki listeli bir seçim yaşanacak muhtemelen...
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.
Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.
Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.
Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.
Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.
Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.
Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.
Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.
1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?
2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?
3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor?
4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?
5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.
Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.
Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.
Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.
Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.
Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.
Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.
Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.
1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?
2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?
3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor?
4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?
5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?
Etiketler:
asimilasyon,
Çin,
EsEs,
Eskişehirspor,
Gulca,
Halil Ünal,
Katliam,
komünist,
Mesut Hoşcan,
Mustafa Akgören,
Müslüman,
Rusya,
Tatar Mustafa,
Türk,
yönetim,
zulüm
5 Şubat 2013 Salı
Gulca Katliamı'ndan haberiniz var mı!?
Tarih 4 Şubat 1997...
Yer Doğu Türkistan'da Gulca Bölgesi...
Müslüman kadınlar bir evde toplanmış, Kur'an-ı Kerim okuyorlar...
Okunan Kur'an-ı Kerim'in manevi huzuru hem o evde bulunan Müslüman kadınları hem de bütün Doğu Türkistan Türkleri'ni sarmıştı.
Huzur içinde bir Kur'an ziyafeti yaşanıyordu.
Tıpkı İslam'ın ilk yılları gibi...
Zalim Çin yönetiminin baskıları dinmek bilmiyordu...
Bütün baskılara rağmen Doğu Türkistan'da yaşayan Türkler ne dinlerinden ne de soylarından taviz vermediler...
***
4 Şubat 1997...
Bütün dünya artık bu tarihlerde insan haklar için seferber olmuş durumda...
Dünyanın neresinde bir zulüm varsa, orada insan hakları savunucuları da var...
İşte böyle bir ortamda 4 Şubat 1997 tarihinde Komünist Çin yönetimi tarafından Gulca'da bir katliam gerçekleştirildi.
Türk kadınların o evde Kur'an-ı Kerim okuduğu haberini alan Çin askerleri evi boşaltarak oradaki bütün kadınları şehit ettiler...
Olayın bölgede duyulmasından sonra başlayan protesto gösterileri sırasında da bir çok şehit verildi...
Gözü dönmüş Çin askerleri kadın, kız, çocuk, genç, yaşlı demeden katliam yapıyordu...
Şehit sayısı tam olarak belirlenemedi...
***
Doğu Türkistan Türkleri uzun süre protestolarına devam ettiler...
Bu olaylar nedeniyle 80 bin civarında Müslüman Türk esir kamplarına gönderildi.
Tüm bunlar yaşanırken insan hakları savunucuları orada değillerdi...
Dünya medyası olaylarla ilgili sadece Çin makamlarının verdiği bilgilere dayanarak verdiler katliam haberlerini...
Herkes susmuş...
Herkes kör olmuş...
Herkes dilsiz olmuştu...
Şunu bir kere daha anlamıştık ki;
Zulme uğrayan Türk değilse, bütün dünya seferber oluyor...
Fakat zulme uğrayan bir Türk ise; kimse duymuyor, görmüyor, söylemiyor...
***
Bugün ülkemizde yaşananları da hepimiz biliyoruz...
Bilmem nerede müslümanlara zulüm yapılıyor...
Birileri hemen harekete geçiyor...
Tırlar dolusu yardımlar...
TV programlarında canlı yayınla para toplamalar...
KMS ile 5'er lira toplamalar...
Çok değil, yüzyılın başında Osmanlı'ya ihanet ederek, son Haçlı Ordusu'nun ülkemiz topraklarını işgal ettiği yıllarda bize ihanet ederek sırtımızdan hançerleyen Araplar için ülkemiz bugün ayda 70 milyon lira harcıyor...
Ülkemizi yönetenler onlar için gözyaşı döküyor...
***
Peki ya Gulca'da katledilen şehit analarımız...
Kur'an-ı Kerim okurken katledilen bacılarımız...
Suriyeli teröristler için gözyaşı dökenler şehit kadınlarımızı anımsayacaklar mı acaba!?
Korkmayın!
Doğu Türkistan Türkleri sizden para pul istemez...
Eğer siz de onların okuduğu Kur'an-ı Kerim'e inanıyorsanız,
Onlar sizden sadece bir dua beklerler...
Kısa Mesaj atarak 5 lira vermenize gerek yok...
Bugüne kadar İslam'ın tek sarsılmaz savunucusu olan Türkler gücün sadece Allah'tan geleceğine inanırlar...
Sizden sadece dua beklerler...
Yer Doğu Türkistan'da Gulca Bölgesi...
Müslüman kadınlar bir evde toplanmış, Kur'an-ı Kerim okuyorlar...
Okunan Kur'an-ı Kerim'in manevi huzuru hem o evde bulunan Müslüman kadınları hem de bütün Doğu Türkistan Türkleri'ni sarmıştı.
Huzur içinde bir Kur'an ziyafeti yaşanıyordu.
Tıpkı İslam'ın ilk yılları gibi...
Zalim Çin yönetiminin baskıları dinmek bilmiyordu...
Bütün baskılara rağmen Doğu Türkistan'da yaşayan Türkler ne dinlerinden ne de soylarından taviz vermediler...
***
4 Şubat 1997...
Bütün dünya artık bu tarihlerde insan haklar için seferber olmuş durumda...
Dünyanın neresinde bir zulüm varsa, orada insan hakları savunucuları da var...
İşte böyle bir ortamda 4 Şubat 1997 tarihinde Komünist Çin yönetimi tarafından Gulca'da bir katliam gerçekleştirildi.
Türk kadınların o evde Kur'an-ı Kerim okuduğu haberini alan Çin askerleri evi boşaltarak oradaki bütün kadınları şehit ettiler...
Olayın bölgede duyulmasından sonra başlayan protesto gösterileri sırasında da bir çok şehit verildi...
Gözü dönmüş Çin askerleri kadın, kız, çocuk, genç, yaşlı demeden katliam yapıyordu...
Şehit sayısı tam olarak belirlenemedi...
***
Doğu Türkistan Türkleri uzun süre protestolarına devam ettiler...
Bu olaylar nedeniyle 80 bin civarında Müslüman Türk esir kamplarına gönderildi.
Tüm bunlar yaşanırken insan hakları savunucuları orada değillerdi...
Dünya medyası olaylarla ilgili sadece Çin makamlarının verdiği bilgilere dayanarak verdiler katliam haberlerini...
Herkes susmuş...
Herkes kör olmuş...
Herkes dilsiz olmuştu...
Şunu bir kere daha anlamıştık ki;
Zulme uğrayan Türk değilse, bütün dünya seferber oluyor...
Fakat zulme uğrayan bir Türk ise; kimse duymuyor, görmüyor, söylemiyor...
***
Bugün ülkemizde yaşananları da hepimiz biliyoruz...
Bilmem nerede müslümanlara zulüm yapılıyor...
Birileri hemen harekete geçiyor...
Tırlar dolusu yardımlar...
TV programlarında canlı yayınla para toplamalar...
KMS ile 5'er lira toplamalar...
Çok değil, yüzyılın başında Osmanlı'ya ihanet ederek, son Haçlı Ordusu'nun ülkemiz topraklarını işgal ettiği yıllarda bize ihanet ederek sırtımızdan hançerleyen Araplar için ülkemiz bugün ayda 70 milyon lira harcıyor...
Ülkemizi yönetenler onlar için gözyaşı döküyor...
***
Peki ya Gulca'da katledilen şehit analarımız...
Kur'an-ı Kerim okurken katledilen bacılarımız...
Suriyeli teröristler için gözyaşı dökenler şehit kadınlarımızı anımsayacaklar mı acaba!?
Korkmayın!
Doğu Türkistan Türkleri sizden para pul istemez...
Eğer siz de onların okuduğu Kur'an-ı Kerim'e inanıyorsanız,
Onlar sizden sadece bir dua beklerler...
Kısa Mesaj atarak 5 lira vermenize gerek yok...
Bugüne kadar İslam'ın tek sarsılmaz savunucusu olan Türkler gücün sadece Allah'tan geleceğine inanırlar...
Sizden sadece dua beklerler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)