Yunus Emre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunus Emre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2018 Pazartesi

Eskişehirspor'un derdine çare: YUNUS EMRE

Eskişehir...
Yunus Emre'nin şehri...
Tüm dünyaya insanlık dersi veren, aradan geçen yüzyıllara rağmen halen sözleriyle gönlümüzü aydınlatan Allah dostu Yunus Emre...
Sabrın ve itaatin sembolü, huzurun ve mutluluğun anahtarı Yunus Emre...
Ve biz!..
Eskişehirliler...
Eskişehirsporlular...
Şöyle bir düşünsek, Yunus Emre gibi bir yolbaşçımız varken biz ne haldeyiz!?
***
Eskişehir denilince Türkiye'nin her yerinde, her yaş grubundan insanın ilk aklına gelen Eskişehirspor'dur...
Eskişehir'in en büyük değeri!
Eskişehir'in en büyük markası!
Tıpkı Yunus Emre gibi kurulduğu yıldan itibaren çok kısa bir sürede tüm Anadolu'nun gönlünü fethetmiş ve bugün bile Eskişehirli olmayan nice sevdalısı olan Eskişehirspor...
Peki bugün ne durumda bu gönüller fatihi Eskişehirspor!?
Hepimizin malumu!
Can çekişiyor!
Can çekişiyoruz!
Kentimizin en büyük değeri, kentimizin en büyük markası gözlerimizin önünde yok olup gidiyor ve bizler hiç bir şey yapamıyoruz.
***
Bu kadar zor mu kendi kurduğumuz bu takımı, Anadolu'nun sevgilisi yaptğımız, Anadolu Yıldızı namıyla taçlandırdığımız Eskişehirspor'u YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR yapmak bu kadar zor mu!?
Biz değil miydik bu takımı dünyaya tanıtan!?
Biz değil miydik bu takımı Eskişehir'in en büyük markası haline getiren!?
Biz değil miydik 3 İstanbul takımının egemenliğine son veren bu takımı ANADOLU YILDIZI yapan!?
Biz değil miydik, dünya devi Sevilla'yı Porsuk'a gömen!?
Biz değil miydik Eskişehirspor'a karşı 3 İstanbul takımını birleştiren!?
Biz yapmadık mı bunları!?
Elbette biz yaptık!
Çünkü biz;
''Gelin BİRLİK olalım, İşimizi kolay kılalım'' diyen Yunus Emre'nin evlatlarıydık!
***
Yıllar önce merhum hocamız Abdullah Gegiç ile ''Ne olacak bu Eskişehirspor'un durumu'' konulu klasik sohbetimizi yapıyorduk.
Hocam dedi ki;
''Eskişehirspor'un Yeniden Büyük Eskişehirspor olması için her şey hazır. Sadece kent halkının birlik beraberlik olması ve bir LİDER etrafında toplanarak takıma destek olması yeterli''
Evet ne kadar doğru söylemişti rahmetli!
Allah gani gani rahmet etsin!
Bunu yüzyıllar evvelce Yunus Emre de söylemişti!
''Gelin BİRLİK olalım, İşmizi KOLAY kılalım!''
BİRLİK olmak!
Eskişehir'in en büyük değeri, en büyük markası için BİRLİK olmak!
Bu kadar mı zor!?
Bu kadar mı çetrefilli bir durumdur!?
***
Şu anki halimize bir bakalım:
Eskişehirspor'un içinde bulunduğu duruma kimler çare olabilir?
Politikacılarımız!
Ne durumdalar!?
CHP; kendi içinde kavgalı! Belediye başkanları, İl ve İlçe başkanları kendi dertlerinde kendi hesaplarında! Milletvekilleri de aynı durumda!
AK PARTİ; Diğerlerinden farklı değil. Eskişehir halkını temsil eden vekiller bile birbirlerine mesafeli!
MHP; 1 Vekili var. Ama bu 1 Vekil Eskişehir'in en köklü ailelerinden bir isim. İstese bu birlik ve beraberliğin sağlanması için en etkili adımları atabilir.
İP; Onlar da 1 vekil ile Eskişehir'i temsil ediyor. Ancak Eskişehirspor için hiçbir etki yok!
Bunların dışında MHP'nin Eskişehirli İstanbul milletvekili İzzet Ulvi Yönter ve BBP'nin Eskişehirli Ankara milletvekili Mustafa Destici'yi de bu hesaba katmak gerek. Her ikisi de TBMM'de çok etkili isimler.
Siyasetçilerin dışında sanayici ve işadamlarımız ile esnafımızı temsil eden ESO ve ETO!
Hem kendi içlerinde hem de birbirleri ile kavgalı!
***
Tepede durum bu!
Balık baştan kokar misali yukarıda durum buysa gerisini siz düşünün!
Böyle bir yapının Eskişehirspor'a faydalı olabileceğini düşünmek bile saçmalık gibi geliyor insana!
Bu noktada tüm vekillerimize, tüm belediye başkanlarımıza ve siyasetçilerimize, İş adamlarımıza ve esnafımıza bir çağrıda bulunsak!
Gelin bir kere olsun kentimizin en büyük markası olan Eskişehirspor için BİRLİK olsak!
Bir kere olsun Yunus Emre'nin sözünü dinlesek!
BİRLİK OLSAK, İŞİMİZİ KOLAYLAŞTIRSAK!
Ne olur!?
Kıyamet mi kopar sayın büyüklerimiz!
Bir kere olsun aranızdaki tüm kırgınlıkları, küskünlükleri ve hesaplarınızı bir kenara bırakıp şu Eskişehir halkının huzuruna çıksanız; ''Ey Eskişehir halkı, biz Yunus Emre'nin sözünü dinledik BİRLİK OLDUK! Kentimizin en büyük değeri Eskişehirspor'un YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR olması için maddi - manevi HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERECEĞİZ deseniz kıyamet mi kopar Allah aşkına söyleyin!
***
Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda oynanacak ilk maç öncesinde, takımlar sahaya çıkmadan bu kentin Valisi, Belediye başkanları, Milletvekilleri, Sanayi Odası ve Ticaret Odası başkanları ELELE verip sahaya çıkarak tribünleri dolduran ESES sevdalılarına ''KORKMAYIN! BİZ VARIZ! ESKİŞEHİRSPOR İÇİN BİRİZ, BERABERİZ!'' deseniz kıyamet mi kopar be sayın büyüklerim!?
Eskişehirspor sevdalıları Eskişehirspor için BİRLİK oldu!
Önce Taratarlar Birliği'ni kurdular!
Yetmedi bir Taraftar Komitesi kurdular!
Siz bir kere olsun BİR olamayacak mısınız!?
Eskişehir halkı bunu haketmiyor mu!?
Türkiye'nin dört bir yanındaki Eskişehirspor sevdalılarının karşısına bir kere olsun BİRLİK BERABERLİK mesajı iletemeyecek misiniz!?
***
Başka çare yok!
Sizler Eskişehirspor için birlik olamazsanız Eskişehispor sevdalıları #BenimOyumEskişehirspora diyerek BİRLİK olacak Eskişehispor için Birlik olamayan sizlere karşı!
Ne yapabiliriz!?
Belki bir bağımsız aday çıkartırız!
Belki hiçbirinize oy atmayız!
Belki sandığa bile gitmeyiz!
Sanayicilerimiz, Ticaret erbabımız, esnafımız!
Siz Eskişehirspor için BİRLİK olamazsanız, biz size karşı birlik oluruz. Ürünlerinizi, işyerlerinizi boykot ederiz. Yasal çerçeve içinde ne geliyorsa elimizden Eskişehirspor için yaparız bundan emin olun.
VE bir kere daha Yunus Emre'ye kulak verelim: ''GELİN BİRLİK OLALIM; İŞİMİZİ KOLAY KILALIM''

YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!

NOT: Yunus Emre'mizi Eskişehirspor forması ile resmeden Eskişehirspor ressamı üstad Salih Danacı hocama teşekkürler...

19 Nisan 2016 Salı

Bu "dil" Türk Milliyetçilerini iktidar yapmaz...

Türk Milliyetçileri tarihi bir süreçten geçiyor.
Türk Milliyetçileri tarihin en zorlu sınavlarından birini yaşıyor.
Bu zorlu süreç, bu zorlu sınav ya bizlere iktidarın kapısını açacak, ya da tarihin derinliklerine gömecek.
Belki kutlu bir doğum sancısı, belki de trajik bir ölümün sancıları.
Bu süreçte yaşananlar, söylenenler çok önemlidir.
Ülkücü'nün her hareketi,
Ülkücü'nün her sözü,
Ülkücü'nün her davranışı...
MHP'nin ilk seçimlerdeki oylarına etki edecektir.
Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
***
Şu an bütün Türkiye bizi izliyor.
Türk Siyaset tarihi bu açıdan da bir ilki yaşıyor belki de.
Hiç bir dönemde bir siyasi partinin içsel sorunları bu kadar genelleşmemişti.
Özellikle birbirleriyle kanlı bıçaklı olan Cemaat ve AKP tarafı.
Sokaktaki vatandaşından en üst kademesindeki yöneticisine kadar hepsinin gözü MHP'nin içine düşürüldüğü hengamede.
Sadece bunlar mı!?
Eski DYP'liler...
Eski ANAP'lılar...
Eski CHP'liler...
Eski "Ülkücüler"...
BBP'liler...
Solcular...
Sağcılar...
Hepsi bir taraf olmuş MHP'nin iç hesaplaşmasında...
***
Aslanlar birbirleriyle kavgaya tutuştuğu vakit etraflarını leş kargaları, çakallar, sırtlanlar ve akbabalar tarafından kuşatılır.
Kavganın neticesinde bir kaç parça leş kapabilmek için bekleşirler...
İşte durum aynen böyle.
Ki bunlar o hayvanattan daha akıllılar ve strateji geliştiriyorlar akıllarınca.
Onlar için önemli olan kimin "yendiği" ya da kimin "yenildiği" değil MHP'nin neler kaybettiği, ne kadar zayıflatıldığıdır.
İşte böylesi zorlu bir süreçte Türk milliyetçileri.
Ve ne yazık ki, bu süreçte her iki tarafın da kullandığı dil bizi yaralamaktadır.
ÜLKÜCÜ EDEP sınırları çoktan aşılmıştır.
Özellikle Meral Akşener taraftarlarının sosyal medyada kullandığı argo kelimeler ve galiz küfürler dillerinden düşürmedikleri "iktidar" masalının ne kadar boş olduğunun açık bir göstergesidir.
MHP'nin olası bir seçimde oy alma ihtimali yüksek olan kesim bu yazılanları bu söylenenleri bir köşeden takip ediyor.
***
Asli vazifesi "Devlet Bahçeli düşmanlığı" olan, Devlet Bahçeli'nin devrilmesi için hiç tasvip etmedikleri Meral Akşener'in peşine takılan bir kitle var. Bu kitlenin sosyal medya üzerinden Devlet Bahçeli ve "Lidere sadakat, davaya sadakattir" düsturu ile Devlet Bahçeli'yi destekleyen Ülkücülere ettiği galiz küfürleri ve kullanılan argo kelimeleri burada aktarmaya benim Ülkücü Edebim izin vermez.
Hele ki, bir ozan müsveddesi var ki, bu adamı ben oldum olası hiç sevmedim.
Bir ozan her haliyle halka örnek teşkil edecek tavırlar içinde olmalıdır.
Ozan dediğin, Yunus Emre'nin, Karacaoğlan'ın, Aşık Veysel'in ve daha nicelerinin dilini kullanmalıdır.
Her şiirinde, her küfür, her türküsünde argo kelimeler bulunan birisi nasıl olur da yıllardır Ülkücü Camia'da kabul görür bunu anlamak mümkün değil.

***
Elbette bunun karşılığında Lider Devlet Bahçeli tarafında yer alanların kullandıkları dil de halkımız tarafından mercek altında tutulmaktadır.
Bu tarafta da kullanılan sözler Ülkücü Edep sınırlarını zorlamaktadır.
Belki bir çok Ülküdaşım kızacak bana ama en başta sayın Celal Adan'ın kullanmış olduğu tanımlama hedefi ve amacı her kim olursa olsun Türk-İslam Ülküsü davasının çatısı olan MHP'nin Genel Başkan Yardımcısı'nın diline yakışmamıştır.
O açıklamada bu tanımlamayı kullanmak Türk - İslam Ülküsü'ne, Türk Milliyetçileri'nin iktidar yürüyüşüne zerre katkısı olmaz ama az ya da çok zararı olur.
Benim Devlet Bahçeli'ye olan desteğimin ilk sebebi 19 yaşından bu yana iliklerine kadar işlemiş olan ÜLKÜCÜ EDEBİ'dir.
Devlet Bahçeli'nin çalışma arkadaşlığını yapanlar da bu edepten nasiplenmelidirler...
***
Sonuç olarak hepimiz aklımızı başımıza alalım.
"Ey TÜRK titre ve kendine dön!" sözünü hepimiz vicdanlarımıza yüksek sesle haykıralım ve bu süreçte kullandığımız dile lütfen çok dikkat edelim.
Unutmayalım ki, sosyal medyada kullandığımız bu dil sadece rakiplere, sadece MHP üzerinde operasyon yapanlara değil, aziz Türk Milleti'ne de ulaşmaktadır.
Birbimize karşı kullandığımız bu dili gören Türk milleti "Bunlar birbirine bile ne küfürler ediyor, ne hakaretler yapıyorlar. Yarın biz bunları iktidar yaparsak Allah bilir neler olur neler" demezler mi!?
Hep söylüyoruz.
İnsanların değerlerine söverseniz, hakaret ederseniz onları daha da güçlendirirsiniz.
Onları daha çok kutuplaştırırsınız.
Nitekim AKP seçmeninin bu denli partiye ve lidere bağımlı olmasının en büyük etkenlerinden birisi de budur.



8 Ekim 2012 Pazartesi

Adnan Hoca diye bir adam...

Memleketim...
Güzel memleketim...
Tanrı bu memlekete öylesine güzellikler vermiş ki, anlata anlata bitiremeyiz...
Doğal güzelliklerimizin yanısıra çok da güzel insanlar vermiş Rabbim bizlere...
Çağ açıp çağ kapatanlardan tutun da yedi düvele dünyayı zindan edenlere kadar...
Hepsi bu memleketin güzellikleri arasında yetişmiş güzel insanlar...
Mevlana ve Yunus Emre ile hümanizmin merkezi olan  yurdumuz, Selçuklu'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar din, dil, ırk, mezhep ayrımı gözetmeksizin herkesin huzur içinde yaşadığı devletler kurmuşlar bu güzel topraklarda...
***
Bugün yazımızı biraz gecikmeli yazmak durumunda kaldık...
Bazı dostlarımız sanal ortamdan sual ettiler:
- Hocam bugün yazınızı okuyamadık!
Bende alışılmış bir cevapla geçiştirdim
- Pazartesi sendromu !
Aslında vaziyet öyle değil...
Bugün yaşadığım ruh halini anlatmak için size bir anımı aktarmak isterim...
***
Bizim mahallenin bir hocası vardı kulakları çınlasın.
Ali Hoca...
Kendi halinde Allah yolunda bir adamcağız...
Günlerden Cuma...
Hocaefendi Cuma Hutbesi için minberde...
Suratı asık...
Ama öyle kızgın bir ifadeyle değil, üzgün...
Dualarını okuyup hutbeye geldiğinde sıra, o üzgün ifadeyle;
- Yahu aziz ve muhterem cemaat, bugün hutbe veresim yok!
Allah Allaaah!
Cemaat şöyle hep birlikte bir yerinden kıpırdayıp, merakla hocayı dinlemeye koyuldu...Hoca sözlerine devam etti:
- Yahu canım çok sıkkın. Dün akşam televizyona bakarken gördüm, bu Mayk Cek midir nedir (Michael Jackson'dan bahsediyor) o gelmiş Türkiye'ye. Bir stada onbinlerce Müslüman evladı dolmuş, kıçlarını başlarını açmışlar, kendilerinden geçmişler. Bu duruma çok üzüldüm ve bugün hutbe vermeyeceğim...
Dedi ve dualarını okuyarak minberden inip namaza geçti...
Cemaat şaşkın şakın hocaefendiyi dinledi ve onun arkasında cuma namazını eda ettik...
***
İşte bende bugün bizim hoanın ruh hali içindeyim...
Haber sitelerini takip ederken bir haber gözüme çarptı...
"Adnan Hoca yine coştu" diyor haberin anonsunda...
Vay arkadaş ya bu hoca niye coşmuş acaba deyip tıkladım haberin linkine...
Hoca yeni bir dans ile çıkmış sevenlerinin karşısına...
Gangnam dansı...
Ecnebi bir müzik eşliğinde hocaefendi ve çıtır müritleri arzı endam ediyorlar...
Hoca muhtemelen içinden maşallahlar yağdırıyordur müritlerine...
***
Düşündüm...
Bu adam hoca...
Yani hocanın anlamı bizim kültürümüzde nedir!?
Halka örnek olacak kişi...
Halkı aydınlatacak kişi...
Halkı bilinçlendirecek kişi...
Ne yönde aydınlatacak!?
Kendi inanç ve kültür değerleri yönünde aydınlatacak...
Bir hocaefendi çıksa halay çekse, horon tepse, zeybek oynasa, kaşık oynasa, kafkas dansı yapsa anlarım. Hatta takdir ederim. Halka kendi kültür değerlerine çıkma anlamında örnek oluyor derim...
Ama bu gangnam dansı nedir yahu!?
***
Ya bu adamın etrafında toplanan çıtır ve cıbıl hatunlara ne demeli!?
Memleketimin insanı kendisini bu kadar mı basitleştirir!?
Memlekette bunca acı yaşanırken bir hocaefendinin böyle abuk subuk bir şekilde tv ekranında dans etmesi nedir!?
Eğer bu Adnan Oktar "hoca" ise bizim mahallenin imamı nedir!?
Yüce Rabbim bize Mevlana'yı verdinse Adnan Oktar'ı neden verdin!?
Bize Yunus Emre'yi verdinse bu adamı neden verdin!?
***
Yani dostlar durum bundan ibaret...
Bu adamlar hoca olup millete örnek oluyorlarsa biz boşa kürek çekiyor gibiyiz...
Ulanın artık ey millet, bu şaklabanlıklarla uyutuluyorsunuz ve Üsküdar'da sabah olacak nerdeyse...
Bu arada fotoğraf erotik bir siteden falan alınmamıştır. Bu fotodaki hatunlar Adnan hocanın konu mankenleridir...