7 Haziran - 1 Kasım arasında yaşananlar Türk siyasi tarihinin dönüm noktalarındandır.
Ne yazık ki bu süreçte Türk milleti tarihin en ağır algı operasyonuna yenik düştü.
Küresel güçlerin ortaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı olarak ortaya çıkan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan 7 Haziran - 1 Kasım arasında yürüttükleri algı operasyonu ile hem AKP'deki çöküşü durdurdular hem de kendileri için en büyük tehlike olan MHP'yi Devlet BAHÇELİ üzerine oynadıkları oyunlarla etkisiz hale getirdiler.
***
O günleri bir anımsayalım.
7 Haziran seçimleri sonuçlarında MHP'nin AKP tabanından aldığı oylar sayesinde AKP'nin çöküşü başlamış ve bu çöküşün hızlanması için gerekli adımlar atılmalıydı.
Hiç kimsenin inkar edemediği bir gerçek vardı.
AKP içinde bir çatlak vardı ve bu çatlak hızla büyüyordu.
Rahmetli Necmeddin Erbakan'ın tabiriyle, pansuman tedavilerle bu çatlak giderilmeye çalışılıyordu.
AKP iktidarı ve RTE Saltanatının tek alternatifi olan MHP'nin lideri Devlet BAHÇELİ AKP'deki bu çöküşün hızlandırılması için çalışmalara başlamıştı.
***
Hatırlarsınız MHP lideri Bahçeli seçim sonuçlarının açıklandığı gecenin sonlarında bir açıklama yapmış ve bu açıklamasında muhtemel bir erken seçimi işaret etmişti.
Bunu söylemesinin sebebi MHP'nin hiçbir koalisyon içinde olmak istememesi değil, aynı saatler RTE yandaşı Yeni Şafak ve AKİT gazetelerinin "ERKEN SEÇİM" sür manşeti ile baskıya girmiş olmalarıydı.
Bu gazetelerin manşetleri RTE'nin sözleridir, düşünceleridir.
RTE, planlanan algı operasyonunu devreye sokacak ve erken seçime götürecekti ülkeyi.
Muhalefet partileri ne yaparlarsa yapsınlar küresel güçler erken seçim demişlerdi.
Bunu gören MHP lideri de erken seçim demiş ve daha ilk günden teşkilatlarını bu yönde çalışmaları için uyarmıştı.
***
Muhalefet partilerinin önünde koalisyon meselesi ve TBMM başkanlık seçimleri vardı.
MHP net bir şekilde HDP'nin içinde olacağı bir koalisyon hükümetinde yer almayacağını açıkladı.
Çünkü bu konuda yaşanmış acı tecrübeler vardı.
İçinde Pkk sempatizanı milletvekillerinin bulunduğu SHP - DYP koalisyonuna güvenoyu verilmesi sonucunda MHP bölünmüş ve partinin en önemli isimleri Türkeş'i ihanetle suçlayarak MHP'den ayrılmışlardı.
Bu acı tecrübenin ardından merhum Bülent Ecevit ile yapılan koalisyon var. Bu koalisyonun sonunda da yüzde 18 olan MHP oyları yüzde 8'e düşmüştü. Her ne kadar memleketin bekası için yapılmış olsa da MHP tabanı bu tür birlikteliklere sıcak bakmıyor ve çok sert tepkiler veriyordu.
Bu yüzden MHP, HDP ile ilintili olan hiçbir koalisyonun içinde olmayacağını açıkladı.
***
Bir taraftan koalisyon görüşmeleri sürerken bir taraftan da TBMM başkanlık seçimleri için hazırlıklar sürdürülüyordu.
CHP'nin ihaneti işte bu noktada başladı.
MHP lideri önemli bir hamle yapmış ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu milletvekili yaparak TBMM başkanlığına aday göstermişti.
Devlet Bahçeli'nin RTE'ye ilk önemli yenilgisini tattırma planıydı aslında Ekmeleddin İhsanoğlu.
İlk bakışta CHP'nin itiraz edemeyeceği seve seve kabulleneceği bir aday olarak görünüyordu.
En önemlisi de İslami referansı da göz önünde bulundurulduğunda AKP içindeki RTE karşıtlarının da destekleyebileceği bir adaydı.
Öyle de olacaktı.
CHP, İhsanoğlu'na desteğini açıklamış olsaydı AKP'de başını Davutoğlu'nun çektiği 110 kadar milletvekili de Ekmeleddin İhsanoğlu'nu destekleyecek ve RTE'nin adayları Baykal ve Demirtaş yerine Ekmeleddin İhsanoğlu TBMM başkanı olacaktı.
Aynı zamanda bugün patlak veren Davutoğlu krizi o günlerde başlamış olacaktı ve yapılacak erken seçimde MHP dahada güçlenecekti.
***
Olmadı.
CHP, RTE ile gizli görüşme yaptıktan sonra adaylığını açıklayan Deniz Baykal'ı destekledi.
Bu destek aynı zamanda RTE'ye de açık bir destekti.
Seks kaseti nedeniyle partinin genel başkanlığına bile layık görülmeyen birini TBMM başkanlığına layık görmek mantıkla açıklanacak bir durum değildir.
Bunun tek bir adı vardır RTE destekçiliğidir.
Birileri çıkıp Selahattin Demirtaş RTE'nin adayı değildir diyebilir.
Eğer bunu diyebiliyorlarsa o kişiler çıkıp, o süreçte HDP milletvekili eski CHP'li Celal Doğan'ın RTE ile yaptığı gizli görüşmenin içeriğini açıklamak zorundadır.
Bunu açıklayamıyorsanız çok net bir şekilde ben de Demirtaş RTE'nin adayıdır derim.
***
Bugün AKP'de ortaya çıkan Ahmet Davutoğlu krizi aslında o günlerde başlamıştı.
Bugüne kadar örtülen bu kriz bugün su yüzüne çıktı.
Çünkü artık Davutoğlu RTE'nin saltanat projesine hizmet etmekten sıkıldı.
Devlet BAHÇELİ'nin Ekmeleddin İhsanoğlu projesi CHP'nin ihaneti ile sonlanmasaydı, bugün siyasi manzara çok daha farklı olacaktı.
Küresel güçlerin AKP'yi ve RTE'yi iktidarda tutabilmek için kullandıkları TOPLUM MÜHENDİSLERİ, Türk Milleti üzerinde uyguladıkları algı operasyonlarını başarıyla sürdürdüler ve büyük bir ihanet içinde bulunn CHP ile HDP'yi bir kenara bırakarak RTE saltanatının çöküşü için en güçlü projeyi uygulamaya koyan MHP ve Devlet Bahçeli'yi günah keçisi haline getirdiler.
İşin asıl vahim tarafı da bu algı operasyonuna Bahçeli düşmanı bir çok MHP'linin de yenik düşmesi oldu.
Celal Doğan ve Deniz Baykal vasıtasıyla RTE ile gizli görüşmeler yaparak RTE'den talimatlar alan ve onun sözünden çıkmayan HDP ve CHP'yi bir kenara bırakıp, RTE saltanatını yıkmak için en mükemmel planı uygulamaya koyan Devlet Bahçeli'ye saldıran MHP'lilerin de bu vebalda payları büyüktür....
RTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Mayıs 2016 Perşembe
29 Nisan 2016 Cuma
AKP, Devlet Bahçeli'yi neden destekler?
“Daha fazla hararet yapmadan, Sayın Bahçeli’nin emekliye ayrılmasını temenni ediyoruz”
“MHP’li kardeşlerim, böyle bir genel Başkan’dan rahatsız”
” ... Ne Bahçeli’nin ne de muavini Kılıçdaroğlu’nun onları sorgulayacak kalibresi yoktur. Tam tersine 63 kişide olan yürek ne Bahçeli’de ne de Kılıçdaroğlu’nda mevcut değildir”
“Bahçeli ve Kılıçdaroğlu koltuğunu koruyacak diye akan kana müsaade etmeyiz. Terör bittiğinde bu ülke huzura kavuştuğunda tarih bu iki genel başkanı kara bir leke olarak kaydedecek."
"Sen benim evladımla ilgili iktidar bağlantısını nasıl kurarsın, nasıl böyle bir hakareti, saygısızlığı yaparsın? Ama evladı olmayanların böyle bir saygısızlığı yapmasından daha başka bir şey de olmaz. Bunlar aile, evlat nedir bilmez"
"Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen sen alçaksın, adisin."
***
Okumuş olduğunuz bu sözler AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan' ait.
Bunun gibi daha niceleri var.
Bir sonraki paragrafta paylaşacağım sözleri ise, daha manidar ve daha anlamlı.
Bugün, Bir kısım SOL, Cemaat, Eski Merkez Sağcılar, Eski Ülkücüler (!), Doğan Medya, BBP'liler, DYP'liler, ANAP'lılar ve bir çok kesimce desteklenen Meral Akşener'in taraftarları orda burda yazıp duruyorlar.
Efendim neymiş AKP medyası Devlet Bahçeli'yi destekliyormuş.
Bu sözleri sarfeden Türkiye'nin gelmiş geçmiş en kindar lideri olan Recep Tayyip Erdoğan'ın tetikçi medya silahşörleri şimdi neden Devlet Bahçeli'yi destekler bir görünüm sergiliyorlar?
Çünkü AKP'nin toplum mühendisleri şunu çok iyi biliyorlar ki, "AKP'yi yenmek için HDP/PKK ile işbirliği yapar CHP'nin adayını seçtirirdim" deme gafletini gösteren Meral Akşener "HDP'yi flu görüyorum" diyerek net bir tavır ortaya koyan Bahçeli'den çok daha kolay bir lokma olacaktır.
***
Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'ın şu sözlerini dikkatlice okuyalım:
"... Ve tamamıyla bir müfteri edasıyla yaptığı konuşma. İftiralarla dolu bir konuşma. 16 – 17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilatı için bir tehlikedir. Bu denli bir tehlikedir."
Devlet Bahçeli'yi büyük bir tehlike olarak görüyor.
Sanki MHP'nin çok büyümesini istiyor, sanki MHP'nin tek başına iktidar olmasını istiyor gibi eleştiriyor Devlet Bahçeli'yi.
Ve tabii ki bazı sazanlar da bu zokayı yutuyorlardı zamanında.
Devlet Bahçeli'ye böylesine düşman olan,
Ülkücülere
"Fatiha bile bilmezler"
"Kan emici vampirler"
"Morg bekçileri"
"Kandan beslenen faşistler"
tarzında pek çok kin ve nefret dolu sözler sarfeden adam sanki bunları söylememiş de MHP'nin büyümesini istiyor gibi Bahçeli'yi MHP için tehlike olarak gördüğünü söylüyor.
***
Bu sözlerin büyüsüne kapılanlar oldu mu zamanında.
Elbette oldu!
2014'de bu cümledeki gizli mesaj 7 Haziran sonrasında zoka yutma ustaları tarafından "Bahçeli varsa MHP'ye oy vermem" noktasına kadar geldi.
Cumhuriyet tarihinin en usta algı yönetimi uygulayıcıları şine ustaca bir projeyi uygulamaya soktular.
Devlet Bahçeli'ye böylesine ağır kin ve nefret dolu sözler sarfeden bir lider tetikçilerine talimatı verdi ve AKP medyasındaki tetikçiler işbaşı yaptılar.
Amaç belli.
Ülkücüler arasında "Bakın görüyorsunuz AKP medyası Bahçeli'yi destekliyor biz size demiştik bu adam AKP'nin adamıdır!" düşüncesini yaymak ve Meral Akşener'e taraftar toplamak. Bütün mesele budur.
***
Bunu başaramadılar.
Bu zokayı yutacak olanlar, daha evvelki zokayı yutanlardı. Onlar da zaten taraflarını çoktan seçmişlerdi.
Asıl sorulması gereken sorular var tabii.
Mesela bazı solcular Meral Akşener'i neden destekliyor?
Doğan Medya gurubu Meral Akşener'i neden destekliyor?
Cemaat Meral Akşener'i neden destekliyor?
HDP/PKK destekçileri Meral Akşener'i neden destekliyor?
Bu soruları da cevaplandırmak lazım.
***
Aslında her iki tarafın da desteklediği ne Meral Akşener'dir ne de Devlet Bahçeli.
Onlar sadece ve sadece MHP içindeki fitne ve fesat ateşini destekliyorlar.
Bu iç çekişmelerde taraf olarak MHP'yi zayıflatmak onların en büyük amacıdır.
Bu sürecin sonunda bir ismin kazanması ya da kaybetmesi onlar için hiç bir önem arzetmemektedir.
Onların tek derdi bu sürecin sonuna gelindiğinde MHP'yi daha da zayıf bir hale getirebilmektir.
Onların alayı MHP düşmanıdır.
Daha da vahim olanı TÜRK düşmanıdır.
Ülkücü İrade bu fitne çukurunda batağa saplanmadan uyanmalı ve bu oyunu görerek 2018'de iradesini tecelli ettirmelidir.
Bunun aksi her durumda kaybeden MHP olacaktır, kazan ise TÜRK düşmanları olacaktır....
“MHP’li kardeşlerim, böyle bir genel Başkan’dan rahatsız”
” ... Ne Bahçeli’nin ne de muavini Kılıçdaroğlu’nun onları sorgulayacak kalibresi yoktur. Tam tersine 63 kişide olan yürek ne Bahçeli’de ne de Kılıçdaroğlu’nda mevcut değildir”
“Bahçeli ve Kılıçdaroğlu koltuğunu koruyacak diye akan kana müsaade etmeyiz. Terör bittiğinde bu ülke huzura kavuştuğunda tarih bu iki genel başkanı kara bir leke olarak kaydedecek."
"Sen benim evladımla ilgili iktidar bağlantısını nasıl kurarsın, nasıl böyle bir hakareti, saygısızlığı yaparsın? Ama evladı olmayanların böyle bir saygısızlığı yapmasından daha başka bir şey de olmaz. Bunlar aile, evlat nedir bilmez"
"Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen sen alçaksın, adisin."
***
Okumuş olduğunuz bu sözler AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan' ait.
Bunun gibi daha niceleri var.
Bir sonraki paragrafta paylaşacağım sözleri ise, daha manidar ve daha anlamlı.
Bugün, Bir kısım SOL, Cemaat, Eski Merkez Sağcılar, Eski Ülkücüler (!), Doğan Medya, BBP'liler, DYP'liler, ANAP'lılar ve bir çok kesimce desteklenen Meral Akşener'in taraftarları orda burda yazıp duruyorlar.
Efendim neymiş AKP medyası Devlet Bahçeli'yi destekliyormuş.
Bu sözleri sarfeden Türkiye'nin gelmiş geçmiş en kindar lideri olan Recep Tayyip Erdoğan'ın tetikçi medya silahşörleri şimdi neden Devlet Bahçeli'yi destekler bir görünüm sergiliyorlar?
Çünkü AKP'nin toplum mühendisleri şunu çok iyi biliyorlar ki, "AKP'yi yenmek için HDP/PKK ile işbirliği yapar CHP'nin adayını seçtirirdim" deme gafletini gösteren Meral Akşener "HDP'yi flu görüyorum" diyerek net bir tavır ortaya koyan Bahçeli'den çok daha kolay bir lokma olacaktır.
***
Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'ın şu sözlerini dikkatlice okuyalım:
"... Ve tamamıyla bir müfteri edasıyla yaptığı konuşma. İftiralarla dolu bir konuşma. 16 – 17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilatı için bir tehlikedir. Bu denli bir tehlikedir."
Devlet Bahçeli'yi büyük bir tehlike olarak görüyor.
Sanki MHP'nin çok büyümesini istiyor, sanki MHP'nin tek başına iktidar olmasını istiyor gibi eleştiriyor Devlet Bahçeli'yi.
Ve tabii ki bazı sazanlar da bu zokayı yutuyorlardı zamanında.
Devlet Bahçeli'ye böylesine düşman olan,
Ülkücülere
"Fatiha bile bilmezler"
"Kan emici vampirler"
"Morg bekçileri"
"Kandan beslenen faşistler"
tarzında pek çok kin ve nefret dolu sözler sarfeden adam sanki bunları söylememiş de MHP'nin büyümesini istiyor gibi Bahçeli'yi MHP için tehlike olarak gördüğünü söylüyor.
***
Bu sözlerin büyüsüne kapılanlar oldu mu zamanında.
Elbette oldu!
2014'de bu cümledeki gizli mesaj 7 Haziran sonrasında zoka yutma ustaları tarafından "Bahçeli varsa MHP'ye oy vermem" noktasına kadar geldi.
Cumhuriyet tarihinin en usta algı yönetimi uygulayıcıları şine ustaca bir projeyi uygulamaya soktular.
Devlet Bahçeli'ye böylesine ağır kin ve nefret dolu sözler sarfeden bir lider tetikçilerine talimatı verdi ve AKP medyasındaki tetikçiler işbaşı yaptılar.
Amaç belli.
Ülkücüler arasında "Bakın görüyorsunuz AKP medyası Bahçeli'yi destekliyor biz size demiştik bu adam AKP'nin adamıdır!" düşüncesini yaymak ve Meral Akşener'e taraftar toplamak. Bütün mesele budur.
***
Bunu başaramadılar.
Bu zokayı yutacak olanlar, daha evvelki zokayı yutanlardı. Onlar da zaten taraflarını çoktan seçmişlerdi.
Asıl sorulması gereken sorular var tabii.
Mesela bazı solcular Meral Akşener'i neden destekliyor?
Doğan Medya gurubu Meral Akşener'i neden destekliyor?
Cemaat Meral Akşener'i neden destekliyor?
HDP/PKK destekçileri Meral Akşener'i neden destekliyor?
Bu soruları da cevaplandırmak lazım.
***
Aslında her iki tarafın da desteklediği ne Meral Akşener'dir ne de Devlet Bahçeli.
Onlar sadece ve sadece MHP içindeki fitne ve fesat ateşini destekliyorlar.
Bu iç çekişmelerde taraf olarak MHP'yi zayıflatmak onların en büyük amacıdır.
Bu sürecin sonunda bir ismin kazanması ya da kaybetmesi onlar için hiç bir önem arzetmemektedir.
Onların tek derdi bu sürecin sonuna gelindiğinde MHP'yi daha da zayıf bir hale getirebilmektir.
Onların alayı MHP düşmanıdır.
Daha da vahim olanı TÜRK düşmanıdır.
Ülkücü İrade bu fitne çukurunda batağa saplanmadan uyanmalı ve bu oyunu görerek 2018'de iradesini tecelli ettirmelidir.
Bunun aksi her durumda kaybeden MHP olacaktır, kazan ise TÜRK düşmanları olacaktır....
12 Nisan 2016 Salı
Halk, Türkeş'i de, Bahçeli'yi de, Ülkücüleri de sevmedi, sevemedi!!!
Evet doğru okudunuz.
Millet Bahçeli'yi sevmiyor!
Bir seçim sonrasıydı.
Beşiktaş'tan Arnavutköy'e gitmek üzere bir taksiye binmiştim.
Taksici - müşteri muhabbetleri malumunuz.
Seçim ertesi olduğu için gündem seçim sonuçları oldu.
Adam "Tayyip'i hiç sevmem ama oyumu ona verdim" dedi.
Ben de "Sevmediğin adama neden oy veriyorsun?" diye sordum doğal olarak.
Taksici; "Adam işini biliyor!" dedi.
"Kılıçdaroğlu komedyen gibi, HDP'lilere zaten oy vermem" diye sözlerini sürdürdü. Bu arada "Neden MHP'ye vermiyorsunuz o zaman" diye sordum.
Aldığım cevap milletin Bahçeli'yi sevmediğinin açık bir göstergesiydi:
"Abi Bahçeli çok dürüst adam, devleti yönetemez!"
***
Millet, Bahçeli'yi sevmiyor.
Sevselerdi MHP'ye oy verirlerdi.
Millet, Başbuğ Alparslan Türkeş'i de hiç sevemedi.
Sevselerdi MHP, Başbuğ döneminde yüzde 50 oy alarak tek başına iktidar olurdu.
Sevmedikleri için Başbuğ yönetimindeki MHP'ye yüzde 5 oyu bile çok gördüler.
"Halk, Bahçeli'yi sevmiyor" mantığıyla gittiğimizde "Millet, Başbuğ'u sevmiyor", "Millet, Milliyetçileri sevmiyor" sonuçları da kaçınılmaz oluyor.
Evet doğru millet bizi sevemedi.
Millet bu hareket kurulduğu günden bu yana Ülkücüleri sevemedi.
***
Millet neyi sevdi!?
Din sömürüsünü sevdi mesela milletimiz.
Türkçe ezan dayatmasının sonucunda bunu bir siyasi sömürü haline getiren Demokrat Parti (DP) ve Adnan Menderes tek başına iktidar oldu.
Başörtüsü dayatması sonucunda bunu sömürü aracı olarak kullanan "dinci" ve "özgürlükçü" Turgut Özal'lı Anavatan Partisi (ANAP) ile Recep Tayyip Erdoğan'lı AKP tek başına iktidar oldu.
Bu üç parti ve liderleri halk tarafından çok sevildiler.
Tüm söylem ve eylemleri din üzerine kuruluydu.
Her birisi yüzde 50 civarında oy alarak tek başlarına iktidar oldular.
***
70'li yılları yaşayanlar, okuyanlar bilirler.
Türk - İslam Ülküsü'nün korkusuz neferleri Bozkurtlar, lider Alparslan Türkeş'e kayıtsız şartsız biat ederek büyük bir mücadele yürüttüler.
Şehitler verdik binlerce.
Gaziler verdik binlerce...
Anayurdumuzda soydaşlarımızı esir tutan Kızıl Komünist Sovyetler Birliği'nin bayrağını ülkemizde dalgalandırmak isteyenlere karşı amansız bir mücadele verdik.
Üniversite kapılarına "Muhammed'in piçleri giremez" yazılarını yazanların celladı olduk.
Davamız Allah davası dedik, can aldık, can verdik...
Ama hiç bir zaman bunu siyaset malzemesi yaparak milletten oy devşirme telaşına düşmedik.
Çünkü bizim davamız Allah davası idi.
Bizim davamız İslam'ın en büyük hizmetkarı TÜRK MİLLETİ'nin Anadolu'da varolma davasıydı...
Yine de bu millet din tüccarı siyasetçileri sevdiği kadar bizi sevemedi ve oy vermedi!
***
Ne Adnan Menderes, ne de Turgut Özal...
Hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan kadar sevilmedi.
Çünkü o hepsinden daha fazla dini söylemle çıktı milletin karşısına.
Ve hiç bir dönemde;
Fuhuş, faiz, fakirlik, terör, yolsuzluk, hırsızlık, millet arasında kutuplaşma, din istismarı, çocuk tecavüzleri, kadına şiddet ve tecavüz, boşanmalar gibi olumsuz durumlarda RTE dönemindeki kadar zirve yapmadı!
Ama yine de millet Onu ve AKP'yi çok sevdi!
Yolsuzlukların bakanlar düzeyinde olduğu zamanda bile,
Bölücü teröristlerle kolkola olduğu zamanda bile,
Bebek katillerinin askerimizi, polisimizi her gün şehit ettiği dönemde bile millet AKP'yi ve RTE'yi çok sevdi...
***
Bugün;
MHP içinde bir kesim muhalif "Yeter kardeşim artık! görüyorsunuz işte MİLLET BAHÇELİ'Yİ SEVMİYOR!" diye sokaklarda feryadı figan Bahçeli karşıtı propaganda yapıyor.
Onlara soruyorium:
Bu millet Bahçeli'yi neden sevemedi?
Bu millet Başbuğ'u neden sevemedi?
Bu millet MHP'yi neden sevemedi?
Bu millet Ülkücüleri neden sevemedi?
Başbuğ kendini sevdirmek için Turgut Özal gibi din sömürüsü mü yapsaydı?
Bahçeli kendisini millete sevdirmek için Ülkücülük gömleğini çıkarıp din tüccarlığı mı yapsaydı?
Ülkücüler MHP'yi sevdirebilmek için Hilal Bıyıklar yerine badem bıyıklar mı bıraksaydı?
Başbug'u sevmeyip MHP'ye oy vermeyen,
Ülkücüleri sevmeyip MHP'ye oy vermeyen,
Bahçeli'yi sevmeyip MHP'ye oy vermeyen,
Aziz Türk Milleti,
Ülkücü geçmişi olmayan,
Sağlığında Başbuğumuz Alparslan Türkeş'e karşı siyasi mücadele veren sayın Meral Akşener'de ne bulacakta Onu sevecek?
Türkeş'te olmayan, Bahçeli'de olmayan, Ülkücüler'de olmayan ne var Akşener'de?
Millet Bahçeli'yi sevmiyor!
Bir seçim sonrasıydı.
Beşiktaş'tan Arnavutköy'e gitmek üzere bir taksiye binmiştim.
Taksici - müşteri muhabbetleri malumunuz.
Seçim ertesi olduğu için gündem seçim sonuçları oldu.
Adam "Tayyip'i hiç sevmem ama oyumu ona verdim" dedi.
Ben de "Sevmediğin adama neden oy veriyorsun?" diye sordum doğal olarak.
Taksici; "Adam işini biliyor!" dedi.
"Kılıçdaroğlu komedyen gibi, HDP'lilere zaten oy vermem" diye sözlerini sürdürdü. Bu arada "Neden MHP'ye vermiyorsunuz o zaman" diye sordum.
Aldığım cevap milletin Bahçeli'yi sevmediğinin açık bir göstergesiydi:
"Abi Bahçeli çok dürüst adam, devleti yönetemez!"
***
Millet, Bahçeli'yi sevmiyor.
Sevselerdi MHP'ye oy verirlerdi.
Millet, Başbuğ Alparslan Türkeş'i de hiç sevemedi.
Sevselerdi MHP, Başbuğ döneminde yüzde 50 oy alarak tek başına iktidar olurdu.
Sevmedikleri için Başbuğ yönetimindeki MHP'ye yüzde 5 oyu bile çok gördüler.
"Halk, Bahçeli'yi sevmiyor" mantığıyla gittiğimizde "Millet, Başbuğ'u sevmiyor", "Millet, Milliyetçileri sevmiyor" sonuçları da kaçınılmaz oluyor.
Evet doğru millet bizi sevemedi.
Millet bu hareket kurulduğu günden bu yana Ülkücüleri sevemedi.
***
Millet neyi sevdi!?
Din sömürüsünü sevdi mesela milletimiz.
Türkçe ezan dayatmasının sonucunda bunu bir siyasi sömürü haline getiren Demokrat Parti (DP) ve Adnan Menderes tek başına iktidar oldu.
Başörtüsü dayatması sonucunda bunu sömürü aracı olarak kullanan "dinci" ve "özgürlükçü" Turgut Özal'lı Anavatan Partisi (ANAP) ile Recep Tayyip Erdoğan'lı AKP tek başına iktidar oldu.
Bu üç parti ve liderleri halk tarafından çok sevildiler.
Tüm söylem ve eylemleri din üzerine kuruluydu.
Her birisi yüzde 50 civarında oy alarak tek başlarına iktidar oldular.
***
70'li yılları yaşayanlar, okuyanlar bilirler.
Türk - İslam Ülküsü'nün korkusuz neferleri Bozkurtlar, lider Alparslan Türkeş'e kayıtsız şartsız biat ederek büyük bir mücadele yürüttüler.
Şehitler verdik binlerce.
Gaziler verdik binlerce...
Anayurdumuzda soydaşlarımızı esir tutan Kızıl Komünist Sovyetler Birliği'nin bayrağını ülkemizde dalgalandırmak isteyenlere karşı amansız bir mücadele verdik.
Üniversite kapılarına "Muhammed'in piçleri giremez" yazılarını yazanların celladı olduk.
Davamız Allah davası dedik, can aldık, can verdik...
Ama hiç bir zaman bunu siyaset malzemesi yaparak milletten oy devşirme telaşına düşmedik.
Çünkü bizim davamız Allah davası idi.
Bizim davamız İslam'ın en büyük hizmetkarı TÜRK MİLLETİ'nin Anadolu'da varolma davasıydı...
Yine de bu millet din tüccarı siyasetçileri sevdiği kadar bizi sevemedi ve oy vermedi!
***
Ne Adnan Menderes, ne de Turgut Özal...
Hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan kadar sevilmedi.
Çünkü o hepsinden daha fazla dini söylemle çıktı milletin karşısına.
Ve hiç bir dönemde;
Fuhuş, faiz, fakirlik, terör, yolsuzluk, hırsızlık, millet arasında kutuplaşma, din istismarı, çocuk tecavüzleri, kadına şiddet ve tecavüz, boşanmalar gibi olumsuz durumlarda RTE dönemindeki kadar zirve yapmadı!
Ama yine de millet Onu ve AKP'yi çok sevdi!
Yolsuzlukların bakanlar düzeyinde olduğu zamanda bile,
Bölücü teröristlerle kolkola olduğu zamanda bile,
Bebek katillerinin askerimizi, polisimizi her gün şehit ettiği dönemde bile millet AKP'yi ve RTE'yi çok sevdi...
***
Bugün;
MHP içinde bir kesim muhalif "Yeter kardeşim artık! görüyorsunuz işte MİLLET BAHÇELİ'Yİ SEVMİYOR!" diye sokaklarda feryadı figan Bahçeli karşıtı propaganda yapıyor.
Onlara soruyorium:
Bu millet Bahçeli'yi neden sevemedi?
Bu millet Başbuğ'u neden sevemedi?
Bu millet MHP'yi neden sevemedi?
Bu millet Ülkücüleri neden sevemedi?
Başbuğ kendini sevdirmek için Turgut Özal gibi din sömürüsü mü yapsaydı?
Bahçeli kendisini millete sevdirmek için Ülkücülük gömleğini çıkarıp din tüccarlığı mı yapsaydı?
Ülkücüler MHP'yi sevdirebilmek için Hilal Bıyıklar yerine badem bıyıklar mı bıraksaydı?
Başbug'u sevmeyip MHP'ye oy vermeyen,
Ülkücüleri sevmeyip MHP'ye oy vermeyen,
Bahçeli'yi sevmeyip MHP'ye oy vermeyen,
Aziz Türk Milleti,
Ülkücü geçmişi olmayan,
Sağlığında Başbuğumuz Alparslan Türkeş'e karşı siyasi mücadele veren sayın Meral Akşener'de ne bulacakta Onu sevecek?
Türkeş'te olmayan, Bahçeli'de olmayan, Ülkücüler'de olmayan ne var Akşener'de?
8 Eylül 2015 Salı
400 vekil meselesi...
Her şey 7 Haziran seçimleri öncesinde başladı.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı bir siyasi parti lehine mitingler düzenledi.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan parti adı vermeden yaptığı konuşmalarda sürekli "Bir parti" yi işaret ediyor ama isim vermiyordu.
"Şu parti bu parti demiyorum bakınız bir parti diyorum" diyordu ve bu salak (!) millet de onun hangi partiyi kastettiğini bilmiyordu.
***
7 Haziran seçimleri öncesinde Recep Tayyip Erdoğan mitinglerinde 400 milletvekili gündeme geldi.
Konuşmalarında sürekli olarak "Sizden 400 vekil istiyorum" diyordu önceleri...
Sonraları "Bakın şu parti bu parti demiyorum, sadece 400 milletvekili verin" diyorum söylemi gelişti.
Yani bu sözden akıllı bir insanın anlayacağı şudur; "Türkiye Komünist Partisi de olsa 400 vekil verin"
Bizim gibi aklı yetersiz olanlar ise; "AKP'ye 400 vekil verin" anlamını çıkarıyordu!..
Zaman ilerledikçe bu 400 vekil söylemi gelişme kaydetti!..
Son olarak Recep Tayyip Erdoğan "400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün!" söylemini gerçekleştirdi...
***
Yani ne demek istedi!?
400 vekil vermezseniz huzur olmayacak mı demek istedi!?
Bir türlü açık açık konuşmuyor.
Tek söylediği "400 Vekil"
400 vekil olmazsa huzur da olmaz!
Bunu ülkenin Cumhurbaşkanı söylüyordu!
Kehanette bulunuyor!
400 vekil olmazsa huzur olmaz, olmayacak demeye getiriyor!
Ya da biz yanlış anlıyoruz.
Recep Tayyip Erdoğan "400 vekil verin huzur içinde çözülsün her şey" diyor!
***
Seçimler yapıldı.
400 vekil hayal oldu!
AKP tek başına iktidar imkanını da yitirdi!
Lakin ne hikmetse Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gerçek oldu.
Huzur kalmadı ülkede...
Pkk denilen bebek katili terör örgütü acımasızca saldırmaya, kahpe pusular kurmaya hız verdi.
Dolar tarihin en üst seviyelerine çıktı.
400 vekil hayal oldu, huzursuzluk ve kaos hakim oldu memlekete...
***
Yaşanan terör saldırıları sonucunda 100'e yakın şehit verdik kısa sürede.
Recep Tayyip Erdoğan yine sahnelere çıktı 400 vekil ile.
"Bir parti 400 vekil alabilmiş olsaydı, bunlar yaşanmazdı!"
Bu sözlerden bizim anladığımız bu terör olayları 400 vekil bir partiye verilmediği için meydana geliyor.
Bu parti hangi parti.
Doğal olarak biz AKP olduğunu anlıyoruz.
Ama biz salağız yanlış anlıyoruz.
Aslında Recep Tayyip Erdoğan her hangi bir partiyi kastediyor mesela Liberal Demokrat Parti de olabilirmiş!!!
***
Hepsine eyvallah diyelim.
Benim ve eminim bütün ülke halkının anlayamadığı bir konu var.
Bu 400 millet vekili olsaydı ne olacaktı?
İktidar olduğu 13 yılda bu ülkenin Genel Kurmay Başkanı'nı bile kodese tıkacak kadar büyük bir güce sahip olan AKP ne yapmak istedi yapamadı ve 400 vekile ihtiyaç duydu.
Ya da Büyük Birlik Partisi alsaydı bu 400 vekili ne olacaktı?
Ne olacaktı da bu terör eylemleri olmayacaktı?
Bu terör eylemleri 400 vekil verilmediği için yapılıyorsa bu eylemleri yapan PKK'nın bu 400 vekilden menfaati ne olacaktı?
***
Öyle ya!
Pkk bu eylemleri 400 vekil herhangi bir partiye verilmedi diye yapılıyorsa, bu soruyu sormak hakkımız değil mi!?
Bir parti 400 milletvekili alınca Pkk eylem yapmayacak mıydı?
Eğer öyle ise, Pkk terör örgütünün bu 400 vekilden beklentisi neydi!?
Şu parti için istedi, bu parti için istedi.
Tamam biz salağız AKP için istedi zannettik ama Cumhurbaşkanı farklı şeyler kastetmiş.
Orasını anladık!
Anlayamadığımız, bu 400 vekil 1 parti tarafından alınınca ne olacaktı da PKK terör örgütü bu eylemleri yapmayacaktı!?
Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı bir siyasi parti lehine mitingler düzenledi.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan parti adı vermeden yaptığı konuşmalarda sürekli "Bir parti" yi işaret ediyor ama isim vermiyordu.
"Şu parti bu parti demiyorum bakınız bir parti diyorum" diyordu ve bu salak (!) millet de onun hangi partiyi kastettiğini bilmiyordu.
***
7 Haziran seçimleri öncesinde Recep Tayyip Erdoğan mitinglerinde 400 milletvekili gündeme geldi.
Konuşmalarında sürekli olarak "Sizden 400 vekil istiyorum" diyordu önceleri...
Sonraları "Bakın şu parti bu parti demiyorum, sadece 400 milletvekili verin" diyorum söylemi gelişti.
Yani bu sözden akıllı bir insanın anlayacağı şudur; "Türkiye Komünist Partisi de olsa 400 vekil verin"
Bizim gibi aklı yetersiz olanlar ise; "AKP'ye 400 vekil verin" anlamını çıkarıyordu!..
Zaman ilerledikçe bu 400 vekil söylemi gelişme kaydetti!..
Son olarak Recep Tayyip Erdoğan "400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün!" söylemini gerçekleştirdi...
***
Yani ne demek istedi!?
400 vekil vermezseniz huzur olmayacak mı demek istedi!?
Bir türlü açık açık konuşmuyor.
Tek söylediği "400 Vekil"
400 vekil olmazsa huzur da olmaz!
Bunu ülkenin Cumhurbaşkanı söylüyordu!
Kehanette bulunuyor!
400 vekil olmazsa huzur olmaz, olmayacak demeye getiriyor!
Ya da biz yanlış anlıyoruz.
Recep Tayyip Erdoğan "400 vekil verin huzur içinde çözülsün her şey" diyor!
***
Seçimler yapıldı.
400 vekil hayal oldu!
AKP tek başına iktidar imkanını da yitirdi!
Lakin ne hikmetse Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gerçek oldu.
Huzur kalmadı ülkede...
Pkk denilen bebek katili terör örgütü acımasızca saldırmaya, kahpe pusular kurmaya hız verdi.
Dolar tarihin en üst seviyelerine çıktı.
400 vekil hayal oldu, huzursuzluk ve kaos hakim oldu memlekete...
***
Yaşanan terör saldırıları sonucunda 100'e yakın şehit verdik kısa sürede.
Recep Tayyip Erdoğan yine sahnelere çıktı 400 vekil ile.
"Bir parti 400 vekil alabilmiş olsaydı, bunlar yaşanmazdı!"
Bu sözlerden bizim anladığımız bu terör olayları 400 vekil bir partiye verilmediği için meydana geliyor.
Bu parti hangi parti.
Doğal olarak biz AKP olduğunu anlıyoruz.
Ama biz salağız yanlış anlıyoruz.
Aslında Recep Tayyip Erdoğan her hangi bir partiyi kastediyor mesela Liberal Demokrat Parti de olabilirmiş!!!
***
Hepsine eyvallah diyelim.
Benim ve eminim bütün ülke halkının anlayamadığı bir konu var.
Bu 400 millet vekili olsaydı ne olacaktı?
İktidar olduğu 13 yılda bu ülkenin Genel Kurmay Başkanı'nı bile kodese tıkacak kadar büyük bir güce sahip olan AKP ne yapmak istedi yapamadı ve 400 vekile ihtiyaç duydu.
Ya da Büyük Birlik Partisi alsaydı bu 400 vekili ne olacaktı?
Ne olacaktı da bu terör eylemleri olmayacaktı?
Bu terör eylemleri 400 vekil verilmediği için yapılıyorsa bu eylemleri yapan PKK'nın bu 400 vekilden menfaati ne olacaktı?
***
Öyle ya!
Pkk bu eylemleri 400 vekil herhangi bir partiye verilmedi diye yapılıyorsa, bu soruyu sormak hakkımız değil mi!?
Bir parti 400 milletvekili alınca Pkk eylem yapmayacak mıydı?
Eğer öyle ise, Pkk terör örgütünün bu 400 vekilden beklentisi neydi!?
Şu parti için istedi, bu parti için istedi.
Tamam biz salağız AKP için istedi zannettik ama Cumhurbaşkanı farklı şeyler kastetmiş.
Orasını anladık!
Anlayamadığımız, bu 400 vekil 1 parti tarafından alınınca ne olacaktı da PKK terör örgütü bu eylemleri yapmayacaktı!?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


