vefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2018 Pazartesi

BU ÇOCUKLARA SAHİP ÇIK TÜRKİYE!

Eskişehir'de bir şeyler oluyor!
Türkiye'nin alışık olmadığı bir şeyler!
Türk futbolunda ''Yaşayan bir Efsane'' olan Eskişehirspor'un içine düştüğü darboğazdan kurtulması için verilen mücadele adeta bir DİRİLİŞ DESTANI'na dönüştü...
Sahada mücadele eden lise çağlarındaki çocukların arkasında, 7'den 70'e bir sevdalılar ordusu var.
Eskişehirspor sevdalıları...
Vatan sevdası gibi...
Bayrak sevdası gibi...
Memleket sevdası gibi...
Müthiş bir sevdanın neferleri Eskişehirspor'un kurtuluşu için sahada mücadele eden 17-18 yaşındaki kardeşlerine destek oluyorlar...
***
Kutlu bir sevda ve kutlu bir direniş öyküsü yaşanıyor Eskişehir'de...
Kentin zenginleri sürekli bahaneler üreterek Eskişehirspor gibi bir efsanenin yok oluşuna seyirci kalırken, kentin siyasetçileri de aday olabilme ya da seçim kazanma telaşına düşmüşler, Eskişehirspor'un yok oluşuna seyirci bile kalamıyorlar...
Eskişehirspor'u bu durumlara düşüren yöneticiler adları bile duyulmuyor...
Ve #BizimÇocuklar....
Sahada bir efsaneyi yaşatmak için onurlu bir mücadelenin içine giren. Bizim Çocuklar...
Bir çoğu henüz lise öğrencisi ya da üniversite 1. sınıf öğrencisi...
Daha bir kaç ay önce aynı tribünlerde Eskişehirspor'un başarısı için marşlar söyleyen, bayrak sallayan bu çocuklar bugün bir kentin onurunu kurtarmak için cepheye gönüllü girdiler ve savaşmaya devam ediyorlar...
***
Ve Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nı dolduran sevdalı yürekler...
Sahada mücadele eden kardeşlerine en büyük desteği veren Tribün Çocukları...
Hazırlık maçına bilet alarak giren, lig maçına bilet parasının yanı sıra bağış makbuzu alarak giren, fedakâr ve de vefakâr tribün çocukları...
Ceplerindeki son kuruşu bile sahada mücadele eden kardeşlerinin masrafları için kulübüne bağışlayan sevdalı yürekler...
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diye haykırarak bu kutlu direnişin bir neferi olan çocuklar, gençler, kadınlar, kızlar, işçiler, memurlar ve daha niceleri...
Tekerlekli sandalye ile bu coşkunun bir yerinde olmaya çalışan koca yürekli adamlar ve SİYAH - KIRMIZI renkleri, o kutlu armayı, tribünlerde sallanan bayrakları, sahada verilen mücadeleyi görme ihtimali dahi olmayan görme engelli evlatlar, canlar, ciğerler...
***
Eskişehir'de bir şeyler oluyor Türkiye!
Ülke futbolunun yok olduğu DEV olarak görülen kulüplerimizin bile çöktüğü, Avrupa ve Dünya futbolunda yok olduğumuz şu günlerde bu kötü gidişe karşı direnen bir kent var...
Eskişehir!
1965 Yılında Dr. Aziz Bolel'in ''Yaşadığım kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' sözleriyle başlayan ve 70'li yıllarda Avrupa'nın dev takımlarını hezimete uğratacak kadar büyüyen Eskişehirspor ülkemiz genelinde futbolun kötü yönetilmesi neticesinde yok olmak üzere...
Fakat Eskişehirspor sevdalıları teslim olmuyor...
Savaşıyorlar!
Direniyorlar!
Kazanıyorlar!
Lig başında tüm futbol otoritelerinin ''Tek puan alamazlar'' dedikleri Bizim Çocuklar, 15 puana ulaştılar.
Türkiye'nin süper liginde en devasa takımların bile tribünleri boş kalırken 1. Lig'de yaşam mücadelesi veren Eskişehirspor'un bir hazırlık maçına bilet 10 bin biletli seyirci geliyor...
***
Eskişehirspor'un başarısı için sahada mücadele eden bu çocuklar Türk futbolunun geleceğini aydınlatacak pırıl pırıl çocuklar.
Bu çocuklara sahip çıkmak sadece Eskişehirspor sevdalılarının değil memleketimizin dört bir yanında farklı takımlara gönül vermiş tüm futbol severlerin görevidir!
Buradan farklı renklere gönül vermiş tüm futbol severlere çağrıda bulunuyorum.
Türk futbolunun geleceği için bu çocuklara destek verin.
ESES yazıp 7979'a göndererek ayda 10 TL katkıda bulunup, bu çocukların deplasman masraflarına, tesislerde yemek masraflarına, hatta belki de ceplerine az da olsa bir harçlık girmesi için katkıda bulunalım.
Ayda sadece 10 TL!
Futbolu seven, Türk futbolunun içine düştüğü buhrandan çıkmasını isteyen her futbol severden sadece ayda 10 TL tutarında bir katkıda bulunmalarını istiyoruz...
***
ESES yazıp 7979'a göndereceğiniz mesajla faturanıza yansıyacak olan 10 TL, bir paket sigara parası... 2 Poğaça 2 çay parası... Bir tas mercimek çorbası bile vermiyorlar bir çok yerde 10 Liraya...
Ulusal TV kanallarında program yapan değerli spor adamlarımız, programlarınızda yapacağınız bir anons ile Eskişehir'de yazılan bu destansı kurtuluş öyküsünün kahramanlarından olmak istemez misiniz!?
Saatler süren programlarınızda ''ESES Yaz 7979'a gönder ESKİŞEHİRSPOR'A HAYAT VER'' anonsu yapmanız 10 saniyenizi bile almaz.
Türk futbolu Eskişehirspor'a çok şey borçludur!
Futbol tarihimizde ulusal ve uluslararası alanlarda bir çok ilke imza atan Eskişehirspor Yaşamalı diyen her futbolseverden bu desteği bekliyoruz.
***
Biz Eskişehirspor sevdalıları olarak YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR diyerek elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz. Sizler de ESKİŞEHİRSPOR YAŞASIN diyorsanız çağrımıza kulak verin. Türk futbolunun yaşayan efsanesi Eskişhirspor için 7979'a ESES yazıp göndermeniz yeterli olacaktır.
Bu kampanyamıza destek veren tüm sanatçılarımıza ve teknik direktör ve futbolcularımıza teşekkür ediyor katkı sağlayacak olan herkese şimdiden şükranlarımızı sunuyoruz...

25 Mart 2013 Pazartesi

Okçu Yücel ve Kasımpaşa'nın "vefa"lı çocukları...

Yücel Cavkaytar...
Nam-ı diğer, "Okçu Yücel"
Ecdadın vakfına, emanetine ve mirasına sahip çıkan yegane vatan evladı...
Fatih Sultan Mehmed Han tarafından, Kulaksız ile Okmeydanı arasındaki alan okçuluk için vakfedilmiş...
Memleketin gençleri bu alanda okçuluk eğitimi alsınlar ve kendilerini geliştirsinler diye...
Gel zaman git zaman, Okçuluk uluslararası bir spor branşı olur...
Ata sporumuz olan okçulukta ne yazık ki biz yokuz...
Cumhuriyet tarihi boyunca bir tek şampiyonumuz var...
Uluslararası düzeyde şampiyonluk kazanan bu vatan evladı;
Elbette Kasımpaşalı...
Kulaksız'dan...
Yani Fatih Sultan Mehmed Han'ın okçuluk sporu için vakfettiği yerden...
***
Okçu Yücel 1948 yılında dünyaya gelmiş ve küçük yaştan itibaren bu spora gönül vermiş...
14 Yaşına geldiğinde kendisini Milli Forma'nın içinde bulmuş...
Henüz çocuk yaşta Milli Forma'yı giyme şerefine nail olan Yücel Cavkaytar, aynı yıl yani 1962 yılında katıldığı ilk uluslararası şampiyona olan Avrupa Gençler Şampiyonası'nda kürsüye çıkarak Milli Marşımızı çaldırmış, bayrağımızı göndere çektirmiş...
O zamanlar Türkiye'nin ilk ve tek Avrupa Şampiyonu okçusu olarak Türkiye'de yılın sporcusu seçilmiş...
Aradan yıllar geçti Yücel Cavkaytar halen "ilk ve tek" olma ünvanını elinden bırakmadı...
Okçu Yücel, gençliğinin baharında,
Başarıdan başarıya koyarken amansız bir hastalığın pençesine düşer...
Genç bedeni bu hastalığa daha fazla dayanamaz ve 1967 yılında, henüz 19 yaşındayken hayata veda eder...
***
Kulaksız'da mütevazi bir kabristana defnedildi...
Başarılarıyla devleşen o koca yürekli genç adam yılın sporcusu seçildiği ülkemizde çok çabuk unutuldu...
Onun açtığı yoldan kimseler gidemedi...
Onun emanetine kimseler sahip çıkamadı...
O henüz çocuk yaşta Fatih'in emanetine sahip çıkarken, onun bıraktığı emanete kimseler sahiplenmedi...
O gün bu gündür bir tek şampiyon bile çıkaramadık...
Ölümünün ardından kısa bir süre üzülenler çok oldu...
Ailesi ve yakın arkadaşlarının yaşadığı acı yıllarca dinmedi...
***
Okçu Yücel'in ölümünün üzerinden 45 yıl geçti...
Nerdeyse yakınları bile Onu unutmuştu...
Sonra birileri çıktı ortaya...
Onun öldüğü yaşta gençler...
Onun gibi pırıl pırıl vefalı gençler...
Onu hiç görme şansı olmadan,
Onu tanıma fırsatını yakalayamadan Onu hatırladılar...
Onu sevdiler,
Onun manevi şahsiyyetine sahip çıktılar...
Onlar Kasımpaşa'nın "vefa"lı çocuklarıydılar...
Onlar Arma Altı Tayfa gurubunun pırıl pırıl gençleri...
***
22 Mart 2013...
Okçu Yücel'in ölüm yıldönümüydü ve Yücel Cavkaytar'ın mezarı başında sadece onlar vardı...
Ve onlar yine tribünlerde yoktular...
Ve onlar yine ARMA yoksa biz de yokuz diyorlardı...
Ve onlar yine yüreklerdeydiler...
Vefa'nın sadece İstanbul'da bir semt olmadığını bir kez daha hepimize gösterdiler ve yüreklerimizdeki yerlerini taçlandırdılar...
Teşekkürler çocuklar...
Teşekkürler Arma Altı Tayfa...
Yüreğinize, emeğinize sağlık...

6 Ekim 2012 Cumartesi

Şaban Üner için Arena'yı inletelim...

Eskişehirspor taraftarı vefalıdır...
Eskişehirspor için bir çivi çakanı bile unutmaz...
Hatasıyla, sevabıyla kabullenir ve her daim yüreğinin bir köşesinde bir vefa damlacığını saklar...
Aziz Bolel'i unutmadığımız gibi Şaban Üner'i de unutmadık...
Beyefendi kişiliğiyle herkesin sevgisini kazanan Taraftarlar Derneği başkanımızı ölüm yıldönümünde anarken Eskişehirsporlu olabilmenin de huzurunu yaşıyoruz.
***
Şaban Üner ağabeyimizin sağlığında bu camia için yapmış olduğu hizmetleri hepimiz biliyoruz. Ahirete intikal edene kadar geçen ömründe Eskişehirspor onun için bir evlat kadar kıymetli olmuş ve bir evlada gösterilebilecek ilgi ve alakayı göstermiştir. Biz kaybettiklerimizi iyilikle yadetmeyi bilen bir milletiz. Şaban ağabeyimizi de tüm güzellikleriyle anımsıyor ve ona bir kez daha rahmet ve mağfiret diliyoruz ulu Tanrımızdan...
***
Bugün İstanbul'da tarihi bir maç daha oynayacağız...
Başkaları bilmeyecek ama biz bu GS maçında da Galatasaray tarafından gaspedilen şampiyonluğumuzun hasreti ve hıncıyla o tribünlerde olacağız. TV başında bu maçı izlerken yıllar öncesine dönüp 7 dakika erken bitirilerek şampiyonluğumuzun adeta gaspedildiği o maçı düşüneceğiz...
***
Bugün taraftar olarak Arena stadının tribünlerinde unutmayacağımız bir kişi daha var...
Şaban Üner...
Eskişehirspor Tarftarlar Derneği'nin eski başkanı...
Merhum Şaban ağabeyimizi ölüm yıldönümünde Arena'da anacağız...
O'nun için ESES çekeceğiz...
Onun için daha güçlü ESES çekeceğiz...
Bir baba hindi çekeceğiz Şaban Üner'in aziz ruhu için...
Ve atacağımız her golde Şaban başkanımıza sarılacağız...
Gol yersek, Şaban abimizin omzuna yaslayıp başımızı onunla üzüleceğiz...
***
Siyah - Kırmızı renklerin sevdalıları bugün "Yensen de yenilsen de" deyip yine ARMA'nın peşinde koşacak.
Gülmek ya da ağlamak için değil...
Arena'ya ARMA için gideceğiz...
Bugün Şaban Üner için haykıracağız...
Bugün günlerden Şaban Üner diyeceğiz...