"Tayyip gitsin de ne olursa olsun!"
Evet sonlarda Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı bu noktaya geldi.
Bu noktaya gelinmesinde AKP ve Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın payı elbette oldukça önemli ölçüdedir.
Ancak bir önemli pay da Recep Tayyip Erdoğan karşısında siyasi başarı gösteremeyen siyasetçiler ve siyasi partilere aittir.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir.
Türk milleti demokrasiyi özümsemiş bir millettir.
Ve Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Türk Milleti için en tehlikeli durum "Tayyip gitsin de nasıl giderse gitsin, ne olursa olsun" düşüncesinin bu toplumda derinlemesine bir ağırlık kazanmasıdır.
***
Bu düşünce tarzının toplum içinde oldukça güçlendiği kanısına varan Türkiye düşmanları 15 Temmuz günü ülkemizi bir iç savaşın eşiğine getirmiş, ancak bu aziz millet, sağcısıyla AKP ve R. Tayyip Erdoğan'ı seveniyle sevmeyeniyle tamamı bizim bir bedevi devleti ve bedevi milleti olmadığımızı bu düşmanlara açık bir şekilde göstermiştir.
Dikkat edersek, Türkiye'deki 15 Temmuz iç savaş denemesi öncesinde Arap dünyasında bunun çok başarılı provaları yapıldı.
"Saddam gitsin de ne olursa olsun" diyerek Saddam Hüseyin'e karşı ayaklanan Arapların bugünkü durumu ortada.
Ülke bir iç savaşın içinde.
Irak bölünme noktasına geldi.
Saddam döneminde refah düzeyi oldukça yüksek olan Irak halkı bugün açlıkla mücadele ediyor.
Hemen yanı başındaki Suriye'de de aynı oyun oynandı.
"Esad gitsin de ne olursa olsun" zihniyetiyle ayaklanan Suriye halkı şimdi ülkelerinden kaçmak için ölümü bile göze alabiliyorlar.
Bir başka örnek de Libya!
Libya'da Kaddafi döneminde dünyanın en müreffeh ülkelerinden birinde yaşamanın keyfini süren Libyalılar, "Kaddafi gitsin de nasıl giderse gitsin, ne olursa olsun" zihniyetiyle isyan çıkardılar. Kaddafi'yi öldürüp sokaklarda ölüsünü gezdirdiler.
Şimdi durum nedir Libya'da!?
Açlık, sefalet ve çetelerin iç savaşı!!!
***
Müslüman ülkelerde çıkardıkları iç savaşlar ile bir karmaşa ortamı yaratıp, bu ülkelerin tüm yer altı ve yer üstü zenginliklerini zapteden emperyalist güçler aynı oyunu ülkemizde de oynamaya kalkıştılar.
10 yıllık AKP iktidarı döneminde yürütülen politikalarla milletimizin, ayrıştığını, düşmanlaştığını ve en önemlisi Araplaştığını zanneden bu emperyal güçler 15 Temmuz'da harekete geçtiler ve ülkeyi iç savaşa sokmak için sözde bir darbe girişiminde bulundular.
Evet 15 Temmuz olayı bir darbe girişimi değil, ülkemizi iç savaş ortamına sokma girişimi idi!
Olmadı başaramadılar!
Çünkü bu ülkede yaşayanların sadece Müslüman olmadığını aynı zamanda TÜRK milleti olduğunu unuttular!
Lazıyla, Kürdüyle, Acemiyle, Çerkeziyle, Rumuyla, Ermenisiyle, Türkmeniyle, Alevisiyle, Sünnisiyle Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün cumhuriyeti kurarken söylediği "Ne mutlu TÜRKÜM diyene!" sözünün altında birleştiğini bilemediler!
15 Temmuz günü bir millet emperyalistlere bir kere daha Türk'ün tokatını vurdu!
***
15 Temmuz'da çok şey değişti.
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu değişim ise en önemlisidir.
Yıllardır birlikte hareket ederek ülkeyi bir uçurumun eşiğine getirdikleri yol arkadaşları bölücü ve dinci kesimin aslında bir vatan haini ve millet düşmanı olduklarını anladılar.
Bu iç savaş girişiminin karşısında dimdik duran MHP, Ülkü Ocakları ve Türk Milleti'nin lideri Devlet BAHÇELİ'nin de nasıl büyük bir devlet adamı olduğunu anladılar.
CHP Lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılımıyla gerçekleştirilen Yenikapı mitingi Türk Milleti'nin emperyalist güçlere vurduğu bir şamar olmuştur.
"Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun" düşüncesinin Arap toplumlarında olduğu kadar kolayca Türk Milleti'nin içine yerleşemeyeceğini gösterdik.
***
İşte bu noktadan sonra bir Devlet BAHÇELİ gerçeği ortaya çıkmıştır.
Devlet BAHÇELİ o dönemde yaptığı siyasi konuşmalarında bir "Türkiye gerçeği" vurgusu yapıyordu.
"Türkiye gerçeklerini gözardı etmeden siyaset yapmaktan" bahsediyordu.
Neydi bu Türkiye gerçeği!?
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan sandıktan tek başına iktidar olarak çıkmıştır.
Bir diğer gerçek ise, bu iktidar olasılığının karşısında duracak olan kesimin içinde hemen seçimler sonrasında "Pkk bizim arka bahçemizdir" diyerek bölücülüğünü tescilleyen HDP vardır. Ve MHP'nin bu bloğun içinde olması söz konusu dahi edilemez!
Bu "Türkiye gerçekleri"ni göz ardı etmeden, "Anadolu'da Türk varlığının bekası için" yürünecek tek demokratik yol AKP ve Recep Tayyip Erdoğan ile bu ülkenin Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir şekilde ülkemizin yönetimine katkıda bulunmaktır.
MHP ve Devlet BAHÇELİ de bunu yapmıştır ve bugün ne kadar başarılı olduğunu da bütün milletimiz görmektedir.
***
Bu ortamda CHP ne yapmıştır!?
Atatürk'ün kurduğu ülkenin, Atatürk'ün kurduğu partisini yönetenler ne yapmıştır!?
Kurtuluş Savaşı sırasında çeşitli isyanlarla Atatürk'e karşı savaşan Kürt Teali Cemiyeti'nin bugünkü uzantısı olan Pkk'yı arka bahçesi olarak görenlerle birlikte olmuştur.
Terörist cenazelerine sahip çıkmıştır.
Türk milletini CHP'ye oy vermeye ikna edecek tek bir politika geliştirememiş ve bunun acısını da CHP'ye oy vermeyenleri koyun sürü olmakla itham ederek çıkarmıştır.
CHP'nin iktidar olmasının tek yolu AKP'ye oy atanların CHP'ye oy atmaya ikna edilmesidir ve CHP'liler bunu "AKP'ye oy atanlar koyun sürüsüdür" diyerek başaracaklarını zannedecek kadar politik yetersizdirler şu anda.
CHP siyasi yetersizliğini kendi seçmeni üzerinde "Tayyip gitsin de ne olursa olsun" noktasına da getirmektedir.
***
CHP'den yana umudumu yitirmedim ben henüz.
Tanıdığım bir çok genç arkadaşım var.
Atatürk'ü anlamış, Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını yaşam tarzı olarak seçmiş CHP gençliği halkı ikna edecek bir politik gelişimi mutlaka gösterecektir ve Atatürk'ün kurduğu CHP yeniden "Atatürk'ün kurduğu parti" olma noktasına gelecektir.
MHP'de de benzer durum vardır.
İç çekişmelerden arınmış bir MHP, bu ülkede AKP'nin tek alternatifi olacaktır.
MHP'nin CHP'ye oranla en büyük şansı Devlet BAHÇELİ gibi bir liderinin olmasıdır.
Devlet BAHÇELİ, popülist bir siyasetçi değil ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu bir devlet adamıdır.
Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş gibi liderlerden sonra ülkemiz genelde popülist siyasetçilerin yönetiminde kalmıştır.
"Devlet'in ve Millet'in bekası" bir yana bırakılmış, partinin ve partililerin varlığı ön plana çıkmıştır yeni lider profiliyle birlikte.
Devlet BAHÇELİ, yeniden devlet adamı profilinde bir lider olarak milletimizin teveccühünü kazanmış önemli bir şahsiyettir ve ülkemizin son yıllardaki en büyük kazancıdır.
ÖNEMLİ NOT:
Yorumların hakaret ve küfür içermeden yapılmasını rica ediyorum.
Aksi durumdaki tüm yorumlar silinmektedir.
Eğer düşünceye düşünce ile karşılık verirseniz memnuniyetle yayınlarım.
Demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Kasım 2017 Cumartesi
28 Ağustos 2017 Pazartesi
Siyasetin daniskası sokakta: "Adam Devlet diyor daha ne desin!?"
Efendim iyi bir siyasetçi mutlaka ayda bir kere tebdil-i kıyafet ederek, sokaklara çıkmalı, bir çay ocağına, bir mahalle kahvesine oturup bir kaç bardak çay içerek etrafında konuşulanları dinlemeli.
Öyle "Millet bize oy veriyor o halde biz doğru yapıyoruz" düz mantığıyla ülke yönetilmez.
Milletin ne şartlar altında oy verdiği belli.
Gelin bir de milleti sessiz sedasız bir kenarda oturarak dinleyin.
Neler konuşuluyor neler!
***
Ben siyasetçi değilim ama severim milleti dinlemeyi.
Sessizce bir kenara oturup etrafta konuşulanlara kulak kesilirim.
Öyle siyaset bilimciler var ki, şu mahalle kahvelerinde değme siyasetçiye taş çıkartır.
Bugün yolum Beyoğlu'nda Kamer Hatun Mahallesi'ne düştü.
Bir ara sokakta yürürken, sokağın ilerisinden okey taşlarının sesini duydum.
Okey tutkunlarına seranat yapar gibiydi.
Hoş ben pek anlamam bu okey oyunundan.
Yedi sene kahvecilik yaptım ama şu okey taşlarının hangi mantıkla dağıtıldığını halen çözemedim.
***
Okey taşlarından ziyade burnuma buram buram tüten çay kokusu çekti beni mahalle kahvesine doğru.
Belki çay taze demlenmiş ve yeni servis edilmiş.
Adımlarımı biraz hızlandırarak kahvenin önüne geldim.
Kahvehanenin ön camları olduğu gibi açık.
Hava oldukça sıcak olduğu için bazı abiler atletle oturuyor okey masasında.
Fosur fosur sigara içiliyor bir yandan da.
Kırık dökük bir kaç sandalye de dışarıya konulmuş.
Oturunca düşmeyecek vaziyette olanlardan birini seçtim ve oturdum.
Altı masası olan kahvede öğle saatlerinde 3 masanın dolu olması şaşırtıyor bizi.
Sonradan aklıma geldi kurban bayramı tatilinin 10 güne uzatıldığı.
Muhtemelen ondandır dedim kendi kendime.
***
Neyse çayımızı söyledik, cıgaramızı yaktık.
Okey taşlarının karıştırma sesi kesildi.
Artık masadakilerin muhabbetlerini daha iyi duyabiliyordum.
- Kamil abi hayırdır Kılıçdaroğlu'na mı özendin atletle okeye oturdun
- Ben ne özenicem lan, o bize özenmiş bir hep atletleyiz.
- Adı üstünde oğlum adama "Atlet Kamil" diyor bütün maaalle....
Masadan gülüşmeler yükseldi.
Atlet Kamil abi 65 yaşlarında, iyi bir göbek sahibi, siyah kalın çerçeveli gözlükleriyle tipik bir atlet Kamil...
- Kılıçdaroğlu'nu boşverin de arkadaş bu Devlet bey hakkaten devlet gibi adammış bunca zaman kıymetini bilemedik.
- Muzaffer abi bırak Allah aşkına sen de şu adamı, takıldı AKP'nin peşine tam koltuk değneği oldu.
Karşı masadan bir genç de onu destekledi
- Öyle valla abi AKP'yi kurtaran adam Devlet Bahçeli. Başka bir işe yaradığı yok!
***
Kılıçdaroğlu'nun atletiyle başlayan siyasi muhabbet Devlet Bahçeli de kilitlenmişti.
Atlet Kamil sessiz kaldı bir süre.
Kahveci söze karıştı.
- Valla onu bunu bilmem, ben oldum olası Demirelciyim. Şimdiki siyasetçilere baktığımda tek devlet adamı Bahçeli bence. Hepsi atletle şortla gezerken Bahçeli'nin ceketinin düğmesini bile açtığını görmedim ben. Devlet gibi adam valla.
- Adamlığına bir şey dediğimiz yok da abi, AKP'yi destekliyor her fırsatta.
Bu söze destek veren bir kaç kişi vardı.
Genel genç olanlar destek veriyor bu görüşe.
Anladığım kadarıyla devlet ağırlığını, devletin ne anlama geldiğini kavrama şansını yakalamış oyan ve yaşı 50'nin üzerinde olanlar Bahçeli'nin tam bir devlet adamı olduğu görüşünde birleşiyorlar.
***
Muhabbet devam ediyordu.
AKP'nin kötü yönetiminden dem vuranlar, AKP'nin ülkemizi lider ülke yaptığından dem vuranlar da vardı.
Ben ikinci çayımı söyledim.
Bir taraftan da içerdeki muhabbeti can kulağıyla dinliyordum.
Atlet Kamil'in "Tepebaşı yokuşundan çıkarken bi ter bi ter, bu oyun burda biter" diyerek yandaki oyuncuların ıstakalarını devirmesiyle bir sessizlik oldu.
Atlet Kamil abimiz sandalyeyi biraz geri çekip, "Peşin satan adam" oturuşuyla sandalyesine kuruldu ve
- Kahveci arkadaşların hesabını kesiver!
Diye seslendi.
***
Atlet Kamil siyasete ne zaman dahil olacak diye merak ederken girdi lafa bodozlama:
- Yahu kardeşim adam Devlet diyor, Millet diyor daha ne desin. Yani Tayyip düşmanlık olsun diye devletini korumasın mı? Onu kışkırtıp, bunu kışkırtıp millet 12 Eylül öncesinde olduğu gibi birbirini mi vursun sokaklarda. Siz tabii o günleri yaşamadınız! Bugün bu ülke iç savaşa girmediyse bu Bahçeli'nin sayesinde oldu. Biz adama oy verdik de o kötümü yönetti devleti, ülkeyi?
Atlet Kamil sıkı girdi mevzuya.
Bahçeli'ye koltuk değneği diyen gençler dahil herkes dinliyordu Kamil abiyi.
- Ben onu bunu bilmem. Önce devlet diyen, önce millet diyen adam iyi adamdır. 12 Eylül'den sonra Özalla Tayyipten başkasına oy vermedim ama hata etmişim. Bu ülkenin Devlet Bahçeli'ye ihtiyacı var. Bundan sonra ömrüm yeterse bütün oylarım Bahçeli'ye gider benim. Aklı olan bu adama sahip çıkar kardeşim. Hadi bakın dalganıza şimdi!!!
***
Eminim çoğu "adam haklı kardeşim" dedi içinden.
Başta dedim ya hayat sokakta.
Kahvelerde, berberlerde, çay ocaklarında...
Öyle şirketlere anket yaptırmakla olmaz.
TBMM'nin tatil olduğu şu günlerde sayın vekillerimiz sokaklara çıksınlar da milleti bir dinlesinler.
Öyle "Millet bize oy veriyor o halde biz doğru yapıyoruz" düz mantığıyla ülke yönetilmez.
Milletin ne şartlar altında oy verdiği belli.
Gelin bir de milleti sessiz sedasız bir kenarda oturarak dinleyin.
Neler konuşuluyor neler!
***
Ben siyasetçi değilim ama severim milleti dinlemeyi.
Sessizce bir kenara oturup etrafta konuşulanlara kulak kesilirim.
Öyle siyaset bilimciler var ki, şu mahalle kahvelerinde değme siyasetçiye taş çıkartır.
Bugün yolum Beyoğlu'nda Kamer Hatun Mahallesi'ne düştü.
Bir ara sokakta yürürken, sokağın ilerisinden okey taşlarının sesini duydum.
Okey tutkunlarına seranat yapar gibiydi.
Hoş ben pek anlamam bu okey oyunundan.
Yedi sene kahvecilik yaptım ama şu okey taşlarının hangi mantıkla dağıtıldığını halen çözemedim.
***
Okey taşlarından ziyade burnuma buram buram tüten çay kokusu çekti beni mahalle kahvesine doğru.
Belki çay taze demlenmiş ve yeni servis edilmiş.
Adımlarımı biraz hızlandırarak kahvenin önüne geldim.
Kahvehanenin ön camları olduğu gibi açık.
Hava oldukça sıcak olduğu için bazı abiler atletle oturuyor okey masasında.
Fosur fosur sigara içiliyor bir yandan da.
Kırık dökük bir kaç sandalye de dışarıya konulmuş.
Oturunca düşmeyecek vaziyette olanlardan birini seçtim ve oturdum.
Altı masası olan kahvede öğle saatlerinde 3 masanın dolu olması şaşırtıyor bizi.
Sonradan aklıma geldi kurban bayramı tatilinin 10 güne uzatıldığı.
Muhtemelen ondandır dedim kendi kendime.
***
Neyse çayımızı söyledik, cıgaramızı yaktık.
Okey taşlarının karıştırma sesi kesildi.
Artık masadakilerin muhabbetlerini daha iyi duyabiliyordum.
- Kamil abi hayırdır Kılıçdaroğlu'na mı özendin atletle okeye oturdun
- Ben ne özenicem lan, o bize özenmiş bir hep atletleyiz.
- Adı üstünde oğlum adama "Atlet Kamil" diyor bütün maaalle....
Masadan gülüşmeler yükseldi.
Atlet Kamil abi 65 yaşlarında, iyi bir göbek sahibi, siyah kalın çerçeveli gözlükleriyle tipik bir atlet Kamil...
- Kılıçdaroğlu'nu boşverin de arkadaş bu Devlet bey hakkaten devlet gibi adammış bunca zaman kıymetini bilemedik.
- Muzaffer abi bırak Allah aşkına sen de şu adamı, takıldı AKP'nin peşine tam koltuk değneği oldu.
Karşı masadan bir genç de onu destekledi
- Öyle valla abi AKP'yi kurtaran adam Devlet Bahçeli. Başka bir işe yaradığı yok!
***
Kılıçdaroğlu'nun atletiyle başlayan siyasi muhabbet Devlet Bahçeli de kilitlenmişti.
Atlet Kamil sessiz kaldı bir süre.
Kahveci söze karıştı.
- Valla onu bunu bilmem, ben oldum olası Demirelciyim. Şimdiki siyasetçilere baktığımda tek devlet adamı Bahçeli bence. Hepsi atletle şortla gezerken Bahçeli'nin ceketinin düğmesini bile açtığını görmedim ben. Devlet gibi adam valla.
- Adamlığına bir şey dediğimiz yok da abi, AKP'yi destekliyor her fırsatta.
Bu söze destek veren bir kaç kişi vardı.
Genel genç olanlar destek veriyor bu görüşe.
Anladığım kadarıyla devlet ağırlığını, devletin ne anlama geldiğini kavrama şansını yakalamış oyan ve yaşı 50'nin üzerinde olanlar Bahçeli'nin tam bir devlet adamı olduğu görüşünde birleşiyorlar.
***
Muhabbet devam ediyordu.
AKP'nin kötü yönetiminden dem vuranlar, AKP'nin ülkemizi lider ülke yaptığından dem vuranlar da vardı.
Ben ikinci çayımı söyledim.
Bir taraftan da içerdeki muhabbeti can kulağıyla dinliyordum.
Atlet Kamil'in "Tepebaşı yokuşundan çıkarken bi ter bi ter, bu oyun burda biter" diyerek yandaki oyuncuların ıstakalarını devirmesiyle bir sessizlik oldu.
Atlet Kamil abimiz sandalyeyi biraz geri çekip, "Peşin satan adam" oturuşuyla sandalyesine kuruldu ve
- Kahveci arkadaşların hesabını kesiver!
Diye seslendi.
***
Atlet Kamil siyasete ne zaman dahil olacak diye merak ederken girdi lafa bodozlama:
- Yahu kardeşim adam Devlet diyor, Millet diyor daha ne desin. Yani Tayyip düşmanlık olsun diye devletini korumasın mı? Onu kışkırtıp, bunu kışkırtıp millet 12 Eylül öncesinde olduğu gibi birbirini mi vursun sokaklarda. Siz tabii o günleri yaşamadınız! Bugün bu ülke iç savaşa girmediyse bu Bahçeli'nin sayesinde oldu. Biz adama oy verdik de o kötümü yönetti devleti, ülkeyi?
Atlet Kamil sıkı girdi mevzuya.
Bahçeli'ye koltuk değneği diyen gençler dahil herkes dinliyordu Kamil abiyi.
- Ben onu bunu bilmem. Önce devlet diyen, önce millet diyen adam iyi adamdır. 12 Eylül'den sonra Özalla Tayyipten başkasına oy vermedim ama hata etmişim. Bu ülkenin Devlet Bahçeli'ye ihtiyacı var. Bundan sonra ömrüm yeterse bütün oylarım Bahçeli'ye gider benim. Aklı olan bu adama sahip çıkar kardeşim. Hadi bakın dalganıza şimdi!!!
***
Eminim çoğu "adam haklı kardeşim" dedi içinden.
Başta dedim ya hayat sokakta.
Kahvelerde, berberlerde, çay ocaklarında...
Öyle şirketlere anket yaptırmakla olmaz.
TBMM'nin tatil olduğu şu günlerde sayın vekillerimiz sokaklara çıksınlar da milleti bir dinlesinler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
