tüpçü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tüpçü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2012 Cuma

Hayatı Dilimleme Makinası...

O günleri özleyeceğim hiç aklıma gelir miydi!?
Akçaoğlu Fırını'nın önünde ekmek kuyruğu beklediğim günler...
Saatlerce beklemekten usandığım o günleri özlemek...
Aklımın ucundan bile geçmezdi...
Kafam karman çorman...
Hani "kafam bi milyon" derler ya!
Sanki öyle bir haldeyim...
Duygularım bir acayip!
Öylesine bir keşmekeşin içine düşmüşüz ki;
Biz nasıl bu hale geldik diye durup düşünmeye bile vakit bulamıyoruz...
Yaşamımızdaki bütün güzellikleri doğrayıp atmışız bir kenara meğerse...
***
Efendim Akçaoğlu Fırını, Kasımpaşa'da,  Kızılay Meydanı'nda...
Çocukluğumun önemli bir bölümü bu fırının önünde kuyruk beklemekle geçti...
Az ilerisinde tüpçü var...
Bir bölümü de o tüpçünün önünde geçti...
Şimdi meydan haline getirilen yerde de Tanzim Satış vardı...
Orada hayatımın ilk jopunu yemiştim...
Beyaz miğferli Toplum Polisleri'nden...
Bir paket sana yağı almak için üç gün beklemiştik...
Üçüncü gün sana yağı kamyonu gelince arbede çıkmış,
Ve ben o arbede sırasında henüz 9 yaşındayken ilk jopumu yemiştim...
Hani özledim dediğim günler öylesine güzel günlerde değildi ki,
Niye bu kadar özledim ben o günleri!?
***
Fırından ekmek aldık evvelsi gün...
"Dilimyelim mi!? dedi adam...
Nasıl ya!?
O günlerde saatlerce bekleyip alabildiğimiz ekmeği şimdi bir de dilimleyerek mi veriyorlar!?
Evet aynen öyle...
Bir Ekmek Dilimleme Makinası icat etmişler...
Ekmeği koyuyorsunuz makinaya, sonra kolu indiriyorsunuz ve diğer taraftan ekmek dilimlenmiş vaziyette çıkıyor...
Artık ekmeği bile dilimlemekten erinir hale mi geldik biz!?
Ekmeği evimizde dilimlerken,
Masaya ya da mutfak tezgahına dökülen kırıntıları parmağımızı yalayarak tek tek toplayamayacak mıyız artık!?
Soframıza bağdaş kurup, ekmeğimizi elimize alıp, ortadan ikiye bölüp, sonra bir parçasını koparıp kuru fasulyeye banamayacak mıyız!?
***
Biz ne yapıyoruz böyle!?
Hayatımızın her alanını makinalaştırıp nereye varmaya çalışıyoruz!?
Yürüyen merdivenler,
Yürüyen yollar,
Dilimlenen ekmekler,
Bu nasıl hayat yahu!?
Bunu bari yapmasaydınız!
Ekmeğimizi bari dilimsemeseydiniz!
***
Ey ahali bi durun yahu!
Farkında mısınız hayatımızı makinalaştırıyoruz...
Artık insan gibi yaşamıyoruz...
Makina gibiyiz...
Makinalaştırdıkça hayatımızı biz de makina gibi yaşıyoruz...
Düşmüşüz bir Hayatı Dilemleme Makinası'nın içine...
Dilim dilim ayrılıyoruz birbirimizden...
İnsanlığımızdan...
İnsani duygularımızdan....

26 Eylül 2012 Çarşamba

Pancarcı ve Tüpçü, Ediz'in hakkını alabilecek mi!?

Konuyu genç futbolcumuz Ediz Bahtiyaroğlu'nun ölümünden hemen sonra Necdet Mansız gündeme getirmişti.  Hem TFF başkanı, hem de Kulüpler Birliği başkanına çağrıda bulunarak Ediz Bahtiyaroğlu'nun mevcut alacaklarının bir şekilde tahsil edilerek ailesine teslim edilmesi için gerekli çalışmaları yapmalarını istemişti. Bugün (26 Eylül 1012) Haber Türk gazetesinde Atilla Türker de aynı konuya temas etti. Atilla Türker "Hakkını helal et Ediz!" başlıklı yazısında Ediz'in Bucaspor ve Ankaragücü kulüplerinden alamadığı alacaklarının toplam 598 bin lira civarında olduğunu belirtiyor.
***
26 yaşında hayata veda etmiş gencecik bir evlatlarını kaybeden ailesi belki bu paranın peşine düşmeyebilirler. Hatta bir o kadar daha paraları olsa onu da verirlerdi Ediz'in yaşaması için. Ediz'in cenazesinde herkes ona hakkını helal etti ancak acaba o helal etti mi!? Ediz'e borç takan yüzsüzler aradan bunca zaman geçmesine rağmen neden çıkıp bir açıklama yapmadılar!? "Ediz Bahtiyaroğlu'nun vefatından derin bir üzüntü duyuyoruz. Kulübümüzde bulunan alacakları en kısa zamanda ailesine ödenecektir" şeklinde bir açıklama yapamayan Bucaspor ve Ankaragücü yönetimleri bırakın böyle bir açıklama yapmayı belki de borçlarını ödememeyi bile düşünüyorlardır. 
***
Bu noktada TFF başkanı ve Kulüpler Birliği başkanı devreye girmelidirler. Yıldırım Demirören ve Halil ünal oturdukları koltukların hakkını teslim etmeli ve genç yaşta kaybettiğimiz Ediz Bahtiyaroğlu'nun alacaklarının tahsil edilmesi için acilen bir çözüm üretmelidirler. Yıldırım Demirören Türk futbolunu yöneten adam olarak bugüne kadar bu konuda hiç bir açıklama yapmadı. Elbette gazetecilerin bildikleri bu gerçeği o da biliyordu. Üzerinde bulunan sorumluluk duygusu ile milletin karşısına çıkıp " Ediz Bahtiyaroğlu kardeşimizin iki kulüpte toplam şu kadar alacağı vardır. Bu kulüplerimizin bu borçlarını acilen ödemelerini istiyoruz. Ödeme yapılmadığı takdirde yasal işlemler hızlandırılacak ve çeşitli yaptırımlar uygulanacaktır" şeklinde bir açıklama yapmak mümkün değil miydi!?
***
Gelelim Halil Ünal cephesine...
Halil Ünal hem Kulüpler Birliği başkanı, hem de Ediz'in vefat ettiği sırada formasını giydiği Eskişehirspor'un başkanıdır. Yani Ediz Bahtiyaroğlu'nu çok daha yakından tanıyan ve onun haklarını çok daha iyi takip etmesi gereken birisi. Ne yazık ki, şu ana kadar Necdet Mansız'ın ısrarlı çağrılarına rağmen kendisi bu yönde en ufak bir adım atmamıştır. Bundan sonra atacak mıdır!? Onu da bilmiyoruz. Umudumuz var mıdır!? Benim pek umudum yok doğrusu!
***
Halil Ünal bugüne kadar verdiği sözleri tutmamakla hafızalarımızda önemli bir yer tuttu. Necdet Mansız'ın yazılarını sadece üç beş Eskişehirli okuyor diye pek kaale almamış olabilir. Ancak şimdi ulusal bir gazetede konu gündeme geldi. Muhtemelen çıkıp süslü birkaç söz edecek ve tabiri caizse Ediz'i sevenlerin "gazını alarak" laf salatası yapmaya devam edecektir. Elbette gönlümüz ister ki, Halil Ünal başkanımız gerekeni yapsın ve bizleri bu yazdıklarımızdan dolayı utandırsın! Fakat bugüne kadar bizlerde bıraktığı izlenim bizi olumsuz düşüncelere itmektedir.
***
Gün ola harman ola, diyelim...
Bakalım tüpçü ve pancarcı el ele vererek genç yaşta vefat etmiş bir futbolcumuzun hakkını savunabilecekler mi!?...