stad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2018 Salı

Eskişehirspor Futbolcularına Mektup

Kiminiz yıllardır Eskişehirspor forması giyiyorsunuz...
Kiminiz bu formanın manevi lezzetini daha yeni tattınız!
Kiminiz başka şehirlerden geldiniz,
Kiminiz Eskişehir'de doğdunuz,
Kiminiz ailenizle birlikte Eskişehir'de yaşıyorsunuz...
Ancak hepiniz şunu çok net bir şekilde gördünüz ki; Eskişehir'de Eskişehirspor tutulan bir takım değil, kutlu bir AŞK öyküsüdür...
***
Eskişehirspor'a sevdalanmak için Eskişehir'de doğmak gerekmiyor.
Mardin'den,
Trabzon'dan
Samsun'dan
Bartın'dan
Tokat'tan
Antalya'dan,
Yozgat'tan,
İstanbul'dan,
Van'dan
Ve daha memleketin bir çok yerinden, nüfus cüzdanında doğum yeri Eskişehir yazmayan nice sevdalı yürek var her hafta sizin başarılı olmanız için dualar ediyor, Allah'a yalvarıyorlar...
***
Koca kentte 7'den 70'e bütün Eskişehir halkının umutlar sizlerde.
Ne geçim sıkıntısı,
Ne hayatın kederleri, ne de sevinçleri...
Bu an itibariyle bütün KARA&KIZIL sevdalı gönüllerin umutları, sevinçleri sizlere bağlı.
Henüz okula yeni başlayan çocuklarımız sizlere destek olabilmek için pankart boyayan abilerinin yanına gidip, pankart boyamaya çalışıyorlar.
Tribünlerde gözyaşı döken çocuklarımızı görün.
Sevgilileri ile buluşmak yerine sizin peşinizden deplasmanlara koşan delikanlıların umudu sizlerde.
Çoluk çocuğunun rızkından kesip maçlara gelen, tek amaçları daha dolu tribünler önünde oynayarak motive olmanızı sağlamak olan babaları düşünün.
Düşünün çocuklar düşünün...
Hangi biriniz böylesine büyük bir sevdanın muhatabı olabilirdiniz sırtınızda taşıdığınız o forma olmasaydı!?
***
Maça çıkıp, seremonide İstiklal Marşımızı okurken tribünlerimize iyi bakın.
Eskişehirspor'a sevdalı gözlerin içine girin.
Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin sıcaklığını yüreğinizde hissedin!
O tribünlere iyi bakın çocuklar.
O sevdalı insanlar sizden sadece bir galibiyet beklemiyorlar.
Yıllardır yüreklerimizi yakan sızılarımızı dindirmenizi bekliyoruz.
Yarınlara dönük bütün umutlarımız sırtınızda taşıdığınız o formalarda yüklü...
Bu kent Eskişehirspor'a sevdalı yüreklerin kenti.
Bu yüreklerde yeni sızı açmayın!
Bu koca yürekleri küme düşürmeyin!
***
Biz ilk defa yenilmiyoruz.
İlk defa küme düşme korkusu yaşamıyoruz.
İlk defa ağlamıyoruz tribünlerde ya da tv başında...
Biz yenile yenişle sevdalandık Eskişehirspor'a!
Adını bile bilmediğimiz stadların sidik kokan tribünlerinde gözyaşı döktük.
Öylesine düştük ki, ulusal gazetelerin sütunları arasında Eskişehirspor'un maç sonucunu aramaktan gözlerimizin feri söndü!
İlk defa üzülmüyoruz!
İlk defa ağlamıyoruz!
İlk defa hayallerimizi içimize gömmüyoruz.
***
Sırtınızda taşıdığınız forma böylesine kutludur!
O formayı sırtınızda taşıdığınız için sizi de o formayı sever gibi seviyoruz.
Biz teknik taktik bilmeyiz.
Biz deliler gibi sevmeyi biliriz.
Sevdiğimizi yüceltmeyi, sevdiğimizi baş tacı etmeyi en iyi biz biliriz...
Çıkın yürekten oynayın...
Yenilirseniz yenilin, biz yine ağlarız, yeter ki sizin yürekten oynadığınızı yüreğimizde hissedelim...
Hem ağlarız bir kez daha küme düşüşümüze hem de sizi bağrımıza basarız!
Sevdalı yüreklerin ahını almayın yeter!
Şu minicik yüreğinde kocaman bir sevda besleyen Baran kardeşimizin, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeyin, yüreğindeki o koca sevdanın ahını almayın!
***
Küme düşme korkusu yaşadığımız şu ligin son haftalarında size inanıyor ve güveniyoruz.
Çaremiz olmadığından değil!
Bütün samimiyetimiz ve bütün içtenliğimizle size inanıyoruz!
Yürekten oynayın yeter!
Türkiye'nin neresine giderseniz gidin.
Eskişehirspor forması giydiğiniz bu şehirde sevildiğiniz kadar hiç bir yerde sevilmeyeceksiniz.
Belki önümüzdeki maçlar ESES forması ile son maçlarınız olacak.
Öyle bir yürekten oynayın ki; küme düşsek bile sizleri sevgiyle analım!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!

24 Temmuz 2013 Çarşamba

BJK maçlarını Kasımpaşa'da oynarsa !?...

Bu devlet büyüklerini anlamak mümkün değil...
Gözleri kendilerinden başka hiç kimseyi görmüyor...
En iyi onlar bilirler...
En iyi onlar görürler...
En iyi onlar işitirler...
En iyi onlar düşünürler...
En iyi onlar karar verirler...
Halk mı!?
Halk ise, sadece onları seçerler ve vergileriyle beslerler...
Türkiye'de halkın bundan öte bir işlevi yok...
Halk sadece seçim zamanı ve vergi zamanı adam yerine konur...
Bunun dışında halk, vatandaş, millet tam bir HİÇtir...
***
Ülkemiz bir çok sorun ile boğuşuyor...
Bu sorunlardan biri de "futbolda şiddet!"
Devlet aldığı tüm önlemlere rağmen şiddete son veremiyor...
Daha çok kısa bir süre öncesinde,
Kulüp başkanlarının,

Futbolcularının,
Medyanın el birliğiyle gerdiği bir ortamda

Gencecik bir evladımızı futbol şiddetine kurban verdik...
Yine de akıllanmıyoruz...
Bizi yönetenler,

Futbolu yönetenler,
Taraftarın futbolda en önemli unsur olduğu gerçeğini bir yana bırakarak abuk subuk kararlar almaya devam ediyorlar...
20 Yaşında öldürülen Burak Yıldırım'ın acısı ülkemizdeki futbol şiddetini bir nebze olsun küllendirmişken;
Taraftarın ikazlarına rağmen BJK'nin maçlarının Kasımpaşa Stadı'nda oynanması konusundaki ısrarı anlamak mümkün değil...
Cümle alem biliyor ki;
BJK taraftarları arasında Kasımpaşa taraftarları ile tarihi bir husumete sahip olan Karagümrük taraftarları var.
BJK ve Kasımpaşa taraftarları arasında da son yıllarda gelişen bir husumet var...
Böylesi bir ortamda hem Kasımpaşa taraftarının, hem de BJK taraftarının ikazlarına rağmen BJK'nin maçlarını Kasımpaşa'da oynaması için ısrar edilmesi gerçekten akıl işi değil...
***
Her iki takımın taraftarı da bu kararı alanları uyarıyor...
Kasımpaşa taraftarı yürüyüşler düzenliyor...
BJK taraftarı açıklamalar yapıyor...
Ama kimsenin tınladığı yok...
Çünkü Allah muhafaza bu karar sonrasında Kasımpaşa'da meydana gelmesi muhtemel bir olayda yaralanan ya da hayatını kaybeden çocuğun adı onların çocuklarının adı olmayacak...
Halk'ın evladı pisi pisine yaralanacak ya da hayatını kaybedecekmiş...
Kimin umurunda!
Bir kere olsun şu milletin sesine kulak verin...
Bu karar ile hem küllenmiş şiddeti körükleyecek;
Hem de üç camia arasında soğumaya başlamış bir husumet ateşini yeniden yakacaksınız...
Ceylan derisi koltuklarınızda oturup, o kulüplerin tek varlık sebebi olan taraftarı yok saymanız bu millete daha büyük acılar yaşatacaktır...
Burdan bir kere de biz uyarıyoruz....
Şu takımlı bu takımlı olarak değil;
Futbolda yaşanan acıların tarafı olarak uyarıyoruz...
Bu kararınızı acilen geri çekin ve yaşanması muhtemel acıların önünü kesin!

11 Aralık 2012 Salı

Kozanlıoğlu vakası ve İstifa Kültürü

Hepimizin malumu olduğu üzere geçtiğimiz günlerde yaşanan bir skandal Eskişehirspor taraftarlarına BJK zaferini bile unutturmuştu. Bir firma tarafından kulübe tahsis edilen lüks bir otomobil kulüp yöneticilerinden bay Kozanlıoğlu'nun eşinin kullanımına tahsis edilmiş, yerel basın konuyu en ince ayrıntılarına kadar ortaya dökmüştü. Bay Kozanlıoğlu'nun eşinin söz konusu araç ile yakın münasebetini gösteren fotoğraflar kafalarda şüphe bırakmayacak kadar net ve açık. Kulübe ait bir araç bir yöneticinin eşi tarafından çarşı pazar işlerinde kullanılıyor. Bu kelimenin tam anlamıyla bir skandal.
***
Eskişehirspor taraftarı böylesine utanç verici bu olaydan sonra bay Kozanlıoğlu'ndan tek bir şey bekliyordu. Çıkıp özür dilemeli ve derhal istifa etmeliydi. Ne var ki, bu tür erdemli davranışlar bizim kültürümüzde yok. Bazı yöneticiler kulüp başkanına baskı yapmış. "Ya o gider, ya da biz!" demişler. İyi de etmişler! Dün akşam yapılacak toplantıda konu görüşülecek ve bay Kozanlıoğlu'nun istifası istenecekti. İstifa etmediği takdirde de ihraç gündeme gelecekti. Fakat ne hikmetse o toplantı yapılmadı. Neden yapılmadığını bilmiyoruz. Ancak ortada böylesine utanç verici bir konu olunca kafalarda soru işaretleri beliriyor.
***
Acaba Başkan Halil Ünal, Kozanlıoğlu ailesinin yaşattığı bu skandalı unutturmaya mı çalışıyor? Gerekli manevralar için zaman mı kazanmaya çalışılıyor? Başkan, bay Kozanlıoğlu'nu koruma altına mı alıyor!? Bu tür soruların kafalarımızda yer etmemesi mümkün değil. Böylesine utanç verici bir durum ortada dururken acilen bir açıklama yapılmıyor ise, bu tür soruların çoğalması da mümkündür. Eğer gerçekten Halil Ünal böylesine utanç verici bir olay sonucunda bay Kozanlıoğlu ailesini koruma altına almaya gayret ediyor ve bu toplantının iptal edilmesinin sebebi bu ise, vay halimize...
***
Aslına bakarsanız böyle bir konuyla ilgili toplantı yapılması da çok mantıksız.  Medeni ülkelerde bu tür durumlar vuku bulduğunda konunun tarafı çıkar milletten özür diler ve istifasını basar. Tabii ki bu istifa kültürü bizim ülkemiz için geçerli değil. Müsaadenizle buna iki örnek vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda Afyonkarahisar'da bir patlama meydana gelmişti. Onlarca askerimizin şehit olduğu bu patlamanın bir benzeri de 1 yıl kadar önce Kıbrıs Rum Kesimi'nde gerçekleşmişti. Bizde yaşanan olayda hiç kimse istifa etmedi. Hatta olayın sorumlusu bile ortaya çıkarılmadı. Kıbrıs Rum Kesimi'nde ise, olayın hemen akabinde, üç bakan ve bir genel kurmay başkanı istifa etti. Hiçbir yargılama olmadan, hiç bir yorum yapılmadan 3 bakan ve bir genel kurmay başkanı istifa ettiler. Çünkü onlar bulundukları mevki itibariyle kendilerini sorumlu görüyorlardı.
***
İstifa kültürüne örnek teşkil etmesi bakımından bir örnek daha vermek isterim. Yanlış anımsamıyorsam Romanya'da bir futbol karşılaşmasında yağan yoğun yağmur neticesinde stadın zemini su ile kaplanmış ve maç oynanamamış. Sorumlu aranmıyor hiç. Olayın hemen çok başında Spor Bakanı çıkıp kamuolundan özür diliyor ve kendisini bu olaydan sorumlu tutarak istifasını basıyor! Aynı tarihte bizim GS Arena'da benzer olay yaşanıyor. Maç ertelenmiyor, oynanıyor ancak çok ağır şartlar altında oynanıyor. İstifa eden olmadı, bizimkiler halen sorumlu aramakla meşguller...
***
Bay Kozanlıoğlu'nun istifa etmesi için bunlardan çok daha net bir kabahati var.
Gazetelerde çarşaf çarşaf fotoğrafları yayınlanmış...
İnkar edecek, kıvıracak bir durum yok...
Ola ki, belki bir ihtimal "eşim aracı test sürüşü için almıştı" diyebilirsiniz...
Ya da "çok heves etti, bir tur atıp gelicem, dedi ama bir türlü geri gelmedi" şeklinde bir kıvırma cümlesi de kurabilirsiniz...
Fakat vicdanınızla hesaplaştığınızda Eskişehirspor sevdalılarının size kestiği cezayı her zaman hissedeceksiniz...
Eğer tez elden istifa ederseniz;
Bizler, "yine de erdemli adammış anında bastı istifayı" deyip yaşananları sineye çekeriz...
Fakat böyle kıvırma taktiklerine girip o koltuğa çöreklenme peşinde olduğunuzu anlarsak, aşağıdaki beddualarımız her zaman sizinle olacaktır...
***
KİM Kİ ESKİŞEHİRSPOR'UN TEK KURUŞUNU KENDİ MENFAATİ İÇİN KULLANIYORSA ALLAH BİN TÜRLÜ BELASINI VERSİN!!!


23 Kasım 2012 Cuma

Renklerine ve taraftarına sahip çıkamayan yönetim...

Eskişehirspor camiası ülkeye malolmuş büyük bir camiadır.
Kısa zamanda kazandığı başarılarla Türkiye'de futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış;
Dünya futbol literatürüne de çeşitli vesilelerle girmiş, adını tüm dünyaya duyurmuş büyük bir camia...
Böylesine büyük bir camiada yöneticilik yapmak büyük sorumluluklar gerektirir.
Giyiminizden kuşamınızdan tutun da, oturup kalkmanıza kadar her şeye dikkat etmek zorundasınızdır.
En önemlisi de Eskişehirspor'a AŞK ile bağlı olan taraftarın hassasiyetleri konusunda son derece duyarlı olmalıdır Eskişehirspor yöneticisi.
***
Eskişehirspor taraftarının en büyük hassasiyetlerinden birisi ARMA'dır.
ARMA konusunda zamanında taraftarımızın büyük çabalar sarfettiğini ve hem yerel hem de ulusal basında ARMAmızın doğru şekilde kullanılması taraftarımızın bu çabaları sonucunda sağlanmıştır.
ESES sevdalılarının bir diğer hassasiyeti ise, renklerimizdir.
Özellikle Eskişehirspor kuruldumkün sonra kurulan bir çok kulüp bizi örnek alarak renklerini de bizim renklerimiz olan Siyah-Kırmızı yapmışlardır. Bu kulüplerden büyük çoğunluğu tüzüklerine bu renkleri KIRMIZI-SİYAH şeklinde yazdırmışlar ve bu şekilde telaffuz edilmişler yıllarca.
***
Eskişehirspor'un renkleri ise; SİYAH-KIRMIZI'dır...
Tüzüğümüzün 4. maddesinde yer aldığı üzere renklerimiz bu şekilde yazılmalı ve bu şekilde telaffuz edilmelidir. 
Bazı arkadaşlarımız "Ne farkeder, ikisi de aynı yola çıkmıyor mu!?" diyebilirler...
Fakat önemli olan hangi yola çıktığı değil o yolda gidiş biçimidir.
İstanbul medyasının Türkiye'nin en büyük camialarından biri olan Eskişehirspor'u küçümseme girişimi olarak algılıyoruz biz bu yanlış telaffuzu.
Bugün bu ülkede FB'nin renklerini hiç kimse LACİVERT-SARI olarak telaffuz etmiyorsa Eskişehirspor'un renklerini de doğru telaffuz etmek zorundadırlar. Sadece Eskişehirspor değil, Şanlıurfaspor, Vanspor, Bucaspor, Feriköy ya da Kemahspor... Hiç farketmez, her takım kendi seveninin gözünde en büyüktür. Medyanın büyüttüğü takımlar konusunda nasıl hassas davranılıyorsa halkın yüreğinde büyüttüğü gerçek büyük takımların hassasiyetlerine de öyle dikkat edilmelidir.
***
Uzun zamandır sosyal medya üzerinden bu konudaki mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu konuyu gerek maillerle, gerekse faks mesajları ile ilgili kurumlara müteaddit defalar bildirdik. Bazı kurumlar bizim mesajlarımız sonrasında hatalarını düzelttiler. Bazı kurumlar ise, bizi dikkate almamaya devam ediyorlar. Bunlardan daha vahim olanı ise, yerel basının bile aynı yanlışı halen sürdürüyor olmasıdır.
Aslında bu konunun çözümü son derece basittir. Yönetim yazılı bir metin hazırlayarak, ya da bizim hazırladığımız metni kullanarak tüm basın kuruluşları ve ajanslara konuyla ilgili bilgi verir ve gerekenin yapılması, yapılmadığı takdirde konuyla ilgili tavrımızın sertleşeceğini bildirebilir.
Yönetimin böyle bir girişimde bulunması eminim ki, bizim çabalarımızdan çok daha verimli olacaktır.
Fakat şu ana kadar yönetim bu konuda tek bir girişimde bile bulunmadı.
***
Yönetim renklerine sahip çıkamadığı gibi taraftarına da sahip çıkamıyor.
Eskişehir emniyeti özellikle İstanbul takımları ile oynadığımız maçlarda stad girişlerinde taraftarımıza karşı düşmanca bir tavır takınıyor. Taraftar itilip kakılıyor, adeta tahrik ediliyor.
Son olarak FB maçında tabi tutulduğumuz ayakkabı çıkarma zulmü son derece onur kırıcı bir davranıştır. Bunu ilk kez yapmıyor Eskişehir emniyeti. Ben geçen yıl ki FB maçındada aynı uygulama ile karşılaştım. Eskişehir'de sürekli maçlara giden arkadaşlarım özellikle İstanbul takımları ile oynanan maçlarda bu uygulamanın yapıldığını söylüyorlar.
***
Bazı arkadaşlarımızın ayağında bot var...
Bazı bayanlarımızda çizme...
O bot ve çizmeleri çıkarıp, tek ayak üstünde durarak çıkardığınız ayakkabıyı sallamak ve bu şekilde dengede kalmak zorundasınız.
Tepenizde kaşlarını çatmış, eline telsizi almış, zebellah gibi duran bir sivil polis sizin yüzünüzde oluşan tepkiyi görüyor ve daha fazlasını size veriyor. Sanki ağzınızı açsanız, tepenize binecek gibi duruyor. Bir çok arkadaşımız isyan ediyor. Araya girip arkadaşlarımızın darp edilmesine mani oluyoruz.
***

Peki bu polisler ne arıyorlar?
Ayakkabıların içine ne saklanabilir?
Çakmak yada bozuk para?
Taraftar bu uygulamayı öğrendi ve çakmak ve bozuk paraları iç çamaşırına saklıyor.
Bu durumda Eskişehir emniyeti nasıl bir tedbir alacak çok merak ediyorum.
İç çamaşırlarımızı mı çıkarttıracaklar yoksa "elleme" yöntemini mi kullanacaklar?
***

Bu onur kırıcı davranıştan eminim yönetimin bilgisi vardır.
Ve her zaman olduğu gibi yönetim bu onur kırıcı davranışın sonlandırılması için hiç bir girişimde bulunmamıştır.
Taraftara "korsan ürün almayın" "tribünde daha çok destek verin" "bol bol resmi ürün satın alın" "Türkiye'nin en pahalı biletlerini satın alın" tarzı çağrılarda bulunan yönetim ne yazık ki bu tür durumlarda sus pus oluyor.
Bizi o takımın, o renklerin, o armanın gerçek sahipleri olarak değil de, bir kulübün "müşterisi" olarak gören bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Esnaf zihniyeti ile çalışan bu yönetim esnaflıktan da sınıfta kalır. Çünkü esnafın bile bir temel ilkesi vardır: "MÜŞTERİ VELİNİMETTİR"