Ateş Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ateş Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2019 Cuma

Eskişehirspor'a BORCU olanlar...

Eskişehirspor...
1965 yılında Anadolu insanının ayaz gecelerini aydınlatan büyük bir yıldız olarak parlayan Eskişehirspor, bugün içine düştüğü borç batağı sebebiyle bir varolma savaşı veriyor.
Ortaya konulan bilançolara bakıldığında adeta uçan kuşa borcu var Eskişehirspor'un.
Rakamları okuduğumuz vakit herkes alacaklı Eskişehirspordan...
Formasını giyen futbolcu, o formaları yıkayıp ütüleyen malzemeci, aşçı, çaycı, kasap, manav, market, eski yöneticiler, antrenörler, futbolcu simsarları, bazı kulüpler, tefeciler (factoring diyorlar şimdi), bankalar, sanayiciler, avukatlar...
Dedik ya bir uçan kuş kalmış.
Hesap kitap bilse belki o da alacaklı çıkacak.
Ama bilançolarda uçan kuşların adı yok çok şükür.
***
İyi de bu Eskişehirspor'un hiç mi alacağı yok!?
Borçların rakamlarla ifade edildiği bir yerde alacaklar nasıl ifade edilecek?
Düşündüm.
Örneğin benim Eskişehirspor'a borcum olabilir mi!?
Eskişehirspor ile hiç para ilişkim olmadı.
Eskişehirspor'a rakamsal borç yapacak hiç bir girişimim olmadı.
Para harcamışlığımız var Eskişehirspor için ama para almadık, para kazanmadık.
Bu durumda borcum yok gibi görünüyor.
Daha derin düşünmek lazım belki de...
***
Düşündüm...
Derin derin düşündüm.
Ve ne kadar da çok borçlu olduğum çıktı ortaya.
Daha ilk gün borçlanmışım meğer.
Kasımpaşa'da, Hastane Yokuşu'nun hemen dibindeki okulumuzun bahçesinde Gassarayı tutan arkadaşlarıma büyük bir sevinçle ''Nasıl yendik ama'' diye haykırırdığım anda başlamışım borçlanmaya...
Hep onlar söylüyordu bu cümleyi; ''Nasıl yendik ama''
Bense, hem onların tuttukları takımları tutup onlardan biri olmak istemiyordum hem de onların tuttukları 3 takımı da yenebilecek ve onlara ''Nasıl yendik ama'' dedirtecek bir takım tutmak istiyordum.
***
Acaba var mıydı öyle bir takım diye düşünürken, babamın okuduğu Tercüman gazetesinde okumuştum. ''Anadolu Yıldızı Eskişehirspor, Gassarayı 3-2 yenip en büyük kupayı kazanmıştı''
İşte bu!
Onların tuttuğu takımı yenen ve onlardan biri olmayan bir takım.
Hem de öyle aslan, kanarya, kartal falan değil!
Anadolu Yıldızı!
Sonradan öğrendim.
Bir de Kırmızı Şimşekler deniliyormuş Eskişehirspor'a!
Hep farklı!
Onlardan değil.
Onlardan çok farklı!
***
İşte ben böylesine muazzam bir sevda kazanmışım.
Bir ölümsüz aşk kazanmışım.
Şu dünyada AŞK'tan gayrı büyük bir kazanç ne olabilir ki!?
Daha yolun başında Eskişehirspor'a olan borcumdam ötürü belim büküldü.
Sadece bu kadar mı!?
Benim gibi Eskişehirspor sevdalısı nice güzel insan kazandım Eskişehirspor sayesinde...
Dostlar kazandım, hem de kötü gün dostları!
En darda kaldığım anlarda Hızır gibi yetişen can dostlar kazandım Eskişehirspor sayesinde.
Kardeşlerim oldu.
Öyle laf olsun diye kardeş değil.
Sevmelere kıyamadığım,
Özlemeye doyamadığım, candan öte can kardeşlerim oldu Eskişehirspor sayesinde...
***
Hepimiz borçluyuz Eskişehirspor'a.
Hem de çok borçluyuz.
Özellikle de Eskişehir'de yaşayanlar.
Eskişehir Türkiye'de bir marka kent olduysa bu marka değerinin en paha biçilmez kısmı Eskişehirspor'dur.
Bugün Türkiye'nin en ücra köşesinde bile ''Eskişehir'' denildiği anda akla gelen ve en çok telaffuz edilen kelimeler ESES, KIRMIZI ŞİMŞEKLER, ANADOLU YILDIZI ve ESKİŞEHİRSPOR'dur.
Belediye'den önce, çibörekten önce, arab aşından önce, Eskişehir çiftetellisinden önce, hatta Yunus Emre'den bile önce Eskişehirspor geliyorsa insanların aklına ve diline Eskişehir kentinin en büyük marka değeri Eskişehirspor'dur.
***
Bu sebeple hepimiz borçluyuz.
Uçan kuşlarımız bile borçludur Eskişehirspor'a.
Atanmışlarımızdan, seçilmişlerimize
Siyasetçilerimizden, sanayicilerimize
Esnafımızdan, işportacımıza
Gençlerimizden, yaşlılarımıza
Kadın - erkek alayımız borçluyuz Eskişehşirspor'a...
Ve hepimiz bu borcumuzu ödeyebilmek için elimizden geleni yapmalıyız.
Yapmalıyız ki;
Eskişehirspor Yaşasın!
Eskişehirspor yaşasın ki;
Tüm Türkiye Eskişehir'in adını unutmasın!
***
1965 yılında Dr. Aziz Bolel bir sabah uykusundan uyanıp, aynanın karşısına geçtiğinde ''Ben de yaşadığım bu kentin takımı için bir şeyler yapmalıyım'' demiş ve Eskişehirspor'un kurulmasına önderlik ederek 10 yıl gibi kısa bir sürede Eskişehirspor'u yaşayan bir EFSANE haline getirmişti.
Bu yazımızı okuma zahmetinde bulunan değerli dostlarım hemen Dr. Aziz Bolel'in bu sözlerini tekrar etmeli ve Eskişehir'in en büyük markası için bir şeyler yapmalıdır.

Yaşasın YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR davamız!

17 Eylül 2018 Pazartesi

Bir ''ATEŞ ÜLKER'' Geçti Bu Dünya'dan

Telefonum çaldı.
Baktım.
Arayan ''Ateş Abinin eşi''
Açmadım, korktum.
Sessize aldım.
Duymak istemiyordum.
Aslında bunu duyacağımız Ateş ağabeyim 2 ay evvelden söylemişti bana.
Ve bana en çok söylediği iki kelimeyi söylemişti o kulaklarımdaki en güzel ses tonuyla:
- Üzülme Selahattin!
Gözlerim, almıştı haberi.
Damlalar kirpiklerimi yakmaya başlamıştı.
Bir daha çaldı telefon.
Baktım, yine ''Ateş Abinin eşi'' yazıyor ekranda.
Yine korktum.
Yine açmadım.
Ama gözyaşlarım korkmuyordu. Acı haberi onlar çoktan almış ve yanaklarımdan süzülmeye başlamışlardı.
10 dakika bekledim.
Ben aradım.
Ben ağladım, o ağladı.
- Biliyorsunuz değil mi Selahattin bey, sizi çok severdi ve önce sizi aramamı tenbihlemişti!
***
Biliyordum elbet!
Biz aynı kaderin yolcularıydık.
Dürüstlüğümüz enayilik, iyiliğimiz budalalıktı bizim.
Ya sevdamız!?
Aynı takıma sevdalanmıştık.
Ne o Eskişehirliydi ne de ben!
Fakat ikimizde aynı kaderi paylaşıyorduk birbirimizden habersizce...
O da İstanbul'da doğup büyümüş ben de!
O Fındıkzade sokaklarında yaşamış Eskişehirspor sevdasını, ben Kasımpaşa sokaklarında...
Ona da acayip acayip bakmışlar ''Eskişehirsporluyum!'' dediğinde bana da!
- Yahu arkadaş, Eskişehirli değilsin, Eskişehir'den evlenmemişsin, Eskişehir'de yaşamamışsın ne alaka Eskişehirspor!? sorusunu kim bilir o kaç bin kere cevapladı ben kaç bin kere cevapladım!?
Kaderimiz birdi!
Birbirimizden habersiz geçen kader yoldaşlığımız gün geldi bizi bir araya getirdi!
***
Kadıköy sahilinde bir çay ocağının taburelerinde otururken siyah - kırmızı örme şapkası, çantasından çıkardığı Eskişehirspor atkıları, şapkaları ve rozetleri halen gözümün önünde.
- Arkadaşlar, bu ürünleri Eskişehir'den aldım. Eskişehir'de satılan bu ürünlerin bile tamamı hatalı! Bu rozete yıldızları koymamışlar! Bu kaşkoldaki yıldızların renkleri tamamen yanlış! Bu formamdaki armamızın topu temsil eden çizgileri tamamen yanlıştır. Bu armayı çizen Selahattin Vapur'un ruhu bu durumdan çok rahatsız olmaktadır!
Allahım!
Bu nasıl bir aşktır Ya Rabbim!
O güne kadar hiçbirimizin aklına dahi gelmeyen ayrıntılar Ateş Ülker'i nasıl rahatsız etmiş!
Kızgındı!
Öfkeliydi!
Üzgündü!
Ama ümitliydi!
- Bunlar bizi üzmesin! Biz bu yanlışların hepsini düzeltebiliriz!
Ve Ateş ağabeyin bu sözleri eşliğinde kurmuştuk Boğazın Kırmızı Şimşeklerini!
***
Yıllarca birlikte YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR mücadelesi verdik!
Biz üzüldükçe O, ''Üzülme'' dedi.
YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ ile BKŞ oluşumu çatısı altında birlikte çalıştık.
Yıllarca gayri resmi faaliyet gösterdikten sonra derneğimizi kurarken de bize hep destek oldu.
- Sıkıntılar olabilir Selahattin. Bunlar seni üzmesin! Ben her zaman sana destek olacağım! Çünkü sen hep güzel şeyler yaptın. Bu dernek de her zaman söylenen Anti Bizans söyleminin hayata geçişi olacaktır!
Evet, BKŞDER bir hançer gibi saplandı ''Bizans'' entrikalarının bağrına!
Biz, yüreklerimizdeki Eskişehirspor sevdası birbirimize bağlandık, birbirimizi bu ortak kaderimiz sayesinde baba-oğul gibi, ağabey - kardeş gibi sevdik.
Ve benim en büyük kazançlarımdan biridir yüreğimdeki Ateş Ülker sevgisi...
***
Ateş ağabeyin mıhterem eşiyle karşılıklı ağlayarak anlaşabilmiştik.
Ne o bir şey söyleyebildi ne de ben.
İkimiz de biliyorduk bu anın geleceğini.
Kendisini sevenleri daha az üzebilmek için de çok gayret sarfetmişti o güzel yürekli insan.
16 Eylül 2018 Pazar günü cami avlusunda Ateş ağabeyin tabutunu bekledik Eskişehirspor'a gönül vermiş kardeşlerimle.
Bir çoğu Onu hiç görmemişti genç kardeşlerimin.
Ama ben onlara o kadar çok Ateş Ülker anısı anlatmışım ki, hepsi yıllardır tanıdıkları bir Ateş Ülker'in cenazesine gelmiş kadar üzgün...
Cenaze aracı geldi.
Güçlü olmaya çalışıyordum.
Tabuta doğru giderken Ateş ağabey yine bana ''Üzülme Selahattin!'' diyordu.
Üzülüyordum!
Ama Ateş ağabey beni üzmemek için kendisinin eriyip gitmesini görmemi istememişti ve ben de Onun kadar güçlü olabilmeliydim.
***
Tabutu görünce bir an tereddüt ettim!
- Bu Ateş ağabey değildir! Bu tabut küçücük! Ateş ağabey bu tabuta nasıl sığsın! dedim kendi kendime.
Tabutun üzerindeki notu okudum emin olmak için!
Dr. Ateş Ülker!
O an anlamıştım Ateş ağabeyimin son günlerinde kendisini görmemi neden kabul etmediğini.
Yine bizi düşünmüştüm.
O dağ gibi adamın eriyip tükendiğini hiç birimizin görmesine müsaade etmemişti.
- Üzülme Selahattin!
Demişti son günlerini yaşarken bile!
Son telefon konuşmamızda;
- Ateş ağabey çok kısa da olsa sadece ben gelsem!
Sözümü tamamlamama bile izin vermedi.
- Selahattin sen gelirsen çok üzüleceksin. Sen çok üzülünce ben de çok üzüleceğim. Beni ümek mi istiyorsun!
- Hayır Ateş ağabey, siz nasıl uygun görürseniz!
Demek ki bunun içinmiş bütün çaban koca yürekli adam!
***
Namazını kıldık, duasını okuduk...
Ve ellerimizle toprağın bağrına yatırıp üzerine de yorganını kürek kürek attık Ateş ağabeyimizin.
Ve hep o dağ gibi adam olarak anımsayacağız Onu!
O kocaman ama yumuşacık elleri!
Kocaman ama yumuşacık yüreği!
Sarıldığım vakit hem Onun göbeğinde hem benim göbeğimden dolayı kavuşamayan kolları!
Ve o beyaz kefene sarılmış küçücük bir beden!
Ellerimle indirdim toprağa!
Ve toprağı avuçlarımla attım üzerine!
Kefenini okşadım!
Toprağını kokladım!
***
Zeki!
Akıllı!
Duygusal!
Naif!
Yumuşak huylu!
İyi kalpli!
İyilik meleği!
Dürüst!
Mert!
Dost!
Arkadaş!
Babacan!
Cesur!
İçi dışı bir!
Baba!
Ve
Eskişehirspor'u sevme sanatının en güzel sanatçısı!
Bir ''ATEŞ ÜLKER'' geçti bu dünyadan!
Allah mekanını cennet etsin inşaallah...

16 Eylül 2018 Pazar

Gözyaşlarımıza ''ATEŞ'' düştü...

Ciğerimiz  yandı...
Yüreğimiz kanadı...
Göz pınarlarımızdan düşen yaşlara ateş düştü...
Ve bir parça daha koptu içimizden.
Bir tırnağımız daha söküldü etimizden.
Bir sevdalı yürek daha umutsuz aşklar kabristanına gömüldü.
Yakalandığı amansız hastalığın pençesinden kurtulamayan Ateş Ülker ağabeyimizi kaybettik...
***
Bir adam düşünün ki;
3 ay sonra öleceğini bilen bir adam!
Gözlerinden bir iki damla yaş akarken;
- Selahattin üzülme! Ben ağır bir hastalığa yakalandım ve bu hastalığın sonunda sizlerden ayrılabilirim. Ailemin üzülmesini istemiyorum. Mümkün olduğunca geç öğrenmeleri için çaba sarfedeceğim. Fakat sana söylemeliyim. Ben akciğer kanserine yakalandım.
Gözümden akan yaşlara engel olamadım.
Elimi tuttu yine tekrarladı;
- Üzülme, biz güzel yaşadık! İyilikten ve dürüstlükten asla taviz vermedik. Sen çok güzel işler yaptın. İstanbul'da birbirinden habersiz olarak Eskişehirspor'u seven insanları bir araya getirdin. Benim çok güzel insanlar tanımama sebep oldun. Bu hastalığımı sadece sana söylememin sebebi de budur. Bu güzel aileyi sen ortaya çıkardın, bu ailenin büyüğü sensin, sana söylemeliyim ki, sen diğer arkadaşlarımızın üzülmemesini sağlamalısın.
Düşünün yahu!
Öleceğini bilen bir adam, bu süreçte kendisini sevenlerin üzülmemesi için çaba sarfediyor!
Sen nasıl güzel bir yüreğe sahipsin be adam!!!
***
O dağ gibi vücut bu amansız hastalığın pençesinde erimeye başlayınca çaresiz yatırıldı hastaneye.
Halbuki, tedaviyi kabul etmeyeceğini söylemişti.
Muhterem eşine ve bana sıkı sıkı tenbih etti.
Kesinlikle ziyaretçi kabul etmiyordu.
Çok ısrar etmeme rağmen benim dahi kendisini görmeme razı olmadı.
Kendisini hem dimdik ayakta gördüğümüz haliyle anımsamamızı arzuluyordu.
Ateş ağabeyi iyi tanıdığım için çok ısrar etmedim.
Ağzından çıkan her sözü ölçüp biçen Ateş ağabeyim elbette bu konuda da en iyisini düşünmüştür dedik.
Zaman zaman aşırı ısrarcı olanlara kızıyordu!
Muhterem eşi de kendisini görmek isteyenlere hak veriyordu, ancak Ateş ağabey belki de en güzelini yapmıştı yine.
Onu sevenler onu hep o ihtişamlı haliyle anımsayacaklar...
***
Ateş Ülker 1 Mayıs 1948 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiş, aslen Bartınlı olan bir güzel yürekli adamdır. İstanbul Erkek Lisesi ve İstanbul Tıp Fakültesi mezunudur.
Eskişehir ile uzaktan yakından hiç bir bağı yoktur.
Fakat öylesine muazzam bir Eskişehirspor aşkı vardır ki yüreğinde çevresindeki herkes onu Eskişehirli olarak bilir.
Ben de Eskişehirli olmayan bir Eskişehirspor sevdalısı olarak bu yönden de daha bir farklı severdim kendisini.
Yıllar önce tanıştığımızda Eskişehirspor ile ilk tanışmasını anlatmıştı.
1965 Yılında Eskişehirspor kurulmuş ve henüz ilk maçlarında bile tüm Türkiye Eskişehirspor'dan bahseder olmuş.
Ateş ağabeyin İzmir'de bulunduğu bir gün Eskişehirspor'un Karşıyaka ile maç yapacağını duyar.
Çok merak ettiği Eskişehirspor'u izlemek için stada gider Ateş ağabey.
Şu sözleri halen kulaklarımdadır:
- Maçın 65. dakikasında kendi kendime dedim ki; Ateş Ülker sana Eskişehirspor'u tutmak yakışır!
Ne güzel demişsin be Ateş ağabey!
Eskişehirspor'a sevdalanmak bir insana bu kadar mı yakışırdı!
***
- Neden size Eskişehirsporlu olmak yakışırdı Ateş ağabeyim. Ne gördünüz ki, o takımda!?
Diye sormadan edemedim.
İşte bir muhteşem Ateş Ülker cevabı daha!
- Futbolcuların hepsi sakal traşlarını olmuş, saçları muntazam taranmış, formaları ütülenmiş, formalarını şortlarının içine sokmuşlar ve hakeme itirazları bile müthiş bir saygı içinde yapıyorlardı Selahattin.
Şimdi söyleyin bakalım şu yeryüzünde sahada maça çıkan futbolculara kim bu gözle bakar?
Futbolcuların birbirlerine seslenişleri, hakem ile konuşmaları bile Ateş ağabeyin dikkatinden kaçmıyor.
Böylesine ayrıntılı bir aşktı Ateş Ülker'in Eskişehirspor'a olan aşkı.
***
2B liginde şampiyonluk maçına gidememiştik.
Kasımpaşa'da bir kafede birlikte takip ettik.
Takımımız şampiyonluğu kazandı fakat ikimizde sevinemedik.
Bütün Eskişehir şampiyonluk kutlamaları yapıyordu.
Stadda bulunanların coşkusu görülmeye değerdi.
Biz ise, Eskişehirspor'un daha güzel yerlerde olması gerektiğini konuşarak, Tepebaşı Yokuşu'nu tırmanıyorduk.
Bir ara Ateş ağabeyin ağladığını farkettim.
- Ağabey hayırdır bir şey mi oldu. Dedim
- Hayır. Fakat Eskişehirspor taraftarının 2B şampiyonluğuna bu kadar sevinmesi zoruma gitti Selahattin. Biz 1. Ligde şampiyon olmadığımız için ağlamalıyız.
İşte bir muhteşem Ateş Ülker cevabı daha.
Ne yapalım şimdi biz!?
Ateş Ülker için ağlamayalım mı!?