19 Haziran 2013 Çarşamba

Şampiyonluklar size kalsın, Bize ESES sevdası yeter!

Bu ne sevgi ah,
Bu ne ızdırap...

Allah rahmet eylesin,
Merhum Abdullah Yüce'den bu şarkıyı dinlemek ayrı bir zevk...
Seviyoruz böyle şarkıları...
Aşk var ise içinde,
En kötü şarkı bile anamızın ninnisi kadar güzel gelir bize...
Aşkın ve ızdırabın bir arada olduğu bütün şarkılar bizedir...
Eskişehirspor sevdalılarına yazılmıştır bütün aşk ve hüzün şarkıları...
Şampiyonluk marşları umurumuzda bile olmaz...
İçinde sadece aşk ve hüzün olsun...
***
Ülkemizde tanışma fasıllarının vazgeçilmez sorusudur.
Kısa künyenizi aldıktan sonra muhatabınız o can alıcı soruyu sorar:
-Hangi takımı tutuyorsunuz!?

Al başına bela!
Püsküllü bela,
Sevimli bela!

Hiç sevmiyormuş gibi davransam da bu soruyu,
Aslında en çok sevdiğim sorulardan biridir.
İlk cevabı çok seviyorum:
- Eskişehirspor!
Muhatabınız, birkaç saniye içinde

Şaşırır,
Gülümser,
Ve o en güzel soruyu sorar:
- Yok büyük takımlardan hangisini tutuyorsunuz?
Bu soruyu da hiç sevmiyormuş gibi davransam da çok seviyorum.
Sevdamı anlatmak için en güzel sorular başlıyor bu soruyla...
- Büyük takımlardan kastınız nedir bilmiyorum ama ben SADECE ESKİŞEHİRSPOR'luyum...

Tebessüm ve şaşkınlık ifadesi aynı anda belirir vatandaşın suratında...
- Nasıl yani, diye abuk bir ses çıkar vatandaşın ağzından

***
- Efendim neden bu kadar şaşırıyorsunuz ki?
- Yok şaşırmak değil de hani ne bileyim ben de memleketimin takımını tutarım ama asıl takımım .......'dır

- Ben memleketimin takımını tutmuyorum. Yani Eskişehirli değilim, ama Eskişehirsporluyum...
Bir dur be arkadaş hemencecik de söylenir mi bu!
Bak adamın bütün takım tutma duyguları yerle bir oldu...
Büyük takım tutmuyorsun!
Eskişehirli değilsin ve Eskişehirsporlusun!
Adama anlatırım:
- Siz nasıl ki, kendinize göre büyük olarak tabir ettiğiniz bir takımı tutuyorsanız ben de aynı düşünce fakat sizinkinden çok daha farklı ve yoğun duygularla Eskişehirspor'u seviyorum. 

Adam bu açıklamadan sonra biraz normale dönmeye başlar.
Ardından akıllı uslu sorular gelir:
- Eskişehirli değilsiniz ama Eskişehirsporlusunuz! Peki bu nasıl oluyor, nerden geliyor yani bu Eskişehirspor sevgisi?
***

İşte soruların en güzeli bu!
Bayılıyorum bu soruya.
Vatandaşın alaycı başlayan soruları önce şaşkınca oluyor sonra da böyle meraklıca ve hayranca...

Tabii anlatıyoruz:
- Ben 7 yaşımdan beri Eskişehirsporluyum. Eskişehir'de hiç bulunmadım, Orada doğmadım, orada doymadım, orada büyümedim, orada yaşamadım. Sadece haritadaki yerini bilirim, bir de memleketime giderken Şeker Fabrikası'nın önünden geçerdi otobüsümüz. Ruhumuzda aykırı olmak, isyankar olmak vardı belli ki. Kasımpaşa'da mahalle maçları yaparken, sokakta tek kale maçlar yaparken bütün arkadaşlarım sizin gibi o büyük dediğiniz üç takımdan birini tutardı. Benim onlardan bir farkım olmalıydı. Bu üç takımdan başka takımlar da olmalıydı bu ülkede. O üç takımın hegemonyasına kafa tutan bir takım vardı mutlaka. Ve bende o takımı öğrenip o takıma sevdalanmalıydım.
Ben böyle anlatırken muhatabım pür dikkat olmuştur artık. Baştaki o mütebessim alaycı yüz ifadesinin yerini büyük bir merak ve hayranlık ifadesi almıştır. Ben anlatmaya devam ederim:
- Tercüman Gazetesi'nin spor sayfasında bulmuştum aradığımı. Anadolu Yıldızı deniyormuş onlara. Bir de Kırmızı Şimşekler. Ötekileri düşündüm hepsinin simgeleri hayvan. Anadolu Yıldızı Gassarayı yenip Reis-i Cumhur Kupası'nı kazanmış gazetedeki habere göre. İşte her şey yerli yerine oturmuştu. Anadolu vardı, Yıldız ve Şimşek gibi hayvan olmayan simgeleri vardı. Renkleri de pek güzeldi. Asalet ve Aşk. Siyah ve Kırmızı. Hemen o an kalbim duracak gibi olmuştu. Meğer onun adı AŞK imiş. Minicik yüreğinizin yerinden fırlayacakmışcasına hızlanmasına AŞK diyorlarmış. İşte o an ben ilk aşkımla tanışmıştım. İlk Aşkım ESES ile...

Bu sorulan son sorudur. Bundan sonra soru gelmez. Soruların zamanı bitmiştir artık. Gözlerdeki hayranlık ifadesi bütün suratı kaplamıştır muhatabınızda. Arada bir durup onun bu ifadesine bakmak en büyük zevktir benim için. Sonra anlatmaya devam ederim:
- O gün en büyük kupayı kazandığının bilincinde değildim. Düşündüğüm tek şey diğerlerinden farklı olabilmek, onların bu hegemonyasına kafa tutan bir takımı tutabilmekti. Bu takım tutma kavramını da o günlerden itibaren hiç sevmemiştim zaten. Aşkın ne olduğunu anladığım anda artık takım tutmayı da bırakmıştım. Sadece Eskişehirspor aşığıydım artık...
***
Evet gerçek biz takım tutmayız.
Eskişehirspor'a aşık olmuşuzdur bir kere.
Herkes gibi taraftar olmak, takım tutmak değil bizimkisi...
Bizimkisi tam bir aşk hikayesi...
Şampiyonluklar hiç umurumda olmadı.
Aklımın ucundan bile geçmedi.
Benim için en büyük şampiyonluk Eskişehirspor'a sevdalanmaktı...
Bundan daha büyük bir şampiyonluk nasıl olabilir, hayal bile edemiyorum...
Yüreğimde Eskişehirsporlu olmakla, Eskişehirspor'a aşık olmakla yaşadığım o duygu yoğunluğunu hangi şampiyonluk geçebilir bir türlü düşünemiyorum bile.

***
Hani bir arkadaşınızın evladı sürekli takdirname ile sınıf geçer de,
Sizin evladınız sürekli ikmale kalır...
Ama arkadaşınızın evladını değil de hep kendi evladınızı canınızdan çok seversiniz ya!
İşte öyle bir şey....
Biz başarılar için sevmeyiz Eskişehirspor'u...
Eskişehirspor olduğu için severiz.
Siyah'ın yanında Kırmızı olduğu için severiz...
Üç İstanbul takımının dükalığına başkaldırdığı için severiz...
Futbolda devrimler gerçekleştirdiği için severiz...
Futbola farklı anlamlar kattığı için severiz...
Yeri neresi olursa olsun,
Çamura düşmüş altın kadar değerlidir bizim için...
Biz Eskişehirspor sevdalılarıyız!
Şampiyonluklar size olsun;
Kara&Kızıl sevdamız yeter bize!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder