Geçtiğimiz günlerde insanlık onurunu ayaklar altına alan iki önemli olay yaşadı ülkemiz.
İki siyasi partinin mensubu...
Kendini "erkek" zanneden iki meczup...
Ağzından çıkanla, kulağının duyduğu arasında bir bağlantı kuramayan iki yaratık...
Öyle laflar ettiler ki, burada zikretmek bile bana eziyet olur.
İkisininde hedefinde kadınlar var.
Biri CHP'li biri AKP'li...
İki zıt kutuptaymış gibi bir görüntü verseler de, birbirlerinden farkları yok...
Al birini vur ötekine hesabı.
***
Önce bir AKP'li çıkıyor sahneye.
Hedefinde bir milletvekili var.
CHP'li bir vekil.
Bir bayan...
Allah tarafından engelli yaratılmış bir bayan...
Dindar nesil yetiştirme gayreti içinde bulunan bu AKP'li, bu engelli CHP'li için öyle laflar ediyor ki; Allah'ın bile gücüne gider. Öylesine haddini aşıyor ki bu AKP'li kendisini Tanrı yerine koyup, o bayan milletvekilinin engelinin ne sebeple kendisine verildiğini söyleme dangalaklığına kadar yükseltiyor şahsını.
Bizim inandığımız Tanrı öyle bir Tanrı'dır ki; "hikmetinden sual olunmaz!"... O'nun verdiklerine sadece şükrederiz. Verdiklerini "bela" ya da "lütuf" olarak ayırt etmeye kalkarsak o zaman sonsuz bir iman ile inandığımız Tanrı ile pazarlığa oturmuş olmaz mıyız!?
***
AKP'li oldukları için kendilerini ulu Tanrımız Allah (CC)'ın yerine koymak, kendilerini onun vekili gibi görmek, kendilerini evliya sanmak gibi densizlikler deryasının içine düşenler, ne yazık ki, bu tür lafları fazlasıyla ağızlarından boşaltıyorlar...
Günahkarlara müşrik demek onlarda...
İbadetlerini reklam etmek onlarda...
AKP'li olmayanı dinsiz olarak ilan etmek onlarda...
Onların gözünde AKP'ye oy vermeyenlerin hepsi zındık...
Şehide kelle, Apo'ya sayın, köylüye ulan diyen bunlar değil miydi!?
Hasılı kelam din kisvesi altında her türlü terbiyebiyesizliği yapanlardan her şey beklenir.
Engelli bir insan ile alay etmekde bunlara yakışır...
***
Bir süre sonra bir CHP'li alır sazı eline, vurur teline.
Torba değil ki büzesin.
Bu memlekette ağzı olan konuşuyor.
Konuşmak da hani bir işe yarasa bari.
Konuşulanlar, çöp konteynerine boşalttığımız çöp kovalarımızdan çıkanlardan beter...
Bu CHP'li zat da hedefine bayanları almış.
İnançlı bayanlar...
Başörtüsü takan bayanlar CHP'li zatın hedefindekiler...
Başörtülü bayanlara öyle bir benzetme yapıyor ki;
Başka bir ülkede olsa adama etek giydirip sokaklarda oynatırlar...
***
Başörtülü bayanlara bir hayvan adıyla hitap eden bu zat aslında CHP'nin aynası...
adı Halk Partisi olmasına rağmen bir türlü halkın partisi olamayan CHP...
Halkın değerleriyle savaşmaktan başka bir iş yapamayan CHP...
Atatürk'ün partisini halkın elinden gaspeden bir zihniyetin elinde kalan CHP...
Sokaklarda fuhuş yapanları savunup, inancı gereği giyinen kadınlarımıza hayvan adıyla hitap eden CHP...
Artık yeter!
Atatürk'ün partisinin adını bu kadar kirlettiğiniz yeter!
Halkınız ile savaşmaya devam edecekseniz, siz de Bülent bey gibi çıkın dağlara...
***
Bu iki vahim olayın iki tarafı olan CHP ve AKP'liler sosyal paylaşım ortamlarında sanki biri diğerinden daha temizmiş gibi sallayıp duruyorlar.
Tıpkı, FB'nin Karabükspor'a 1-3 yenildiği maçtan sonra FB ile makara yapan GS'liler gibi....
GS'liler kısa bir süre önce aynı hezimeti kendi Arenalarında yaşadıklarını unutmuşlar gibi FB ile makara yapıyorlar...
Bunların da GS-FB didişmesinden farkları yok aslında...
Milleti enayi mi sanıyorsunuz siz! İkinizde halk düşmanısınız.
İkiniz de kapitalizmin uşağısınız!
Alın başınızı gidin. Bu milletin başına musallat olduğunuz yeter artık!
***
Hasılı kelam ikisinin de birbirinden farkı yok...
Yaşadıklarımızla daha da iyi anlıyoruz artık bunu...
Bu halk da enayi değil.
Hem din tüccarlarına hem Atatürkçülük tüccarlarına gereken cevap sandıkta elbette verilecektir...
engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Aralık 2012 Çarşamba
3 Aralık 2012 Pazartesi
Engelleri Kaldırın...
Bugün önemli bir gün...
Dünya Engelliler Günü...
Dünya üzerinde yaşayan milyonlarca engelli insan...
Bedensel engelli...
Zihinsel engelli..
İşitsel engelli...
Görme engelli...
Bugün onlar senede bir kere de olsa anımsanacaklar...
Süslü laflar söylenecek onlar için...
Sembolik gösterilerde bulunacak siyasilerimiz
Yarın!?
Yarın yine "Engelsiz Engelliler'in günü olacak...
***
Engelli vatandaşlarımızın bazıları doğuştan engelli...
Yaratan onlara da öyle bir nimet vermiş...
"Kusursuz yattıklarımız yeterince şükretmiyorlar, bakalım engelli yarattıklarımız ne kadar şükredecekler!" düşüncesiyle mi o şekilde yaratıldılar bilemiyoruz. Allah'ın takdiri deyip geçiyoruz. Uzmanlar ise, böyle düşünmüyorlar. Engelli doğumların büyük çoğunluğunun bilimsel sebeplerini açıklıyorlar. Ülkemizdeki engelli doğumlarının çoğu akraba evliliklerinden kaynaklanıyor. İslam dininde de hoş görülmeyen akraba evlilikleri sonucu engelli doğum sayısı zirvede. Ama yine de insanlarımız buna aldırış etmeyip akraba evliliklerini sürdürüyorlar. Sonra da "Takdiri ilahi" deyip bir kenara atıyoruz engelleriyle birlikte engelli doğan çocuklarımızı...
***
Tıp ilerledi...
Artık çocuğun engelli olup olmadığı, anne karnında teşhis edilebiliyor...
Hal böyle olunca durum çarşı pazar işine dönüyor...
"Bu defolu mal bunu almayalım" deyip o zavallı çocuklarını anne karnından alıp ölüme terkeden anne - babalar da var ülkemizde...
Allah üç tane çocuk nasip etmiş...
Dördüncü defolu çıkmış...
Hemen aldırın ve öldürün...
Defolu mal gibi...
Ve bu insanlar ne yazık ki utanmadan Allah'a şükrettikleri sanıyorlar...
Dilde şükür gönülde isyanda...
Zaten biz gönlümüzle şükredebilseydik, bu hallere düşmezdik...
***
Engelli sandığımız engelsizler var bu ülkede...
Allah'a şükretmenin dilde değil gönülde olduğunu bilenler var...
Örneğin geçtiğimiz ekim ayında güzel bir haber okudum...
Tekerlekli sandalye ile yaşamaya mahkum olan pek çok engelli vatandaşımız;
Karamsarlık içinde "ben neden böyle oldum" diyerek hayata küserken,
Galatasaray'ın tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı dünya Şampiyonu olmuş...
Üstelik de 4. kez kazanmışlar bu başarıyı...
Hayata küsmemişler...
"Ben neden böyle oldum" diyerek Allah'tan hesap sormaya kalkışmamışlar...
Aileleri onların engellerini kaldırmış...
Çalışmışlar, çabalamışlar ve bugün milyonlarca engelsizin bile hayal edemeyeceği bir başarıya imza atmışlar...
İşte Allah'a şükretmek bence budur!
***
Efendim bir de malumunuz fukaralık engeliyle yaşayanlar var ülkemizde...
Gelir dağılımındaki eşitsizliğin getirdiği fukaralıkla cebelleşenler...
Hz. Ömer adaleti ile ülkemizi yöneteceğini söyleyip, kapitalizmin en acımasız canavarına dönüşenlerin daha da arttırdığı fukaralık engeli...
Belki bedensel ya da zihinsel engelli vatandaşlarımızın engellerini kaldırmak adına bir şeyler yapılıyor ancak fukaralık engeliyle yaşayanlar için hiç bir olumlu girişim yok. Onların daha çok tepesine biniliyor. Hele bir ZAM BALYOZU var ki; tepelerinden hiç inmiyor. Devlet en kolay ve en çok vergiyi onlardan alıyor. Dindar nesilden bahsedenler dinimizin temel kuralı olan ADALET'i unutmuşlar. "Fakirlik fazilettir" deyip insanlarımızı fakir kalmaya özendiriyorlar. Sevdiriyorlar fakirliği. İşte orada kafama bir soru takılıyor. Fakirlik fazilet ise, siz neden zenginleştikçe zenginleşiyorsunuz. Siz enayi misiniz Allah aşkına!?
***
Hani bir mani vardır eskilerden;
Yeni Cami direk ister,
Söylemeye yürek ister,
Benim karnım toktur amma,
Arkadaşın canı börek ister...
Söylenecek söz çok ama söylemeye, söyleneni dinlemeye, okumaya yürek ister...
Rabbim bizleri affetsin diyor ve sloganımızı tekrarlıyoruz: ENGELLERİ KALDIRIN, ey engelsiz engelliler!
Dünya Engelliler Günü...
Dünya üzerinde yaşayan milyonlarca engelli insan...
Bedensel engelli...
Zihinsel engelli..
İşitsel engelli...
Görme engelli...
Bugün onlar senede bir kere de olsa anımsanacaklar...
Süslü laflar söylenecek onlar için...
Sembolik gösterilerde bulunacak siyasilerimiz
Yarın!?
Yarın yine "Engelsiz Engelliler'in günü olacak...
***
Engelli vatandaşlarımızın bazıları doğuştan engelli...
Yaratan onlara da öyle bir nimet vermiş...
"Kusursuz yattıklarımız yeterince şükretmiyorlar, bakalım engelli yarattıklarımız ne kadar şükredecekler!" düşüncesiyle mi o şekilde yaratıldılar bilemiyoruz. Allah'ın takdiri deyip geçiyoruz. Uzmanlar ise, böyle düşünmüyorlar. Engelli doğumların büyük çoğunluğunun bilimsel sebeplerini açıklıyorlar. Ülkemizdeki engelli doğumlarının çoğu akraba evliliklerinden kaynaklanıyor. İslam dininde de hoş görülmeyen akraba evlilikleri sonucu engelli doğum sayısı zirvede. Ama yine de insanlarımız buna aldırış etmeyip akraba evliliklerini sürdürüyorlar. Sonra da "Takdiri ilahi" deyip bir kenara atıyoruz engelleriyle birlikte engelli doğan çocuklarımızı...
***
Tıp ilerledi...
Artık çocuğun engelli olup olmadığı, anne karnında teşhis edilebiliyor...
Hal böyle olunca durum çarşı pazar işine dönüyor...
"Bu defolu mal bunu almayalım" deyip o zavallı çocuklarını anne karnından alıp ölüme terkeden anne - babalar da var ülkemizde...
Allah üç tane çocuk nasip etmiş...
Dördüncü defolu çıkmış...
Hemen aldırın ve öldürün...
Defolu mal gibi...
Ve bu insanlar ne yazık ki utanmadan Allah'a şükrettikleri sanıyorlar...
Dilde şükür gönülde isyanda...
Zaten biz gönlümüzle şükredebilseydik, bu hallere düşmezdik...
***
Engelli sandığımız engelsizler var bu ülkede...
Allah'a şükretmenin dilde değil gönülde olduğunu bilenler var...
Örneğin geçtiğimiz ekim ayında güzel bir haber okudum...
Tekerlekli sandalye ile yaşamaya mahkum olan pek çok engelli vatandaşımız;
Karamsarlık içinde "ben neden böyle oldum" diyerek hayata küserken,
Galatasaray'ın tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı dünya Şampiyonu olmuş...
Üstelik de 4. kez kazanmışlar bu başarıyı...
Hayata küsmemişler...
"Ben neden böyle oldum" diyerek Allah'tan hesap sormaya kalkışmamışlar...
Aileleri onların engellerini kaldırmış...
Çalışmışlar, çabalamışlar ve bugün milyonlarca engelsizin bile hayal edemeyeceği bir başarıya imza atmışlar...
İşte Allah'a şükretmek bence budur!
***
Efendim bir de malumunuz fukaralık engeliyle yaşayanlar var ülkemizde...
Gelir dağılımındaki eşitsizliğin getirdiği fukaralıkla cebelleşenler...
Hz. Ömer adaleti ile ülkemizi yöneteceğini söyleyip, kapitalizmin en acımasız canavarına dönüşenlerin daha da arttırdığı fukaralık engeli...
Belki bedensel ya da zihinsel engelli vatandaşlarımızın engellerini kaldırmak adına bir şeyler yapılıyor ancak fukaralık engeliyle yaşayanlar için hiç bir olumlu girişim yok. Onların daha çok tepesine biniliyor. Hele bir ZAM BALYOZU var ki; tepelerinden hiç inmiyor. Devlet en kolay ve en çok vergiyi onlardan alıyor. Dindar nesilden bahsedenler dinimizin temel kuralı olan ADALET'i unutmuşlar. "Fakirlik fazilettir" deyip insanlarımızı fakir kalmaya özendiriyorlar. Sevdiriyorlar fakirliği. İşte orada kafama bir soru takılıyor. Fakirlik fazilet ise, siz neden zenginleştikçe zenginleşiyorsunuz. Siz enayi misiniz Allah aşkına!?
***
Hani bir mani vardır eskilerden;
Yeni Cami direk ister,
Söylemeye yürek ister,
Benim karnım toktur amma,
Arkadaşın canı börek ister...
Söylenecek söz çok ama söylemeye, söyleneni dinlemeye, okumaya yürek ister...
Rabbim bizleri affetsin diyor ve sloganımızı tekrarlıyoruz: ENGELLERİ KALDIRIN, ey engelsiz engelliler!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

