Bedirhan ALTUNBAŞ...
Bizim Çocuklar'dan...
Eskişehir'in ayaza nöbet tutan kaldırımlarında başlayıp, tribünlerimizde devam eden ve nihayet o mazisi şan ve şeref dolu kutlu formayı sırtında taşıyarak zirveye ulaşan bir Kara&Kızıl sevdalı çocuk Bedirhan ALTUNBAŞ...
Henüz 19 yaşında...
Kanı kaynıyor, yüreği yerinde durmuyor.
Eskişehirspor'u öylesine sevmiş ki,
Sosyal medyada bizlere, yani Eskişehirspor sevdalılarına seslenerek;
''ELİMİZİ SAKIN BIRAKMAYIN!'' demiş...
***
Sevgili çocuk!
Koca yürekli çocuk!
Biz Eskişehirspor sevdalıları bize uzanan eli ne dün bıraktık ne de yarın bırakırız.
Yeter ki, sen elini uzat!
Yeter ki, sen elini elimizden çekme!
Hem sana hem de takım arkadaşlarına bir anımı anlatmak istiyorum.
Hem sahadaki, hem de tribünlerdeki Bizim Çocuklar zihinlerinin bir köşesine yazsınlar bu anımızı...
***
Belki 5 belki de 6 sene evveldi.
Bir gazete tarafından düzenlenen yılın sporcusu yarışmasının ödül töreni için İstanbul'daki Lütfi Kırdar Spor ve Sergi Sarayı'na gittik.
Oraya gitmemizdeki amacımız törene katılmak falan değildi.
Tören için davet edilenler arasında efsane hocamız merhum Abdullah Gegiç ve efsane kaptanımız Prof. Dr. Fethi Heper de vardı ve biz onları böylesi görkemli bir törende yalnız bırakmamak için gittik o salona.
Abdullah Gegiç hocamızı Hilton Otel'den alıp salona getirdik.
Salon'da spor, sanat ve siyaset dünyasının çok çok ünlü simaları bir aradaydı.
Tören henüz başlamamıştı ve çevrede herkes koyu sohbetlere dalmıştı.
Biz de boynumuzda ESES kaşkollarımızla Abdullah Gegiç ve Fethi Heper'in yanından hiç ayrılmıyorduk.
***
Bir ara benim dışarı çıkmam gerekti.
Dışarıya çıkıp hızlı adımlarla kaptanımız ve hocamızın yanına dönerken bir den ''Es Es Es Ki Ki Ki Eski Eski Es'' narası geldi kulağıma...
Döndüm baktım.
Hiç Eskişehirsporluya benzeyen birileri yoktu.
GS'nin merhum başkanı Özhan Canaydın beyfendi bana bakıyordu tebessüm ederek.
Benim şaşkın bakışlarım üzerine Özhan bey elini kaldırarak ''Hey ESES!'' diye seslendi.
Hemen onun bulunduğu yere doğru yöneldim.
Öylesine centilmen bir adamdı ki, benim ona doğru yürüdüğümü görünce yanındakilerden müsaade isteyip o da bana doğru yürümeye başladı.
Tokalaştık.
- Başkanım çok teşekkürler bizi onure ettiniz.
- Ben teşekkür ederim. Burda EsEslileri görmek beni sevindirdi.
Şaşkındım.
Ve tabii büyük bir gurur içindeydim.
Merhum Özhan Canaydın beyfendi koluma girdi;
- Siz buradaysanız Fethi kaptan da buradadır dedi.
- Burada tabii ki başkanım. Gegiç hocamızda burada. Biz de onlar burada oldukları için geldik.
- Biliyorum.
Dedi gülerek.
***
Özhan Bey ile kol kola bir kaç dakika yürüdükten sonra bizim grubun yanına geldik.
Özhan Canaydın, Fethi kaptan ve Gegiç ile hasret giderdikten sonra yine benim kolumu tutarak;
''Kaptan size imreniyorum. Bunca zaman geçmiş bu insanlar sizi hiç unutmamış ve sizi sevmekten vazgeçmemişler. Ne mutlu sizlere'' dedi.
Mutluyduk hepimiz.
Gururluyduk.
Kendimizi daha çok sevmiştik bu sözler üzerine.
Sohbet koyulaştı.
Benim gözüm Özhan Canaydın beyfendide.
Beklediğim oldu.
GS kulüp başkanı Özhan Canaydın kaptanımız Prof. Dr. Fethi Heper'in koluna girdi.
Ben de hemen Fethi kaptanın diğer koluna girdim.
Durumun farkında olan sadece ben ve merhum Özhan Canaydın idi.
Benim Fethi kaptanın koluna girmemle birlikte bir kahkaha attı ve;
- Yahu arkadaş halen unutmadınız mı, merak etmeyin kaptanınızı almayacağız artık!
Dedi...
***
Evet yıllar önce futbol sahalarının en parlak yıldızlarından biri olan Fethi Heper'i GS transfger etmek için çok çabalamıştı. Rahmetli Metin Oktay'ın olağanüstü çabalarına rağmen Eskişehirspor'u bırakmayan kaptanımıza bugün de sahip çıkmak bizim en büyük vazifemizdi.
Grupta durumu farkeden arkadaşlar da gülmekten kendilerini alamadılar.
Evet sevgili Bedirhan Altuntaş kardeşim...
Hemen hemen senin yaşlarına yakın bir yaşta bize elini uzatan ve bizim de elini mahşere kadar hiç bırakmamak üzere tuttuğumuz efsane kaptanımız Fethi Heper'in elini aradan yıllar geçse de bırakmadığımız gibi senin elini de bırakmayacağız.
ESES sevdası ile taçlanmış hiç bir yüreğin elini bırakmadık, bırakmayız!
Yeter ki, siz elinizi uzatın!
Yeter ki siz elinizi bizden çekmeyin!
Yeter ki siz elinize hükmeden yüreğinizi ve aklınızı ESES'ten çevirmeyin!
***
Bizim Çocuklar...
Unutmayız!
Unutursak kanımız kurusun be çocuk!
Ne Agop Mehmet'i unuturuz, ne de Ayhan Aşut'u...
Ne Aziz Bolel'i unuturuz, ne de Abdullah Gegiç'i...
Ne Abdullah Matay'ı unuturuz, ne de Selahattin Vapur'u...
Unutmayız Bedirhan kardeşim...
Eli ve yüreği bizde kalanları biz asla unutmayız.
Eskişehirspor'a gönlünü veren,
Gönlünde Eskişehirspor sızısı hisseden,
Hiç bir insan evladını biz unutmayız.
Sen ve senin gibi yüreğiyle sahada bu armanın şerefi için mücadele eden bütün arkadaşlarının;
Eli elimizde!
Yüreği yüreğimizde!
Eskişehirspor düşmanlarına karşı sahadaki ve tribünlerdeki Bizim Çocuklar'ın YENİDEN BÜYÜK ESKİŞEHİRSPOR ülküsü gün gelecek hedefine varacaktır.
YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR!
BİZİM ÇOCUKLAR UMUTTUR!
Gegiç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gegiç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Eylül 2018 Perşembe
18 Ağustos 2018 Cumartesi
ONURUN İÇİN YÜREĞİNİ AL TRİBÜNE GEL!...
Ondokuz Ağustos İkibinonsekiz...
Eskişehir!
Eskişehirspor!
Ve;
Yeni Eskişehir Atatürk Stadyumu...
Bizim çocuklar,
Bizim kentimizde,
Bizim stadyumumuzda,
Tüm Eskişehir'in onur mücadelesini verecekler...
Tıpkı;
Ondokuz Haziran Bindokuzyüzaltmışbeş'te olduğu gibi...
Bizim kentimiz, bizim çocuklarımız ve bizim stadyumumuz...
***
Pazar günü saat 21:45'te,
Aziz Bolel orada olacak!
Abdullah Gegiç orada olacak!
Necdet Yıldırım orada olacak!
Agop Mehmet orada olacak!
Sinan Alağaç orada olacak!
Ediz Bahtiyaroğlu orada olacak!
Peki ya sen!?
Bu efsaneyi efsane yapanlar oradayken sen Porsuk'un kenarında çekirdek mi çitleyeceksin!?
Deli Kubilay ''Üçlü çektirirken tayfaya'' sen Kanlıkavak'ta hikaye için video mu çekeceksin!?
Mehmet Yağcı tribünde Eskişehir marşını söylerken binlerce gönüldaşıyla sen manitana Yıldız Tilbe şarkısı mı söyleyeceksin!?
***
19 Ağustos Pazar günü...
Saat 21:45'te...
Bizim kentimizde, bizim stadımızda, bizim çocuklarımız bu kentin onur mücadelesini verecek!
1965'te bu şanlı takımın alın teri kokan formalarını her maçtan sonra yıkayıp, paklayan teyzeler, bacılar da orada olacaklar.
Söküklerini diken, kömürlü ütülerle ütülerini yapan analarımız da orada olacaklar!
Bugün sevdamızın sembolü olan bu kutlu armayı çizen Selahattin Vapur ağabeyimiz de Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda olacak!
Sen nerede olacaksın!?
Evinin balkonunda komşularınla çay mı içeceksin!?
Barlar sokağında rakı mı içeceksin, biranı mı yudumlayacaksın!?
Bizim Çocuklar senin onur mücadeleni verirken sen o çocuklara destek olmak yerine, bir düğün salonunda çiftetelli mi oynayacaksın!?
***
19 Ağustos...
Günlerden pazar...
Saatler 21:45'i gösterdiğinde bir yıldız yeniden parlayacak Anadolu semalarında...
Trabzon'da bir çocuğun yüreğini ısıtacak o yıldız.
Hakkari'de bir delikanlının umudu olacak o yıldız.
Gaziantep'te bir adamın gözlerini güldürecek o yıldız.
Edirne'de, İzmir'de, Aydın'da, Afyon'da, Konya'da, Antalya'da, Mersin'de...
Anadolu'nun en ücra köşesinde suskunların haykırışı olacak o yıldız...
Ve;
O gece ANADOLU YILDIZI yeniden doğacak...
Sen bu doğuşa,
Sen bu dirilişe,
Sen bu haykırışa,
Sen bu direnişe seyirci mi kalacaksın Şahin Tepesi'nde yoksa; ANADOLU YILDIZI'nın ışığıyla mı aydınlatacaksın yüreğini...
Haydi Eskişehirli, durma artık YÜREĞİNİ DE AL TRİBÜNE GEL!
***
19 Ağustos 2018 Pazar...
Saat 21:45
Fethi, Nihat, Ender orada olacaklar!
Sen haykırmayacak mısın ''Filelere gönder!'' diye...
Ayhan Aşut, biryantinli saçlarıyla genç kızların, kıvrak çalımlarıyla futbolseverlerin gönlünü fethedecek bir kere daha...
Ve bir kere daha bütün Türkiye'nin gönlünde taht kuracak efendiliğiyle İsmail Arca...
Sen onları özlemedin mi!?
Onlar ''Bizim Çocuklar''dı, işte yine sahada ''Bizim Çocuklar''
Yürekleriyle sahada yıldızlaşıp, Eskişehirspor'u Eskişehir'in en büyük markası yapan bizim çocuklar, şimdi bu marka için onur mücadelesi veren ''Bizim Çocuklar''ın yanında olacaklar...
Yürekleriyle gelecekler maça...
Ve yürekleriyle oynayacak sahadaki 11 ''Çocuk''...
Haydi Eskişehirli!
Sen de yüreğini al ve tribüne gel artık...
***
Seni yok sayanlar var bir de!
Sen çok iyi biliyorsun onları!
Onlar bu onur mücadelesinde Bizim Çocuklar'ın yanında ol(a)mayacaklar!
Senin gücüne inanmayanlar!
''ESES taraftarından bi cacık olmaz'' diyenler
''Biz ne yaparsak yapalım onlar yine bizi destekler'' diyenler vardı.
Unutma onları!
Ve şimdi!
İşte tam da şimdi;
''Ben buradayım'' diye haykırarak 30 bin yürekli tek bir vücutla gücünü gösterme vaktidir!
Seni kongre salonlarına almayanlara,
Sevdana kota koyanlara
Meydanlarda ESES atkılarıyla boy gösterip oyunu çalanlara
Ve biricik sevdamız Eskişehirspor'u bu durumlara düşürenlere ve bu zor günlerinde yalnız bırakanlara, düşene tekme vuranlara ŞİMŞEK olup çakma vaktidir 19 Ağustos akşamı!
Karanlıkların arasından KIRMIZI ŞİMŞEKLER olup, ESES düşmanlarına korku salma vaktidir!
Haydi kardeşim,
Haydi bacım,
Haydi amcam,
Haydi dostum,
Haydi ablam,
Haydi yengeciğim,
Haydi be emmi sen de gel,
Haydi arkadaşım...
Haydi Eskişehir!!!
YÜREĞİNİ AL DA GEL!!!
Eskişehir!
Eskişehirspor!
Ve;
Yeni Eskişehir Atatürk Stadyumu...
Bizim çocuklar,
Bizim kentimizde,
Bizim stadyumumuzda,
Tüm Eskişehir'in onur mücadelesini verecekler...
Tıpkı;
Ondokuz Haziran Bindokuzyüzaltmışbeş'te olduğu gibi...
Bizim kentimiz, bizim çocuklarımız ve bizim stadyumumuz...
***
Pazar günü saat 21:45'te,
Aziz Bolel orada olacak!
Abdullah Gegiç orada olacak!
Necdet Yıldırım orada olacak!
Agop Mehmet orada olacak!
Sinan Alağaç orada olacak!
Ediz Bahtiyaroğlu orada olacak!
Peki ya sen!?
Bu efsaneyi efsane yapanlar oradayken sen Porsuk'un kenarında çekirdek mi çitleyeceksin!?
Deli Kubilay ''Üçlü çektirirken tayfaya'' sen Kanlıkavak'ta hikaye için video mu çekeceksin!?
Mehmet Yağcı tribünde Eskişehir marşını söylerken binlerce gönüldaşıyla sen manitana Yıldız Tilbe şarkısı mı söyleyeceksin!?
***
19 Ağustos Pazar günü...
Saat 21:45'te...
Bizim kentimizde, bizim stadımızda, bizim çocuklarımız bu kentin onur mücadelesini verecek!
1965'te bu şanlı takımın alın teri kokan formalarını her maçtan sonra yıkayıp, paklayan teyzeler, bacılar da orada olacaklar.
Söküklerini diken, kömürlü ütülerle ütülerini yapan analarımız da orada olacaklar!
Bugün sevdamızın sembolü olan bu kutlu armayı çizen Selahattin Vapur ağabeyimiz de Yeni Eskişehir Atatürk Stadı'nda olacak!
Sen nerede olacaksın!?
Evinin balkonunda komşularınla çay mı içeceksin!?
Barlar sokağında rakı mı içeceksin, biranı mı yudumlayacaksın!?
Bizim Çocuklar senin onur mücadeleni verirken sen o çocuklara destek olmak yerine, bir düğün salonunda çiftetelli mi oynayacaksın!?
***
19 Ağustos...
Günlerden pazar...
Saatler 21:45'i gösterdiğinde bir yıldız yeniden parlayacak Anadolu semalarında...
Trabzon'da bir çocuğun yüreğini ısıtacak o yıldız.
Hakkari'de bir delikanlının umudu olacak o yıldız.
Gaziantep'te bir adamın gözlerini güldürecek o yıldız.
Edirne'de, İzmir'de, Aydın'da, Afyon'da, Konya'da, Antalya'da, Mersin'de...
Anadolu'nun en ücra köşesinde suskunların haykırışı olacak o yıldız...
Ve;
O gece ANADOLU YILDIZI yeniden doğacak...
Sen bu doğuşa,
Sen bu dirilişe,
Sen bu haykırışa,
Sen bu direnişe seyirci mi kalacaksın Şahin Tepesi'nde yoksa; ANADOLU YILDIZI'nın ışığıyla mı aydınlatacaksın yüreğini...
Haydi Eskişehirli, durma artık YÜREĞİNİ DE AL TRİBÜNE GEL!
***
19 Ağustos 2018 Pazar...
Saat 21:45
Fethi, Nihat, Ender orada olacaklar!
Sen haykırmayacak mısın ''Filelere gönder!'' diye...
Ayhan Aşut, biryantinli saçlarıyla genç kızların, kıvrak çalımlarıyla futbolseverlerin gönlünü fethedecek bir kere daha...
Ve bir kere daha bütün Türkiye'nin gönlünde taht kuracak efendiliğiyle İsmail Arca...
Sen onları özlemedin mi!?
Onlar ''Bizim Çocuklar''dı, işte yine sahada ''Bizim Çocuklar''
Yürekleriyle sahada yıldızlaşıp, Eskişehirspor'u Eskişehir'in en büyük markası yapan bizim çocuklar, şimdi bu marka için onur mücadelesi veren ''Bizim Çocuklar''ın yanında olacaklar...
Yürekleriyle gelecekler maça...
Ve yürekleriyle oynayacak sahadaki 11 ''Çocuk''...
Haydi Eskişehirli!
Sen de yüreğini al ve tribüne gel artık...
***
Seni yok sayanlar var bir de!
Sen çok iyi biliyorsun onları!
Onlar bu onur mücadelesinde Bizim Çocuklar'ın yanında ol(a)mayacaklar!
Senin gücüne inanmayanlar!
''ESES taraftarından bi cacık olmaz'' diyenler
''Biz ne yaparsak yapalım onlar yine bizi destekler'' diyenler vardı.
Unutma onları!
Ve şimdi!
İşte tam da şimdi;
''Ben buradayım'' diye haykırarak 30 bin yürekli tek bir vücutla gücünü gösterme vaktidir!
Seni kongre salonlarına almayanlara,
Sevdana kota koyanlara
Meydanlarda ESES atkılarıyla boy gösterip oyunu çalanlara
Ve biricik sevdamız Eskişehirspor'u bu durumlara düşürenlere ve bu zor günlerinde yalnız bırakanlara, düşene tekme vuranlara ŞİMŞEK olup çakma vaktidir 19 Ağustos akşamı!
Karanlıkların arasından KIRMIZI ŞİMŞEKLER olup, ESES düşmanlarına korku salma vaktidir!
Haydi kardeşim,
Haydi bacım,
Haydi amcam,
Haydi dostum,
Haydi ablam,
Haydi yengeciğim,
Haydi be emmi sen de gel,
Haydi arkadaşım...
Haydi Eskişehir!!!
YÜREĞİNİ AL DA GEL!!!
21 Haziran 2018 Perşembe
Abdullah Gegiç ve En Büyük Sevdası Eskişehirspor...
Abdullah Gegiç...
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
Hayatım boyunca tanımış olmaktan en çok mutluluk duyduğum muhteşem insan...
Onunla uzun uzun sohbet edebilmiş olmak,
Onun Eskişehirspor sevdasına bizzat şahit olmak,
Allah'ın bana vermiş olduğu en büyük lütuflardan birisidir.
Efsane hocamız vefat etmeden bir kaç sene evvel kendisiyle uzunca bir tren seyahati gerçekleştirdik, Eskişehir'de bir kaç gün birlikte vakit geçirdik.
Böylesine güzel yürekli insanları tanıma imkanı verdiği için ulu Tanrımız Allah-ü Teala'ya ne kadar şükretsek azdır...
***
Abdullah Gegiç, Türkiye'nin kazanmış olduğu en büyük futbol bilim insanıdır.
Kendisiyle Cumhuriyet Ekspresi'nde yaptığımız sohbette ''Ben teknik direktör ya da antrenör değilim! Ben futbol bilim insanıyım'' demişti.
Ne kadar güzel bir tanımlama.
Düşündüm...
Yıllar önce Abdullah Gegiç, İstanbul takımlarının tekliflerini bir kenara iterek Eskişehirspor'a gelmiş ve İstanbul basınında adeta şok etkisi yaratmıştı.
Türk futbolunu yıllardır üç İstanbul takımından ibaret gören İstanbul basını bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememiş ve tam bir şok haleti ruhiyesi içinde Abdullah Gegiç'e sormuşlardı:
- Sayın Gegiç, İstanbul takımları size çok daha iyi imkanlar sağlıyordu. İstanbul takımlarında şampiyonluk yakalama ve daha çok para kazanma ihtimaliniz varken neden Eskişehirspor'u tercih ettiniz?
Abdullah Gegiç'in cevabı tarihe geçecek niteliktedir:
- Futbol bilim işidir. Futbol bir matematik oyunudur. Ve Eskişehirspor'un oyuncularının yarısından fazlası üniversite öğrencisidir. Ben futbolu burada gerçek anlamda oynatabilir ve geliştirebilirim!!!
Evet, işte Abdullah Gegiç'in yıllar önce Eskişehirspor'u tercih ettiğinde sarfettiği bu sözler ve bana tren seyahatimizde söylediği 'Ben futbol bilim insanıyım' sözü...
***
Abdullah Gegiç, Eskişehir'e gelirken sadece mesleğini düşünüyordu.
Futbolu daha ileri boyutlara taşımak, yeni oyun sistemleri geliştirmek ve Eskişehirspor'u şampiyon yaparak kendisini ispat etmek...
Eskişehir'e gelirken büyük bir aşkın pençesine düşeceği aklının ucundan bile geçmiyordu.
Eskişehir'in bir sevda kenti olduğunu ve Eskişehirspor'un bir sevda takımı olduğunu o da bilmiyordu.
Eskişehir'de ve Eskişehirspor'da zaman geçirdikçe o da bizler gibi bu sevdanın pençesine düştü.
Eskişehir'e ve ANADOLU YILDIZI Eskişehirspor'a öylesine sevdalandı ki, bu zaman dilimi içinde dünyaya gelen bir evladına ANADOL adını verdi.
''Futbol Bilim İnsanı'' ünvanının yanında artık ''ESKİŞEHİRSPOR SEVDALISI'' ünvanı da vardı adının yanında...
Ve artık Abdullah Gegiç'in adı Eskişehirspor ile bütünleşmiş, o da bir Eskişehirspor sevdalısı olmuştu.
***
Genç nesil onu tanımaz...
Belki sıradan bir teknik direktör olarak adını duymuş olabilirler...
Eskişehirspor tarihini inceleyenler onun önemini bir nebze de olsa kavramış olabilirler...
O günleri yaşayan yaşıtlarımız ve büyüklerimiz ise onu daha bir başka severler...
Ancak öyle bir gerçek var ki; bu gerçeği bilen her Eskişehişspor sevdalısının onu andıkça gönlünün titrememesi, gözlerinin dolmaması mümkün değil...
Abdullah Gegiç'in 3 evladı var.
Kendisine sorulduğu vakit ise 4 evladım var der...
İsimlerini sayar...
Dördüncü evladı ESKİŞEHİRSPOR'dur!!!
Ve bu ESES sevdalısı, koca yürekli adam vasiyet eder:
- Mezar taşıma evlatlarımın adı yazılsın!
Ve bu büyük insan vefat ettiğinde mezar taşına evlatlarının adı yazılır:
PODIZU
BRISEL
ANADOL
ESKİŞEHİRSPOR...
***
Eskişehirspor'u evladı kadar seven,
yeryüzünde Eskişehirspor'un adını mezar taşına yazdıran tek adam,
Bu kalpler seni unutmayacak!
Mekanın cennet olsun ABDULLAH GEGİÇ....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


