6 Mart 2018 Salı

Çantacılar kimmiş!?

Yıllar önceydi...
Bugün MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye muhalif olanlar o vakitlerde muhaliftiler...
Ancak bu öyle bir muhalefet öyküsüdür ki akıllara ziyan bir hal...
Devlet Bahçeli'ye muhalefet ederek, partiden ayrılanların yıllar önce muhalif olma sebepleri Meral Akşener idi.
Devlet Bahçeli onlara göre bir Ülkücü düşmanı (!) idi.
Onca Ülkü devi dururken DYP ve ANAP saflarında siyaset yapan Meral Akşener ve birkaç kişiyi daha MHP'ye alarak milletvekili yapmıştı.
Yani onlara göre,
Yani ani şu bugün Meral Akşener'in Ülkü devi (!) olduğunu ispat etmek için Başbuğ Türkeş'e bile iftira atmaktan kaçınmayanlara göre o zamanlar Meral Akşener hanımefendi Ülkücü değildi!
Bu Ülkücü olmayanlar sınıfına Celal Adan ve Murat Başesgioğlu gibi isimler de dahildi tabiiki...
***
DYP ve ANAP kökenli siyasetçilerin MHP'ye gelmesiyle birlikte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir kısım partili tarafından Ülkücü düşmanı ilan edilmişti.
Bu siyasetçilerin milletvekili listelerinden garanti sıraya konulmaları bazı kişileri çok rahatsız etmiş ve büyük bir isyan hareketinin daha temeli atılmıştı.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi hedef alan ve "Ülkücü düşmanı" yaftasını takacak kadar hadsizleşen bu güruhun rahatsızlığı DYP ve ANAP kökenli milletvekilleri mi, yoksa kendilerinin milletvekili seçilemeyişleri midir, bunu anlamak çok da zor değil tabiiki...
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun Başbuğ Alparslan Türkeş'e karşı başlattığı ihanet hareketinin bir benzerini başlatanların sözcüsü de YENİÇAĞ gazetesi idi.
Yeniçağ gazetesi ve yazarları sürekli bu konu üzerinden Devlet Bahçeli'ye saldırıyor, Devlet Bahçeli'nin genel başkanlığı bırakması gerektiğini vurguluyorlardı.
O dönemlerde bu gazetede çıkan haber ve yorumlarda DYP ve ANAP kökenli milletvekilleri "Çöp ve Hurda" olarak tanımlanıyor, Devlet Bahçeli de bunları partiye aldığı için "Çöpçü ve Hurdacı" olarak ifade ediliyordu.
***
MHP'nin üst kademesinde başlayan bu ihanet hareketi kısa zamanda tabana da yayıldı.
Teşkilat içinde "Ülkücü-Ülkücü olmayan" ayrımı çok hızlı bir şekilde yayıldı ve taraftar topladı.
İlçe yöneticileri...
Mahalle teşkilatları...
Parti üyeleri...
Ve sadece oy vermekle yetinen partililer...
Hepsi bu "Ülkücü olan - Ülkücü olmayan" tartışmasının içindeydi...
Bin yıllık kutlu bir davanın son emanetçileri olarak omuz omuza bu kutlu davaya hizmet etmesi gerekenler bir siyasi çıkar uğruna davalarına ihanet edenlerin oyununa gelmişti.
***
O dönemlerde bir "Çantacılık" furyası vardı.
Nedir bu çantacılık!?
Efendim bir ilçe başkanı, ya da bir ilçe yöneticisi bu ihanet hareketinin merkezinde bulunan DYP ve ANAP kökenli bir milletvekilinin çantasını ya da bir başka eşyasını araçtan inerken bir saygı gereği eline alırsa, ilçe teşkilatına girene kadar elinde taşırsa hemen bomba patlatılırdı "Filanca ilçe başkanı Celal'in çantacısı olmuş", "Filanca ilçe yöneticisi Meral'in çantacısı olmuş" tarzında algı cümleleri çok hızlı bir şekilde teşkilat mensupları arasında yayılır ve bu ilçe başkanı ya da ilçe yöneticisi itibarsızlaştırılmaya çalışılırdı...
Çantacılık meselesi buydu.
Bu çantacılık deyiminin mucidi MHP içindeki kronik Devlet Bahçeli düşmanlarıdır.
***
Hani atalar sözü vardır bilirsiniz hepiniz...
"Allah'ın parmağı yok ki gözüne soksun!"
Evet Allah'ın parmağı yok ama parmaktan daha acı dersler verir Allah!
Zalimlerin, müfterilerin, hainlerin, fitnebazların yaşattıklarının aynısını onlara yaşatır ulu Allah!
Sosyal medyada dolaşan fotoğraf hepimizin malumudur!
Birileri birilerinin çantasını taşıyor.
Kronik Devlet Bahçeli düşmanları, bir zamanlar Ülkücü değil dedikleri hanımefendinin çantasını taşıyorlar.
Bir zamanlar çantacı dedikleri insanlar bugün halen LİDER-TEŞKİLAT-DOKTRİN ilkesinin emrinde "Lidere sadakat, Davaya sadakattir" diyerek, Başbuğ Alparslan Türkeş'in "Ülkücülük MHP'de olur" emrine tabi oluyorlar.
Kendilerini Ülkü devi sananlar ise, çöp, hurda, ülkücü değil dedikleri kişilerin çantasını taşıyorlar...
Ülkücülerin sosyal medyadaki güçlü sesi #oyunubozacağız sayfası tam da bu noktada bombayı patlatmış:ÜLKÜCÜLÜĞÜ 
TAŞIYAMAYANLAR
ÇANTA
TAŞIRLAR
Bu sözden öteye de söylenecek sözümüz yoktur...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder