anadolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anadolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2019 Çarşamba

SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK...

Ankaragücü sevdalısı Eren Açıkgöz ve Mert Turgut Çakır'ın Antalyaspor deplasmanı dönüşü meydana gelen trafik kazasında genç yaşta hayatlarını kaybetmesiyle birlikte ülke genelindeki tüm futbol taraftarlarında bir uyanış başladı.
Bu uyanış ''SİZ UYUDUNUZ, BİZ UYANDIK'' sloganıyla tribünlere taşındı.
Evet bu genç kardeşlerimizin elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybetmeleri ülkemiz futbol taraftarları arasında yaşanan tüm husumetleri bitirdi ve ''Futbol dostluk ve kardeşliktir'' ilkesini hayata geçirdi.
***
Memleketimizin dört bir yanında oynanan maçlarda bu kardeşlerimiz için saygı duruşu yapıldı. Pankartlar açıldı, besteler söylendi...
Eskişehirspor Taraftar Birliği başkanı Murat Diri'nin basın toplantısında ''Bu kardeşlerimizin acısıyla birlikte bizim hiçbir takım taraftarıyla husumetimiz kalmamıştır'' açıklamasının sonrasında benzer açıklamalar ardı sıra geldi.
Futbolu dünyanın en büyük kumar aracı haline getiren emperyalist güçlerin milletimizin arasına ektiği nifak tohumları bu genç kardeşlerimizin toprağa düşmesiyle birlikte çürüdü, yok olup gitti.
Şimdi dostluk ve kardeşlik zamanı.
Ülkemizin en büyük dinamik gücü olan futbol taraftarı artık uyandı!
***
Biz şimdi;
TRİBÜNDE REKABET, DIŞARDA KARDEŞLİK diyoruz...
Milyonlarca insanı arkasından sürükleyen futbol oyununun en vazgeçilmez unsuru olan futbol taraftarı artık kendisini müşteri olarak gören zihniyete karşı uyandı ve gerekeni yapmak için harekete geçti.
Yıllardır savunduğumuz gibi futbol taraftarı futboldan elde edilen ve belli bir zümre tarafından paylaşılan devasa sermayenin hesabını sorma noktasına gelmiştir.
Futbol taraftarına dayatılan tüm dayatmaların hesabını sorma vakti gelmiştir.
Passolig soygunundan tutun da stad önlerinde terörist muamelesi yapılmasına kadar tüm haksızlıklara dur deme vakti gelmiştir.
***
Futbol oyununda ballı pastayı yiyenler belli.
Ve bu ballı pastayı yiyenleri koruyan kollayan, onların rantiyesini her türlü garanti altına alan yasal düzenlemelere rağmen bu ballı pastanın tüm maliyetini sırtına yüklenen futbol taraftarının haklarını savunacak bir tek yasal düzenlemenin olmadığını hepimiz biliyoruz.
Futbol taraftarına yönelik tüm yasal düzenlemeler 'CEZA' odaklıdır.
Passolig parası,
Maç bileti parası,
İdda ve bahis kupon parası,
Lisanslı ürün parası
Kulübüne yardım parası adı altında sürekli olarak para veren karşılığında sadece sportif başarı umut eden futbol taraftarı ne yazık ki, futbolu yönetenler tarafından (tabirimi hoş görün) şamar oğlanı olarak görülmektedir.
***
Sürekli yasaklar!
Sürekli cezalar!
Sürekli yeni yaptırımlar!
Futbol taraftarının faydasına bir tek yasal düzenleme yok!
Mesela hepimizin büyük bir tutkuyla sevdalandığı kulüplerimizi borç batağına saplayan, kulüplerimizin üzerinden büyük kazançlar sağlayan ama kulüplerimizi kapanma noktasına getiren yöneticilerin cezalandırılması yönünde tek bir yasal düzenleme yok!
Bu noktada bile futbol taraftarı cezalandırılıyor ve aşkla bağlandığımız kulüplerin kapanmasını gözyaşları içinde izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
***
Geçtiğimiz günlerde başkanlığını yaptığım Boğazın Kırmızı Şimşekleri Derneği'ni temsilen İstanbul'da bir etkinliğe katıldım. Trafik kazasında kaybettiğimiz Ankaragüçlü kardeşlerimizin anısına düzenlenen halı saha maçına birçok takımın taraftar temsilcisi katıldı. Yakın geçmişte yaşanan husumetlerden dolayı oraya gelseler bile birbirine mesafeli duran kardeşlerimiz vardı ve ben ilk olarak yakın zamanda tatsızlıklar yaşadığımız takımın temsilcilerini kucakladım.
''Geçmişi unuttuk'' dedik...
Artık bu kardeşlerimizin acısı bizleri bir araya getirdi ve onlar sonsuzluk uykusuna dalarken bizi uyandırdılar.
Allah mekanlarını cennet etsin.
***
Genç kardeşlerimizin vefatı ile başlayan bu uyanışı canlı tutmak ve futbol taraftarının rantiye sofrasını zenginleştirecek müşteri olarak görülmesine dur demek için ülkemizin tüm tribün emekçilerine, arma sevdalılarına buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
En kısa zamanda bir toplantı tertip edelim ve futbolu yönetenlere ''Biz salt müşteri değil, armalarımızın aşıklarıyız'' diye haykıralım.

Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın...

28 Aralık 2016 Çarşamba

Ülkücüler vardı; Varolsunlar!

Ülkücüler vardı bu ülkede.
HAK - HUKUK - ADALET diyerek çıktıkları yolda;
Haklının yanında olan,
Hukukun üstünlüğü için mücadele eden
Ve
Adaletin sağlanması için kendini feda eden Ülkücüler...
***
Türk'üm dedikleri için Faşist dediler.
Yeryüzünde faşist olmayan tek milletin bir ferdi olarak, faşizme karşı mücadele eden de yine Ülkücülerdi.
Faşist dedikleri Türk Milleti,
Bin yıla yakın bir zamandır egemen olduğu Anadolu topraklarında tüm etnik kimliklerin ve kültürlerin korunması ve yaşaması için mücadele etmişti.
Bize faşist yakıştırması yapanlara sormak gerekir:
Bin yıllık Türk egemenliği boyunca Anadolu topraklarında var olan hangi etnik yapı ve hangi etnik kültür kaybolmuştur!?
***
Anarşist dediler bize.
Terörist dediler Ülkücülere.
Türk'ün anayurdunda Türk'ü esaret altında yaşatan Kızıl Komünistlerin Orak-Çekiçli bayrağını Türk'ün yurdu Anadolu semalarında dalgalandırmak isteyenlere karşı verdiğimiz mücadelede terörist, anarşist bir mücadele değil kendi varlığını koruma ve kollama mücadelesiydi.
Bu uğurda şehitler verdik.
Bu uğurda Çanakkale'deki Kınalı Kuzular'ın torunlarını cennet bahçelerine uğurladık.
Anlamadınız bizi.
Anlamak istemediniz Ülkücüleri.
"Tam Bağımsız Türkiye" sloganı atarken elinde Kızıl Komünist SSCB'nin bayrağını taşıyanlar zaten anlayamazdı bizleri!
***
Biz Ülkücüler;
Türk'ün İslam Ülküsü için mücadele ettik.
Okulların girişlerine "Muhammedin Piçleri Giremez" yazılarını yazanların aklını aldık.
Allah'ı inkar edenlerle mücadele ettik.
Al Bayrağı indirmek,
Ezanı susturmak isteyenlerle mücadele ettik.
Biz sokaklarda din düşmanları ile mücadele ederken, evlerine sinip, korkarak çekinerek ibadet edenler de anlamadı bizi.
Faşişst dediler,
Kurtçu dediler,
Ümmet düşmanı dediler,
Fatiha bile bilmezler dediler!
***
Biz Ülkücüler;
Yolumuzdan sapmadık.
Bize kimin ne dediğini hiç umursamadık!
Allah yolunda, Millet hizmetine, davanın hamallığına devam ettik.
Yorulmadık.
Yılmadık.
Yıkılmadık.
Usanmadık.
Küsmedik.
İhanet etmedik!
***
Uğruna can verdiğimiz 'Devlet' bizi tabutluklarda sınadı.
İşkenceler gördük,
İdam sehpalarında can verdik.
Devlet kadrolarından sürüldük, "temizlendik"...
Yine de küsmedik.
Gücenmedik Devlet'e...
Hainlerden olmadık!
Türk Devleti'ne ve Türk Milleti'ne uzanan her kahpe eli kırmak için and içtik.
Bizi "temizlediğini"zannedenleri hainlere karşı canımız pahasına yine biz savunduk.
***
Bugün Devlet'in karşısına çıkan hangi hain örgüt varsa karşısında eli Bozkurt yapan, yüreği Bozkurt gibi kabaran ÜLKÜCÜLER var.
Biz hep varolacağız!
Türk'ün düşmanları ne zaman "Bittiler, bitecekler" deseler biz daha da güçlü bir şekilde varolmaya, Türk'ün gücünü göstermeye devam edeceğiz!
Biz Türküz!
Biz Ülkücüyüz!
Ne bizi bölebileceksiniz, ne de Türkiye Cumhuriyeti'ni.
Bin yıldır size haytkırıyoruz.
Gerekirse en acı bir şekilde bir kez daha haykıracağız!
TÜRK'ÜN YURDU ANADOLU!

10 Ekim 2013 Perşembe

Anadilde eğitim, Anadolu kardeşliğinin temeline konulmuş bir dinamittir...

İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa demişler ya atalarımız;
Boşa dememişler bu lafı...
Atasözlerimizin her biri bir derya...
Bu atasözü de o deryadan bir damla...
İnsanlar konuşa konuşa anlaşacak...
Bu biz insanlara Allah'ın bir lütfu...
Hiçbir canlıya bahşedilmeyen büyük bir lütuf...
Ve insanı yaratan Tanrı, konuşarak anlaşabilmemizi sağlamak için de dilleri yaratmış...
Millet olgusunu ihsan etmiş ve her millete de bir dil bahşetmiş yüce Yaradan...
"Siz bu millettensiniz, bu da sizin diliniz konuşa konuşa anlaşın birbirinizle" demiş

***
İlk zamanlar her kavim, belli bir bölgede bir arada yaşamışlar...
Ve her kavim yaşadığı bölgede kendi dilini konuşup, kendi yurdunda yaşamış...
Zaman ilerledikçe, icatlar olmuş, keşifler olmuş...
İnsanoğlu yine hiçbir yaratığa bahşedilmeyen zekasıyla öncelikle yaşamını kolaylaştırmak için icatlar yapmış...
Sonra yaşam alanlarını genişletmek için keşifler yapmış...
Bu arada da ölmeyi ve öldürmeyi de ihmal etmemiş...
Türlü sebeplerden dolayı hır çıkarıp birbirleriyle savaşmışlar ve katliamlar yapmışlar...
Keşifler bitince, dünyada başka yaşam alanı kalmadığını öğrenen insanoğlu, bu kez diğer insanların topraklarına göz dikmiş...
Yani fetihler dönemi başlamış...
Birilerini kendi yaşam alanında öldürmek ve oraya sahip çıkmak tarih kitaplarına da görkemli cümlelerle süslenerek aktarılmış...
Birilerinin yurdundan vatanından kovulması, öldürülmesi birileri için büyük övünç kaynağı olmuş...
***
İktidar kavgaları başlamış...
İcatlar devam etmiş...
İnsanoğlunun en büyük icatları da insanları öldürmek üzerine yapılmış...
Anlayacağınız insanoğlu Allah'ın verdiği nimetlere şükredip mutlu ve huzurlu yaşamak yerine savaşmayı, ötekileri öldürmeyi, yok etmeyi tercih etmiş...
Azmış kudurmuşuz...
Bugünlere geldiğimiz de bu azgınlık ve kudurmuşluk daha da artmış...
Kendilerine önder denilen üstün vasıflı insanlar kendisine tabi olanlara öldürmeyi ve ölmeyi emretmiş her daim...
Bunu da mutlu ve huzurlu yaşamak için yapmak zorunda olduğumuza inandırmışlar bizi...
***
Bugün yaşadığımız ülke Anadolu topraklarında 1000 yıl önce kurulan Anadolu Selçuklu Devleti'nin son varisi...
Türkiye Cumhuriyeti...
Selçuklu ve Osmanlı'da olduğu gibi bu genç Cumhuriyet'in kurucu iradesi de Türkler...
***
Bin yıllık bir kültürel gelenekten kaynaklanan alışkanlıklar var....
Bunlardan birisi de dilimiz Türkçe'dir...
Anadolu topraklarında 1000 yıldır bir arada yaşayan bir çok milletten insanın ortak dili haline gelmiş bir Türkçe...
Uzun süre Arap alfabesi ile yazılıp okunan Türkiye Cumhuriyeti ile de latin alfabesine geçen bir dil Türkçe...
Şu an bu topraklarda yaşayan her birey Türkçe konuşabiliyor, yazabiliyor ve okuyabiliyor...
Ne büyük bir nimet...
Ermeni, Rum, Kürt, Türk, Çerkez, Abhaza, Tatar, Arnavut, Gürcü, Laz, Arap, Çingene, Acem...
Hepsi ayrı bir millet, ayrı bir boy, ayrı bir kavim...
Ama hepsi 1000 yıldır ortak bir dil olan Türkçe'yi konuşarak anlaşabiliyorlar ve bu sayede 1000 yıldır bu topraklarda Türk egemenliği korunabiliyor...
Çevremizde bulunan coğrafyada nice devletler, nice egemenlikler el değiştirdi bu zaman sürecinde...
Sadece Anadolu topraklarında 1000 yıldır bu egemenlik bozulmadı...
Çünkü biz ortak bir dil ile konuşup anlaşabiliyoruz...
***
Dilimiz bizi birbirimize yakınlaştırıyor...
Akrabalık bağları kurmamızı kolaylaştırıyor...
Dostluk bağlarımızı güçlendiriyor...
Eğer ortak bir dilimiz olmasaydı, Aydın'dan Diyarbakır'a gelin gider miydi?
Muş'tan bir kızımız Edirneli bir kızancıkla evlenip akraba olabilir miydik?
Karadeniz'den Temel, Hatay'dan Hatice ile evlenip akraba olabilir miydi Arap ile Laz?
Bu ülkenin her bölgesinde yaşayan her etnik kimlikten birileri bir diğer etnik kimlikten birileriyle akraba olmadı mı?
Hepimiz akrabalık bağları ile birbirimize bağlanmadık mı?
Bu bağlılıkta ortak dilimiz Türkçe'nin etkisi ne kadar büyüktür bilmiyor muyuz hepimiz?
Şimdi 12 Eylül cuntacılarının hazırladığı zeminde yıllardır terör belası ile bu ülkeyi bölüp parçalamak isteyenlerin en büyük emeli olan dil birliğimizin ortadan kaldırılması  "Ana dilde eğitim" zırvasıyla sağlanmaya çalışılmaktadır.
Daha bir kaç ay evvel anadilde eğitim bu ülkeyi böler diyen başbakan da ne yazık ki bu teröristlerin isteğine boyun eğmiş görünmektedir.
***
Anadilde eğitim olmalıdır.
Ama bu anaokulunda değil ana kucağında başlamalıdır.
Bu topraklarda yaşayan her milletten vatandaşımız ana dilini öğrenmeli, ana babadan alınan eğitim yetmiyorsa devletin himayesinde bu eğitime deste verilmelidir. Ancak topyekun okullarda Türkçe'nin dışında bir eğitim dilinin olması dil birliğinin bozulması demektir ve bu da 1000 yıldır süren kardeşliğin temeline konulan dinamit anlamına gelmektedir.
Evet Allah'ın bizlere lütfettiği bütün diller özgür olmalıdır.
Ancak bu coğrafyadaki 1000 yıllık kardeşliğin bozulmaması için de ortak dilimiz Türkçe resmi eğitim dili olarak muhafaza edilmelidir.
Hep "yaşayıp göreceğiz" deniliyor...
"Ne olursa olsun bu ülke bölünmez" deniliyor.
Bir kere de yaşamadan görelim.
Bu ülke adım adım bölünmeye doğru gidiyor...
Aklımızı başımıza alıp, bu ülkede 1000 yıldır huzur içinde yaşamamızın en büyük etkeni olan Türkçemize sahip çıkalım...