Millet huzur istiyor.
Millet sadakat istiyor.
Millet sakinlik istiyor.
Millet MHP'ye oy vermek istiyor ancak yıllardır MHP'de aradığı huzuru ve sakinliği bulamayan milletimiz MHP'yi TBMM'de tutmakla birlikte iktidar yolunu açmıyor.
Sebebi oldukça basit.
Yıllardır süregelen, bitmek tükenmek bilmeyen Bahçeli düşmanlığı ve bunun akabinde tüm kamuoyunun gündemine giren iç çekişmeler....
****
Vatandaş uyumuyor.
Tüm olup, bitenleri sessiz ve sakince takip ediyor.
Yıllardır, "Parti içi demokrasi" söylemi adı altında CHP'de siyasetçiler birbirini yedi.
CHP'nin adı bir ara halk arasında "Cumhuriyet Hizip Partisi"ne bile çıktı.
Kurultaylar partisi oldu.
Genel Merkez uygulamalarını beğenmeyen herkes kurultay istedi, kurultaylar yapıldı.
Sonuçta halk "siz böyle devam edin birbirinizi yemeye, biz memleketi yönetecek başka birilerine bakalım" dedi ve çaresine baktı CHP'nin.
Bugün CHP'nin başına İsmet İnönü'yü mezarından kaldırıp getirseler yüzde 25'ten yukarı oy alamaz...
***
MHP'de durum biraz farklı.
MHP'nin başında Ülkü Ocakları terbiyesi ve adabı almış, yıllarını Başbuğ Alparslan Türkeş'in yanında geçirmiş dirayetli bir lider var.
Bilge Lider Devlet Bahçeli....
Özellikle iç muhaliflere karşı son derece kritik hamleler yaparak partiyi ayakta tutabildi ve girdiği 6 seçimden 5'inde baraj sorunu yaşamadan ittifak yapmadan TBMM'de TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ fikriyatını temsil etti.
MHP tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir seçim başarısı göstermiştir Devlet Bahçeli döneminde.
Bu başarı kimileri tarafından küçümsense de MHP tarihine baktığımızda bunun hiç de küçümsenecek bir durum olmadığını görürüz.
***
MHP'de iç muhalefetin Bahçeli döneminde başladığını sananlar var.
Böyle bir algı yerleştirmeye çalışanlar var.
Başbuğ Alparslan Türkeş'e karşı en büyük ihanet girişimlerinden biri olan Muhsin Yazıcıoğlu vakasını unutanlar, unutturmaya çalışanlar ve hatta Başbuğ sevdalısı gençlerimize Muhsin Yazıcıoğlu sevgisi aşılayanlar bile var camiada...
MHP tarihindeki en büyük muhalif hareketlerden biri olan Yazıcıoğlu vakası sonrasında Yazıcıoğlu ve bir gurup milletvekili partiden ayrılarak BBP'yi kurdu.
Tüm kamuoyu MHP'nin bu durumdan büyük zarar göreceğini ve oylarının bölünerek yüzde 4 civarında olan oylarının 2-3'lere düşeceğini düşünüyordu.
Fakat öyle olmadı.
İç kavgalardan uzak kalarak, iç muhalefetten sıyrılarak girdiği ilk seçimlerde MHP oylarını yüzde 100 arttırdı ve yüzde 8 oy aldı.
***
Muhsin Yazıcıoğlu ve bu davanın önde gelen isimlerinin partiden ayrılması MHP'nin oylarını yüzde 100 civarında arttırmıştı.
Bu beklenmeyen bir sonuçtu.
Ancak başta da dedik ya; milletimiz huzur arıyor. Milletimiz MHP'yi ve Türk Milliyetçiliği fikriyatını seviyor, oy vermek istiyor ancak parti içi huzuru da görmek istiyor.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in vefatından sonra MHP'de muhalefet kazanı yeniden kaynamaya başladı.
Fitne rüzgarları her yönden esiyordu.
6 Temmuz 1997'de yapılan olağanüstü kurultayda Bahçeli'ye karşı Genel Başkan adayı olan ve kaybeden Tuğrul Türkeş, 23 Kasım 1997'de yapılan olağa kurultayda da seçimi Bahçeli'ye kaybedince ağır muhalif söylemler içine girdi. Kasım 1998'de partiden ayrılarak Aydınlık Türkiye Partisi'ni kurdu.
***
Başbuğ Alparslan Türkeş'in vefatından sonra yeniden iç muhalefet kazanının içine düşen MHP'de Tuğrul Türkeş'in ATP'yi kurmasıyla huzur ortamı yeniden sağlandı.
İç muhalifler ATP'ye ve BBP'ye giderek MHP'de huzurun tesis edilmesine katkıda bulundular.
MHP, Devlet Bahçeli ile girdiği ilk seçimlerde yüzde 18 oy alarak yüzde 100'ün üzerinde bir artış sağladı.
Millet MHP'de huzur ortamını bulunca adeta MHP'yi şaha kaldırıyordu.
1999 yılında yapılan bu seçimlerde MHP tarihinde en fazla milletvekili sayısına ulaşarak, tarihinin en parlak dönemini yaşıyordu.
Ancak fitne kazanı bir türlü kaynamaktan geri durmuyordu.
Şeytan sürekli kazanın ateşini körüklüyor, ortalığa fitne saçıyordu.
***
Ülkemiz zor bir dönemden geçiyordu.
Bu zor dönemde memleketimizin bekası için elini taşın altına sokan MHP'ye en büyük darbe iç muhaliflerden geliyordu.
Her ortamda MHP ve Genel Başkan Devlet Bahçeli eleştiri yağmuruna tutuluyor, acımasızca saldırılar yapılıyordu.
Beklenen yine oldu.
Baskılar karşısında MHP Lideri Devlet Bahçeli koalisyon hükümetinden ayrılıp, erken seçim çağrısı yaptı.
Erken seçim yapıldı.
İç muhaliflerin de yoğun katkısı ile MHP bu seçimlerde baraj altında kaldı.
***
Milletimiz MHP'yi ikaz etmişti.
"Birbirinizi yemeyi bırakın, bizim ve memleketimizin size ihtiyacı var, aklınızı başınıza alın" uyarısında bulunmuştu MHP'ye halkımız...
Sonraki seçimler hepimizin malumu.
MHP, tarihinde ilk kez üst üste baraj sorunu yaşamadan TBMM'de yerini aldı.
yüzde 18'lere yükselen oyu son seçimlerde yüzde 12'lere geriledi.
Günümüze geldiğimizde iç muhalefet kazanı en yüksek ateşte kaynamaya devam ediyor.
Parti içi muhalefetten 4 kişi lider Devlet bahçeli'ye karşı Genel Başkanlık isyanı başlattı.
Onlara destek veren camia dışı etkenler de var.
Bir zamanlar erotik yayınlar yapan Bulvar gazetesinin sahibi Nazlı Ilıcak'tan tutun da sol düşüncenin yayın organlarından Cumhuriyet Gazetesi ve Oda TV, Marksist Perinçek'ten, terör örgütü destekçisi Can Dündar'a kadar herkes Devlet Bahçeli karşıtlığı ortak paydası üzerinden Devlet Bahçeli'nin muhaliflerine destek veriyor.
Halkımız bu manzarayı yakından takip ediyor.
Bu kişilerin desteğiyle genel başkan olacak birine iktidar yolunu açmaz bu millet!
***
Şimdi kurultay yapılacak.
MHP bir kez daha olağanüstü kurultayda genel başkan seçimi yapacak.
Yeniden Genel Başkanlığa seçilecek olan Bilge Lider Devlet Bahçeli'nin yapması gereken ilk iş iç muhaliflerden arınmış bir MHP ile seçimlere hazırlanmak olmalıdır.
Hem Başbuğ Alparslan Türkeş döneminde hem de Devlet Bahçeli döneminde gördük ki; halkımız iç muhalefet ile oyalanmayan, memleket meseleleri üzerine politikalar geliştiren MHP'ye iktidar yolunu açmaktadır.
Ben buradan son derece iddialı bir şekilde yazıyorum.
MHP iç muhalefet olmadan gireceği ilk seçimlerde yüzde 20'yi aşar, ikinci seçimlerde de yüzde 35'i görür.
Birlik ve beraberliğin olmadığı,
İç huzurun yaşanmadığı,
Lidere sadakatin olmadığı bir MHP ise eğer Devlet Bahçeli'nin liderliği ile seçime girerse yüzde 10-12 bandında kalır, Bahçeli dışında birinin genel başkanlığında ise baraj altında kalır.
muhalefet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhalefet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Mayıs 2016 Perşembe
18 Aralık 2012 Salı
MHP'de Kurultay Süreci (!)
Ülkemiz %50 sınırında bir oy almış "güç"lü bir iktidar tarafından yönetiliyor...
Bu yüzde 50 oranındaki oy ile kendini "Ali kıran baş kesen" konumunda gören bir iktidar...
"Ya Allah, Bismillah" diyerek halka her türlü zulmü yapan bir iktidar...
Yaptığı tüm zulme rağmen halen "tek parti" olarak kalabilen bir iktidar...
Oy verenlerin bile beğenmemesine rağmen ülkemizi yönetmeye devam edebilen bir iktidar...
Peki bunun sebebi nedir!?
Neden insanlarımız beğenmeseler bile AKP'ye oy vermeye devam ediyorlar!?
***
Aslında bunun sebebi çok basit...
Karşılarında güçlü bir muhalefet yok!
Toplamda yüzde 35-40 arası bir oy potansiyeline sahip olan muhalefetin iki güçlü partisi MHP ve CHP kendi iç çekişmelerinden zaman bulup halkın sorunlarına çözüm getiremiyor. Halkın sorunlarına çözüm getirmeyi bırakın, halkın sorunlarını bilmiyorlar bile...
Her iki partimizde ne yazık ki;
İç çekişmelere ayırdıkları zaman ve enerjiyi halk için kullanamıyorlar...
Hal böyle olunca da AKP'nin bu kadar güçlü bir şekilde iktidar olması kaçınılmaz oluyor...
***
MHP Kurultayı henüz yeni tamamlandı.
Aradan 1 ayı aşkın bir zaman geçti.
Fakat parti halen kurultay havasından çıkamadı.
Bu sadece şimdi değil, yıllardır hep böyle.
MHP'nin kurultay süreci, bir kurultayın başlamasıyla başlar;
Bir sonraki kurultayın son anına kadar devam eder...
Sonra aynı döngü sürer gider.
Cezalar kesilir, taltifler yapılır...
Görevden almalar, atamalar, dedikodular vs vs
Durum böyle uzar gider...
Ta ki bir daha kurultaya kadar...
***
Halkımız umutlu.
Ne olursa olsun umudunu bağlamış MHP'ye...
Meclis dışında kalması için oynanan oyunlara rağmen, vermiş oyunu vatandaş MHP'ye...
MHP tarihinde ilk kez, ittifak yapmadan, seçim barajına takılmadan üst üste ikinci kez Meclis'e girmiş...
Parti içi muhalefet alttan girip üstten çıkıyor ve bu durumu başarısızlık olarak nitelendiriyor.
Parti içi iktidar ise, parti içi muhalefetin bu tezini çürütme telaşı içinde...
Peki MHP'ye umut bağlamış halk!?
Bütün bunlara rağmen umutlarını taze tutmaya çalışıyor vatandaş...
***
Birileri, birilerinin ayağını kaydırmaya çalışıyor...
Birileri birilerinin önünü kesmeye çalışıyor...
Birileri birilerinin gölgesinden korkuyor...
Ama iktidar durmuyor...
AKP durmuyor, halkı din masalıyla uyutup ihanet planlarını bir bir uyguluyor...
Yaptığı fahiş zamlarla kasayı bir dolduruyor, bir boşaltıyor...
Esnaf kepenk kapatıyor, iş adamı iflas ediyor, tencereler kaynamıyor...
Kimin umurunda!?
Muhalefet, kendi iktidarını koruma peşinde!
***
Önümüzde bir yerel seçim var...
Bir yıl gibi kısa bir zaman kaldı...
Halkın en büyük umudu olan MHP'de yerel seçimlere dair tek söz eden yok...
6-7 ay sonra farkına varırlar...
O zamanda liste kavgaları başlar...
Adaylık çekişmeleri gırla gider...
3-4 ay bu kavgalar çekişmeler sürer gider...
Seçimlere 1 ay kala nihayet halkın huzuruna çıkarlar...
"Ey halk, bak biz milliyetçiyiz, bize oy verin, bize oy vermezseniz vatan elden gider!"
***
MHP'ye "Milliyetçi" kimliğinden dolayı oy verecek olanlar zaten bellidir...
Her zaman verirler oylarını...
Önemli olan, iktidarın alternatifini bekleyen vatandaşa ulaşabilmek değil midir!?
O vatandaşa seçimlere 1 ay kala gittiğiniz vakit size oy verir mi!?
"Bu iktidar bu ülkeyi kötü yönetiyor!" demekle muhalefet yapılır mı!?
Yapılırsa vatandaş bunu yer mi!?
Elbette yemiyor vatandaş...
Vatandaş 1 sene sonra yapılacak olan yerel seçimler için şu an sokakta MHP'yi görmek istiyor...
Derdini anlatmak istiyor...
Kapı kapı dolaşan vekillerine "el aman" demek istiyor!
İç çekişmeleri bir kenara bırakıp,
Kutlu bir davanın neferleri olarak vatandaşın bu beklentisini karşılayabilirse MHP işte o zaman gerçekten umut olur...
***
MHP Kurultay sürecini artık bitirmelidir.
Hem parti içi iktidar, hem de parti içi muhalefet...
Kurultay bitmiştir beyler...
Delege her iki tarafa da gerekli mesajı verdi.
Her şeyi bir kenara bırakın bu partiyi iktidara taşıyın dedi delege sizlere...
Kurultayın bu mesajını doğru yorumlayın ve iç çekişmelerinizi bir kenara bırakarak, halkla bütünleşip bu partiyi iktidara taşıyın...
Bu yüzde 50 oranındaki oy ile kendini "Ali kıran baş kesen" konumunda gören bir iktidar...
"Ya Allah, Bismillah" diyerek halka her türlü zulmü yapan bir iktidar...
Yaptığı tüm zulme rağmen halen "tek parti" olarak kalabilen bir iktidar...
Oy verenlerin bile beğenmemesine rağmen ülkemizi yönetmeye devam edebilen bir iktidar...
Peki bunun sebebi nedir!?
Neden insanlarımız beğenmeseler bile AKP'ye oy vermeye devam ediyorlar!?
***
Aslında bunun sebebi çok basit...
Karşılarında güçlü bir muhalefet yok!
Toplamda yüzde 35-40 arası bir oy potansiyeline sahip olan muhalefetin iki güçlü partisi MHP ve CHP kendi iç çekişmelerinden zaman bulup halkın sorunlarına çözüm getiremiyor. Halkın sorunlarına çözüm getirmeyi bırakın, halkın sorunlarını bilmiyorlar bile...
Her iki partimizde ne yazık ki;
İç çekişmelere ayırdıkları zaman ve enerjiyi halk için kullanamıyorlar...
Hal böyle olunca da AKP'nin bu kadar güçlü bir şekilde iktidar olması kaçınılmaz oluyor...
***
MHP Kurultayı henüz yeni tamamlandı.
Aradan 1 ayı aşkın bir zaman geçti.
Fakat parti halen kurultay havasından çıkamadı.
Bu sadece şimdi değil, yıllardır hep böyle.
MHP'nin kurultay süreci, bir kurultayın başlamasıyla başlar;
Bir sonraki kurultayın son anına kadar devam eder...
Sonra aynı döngü sürer gider.
Cezalar kesilir, taltifler yapılır...
Görevden almalar, atamalar, dedikodular vs vs
Durum böyle uzar gider...
Ta ki bir daha kurultaya kadar...
***
Halkımız umutlu.
Ne olursa olsun umudunu bağlamış MHP'ye...
Meclis dışında kalması için oynanan oyunlara rağmen, vermiş oyunu vatandaş MHP'ye...
MHP tarihinde ilk kez, ittifak yapmadan, seçim barajına takılmadan üst üste ikinci kez Meclis'e girmiş...
Parti içi muhalefet alttan girip üstten çıkıyor ve bu durumu başarısızlık olarak nitelendiriyor.
Parti içi iktidar ise, parti içi muhalefetin bu tezini çürütme telaşı içinde...
Peki MHP'ye umut bağlamış halk!?
Bütün bunlara rağmen umutlarını taze tutmaya çalışıyor vatandaş...
***
Birileri, birilerinin ayağını kaydırmaya çalışıyor...
Birileri birilerinin önünü kesmeye çalışıyor...
Birileri birilerinin gölgesinden korkuyor...
Ama iktidar durmuyor...
AKP durmuyor, halkı din masalıyla uyutup ihanet planlarını bir bir uyguluyor...
Yaptığı fahiş zamlarla kasayı bir dolduruyor, bir boşaltıyor...
Esnaf kepenk kapatıyor, iş adamı iflas ediyor, tencereler kaynamıyor...
Kimin umurunda!?
Muhalefet, kendi iktidarını koruma peşinde!
***
Önümüzde bir yerel seçim var...
Bir yıl gibi kısa bir zaman kaldı...
Halkın en büyük umudu olan MHP'de yerel seçimlere dair tek söz eden yok...
6-7 ay sonra farkına varırlar...
O zamanda liste kavgaları başlar...
Adaylık çekişmeleri gırla gider...
3-4 ay bu kavgalar çekişmeler sürer gider...
Seçimlere 1 ay kala nihayet halkın huzuruna çıkarlar...
"Ey halk, bak biz milliyetçiyiz, bize oy verin, bize oy vermezseniz vatan elden gider!"
***
MHP'ye "Milliyetçi" kimliğinden dolayı oy verecek olanlar zaten bellidir...
Her zaman verirler oylarını...
Önemli olan, iktidarın alternatifini bekleyen vatandaşa ulaşabilmek değil midir!?
O vatandaşa seçimlere 1 ay kala gittiğiniz vakit size oy verir mi!?
"Bu iktidar bu ülkeyi kötü yönetiyor!" demekle muhalefet yapılır mı!?
Yapılırsa vatandaş bunu yer mi!?
Elbette yemiyor vatandaş...
Vatandaş 1 sene sonra yapılacak olan yerel seçimler için şu an sokakta MHP'yi görmek istiyor...
Derdini anlatmak istiyor...
Kapı kapı dolaşan vekillerine "el aman" demek istiyor!
İç çekişmeleri bir kenara bırakıp,
Kutlu bir davanın neferleri olarak vatandaşın bu beklentisini karşılayabilirse MHP işte o zaman gerçekten umut olur...
***
MHP Kurultay sürecini artık bitirmelidir.
Hem parti içi iktidar, hem de parti içi muhalefet...
Kurultay bitmiştir beyler...
Delege her iki tarafa da gerekli mesajı verdi.
Her şeyi bir kenara bırakın bu partiyi iktidara taşıyın dedi delege sizlere...
Kurultayın bu mesajını doğru yorumlayın ve iç çekişmelerinizi bir kenara bırakarak, halkla bütünleşip bu partiyi iktidara taşıyın...
14 Aralık 2012 Cuma
Eskişehirspor'da muhalefet mi var!?
Eskişehirspor kulübü başkanı sayın Halil Ünal, bir tv programında son günlerde yaşanan olayları değerlendirdi. Hepimiz bay Kozanlıoğlu ile ilgili söyleyeceklerini merakla bekledik. Aslında söyleyecekleri Salı günkü toplantının iptal edilmesiyle az da olsa belirginleşmişti. Bay Kozanlığoğlu'nun yaptığı hataya rağmen Halil Ünal ona sahip çıkacaktı. Öyle de oldu. "Kozanlıoğlu bana istifasını getirdi, çöpe attım" sözleriyle yöneticisine sahip çıktı. "Yapılanları tasvip etmiyorum, etik değil" sözleriyle de ortada bir yanlışın olduğunu kabullendi. Halil Ünal bu işi öğrenmiş. Suçu kabul edeceksin ama cezayı keserken ibreyi kendine çevireceksin. Halil Ünal Kozanlıoğlu'nun cezasın da kesmiş. "Aynı jeepten bir adet kulübe hibe edecek!"
***
Kozanlığlu'nun bu yaptığı karşısısında kulübe bir jeep hediye ederek beraat etmesi adil olabilir. O jeep alınıp kulübün demirbaş kaydına geçirildikten sonra belgeleriyle basın karşısısına çıkıp Eskişehirspor sevdalılarından özür de dilemesi gereklidir. Bir elinde jeepin Eskişehirspor demirbaşı olduğunu gösterir belge ile medyanın önüne çıkıp; "Tüm camiadan özür dilerim, bir hatadır yaptık, hatamızı da bu şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Takdir saygıdeğer Eskişehirspor sevdalılarına aittir" denilmelidir. Bu yapılmazsa ben ne o jeepin hediye edildiğine inanırım, ne de bay Kozanlıoğlu'nun samimiyetine!
***
"Kimseye kına yaktırmam!"
Halil Ünal'ın programda söylediği en önemli cümlelerden birisi de budur bence. Halil Ünal karşıtları açık konuşmuyorlar. Hep göndermeler yapıyorlar. "Çok şey biliyoruz ama zamanı değil" havasındalar. Camiamızda gizli bilgiler havada uçuşuyor. Yıllar geçiyor bir türlü "o zaman" gelmiyor. Şimdi de Halil Ünal'dan bir gönderme geldi. "Kimseye kına yaktırmam" dedi. Ama kimler, neden kına yakacaklar orası belli değil. İçten içe bir soğuk savaş havası hakim. Birileri gizli kapaklı bir savaşın içindeler. Biz uzaktan mevzuyu anlamaya çalışıyoruz. Bizim sevdamız üzerinde oynanan oyunları biz uzaktan çözme mücadelesindeyiz.
***
Halil Ünal'ın kına muhabbetinden sonra kafama takıldı bu Kozanlıoğlu mevzusu. Kozanlıoğlu'nun istifa etmesi sonucu kim kına yakacaktı? Bu kına eylemine engel olmak için Halil Ünal istifayı kabul etmedi. Jeep olayı bir komplo muydu!? Jeep basının iddia ettiği gibi tamamen Kozanlıoğlu'nun eşine mi tahsis edilmişti yoksa farklı bir durum mu vardı!? Bu farklı durum ne olabilir!? Mesela bayan Kozanlıoğlu o gün kendi aracı arızalı olduğu için eşi tarafından o güne mahsus tahsis edilen bu jeepi mi kullanmıştı. Kuşlar da gazetecilere durumu haber verip bu fotolar mı çekilmişti!? Kozanlıoğlu bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadığı için, Halil Ünal da "kına yakma" eylemine dair sözlerini açmadığı için bunu anlayamayacağız tabii ki...
***
Halil Ünal sözleri arasında dikkatimi çeken bir hususta "muhalefeti gündemime almam" şeklindeki sözleri. Ortada bir muhalefet var da bizim mi haberimiz yok. Şu ana kadar gerçek anlamda bir muhalif ses duyan oldu mu!? Halil Ünal internet ortamında dolaşan ve dedikodudan öteye gitmeyen bazı sözleri dillendirenleri muhalefet olarak görüyorsa ona bir şey diyemem. Halil Ünal yönetiminde bulunanlar istifa edip sessizce kenara çekiliyorlar. Yaptıkları tek açıklama "Çok şey var ama zamanı değil!" bunu söylemek muhalefet ise, ona da eyvallah. Bugün ortalıkda dolaşan bir isim var. Mesut Hoşcan. Kendisinin önümüzdeki kongrede başkan adayı olacağı söyleniyor. Fakat o da konuşmuyor.
***
Mesut Hoşcan'ın böyle bir niyeti var mı yok mu bilemem. Ancak internet sitelerinde gördüğüm haberlere ve söylentilere karşı bir cevap vermiyorsa böyle bir niyeti var demektir. Eğer varsa o bir muhalefet lideri demektir. Madem muhalefet lideri, neden konuşmuyor!? "Ben başkan seçildiğim vakit, üyeliklerin önündeki kotalar kalkacak, hiçbir futbolcumuz satılmayacak üstüne falanı, filanı da transfer edeceğiz, bilançolarımız A4 kağıdına değil şeffaf ve A3 kağıdına yazılacak, her ay kulübün gelir ve gideri resim sitede açıklanacak, transfer görüşmeleri canlı yayında yapılacak, dergimiz yeniden yayınlanacak" türünden açıklamalar yapması gerekmez mi!? Halil Ünal'ın yanlışlarını ortaya çıkarmak muhalefet yapmak değildir. Yanlışları ortaya koymakla birlikte doğruları da ortaya koymalı ve "Bunu ancak ben yaparım" demelidir muhalefet.
***
Eğer ortada güçlü bir muhalefet yoksa iktidar kendini KRAL zanneder. Bu kendisinin kral gibi olmasından kaynaklanmaz, tek olmasından kaynaklanır. Şu an Halil Ünal'ın tavırlarına baktığımız vakit karşımızda kendisine son derece güvenen, hiç kimseyi iplemeyen, dediğim dedik astığım astık tarzında bir adam görüyoruz. Halil Ünal'ı bu kadar güçlü kılan ortada bir muhalefet cephesinin olmamasıdır. Eğer ortada bir muhalefet yoksa ahali de "Yaşasın Kral" demekten başka bir şey yapamaz...
***
Kozanlığlu'nun bu yaptığı karşısısında kulübe bir jeep hediye ederek beraat etmesi adil olabilir. O jeep alınıp kulübün demirbaş kaydına geçirildikten sonra belgeleriyle basın karşısısına çıkıp Eskişehirspor sevdalılarından özür de dilemesi gereklidir. Bir elinde jeepin Eskişehirspor demirbaşı olduğunu gösterir belge ile medyanın önüne çıkıp; "Tüm camiadan özür dilerim, bir hatadır yaptık, hatamızı da bu şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Takdir saygıdeğer Eskişehirspor sevdalılarına aittir" denilmelidir. Bu yapılmazsa ben ne o jeepin hediye edildiğine inanırım, ne de bay Kozanlıoğlu'nun samimiyetine!
***
"Kimseye kına yaktırmam!"
Halil Ünal'ın programda söylediği en önemli cümlelerden birisi de budur bence. Halil Ünal karşıtları açık konuşmuyorlar. Hep göndermeler yapıyorlar. "Çok şey biliyoruz ama zamanı değil" havasındalar. Camiamızda gizli bilgiler havada uçuşuyor. Yıllar geçiyor bir türlü "o zaman" gelmiyor. Şimdi de Halil Ünal'dan bir gönderme geldi. "Kimseye kına yaktırmam" dedi. Ama kimler, neden kına yakacaklar orası belli değil. İçten içe bir soğuk savaş havası hakim. Birileri gizli kapaklı bir savaşın içindeler. Biz uzaktan mevzuyu anlamaya çalışıyoruz. Bizim sevdamız üzerinde oynanan oyunları biz uzaktan çözme mücadelesindeyiz.
***
Halil Ünal'ın kına muhabbetinden sonra kafama takıldı bu Kozanlıoğlu mevzusu. Kozanlıoğlu'nun istifa etmesi sonucu kim kına yakacaktı? Bu kına eylemine engel olmak için Halil Ünal istifayı kabul etmedi. Jeep olayı bir komplo muydu!? Jeep basının iddia ettiği gibi tamamen Kozanlıoğlu'nun eşine mi tahsis edilmişti yoksa farklı bir durum mu vardı!? Bu farklı durum ne olabilir!? Mesela bayan Kozanlıoğlu o gün kendi aracı arızalı olduğu için eşi tarafından o güne mahsus tahsis edilen bu jeepi mi kullanmıştı. Kuşlar da gazetecilere durumu haber verip bu fotolar mı çekilmişti!? Kozanlıoğlu bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadığı için, Halil Ünal da "kına yakma" eylemine dair sözlerini açmadığı için bunu anlayamayacağız tabii ki...
***
Halil Ünal sözleri arasında dikkatimi çeken bir hususta "muhalefeti gündemime almam" şeklindeki sözleri. Ortada bir muhalefet var da bizim mi haberimiz yok. Şu ana kadar gerçek anlamda bir muhalif ses duyan oldu mu!? Halil Ünal internet ortamında dolaşan ve dedikodudan öteye gitmeyen bazı sözleri dillendirenleri muhalefet olarak görüyorsa ona bir şey diyemem. Halil Ünal yönetiminde bulunanlar istifa edip sessizce kenara çekiliyorlar. Yaptıkları tek açıklama "Çok şey var ama zamanı değil!" bunu söylemek muhalefet ise, ona da eyvallah. Bugün ortalıkda dolaşan bir isim var. Mesut Hoşcan. Kendisinin önümüzdeki kongrede başkan adayı olacağı söyleniyor. Fakat o da konuşmuyor.
***
Mesut Hoşcan'ın böyle bir niyeti var mı yok mu bilemem. Ancak internet sitelerinde gördüğüm haberlere ve söylentilere karşı bir cevap vermiyorsa böyle bir niyeti var demektir. Eğer varsa o bir muhalefet lideri demektir. Madem muhalefet lideri, neden konuşmuyor!? "Ben başkan seçildiğim vakit, üyeliklerin önündeki kotalar kalkacak, hiçbir futbolcumuz satılmayacak üstüne falanı, filanı da transfer edeceğiz, bilançolarımız A4 kağıdına değil şeffaf ve A3 kağıdına yazılacak, her ay kulübün gelir ve gideri resim sitede açıklanacak, transfer görüşmeleri canlı yayında yapılacak, dergimiz yeniden yayınlanacak" türünden açıklamalar yapması gerekmez mi!? Halil Ünal'ın yanlışlarını ortaya çıkarmak muhalefet yapmak değildir. Yanlışları ortaya koymakla birlikte doğruları da ortaya koymalı ve "Bunu ancak ben yaparım" demelidir muhalefet.
***
Eğer ortada güçlü bir muhalefet yoksa iktidar kendini KRAL zanneder. Bu kendisinin kral gibi olmasından kaynaklanmaz, tek olmasından kaynaklanır. Şu an Halil Ünal'ın tavırlarına baktığımız vakit karşımızda kendisine son derece güvenen, hiç kimseyi iplemeyen, dediğim dedik astığım astık tarzında bir adam görüyoruz. Halil Ünal'ı bu kadar güçlü kılan ortada bir muhalefet cephesinin olmamasıdır. Eğer ortada bir muhalefet yoksa ahali de "Yaşasın Kral" demekten başka bir şey yapamaz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

