Aziz Bolel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Bolel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2019 Cumartesi

Ardabaran'ın Gözyaşıdır Eskişehirspor'u Yaşatan Güç...

Türk futbol tarihinde yaşayan bir efsanenin destanı yazıldı 1965'ten bu yana...
Kalemi AŞK, kağıdı yürek, mürekkebi gözyaşı olan bir destandır bu...
Merhum Aziz Bolel ve arkadaşlarının Eskişehir halkının muazzam desteği ile başlattığı ''Futbol'da Anadolu Devrimi'' hareketi kısa zamanda tüm Anadolu halkının desteğini aldı ve Eskişehirspor ANADOLU YILDIZI madalyasını göğsüne takarak yaşayan bir efsane olarak tarihe geçti.

***
Kolay yazılmadı bu desten.
Kolaylıkla efsane olmadı bu takım.
Öyle parayla pulla da olmadı hiçbir şey.
AŞK ile,
Sevda ile,
Zorlu şartlarda yılmadan yıkılmadan verilen büyük bir mücadele ile tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurdu Eskişehirspor.
Ve bugün, Eskişehirspor'un yaşadığı zorlu süreçten çok daha küçük engeller karşısında bir çok Anadolu takımı yok olup giderken, Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
Yaşıyor, savaşıyor Eskişehirspor!
Bozuk düzene karşı verilen mücadele tüm hatlarıyla devam ediyor.
Endüstriyel futbol anlayışının tüm acımasızlığına rağmen, yüreklerde beslenen AŞK ile Eskişehirspor yaşamaya devam ediyor.
***
Anadolu'nun bir çok başarıya imza atmış nice kent takımı bir bir yok olurken, ya da adını şirketlere satarken Eskişehirspor kurulduğu gün ortaya konulan ''Kültürü'' ile yaşamaya devam ediyorsa, bunda en büyük katkı yıllardır dökülen kutlu gözyaşlarınındır.
Nice sevdalı yürek, 1965'ten bu yana sevdası Eskişehirspor için ''Bazen sevinç, bazen keder'' diyerek gözyaşı döküyor. Bir mağlubiyetin verdiği acıyla dökülen gözyaşları değil Eskişehirspor'u yaşatan, kutlu bir sevdanın özlemiyle dökülen gözyaşlarıdır.
Beceriksiz ve art niyetli yöneticiler sayesinde çekilen acıların meyvesidir bu kutlu gözyaşları.
***
Eskişehirspor taraftarı anılarını anlatırken ''ESES için döktüğü ilk gözyaşı''ndan başlar söze...
Ben de henüz 15 yaşındayken dökmüştüm Eskişehirspor için ilk gözyaşlarımı.
Yıllarca 1. Lig'de şampiyonluk mücadelesi verirken birden bir Vefa Stadı'nın toprak sahasında toz içinde kalmasına şahitlik ettiğim için ağlamıştım...
Yıllar geçti...
Dinmedi o kutlu gözyaşları...
Bugün Ardabaran ağlıyor...
14 yaşındaki Ardabaran...
Ve daha niceleri...
Nice minik yürek...
Nice sevda ateşiyle yanan yürek ağlıyor bugün...
***
Eskişehirspor'u ayakta tutan manevi güç bu gözyaşlarıdır.
Bu kutlu gözyaşlarının sahibi Arbaran Çubuk kardeşimin sevgili babası oğluyla ilgili duygularını kaleme dökmüş.
Okuyup da duygulanmamak, ağlamamak ve Yeniden Büyük Eskişehirspor mücadelemize daha güçlü bir şekilde devam etmemek mümkün değil.
Aşağıda sizlerle paylaştığım satırları okurken ağlayalım hepimiz.
Ama yıkılmayalım...
Yılmayalım...
Daha güçlü bir şekilde YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelemize kaldığımız yerden devam edelim...
***
Noktasına virgülüne dokunmadan sizleri Ardabaran kardeşimizin babası sevgili kardeşim Muharrem Çubuk'un duygularıyla başbaşa bırakıyorum:

Oğlum Ardabaran Yürümeyi, konuşmayı, koşmayı yeni öğrendiğinde attım onu bu sevdanın kucağına. Senelerdir derdini, sevincini, kahrını çektiğim sevdama onuda dahil ettim. 6 yaşındaydı. Ne sevdadan haberi vardı ne futboldan. Ben kolundan tuttum. Eskişehirsporumuzun tesislerine götürdüm. Dedim ki " Oğlum, bundan sonra ki hayatını bu armaya, bu toprağa, bu şehire adayacaksın. Bu şehir için ter dökeceksin. " Atalarımız gibi küçük yaştan aşıladım ona şehir sevdasını, memleket sevdasını. 

7 sene oldu oğlumu bu kulübün alt yapısına teslim edeli. Tam 7 sene. Oğlum tribünde abilerini, sahada kendi armasını destekliyor. Bu armayı en az ben babası kadar seviyor artık. Sevmese bu gözyaşını dökebilir miydi ? Söyleyin. Bir çocuk dahi olsa küser mi sevdiğine, darılır mı ? Sevdiği için ağlar, sevdiği için güler..

Bu fotoğraf Göztepe finali sonrası. Oğlumla beraber gözyaşı döktüğümüz maç. Hüzünle gurur karışmış. Anlatılmaz sevda. O gün daha güçlendi, daha hırslandı oğlum. Bu arma için ter dökmeye, bu şehir için yorulmaya.
Ama şimdi... 
Hergün onun tek bir sorusuyla karşı karşıya kalıyorum. 
Bu üzüntüyü bilebilir misiniz ? Bu duyguyu tadabilir misiniz ? 

Ardabaran kendine başka kulüp bulur ama başka ESKİŞEHİRSPOR bulamaz.

Sayın büyüklerimiz, ESKİŞEHİR uyanın, silkelenin. Çocuklarımızın hayallerini kurtaralım. Onların hayallerini çalmayalım...

23 Haziran 2019 Pazar

Silkelen Eskişehir, Uyan Anadolu; 1965 Ruhu Geri Geldi!

Bilmeyene anlattığımız vakit bir masal dinler gibi dinliyorlar...
Bilenler ise, o şanlı armayı görür görmez heyecanla haykırıyorlar:
- Es Es Es Ki Ki Kİ Eski Eski Es!
Ömer Hayyam Yokuşu'nu tırmanıyorum yine bir gün.
Gönlümün avuntusu, ilk aşkım Eskişehirspor forması üzerimde.
Yorgun ve gururla tırmanıyorum Ömer Hayyam Yokuşu'nu.
Birden yüreğimizi yerinden fırlayacak vaziyete getiren o ses geldi arkamdan:
- Es Es Es Ki Ki Kİ Eski Eski Es!
***
Hemen geri döndüm.
65 - 70 yaşlarında, saçları dökülmemiş ama ak pak olmuş, bıyıkları cıgaradan sararmış, sesi katrandan iyice kartlaşmış bir Roman bey amca.
Es Es tezahüratı bittikten sonra benim kendisine baktığımı görünce;
- Hey gidi ESES be! Ne günlerdi...
- Fethi, Nihat, Ender filelere gönder!
Hayranlıkla dinliyordum bey amcayı.
Kendisine gülümseyerek karşılık verebildim sadece. Bey amca durmuyordu.
Bir çırpıda 15-16 civarında isim saydı.
Hepsi efsane kadromuzun oyuncuları.

Bana say deseler o kadar hızlı sayamazdım muhtemelen.
***
Benden belki 15 yaş büyük olmasına rağmen;
- Ah be abiciğim, bakma biz Beşiktaşlıyız ama Eskişehirspor bir başkaydı be!
Ben halen tek kelime konuşamamıştım.
Bey amca öyle heyecanlı ve öyle özlem dolu konuşuyordu ki, ne diyeceğimi bilemedim. Bilsem de Bey amca fırsat vermezdi zaten...
Neyse ki, biraz sohbet edebilme imkanı bulduk.
Öyle sanıyorum ki, ilk defa tanışıp, Eskişehirli olmadığım halde neden Eskişehirsporlu olduğumu sormayan tek adamdı kendisi.
Çünkü o biliyordu.
Eskişehirspor, ANADOLU YILDIZI'ydı!
Eskişehirsporlu olmak için, Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehirli olmaya gerek yoktu.
***
Belki Türkiye'de en çok taraftar sıralamasında 3 takım önde görünebilir fakat ''en çok sevilen takım'' sıralamasında kesinlikle Eskişheirspor açık ara birinci sıradadır.
Rakip taraftarlar tarafından bile bu kadar sevilen Eskişehirspor kurulduğu 1965 yılından sonraki 10 yılda kazandığı başarılar ile tüm ülkemizin gönlünde taht kurmuştu.
Eskişehirspor takımı çeşitli sebepler sonucunda bugün yok olmakla yüzyüze gelmiş olsa da Eskişehirspor sevdalıları sayesinde yaşayan bir efsane olarak varlığını sürdürdü ve Eskişehir kentinin en büyük değerlerinden biri oldu.
Bugün Türkiye'nin neresinde ''Eskişehir denilince ilk aklınıza gelen nedir?'' sorusunu sorarsanız sorun alacağınız cevap;
- ESES
- Eskişehirspor
- Kırmızı Şimşekler
ya da
- Anadolu Yıldızı olacaktır.
Yani Eskişehirspor, Eskişehir kentinin sembolü olmuş, en büyük markasıdır, en büyük değeridir.
***
Takımın sportif başarı olarak en kötü dönemlerinde olsa bile marka değeri hiç düşmemiş, büyük bir camianın ''en değerlisi'' olmaya devam etmiştir.
Eskişehirspor'un bu duruma gelmesinde şüphesiz tek sorumlu beceriksiz ve art niyetli yöneticilerdir.
Eskişehirspor'u anlamayan,
Eskişehirspor'u tanımayan,
Eskişehirspor'u yaşamayan,
Eskişehirspor'a sevdalanamayan beceriksiz ve art niyetli yöneticilerin dönemi artık bitti.
Artık yönetimde Eskişehirspor sevdalıları var.
Artık yönetimde laf üretmeyip, gece gündüz çalışanlar var.
Artık yönetimde verdiği sözü namus bilen Kara&Kızıl sevdalılar var.
Artık yönetimde Eskişehirspor'u sevdiği kadar sahip çıkmayı da bilenler var!
***
Türkiye'nin dört bir yanında, nice sevdalı yüreğin sevgilisi olan Eskişehirspor'un yeni başkanı Osman Taş, Eskişehirspor'un içinde bulunduğu durumdan kurtulması için ''26 saat yeterlidir!'' dedi.
Haksız mı!?
Haklı!
Hem de çok haklı.
Yaptığı her icraatla güven telkin eden bu yönetime bu şehrin sanayicileri ve tüccarları destek olursa, yapacakları maddi katkılarla Eskişehirspor'un mevcut borçları bir çırpıda ödeniverir. Daha evvelce gündeme getirdiğimiz Eskişehirspor'a 100 biner lira verecek 1000 işinsanı, sanayici, tüccar çıkmaz mı bu kentten.
Çıkar hem de 26 saatte biter iş.
Osman Taş başkanlığındaki yönetim kimseden karşılıksız para istemiyor.
VIP kombine alsınlar, Loca alsınlar olmadı forma alsınlar.
Sanayi odası, Ticaret odası, Esnaf odası mensubu değerli işinsanlarımız, sanayicimiz, esnafımız, tüccarımız için çok büyük bir miktar değildir 100 bin lira.
Artık bu kulübe 5 TL veren de 100 bin tl veren de verdiği paranın hesabını istediği zaman sorabilir.
Lafta güven değil icraatta güven veren bir yönetim var artık.
Bilançoları A4 kağıtta geçiştiren değil, her kongre üyesine dağıtılan kitaplarda hesap veren bir yönetim anlayışı var artık.
***
Eskişehir silkinip kendine dönmeli artık!
1965 Ruhu bu yeni yönetim anlayışı ile yeniden hayat bulmuştur.
Şimdi yeniden hayata dönen bu ruha sahip çıkma zamanıdır.
Aziz Bolel ve arkadaşlarının başlattığı Anadolu Futbol Devrimi'ni tamamlama vaktidir şimdi.
Ve bunu biz başaracağız.
Biz Eskişehiriz!
Biz Eskişehir'in sevdalılarıyız!
Biz Anadoluyuz!
Biz bunu da başarırız!

15 Şubat 2019 Cuma

Eskişehirspor'a BORCU olanlar...

Eskişehirspor...
1965 yılında Anadolu insanının ayaz gecelerini aydınlatan büyük bir yıldız olarak parlayan Eskişehirspor, bugün içine düştüğü borç batağı sebebiyle bir varolma savaşı veriyor.
Ortaya konulan bilançolara bakıldığında adeta uçan kuşa borcu var Eskişehirspor'un.
Rakamları okuduğumuz vakit herkes alacaklı Eskişehirspordan...
Formasını giyen futbolcu, o formaları yıkayıp ütüleyen malzemeci, aşçı, çaycı, kasap, manav, market, eski yöneticiler, antrenörler, futbolcu simsarları, bazı kulüpler, tefeciler (factoring diyorlar şimdi), bankalar, sanayiciler, avukatlar...
Dedik ya bir uçan kuş kalmış.
Hesap kitap bilse belki o da alacaklı çıkacak.
Ama bilançolarda uçan kuşların adı yok çok şükür.
***
İyi de bu Eskişehirspor'un hiç mi alacağı yok!?
Borçların rakamlarla ifade edildiği bir yerde alacaklar nasıl ifade edilecek?
Düşündüm.
Örneğin benim Eskişehirspor'a borcum olabilir mi!?
Eskişehirspor ile hiç para ilişkim olmadı.
Eskişehirspor'a rakamsal borç yapacak hiç bir girişimim olmadı.
Para harcamışlığımız var Eskişehirspor için ama para almadık, para kazanmadık.
Bu durumda borcum yok gibi görünüyor.
Daha derin düşünmek lazım belki de...
***
Düşündüm...
Derin derin düşündüm.
Ve ne kadar da çok borçlu olduğum çıktı ortaya.
Daha ilk gün borçlanmışım meğer.
Kasımpaşa'da, Hastane Yokuşu'nun hemen dibindeki okulumuzun bahçesinde Gassarayı tutan arkadaşlarıma büyük bir sevinçle ''Nasıl yendik ama'' diye haykırırdığım anda başlamışım borçlanmaya...
Hep onlar söylüyordu bu cümleyi; ''Nasıl yendik ama''
Bense, hem onların tuttukları takımları tutup onlardan biri olmak istemiyordum hem de onların tuttukları 3 takımı da yenebilecek ve onlara ''Nasıl yendik ama'' dedirtecek bir takım tutmak istiyordum.
***
Acaba var mıydı öyle bir takım diye düşünürken, babamın okuduğu Tercüman gazetesinde okumuştum. ''Anadolu Yıldızı Eskişehirspor, Gassarayı 3-2 yenip en büyük kupayı kazanmıştı''
İşte bu!
Onların tuttuğu takımı yenen ve onlardan biri olmayan bir takım.
Hem de öyle aslan, kanarya, kartal falan değil!
Anadolu Yıldızı!
Sonradan öğrendim.
Bir de Kırmızı Şimşekler deniliyormuş Eskişehirspor'a!
Hep farklı!
Onlardan değil.
Onlardan çok farklı!
***
İşte ben böylesine muazzam bir sevda kazanmışım.
Bir ölümsüz aşk kazanmışım.
Şu dünyada AŞK'tan gayrı büyük bir kazanç ne olabilir ki!?
Daha yolun başında Eskişehirspor'a olan borcumdam ötürü belim büküldü.
Sadece bu kadar mı!?
Benim gibi Eskişehirspor sevdalısı nice güzel insan kazandım Eskişehirspor sayesinde...
Dostlar kazandım, hem de kötü gün dostları!
En darda kaldığım anlarda Hızır gibi yetişen can dostlar kazandım Eskişehirspor sayesinde.
Kardeşlerim oldu.
Öyle laf olsun diye kardeş değil.
Sevmelere kıyamadığım,
Özlemeye doyamadığım, candan öte can kardeşlerim oldu Eskişehirspor sayesinde...
***
Hepimiz borçluyuz Eskişehirspor'a.
Hem de çok borçluyuz.
Özellikle de Eskişehir'de yaşayanlar.
Eskişehir Türkiye'de bir marka kent olduysa bu marka değerinin en paha biçilmez kısmı Eskişehirspor'dur.
Bugün Türkiye'nin en ücra köşesinde bile ''Eskişehir'' denildiği anda akla gelen ve en çok telaffuz edilen kelimeler ESES, KIRMIZI ŞİMŞEKLER, ANADOLU YILDIZI ve ESKİŞEHİRSPOR'dur.
Belediye'den önce, çibörekten önce, arab aşından önce, Eskişehir çiftetellisinden önce, hatta Yunus Emre'den bile önce Eskişehirspor geliyorsa insanların aklına ve diline Eskişehir kentinin en büyük marka değeri Eskişehirspor'dur.
***
Bu sebeple hepimiz borçluyuz.
Uçan kuşlarımız bile borçludur Eskişehirspor'a.
Atanmışlarımızdan, seçilmişlerimize
Siyasetçilerimizden, sanayicilerimize
Esnafımızdan, işportacımıza
Gençlerimizden, yaşlılarımıza
Kadın - erkek alayımız borçluyuz Eskişehşirspor'a...
Ve hepimiz bu borcumuzu ödeyebilmek için elimizden geleni yapmalıyız.
Yapmalıyız ki;
Eskişehirspor Yaşasın!
Eskişehirspor yaşasın ki;
Tüm Türkiye Eskişehir'in adını unutmasın!
***
1965 yılında Dr. Aziz Bolel bir sabah uykusundan uyanıp, aynanın karşısına geçtiğinde ''Ben de yaşadığım bu kentin takımı için bir şeyler yapmalıyım'' demiş ve Eskişehirspor'un kurulmasına önderlik ederek 10 yıl gibi kısa bir sürede Eskişehirspor'u yaşayan bir EFSANE haline getirmişti.
Bu yazımızı okuma zahmetinde bulunan değerli dostlarım hemen Dr. Aziz Bolel'in bu sözlerini tekrar etmeli ve Eskişehir'in en büyük markası için bir şeyler yapmalıdır.

Yaşasın YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR davamız!

2 Ekim 2018 Salı

Ekmeğini yediği kente ihanet etmeyen adam: Dr. M. Aziz BOLEL

9 Mayıs 1965 tarihinde oynanan bir ulusal maçta Türk Milli Takımı, Bulgaristan'a 4-1 mağlup olmuştu.
Bu yenilgi, Türk futbolunda bir çok devrimi gerçekleştiren Eskişehirspor'un doğuşunu müjdeliyordu.
Aslen Muğla - Fethiyeli olan ve lise tahsilini bitirdikten sonra Eskişehir'e yerleşen bir ailenin evladı olarak ömrünün sonu kadar Eskişehir'de yaşayan Dr. M. Aziz Bolel, Türk Milli Takımmı'nın bu ağır yenilgisine çok üzülmüştü.
Eskişehir'de uzun zamandır devam eden ve bir türlü başarıya ulaşamayan ''Eskişehirspor''u çalışmaları sırasında kendisinden yardım ve destek istenmesine hep olumsuz cevap vermişti.
***
Eskişehir'in ileri gelenleri kentteki futbol potansiyeline güvenerek kentin adını taşıyan bir futbol takımı kurmak için geceli gündüzlü çalışıyor, ancak yeterli maddi destek sağlanamadığı için bir türlü nihai hedefe varılamıyordu.
Yunus Emre'yi Tanıtma ve Yaşatma Derneği'nde başkanlık, bir çok dernekte de yöneticilik yapan, Eskişehir Belediye Meclis üyeliği ve Belediye Meclisi Başkan Vekilliği görevlerinde de bulunan Dr. M. Aziz Bolel'in hem maddi katkılarına hem de yöneticilik alanındaki tecrübelerine çok ihtiyaç vardı.
Defalarca kendisine bu yönde yapılan teklifleri, ''Ben futboldan anlamam, benim işim avcılık. Şiir yazarım, dernekçilik yaparım, yazı yazarım ancak futboldan anlamam. Bir insanın anlamadığı bir konuda başarılı olması kuvvetli bir ihtimal değildir'' diyerek geri çevirmişti.
***
Bulgaristan'ın Sofya kentinde oynanan maçta Türkiye'nin aldığı 4-1'lik mağlubiyet onu çok üzmüştü.
Atatürk ilkelerine ve Türk Milliyetçiliği davasına gönülden bağlı olan Bolel, Türk Milleti'nin her alanda olduğu gibi futbolda da daha ileri seviyelerde olması gerektiğini düşünmeye başlamıştı.
Her fırsatta futboldan anlamadığını söyleyen Dr. M. Aziz Bolel'in aklında artık sadece futbol vardı.
Türkiye'de futbolun gelişmesi gerekliydi ve kendisinin de buna katkı sağlamasının elzem bir durum haline geldiğini görmüştü.
O gece uykuları kaçmıştı.
Eskişehir kentinin adını taşıyan bir futbol takımı kurulması fikri iyiden iyiye beynini sarmıştı.
***
O gecenin sabahına uyandığı vakit Dr. M. Aziz Bolel kararını vermişti.
Eskişehir'de doğmayan  ancak, yıllardır Eskişehir'in ekmeğini yiyen, suyunu içen havasını soluyan bir Eskişehirli olarak kendisinden istenen desteği sonuna kadar verecekti.
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve o gün verilen bu karar Türk Futbolu'nda bir ''Yaşayan Efsane'' olan Eskişehirspor'un doğuşunun kararıydı.
Merhum Bolel, bu kararını takım kurma çalışmasını yürüten ekibe bildirdiği anda adeta bir bayram havası esmişti.
Uzun zamandır aranan hem maddi destek sağlanmış,  hem de yöneticilik alanındaki  en büyük eksikliklik giderilmiş oldu. Dr. M. Aziz Bolel, Eskişehirspor'un kurucu başkanı oluyor ve Türk Futbolu'nde bir çağ kapanıp, yeni bir çağ açılıyordu.
***
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''
Bu söz bugün de çok büyük bir önem arzetmektedir.
Muğla - Fethiyeli Dr. M. Aziz Bolel'in bu sözleri sonrasında doğan ve tüm Anadolu insanının gönlünde bir AŞK MEŞALESİ olarak yanan Eskişehirspor'un bugün içine düştüğü sahipsizlik, bu sözlerden utanmalıdır!
Ekmeğini yediği,
Havasını soluduğu,
Suyunu içtiği kente karşı görevini yerine getirmeye and içen bir başkan ve Onun sayesinde kurulan Eskişehirspor'un yıllardır ekmeğini yiyip, tükettikleri Eskişehirspor'u sahipsiz bırakan yöneticiler bu sözlerden utanmalıdırlar!
***
Eskişehirspor'u tüm Anadolu'da Eskişehir kentinin simgesi haline getiren, Eskişehir kentinin en büyük markası haline getiren bu sözlerden bu simgeye, bu markaya sahip çıkmayan;
Belediye başkanları,
Milletvekilleri,
İşadamları,
Esnafı,
Ve duyarsızlıkta sınır tanımayan cümle Eskişehir halkı utanmalıdırlar!
Dr. M. Aziz Bolel ve arkadaşlarının ''Tek kuruş parası, bir tek forması, bir meşin topu dahi olmadan'' kurarak tüm dünyaya tanıttıkları, bırakın Anadolu'yu dünyanın bir çok kentinde Eskişehirspor hayranlığı oluşturdukları bir takımı bu denli sahipsiz ve zor durumda bırakan herkes utanmalıdır.
***
Bugün Eskişehirspor'un içine düştüğü buhrandan çıkması için ellerinden gelen gayreti gösteren binlerce Eskişehirspor sevdalısı merhum kurucu başkanımız Dr. M. Aziz Bolel'in bu sözlerine sahip çıkmış, bu ruhun takipçisi olmuş, ancak bu da yeterli olmamıştır.
Her ne kadar zorlu bir mücadele sonrasında kulüp lisansı alınmış da olsa, Ocak 2019'da açılacak olan ara transfer döneminde yine büyük sıkıntılar yaşayacağız.
Bu sıkıntıların aşıulmasında tek çözüm bu ''YAŞAYAN EFSANE''nin doğuşunu müjdeleyen bu sözler olacaktır.
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''
Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Valimiz ve Kaymakamlarımız, Meslek Odaları başkanlarımız, Sanayicilerimiz, Esnafımız...
Hasılı kelam Eskişehir kentinin ekmeğini yiyen her kim varsa;
yıllar önce söylenen bu sözleri tekrar etmeli ve Eskişehirspor'un içine düştüğü bu darboğazdan çıkması için üzerine düşeni yapmalıdır.
Bir kere daha diyoruz ki;
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''

1 Eylül 2018 Cumartesi

AYAĞA KALK ESKİŞEHİR!

1965'ten bu yana Anadolu'nun zaferi için mücadele veren Eskişehirspor, ilk kez diz çökmedi.
Belki son da olmayacak.
Her seferinde zor da olsa ayağa kalkan Eskişehirspor ruhu, bu kez de ayağa kalkacak ve Eskişehirspor düşmanlarını bir kez daha hüsrana uğratacaktır.
Bundan eminiz!
Buna kararlıyız!
Buna yeminliyiz!
Yeminimizi unutmadık, unutmayacağız:
''Seni tahtına oturtmadan ölmek bize haram olsun ESESİM!''
***
Nedir bu Eskişehirspor düşmanlığı!?
Eskişehirspor düşmanlığı Anadolu düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı dürüstlük düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı mertlik düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı futbol düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı tribün kültürü düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı futbolda barış ve kardeşliğin düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı Eskişehir düşmanlığıdır!
Eskişehirspor düşmanlığı bu düşmanlık duygularını besleyenlerin kendilerine olan düşmanlığıdır!
***
1965'te doğan Anadolu Yıldızı, 10 yıllık kısa bir zamanda Türk futbolunda bir devrim gerçekleştirdi.
O yıllara kadar Türkiye'nin en ücra köşesindeki insanımız bile futbol söz konusu olduğunda 3 takımdan birini tutmak zorundaydı. Eskişehirspor'un doğuşu Anadolu semalarında parlayan bir yıldız gibiydi. Artık Anadolu insanı malum 3 takım dışında bir takımın daha başarılı olabileceğini, üstelik bu takımın İstanbul merkezli değil Anadolu'nun tam bağrından, Eskişehir'den doğduğunu görmüşlerdi.
Karslılar,
Urfalılar,
Maraşlılar,
Antalyalılar,
Zonguldaklılar,
Gümüşhaneliler,
Edirneliler,
Bir uçtan bir uca tüm Anadolu insanın da büyük bir Eskişehirspor sevdası filizlenmişti.
***
O parlak dönemlerin ardında oynanan masabaşı oyunları ve dahili hainlerin bu oyunlara maşa olmasıyla yaşanan çöküş dönemlerine rağmen bugün ülkemizde kendi kenti dışından en çok taraftara sahip olan takım Eskişehirspor'dur. 1 tane bile şampiyonluk kazanmamış olmasına rağmen bugün bile Eskişehirli olmayan nice Eskişehirspor sevdalısı vardır.
Şampiyonluklar elde eden ne Trabzonspor ne de Bursaspor kendi kentleri dışında taraftar edinememişlerdir.
Bugün Türkiye'de en çok ''Sempatizanı'' olan takım da yine Eskişehirspor'dur.
En ezeli rakiplerimizin taraftarları dahi Eskişehirspor'a sempati duyar ve Eskişehirspor'un Türk futbolunun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu bizzat dile getirir.
***
Eskişehirspor sevdalıları takımlarına çok farklı anlamlar yükler.
Bu kitlenin içinde futbol oyunundan zerre hoşlanmayan fakat Eskişehirspor'un deplasman maçlarını bile kaçırmayan, yenilgilerinde gözyaşı döken nice Eskişehirli ve Eskişehirli olmayan ESES sevdalısı tanıdık gördük...
Bütün Türkiye'nin imrenerek izlediği Eskişehirspor tribünlerine girdiğinizde o insanlar için Eskişehirspor'un ne anlam taşıdığını daha iyi anlarsınız.
Takım 3. dakikada gol yemiş.
Dakika 18 olmuş ve delikanlı yanındaki arkadaşına soruyor:
- Oğlum ne zaman gol yedik lan biz?
Arkadaşı cevap verir:
- Ne gol yemesi oğlum manyak mısın la sen, bırak konuşmayı da bağır!
Ve;
ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES!
***
Ve bugün hepimizi yıkan gerçekle yüzleştik.
Üzüldük.
Sabahlara kadar ağladık.
Baş ağrımıza sigaraları derman etmeye çalıştık.
Kapanmaya çalışan göz kapaklarımızı tribünde gol yedik diye bağırmayan arkadaşımızı bağırmaya ikna eder gibi kapanmamaya ikna etmeye çalıştık.
Uyumamalıydık!
Neden!?
Bilmiyoruz...
Eskişehirspor bu kadar zor günler geçirirken biz uyumamalıydık!
Sebebi yok!
***
Her şey bitti mi!
Elbette hayır!
Şu fotoğrafta görülen ana geri döndük!
Aziz Bolel'in manevi şahsiyyeti önderliğinde 1965 ruhuna geri döndük!
Bugün sahaya çıkacak olan ''BİZİM ÇOCUKLAR''a peşinen yenilmeyi kabullenmiş bir edayla bakmayalım. Onlara ''Ama bunlar çok tecrübesiz'' demeden evvel şu fotoğrafa iyice bakalım. Eskişehirspor'un Kasımpaşa ile oynadığı ilk resmi maçı.
Bu kadroda yer alan oyuncuların hiçbirisi ''yılların topçusu'' değildi!
Hepsi Eskişehir'in mahalli liglerinde farklı takımlarda oynayan genç futbolculardı.
Ve en önemlisi ''BİZİM ÇOCUKLAR''dı...
Kent onlara güvendi!
Aziz Bolel onlara güvendi!
Ve o ''Bizim Çocuklar'' bugün uğruna onbinlerce insanın gözyaşı döktüğü yaşayan efsane ESKİŞEHİRSPOR'u yarattılar...
***
Bugün yine ''Bizim Çocuklar'' var sahada!
Bir efsane yaratan ''Bizim Çocuklar''ın yeğenleri, evlatları belki de torunları...
Ben bugün kü maç öncesinde yönetim ve teknik heyetten rica ediyorum.
Eskişehir'de bulunan ve bu efsaneyi yaratan tüm eski futbolcularımız maç öncesinde soyunma odasına girsinler. O gencecik evlatlarımıza ''Korkmayın çocuklar biz bu efsaneyi yarattığımızda aynı sizin yaşınızdaydık. Biz görevimizi tamamladık. Şimdi sıra sizde'' diyerek güç versinler moral versinler.
Ve bugün, imkanı olan herkes tribünlere koşsun ve evlatlarımıza destek versin.
Onlara verilecek destek bu kentin onuruna verilecek destektir.
Onlara verilecek destek, bu efsaneyi yaratanlara ödenecek bir vefa borcudur.
Onlara verilecek destek Merhum Aziz Bolel, Merhum Necdet Yıldırım, Merhum Sinan Alağaç, Merhum Ediz Bahtiyaroğlu ve daha nice ahirete intikal etmiş ESES sevdalısının ruhlarına okunacak rahmettir.
***
Nefer,
Altes,
Efeler,
ÜniESES,
BandoESES,
Çekirdekçiler,
Münferit ESES sevdalıları...
Haydi Allah aşkına!
Tükenmedik!
Bitmedik!
Yılmadık!
Yıkılmadık!
Yüreğimiz bu AŞK için yandıkça;
YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelemiz sürecektir!
Kıyamete kadar başaramasak bile, bizden sonra gelenlere bu savaşımızı miras olarak bırakmak bizim boynumuzun borcudur!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR MÜCADELEMİZ!

27 Ağustos 2018 Pazartesi

YENİLMEZ, ''BİZİM ÇOCUKLAR!''

Bazen rakamlar önemsizdir.
5 de olsa, 0 da olsa, hiçbir ehemmiyeti olmaz rakamların.
Bütün rakamlara karşı, AŞK kazanır.
Bütün hesaplara karşı SEVDA kazanır.
Bütün şerefsizliklere karşı ONUR kazanır.
Rakamlar neyi gösterirse göstersin, sevdalı yüreklerin onur mücadelesinde AŞK her zaman kazanır.
Tıpkı ''Bizim Çocuklar'' gibi...
Biri 15'inde bir ''Kınalı Kuzu'' diğeri 20'sinde bir ''Mehmetçik'' misali çıkmışlarsa sahaya ve bir kentin onur mücadelesini veriyorlarsa, orada sonucu rakamlar tayin etmez...
Yürekteki AŞK hep galip gelir bu mücadelenin sonunda...
***
Eskişehir kenti 1965'te Lider Aziz Bolel önderliğinde başlattığı onur mücadelesini bu sezon yine kendi çocuklarıyla yeniden veriyor.
Bir kentin bütün yükü sırtına omuzlayıp, sahaya çıkmak öyle basit bir iş değil arkadaş!
15 Yaşında bir çocuk!
Diğeri 17'sinde!
Bir başkası 18'inde ve 20'sinde...
Çocuklar...
Bizim Çocuklar...
Eskişehir'i düşman işgalinden koruyan, kurtaran çocukların çocukların ''Bizim Çocuklar''...
Giresun deplasmanından sonra Gençlerbirliği deplasmanında da tüm Eskişehirspor sevdalılarının onur mücadelesini verip sahadan bir kere daha zaferle ayrılan çocuklar...
Tek tek alınlarından öpülecek çocuklar...
''Bizim Çocuklar...
***
Skor tabelası 5-0'ı gösterse de tribünlerde ve ekran başında onların bu onur mücadelesine destek veren on binlerce sevdalı yüreğin üzülmediği bir yenilginin ifadesiydi bu 5-0'lık fotoğraf...
Maçın büyük bölümünde rakibine baskı kuran, hızlı kontraataklar yapan, sahanın her yerine koşan, derli toplu bir oyun düzenini hiç bozmayan bir takım oluşmuş durumda.
Giresun maçındaki dağınıklık ve heyecan Balıkesirspor ve Gençlerbirliği maçlarında ortadan kalkmış görünüyor. Her hafta biraz daha olgunlaşan ve gelişen bir oyun sergiliyor ''Bizim Çocuklar''
İnsanın ''Şu lisanslar çıkmasa da lig sonuna kadar bu çocuklar oynasa'' diyesi geliyor zaman zaman...
Biraz şans biraz da hakemler adaletli olsalar her şey çok daha iyi olacak...
***
MHK DİKKAT! BU ÇOCUKLARIN HAKKI ÖDENMEZ!
Üç maç ve üç kırmızı kart.
Çok kolay çıkan kırmızı kartlar.
Türkiye'de bir çok maçta bu kartların çıkması mümkün olmaz.
Fakat ''Vur abalıya'' misali üç maçta da hakemler bu çocuklar lehine hiç bir insiyatif kullanmadan ve hiç tereddüt etmeden çok kolay ve acımasızca çıkardılar kırmızı kartlarını.
Efendiler, sizin çıkardığınız o kartlar aslında Türk futbolunun geleceğine gösterilmiş kırmızı kartlardır.
Türk futbolunda yıldız oyuncu yetişmemesinin önündeki en büyük engel sorumsuzca gösterilen bu kırmızı kartlardır.
Yaş ortalaması 33-35 olan tecrübeli takımlara karşı sahaya çıkan ve yaş ortalaması 18-19 olan bir takıma resmen kıyım yapılıyor.
Gencecik çocukların onur mücadelesi hakemler tarafından yok sayılıyor.
''Kaşar'' olarak tabir ettiğimiz rakip oyuncuların hemen hemen her ikili mücadelede kendilerini yere bırakması ne kadar ''ayıp'' ise hakemlerin bunu yutması ve 3 maçta 3 kırmızı kart göstermesi de o kadar büyük ayıptır.
MHK'yı uyarıyoruz.
Bu çocukların hakkı ödenmez!
Bu çocukların hakkını yiyenlere sessiz kalınması, seyirci kalınması asla affedilemez!
MHK vebal altındadır!
***
VE TRİBÜNDEKİ ''BİZİM ÇOCUKLAR''
Ve tribünlerde yazılan EN GÜZEL AŞK HİKAYESİ...
Hani demiştik ya;
Türkiye'de bir takım tutulur, bir de Eskişehirspor'a aşık olunur...
İşte 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ankara'da bir kere daha bu sözümüzün boş lakırdı olmadığını bütün Türkiye gördü.
Ne 1-0
Ne 2-0
Ne 3-0
Ne 4-0
Ne de 5-0 bu aşkı yenemedi.
Hiç bir rakam bir aşkın haykırışını susturamadı!
Rakamlar bir kere daha AŞK'a mağlup oldu!
Yine biz kazandık!
1965'ten bu yana olduğu gibi yine biz; Eskişehirspor Sevdalıları olarak kazandık.
Aşkımızı haykırdık hiç susmadan.
Sahada ''Bizim Çocuklar'', tribünde ''Bizim Çocuklar''
Aşkımızı haykırdık.
Ve soranlara dedik ki;
''Ne güzel yenildik be abi!''
''Sevinmek için sevmeyen'' bütün ESES aşıklarına selam olsun...
***
VE YENİLENLER!
Biz tribünde,
Bizim Çocuklar sahada yenilmedik, yenilmediler...
Ama yenilenler çoktu!
Merhum kurucu başkanımız, Eskişehirspor sevdalılarının unutulmaz ''Lider''i  Aziz BOLEL'den bu yana Eskişehirspor'un kuruluş felsefesini anlamayan;
Finlandiya'dan İspanya'ya, Bulgaristan'dan İskoçya'ya, Amerika'dan Afrika'ya kadar nam salan ve büyük sempati toplayan Eskişehirspor'u;
Anadolu'nun her kentinden sevdalı yüreklerde parlayan ve ANADOLU YILDIZI ünvanını alan Eskişehirspor'u sıradan bir kent takımı haline getiren, yapılan seri yanlışlarla bugünkü borç batağının içine atan yöneticilerin alayı yenildiler Ankara'da...
Eskişehir'in en büyük markası olan Eskişehirspor'u yok sayan seçilmiş ve atanmışların alayı yenildi...
Eskişehir'de doğan ve Eskişehir'de doyan, ancak Eskişehir'in en büyük değeri olan Eskişehirspor'u görmezden gelen, yok sayan işadamlarının alayı bir kere daha hezimete uğradılar Ankara'da...
***
AYIP GENÇLERBİRLİĞİ TARAFTARININ, ALKIŞLAR JAILTON'un...
Giresun'da olduğu gibi, Ankara'da da sahadaki iyi yürekli çocuklara karşı kötü tezahürat yapan Gençlerbirliği taraftarına söylenecek sözümüz yok!
Eşer utanma duygularını henüz kaybetmedilerse bu gencecik çocuklara karşı yaptıkları o utanç verici tezahüratlarını bir kere de tv'den izleyip utansınlar!
Futbol taraftarlığı bu değildir!
Takımı 3 maçta 3 galibiyet almış bir taraftar topluluğu ve bomboş tribünler...
Bundan utanmayanlar, Eskişehirspor aleyhine küfürlü tezahürat yaparak ezikliklerini örtmeye mi çalıştılar!?
Buna karşılık 3 maçta 1 beraberlik 2 mağlubiyet alan Eskişehirspor'un deplasman tribünleri hınca hınç dolu. Bir o kadar daha yer verilse yine dolardı.
İşte futbol taraftarlığı budur!
Aşk ile sevmek budur!
Maç bitene kadar skor tabelsindaki rakamlar ne olursa olsun sadece takımına destek veren ESES sevdalılarından birazcık olsun edep ve tribün dersi alın!
Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaşanan güzellikler vardı.
Maç sonunda Gençlerbirliği oyuncusu Jailton'un ESES tribünleri önüne kadar gelip, eğilerek o sevdalı yürekleri selamlaması spor programlarına jenerik görüntüsü olacak cinstendi!
Tebrikler Jailton!
***
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
Yaşayacak Eskişehirspor!
Sonsuza kadar yaşayacak!
Ankara'da bir kere daha gördük ki, bu sevdalı yürekler olduğu sürece Eskişehirspor yaşayacak!
Yeter ki; SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKMASINI BİLELİM!
Kulübümüze üye olalım.
Sadece tribünlerde değil; kongre salonlarında da ''BİZ'' kazanalım!
Eskişehirspor üzerinden menfaat sağlamaya çalışanlara engel olalım!
Eskişehirspor'u siyasi rant aracı olarak görenlere engel olalım!
1965 ruhunu unutmayalım!
O yıllarda formalarımızı yıkayıp paklayan, söküklerini tamir edip bir sonraki maça temiz pak çıkmaları için emek harcayan analarımızı, bacılarımızı unutmayalım.
Onlar kadar sahip çıkalım yeter!
SEVDİĞİMİZ KADAR SAHİP ÇIKALIM ve sonsuza kadar YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!

18 Ağustos 2018 Cumartesi

ONURUN İÇİN YÜREĞİNİ AL TRİBÜNE GEL!...

Ondokuz Ağustos İkibinonsekiz...
Eskişehir!
Eskişehirspor!
Ve;
Yeni Eskişehir Atatürk Stadyumu...
Bizim çocuklar,
Bizim kentimizde,
Bizim stadyumumuzda,
Tüm Eskişehir'in onur mücadelesini verecekler...
Tıpkı;
Ondokuz Haziran Bindokuzyüzaltmışbeş'te olduğu gibi...
Bizim kentimiz, bizim çocuklarımız ve bizim stadyumumuz...
***
Pazar günü saat 21:45'te,
Aziz Bolel orada olacak!
Abdullah Gegiç orada olacak!
Necdet Yıldırım orada olacak!
Agop Mehmet orada olacak!
Sinan Alağaç orada olacak!
Ediz Bahtiyaroğlu orada olacak!
Peki ya sen!?
Bu efsaneyi efsane yapanlar oradayken sen Porsuk'un kenarında çekirdek mi çitleyeceksin!?
Deli Kubilay ''Üçlü çektirirken tayfaya'' sen Kanlıkavak'ta hikaye için video mu çekeceksin!?
Mehmet Yağcı tribünde Eskişehir marşını söylerken binlerce gönüldaşıyla sen manitana Yıldız Tilbe şarkısı mı söyleyeceksin!?
***
19 Ağustos Pazar günü...
Saat 21:45'te...
Bizim kentimizde, bizim stadımızda, bizim çocuklarımız bu kentin onur mücadelesini verecek!
1965'te bu şanlı takımın alın teri kokan formalarını her maçtan sonra yıkayıp, paklayan teyzeler, bacılar da orada olacaklar.
Söküklerini diken, kömürlü ütülerle ütülerini yapan analarımız da orada olacaklar!
Bugün sevdamızın sembolü olan bu kutlu armayı çizen Selahattin Vapur ağabeyimiz de Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda olacak!
Sen nerede olacaksın!?
Evinin balkonunda komşularınla çay mı içeceksin!?
Barlar sokağında rakı mı içeceksin, biranı mı yudumlayacaksın!?
Bizim Çocuklar senin onur mücadeleni verirken sen o çocuklara destek olmak yerine, bir düğün salonunda çiftetelli mi oynayacaksın!?
***
19 Ağustos...
Günlerden pazar...
Saatler 21:45'i gösterdiğinde bir yıldız yeniden parlayacak Anadolu semalarında...
Trabzon'da bir çocuğun yüreğini ısıtacak o yıldız.
Hakkari'de bir delikanlının umudu olacak o yıldız.
Gaziantep'te bir adamın gözlerini güldürecek o yıldız.
Edirne'de, İzmir'de, Aydın'da, Afyon'da, Konya'da, Antalya'da, Mersin'de...
Anadolu'nun en ücra köşesinde suskunların haykırışı olacak o yıldız...
Ve;
O gece ANADOLU YILDIZI yeniden doğacak...
Sen bu doğuşa,
Sen bu dirilişe,
Sen bu haykırışa,
Sen bu direnişe seyirci mi kalacaksın Şahin Tepesi'nde yoksa; ANADOLU YILDIZI'nın ışığıyla mı aydınlatacaksın yüreğini...
Haydi Eskişehirli, durma artık YÜREĞİNİ DE AL TRİBÜNE GEL!
***
19 Ağustos 2018 Pazar...
Saat 21:45
Fethi, Nihat, Ender orada olacaklar!
Sen haykırmayacak mısın ''Filelere gönder!'' diye...
Ayhan Aşut, biryantinli saçlarıyla genç kızların, kıvrak çalımlarıyla futbolseverlerin gönlünü fethedecek bir kere daha...
Ve bir kere daha bütün Türkiye'nin gönlünde taht kuracak efendiliğiyle İsmail Arca...
Sen onları özlemedin mi!?
Onlar ''Bizim Çocuklar''dı, işte yine sahada ''Bizim Çocuklar''
Yürekleriyle sahada yıldızlaşıp, Eskişehirspor'u Eskişehir'in en büyük markası yapan bizim çocuklar, şimdi bu marka için onur mücadelesi veren ''Bizim Çocuklar''ın yanında olacaklar...
Yürekleriyle gelecekler maça...
Ve yürekleriyle oynayacak sahadaki 11 ''Çocuk''...
Haydi Eskişehirli!
Sen de yüreğini al ve tribüne gel artık...
***
Seni yok sayanlar var bir de!
Sen çok iyi biliyorsun onları!
Onlar bu onur mücadelesinde Bizim Çocuklar'ın yanında ol(a)mayacaklar!
Senin gücüne inanmayanlar!
''ESES taraftarından bi cacık olmaz'' diyenler
''Biz ne yaparsak yapalım onlar yine bizi destekler'' diyenler vardı.
Unutma onları!
Ve şimdi!
İşte tam da şimdi;
''Ben buradayım'' diye haykırarak 30 bin yürekli tek bir vücutla  gücünü gösterme vaktidir!
Seni kongre salonlarına almayanlara,
Sevdana kota koyanlara
Meydanlarda ESES atkılarıyla boy gösterip oyunu çalanlara
Ve biricik sevdamız Eskişehirspor'u bu durumlara düşürenlere ve bu zor günlerinde yalnız bırakanlara, düşene tekme vuranlara ŞİMŞEK olup çakma vaktidir 19 Ağustos akşamı!
Karanlıkların arasından KIRMIZI ŞİMŞEKLER olup, ESES düşmanlarına korku salma vaktidir!
Haydi kardeşim,
Haydi bacım,
Haydi amcam,
Haydi dostum,
Haydi ablam,
Haydi yengeciğim,
Haydi be emmi sen de gel,
Haydi arkadaşım...
Haydi Eskişehir!!!
YÜREĞİNİ AL DA GEL!!!

7 Kasım 2017 Salı

Sinan ÖZEÇOĞLU'na mektup!



"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız"

Bu sözler Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Efendiler; yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" sözleri gibiydi Eskişehir için!
***
Bir devrimin ayak sesleri!
Yeni bir kurtuluş destanının son cümlesi gibi...
İşgal güçlerini denize döküp, Türk Milleti'nin Anadolu'daki son bağımsız Türk Devleti'ni kuruşu gibiydi.
***
Türk Futbolu'ndaki İstanbul egemenliğinin yıkılışının habercisiydi bu sözler.
10 Yıl gibi kısa bir sürede nice devrimler yapıldı, nice "Yıkılmaz" sanılan tabular yıkıldı!
***
Eskişehirspor bir milli uyanış duygusuyla kuruldu ve bu duygu bütünlüğü sayesinde Cumhuriyetin ilk 10 yılında olduğu gibi Eskişehirspor da 10 yıl da çok büyük işler başardı.
Türk Futbolu'nda yaptığı devrimler ile "TÜRK FUTBOLU'NUN DEVRİMCİSİ" ünvanını aldı.
***
Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın yanı sıra başta Sevilla zaferi olmak üzere Avrupa'da üstün başarılar kazanarak KIRMIZI ŞİMŞEKLER ünvanını kazandı!
***
Anadolu insanının İstanbul egemenliği altında ezilmişliğine son vererek, bir uçtan bir uca bütün Anadolu'da büyük bir sevgi kazandı. Anadolu insanının umudu oldu. Anadolu insanının da "kazanabileceğini" ispat etti. 10 Yılda sadece Eskişehir'in ve Eskişehirliler'in değil bütün Anadolu kentlerinin takımı oldu. Eskişehirspor'un yarattığı bu devrim hareketinden sonra bir çok kent kendi adını taşıyan takımlar kurdu. Ve Eskişehirspor; ANADOLU YILDIZI ünvanını kazandı.
***
Eskişehirspor kolaylıkla Eskişehirspor olmadı.
İlk 10 yılın sonrasında bu devrim hareketinden ürkenlerin ayak oyunları başladı ve maalesef biz bu oyunlara yenik düştük.
Eskişehirspor'u sevdiğimiz kadar Eskişehirspor'a sahip çıkmayı beceremedik.
***
Tribünleri hep doldurduk.
Tribünlerde sahada yaptığımız devrimlerden daha büyük devrimler yaptık.
Türkiye'de futbol taraftarlığının ağa babası olduk.
Tüm ülke tribünlerine taraftarlığı öğrettik.
Bir şeyi unutmuştuk!
Kongre salonlarına giremedik!
Kongre salonlarını dolduramadık!
Biz bütün Türkiye'ye tribün kültürünü öğretirken sevdamız Eskişehirspor'un pavyoncu tayfası tarafından yönetilmesine engel olamadık!
Bu sebepledir ki; kabahatin en büyüğü bizdedir!

***

Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'nden uzak yöneticilerin yıllarca Eskişehirspor yönetiminde kalmasına göz yumduk ve bugün bu noktalara geldik. Evet belki biraz geç oldu ama yanlışlarımızın farkına vardık. Bu biraz da sizin sayenizde oldu sayın Sinan Özeçoğlu! Biz sizde Aziz Bolel başkanımızın samimiyetini gördük. Biz sizde 1965 Ruhunu gördük. Eskişehirspor'un yeniden o eski günlere döneceğine inancımızı sen güçlendirdin. Biz ilk defa kayıtsız şartsız size güvendik! *** Bizim YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimizin senin başkanlığında gerçekleşeceğine inancımız tamdır. Bu sezon ne kadar zor durumda olduğumuzu biliyoruz. Çok kısa bir zamanda ne kadar büyük bir çöküntü yaşadığınızın da farkındayız. Kentin seçilmişleri ve işadamları tarafından kandırıldığınızı da biliyoruz! Geldiğimiz nokta da küme düşmeye bile razıyız. Yeter ki sen bizi bırakma! Yeter ki, yeniden pavyoncu tayfanın eline kalmasın bu kulüp. Düşebileceğimiz en kötü yerlere kadar düşelim. Biz biliyoruz ki, nerelere düşersek düşelim seninle LAYIK OLDUĞUMUZ YERLERE YENİDEN DÖNECEĞİZ! *** Bırakıp gitmek size yakışmaz! Mağlubiyetler alsak da bu mağlubiyetlerin zafere giden yola çıktığını biliyoruz artık. Biz varız! Biz buradayız! Sonu nereye çıkarsa çıksın sizinle yürümeye and içiyoruz! YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR! YAŞASIN ONURLU MÜCADELEMİZ!

19 Haziran 2017 Pazartesi

YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!

19 Haziran 1965...
Türk Futbol tarihinde bir dönüm noktası.
Eskişehirspor'un kuruluş tarihi olan bu tarih aynı zamanda Türk Futbol Tarihi'nin de en önemli tarihlerinden birisi oluyor.
Dr. Aziz Bolel'in önderliğinde kurulan Eskişehirspor, yıllar geçtikçe bir kentin simgesi ve tüm nadolu insanının sevgilisi haline gelecekti.
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" sözleriyle Eskişehir'i seferber eden Dr. Aziz Bolel görevini tamamladığında amacına da ulaşmış olacaktı.

***
Eskişehirspor henüz ilk yıllarında adını dillere pelesenk eden, sevdasını gönüllere nakış gibi işleyen, bir futbol takımının ötesinde değer kazanan kimliğiyle adeta doğar doğmaz "yaşayan bir efsane" haline gelmişti.
Kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak 1. Lig'e yükselme başarısını gösterip, bu başarıyı elde eden dünyanın ikinci takımı olarak dünya futbol tarihine de geçti Eskişehirspor.
Yıllar sonra Dünya deplasman rekorunu da kırıyor Eskişehirspor.
Ve yine yıllar sonra;
İskoçya gibi bir ülkenin bir kentinde,
St. Jonsthon kentinde tüm futbolseverler Eskişehirspor taraftarı oluyorlar.
Kendi takımlarının maçlarında dev Eskişehirspor bayrağı asılıyor tribünlere, kentin her yerinde Eskişehirspor atkıları, flamaları, sokaklarda Eskişehirspor formalı, kaşkollu insanlar...
Öyle bir hale geliyor ki bu sevda; İskoçya'dan Eskişehir'e maça bile geliyorlar...
Ve nihayetinde, St. Jonsthon kulübünün yöneticileri deplasman formasının renklerini Siyah Kırmızı olarak değiştiriyor...
Bu son olaydan sonra artık Eskişehirspor, Türkiye'nin bir kent takımı değil, bir dünya takımı olmuştur...
***
Eskişehirspor öylesine büyük bir dünya takımıdır ki, Finlandiya Başbakanı ve dönemin AB Dönem Başkanı Oli Rehn ülkemize geldiğinde gazetecilerin "Efendim Türkiye'de en çok hangi futbol takımını takip ediyorsunuz" şeklindeki sorusuna hiç tereddütsüz "Tabii ki Eskişehirspor!" yanıtı vermiştir.
***
Eskişehirspor'u sevmek, Eskişehirspor'u anlamakla başlar.
Eskişehirspor'u bir futbol takımı olarak görenler, Eskişehirspor'u bir şehir takımı olarak görenler Eskişehirspor'u sevemezler Ona aşık olamazlar, sadece taraftar olurlar.
Eskişehirspor'un üstlendiği misyonu, futbolun bozuk düzenine karşı gerçekleştirdiği devrimleri anlarsanız o zaman Eskişehirspor'a aşık olabilirsiniz.
Hani bu kent takımlarını tutanların bir sözü vardır: "Delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" denir.
İşte bu söz Eskişehirspor için geçerli değildir.
Kimliğinde ne yazarsa yazsın, Eskişehirspor'u anlayabilen, Eskişehirspor devrimlerini özümseyebilen herkes Eskişehirspor'a AŞK ile bağlanır.
***
Aşktır Eskişehirspoluluk...
Özlemektir.
Adını duyunca bile gözleri dolmaktır...
Yenildikçe daha çok sevmektir...
1269675 sayısının içinde sadece 26'yı görebilmektir Eskişehirspor sevdalısı olmak...
Ve

Tribünlerin betonlarını ıslatan gözyaşıdır Eskişehirspor sevdası...
***
Zor iştir Eskişehirspor sevdalısı olabilmek...
Ve daha zordur Eskişehirspor aşkını sonsuza kadar yüreğinde taşıyabilmek...
Hamallığın en ağırıdır ve en şereflisidir...
Alın teriyle ekmek parası kazanmak gibidir Eskişehirspor'u sevebilmek...
Fedakarlıktır,
Cefakarlıktır...
Hüzünlerini, sevinçlerinden daha çok sevmektir Eskişehirspor'u sevebilmek
***
En iyi biz sevdik,
En güzel biz aşık olduk bir futbol takımına.
Ve artık sevdiğimiz kadar sahip çıkma zamanıdır sevdamıza.
Bugün kulübümüzün içine düştüğü durumdan bir ders çıkarmalıyız.
Sevdiğimiz kadar sahip çıkabilmenin bir yolunu bulmalıyız artık.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR
YAŞASIN YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR idealimiz...

19 Haziran 2014 Perşembe

19 Haziran 1965... Hoşgeldin AŞK...

Ondokuz Haziran Bindokuzşüzaltmışbeş...
Ve hoşgeldin AŞK...
İyi ki doğdun ESES...
***
Futbolun üç ilin takımları arasına sıkıştığı bir dönemde,
Bir yıldız doğar Anadolu'nun bağrında...
Bir yıldız ki, parıltısı göz kamaştırır...
Tüm Anadolu halkının gönlünde taht kurar,
İstanbul takımlarını uzaktan sevmek yerine,
Anadolu'nun bağrında doğan yıldıza gönül verir Anadolu insanı...
Siyah kaderimiz
Kırmızı sevdamız deyip,
AŞK ile bağlanırlar Eskişehirspor'a...
Ve bu sevda ANADOLU YILDIZI olarak yansır gazete manşetlerine...
***
ANADOLU YILDIZI
Eskişehirspor, girmiştir gönüllere...
Dr. Aziz Bolel ve arkadaşları bir sevdanın ateşini yakmışlardır,
Devrim'in doğum yerinde...
Eskişehir'de
Devrim otomobillerinin üretildiği kentte,
Adeta yeni bir devrim yaratılıyordu...
Adı Eskişehirspor...
Renkleri Kara bahtımızı ve Sevdamız...
SİYAH ve KIRMIZI
ANADOLU YILDIZI....
***
Sadece bir futbol takımı değildi kurulan,
Urfa'dan Edirne'ye,
Antalya'dan, Samsun'a
Kars'tan, Muğla'ya
Tüm Anadolu halkının yüreğindeki
İsyan, Aşk ve Onur olacaktı kısa zamanda bu takım...
Kurulur kurulmaz,
Yani daha ilk profesyonel mücadelesini verdiği yılda,
Dünya tarihine geçti...
2. Ligde tamamladığı 1 sezonun sonunda, "Dünya'da kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkma başarısı gösteren 2. takım" ünvanını alarak dünya futbol tarihine adını yazdırmıştı...
***
Artık 1. ligdeydi Anadolu insanının sevinci, hüznü...
İsyanı,
Coşkusu,
Haykırışı...
Yani Anadolu'nun Yıldızı,
ANADOLU YILDIZI  ünvanıyla artık 1. Lig'deydi...
Bu yıldız kısa zamanda öylesine parlamıştı ki;
Sadece Eskişehir halkının değil,
Tüm Anadolu halkının karanlıkta kalanlarını aydınlatıyordu...
Yüzlerinde tebessüm oluyordu...
Gönüllerinde coşku ve tabii ki hiç bitmeyecek bir AŞK...
Hoşgeldin AŞK...
İyi ki doğdun ESES...
***
Sonra?
Öylesine büyük başarılar kazandı ki;
Birilerinin korkulu rüyası oldu...
Birbirleriyle ezeli düşman olanlar,
Gazetelerin spor sayfalarında haykırıyorlardı:
"Eskişehirspor'a karşı birleşmeliyiz..."
Bu kadar kısa bir zamanda
Korku salmıştı ESES...
Tek gücü vardı Anadolu halkının AŞK'ı, sevdası...
Bu sevda öylesine bir sevdaydıki,
Eskişehirspor'a öylesine kutsal bi güç veriyordu ki;
Sevenlerini yüceltiyor, rakiplerine ise korku salıyordu...
Şimşek gibi çakıyordu...
Her çakışında korku büyüyor,
Coşku bentlerini yıkıyordu...
***
Anadolu semalarında birleşen sevda bulutları,
Şimşekler yaratıyordu...
KIRMIZI ŞİMŞEKLER!...
Yağmurlar yağıyor,
Şimşekler çakıyor...
SİYAH ile KIRMIZI'da birleşen yürekler
Yeri göğü inletiyor...
KIRMIZI ŞİMŞEKLER!!!
Onlar ne kanarya,
Ne kartal,
Ne de Aslandı...
Onlar ANADOLU YILDIZI,
Onlar KIRMIZI ŞİMŞEKLER'di...
Sevda yüklü bulutların birleşmesiyle,
Futbolumuzun üzerine çakan KIRMIZI ŞİMŞEKLER!
***
Takım tutmadık biz...
Eskişehirspor'a aşık olduk...
Şampiyonluk peşinde koşmadık...
Onurlu mücadelenin,

Onurlu yaşamanın,
Zevkini tattık ESES sevdamızda...

Sevinmek için sevmedik,
Üçüncü liglere dahi düşsek,
Onurlu bir sevdanın hazzını yaşadık...
Bugün Ondokuz Haziran...
İyi ki doğdun AŞK...
İyi ki yüreklerimizi yaktın ESES...

29 Haziran 2013 Cumartesi

Yeniden Büyük Eskişehirspor!

Eskişehirspor ilk kez iki listeli bir kongrenin sonucunda yeni yönetimine kavuştu...
Yeni yönetimin ilk icraatı, kulüp çalışanları üzerinde bir operasyon yapmak oldu...
Personelin de büyük bir bölümü yenilendi...
Teknik heyet de yenilendi...
Bursaspor'un şampiyonluğunda önemli bir paya sahip olan Ertuğrul Sağlam ve ekibi Eskişehirspor'un teknik yönetimine getirildi...
Bu yeniliklerin sezon açılana kadar devam edeceği açık...
"Önce Güven" ekibi yeni yönetim tarzı ile lig başlamadan yenilik hareketlerini tamamlayacaktır...

Yeni yönetimin bu yenileşme hareketi tüm camia tarafından hoşgörü ile karşılanıyor...
Olumlu bakılmasa bile yeni yönetimin yeni kişilerle çalışma isteği son derece makul karşılanıyor.
Bundan da anlaşılıyor ki, an itibariyle yeni yönetime taraflı tarafsız herkes güveniyor...
***
En önemlisi taraftarın tamamı bu güven ortamını yeni yönetime sunmuş durumda.
Çalkantılı geçen bir Halil Ünal döneminden sonra camianın büyük bir kesimi Mesut Hoşcan ve ekibine tam güvenmiş ve rahat bir çalışma ortamı hazırlamıştır.
Benim gibi az sayıda Eskişehirspor sevdalısı ise, temkinli davranmayı tercih ediyor...
Temkinli davranmamın Mesut Hoşcan ve ekibi ile hiç bir alakası yok...
Sadece yıllardır verilen sözlerin hemen ertesi gün unutulduğu bir camiaya mensup olmanın verdiği bir hal içindeyim...
Belki de "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" konumundayım...
Açıkçası korkuyorum...
Güvenmek istiyorum ama temkinli durmak zorunda hissediyorum kendimi...
Hoşcan ve ekibi şu ana kadar tam istediğimiz bir çizgide gidiyor,
Bu durum biraz olsun rahatlatsa da içimizi biraz daha zaman gerekiyor...
Bu zaman içersinde elbette Mesut Hoşcan ya da ekibinin hataları olacaktır.
Bu hataları görmezden gelmek olmaz.
Bir kenara not edeceğiz fakat yeni yönetimin sistemi oturtana kadar bu tür hatalar yapmasının olağan olduğu düşüncesiyle eleştirilerimizi sadece not kağıdında tutacağız...
***
Bir süre susarak destek vereceğiz,
Yeni yönetim belli bir olgunluk dönemine ulaştıktan sonra da eleştirilerimizle destek olacağız...
Eskişehirspor sevdalılarından bu noktada tek bir ricam var...
Şakşakçı olmayalım...
Destekçi olalım ama hataları örtbas etmekle destek olamayacağımız gerçeğini de unutmadan hareket edelim.
Seçimlerden önce de söyledim benim için Halil Ünal ile Mesut Hoşcan arasında şu an itibariyle hiçbir fark yok...
Mesut Hoşcan ve ekibi fark yaratmak için göreve talip oldular ve bu farkı yaratarak gönlümüzde yerlerini alacaklar...
Ancak ben bir Eskişehirspor sevdalısı olarak bu farkı görmeden Mesut Hoşcan ya da bir başkasını kutsayarak, ilahlaştırarak sevemem...
Mesut Hoşcan ve ekibini sevmemiz için tek sebep olacak o da Eskişehirspor'a yapacakları hizmetlerdir...
Bütün kalbimle arzu ediyorum ki, bu sürecin sonunda sayın Mesut Hoşcan'ı merhum kurucu başkanımız Dr. Aziz Bolel'i sevdiğim gibi seveyim...
Bugün "önce güven" diyerek ve büyük bir medeni cesaret örneği göstererek bu vazifeye talip olanları bir gün bu efsaneyi yaratanları sevdiğim gibi sevmek en büyük temennim...
Ben kendi adıma onlardan şampiyonluk beklemiyorum...
Ertuğrul Sağlam'ın Bursa'dan sonra bizi de şampiyon yapmasını beklemiyorum...
Tek beklentim bir önceki dönemde adı çeşitli şekilllerde kirli oyunların içinde anılan Eskişehirspor'umuzun yeniden şerefiyle anılan bir camia haline getirilmesidir...

***
Yıllardır hep söylüyorum biz Eskişehirspor'u sevebildiğimiz kadar sahip çıkabildiğimiz an Eskişehirspor yeniden efsane olduğu günlere dönecektir.
Kişilere sahip çıkmak yerine Renklerimize, Armamıza ve bütün değerlerimize sahip çıktığımız an bizim karşımızda hiçbir güç duramaz...
Büyük vaatlerle göreve gelen Mesut Hoşcan ve ekibinin verdiği sözlerin takipçisi olalım.
Mesut Hoşcan ve ekibi de şunu kesinlikle bilsin ki, bizim tek isteğimiz bu ekibin başarılı olmasıdır...
Belki de ben kendi adıma Mesut Hoşcan'dan daha fazla Mesut Hoşcan'ın başarılı olmasını istiyorum...
Çünkü bu sevda benim...
Çünkü bu arma benim...
Çünkü bu renkler benim...
Çünkü bu şanlı mazi benim...
Çünkü ben bu camiaya sevdalıyım...
Yeni yönetimle el ele vererek, bütün samimiyetimizle, geçmişte yaşanan dargınlıkları küskünlükleri bir kenara bırakarak, gelin yüreklerimizdeki ortak Kara&Kızıl sevdamızın hürmetine her şeye yeniden başlayalım.
Unutmayalım ki;
Birbirini sevmeyen insanlardan oluşan topluluklar asla ve asla başarıyı yakalayamazlar!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!

Hedefimiz YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR!


2 Ekim 2012 Salı

Isparta'nın "ESES"i Emrespor...

Eskişehirsporlu olmak...
Eskişehirspor sevdalısı olmak...
İşte bu duygu bizler için, yani ESES sevdalıları için tarif edilemez bir gurur kaynağıdır...
Gün geçmiyor ki, bu sevdanın yeni bir öyküsü çıkmasın ortaya...
Gün geçmiyor ki, 1965'te doğan bu güneşin ülkenin en ücra memleketlerinden birinde yaktığı yüreklerin bir anısı çıkmasın ortaya...
Biz Eskişehirspor sevdalıları hiçbir zaman bugünün taraftarı olamadık...
Bundan sonra da olmayız zaten...
Sonsuza kadar sevdamızı tanımakla geçecek ömrümüz...
Her gün yeniden tanıyacağız....
Her gün yeni bir ESES öyküsü dinleyeceğiz...
***
İşte bugün sizlerle böyle bir öykü paylaşmak istiyorum.
Yıl 1965...
Eskişehir'de merhum Dr. Aziz Bolel ve arkadaşları hararetli toplantılar yaparlar...
Son toplantı da kesin karar çıkar...
Bolel ve arkadaşları Türk Futbol Tarihi'ne bir DEVRİM HAREKETİ olarak geçecek olan tarihi karara imza atarlar...
"Eskişehir'de bir fabrika kurar gibi Eskişehirspor'u kuracağız" diyen Aziz Bolel üç takımın birleşmesiyle kurulan Eskişehirspor'un ilk başkanı olur....
Kurulduğu yıl bu devrim hareketini herkese hissettirir....
Bırakın ülke futbol tarihini, "Dünya'da kurulduğu yıl 1. Lig'e çıkan iki takımdan biri" olarak dünya futbol tarihine adını yazdırır...
İşte bu kuruluş sırasında ülkemizin her yerinde Eskişehirspor'u örnek alan kulüpler kurulur...
Bugün adı Süper Lig olarak değiştirilen 1. Lig'te Ankara, İstanbul ve İzmir illeri dışında mücadele eden ilk kent takımı olur Eskişehirspor...
***
Eskişehirspor bu devrim rüzgarının tüm ülkeyi sardığından o yıllarda habersizdir...
Bizler bile aradan geçen onca yıla rağmen halen o rüzgar ülkenin her karış toprağındaki esintilerini yeni yeni öğrenebiliyoruz...
Yine yıl 1965'tir...
Eskişehirspor'un kurulmasından ilham alan ve Isparta'da yaşayan bir gurup Eskişehirli genç yaşadıkları mahallede bir takım kurarlar. Emre Mahallesi'nde yaşayan bu gençler takıma mahallenin adını verirler Emrespor. Renkleri Siyah - Kırmızı'dır. Arması da Eskişehirspor armasına çok benzeyen bir armadır. Onlar da takımlarına kısaca "ESES" derler...
Emrespor uzun yıllar amatör kümelerde mücadele ederler...
Büyük maddi zorluklara rağmen ayakta kalmayı başarır ve geçtiğimiz sezon çok büyük bir başarı kazanarak 3. Lig'e yükselir...
İlk kez katıldığı Türkiye Kupası'nda uzatmalarda yediği bir gol ile Gaziantepspor'a 1-0 yenilerek ilk turda elendiler...
***
Öğrenebildiğimiz kadarıyla Emrespor'un öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim. 
Umarım bu öyküyü biz ESES sevdalılarıyla birlikte Eskişehirspor yönetimi de okur ve Emrespor'a sahip çıkarlar...
Eskişehirspor için bulunmaz bir fırsattır bu...
Her ne kadar umutsuz da olsam böyle bir beklenti içine girmeden edemiyorum.
Milan zırvasının ardından Eskişehirspor yönetiminin Isparta'ya kadar gidip bu güzel insanlarla tanışarak en azından bir işbirliği anlaşması yapabileceklerine pek kanaat getiremiyorum. Umarım biz yanılırız...
Umarım Halil Ünal bizi yanıltır ve Emrespor'a sahip çıkarlar...
Emrespor'a sahip çıkmak Eskişehirspor'un geleceğine sahip çıkmak olacaktır...
Eskişehirspor'u kuran ruh ile Emrespor'u kuran ruh aynı ruhtur...
En azından bay Zafer Tüzün kiralanan mercedesler ile antrenman sahaları arasında cirit atacağına Isparta'ya gidiversin de Emrespor'un yöneticileri ile bir tanışıversin...
Bize bu da yeter...
Eğer yönetim bunu yapamayacaksa "Bu taraftar Isparta'ya da gider"...

4 Ekim 2011 Salı

Halil Ünal gidene kadar...

Şeref, Haysiyet, Onur, İsyan, Sevda, Fedakarlık, Çile...

Bu kelimeler biz Eskişehirspor sevdalıları için vazgeçilmez mefhumlardır. Şerefimizle üçüncü liglerde deplasmanlara gitmeye razıyız. Takımımız nerede olursa olsun, onurumuzu baş üstünde tutar ve Kara & Kızıl sevdamız için her türlü fedakarlığı yapar, her türlü çileye boyun eğeriz. Yeter ki, Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci ile yüreklerimizde yaşattığımız şeref ve onurumuz ayaklar altına alınmasın.

Bugüne kadar Halil Ünal denen zat-ı muhterem'e her şeye rağmen sahip çıktım. Destek olmaya çalıştım kendimce. Takımın yakaladığı sportif başarılar hürmetine sessiz kaldım. Fakat bu zatın yapmış olduğu ve basına yansıyan son rezillik sabrımızı taşırmıştır. Artık defol git demenin, Eskişehirspor'un şerefli başkanlık makamını kendi rezilliklerine alet etme demenin zamanı gelmiştir.

O makam futbolda Anadolu Devrim hareketini başlatan şeref abidesi merhum Dr. M. Aziz Bolel tarafından şereflendirilmiş, Eskişehirspor sevdalılarının yüreklerinde bugüne kadar yaşattıkları sevdaları ile taçlandırılmış kutsal bir makamdır. Pavyon köşelerinde kadın şarkıcılara fındık fıstık atarak sarkıntılık eden bir adamın o makamı kirletmesine asla ve asla izin verilmemelidir. Eskişehirspor sevdalıları bu rezilliğin hesabını mutlaka sormalıdır.

O makam yakalandığı amansız hastalığın pençesinde ölümle boğuşurken bile Eskişehirspor'u düşünen merhum Necdet Yıldırım ağabeyimizin makamıdır. O makam Siyah & Kırmızı renklerin başarısı için ter dökerken idman sahasında can veren futbol şehidimiz sevgili Sinan Alağaç'ın makamıdır. O makam Anadolu Futbol Devrimi'nin en büyük mimarlarından olan merhum Abdullah Gegiç ve Abdullah Matay'ın makamıdır. O makam Anadolu Futbol Devrimi'nin neferleri olan şerefli Eskişehirzspor formasını yıllarca sırtlarında onurlarıyla taşıyan, İsmail Arcaların, Fethi Heperlerin, Ender Koncaların, Vahapların, Abdurrahmanların, Doğanların, Müminlerin, Ayhan Aşutların, Koko Burhanların vs vs makamıdır... O kutsal makamı böylesine çirkefçe davranışlarla kirleten Halil Ünal defol git artık...


O makam kilometrelerce yol gidip aç susuz, Kara & Kızıl sevdasını destekleyen, ceketini satan, evinin kiremitlerini satan, ailesinden vazgeçen, sevdiklerinden vazgeçen, manitasını terkeden, hasılı kelam dünya bir yana ESES bir yana diyerek o şerefli formanın peşinde koşan Kara&Kızıl sevdalıların makamıdır... O kutsal makamı böylesine basit ve adice davranışlarla kirleten Halil Ünal orada ne yüzle oturacaksın. Aziz Bolel başkanımızın kemiklerini sızlattığınız yeter, bırak git artık Allah aşkına!!!!


Bu noktada taraftar olarak yapılması gereken birçok şey vardır. Benim acizane teklifim Halil Ünal gidene kadar maçlara girilmemesi yönünde olacaktır. Bu yüzden bu takım küme düşerse düşsün. Şerefimiz yerlerde sürünmesin o yeter bize!