31 Mart 2016 Perşembe

Hareket'in Lider'ini tanımayanlar vardı!

Etraflarına bir kısım "eski" DYP ve DP'li, bir kısım "eski" Ülkücü ve bir kısım "eskimeyen" Bahçeli düşmanı toplandı diye kendisini Ülkücü Hareket'in lideri zannedenler, Bilge Lider Devlet Bahçeli'yi tanımayanlar vardı. Kurultay delegelerinden 543 imza topladık diye kendisini Ülkücü İrade zannedenler vardı. Kendi seçim bölgesinde Devlet bahçeli tarafından 1. sıradan aday gösterilmesine rağmen seçilemediği halde "kronik" Bahçeli düşmanlığı ile kendisini Milliyetçi Hareket'in lideri zannedenler vardı. Düne kadar kendisi "Yok" iken, Devlet Bahçeli tarafından aday gösterilip, milletvekili olan, tek bir Ülkücü Ocağı'nın kapısından içeriye girmemiş olan ama Lider'i yok sayarak kendisini lider ilan edenler vardı.
***
Ve Başbuğ Alparslan Türkeş'in kutlu Türk - İslam Ülküsü sancağını devrettiği Lider Devlet Bahçeli'yi yok sayarak camiamızın en çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu bir zamanda nifak tohumlarını ekenler de vardı. Bunların hiç birisi Adana'da yoktu.
Adana'da LİDER  vardı
Adana'da Devlet BAHÇELİ vardı.
Adana'da birileri tarafından yok sayılan ÜLKÜCÜ İRADE vardı.
Adana'da "ESKİMEYEN" ÜLKÜCÜLER vardı.
Adana'da Başbuğ'un askerleri vardı.
Adana'da şehitlerimizin aziz dava arkadaşları vardı.
Adana'da MİLLET vardı!
***
Peki kim yoktu Adana'da?
Milyonlarca Ülkücü'yü yok sayarak kendilerini ÜLKÜCÜ İRADE sayan 543 imzacı yoktu.
Bu davanın liderliğine soyunanlar yoktu!
Başbuğ Alparslan Türkeş'e ihanet edenler yoktu.
Bilge Lider Devlet Bahçeli düşmanları yoktu!
Peki siz nasıl lidersiniz arkadaş!
Bir zamanlar Meral Akşener'i kastederek "Partimizi DYP ve ANAP'ın çöplüğü ve hurdalığı haline getirdiniz" sözleriyle kronik Bahçeli düşmanlığını yürüten, bugün ise aynı Meral Akşener'in MHP'ye genel başkan olması için yırtınan İsrafil Kumbasar gibi fırıldaklar da yoktu Adana'da.
***
Adana halkı Adana'da Bahçeli düşmanlarını sildi süpürdü.
Adana halkı Adana'da fitne ve fesat tohumlarını tarım ilacı kullanarak etkisiz hale getirdi.
Adana'da Adana halkı gül bahçesindeki yaban otlarını temizledi.
Adana'da Lider Devlet Bahçeli "ALAYINA" bir Türk Şamarı vurdu.
Adana'da Lider Devlet Bahçeli, Türk'ün Anadolu'daki son kalesi olan MHP'nin "yenileştirilemeyeceğini", "dizayn" edilemeyeceğini, "değişim" rüzgarında savrulamayacağını bir kez daha "ALAYINA" haykırdı.
Adana'da "ALAYININ" defteri dürülmüştür.
Bundan böyle hiç kimse etrafına 300-500 kişi toplayıp da liderlik pozları vermesin!
***
Adana'da muhteşem manzara sonrasında herkes aklını başına almalı ve bu milletin MHP'den beklentilerine kulak vermelidir. Bunca tantanaya, bunca velveleye rağmen o meydana mahşeri bir kalabalık toplayabiliyorsa Devlet BAHÇELİ, Ülkücü camiada liderlik tartışması yoktur demektir. Herkes LİDERE SADAKAT, DAVAYA SADAKATTİR diyerek, dört elle partimize sarılmalı ve gelecek ilk seçimlerde partimizin oylarını arttırmak için mücadele etmelidir. Aklın yolu birdir. BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM!
ALLAH BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN!

28 Mart 2016 Pazartesi

İyi insanlar erken ölür!..

Hep öyle deriz.
"İyiler erken ölür!"
Neden erken ölür bu iyi insanlar!?
Çok da güzel bir cevap yapıştırırız bu soruya.
"Çünkü Tanrı onları bizden daha çok seviyor ve erkenden yanına alıyor!"
Oh ne güzel değil mi!?
Vicdanımızı da rahatlatıyoruz böylesine güzel bir bahane ile...
***
İyiler erken ölür, çünkü ulu Tanrımız Allah-ü Teala onu bizden çok sever!
Hadi ulan ordan kerkenez!
İyilerin erken ölmesinde kötülerin hiç mi payı yok?
Hemen Allah'a yıkın günahlarınızın, kötülüklerinizin bedelini.
Nasılsa Allah size şu fani dünyada cevap vermiyor değil mi!?
Ya da siz anlamıyorsunuz Onun verdiği cevapları!
Hani derler ya "Allah'ın sopası var da gözünüze mi sokacak!?"
Bütün kötülüklerinizle binin sırtına iyi insanların, sonra da "Allah" deyin kurtarın o kara vicdanlarınızı.
***
Allah'ın yarattığı en mucizevi varlıklardan biridir insan!
Yarattığı bütün mucizeleri insanoğlunun emrine amade etmiştir.
Çiçekler,
Böcekler,
Ağaçlar,
Hayvanlar,
Balıklar,
Denizler,
Okyanuslar,
Dereler,
Irmaklar,
Hava,
Su,
Toprak...
Aklınızın aldığı ne varsa hepsi insan için, insana dair her şey...
***
İnsan'a olağanüstü meziyetler vermiştir.
Mesela bir kalp vermiştir.
Bir beyin...
Kalp vermiştir ki, insanlar "iyi insan" olsunlar.
"Yaratılanı sevsinler, yaratan ötürü"
Beyin vermiş ki, iyiliklerin kıymetini bilsinler.
İyi olmayı beceremese bile, iyi olabilen insanların yolundan gitsinler, onların kıymetini bilsinler...
Kaç güzel insan çevrenizde kalp ve beyni bu şekilde kullanabilen?
Kaçımız kalbimizden kıskançlık, fesat, fitne gibi kötü duyguları atabildik?
Kaçımız beynimizde tilkilerin barınmasına müsaade etmedik?
Beynimizden kötü düşünceleri kaçımız silip atabildik?
***
"İyi insanlar erken ölür, çünkü Allah onları bizden daha çok sever!"
Elbet sever Allah iyi insanları.
Son kutlu kitabında da öyle buyuruyor "Allah iyilik yapanları sever"
Evet hem de çok sever.
Ve ister ki onlar daha çok yaşasınlar ve kötülere yol göstersinler.
Ama biz yaptığımız kötülüklerle onları yaşamları boyunca her an öldürürüz.
Kin, nefret, merhametsizlik, vefasızlık...
Bu kötü duyguların her biri her an onlar için bir ölümdür.
Öylesine yığılır ki bu ölümler üst üste, artık altından kalkamaz ölümlerin o iyi insanlar...
Musalla da biter bu masal.
Belki de ilk defa "adam" yerine koyar, karşısında el pençe divan dururuz.
İyi bilirdik diye haykırırız.
Yetmez omuzlarımıza alır taşırız.
Son yalamalığımızdır bu iyi insanlara...
Ve o sihirli cümleyi söyleyip kurtarırız vicdanlarımızı:
"Allah onu bizden daha çok seviyormuş!"

26 Mart 2016 Cumartesi

"Muhsin başkan yaşasaydı..."

Öyle diyor memleketimin insanı.
"Muhsin başkan yaşasaydı oyumu ona verirdim"
Hadi lan ordan teneke!
Ölü sevici dümbelekler!
Sosyal medyaya baktığınız vakit sanırsınız ki, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu sağlığında yüzde 25-30 civarı oy alan bir partinin lideridir.
Arkadaş bu adam yaşarken neredeydiniz siz!?
***
Muhsin Yazıcıoğlu yaşarken bu enayi dümbelekleri başka lakırdılar etmekle meşguldüler.
Örneğin;
"Efendim doğru diyorsunuz Muhsin bey çok iyi bir adam ama kazanamaz, oyumuz boşa gider" masalıyla kendi kendilerini uyutuyorlardı o zaman bu tenekeler.
Sağlığında kendisi için "iyi adam" demekten öteye gitmeyenler öldükten sonra alayı Muhsinci kesildi!
Sanırsınız Muhsin Yazıcıoğlu bugün mezarından çıkıp gelse yüzde 49.5 ile tek başına iktidar olacak.
Ama nasılsa böyle bir ihtimal yok!
Adam mezarından kalkıp gelecek değil ya!
O zaman napıyoruz!?
Hepimiz Muhsinci oluyoruz!!!
***
Ölü sevicilik çok güzel bir şey.
Bugün "Muhsinci" olup, bol bol "Muhsin Reis yaşasaydı" cümlesi kuranların alayı Muhsin Yazıcıoğlu ölene kadar onu sevdiklerini bile bilmiyorlardı.
Ölünce anladı mübarekler Muhsin başkanı sevdiklerini.
Keşke ölüler de seçimlere katılabilse!
Muhsin başkan ölü olarak bir seçime katılabilse de görsek şu tenekeler ne yapacaklar!
***
Ben Muhsin Yazıcıoğlu başkanımızla birlikte hareket edip, birlikte MHP'den ayrılıp, birlikte BBP ve Nizam-ı Alem Ocakları'nda siyaset yapmış biri olarak bu ölü sevici tenekeler kadar yalamalık yapamadım. Çünkü hem yaptığımız hatayı anladım hem de Muhsin başkanın yaşadığı yıllarda millet tarafından nasıl yalnız bırakıldığı bizzat gördüm, yaşadım ve acısını hissettim.
O gün yaptığımız hareketin Milliyetçi camiayı bölmekten başka bir işe yaramadığını zaman içinde gördük. hatamızı anladık partimize geri döndük.
Milliyetçiler arasında ilk defa bu denli büyük "düşmanlıklar" bizimle başladı.
O dönem MHP'nin TBMM'de grup kurmasını engelledik.
Belki biz ayrılmasaydık MHP'nin hızla yükselen oyları yüzde 8'de kalmayacak Başbuğ Alparslan Türkeş'in liderliğinde ilk defa yüzde 10 barajını aşacaktık.
***
Bu olaydan sonra Milliyetçiler arasında ayrılık rüzgarları bir türlü dinmedi.
Milletimizin MHP'ye olan meylini önceden gören nifak odakları aramıza sürekli nifak tohumlarını saçmaya devam ettiler.
Biz de büyük bir özveri ile bu tohumları yeşertmekten geri kalmadık.
Bu davanın kurucusu ve Başbuğ'u Alparslan Türkeş'e isyan ettik.
Ondan peygamber gibi "hatasız" olma gafletine düştük.
Yetmedi 10 yaşından bu yana ömrünü Ülkücü Hareket'e adayan Devlet Bahçeli'ye isyan ettik.
Geçmişten bir türlü ders almıyoruz.
***
Diyorlar ya; "Muhsin yaşasaydı!"
Ne olacaktı Muhsin yaşasaydı!?
Muhsin Yazıcıoğlu orada şehit edilmişse, yaşasaydı ne olacağı açıktı.
Yapılan tehditlere boyun eğmemiş, partisinden ayrılarak birilerinin güdümüne girmeyi reddetmiş ve bunun bedelini de şehadet şerbetini içerek ödemişti.
Yaşıyor olsaydı, muhtemelen o tehditlere boşun eğmiş olacaktı.
Bugün Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş gibi siyasetçilerin yaptığını yapsaydı belki o da bugün bir bakan olarak yaşamını sürdürüyor olacaktı.
Ve şundan da eminim eğer o kahpe pusudan kurtulabilmiş olsaydı, Muhsin Yazıcıoğlu de ben ve bir çok arkadaşımız gibi "Hatamızı anladık" diyerek Bozkurt yuvasına geri dönecekti.
Belki de şehit edilmesinin sebebi buydu!
***
Atatürk yaşasaydı...
Türkeş yaşasaydı...
Muhsin yaşasaydı...
Ölü seviciliği bırakın da bugün yaşayan "Dava adam"larına sadakat gösterin.
Emin Hak vaki olduğunda aynı kişiler "Bahçeli Yaşasaydı" demekten geri kalmayacaklar utanmadan....

24 Mart 2016 Perşembe

Kokuşmuş düzenin; kokuşmuş dindarları!

Aradan 14 yıl geçti.
AKP Türkiye'de iktidar olalı tam 14 yıl oldu.
14 yılda çok şeyler değişti.
Öylesine çok değişime uğradık ki, yaşam tarzlarımız bile tepe taklak oldu.
Hayatımızın her alanında değişim fırtınaları esti.
Fırtınalarda savrulduk.
Kafamız gözümüz yarıldı.

Yine de değişim rüzgarı peşinde koşmaya devam ediyoruz milletçe...
***
"İyi şeyler hiç mi olmadı?"
AKP'ye biat eden arkadaşlar hemen bunu soruyorlar.
Evet oldu.
Yol yapıldı.
Tünel yapıldı.
Metro hatları yapıldı.
Bazı trenler hızlandırıldı.
Başörtüsü serbest bırakıldı.
Belediye çalışanları artık sakal bırakabiliyor.
Başı örtülü kaymakam sahibi bile olduk.

***
Bunlardan başka "iyi şeyler" oldu mu anımsamıyorum.
Bütün milli değerlerimizi yitirdik.
14 sene önce futbol takımlarımız yabancı takımlarla oynarken hepimiz TÜRK olurduk, takımımızı desteklerdik. Bugün hepimiz Braga'lı, hepimiz Liverpool'lü, hepimiz Arsenal'li olabiliyoruz bir Türk takımının maçında.
Komşuluk ilişkilerimiz tükendi.
Mahalle kültürü kalmadı.
Esnaf dayanışması kalmadı.
Okullarda andımız okunmuyor.
Birileri TÜRK bayrağından rahatsız olduğunu açık açık söylüyor.
Birileri TV ekranlarında Atatürk'e olan kinini kusabiliyor.
Birileri ayrı bir devlet kurmaktan bahsedebiliyor.
Birileri bebek katilini önder olarak kabul edebiliyor.
Birileri sanki ayrı bir devlet varmış gibi değişik bir paçavrayı dalgalandırıyor TÜRK yurdunda.
***
Tam anlamıyla kokuşmuş bir düzenin içine girdik.
Bir zengin, tv kanallarında fakirleri aşağılayıcı sözler ederek kahkahalar atabiliyor.
Bunu yapan zengini Allah adının geçtiği sloganlarla alkış yağmuruna tutan fakirler var.
Yamalı hırka giyen Peygamber'in ümmeti olarak Mekke'ye gidip 7 yıldızlı otel odalarından Kabe manzarası seyreden Mü'min (!)lerimiz var!
Bir yanda ömrü fakirlik içinde geçmiş Peygamber kızı Hz. Fatma dururken, bir yanda Onun yolundan gittiğini söyleyip, en pahalı marka kıyafetlerle tesettür yaptığını zanneden bacılarımız var!
"Karım, kızım sana feda olsun uzun adam" diyen gavat dindarlarımız var!
Tecavüze uğrayan kadınlarımızı/kızlarımızı "efendim onlar da mini etek giymeselerdi" diyerek suçlayan ve tecavüz gibi insanlık ayıbı bir suçu makul karşılayan dindarlarımız var!
Bir Kur'n Kursu'nda 45 çocuğun tecavüze uğraması karşısında sessiz kalan, yetmezmiş gibi olayın yaşandığı vakfı koruma çabası içine giren dindarlarımız var!
Çocukların bir Kur'an Kursu hocası tarafından iğfal edilmesi olayı karşısında "Bir kere böyle bir olay yaşandı diye bir vakfımızı karalayamazsınız!" deme gafletini gösteren bir başı örtülü bakanımız var!
***
Rüşvet,
Yolsuzluk,
Adam kayırma,
Torpilcilik,
Partizanlık,
Adaletsizlik,
Ne arasanız var!
Ve işin asıl kötü tarafı bunların hepsinin içinde dindar (!) insanlar var fail olarak!
Kokuşmuş dindarlar!
Samimi dindar insanlarımızı utandıran, yavşak dindarlar!
***
Bütün kalbiyle Allah'a teslim olmuş samimi dindar Müslümanlar, bu kokuşmuşluk karşısında artık sessiz kalmamalıdırlar. Bir başörtüsü serbestisi uğruna İslam dininin temeline tahrip gücünü hayal bile edemeyeceğimiz bombaların yerleştirilmesine biz samimi dindarlar olarak artık sessiz kalmamalıyız. Hangi partiden olursanız olun, hangi cemaatten olursanız olun, bu kokuşmuş düzen karşısında sessiz kalırsanız biliniz ki, dinimizin temellerine yerleştirilen bombaların vebali sizin de üzerinize yüklenecektir.

23 Mart 2016 Çarşamba

Ensar Vakfı'nda Dindar Nesle Tecavüz!

Temel sermayesi din olan bir siyasi parti olarak ülkemizin siyasi yaşamında yerini alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Lideri Recep Tayyip Erdoğan bir konuşmasında ahaliye böyle sesleniyordu "Biiiizzzz Dindar nesiller yetiştireceğiz dindaaaarrrrr!!!" Evet bu söylem ülkemizde kendi evladını bile dinsiz olarak görebilen yüzde 50'ye yakın bir halk tabakasından büyük takdir toplamış ve evlatlarını dindar olarak yetiştirecek olan Recep Tayyip Erdoğan'a adeta biat etmişlerdi.
***
Dindar nesil yetiştirme projesini gerçekleştirmek için devlet okulları yeterli değildi. Devlet kontrolünün dışında istedikleri gibi at oynatabilecekleri ve hem rant kaynağı haline gelebilecek hem de yaptığı basit dini faaliyetlerle halkı kendisine bağlayabilecek kurumlar gerekliydi. Vakıflar kuruldu, mevcut vakıflar geliştirildi, büyütüldü. Devlet kontrolündeki Kur'an Kursları yerine bu tür dernek ve vakıflar üzerinden kurslar açıldı. Yatılı olarak hizmet veren bu kurslara gencecik evlatlarımız "dindar nesil" yetiştirilmek üzere ana babaları tarafından buralara teslim edildi.
***
İşte bu vakıflardan birisi de Ensar Vakfı.
AKP'nin hükümet olmasıyla birlikte yıldızı parladı ve ülke genelinde örgütlenerek köşe bucak her yere yayıldı. Hükümet ve yandaşlarının destekleri yanı sıra "dindar nesil" umuduyla yaşayan analar babalar da buralara çok büyük maddi destekler sağladılar. Kızlar için ayrı kurslar ve yatakhaneler, erkekler için ayrı kurslar ve yatakhaneler. Yüzeysel olarak baktığınızda her şey güllük gülistanlık. AKP'den önce dinsiz (!) olan nesil AKP'den sonra "dindar" olacaktı!...
***
Ve bir gün bir bomba patladı.
Ensar Vakfı'na ait bir erkek Kur'an Kursu'nda bir muhterem (!) hocaefendi (!) 45 ÇOCUĞA TECAVÜZ ETMİŞ!
Herkes sus pus!
Bir deyyus-u ekber hoca Recep Tayyip Erdoğan'ın dindar nesline tecavüz etmiş!
Hani insan bekliyor.
Bu "dindar nesil"in mucidi Recep Tayyip Erdoğan çıkar televizyonlara " Bu deyyus var ya bu deyyuuuss! İşte bu deyyusss benim minicik dindar neslime tecavüz etti. Bu Ensar Vakfı'nın yöneticileri de bu insanlık suçunu engelleyemediler, böyle deyyusları hoca yaptılar" mealinde nutuklar atar, vakfın kapatılması malum kişilerin en ağır şekilde cezalandırılması için savcıları göreve çağırır diye çok bekledik ama olmadı.
"dindar neslin" tecavüze uğraması karşısında herkes sus pus oldu!
***
Bir başı örtülü bakan çıkardılar milletin huzuruna.
Bu insanlık tarihinin en aşağılık suçu olan tecavüz olayını lanetleyeceği yerde "bir kere böyle bir olay oldu diye Ensar Vakfı'nı karalayamazsınız" deme cüretini gösterdi.
45 Çocuk!
Yer bir Kur'an Kursu
Yaşanan olay 45 erkek çocuğun tecavüze uğraması
Tecavüz eden deyyus bir Kur'an Kursu hocası!
Ve başı örtülü güya dindar bir Aile Bakanı...
Üstüne üstlük bu bakan bir ANNE!
Ve bir ANNE 45 küçük çocuğun tecavüze uğraması gibi insan olan bir insanı dehşete düşüren bir suç karşısında tek derdi Ensar Vakfı'nı korumak!
***
Herkes sus pus!
Alim ulema dediğimiz zat-ı muhteremler sus pus!
Bir tane evliya yerine konulan hoca efendiden bu konuyla alakalı bir tepki duyan var mı!?
Bir "dindar"dan bu konuyla alakalı bir tepki cümlesi duyan var mı?
Hani şu tecavüze uğrayan kızlarımızı, kadınlarımızı "efendim o da mini etek giymeseymiş", "efendim gecenin bir vakti orda ne işi varmış" gibi yavşakça bahanelerle tecavüzü normalleştiren deyyuslar! Peki bu çocuklar ne yaptı da tecavüzü hakettiler ulan şerefsizler!
***
Şu tarikatler!
Neden sus pus oldunuz dinimizi bu kadar yaralayan bir olay karşısında!?
Sizin Kur'an Kurslarınız zarar görmesin diye mi!?
Sizin Kur'an Kurslarınız ne durumda!?
Böylesi korkunç bir olay sonrası devlet tüm Kur'an Kurslarını neden incelemeye almıyor.
Bu olayın ülkemizde gündem olmaması için susanlar neden korkuyorlar!
Gezi Parkı eylemlerinde "Camide seviştiler" diye alçakça iftira atan deyyuslar, Kur'an Kursu'nda dinini öğrenmeye çalışan çocuklara tecavüz ettiler, neden susuyorsunuz ulan deyyuslar!?
***
Evlatlarını bu tür yatılı kurslara yollayan analar babalar!
Siz neden susuyorsunuz?
Hiç aklınıza gelmiyor mu "acaba benim çocuğumda aynı olayla karşılaşmış olabilir mi?" sorusunu sormak!?
Siz nasıl ana babasınız!?
Tecavüze uğramış "melek" hükmündeki çocuklarımızın yaşadığı bu travma karşısında adeta "1 kereden bir şey olmaz" deme cüretini gösteren başı örtülü bakana neden tepki vermiyorsunuz?
Çocuklara tecavüzü böylesine küçümseyen ve tek derdi bir Vakfı korumak olan bu kadın sırf başı örtülü olduğu için o koltukta oturmaya devam mı edecek!?
***
Yazık bize yazık!
Allah'ın "Melek" hükmünde gördüğü çocuklarımız tecavüz uğrarken sus pus olan sözde DİNDAR her kim varsa yazık size yazık!