paralel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paralel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2016 Perşembe

RTE - Baykal - Akşener ve Devlet Bahçeli....

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)'nin bir özelliği vardır.
Genetik bir özellik.
Bugün ne söylemişse yarın da onu söyler.
İzmir'de ne söylemişse, Tunceli'de de onu söyler.
Zaman ve mekana göre siyaset yapmaz.
9 Işık doktrini vardır ve bunun ışığında Türkiye'ye hizmet esaslarını belirler.
Tarih hem Başbuğ Alparslan Türkeş'i hem de Bilge Lider Devlet Bahçeli'yi her dönemde haklı çıkarmıştır.
Bunun tek sebebi de partimizin bu genetik özelliğidir.
***
Bugün merkez sağdan merkez sola uzanan bir destek çerçevesinde belirli bir medyatik güce ulaşan ve MHP Genel Başkanlığı'n aday olan Meral Akşener'e baktığımız vakti henüz aday iken bile söyledikleriyle çelişmeye başladı, çark etmeye başladı.
MHP böyle bir siyasetin temsilcisi olamaz.
Daha dün "MHP'de paradigma değişikliği yapacağız" diyen Meral Akşener bu kez "MHP'de yapı değişikliği olmayacak" diyor.
"Paradigma" kelimesini sarfettiğinde Ülkücüler bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Bu kelimenin temel esasların değişmesi anlamına geleceğini Ülkücülere anlattık.
Muhtemeldir ki, bu durumu gören Meral Akşener bu kez bir tv konuşmasında "yapı değişikliği olmayacak" dedi.
Hangisine inanalım paradigma değişikliğine mi, yapı değişikliğine mi?
***
Meral Akşener kendisine sunulan medya desteğini kullanmaya devam ediyor.
Son tv gösterisinde öyle bir açıklama yaptı ki; adeta tüm Ülkücü camianın akıl sağlığıyla alay etti.
Meral Akşener 7 Haziran sonrasında oluşturulan siyasi kaos ortamında yapılan TBMM Başkanlık seçimi ile ilgili görüşlerini açıklarken "Ben olsaydım Baykal ile görüşür ve kendisini TBMM başkanı seçtirirdim" deme gafletine düştü.
Bakalım bu gafletin içinden nasıl çıkacak?
Meral Akşener'in işini zorlaştıracağız ama gelin hep birlikte o sürece bir göz atalım.
***
Biliyorsunuz MHP ülkenin AKP hastalığından kurtulması adına Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde büyük bir fedakarlık göstermiş ve CHP aday gösterdiği Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek vermişti. Bu MHP için büyük bir risk ve fedakarlıktı.
Bu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP de kendi adayı Demirtaş'ı destekledi.
Aradan zaman geçti mesele geldi TBMM Başkanlık seçimlerine.
Bu kez roller değişmişti.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı gösterdiği İhsanoğlu bu kez MHP Milletvekili olarak TBMM başkanlığına aday olmuştu.
Bu ülkenin kurucu unsuru olan CHP bu ülkenin selameti için MHP'nin yapmış olduğu fedakarlığı YAPMADI. Üstelik de aynı isim üzerinde uzlaşmaya yanaşmadı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sergilenen Ulusal İttifak'a ihanet etti.
***
CHP öyle bir aday çıkardı ki, sokaktaki çocuklar bile "Ulan bunlar manyak mı?" diye sorabilirdi.
Çıkardıkları aday Deniz Baykal.
Hani şu seks kaseti dolayısıyla parti genel başkanlığından indirilen Deniz Baykal.
Sen kendi partinin genel başkanlığına bile layık görmediğin birini Türkiye'nin en şerefli kurumlarından biri olan TBMM başkanlığına mı layık gördün ey CHP!?
Şu ayrıntıyı da unutmamak lazım.
Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ve içeriği açıklanmaya gizli görüşme sonrasında aday oldu.
Yine bir ayrıntı daha Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP'nin adayını desteklemeyen HDP de Baykal'ı destekleyebileceğini açıkladı.
Bu nasıl bir tiyatrodur, bu nasıl bir tezattır?
***
Çağrılar yapıldı MHP'ye.
Gelin hep birlikte Baykal'ı destekleyelim ve TBMM Başkanlığı'nı AKP'ye vermeyelim denildi.
Kim yaptı bu çağrıyı?
HDP, CHP, Cemaat ve medya!
Böylesi bir ortamda böylesine şaibeli bir adaya destek verilmesi MHP'yi 1 Kasım seçimlerinde tepe taklak baraj altına sokmaz mıydı?
CHP'nin ihaneti nedendi?
HDP'nin birden bire ortaya çıkan Baykal aşkı nedendi?
RTE'nin bu Baykal sevdası nedendi?
Tek neden vardı, Bahçeli ve MHP'yi bu kirli oyunun içine çekmek.
Medya baskısı ile MHP'yi Baykal'a destek vermeye zorlamak ve ilk seçimde yani 1 Kasım'da baraj altı bırakmak.
RTE'nin seçim meydanlarında o meşhur ses tonuyla "Eyyyyyy Ülkücü kardeşlerim!!! Bu Bahçeli var ya bu Bahçeli! Gitti seks kaseti ile genel başkanlıktan indirilen adamı TBMM başkanı yaptı. Siz bu adama mı oy vereceksiniz!?" diye zevk içinde haykırışını duyar gibiyim.
Ve bunu göremeyen Meral Akşener "Ben olsaydım CHP ile görüşürdüm ve Baykal'ı seçtirirdim" diyebiliyor. Direkt olarak MHP'yi baraj altında bırakma projesi olan bu durumu şimdi bile farkedemeyen biri kalkıp MHP'yi şampyion yapacağım diyor.
Ülkücüler bu zokayı yutmadı, yutmaz!
***
7 Haziran - 1 Kasım arasında geçen süreç MHP'yi bitirme operasyonlarının en üst seviyeleri çıktığı dönemlerden biridir. HDP + CHP + AKP + Cemat işbirliği içinde, tarihin en büyük kumpasını açarak MHP'yi önce HDP ve Baykal'ın içinde olduğu TBMM Başkanlık seçimlerinde, hem de HDP'li hükümet projesinde baraj altına sokacak hamleleri yaptılar ama Bilge Lider Devlet Bahçeli bu hamlelerin hepsini boşa çıkartarak en zor döneminde bile yüzde 12 oy almasını bildi.
Şimdi düşünüyorum da MHP'nin başında Meral Akşener olsaymış MHP 1 Kasım'da çoktan baraj altında kalacakmış bile.
Meral Akşener bu sözleri sarfettikten sonra gönlüm iyice rahatladı.
Bilge Lider Devlet Bahçeli'nin arkasında durduğumuz için bir kez daha huzurluyuz.


22 Nisan 2016 Cuma

MHP'de Değişimciler ve Paradigmacılar

Ülkücü Camia tam bir cadı kazanının içine atıldı.
Öyle bir cadı kazanı ki; Ülkücü Hukuku dediğimiz "paradigma" bile hak getire.
Bu cadı kazanına baktığımız vakit ilk gördüğümüz genel manzara "Değişimciler" manzarası...
Herkesin dilinde bir sihirli kelime: DEĞİŞİM.
Evet herkes değişim istiyor bu cadı kazanının içinde.
Samimi Ülkücüler var.
Yeni Türkiye düzeninin milletimize dayatmış oldu siyaset biçimi üzerinden hareket eden ve siyaseti sadece "Yenmek ve Yenilmek" olarak görmeye başlayan bu samimi Ülkücü kesim bu mantaliteye göre haklı olarak "Yenemeyen bırakıp gitsin" diyor.
Tıpkı bir futbol takımı gibi.
"Vur, kır, parçala bu maçı kazan" diyor partisinin başındaki adama.
"Maçı kazanamıyorsan da istifa edeceksin arkadaş!" cümlesi de her maç sonrasında olduğu gibi taraftarların büyük çoğunluğunca dillendiriliyor.
***
Taraftar haklı!
Ülkemizde 12 Eylül sonrasında başlatılan YENİ TÜRKİYE akımı artık böyle.
Kazanamıyorsan HİÇsin!
Dürüstlük, ilke, Ülkü, edep...
Bunların hepsi fasa fiso!
Alttan gireceksin, üstten çıkacaksın maçı pardon seçimi kazanacaksın arkadaş.
Benim derdim bu kesim ile değil.
Sonuçta bu kesim samimi Ülkücü'dür.
Bütün Türkiye gibi onlar da artık siyasetin sadece kazanmak ve kaybetmek ikilemi sınırları içinde kaldığına inandırılmışlardır.
Şimdilik buna eyvallah diyorum.
***
Taraftar MHP'nin tüm PARADİGMA (Yazılı olan ya da yazılı olmayan tüm kurallar, ilkeler bütünü yani ÜLKÜ) 'larına rağmen bir şekilde kazanmasını istiyor.
Kazanamayınca da "teknik direktör değişsin aga" demekte haklılar.
Bir de bu cadı kazanının başında elinde kepçeyle kazanı karıştıranlar var.
Bunlar da DEĞİŞİM istiyorlar.
Takımın, pardon partinin maç kazanamayışından kaynaklanan teknik direktör değişimi rüzgarını yönetenler var.
Bunların başında da sayın Meral Akşener geliyor.
7 Haziran'dan sonra milletvekili adayı olamayan ve bu tarihten itibaren özellikle cemaat medyası tarafından cilalanıp parlatılan Meral Akşener'in eline kepçe verilmiş durumda.
Meral hanım da aldı eline kepçeyi dibi tutmasın diye sürekli karıştırıyor.
***
Cumhuriyet tarihinin en muhteşem algı operatörleri olan AKP ve Cemaat Anadolu'daki son TÜRK devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni çökertmek için son algı yönetimi operasyonunu MHP üzerinde oynuyor.
Yıllardır sahnelenen tiyatro ile Ülkücü camia "yenilmekten bıkmış bir taraftar kitlesi" haline getirildi.
Ve bunun sonucunda da artık taraftar "Devlet Bahçeli İstifa" demeye, daha da öteye giderek Milliyetçi Hareket'in liderliğinden indirmek için çalışmalara başladı.
Tam bu nokta kırılma noktasıydı ve Meral Akşener sahneye itildi.
Bilirsiniz bu algıcılar hedefledikleri amacı laf arasında birine söyletirler.
Söyletirler ama halkın anlamayacağı bir şekilde, tatlı, yumuşak, incitmeden....
Ne dedi sayın Meral Akşener bir TV konuşmasında?

"MHP bu değişikliği yaparsa ben başbakan olacağım"
Bu cümle büyülü cümle.
Direkt olarak tribüne oynuyor.
Tribünler bunu duymak istiyor: KAZANMAK!
Peki sayın Meral abla bunu nasıl yapacaksınız?
Az evvel sizlere aktardığım büyümü cümlenin arkasından asıl sihirli cümle geliyor.
"Kongreyi kazanırsak çok çalışacağız! PARADİGMA değişikliği yapacağız!"
İşte zurnanın zırt dediği yer burası.
***
Nedir bu PARADİGMA DEĞİŞİMİ.
Başta bahsettiğimiz Değişimcilerle bağlantısı nedir?
MHP'ye oy veren 5.5 milyon insana sorsanız "Paradigma nedir?" diye belki bin kişi bunun anlamını bilir ya da bilmez.
"MHP'de paradigma değişimi yapacağız" demek MHP'yi değiştireceğiz demektir.
MHP'nin yazılı olan, yazılı olmayan tüm kurallarını, ilkelerini kısacası MHP'nin ÜLKÜ'sünü değiştireceğiz demektir.
Hani Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in bir sözü vardı:
"Biz ne sağcıyız, ne solcuyuz! Biz Türk Milliyetçisiyiz ve sağ ile olan hesaplaşmamızı da şimdilik ileri bir tarihe erteliyoruz"
İşte Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in bu sözlerine rağmen MHP'nin merkez sağ parti çizgisine çekileceğini işaret ediyorlar bize.
***
Paradigma kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyen büyük bir kitle de "DEĞİŞİM" kelimesinin büyüsüne kapılarak, Paradigma Değişimcilerinin peşine takılmış bulunmaktadırlar ne yazık ki.
Peki bu paradigma değişimi olursa ne olacak?
"Sandıktan bize 1 oy bile çoksa ilkelerimizden vazgeçmeyiz" dediğimiz ilkelerimiz; paradigma kelimesiyle örtülen ilkelerimiz değişince ne yapacağız!?
O zaman anlayacağız teknik direktör değişimi ile paradigma değişiminin çok farklı olduğunu ama iş işten geçmiş olacak.
Ruhunda ÜLKÜCÜLÜK'ten başka bir fikriyat, ÜLKÜCÜLÜK'ten başka bir sevda olmayanlar o zaman anlayacaklar MHP'nin hiç bir seçim kazanamama pahasına bile olsa Paradigmalarından vazgeçmemesi gerektiğini.
Ve yeni kırılmalar, yeni muhalif hareketler, yeni nifak tohumlarıyla cebelleşirken Türk Milliyetçileri, TÜRK DÜŞMANLARI bizi dağıtmak için bir süre ara verdikleri ittifaklarını yeniden kuracaklar.
Çözüm süreci buzdolabından çıkartılacak!
Anayasa'dan TÜRK çıkartılacak.
Üniter devlet yapısı federatif devlet yapısına dönüştürülecek.
Önce eyaletlere sonra kukla devletlere bölünecek bu güzel ülkemiz.