Akşener etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akşener etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Kaset ve Şantaj kültürünün egemenliği....

AKP iktidarında bu ülkenin yaşamadığı kalmadı.
Siyasette edep kalmadı.
Dürüstlük para etmez oldu.
Kaset ve şantaj kültürü bir kabus gibi üzerimize çöktü.
Bir partinin genel başkanı bir kaset kumpası ile genel başkanlıktan indirildi.
Bir diğer partinin genel başkan yardımcıları görevlerinden ayrıldılar ve siyasi hayatları bitirildi.
Son olarak da bir televizyon kanalında eski bir cemaatçi yeni bir AKP'ci tarafından bir hanımefendi siyasetçi hakkından kaset iddiası ortaya atıldı.
***
Son yaşanan olay akabinde bu hanımefendiye atılan iftira neticesinde milletvekili aday listesine alınmadı.
Hanımefendi bu konuyla alakalı hukuki süreç başlattı mı?
Başlattıysa sonuçları nelerdir bilemiyorum.
Geçmişe dönüp baktığımız vakit, genel başkanlıktan indirilen siyasetçinin hukuki mücadelesinin devam ettiğini basın yoluyla biliyoruz.
Ancak hanımefendinin ve diğerlerinin hukuki süreçleri var mı yok mu bilmiyorum.
Böylesi bir ortamda atılan iftira ile ilgili halkın bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Çünkü bu hanımefendi halen bir partimizin genel başkanlığı için adaydır.
***
Bu kumpasları kimler kurmuştur?
Bu edepsiz kasetler kimler tarafından üretilmekte?
Bu şantajlar kimler tarafından yapılmakta?
Bu soruların cevaplarını da bilmiyoruz.
Ortada iki iddia var.
Bir kesim Paralel Yapı'yı ya da diğer bir adıyla FETÖ'yü işaret ediyor.
Paralel yapı ya da FETÖ olarak adlandırılan Gülen Cemaati ise bu kaset kumpası ve şantajlar ile ilgili olarak diğer kesimi yani AKP'yi işaret ediyor.
Fail belli değil ancak toplum nazarında 2 şüpheli var.
Şu ana kadar başka şüpheli ortaya çıkmadı.
Mevcut durumda yıllardır halkı dini değerler üzerinden etki altına alan iki kesimden birisi pornocu ve şantajcı durumundadır.
***
Bu durumu daha açıkça ifade etmek gerekirse;
Şu an mevcut 2 şüpheliden biri kaset mağduru kişilerin evlerine ya da kullandıkları mekanlara gizlice kameralar yerleştirmişler, bu kişilerin en mahrem görüntülerini gizlice kaydederek, şantajlar yapmak ya da gerektiğini mensubu bulundukları partiyi halk nazarında küçük düşürmek amacıyla gizli kasalarında saklamışlardır.
Bunun ne dinde yeri vardır, ne de insanlıkta.
Ama her iki kesime de baktığımız vakit ne dini ne de insanlığı size bize bırakmazlar.
En dindar onlar, en iyi insan onlar(!)
"Müslüman, Müslümanın ayıbını örter, ayıbını araştırmaz" düsturunu İslam temel prensiplerden kabul etmiş olsa da mevcut şüphelilerden her ikisi de bunu çok iyi biliyor olmasına rağmen ikisinden birisinin bunu yaptığını biliyoruz.
***
İşin grip tarafı daha kaç kişinin böyle kasetleri var ve onlara ne şantajlarla neler yaptırılıyor bilemiyoruz.
Bu gün "Vay anasına ya bu adam bunu nasıl yapar" diye hayretler içinde kaldığımız pek çok durum belki de böyle bir şantajın ürünüdür!

Bilemiyoruz kim neyi neden yapıyor?
AKP döneminde siyasetin ne kadar kirlendiği, toplumun ne kadar büyük bir ahlaki depreme uğradığı açık bir gerçektir.
Türk siyaseti AKP'li dönemlerini seks kasetleri ve şantajların gölgesinde geçirmiştir.
Ve tarafların beyanlarına göre de iki şüpheli ortadadır.
Bu iki taraftan birinin birilerini desteklediği, birilerini şiddetle eleştirdiği bir ortamda şantajların gölgesinden kurtulmak da mümkün olmuyor ne yazık ki...

10 Mayıs 2016 Salı

TEK ÇARE MHP, SON ÇARE LİDERE SADAKAT!

Uzun zamandır yazıyoruz, söylüyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi, Türk Milliyetçileri'nin, Turan Ülküsü'nün, Türk - İslam Ülküsü'nün son umudu, son çaresidir.
Bu umudu yaşatmak, bu umudu ayakta tutmak, bu umudu gelecek nesillere ulaştırmak da bizlerin yani ÜLKÜCÜ İRADE'nin en kutlu vazifesidir.
Tek emelimiz Milliyetçi Düşünce'nin iktidar olmasıdır.
İktidar yolundaki bu yürüyüşün temel taşı da LİDERE SADAKAT'tir.
***
LİDERE SADAKAT deyince Bahçeli düşmanları ve Bahçeli karşıtları hemen ayağa kalkar biliyorum.
Ama bizim yazdıklarımızı, bizim düşüncelerimizi iyi okumayanlar, iyi anlamayanlar ne yazık ki, bu davaya zarar vermekten öteye gidemeyecekler.
Bahçeli'ye sadakat demiyorum.
Lidere sadakat.
Bu davaya şu ana iki isim liderlik yaptı.
Birincisi bu davanın kurucusu Başbuğ ALPARSLAN TÜRKEŞ.
İlk ve ebedi liderimiz.
Ortaya koyduğu 9 IŞIK doktrini ile bu davanın ebedi lideri olmaya hak kazanmış olan Başbuğ Alparslan Türkeş...
Ve biz...
Yani Ülkücü İrade olan bizler, Başbuğ Alparslan Türkeş'e isyan ettik.
Bu isyan hareketinin içinde ben de vardım.
Olaylara yüzeysel bakıyorduk ve kendimizi yüzde 100 haklı görüyorduk.
Partiden ayrıldık.
Utanarak söylüyorum ki, o dönem kurduğumuz yeni yapılanmanın içinde Başbuğ'a hainlikten tutun da davayı satmaya kadar nice ahlaksız laflar ettik.
***
Hiç kimse "O zaman başkaydı, şimdi başka" ya da "O zaman Başbuğ'a kimse hain demedi" gibi masallar okumasın.
O isyan hareketinin bizzatihi içindeydim ve neler söyleniyordu çok iyi biliyorum.
Allah'a şükürler olsun ki, ben hatamı çabuk anladım ve davaya ihanetime son verdim.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in ardından liderlik makamına Devlet Bahçeli getirildi.
Ben Devlet Bahçeli'ye karşıydım.
Ancak bir kere anlamıştım lidere sadakatsizliğin davamıza neler kaybettirdiğini.
19 Yaşından beri Ülkücü davanın neferi olan Devlet Bahçeli'ye lider olarak biat ettim.
Fakat daha o günlerde bile henüz Bahçeli'nin hiç bir icraat yapmadığı günlerde bile Bahçeli düşmanları vardı.
Onların düşmanlıkları kronik bir hal almıştı.
Bu gün "Bahçeli düşmanları" ve "Bahçeli karşıtları" olarak ayrıştırmam bundandır.
Bir kronik Bahçeli düşmanları var, bir de "Bahçeli'yi beğenmeyen" Bahçeli muhalifleri var.
Edebiyle muhalefet yapana hiç bir zaman sözüm olmaz.
Ancak şunu da çok iyi bilmeliyiz ki, bu siyasi ortamda "Ülkücü'nün Ülkücü'den başka dostu yoktur"
***
MHP tarihinin 2 büyük liderine bile sadakat gösteremedik.
Allah'a şükürler olsun ki, Ne Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ, ne de Bilge Lider Devlet Bahçeli Ülkücülerin başını öne eğecek bir yüz kızartıcı hata yapmadılar.
Başımızı hep dik tuttular.
Belki de haklarında yolsuzluk, arsızlık, hırsızlık, ihanet gibi suçlamaların yapılmadığı 2 liderdir bizim liderlerimiz.
Başımız hep dik durdu onların sayesinde.
Ama bir kesimin haklarında onlarca, yüzlerce yolsuzluk dosyası bulunan liderlerine sahip çıktıkları kadar sahip çıkamadık biz her iki liderimize de...
En küçük hatalarını bile su yüzüne çıkardık kendi dilimizle, kendi elimizle...
Düşmana fırsat bile vermedik.
Samanlıkta iğne arar gibi hatalarını aradık liderlerimizin.
Bulduğumuz her hatalarını da hemen su yüzüne çıkardık.
Reklam ettik...
Tellal çağırdık adeta bütün herkes duysun diye.
***
Başbuğ Alparslan Türkeş'in ömrü yetmedi.
Belki de Allah'ın sevgili kuluydu ve uğradığı ilk ihanet sonrasında hayata gözlerini kapadı.
Devlet Bahçeli ise, Genel Başkanlık makamına oturduğu günden bu yana sürekli olarak hatalarını deşifre eden, reklam eden, MHP ve Ülkücülük davasının düşmanlarının eline koz veren bir ihanet şebekesinin hedefi oldu.
Düşmana iş düşmedi.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)'in "Birbirinizin ayıplarını araştırmayın, birbirinizin ayıplarını örtün ki, Allah da sizin ayıplarınızı örtsün" şeklindeki sözlerine rağmen didik didik ettik.
En küçük bir hatasını bile ulu orta eleştirdik, hakaretler ettik...
Şimdi geldiğimiz noktaya bir bakınız.
Hayatında bir kez bile MHP'ye oy atmamış insanlar ömrünü bu davaya adamış liderimize hakaret ediyor ve "Bahçeli giderse MHP'ye oy atarım" diyerek Bahçeli düşmanlığı üzerinden MHP'yi imha planını uyguluyor ve bizlerde bunların bu ayak oyunlarına malzeme veriyoruz.
Hayatında Ülkü Ocakları'nın kapısını bile aralamamış birileri, 19 yaşında okuduğu Üniversitede Ülkü Ocakları teşkiltı kurarak bu davaya giren ve Ülkücü olmaktan başka hiç bir şey olmayan liderimiz Devlet Bahçeli'ye ulu orta hakaretler ediyor, "bu adamdan lider olmaz" deme cüretini gösteriyor ve bizler de buna çanak tutuyoruz.
***
Hangi Ülkücü, Ülkücü olmayan birinin, MHP'li olmayan birinin "Bahçeli giderse MHP'ye oy veririm" sözüne aldanıyor ve bu sebeple "Bahçeli giderse herkes bize oy verecek" düşüncesine kapılarak Bahçeli muhalifliği yapıyorsa bilmeden bir ihanet oyununun parçası olmaktadır. Bu tür sözler TÜRK'süz YENİ TÜRKİYE hedefine doğru emin adımlarla yürüyen ve SON KALE olan MHP'yi tasfiye sürecine giren küresel güçlerin emrindeki şer odaklarının algı oyunudur ve ÜLKÜCÜ İRADE bu oyuna gelmemelidir.
Bugün, "Bahçeli giderse oyum MHP'ye" diyerek Ülkücüleri "Bahçeli gidene kadar MHP'ye oy vermeyeceğim" noktasına getirenler gün gelecek MHP'yi tüketmiş olmanın derin huzuru ile hizmet ettiği şer odaklarının kucağına oturacaktır yeniden.
Bugün, "Türkeş olsaydı..." diyenler Türkeş varken yoktular!
Şundan emin olunuz ki, biz bu oyuna gelirsek yarın aynı şahıslar "Bahçeli olsaydı...." diyecekler.
Bundan zerre şüpheniz olmasın!
***
Sonuç olarak biz "Bahçeli'nin adamı" biz "Bahçeli'nin yalakası" biz "Bahçeli'nin kalemşörleri" değiliz....
Biz davanın adamıyız, biz davanın yalakasıyız, biz davanın avukatlarıyız...
Bizim için liderin adı yoktur.
O makama oturan hangi ÜLKÜCÜ olursa olsun, o makama oturduktan sonra adı LİDER'dir.
Ve şunu da bilin ki, küresel güçlerin getirmeye çalıştığı, ÜLKÜCÜ geçmişi olmayan hiç kimse BİZİM LİDERİMİZ OLAMAZ!


30 Nisan 2016 Cumartesi

HAK, HUKUK, ADALET; MİLLİYETÇİ HAREKET...

Birden rüzgar ters döndü.
Vakti zamanında demiştim.
Rüzgara kapılmayın, gün gelir ters döner fırtına olur, siz de o fırtınada savrulur durursunuz.
Şimdi rüzgar ters döndü.
Şaibeli hakimin vermiş olduğu karar 2 mahkeme heyetince reddedildi.
2 Mahkeme 1 şaibeli mahkemenin kararına karşı çıktı ve "yürütmeyi" durdurdu.
Öyle "yamuk" işlerle Ülkücü İrade'nin hakkını "yürütemezsiniz"
***
Paradigma değişimi ile iktidar nimetlerinden nemalanma hevesine kapılanlar, şimdi bir fırtınaya kapılabilirler.
Ya bir an önce "dönüşüme" uğrayacaklar ya da savrulup duracaklar hoyrat fırtınalarda.
Her an için "değişimciler" adlarını "dönüşümcüler" olarak değiştirebilirler.
Lidere sadakat davaya sadakattir kalıbına girebilirler.
Onları anlamak mümkün.
Hayatlarında MHP'den başka bir şeyleri yok.
Meslekleri "MHP'li olmak" olanlar ve bu meslek sayesinde ailesini idame ettirenler bunlar.
Mecburlar dönüşecekler.
***
Dönüşüme yüzü tutmayanlar olacak.
Ya da Ülkücü İrade'nin önüne set çekeceği isimler.
Devlet Bahçeli'ye galiz küfürler, hakaretler edenler...
Bunlar dönüşüme girerse girdikleri dönüşüm kentsel dönüşüm olmayacak.
Kesinlikle "katı atık dönüşümü" muamelesine tabi tutulacaklardır.
Zaten zamanında birbirlerine öyle diyorlardı.
Mesela hayatı boyunca Devlet Bahçeli düşmanlığından başka bir MHP geçmişi olmayan İsrafil Kumbasar ve gazetesi bir zamanlar Meral Akşener ve diğerlerini kastederek "MHP'yi DYP, ANAP ve AKP'nin çöplüğü ve hurdalığı haline getirdi" sözleriyle Devlet Bahçeli düşmanlığı konusunda şaheserler yaratıyorlardı.
Şimdi vakti gelmiştir sanırım.
Çöp ve hurdalar katı atık dönüşüm merkezinde işleme tabi tutulabilir...
***
Şimdi ne olacak?
Ters dönen rüzgar, bir fırtınaya dönüşüp ortalıktaki çöp ve hurdaları silip süpürecek mi?
Ülkücü İrade'nin şu an tek temennisi budur.
Çöp ve hurda her zaman için tehlikedir.
Bunlardan "arınmak" lazımdır.
Yine eskisi gibi "denge siyaseti" yapılmaya kalkılırsa MHP bu kısır döngüden kurtulamaz.
Devlet Bahçeli'ye inanmayan, güvenmeyen, sadakat göstermeyen her parti yöneticisi derhal istifa etmeli etmeyenler ise, mutlaka görevden alınmalı.
İktidar nimetlerinden faydalanmak isteyenlerin bu kadar çaba sarfetmesine gerek yoktur.
He pahasına olursa olsun iktidar diyenler mevcut iktidarın kanatları altına girebilirler.
MHP paradigma değişimi yapmadan yani ÜLKÜCÜ DEĞERLERİYLE iktidar olabilmenin çabası içindedir. Bunun ne kadar zor olduğunu bizler biliyoruz ama imkansız olmadığını da biliyoruz. Mevcut değerlerimiz ile bu zorlu iktidar yürüyüşünde "Bizimle Yürümek" isteyenlere bu camia her zaman kucak açar.
***
MHP'nin paradigmalarından kurtulma ümidiyle bir anda büyük bir hevese kapılanlar da var tabii.
Cemaat
Eski sol
Eski Sağ
Eskimiş ne varsa...
Kendi evinin önünü temizlemekten aciz kim varsa dört elle sarıldılar "MHP'de paradigma değişimi" yapacağız diyen hanımefendinin eteklerine.
Olmadı!
Hevesleri kursaklarında kaldı.
Sol ile hesabını sokaklarda gören, Türk Milleti'ne "Muhammed'in P..leri" deme cüretini gösterenlere derslerini verdik sokaklarda.
Türk Milleti'nin İslam'ın en korkusuz neferleri olduğunu onlar anladılar acı bir şekilde...
Şimdi sağ ile hesaplaşmamız var.
Paradigma değişikliği ile MHP'yi "Merkez Sağ" parti haline getirerek Başbuğ Alparslan Türkeş'in Ülkücülere işaret ettiği sağ ile hesaplaşma hedefimizden bizi döndürmeye çalışanlar bir kez daha dumura uğradılar.
***
Hiç bir Ülkücü bunu unutmamalı.
"Biz ne sağcıyız, ne de solcu. Biz TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ!"
Bizim yegane paradigmamız budur!
"MHP'de Paradigmayı değiştireceğiz" diyenlerin de tek hedefi budur!
Yıllarca Hak, Hukuk, Adalet dedik ve bugün bir kez daha adalet TECELLİ ETTİ.
Bilge Lider bir kez daha haklı çıktı.
Şimdi yüreklerimize işlediğimiz paradigmamız ile sokaklara çıkma vakti.
Liderimizi ve değerlerimizi milletimize anlatmaktan aciz olanlara inat, artık daha çok anlatacağız...
Artık daha çok savaşacağız cehaletle...
Artık bu davanın temeli olan Ülkü Ocaklarımıza daha çok sahip çıkacağız.

29 Nisan 2016 Cuma

AKP, Devlet Bahçeli'yi neden destekler?

“Daha fazla hararet yapmadan, Sayın Bahçeli’nin emekliye ayrılmasını temenni ediyoruz”
“MHP’li kardeşlerim, böyle bir genel Başkan’dan rahatsız”
” ... Ne Bahçeli’nin ne de muavini Kılıçdaroğlu’nun onları sorgulayacak kalibresi yoktur. Tam tersine 63 kişide olan yürek ne Bahçeli’de ne de Kılıçdaroğlu’nda mevcut değildir”
“Bahçeli ve Kılıçdaroğlu koltuğunu koruyacak diye akan kana müsaade etmeyiz. Terör bittiğinde bu ülke huzura kavuştuğunda tarih bu iki genel başkanı kara bir leke olarak kaydedecek."
"Sen benim evladımla ilgili iktidar bağlantısını nasıl kurarsın, nasıl böyle bir hakareti, saygısızlığı yaparsın? Ama evladı olmayanların böyle bir saygısızlığı yapmasından daha başka bir şey de olmaz. Bunlar aile, evlat nedir bilmez"
"Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen sen alçaksın, adisin."
***
Okumuş olduğunuz bu sözler AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan' ait.
Bunun gibi daha niceleri var.
Bir sonraki paragrafta paylaşacağım sözleri ise, daha manidar ve daha anlamlı.
Bugün, Bir kısım SOL, Cemaat, Eski Merkez Sağcılar, Eski Ülkücüler (!), Doğan Medya, BBP'liler, DYP'liler, ANAP'lılar ve bir çok kesimce desteklenen Meral Akşener'in taraftarları orda burda yazıp duruyorlar.
Efendim neymiş AKP medyası Devlet Bahçeli'yi destekliyormuş.
Bu sözleri sarfeden Türkiye'nin gelmiş geçmiş en kindar lideri olan Recep Tayyip Erdoğan'ın tetikçi medya silahşörleri şimdi neden Devlet Bahçeli'yi destekler bir görünüm sergiliyorlar?
Çünkü AKP'nin toplum mühendisleri şunu çok iyi biliyorlar ki, "AKP'yi yenmek için HDP/PKK ile işbirliği yapar CHP'nin adayını seçtirirdim" deme gafletini gösteren Meral Akşener "HDP'yi flu görüyorum" diyerek net bir tavır ortaya koyan Bahçeli'den çok daha kolay bir lokma olacaktır.
***
Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'ın şu sözlerini dikkatlice okuyalım:
"... Ve tamamıyla bir müfteri edasıyla yaptığı konuşma. İftiralarla dolu bir konuşma. 16 – 17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilatı için bir tehlikedir. Bu denli bir tehlikedir."
Devlet Bahçeli'yi büyük bir tehlike olarak görüyor.
Sanki MHP'nin çok büyümesini istiyor, sanki MHP'nin tek başına iktidar olmasını istiyor gibi eleştiriyor Devlet Bahçeli'yi.
Ve tabii ki bazı sazanlar da bu zokayı yutuyorlardı zamanında.
Devlet Bahçeli'ye böylesine düşman olan,
Ülkücülere
"Fatiha bile bilmezler"
"Kan emici vampirler"
"Morg bekçileri"
"Kandan beslenen faşistler"
tarzında pek çok kin ve nefret dolu sözler sarfeden adam sanki bunları söylememiş de MHP'nin büyümesini istiyor gibi Bahçeli'yi MHP için tehlike olarak gördüğünü söylüyor.
***
Bu sözlerin büyüsüne kapılanlar oldu mu zamanında.
Elbette oldu!
2014'de bu cümledeki gizli mesaj 7 Haziran sonrasında zoka yutma ustaları tarafından "Bahçeli varsa MHP'ye oy vermem" noktasına kadar geldi.
Cumhuriyet tarihinin en usta algı yönetimi uygulayıcıları şine ustaca bir projeyi uygulamaya soktular.
Devlet Bahçeli'ye böylesine ağır kin ve nefret dolu sözler sarfeden bir lider tetikçilerine talimatı verdi ve AKP medyasındaki tetikçiler işbaşı yaptılar.
Amaç belli.
Ülkücüler arasında "Bakın görüyorsunuz AKP medyası Bahçeli'yi destekliyor biz size demiştik bu adam AKP'nin adamıdır!" düşüncesini yaymak ve Meral Akşener'e taraftar toplamak. Bütün mesele budur.
***
Bunu başaramadılar.
Bu zokayı yutacak olanlar, daha evvelki zokayı yutanlardı. Onlar da zaten taraflarını çoktan seçmişlerdi.
Asıl sorulması gereken sorular var tabii.
Mesela bazı solcular Meral Akşener'i neden destekliyor?
Doğan Medya gurubu Meral Akşener'i neden destekliyor?
Cemaat Meral Akşener'i neden destekliyor?
HDP/PKK destekçileri Meral Akşener'i neden destekliyor?
Bu soruları da cevaplandırmak lazım.
***
Aslında her iki tarafın da desteklediği ne Meral Akşener'dir ne de Devlet Bahçeli.
Onlar sadece ve sadece MHP içindeki fitne ve fesat ateşini destekliyorlar.
Bu iç çekişmelerde taraf olarak MHP'yi zayıflatmak onların en büyük amacıdır.
Bu sürecin sonunda bir ismin kazanması ya da kaybetmesi onlar için hiç bir önem arzetmemektedir.
Onların tek derdi bu sürecin sonuna gelindiğinde MHP'yi daha da zayıf bir hale getirebilmektir.
Onların alayı MHP düşmanıdır.
Daha da vahim olanı TÜRK düşmanıdır.
Ülkücü İrade bu fitne çukurunda batağa saplanmadan uyanmalı ve bu oyunu görerek 2018'de iradesini tecelli ettirmelidir.
Bunun aksi her durumda kaybeden MHP olacaktır, kazan ise TÜRK düşmanları olacaktır....

28 Nisan 2016 Perşembe

RTE - Baykal - Akşener ve Devlet Bahçeli....

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)'nin bir özelliği vardır.
Genetik bir özellik.
Bugün ne söylemişse yarın da onu söyler.
İzmir'de ne söylemişse, Tunceli'de de onu söyler.
Zaman ve mekana göre siyaset yapmaz.
9 Işık doktrini vardır ve bunun ışığında Türkiye'ye hizmet esaslarını belirler.
Tarih hem Başbuğ Alparslan Türkeş'i hem de Bilge Lider Devlet Bahçeli'yi her dönemde haklı çıkarmıştır.
Bunun tek sebebi de partimizin bu genetik özelliğidir.
***
Bugün merkez sağdan merkez sola uzanan bir destek çerçevesinde belirli bir medyatik güce ulaşan ve MHP Genel Başkanlığı'n aday olan Meral Akşener'e baktığımız vakti henüz aday iken bile söyledikleriyle çelişmeye başladı, çark etmeye başladı.
MHP böyle bir siyasetin temsilcisi olamaz.
Daha dün "MHP'de paradigma değişikliği yapacağız" diyen Meral Akşener bu kez "MHP'de yapı değişikliği olmayacak" diyor.
"Paradigma" kelimesini sarfettiğinde Ülkücüler bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Bu kelimenin temel esasların değişmesi anlamına geleceğini Ülkücülere anlattık.
Muhtemeldir ki, bu durumu gören Meral Akşener bu kez bir tv konuşmasında "yapı değişikliği olmayacak" dedi.
Hangisine inanalım paradigma değişikliğine mi, yapı değişikliğine mi?
***
Meral Akşener kendisine sunulan medya desteğini kullanmaya devam ediyor.
Son tv gösterisinde öyle bir açıklama yaptı ki; adeta tüm Ülkücü camianın akıl sağlığıyla alay etti.
Meral Akşener 7 Haziran sonrasında oluşturulan siyasi kaos ortamında yapılan TBMM Başkanlık seçimi ile ilgili görüşlerini açıklarken "Ben olsaydım Baykal ile görüşür ve kendisini TBMM başkanı seçtirirdim" deme gafletine düştü.
Bakalım bu gafletin içinden nasıl çıkacak?
Meral Akşener'in işini zorlaştıracağız ama gelin hep birlikte o sürece bir göz atalım.
***
Biliyorsunuz MHP ülkenin AKP hastalığından kurtulması adına Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde büyük bir fedakarlık göstermiş ve CHP aday gösterdiği Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek vermişti. Bu MHP için büyük bir risk ve fedakarlıktı.
Bu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP de kendi adayı Demirtaş'ı destekledi.
Aradan zaman geçti mesele geldi TBMM Başkanlık seçimlerine.
Bu kez roller değişmişti.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı gösterdiği İhsanoğlu bu kez MHP Milletvekili olarak TBMM başkanlığına aday olmuştu.
Bu ülkenin kurucu unsuru olan CHP bu ülkenin selameti için MHP'nin yapmış olduğu fedakarlığı YAPMADI. Üstelik de aynı isim üzerinde uzlaşmaya yanaşmadı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sergilenen Ulusal İttifak'a ihanet etti.
***
CHP öyle bir aday çıkardı ki, sokaktaki çocuklar bile "Ulan bunlar manyak mı?" diye sorabilirdi.
Çıkardıkları aday Deniz Baykal.
Hani şu seks kaseti dolayısıyla parti genel başkanlığından indirilen Deniz Baykal.
Sen kendi partinin genel başkanlığına bile layık görmediğin birini Türkiye'nin en şerefli kurumlarından biri olan TBMM başkanlığına mı layık gördün ey CHP!?
Şu ayrıntıyı da unutmamak lazım.
Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ve içeriği açıklanmaya gizli görüşme sonrasında aday oldu.
Yine bir ayrıntı daha Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP'nin adayını desteklemeyen HDP de Baykal'ı destekleyebileceğini açıkladı.
Bu nasıl bir tiyatrodur, bu nasıl bir tezattır?
***
Çağrılar yapıldı MHP'ye.
Gelin hep birlikte Baykal'ı destekleyelim ve TBMM Başkanlığı'nı AKP'ye vermeyelim denildi.
Kim yaptı bu çağrıyı?
HDP, CHP, Cemaat ve medya!
Böylesi bir ortamda böylesine şaibeli bir adaya destek verilmesi MHP'yi 1 Kasım seçimlerinde tepe taklak baraj altına sokmaz mıydı?
CHP'nin ihaneti nedendi?
HDP'nin birden bire ortaya çıkan Baykal aşkı nedendi?
RTE'nin bu Baykal sevdası nedendi?
Tek neden vardı, Bahçeli ve MHP'yi bu kirli oyunun içine çekmek.
Medya baskısı ile MHP'yi Baykal'a destek vermeye zorlamak ve ilk seçimde yani 1 Kasım'da baraj altı bırakmak.
RTE'nin seçim meydanlarında o meşhur ses tonuyla "Eyyyyyy Ülkücü kardeşlerim!!! Bu Bahçeli var ya bu Bahçeli! Gitti seks kaseti ile genel başkanlıktan indirilen adamı TBMM başkanı yaptı. Siz bu adama mı oy vereceksiniz!?" diye zevk içinde haykırışını duyar gibiyim.
Ve bunu göremeyen Meral Akşener "Ben olsaydım CHP ile görüşürdüm ve Baykal'ı seçtirirdim" diyebiliyor. Direkt olarak MHP'yi baraj altında bırakma projesi olan bu durumu şimdi bile farkedemeyen biri kalkıp MHP'yi şampyion yapacağım diyor.
Ülkücüler bu zokayı yutmadı, yutmaz!
***
7 Haziran - 1 Kasım arasında geçen süreç MHP'yi bitirme operasyonlarının en üst seviyeleri çıktığı dönemlerden biridir. HDP + CHP + AKP + Cemat işbirliği içinde, tarihin en büyük kumpasını açarak MHP'yi önce HDP ve Baykal'ın içinde olduğu TBMM Başkanlık seçimlerinde, hem de HDP'li hükümet projesinde baraj altına sokacak hamleleri yaptılar ama Bilge Lider Devlet Bahçeli bu hamlelerin hepsini boşa çıkartarak en zor döneminde bile yüzde 12 oy almasını bildi.
Şimdi düşünüyorum da MHP'nin başında Meral Akşener olsaymış MHP 1 Kasım'da çoktan baraj altında kalacakmış bile.
Meral Akşener bu sözleri sarfettikten sonra gönlüm iyice rahatladı.
Bilge Lider Devlet Bahçeli'nin arkasında durduğumuz için bir kez daha huzurluyuz.


27 Nisan 2016 Çarşamba

Şimdi de Devlet Bahçeli'yi "Muhalif" yaptılar

İçlerindeki bitmek tükenmek bilmez Devlet Bahçeli düşmanlığı neler söyletiyor kıratın gölgesine sığınanlara.
Mit ajanı dediler.
Türkeş hiç sevmezdi dediler
AKP'nin payandası dediler
Baş paralelci dediler
Ve şimdi de muhalif diyorlar.
19 Yaşından bu yana içinde bulunduğu Milliyetçi Hareket'in lideri Başbuğ Alparslan Türkeş'e evlatlarından bile daha sadık olan Devlet Bahçeli için "Genel merkez Muhalifi" tanımlaması yaparak Ülkücü camianın aklını bulandırma çabalarına girdiler.

***
Efendim yaşı yeten Ülkücüler iyi anımsar 1997 kurultayını.
Başbuğ sonrası ortaya çıkan tabloda parti yönetimi TÜRKEŞ adına saygı gereği oğul Tuğrul Türkeş'i Genel Başkan vekili olarak onurlandırmıştı.
Yıldırım Tuğrul Türkeş, babasının adı sayesinde MHP'de yaklaşık 3 ay kadar Genel Başkan olmuştu.
Hemen akabinde yapılan olağanüstü Kurultay'da da Genel Başkanlığa aday olmuştu.
Karşısında en güçlü rakip ise, 19 yaşından bu yana Başbuğ Alparslan Türkeş'in emrinde partiye hizmet eden ve en zor zamanlarında bile kendisini yalnız bırakmayan Devlet Bahçeli vardı.
Başta Devlet Bahçeli olmak üzere dava büyüklerin pek çoğu "Evet Başbuğumuzun oğludur ancak Ülkücülük adına yeterli alt yapısı yoktur ve Türk Milliyetçilerinin güçlü sesi olan MHP'yi yönetmeye yetecek kapasitede değildir" diyerek Devlet Bahçeli'nin etrafında birleştiler.
****
Devlet bahçeli burada muhalif değildi.
Ülkücü İrade'nin üzerinde ittifak ettiği ve hiçbir zaman Genel Merkez ya da Genel Başkan'a muhalif olmamış bir lider adayıydı.
Bugün taraflı tarafsız her kesimin söylediği ortak bir söylem vardır.
"Tarih Bahçeli'yi hep haklı çıkardı"
Evet tarih Bahçeli'yi bir kez daha haklı çıkardı ve Türk Milliyetçileri'nin  Başbuğ'u Alparslan Türkeş'in 2 oğlu da "Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına alıyorum" diyen adamın partisinde milletvekili oldular.
Bahçeli bu gerçeği o zamanlar görmüş ve Başbuğ'un emaneti olan MHP'yi O'nun gerçek vlatları olan Ülkücüler'e teslim etmişti.
***
1997 Kurultayı'nda Bahçeli'nin muhalif olduğu iddiasını ortaya atanlar, bugünkü "Pradigma Değişimi" isteğiyle Bahçeli'nin muhalif (!) duruşu arasında bağ kurabiliyorlar, benzetmeler yapabiliyorlar.
O zamanlar da Bahçeli'ye destek veren Ramiz Ongun hakkında "Eski DYP'li" eleştirisi yapılıyormuş.
Ve bu durum da bugün Meral Akşener'e yapılan eleştiriyle aynıymış.
Dağlar kadar fark var.
Bugün Ramiz Ongun yok.
Genel Başkan adayı olan Devlet Bahçeli'ye yönelik bu tarz da en küçük bir eleştiri yok.
Bugün ise 3 parti dolaşmış bir isim var Genel Başkan adaylığı peşinde koşan.
Ve bu isim, yani Meral Akşener, MHP'ye geldiği vakit Devlet Bahçeli'yi eleştirenler tarafından DYP'nin çöpü ve hurdası olarak tanımlanmış ve aynı kişiler tarafından bugün MHP'ye lider adayı olarak desteklenen bir isimdir.
Büyük bir tezatın içindesiniz.
***
Dün çöp ve hurda olarak tanımladığınız bir ismi, yine dün Tuırul Türkeş'e karşı Bilge Lider olarak desteklediğiniz bir isme alternatif olarak bugün MHP'ye Genel Başkan yapmaya çalışıyorsunuz.
Devletin tepesindeki adam gibi "kandırıldınız" mı?
Yoksa siz hep böyle geçmişinizdeki tezatlarla mı MHP'yi yönetmeye adaysınız.
Gelecekte tezatlarınızın olmayacağının, "kandırılmayacağınızın" garantisini nasıl vereceksiniz.
Biz düz mantık düşünüyoruz.
Siyasi çizgisi dümdüz olan Devlet Bahçeli'nin hatalarına rağmen partinin başında kalmasını ve siyasi yaşamı zikzaklarla "renklenen" MHP paradigması düşmanı olduğunu açıklayan bir siyasetçinin Türk Milliyetçilirine lider olamayacağını söylüyoruz.
***
Dün destek verdiklerinize bugün muhalif oluyorsunuz.
Dün Bilge Lider dediklerinize bugün fosil diyorsunuz.
Dün çöp ve hurda dediklerinize bugün kurtarıcı diyorsunuz.
Yarın ne diyeceksiniz?
Bugün muazzam destek verdiğiniz Meral Akşener Genel Başkan olursa yarın yeniden çöp ve hurda diyecek misiniz?

16 Nisan 2016 Cumartesi

Biz "Ülkücü Devlet'in" adamıyız! Siz kimin adamısınız!?

"Adamın adamı olmayın, davanın adamı olun!"
MHP içindeki muhalif kesimin özellikle de Meral Akşener taraftarlarının sihirli cümlesi de budur.
İlk okuduğumuz vakti,

İlk duyduğumuz vakit elbette hoş geliyor insana.
Kimsenin adamı olmayalım davanın adamı olalım.
Peki dava nedir?
Kimdir bu dava?
Adam olmadan dava tek başına nedir?
Lideri olmayan dava var mıdır?
Davaya sadakat göstermek için Lidere sadakat göstermek gerekmez mi?
Lidere sadakat, davaya sadakat değil mi?
***
Böyle sihirli cümleler kuruyorlar ve maalesef bir çok Ülküdaşımız bu sihirli cümlenin büyüsüne kapılıyor.
Lider olmadan dava yürümez.
Lider olmadan dava büyümez.
Lider olmadan dava gelişmez.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) buyurmaktadır ki; "3 kişi olduğunuz vakit kendinize bir lider seçin"
3 kişinin bile kendilerine bir lider seçmesi gerektiğini vurgulayan bir dinin mensubu iken, bugün Lider'i tanımamak, Lidere sadakat göstermemek nedir?
Lider hangi davanın lideridir?
***
"Türkeşçiyiz"
"Türkeş'in askerleriyiz"
Gibi sihir yüklü cümlelerle de MHP'nin ve Ülkücü Hareket'in Başbuğ Alparslan Türkeş'ten sonraki lideri Devlet Bahçeli'yi tanımadıklarını üsturuplu bir şekilde ilan ediyorlar.
Öyle bir hava estiriyorlar ki; bugün Devlet Bahçeli'nin liderliğine biat edenler sanki Başbuğ Alparslan Türkeş düşmanı!
Ve yine ne kadar yazıktır ki; bir çok Ülkücü gönüldaşımız bu sihirli yüklü söylemlerin cazibesine kapılıp, Ülkücü Hareket'in lideri Devlet Bahçeli'yi tanımadıklarını açıkça vurguluyorlar.
Göz önünde bulunan hakikatler onlar için hiç önemli değil.
***
Devlet Bahçeli...
19 yaşında öğrenim gördüğü üniversitede ÜLKÜ OCAKLARI TEŞKİLATI'nı kurmuş.
Ömrü boyunca bu çizgiden hiç şaşmamış.
Siyasi yaşam çizgisinde tek zikzak yok.
En zor anlarında bile Başbuğ Alparslan Türkeş'i yalnız bırakmamış.
Nihayetinde de Başbuğ Alparslan Türkeş'in vefatıyla MHP'nin Genel Başkanı olmuş...
Pekala, bize yani "Lidere Sadakat Davaya Sadakattir" diyerek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tarafında olanlara "Türkeş düşmanı" muamelesi yapanlar ardına düştükleri hanımefendinin geçmişini hiç mi görmüyorlar?
***
Başbuğ Alparslan Türkeş ile bir tek fotoğrafı bile bulunmayan Meral Akşener'in peşine takılarak kendilerine "Türkeş'in askerleriyiz" yakıştırmasını yapan, bu sihir söylemin arkasına sığınan değerli Ülküdaşlarımız Meral hanımın tek marifetinin Alparslan Türkeş'e siyasi rakip olmaktan öte gitmediğini görmüyorlar mı?
19 Yaşında Ülkü Ocakları teşkilatı kuran ve vefatına kadar kayıtsız şartsız davanın lideri olan Alparslan Türkeş'e  sadakat gösteren Devlet Bahçeli'yi "hain", "mit ajanı", "ülkücü düşmanı" gibi suçlamalarla pervasızca eleştirip, Alparslan Türkeş'e sağlığında rakip olan Meral Akşener'i "Türkeş'in askeri" ilan etmek hangi kla, hangi mantığa ve hangi vicdana sığar?
***
Birileri Ülkücü İrade'nin aklıyla, zekasıyla, mantığıyla dalga geçiyor!
Bize adamın adamı diyorlar!
Neden?
19 Yaşından bu yana Ülkücü olduğu için ve Başbuğ Alparslan Türkeş yaşadığı sürece Onu hiç yalnız bırakmadığı için kendisine güvendiğimiz, itaat ettiğimiz, desteklediğimiz Hareketin Lideri Devlet Bahçeli'nin tarafında olduğumuz için bize "Adamın adamı" diyorlar...
Evet biz "ADAM"ın adamıyız!
Biz ÜLKÜCÜ DEVLET BAHÇELİ'nin adamıyız!
Siz de Meral Akşener'i desteklediğinize göre siz de DYP'li, ANAP'lı, AKP'li Meral Akşener'in mi adamısınız?
***
Kimse laf salatası yapmasın!
Net cevap verin!
Ülkücü Hareket'i sihirli söylemlerle algı operasyonlarına maruz bırakmayın!
Biz ömrü Alparslan Türkeş ile dava arkadaşlığı yaparak geçmiş ÜLKÜCÜ DEVLET BAHÇELİ'nin adamıyız!
Bir diğer Ülküdaşımız mazisinde ÜLKÜCÜ sıfatını şerefle taşımış Koray AYDIN'ın adamı!
Bir diğer Ülküdaşımız mzisinde ÜLKÜCÜ Hareket'e hizmetler vermiş Ümit ÖZDAĞ'ın adamı!
Peki Meral Akşener'in ardına takılıp, Devlet Bahçeli'ye HAREKETİN LİDERİ OLDUĞU İÇİN itaat eden bizlere "adamın adamı olmayın" diyen arkadaşlar siz kimin adamısınız!?


15 Nisan 2016 Cuma

YENİÇAĞ'ın tutarsızlığı!

Yol 2008...
MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli yerel seçimlerdeki adayları açıkladı.
Bu adaylardan biri de MHP'ye AKP'den katılan Aytaç Durak.

MHP Genel Başkanı muhtemelen Aytaç Durak'ı vitrin olarak kullanıp, Adana'da MHP hakimiyetini sağlamayı hesaplıyor.
Bugünkü duruma baktığımız vakit de bu plan başarılı olmuş.
O günlerde bu durumdan, yani AKP'li Aytaç Durak'ın MHP'den aday gösterilmesinden rahatsızlık duyanlar var. Kendi adıma ben de bu rahatsızlık duyanlardandım. Ancak "Lidere sadakat davaya sadakattir" ilkesiyle kabullendik bu durumu.
***
Elbette kabullenmeyenler de vardı.
Camia içinde "müzmin muhalif" lerin sesi olma vazifesini yürüten Yeniçağ Gazetesi'nin tetikçi yazarlarından biri olan İsrafil Kumbasar başta olmak üzere tüm Bahçeli karşıtları bu durum karşısında Bahçeli'ye ağır eleştiriler getiriyorlardı.
Şimdi buyrun hep birlikte bay İsrafil Kumbasar'ın 30 Aralık 2008 tarihindeki köşesinden bir bölüm okuyalım:
"Dr. Devlet Bahçeli, 10 Aralık 2008 tarihinde, MHP İstanbul İl Teşkilatı’nda düzenlenen bayramlaşma töreninde şöyle diyordu:- “MHP, yerel seçimlerde öyle adaylar çıkaracak ki sabah kalktığınızda dudaklarınız uçuklayacak. Günü geldiğinde her şeyi göreceksiniz.” Beklenen gün nihayet geldi.MHP, öyle adaylar çıkarmaya başladı ki, bugüne kadar MHP’ye oy verenlerin ‘gerçekten’ dudakları uçuklamaya başladı. Dudak uçuklatan adaylardan biri de, hakkındaki ‘yolsuzluk dosyaları’ nedeniyle, adı ‘yolsuzluklar’ ile anılan Tayyip Erdoğan’ın bile yeniden aday yapmaya cesaret edemediği Aytaç Durak olacak. Hani şu Dr. Devlet Bahçeli’nin daha birkaç ay önce “Daha önce bize saldıran bir kişi ile aynı bardakta nasıl su içebiliriz? O adam MHP’nin önünden bile geçemez.” diye buyurduğu zat. Kim bilir belki önümüzdeki ilk kurultayda, ANAP’tan gelen Mehmet Şandır gibi genel başkan yardımcısı, DYP’den gelen Cihan Paçacı gibi genel sekreter olur.Ve hatta Dr. Devlet Bahçeli’nin yerine genel başkan bile olur. Olur mu, olur." *** Evet böylesine ağır bir eleştiri getiriyordu İsrafil Kumbasar Devlet Bahçeli'ye. AKP'den gelen, ANAP'tan gelen, DYP'den gelen birisi nasıl olur da MHP'de belediye başkan adayı, yönetici ve milletvekili olabilir? Şimdi ben sana soruyorum ey İsrafil Kumbasar ve ey Yeniçağ Gazetesi; "ANAP'tan istifa edip, MHP'ye geçen birinin belediye başkanlığına bile tahammül edemezken ne oldu d şimdi DYP, ANAP ve AKP'de siyaset yaptıktan sonra MHP'ye gelen sayın Meral Akşener'i genel başkan yapma derdine düştünüz?" *** Evet değerli dostlar işte böyle. Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere bunların derdi Ahmet, Mehmet, Hasan Hüseyin değil.... Ya da partinin başarılı olması falan da değil. Ya da Ülkücülere vefasızlık yapılması falan da değil. Bunların tek derdi, Başbuğ Alparslan Türkeş'ten sonra partiyi teslim alamamış olmanın sıkıntısıdır. Başbuğ Türkeş'e karşı başlatılan isyan girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının kuyruk acısıdır. Bakın İsrafil Kumbasar 2008'de yazdığı aynı yazının sonunda neler söylüyor: "Ömürleri boyunca ‘MHP’nin başarısı’ için çalışan ülkücüler, birer birer dışlanıyor.
Onların yerine, bugüne kadar ‘başka partilerin’ içerisinde yer alıp MHP’nin ‘aleyhinde’ kampanya yürütenler, başarısız olması için habire ‘kumpas’ kuranlar aday gösteriliyor.
Peki, ‘hangi vicdana’ sığıyor bu?
Neler oluyor?
Yoksa MHP yeni bir operasyona mı getiriliyor?
Hani ‘ilkeler’ vardı, kapılar ‘transferler’ için sonuna kadar kapalıydı?
Peki ne oldu da o kapılar, gitmediği parti kalmayan Aytaç Durak için birdenbire açılıverdi?
MHP, AKP’nin çöplüğü müdür?
ANAP’ın, DYP’nin hurdalığı mıdır?"

***
İsrafil Kumbasar'ın bu son paragrafını iyi okumak lazım.
"Ömürleri boyunca ‘MHP’nin başarısı’ için çalışan ülkücüler, birer birer dışlanıyor.
Onların yerine, bugüne kadar ‘başka partilerin’ içerisinde yer alıp MHP’nin ‘aleyhinde’ kampanya yürütenler, başarısız olması için habire ‘kumpas’ kuranlar aday gösteriliyor."
Bu cümle çok önemli.
Başbuğ Alparslan Türkeş'in sağlığında bu tarife uyan kim var?
Elbette o günlerde DYP'nin başarısı için mücadele eden Meral Akşener var!
MHP'nin başarısız olması için "kumpas" kuran kim var?
Elbette Meral Akşener var!
MHP yeni bir operasyona mı getiriliyor? diye soran İsrafil Kumbasar ve Yeniçağ Gazetesi'ne şimdi biz soruyoruz:
"Neler oluyor? 2008'de dile getirdiğiniz kumpasın bugün bir parçası mı oldunuz!?
***
Ve Yeniçağ'ın tetikçisi İsrafil Kumbasar yazısının sonunda altın vuruşu yapıyor!
"MHP, AKP’nin çöplüğü müdür?
ANAP’ın, DYP’nin hurdalığı mıdır?"

Ey bugün Meral Akşener'i MHP'nin genel başkanı yapmak için can siperane çalışan Yeniçağ ve İsrafil Kumbasar dün çöp ve hurda olarak tanımladığınız, partiden belediye başkanı, milletvekili bile seçilmesine tahammül edemediğiniz, parti yönetimde bulunmasına bile tahammül edemediğiniz, ÇÖP ve HURDA olarak tanımladığınız DYP - ANAP - AKP'li birini şimdi MHP'ye Genel Başkan mı yapacaksınız?