30 Ekim 2018 Salı

Eskişehir'den Van'a BİR İNSANLIK ÖYKÜSÜ...

İyi bir Ülkücü olabilirsiniz...
İyi bir Devrimci de olabilirsiniz...
Ya da iyi bir Atatürkçü, iyi bir Kemalist de olabilirsiniz...
İyi bir dindar, iyi bir tarikat ehli falan da olabilirsiniz...
İyi bir politikacı,
İyi bir bürokrat,
İyi bir belediye başkanı,
İyi bir milletvekili falan olmak da mümkündür...
Azmederseniz zor işler değil bunlar.
Kolaydır makam mevki sahibi olabilmek.
Okuyup öğrenirseniz her şeyin en iyisi olmanız mümkündür...
***
Zor olan bir tek şey vardır!
İYİ BİR İNSAN EVLADI OLABİLMEK!..
Zor iştir insanın yüreğini, gönlünü iyiliklerle donatması...
Çünkü iyiliklerin karşılığı yoktur.
Size dua ve güzel temennilerden başka hiçbir şey kazandırmaz.
İnsanların yüzündeki tebessümlerden haz alabilirseniz iyi insan olabilmenin en büyük armağanı o minik mutluluk pırıltılarıdır...
Bütün dinlerin kutsal kitaplarında ''Allah iyilik yapanları sever''...
Dinsizlerin de en önemli kuralı ''İyi insan olmaktır''
Durum vaziyeti böyleyken bile iyi insanların sayısı her geçen gün azalıyor ne yazık ki...
***
İşte bu iyi insanlardan bir kaç tanesi iyi bir iş çıkardılar 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda...
Kim bunlar!?
Bu iyi insanların ortak paydası Eskişehirspor sevdası...
Belki her biri farklı bir ideoloji ve inanç kültürüne sahip ama hepsi Eskişehirspor sevdalısı.
Ankara'daki üniversitelerde öğrenim gören gençlerin bir araya geldiği ÜniESES - Ankara temsilciliğ mensubu bu genç iyi insanlar yüreklerindeki iyilik meşalesinin aydınlığını Van'ın Özalp ilçesine bağlı Boğazkesen Köyü'ne kadar ulaştırdılar.
Başlattıkları bir kampanya ile topladıkları kitapları bu köyün okulunda kurdukları kütüphaneye kendi elleriyle yerleştirdiler...
Sadece bir kütüphane mi kurdu bu gençler!?
Elbette hayır!..
***
Van'ın Özalp ilçesine bağlı Boğazkesen Köyü okulunda kurulan kütüphaneye bir şehidimizin adını vererek yüreklerindeki Vatan-Millet-Bayrak sevdasının da bir meşalesini yaktılar.
Eskişehirli ve Eskişehirspor sevdalısı Şehit Binbaşı Mithat Dunca'nın adı artık sonsuza kadar yaşayacak!
O kitapların içindeki her harf okundukça şehidimizin ruhu huzura erecek.
O şehidimizin adıyla büyüyen evlatlarımız Vatan, Millet, Bayrak sevgisiyle ülkemizin geleceğine ışık tutacaklar...
Şehidimizin arkasından sosyal medyada ağıtlar yakan, süslü cümleler ile daha ''layk'' alma derdine düşen tatlı su milliyetçilerine ne güzel bir ders vermiş şu ''Bizim Çocuklar''...
Şehide saygı böyle olur!
Şehide vefa böyle olur!
Şehit böyle ölümsüzleştirilir!
Sosyal medya milliyetçiliği değil bu!
Sapına kadar harbi MİLLİYETÇİLİK budur işte!!!
***
Dedik ya iyi insan olmak zor zenaattir!
İyi insan olabilmeyi başaranlar ise hep iyi işler yaparlar.
Karşılık beklemeden.
Makam mevki derdine düşmeden.
Toplanan yardımları rantiyeye dönüştürmeden.
Bir kaç iyi insan bir araya gelir ve sessiz sedasız insanlık tarihinin önemli fetihlerinden birine imzayı atıverirler...
Yürekleri fethederler.
Gönüllere girerler.
Umutsuz yüreklerin yüzünde tatlı bir tebessüm oluverirler...
***
Ankara - ÜniESES'i yürekten kutluyorum.
Sağolun çocuklar!
Varolun gençler!
Atatürk'ün Cumhuriyet'i, Atatürk'ün Türkiye'si sizlerle sonsuza kadar varolacaktır!
Bu Cumhuriyet,
Bu Türkiye,
Sonsuza kadar varolsun diye, sizler varolun çocuklar!
Hepinizi o güzel yüreklerinizden, o iyilik dağıtan ellerinizden öpüyorum gençler...
YAŞASIN CUMHURİYET!
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!

2 Ekim 2018 Salı

Ekmeğini yediği kente ihanet etmeyen adam: Dr. M. Aziz BOLEL

9 Mayıs 1965 tarihinde oynanan bir ulusal maçta Türk Milli Takımı, Bulgaristan'a 4-1 mağlup olmuştu.
Bu yenilgi, Türk futbolunda bir çok devrimi gerçekleştiren Eskişehirspor'un doğuşunu müjdeliyordu.
Aslen Muğla - Fethiyeli olan ve lise tahsilini bitirdikten sonra Eskişehir'e yerleşen bir ailenin evladı olarak ömrünün sonu kadar Eskişehir'de yaşayan Dr. M. Aziz Bolel, Türk Milli Takımmı'nın bu ağır yenilgisine çok üzülmüştü.
Eskişehir'de uzun zamandır devam eden ve bir türlü başarıya ulaşamayan ''Eskişehirspor''u çalışmaları sırasında kendisinden yardım ve destek istenmesine hep olumsuz cevap vermişti.
***
Eskişehir'in ileri gelenleri kentteki futbol potansiyeline güvenerek kentin adını taşıyan bir futbol takımı kurmak için geceli gündüzlü çalışıyor, ancak yeterli maddi destek sağlanamadığı için bir türlü nihai hedefe varılamıyordu.
Yunus Emre'yi Tanıtma ve Yaşatma Derneği'nde başkanlık, bir çok dernekte de yöneticilik yapan, Eskişehir Belediye Meclis üyeliği ve Belediye Meclisi Başkan Vekilliği görevlerinde de bulunan Dr. M. Aziz Bolel'in hem maddi katkılarına hem de yöneticilik alanındaki tecrübelerine çok ihtiyaç vardı.
Defalarca kendisine bu yönde yapılan teklifleri, ''Ben futboldan anlamam, benim işim avcılık. Şiir yazarım, dernekçilik yaparım, yazı yazarım ancak futboldan anlamam. Bir insanın anlamadığı bir konuda başarılı olması kuvvetli bir ihtimal değildir'' diyerek geri çevirmişti.
***
Bulgaristan'ın Sofya kentinde oynanan maçta Türkiye'nin aldığı 4-1'lik mağlubiyet onu çok üzmüştü.
Atatürk ilkelerine ve Türk Milliyetçiliği davasına gönülden bağlı olan Bolel, Türk Milleti'nin her alanda olduğu gibi futbolda da daha ileri seviyelerde olması gerektiğini düşünmeye başlamıştı.
Her fırsatta futboldan anlamadığını söyleyen Dr. M. Aziz Bolel'in aklında artık sadece futbol vardı.
Türkiye'de futbolun gelişmesi gerekliydi ve kendisinin de buna katkı sağlamasının elzem bir durum haline geldiğini görmüştü.
O gece uykuları kaçmıştı.
Eskişehir kentinin adını taşıyan bir futbol takımı kurulması fikri iyiden iyiye beynini sarmıştı.
***
O gecenin sabahına uyandığı vakit Dr. M. Aziz Bolel kararını vermişti.
Eskişehir'de doğmayan  ancak, yıllardır Eskişehir'in ekmeğini yiyen, suyunu içen havasını soluyan bir Eskişehirli olarak kendisinden istenen desteği sonuna kadar verecekti.
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım'' dedi ve o gün verilen bu karar Türk Futbolu'nda bir ''Yaşayan Efsane'' olan Eskişehirspor'un doğuşunun kararıydı.
Merhum Bolel, bu kararını takım kurma çalışmasını yürüten ekibe bildirdiği anda adeta bir bayram havası esmişti.
Uzun zamandır aranan hem maddi destek sağlanmış,  hem de yöneticilik alanındaki  en büyük eksikliklik giderilmiş oldu. Dr. M. Aziz Bolel, Eskişehirspor'un kurucu başkanı oluyor ve Türk Futbolu'nde bir çağ kapanıp, yeni bir çağ açılıyordu.
***
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''
Bu söz bugün de çok büyük bir önem arzetmektedir.
Muğla - Fethiyeli Dr. M. Aziz Bolel'in bu sözleri sonrasında doğan ve tüm Anadolu insanının gönlünde bir AŞK MEŞALESİ olarak yanan Eskişehirspor'un bugün içine düştüğü sahipsizlik, bu sözlerden utanmalıdır!
Ekmeğini yediği,
Havasını soluduğu,
Suyunu içtiği kente karşı görevini yerine getirmeye and içen bir başkan ve Onun sayesinde kurulan Eskişehirspor'un yıllardır ekmeğini yiyip, tükettikleri Eskişehirspor'u sahipsiz bırakan yöneticiler bu sözlerden utanmalıdırlar!
***
Eskişehirspor'u tüm Anadolu'da Eskişehir kentinin simgesi haline getiren, Eskişehir kentinin en büyük markası haline getiren bu sözlerden bu simgeye, bu markaya sahip çıkmayan;
Belediye başkanları,
Milletvekilleri,
İşadamları,
Esnafı,
Ve duyarsızlıkta sınır tanımayan cümle Eskişehir halkı utanmalıdırlar!
Dr. M. Aziz Bolel ve arkadaşlarının ''Tek kuruş parası, bir tek forması, bir meşin topu dahi olmadan'' kurarak tüm dünyaya tanıttıkları, bırakın Anadolu'yu dünyanın bir çok kentinde Eskişehirspor hayranlığı oluşturdukları bir takımı bu denli sahipsiz ve zor durumda bırakan herkes utanmalıdır.
***
Bugün Eskişehirspor'un içine düştüğü buhrandan çıkması için ellerinden gelen gayreti gösteren binlerce Eskişehirspor sevdalısı merhum kurucu başkanımız Dr. M. Aziz Bolel'in bu sözlerine sahip çıkmış, bu ruhun takipçisi olmuş, ancak bu da yeterli olmamıştır.
Her ne kadar zorlu bir mücadele sonrasında kulüp lisansı alınmış da olsa, Ocak 2019'da açılacak olan ara transfer döneminde yine büyük sıkıntılar yaşayacağız.
Bu sıkıntıların aşıulmasında tek çözüm bu ''YAŞAYAN EFSANE''nin doğuşunu müjdeleyen bu sözler olacaktır.
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''
Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Valimiz ve Kaymakamlarımız, Meslek Odaları başkanlarımız, Sanayicilerimiz, Esnafımız...
Hasılı kelam Eskişehir kentinin ekmeğini yiyen her kim varsa;
yıllar önce söylenen bu sözleri tekrar etmeli ve Eskişehirspor'un içine düştüğü bu darboğazdan çıkması için üzerine düşeni yapmalıdır.
Bir kere daha diyoruz ki;
''Yıllardır ekmeğini yediğim bu kentin takımı için ben de bir şeyler yapmalıyım''