18 Şubat 2013 Pazartesi

Yenilmek bile Eskişehirspor'a yakışmalı!

Yenilmek bizi üzmez.
Fakat yenilirken de mücadele eden bir takım varsa sahada...
Yenilirken bile aldığı paranın hakkını veren oyuncu varsa sahada...
Yenilirken bile, taraftarın yüzünü yere düşürmemek için uğraşan teknik heyet varsa kenarda...
Üzülmeyiz...
Canınız sağolsun der geçeriz...
Sonuçta biz de biliyoruz ki;
Bu ligde hiç bir takım yenilmez değildir...
Mutlaka biz de zaman zaman mağlubiyetler alacağız...
***
Kayserispor maçında yediğimiz üç gol var.
Üç golde de defans bloğunda görev yapan 5-6 futbolcumuz hepsi bir arada...
Sanki konken partisi var...
Toplanmışlar al kızı ver papazı pişbirik oynuyorlar...
Kayserisporlu oyuncular bomboş, belki de hayatlarının en rahat gollerini atıyorlar...
Sezon başında hepimizin kuşkuyla yaklaştığı,
Umutsuzca islediğimiz kaleci Boffin belki de bu mağlubiyette kusuru olmayan tek oyuncu...
Üstelik olası bir farkı önleyen kurtarışlar da yaptı.
***
Orta sahada oyun alanımızı sürekli yatay kullandık.
Dikine topları kullanmak hiç aklımıza gelmedi.
Sahayı yanlamasına bir kaç kez tavaf ettikten sonra;
rakibin presinden bunalıp topu Boffin'e teslim ettik defalarca...
Hiçbir oyuncumuz topu Kayserispor defansının içinde oyuna sokmak için mücadele etmedi.
Zaten bir doğal afet durumunda olan Mehmet Güven var...
Ersun Yanal'ın bu tutkusuna halen anlam veremiyorum...
Acaba bizim göremeyip de Ersun hocanın gördüğü ne mahareti var bu Mehmet Güven'in...
Doğrusu çok merak ediyorum...
***
Bu maç adeta forvetsiz oynadık...
Alışıldık bir şekilde Diego bir kaç pozisyonda ileri çıktı...
Bunun dışında forvet oyuncumuz var mıydı, yok muydu anlayamadık...
Kayseri nadiren çok adamla geldiği ceza sahamızda bir çok topu bonkörce harcadı...
Rakibin çok adamla geldiği bu topları alan oyuncularımız ne hikmetse,
Hızlı bir şekilde topu rakip ceza alanına taşımak yerine geri paslar
Ya da yan paslarla rakibin geri dönmesine imkan tanımayı tercih ettiler...
Belki de centilmenlik yaptıklarını düşündüler bizimkiler...
***
Böyle yenilgi olmaz arkadaş!
Yenilecekseniz bu camiaya yakışır şekilde yenileceksiniz...
Aldığınız paranın hakkını vereceksiniz...
O stadı dolduran binlerce insanın,
Rızkından keserek, bilet parası ödediğini asla unutmayacaksınız...
O stadı dolduran insanlar, siz milyon dolar alın, sahada da ruh gibi dolaşın diye ceplerindeki paraları harcamıyorlar...
Bu maç tam bir ruhsuzlar ordusunun yenilgisiydi!
Biz böyle yenilgi istemiyoruz!
Böylesine ruhsuz bir yenilgi sonrasında bile bu taraftar size destek veriyor...
Buna sakın aldanmayın...
Bu taraftarın sabrını taşırırsanız, Eskişehir'de rahat dolaşamazsınız!

15 Şubat 2013 Cuma

Eskişehirspor kazanıyor!

Haziran ayında yapılacak olan kongrede iki listeli bir seçim yaşanacak muhtemelen...
Şu an itibariyle yıllardır Halil Ünal ile yol arkadaşlığı yapan,
Ancak geçtiğimiz günlerde düştükleri fikir ayrılıkları nedeniyle yolunu ayıran Mesut Hoşcan ve eski tribün liderlerimizden Mustafa Akgören (Tatar Mustafa)'in Halil Ünal yönetimindeki birlikteliklerini bundan böyle Halil Ünal'a karşı kullanacaklar. Halil Ünal yönetimlerinin etkin isimlerinden biri olan Mesut Hoşcan ve aynı ekipte hizmet veren, Eskişehirspor sevdalılarının büyük bir muhabbet besledikleri Mustafa Akgören tüm hızlarıyla Haziran ayında yapılacak kongreye hazırlarnıyorlar.

Bu hazırlık sürecinde Mesut Hoşcan ve ekibinin en büyük avantajı, Halil Ünal yönetiminin yapmış olduğu yanlış uygulamalar. Fısıltı gazetesinin manşetinde pek çok konu var. Halil Ünal'ın kulübü tam bir çiftlik gibi kullandığı görüşü oldukça yaygın fısıltı gazetesinde. Ancak şu ana kadar resmi olarak gazete sütunlarına yansıyan, kamuoyuna yetkili ağızlarca açıklanan iki konu var. Bunlardan birisi Jeep meselesi diğeri ise, Otel bahsi.

Bu iki konuyla alakalı gelişmeleri hep birlikte basınımızdan takip ediyoruz. Yönetim Jeep konusunun bir hata olduğunu belirterek olayı faili olan yöneticisine sahip çıktı. Ancak cezasını da kesmeyi ihmal etmedi. Adı geçen yönetici kulübe aynı Jeep'ten 1 adet alarak hibe edecek. Şu ana kadar bu ceza infaz edilmiş değil. Bu cezanın yerine getirilmesini sabırsızlıkla bekliyor kamuoyu.

Otel meselesinde ise, doyurucu bir açıklama yapılmadı. Kimlerin misafir edildiği, özellikle misafir edilen bayanların Zafer Tüzün'e olan akrabalık ya da diğer bağları hakkında bir malumat yok. Meneje ve futbolcu konaklamalarına denilecek bir şey yok. Etik olarak belki farklı olabilirdi ancak futbolcu ve menjerlerin konaklama masraflarının karşılanmasına çok da fazla karşı çıkmak mantıklı olmuyor.

Bu iki konu hakkında yönetim topu taca atmaya devam ediyor.

Halil Ünal yönetimi ilk kez bir rakip ile mücadele etmek durumunda kalıyor. Üstelik de bu rakipleri kendi içlerinden birileri. İç dünyalarını çok iyi biliyorlar. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan bir çok konunun gerçek olabilme ya da ispat edilir olabilme ihtimali varsa Halil Ünal yönetimi o makamda bir gün bile kalamaz. Fısıltı gazetesinde manşetlerde dolaşan ithamların doğru ya da yanlış olduğunu da Hoşcan ve ekibinin söylemlerinden anlayabileceğiniz sadece. Eğer Hoşcan ve ekibi bu argümanları medya önünde ortaya dökerse doğruluğunu anlarız. Yok böyle bir söylem içine girmezlerse demek ki tüm bu söylentiler sadece Halil Ünal'ı yıpratmak için uydurulmuş dedikodular olarak ortaya atılmıştır.

Hem mevcut yönetimin hem de istifa ederek karşı cephe açan eski yöneticilerimizin cevaplaması için uzun zamandır bazı sorular soruyorum. Fakat bu soruların cevaplarını iki taraftan da bir türlü alamıyorum. Bu sorularımı buradan tekrarlamak isterim.

Geçen yıl Haziran ayında yapılan mali kongrede açıklanan rakamlar üzerinden sorduğumuz sorular. Bu soruları hem Mesut Hoşcan hem de Halil Ünal cephesi cevaplandırmalıdır.

1. Mali tabloda yöneticiler ya da başka kişi/kurumlar tarafından yapılan bağışlar görülmemektedir. Yöneticiler kulübe hiç bağış yapmadan mı yönetici olmuşlardır.? Eğer bağış yapmışlarsa bu bağışlar neden mali tabloda görülmemektedir!?

2. Dergi için yapılan yüklü bir harcama var. Ancak bunun karşısısında dergiden ne kadar gelir sağlandığı belirtirmemiştir. Neden belirtilmemiştir ve ne kadar gelir sağlanmıştır?

3. Yine aynı mali tabloda "Temsil ve Ağırlama  Giderleri" hanesi bulunmaktadır. Bu temsil ve ağırlama giderlerinin açılımının "tamamı" neden yayınlanmıyor? 


4. Mevcut yönetimle birlikte yıllarca çalıştıktan sonra istifa eden yöneticilerimizin en büyük şikayet konusu "Halil Ünal'ın kulübü tek adam olarak yönetmesi"... Eskişehirspor kulübü bir dernek yapısıyla yönetilmektedir. Alınan kararlara tüm yönetim kurulu üyeleri imza vermek durumundadır. Bu imzalar atılırken olumsuz görüşte olanlar karara "şerh koydurabilirler". Şu an muhalefette bulunanlar bugüne kadar kaç tane karara şerh koydurmuşlardır!?

5. Özellikle kulüp üyeliklerine kota konulması kararının altında sayın Mesut Hoşcan ve Mustafa Akgören'in imzası var mıdır!? Bu karar Eskişehirspor'u korumak için alınmışsa kimden korunmaktadır. FB, GS, BJK sempatizanlarından mı!? Eğer öyle ise, şu an hem iktidar hem de muhalefet kadrolarında bu takımların taraftarları olan isimler yok mudur!?

13 Şubat 2013 Çarşamba

Arma Altı Tayfa, Ardahan yollarında...

Kasımpaşa'nın en  büyük taraftar gurubu olan Arma Altı Tayfa ARMA Değişikliği protestosu nedeniyle maçlara gitmeme kararını sürdürürken üstlenmiş olduğu sosyal sorumluluklarını ihmal etmiyor. "Kardeş Okul" projesi kapsamında "Eskişehirli öğretmenlerin" görev yaptığı köy okullarına yardım elini uzatmaya devam eden Arma Alta Tayfa'nın yolu bu kez Ardahan'a düştü.
Arndahan'ın Gölbelen Köyü İlköğretimokulu'nda görev yapan Eskişehirli bir öğretmenimizin sınıfına kırtasiye ve giyecek yardımı için kolları sıvayan Arma Altı Tayfa yardımsever vatandaşlarımızın da katkılarıyla kırtasiye malzemeleri ve giyim eşyaları gönderecek.
Futbol taraftarlığının en güzel halini bizlere yaşatan Arma Altı Tayfa gurubunun tüm elemanlarını ve liderleri Selim Güvey'i huzurunuzda bir kez daha tebrik etmeden geçemeyeceğim. Pek çok taraftar gurubunun "futbol holiganlıktır" sloganıyla hareket ederek stadları tam bir savaş alanına çevirdiği günümüzde bir taraftar gurubunun böylesi güzel etkinliklere imza atması elbette ülkemiz adına büyük bir sevinç ve gurur kaynağıdır.
İşin acı tarafı böylesine güzel etkinliklere imza atan bir taraftar gurubunun bu etkinliklerinin spor medyası tarafından görmezden gelinmesidir.
Yurtdışından getirtilen ve kalitesi tartışılan bir futbolcu için haftalarca memleketi ayağa kaldıran spor bsasınımız ne yazık ki, Kasımpaşa taraftarının bu güzel etkinliğini yok saymaktadır. Görmezden geliyorlar. Kasımpaşa maçlarında meydana gelen en ufak bir olayı dahi abartarak sayfalarına, ekranlarına taşıyanlar ne yazık ki böylesine bütün ülkemize örnek olacak etkinlikler söz konusu olunca, sağır, kör ve dilsiz oluyor.
Elbette Arma Altı Tayfa'nın amacı yaptıkları bu yardım kampanyasının reklam edilmesi değil. Ancak örnek teşkil etmesi açısından basının bu tür etkinliklere yer vermesi futbol camiamız için ne kadar önemlidir bilinmiyor. Bizleri üzen de budur.
Ulusal basını bir kenara bırakıyoruz.
Kasımpaşa camiası bile böylesi bir güzelliği görmezden geliyor. Arma Altı Tayfa'nın "Kardeş Okul Projesi" üçüncü durağında. Bu etkinlikler sürekli olarak sosyal medyada duyuruluyor. Gerek Kasımpaşa yönetimi, gerekse Beyoğlu Belediyesi bir şekilde bu etkinliklerden mutlak surette haberdar oluyordur. partili gençlerin ve Arma değişikliğini protesto etmeyen taraftarların maçlara girebilmesi için bedava bilet dağıtırken acaba böylesine duyarlı bir taraftar gurubunun maçlara neden girmediğini hiç sorguladılar mı?
Arma Altı Tayfa sezon başından bu yana sürdürdüğü protesto eylemi sırasında çevreden gelen gazlama ve provakasyonlara rağmen hiç bir şekilde demokratik haklarının dışına çıkmamışlar, son derece medeni bir şekilde bu eylemlerini sürdürmüşlerdir. Yaptıkları bu etkinlikler ile de ne kadar duyarlı ve düzgün bir taraftar gurubu olduklarını tüm ülkemize ispat etmişlerdir. Kasımpaşa yönetimi ya da Beyoğlu belediyesi bu insanları neden muhatap alıp da "Arkadaş gelin bakalım, siz böylesine güzel etkinlikler yapıyorsunuz, yaptığınız etkinliklerle Kasımpaşamızın adını tüm ülkemize en güzel şekilde tanıtıyorsunuz. Fakat neden maçlara gelmiyorsunuz.? Gelin bu meseleyi halledelim ve aylardır hasretini çektiğiniz tribünlerinize yeniden girin, camiamızda yeniden size kavuşmanın mutluluğunu yaşasın" denilmiyor?
Bu iş bu kadar zor mudur!?
Arma sevdalısı bir gurubu harcamak, yok saymak bu kadar kolay mıdır!?

5 Şubat 2013 Salı

Gulca Katliamı'ndan haberiniz var mı!?

Tarih 4 Şubat 1997...
Yer Doğu Türkistan'da Gulca Bölgesi...
Müslüman kadınlar bir evde toplanmış, Kur'an-ı Kerim okuyorlar...
Okunan Kur'an-ı Kerim'in manevi huzuru hem o evde bulunan Müslüman kadınları hem de bütün Doğu Türkistan Türkleri'ni sarmıştı.
Huzur içinde bir Kur'an ziyafeti yaşanıyordu.
Tıpkı İslam'ın ilk yılları gibi...
Zalim Çin yönetiminin baskıları dinmek bilmiyordu...
Bütün baskılara rağmen Doğu Türkistan'da yaşayan Türkler ne dinlerinden ne de soylarından taviz vermediler...
***
4 Şubat 1997...
Bütün dünya artık bu tarihlerde insan haklar için seferber olmuş durumda...
Dünyanın neresinde bir zulüm varsa, orada insan hakları savunucuları da var...
İşte böyle bir ortamda 4 Şubat 1997 tarihinde Komünist Çin yönetimi tarafından Gulca'da bir katliam gerçekleştirildi.
Türk kadınların o evde Kur'an-ı Kerim okuduğu haberini alan Çin askerleri evi boşaltarak oradaki bütün kadınları şehit ettiler...
Olayın bölgede duyulmasından sonra başlayan protesto gösterileri sırasında da bir çok şehit verildi...
Gözü dönmüş Çin askerleri kadın, kız, çocuk, genç, yaşlı demeden katliam yapıyordu...
Şehit sayısı tam olarak belirlenemedi...
***
Doğu Türkistan Türkleri uzun süre protestolarına devam ettiler...
Bu olaylar nedeniyle 80 bin civarında Müslüman Türk esir kamplarına gönderildi.
Tüm bunlar yaşanırken insan hakları savunucuları orada değillerdi...
Dünya medyası olaylarla ilgili sadece Çin makamlarının verdiği bilgilere dayanarak verdiler katliam haberlerini...
Herkes susmuş...
Herkes kör olmuş...
Herkes dilsiz olmuştu...
Şunu bir kere daha anlamıştık ki;
Zulme uğrayan Türk değilse, bütün dünya seferber oluyor...
Fakat zulme uğrayan bir Türk ise; kimse duymuyor, görmüyor, söylemiyor...
***
Bugün ülkemizde yaşananları da hepimiz biliyoruz...
Bilmem nerede müslümanlara zulüm yapılıyor...
Birileri hemen harekete geçiyor...
Tırlar dolusu yardımlar...
TV programlarında canlı yayınla para toplamalar...
KMS ile 5'er lira toplamalar...
Çok değil, yüzyılın başında Osmanlı'ya ihanet ederek, son Haçlı Ordusu'nun ülkemiz topraklarını işgal ettiği yıllarda bize ihanet ederek sırtımızdan hançerleyen Araplar için ülkemiz bugün ayda 70 milyon lira harcıyor...
Ülkemizi yönetenler onlar için gözyaşı döküyor...
***
Peki ya Gulca'da katledilen şehit analarımız...
Kur'an-ı Kerim okurken katledilen bacılarımız...
Suriyeli teröristler için gözyaşı dökenler şehit kadınlarımızı anımsayacaklar mı acaba!?
Korkmayın!
Doğu Türkistan Türkleri sizden para pul istemez...
Eğer siz de onların okuduğu Kur'an-ı Kerim'e inanıyorsanız,
Onlar sizden sadece bir dua beklerler...
Kısa Mesaj atarak 5 lira vermenize gerek yok...
Bugüne kadar İslam'ın tek sarsılmaz savunucusu olan Türkler gücün sadece Allah'tan geleceğine inanırlar...
Sizden sadece dua beklerler...