BBP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BBP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2016 Pazar

"Bahçelici" değil "Devletçiyiz" - "Türkeşçiyiz" - "Ülkücüyüz"

Hayatta en zor durum anlaşılmamaktır...
Yedi düvel bir araya toplanmış, Ülkücü Hareket'in liderine saldırıyor...
AKP
CHP
BBP
Cemaat
Bahçeli düşmanları
Türkeş düşmanları
Türk düşmanları
Alayı el birliği yapmış, söz birliği yapmış.
Tek emelleri "BAHÇELİ GİTSİN!"
Başka dertleri yok!
***
12 Eylül Darbesi ile son perdesi oynanan Türk'ün Anadolu Toprakları'ndaki varlığının silinmesi projesi tüm hızıyla devam ediyor.
Algı operasyonları yapılıyor.
Türk Milliyetçiliği Ülkü'sü "Seçim Kazanma" noktasına indirgeniyor.
Deniliyor ki; "Partinin başında durduğu sürece hiç seçim kazanamamış biri neden halen bu partinin başında?"
Diyoruz ki; "Başbuğ'da hiç seçim kazanamadı. Kazanma ihtimali bile olmadı. Hatta sandıktan tek bir bile çıksa ilkelerimizden ödün vermeyiz demişti ve biz de bu yolda Başbuğ'un emrinde olmuştuk"
Bunun üzerine derler ki; "O başka!!!"
Başka değil efendim birebir aynısı.
Ve bugün Başbuğ'un fotoğrafının arkasına gizlenenlerin Başbuğ'a karşı isyan ettiklerini de biliriz biz...
***
Kazanmak ve kaybetmek ikilemini öylesine işlediler ki, bir çok samimi Ülkücü de bu algıya yenik düştüler.
Zannediliyor ki, Bahçeli gittiği an yapılacak ilk seçimde MHP yüzde 54.3 oy yüzdesiyle tek başına iktidar olacak.
Malum algı operasyonları ve vaat edilen makam mevkilerle akılları çelinen 543 delege sayısının ilk seçimde % 54.3'e dönüşeceğini zannediyorlar, zannettiriyorlar.
Bu ne demektir?
Şu demektir:
Bugün Recep Tayyip Erdoğan'a İMAN EDEN yüzde 49.5 bir anda DEĞİŞİM rüzgarına kapılacak, beyinleri ve kalpleri MHP'ye ışınlanacak ve hepsi bir anda Ülkücü oluverecek!
Var mı böyle bir dünya gerçeği!?
***
Hepimiz biliriz.
Ülkü Ocakları kültüründe genç kardeşlerimiz öyle kapıdan girer girmez "Ülkücüyüm" diyemezler.
Ülkücüyüm derken Ülkücü şehitlerin aziz anılarından utanırlar.
Ülkücü adayıyım derler.
Bu davanın kurucusu Başbuğ Alparslan Türkeş'in 9 IŞIK ilkelerinden ikincisi olan Ülkücülük bizim için en kutlu değerlerden biridir.
Bir yanda 19 yaşından bu yana Ülkücü kimliği ile davamıza hizmet etmiş Devlet BAHÇELİ dururken, DYP, ANAP, AKP gibi partileri dolaştıktan sonra MHP'de milletvekili olan Meral Akşener'i destekleyecek değiliz.
Seçim kazanmak için Ülkücü kimliği olmayanlara bu partiyi, bu davayı teslim etmeyiz!
***
Biz; "Biz ne sağcıyız, ne solcu! Biz Türk Milliyetçisiyiz!" sözlerini söyleyen TÜRKEŞÇİYİZ!
Biz; 19 yaşında Ülkü Ocakları'ndan başlayan siyasi yaşamını hiç bir zaman eğilip bükülmeden ÜLKÜCÜ ÇİZGİ'de sürdüren ve bugün MHP'ye Genel Başkan olan, TÜRKEŞ'in bize en kutlu emaneti durumundaki DEVLET BAHÇELİCİYİZ!
Biz; Anadolu topraklarında TÜRK varlığını sonlandırmaya çalışanlara karşı yüzyıllardır süren mücadelenin son neferleri, ÜLKÜCÜLERİZ!
Biz; Türk'ün en kutsal değerlerinden biri olan DEVLET olma özelliğimizin yılmaz savunucularıyız, DEVLETÇİYİZ biz!
***
Bugün muhalif kesimin içinde bir çok samimi Ülkücü var.
Son derece haklı sebeplere dayalı olarak muhalif olmuşlardır.
Belki bir çok eleştirilerine biz de katılıyoruz.
Fakat bugün öyle bir gündür ki, parti yönetimine muhalif olma durumunu Lider Devlet BAHÇELİ üzerinde toplar ve Başbuğ'dan aldığı emaneti yaşatan ve daha üst noktalara getiren Bahçeli'yi, dolayısıyla da MHP'yi bitirmeye çalışanların safında yer alırlarsa, işte bunun vebali çok ağır olur.
Samimi muhalif Ülkücüleri biz anlıyoruz.
Siz de bizi anlayın!
Ülkü Ocakları'nda bir geçmişi olmayan birisi bu partiye lider olamaz!
Kendi seçim bölgesinde 1. sıradan aday olmasına rağmen seçilemeyen biri bu partiyi iktidara taşımaz!
Başbuğ'un sağlığında Başbuğ'a karşı siyasi mücadele veren bir hanım bu partiye lider olursa biz Başbuğ'un huzuruna nasıl çıkarız?
***
Elimizi vicdanımıza koyalım.
Başbuğ'u düşünelim.
Ülkücü şehitlerimizin ne için şehit olduklarını düşünelim.
Düşünelim ve Başbuğ'un, şehitlerimizin bize kutlu bir emaneti olan Devlet BAHÇELİ'ye sahip çıkalım...
Bizi iktidar ile kandıranların oyunlarına gelmeyelim...

26 Mart 2016 Cumartesi

"Muhsin başkan yaşasaydı..."

Öyle diyor memleketimin insanı.
"Muhsin başkan yaşasaydı oyumu ona verirdim"
Hadi lan ordan teneke!
Ölü sevici dümbelekler!
Sosyal medyaya baktığınız vakit sanırsınız ki, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu sağlığında yüzde 25-30 civarı oy alan bir partinin lideridir.
Arkadaş bu adam yaşarken neredeydiniz siz!?
***
Muhsin Yazıcıoğlu yaşarken bu enayi dümbelekleri başka lakırdılar etmekle meşguldüler.
Örneğin;
"Efendim doğru diyorsunuz Muhsin bey çok iyi bir adam ama kazanamaz, oyumuz boşa gider" masalıyla kendi kendilerini uyutuyorlardı o zaman bu tenekeler.
Sağlığında kendisi için "iyi adam" demekten öteye gitmeyenler öldükten sonra alayı Muhsinci kesildi!
Sanırsınız Muhsin Yazıcıoğlu bugün mezarından çıkıp gelse yüzde 49.5 ile tek başına iktidar olacak.
Ama nasılsa böyle bir ihtimal yok!
Adam mezarından kalkıp gelecek değil ya!
O zaman napıyoruz!?
Hepimiz Muhsinci oluyoruz!!!
***
Ölü sevicilik çok güzel bir şey.
Bugün "Muhsinci" olup, bol bol "Muhsin Reis yaşasaydı" cümlesi kuranların alayı Muhsin Yazıcıoğlu ölene kadar onu sevdiklerini bile bilmiyorlardı.
Ölünce anladı mübarekler Muhsin başkanı sevdiklerini.
Keşke ölüler de seçimlere katılabilse!
Muhsin başkan ölü olarak bir seçime katılabilse de görsek şu tenekeler ne yapacaklar!
***
Ben Muhsin Yazıcıoğlu başkanımızla birlikte hareket edip, birlikte MHP'den ayrılıp, birlikte BBP ve Nizam-ı Alem Ocakları'nda siyaset yapmış biri olarak bu ölü sevici tenekeler kadar yalamalık yapamadım. Çünkü hem yaptığımız hatayı anladım hem de Muhsin başkanın yaşadığı yıllarda millet tarafından nasıl yalnız bırakıldığı bizzat gördüm, yaşadım ve acısını hissettim.
O gün yaptığımız hareketin Milliyetçi camiayı bölmekten başka bir işe yaramadığını zaman içinde gördük. hatamızı anladık partimize geri döndük.
Milliyetçiler arasında ilk defa bu denli büyük "düşmanlıklar" bizimle başladı.
O dönem MHP'nin TBMM'de grup kurmasını engelledik.
Belki biz ayrılmasaydık MHP'nin hızla yükselen oyları yüzde 8'de kalmayacak Başbuğ Alparslan Türkeş'in liderliğinde ilk defa yüzde 10 barajını aşacaktık.
***
Bu olaydan sonra Milliyetçiler arasında ayrılık rüzgarları bir türlü dinmedi.
Milletimizin MHP'ye olan meylini önceden gören nifak odakları aramıza sürekli nifak tohumlarını saçmaya devam ettiler.
Biz de büyük bir özveri ile bu tohumları yeşertmekten geri kalmadık.
Bu davanın kurucusu ve Başbuğ'u Alparslan Türkeş'e isyan ettik.
Ondan peygamber gibi "hatasız" olma gafletine düştük.
Yetmedi 10 yaşından bu yana ömrünü Ülkücü Hareket'e adayan Devlet Bahçeli'ye isyan ettik.
Geçmişten bir türlü ders almıyoruz.
***
Diyorlar ya; "Muhsin yaşasaydı!"
Ne olacaktı Muhsin yaşasaydı!?
Muhsin Yazıcıoğlu orada şehit edilmişse, yaşasaydı ne olacağı açıktı.
Yapılan tehditlere boyun eğmemiş, partisinden ayrılarak birilerinin güdümüne girmeyi reddetmiş ve bunun bedelini de şehadet şerbetini içerek ödemişti.
Yaşıyor olsaydı, muhtemelen o tehditlere boşun eğmiş olacaktı.
Bugün Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş gibi siyasetçilerin yaptığını yapsaydı belki o da bugün bir bakan olarak yaşamını sürdürüyor olacaktı.
Ve şundan da eminim eğer o kahpe pusudan kurtulabilmiş olsaydı, Muhsin Yazıcıoğlu de ben ve bir çok arkadaşımız gibi "Hatamızı anladık" diyerek Bozkurt yuvasına geri dönecekti.
Belki de şehit edilmesinin sebebi buydu!
***
Atatürk yaşasaydı...
Türkeş yaşasaydı...
Muhsin yaşasaydı...
Ölü seviciliği bırakın da bugün yaşayan "Dava adam"larına sadakat gösterin.
Emin Hak vaki olduğunda aynı kişiler "Bahçeli Yaşasaydı" demekten geri kalmayacaklar utanmadan....