Milliyetçi - Ülkücü Hareket.
Bu dava mutlu bir davadır derken boş kelam etmedik.
Bu davanın içinde nice analar vardır ki, evlatlarını şehadete elleriyle yollamışlardır.
Bu davanın içinde nice analar vardır ki, daha doğmamış bebesinin babasını şehadete el sallayarak uğurlamıştır.
Ve bu davanın içinde nice analar vardır ki;
Evlatlarının gözleri önünde şehadet şerbetini içmiştir!
***
Anneler...
Şehit anneler.
Ülkücü Hareket'in Asena yürekleri şehit anaları...
İşte bu analarımızdan biridir şehit Ayfer İnceler.
Anneydi...
Yüreğindeki vatan sevgisini,
Yüreğindeki millet sevgisini,
Yüreğindeki Allah sevgisini,
Yüreğindeki bayrak sevgisini,
Yüreğindeki Ülkü sevdasını
evlatlarına öğretmek için, evlatlarını vatanı ve milleti için hayırlı birer nefer olarak yetiştirmek için dişini tırnağına takan çilekeş bir anneydi Ayfer ana...
***
Yörükler diyarı İçel ilimizin Tarsus ilçesinde yaşıyordu.
Bir taraftan yaşam mücadelesi vermek,
Bir taraftan vatanına, milletine, bayrağına, ezanına sahip çıkma mücadelesi vermek,
Bir taraftan da Allah'ın ona bahşettiği en büyük lütuflardan biri olan Annelik vazifesini yerine getirmek için verdiği mücadele 41 yıllık ömrünü bir çilehaneye döndürmüştü.
Evet 41 Yaşındaydı Ayfer İnceler.
41 Yaşında bir anne.
Ülkücü, vatansever bir anne.
***
O gün yine annelik yapıyordu.
Evindeydi.
Bir insanın, hele ki bir annenin en güvenilir ve en sıcak yeridir evi.
O da bu rahatlıkla evinde evlatlarına annelik yapıyordu.
Belki akşam yemeğini hazırlıyordu, belki de işe giden eşinin sağ salim eve dönebilmesi için dualar ediyordu sessizce.
Belki evlatlarına söylediği ninnilerle zaman geçiriyordu evini köşe bucak temizlerken.
Belki sessizlik vardı evin içinde,
Belki de evladının şen kahkahaları yankılanıyordu.
***
Tarih 30 Ağustos 1979.
Bir milletin en büyük bayramını kutluyorduk.
Türk'ün Zafer Bayramı!
Sokaklarda çatışma vardı.
Yüzmilyonlarca Türk'ü esir tutan, özgürlüğünü gaspeden SSCB'nin orak çekiçli bayrağını Türk'ün son kalesi, Türk'ün tek bağımsız devleti Türkiye Cumhuriyeti topraklarında dalgalandırmak isteyen Komünistler ile mücadele veren Ülkücü Gençlik sokaklarda yine çatışıyordu.
Ayfer İnceler evindeydi.
Silah seslerini ettiği dualarla susturmaya çalıştı.
***
Birden o an geldi.
Evinin kapısı tekmeleniyor, zorlanıyor.
Ve kapı kırılıyor.
Eyi silahlı hainler gencecik bir anne olan Ayfer İnceler'i hedef alıyordu.
Çocuklarının gözleri önünde.
Böyle bir vahşet savaşlarda bile yaşanmamıştı.
Bir anne katlediliyordu evlatlarının gözleri önünde.
Kaç kahpe kurşun girdi bir annenin vücuduna bilinmez!
Kaç kahpe ağızdan hakaretler lağım gibi aktı bilinmez!
Lakin biliriz ki, şehadet Türk'e bayramdır, toydur!
***
Şehit olmuştu Ayfer anne...
Çocuklarına sarılamadan belki.
Öpüp koklayamadan kahpe bir baskınla,
Kahpe kurşunlarla,
Tetiği çeken kahpe parmaklarla vedalaşabilmişti sadece.
Unutmadık seni Ayfer Anne!
Biz senin evlatların olarak, binlerce milyonlarca Ülkü Yürekli evlatların olarak rahmetle anıyoruz seni.
Her Zafer Bayramı'nda senin de şehadet zaferini kutluyoruz.
Mekanın cennet olsun Ayfer annem....
Milliyetçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milliyetçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Ağustos 2017 Perşembe
30 Nisan 2016 Cumartesi
HAK, HUKUK, ADALET; MİLLİYETÇİ HAREKET...
Vakti zamanında demiştim.
Rüzgara kapılmayın, gün gelir ters döner fırtına olur, siz de o fırtınada savrulur durursunuz.
Şimdi rüzgar ters döndü.
Şaibeli hakimin vermiş olduğu karar 2 mahkeme heyetince reddedildi.
2 Mahkeme 1 şaibeli mahkemenin kararına karşı çıktı ve "yürütmeyi" durdurdu.
Öyle "yamuk" işlerle Ülkücü İrade'nin hakkını "yürütemezsiniz"
***
Paradigma değişimi ile iktidar nimetlerinden nemalanma hevesine kapılanlar, şimdi bir fırtınaya kapılabilirler.
Ya bir an önce "dönüşüme" uğrayacaklar ya da savrulup duracaklar hoyrat fırtınalarda.
Her an için "değişimciler" adlarını "dönüşümcüler" olarak değiştirebilirler.
Lidere sadakat davaya sadakattir kalıbına girebilirler.
Onları anlamak mümkün.
Hayatlarında MHP'den başka bir şeyleri yok.
Meslekleri "MHP'li olmak" olanlar ve bu meslek sayesinde ailesini idame ettirenler bunlar.
Mecburlar dönüşecekler.
***
Dönüşüme yüzü tutmayanlar olacak.
Ya da Ülkücü İrade'nin önüne set çekeceği isimler.
Devlet Bahçeli'ye galiz küfürler, hakaretler edenler...
Bunlar dönüşüme girerse girdikleri dönüşüm kentsel dönüşüm olmayacak.
Kesinlikle "katı atık dönüşümü" muamelesine tabi tutulacaklardır.
Zaten zamanında birbirlerine öyle diyorlardı.
Mesela hayatı boyunca Devlet Bahçeli düşmanlığından başka bir MHP geçmişi olmayan İsrafil Kumbasar ve gazetesi bir zamanlar Meral Akşener ve diğerlerini kastederek "MHP'yi DYP, ANAP ve AKP'nin çöplüğü ve hurdalığı haline getirdi" sözleriyle Devlet Bahçeli düşmanlığı konusunda şaheserler yaratıyorlardı.
Şimdi vakti gelmiştir sanırım.
Çöp ve hurdalar katı atık dönüşüm merkezinde işleme tabi tutulabilir...
***
Şimdi ne olacak?
Ters dönen rüzgar, bir fırtınaya dönüşüp ortalıktaki çöp ve hurdaları silip süpürecek mi?
Ülkücü İrade'nin şu an tek temennisi budur.
Çöp ve hurda her zaman için tehlikedir.
Bunlardan "arınmak" lazımdır.
Yine eskisi gibi "denge siyaseti" yapılmaya kalkılırsa MHP bu kısır döngüden kurtulamaz.
Devlet Bahçeli'ye inanmayan, güvenmeyen, sadakat göstermeyen her parti yöneticisi derhal istifa etmeli etmeyenler ise, mutlaka görevden alınmalı.
İktidar nimetlerinden faydalanmak isteyenlerin bu kadar çaba sarfetmesine gerek yoktur.
He pahasına olursa olsun iktidar diyenler mevcut iktidarın kanatları altına girebilirler.
MHP paradigma değişimi yapmadan yani ÜLKÜCÜ DEĞERLERİYLE iktidar olabilmenin çabası içindedir. Bunun ne kadar zor olduğunu bizler biliyoruz ama imkansız olmadığını da biliyoruz. Mevcut değerlerimiz ile bu zorlu iktidar yürüyüşünde "Bizimle Yürümek" isteyenlere bu camia her zaman kucak açar.
***
MHP'nin paradigmalarından kurtulma ümidiyle bir anda büyük bir hevese kapılanlar da var tabii.
Cemaat
Eski sol
Eski Sağ
Eskimiş ne varsa...
Kendi evinin önünü temizlemekten aciz kim varsa dört elle sarıldılar "MHP'de paradigma değişimi" yapacağız diyen hanımefendinin eteklerine.
Olmadı!
Hevesleri kursaklarında kaldı.
Sol ile hesabını sokaklarda gören, Türk Milleti'ne "Muhammed'in P..leri" deme cüretini gösterenlere derslerini verdik sokaklarda.
Türk Milleti'nin İslam'ın en korkusuz neferleri olduğunu onlar anladılar acı bir şekilde...
Şimdi sağ ile hesaplaşmamız var.
Paradigma değişikliği ile MHP'yi "Merkez Sağ" parti haline getirerek Başbuğ Alparslan Türkeş'in Ülkücülere işaret ettiği sağ ile hesaplaşma hedefimizden bizi döndürmeye çalışanlar bir kez daha dumura uğradılar.
***
Hiç bir Ülkücü bunu unutmamalı.
"Biz ne sağcıyız, ne de solcu. Biz TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ!"
Bizim yegane paradigmamız budur!
"MHP'de Paradigmayı değiştireceğiz" diyenlerin de tek hedefi budur!
Yıllarca Hak, Hukuk, Adalet dedik ve bugün bir kez daha adalet TECELLİ ETTİ.
Bilge Lider bir kez daha haklı çıktı.
Şimdi yüreklerimize işlediğimiz paradigmamız ile sokaklara çıkma vakti.
Liderimizi ve değerlerimizi milletimize anlatmaktan aciz olanlara inat, artık daha çok anlatacağız...
Artık daha çok savaşacağız cehaletle...
Artık bu davanın temeli olan Ülkü Ocaklarımıza daha çok sahip çıkacağız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

