29 Ocak 2012 Pazar

KAHIR MEKTUBU 7 – Halil Ünal Yönetimine-

Zor zamanda geldiniz
Bağrımıza bastı

Ölmeyi haram kıldık kendimize
Tahtına oturtmadan ESES’imizi
Bu uğurda sineye çektik
Günahınızı sevabınızı



Gönüldaşım çıktı haykırdı
Anlamıyorlar bizi
Yazarız dedi
Söyleriz dedik
Çizeriz dedik
Anlatırız sevdamızı
Anlatırız devrimlerimizi
Anlatırız
Anlatırız dedik
Eskişehirspor’un gerçek anlamını



Sanala bağlandık anlattık
Sütun sütun yazdık anlattık
Sazın teline vurduk anlattık
Lafın belini kırdık anlattık
Bağırdık
Çığırdık
Gırtlağımızı patlattık
Anlattık
Şiirler yazdık
Nağmeler düzdük
Yetmedi besteler yaptık
Anlattık
Anlattık babam anlattık
Siz yine de anlamadınız


Eskişehirspor’u sadece futbol takımı sandınız
Bilemediniz
Anlayamadınız
O’nun
Beden siz bir ruh olduğunu göremediniz
Kara gözlü
Kızıl saclı
Sevgilimizi siz hiç tanımadınız
Göremediniz bilemediniz


Kızılcıklı’da sol böğrümüze saplanan hançeri
Acılarına aldırmadan
Söküp çıkarırken
Ankara’dan getirdiğiniz hançerle
Şah damarımızı kestiniz
Acı üstüne acı verdiniz
Bir hançeri sökerken biz
Siz hançer üstüne hançer vurdunuz
Biz Kızılcıklı’nın namusunu kurtarırken
Siz kutlu mabette kanarya beslediniz

Siz ne Anadolu Yıldızı’nı anladınız
Ne de Kırmızı Şimşekleri
ESES deyince herkes alkış tutarken
Siz nazi subayları sandınız
Anlamadınız
Bilemediniz
Kara&Kızıl sevdamızı göremediniz
Tribünlerde en güzel türküler söylenirken
Siz cinconlu türkücü getirdiniz

Siz anlamadınız ama bin anladık
Anladık ki,
Gözünüz kör
Diliniz lal
Kulağınız sağır
Zihniniz durağan
Altmışbeş’ten
Yetmiş beşe
Bir avuç yürekli adamla
Fethetmişken
Anadolu’nun sevdalı yüreklerini
Şimdi sayenizde utanır olduk
O yüreklerden
Sporcu’nun
ZEKİ
ÇEVİK
Ve
AHLAKLISI’nı
Seven Atamızın yolundan sapmadan
Dürüstlüklüğümüzle
Gönüllerde taht kurmuşken
Şimdi ahlaksızlıktan yargılanır olduk sayenizde
Belli ki sizin umurunuzda değil
Utanmak
Yine bize düştü…

Anlamadınız bizi anlamadınız
Paramızı çalın
Yiyin efendiler yiyin
Der geçeriz…
Takımı en alt kümelere düşürün
- Sen şampiyon olmasan da…
Diye türküler söyler coşarız yine de
En pahalı bileti bize satın

Evin kiremitlerini satar
Yine de geliriz o kutlu mabede
Bırakın
Kapatmayın açık tribünü
Hatta sökün gitsin
Kapalının üstünü
- Yağmurda çamurda seninleyiz
Diye besteler yapar oynarız
Yağmur sevişir, rüzgarla dans ederiz
Her şeye eyvallah deriz
Kara&Kızıl sevdamız uğruna…

Bir tek hazinemiz var bizim
Atamızdan yadigar
AHLAK’ımız var…
Biz Bolel’in önderliğinde
En Zeki idik
En Çevik idik
Ve en önemlisi de en Ahlaklı idik
Sizin önderliğinizde
Ahlaksızlıktan yargılanır olduk
Yaktınız yüreğimizi
Ölüm oyununun son perdesini koydunuz sahneye
Yeter artık
Oyun bitti
Terk edin o kutlu mabedi…

Birden yediye dizildi
Kahır mektupları
Hoca’nın yüreği ezim ezim ezildi
Hem gönlünün
Hem gönüldaşının
Hislerine tercüman oldu
Sesine kulak verin
Hatalarını örtüverin
Bir an evvel buralardan gidiverin….

20 Ocak 2012 Cuma

Futbolumuzun altyapısı Amatörlerin hayatı bu kadar mı ucuz...

Ülkemizin genel sosyal yapısı "Zenginsen çok yaşa, fakirsen geber git" anlayışı içersinde sürüp gidiyor. Bu yaşamın her alanında olduğu gibi futbol dünyamızda da böyle. Profesyonel futbolcular transferlerde milyon dolarları beğenmezken, bir çok futbolcu ya da teknik direktör kendilerine sağlanan imkanları beğenmezken, tüm maddi imkansızlıklara rağmen Türk futboluna hizmet etmeye çalışan amatörler, el lambası eşliğinde çamur deryalarında idman yapıyorlar. Hiç bir sağlık önleminin alınmadığı sahalarda maç yapan bu gençlerin sahada ölümleri bile kimsenin kılını kıpırdatmıyor. 


Son olarak Tirespor futbolcusu Serkan Tuğal sahada geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiş ve bir kaç cılız tepki dışında elle tutulur hiçbir tepki ortaya konulmamıştır. Genç futbolcu büyük bir ihtimalle erken müdahale yapılmış olsaydı bugün yaşamına devam ediyor olacaktı. Basit bir adale yırtılması için profesyonel futbolcuların özel uçaklarla özel hastanelere taşındığı ve özel doktorlar getirtilerek ameliyatların gerçekleştirildiği ülkemizde bir amatörün hayatının bu kadar ucuz olması futbola olan sevgimizi de en alt düzeye indirmektedir. 


Amatör küme maçlarında hakem sahaya çıktığı vakit eğer sahada güvenlik görevlisi yoksa o maçı oynatmayabiliyor. Sahada güvenlik güçlerinin olmaması bu kadar hayati bir durum arzederken aynı sahada bir sağlık ekibinin bulunmaması ne hikmetse yaşanan tüm olumsuz örneklere rağmen hayati bir önem arzetmiyor. Yöneticilerin ceplerinden harcadıkları paralar dışında hiçbir gelirleri olmayan amatör kulüpler üvey evlat muamelesi görmeye bile razı iken yok sayılma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlar. Bugüne kadar amatör sahalarda meydana gelen sağlık skandallarına rağmen kılını bile kıpırdatmayan yetkililer kadar bu duruma duyarsız kalan medyada bu gençlerin ölümünden ve sakat kalmasından sorumludur. Eminim ki Tiresporlu genç futbolcunun başına gelen bir süper takımı futbolcusunun başına gelseydi medya dünyayı ayağa kaldırırdı. Ancak ölen futbolcu gariban bir amatör küme futbolcusu olunca onun için yapılacak bir saygı duruşu bile çok görülüyor ve onun anısına yapılmak istenen saygı duruşu hakemler tarafından engellenmek isteniyor. 


Türk futbolunun geleceği olan amatörlerimiz için biz futbolseverler harekete geçmeliyiz. Yetkilileri uyarmak için gerekli önlemlerin bir an önce alınabilmesi için hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Amatör spor kulüpleri de gerekirse maçları boykot ederek sahalarda sağlık ekipleri yer alana kadar maçlara çıkmamalılar...

6 Ocak 2012 Cuma

ETB, Tatar Mustafa, Murat Diri ve Akl-ı Selim...

Yıllar önce Tatar Mustafa tribünleri bırakmış ve 1965 Eskişehirliler Derneği'nin başkanlık görevini üstlenmiştim. O dönemlerde www.esesfan.com sitesindeki köşe yazımda Tatar Mustafa'nın tribünlerde kalmasını ve tribünlerimizin bir süre daha onun hakimiyeti altında kalması gerektiğini belirtmiştim. Kendisiyle çok fazlaca bir samimiyetimiz yoktur. Karakter olarak nasıl biridir hiç bilmem. Belki 1 kere belki de 2 kere konuşmuşluğumuz vardır. Fakat Mustafa Akgören'in Eskişehirspor camiası için bir değer olduğunu bilmemek mümkün değildir. Tribünleri bırakıp dernek başkanlığı görevini üstlendiği vakit de bunun farkındaydık, kulüp yöneticiliğine başladığı vakit de bunun farkındayız. Bundan böyle de farkında olmaya devam etmeliyiz. ETB ile yapılan görüşmede Tatar Mustafa'nın sarfettiği sözlerin tartışılması son derece doğaldır. Ne var ki, gerek forumlarda gerekse sosyal paylaşım sitelerinde kendisine yönelik hakaretvari sözler bizleri üzmektedir. Eleştiri kültürünü bir türlü benimseyemedik. Eleştirmek hakaret etmek değildir. Bugün ETB ile kulüp başkanı arasında bir diyalog başladıysa eminim bu diyaloğun başlamasında en büyük pay Tatar Mustafa'ya aittir. Taraftarın içinden gelen biri olarak taraftar temsilcisi olan bir kurum ile kulüp yönetiminin görüşmesi gerektiğini en çok savunan adam Mustafa Akgören'dir ve bu görüşmeler onun sayesinde başlamıştır. 


ETB ile kulüp yönetimi arasındaki görüşmelerin içeriğinden ziyade sonuçları önemlidir. Şu an karşımızda duran sonuç taraftar için büyük bir kayıptır. Ne olmuştur bu toplantının sonucunda taraftar birbirini eleştirir hale gelmiştir. Belki de birileri bunu istiyordu ve onlar şimdi bir kenarda kıs kıs gülüyorlardır. Söyledikleri her ne olursa olsun Mustafa Akgören'in kulüp yönetiminde olması bizim için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek ve başlatılan bu müzakerelerin sürebilmesini sağlamak gerekmektedir. Mustafa Akgören'in de içinde bulunda kulüp yönetimi olumlu bir adım, ETB de bu olumlu adıma karşılık vermiş ve süreç başlamıştır. Bu süreç Halil Ünal'ın istifa süreci olamaz bunu kimse beklemesin. Fakat bu süreç Eskişehirspor'un makus talihinin değişmesi süreci olabilir. Mustafa Akgören ne evliyadır, ne de peygamber. Mustafa Akgören hepimizin tanıdığı bildiği, zaman zaman eleştirdiği, zaman zaman da tartıştığı İYİ BİR ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'dır. O hatalarıyla, sevaplarıyla bizim Tatar Mustafa'mızdır. O'nu bizim olmaktan çıkarmayalım. Ortaya çıkan bir maksadı aşmış sözler topluluğu nedeniyle hemen darağacına çıkarmayalım. Şimdi O'na daha çok sahip çıkalım ki, O'da bizden biri olduğunu unutmasın.


Bana göre ETB ile kulüp yönetimi arasında gerçekleşen bu görüşmenin sonucu şu olmalıydı: Uzun zamandır ETB ve biz taraftarlar forum sayfalarında ya da sosyal paylaşım sitelerinde adeta havanda su döver gibi kendi kendimize bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Şimdi kulüp yönetimi bizi muhatap alma zorunluluğu duydu ve bizi müzakereye çağırdı. Doğru ya da yanlış bir şeyler konuşuldu ve Kulüp Başkanı sayın Halil Ünal ikinci görüşme için randevu verdi. Bakın burası çok önemli. Kestirip atmak yok, bize göre karşı tarafta bulunanlar görüşmelerin devam etmesini istediler. Bu onların iyi niyetidir, bizim de bu güne kadar bana göre yetersiz olan ve ETB çatısı altında gerçekleşen birlik ve beraberliğin bir sonucudur. Burada hepimiz tüm eleştirilerimizi bir kenara bırakıp şunun farkına varmalıyız. Eskişehirspor sevdalıları güçlerini birleştirirlerse karşılarında hiç kimse duramaz. ETB - Yönetim görüşmesinden sonra başlayan süreç ESKİŞEHİRSPOR SEVDALILARININ DAHA DA GÜÇLÜ BİR HALE GELME SÜRECİ olmalıdır. Bu görüşme bizler adına bir başarıdır. Tekrar söylüyorum içerik hiç önemli değil. Önemli olan yönetimin taraftarı muhatap aalması ve müzaterelerin devam etmesi yönünde görüş bildirmesidir. Eğer bu görüşme de klasik bürokratik kurallar dahilinde bir tutum sergilenmiş olsaydı böylesine umutlanmazdım. Fakat o görüşmede taraf olan bütün kişiler açık ve net bir şekilde düşüncelerini ortaya koymuşlardır. Tabiri caizse herkes eteğindeki taşı dökmüş ve dökmeye de devam edeceklerdir. 


Hasılı kelam Mustafa Akgören, nam-ı diğer Tatar Mustafa belki de ülkemizde nadiren kazanılan bir başarı elde etmiş ve tribün liderliğinden kulüp yönetimine kadar yükselmiş bir değerimizdir bu değerimize sahip çıkalım... Mutlak surette eleştirelim ama eleştirirken vurun abalıya tarzı bir davranış biçimi onu kaybetmemizden başka bir işe yaramaz...


MURAT DİRİ.....


Nefer'in başına geçtiği günden bu yana tüm camianın sevgisini ve beğenisini kazanmış, bir tribün liderinden öte insani değerleri ile kalbimize taht kurmuş kıymetli bir kardeşimiz. Son günlerde açık açık olmasa da "dedikodu" şeklinde onun hakkında da çeşitli söylentiler dolaştırılmaya başlandı. Halil Ünal'ın istifaya davet edilmesine yönelik protesto eylemlerinde çok istekli olmadığı söylenip bu isteksizliğinin sebepleri sorgulanıyor. Tabii ki, bu isteksizlik sorgulanırken de akla hayale gelmedik sözler sarfediliyor. Murat Diri bu güne kadar gerek forumlarda gerekse sosyal paylaşım sitelerinde kendisine ve Nefer gurubuna yönelik eleştiriler geldiği vakit son derece medeni bir şekilde cevaplar vermiş biridir. Eğer bu istifa meselesinde de insanlarımız dedikodu yapmaktan çıkıp açık bir şekilde iddialarını ortaya koyarlarsa onlara da aynı şekilde cevaplarını vereceklerdir. Bu yazıyı yazmadan yarım saat kadar önce Murat Diri kardeşimin Mustafa Akgören ile ilgili açıklamasını okudum. Son derece yerinde bir açıklama olmuş. Ancak bu açıklamanın içinde geçen bir cümle beni son derece üzmüştür. Murat Diri bu cümlesinde şöyle diyor "Mustafa AKGÖREN'in namı değer TATAR Mustafanın hakkında söylenen yazılanlar gerçekten ne denli dandik bir taraftarımız olduğunu gösteriyor" Ben yıllarca hiçbir Eskişehirspor taraftarının dandik olduğuna nanmadım ve inanmam da. Herkes hata yapabilir, herkes yanlış işler yapabilir ama Eskişehirspor'a sevdalanmak hiçbir zaman dandik kelimesi ile anlatılamaz. 


Murat Diri kardeşime bu minik eleştiriyi yönelttikten sonra asıl meseleye geçelim. Dikkat edersek son dönemlerde tribünlerimizde öne icraatlarıyla öne çıkan ve büyük bir çoğunluğumuzun beğenisini kazanan Murat Diri birlik ve beraberlik projemizin tribün noktasındaki en büyük umudumuzdur. Mustafa Akgören gibi ve bizler gibi o da ne peygamberdir ne de evliya. Elbette o da zaman zaman hatalar yapacaktır. Bu hatalara "üç doğru bir yanlışı götürür" mantığıyla bakmalı ve Murat Diri gibi bir değeri bu camianın içinden itmek yerine daha çok sahiplenmeliyiz. Eminim ki, Murat Diri biz ona sahip çıktığımız sürece O'da tribünlerde YÜKSEK ESKİŞEHİRSPORLULUK BİLİNCİ'ne sahip çıkacak ve tribünlerimizi özlediğimiz noktaya yeniden getirecektir. Gördüğümüz yanlışları "BİR DOST" edasıyla kendisine ulaştırmalı ve yanlışların, hataların giderilmesinde rol oynamalıyız. Tribünlerimizde son zamanlarda eleştiriye en açık liderlerden biri olan Murat Diri eleştirilmekten değil mesnetsiz iddialarla bu camiadan soğutulmaktan çekinen bir kardeşimizdir. Böylesi bir insanı kaybetmeyelim ve ona sahip çıkalım..


Sonuç olarak baktığımız vakit AKL-I SELİM noktasına geliyoruz. Tribünlerde Murat Diri gibi Yüreğinde Eskişehirspor sevdasından başka bir sevda bulunmayan biri, tribün dışında ETB gibi duyarlı ve cefakar insanların oluşturduğu bir derneğimiz var. İşin asıl önemli boyutu ise, yönetimde Mustafa Akgören gibi bize tribünlerde yıllarca liderlik yapmış, pek çok gencimizin idolü haline gelmiş, pek çok genç yüreğe Eskişehirspor sevdasını aşılamış bir değerimiz var. Üstelik de yönetim içinde öyle pasif bir konumda değil. Oldukça etkin bir konumda çalışmalarını sürdürmektedir. Taraftarlar ile yönetim ve teknik heyetler arasında bugüne kadar çok iyi bir köprü görevi üstlenmiştir. Eğer bizler akl-ı selim davranırsak eminim ki, bundan böyle çok daha güzel işler yapılacaktır. ETB - Mustafa Akgören - Murat Diri üçgeninde geliştirilecek projelerle bir kaç sene içersinde bu büyük taraftar Eskişehirspor'un makus talihini yenmeyi başarabilecektir. Şu an yapıldığı bu üçlü sürekli eleştirilirse, eleştiriler hakaret boyutuna varırsa vay halimize...

4 Ocak 2012 Çarşamba

VURUN ETB'ye...

Aylar öncesinde forumda yazı yazma yetkimiz elimizden alındığı için eskişehirspor.com forumunda yazılan bazı yazılara buradan cevap vermek durumunda kalıyoruz. Uzun zamandır yazmadığım sadece arada bir bakmakla yetindiğim forumdan nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde uzaklaştırılmış olmak üzücü. Bu durum birkaç kez vuku buldu, her seferinde üyeliğimi birilerinin ele geçirmeye çalıştığını ve bu nedenle de üyeliğimin iptal edildiği şeklinde açıklama geldi. Belki de yine böyle bir olay olmuş olabilir. Her neyse konumuza geçelim.


ETB öncesinde Eskişehirspor sevdalılarının yeniden birlik ve beraberliklerinin sağlanması amacıyla bir çok oluşum ve dernek girişimleri yapıldı. Dernek girişimleri arasında en çok umutlu olduğum kurucuları arasında bulunmaktan her zaman gurur duyduğu Anadolu Yıldızı Derneği (AYDER) idi. Kısa zamanda çok başarılı işlere imza atmış olmasına rağmen toplumsal destek sağlanamadı ve basit sebeplerle bu dernek aktivitesini yitirdi. Geriye dönüp sebepleri araştırdığımız vakit gerçekten çok basit sebepler olduğunu anlayabiliyoruz. En önemli sebep de acımasızca yapılan eleştiriler. 


Son olarak ETB kurulurken de umutlanmıştım. Çalışmalarına başladıktan sonra beni tatmin etmediğini gördüm ve tam olarak destek veremedim. Eskişehirspor başkanı sayın Halil Ünl'ın da belirttiği gibi sanki sadece muhalefet yapmak için kurulmuş bir dernek görünümü verdi bana. ETB'nin en önemli görevi elbette muhalefet olmalı, ancak körü körüne bir muhalefet çizgisi de mutlak surette bir karşı cephe oluşturacak, muhalefet edilen tarafı güçlendirecektir.


ETB son olarak Eskişehirspor başkanının davetini kabul etmiş ve bu davete icabet ederek bazı sorunların gündeme getirilmesini sağlamıştır. Belki de uzun zamandan bu yana resmi bir taraftar temsilcisi ile Eskişehirspor başkanı ilk kez bir araya geliyor ve karşılıklı olarak sorunlar konuşuluyor. Taraftar ve Kulüp başkanı biraraya gelmiş ve sorunları masaya yatırılmış. Başkan ETB hakkındaki düşüncelerini açık açık ortaya koymuş. ETB gereken cevabı vermiş. ETB taraftarın rahatsızlıklarını dile getirmiş. Başkan bu rahatsızlıklar hakkında cevaplar vermiş. Kulüp'te yolsuzluk olduğu yönündeki iddialara başkanın verdiği cevap beni son derece ikna etti. Başkan son dönemde üç kere incelemeden geçtiklerini ve temiz çıktıklarını belirtmiş. Eğer bu söylenen doğru ise, biz devletin kurumlarına güvenmek mecburiyetindeyiz. Bir katilin bile suçu sabit görülene kadar masum sayıldığı hukuk sisteminde yolsuzluk yaptığı yönünde hiçbir belge kanıt bulunmayan Eskişehirspor başkanını "hırsızlıkla" suçlayamayız. 


Üyelik konusunda ise karşılıklı düşünceler aktarılmış ve başkan bu konu için de ayrı bir toplantı yapalım diyerek medeni bir cesaret örneği sergilemiştir. Üyelikler ile ilgili kapsamlı bir toplantı yapılması önerisinin Eskişehirspor başkanınından gelmesi bence çok önemlidir. Ayrıca yapılan ilk toplantının da başkan tarafından talep edlerek yapılması da son derece önemlidir.


Bazı gönüldaşlarımız, ETB'yi Halil Ünal'ın ayağına gitmekle suçluyor, bunu adeta bir ihanet olarak vurguluyorlar. Bu son derece saçma ve Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci'ne yakışmayacak bir düşünce tarzıdır. Eskişehirspor başkanlık makamı bizler için kutsal bir makamdır. O makamda kim oturursa otursun o makama saygı göstermek bizler için vazgeçilmez bir durumdur. ETB'de bunu göz önünde bulundurarak bu daveti kabul etmiştir. Bundan daha doğal ve doğru bir hareket tarzı olamazdı. 


Bazı gönüldaşlarımız Halil Ünal düşmanlığını öylesine abartmış durumdalar ki, takımın kötü gitmesi ve akabinde de Halil Ünal'ın istifa etmesi için dua eder hale gelmişler. Bence asıl ihanet budur. Bu takım Süper Lig'e çıktığı vakit mevcut başkan adeta kaçmış ve bir süre yönetim krizi yaşanmış, görevi kabul etmek istemeyen Halil Ünal zamanın valisi sayın Kadir Çalışıcı tarafından ikna edilerek bu görev kendisine VERİLMİŞTİR. Halil Ünal'a  o ağır hakaretler yapılırken bu gerçek de gözardı edilmemelidir.


Bizler öncelikle şunu çok net bir şekilde ortaya koymalıyız. Halil Ünal'ın bizim istediğimiz gibi daha doğrusu Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci doğrultusunda çalışmasını mı istiyoruz yoksa nasıl çalıştığı önemli değil, ne yaptığı önemli değil, ne yapacağı önemli değil, bıraksın gitsin mi diyoruz. Ben Halil Ünal ya da bir başka ismin Yüksek Eskişehirsporluluk Bilinci doğrultusunda çalışmasını isterim. Bunun sağlanması için de ETB'nin görülen yanlışlarda taraftar adına gerekli girişimleri yapmasını isterim. ETB'de son davranışı ile bunu sağlama yönünde oldukça önemli bir adım atmıştır. Bundan sonra yapılacak olan taraftarlar olarak ETB'ye tam destek vermek ve mevcut yönetimin eksiklerinin tek tek ortaya konulmasını sağlamak olmalıdır. Kongre sürecinde bir başka aday çıkıp da "Ben Halil Ünal'dan daha iyi yaparım bu işi" derse o zaman yine ETB devreye girmeli ve "Dur bakalım arkadaş hele bir anlat bakalım neler yapacaksın" şeklinde taraftarın sesi olarak onu da sorgulamalıdır. ETB tüm bunları yapabilecekse bizlerin desteği ile yapacaktır. ETB'nin beğenmediğimiz her icraatında ETB'yi hainlikle suçlaycak olursak bunların hiçbirisi yapılmaz ve "Ali gider Veli gelir, Eskişehirspor'un da bu makus talihi asla değişmez"...


Unutmayalım bizi temsil eden bir kurum ne kadar güçlü olursa sesimiz o kadar GÜR çıkar...

1 Ocak 2012 Pazar

Halil Ünal'ı bırakalım, ETB'ye bakalım...

ETB'nin kuruluş aşamasında yapılan toplantılarda BKŞ adına şu öneriyi getirmiştik. "Eğer ciddi ve güçlü bir yapılanma olacaksa ETB dışında kalacak olan tüm oluşum, gurup ve dernekler kendilerini feshedip, ETB çatısı altında yeniden yapılandırılmalıdırlar. Bu öneriyi desteklemek için başta biz BKŞ'yi feshetmeye hazırız" Bu önerimiz ne yazıktır ki, gündem meselesi dahi olmadı. Yönetimlerin karşısında güçlü bir taraftar yapılanması için atılması gereken ilk adım budur, ben halen aynı görüş ve inançtayım.


Bu görüşümüzü destekleyen ilk gelişme geçtiğimiz günlerde ETB ile Kulüp Başkanımız sayın Halil Ünal arasında gerçekleşen toplantıda çok net olarak ortaya çıkmıştır. ETB tarafından bizlere aktarılan ilk bölümde okuduklarım arasında beni ilgilendiren en önemli cümle, sayın başkan tarafından söylenen "Son aylarda üç kez incelemeden geçtik ve her seferinde de tertemiz çıktık" şeklindeki cümlesi olmuştur. İnternet ortamında sürekli olarak dile getirilen kulübün soyulduğu anlamındaki iddialar (eğer doğru ise,) bu cümle ile çürütülmüştür. Okuduklarımızla kadarıyla bu toplantının bir başka önemli yanı ise, ETB savunduğu iddiaları başkanın cevapları karşısında savunmaktan vazgeçmiş ve ikna olmuş gibi durmaktadır. Üyelik konusunda ise, sayın Halil Ünal bir toplantı daha yapılmasını ve bu konunun da uzun uzun konuşulmasını, ortaya atılan iddiaları tek tek tartışmayı ve çözmeyi önermiş ki, bu da çok önemlidir. ETB görüşme ile dökümanları tamamlayıp bizlerle paylaşacağını belirtti. Fakat benim için bundan sonra ne konuşulduğu çok da önemli değil. Çünkü yıllardır savunduğum düşüncem içeriği ne olursa olsun yapılan bu toplantı ile bir kez daha doğrulanmış oldu.


ETB kurulduğu günden bu yana benim için tam bir hayal kırıklığı olmasa da beklentilerimin çok gerisinde kalmış bir oluşum olarak duruyordu. Daha önceleri kurulmuş taraftar dernekleri ve taraftar oluşumlarının bir benzeri olmaktan öteye gidememişti. Bu yüzden de bugüne kadar birçok etkinliğinde ben destek olmaktan kaçındım. Fakat şu anda ETB başkanımız sayın Halil Ünal ile yapmış olduğu toplantı ile bana göre bugüne kadarki, en önemli icraatını gerçekleştirmiştir. Bundan böyle tüm Eskişehirspor sevdalıları maddi - manevi güçlerini ETB üzerinde toplamak zorundadırlar. Sayın Halil Ünal'a sanal ortamda hakaret etmek, hukuki olarak asılsız iddialar ortaya atmak camiamıza hiçbir şey kazandırmayacak, bilakis büyük kayıplar yaşamamıza yol açacaktır. Bu tür muhalefet hareketi yerine kurumsal muhalefetin yapılması camiamız için büyük bir kazanç olacaktır.


ETB bundan sonraki yol haritasını belirlemeli ve kulüp yönetimi üzerinde bir "DENETMEN" taraftarımız üzerinde de bir "LİDER" gibi çalışmalar yapmalıdır. Kurumsal ciddiyet içersinde yapılacak bu tür çalışmalar 2 sene içersinde ETB'yi çok güçlü bir duruma getirecek ve hiçbir Eskişehirspor yöneticisi bu güne kadar olduğu gibi "RAHAT" olamayacaktır. Sadece kulüp yönetimi değil, siyasilerde aynı şekilde ETB güçlü olarak karşılarında durduğu sürece bu kadar rahat olamayacaklardır.